Diyanet İşleri
(Ey Muhammed!) De ki: "Ben ancak bir uyarıcıyım. Her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan bir Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur."
Sâd suresi · 65–70. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Sâd suresi, 65. ayet. قُلْ إِنَّمَآ أَنَا۠ مُنذِرٌ وَمَا مِنْ إِلَٰهٍ إِلَّا ٱللَّهُ ٱلْوَٰحِدُ ٱلْقَهَّارُ
(Ey Muhammed!) De ki: "Ben ancak bir uyarıcıyım. Her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan bir Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur."
(65, 66) De ki: "Ben sadece bir uyarıcıyım; tek, ezici güç sahibi, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi, güçlü, çok bağışlayan Allah'tan başka ilah yoktur."
(Ey peygamber!) De ki: "Ben sadece bir uyarıcıyım! Mutlak otorite olan tek Allah'tan başka ilah yoktur:
De ki (ey Muhammed): "Ben yalnızca bir uyarıcıyım; bütün mevcudat üzerinde mutlak otorite sahibi olan Tek Allah'tan başka ilah yoktur;
De ki: "Kesinlikle ben bir uyarıcıyım! Tanrı yoktur tanrılık kavramı geçersizdir; sadece Vahid, Kahhar Allah. . . "
De ki: "Ben, yalnızca bir uyarıcıyım. Bir olan, kahreden Allah'tan başka bir ilah yoktur."
(Rasûlüm!) De ki: Ben sadece bir uyarıcıyım. Tek ve kahhâr olan Allah'tan başka bir ilah yoktur.
De ki: "Aslında, ben, yalnızca bir uyarıcıyım. Tek ve Eşsiz olan; Gücüne Karşı Konulamayan Allah'tan başka Tanrı yoktur!"
De ki: "Ben, sadece bir uyarıcıyım. Tek olan ve her şeyin üstesinden gelen Allah'tan başka hiçbir tanrı yoktur."
De ki: "Ben sadece bir uyarıcıyım. Tek ve Egemen olan ALLAH'tan başka bir tanrı yoktur."
De ki, 'Ben sadece bir uyarıcıyım. Tek ve Egemen olan ALLAH'tan başka bir tanrı yoktur.'
De ki: "Ben ancak korkuyu haber veren bir peygamberim. O tek ve kahredici Allah'tan başka hiçbir tanrı yoktur."
De ki ben ancak korkuyu haber veren bir Peygamberim, başka bir tanrı da yok ancak Allah: o vahidi kahhar
De ki: "Ben yalnızca bir uyarıcıyım. Tek ve kahredici olan Allah'tan başka ilah yoktur."
De ki: "Ben yalnızca bir uyarıcıyım. Tek ve kahredici olan Allah'tan başka ilah yoktur."
De ki: "Ben yalnızca bir uyarıcıyım. Tek ve kahredici olan Allah'tan başka ilah yoktur."
De ki: "Ben, yalnızca bir uyarıcıyım. Bir olan, kahreden Tanrı'dan başka bir tanrı yoktur."
(Habibim) de ki: "Ben yalınız gelecek tehlikeleri haber veren (bir peygamber) im. (Ortakdan ve benzerden münezzeh ve) bir olan, (her şey'i) kahreden (mutlak haakim olan) Allahdan başka hiçbir Tanrı yokdur".
De ki: Ben, sadece bir uyarıcıyım. Vahid, Kahhar olan Allah'tan başka hiç bir ilah yoktur.
(49-68) Bu bir hatırlatmadır. Kesinlikle, sakınanlar için / muttakiler için güzel bir varış yeri vardır. Onlara adn cennetleri nin kapıları açıktır. Onda yaslanarak otururlar. Orada çokça yiyecekler ve içecekler çağırırlar. Onların yanında bakışları zarflı yaşıtları/ akranları vardır. Hesap günü için sizlere vaad edilen budur. Muhakkak bu rızkımızdır , bunda bir tükeniş te yoktur. İşte bu, m uhakkak ki taşkınlara, fena / şerli bir varış yeri vardır. Cehennem; işte oraya salınacaklar ne kötü oturulacak yerdir / mahat’tır. İşte bu, artık tatsınlar onu, kaynar su ve irini. Ve onun şeklinden türdeş / eş başkasını da tatsınlar. İşte bu, sizinle beraber atılanlara, onlara merhaba yok, kesinlikle onlar da ateşe salınacaklar. Dediler ki bilakis sizlere merhaba olmasın, siz bunu bize sundunuz / takdim ettiniz, ne kötü durulacak yer. Dediler ki Rabbimiz bunu bize kim sundu ise / takdim etti ise ateşteki azabını bir kat daha artır / ziyadeleştir. Bize ne oldu da en fena / en şerli olarak saydığımız, onlarla dalga geçtiğimiz adamlardan göremiyoruz dediler. Yoksa gözümüzden mi kaçırdık. Ateş halkının bu çekişmesi / kavgası kesinlikle gerçekleşecektir. De ki muhakkak ben bir uyarıcıyım. Allahtan başka ilah yoktur. Tek ve kahredici (karşı konulamayan ezici güç) O’dur. Göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin rabbidir. Saygıdeğerdir, çok defa bağışlayandır. Deki size büyük / kocaman bir haber vereyim mi? Siz ondan yüz çeviriyorsunuz.
De ki: "Ben sadece bir uyarıcıyım. Tek ve Kahhâr olan Allah’tan başka bir (hak) ilah yoktur."
De ki: "Ben ancak bir uyarıcıyım. Tek ve (her şeyi) kahreden Allah'tan başka tanrı yoktur."
(Ya Muhammed!) Sen şöyle de: "Ben sadece bir uyarıcıyım dipnot 1 . Allah'tan başka ilah yoktur; dipnot 2 tektir, her şeyi emri altına almış olandır, dipnot 3
De ki "Ben sadece uyarırım. Allah'tan başka ilah yoktur; o bir tektir ve karşı konulmaz gücü vardır.
De ki: Ben sadece bir uyarıcıyım! Tek ve kahhar olan Allah’tan başka bir (hak) ilah yoktur.
De ki: -Ben sadece bir uyarıcıyım! Tek ve kahredici olan Allah'tan başka bir ilah yoktur.
De ki: "Ben, sadece bir uyarıcıyım. O Vahid ve Kahhar Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur."
Sâd suresi, 66. ayet. رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ٱلْعَزِيزُ ٱلْغَفَّٰرُ
"O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır."
(65, 66) De ki: "Ben sadece bir uyarıcıyım; tek, ezici güç sahibi, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi, güçlü, çok bağışlayan Allah'tan başka ilah yoktur."
göklerin, yerin ve o ikisi arasındakilerin Rabbi, mutlak yücelik, sürekli bağış sahibi!.."
göklerin, yerin ve ikisi arasındaki her şeyin Rabbi, kudret sahibi ve çok bağışlayıcı!"
"Semaların, arzın ve ikisi arasında olanların Aziyz (gücüne - hükmüne karşı konulmaz), Ğaffar olan Rabbidir. "
"Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir, üstün ve güçlü olan, bağışlayandır."
Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi (olan Allah) üstündür, çok bağışlayıcıdır.
"Göklerin, Yeryüzünün ve İkisi Arasındakilerin Efendisidir. Üstündür; Bağışlayıcıdır!"
"O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir. Onun her şeye gücü yeter ve affedicidir."
Göklerin, yerin ve aralarındakilerin Efendisi; Üstündür, Bağışlayandır.
Göklerin, yerin ve aralarındakilerin Rabbi; Üstündür, Bağışlayandır.
O göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin çok güçlü, çok bağışlayan Rabbi."
O Göklerin, Yerin ve aralarındakilerin rabbı aziz, gaffar var
Göklerin, yerin ve ikisinin arasında olan şeylerin Rabb'i Mutlak Üstün Olan'dır, Çok Bağışlayıcı'dır.
Göklerin, yerin ve ikisinin arasında olan şeylerin Rabbi Mutlak Üstün Olan'dır, Çok Bağışlayıcı'dır.
Göklerin, yerin ve ikisinin arasında olan şeylerin Rabb'i, Mutlak Üstün Olan'dır, Çok Bağışlayıcı'dır.
"Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların rabbidir, üstün ve güçlü olan, bağışlayandır."
"Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan şeylerin Rabbi; O mutlak gaalib, O çok yarlığayıcı (Allah) dır".
Göklerin, yerin ve ikisinin arasında bulunanların Rabbı Aziz'dir, Gafur'dur.
(49-68) Bu bir hatırlatmadır. Kesinlikle, sakınanlar için / muttakiler için güzel bir varış yeri vardır. Onlara adn cennetleri nin kapıları açıktır. Onda yaslanarak otururlar. Orada çokça yiyecekler ve içecekler çağırırlar. Onların yanında bakışları zarflı yaşıtları/ akranları vardır. Hesap günü için sizlere vaad edilen budur. Muhakkak bu rızkımızdır , bunda bir tükeniş te yoktur. İşte bu, m uhakkak ki taşkınlara, fena / şerli bir varış yeri vardır. Cehennem; işte oraya salınacaklar ne kötü oturulacak yerdir / mahat’tır. İşte bu, artık tatsınlar onu, kaynar su ve irini. Ve onun şeklinden türdeş / eş başkasını da tatsınlar. İşte bu, sizinle beraber atılanlara, onlara merhaba yok, kesinlikle onlar da ateşe salınacaklar. Dediler ki bilakis sizlere merhaba olmasın, siz bunu bize sundunuz / takdim ettiniz, ne kötü durulacak yer. Dediler ki Rabbimiz bunu bize kim sundu ise / takdim etti ise ateşteki azabını bir kat daha artır / ziyadeleştir. Bize ne oldu da en fena / en şerli olarak saydığımız, onlarla dalga geçtiğimiz adamlardan göremiyoruz dediler. Yoksa gözümüzden mi kaçırdık. Ateş halkının bu çekişmesi / kavgası kesinlikle gerçekleşecektir. De ki muhakkak ben bir uyarıcıyım. Allahtan başka ilah yoktur. Tek ve kahredici (karşı konulamayan ezici güç) O’dur. Göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin rabbidir. Saygıdeğerdir, çok defa bağışlayandır. Deki size büyük / kocaman bir haber vereyim mi? Siz ondan yüz çeviriyorsunuz.
(O) göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir, çok güçlüdür, çok bağışlayandır.
"O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir, daima üstündür, çok bağışlayandır."
göklerin, yerin ve ikisinin arasında olanların sahibidir, daima üstündür, çokça bağışlayandır dipnot 1 ."
O, göklerin, yerin ve ikisinin arasında olanların Sahibidir. Üstündür, suçları örter."
O, göklerin, yerin ve arasındakilerin Rabbidir. Aziz'dir, Gaffar'dır.
O, göklerin, yerin ve arasındakilerin Rabb'i, güç ve bağış sahibidir.
"Göklerin, yerin ve bunlar arasındakilerin Rabbi'dir O. Aziz ve Gaffar..."
Sâd suresi, 67. ayet. قُلْ هُوَ نَبَؤٌا۟ عَظِيمٌ
De ki: "Bu Kur'an, büyük bir haberdir."
(67, 68) De ki: "Kendisinden yüz çevirip durduğunuz bu (Kur'an), büyük bir haberdir.
(Yine) de ki: "Bu, muazzam bir haberdir;
De ki: "Bu, muazzam bir mesajdır:
De ki: "HU (gerçeği), Aziym bir haberdir!" (Bu haberin manasını ve değerini kavrayabilseniz!)
De ki: "Bu (Kur'an), büyük bir haberdir."
De ki: Bu büyük bir haberdir.
De ki: "Bu, büyük bir haberdir!"
De ki: "Bu uyardığım husus, evrensel bir haberdir."
De ki: "Bu, büyük bir haberdir."
De ki, 'Bu, büyük bir haberdir.'
De ki: "Bu (Kur'an) bir büyük haberdir;
De ki bu bir azim haberdir
De ki: "O, çok büyük bir haberdir."
De ki: "O, çok büyük bir haberdir."
De ki: "O, çok büyük bir haberdir."
De ki: "Bu (Kuran) büyük bir haberdir."
De ki: "Bu (Kur'an) en büyük (ve mühim) bir haberdir".
De ki: Bu, büyük bir haberdir.
(49-68) Bu bir hatırlatmadır. Kesinlikle, sakınanlar için / muttakiler için güzel bir varış yeri vardır. Onlara adn cennetleri nin kapıları açıktır. Onda yaslanarak otururlar. Orada çokça yiyecekler ve içecekler çağırırlar. Onların yanında bakışları zarflı yaşıtları/ akranları vardır. Hesap günü için sizlere vaad edilen budur. Muhakkak bu rızkımızdır , bunda bir tükeniş te yoktur. İşte bu, m uhakkak ki taşkınlara, fena / şerli bir varış yeri vardır. Cehennem; işte oraya salınacaklar ne kötü oturulacak yerdir / mahat’tır. İşte bu, artık tatsınlar onu, kaynar su ve irini. Ve onun şeklinden türdeş / eş başkasını da tatsınlar. İşte bu, sizinle beraber atılanlara, onlara merhaba yok, kesinlikle onlar da ateşe salınacaklar. Dediler ki bilakis sizlere merhaba olmasın, siz bunu bize sundunuz / takdim ettiniz, ne kötü durulacak yer. Dediler ki Rabbimiz bunu bize kim sundu ise / takdim etti ise ateşteki azabını bir kat daha artır / ziyadeleştir. Bize ne oldu da en fena / en şerli olarak saydığımız, onlarla dalga geçtiğimiz adamlardan göremiyoruz dediler. Yoksa gözümüzden mi kaçırdık. Ateş halkının bu çekişmesi / kavgası kesinlikle gerçekleşecektir. De ki muhakkak ben bir uyarıcıyım. Allahtan başka ilah yoktur. Tek ve kahredici (karşı konulamayan ezici güç) O’dur. Göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin rabbidir. Saygıdeğerdir, çok defa bağışlayandır. Deki size büyük / kocaman bir haber vereyim mi? Siz ondan yüz çeviriyorsunuz.
De ki: "Bu (Kur'an), büyük bir haberdir."
De ki: "O, büyük bir haberdir."
De ki: "O (buraya kadar anlatılanlar) büyük bir haberdir dipnot 1 .
De ki "Bu büyük bir haberdir.
De ki: Bu büyük bir haberdir.
De ki: -O, büyük bir mesajdır.
De ki: "Büyük bir haberdir o."
Sâd suresi, 68. ayet. أَنتُمْ عَنْهُ مُعْرِضُونَ
"Siz ise ondan yüz çeviriyorsunuz."
(67, 68) De ki: "Kendisinden yüz çevirip durduğunuz bu (Kur'an), büyük bir haberdir.
sizse ondan yüz çeviriyorsunuz."
(nasıl) ondan yüz çevirirsiniz?"
"Siz ise ondan (o büyük haberin bildirdiği fevkalade önemli hakikatin size kazandıracağından) yüz çeviriyorsunuz!"
Sizler ise, ondan yüz çeviriyorsunuz.
Ama siz ondan yüz çeviriyorsunuz.
"Ondan, yüz çeviriyorsunuz!"
"Siz ondan yüz çeviriyorsunuz."
"Siz ise ondan yüz çeviriyorsunuz."
'Siz ise ondan yüz çeviriyorsunuz.'
Siz ondan yüz çeviriyorsunuz.
Siz ondan yüz çeviriyorsunuz
"Siz, ondan yüz çeviriyorsunuz."
"Siz, ondan yüz çeviriyorsunuz."
Siz, ondan yüz çeviriyorsunuz.
Sizler ise ondan yüz çeviriyorsunuz.
"Ki siz ondan yüz çeviricilersiniz".
Ama siz, ondan yüz çeviriyorsunuz.
(49-68) Bu bir hatırlatmadır. Kesinlikle, sakınanlar için / muttakiler için güzel bir varış yeri vardır. Onlara adn cennetleri nin kapıları açıktır. Onda yaslanarak otururlar. Orada çokça yiyecekler ve içecekler çağırırlar. Onların yanında bakışları zarflı yaşıtları/ akranları vardır. Hesap günü için sizlere vaad edilen budur. Muhakkak bu rızkımızdır , bunda bir tükeniş te yoktur. İşte bu, m uhakkak ki taşkınlara, fena / şerli bir varış yeri vardır. Cehennem; işte oraya salınacaklar ne kötü oturulacak yerdir / mahat’tır. İşte bu, artık tatsınlar onu, kaynar su ve irini. Ve onun şeklinden türdeş / eş başkasını da tatsınlar. İşte bu, sizinle beraber atılanlara, onlara merhaba yok, kesinlikle onlar da ateşe salınacaklar. Dediler ki bilakis sizlere merhaba olmasın, siz bunu bize sundunuz / takdim ettiniz, ne kötü durulacak yer. Dediler ki Rabbimiz bunu bize kim sundu ise / takdim etti ise ateşteki azabını bir kat daha artır / ziyadeleştir. Bize ne oldu da en fena / en şerli olarak saydığımız, onlarla dalga geçtiğimiz adamlardan göremiyoruz dediler. Yoksa gözümüzden mi kaçırdık. Ateş halkının bu çekişmesi / kavgası kesinlikle gerçekleşecektir. De ki muhakkak ben bir uyarıcıyım. Allahtan başka ilah yoktur. Tek ve kahredici (karşı konulamayan ezici güç) O’dur. Göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin rabbidir. Saygıdeğerdir, çok defa bağışlayandır. Deki size büyük / kocaman bir haber vereyim mi? Siz ondan yüz çeviriyorsunuz.
Siz ise ondan yüz çeviriyorsunuz.
"(Ama gafletinizden dolayı) Siz ondan yüz çeviriyorsunuz."
Ama siz ondan yüz çeviriyorsunuz dipnot 1 .
Siz ise ondan yüz çeviriyorsunuz.
Siz ise ondan yüz çeviriyorsunuz.
Siz ise ondan yüz çeviriyorsunuz.
"Yüz çevirip duruyorsunuz ondan."
Sâd suresi, 69. ayet. مَا كَانَ لِىَ مِنْ عِلْمٍۭ بِٱلْمَلَإِ ٱلْأَعْلَىٰٓ إِذْ يَخْتَصِمُونَ
"Aralarında tartıştıkları sırada, yüce topluluğa (ileri gelen melekler topluluğuna) dair benim hiçbir bilgim yoktu."
Onlar konuşup tartışırken benim yüce toplulukta dipnot 1 (olup bitenler) hakkında hiçbir bilgim yoktu.
(De ki): "(İnsanın yaratılışını) tartıştıkları zaman, o yüce toplulukta (olup bitenler) hakkında bir bilgiye sahip değilim;
(De ki ey Muhammed:) "(İnsanın yaratılışına) karşı çıktıklarında yüce topluluk(ta neler olup bittiği) hakkında bilgi sahibi değildim;
"Mele-i Ala'daki tartışma hakkında ilme sahip değilim. "
"Mele-i Ala (yüce topluluk) tartışıp dururken, benim hiçbir bilgim yoktur."
Onlar orada tartışırken benim melei a’lâ hakkında hiçbir bilgim yoktu.
"Onlar tartışırlarken, yüce topluluk hakkında bilgim yoktu!" dipnot 390
"Melekler topluluğunun aralarında neyi tartıştıkları hakkında benim hiçbir bilgim yoktur."
"Onlar tartışırlarken Yüce Toplum'da neler olup bittiği hakkında bir bilgim yoktu."
'Onlar tartışırlarken Yüce Toplum'da neler olup bittiği hakkında bir bilgim yoktu.'
Benim bir bilgim olmazdı, (insanın yaratılışı hakkında) melekler yüce mecliste tartışırlarken.
Benim mele-i a'laya ne ılmim olurdu onlar münakaşa ederlerken?
Onlar tartışırlarken, benim Mele-i A'la'ya dipnot 1 dair bir bilgim yoktu.
Onlar tartışırlarken, benim Mele-i A'la'ya dipnot 1 dair bir bilgim yoktu.
Onlar tartışırlarken, benim mele-i a'la'ya dipnot 1 dair bir bilgim yoktu.
"Mele-i Ala (yüce topluluk) tartışıp dururken benim hiç bir bilgim yoktur."
"Mele'-i a'laya, onlar aralarında münazara (ve münakaşa) ederlerken, benim hiçbir bilgim yokdu".
Mele-i A'la'da olan tartışmalar hakkında benim bir bilgim yoktur.
(69-88) Mele-i âlâ da / yüce mecliste niçin hasımlaştıklarına dair benim bir ilmim / bilgim yok. Sadece bana , benim kesinlikle apaçık bir uyarıcı olduğum vahyediliyor. Rabbin meleklere ben kurutulmuş çamurdan bir derili / bir beşer yaratacağım, onu düzenlediğimde ve ruhumdan üfürdüğüm vakit onun için hemen secdeye kapanın dedi. İblis hariç meleklerin hepsi toptan secde etti. O, büyüklendi / kibirlendi ve k âfirlerden oldu. Dedi ey İblis! Seni, benim elimle yaptığıma secde etmeye engel olan nedir? Büyüklendin mi? yahut yücelerden mi oldun? Ben ondan hayırlıyım dedi. Beni ateşten yarattın ve onu ise kurutulmuş çamurdan yarattın. De ki oradan çık, sen kesinlikle taşlandın / recm edildin. Din gününe kadar da üzerinde lanetim olacak. Dedi Rabbim, tekrar diriliş gününe kadar beni bekletebilir misin? Allah, muhakkak ki sen bilinen vakte / malum vakte kadar bekletilenlerdensin dedi. Şerefin / izzetin üzere söylüyorum ki onlardan saf / ihlaslı olan kulların hariç hepsini azdıracağım. Allah dedi ki bu gerçektir ve gerçeği de ben söylerim. Cehennemi senle ve onlardan sana uyan / tabii olan hepinizle dolduracağım. (Ey Resulüm) De ki size bir ücret sual etmiyorum (hani bunun ücreti demiyorum) ben böyle bir teklifte bulunan değilim. Muhakkak ki O / Kuran , evrenler için / alemler için bir hatırlatmadır. Onun haberini de az bir vakit sonra öğreneceksiniz.
Yüce topluluk (mele-i a'la) aralarında tartışırlarken benim hiçbir bilgim yoktu.
"Yüce topluluk tartışırlarken (aralarında) neler geçtiği hakkında bir bilgim yoktu."
(Şunu da söyle:) Mele-i A'la / büyük melekler topluluğu tartışırlarken, benim onlara (tartışma konularına) dair bir bilgim yoktu dipnot 1 .
Mele-i A'la'dakilerin dipnot 1 tartışmaları ile ilgili bir bilgim olmaz.
Onlar orada tartışırken benim mele-i a'la (melekler) hakkında hiçbir bilgim yoktu.
Benim yüce alem (mele-i ala) hakkında hiç bir bilgim yoktur.
"Onlar tartışırlarken, o yüce konsey hakkında benim hiçbir bilgim yoktu."
Sâd suresi, 70. ayet. إِن يُوحَىٰٓ إِلَىَّ إِلَّآ أَنَّمَآ أَنَا۠ نَذِيرٌ مُّبِينٌ
"Bana ancak, benim sadece bir uyarıcı olduğum vahyediliyor."
Bana sadece ‘apaçık bir uyarıcı olduğum' vahyediliyor."
ne var ki bana, sadece apaçık bir uyarıcı olduğum bildirilmektedir."
o, (Allah) tarafından bana vahyedilmemiş olsaydı ben de (size) apaçık bir uyarıda bulunamazdım!"
"Bana vahyolan yalnızca apaçık bir uyarıcı olduğum!"
"Bana ancak, yalnızca apaçık bir uyarıcı olduğum vahyolunmaktadır."
Ben ancak apaçık bir uyarıcı olduğum için bana vahyolunuyor.
"Yalnızca, apaçık bir uyarıcı olduğum için bana bildiriliyor!"
"Bana sadece apaçık bir uyarıcı olduğumdan dolayı vahyediliyor."
"Apaçık bir uyarıcı olduğum için bana vahiy ediliyor."
'Apaçık bir uyarıcı olduğum için bana vahyediliyor.'
Fakat ben açık bir uyarıcı olduğum için o bilgi bana vahyolunuyor."
Fakat ben açık inzar edecek bir Peygamber olduğum içindir ki o ılm bana vahy olunuyor
Bana, yalnızca apaçık bir uyarıcı olduğum için vahyediliyor."
Bana, yalnızca apaçık bir uyarıcı olduğum için vahyediliyor."
Bana, yalnızca apaçık bir uyarıcı olduğum için vahyediliyor.
"Bana ancak, yalnızca apaçık bir uyarıcı olduğum vahyolunmaktadır."
"Ben ancak gelecek tehlikeleri apaçık haber verici (bir peygamber) olduğum içindir ki (o ilim) bana vahy olunuyor".
Bana, sadece vahyolunur. Ben, ancak apaçık bir uyarıcıyım.
(69-88) Mele-i âlâ da / yüce mecliste niçin hasımlaştıklarına dair benim bir ilmim / bilgim yok. Sadece bana , benim kesinlikle apaçık bir uyarıcı olduğum vahyediliyor. Rabbin meleklere ben kurutulmuş çamurdan bir derili / bir beşer yaratacağım, onu düzenlediğimde ve ruhumdan üfürdüğüm vakit onun için hemen secdeye kapanın dedi. İblis hariç meleklerin hepsi toptan secde etti. O, büyüklendi / kibirlendi ve k âfirlerden oldu. Dedi ey İblis! Seni, benim elimle yaptığıma secde etmeye engel olan nedir? Büyüklendin mi? yahut yücelerden mi oldun? Ben ondan hayırlıyım dedi. Beni ateşten yarattın ve onu ise kurutulmuş çamurdan yarattın. De ki oradan çık, sen kesinlikle taşlandın / recm edildin. Din gününe kadar da üzerinde lanetim olacak. Dedi Rabbim, tekrar diriliş gününe kadar beni bekletebilir misin? Allah, muhakkak ki sen bilinen vakte / malum vakte kadar bekletilenlerdensin dedi. Şerefin / izzetin üzere söylüyorum ki onlardan saf / ihlaslı olan kulların hariç hepsini azdıracağım. Allah dedi ki bu gerçektir ve gerçeği de ben söylerim. Cehennemi senle ve onlardan sana uyan / tabii olan hepinizle dolduracağım. (Ey Resulüm) De ki size bir ücret sual etmiyorum (hani bunun ücreti demiyorum) ben böyle bir teklifte bulunan değilim. Muhakkak ki O / Kuran , evrenler için / alemler için bir hatırlatmadır. Onun haberini de az bir vakit sonra öğreneceksiniz.
“Ben, ancak apaçık bir uyarıcı olduğum için bana vahyolunuyor.”
"Ben ancak apaçık bir uyarıcı olduğum için (bu bilgi) bana vahyediliyor."
Bunlar bana, sadece benim açık bir uyarıcı olmam sebebiyle vahyedilmektedir dipnot 1 .
Bana sadece, doğruları açıklayan bir uyarıcı olmam vahyedilmektedir."
Bana, apaçık bir uyarıcı olmamdan başka bir şey vahyolunmuyor.
Bana, apaçık bir uyarıcı olmamdan başka bir şey vahyolunmuyor.
"Bana, sadece açık bir uyarıcı olduğum vahyediliyor."
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.