Diyanet İşleri
Andolsun, biz insanı, çamurdan (süzülmüş) bir özden yarattık.
Mü'minûn suresi · 12–22. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Mü'minûn suresi, 12. ayet. وَلَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ مِن سُلَٰلَةٍ مِّن طِينٍ
Andolsun, biz insanı, çamurdan (süzülmüş) bir özden yarattık.
Yemin olsun ki biz insanı çamurdan (süzülen) bir özden yarattık.
Doğrusu Biz insan türünü, bir nevi konsantre bir balçıktan yarattık;
İmdi, gerçek şu ki, Biz insanı balçığın özünden yaratıyoruz,
Andolsun ki insanı tıyn'den (balçıktan; su + mineral terkibinden) meydana gelen bir sülaleden (sperm - genetik yapıdan) yarattık.
Andolsun, biz insanı, süzme bir çamurdan yarattık.
Andolsun biz insanı, çamurdan (süzülüp çıkarılmış) bir özden yarattık.
Gerçek şu ki, insanı, balçığın özünden yarattık.
Andolsun ki biz, insanı çamurun özünden yarattık.
Biz, insanı özel bir balçıktan yarattık.
Biz, insanı özel bir balçıktan yarattık
Andolsun ki, Biz insanı süzülmüş bir çamurdan yarattık.
Şanım hakkı için biz insanı çamurdan, bir sülaleden yarattık
Ant olsun ki, İnsanı çamurun özünden yarattık. dipnot 1
Ant olsun ki, insanı çamurun özünden yarattık. dipnot 1
Ant olsun ki, insanı çamurun özünden yarattık. dipnot 1
Andolsun, biz insanı, süzme bir çamurdan yarattık.
Andolsun biz insanı çamurdan (süzülmüş) bir hulasadan yaratdık.
Andolsun ki; Biz, insanı; çamurdan, süzme bir özden yarattık.
(12-16) Kesinlikle biz insanı balçı ğın özünden yarattık, sonra onu sağlam bir yerde ki nutfe yaptık , sonra nutfeden de alakayı yarattık, alakadan da et parçası / mud’ğate yarattık, mud’ğateden de kemik yarattık, kemiğe de et giydirdik, sonra onu başka bir yaratma olarak inşa ettik. (Nutfe, alaka, mud’ğate, kemik, kemikli et) Yaratıcıların en güzeli olan Allah ne mübarektir, sonra siz bunun ardından ölüyorsunuz, kıyamet gününde de tekrar diriltileceksiniz.
Andolsun biz insanı, (süzülmüş) bir çamurdan yarattık.
Andolsun biz insanı çamurdan bir süzmeden yarattık.
Şurası kesin ki insanı çamurdan süzülen bir özden yarattık dipnot 1 .
İnsanı çamurundan oluşan bir özden yarattık dipnot 1 .
İnsanı çamurun özünden yaratmıştık.
İnsanı çamurun özünden yaratmıştık.
Yemin olsun ki, biz insanı topraktan oluşan bir özden yarattık.
Mü'minûn suresi, 13. ayet. ثُمَّ جَعَلْنَٰهُ نُطْفَةً فِى قَرَارٍ مَّكِينٍ
Sonra onu az bir su (meni) halinde sağlam bir karargaha (ana rahmine) yerleştirdik.
Sümme onu sağlam bir yerde nutfe (zigot) hâline getirdik.
epey sonra onu, karar kılacağı (rahimde) yer tutan bir hayat tohumu kıldık;
ve sonra onu döl suyu damlası halinde (rahimde) özel bir koruma altında tutuyoruz;
Sonra onu sağlam bir karargahta bir nutfe oluşturduk.
Sonra onu bir su damlası olarak, savunması sağlam bir karar yerine yerleştirdik.
Sonra onu sağlam bir karargâhta nutfe haline getirdik.
Sonra, bir damlacık olarak, dayanıklı bir yerleşim yerine onu yerleştirdik.
Sonra onu dölsuyu damlası halinde sağlam bir yere yerleştirdik.
Sonra onu sağlam bir bekleme yerinde bir damlacık haline getirdik.
Sonra onu sağlam bir bekleme yerinde bir damlacık haline getirdik.
Sonra onu, oturaklı bir karargahta bir nutfe (tohum) yaptık.
Sonra onu oturaklı bir karargahta bir nufte yaptık
Sonra onu güvenli ve sağlam bir mekanda dipnot 1 bir nutfe dipnot 2 kıldık.
Sonra onu güvenli ve sağlam bir mekanda dipnot 1 bir nutfe dipnot 2 kıldık.
Sonra onu güvenli ve sağlam bir mekanda dipnot 1 bir nutfe dipnot 2 kıldık.
Sonra onu bir su damlası olarak, savunması sağlam bir karar yerine yerleştirdik.
Sonra onu sarp ve metin bir karargahda bir nutfe yapdık.
Sonra da onu nutfe halinde sağlam bir yere yerleştirdik.
(12-16) Kesinlikle biz insanı balçı ğın özünden yarattık, sonra onu sağlam bir yerde ki nutfe yaptık , sonra nutfeden de alakayı yarattık, alakadan da et parçası / mud’ğate yarattık, mud’ğateden de kemik yarattık, kemiğe de et giydirdik, sonra onu başka bir yaratma olarak inşa ettik. (Nutfe, alaka, mud’ğate, kemik, kemikli et) Yaratıcıların en güzeli olan Allah ne mübarektir, sonra siz bunun ardından ölüyorsunuz, kıyamet gününde de tekrar diriltileceksiniz.
Sonra onu bir su damlası/nutfe olarak, sağlam bir yere (rahme) yerleştirdik.
Sonra onu bir nutfe (sperm) olarak sağlam bir karar yerine koyduk.
Sonra onu, karar-ı mekinde /yumurtaya ulaşma imkanı veren yerde döllenmiş yumurta haline getirdik dipnot 1 .
Sonra onu karar-ı mekinde nutfe (döllenmiş yumurta) haline getirdik dipnot 1 .
Sonra onu sağlam bir yerde (rahimde) bir su damlası haline getirdik.
Sonra onu sağlam bir kalış yerinde, bir sperm yaptık.
Sonra onu çok dayanaklı bir karargahta bir damlacık yaptık.
Mü'minûn suresi, 14. ayet. ثُمَّ خَلَقْنَا ٱلنُّطْفَةَ عَلَقَةً فَخَلَقْنَا ٱلْعَلَقَةَ مُضْغَةً فَخَلَقْنَا ٱلْمُضْغَةَ عِظَٰمًا فَكَسَوْنَا ٱلْعِظَٰمَ لَحْمًا ثُمَّ أَنشَأْنَٰهُ خَلْقًا ءَاخَرَ فَتَبَارَكَ ٱللَّهُ أَحْسَنُ ٱلْخَٰلِقِينَ
Sonra bu az suyu "alaka" haline getirdik. Alakayı da "mudga" yaptık. Bu "mudga"yı da kemiklere dönüştürdük ve bu kemiklere de et giydirdik. Nihayet onu bambaşka bir yaratık olarak ortaya çıkardık. Yaratanların en güzeli olan Allah'ın şanı ne yücedir!
Sonra o nutfeyi (zigotu) ‘alaka (embriyo) yaptık. Sonra o ‘alakayı (embriyoyu) bir mudğa (et parçacığı) hâline soktuk; o et parçacığını kemiğe çevirdik; o kemiği de etle (kasla) kapladık. Sonra onu başka bir yaratışla oluşturduk. dipnot 1 Yaratanların en güzeli olan Allah çok yücedir.
daha sonra, o hayat tohumundan döllenmiş hücreyi yarattık; hemen sonra döllenmiş hücreden cenini yarattık; ve ceninden de kemikleri yarattık; en sonunda kemiklere kas giydirdik; sonuçta, onu bağımsız bir varlık olarak inşa ettik: işte her şeyi en güzel şekilde yaratan Allah'ın şanı böyle yücedir!
sonra bu döl suyu damlasından döllenmiş hücreyi yaratıyoruz; sonra bu döllenmiş hücreden de cenini ve ceninden kemikleri yaratıyoruz; ve sonra da kemiklere et giydirip onu yepyeni bir yaratık halinde var edip ortaya çıkarıyoruz: öyleyse, yaratanların en iyisi, en ustası olarak Allah ne yücedir!
Sonra o nutfeyi bir alaka (genetik yapılı embriyo) yarattık, sonra o alakayı bir mudga (bir çiğnemlik et) yarattık, sonra o mudgaya kemikler yarattık, nihayet o kemiklere de et giydirdik. . . Sonra onu bir başka (ruhun oluşumu) ile inşa ettik. . . Yaratıcıların en güzeli Allah, ne yücedir!
Sonra o su damlasını bir alak (embriyo) olarak yarattık; ardından o alak'ı (hücre topluluğu) bir çiğnem et parçası olarak yarattık; daha sonra o çiğnem et parçasını kemik olarak yarattık; böylece kemiklere de et giydirdik; sonra bir başka yaratışla onu inşa ettik. Yaratıcıların en güzeli olan Allah, ne yücedir.
Sonra nutfeyi alaka (aşılanmış yumurta) yaptık. Peşinden, alakayı, bir parçacık et haline soktuk; bu bir parçacık eti kemiklere (iskelete) çevirdik; bu kemikleri etle kapladık. Sonra onu başka bir yaratışla insan haline getirdik. Yapıp-yaratanların en güzeli olan Allah pek yücedir.
Sonra, damlacığı, asılarak tutunan olarak yarattık. Asılarak tutunanı, et parçası olarak yarattık. Et parçasını, kemik olarak yarattık. Sonunda, kemiklere et giydirdik. Sonra, onu, bambaşka bir yaratık yaptık. İşte, Yaratıcıların En Güzeli Allah'ın şanı çok yücedir.
Sonra bu dölsuyu damlasından, döllenmiş hücreyi yarattık; sonra bu döllenmiş hücreden de cenini ve ceninden kemikleri yarattık; sonra da kemiklere et giydirip onu yepyeni bir varlık halinde ortaya çıkarttık. Yaratanların en üstünü olan Allah'ın şanı ne yücedir!
Sonra, o damlacığı, embriyo olarak biçimlendirdik, sonra embriyoyu dölüt olarak biçimlendirdik, sonra dölütü kemik olarak biçimlendirdik, sonra kemiğe et giydirdik ve sonra onu yeni bir yaratık haline soktuk. Biçim verenlerin en güzeli ALLAH çok yücedir. dipnot 1
Sonra, o damlacığı, embriyo olarak biçimlendirdik, sonra embriyoyu dölüt olarak biçimlendirdik, sonra dölütü kemik olarak biçimlendirdik, sonra kemiğe et giydirdik ve sonra onu yeni bir yaratık haline soktuk. Biçim verenlerin en güzeli ALLAH çok yücedir.
Sonra o damlayı bir pıhtıya dönüştürdük, bu pıhtıyı bir et parçacığına dönüştürdük, bu et parçacığını bir takım kemiklere çevirdik, derken bu kemiklere bir et giydirdik; sonra ona bambaşka bir yaratık olarak hayat verdik. Bak ne şanlı o Allah, yaratanların en güzeli!
Sonra o nufteyi bir aleka yarattık derken o alakayı bir mudga yarattık derken o kemiklere bir et giydirdik, sonra ona diğer bir hılkat neş'eti verdik, bak ne şanlı o Allah, yaratanların en güzeli
Sonra nutfeyi dipnot 1 bir alaka dipnot 2 olarak yarattık. Alakayı da mudğa dipnot 3 olarak yarattık. Mudğadan da kemikleri yarattık. Kemiklere de et giydirdik. Sonra onu başka bir yaratılışla şekillendirdik. Yaratıcıların en iyisi olan Allah ne yücedir.
Sonra nutfeyi dipnot 1 bir alaka dipnot 2 olarak yarattık. Alakayı da mudğa dipnot 3 olarak yarattık. Mudğadan da kemikleri yarattık. Kemiklere de et giydirdik. Sonra onu başka bir yaratılışla şekillendirdik. Yaratıcıların en iyisi olan Allah ne yücedir.
Sonra nutfeyi dipnot 1 bir alaka dipnot 2 olarak yarattık. Alakayı da mudğa dipnot 3 olarak yarattık. Mudğadan da kemikleri yarattık. Kemiklere de et giydirdik. Sonra onu başka bir yaratılışla şekillendirdik. Yaratıcıların en iyisi olan Allah ne yücedir.
Sonra o su damlasını bir alak olarak yarattık; ardından o alakı bir çiğnem et parçası olarak yarattık; daha sonra o çiğnem et parçasını kemik olarak yarattık; böylece kemiklere de et giydirdik; sonra bir başka yaratışla onu inşa ettik. Yaratıcıların en güzeli olan Tanrı, ne yücedir.
Sonra o nutfeyi bir kan pıhtısı haaline getirdik, derken o kan pıhtısını bir çiğnem et yapdık, o bir çiğnem eti de kemik (ler) e kalb etdik de o kemiklere de et giydirdik. Bil'ahare onu başka yaratılışla inşa etdik. Suret yapanların en güzeli olan Allahın sanı (bak) ne yücedir!
Sonra nutfeyi bir kan pıhtısı haline getirdik. Derken o kan pıhtısını bir çiğnemlik et yaptık. Bir çiğnemlik et parçasını kemik olarak yarattık. Kemiklere de et giydirdik. Ve sonra onu apayrı bir yaratık yaptık. Yaratanların en güzeli olan Allah'ın şanı ne yücedir.
(12-16) Kesinlikle biz insanı balçı ğın özünden yarattık, sonra onu sağlam bir yerde ki nutfe yaptık , sonra nutfeden de alakayı yarattık, alakadan da et parçası / mud’ğate yarattık, mud’ğateden de kemik yarattık, kemiğe de et giydirdik, sonra onu başka bir yaratma olarak inşa ettik. (Nutfe, alaka, mud’ğate, kemik, kemikli et) Yaratıcıların en güzeli olan Allah ne mübarektir, sonra siz bunun ardından ölüyorsunuz, kıyamet gününde de tekrar diriltileceksiniz.
Sonra nutfeyi/spermi, alaka/embriyo haline getirdik. Embriyoyu bir çiğnem et parçası yaptık. Et parçasından kemik yarattık. Kemiğe et giydirdik. Sonra onu (ruh vererek) bambaşka bir varlık olarak yarattık. Yaratanların en güzeli olan Allah pek yücedir!
Sonra nutfeyi alaka(embriyo)ya çevirdik, alaka(embriyo)yı bir çiğnemlik ete çevirdik, bir çiğnemlik eti kemiklere çevirdik, kemiklere et giydirdik; sonra onu bambaşka bir yaratık yaptık. Yaratanların en güzeli Allah, ne yücedir!
Sonra döllenmiş yumurtayı, rahim duvarına asılı embriyo haline getirdik. O embriyoyu bir çiğnem et haline getirdik. O et parçasını kemikler haline getirdik ve kemiklere et giydirdik. Sonra da onu farklı bir yapıda oluşturup geliştirdik dipnot 1 . Yaratanların en güzeli dipnot 2 olan Allah, ne yüce bir bereket kaynağıdır dipnot 3 !"
Sonra o nutfeyi alaka dipnot 1 yaptık. O alakayı bir çiğnem et parçası yaptık. O et parçasını kemiklere dönüştürdük. Sonra kemikleri etle donattık, sonra onu başka yaratık haline getirdik dipnot 2 . Yaratıcıların en güzeli olan Allah pek yücedir dipnot 3 .
Sonra nutfeyi/spermi, alaka/embriyo haline getirdik. Embriyoyu bir çiğnem et parçası yaptık. Et parçasından kemik yarattık. Kemiğe et giydirdik. Sonra onu (ruh vererek) bambaşka bir varlık olarak yarattık. Yaratıcıların en güzeli olan Allah ne yücedir.
Sonra spermi empriyo haline getirdik. Empriyoyu et parçası yaptık. Et parçasından kemik yarattık. Kemiğe et giydirdik. Sonra onu bambaşka bir varlık olarak yarattık. Yaratıcıların en güzeli olan Allah ne yücedir.
Sonra o damlacığı bir embriyo halinde yarattık, sonra o embriyoyu bir et parçası halinde yarattık, sonra o et parçasını bir kemik halinde yarattık ve nihayet o kemiğe de bir et giydirdik. Sonra onu bir başka yaratılışta yeniden kurduk. Yaratıcıların en güzeli Allah'ın kudret ve sanatı ne yücedir!
Mü'minûn suresi, 15. ayet. ثُمَّ إِنَّكُم بَعْدَ ذَٰلِكَ لَمَيِّتُونَ
Sonra (ey insanlar) siz bunun ardından muhakkak öleceksiniz.
Sonra, şüphesiz ki bunun ardından elbette öleceksiniz.
Ve kuşku yok ki siz, bu sürecin ardından elbette öleceksiniz.
Ve bütün bunlardan sonra, kaçınılmaz olarak (hepiniz) ölümü tadıyorsunuz;
Sonra, muhakkak ki siz bunun ardından elbette öleceksiniz (biyolojik bedensiz yaşama geçeceksiniz).
Sonra bunun ardından siz gerçekten ölecek olanlarsınız.
Sonra, muhakkak ki siz, bunun ardından elbet öleceksiniz.
Sonra, bunun ardından kesinlikle öleceksiniz.
Sonra bunun ardından kesinlikle öleceksiniz.
Sonra siz, bunun ardından öleceksiniz.
Sonra siz, bunun ardından öleceksiniz.
Sonra siz, bunun arkasından mutlaka öleceksiniz.
Sonra siz bunun arkasından muhakkak öleceksiniz
Sonra kuşku yok ki bunun ardından öleceksiniz.
Sonra kuşku yok ki bunun ardından öleceksiniz.
Sonra kuşku yok ki bunun ardından öleceksiniz.
Sonra bunun ardından siz gerçekten ölecek olanlarsınız.
Sonra siz bunun arkasından hiç şübhesiz ki ölüler (olacaksınız).
Sonra siz, bunun arkasından hiç şüphesiz ki öleceksiniz.
(12-16) Kesinlikle biz insanı balçı ğın özünden yarattık, sonra onu sağlam bir yerde ki nutfe yaptık , sonra nutfeden de alakayı yarattık, alakadan da et parçası / mud’ğate yarattık, mud’ğateden de kemik yarattık, kemiğe de et giydirdik, sonra onu başka bir yaratma olarak inşa ettik. (Nutfe, alaka, mud’ğate, kemik, kemikli et) Yaratıcıların en güzeli olan Allah ne mübarektir, sonra siz bunun ardından ölüyorsunuz, kıyamet gününde de tekrar diriltileceksiniz.
Sonra siz, bunun arkasından elbette öleceksiniz.
Sonra siz, bunun ardından öleceksiniz.
Siz daha sonra kesinlikle öleceksiniz dipnot 1 .
Daha sonra sizler dipnot 1 öleceksiniz.
Sonra siz, bunun arkasından elbette öleceksiniz.
Sonra siz, bunun arkasından elbette öleceksiniz.
Sonra siz bütün bunların ardından mutlaka öleceksiniz.
Mü'minûn suresi, 16. ayet. ثُمَّ إِنَّكُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ تُبْعَثُونَ
Sonra yine muhakkak siz, kıyamet gününde (tekrar) diriltileceksiniz.
Sonra da şüphesiz ki kıyamet gününde diriltileceksiniz.
Yine kuşku yok ki siz, Kıyamet Günü (tekrar) diriltileceksiniz.
ve en sonunda da, Kıyamet Günü, şüphesiz, diriltileceksiniz.
Sonra, kesinlikle siz kıyamet sürecinizde (olarak ölümün akabinde) ba's olunacaksınız (yeni bir beden yapıyla yeni bir boyutta yer alacaksınız).
Sonra siz gerçekten kıyamet günü diriltileceksiniz.
Sonra da şüphesiz, sîzler kıyamet gününde tekrar diriltileceksiniz.
Sonra, Yeniden Yaratılış Günü'nde, kesinlikle yeniden yaşama döndürüleceksiniz.
Sonra kıyamet günü tekrar diriltileceksiniz.
Sonra siz, kıyamet (ayağa kalkış) günü diriltileceksiniz.
Sonra siz, kıyamet (ayağa kalkış) günü diriltileceksiniz.
Sonra siz, kıyamet gününde muhakkak diriltileceksiniz.
Sonra siz Kıyamet günü muhakkak ba'solunacaksınız
Sonra kuşkusuz siz kıyamet günü diriltileceksiniz.
Sonra kuşkusuz siz Kıyamet Günü diriltileceksiniz.
Sonra kuşkusuz siz Kıyamet Günü diriltileceksiniz.
Sonra siz gerçekten kıyamet günü diriltileceksiniz.
Sonra siz kıyamet gününde muhakkak diriltilib kaldırılacaksınız.
Sonra siz, kıyamet gününde muhakkak diriltileceksiniz.
(12-16) Kesinlikle biz insanı balçı ğın özünden yarattık, sonra onu sağlam bir yerde ki nutfe yaptık , sonra nutfeden de alakayı yarattık, alakadan da et parçası / mud’ğate yarattık, mud’ğateden de kemik yarattık, kemiğe de et giydirdik, sonra onu başka bir yaratma olarak inşa ettik. (Nutfe, alaka, mud’ğate, kemik, kemikli et) Yaratıcıların en güzeli olan Allah ne mübarektir, sonra siz bunun ardından ölüyorsunuz, kıyamet gününde de tekrar diriltileceksiniz.
Sonra şüphesiz sizler, kıyamet günü yeniden diriltileceksiniz.
Sonra, siz kıyamet günü muhakkak diriltileceksiniz.
Sonra siz, kıyamet /mezardan kalkış dipnot 1 günü yeniden yaratılıp kaldırılacaksınız.
Sonra kıyamet günü diriltilip kaldırılacaksınız.
Sonra kıyamet günü yeniden dirileceksiniz.
Sonra kıyamet günü yeniden dirileceksiniz.
Sonra siz kıyamet gününde yeniden diriltileceksiniz.
Mü'minûn suresi, 17. ayet. وَلَقَدْ خَلَقْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعَ طَرَآئِقَ وَمَا كُنَّا عَنِ ٱلْخَلْقِ غَٰفِلِينَ
Andolsun, biz sizin üzerinizde yedi yol yarattık. Biz yarattıklarımızdan habersiz değiliz.
Yemin olsun ki üzerinizde yedi yol dipnot 1 yarattık. Biz yaratmaktan habersiz değiliz.
Doğrusu yine Biz, sizin üzerinizde kat kat yollar yaratmışız: zira Biz hiçbir varlıktan habersiz değiliz.
Yine, gerçek şu ki, Biz sizin üzerinizde yedi (semavi) yörünge yarattık; ve şüphesiz, Biz yarattığımız alemden hiçbir şekilde habersiz değiliz.
Andolsun ki fevkinizde yedi yol (yedi bilinç mertebesinin yaşam yolu - evrendeki tüm yaratılmışlar bu yedi düzeyden birini yaşar) yarattık. . . Onların halk edilişinden gafiller değiliz.
Andolsun, biz sizin üstünüzde yedi yol yarattık; Biz yaratmada gafiller değiliz.
Şu da bir gerçek ki, biz, sizin üzerinizdeki yedi tabaka göğü de yarattık ve yaratılanlardan hiçbir surette gâfil olmadık.
Ve gerçek şu ki, sizin üzerinizde yedi katman yarattık. Biz, yarattıklarımızdan zaten habersiz değiliz.
Andolsun biz, sizin üzerinizde yedi yol/yörünge yarattık. Biz yarattıklarımızdan habersiz değiliz.
Üstünüzde yedi yol yarattık ve biz asla yaratıklardan habersiz olmadık.
Üstünüzde yedi yol yarattık ve biz asla yaratıklardan habersiz olmadık.
Gerçekte Biz, sizin üstünüzde yedi yol yarattık ve yaratmaktan habersiz değiliz.
Filhakıka biz, sizin fevkınızda yedi tarıyk yarattık ve halktan gafil olmadık
Ant olsun ki üzerinizde yolların yedisini yarattık. Ve Biz yarattıklarımızdan habersiz dipnot 1 değiliz.
Ant olsun ki üzerinizde yolların yedisini yarattık. Ve Biz yarattıklarımızdan habersiz dipnot 1 değiliz.
Ant olsun ki üzerinizde yolların yedisini yarattık. Ve Biz yarattıklarımızdan habersiz dipnot 1 değiliz.
Andolsun, biz sizin üstünüzde yedi yol yarattık; biz yaratmada gafiller değiliz.
Andolsun ki biz sizin üstünüzde yedi yol yaratdık. Biz yaratmakdan gaafiller değiliz.
Andolsun ki; biz, sizin üstünüzde yedi yol yarattık. Biz yaratmadan gafiller değiliz.
(17-22) Kesin olan şu ki biz üzerinizde / fevkiniz de yedi adet yol / tarik yarattık , b izim yaratmak dikkatimizden kaçmaz / yaratmaktan gafil değiliz. (Tarik fiziki yol; sübülen yöntem metot) Gökten belli bir ayarda su indiriyoruz , onu Arzda yerleştiriyoruz / iskân ediyoruz , onun gitmesine de / giderilmesine de muktediriz, onunla hurma ve üzüm bahçeleri inşa ediyoruz, sizin için o bahçelerde çok meyveler var ve o meyvelerden yiyorsunuz, Tur-u Sina’da ki çıkan ağaçtan yağ elde edilir ve yiyenlere bir katık olur , hayvanlarda da sizin için dersler / ibretler vardır, karınlarındakinden size içiririz, o hayvanlarda, sizin için çok faydalar vardır, onlardan yersiniz, Onların üzerinde ve gemilerde taşınıyorsunuz.
Andolsun, biz sizin üzerinizde yedi yol yarattık. Biz yarattıklarımızdan gâfil değiliz.
Üstünüzde de yedi tabaka (yedi gök) yarattık. Biz yaratmadan gafil değiliz.
Şurası kesin ki üstünüzde yedi yol yarattık dipnot 1 . Biz yarattıklarımızdan habersiz değiliz dipnot 2 .
Sizin üstünüzde yedi yol yaratmışızdır dipnot 1 . Biz yarattıklarımızdan habersiz değiliz.
Sizin üzerinizde yedi kat yaratmışızdır. Yarattıklarımızdan gafil de değiliz.
Sizin üzerinizde yedi kat yaratmışızdır. Yarattıklarımızdan gafil de değiliz.
Yemin olsun, biz sizin üstünüzde yedi yol yarattık! Ve biz yaratılıştan/yaratılmışlardan gafil de değiliz.
Mü'minûn suresi, 18. ayet. وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءًۢ بِقَدَرٍ فَأَسْكَنَّٰهُ فِى ٱلْأَرْضِ وَإِنَّا عَلَىٰ ذَهَابٍۭ بِهِۦ لَقَٰدِرُونَ
Biz, gökten belli bir ölçüde su indirdik de (faydalanmanız için) onu yeryüzünde tuttuk. Bizim onu tamamen gidermeye de muhakkak gücümüz yeter.
Gökten bir ölçüyle su indirip onu yerde durdurmaktayız. Şüphesiz ki onu gidermeye de gücümüz yeter.
Ve gökten suyu bir yasaya bağlı olarak Biz indirtmekteyiz; ve yeryüzünde onu tutmaktayız; şu da var ki Biz, onu gidermeye elbette kadiriz.
Ve Biz suyu gökten (belirlediğimiz) bir ölçüye göre indiriyor, sonra da onu yeryüzünde tutuyoruz; ama, hiç şüphesiz, bu (nimeti) geri almaya da kadiriz!
Semadan belli bir ölçü ile su inzal ettik de onu arzda durdurduk (arza - bedene onunla hayat verdik). . . Doğrusu onu gidermeye de elbette Kaadirleriz.
Biz gökten belli bir miktarda su indirdik ve onu yeryüzünde yerleştirdik; şüphesiz biz onu (kurutup) giderme gücüne de sahibiz.
Gökten uygun bir ölçüde bir su indirdik ve onu yerde tuttuk. Biz onu gidermeye de elbet kâdiriz.
Gökten bir ölçüye göre su indirerek yeryüzünde tuttuk. Kuşkusuz, Bizim, onu geri alacak gücümüz de vardır.
Gökten uygun bir ölçüde yağmur indirip onu yeryüzünde durdurduk. Bizim onu gidermeye de elbet gücümüz yeter.
Gökten belli bir oranda su indirdik ve onu toprakta depoladık. Kuşkusuz onu gidermeye de gücümüz yeter.
Gökten belli bir oranda su indirdik ve onu toprakta depoladık. Kuşkusuz onu gidermeye de gücümüz yeter.
Gökten bir ölçü ile bir su indirdik ve onun yerde durmasını sağladık. Oysa Biz, onu giderme gücüne de sahibiz.
Ve Semadan bir kader ile bir su indirdik de onu yerde iskan eyledik, halbuki biz onu giderivermeğe de şübhesiz kadiriz
Gökten kararınca su indirdik. Ve onu yeryüzünde yerleştirdik. dipnot 1 Kuşkusuz Biz, onu gidermeye de gücü yetenleriz.
Gökten kararınca su indirdik. Ve onu yeryüzünde yerleştirdik. dipnot 1 Kuşkusuz Biz, onu gidermeye de gücü yetenleriz.
Gökten kararınca su indirdik. Ve onu yeryüzünde yerleştirdik. dipnot 1 Kuşkusuz Biz, onu gidermeye de gücü yetenleriz.
Biz gökten belli bir miktarda su indirdik ve onu yeryüzünde yerleştirdik; şüphesiz biz onu (kurutup) giderme gücüne de sahibiz.
Gökden de yetecek kadar su indirdik de onu yerde iskan etdik. Hiç şübhesiz ki biz onu gidermiye de kaadiriz.
Gökten belli bir miktarda su indirdik ve onu yerde durdurduk. Şüphesiz Biz; onu gidermeye de kadiriz.
(17-22) Kesin olan şu ki biz üzerinizde / fevkiniz de yedi adet yol / tarik yarattık , b izim yaratmak dikkatimizden kaçmaz / yaratmaktan gafil değiliz. (Tarik fiziki yol; sübülen yöntem metot) Gökten belli bir ayarda su indiriyoruz , onu Arzda yerleştiriyoruz / iskân ediyoruz , onun gitmesine de / giderilmesine de muktediriz, onunla hurma ve üzüm bahçeleri inşa ediyoruz, sizin için o bahçelerde çok meyveler var ve o meyvelerden yiyorsunuz, Tur-u Sina’da ki çıkan ağaçtan yağ elde edilir ve yiyenlere bir katık olur , hayvanlarda da sizin için dersler / ibretler vardır, karınlarındakinden size içiririz, o hayvanlarda, sizin için çok faydalar vardır, onlardan yersiniz, Onların üzerinde ve gemilerde taşınıyorsunuz.
Biz, gökten belli bir ölçüde su indirdik de (faydalanmanız için) onu yeryüzünde tuttuk. Bizim onu tamamen gidermeye de muhakkak gücümüz yeter.
Gökten belli ölçü ve miktarda su indirip onu yerde durdurduk. Biz onu (indirmeğe kadir olduğumuz gibi) gidermeğe de kadiriz.
Gökten belli ölçüde su indirip yerin içine depolarız dipnot 1 . Biz onu yürütmenin ölçüsünü de elbette koymuşuzdur dipnot 2 .
Gökten belli ölçüde su indirdik ve yerin içine yerleştirdik. O suyu yürütmenin ölçüsünü de koyduk.
Gökten belli bir ölçüde su indirdik. Onu yeryüzünde tuttuk. Onu gidermeye de elbette gücümüz yeter.
Gökten belli bir ölçüye göre su indirdik. Onu yeryüzünde tuttuk. Onu gidermeye de elbette gücümüz yeter.
Gökten bir kaderle/belli ölçüde bir su indirdik de onu yeryüzünde durdurduk. Elbette ki biz, onu gidermeye de gücü yetenleriz!
Mü'minûn suresi, 19. ayet. فَأَنشَأْنَا لَكُم بِهِۦ جَنَّٰتٍ مِّن نَّخِيلٍ وَأَعْنَٰبٍ لَّكُمْ فِيهَا فَوَٰكِهُ كَثِيرَةٌ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَ
Onunla sizin için hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. Bu bağ ve bahçelerde sizin için pek çok meyveler vardır ve siz onlardan yiyorsunuz.
Böylece o (su)yun sayesinde sizin yararınıza hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. Bunlarda sizin için pek çok meyveler vardır; onlardan yiyorsunuz.
Ve nihayet onunla sizin için hurma bahçeleri ve üzüm bağları yeşertmekteyiz; orada sizin için bir çok meyve bulunmakta ve onunla beslenmektesiniz.
Ve onunla sizin için, içinde yediğiniz pek çok meyvenin bulunduğu hurma ve üzüm bahçeleri meydana getiriyoruz;
Onunla sizin için hurma ağaçlarından ve üzümlerden bahçeler (cennetler - şuur boyutunun yaşanası güzellikleri) inşa ettik. . . Onlarda sizin için birçok meyveler (marifetler, kemalatlar) vardır ve onlardan yiyorsunuz da.
Böylelikle, bununla size hurmalıklardan, üzümlüklerden bahçeler, bağlar geliştirdik, içlerinde çok sayıda yemişler vardır; sizler onlardan yemektesiniz.
Böylece onun (yağmurun) sayesinde sizin yararınıza hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. Bunlarda sizin için birçok meyveler vardır ve siz onlardan yersiniz.
Böylece, yediğiniz birçok meyvenin içinde olduğu hurma ve üzüm bahçelerini sizin için oluşturduk.
Böylece, yağmur suyunun sayesinde sizin yararınıza hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. Bunlarda sizin için birçok meyve vardır ve siz onlardan yersiniz.
Onunla, sizin için birçok meyveler içeren hurma ve üzüm bahçeleri yaptık; onlardan yiyip duruyorsunuz.
Onunla, sizin için bir çok meyvelar içeren hurma ve üzüm bahçeleri yaptık; onlardan yiyip duruyorsunuz.
Öyle iken durdurduk da onunla sizin için hurma bahçeleri üzüm bağları yaptık; sizin için içlerinde bir çok meyveler vardır, onlardan yer ve geçinirsiniz.
Öyle iken durdurduk da onunla sizin için hurmalıklar, üzümlükler kabilinden bağlar, bağçeler yaptık ki içlerinde sizin için bir çok yemişler var onlardan yer ve geçinirsiniz
Böylece onunla, sizin için hurma ve üzüm cennetleri dipnot 1 meydana getirdik. Keza, oralarda yemekte olduğunuz pek çok meyve çeşitleri vardır.
Böylece onunla, sizin için hurma ve üzüm cennetleri dipnot 1 meydana getirdik. Keza, oralarda yemekte olduğunuz pek çok meyve çeşitleri vardır.
Böylece onunla, sizin için hurma ve üzüm cennetleri dipnot 1 meydana getirdik. Keza, oralarda yemekte olduğunuz pek çok meyve çeşitleri vardır.
Böylelikle bununla size hurmalıklardan, üzümlüklerden bahçeler, bağlar getiştirdik, içlerinde çok sayıda yemişler vardır; sizler onlardan yemektesiniz.
İşte bununla sizin için hurmalıklardan, üzümlüklerden nice bağçeler, bağlar yapdık ki içlerinde sizin için bir çok yemişler vardır, onlardan yersiniz de.
Onunla sizin için hurmalıklardan, üzümlüklerden nice bağlar ve bahçeler yaptık ki içlerinde sizin için bir çok yemişler vardır. Onlardan yersiniz
(17-22) Kesin olan şu ki biz üzerinizde / fevkiniz de yedi adet yol / tarik yarattık , b izim yaratmak dikkatimizden kaçmaz / yaratmaktan gafil değiliz. (Tarik fiziki yol; sübülen yöntem metot) Gökten belli bir ayarda su indiriyoruz , onu Arzda yerleştiriyoruz / iskân ediyoruz , onun gitmesine de / giderilmesine de muktediriz, onunla hurma ve üzüm bahçeleri inşa ediyoruz, sizin için o bahçelerde çok meyveler var ve o meyvelerden yiyorsunuz, Tur-u Sina’da ki çıkan ağaçtan yağ elde edilir ve yiyenlere bir katık olur , hayvanlarda da sizin için dersler / ibretler vardır, karınlarındakinden size içiririz, o hayvanlarda, sizin için çok faydalar vardır, onlardan yersiniz, Onların üzerinde ve gemilerde taşınıyorsunuz.
O suyla, sizin için hurma ve üzüm bağları yetiştirdik ki, oralarda sizin için birçok meyveler vardır. Siz de onlardan yersiniz.
Onunla size, içlerinde sizin için birçok meyvalar bulunan hurma ve üzüm bahçeleri yetiştirdik, onlardan yiyorsunuz.
Onunla sizin için hurma ve üzüm bahçeleri oluşturup geliştiririz. Orada sizin için çok miktarda meyveler de olur. Onlardan yersiniz dipnot 1 .
Sonra o suyla sizin için hurma bahçeleri ve üzüm bağları oluşturduk; sizin için orada çok sayıda meyveler de vardır; onlardan da yersiniz.
O suyla, sizin için hurma ve üzüm bağları yetiştirdik ki, oralarda sizin için birçok meyveler vardır. Siz de onlardan yersiniz.
O suyla, sizin için hurma ve üzüm bağları yetiştirdik ki oralarda sizin için birçok meyveler vardır. Siz de onlardan yersiniz.
Onunla size hurmalardan ve üzümlerden bahçeler yetiştirdik, onlarda sizin için birçok meyveler vardır; onlardan yiyorsunuz.
Mü'minûn suresi, 20. ayet. وَشَجَرَةً تَخْرُجُ مِن طُورِ سَيْنَآءَ تَنۢبُتُ بِٱلدُّهْنِ وَصِبْغٍ لِّلْـَٔاكِلِينَ
Yine o su ile Sina dağında biten bir ağaç (zeytin ağacı) yarattık ki hem yağ, hem de yiyenlere katık verir.
Sînâ Dağı (çevresi)nde yetişen bir ağaç daha (yarattık ki) bu ağaç hem yağ hem de yiyenler(in ekmeğin)e katık edecekleri (zeytini) verir. dipnot 1
Yine Sina Dağı (havalisinde) yetişen, ürünü sayesinde yağ elde edilen ve yiyenler için hoş bir katık sağlayan (zeytin) ağacından da...
ve (yine onunla sizin için) Tur-i Sina (çevresindeki topraklar)da yetişen, ürününden yağ elde edilen ve yiyenlere hoş kokulu, lezzetli bir katık sağlayan ağacı (çıkarıyoruz).
Ve (yine o su ile) Tur-i Sina'dan (Musa'ın Rabbiyle buluştuğu mahal) çıkan, yağ veren ve yiyenler için bir katık olan (zeytin) ağaç. (İncirin, teklikteki çokluk sembolüne karşı zeytin de direkt teklik sembolü olarak değerlendirilir, tasavvuf düşüncesinde. )
Ve (daha çok) Tur-i Sina'da çıkan bir ağaç (türü de yarattık); o yağlı ve yiyenlere bir katık olarak bitmekte (ürün vermekte)dir.
Tûri Sînâ'da da yetişen bir ağaç daha meydana getirdik ki, bu ağaç hem yağ hem de yiyenlerin ekmeğine katık edecekleri (zeytin) verir.
Ve Sina Dağı'nda yetişen, yağ çıkaran ve yiyenlere katık olan bir ağaç.
Tur-i Sina'da da bir ağaç daha meydana getirdik ki, bu ağaç hem yağ, hem de yiyenlerin ekmeğine katık edecekleri zeytin verir.
Sina Dağı civarında yetişen ve yiyenler için yağ ve lezzet üreten bir ağaç...
Sina Dağı civarında yetişen ve yiyenler için yağ ve lezzet üreten bir ağaç...
Bir de Tur-i Sina'da yetişen bir ağaç ki, hem yağ hem de yiyenlere bir katık ile biter.
Ve bir ağaç ki Tur-i Siyna'dan çıkar, yağ ve yiyenlere bir katıkla biter
Tur-i Seynae'da, dipnot 1 yağ elde edilen ve aynı zamanda katık olarak yenen ağaç dipnot 2 yetiştirdik.
Tur-i Sina'da dipnot 1 , yağ elde edilen ve aynı zamanda katık olarak yenen ağaç dipnot 2 yetiştirdik.
Tur-i Sina'da dipnot 1 , yağ elde edilen ve aynı zamanda katık olarak yenen ağaç dipnot 2 yetiştirdik.
Ve (daha çok) Tur-i Sina'da çıkan bir ağaç (türü de yarattık); o yağlı ve yiyenlere bir katık olarak bitmekte (ürün vermekte)dir.
(Sizin için) Tuur-i sina'dan çıkan bir ağaç da (yaratdık) ki o (yerden) yağıyle ve yiyen kimselere bir katıkla beraber biter.
Tur-u Sina'da yetişen, yiyenlere yağ ve katık veren bir ağaç da var ettik
(17-22) Kesin olan şu ki biz üzerinizde / fevkiniz de yedi adet yol / tarik yarattık , b izim yaratmak dikkatimizden kaçmaz / yaratmaktan gafil değiliz. (Tarik fiziki yol; sübülen yöntem metot) Gökten belli bir ayarda su indiriyoruz , onu Arzda yerleştiriyoruz / iskân ediyoruz , onun gitmesine de / giderilmesine de muktediriz, onunla hurma ve üzüm bahçeleri inşa ediyoruz, sizin için o bahçelerde çok meyveler var ve o meyvelerden yiyorsunuz, Tur-u Sina’da ki çıkan ağaçtan yağ elde edilir ve yiyenlere bir katık olur , hayvanlarda da sizin için dersler / ibretler vardır, karınlarındakinden size içiririz, o hayvanlarda, sizin için çok faydalar vardır, onlardan yersiniz, Onların üzerinde ve gemilerde taşınıyorsunuz.
Tûri Sînâ'da da yetişen bir ağaç daha meydana getirdik ki, bu ağaç hem yağ hem de yiyenlerin ekmeğine katık edecekleri (zeytin) verir.
Yine onunla Tur-i Sina'dan çıkan, (meyvası) yağlı olarak biten, yiyenlerin (yağına ekmeklerini) batıracakları bir (zeytin) ağac(ı) yetiştirdik.
Sina'daki Tur Dağı'ndan dipnot 1 çıkan, yağ ve yiyenler için boya (yemeği ve vücudu güzelleştirici şey) üreten bir ağaç da yetiştiririz dipnot 2 .
Sina Dağı'ndan çıkan bir ağaç da yetiştirdik; yağlı meyve bitirir, yiyenler için katıktır.
Tur-i Sina'da, yiyenlere yağ ve katık olarak yetişen bir ağaç da (o su ile var ettik).
Sina Dağı'nda da yetişen, yiyenlere yağ ve katık veren bir ağaç da (o su ile yetişir).
Ve bir ağaç da yetiştirdik ki, Tur-i Sina'dan çıkar, yağlı olarak biter; yiyenlere katıktır.
Mü'minûn suresi, 21. ayet. وَإِنَّ لَكُمْ فِى ٱلْأَنْعَٰمِ لَعِبْرَةً نُّسْقِيكُم مِّمَّا فِى بُطُونِهَا وَلَكُمْ فِيهَا مَنَٰفِعُ كَثِيرَةٌ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَ
Hayvanlarda sizin için elbette bir ibret vardır. Onların içlerindeki sütten size içiririz. Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır ve onlardan yersiniz de.
Şüphesiz ki hayvanlarda da sizin için ibret vardır. dipnot 1 Onların karınlarındakinden (sütlerinden) size içiriyoruz. Onlarda sizin için yararlar vardır; etlerinden de yiyorsunuz. dipnot 2
Yine, evcil hayvanlarda da sizin için elbet bir ibret vardır: onların karınlarında bulunan sütten size içiriyoruz; ve sizin için onlarda bir çok yarar bulunuyor; üstelik onlar sayesinde besleniyorsunuz.
Ve evcil hayvanlarda (da) sizin için, şüphesiz, çıkarılacak bir ders vardır: onların karınlarındaki (süt)ten size içiriyoruz; onlardan, başka pek çok bakımlardan yararlanıyorsunuz: (sözgelimi,) onların etiyle besleniyorsunuz,
En'amda (kurban olabilecek çiftlik hayvanları; bedendeki o tür kuvveler) da sizin için elbette bir ibret vardır. . . Onların karınlarında olanlardan sizi besleriz. . . Onlarda sizin için pek çok menfaatlar vardır ve onlardan yersiniz de.
Gerçekten hayvanlarda da sizin için bir ders (ibret) vardır; karınlarının içinde olanlardan size içirmekteyiz ve onlarda sizin için daha birçok yararlar var. Sizler onlardan yemektesiniz.
Hayvanlarda sizin için elbette ibretler vardır. Karınlarındaki sütten size içiriyoruz. Onlarda sizin için pek çok fayda vardır ve onlardan yiyip duruyorsunuz.
Aslında, hayvanlarda da sizin için bir ders vardır. Karınlarının içindekilerinden size içiriyoruz. Onlarda, sizin için daha birçok yararlar vardır; ayrıca onlardan yersiniz.
Hayvanlarda da alınacakdersler vardır. Onların karınlarında oluşandan size içiririz. Onlarda sizin için birçok fayda daha vardır. Etlerinden de yersiniz.
Çiftlik hayvanlarında sizin için bir ders vardır. Karınlarındaki maddeden sizi içiriyoruz, onlarda sizin için birçok yararlar mevcuttur; hatta onlardan yiyorsunuz.
Çiftlik hayvanlarında sizin için bir ders vardır. Karınlarındaki maddeden sizi içiriyoruz, onlarda sizin için bir çok yararlar mevcuttur; hatta onlardan yiyorsunuz.
Hayvanlarda da sizin için gerçekten bir ibret vardır. Onların karınlarındakilerden size içiriyoruz ve sizin için onlarda hem birçok yararlar vardır, hem de etlerinden yersiniz.
En'amda da sizin için cidden bir ıbret vardır, karınlarındakinden sizi iska ediyoruz sizin için de onlarda hem bir çok menafi' vardır, hem de onlardan yersiniz
Hayvanlardan da sizin için alınacak dersler vardır. Onların karınlarındaki şeyden size içiriyoruz. Ve onlarda sizin için pek çok yararlar vardır. Ve onlardan yersiniz.
Hayvanlardan da sizin için alınacak dersler vardır. Onların karınlarındaki şeyden size içiriyoruz. Ve onlarda sizin için pek çok yararlar vardır. Ve onlardan yersiniz.
Hayvanlardan da sizin için alınacak dersler vardır. Onların karınlarındaki şeyden size içiriyoruz. Ve onlarda sizin için pek çok yararlar vardır. Ve onlardan yersiniz.
Gerçekten hayvanlarda da sizin için bir ders (ibret) vardır; karınlarının içinde olanlardan size içirmekteyiz ve onlarda sizin için daha birçok yararlar var. Sizler onlardan yemektesiniz.
Davarlarda da sizin için elbette bir ibret vardır. Karınlarının içinde bulunanlardan size içiririz. Onlarda size daha bir çok faideler vardır. Onlardan yersiniz de.
Davarlarda da sizin için elbette bir ibret vardır. Onların karınlarındakinden size içiririz. Sizin için onlarda daha bir çok faydalar vardır. Ve onlardan yersiniz de.
(17-22) Kesin olan şu ki biz üzerinizde / fevkiniz de yedi adet yol / tarik yarattık , b izim yaratmak dikkatimizden kaçmaz / yaratmaktan gafil değiliz. (Tarik fiziki yol; sübülen yöntem metot) Gökten belli bir ayarda su indiriyoruz , onu Arzda yerleştiriyoruz / iskân ediyoruz , onun gitmesine de / giderilmesine de muktediriz, onunla hurma ve üzüm bahçeleri inşa ediyoruz, sizin için o bahçelerde çok meyveler var ve o meyvelerden yiyorsunuz, Tur-u Sina’da ki çıkan ağaçtan yağ elde edilir ve yiyenlere bir katık olur , hayvanlarda da sizin için dersler / ibretler vardır, karınlarındakinden size içiririz, o hayvanlarda, sizin için çok faydalar vardır, onlardan yersiniz, Onların üzerinde ve gemilerde taşınıyorsunuz.
Şüphesiz hayvanlarda da sizin için ibret vardır. Onların karınlarında olanlardan size içiririz. Onlarda sizin için çok yararlar vardır ve onlardan yersiniz.
Hayvanlarda da sizin için ibret vardır: Karınlarının içindekinden size içiriyoruz. Onlarda sizin için daha birçok faydalar var, aynı zamanda onlardan yersiniz.
En'amda /koyun, keçi, sığır ve devede dipnot 1 sizin için kesinlikle alınacak dersler vardır. İçlerinde olandan (sütlerinden) size içiririz. Onlarda sizin için birçok yarar vardır. Bir de onlardan yersiniz dipnot 2 .
En'amda (koyun, keçi, sığır ve devede) sizin için ders vardır. İçlerinde olandan size içiririz. Onlarda sizin için birçok yararlar vardır. Bir de onları yersiniz.
Davarlarda da sizin için bir ibret vardır. Karınlarında olandan (sütten) size içiriyoruz, onlarda daha birçok faydalar vardır. Onların etlerini de yiyorsunuz.
Davarlarda da sizin için bir ibret vardır. Karınlarında olandan size içiriyoruz, onlarda daha birçok faydalar vardır. Onların etlerini de yiyorsunuz.
Davarlarda da sizin için elbette bir ibret vardır! Onların karınlarındakilerden size içiriyoruz. Onlarda sizin için birçok yarar var. Onlardan yiyorsunuz da.
Mü'minûn suresi, 22. ayet. وَعَلَيْهَا وَعَلَى ٱلْفُلْكِ تُحْمَلُونَ
Onların üzerinde ve gemilerde taşınırsınız.
O (hayvan)ların ve gemilerin üzerinde taşınıyorsunuz.
Onlara (karada), tıpkı (denizdeki) gemilere (olduğu gibi) yük taşıtırsınız.
onlarla -(deniz üzerinde) gemiler(le taşındığınız) gibi- taşınıyorsunuz.
Onların (hayvanların) üzerinde ve gemilerin üzerinde yüklenilip taşınıyorsunuz.
Onların üzerinde ve gemilerde taşınmaktasınız.
Onların üzerinde ve gemilerde taşınırsınız.
Onların üzerinde ve gemilerin üzerinde taşınırsınız.
Onların üzerinde ve gemilerde taşınırsınız.
Onların üzerinde ve gemiler üzerinde taşınıyorsunuz.
Onların üzerinde ve gemiler üzerinde taşınıyorsunuz.
Ayrıca hem onlara, hem de gemiye yüklenip taşınırsınız.
Hem onlara ve hem gemiye yüklenirsiniz
Onları ve gemileri taşıma aracı olarak kullanırsınız.
Onları ve gemileri taşıma aracı olarak kullanırsınız.
Onları ve gemileri taşıma aracı olarak kullanırsınız.
Onların üzerinde ve gemilerde taşınmaktasınız.
Hem onların üzerine, hem gemilerin üstüne yükledilirsiniz.
Hem onların üzerinde, hem de gemilerin üstünde taşınırsınız.
(17-22) Kesin olan şu ki biz üzerinizde / fevkiniz de yedi adet yol / tarik yarattık , b izim yaratmak dikkatimizden kaçmaz / yaratmaktan gafil değiliz. (Tarik fiziki yol; sübülen yöntem metot) Gökten belli bir ayarda su indiriyoruz , onu Arzda yerleştiriyoruz / iskân ediyoruz , onun gitmesine de / giderilmesine de muktediriz, onunla hurma ve üzüm bahçeleri inşa ediyoruz, sizin için o bahçelerde çok meyveler var ve o meyvelerden yiyorsunuz, Tur-u Sina’da ki çıkan ağaçtan yağ elde edilir ve yiyenlere bir katık olur , hayvanlarda da sizin için dersler / ibretler vardır, karınlarındakinden size içiririz, o hayvanlarda, sizin için çok faydalar vardır, onlardan yersiniz, Onların üzerinde ve gemilerde taşınıyorsunuz.
Bir de hem onların üzerinde, hem gemilerin üzerinde taşınıyorsunuz.
O (hayva)nların üzerinde ve gemiler üzerinde taşınırsınız.
Hem onların üzerinde hem de gemilerde taşınırsınız.
Hem onlara, hem de gemilere bindirilirsiniz.
Onların üzerinde ve gemilerde taşınıyorsunuz.
Onların üzerinde ve gemilerde taşınıyorsunuz.
Hem onlar üzerinde hem de gemiler üzerinde taşınıyorsunuz.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.