Diyanet İşleri
Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere, geldiğinizi hissettirip (izin alıp) ev sahiplerine selam vermeden girmeyin. Bu davranış sizin için daha hayırlıdır. Düşünüp anlayasınız diye size böyle öğüt veriliyor.
Nûr suresi · 27–34. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Nûr suresi, 27. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَدْخُلُوا۟ بُيُوتًا غَيْرَ بُيُوتِكُمْ حَتَّىٰ تَسْتَأْنِسُوا۟ وَتُسَلِّمُوا۟ عَلَىٰٓ أَهْلِهَا ذَٰلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ
Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere, geldiğinizi hissettirip (izin alıp) ev sahiplerine selam vermeden girmeyin. Bu davranış sizin için daha hayırlıdır. Düşünüp anlayasınız diye size böyle öğüt veriliyor.
Ey iman edenler! (Geldiğinizi) farkettirip ev halkına selam verinceye (onlar selamınızı alıncaya) kadar kendi evinizden başka evlere girmeyin! Bu (davranış), sizin için hayırlı olandır; umulur ki (gerceği) hatırlarsınız. dipnot 1
Siz ey iman edenler! Kendinize ait olmayan evlere, sahiplerinden izin almadan ve selam vermeden girmeyiniz: düşünecek olursanız, sizin yararınıza olan da budur.
Siz ey imana erişenler! Kendi evlerinizden başka evlere sakinlerinden izin almadan, onlara selam vermeden girmeyin. Eğer (karşılıklı haklarınızı) dikkate alacak olursanız bu (öğüt) sizin kendi iyiliğiniz içindir.
Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere izinlerini almadan ve o hane halkına selam vermeden girmeyin! Bu sizin için daha hayırlıdır; umulur ki bunun anlamını düşünürsünüz.
Ey iman edenler, evlerinizden başka evlere, yakınlık kurup (izin almadan) ve (ev halkına) selam vermeden girmeyin. Bu sizin için daha hayırlıdır; umulur ki öğüt alıp düşünürsünüz.
Ey iman edenler! Evlerinizden başka evlere izin almadan ve ev halkına selâm vermeden girmeyin. Eğer düşünecek olursanız, bu sizin için daha hayırlıdır.
Ey inanca çağırılanlar! İzin almadan ve selam vermeden, evlerinizden başka evlere girmeyin. İşte, sizin için böylesi daha iyidir; böylece, belki öğüt alırsınız. dipnot 283
Yeni Ahit · Luka 10:5
Hangi eve girerseniz, önce, ‹Bu eve esenlik olsun!› deyin. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere,sahiplerinden izin almadan ve onlara selam vermeden girmeyiniz. Bu, sizin için daha iyidir, her halde bunu düşünüp anlarsınız.
Ey iman edenler, evlerinizden başka evlere, izin almadan, halkına selam vermeden girmeyiniz. Düşünürseniz bunun sizin için daha iyi olduğunu görürsünüz.
Ey inananlar, evlerinizden başka evlere, izin almadan, halkına selam vermeden girmeyiniz. Düşünürseniz bunun sizin için daha iyi olduğunu görürsünüz.
Ey iman edenler, kendi odalarınızda (evlerinizden) başka evlere, sahiplerinden izin almadan ve onlara selam vermeden girmeyin! Bu, sizin için daha hayırlıdır. Ola ki, düşünürsünüz.
Ey o bütün iyman edenler! kendi odalarınızın gayrı odalara sahiblerine istinas edip selam vermeden girmeyiniz, bu sizin için hayırlıdır, gerek ki düşünürsünüz
Ey İman Edenler! Kendi evinizden başka evlere, sahiplerinin sizi istekle karşılayacaklarından emin olmadan ve selam vermeden dipnot 1 girmeyin. Bu sizin için daha hayırlıdır. Umulur ki öğüt alırsınız.
Ey iman edenler! Kendi evinizden başka evlere, sahiplerinin sizi istekle karşılayacaklarından emin olmadan ve selam vermeden dipnot 1 girmeyin. Bu sizin için daha hayırlıdır. Umulur ki öğüt alırsınız.
Ey iman edenler! Kendi evinizden başka evlere, sahiplerinin sizi istekle karşılayacaklarından dipnot 1 emin olmadan ve selam vermeden dipnot 2 girmeyin. Bu sizin için daha hayırlıdır. Umulur ki öğüt alırsınız.
Ey inananlar, evlerinizden başka evlere yakınlık kurup (izin almadan) ve (ev) ehline (halkına) selam vermeden girmeyin. Bu sizin için daha hayırlıdır; umulur ki öğüt alıp düşünürsünüz.
Ey iman edenler, kendi (ev ve) odalarınızdan başka (evlere ve) odalara saahibleriyle alışkanlık peyda etmeden ve selam da vermeden girmeyin. Bu, sizin için daha hayırlıdır. Olur ki iyice düşünür (hikmetini idrak eder) siniz.
Ey iman edenler; evlerinizden başka evlere, sahibleriyle alışkanlık kurup selam vermeden girmeyin. Bu, sizin için daha hayırlıdır. Olur ki iyice düşünürsünüz.
(27-29) Ey iman edenler, sizin evinizin dışındaki diğer evlere tanışıp kaynaşmadan / ünsiyet oluşmadan ve ev halkına da selam (bana güvenebilirsiniz mesajı) vermeden girmeyin, iş te bu sizin için iyidir, böylelikle belki hatırlayıp anarsınız, eğer ki evde bir kimseyi bulamadınızsa, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin , eğer ki size geri dönün (gelmeyin) denilirse de hemen geri dönün bu sizi daha temize çıkarır , Allah yap tıklarınızı bilendir. İçinde eşyanız / metanız olan / faydalandığınız iskân dışı / oturulm ayan evlere girmeniz size günah değildir. Allah neyi açığa vurduğunuzu, neyi sakladığınızı bilir.
Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere izin almadan ve ev halkına selâm vermeden girmeyin. Eğer düşünecek olursanız, bu sizin için daha hayırlıdır.
Ey inananlar, kendi evlerinizden başka evlere, izin alıp halkına selam vermeden girmeyin. Herhalde bunun, sizin için daha iyi olduğunu düşünüp anlarsınız.
Ey inanıp güvenenler! Kendi evlerinizden başka evlere, kendinizi tanıtıp izin almadan ve içindekilere selam vermeden girmeyin! Sizin için iyi olan budur. Umulur ki bu bilgileri kullanırsınız dipnot 1 .
Müminler! Kendi evlerinizden başka evlere, kendinizi tanıtıp izin almadan ve orada olanlara selam vermeden girmeyin. Bilgilerinizi kullanırsanız sizin için iyi olan budur.
Ey iman edenler! Evlerinizden başka evlere izin almadan ve ev halkına selam vermeden girmeyin. Eğer düşünecek olursanız bu sizin için daha hayırlıdır.
-Ey iman edenler! Evlerinizden başka evlere izin almadan ve ev halkına selam vermeden girmeyin. Eğer düşünecek olursanız bu sizin için daha hayırlıdır.
Ey iman edenler! Kendi evleriniz dışındaki evlere, sahipleriyle kaynaşıp izin almadan, bir de ev sakinlerine selam vermeden girmeyin. Düşünüp taşınmanızı sağlamada bu sizin için daha hayırlıdır.
Nûr suresi, 28. ayet. فَإِن لَّمْ تَجِدُوا۟ فِيهَآ أَحَدًا فَلَا تَدْخُلُوهَا حَتَّىٰ يُؤْذَنَ لَكُمْ وَإِن قِيلَ لَكُمُ ٱرْجِعُوا۟ فَٱرْجِعُوا۟ هُوَ أَزْكَىٰ لَكُمْ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ عَلِيمٌ
Eğer evde kimseyi bulamazsanız, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Eğer size, "Geri dönün" denirse, hemen dönün. Çünkü bu, sizin için daha nezih bir davranıştır. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla bilendir.
Orada hiçbir kimse bulamazsanız, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin! Size "Geri dönün!" denirse hemen dönün! (Çünkü) bu, sizin için daha uygundur. Allah yapmakta olduğunuz her şeyi bilendir.
Buna rağmen eğer orada kimseyi bulamazsanız, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin; dahası eğer size "dönün" denilirse, siz de hemen dönün; bu davranış sizin için daha nezihtir: zira Allah yaptığınız her şeyi bilmektedir.
Öyleyse, (evde) kimseyi bulamadığınız takdirde, size izin verilinceye kadar içeri girmeyin ve size "dönün" denirse dönün. Bu sizin (töhmet altına girmemeniz) için en uygun davranış tarzıdır; çünkü, Allah edip eylediğiniz her şeyi bilir.
Eğer içeride biri yoksa size izin verilinceye kadar oraya girmeyiniz. . . Eğer size "Geri dön" denilirse, geri dönün. . . Bu sizin için daha temizdir. . . Allah yaptıklarınızı (B sırrınca) Aliym'dir.
Eğer orada kimseyi bulamazsanız, size izin verilinceye kadar artık oraya girmeyin; ve eğer "Dönün" denirse, siz de dönün, bu sizin için daha temizdir. Allah yaptıklarınızı bilendir.
Eğer evde hiç kimseyi bulamazsanız, size izin verilmedikçe içeri girmeyin. Eğer geri dönün denilirse, siz de geri dönün. Bu, sizin için daha temizdir. Allah, sizin yaptıklarınızı hakkıyla bilir.
Orada kimseyi bulamazsanız, size izin verilinceye dek oraya girmeyin. Ve eğer "Geri dönün!" denilirse; dönün. Sizin için, böylesi daha uygundur. Çünkü Allah, yaptıklarınızı Bilendir.
Orada bir kimse bulamadıysanız, size izin verilinceye kadar oraya girmeyiniz. Eğer size, "Geri dönün!" denilirse, hemen dönünüz. Çünkü bu, sizin için daha erdemli bir davranıştır. Allah yaptıklarınızı bilir.
Orada hiç kimseyi bulamazsanız (yetkililer tarafından) izin verilmeden oraya girmeyiniz. Size "Geri dönün" dendiğinde dönüp gidiniz. Bu, sizin için daha temiz bir davranıştır. ALLAH yaptıklarınızı Bilendir.
Orada hiç kimseyi bulamazsanız (yetkililer tarafından) izin verilmeden oraya girmeyiniz. Size 'Geri dönün,' dendiğinde dönüp gidiniz. Bu, sizin için daha temiz bir davranıştır. ALLAH yaptıklarınızı Bilendir.
Eğer orada bir kimse bulamazsanız, size izin verilmedikçe içeri girmeyin ve eğer size "Dönün." denilirse dönün; o sizin için daha temizdir. Allah, bütün yaptıklarınızı bilir.
Bunun üzerine onlarda kimse bulmazsanız size bir izin verilmedikçe içeri girmeyin ve eğer size dönün derlerse dönün, o sizin için daha temizdir ve Allah bütün amellerinize alimdir
Eğer orada kimseyi bulamazsanız, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Eğer geri dönmeniz istenirse hemen geri dönün. Bu sizin için daha nezihtir. dipnot 1 Allah yaptığınız şeyi hangi amaçla yaptığınızdan haberdardır.
Eğer orada kimseyi bulamazsanız, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Eğer geri dönmeniz istenirse hemen geri dönün. Bu sizin için daha nezihtir. dipnot 1 Allah yaptığınız şeyi hangi amaçla yaptığınızdan haberdardır.
Eğer orada kimseyi bulamazsanız, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Eğer geri dönmeniz istenirse hemen geri dönün. Bu sizin için daha nezihtir. dipnot 1 Allah yaptığınız şeyi hangi amaçla yaptığınızdan haberdardır.
Eğer orada kimseyi bulamazsanız, size izin verilinceye kadar artık oraya girmeyin; ve eğer "dönün" denirse, siz de dönün, bu sizin için daha temizdir. Tanrı yaptıklarınızı bilendir.
Eğer orada bir kimse bulmazsanız size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Şayed size "Geri dönün" denilirse dönüb gidin. Bu, sizin için daha temiz (bir hareket) dir. Allah ne yaparsanız hakkıyle bilendir.
Eğer orada kimseyi bulamazsanız; size izin verilinceye kadar içeri girmeyin. Şayet size; dönün, denilirse, dönün. Bu, sizin için daha temizdir. Ve Allah; yaptıklarınızı bilir.
(27-29) Ey iman edenler, sizin evinizin dışındaki diğer evlere tanışıp kaynaşmadan / ünsiyet oluşmadan ve ev halkına da selam (bana güvenebilirsiniz mesajı) vermeden girmeyin, iş te bu sizin için iyidir, böylelikle belki hatırlayıp anarsınız, eğer ki evde bir kimseyi bulamadınızsa, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin , eğer ki size geri dönün (gelmeyin) denilirse de hemen geri dönün bu sizi daha temize çıkarır , Allah yap tıklarınızı bilendir. İçinde eşyanız / metanız olan / faydalandığınız iskân dışı / oturulm ayan evlere girmeniz size günah değildir. Allah neyi açığa vurduğunuzu, neyi sakladığınızı bilir.
Eğer evde kimseyi bulamazsanız, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Eğer size; “Geri dönün!” denirse, hemen dönün. Çünkü bu, sizin için daha nezih bir davranıştır. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla bilendir.
Eğer orada kimseyi bulamazsanız, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Ve eğer size: "Dönün" denirse dönün. Bu, sizin için daha temizdir. Allah yaptıklarınızı bilendir.
Orada kimseyi bulamazsanız, izin verilmedikçe içeri girmeyin! Size "geri dönün!" denirse dönün! Sizin için nezih olan budur. Allah yaptığınız her şeyi bilir.
Orada kimseyi bulamazsanız izin verilinceye kadar içeri girmeyin. Size geri dönün denirse dönün. Sizin için nezih olan budur. Allah ne yaptığınızı bilir.
Eğer orada hiç kimseyi bulamazsanız, size izin verilene kadar oraya girmeyin. Şayet size geri dönün denilirse geri dönün. Bu, sizin için daha temizdir. Allah, yaptıklarınızı çok iyi bilir.
Eğer orada hiç kimseyi bulamazsanız, size izin verilene kadar oraya girmeyin. Şayet size geri dönün denilirse, geri dönün. Bu, sizin için daha temizdir. Allah, yaptıklarınızı bilir.
Eğer orada kimseyi bulamazsanız, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Eğer size "Geri dönün!" denirse, dönün; bu sizin için daha iyi ve temizdir. Allah, yaptıklarınızı çok iyi biliyor.
Nûr suresi, 29. ayet. لَّيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَن تَدْخُلُوا۟ بُيُوتًا غَيْرَ مَسْكُونَةٍ فِيهَا مَتَٰعٌ لَّكُمْ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ مَا تُبْدُونَ وَمَا تَكْتُمُونَ
İçinde size ait bir eşya olan, oturanı bulunmayan evlere girmenizde herhangi bir günah yoktur. Allah, açığa vurduklarınızı da, gizlediklerinizi de bilir.
İçinde kendinize ait eşyanın (ihtiyaçlarınızın) bulunduğu oturulmayan evlere (izinsiz) girmenizde size herhangi bir vebal yoktur. dipnot 1 Allah sizin açığa vurduklarınızı da gizlediklerinizi de bilir. dipnot 2
(Ama) içinde oturulmayan, sizin de yararınıza hizmet veren kamuya açık mekanlara girmenizde bir sakınca yoktur: şu da var ki Allah, açıktan yaptıklarınızı da gizlediklerinizi de bilmektedir.
(Öte yandan,) içinde oturulmayan ama kamusal amaçlarla kullanılan evlere girmenizde bir sakınca yoktur; fakat (yine de aklınızdan çıkarmayın ki,) Allah, açıkça yaptıklarınızı da, gizlediklerinizi de bütünüyle bilmektedir.
İçinde yaşanılmayan ve içlerinde size ait bir eşya bulunan evlere girmenizde bir sakınca yoktur. . . Allah açığa vurduklarınızı da gizlediklerinizi de bilir.
İçinde oturulmayan ve sizin için bir meta (yarar) bulunan evlere girmenizde bir sakınca yoktur. Allah, açığa vurduklarınızı da, sakladıklarınızı da bilir.
İçinde kendinize ait eşyanın bulunduğu oturulmayan evlere girmenizde herhangi bir sakınca yoktur. Allah, sizin açığa vurduklarınızı da, gizlediklerinizi de bilir.
İçinde eşyanız bulunan, ama oturulmayan evlere girmenizde bir sakınca yoktur. Allah, açıkladıklarınızı da gizlediklerinizi de zaten bilir.
İçinde kendinize ait eşyaların bulunduğu, oturulmayan evlere girmenizde herhangi bir sakınca yoktur. Allah, sizin açığa vurduklarınızı da, gizledikleriniz de bilir.
Oturulmayan ve içinde eşyanız bulunan bir eve girmenizde bir sakınca yoktur. ALLAH açığa vurduklarınızı da gizlediklerinizi de bilir.
Oturulmayan ve içinde eşyanız bulunan bir eve girmenizde bir sakınca yoktur. ALLAH açığa vurduklarınızı da gizlediklerinizi de bilir.
Meskun olmayan ve içinde bir yararlanma selahiyetiniz olan odalara (evlere) girmenizde size bir sakınca yoktur. Allah, açıkladıklarınızı da bilir, gizlediklerinizi de.
Meskun olmıyan ve içinde bir intifa' salahiyyetiniz olan odalara girmenizde size bir günah yoktur, neyi açıklar ve neyi saklarsınız Allah bilir
Oturulmayan ama yararlanmak için kullanılan yerlere girmenizde bir sakınca yoktur. Allah, sizin açığa vurduğunuz şeyleri de gizlediğiniz şeyleri de bilir.
Oturulmayan ama yararlanmak için kullanılan yerlere girmenizde bir sakınca yoktur. Allah, sizin açığa vurduğunuz şeyleri de gizlediğiniz şeyleri de bilir.
Oturulmayan ama yararlanmak için kullanılan yerlere girmenizde bir sakınca yoktur. Allah, sizin açığa vurduğunuz şeyleri de gizlediğiniz şeyleri de bilir.
İçinde oturulmayan ve sizin için bir meta (yarar) bulunan evlere girmenizde bir sakınca yoktur. Tanrı, açığa vurduklarınızı da, sakladıklarınızı da bilir.
Meskun olmayan, içerisinde sizin için bir menfaat (ve alaka) bulunan (ev ve) odalara girmenizde size bir vebal yokdur. Açıklayacağınızı da, gizleyeceğinizi de Allah bilir.
İçinde menfaatınız bulunan ve oturulmayan boş evlere girmenizde birvebal yoktur. Ve Allah; açığa vurduğunuzu da, gizlediğinizi de bilir.
(27-29) Ey iman edenler, sizin evinizin dışındaki diğer evlere tanışıp kaynaşmadan / ünsiyet oluşmadan ve ev halkına da selam (bana güvenebilirsiniz mesajı) vermeden girmeyin, iş te bu sizin için iyidir, böylelikle belki hatırlayıp anarsınız, eğer ki evde bir kimseyi bulamadınızsa, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin , eğer ki size geri dönün (gelmeyin) denilirse de hemen geri dönün bu sizi daha temize çıkarır , Allah yap tıklarınızı bilendir. İçinde eşyanız / metanız olan / faydalandığınız iskân dışı / oturulm ayan evlere girmeniz size günah değildir. Allah neyi açığa vurduğunuzu, neyi sakladığınızı bilir.
İçinde kendinize ait eşyanın bulunduğu oturulmayan evlere girmenizde herhangi bir sakınca yoktur. Allah; açığa vurduklarınızı da, gizlediklerinizi de bilir.
Oturulmayan ve içinde eşyanız bulunan evlere (izinsiz) girmenizden dolayı size bir günah yoktur. Allah, açığa vurduğunuzu da, gizlediğinizi de bilir.
Oturanı olmayan ama içinde size ait eşya bulunan mekanlara girmenizde bir günah yoktur. Allah, açığa vurduğunuzu da gizlediğiniz şeyi de bilir.
Oturanı olmayan ama içinde size ait mal bulunan kapalı mekanlara girmenizde bir günah yoktur. Açığa vurduğunuz şeyi de gizlediğiniz şeyi de Allah bilir.
İçinde size ait meta (yarar) bulunan ve oturulmayan evlere (izinsiz) girmenizde size bir günah yoktur. Allah, açığa vurduğunuzu da, gizlediğinizi de bilir.
İçinde eşyanız bulunan ve oturulmayan boş evlere girmenizde size bir günah yoktur. Allah, açığa vurduğunuzu da, gizlediğinizi de bilir.
Oturanı bulunmayan ve içinde size ait eşya olan evlere girmenizde bir sakınca yoktur. Allah, sizin açıkladıklarınızı da sakladıklarınızı da bilir.
Nûr suresi, 30. ayet. قُل لِّلْمُؤْمِنِينَ يَغُضُّوا۟ مِنْ أَبْصَٰرِهِمْ وَيَحْفَظُوا۟ فُرُوجَهُمْ ذَٰلِكَ أَزْكَىٰ لَهُمْ إِنَّ ٱللَّهَ خَبِيرٌۢ بِمَا يَصْنَعُونَ
Mü'min erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Bu davranış onlar için daha nezihtir. Şüphe yok ki, Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır.
Mümin erkeklere söyle: "Gözlerini (harama bakmaktan) kıssınlar ve namuslarını korusunlar!" Bu, kendileri için daha uygundur. dipnot 1 Şüphesiz ki Allah yapmakta olduklarından haberdardır.
Mü'min erkeklere söyle, bakışlarını (yasak) olandan çevirsinler ve iffetlerini korusunlar; tertemiz kalabilmeleri için en uygun davranış şekli budur: unutmasınlar ki Allah, ortaya koydukları her bir şeyden haberdardır.
İnanan erkeklere söyle, gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler ve iffetlerini korusunlar; temiz ve erdemli kalmaları bakımından en uygun davranış tarzı budur. (Ve) Şüphesiz Allah onların (iyi ya da kötü) işledikleri her şeyden haberdardır.
İman edenlere de ki: Nazarlarını sakınsınlar (cinsel arzuyla bakmaktan kaçınsınlar) ve cinsel organlarını korusunlar. . . Bu onlar için daha temizdir. . . Muhakkak ki Allah yapıp işlediklerini (yaratan olarak) Habiyr'dir.
Mü'minlere söyle: "Gözlerini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar ve ırzlarını korusunlar. Bu, onlar için daha temizdir. Gerçekten Allah, yaptıklarından haberdardır.
(Ey Muhammed!) Mü'min erkeklere söyle, gözlerini harama bakmaktan sakınsınlar ve ırzlarını da korusunlar. Çünkü bu, kendileri için daha temiz bir davranıştır. Şüphesiz Allah, onların yapmakta olduklarından hakkıyla haberdardır.
İnanan erkeklere söyle; bakışlarını korusunlar ve eşey organlarını sakınsınlar. Onlar için, böylesi daha uygundur. Kuşkusuz, Allah, yaptıklarından Haberlidir.
Mümin erkeklere, harama bakmamalarını ve iffetlerini korumalarını söyle! Çünkü bu, kendileri için daha güzel bir davranıştır. Şüphesiz Allah, onların yaptıklarından haberdardır.
Gerçeği onaylayanlara, gözlerini sakınmalarını (kadınlara gözünü dikip bakmamalarını) ve iffetlerini korumalarını bildir. Bu, onlar için daha temiz bir davranıştır. Elbette ALLAH yaptıklarından haberdardır. dipnot 1
İnananlara, gözlerini sakınmalarını (kadınlara gözünü dikip bakmamalarını) ve iffetlerini korumalarını bildir. Bu, onlar için daha temiz bir davranıştır. Elbette ALLAH yaptıklarından haberdardır.
Mü'min erkeklere söyle, gözlerini sakınsınlar ve ırzlarını (apışlarını) korusunlar. Bu, onlar için daha temizdir. Muhakkak Allah, bütün yaptıklarından haberdardır.
Mü'min erkeklere söyle: gözlerini sakınsınlar ve ırzlarını (apışlarını) muhafaza etsinler, bu kendileri için daha temizdir, her halde Allah ne yaparlarsa habirdir
Mü'min erkeklere söyle, bakışlarından bir kısmını dipnot 1 sakınsınlar ve ırzlarını dipnot 2 korusunlar. Bu onlar için daha arınmışcadır. Allah, davranışlarından haberdardır.
Mü'min erkeklere söyle, bakışlarından bir kısmını dipnot 1 sakınsınlar ve ırzlarını dipnot 2 korusunlar. Bu onlar için daha arınmış çadır. Allah, davranışlarından haberdardır.
Mü'min erkeklere söyle, bakışlarından bir kısmını dipnot 1 sakınsınlar ve ırzlarını dipnot 2 korusunlar. Bu onlar için daha nezihtir. Allah, davranışlarından haberdardır.
İnançlılara söyle: "Gözlerini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar ve ırzlarını korusunlar. Bu, onlar için daha temizdir. Gerçekten Tanrı, yaptıklarından haberdardır.
Mü'min erkeklere söyle: Gözlerini (harama bakmakdan) sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar. Bu, kendileri için çok temiz (bir hareket) dir. Şübhesiz ki Allah, (kullarının ne) yapacaklarından hakkıyle haberdardır.
Mü'min erkeklere söyle: Gözlerini sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar. Bu, kendileri için daha temizdir. Allah yaptıklarından şüphesiz haberdardır.
(30-31) Mümin erkeklere de ki; bakışlarını alçaltsınlar / indirsinler, namuslarını / iffetlerini korusunlar. Bu onlar için daha arınmış olandır. Allah yaptıklarınızdan / ürettiklerinizden haberi olandır. (Fiil bilinçli bilinçsiz her türlü yapılan, sanea bilinçli üretilen, sanayi) Mümin kadınlara da de ki; (Aynen erkekler gibi) onlar da bakışlarını alçaltsınlar / indirsinler, namuslarını iffetlerini korusunlar, onlardan görünürde / zahirde olanları hariç bedeni ziynetlerini açığa çıkarmasınlar, (el ayak yüz vb. olanlar hariç bedeni cinse özgü ziynetler açığa çıkarılmayacak) Baş örtülerini / humurlarını yakalarına / cuyublarına kadar örtsünler / salsınlar. (Saç, el ayak ve yüz gibi değil baş örtülü) Zinetlerini kocaları, babaları, oğulları, kocalarının oğulları, kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kadınları, cariyeleri / çalıştırdıkları kadınlar, erkeklerden kadın şehveti olmayanlar , çocuklardan kadın avret yerini bilmeyenler hariç açığa çıkarmasınlar , ayaklarını yere, gizli kalan zinetlerinin bilinmesi amaçlı vurmasınlar , ey müminler, topluca Allah’a vazgeçtiğinizi beyan edin / tövbe edin, böylelikle belki kurtuluşa / felaha erersiniz.
Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Bu davranış onlar için daha nezihtir. Şüphe yok ki, Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır.
İnanan erkeklere söyle: "Bazı bakışlarını kıssınlar, ırzlarını korusunlar. Bu, onlar için daha temizdir. Şüphesiz Allah, onların her yaptıklarını haber almaktadır.
Mümin erkeklere söyle, bakışlarında ölçülü olsunlar dipnot 1 ve edep yerlerini korusunlar. Onlar için nezih olan budur. Allah, yapmakta oldukları şeyin iç yüzünü bilir dipnot 2 .
Mümin erkeklere söyle, gözlerini sakınsınlar dipnot 1 ; ferçlerini (kolları ile bacakları arasındaki organlarını) dipnot 2 korusunlar. Onları daha da geliştirecek olan budur. Allah, yaptıkları şeyin iç yüzünü bilir.
Mümin erkeklere söyle, gözlerini (haramdan) çevirsinler, sakınsınlar ve mahrem yerlerini/ırzlarını korusunlar. Bu kendileri için çok temizdir. Allah, yaptıklarınızdan şüphesiz haberdardır.
Mümin erkeklere söyle, gözlerini çevirsinler, sakınsınlar ve mahrem yerlerini korusunlar. Bu kendileri için daha temizdir. Allah, yaptıklarınızdan şüphesiz haberdardır.
Mümin erkeklere söyle: Bakışlarını yere indirsinler. Cinsel organlarını/ırzlarını korusunlar. Bu onlar için daha arındırıcıdır. Kuşkusuz, Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır.
Nûr suresi, 31. ayet. وَقُل لِّلْمُؤْمِنَٰتِ يَغْضُضْنَ مِنْ أَبْصَٰرِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلَىٰ جُيُوبِهِنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا لِبُعُولَتِهِنَّ أَوْ ءَابَآئِهِنَّ أَوْ ءَابَآءِ بُعُولَتِهِنَّ أَوْ أَبْنَآئِهِنَّ أَوْ أَبْنَآءِ بُعُولَتِهِنَّ أَوْ إِخْوَٰنِهِنَّ أَوْ بَنِىٓ إِخْوَٰنِهِنَّ أَوْ بَنِىٓ أَخَوَٰتِهِنَّ أَوْ نِسَآئِهِنَّ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُهُنَّ أَوِ ٱلتَّٰبِعِينَ غَيْرِ أُو۟لِى ٱلْإِرْبَةِ مِنَ ٱلرِّجَالِ أَوِ ٱلطِّفْلِ ٱلَّذِينَ لَمْ يَظْهَرُوا۟ عَلَىٰ عَوْرَٰتِ ٱلنِّسَآءِ وَلَا يَضْرِبْنَ بِأَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْفِينَ مِن زِينَتِهِنَّ وَتُوبُوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ جَمِيعًا أَيُّهَ ٱلْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
Mü'min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, zinet (yer)lerini göstermesinler. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. Zinetlerini, kocalarından, yahut babalarından, yahut kocalarının babalarından, yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından, yahut erkek kardeşlerinden, yahut erkek kardeşlerinin oğullarından, yahut kız kardeşlerinin oğullarından, yahut müslüman kadınlardan, yahut sahip oldukları kölelerden, yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden, yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü'minler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz!
Mümin kadınlara da söyle: "Gözlerini (harama bakmaktan) kıssınlar dipnot 1 ve namuslarını korusunlar! (Kendiliğinden) görünen kısımları hariç olmak üzere, dipnot 2 ziynetlerini (süslerini) açmasınlar! Başörtülerini, yakalarının üzerine vurup (salsın)lar! dipnot 3 Kocaları veya babaları veya kocalarının babaları veya kendi oğulları veya kocalarının oğulları veya erkek kardeşleri veya erkek kardeşlerinin oğulları veya kız kardeşlerinin oğulları veya kendi kadınları veya (meşru olarak) ellerinin altında bulunanlar veya şehvet sahibi olmayıp (evde) bulunan erkek (yaşlı hizmetçiler) veya kadınların avretlerinin henüz farkında olmayan çocuklardan başkasına ziynetlerini açmasınlar! Gizlemekte oldukları ziynetleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar! Ey müminler! Hep birden Allah'a yönelin ki kurtulasınız!"
Mü'min kadınlara da söyle, bakışlarını (yasak) olandan çevirsinler, iffetlerini korusunlar, cazibe ve güzelliklerini, bunlardan görünen kısımlar dışında, (kamuya) açmasınlar; bunun için de, başörtülerini yakalarının üzerine sıkıca tuttursunlar; cazibe ve güzelliklerini yalnızca kocalarına, babalarına, kayınbabalarına, oğullarına, üvey oğullarına, kardeşlerine, erkek kardeşlerinin oğullarına, kız kardeşlerinin oğullarına, kendi (evlerindeki) kadınlara, meşru şekilde malik oldukları kimselere, ya da emirleri altındaki cinsel arzudan yoksun erkek hizmetlilere, veya kadınların mahrem yerlerinin henüz farkında olmayan çocuklara açabilirler; bir de yürürken, gizli olan ziynetlerini teşhir etmek için ayaklarını yere vurmasınlar. Siz ey iman edenler! Topyekün günahları terk edip Allah'a yönelin ki, mutluluk ve kurtuluşa erebilesiniz.
İnanan kadınlara söyle, onlar da gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler; iffetlerini korusunlar; (örfen) görünmesinde sakınca olmayan yerleri dışında, cazibe ve güzelliklerini açığa vurmasınlar; ve bunun için, başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar. Cazibe ve güzelliklerini kocalarından, babalarından, kayınpederlerinden, oğullarından, üvey oğullarından, kardeşlerinden, erkek kardeşlerinin ya da kız kardeşlerinin oğullarından, kendi evlerindeki kadınlardan, yahut yasal olarak sahip oldukları kimselerden, yahut kendilerine bağlı olup cinsel isteklerden yoksun bulunan erkeklerden, ya da kadınların mahrem yerlerinin henüz farkında olmayan çocuklardan başka kimsenin önünde açığa vurmasınlar; ve (yürürken) gizli görkem ve güzelliklerini belli edecek şekilde ayaklarını yere vurmasınlar. Ve siz, ey müminler, hepiniz topluca, günahkarca davranışlardan dönüp Allah'a yönelin ki kurtuluşa, esenliğe erişesiniz!
İman eden kadınlara da de ki: Nazarlarını sakınsınlar (cinsel arzuyla bakmaktan kaçınsınlar) ve cinsel organlarını korusunlar ve zinetlerini, ondan zahir olan müstesna, açığa vurmasınlar. . . Hımarlarını (başlarına örttükleri örtünün arkaya sallandırdıkları uçlarını, göğüs açıklıklarını kapatacak şekilde) öne getirsinler. . . (Allah'ın bahşetmiş olduğu) zinetlerini göstermesinler. . . Ancak (şu kimseler hariç): Kocaları yahut babaları yahut kocalarının babaları yahut oğulları yahut kocalarının oğulları yahut erkek kardeşleri yahut erkek kardeşlerinin oğulları yahut kız kardeşlerinin oğulları yahut kendi kadınları yahut sağ ellerinin malik oldukları (cariye) yahut ricalden erkekliği kalmamış ihtiyarlara sahibinden başka tabileri (hizmetçileri) yahut kadınların avreti üzere erkek çocuklar. . . Göğüslerine dikkati çekmek ve erkekleri tahrik amacıyla, yürürken ayaklarını vurmasınlar. . . Ey o iman edenler, hepiniz topluca Allah'a tövbe edin ki kurtuluşa eresiniz.
Mü'min kadınlara da söyle: "Gözlerini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar ve ırzlarını korusunlar; süslerini açığa vurmasınlar, ancak kendiliğinden görüneni hariç. Başörtülerini, yakalarının üstünü (kapatacak şekilde) koysunlar. Süslerini, kendi kocalarından ya da babalarından ya da oğullarından ya da kocalarının oğullarından ya da kendi kardeşlerinden ya da kardeşlerinin oğullarından ya da kız kardeşlerinin oğullarından ya da kendi kadınlarından ya da sağ ellerinin altında bulunanlardan ya da kadına ihtiyacı olmayan (arzusuz veya iktidarsız) hizmetçilerden ya da kadınların henüz mahrem yerlerini tanımayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Hep birlikte Allah'a tevbe edin ey mü'minler, umulur ki felah bulursunuz."
Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, ziynetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunanlar (köleleri), erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. tâbi kimseler yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına ziynetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları ziynetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.
İnanan kadınlara da söyle; bakışlarını korusunlar ve eşey organlarını sakınsınlar. Görünenlerin dışında, çekiciliklerini açığa vurmasınlar. Örtülerini, yakalarının üzerine kapatsınlar. Şu kişilerden başkasına, çekiciliklerini göstermesinler: Kocaları; babaları; kocalarının babaları; oğulları; kocalarının oğulları; erkek kardeşleri; erkek kardeşlerinin oğulları; kız kardeşlerinin oğulları; evlerindeki kadınlar; yanlarında kendilerine bağlı olanlar; kendilerine bağlı olup eşeysel isteklerden yoksun bulunan erkekler; kadınların gizli bölgelerinin ayırdında olmayan çocuklar. Ayrıca, gizledikleri çekiciliklerini belli etmek için adımlarını yere vurmasınlar. Hep birlikte, pişmanlığınızı Allah'a gösterin; ey inanca çağırılanlar! Böylece, belki kurtuluşa erişirsiniz. dipnot 284
Yeni Ahit · 1. Korintliler 11:3
Ama şunu da bilmenizi isterim: Her erkeğin başı Mesih, kadının başı erkek, Mesihin başı da Tanrıdır. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Mümin kadınlara da, gözlerini haramdan sakınmalarını ve namuslarını korumalarını söyle! Görünmesi zorunlu olanlar dışında, ziynetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar. Kocaları, babaları, kayınpederleri, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, mümin kadınlar, ellerinin altında bulunanlar; erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi ve tabi kimseler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık özelliklerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına ziynetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları ziynetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar. "Ey müminler! Hep birden Allah'a tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz."
Gerçeği onaylayan kadınlara da söyle, gözlerini sakınsınlar, iffetlerini korusunlar ve açıkta olması gereken yerleri hariç, alımlı yerlerini göstermesinler. Örtülerini göğüslerinin üzerine kapasınlar. Vücutlarının alımlı yerlerini kimseye göstermesinler; ancak kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, kocalarının oğulları, kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kızkardeşlerinin oğulları, diğer kadınlar, cinsel iktidara sahip olmayan erkek hizmetkarlar ve işçiler ve kadınların cinsel yönlerini henüz anlamayan çocuklar hariç. Gizledikleri alımlı bölgelerini sergilemek/bildirmek için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey iman edenler, topluca ALLAH'a yöneliniz ki başarılı olasınız.
İnanan kadınlara da söyle, gözlerini sakınsınlar, iffetlerini korusunlar ve açıkta olması gereken yerleri hariç, alımlı yerlerini göstermesinler. Örtülerini göğüslerinin üzerine kapasınlar. Vücutlarının alımlı yerlerini kimseye göstermesinler; ancak kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, kocalarının oğulları, kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kızkardeşlerinin oğulları, diğer kadınlar, cinsel iktidara sahip olmayan erkek hizmetkarlar ve işçiler ve kadınların cinsel yönlerini henüz anlamayan çocuklar hariç. Gizledikleri alımlı bölgelerini sergilemek/bildirmek için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey inananlar, topluca ALLAH'a yöneliniz ki başarılı olasınız.
Mü'min kadınlara da söyle, gözlerini sakınsınlar, ırzlarını korusunlar; görünmesi zaruri olanların dışında zinetlerini açmasınlar ve baş örtülerini yakalarının üzerine vursunlar; zinetlerini, kocalarından veya babalarından yahut kayınbabalarından yahut oğullarından yahut üvey oğullarından yahut kardeşlerinden yahut kardeş oğullarından yahut kız kardeş oğullarından yahut kendi kadınlarından yahut sahibi bulundukları cariyelerden veya uyuntu (şehvetten yoksun) erkek hizmetçilerden veya henüz kadınların şehvet uyarıcı taraflarından habersiz çocuklardan başkasına göstermesinler; gizledikleri zinetleri bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar. Ey mü'minler, hepiniz Allah'a tevbe edin ki, mutluluğu bulabilesiniz.
Mü'min kadınlara da söyle: gözlerini sakınsınlar, ırzlarını muhafaza etsinler, ziynetlerini açmasınlar, zahir olanı başka ve baş örtülerini yakalarının üzerine vursunlar, ziynetlerini açmasınlar, ancak kendi kocalarına yahud kendi babalarına kocalarının babalarına yahud kendi oğullarına, yahud kendi biraderlerine, yahud kendi biraderlerinin oğullarına, yahud hemşirelerinin oğullarına yahud kendi kadınlarına yahud kendi ellerindeki memluklerine, yahud ihtiyacı olmıyan erkeklerden uyuntulara, yahud henüz kadınların avretlerine muttali' olmıyan çocuklara, müstesna, gizledikleri ziynetleri bilin diye ayaklarını da vurmasınlar, hepiniz Allaha tevbe edin ey mü'minler ki felah bulabilesiniz
Ve de Mü'min kadınlara söyle, bakışlarından bir kısmını sakınsınlar, dipnot 1 ırzlarını dipnot 2 korusunlar. Doğal olarak görünmesi gerekli olanlar dışında, ziynetlerini dipnot 3 açığa vurmasınlar. dipnot 4 Örtüleri ile göğüslerini örtsünler. dipnot 5 Ziynetlerini; kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kadınların tamamı, yeminle sahip oldukları, dipnot 6 kadına ihtiyaç duymayan erkek hizmetliler, kadınların avret yerlerinin dipnot 7 henüz farkında olamayan çocuklar hariç, açığa vurmasınlar. Korudukları ziynetleri bilinsin diye, ayaklarını vurmasınlar. dipnot 8 Ey Mü'minler! Hepiniz topluca Allah'a tevbe edin. Umulur ki kurtuluşa erersiniz.
Ve de Mü'min kadınlara söyle, bakışlarından bir kısmını sakınsınlar dipnot 1 , ırzlarını dipnot 2 korusunlar. Doğal olarak görünmesi gerekli olanlar dışında, ziynetlerini dipnot 3 açığa vurmasınlar dipnot 4 . Örtüleri ile göğüslerini örtsünler dipnot 5 . Ziynetlerini; kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kadınların tamamı, yeminle sahip oldukları dipnot 6 , kadına ihtiyaç duymayan erkek hizmetliler, kadınların avret yerlerinin dipnot 7 henüz farkında olamayan çocuklar hariç, açığa vurmasınlar. Korudukları ziynetleri bilinsin diye, ayaklarını vurmasınlar dipnot 8 . Ey mü'minler! Hepiniz topluca Allah'a tevbe edin. Umulur ki kurtuluşa erersiniz.
Ve de mü'min kadınlara söyle, bakışlarından bir kısmını sakınsınlar dipnot 1 , ırzlarını dipnot 2 korusunlar. Doğal olarak görünmesi gerekli olanlar dışında, ziynetlerini dipnot 3 açığa vurmasınlar. dipnot 4 Örtüleri ile göğüslerini örtsünler. dipnot 5 Ziynetlerini; kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kadınların tamamı, sağ ellerinin sahip oldukları dipnot 6 , kadına ihtiyaç duymayan erkek hizmetliler, kadınların avret yerlerinin dipnot 7 henüz farkında olamayan çocuklar hariç, açığa vurmasınlar. Gizledikleri ziynetleri bilinsin diye, ayaklarını vurmasınlar. dipnot 8 Ey mü'minler! Hepiniz topluca Allah'a tövbe edin. Umulur ki kurtuluşa erersiniz.
İnançlı kadınlara da söyle: "Gözlerini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar ve ırzlarını korusunlar, süslerini açığa vurmasınlar; ancak kendiliğinden görüneni hariç. Başörtülerini yakalarının üstünü (kapatacak şekilde) koysunlar. Süslerini, kendi kocalarından ya da babalarından ya da oğullarından ya da kocalarının oğullarından ya da kendi kardeşlerinden ya da kardeşlerinin oğullarından ya da kız kardeşlerinin oğullarından ya da kendi kadınlarından ya da sağ ellerinin altında bulunan ya da kadına ihtiyacı olmayan (arzusuz veya iktidarsız) hizmetçilerden ya da kadınların henüz mahrem yerlerini tanımayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Hep birlikte Allah'a tevbe edin ey mü'minler, umulur ki felah bulursunuz."
Mü'min kadınlara da söyle: gözlerini (harama bakmakdan) sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Zinetlerini açmasınlar. Bunlardan görünen kısmı müstesna. Baş örtülerini, yakalarının üstünü (kapayacak suretde), koysunlar. Zinet (mahal) lerini kendi kocalarından, yahud kendi babalarından, yahud kocalarının babalarından, yahud kendi oğullarından, yahud kocalarının oğullarından, yahud kendi biraderlerinden, yahud kendi biraderlerinin oğullarından, yahud kız kardeşlerinin oğullarından, yahud kendi kadınlarından, yahud kendi ellerindeki memlukelerden, yahud erkeklerden yana ihtiyacı olmayan (ya'ni erkeklikden kalmış bulunan) hizmetçilerden, yahud henüz kadınların gizli yerlerine muttali' olmayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizleyecekleri zinetleri bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar. Hepiniz Allaha tevbe edin ey mü'minler. Taki korkduğunuzdan emin, umduğunuza nail olasınız.
Mü'min kadınlara da söyle: Gözlerini sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar. Görünen kısmı müstesna, zinetlerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üstüne salsınlar. Zinetlerini; kocaları veye babaları veya kocalarının babaları veya oğulları veya kocalarının oğulları veya kardeşleri veya erkek kardeşlerinin oğulları veya kızkardeşlerinin oğulları veya kadınları veya cariyeleri veya erkekliği kalmamış hizmetçileri, yahut kadınların mahrem yerlerini henüz anlamayan çocuklardan başkasına göster mesinler. Gizledikleri zinetlerinin bilinmesi için de ayaklarını vurmasınlar. Ey mü'minler; hepiniz Allah'a tevbe edin ki felaha eresiniz.
(30-31) Mümin erkeklere de ki; bakışlarını alçaltsınlar / indirsinler, namuslarını / iffetlerini korusunlar. Bu onlar için daha arınmış olandır. Allah yaptıklarınızdan / ürettiklerinizden haberi olandır. (Fiil bilinçli bilinçsiz her türlü yapılan, sanea bilinçli üretilen, sanayi) Mümin kadınlara da de ki; (Aynen erkekler gibi) onlar da bakışlarını alçaltsınlar / indirsinler, namuslarını iffetlerini korusunlar, onlardan görünürde / zahirde olanları hariç bedeni ziynetlerini açığa çıkarmasınlar, (el ayak yüz vb. olanlar hariç bedeni cinse özgü ziynetler açığa çıkarılmayacak) Baş örtülerini / humurlarını yakalarına / cuyublarına kadar örtsünler / salsınlar. (Saç, el ayak ve yüz gibi değil baş örtülü) Zinetlerini kocaları, babaları, oğulları, kocalarının oğulları, kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kadınları, cariyeleri / çalıştırdıkları kadınlar, erkeklerden kadın şehveti olmayanlar , çocuklardan kadın avret yerini bilmeyenler hariç açığa çıkarmasınlar , ayaklarını yere, gizli kalan zinetlerinin bilinmesi amaçlı vurmasınlar , ey müminler, topluca Allah’a vazgeçtiğinizi beyan edin / tövbe edin, böylelikle belki kurtuluşa / felaha erersiniz.
Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Açıkta olup, gözüken kısmı hariç ziynetlerini göstermesinler. Başörtüleri ile yakalarının (boyun, göğüs) üzerini de kapatsınlar. Süslerini; kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, kocalarının oğulları, kendi kardeşleri, kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi (gibi iman etmiş) kadınlar, sahip oldukları köleler, kadınlara ihtiyacı kalmamış hizmetçiler, kadınların mahrem yerlerini henüz bilmeyen çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süslerinin bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey Müminler! Kurtuluşa ermek için hep birden Allah’a tevbe edin!
İnanan kadınlara da söyle: "Bazı bakışlarını kıssınlar, ırzlarını korusunlar. Süslerini göstermesinler. Ancak kendiliğinden görünenler hariç. Baş örtülerini (göğüs) yırtmaçlarının üstüne koysunlar. Süslerini kimseye göstermesinler. Yalnız kocalarına, yahut babalarına, yahut kocalarının babalarına, yahut oğullarına, yahut kocalarının oğullarına, yahut kardeşlerine, yahut kardeşlerinin oğullarına, yahut kızkardeşlerinin oğullarına, yahut kadınlarına, yahut ellerinin altında bulunan(köle)lerine, yahut kadına ihtiyacı bulunmayan erkek tabi'lerine, yahut henüz kadınların mahrem yerlerini anlamayan çocuklara gösterebilir. Gizledikleri süslerin bilinmesi için ayaklarını vurmasınlar. Ey mü'minler, topluca Allah'a tevbe edin ki felaha eresiniz.
Mümin kadınlara da söyle, bakışlarında ölçülü olsunlar ve edep yerlerini korusunlar. Açıkta kalan kısım dipnot 1 hariç, ziynetlerini /vücutlarını dipnot 2 göstermesinler. Başörtülerinin dipnot 3 bir kısmını da yaka açıklıklarının üzerine yerleştirsinler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kadınlar, hakimiyetleri altında olan esirler, cinsel ihtiyaç sahibi olmayıp (meşru bir sebeple) kendilerine bağlı olan erkekler ve kadınların mahrem yerlerinin farkında olmayan çocuklar dipnot 4 hariç hiç kimseye ziynetlerini /vücutlarını açmasınlar. Vücutlarından örttükleri kısımlar bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar dipnot 5 . Ey müminler, hepiniz Allah'a tövbe edin /dönüş yapın ki umduğunuza kavuşasınız dipnot 6 !
Eski Ahit · Çölde Sayım 5:18
Kadını RABbin önünde durdurduktan sonra onun saçını açacak, anımsatma sunusu, yani kıskançlık sunusunu eline verecek. Kendisi de lanet getiren acı suyu elinde tutacak. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Yeni Ahit · 1. Korintliler 11:16
Bu konuda çekişmek isteyen varsa, şunu bilsin ki, bizim ya da Tanrının kiliselerinin böyle bir alışkanlığı yoktur. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Mümin kadınlara da söyle, gözlerini sakınsınlar; ferçlerini (kolları ile bacakları arasındaki organlarını) korusunlar. Güzelliklerinden dipnot 1 görünen kısım dipnot 2 dışındakileri açmasınlar. Başörtülerinin bir kısmını yakalarının üstüne vursunlar. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları, elleri altında bulunan esirler, kadına ihtiyacı kalmamış erkekler ve kadınların edep yerlerine ilgi duymayan küçük çocuklar dipnot 3 dışında hiç kimseye süslerini açmasınlar. Gizledikleri güzellikleri bilinsin dipnot 4 diye ayaklarının bir bölümü ile yere vurmasınlar. Müminler, hep birlikte Allah'a yönelin ki umduğunuza kavuşasınız.
Mümin kadınlara da söyle, bakışlarını sakınsınlar ve mahrem yerlerini/ırzlarını korusunlar. Açıkta olup, gözüken kısmı hariç ziynetlerini göstermesinler. Başörtüleri ile yakalarının (boyun, göğüs) üzerini de kapatsınlar. Süslerini; kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, kocalarının oğulları, kendi kardeşleri, kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi (gibi mümine) kadınlar, sahip oldukları köleler, kadınlara ihtiyacı kalmamış hizmetçiler, kadınların mahrem yerlerini henüz bilmeyen çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süslerinin bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Kurtuluşa ermek için hep birden Allah’a tevbe edin!
Mümin kadınlara da söyle, bakışlarını sakınsınlar ve mahrem yerlerini korusunlar. Açıkta olan kısmı hariç zinetlerini göstermesinler. Başörtüleri ile yakalarının üzerini de kapatsınlar. Süslerini; kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, kocalarının oğulları, kendi kardeşleri, kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendisi gibi kadınlar, kendi cariyeleri, erkekliği kalmamış hizmetçileri, kadınların mahrem yerlerini henüz bilmeyen çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süslerinin bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. -Ey müminler, kurtuluşa ermek için hep birden Allah'a tevbe edin!
Mümin kadınlara da söyle: Bakışlarını yere indirsinler. Cinsel organlarını/ırzlarını korusunlar. Süslerini/zinetlerini, görünen kısımlar müstesna, açmasınlar. Örtülerini/başörtülerini göğüs yırtmaçlarının üzerine vursunlar. Süslerini şu kişilerden başkasına göstermesinler: Kocaları yahut babaları yahut kocalarının babaları yahut oğulları yahut kocalarının oğulları yahut kardeşleri yahut kardeşlerinin oğulları yahut kendi kadınları yahut ellerinin altında bulunanlar yahut ihtiyaç içinde olmayan erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar yahut kadınların kaygı duyulacak yerlerini henüz anlayacak yaşa gelmemiş çocuklar. Süslerinden, gizlemiş olduklarının bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler, Allah'a topluca tövbe edin ki kurtuluşa erebilesiniz!
Nûr suresi, 32. ayet. وَأَنكِحُوا۟ ٱلْأَيَٰمَىٰ مِنكُمْ وَٱلصَّٰلِحِينَ مِنْ عِبَادِكُمْ وَإِمَآئِكُمْ إِن يَكُونُوا۟ فُقَرَآءَ يُغْنِهِمُ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٌ
Sizden bekar olanları, kölelerinizden ve cariyelerinizden durumu uygun olanları evlendirin. Eğer bunlar yoksul iseler, Allah onları lütfuyla zenginleştirir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.
İçinizden bekârları, kölelerinizden ve cariyelerinizden (durumu evlenmeye) elverişli olanları evlendirin! Fakir iseler, Allah kendi lütfu ile onları zenginleştirir. dipnot 1 Allah (imkânları) geniş olandır, bilendir.
Ve içinizden bekar olanları, erkek ve kadın esirlerinizden (evliliğe) elverişli olanları evlendirin! Yoksul da olsalar, Allah onları lutfuyla destekleyecektir: zira Allah (lutfunda) sınırsızdır, (kime ne kadar vereceğini) çok iyi bilir.
Ve içinizden bekar olanları ve kadın ya da erkek kölelerinizden (evlenmesi) uygun olacak olanları evlendirin. (Evlenmeye niyeti olanlar) yoksul iseler, (bu sizi kaygılandırmasın,) Allah onları lütfuyla destekleyecektir. Çünkü, Allah her şeyin aslını eksiksiz bilmekte (ve bu itibarla herkesi bağış ve kayrasıyla) kuşatmaktadır.
Sizden evli olmayanları, kölelerinizden ve cariyelerinizden salihleri nikahlayın! Eğer onlar fakirseler, Allah kendi fazlından onları zengin eder. . . Allah Vasi'dir, Aliym'dir.
İçinizde evli olmayanları, kölelerinizden ve cariyelerinizden salih olanları evlendirin. Eğer fakir iseler Allah, kendi fazlından onları zengin eder. Allah geniş (nimet sahibi)dir, bilendir.
Aranızdaki bekârları, kölelerinizden ve cariyelerinizden elverişli olanları evlendirin. Eğer bunlar fakir iseler, Allah kendi lütfu ile onları zenginleştirir. Allah, (lütfü) geniş olan ve (her şeyi) bilendir.
Ayrıca, aranızdaki evlenmemiş olanları ve kadın-erkek hizmetçilerinizden erdemli olanları evlendirin. Eğer onlar yoksul ise Allah, Kendi lütfundan, onları varlıklı yapar. Çünkü Allah, Lütfu Geniştir; Bilendir.
İçinizdeki bekarları, kölelerinizden ve cariyelerinizden evlenmeye elverişli olanları evlendiriniz. Yoksulluk içindeyseler, Allah onları lütfu ile zenginleştirir. Allah lütfu bol olandır;her şeyi bilendir.
Bekarlarınızı, kadın ve erkek hizmetkarlarınızdan erdemli olanları evlendiriniz; eğer yoksul iseler, ALLAH onları kendi lütfundan zengin edecektir. ALLAH Cömerttir, Bilendir.
Bekarlarınızı, erdemli kadın ve erkek hizmetçilerinizi evlendiriniz; eğer yoksul iseler, ALLAH onları kendi lütfundan zengin edecektir. ALLAH Cömerttir, Bilendir.
Bir de sizden olan dulları ve kölelerinizden, cariyelerinizden doğru gidenleri evlendirin. Eğer yoksul iseler, Allah onlara fazlından zenginlik verir. Allah, nimeti bol olan, herşeyi bilendir.
Bir de sizden olan dulları ve kölelerinizden, cariyelerinizden salihleri evlendirin, eğer fukara iseler Allah, onlara fazlından gına verir, Allah, vasi'dir, alimdir
Aranızdaki bekarları, kölelerinizden ve cariyelerinizden salih dipnot 1 olanları nikahlayın dipnot 2 . Eğer bunların durumları iyi değilse, Allah onlara lütufta bulunur. Allah, Yardımı Çok Kapsamlı Olan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Aranızdaki bekarları, kölelerinizden ve cariyelerinizden salih dipnot 1 olanları nikahlayın dipnot 2 . Eğer bunların durumları iyi değilse, Allah onlara lütufta bulunur. Allah, Yardımı Çok Kapsamlı Olan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Aranızdaki bekarları, kölelerinizden ve cariyelerinizden salih dipnot 1 olanları nikahlayın dipnot 2 . Eğer bunların durumları iyi değilse, Allah onlara lütufta bulunur. Allah, Yardımı Çok Kapsamlı Olan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
İçinizde evli olmayanları (eyama), kölelerinizden ve cariyelerinizden salih olanları ile evlendirin. Eğer fakir iseler, Tanrı kendi fazlından onları zengin eder. Tanrı geniş (nimet sahibi)dir, bilendir.
İçinizden bekarları ve kölelerinizden, cariyelerinizden saalih (mü'min) olanları evlendirin. Eğer fakir iseler Allah onları (evlenmeleri sayesinde) fazl (-u kerem) iyle zengin yapar. Allah (ın lütfü) boldur, (O, her şey'i) hakkıyle bilendir.
İçinizden bekarları ve kölelerinizden, cariyelerinizden salih olanları evlendirin. Şayet yoksul iseler; Allah onları lutfuyla zenginleştirir. Ve Allah; Vasi'dir, Alim'dir.
(32-33) Sizden bekarları, kullarınızdan / abd ve cariyelerinizden / imâi ıslah olmuşları, nikahlandırın, eğer ki fakir iseler, Allah onları maddi ve manevi zenginliğinden zengin eder, Allah geniştir / engindir ve bilendir. Nikah imkânı bulamayanlar da Allah, maddi ve manevi zenginliğinden onları zengin edinceye kadar kaçınsınlar / iffetlerini korusunlar . Ellerinizin altında çalışanlardan yazılı olarak hürriyetini almak isteyenlere / mukatebeyi talep edenlere de yazılarını / sözleşme kayıtlarını verin. (Özgürlük söz leşmelerine mukatebe deniliyor) Allah’ın size verdiği mallardan onlara verin , g enç kızlarınız eğer namuslu bir hür kadın olmak istiyorlarsa, sırf dünya hayatının sunduklarını elde etmek amacıyla onları fuhuş gelirine zorlamayın , kim onlardan / genç kızlarda zorlanmışsa, bu zorlanmalarından sonra Allah onları da kesinlikle bağışlayandır esirgeyendir.
İçinizden bekârları, köle ve cariyelerinizden salih olanları evlendirin. Eğer fakir iseler, Allah onları lütfu ile zenginleştirir. Allah, (hayrı, ihsanı) geniş/boldur, her şeyi hakkıyla bilendir.
İçinizden bekarları ve köle ve cariyelerinizden iyileri evlendirin. Eğer yoksul iseler, Allah, lutfiyle onları zengin eder. Allah(ın mülkü) geniştir, O, (her şeyi) bilendir.
İçinizden evli olmayanları ve uygun durumda olan erkek ve kadın esirlerinizi evlendirin. Eğer yoksul iseler Allah, kendi ikramıyla onların ihtiyacını giderir. Allah, imkanları geniş olan ve daima bilendir.
İçinizden evli olmayanlar ile erkek ve kadın esirlerinizden uygun durumda olanları evlendirin. Yoksul iseler Allah, kendi ikramıyla onların ihtiyacını giderir. Allah'ın imkanları geniştir, bilir.
İçinizden bekârları, köle ve cariyelerinizden salih olanları evlendirin. Eğer fakir iseler, Allah, onları lütfu ile zenginleştirir. Allah, (hayrı, ihsanı) geniş/boldur, her şeyi bilendir.
İçinizden bekarları, köle ve cariyelerinizden iyi olanları evlendirin. Eğer fakir iseler, Allah, onları lütfu ile zenginleştirir. Allah, kuşatıcıdır, alimdir.
İçinizden bekarları/dulları, bir de erkek hizmetçilerinizden ve halayıklarınızdan durumu uygun olanları evlendirin. Eğer yoksul iseler, Allah onları lütfundan zenginleştirir. Allah Vasi'dir, Alim'dir.
Nûr suresi, 33. ayet. وَلْيَسْتَعْفِفِ ٱلَّذِينَ لَا يَجِدُونَ نِكَاحًا حَتَّىٰ يُغْنِيَهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ وَٱلَّذِينَ يَبْتَغُونَ ٱلْكِتَٰبَ مِمَّا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُكُمْ فَكَاتِبُوهُمْ إِنْ عَلِمْتُمْ فِيهِمْ خَيْرًا وَءَاتُوهُم مِّن مَّالِ ٱللَّهِ ٱلَّذِىٓ ءَاتَىٰكُمْ وَلَا تُكْرِهُوا۟ فَتَيَٰتِكُمْ عَلَى ٱلْبِغَآءِ إِنْ أَرَدْنَ تَحَصُّنًا لِّتَبْتَغُوا۟ عَرَضَ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَمَن يُكْرِههُّنَّ فَإِنَّ ٱللَّهَ مِنۢ بَعْدِ إِكْرَٰهِهِنَّ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Evlenmeye güçleri yetmeyenler de, Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. Sahip olduğunuz kölelerden "mükatebe" yapmak isteyenlere gelince, eğer onlarda bir hayır görürseniz onlarla mükatebe yapın. Allah'ın size verdiği maldan onlara verin. Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde etmek için iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları buna zorlarsa bilinmelidir ki hiç şüphesiz onların zorlanmasından sonra Allah (onları) çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.
Nikâh (imkânı) bulamayanlar, Allah lütfundan kendilerini zenginleştirene kadar namuslu olsunlar! Kendilerinde bir hayır görüyorsanız ellerinizin sahip olduklarından (kölelerden ve cariyelerden) özgürlük sözleşmesi yapmak isteyenlerle hemen özgürlük sözleşmesi yapın! Allah'ın size vermiş olduğu maldan (servetten) siz de onlara verin! dipnot 1 Dünya hayatının geçici menfaatini elde edeceksiniz diye namuslu olmak isteyen genç cariyelerinizi fuhşa zorlamayın! Kim onları zorlarsa, (bilinmelidir ki) zorlanmalarından sonra Allah (o zorlananlar için) çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
Ama evlenmeye bir türlü imkan bulamayanlar, Allah lutfundan kendilerine (bir fırsat) tanınıncaya dek iffetlerini korusunlar! Öteden beri mülkiyetinizde bulunan esirlerden azatlık sözleşmesi yapmak isteyenlere gelince: eğer onlarda bir liyakat görüyorsanız, onlarla sözleşme yapınız; üstelik onlara Allah'ın size (emanet) olarak verdiği maldan bir miktar da veriniz. Bir de eğer (evlenme yoluyla) iffetsizliğe karşı korunmak istiyorlarsa, dünya hayatının fani hazlarına tamah ederek sakın kadın esirlerinizi fuhşa zorlamayınız; zira onları zorlayan herkes iyi bilsin ki, Allah bu zorlanmadan dolayı onları bağışlayacak, merhamet edecektir.
Evlenmeye imkan bulamayanlar, Allah kendilerine lütfuyla bu imkanı verinceye kadar iffetli davransınlar. Yasal olarak sahip bulunduğunuz kimselerden azatlık sözleşmesi yapmak isteyen olursa, kendilerinde iyi niyet görüyorsanız bu sözleşmeyi onlar için yazın; ve Allah'ın size bahşettiği kendi zenginliğinden onlara (paylarını) verin. Ve eğer evlenerek iffetlerini korumak istiyorlarsa, sakın, dünya hayatının geçici hazları peşine düşerek, (hürriyeti sizin elinizde bulunan) cariyelerinizi fuhşa zorlamayın; kim onları buna zorlarsa, bilsin ki, maruz kaldıkları bu zorlanmadan ötürü, Allah (onları) acıyıp esirgeyecek ve bağışlayacaktır!
Nikah (eş - imkanı) bulamayanlar da, Allah kendi fazlından onları zengin edinceye kadar iffetli olsunlar. . . Sahip olduğunuz kölelerden azatlık belgesi talep edenlerle -eğer onlarda bir hayır bilmiş iseniz- yazılı anlaşma yapınız ve onlara Allah'ın size verdiği maldan veriniz. . . Cariyeleriniz iffetli-namuslu kalmayı dilerler ise, dünya hayatının geçici menfaatini isteyerek fuhşa zorlamayın. . . Kim onları zorlar ise, muhakkak ki Allah onların bu yaptıklarından sonra (onlara) Ğafur'dur, Rahıym'dir.
Nikah (imkanı) bulamayanlar, Allah onları kendi fazlından zenginleştirinceye kadar iffetli davransınlar. Sağ ellerinizin malik olduğu (köle ve cariyelerden) mükatebe isteyenlere -eğer onlarda bir hayır görüyorsanız- mükatebe yapın. Ve Allah'ın size verdiği malından onlara verin. Dünya hayatının geçici metaını elde etmek için -ırzlarını korumak istiyorlarsa- cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları (fuhşa) zorlarsa, şüphesiz, onların (fuhşa) zorlanmalarından sonra Allah (onları) bağışlayandır, esirgeyendir.
(Fakirlik sebebiyle) evlenme imkânı bulamayanlar, Allah, lûtfu ile kendilerini zenginleştirinceye kadar iffetlerini korusunlar. Elleriniz altında bulunup da mükâtebe (yaparak hürriyetlerini satın almak) isteyenlerle, eğer kendilerinde bir hayır olduğunu bilirseniz, mükâtebe yapın. Allah'ın size verdiği maldan da onlara verin. Dünya hayatından bir menfaat elde etmek için, kendileri namuslu kalmak istedikleri takdirde, cariyelerinizi zinaya teşvik etmeyin. Her kim onları zorlarsa, şüphesiz Allah, onların zorlanmalarından sonra onlara karşı çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.
Evlilik bulamayanlar, Allah, Kendi lütfundan, onları varlıklı yapıncaya dek sağtörelerini korusunlar. Yanınızda size bağlı olanlardan özgür olmak isteyenleri, eğer onlarda iyi niyet görüyorsanız özgürlüklerine kavuşturun ve Allah'ın size verdiği maldan onlara verin. Dünya yaşamının geçimliğini elde etmek için, sağtöreli olmak isteyen hizmetinizdeki kızlarınızı, sağtöreye uygun olmayan ilişkilere zorlamayın. Kim onları zorlarsa, onların zorlanmasından dolayı, Allah, doğal olarak, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.
Evlenmeye imkanı olmayanlar ise, Allah kendilerini lütfu ile zenginleştirene kadar iffetli davransınlar. Kölelerinizden, hür olmak için bedel vermek isteyenlerin, onlarda bir iyilik görürseniz, bedel vermelerini kabul ediniz. Onlara, Allah'ın size verdiği maldan veriniz. Dünya hayatının geçici menfaatini elde etmek için, özellikle iffetli olmak isteyen genç kızlarınızı fuhşa zorlamayınız. Kim onları buna zorlarsa, Allah, hiç şüphesiz zorlayanı değil, zorlanan kadınları bağışlar; merhamet eder.
Evlenme imkanına sahip olmayanlar da, ALLAH kendilerini lütfuyla zenginleştirene kadar iffetli davransınlar. Yeminleriniz /anlaşmalarınız yoluyla hak sahibi olduklarınızdan yazılı belge isteyenler olursa -niyetleri dürüstse- karşılıklı yazışınız. Ve ALLAH'ın size verdiği malından onlara veriniz. İffetli olmak isteyen kızlarınızı, bu dünyanın geçici menfaatini arzulayarak fuhuşa zorlamayın. Kim onları zorlarsa, o zaman ALLAH onların zorlandığını hesaba katar; O Bağışlayandır, Rahimdir.
Evlenme imkanına sahip olmayanlar da, ALLAH kendilerini lütfuyla zenginleştirene kadar iffetli davransınlar. Evlenme yoluyla özgürlük belgesi almak isteyen esirleri -niyetleri dürüstse- özgürlüklerine kavuşturun. Ve ALLAH'ın size verdiği parasından onlara veriniz. İffetli olmak isteyen kızlarınızı, bu dünyanın geçici menfaatini arzulayarak fuhuşa zorlamayın. Kim onları zorlarsa, o zaman ALLAH onların zorlandığını hesaba katar; O Bağışlayandır, Rahimdir.
Evlenme imkanı bulamayanlar, Allah kendilerini lütfundan zenginleştirinceye kadar iffetli kalmaya çalışsınlar, sahibi bulunduğunuz köle ve cariyelerden, kendi bedellerini ödeyip azad edilmek için anlaşma yapmak isteyenlerle, eğer kendilerinde bir hayır biliyorsanız, hemen yazılı anlaşma yapın ve Allah'ın size verdiği maldan onlara verin. Dünya hayatının geçici varlığını kazanacaksınız diye, sakın namuslu kalmayı dileyen cariyelerinizi fuhuşa zorlamayın. Her kim de onları fuhuşa zorlarsa, şüphesiz ki Allah, onların zorla bu işe sürüklenmesinden sonra, onları bağışlar, merhamet eder.
Bir nikaha çare bulamıyanlar Allah, kendilerine fazlından bir gına verinciye kadar ıffetli kalmıya çalıssınlar, memluklerinizden mükatebe istiyenleri de eğer kendilerinde bir hayır biliyorsanız hemen kitabete kesin ve onlara Allahın size malından verin ve dünya hayatın geçici metaını kazanacaksınız diye cariyelerinizi fuhşe ikrah etmeyin, hele ıffetli olmak isterlerse; her kim de onları ikrah ederse şübhesiz Allah, onlara ikrahlarından sonra gafurdur, rahimdir
Nikaha dipnot 1 imkan bulamayanlar iffetlerini korusunlar. Allah lütfedip kendilerine bir imkan verinceye dek. Yeminle hak sahibi olduklarınızdan dipnot 2 mukatebe dipnot 3 yapmak isteyenlerle hemen antlaşma yapın. Eğer iyi niyetli olduklarını biliyorsanız. dipnot 4 Ve Allah'ın size verdiği mallardan onlara verin. İffetli kalmak isteyen genç kadınları dipnot 5 taşkınlığa zorlamayın; basit dünya hayatının geçici çıkarı için. Kim onları zorlarsa, bilsin ki Allah, onların zorlanmalarından dolayı onlara karşı Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir. dipnot 6
Nikaha dipnot 1 imkan bulamayanlar iffetlerini korusunlar. Allah lütfedip kendilerine bir imkan verinceye dek. Yeminle hak sahibi olduklarınızdan dipnot 2 mukatebe dipnot 3 yapmak isteyenlerle hemen antlaşma yapın. Eğer iyi niyetli olduklarını biliyorsanız. dipnot 4 Ve Allah'ın size verdiği mallardan onlara verin. İffetli kalmak isteyen gençleri taşkınlığa zorlamayın; basit dünya hayatının geçici çıkarı için. Kim onları zorlarsa, bilsin ki Allah, onların zorlanmalarından dolayı onlara karşı Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir. dipnot 5
Nikaha dipnot 1 imkan bulamayanlar, Allah lütfedip kendilerine bir imkan verinceye kadar, iffetlerini korusunlar. Sağ ellerinizin sahip olduklarından antlaşma yapmak isteyenlere dipnot 2 , eğer iyi niyetli olduklarını biliyorsanız dipnot 3 onlarla hemen antlaşma yapın. Ve Allah'ın size verdiği mallardan onlara verin. Basit dünya hayatının geçici çıkarı için iffetli kalmak isteyen gençleri fuhşa zorlamayın. Kim onları buna zorlarsa, bilsin ki Allah, onların zorlanmalarından dolayı onlara karşı Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir. dipnot 4
Nikah (imkanı) bulamayanlar, Tanrı onları kendi fazlından zenginleştirinceye kadar iffetli davransınlar. Sağ ellerinizin malik olduğu (köle ve cariyelerden) mükatebe isteyenlere -eğer onlarda bir hayır görüyorsanız- mükatebe yapın. Ve Tanrı'nın size verdiği malından onlara verin. Dünya hayatının geçici metaını elde etmek için -ırzlarını korumak istiyorlarsa- cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları (fuhşa) zorlarsa, şüphesiz, onların fuhşa zorlanmalarından sonra Tanrı (onları) bağışlayandır, esirgeyendir.
Nikaha (evlenmiye çare) bulamayanlar Allah kendilerini fazl (-u kerem) inden zengin kılıncaya kadar, (zinaya karşı) iffetlerini korusun. Ellerinizin malik olduğu (köle ve cariyelerden) mükatebe isteyenleri, eğer onlarda bir hayır biliyorsanız, kitabete kesin, onlara Allahın size verdiği maldan verin. Dünya hayatının, geçici metaını kazanacaksınız diye cariyelerinizi, eğer kendileri de iffetli olmak isterlerse, siz fuhşa mecbur etmeyin. Kim onları (buna) mecbur ederse şüphesiz ki Allah onlara (o cariyelere) kendilerinin ikrahlarından sonra da çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.
Evlenemeyenler de; kendilerini Allah, lutfuyla zenginleştirinceye kadar iffetli davransınlar. Kölelerinizden hür olmak için bedel vermek isteyenlerin bedel vermelerini kabul edin. Şayet onlarda bir hayır görüyorsanız Ve Allah'ın size verdiği maldan onlara verin. Dünya hayatının geçici menfaatını elde etmek için iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları zorlarsa şüphesiz ki Allah, onların zorlamalarından sonra da Gafur'dur, Rahim'dir.
(32-33) Sizden bekarları, kullarınızdan / abd ve cariyelerinizden / imâi ıslah olmuşları, nikahlandırın, eğer ki fakir iseler, Allah onları maddi ve manevi zenginliğinden zengin eder, Allah geniştir / engindir ve bilendir. Nikah imkânı bulamayanlar da Allah, maddi ve manevi zenginliğinden onları zengin edinceye kadar kaçınsınlar / iffetlerini korusunlar . Ellerinizin altında çalışanlardan yazılı olarak hürriyetini almak isteyenlere / mukatebeyi talep edenlere de yazılarını / sözleşme kayıtlarını verin. (Özgürlük söz leşmelerine mukatebe deniliyor) Allah’ın size verdiği mallardan onlara verin , g enç kızlarınız eğer namuslu bir hür kadın olmak istiyorlarsa, sırf dünya hayatının sunduklarını elde etmek amacıyla onları fuhuş gelirine zorlamayın , kim onlardan / genç kızlarda zorlanmışsa, bu zorlanmalarından sonra Allah onları da kesinlikle bağışlayandır esirgeyendir.
Evlenmeye güçleri yetmeyenler de, Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. Sahip olduğunuz kölelerden “mükatebe” yapmak isteyenlere gelince, eğer onlarda bir hayır görürseniz onlarla mükatebe yapın. Allah’ın size verdiği maldan onlara verin. Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde etmek için iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Her kim onları zorlarsa; şüphesiz Allah, onların zorlanmalarından sonra onlara karşı çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.
Evlenme (imkanı) bulamayanlar, Allah kendilerini lutfundan zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. Ellerinizin altında bulunan (köle ve cariye)lerden, mükatebe (akdi) yapmak isteyenlerle -eğer kendilerinde hayır görürseniz- mükatebe yapın ve Allah'ın size verdiği malından onlara da verin. Dünya hayatının geçici menfaatini elde etmek için, namuslu kalmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları (fuhşa) zorlarsa, şüphesiz Allah (fuhşa) zorlanmalarından sonra (o kadınlara karşı) bağışlayıcı, esirgeyicidir.
(Hür olsun, esir olsun) Evlenme imkanı bulamayanlar, Allah, lütfuyla onların ihtiyaçlarını giderinceye kadar iffetlerini korusunlar dipnot 1 . Hakimiyetiniz altındaki esirlerden (evlenmeleri konusunda) sizinle sözleşme yapmak isteyenlerle, haklarında hayırlı olacağını bilirseniz sözleşme yapın. Allah'ın size verdiği maldan da onlara verin dipnot 2 . Genç kızlarınız evlenmek isterlerse dipnot 3 dünya hayatının menfaatini elde etmek için onları zorlayıp hadlerini aşmalarına sebep olmayın. Kim onları zorlar ve onlar da bu zorlanmalarından sonra hadlerini aşarlarsa (bilin ki) Allah daima bağışlayan ve ikramı bol olandır.
Evlenme imkanı bulamayanlar, Allah tarafından ihtiyaçları karşılayıncaya kadar kendilerine hakim olsunlar. Eliniz altındaki esirlerden hürriyet sözleşmesi (kitabet) yapmak isteyenlerde bir iyi tutum biliyorsanız sözleşmeyi yapın. Allah'ın size verdiği maldan da onlara verin. Eğer evlenmek isterlerse dünya hayatının geçici menfaatinin peşine düşerek kızlarınızı isyana zorlamayın. Kim onları zorlarsa, zorlanmalarından sonra Allah onları bağışlar, ikram eder. dipnot 1
Evlenme imkanı bulunmayanlar, Allah’ın lütfundan kendilerini zenginleştirinceye kadar namuslarını korusunlar. Ellerinizin altında bulunan (köleler ve cariyelerden) mükatebe yapmak (bedel vererek hür olmak) isteyenlerle, eğer kendilerinde bir hayır görüyorsanız, hemen mükatebe yapın. Allah’ın size verdiği maldan onlara verin. Dünya hayatının geçici menfaatini elde edeceksiniz diye, namuslu kalmak istemelerine rağmen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları zorlarsa, şüphesiz Allah, onların zorlanmalarından sonra da çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.
Evlenme imkanı bulunmayanlar, Allah'ın lütfundan kendilerini zenginleştirinceye kadar namuslarını korusunlar. Kölelerinizden hür olmak için bedel vermek isteyenlerin, eğer onlarda bir hayır görüyorsanız, bedel vermelerini kabul edin. Allah'ın size verdiği maldan onlara verin. Dünya hayatının geçici menfaatini elde etmek için, namuslu kalmak istemelerine rağmen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları zorlarsa, şüphesiz Allah, onların zorlanmalarından sonra da bağışlayıcı ve merhametlidir.
Nikah imkanı bulamayanlar, Allah kendilerini lütfundan zenginleştirinceye kadar iffetlerini korusunlar. Size bağımlı olanlardan, hürriyetini satın almak isteyenlerin, kendilerinde iyi hal görürseniz, onlarla yazılı anlaşma yapın. Allah'a size verdiği malından siz de onlara verin. Hizmetinizdeki genç kızları, iffetli kalmak isteyip dururlarken, iğreti dünya hayatının basit menfaatini elde etmek için fuhşa zorlamayın. Kim onları baskı altında tutarsa Allah, fuhşa zorlanmalarından sonra onları affedici, esirgeyicidir.
Nûr suresi, 34. ayet. وَلَقَدْ أَنزَلْنَآ إِلَيْكُمْ ءَايَٰتٍ مُّبَيِّنَٰتٍ وَمَثَلًا مِّنَ ٱلَّذِينَ خَلَوْا۟ مِن قَبْلِكُمْ وَمَوْعِظَةً لِّلْمُتَّقِينَ
Andolsun, biz size açıklayıcı ayetler, sizden önce gelip geçenlerden bir misal ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için bir öğüt indirdik.
Yemin olsun ki biz size apaçık ayetler, sizden önce geçmiş olanlardan bir örnek ve muttakîler (duyarlı olanlar) için bir öğüt indirdik.
Ve doğrusu Biz size hakikati açık ve net olarak dile getiren mesajlar, sizden önce geçip gitmiş olanlara ilişkin bir nice mesel ve sorumluluk bilincine sahip olanlar için her türden öğüt indirmişizdir.
Ve gerçek şu ki, Biz size gerçeği bütün açıklığıyla gösteren mesajlar, sizden önce geçip gitmiş toplumlar(ın başına gelenler)den bir (nice) ders ve Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyan kimseler için bir (nice) öğüt indirdik.
Andolsun ki, size gerçeği açıkça gösteren işaretler, sizden önce gelip geçmişlerden örnekler ve korunmak isteyenler için ibret alınacak öğüt inzal ettik.
Andolsun, size açıklayıcı ayetler, sizden önce gelip geçenlerden bir örnek ve takva sahipleri için bir öğüt indirdik.
Andolsun ki biz size (gerekeni) açık açık bildiren âyetler, sizden önce yaşayıp gitmiş olanlardan örnekler ve takvâya ulaşmış kimseler için öğütler indirdik.
Gerçek şu ki, size açıklayıcı ayetler ve sizden önce gelip geçenlerden bir örnek ve sorumluluk bilinci taşıyanlar için bir öğüt indirdik.
Andolsun ki size, açıklayıcı ayetler, sizden önce gelip geçenlerden bir örnek ve saygılı olanlara bir öğüt indirdik.
Size apaçık ayetler, sizden önce geçmiş kimselerden örnekler ve erdemliler için bir öğüt indirmiş bulunuyoruz.
Size apaçık ayetler, sizden önce geçmiş kimselerden örnekler ve erdemliler için bir öğüt indirmiş bulunuyoruz
Andolsun ki, size açıklayıcı ayetler, sizden önce geçenkilerinki kabilinden bir örnek ve takva sahipleri için bir öğüt indirdik.
Kasem olsun ki size beyan edici ayetler ve sizden evvel geçenkilerinki kabilinde bir mesel ve müttekıler için bir mev'ıza indirdik
Ve ant olsun ki size gerçeği apaçık gösteren ayetler, sizden önce yaşamış olan kuşaklardan örnekler ve takva sahipleri için bir va'az dipnot 1 indirdik.
Ve ant olsun ki size gerçeği apaçık gösteren ayetler, sizden önce yaşamış olan kuşaklardan örnekler ve takva sahipleri için bir vaaz dipnot 1 indirdik.
Ve ant olsun ki size gerçeği apaçık gösteren ayetler, sizden önce yaşamış olan kuşaklardan örnekler ve takva sahipleri için öğütler indirdik.
Andolsun, size açıklayıcı ayetler, sizden önce gelip geçenlerden bir örnek ve takva sahipleri için bir öğüt indirdik.
Andolsun ki biz (din hükümlerini) açık açık bildiren ayetler, sizden evvel gelib geçmiş olanlardan misal (ler), takvaya erenler için de öğüd (ler) indirdik.
Andolsun ki Biz; apaçık ayetler, sizden önce geçenlerden misaller ve takvaya erenler için de öğütler indirdik.
(34-36) Kesin olan şu ki, biz size açıklayıcı ayetlerimizi indirdik, sizden önce geçmiş olanlardan örnekler / misaller ve sakınanlar için öğüt / vaaz indirdik. Allah semaların ve arzın nurudur. (Semalar ve arz Allah’ın ziyası ile nurlanır , ziya ışık kaynağı nur ise kaynaktan yansıyandır) Onun nuru, yuva içindeki / oyuk içindeki lambaya benzer, o lamba da bir cam içindedir, O cam da inci bir gezegen gibidir, (Küresel cam fanus) mübarek bir ağacın yağından ateşlenir / tutuşturulur, doğusu da yoktur batısı da yoktur (Tüm yönleri aydınlatır) neredeyse o ağacın yağı, ateş temas etmese dahi, ışık kaynağı olacak / ziya olacak, ışık üzerine ışık / nur üstüne nur. (Yağ da nur, yanan yağda nur) Allah, nuruna dilediği kimseyi iletir, Allah bu örnekleri / misalleri insanlar için verir , Allah her şeyi bilendir. O’nun isminin yükseltilmesine ve hatırlanıp düşünülmesine Allah’ın izin verdiği evlerin içindedir (nurlu evler), oralarda / evlerde Allah sabah ve akşam üstün tutulur / tesbih edilir.
Andolsun ki biz size açıklayıcı ayetler, sizden önce geçmiş olanlardan misaller ve takva sahiplerine de bir öğüt indirdik.
Andolsun ki size, açıklayıcı ayetler ve sizden önce gelip geçenlerden bir temsil ve korunanlar için bir öğüt indirdik.
Şurası bir gerçek ki size açıklayıcı ayetler, sizden önce yaşayanlardan örnekler ve müttakiler /yanlışlardan sakınanlar için de öğütler indirdik dipnot 1 .
Şurası bir gerçek ki size açıklayıcı ayetler, sizden önce yaşayanlardan örnekler, korunanlar içinde öğütler indirdik.
Size apaçık ayetler, sizden önce gelip, geçenlerden bir mesel/haber ve takva sahipleri için de öğütler indirmişizdir.
Size apaçık ayetler, sizden önce geçenlerden örnekler ve takva sahipleri için de öğütler indirmişizdir.
Yemin olsun ki, size, gerçeği açık seçik anlatan ayetler, sizden önce gelip geçmiş olanlardan örnekler, korunanlar için de bir öğüt indirdik.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.