Mü'minûn suresi · 12–22. ayetler

İnsanın yaratılış evreleri ve gökten inen su

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Mü'minûn suresi, 12. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 12. ayet. وَلَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ مِن سُلَٰلَةٍ مِّن طِينٍ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, biz insanı, çamurdan (süzülmüş) bir özden yarattık.

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki biz insanı çamurdan (süzülen) bir özden yarattık.

    Mustafa İslamoğlu

    Doğrusu Biz insan türünü, bir nevi konsantre bir balçıktan yarattık;

    Muhammed Esed

    İmdi, gerçek şu ki, Biz insanı balçığın özünden yaratıyoruz,

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki insanı tıyn'den (balçıktan; su + mineral terkibinden) meydana gelen bir sülaleden (sperm - genetik yapıdan) yarattık.

    Ali Bulaç

    Andolsun, biz insanı, süzme bir çamurdan yarattık.

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun biz insanı, çamurdan (süzülüp çıkarılmış) bir özden yarattık.

    Ali Rıza Safa

    Gerçek şu ki, insanı, balçığın özünden yarattık.

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun ki biz, insanı çamurun özünden yarattık.

    Edip Yüksel

    Biz, insanı özel bir balçıktan yarattık.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz, insanı özel bir balçıktan yarattık

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki, Biz insanı süzülmüş bir çamurdan yarattık.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şanım hakkı için biz insanı çamurdan, bir sülaleden yarattık

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki, İnsanı çamurun özünden yarattık. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ant olsun İnsanı ilk yaratmada hülasadan/özden/süzülmüş/seçilmiş çamurdan yarattık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun ki, insanı çamurun özünden yarattık. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ant olsun insanı ilk yaratmada hülasadan/özden/süzülmüş/seçilmiş çamurdan yarattık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki, insanı çamurun özünden yarattık. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ant olsun insanı hülasadan/özden/süzülmüş/seçilmiş çamurdan yarattık.

    Gültekin Onan

    Andolsun, biz insanı, süzme bir çamurdan yarattık.

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun biz insanı çamurdan (süzülmüş) bir hulasadan yaratdık.

    İbni Kesir

    Andolsun ki; Biz, insanı; çamurdan, süzme bir özden yarattık.

    Mehmet Alagaş

    (12-16) Kesinlikle biz insanı balçı ğın özünden yarattık, sonra onu sağlam bir yerde ki nutfe yaptık , sonra nutfeden de alakayı yarattık, alakadan da et parçası / mud’ğate yarattık, mud’ğateden de kemik yarattık, kemiğe de et giydirdik, sonra onu başka bir yaratma olarak inşa ettik. (Nutfe, alaka, mud’ğate, kemik, kemikli et) Yaratıcıların en güzeli olan Allah ne mübarektir, sonra siz bunun ardından ölüyorsunuz, kıyamet gününde de tekrar diriltileceksiniz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Andolsun biz insanı, (süzülmüş) bir çamurdan yarattık.

    Süleyman Ateş

    Andolsun biz insanı çamurdan bir süzmeden yarattık.

    Süleymaniye Vakfı

    Şurası kesin ki insanı çamurdan süzülen bir özden yarattık dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsanın bütün gıdası çamurdan, yani su ile toprağın birleşmesinden oluşur. Dolayısıyla yumurta ve spermin kaynağı da çamurdur. Tüm canlılar toprağın su ile birleşmesi neticesinde oluşan ürünlerle beslenirler (Enbiya 21/30, Secde 32/7-8).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnsanı çamurundan oluşan bir özden yarattık dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsanın bütün gıdası çamurdan, yani su ile toprağın birleşmesinden oluşur. Dolayısıyla yumurta ve spermin kaynağı da çamurdur.

    Şaban Britch

    İnsanı çamurun özünden yaratmıştık.

    Şaban Piriş

    İnsanı çamurun özünden yaratmıştık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun ki, biz insanı topraktan oluşan bir özden yarattık.

  2. Mü'minûn suresi, 13. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 13. ayet. ثُمَّ جَعَلْنَٰهُ نُطْفَةً فِى قَرَارٍ مَّكِينٍ

    Diyanet İşleri

    Sonra onu az bir su (meni) halinde sağlam bir karargaha (ana rahmine) yerleştirdik.

    Mehmet Okuyan

    Sümme onu sağlam bir yerde nutfe (zigot) hâline getirdik.

    Mustafa İslamoğlu

    epey sonra onu, karar kılacağı (rahimde) yer tutan bir hayat tohumu kıldık;

    Muhammed Esed

    ve sonra onu döl suyu damlası halinde (rahimde) özel bir koruma altında tutuyoruz;

    Ahmed Hulusi

    Sonra onu sağlam bir karargahta bir nutfe oluşturduk.

    Ali Bulaç

    Sonra onu bir su damlası olarak, savunması sağlam bir karar yerine yerleştirdik.

    Ali Özek ve heyeti

    Sonra onu sağlam bir karargâhta nutfe haline getirdik.

    Ali Rıza Safa

    Sonra, bir damlacık olarak, dayanıklı bir yerleşim yerine onu yerleştirdik.

    Bayraktar Bayraklı

    Sonra onu dölsuyu damlası halinde sağlam bir yere yerleştirdik.

    Edip Yüksel

    Sonra onu sağlam bir bekleme yerinde bir damlacık haline getirdik.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sonra onu sağlam bir bekleme yerinde bir damlacık haline getirdik.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra onu, oturaklı bir karargahta bir nutfe (tohum) yaptık.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra onu oturaklı bir karargahta bir nufte yaptık

    Gültekin Onan

    Sonra onu bir su damlası olarak, savunması sağlam bir karar yerine yerleştirdik.

    Hasan Basri Çantay

    Sonra onu sarp ve metin bir karargahda bir nutfe yapdık.

    İbni Kesir

    Sonra da onu nutfe halinde sağlam bir yere yerleştirdik.

    Mehmet Alagaş

    (12-16) Kesinlikle biz insanı balçı ğın özünden yarattık, sonra onu sağlam bir yerde ki nutfe yaptık , sonra nutfeden de alakayı yarattık, alakadan da et parçası / mud’ğate yarattık, mud’ğateden de kemik yarattık, kemiğe de et giydirdik, sonra onu başka bir yaratma olarak inşa ettik. (Nutfe, alaka, mud’ğate, kemik, kemikli et) Yaratıcıların en güzeli olan Allah ne mübarektir, sonra siz bunun ardından ölüyorsunuz, kıyamet gününde de tekrar diriltileceksiniz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sonra onu bir su damlası/nutfe olarak, sağlam bir yere (rahme) yerleştirdik.

    Süleyman Ateş

    Sonra onu bir nutfe (sperm) olarak sağlam bir karar yerine koyduk.

    Süleymaniye Vakfı

    Sonra onu, karar-ı mekinde /yumurtaya ulaşma imkanı veren yerde döllenmiş yumurta haline getirdik dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Erkeğin tohumu /menisi kadının üreme organına bırakıldıktan sonra karar-ı mekin'e yani yumurtaya ulaşmasına imkan veren yere kendi gücüyle ulaşır (Tarık 86/6), orada yumurtayla birleşerek nutfeyi /döllenmiş yumurtayı oluşturur (Abese 80/18-20). Çocuğun cinsiyeti ve diğer özellikleri bu sırada belli olur (Necm 53/45-46, Maide 5/32, Enbiya 21/35). Nutfe, karar-ı mekinden (yumurtalık ile rahim tüpü arası bölgeden), bir süre kalacağı müstekarra yani rahim tüpüne, oradan da doğuma kadar kalacağı müstevdaa yani rahime geçer (En'am 6/98). Böylece oluşum, üç karanlık yerde tamamlanmış olur (Zümer 39/6).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra onu karar-ı mekinde nutfe (döllenmiş yumurta) haline getirdik dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Karar, kalınabilecek rahat yere denir. Ebu Hanife'ye göre suyun kendi gücüyle gidip kaldığı her yere bu ad verilir (lisan'ul-Arab). Mekin; bir şey üzerinde gücü ve etkisi olan şeydir(el-Mısbah'ul-munir). Öyleyse nutfenin oluştuğu yer, hem onun kalmasına imkan veren hem de oluşmasına etki eden yerdir. O yer, ana rahminden başkası değildir. Rahim, erkeğin spermi ile kadının yumurtasının kalabileceği, nutfeye dönüşeceği, değişeceği, gelişeceği ve dünyada yaşayabilecek güce erişeceği yerdir. Öyleyse nutfe, erkeğin spermi ile kadının yumurtasının birleşmesiyle oluşan döllenmiş yumurtadır.

    Şaban Britch

    Sonra onu sağlam bir yerde (rahimde) bir su damlası haline getirdik.

    Şaban Piriş

    Sonra onu sağlam bir kalış yerinde, bir sperm yaptık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sonra onu çok dayanaklı bir karargahta bir damlacık yaptık.

  3. Mü'minûn suresi, 14. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 14. ayet. ثُمَّ خَلَقْنَا ٱلنُّطْفَةَ عَلَقَةً فَخَلَقْنَا ٱلْعَلَقَةَ مُضْغَةً فَخَلَقْنَا ٱلْمُضْغَةَ عِظَٰمًا فَكَسَوْنَا ٱلْعِظَٰمَ لَحْمًا ثُمَّ أَنشَأْنَٰهُ خَلْقًا ءَاخَرَ فَتَبَارَكَ ٱللَّهُ أَحْسَنُ ٱلْخَٰلِقِينَ

    Diyanet İşleri

    Sonra bu az suyu "alaka" haline getirdik. Alakayı da "mudga" yaptık. Bu "mudga"yı da kemiklere dönüştürdük ve bu kemiklere de et giydirdik. Nihayet onu bambaşka bir yaratık olarak ortaya çıkardık. Yaratanların en güzeli olan Allah'ın şanı ne yücedir!

    Mehmet Okuyan

    Sonra o nutfeyi (zigotu) ‘alaka (embriyo) yaptık. Sonra o ‘alakayı (embriyoyu) bir mudğa (et parçacığı) hâline soktuk; o et parçacığını kemiğe çevirdik; o kemiği de etle (kasla) kapladık. Sonra onu başka bir yaratışla oluşturduk. dipnot 1 Yaratanların en güzeli olan Allah çok yücedir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Hacc 22:5; Secde 32:7-9; Sâffât 37:11; İnsân 76:2; Mürselât 77:20-24; ‘Alak 96:2.

    Mustafa İslamoğlu

    daha sonra, o hayat tohumundan döllenmiş hücreyi yarattık; hemen sonra döllenmiş hücreden cenini yarattık; ve ceninden de kemikleri yarattık; en sonunda kemiklere kas giydirdik; sonuçta, onu bağımsız bir varlık olarak inşa ettik: işte her şeyi en güzel şekilde yaratan Allah'ın şanı böyle yücedir!

    Muhammed Esed

    sonra bu döl suyu damlasından döllenmiş hücreyi yaratıyoruz; sonra bu döllenmiş hücreden de cenini ve ceninden kemikleri yaratıyoruz; ve sonra da kemiklere et giydirip onu yepyeni bir yaratık halinde var edip ortaya çıkarıyoruz: öyleyse, yaratanların en iyisi, en ustası olarak Allah ne yücedir!

    Ahmed Hulusi

    Sonra o nutfeyi bir alaka (genetik yapılı embriyo) yarattık, sonra o alakayı bir mudga (bir çiğnemlik et) yarattık, sonra o mudgaya kemikler yarattık, nihayet o kemiklere de et giydirdik. . . Sonra onu bir başka (ruhun oluşumu) ile inşa ettik. . . Yaratıcıların en güzeli Allah, ne yücedir!

    Ali Bulaç

    Sonra o su damlasını bir alak (embriyo) olarak yarattık; ardından o alak'ı (hücre topluluğu) bir çiğnem et parçası olarak yarattık; daha sonra o çiğnem et parçasını kemik olarak yarattık; böylece kemiklere de et giydirdik; sonra bir başka yaratışla onu inşa ettik. Yaratıcıların en güzeli olan Allah, ne yücedir.

    Ali Özek ve heyeti

    Sonra nutfeyi alaka (aşılanmış yumurta) yaptık. Peşinden, alakayı, bir parçacık et haline soktuk; bu bir parçacık eti kemiklere (iskelete) çevirdik; bu kemikleri etle kapladık. Sonra onu başka bir yaratışla insan haline getirdik. Yapıp-yaratanların en güzeli olan Allah pek yücedir.

    Ali Rıza Safa

    Sonra, damlacığı, asılarak tutunan olarak yarattık. Asılarak tutunanı, et parçası olarak yarattık. Et parçasını, kemik olarak yarattık. Sonunda, kemiklere et giydirdik. Sonra, onu, bambaşka bir yaratık yaptık. İşte, Yaratıcıların En Güzeli Allah'ın şanı çok yücedir.

    Bayraktar Bayraklı

    Sonra bu dölsuyu damlasından, döllenmiş hücreyi yarattık; sonra bu döllenmiş hücreden de cenini ve ceninden kemikleri yarattık; sonra da kemiklere et giydirip onu yepyeni bir varlık halinde ortaya çıkarttık. Yaratanların en üstünü olan Allah'ın şanı ne yücedir!

    Edip Yüksel

    Sonra, o damlacığı, embriyo olarak biçimlendirdik, sonra embriyoyu dölüt olarak biçimlendirdik, sonra dölütü kemik olarak biçimlendirdik, sonra kemiğe et giydirdik ve sonra onu yeni bir yaratık haline soktuk. Biçim verenlerin en güzeli ALLAH çok yücedir. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Embriyo, meninin yumurta ile döllenmesinden sonra rahim duvarına sülük gibi asılarak gelişen maddenin adıdır. Embriyo olarak çevirdiğimiz "alak" sözcüğü, Arapçada üç anlama sahiptir: 1) Kan pıhtısı. / 2) Asılı duran madde. / 3) Sülük. Eski Kuran yorumcularının embriyolojiye olan yabancılıkları sonucu yanlış olarak birinci anlamı seçmeleri normaldir; ancak embriyolojinin açıklığa kavuşturduğu bir konuda, çağdaş yorumcuların "alak" sözcüğünü, insanın yaratılış evrelerinden biri olmayan "kan pıhtısı" diye çevirmekte direnmeleri gariptir. * Bak 95:2.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sonra, o damlacığı, embriyo olarak biçimlendirdik, sonra embriyoyu dölüt olarak biçimlendirdik, sonra dölütü kemik olarak biçimlendirdik, sonra kemiğe et giydirdik ve sonra onu yeni bir yaratık haline soktuk. Biçim verenlerin en güzeli ALLAH çok yücedir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra o damlayı bir pıhtıya dönüştürdük, bu pıhtıyı bir et parçacığına dönüştürdük, bu et parçacığını bir takım kemiklere çevirdik, derken bu kemiklere bir et giydirdik; sonra ona bambaşka bir yaratık olarak hayat verdik. Bak ne şanlı o Allah, yaratanların en güzeli!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra o nufteyi bir aleka yarattık derken o alakayı bir mudga yarattık derken o kemiklere bir et giydirdik, sonra ona diğer bir hılkat neş'eti verdik, bak ne şanlı o Allah, yaratanların en güzeli

    Gültekin Onan

    Sonra o su damlasını bir alak olarak yarattık; ardından o alakı bir çiğnem et parçası olarak yarattık; daha sonra o çiğnem et parçasını kemik olarak yarattık; böylece kemiklere de et giydirdik; sonra bir başka yaratışla onu inşa ettik. Yaratıcıların en güzeli olan Tanrı, ne yücedir.

    Hasan Basri Çantay

    Sonra o nutfeyi bir kan pıhtısı haaline getirdik, derken o kan pıhtısını bir çiğnem et yapdık, o bir çiğnem eti de kemik (ler) e kalb etdik de o kemiklere de et giydirdik. Bil'ahare onu başka yaratılışla inşa etdik. Suret yapanların en güzeli olan Allahın sanı (bak) ne yücedir!

    İbni Kesir

    Sonra nutfeyi bir kan pıhtısı haline getirdik. Derken o kan pıhtısını bir çiğnemlik et yaptık. Bir çiğnemlik et parçasını kemik olarak yarattık. Kemiklere de et giydirdik. Ve sonra onu apayrı bir yaratık yaptık. Yaratanların en güzeli olan Allah'ın şanı ne yücedir.

    Mehmet Alagaş

    (12-16) Kesinlikle biz insanı balçı ğın özünden yarattık, sonra onu sağlam bir yerde ki nutfe yaptık , sonra nutfeden de alakayı yarattık, alakadan da et parçası / mud’ğate yarattık, mud’ğateden de kemik yarattık, kemiğe de et giydirdik, sonra onu başka bir yaratma olarak inşa ettik. (Nutfe, alaka, mud’ğate, kemik, kemikli et) Yaratıcıların en güzeli olan Allah ne mübarektir, sonra siz bunun ardından ölüyorsunuz, kıyamet gününde de tekrar diriltileceksiniz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sonra nutfeyi/spermi, alaka/embriyo haline getirdik. Embriyoyu bir çiğnem et parçası yaptık. Et parçasından kemik yarattık. Kemiğe et giydirdik. Sonra onu (ruh vererek) bambaşka bir varlık olarak yarattık. Yaratanların en güzeli olan Allah pek yücedir!

    Süleyman Ateş

    Sonra nutfeyi alaka(embriyo)ya çevirdik, alaka(embriyo)yı bir çiğnemlik ete çevirdik, bir çiğnemlik eti kemiklere çevirdik, kemiklere et giydirdik; sonra onu bambaşka bir yaratık yaptık. Yaratanların en güzeli Allah, ne yücedir!

    Süleymaniye Vakfı

    Sonra döllenmiş yumurtayı, rahim duvarına asılı embriyo haline getirdik. O embriyoyu bir çiğnem et haline getirdik. O et parçasını kemikler haline getirdik ve kemiklere et giydirdik. Sonra da onu farklı bir yapıda oluşturup geliştirdik dipnot 1 . Yaratanların en güzeli dipnot 2 olan Allah, ne yüce bir bereket kaynağıdır dipnot 3 !"

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Farklı bir yapıda oluşup gelişmesi, yaratılışı tamamlanan cenine ruhun üflenmesi ile başlar. Ruhun üflenmesi, bilgisayara işletim sisteminin yüklenmesi gibidir. İnsanı diğer tüm canlılardan ayıran şey, ruhun üflenmesi ile birlikte kazandığı özelliklerdir (Secde 32/7-9).
    2. metne dön, dipnot 2
      Yaratma iki türlüdür. Birincisi, maddesi ve benzeri olmayan bir şeyi yoktan var etmektir. Onu Allah'tan başkası yapamaz (En'am 6/101). İkincisi, bir şeyden bir başka şey üretmektir. Bu tür yaratmayı insanlar da yapabilir. Nitekim İsa aleyhisselam, çamurdan bir kuş heykeli yaratmıştır (Al-i İmran 3/49).
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra o nutfeyi alaka dipnot 1 yaptık. O alakayı bir çiğnem et parçası yaptık. O et parçasını kemiklere dönüştürdük. Sonra kemikleri etle donattık, sonra onu başka yaratık haline getirdik dipnot 2 . Yaratıcıların en güzeli olan Allah pek yücedir dipnot 3 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rahim duvarına asılı emriyo.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ruh üfleyerek tam bir insan yaptık.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu ifadenin bu ayette geçmesi önemlidir. (Secde 32/9)

    Şaban Britch

    Sonra nutfeyi/spermi, alaka/embriyo haline getirdik. Embriyoyu bir çiğnem et parçası yaptık. Et parçasından kemik yarattık. Kemiğe et giydirdik. Sonra onu (ruh vererek) bambaşka bir varlık olarak yarattık. Yaratıcıların en güzeli olan Allah ne yücedir.

    Şaban Piriş

    Sonra spermi empriyo haline getirdik. Empriyoyu et parçası yaptık. Et parçasından kemik yarattık. Kemiğe et giydirdik. Sonra onu bambaşka bir varlık olarak yarattık. Yaratıcıların en güzeli olan Allah ne yücedir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sonra o damlacığı bir embriyo halinde yarattık, sonra o embriyoyu bir et parçası halinde yarattık, sonra o et parçasını bir kemik halinde yarattık ve nihayet o kemiğe de bir et giydirdik. Sonra onu bir başka yaratılışta yeniden kurduk. Yaratıcıların en güzeli Allah'ın kudret ve sanatı ne yücedir!

  4. Mü'minûn suresi, 15. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 15. ayet. ثُمَّ إِنَّكُم بَعْدَ ذَٰلِكَ لَمَيِّتُونَ

    Diyanet İşleri

    Sonra (ey insanlar) siz bunun ardından muhakkak öleceksiniz.

    Mehmet Okuyan

    Sonra, şüphesiz ki bunun ardından elbette öleceksiniz.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve kuşku yok ki siz, bu sürecin ardından elbette öleceksiniz.

    Muhammed Esed

    Ve bütün bunlardan sonra, kaçınılmaz olarak (hepiniz) ölümü tadıyorsunuz;

    Ahmed Hulusi

    Sonra, muhakkak ki siz bunun ardından elbette öleceksiniz (biyolojik bedensiz yaşama geçeceksiniz).

    Ali Bulaç

    Sonra bunun ardından siz gerçekten ölecek olanlarsınız.

    Ali Özek ve heyeti

    Sonra, muhakkak ki siz, bunun ardından elbet öleceksiniz.

    Ali Rıza Safa

    Sonra, bunun ardından kesinlikle öleceksiniz.

    Bayraktar Bayraklı

    Sonra bunun ardından kesinlikle öleceksiniz.

    Edip Yüksel

    Sonra siz, bunun ardından öleceksiniz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sonra siz, bunun ardından öleceksiniz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra siz, bunun arkasından mutlaka öleceksiniz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra siz bunun arkasından muhakkak öleceksiniz

    Erhan Aktaş

    Sonra kuşku yok ki bunun ardından öleceksiniz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sonra kuşku yok ki bunun ardından öleceksiniz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra kuşku yok ki bunun ardından öleceksiniz.

    Gültekin Onan

    Sonra bunun ardından siz gerçekten ölecek olanlarsınız.

    Hasan Basri Çantay

    Sonra siz bunun arkasından hiç şübhesiz ki ölüler (olacaksınız).

    İbni Kesir

    Sonra siz, bunun arkasından hiç şüphesiz ki öleceksiniz.

    Mehmet Alagaş

    (12-16) Kesinlikle biz insanı balçı ğın özünden yarattık, sonra onu sağlam bir yerde ki nutfe yaptık , sonra nutfeden de alakayı yarattık, alakadan da et parçası / mud’ğate yarattık, mud’ğateden de kemik yarattık, kemiğe de et giydirdik, sonra onu başka bir yaratma olarak inşa ettik. (Nutfe, alaka, mud’ğate, kemik, kemikli et) Yaratıcıların en güzeli olan Allah ne mübarektir, sonra siz bunun ardından ölüyorsunuz, kıyamet gününde de tekrar diriltileceksiniz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sonra siz, bunun arkasından elbette öleceksiniz.

    Süleyman Ateş

    Sonra siz, bunun ardından öleceksiniz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Daha sonra sizler dipnot 1 öleceksiniz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Başka yaratık haline geldikten sonra "siz" diye hitap etmesi, o andan itibaren bizi muhatap almaya başladığını gösterir.

    Şaban Britch

    Sonra siz, bunun arkasından elbette öleceksiniz.

    Şaban Piriş

    Sonra siz, bunun arkasından elbette öleceksiniz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sonra siz bütün bunların ardından mutlaka öleceksiniz.

  5. Mü'minûn suresi, 16. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 16. ayet. ثُمَّ إِنَّكُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ تُبْعَثُونَ

    Diyanet İşleri

    Sonra yine muhakkak siz, kıyamet gününde (tekrar) diriltileceksiniz.

    Mehmet Okuyan

    Sonra da şüphesiz ki kıyamet gününde diriltileceksiniz.

    Mustafa İslamoğlu

    Yine kuşku yok ki siz, Kıyamet Günü (tekrar) diriltileceksiniz.

    Muhammed Esed

    ve en sonunda da, Kıyamet Günü, şüphesiz, diriltileceksiniz.

    Ahmed Hulusi

    Sonra, kesinlikle siz kıyamet sürecinizde (olarak ölümün akabinde) ba's olunacaksınız (yeni bir beden yapıyla yeni bir boyutta yer alacaksınız).

    Ali Bulaç

    Sonra siz gerçekten kıyamet günü diriltileceksiniz.

    Ali Özek ve heyeti

    Sonra da şüphesiz, sîzler kıyamet gününde tekrar diriltileceksiniz.

    Ali Rıza Safa

    Sonra, Yeniden Yaratılış Günü'nde, kesinlikle yeniden yaşama döndürüleceksiniz.

    Bayraktar Bayraklı

    Sonra kıyamet günü tekrar diriltileceksiniz.

    Edip Yüksel

    Sonra siz, kıyamet (ayağa kalkış) günü diriltileceksiniz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sonra siz, kıyamet (ayağa kalkış) günü diriltileceksiniz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra siz, kıyamet gününde muhakkak diriltileceksiniz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra siz Kıyamet günü muhakkak ba'solunacaksınız

    Erhan Aktaş

    Sonra kuşkusuz siz kıyamet günü diriltileceksiniz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sonra kuşkusuz siz Kıyamet Günü diriltileceksiniz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra kuşkusuz siz Kıyamet Günü diriltileceksiniz.

    Gültekin Onan

    Sonra siz gerçekten kıyamet günü diriltileceksiniz.

    Hasan Basri Çantay

    Sonra siz kıyamet gününde muhakkak diriltilib kaldırılacaksınız.

    İbni Kesir

    Sonra siz, kıyamet gününde muhakkak diriltileceksiniz.

    Mehmet Alagaş

    (12-16) Kesinlikle biz insanı balçı ğın özünden yarattık, sonra onu sağlam bir yerde ki nutfe yaptık , sonra nutfeden de alakayı yarattık, alakadan da et parçası / mud’ğate yarattık, mud’ğateden de kemik yarattık, kemiğe de et giydirdik, sonra onu başka bir yaratma olarak inşa ettik. (Nutfe, alaka, mud’ğate, kemik, kemikli et) Yaratıcıların en güzeli olan Allah ne mübarektir, sonra siz bunun ardından ölüyorsunuz, kıyamet gününde de tekrar diriltileceksiniz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sonra şüphesiz sizler, kıyamet günü yeniden diriltileceksiniz.

    Süleyman Ateş

    Sonra, siz kıyamet günü muhakkak diriltileceksiniz.

    Süleymaniye Vakfı

    Sonra siz, kıyamet /mezardan kalkış dipnot 1 günü yeniden yaratılıp kaldırılacaksınız.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kıyamet ayağa kalkma ve kalkış demektir. Kıyamet günü, insanların yeniden dirilip kabirlerinden kalktığı gündür.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra kıyamet günü diriltilip kaldırılacaksınız.

    Şaban Britch

    Sonra kıyamet günü yeniden dirileceksiniz.

    Şaban Piriş

    Sonra kıyamet günü yeniden dirileceksiniz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sonra siz kıyamet gününde yeniden diriltileceksiniz.

  6. Mü'minûn suresi, 17. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 17. ayet. وَلَقَدْ خَلَقْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعَ طَرَآئِقَ وَمَا كُنَّا عَنِ ٱلْخَلْقِ غَٰفِلِينَ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, biz sizin üzerinizde yedi yol yarattık. Biz yarattıklarımızdan habersiz değiliz.

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki üzerinizde yedi yol dipnot 1 yarattık. Biz yaratmaktan habersiz değiliz.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Yedi yol" ifadesindeki [seb‘] kelimesi "çokluk" anlamı ifade ederek, insanların üzerinde "sayısız yollar, yörüngeler" bulunduğu da kastedilmiş olabilir.

    Mustafa İslamoğlu

    Doğrusu yine Biz, sizin üzerinizde kat kat yollar yaratmışız: zira Biz hiçbir varlıktan habersiz değiliz.

    Muhammed Esed

    Yine, gerçek şu ki, Biz sizin üzerinizde yedi (semavi) yörünge yarattık; ve şüphesiz, Biz yarattığımız alemden hiçbir şekilde habersiz değiliz.

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki fevkinizde yedi yol (yedi bilinç mertebesinin yaşam yolu - evrendeki tüm yaratılmışlar bu yedi düzeyden birini yaşar) yarattık. . . Onların halk edilişinden gafiller değiliz.

    Ali Bulaç

    Andolsun, biz sizin üstünüzde yedi yol yarattık; Biz yaratmada gafiller değiliz.

    Ali Özek ve heyeti

    Şu da bir gerçek ki, biz, sizin üzerinizdeki yedi tabaka göğü de yarattık ve yaratılanlardan hiçbir surette gâfil olmadık.

    Ali Rıza Safa

    Ve gerçek şu ki, sizin üzerinizde yedi katman yarattık. Biz, yarattıklarımızdan zaten habersiz değiliz.

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun biz, sizin üzerinizde yedi yol/yörünge yarattık. Biz yarattıklarımızdan habersiz değiliz.

    Edip Yüksel

    Üstünüzde yedi yol yarattık ve biz asla yaratıklardan habersiz olmadık.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Üstünüzde yedi yol yarattık ve biz asla yaratıklardan habersiz olmadık.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Gerçekte Biz, sizin üstünüzde yedi yol yarattık ve yaratmaktan habersiz değiliz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Filhakıka biz, sizin fevkınızda yedi tarıyk yarattık ve halktan gafil olmadık

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki üzerinizde yolların yedisini yarattık. Ve Biz yarattıklarımızdan habersiz dipnot 1 değiliz.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her şey kontrolümüz altındadır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun ki üzerinizde yolların yedisini yarattık. Ve Biz yarattıklarımızdan habersiz dipnot 1 değiliz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her şey kontrolümüz altındadır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki üzerinizde yolların yedisini yarattık. Ve Biz yarattıklarımızdan habersiz dipnot 1 değiliz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her şey kontrolümüz altındadır.

    Gültekin Onan

    Andolsun, biz sizin üstünüzde yedi yol yarattık; biz yaratmada gafiller değiliz.

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun ki biz sizin üstünüzde yedi yol yaratdık. Biz yaratmakdan gaafiller değiliz.

    İbni Kesir

    Andolsun ki; biz, sizin üstünüzde yedi yol yarattık. Biz yaratmadan gafiller değiliz.

    Mehmet Alagaş

    (17-22) Kesin olan şu ki biz üzerinizde / fevkiniz de yedi adet yol / tarik yarattık , b izim yaratmak dikkatimizden kaçmaz / yaratmaktan gafil değiliz. (Tarik fiziki yol; sübülen yöntem metot) Gökten belli bir ayarda su indiriyoruz , onu Arzda yerleştiriyoruz / iskân ediyoruz , onun gitmesine de / giderilmesine de muktediriz, onunla hurma ve üzüm bahçeleri inşa ediyoruz, sizin için o bahçelerde çok meyveler var ve o meyvelerden yiyorsunuz, Tur-u Sina’da ki çıkan ağaçtan yağ elde edilir ve yiyenlere bir katık olur , hayvanlarda da sizin için dersler / ibretler vardır, karınlarındakinden size içiririz, o hayvanlarda, sizin için çok faydalar vardır, onlardan yersiniz, Onların üzerinde ve gemilerde taşınıyorsunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Andolsun, biz sizin üzerinizde yedi yol yarattık. Biz yarattıklarımızdan gâfil değiliz.

    Süleyman Ateş

    Üstünüzde de yedi tabaka (yedi gök) yarattık. Biz yaratmadan gafil değiliz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sizin üstünüzde yedi yol yaratmışızdır dipnot 1 . Biz yarattıklarımızdan habersiz değiliz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Göklere çıkan yollar.

    Şaban Britch

    Sizin üzerinizde yedi kat yaratmışızdır. Yarattıklarımızdan gafil de değiliz.

    Şaban Piriş

    Sizin üzerinizde yedi kat yaratmışızdır. Yarattıklarımızdan gafil de değiliz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun, biz sizin üstünüzde yedi yol yarattık! Ve biz yaratılıştan/yaratılmışlardan gafil de değiliz.

  7. Mü'minûn suresi, 18. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 18. ayet. وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءًۢ بِقَدَرٍ فَأَسْكَنَّٰهُ فِى ٱلْأَرْضِ وَإِنَّا عَلَىٰ ذَهَابٍۭ بِهِۦ لَقَٰدِرُونَ

    Diyanet İşleri

    Biz, gökten belli bir ölçüde su indirdik de (faydalanmanız için) onu yeryüzünde tuttuk. Bizim onu tamamen gidermeye de muhakkak gücümüz yeter.

    Mehmet Okuyan

    Gökten bir ölçüyle su indirip onu yerde durdurmaktayız. Şüphesiz ki onu gidermeye de gücümüz yeter.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve gökten suyu bir yasaya bağlı olarak Biz indirtmekteyiz; ve yeryüzünde onu tutmaktayız; şu da var ki Biz, onu gidermeye elbette kadiriz.

    Muhammed Esed

    Ve Biz suyu gökten (belirlediğimiz) bir ölçüye göre indiriyor, sonra da onu yeryüzünde tutuyoruz; ama, hiç şüphesiz, bu (nimeti) geri almaya da kadiriz!

    Ahmed Hulusi

    Semadan belli bir ölçü ile su inzal ettik de onu arzda durdurduk (arza - bedene onunla hayat verdik). . . Doğrusu onu gidermeye de elbette Kaadirleriz.

    Ali Bulaç

    Biz gökten belli bir miktarda su indirdik ve onu yeryüzünde yerleştirdik; şüphesiz biz onu (kurutup) giderme gücüne de sahibiz.

    Ali Özek ve heyeti

    Gökten uygun bir ölçüde bir su indirdik ve onu yerde tuttuk. Biz onu gidermeye de elbet kâdiriz.

    Ali Rıza Safa

    Gökten bir ölçüye göre su indirerek yeryüzünde tuttuk. Kuşkusuz, Bizim, onu geri alacak gücümüz de vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Gökten uygun bir ölçüde yağmur indirip onu yeryüzünde durdurduk. Bizim onu gidermeye de elbet gücümüz yeter.

    Edip Yüksel

    Gökten belli bir oranda su indirdik ve onu toprakta depoladık. Kuşkusuz onu gidermeye de gücümüz yeter.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gökten belli bir oranda su indirdik ve onu toprakta depoladık. Kuşkusuz onu gidermeye de gücümüz yeter.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Gökten bir ölçü ile bir su indirdik ve onun yerde durmasını sağladık. Oysa Biz, onu giderme gücüne de sahibiz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve Semadan bir kader ile bir su indirdik de onu yerde iskan eyledik, halbuki biz onu giderivermeğe de şübhesiz kadiriz

    Erhan Aktaş

    Gökten kararınca su indirdik. Ve onu yeryüzünde yerleştirdik. dipnot 1 Kuşkusuz Biz, onu gidermeye de gücü yetenleriz.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Denizler, göller, nehirler…

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Gökten kararınca su indirdik. Ve onu yeryüzünde yerleştirdik. dipnot 1 Kuşkusuz Biz, onu gidermeye de gücü yetenleriz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Denizler, göller, nehirler...

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gökten kararınca su indirdik. Ve onu yeryüzünde yerleştirdik. dipnot 1 Kuşkusuz Biz, onu gidermeye de gücü yetenleriz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Denizler, göller, nehirler…

    Gültekin Onan

    Biz gökten belli bir miktarda su indirdik ve onu yeryüzünde yerleştirdik; şüphesiz biz onu (kurutup) giderme gücüne de sahibiz.

    Hasan Basri Çantay

    Gökden de yetecek kadar su indirdik de onu yerde iskan etdik. Hiç şübhesiz ki biz onu gidermiye de kaadiriz.

    İbni Kesir

    Gökten belli bir miktarda su indirdik ve onu yerde durdurduk. Şüphesiz Biz; onu gidermeye de kadiriz.

    Mehmet Alagaş

    (17-22) Kesin olan şu ki biz üzerinizde / fevkiniz de yedi adet yol / tarik yarattık , b izim yaratmak dikkatimizden kaçmaz / yaratmaktan gafil değiliz. (Tarik fiziki yol; sübülen yöntem metot) Gökten belli bir ayarda su indiriyoruz , onu Arzda yerleştiriyoruz / iskân ediyoruz , onun gitmesine de / giderilmesine de muktediriz, onunla hurma ve üzüm bahçeleri inşa ediyoruz, sizin için o bahçelerde çok meyveler var ve o meyvelerden yiyorsunuz, Tur-u Sina’da ki çıkan ağaçtan yağ elde edilir ve yiyenlere bir katık olur , hayvanlarda da sizin için dersler / ibretler vardır, karınlarındakinden size içiririz, o hayvanlarda, sizin için çok faydalar vardır, onlardan yersiniz, Onların üzerinde ve gemilerde taşınıyorsunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz, gökten belli bir ölçüde su indirdik de (faydalanmanız için) onu yeryüzünde tuttuk. Bizim onu tamamen gidermeye de muhakkak gücümüz yeter.

    Süleyman Ateş

    Gökten belli ölçü ve miktarda su indirip onu yerde durdurduk. Biz onu (indirmeğe kadir olduğumuz gibi) gidermeğe de kadiriz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gökten belli ölçüde su indirdik ve yerin içine yerleştirdik. O suyu yürütmenin ölçüsünü de koyduk.

    Şaban Britch

    Gökten belli bir ölçüde su indirdik. Onu yeryüzünde tuttuk. Onu gidermeye de elbette gücümüz yeter.

    Şaban Piriş

    Gökten belli bir ölçüye göre su indirdik. Onu yeryüzünde tuttuk. Onu gidermeye de elbette gücümüz yeter.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Gökten bir kaderle/belli ölçüde bir su indirdik de onu yeryüzünde durdurduk. Elbette ki biz, onu gidermeye de gücü yetenleriz!

  8. Mü'minûn suresi, 19. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 19. ayet. فَأَنشَأْنَا لَكُم بِهِۦ جَنَّٰتٍ مِّن نَّخِيلٍ وَأَعْنَٰبٍ لَّكُمْ فِيهَا فَوَٰكِهُ كَثِيرَةٌ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَ

    Diyanet İşleri

    Onunla sizin için hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. Bu bağ ve bahçelerde sizin için pek çok meyveler vardır ve siz onlardan yiyorsunuz.

    Mehmet Okuyan

    Böylece o (su)yun sayesinde sizin yararınıza hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. Bunlarda sizin için pek çok meyveler vardır; onlardan yiyorsunuz.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve nihayet onunla sizin için hurma bahçeleri ve üzüm bağları yeşertmekteyiz; orada sizin için bir çok meyve bulunmakta ve onunla beslenmektesiniz.

    Muhammed Esed

    Ve onunla sizin için, içinde yediğiniz pek çok meyvenin bulunduğu hurma ve üzüm bahçeleri meydana getiriyoruz;

    Ahmed Hulusi

    Onunla sizin için hurma ağaçlarından ve üzümlerden bahçeler (cennetler - şuur boyutunun yaşanası güzellikleri) inşa ettik. . . Onlarda sizin için birçok meyveler (marifetler, kemalatlar) vardır ve onlardan yiyorsunuz da.

    Ali Bulaç

    Böylelikle, bununla size hurmalıklardan, üzümlüklerden bahçeler, bağlar geliştirdik, içlerinde çok sayıda yemişler vardır; sizler onlardan yemektesiniz.

    Ali Özek ve heyeti

    Böylece onun (yağmurun) sayesinde sizin yararınıza hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. Bunlarda sizin için birçok meyveler vardır ve siz onlardan yersiniz.

    Ali Rıza Safa

    Böylece, yediğiniz birçok meyvenin içinde olduğu hurma ve üzüm bahçelerini sizin için oluşturduk.

    Bayraktar Bayraklı

    Böylece, yağmur suyunun sayesinde sizin yararınıza hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. Bunlarda sizin için birçok meyve vardır ve siz onlardan yersiniz.

    Edip Yüksel

    Onunla, sizin için birçok meyveler içeren hurma ve üzüm bahçeleri yaptık; onlardan yiyip duruyorsunuz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onunla, sizin için bir çok meyvelar içeren hurma ve üzüm bahçeleri yaptık; onlardan yiyip duruyorsunuz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Öyle iken durdurduk da onunla sizin için hurma bahçeleri üzüm bağları yaptık; sizin için içlerinde bir çok meyveler vardır, onlardan yer ve geçinirsiniz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Öyle iken durdurduk da onunla sizin için hurmalıklar, üzümlükler kabilinden bağlar, bağçeler yaptık ki içlerinde sizin için bir çok yemişler var onlardan yer ve geçinirsiniz

    Erhan Aktaş

    Böylece onunla, sizin için hurma ve üzüm cennetleri dipnot 1 meydana getirdik. Keza, oralarda yemekte olduğunuz pek çok meyve çeşitleri vardır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bağlar ve bahçeler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Böylece onunla, sizin için hurma ve üzüm cennetleri dipnot 1 meydana getirdik. Keza, oralarda yemekte olduğunuz pek çok meyve çeşitleri vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bağlar ve bahçeler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Böylece onunla, sizin için hurma ve üzüm cennetleri dipnot 1 meydana getirdik. Keza, oralarda yemekte olduğunuz pek çok meyve çeşitleri vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bağlar ve bahçeler.

    Gültekin Onan

    Böylelikle bununla size hurmalıklardan, üzümlüklerden bahçeler, bağlar getiştirdik, içlerinde çok sayıda yemişler vardır; sizler onlardan yemektesiniz.

    Hasan Basri Çantay

    İşte bununla sizin için hurmalıklardan, üzümlüklerden nice bağçeler, bağlar yapdık ki içlerinde sizin için bir çok yemişler vardır, onlardan yersiniz de.

    İbni Kesir

    Onunla sizin için hurmalıklardan, üzümlüklerden nice bağlar ve bahçeler yaptık ki içlerinde sizin için bir çok yemişler vardır. Onlardan yersiniz

    Mehmet Alagaş

    (17-22) Kesin olan şu ki biz üzerinizde / fevkiniz de yedi adet yol / tarik yarattık , b izim yaratmak dikkatimizden kaçmaz / yaratmaktan gafil değiliz. (Tarik fiziki yol; sübülen yöntem metot) Gökten belli bir ayarda su indiriyoruz , onu Arzda yerleştiriyoruz / iskân ediyoruz , onun gitmesine de / giderilmesine de muktediriz, onunla hurma ve üzüm bahçeleri inşa ediyoruz, sizin için o bahçelerde çok meyveler var ve o meyvelerden yiyorsunuz, Tur-u Sina’da ki çıkan ağaçtan yağ elde edilir ve yiyenlere bir katık olur , hayvanlarda da sizin için dersler / ibretler vardır, karınlarındakinden size içiririz, o hayvanlarda, sizin için çok faydalar vardır, onlardan yersiniz, Onların üzerinde ve gemilerde taşınıyorsunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O suyla, sizin için hurma ve üzüm bağları yetiştirdik ki, oralarda sizin için birçok meyveler vardır. Siz de onlardan yersiniz.

    Süleyman Ateş

    Onunla size, içlerinde sizin için birçok meyvalar bulunan hurma ve üzüm bahçeleri yetiştirdik, onlardan yiyorsunuz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra o suyla sizin için hurma bahçeleri ve üzüm bağları oluşturduk; sizin için orada çok sayıda meyveler de vardır; onlardan da yersiniz.

    Şaban Britch

    O suyla, sizin için hurma ve üzüm bağları yetiştirdik ki, oralarda sizin için birçok meyveler vardır. Siz de onlardan yersiniz.

    Şaban Piriş

    O suyla, sizin için hurma ve üzüm bağları yetiştirdik ki oralarda sizin için birçok meyveler vardır. Siz de onlardan yersiniz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onunla size hurmalardan ve üzümlerden bahçeler yetiştirdik, onlarda sizin için birçok meyveler vardır; onlardan yiyorsunuz.

  9. Mü'minûn suresi, 20. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 20. ayet. وَشَجَرَةً تَخْرُجُ مِن طُورِ سَيْنَآءَ تَنۢبُتُ بِٱلدُّهْنِ وَصِبْغٍ لِّلْـَٔاكِلِينَ

    Diyanet İşleri

    Yine o su ile Sina dağında biten bir ağaç (zeytin ağacı) yarattık ki hem yağ, hem de yiyenlere katık verir.

    Mehmet Okuyan

    Sînâ Dağı (çevresi)nde yetişen bir ağaç daha (yarattık ki) bu ağaç hem yağ hem de yiyenler(in ekmeğin)e katık edecekleri (zeytini) verir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bakara 2:138'de "boya" anlamındaki [sıbğah] kelimesiyle aynı kökteki [sıbğ] sözcüğü ekmeğe tıpkı bir boya gibi sürülen "yağ, zeytinyağı" demektir. Anlaşılıyor ki ayette sözü edilenler "zeytin ağaçları"dır.

    Mustafa İslamoğlu

    Yine Sina Dağı (havalisinde) yetişen, ürünü sayesinde yağ elde edilen ve yiyenler için hoş bir katık sağlayan (zeytin) ağacından da...

    Muhammed Esed

    ve (yine onunla sizin için) Tur-i Sina (çevresindeki topraklar)da yetişen, ürününden yağ elde edilen ve yiyenlere hoş kokulu, lezzetli bir katık sağlayan ağacı (çıkarıyoruz).

    Ahmed Hulusi

    Ve (yine o su ile) Tur-i Sina'dan (Musa'ın Rabbiyle buluştuğu mahal) çıkan, yağ veren ve yiyenler için bir katık olan (zeytin) ağaç. (İncirin, teklikteki çokluk sembolüne karşı zeytin de direkt teklik sembolü olarak değerlendirilir, tasavvuf düşüncesinde. )

    Ali Bulaç

    Ve (daha çok) Tur-i Sina'da çıkan bir ağaç (türü de yarattık); o yağlı ve yiyenlere bir katık olarak bitmekte (ürün vermekte)dir.

    Ali Özek ve heyeti

    Tûri Sînâ'da da yetişen bir ağaç daha meydana getirdik ki, bu ağaç hem yağ hem de yiyenlerin ekmeğine katık edecekleri (zeytin) verir.

    Ali Rıza Safa

    Ve Sina Dağı'nda yetişen, yağ çıkaran ve yiyenlere katık olan bir ağaç.

    Bayraktar Bayraklı

    Tur-i Sina'da da bir ağaç daha meydana getirdik ki, bu ağaç hem yağ, hem de yiyenlerin ekmeğine katık edecekleri zeytin verir.

    Edip Yüksel

    Sina Dağı civarında yetişen ve yiyenler için yağ ve lezzet üreten bir ağaç...

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sina Dağı civarında yetişen ve yiyenler için yağ ve lezzet üreten bir ağaç...

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de Tur-i Sina'da yetişen bir ağaç ki, hem yağ hem de yiyenlere bir katık ile biter.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve bir ağaç ki Tur-i Siyna'dan çıkar, yağ ve yiyenlere bir katıkla biter

    Erhan Aktaş

    Tur-i Seynae'da, dipnot 1 yağ elde edilen ve aynı zamanda katık olarak yenen ağaç dipnot 2 yetiştirdik.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mübarek dağ. Bereket dağı. Aynı zamanda mübarek yani nimeti bereketli kılan, çoğaltan, bol bol nimet veren bereketli dağ, diğer bir deyimle bereketli topraklar anlamına da gelen bu kelimeye "Sina Dağı" anlamı vermek doğru değildir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Zeytin ağacı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Tur-i Sina'da dipnot 1 , yağ elde edilen ve aynı zamanda katık olarak yenen ağaç dipnot 2 yetiştirdik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mübarek dağ. Bereket dağı. Aynı zamanda mübarek yani nimeti bereketli kılan, çoğaltan, bol bol nimet veren bereketli dağ, diğer bir deyimle bereketli topraklar anlamına da gelen bu sözcüğe "Sina Dağı" anlamı vermek doğru değildir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Zeytin ağacı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Tur-i Sina'da dipnot 1 , yağ elde edilen ve aynı zamanda katık olarak yenen ağaç dipnot 2 yetiştirdik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mübarek dağ. Bereket dağı. Aynı zamanda mübarek yani nimeti bereketli kılan, çoğaltan, bol bol nimet veren bereketli dağ, diğer bir deyimle bereketli topraklar anlamına da gelen bu sözcüğe "Sina Dağı" anlamı vermek doğru değildir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Zeytin ağacı.

    Gültekin Onan

    Ve (daha çok) Tur-i Sina'da çıkan bir ağaç (türü de yarattık); o yağlı ve yiyenlere bir katık olarak bitmekte (ürün vermekte)dir.

    Hasan Basri Çantay

    (Sizin için) Tuur-i sina'dan çıkan bir ağaç da (yaratdık) ki o (yerden) yağıyle ve yiyen kimselere bir katıkla beraber biter.

    İbni Kesir

    Tur-u Sina'da yetişen, yiyenlere yağ ve katık veren bir ağaç da var ettik

    Mehmet Alagaş

    (17-22) Kesin olan şu ki biz üzerinizde / fevkiniz de yedi adet yol / tarik yarattık , b izim yaratmak dikkatimizden kaçmaz / yaratmaktan gafil değiliz. (Tarik fiziki yol; sübülen yöntem metot) Gökten belli bir ayarda su indiriyoruz , onu Arzda yerleştiriyoruz / iskân ediyoruz , onun gitmesine de / giderilmesine de muktediriz, onunla hurma ve üzüm bahçeleri inşa ediyoruz, sizin için o bahçelerde çok meyveler var ve o meyvelerden yiyorsunuz, Tur-u Sina’da ki çıkan ağaçtan yağ elde edilir ve yiyenlere bir katık olur , hayvanlarda da sizin için dersler / ibretler vardır, karınlarındakinden size içiririz, o hayvanlarda, sizin için çok faydalar vardır, onlardan yersiniz, Onların üzerinde ve gemilerde taşınıyorsunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Tûri Sînâ'da da yetişen bir ağaç daha meydana getirdik ki, bu ağaç hem yağ hem de yiyenlerin ekmeğine katık edecekleri (zeytin) verir.

    Süleyman Ateş

    Yine onunla Tur-i Sina'dan çıkan, (meyvası) yağlı olarak biten, yiyenlerin (yağına ekmeklerini) batıracakları bir (zeytin) ağac(ı) yetiştirdik.

    Süleymaniye Vakfı

    Sina'daki Tur Dağı'ndan dipnot 1 çıkan, yağ ve yiyenler için boya (yemeği ve vücudu güzelleştirici şey) üreten bir ağaç da yetiştiririz dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tur, dağ anlamındadır (Mekayis). Kur'an'da sadece Sina'da bulunan bir dağın adı olarak kullanıldığından, özel isim olarak da kabul edilir (Müfredat). Bu dağ, Sina'da olduğu için izafet /isim tamlaması "fi (في)" anlamında takdir edilerek anlam verilmiştir. Kur'an'da "Seyna" ve "Sinin" (Tin 95/2) olarak geçen bu yere Türkçede "Sina" denir.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sina Dağı'ndan çıkan bir ağaç da yetiştirdik; yağlı meyve bitirir, yiyenler için katıktır.

    Şaban Britch

    Tur-i Sina'da, yiyenlere yağ ve katık olarak yetişen bir ağaç da (o su ile var ettik).

    Şaban Piriş

    Sina Dağı'nda da yetişen, yiyenlere yağ ve katık veren bir ağaç da (o su ile yetişir).

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve bir ağaç da yetiştirdik ki, Tur-i Sina'dan çıkar, yağlı olarak biter; yiyenlere katıktır.

  10. Mü'minûn suresi, 21. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 21. ayet. وَإِنَّ لَكُمْ فِى ٱلْأَنْعَٰمِ لَعِبْرَةً نُّسْقِيكُم مِّمَّا فِى بُطُونِهَا وَلَكُمْ فِيهَا مَنَٰفِعُ كَثِيرَةٌ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَ

    Diyanet İşleri

    Hayvanlarda sizin için elbette bir ibret vardır. Onların içlerindeki sütten size içiririz. Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır ve onlardan yersiniz de.

    Mustafa İslamoğlu

    Yine, evcil hayvanlarda da sizin için elbet bir ibret vardır: onların karınlarında bulunan sütten size içiriyoruz; ve sizin için onlarda bir çok yarar bulunuyor; üstelik onlar sayesinde besleniyorsunuz.

    Muhammed Esed

    Ve evcil hayvanlarda (da) sizin için, şüphesiz, çıkarılacak bir ders vardır: onların karınlarındaki (süt)ten size içiriyoruz; onlardan, başka pek çok bakımlardan yararlanıyorsunuz: (sözgelimi,) onların etiyle besleniyorsunuz,

    Ahmed Hulusi

    En'amda (kurban olabilecek çiftlik hayvanları; bedendeki o tür kuvveler) da sizin için elbette bir ibret vardır. . . Onların karınlarında olanlardan sizi besleriz. . . Onlarda sizin için pek çok menfaatlar vardır ve onlardan yersiniz de.

    Ali Bulaç

    Gerçekten hayvanlarda da sizin için bir ders (ibret) vardır; karınlarının içinde olanlardan size içirmekteyiz ve onlarda sizin için daha birçok yararlar var. Sizler onlardan yemektesiniz.

    Ali Özek ve heyeti

    Hayvanlarda sizin için elbette ibretler vardır. Karınlarındaki sütten size içiriyoruz. Onlarda sizin için pek çok fayda vardır ve onlardan yiyip duruyorsunuz.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, hayvanlarda da sizin için bir ders vardır. Karınlarının içindekilerinden size içiriyoruz. Onlarda, sizin için daha birçok yararlar vardır; ayrıca onlardan yersiniz.

    Bayraktar Bayraklı

    Hayvanlarda da alınacakdersler vardır. Onların karınlarında oluşandan size içiririz. Onlarda sizin için birçok fayda daha vardır. Etlerinden de yersiniz.

    Edip Yüksel

    Çiftlik hayvanlarında sizin için bir ders vardır. Karınlarındaki maddeden sizi içiriyoruz, onlarda sizin için birçok yararlar mevcuttur; hatta onlardan yiyorsunuz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Çiftlik hayvanlarında sizin için bir ders vardır. Karınlarındaki maddeden sizi içiriyoruz, onlarda sizin için bir çok yararlar mevcuttur; hatta onlardan yiyorsunuz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hayvanlarda da sizin için gerçekten bir ibret vardır. Onların karınlarındakilerden size içiriyoruz ve sizin için onlarda hem birçok yararlar vardır, hem de etlerinden yersiniz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    En'amda da sizin için cidden bir ıbret vardır, karınlarındakinden sizi iska ediyoruz sizin için de onlarda hem bir çok menafi' vardır, hem de onlardan yersiniz

    Erhan Aktaş

    Hayvanlardan da sizin için alınacak dersler vardır. Onların karınlarındaki şeyden size içiriyoruz. Ve onlarda sizin için pek çok yararlar vardır. Ve onlardan yersiniz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hayvanlardan da sizin için alınacak dersler vardır. Onların karınlarındaki şeyden size içiriyoruz. Ve onlarda sizin için pek çok yararlar vardır. Ve onlardan yersiniz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hayvanlardan da sizin için alınacak dersler vardır. Onların karınlarındaki şeyden size içiriyoruz. Ve onlarda sizin için pek çok yararlar vardır. Ve onlardan yersiniz.

    Gültekin Onan

    Gerçekten hayvanlarda da sizin için bir ders (ibret) vardır; karınlarının içinde olanlardan size içirmekteyiz ve onlarda sizin için daha birçok yararlar var. Sizler onlardan yemektesiniz.

    Hasan Basri Çantay

    Davarlarda da sizin için elbette bir ibret vardır. Karınlarının içinde bulunanlardan size içiririz. Onlarda size daha bir çok faideler vardır. Onlardan yersiniz de.

    İbni Kesir

    Davarlarda da sizin için elbette bir ibret vardır. Onların karınlarındakinden size içiririz. Sizin için onlarda daha bir çok faydalar vardır. Ve onlardan yersiniz de.

    Mehmet Alagaş

    (17-22) Kesin olan şu ki biz üzerinizde / fevkiniz de yedi adet yol / tarik yarattık , b izim yaratmak dikkatimizden kaçmaz / yaratmaktan gafil değiliz. (Tarik fiziki yol; sübülen yöntem metot) Gökten belli bir ayarda su indiriyoruz , onu Arzda yerleştiriyoruz / iskân ediyoruz , onun gitmesine de / giderilmesine de muktediriz, onunla hurma ve üzüm bahçeleri inşa ediyoruz, sizin için o bahçelerde çok meyveler var ve o meyvelerden yiyorsunuz, Tur-u Sina’da ki çıkan ağaçtan yağ elde edilir ve yiyenlere bir katık olur , hayvanlarda da sizin için dersler / ibretler vardır, karınlarındakinden size içiririz, o hayvanlarda, sizin için çok faydalar vardır, onlardan yersiniz, Onların üzerinde ve gemilerde taşınıyorsunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz hayvanlarda da sizin için ibret vardır. Onların karınlarında olanlardan size içiririz. Onlarda sizin için çok yararlar vardır ve onlardan yersiniz.

    Süleyman Ateş

    Hayvanlarda da sizin için ibret vardır: Karınlarının içindekinden size içiriyoruz. Onlarda sizin için daha birçok faydalar var, aynı zamanda onlardan yersiniz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    En'amda (koyun, keçi, sığır ve devede) sizin için ders vardır. İçlerinde olandan size içiririz. Onlarda sizin için birçok yararlar vardır. Bir de onları yersiniz.

    Şaban Britch

    Davarlarda da sizin için bir ibret vardır. Karınlarında olandan (sütten) size içiriyoruz, onlarda daha birçok faydalar vardır. Onların etlerini de yiyorsunuz.

    Şaban Piriş

    Davarlarda da sizin için bir ibret vardır. Karınlarında olandan size içiriyoruz, onlarda daha birçok faydalar vardır. Onların etlerini de yiyorsunuz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Davarlarda da sizin için elbette bir ibret vardır! Onların karınlarındakilerden size içiriyoruz. Onlarda sizin için birçok yarar var. Onlardan yiyorsunuz da.

  11. Mü'minûn suresi, 22. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 22. ayet. وَعَلَيْهَا وَعَلَى ٱلْفُلْكِ تُحْمَلُونَ

    Diyanet İşleri

    Onların üzerinde ve gemilerde taşınırsınız.

    Mehmet Okuyan

    O (hayvan)ların ve gemilerin üzerinde taşınıyorsunuz.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlara (karada), tıpkı (denizdeki) gemilere (olduğu gibi) yük taşıtırsınız.

    Muhammed Esed

    onlarla -(deniz üzerinde) gemiler(le taşındığınız) gibi- taşınıyorsunuz.

    Ahmed Hulusi

    Onların (hayvanların) üzerinde ve gemilerin üzerinde yüklenilip taşınıyorsunuz.

    Ali Bulaç

    Onların üzerinde ve gemilerde taşınmaktasınız.

    Ali Özek ve heyeti

    Onların üzerinde ve gemilerde taşınırsınız.

    Ali Rıza Safa

    Onların üzerinde ve gemilerin üzerinde taşınırsınız.

    Bayraktar Bayraklı

    Onların üzerinde ve gemilerde taşınırsınız.

    Edip Yüksel

    Onların üzerinde ve gemiler üzerinde taşınıyorsunuz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onların üzerinde ve gemiler üzerinde taşınıyorsunuz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ayrıca hem onlara, hem de gemiye yüklenip taşınırsınız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem onlara ve hem gemiye yüklenirsiniz

    Erhan Aktaş

    Onları ve gemileri taşıma aracı olarak kullanırsınız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onları ve gemileri taşıma aracı olarak kullanırsınız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onları ve gemileri taşıma aracı olarak kullanırsınız.

    Gültekin Onan

    Onların üzerinde ve gemilerde taşınmaktasınız.

    Hasan Basri Çantay

    Hem onların üzerine, hem gemilerin üstüne yükledilirsiniz.

    İbni Kesir

    Hem onların üzerinde, hem de gemilerin üstünde taşınırsınız.

    Mehmet Alagaş

    (17-22) Kesin olan şu ki biz üzerinizde / fevkiniz de yedi adet yol / tarik yarattık , b izim yaratmak dikkatimizden kaçmaz / yaratmaktan gafil değiliz. (Tarik fiziki yol; sübülen yöntem metot) Gökten belli bir ayarda su indiriyoruz , onu Arzda yerleştiriyoruz / iskân ediyoruz , onun gitmesine de / giderilmesine de muktediriz, onunla hurma ve üzüm bahçeleri inşa ediyoruz, sizin için o bahçelerde çok meyveler var ve o meyvelerden yiyorsunuz, Tur-u Sina’da ki çıkan ağaçtan yağ elde edilir ve yiyenlere bir katık olur , hayvanlarda da sizin için dersler / ibretler vardır, karınlarındakinden size içiririz, o hayvanlarda, sizin için çok faydalar vardır, onlardan yersiniz, Onların üzerinde ve gemilerde taşınıyorsunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bir de hem onların üzerinde, hem gemilerin üzerinde taşınıyorsunuz.

    Süleyman Ateş

    O (hayva)nların üzerinde ve gemiler üzerinde taşınırsınız.

    Süleymaniye Vakfı

    Hem onların üzerinde hem de gemilerde taşınırsınız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hem onlara, hem de gemilere bindirilirsiniz.

    Şaban Britch

    Onların üzerinde ve gemilerde taşınıyorsunuz.

    Şaban Piriş

    Onların üzerinde ve gemilerde taşınıyorsunuz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hem onlar üzerinde hem de gemiler üzerinde taşınıyorsunuz.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.