Sâd suresi · 50–64. ayetler

Sakınanların cenneti ve azgınların çekişmesi

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Sâd suresi, 50. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâd suresi, 50. ayet. جَنَّٰتِ عَدْنٍ مُّفَتَّحَةً لَّهُمُ ٱلْأَبْوَٰبُ

    Diyanet İşleri

    (49-50) Bu bir öğüttür. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için elbette güzel bir dönüş yeri, kapıları kendilerine açılmış olarak Adn cennetleri vardır.

    Mehmet Okuyan

    (50, 51) İçlerinde yaslanabilecekleri, her çeşit meyve ve içeceği isteyebilecekleri, kapıları onlar için açılmış durulmaya değer bahçeler dipnot 1 (vardır).

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Durulmaya değer cennetler" anlamı verdiğimiz "‘Adn cennetleri" ifadesi Kur'an'da 11 kez yer almaktadır. Bkz. Tevbe 9:72; Ra‘d 13:23; Nahl 16:31; Kehf 18:31; Meryem 19:61; Tâhâ 20:76; Fâtır 35:33; Sâd 38:50; Mü'min 40:8; Saff 61:12; Beyyine 98:8.

    Mustafa İslamoğlu

    Kalıcı güzelliğin üretildiği merkez olan cennetlerin kapıları onlar için ardına kadar dayalı olacaktır.

    Muhammed Esed

    Kapıları ardına kadar açık sonsuz mutluluk, esenlik bahçeleri,

    Ahmed Hulusi

    Kapıları kendilerine açılmış halde Adn cennetleridir.

    Ali Bulaç

    Adn cennetleri; kapılar onlara açılmıştır.

    Ali Özek ve heyeti

    Kapıları yalnızca kendilerine açılmış Adn cennetleri vardır.

    Ali Rıza Safa

    Kapıları onlar için açılmış olan Adn cennetleri.

    Bayraktar Bayraklı

    Kendilerine kapıları açılmış 'Adn cennetleri vardır.

    Edip Yüksel

    Ve kapıları kendilerine açılmış Adn bahçeleri vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve kapıları kendilerine açılmış Adn cennetleri vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bütün kapıları kendilerine açılmış olan Adn cennetleri vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Adn Cennetleri; açılarak kendilerine bütün kapılar

    Erhan Aktaş

    Adn Cennetlerinin kapıları onlara açıktır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Adn Cennetlerinin kapıları onlara açıktır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Adn Cennetlerinin kapıları onlara açıktır.

    Gültekin Onan

    Adn cennetleri; kapılar onlara açılmıştır.

    Hasan Basri Çantay

    Adin cennetleri. Onlar için bütün kapılar tastamam açılmışdır.

    İbni Kesir

    Kapıları kendilerine açılmış Adn cennetleri.

    Mehmet Alagaş

    (49-68) Bu bir hatırlatmadır. Kesinlikle, sakınanlar için / muttakiler için güzel bir varış yeri vardır. Onlara adn cennetleri nin kapıları açıktır. Onda yaslanarak otururlar. Orada çokça yiyecekler ve içecekler çağırırlar. Onların yanında bakışları zarflı yaşıtları/ akranları vardır. Hesap günü için sizlere vaad edilen budur. Muhakkak bu rızkımızdır , bunda bir tükeniş te yoktur. İşte bu, m uhakkak ki taşkınlara, fena / şerli bir varış yeri vardır. Cehennem; işte oraya salınacaklar ne kötü oturulacak yerdir / mahat’tır. İşte bu, artık tatsınlar onu, kaynar su ve irini. Ve onun şeklinden türdeş / eş başkasını da tatsınlar. İşte bu, sizinle beraber atılanlara, onlara merhaba yok, kesinlikle onlar da ateşe salınacaklar. Dediler ki bilakis sizlere merhaba olmasın, siz bunu bize sundunuz / takdim ettiniz, ne kötü durulacak yer. Dediler ki Rabbimiz bunu bize kim sundu ise / takdim etti ise ateşteki azabını bir kat daha artır / ziyadeleştir. Bize ne oldu da en fena / en şerli olarak saydığımız, onlarla dalga geçtiğimiz adamlardan göremiyoruz dediler. Yoksa gözümüzden mi kaçırdık. Ateş halkının bu çekişmesi / kavgası kesinlikle gerçekleşecektir. De ki muhakkak ben bir uyarıcıyım. Allahtan başka ilah yoktur. Tek ve kahredici (karşı konulamayan ezici güç) O’dur. Göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin rabbidir. Saygıdeğerdir, çok defa bağışlayandır. Deki size büyük / kocaman bir haber vereyim mi? Siz ondan yüz çeviriyorsunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kapıları yalnızca kendilerine açılmış Adn Cennetleri vardır.

    Süleyman Ateş

    Kapıları kendilerine açılmış Adn cennetleri.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara, kalıcı cennetler (bahçeler) verilecek, bütün kapılar onlara açık olacaktır.

    Şaban Britch

    Kapıları kendilerine açılmış Adn Cennetleri...

    Şaban Piriş

    Kapıları kendilerine açılmış Adn Cennetleri...

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kapıları kendilerine açılmış Adn cennetleri.

  2. Sâd suresi, 51. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâd suresi, 51. ayet. مُتَّكِـِٔينَ فِيهَا يَدْعُونَ فِيهَا بِفَٰكِهَةٍ كَثِيرَةٍ وَشَرَابٍ

    Diyanet İşleri

    Onlar orada koltuklara yaslanmış olarak pek çok meyveler ve içecekler isterler.

    Mehmet Okuyan

    (50, 51) İçlerinde yaslanabilecekleri, her çeşit meyve ve içeceği isteyebilecekleri, kapıları onlar için açılmış durulmaya değer bahçeler dipnot 1 (vardır).

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Durulmaya değer cennetler" anlamı verdiğimiz "‘Adn cennetleri" ifadesi Kur'an'da 11 kez yer almaktadır. Bkz. Tevbe 9:72; Ra‘d 13:23; Nahl 16:31; Kehf 18:31; Meryem 19:61; Tâhâ 20:76; Fâtır 35:33; Sâd 38:50; Mü'min 40:8; Saff 61:12; Beyyine 98:8.

    Mustafa İslamoğlu

    Orada huzurla uzanacaklar; ve meyvesine (dek) her çeşit lezzetli (yiyecek) ve içeceği talep edebilecekler.

    Muhammed Esed

    orada uzanıp dinlenecekler; (ve) her tür meyveyi ve içeceği, (serbestçe) isteyebilecekler,

    Ahmed Hulusi

    Zevkle kurularak, o hal içinde birçok meyve ve keyiflendirecek içki isterler.

    Ali Bulaç

    İçinde yaslanıp dayanmışlardır; orda birçok meyve ve şarap istemektedirler.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar koltuklara yaslanıp kurularak orada bir çok meyveler ve içecekler isterler.

    Ali Rıza Safa

    Yaslanmış olarak, türlü meyveler ve içkiler isterler.

    Bayraktar Bayraklı

    Orada koltuklara yaslanırlar. Birçok meyve ve içecek isterler.

    Edip Yüksel

    Orada konfor içinde bol meyve ve içecek isterler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Orada konfor içinde bol meyve ve içecek isterler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İçlerine kurularak orada bir çok yemişle bambaşka bir içki isteyeceklerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İçlerinde kurularak orada bir çok yemişle bambaşka bir içki isteyecekler

    Erhan Aktaş

    Orada keyiflerince oturmuş olarak onlara pek çok meyve ve içecek sunulur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Orada keyiflerince oturmuş olarak onlara pek çok meyve ve içecek sunulur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Orada keyiflerince oturmuş olarak onlara pek çok meyve ve içecek sunulur.

    Gültekin Onan

    İçinde yaslanıp dayanmışlardır; orada birçok meyve ve şarap istemektedirler.

    Hasan Basri Çantay

    İçlerinde yaslanıb kuruluculardır onlar, Orada bir "ok yemişler), içecek (ler) isteyecekler.

    İbni Kesir

    Orada tahtlara yaslanmış olarak birçok meyveler ve içecekler isterler.

    Mehmet Alagaş

    (49-68) Bu bir hatırlatmadır. Kesinlikle, sakınanlar için / muttakiler için güzel bir varış yeri vardır. Onlara adn cennetleri nin kapıları açıktır. Onda yaslanarak otururlar. Orada çokça yiyecekler ve içecekler çağırırlar. Onların yanında bakışları zarflı yaşıtları/ akranları vardır. Hesap günü için sizlere vaad edilen budur. Muhakkak bu rızkımızdır , bunda bir tükeniş te yoktur. İşte bu, m uhakkak ki taşkınlara, fena / şerli bir varış yeri vardır. Cehennem; işte oraya salınacaklar ne kötü oturulacak yerdir / mahat’tır. İşte bu, artık tatsınlar onu, kaynar su ve irini. Ve onun şeklinden türdeş / eş başkasını da tatsınlar. İşte bu, sizinle beraber atılanlara, onlara merhaba yok, kesinlikle onlar da ateşe salınacaklar. Dediler ki bilakis sizlere merhaba olmasın, siz bunu bize sundunuz / takdim ettiniz, ne kötü durulacak yer. Dediler ki Rabbimiz bunu bize kim sundu ise / takdim etti ise ateşteki azabını bir kat daha artır / ziyadeleştir. Bize ne oldu da en fena / en şerli olarak saydığımız, onlarla dalga geçtiğimiz adamlardan göremiyoruz dediler. Yoksa gözümüzden mi kaçırdık. Ateş halkının bu çekişmesi / kavgası kesinlikle gerçekleşecektir. De ki muhakkak ben bir uyarıcıyım. Allahtan başka ilah yoktur. Tek ve kahredici (karşı konulamayan ezici güç) O’dur. Göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin rabbidir. Saygıdeğerdir, çok defa bağışlayandır. Deki size büyük / kocaman bir haber vereyim mi? Siz ondan yüz çeviriyorsunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Orada koltuklarına kurulmuşlar, birçok meyve ve içecek isterler.

    Süleyman Ateş

    Orada (koltuklara) yaslanarak bir çok meyva ve içki isterler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Orada keyif çatacaklar, çeşit çeşit meyveler ve içecekler isteyeceklerdir.

    Şaban Britch

    Orada koltuklarına kurulmuşlar, birçok meyve ve içecek isterler.

    Şaban Piriş

    Orada koltuklarına kurulmuşlar bir çok meyve ve içecek isterler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Orada, yaslanmış olarak birçok meyve ve içecek isterler.

  3. Sâd suresi, 52. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâd suresi, 52. ayet. وَعِندَهُمْ قَٰصِرَٰتُ ٱلطَّرْفِ أَتْرَابٌ

    Diyanet İşleri

    Yanlarında gözlerini kendilerinden ayırmayan yaşıt eşler vardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Yanlarında kendilerine denk, gözü dışarda olmayan (eşler) bulunacak.

    Muhammed Esed

    yanıbaşlarında yumuşak bakışlı, uyumlu eşler olacak.

    Ahmed Hulusi

    Onların (Esma kuvveleriyle kendini - Rabbini tanımış şuurların) indlerinde gözlerini kendilerinden (açığa çıkacaklara) çevirmiş aynı yaşıtlar (bedenler) vardır. (Esma hakikatiyle kendini tanımış {Rabbine yakin elde etmiş} bilinçlerin açığa çıkaracağı manaları uygulamaya hazır bekleyen yaşıtları {açılım kapasitelerine uygun özellikte} olan cennet bedenleri. A. H. )

    Ali Bulaç

    Ve yanlarında bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş yaşıt kadınlar vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Yanlarında, eşlerinden başkasına bakmayan, kendilerine yaşıt güzeller vardır.

    Ali Rıza Safa

    Yanlarında da yumuşak bakışlı yaşıtlar vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Yanlarında, eşlerinden başkasına bakmayan, kendilerine yaşıt eşler vardır.

    Edip Yüksel

    Yanlarında gözlerinin içine bakan yaşıtları vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yanlarında gözlerinin içine bakan yaşıtları vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yanlarında da gamzeleri kasan (bakışları yalnız kocalarına dönük) aynı yaşta dilberler vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yanlarında da gamzeleri kasan hep bir yaşıd dilberler

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve yanlarında, bakışlarını koruyan yaşıtlar vardır. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Başkaları ile ilgilenmeyen, bakmayan.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve yanlarında, bakışlarını eşlerine dikmiş yaşıtlar.

    Gültekin Onan

    Ve yanlarında bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş yaşıt kadınlar vardır.

    Hasan Basri Çantay

    Yanlarında da gözlerini yalınız (zevcelerine) dikmiş, bir yaşıt (dilberler) vardır.

    İbni Kesir

    Yanlarında gözlerini yalnız eşlerine dikmiş aynı yaştan güzeller vardır.

    Mehmet Alagaş

    (49-68) Bu bir hatırlatmadır. Kesinlikle, sakınanlar için / muttakiler için güzel bir varış yeri vardır. Onlara adn cennetleri nin kapıları açıktır. Onda yaslanarak otururlar. Orada çokça yiyecekler ve içecekler çağırırlar. Onların yanında bakışları zarflı yaşıtları/ akranları vardır. Hesap günü için sizlere vaad edilen budur. Muhakkak bu rızkımızdır , bunda bir tükeniş te yoktur. İşte bu, m uhakkak ki taşkınlara, fena / şerli bir varış yeri vardır. Cehennem; işte oraya salınacaklar ne kötü oturulacak yerdir / mahat’tır. İşte bu, artık tatsınlar onu, kaynar su ve irini. Ve onun şeklinden türdeş / eş başkasını da tatsınlar. İşte bu, sizinle beraber atılanlara, onlara merhaba yok, kesinlikle onlar da ateşe salınacaklar. Dediler ki bilakis sizlere merhaba olmasın, siz bunu bize sundunuz / takdim ettiniz, ne kötü durulacak yer. Dediler ki Rabbimiz bunu bize kim sundu ise / takdim etti ise ateşteki azabını bir kat daha artır / ziyadeleştir. Bize ne oldu da en fena / en şerli olarak saydığımız, onlarla dalga geçtiğimiz adamlardan göremiyoruz dediler. Yoksa gözümüzden mi kaçırdık. Ateş halkının bu çekişmesi / kavgası kesinlikle gerçekleşecektir. De ki muhakkak ben bir uyarıcıyım. Allahtan başka ilah yoktur. Tek ve kahredici (karşı konulamayan ezici güç) O’dur. Göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin rabbidir. Saygıdeğerdir, çok defa bağışlayandır. Deki size büyük / kocaman bir haber vereyim mi? Siz ondan yüz çeviriyorsunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yanlarında bakışlarını yalnız kendilerine dikmiş yaşıt eşler vardır.

    Süleyman Ateş

    Yanlarında da bakışlarını yalnız (kocalarına) diken (kendileriyle) yaşıt dilberler vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yanlarında gözlerini üzerlerinden ayırmayan, yaşıt hizmetçi kızlar (huriler) olacaktır.

    Şaban Britch

    Yanlarında da gözlerini kendilerine dikmiş yaşıt güzeller vardır.

    Şaban Piriş

    Yanlarında da gözlerini kendilerine dikmiş onlara denk güzeller vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yanlarında, bakışlarını eşlerine yöneltmiş yaşıt dilberler vardır.

  4. Sâd suresi, 53. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâd suresi, 53. ayet. هَٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِيَوْمِ ٱلْحِسَابِ

    Diyanet İşleri

    İşte bunlar, hesap günü için size vaad edilenlerdir.

    Mehmet Okuyan

    Hesap günü için size vadedilen budur.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte bu, Hesap Günü için size verilen sözdür:

    Muhammed Esed

    İşte bu, Hesap Günü için size verilen sözdür:

    Ahmed Hulusi

    İşte budur, yaptıklarınızın sonucunu yaşama süreci için size vadolunan!

    Ali Bulaç

    İşte hesap günü size va'dedilen budur.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte, hesap günü için size vâdolunan şeyler bunlardır.

    Ali Rıza Safa

    İşte bu, Hesap Günü için size verilen sözdür.

    Bayraktar Bayraklı

    İşte, hesap günü için, size vaad edilen budur.

    Edip Yüksel

    Hesap Günü için size söz verilen budur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Hesap Günü için size söz verilen budur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte bu, o hesap günü için size va'dedilenlerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşte bu, o hisab günü için size va'dolunan

    Erhan Aktaş

    İşte bu, Hesap Günü için size söz verilenlerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İşte bu, hesap günü için size söz verilenlerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte bu, hesap günü için size söz verilenlerdir.

    Gültekin Onan

    İşte hesap günü size vaadedilen budur.

    Hasan Basri Çantay

    İşte hesab günü için size va'dolunagelen şey (ler) bunlardır.

    İbni Kesir

    İşte hesab günü için size vaadolunan budur.

    Mehmet Alagaş

    (49-68) Bu bir hatırlatmadır. Kesinlikle, sakınanlar için / muttakiler için güzel bir varış yeri vardır. Onlara adn cennetleri nin kapıları açıktır. Onda yaslanarak otururlar. Orada çokça yiyecekler ve içecekler çağırırlar. Onların yanında bakışları zarflı yaşıtları/ akranları vardır. Hesap günü için sizlere vaad edilen budur. Muhakkak bu rızkımızdır , bunda bir tükeniş te yoktur. İşte bu, m uhakkak ki taşkınlara, fena / şerli bir varış yeri vardır. Cehennem; işte oraya salınacaklar ne kötü oturulacak yerdir / mahat’tır. İşte bu, artık tatsınlar onu, kaynar su ve irini. Ve onun şeklinden türdeş / eş başkasını da tatsınlar. İşte bu, sizinle beraber atılanlara, onlara merhaba yok, kesinlikle onlar da ateşe salınacaklar. Dediler ki bilakis sizlere merhaba olmasın, siz bunu bize sundunuz / takdim ettiniz, ne kötü durulacak yer. Dediler ki Rabbimiz bunu bize kim sundu ise / takdim etti ise ateşteki azabını bir kat daha artır / ziyadeleştir. Bize ne oldu da en fena / en şerli olarak saydığımız, onlarla dalga geçtiğimiz adamlardan göremiyoruz dediler. Yoksa gözümüzden mi kaçırdık. Ateş halkının bu çekişmesi / kavgası kesinlikle gerçekleşecektir. De ki muhakkak ben bir uyarıcıyım. Allahtan başka ilah yoktur. Tek ve kahredici (karşı konulamayan ezici güç) O’dur. Göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin rabbidir. Saygıdeğerdir, çok defa bağışlayandır. Deki size büyük / kocaman bir haber vereyim mi? Siz ondan yüz çeviriyorsunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte hesap günü için size vadedilen budur.

    Süleyman Ateş

    İşte, hesap günü için size söz verilen budur!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hesap günü için size söz verilen budur.

    Şaban Britch

    Bu, hesap günü size vadolunanlardır.

    Şaban Piriş

    Bu, hesap günü size vaat olunanlardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hesap günü için size vaat edilen işte budur.

  5. Sâd suresi, 54. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâd suresi, 54. ayet. إِنَّ هَٰذَا لَرِزْقُنَا مَا لَهُۥ مِن نَّفَادٍ

    Diyanet İşleri

    İşte bu bizim verdiğimiz rızıktır. Ona asla tükenme yoktur.

    Mustafa İslamoğlu

    elbet Bizim verdiğimiz bu rızık, asla tükenme riski taşımamaktadır.

    Muhammed Esed

    Bu, (size) vereceğimiz tükenmeyen nimetimizdir!

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki işte bu bizim yaşam gıdamızdır. . . Hiç tükenmeyen!

    Ali Bulaç

    Şüphesiz bu, Bizim rızkımızdır, bitip tükenmesi de yok.

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz bu, bizim verdiğimiz rızıktır. Ona bitmek ve tükenmek yoktur.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, işte bu, tükenmeyen geçimliğimizdir.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz bu, bizim vaadimiz olan rızıktır. Onda tükenmek yoktur.

    Edip Yüksel

    Bizim bu rızkımız tükenmez.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bizim bu rızkımız tükenmez.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte bu bizim hiç tükenmeyecek rızkımızdır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşte ki bu bizim rızkımız, muhakkak ki ona hiç tükenmek yok

    Erhan Aktaş

    Bu, bitmez tükenmez rızkımızdır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bu, bitmez tükenmez rızkımızdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu, bitmez tükenmez rızkımızdır.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz bu, bizim rızkımızdır, bitip tükenmesi de yok.

    Hasan Basri Çantay

    Şübhe yok ki bü, bizim bitib tükenmeyecek rızkımızdır.

    İbni Kesir

    Doğrusu bu, Bizim rızkımızdır, onun için bitip tükenme yoktur.

    Mehmet Alagaş

    (49-68) Bu bir hatırlatmadır. Kesinlikle, sakınanlar için / muttakiler için güzel bir varış yeri vardır. Onlara adn cennetleri nin kapıları açıktır. Onda yaslanarak otururlar. Orada çokça yiyecekler ve içecekler çağırırlar. Onların yanında bakışları zarflı yaşıtları/ akranları vardır. Hesap günü için sizlere vaad edilen budur. Muhakkak bu rızkımızdır , bunda bir tükeniş te yoktur. İşte bu, m uhakkak ki taşkınlara, fena / şerli bir varış yeri vardır. Cehennem; işte oraya salınacaklar ne kötü oturulacak yerdir / mahat’tır. İşte bu, artık tatsınlar onu, kaynar su ve irini. Ve onun şeklinden türdeş / eş başkasını da tatsınlar. İşte bu, sizinle beraber atılanlara, onlara merhaba yok, kesinlikle onlar da ateşe salınacaklar. Dediler ki bilakis sizlere merhaba olmasın, siz bunu bize sundunuz / takdim ettiniz, ne kötü durulacak yer. Dediler ki Rabbimiz bunu bize kim sundu ise / takdim etti ise ateşteki azabını bir kat daha artır / ziyadeleştir. Bize ne oldu da en fena / en şerli olarak saydığımız, onlarla dalga geçtiğimiz adamlardan göremiyoruz dediler. Yoksa gözümüzden mi kaçırdık. Ateş halkının bu çekişmesi / kavgası kesinlikle gerçekleşecektir. De ki muhakkak ben bir uyarıcıyım. Allahtan başka ilah yoktur. Tek ve kahredici (karşı konulamayan ezici güç) O’dur. Göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin rabbidir. Saygıdeğerdir, çok defa bağışlayandır. Deki size büyük / kocaman bir haber vereyim mi? Siz ondan yüz çeviriyorsunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz bu, bizim (ihsan ettiğimiz) rızkımızdır, bitip tükenmesi de yok.

    Süleyman Ateş

    Doğrusu bizim bu rızkımızın bitip tükenmesi yoktur!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu rızık bizdendir; tükenecek değildir.

    Şaban Britch

    İşte bu hiç tükenmeyecek rızıklarımızdır.

    Şaban Piriş

    İşte bu hiç tükenmeyecek rızıklarımızdır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte bu, bizim verdiğimiz rızıktır elbette. Bitip tükenmesi yoktur onun.

  6. Sâd suresi, 55. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâd suresi, 55. ayet. هَٰذَا وَإِنَّ لِلطَّٰغِينَ لَشَرَّ مَـَٔابٍ

    Diyanet İşleri

    (55-56) İşte böyle! Şüphesiz azgınlar için elbette kötü bir dönüş yeri, cehennem vardır. Onlar oraya girerler. Orası ne kötü bir yataktır!

    Mehmet Okuyan

    (55, 56) (İyilerin durumu) böyleyken, azgınlara da içine girecekleri, çok feci bir yatak olan kötü bir varış yeri, yani cehennem hazırlanmıştır.

    Mustafa İslamoğlu

    Bu böyledir! Ama bir de haddini bilmez azgınlar var ki, onları da en kötü bir menzil beklemektedir:

    Muhammed Esed

    Bu, (dürüst ve erdemliler içindir); doğruluk ve dürüstlük sınırlarını aşanları ise en kötü bir akibet beklemektedir.

    Ahmed Hulusi

    İşte bu! Muhakkak ki, taşkınlık yapanlar için de dönüş yerinin şerrlisi vardır.

    Ali Bulaç

    Bu (böyle işte); gerçekten azgınlar için de muhakkak varılacak kötü bir yer vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Bu böyle; ama azgınlara kötü bir gelecek vardır.

    Ali Rıza Safa

    İşte böyledir. Azıtanlar için de kesinlikle kötü bir gelecek vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Bu da bir uyarıdır. Şüphesiz, azgınlar için de kötü bir gelecek vardır.

    Edip Yüksel

    Bu böyledir; azgınlar ise kötü bir yeri hakederler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bu böyledir; azgınlar ise kötü bir yeri hakederler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bu böyledir. Şüphesiz azgınlar için de kötü bir gelecek vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bu böyle, şübhesiz azgınlar için de fena bir istikbal (şer bir meab) var

    Erhan Aktaş

    İyilerin durumu budur. Azgınlar için ise kötü bir gelecek vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İyilerin durumu budur. Azgınlar için ise kötü bir gelecek vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İyilerin durumu budur. Azgınlar için ise kötü bir gelecek vardır.

    Gültekin Onan

    Bu (böyle işte); gerçekten azgınlar için de muhakkak kötü bir dönüş yeri (meab) vardır.

    Hasan Basri Çantay

    Bu, (ehl-i cennete mahsusdur). Azgınların gideceği yer ise muhakkak en kötü (bir merci) dir:

    İbni Kesir

    Bu böyle. Azgınlar için de sonucun en kötüsü vardır.

    Mehmet Alagaş

    (49-68) Bu bir hatırlatmadır. Kesinlikle, sakınanlar için / muttakiler için güzel bir varış yeri vardır. Onlara adn cennetleri nin kapıları açıktır. Onda yaslanarak otururlar. Orada çokça yiyecekler ve içecekler çağırırlar. Onların yanında bakışları zarflı yaşıtları/ akranları vardır. Hesap günü için sizlere vaad edilen budur. Muhakkak bu rızkımızdır , bunda bir tükeniş te yoktur. İşte bu, m uhakkak ki taşkınlara, fena / şerli bir varış yeri vardır. Cehennem; işte oraya salınacaklar ne kötü oturulacak yerdir / mahat’tır. İşte bu, artık tatsınlar onu, kaynar su ve irini. Ve onun şeklinden türdeş / eş başkasını da tatsınlar. İşte bu, sizinle beraber atılanlara, onlara merhaba yok, kesinlikle onlar da ateşe salınacaklar. Dediler ki bilakis sizlere merhaba olmasın, siz bunu bize sundunuz / takdim ettiniz, ne kötü durulacak yer. Dediler ki Rabbimiz bunu bize kim sundu ise / takdim etti ise ateşteki azabını bir kat daha artır / ziyadeleştir. Bize ne oldu da en fena / en şerli olarak saydığımız, onlarla dalga geçtiğimiz adamlardan göremiyoruz dediler. Yoksa gözümüzden mi kaçırdık. Ateş halkının bu çekişmesi / kavgası kesinlikle gerçekleşecektir. De ki muhakkak ben bir uyarıcıyım. Allahtan başka ilah yoktur. Tek ve kahredici (karşı konulamayan ezici güç) O’dur. Göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin rabbidir. Saygıdeğerdir, çok defa bağışlayandır. Deki size büyük / kocaman bir haber vereyim mi? Siz ondan yüz çeviriyorsunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bu (takva sahipleri içindi; ama) azgınlar içinse muhakkak varılacak kötü bir yer vardır.

    Süleyman Ateş

    Bu böyledir; fakat azgınlara da en kötü bir gelecek vardır:

    Süleymaniye Vakfı

    İşte bu (müttakilerin durumudur). Haddini aşanlar için ise şüphesiz ki varılacak kötü bir yer vardır;

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Burası böyle olacak ama azgınların sonu da çok kötü olacaktır.

    Şaban Britch

    İşte şu da, azgınlar için kötü bir varış yeri vardır.

    Şaban Piriş

    İşte şu da azgınlar için kötü bir gelecek...

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bu, budur! Azgınlara da kötü bir gelecek vardır elbette!

  7. Sâd suresi, 56. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâd suresi, 56. ayet. جَهَنَّمَ يَصْلَوْنَهَا فَبِئْسَ ٱلْمِهَادُ

    Diyanet İşleri

    (55-56) İşte böyle! Şüphesiz azgınlar için elbette kötü bir dönüş yeri, cehennem vardır. Onlar oraya girerler. Orası ne kötü bir yataktır!

    Mehmet Okuyan

    (55, 56) (İyilerin durumu) böyleyken, azgınlara da içine girecekleri, çok feci bir yatak olan kötü bir varış yeri, yani cehennem hazırlanmıştır.

    Mustafa İslamoğlu

    cehennem... (Onlar da) ona yaslanacaklar: ama o ne berbat bir döşektir.

    Muhammed Esed

    Onlar cehennemi tadacaklar, ne feci bir meskendir o!

    Ahmed Hulusi

    Cehennemdir ki ona yaslanırlar! Ne kötü bir yaşam ortamıdır o!

    Ali Bulaç

    Cehennem; onlar oraya girerler; ne kötü bir yataktır o.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar cehenneme girecekler. Orası ne kötü bir kalma yeridir.

    Ali Rıza Safa

    Cehenneme yaslanırlar; artık, ne kötü bir yataktır.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar cehenneme girecekler. Orası ne kötü bir kalma yeridir!

    Edip Yüksel

    Cehennemde yanarlar; ne kötü bir duraktır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Cehennemde yanarlar; ne kötü bir duraktır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Cehennem! Ona yaşlanacaklar, fakat o ne çirkin döşektir!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Cehennem, ona yaslanacaklar, fakat o ne çirkin döşek

    Erhan Aktaş

    Varacakları yer Cehennem'dir. Orası ne kötü bir yataktır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Varacakları yer Cehennem'dir. Orası ne kötü bir yataktır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Varacakları yer Cehennem'dir. Orası ne kötü bir yataktır.

    Gültekin Onan

    Cehennem; onlar oraya girerler, ne kötü bir yataktır o.

    Hasan Basri Çantay

    Cehennem! Onlar buraya girecekler. Artık ne kötü döşekdir o!

    İbni Kesir

    Cehennem. Oraya girerler. Ne kötü bir konaktır.

    Mehmet Alagaş

    (49-68) Bu bir hatırlatmadır. Kesinlikle, sakınanlar için / muttakiler için güzel bir varış yeri vardır. Onlara adn cennetleri nin kapıları açıktır. Onda yaslanarak otururlar. Orada çokça yiyecekler ve içecekler çağırırlar. Onların yanında bakışları zarflı yaşıtları/ akranları vardır. Hesap günü için sizlere vaad edilen budur. Muhakkak bu rızkımızdır , bunda bir tükeniş te yoktur. İşte bu, m uhakkak ki taşkınlara, fena / şerli bir varış yeri vardır. Cehennem; işte oraya salınacaklar ne kötü oturulacak yerdir / mahat’tır. İşte bu, artık tatsınlar onu, kaynar su ve irini. Ve onun şeklinden türdeş / eş başkasını da tatsınlar. İşte bu, sizinle beraber atılanlara, onlara merhaba yok, kesinlikle onlar da ateşe salınacaklar. Dediler ki bilakis sizlere merhaba olmasın, siz bunu bize sundunuz / takdim ettiniz, ne kötü durulacak yer. Dediler ki Rabbimiz bunu bize kim sundu ise / takdim etti ise ateşteki azabını bir kat daha artır / ziyadeleştir. Bize ne oldu da en fena / en şerli olarak saydığımız, onlarla dalga geçtiğimiz adamlardan göremiyoruz dediler. Yoksa gözümüzden mi kaçırdık. Ateş halkının bu çekişmesi / kavgası kesinlikle gerçekleşecektir. De ki muhakkak ben bir uyarıcıyım. Allahtan başka ilah yoktur. Tek ve kahredici (karşı konulamayan ezici güç) O’dur. Göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin rabbidir. Saygıdeğerdir, çok defa bağışlayandır. Deki size büyük / kocaman bir haber vereyim mi? Siz ondan yüz çeviriyorsunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Cehennem. Onlar oraya girerler. Orası ne kötü bir yataktır!

    Süleyman Ateş

    Cehennem! Oraya girerler. Ne kötü bir döşektir o!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Cehenneme gidecekler ve orada kavrulacaklardır. Ne kötü yataktır o!

    Şaban Britch

    Cehennem! Oraya atılacaklar. Ne kötü bir yer.

    Şaban Piriş

    Cehennem! Oraya atılacaklar. Ne kötü daraltılmıştır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İçine dalacakları cehennem! Ne kötü döşektir o!

  8. Sâd suresi, 57. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâd suresi, 57. ayet. هَٰذَا فَلْيَذُوقُوهُ حَمِيمٌ وَغَسَّاقٌ

    Diyanet İşleri

    İşte (azap), onu tatsınlar: Bir kaynar su ve bir irin.

    Mehmet Okuyan

    (57, 58) İşte (ceza türleri); kaynar su, irin ve ona benzer daha nicelerinden oluşan (cehennemi) tatsınlar!

    Mustafa İslamoğlu

    Bu (da) böyledir! O halde bırak da, (yürek) dağlayıcı ve zift gibi iç karartıcı zehirli bir azabı sonuna kadar tatsınlar;

    Muhammed Esed

    Bu, (işte böyleleri içindir,) öyleyse bırak tatsınlar: yakıcı bir ümitsizlik ve buz gibi bir karanlık,

    Ahmed Hulusi

    İşte bu! Tatsınlar onu! Kaynar su (yakıcı benlik fikirleri) ve irindir (bedensellik kabulünün getirisi fiillerin yaşatacağı olaylar)!

    Ali Bulaç

    İşte bu; tatsınlar onu: Kaynar su ve irin.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte bu; kaynar su ve irindir. Onu tatsınlar.

    Ali Rıza Safa

    İşte böyledir. Artık, onu tatsınlar; kaynar su ve iğrenç bir sıvı.

    Bayraktar Bayraklı

    İşte bu, kaynar su ve irindir. Onu tatsınlar.

    Edip Yüksel

    İşte onu tatsınlar: Kaynar su ve irin.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İşte onu tatsınlar: Kaynar su ve irin.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte kaynar su ve irin; tatsınlar onu.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşte, artık tatsınlar onu bir hamim ve bir ğassak

    Erhan Aktaş

    İşte kaynar ve kokuşmuş su; tatsınlar bakalım!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İşte kaynar ve kokuşmuş su; tatsınlar bakalım!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte kaynar ve kokuşmuş su; tatsınlar bakalım!

    Gültekin Onan

    İşte bu; tatsınlar onu: Kaynar su ve irin.

    Hasan Basri Çantay

    İşte o azabı, (evet) onu tatsınlar (ki bu) kaynar su ve irindir.

    İbni Kesir

    İşte şu, kaynar su ve irin. Tatsınlar onu.

    Mehmet Alagaş

    (49-68) Bu bir hatırlatmadır. Kesinlikle, sakınanlar için / muttakiler için güzel bir varış yeri vardır. Onlara adn cennetleri nin kapıları açıktır. Onda yaslanarak otururlar. Orada çokça yiyecekler ve içecekler çağırırlar. Onların yanında bakışları zarflı yaşıtları/ akranları vardır. Hesap günü için sizlere vaad edilen budur. Muhakkak bu rızkımızdır , bunda bir tükeniş te yoktur. İşte bu, m uhakkak ki taşkınlara, fena / şerli bir varış yeri vardır. Cehennem; işte oraya salınacaklar ne kötü oturulacak yerdir / mahat’tır. İşte bu, artık tatsınlar onu, kaynar su ve irini. Ve onun şeklinden türdeş / eş başkasını da tatsınlar. İşte bu, sizinle beraber atılanlara, onlara merhaba yok, kesinlikle onlar da ateşe salınacaklar. Dediler ki bilakis sizlere merhaba olmasın, siz bunu bize sundunuz / takdim ettiniz, ne kötü durulacak yer. Dediler ki Rabbimiz bunu bize kim sundu ise / takdim etti ise ateşteki azabını bir kat daha artır / ziyadeleştir. Bize ne oldu da en fena / en şerli olarak saydığımız, onlarla dalga geçtiğimiz adamlardan göremiyoruz dediler. Yoksa gözümüzden mi kaçırdık. Ateş halkının bu çekişmesi / kavgası kesinlikle gerçekleşecektir. De ki muhakkak ben bir uyarıcıyım. Allahtan başka ilah yoktur. Tek ve kahredici (karşı konulamayan ezici güç) O’dur. Göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin rabbidir. Saygıdeğerdir, çok defa bağışlayandır. Deki size büyük / kocaman bir haber vereyim mi? Siz ondan yüz çeviriyorsunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte bu kaynar su ve irindir, artık onu tatsınlar.

    Süleyman Ateş

    İşte onu tadsınlar: Kaynar ve kokuşmuş sudur!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlarınki bu! Tatsınlar bakalım, kaynar ve dondurucu su.

    Şaban Britch

    İşte bu azap! Tatsınlar onu, kaynar su ve irin!

    Şaban Piriş

    İşte bu azap! tatsınlar onu, kaynar su ve irin!

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte burada! Hadi, tatsınlar onu: Kaynar su, kokuşmuş irin.

  9. Sâd suresi, 58. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâd suresi, 58. ayet. وَءَاخَرُ مِن شَكْلِهِۦٓ أَزْوَٰجٌ

    Diyanet İşleri

    O azaba benzer çeşit çeşit başka azaplar da vardır.

    Mehmet Okuyan

    (57, 58) İşte (ceza türleri); kaynar su, irin ve ona benzer daha nicelerinden oluşan (cehennemi) tatsınlar!

    Mustafa İslamoğlu

    ve aynı türden ona eşdeğer daha başka azap çeşitlerini de...

    Muhammed Esed

    ve aynı cinsten azap üstüne azap!

    Ahmed Hulusi

    Aynı şekilde diğerleri, eşleriyle (hem bilinç - benlik hem de uygun beden) !

    Ali Bulaç

    Ve onun şeklinden başka, çift çift (olan daha beter azablar) vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Buna benzer daha türlü türlü başkaları da vardır.

    Ali Rıza Safa

    Ve bunlara benzeyen çok sayıda cezalar.

    Bayraktar Bayraklı

    Bu tür çeşit çeşit diğer azaplar da vardır.

    Edip Yüksel

    Bunlara benzer daha başkaları da vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bunlara benzer daha başkaları da vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve o şekilden çifter çifter diğer azaplar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve o şekilden bir diğeri: çifte çifte

    Erhan Aktaş

    Ve aynı türden çeşit çeşit azaplar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve aynı türden çeşit çeşit azaplar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve aynı türden çeşit çeşit azaplar.

    Gültekin Onan

    Ve onun şeklinden başka, çift çift (olan daha beter azablar) vardır.

    Hasan Basri Çantay

    O şekilden başka daha diğer nevi' (azab) lar da vardır.

    İbni Kesir

    Bunlara benzer daha başkaları da vardır.

    Mehmet Alagaş

    (49-68) Bu bir hatırlatmadır. Kesinlikle, sakınanlar için / muttakiler için güzel bir varış yeri vardır. Onlara adn cennetleri nin kapıları açıktır. Onda yaslanarak otururlar. Orada çokça yiyecekler ve içecekler çağırırlar. Onların yanında bakışları zarflı yaşıtları/ akranları vardır. Hesap günü için sizlere vaad edilen budur. Muhakkak bu rızkımızdır , bunda bir tükeniş te yoktur. İşte bu, m uhakkak ki taşkınlara, fena / şerli bir varış yeri vardır. Cehennem; işte oraya salınacaklar ne kötü oturulacak yerdir / mahat’tır. İşte bu, artık tatsınlar onu, kaynar su ve irini. Ve onun şeklinden türdeş / eş başkasını da tatsınlar. İşte bu, sizinle beraber atılanlara, onlara merhaba yok, kesinlikle onlar da ateşe salınacaklar. Dediler ki bilakis sizlere merhaba olmasın, siz bunu bize sundunuz / takdim ettiniz, ne kötü durulacak yer. Dediler ki Rabbimiz bunu bize kim sundu ise / takdim etti ise ateşteki azabını bir kat daha artır / ziyadeleştir. Bize ne oldu da en fena / en şerli olarak saydığımız, onlarla dalga geçtiğimiz adamlardan göremiyoruz dediler. Yoksa gözümüzden mi kaçırdık. Ateş halkının bu çekişmesi / kavgası kesinlikle gerçekleşecektir. De ki muhakkak ben bir uyarıcıyım. Allahtan başka ilah yoktur. Tek ve kahredici (karşı konulamayan ezici güç) O’dur. Göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin rabbidir. Saygıdeğerdir, çok defa bağışlayandır. Deki size büyük / kocaman bir haber vereyim mi? Siz ondan yüz çeviriyorsunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O türden başka çeşit çeşit (azap) daha vardır.

    Süleyman Ateş

    Ve daha başka çeşit çeşit (azab) vardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Bunun benzeri daha nice çifter çifter (azap)...

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunun benzeri daha nice çifte azap.

    Şaban Britch

    Ve buna benzer başka cinsten çeşit çeşit azap...

    Şaban Piriş

    Ve buna benzer başka cinsten azap...

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve o türden bir başkası daha: Çifter çifter.

  10. Sâd suresi, 59. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâd suresi, 59. ayet. هَٰذَا فَوْجٌ مُّقْتَحِمٌ مَّعَكُمْ لَا مَرْحَبًۢا بِهِمْ إِنَّهُمْ صَالُوا۟ ٱلنَّارِ

    Diyanet İşleri

    (Kendi aralarında şöyle derler:) "İşte sizinle beraber cehenneme tıkılacak bir grup. Onlara rahat ve huzur olmasın! Şüphesiz onlar cehenneme gireceklerdir."

    Mehmet Okuyan

    (Melekler, inkârcıların liderlerine) "İşte bunlar, sizin peşinize takılan topluluktur; (bakın işte) rahat yüzü görmeyecekler; onlar mutlaka ateşe gireceklerdir!" (diyeceklerdir).

    Mustafa İslamoğlu

    (Küfrün rehberlerine denilecek ki): "İşte şu güruh, körü körüne arkanıza takılan yandaşlarınız!" (Onlar şöyle cevap verecek): "Rahat yüzü görmesin onlar! Elbet onların da ateşe girmesi gerek!"

    Muhammed Esed

    (Ve onlar birbirlerine soracaklar: "Gördünüz mü) sizinle birlikte körükörüne (günaha) dalan bu kalabalığı? Rahat yüzü görmesin onlar! Elbet onlar (da) ateşi tadacaklar!"

    Ahmed Hulusi

    İşte bu sizinle beraber (cehenneme) katlanan bir grup. . . (Suça yönlendirenleri der ki): "Onlara 'Merhaba = rahat olma temennisi' geçersizdir. . . Muhakkak ki onlar yanmaya maruz kalanlardır. "

    Ali Bulaç

    (Müşrik olan hakim güçlere:) "İşte bu(nlar) da sizinle birlikte (küfür ve zulümde) göğüs gerenlerdir. Onlara bir merhaba (bile) yok. Çünkü onlar ateşe gireceklerdir." (denilir).

    Ali Özek ve heyeti

    (İnkarcıların liderlerine:) İşte bu sizinle beraber cehenneme girecek topluluktur (denildiğinde, liderler:) Onlar rahat yüzü görmesin (derler). Onlar mutlaka ateşe gireceklerdir.

    Ali Rıza Safa

    "İşte şunlar da sizinle birlikte girecek olanlar!" "Onlara, ‘Merhaba' yok! Kuşkusuz, ateşe gireceklerdir!"

    Bayraktar Bayraklı

    İnkarcıların önderlerine, "İşte bu, sizinle beraber cehenneme girecek topluluktur" denildiğinde, "Onlar rahat yüzü görmesin, onlar mutlaka ateşe gireceklerdir" derler.

    Edip Yüksel

    "Bunlar sizinle birlikte paldır küldür sürüklenen bir gruptur." (denilince, cehennemdeki liderler:) "Onlar hoş gelmediler. Onlar ateşte yanacaklar."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Bunlar sizinle birlikte paldır küldür sürüklenen bir gruptur.' (denilince, cehennemdeki liderler:) 'Onlar hoş gelmediler. Onlar ateşte yanacaklar.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şu maiyyetiniz, göğüs germiş bir alay! Onlara merhaba (rahatlık) yok; çünkü onlar cehenneme salınıyorlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    (59-60) Şu: bir alay maıyyetinizde göğüs germiş; onlara merhaba yok, çünkü onlar Cehenneme salınıyorlar. Hayır derler size merhaba yok, onu bize siz takdim ettiniz, bakın ne fena yatak.

    Erhan Aktaş

    İşte bunlar da sizinle birlikte azaba katlanacak olan bir gruptur. Onlara rahatlık yoktur. Onlar, ateşe girecek olanlardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İşte bunlar da sizinle birlikte azaba katlanacak olan bir gruptur. Onlara rahatlık yoktur. Onlar, ateşe girecek olanlardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte bunlar da sizinle birlikte azaba katlanacak olan bir gruptur. Onlara rahatlık yoktur. Onlar, ateşe girecek olanlardır.

    Gültekin Onan

    (Müşrik olan hakim güçlere:) "işte bu(nlar) da sizinle birlikte (küfür ve zulümde) göğüs gerenlerdir. Onlara bir merhaba (bile) yok. Çünkü onlar ateşe gireceklerdir." (denilir).

    Hasan Basri Çantay

    İşte şu (nlar dünyada) körü körüne maıyyetinize koşub giren güruhdur. Onlar rahat (huzur) görmesinler. Çünkü onlar (bihakkın) o ateşe gireceklerdir.

    İbni Kesir

    İşte bu topluluk, sizinle beraber göğüs gerenlerdir. Rahat yüzü görmesin onlar. Muhakkak cehenneme gireceklerdir.

    Mehmet Alagaş

    (49-68) Bu bir hatırlatmadır. Kesinlikle, sakınanlar için / muttakiler için güzel bir varış yeri vardır. Onlara adn cennetleri nin kapıları açıktır. Onda yaslanarak otururlar. Orada çokça yiyecekler ve içecekler çağırırlar. Onların yanında bakışları zarflı yaşıtları/ akranları vardır. Hesap günü için sizlere vaad edilen budur. Muhakkak bu rızkımızdır , bunda bir tükeniş te yoktur. İşte bu, m uhakkak ki taşkınlara, fena / şerli bir varış yeri vardır. Cehennem; işte oraya salınacaklar ne kötü oturulacak yerdir / mahat’tır. İşte bu, artık tatsınlar onu, kaynar su ve irini. Ve onun şeklinden türdeş / eş başkasını da tatsınlar. İşte bu, sizinle beraber atılanlara, onlara merhaba yok, kesinlikle onlar da ateşe salınacaklar. Dediler ki bilakis sizlere merhaba olmasın, siz bunu bize sundunuz / takdim ettiniz, ne kötü durulacak yer. Dediler ki Rabbimiz bunu bize kim sundu ise / takdim etti ise ateşteki azabını bir kat daha artır / ziyadeleştir. Bize ne oldu da en fena / en şerli olarak saydığımız, onlarla dalga geçtiğimiz adamlardan göremiyoruz dediler. Yoksa gözümüzden mi kaçırdık. Ateş halkının bu çekişmesi / kavgası kesinlikle gerçekleşecektir. De ki muhakkak ben bir uyarıcıyım. Allahtan başka ilah yoktur. Tek ve kahredici (karşı konulamayan ezici güç) O’dur. Göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin rabbidir. Saygıdeğerdir, çok defa bağışlayandır. Deki size büyük / kocaman bir haber vereyim mi? Siz ondan yüz çeviriyorsunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Kendi aralarında şöyle derler:) “İşte şunlar sizinle beraber (elim ateşe) girecek olanlardır.” (Zalimler ise der ki:) “Onlar rahat yüzü görmesinler! Onlar (da bizim gibi) ateşe gireceklerdir.”

    Süleyman Ateş

    İşte şunlar da sizinle beraber (cehenneme) girecek olanlardır: "Onlara merhaba yok, (yerleri geniş olmasın, rahat yüzü görmesinler)! Onlar ateşe gireceklerdir."

    Süleymaniye Vakfı

    (Cehennem görevlileri önderlere şöyle diyecektir:) İşte sizinle birlikte gözü kapalı dalan güruh! (Önderler de onlara şöyle diyeceklerdir:) "Onlara merhaba! yok. Onlar da bu ateşte kalacaklardır dipnot 1 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara: "İşte sizinle birlikte günaha dalan bir bölük daha!" denir. Bunlar da rahat yüzü görmeyecek, ateşe atılacaklardır.

    Şaban Britch

    Bu, sizinle birlikte girecek bir grup, (İleri gelen azgınlar birbirlerine) rahat yüzü yok size (derler). Şüphesiz onlar cehenneme gireceklerdir.

    Şaban Piriş

    -Bu, sizinle birlikte girecek bir grup, rahat yüzü görmeyecekler çünkü ateşe atılacaklar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şöyle denilir: "İşte sizinle birlikte direnişe geçen bir grup. 'Merhaba' yok onlara! Onlar ateşe salınıyorlar."

  11. Sâd suresi, 60. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâd suresi, 60. ayet. قَالُوا۟ بَلْ أَنتُمْ لَا مَرْحَبًۢا بِكُمْ أَنتُمْ قَدَّمْتُمُوهُ لَنَا فَبِئْسَ ٱلْقَرَارُ

    Diyanet İşleri

    O grup da, "Hayır, size rahat ve huzur olmasın. Bu cehennemi bizim önümüze siz sürdünüz. Orası ne kötü durak yeridir!" der.

    Mehmet Okuyan

    (Saptırılanlar liderlerine) "Asıl siz rahat yüzü görmeyin! Onu (ateşi) bize siz sundunuz! Burası ne kötü bir yerdir!" diyeceklerdir.

    Mustafa İslamoğlu

    (Körü körüne izleyenler ise), "Hayır, (sorumlu) sizsiniz! Asıl siz rahat yüzü görmeyin! Bunu başımıza siz sardınız ve gele gele en berbat yeri (buldunuz)!" diyerek

    Muhammed Esed

    (Ve) onlar, (ayartılmış olanlar,) feryad edecekler: "Hayır, asıl (sorumlu) sizsiniz! Siz rahat yüzü görmeyin! Bunu başımıza getiren sizsiniz: Ne kötü bir yer burası!"

    Ahmed Hulusi

    (O önderlere uyanlar ise): "Hayır, asıl size 'Merhaba = rahat olmak' yoktur. . . Onu (cehennemi) bize siz önerdiniz! Ne kötü bir karargahtır bu!" dediler.

    Ali Bulaç

    (Onlara uyanlar) Derler ki: "Hayır, sizler; asıl size bir merhaba yok. Bunu (azabı) siz bizim önümüze sürdünüz. Ne kötü bir durak."

    Ali Özek ve heyeti

    (Liderlere uyanlar ise:) Hayır, asıl siz rahat yüzü görmeyin! Onu bize siz sundunuz! Ne kötü bir yerdir! derler.

    Ali Rıza Safa

    "Hayır!" diyecekler; "Aslında, size, ‘Merhaba' yok! Bunu, önümüze siz çıkardınız; ne kötü bir yer burası!"

    Bayraktar Bayraklı

    Önderlere uyanlar ise, "Asıl siz rahat yüzü görmeyiniz! Bizi buraya süren sizsiniz. Burası ne kötü bir yerdir!" derler.

    Edip Yüksel

    Onlar da derler ki, "Aslında siz hoş gelmediniz. Bizi bu duruma siz soktunuz; ne kötü bir son!"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar da derler ki, 'Aslında siz hoş gelmediniz. Bizi bu duruma siz soktunuz; ne kötü bir son!'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (Bu topluluk): "Hayır, asıl size rahatlık yok, bunu bize siz hazırladınız; bakın ne kötü yatak!" derler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    (59-60) Şu: bir alay maıyyetinizde göğüs germiş; onlara merhaba yok, çünkü onlar Cehenneme salınıyorlar. Hayır derler size merhaba yok, onu bize siz takdim ettiniz, bakın ne fena yatak.

    Erhan Aktaş

    Diğerleri ise: "Hayır! Asıl size rahatlık yok. Ona uğramamızın sebebi sizsiniz. O ne kötü bir konaklama yeridir!" dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Diğerleri ise: "Hayır! Asıl size rahatlık yok. Ona uğramamızın sebebi sizsiniz. O ne kötü bir konaklama yeridir!" dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Diğerleri ise: "Hayır! Asıl size rahatlık yok. Ona uğramamızın sebebi sizsiniz. O ne kötü bir konaklama yeridir!" dediler.

    Gültekin Onan

    (Onlara uyanlar) Derler ki: "Hayır, sizler; asıl size bir merhaba yok. Bunu (azabı) siz bizim önümüze sürdünüz. Ne kötü bir durak."

    Hasan Basri Çantay

    (Tabi' olanlar rüesaya) derler: "Hayır, siz, asıl rahat (huzur) görmeyin. Bunu bizim önümüze siz getirdiniz. (Bakın) ne çirkin durum"!

    İbni Kesir

    Dediler ki: Hayır, asıl siz rahat yüzü görmeyin. Bizi buraya siz sürdünüz. Ne kötü bir duraktır burası.

    Mehmet Alagaş

    (49-68) Bu bir hatırlatmadır. Kesinlikle, sakınanlar için / muttakiler için güzel bir varış yeri vardır. Onlara adn cennetleri nin kapıları açıktır. Onda yaslanarak otururlar. Orada çokça yiyecekler ve içecekler çağırırlar. Onların yanında bakışları zarflı yaşıtları/ akranları vardır. Hesap günü için sizlere vaad edilen budur. Muhakkak bu rızkımızdır , bunda bir tükeniş te yoktur. İşte bu, m uhakkak ki taşkınlara, fena / şerli bir varış yeri vardır. Cehennem; işte oraya salınacaklar ne kötü oturulacak yerdir / mahat’tır. İşte bu, artık tatsınlar onu, kaynar su ve irini. Ve onun şeklinden türdeş / eş başkasını da tatsınlar. İşte bu, sizinle beraber atılanlara, onlara merhaba yok, kesinlikle onlar da ateşe salınacaklar. Dediler ki bilakis sizlere merhaba olmasın, siz bunu bize sundunuz / takdim ettiniz, ne kötü durulacak yer. Dediler ki Rabbimiz bunu bize kim sundu ise / takdim etti ise ateşteki azabını bir kat daha artır / ziyadeleştir. Bize ne oldu da en fena / en şerli olarak saydığımız, onlarla dalga geçtiğimiz adamlardan göremiyoruz dediler. Yoksa gözümüzden mi kaçırdık. Ateş halkının bu çekişmesi / kavgası kesinlikle gerçekleşecektir. De ki muhakkak ben bir uyarıcıyım. Allahtan başka ilah yoktur. Tek ve kahredici (karşı konulamayan ezici güç) O’dur. Göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin rabbidir. Saygıdeğerdir, çok defa bağışlayandır. Deki size büyük / kocaman bir haber vereyim mi? Siz ondan yüz çeviriyorsunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Zalimlere uyanlar ise:) “Hayır, asıl siz rahat yüzü görmeyin. Onu bize siz sundunuz. Ne kötü bir yerdir.” diyeceklerdir.

    Süleyman Ateş

    (Uyanlar, uyulanlara) Dediler ki: "Hayır, asıl size merhaba yok, (asıl siz rahat yüzü görmeyin), siz bunu bizim önümüze getirdiniz. Ne kötü durak (bu)!"

    Süleymaniye Vakfı

    (Onlara uyanlar da:) "Asıl size merhaba yok! Bunu (dünyada güzel göstererek) bize siz sundunuz. Ne kötü kalma yeri!" diyeceklerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Yeni gelenler öncekilere) "Rahat yüzü görmemeyi asıl hak eden sizlersiniz. Bu suçu önce siz işlediniz... Burası da ne kötü konaklama yeri böyle!" derler.

    Şaban Britch

    (Onlara uyanlar ise:) Hayır! Asıl size rahat yüzü yok! Onu siz bize sundunuz derler. Ne kötü kalma yeridir! derler.

    Şaban Piriş

    Orada, birbirleriyle tartışacaklar, kendilerinin cehennemlik olmalarına sebep olan kimselere lanetler yağdıracaklar. -Hayır, siz rahat yüzü görmeyin. Onu siz bizim önümüze getirdiniz derler. Ne kötü karar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dediler: "Hayır, size merhaba yok. Onu siz önümüze çıkardınız. Ne kötü durak yeridir o!"

  12. Sâd suresi, 61. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâd suresi, 61. ayet. قَالُوا۟ رَبَّنَا مَن قَدَّمَ لَنَا هَٰذَا فَزِدْهُ عَذَابًا ضِعْفًا فِى ٱلنَّارِ

    Diyanet İşleri

    Şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Bunu bizim önümüze kim sürdüyse, cehennemde onun azabını bir kat daha artır."

    Mehmet Okuyan

    (Saptırılanlar devamla), "Rabbimiz! Bunu önümüze (başımıza) kim getirdiyse onun ateşteki azabını kat kat artır!" diyeceklerdir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: A‘râf 7:38-39; Ahzâb 33:67-68; Fussilet 41:29.

    Mustafa İslamoğlu

    şöyle yalvaracaklar: "Rabbimiz! Bunu başımıza kim sardıysa, onun ateş içersindeki azabını kat be kat artır!"

    Muhammed Esed

    (Ve) "Ey Rabbimiz!" diye yalvaracaklar, "Bunu kim başımıza getirdiyse onun ateş içindeki azabını kat kat artır!"

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Rabbimiz! Bunu bize kim önermişse, onun yanma azabını bir kat daha arttır. "

    Ali Bulaç

    Derler ki: "Rabbimiz, kim bunu bizim önümüze sürdüyse, ateşteki azabını kat kat arttır."

    Ali Özek ve heyeti

    Yine onlar: Rabbimiz! Bunu bizim önümüze kim getirdiyse onun ateşteki azabını iki kat artır! derler.

    Ali Rıza Safa

    "Efendimiz!" diyecekler; "İşte bunu kim önümüze çıkardıysa, ateşteki cezasını katlayarak artır!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Rabbimiz! Bunu bizim önümüze kim getirdiyse, onun ateşteki azabını iki kat arttır!" derler.

    Edip Yüksel

    "Efendimiz, kim bizi bu duruma soktuysa onun cezasını ateşte ikiye katlayarak arttır" diye eklerler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Rabbimiz, kim bizi bu duruma soktuysa onun cezasını ateşte ikiye katlayarak arttır,' diye eklerler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey Rabbimiz, bize bunu hazırlayanın ateşteki azabını kat kat artır, derler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ya rabbena derler: bize bunu takdim edene ateşde azabı hemen kat kat artır

    Erhan Aktaş

    "Rabb'imiz! Buna kim sebep olduysa onun ateşteki azabını kat kat arttır!" dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Rabb'imiz! Buna kim sebep olduysa onun ateşteki azabını kat kat arttır!" dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Rabb'imiz! Buna kim sebep olduysa onun ateşteki azabını kat kat arttır!" dediler.

    Gültekin Onan

    Derler ki: "Rabbimiz, kim bunu bizim önümüze sürdüyse, ateşteki azabını kat kat arttır."

    Hasan Basri Çantay

    (Yine) onlar derler: "Ey Rabbimiz, bunu bizim önümüze kim getirdiyse onun ateş içindeki azabını katmerli olarak artır".

    İbni Kesir

    Dediler ki: Rabbımız; bizi buraya kim sürdüyse ona ateşteki azabını kat kat arttır.

    Mehmet Alagaş

    (49-68) Bu bir hatırlatmadır. Kesinlikle, sakınanlar için / muttakiler için güzel bir varış yeri vardır. Onlara adn cennetleri nin kapıları açıktır. Onda yaslanarak otururlar. Orada çokça yiyecekler ve içecekler çağırırlar. Onların yanında bakışları zarflı yaşıtları/ akranları vardır. Hesap günü için sizlere vaad edilen budur. Muhakkak bu rızkımızdır , bunda bir tükeniş te yoktur. İşte bu, m uhakkak ki taşkınlara, fena / şerli bir varış yeri vardır. Cehennem; işte oraya salınacaklar ne kötü oturulacak yerdir / mahat’tır. İşte bu, artık tatsınlar onu, kaynar su ve irini. Ve onun şeklinden türdeş / eş başkasını da tatsınlar. İşte bu, sizinle beraber atılanlara, onlara merhaba yok, kesinlikle onlar da ateşe salınacaklar. Dediler ki bilakis sizlere merhaba olmasın, siz bunu bize sundunuz / takdim ettiniz, ne kötü durulacak yer. Dediler ki Rabbimiz bunu bize kim sundu ise / takdim etti ise ateşteki azabını bir kat daha artır / ziyadeleştir. Bize ne oldu da en fena / en şerli olarak saydığımız, onlarla dalga geçtiğimiz adamlardan göremiyoruz dediler. Yoksa gözümüzden mi kaçırdık. Ateş halkının bu çekişmesi / kavgası kesinlikle gerçekleşecektir. De ki muhakkak ben bir uyarıcıyım. Allahtan başka ilah yoktur. Tek ve kahredici (karşı konulamayan ezici güç) O’dur. Göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin rabbidir. Saygıdeğerdir, çok defa bağışlayandır. Deki size büyük / kocaman bir haber vereyim mi? Siz ondan yüz çeviriyorsunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Rabbimiz! Kim bunu bizim önümüze sürdüyse, onun ateşteki azabını kat kat arttır.” derler.

    Süleyman Ateş

    (Ve hepsi birbiri aleyhine du'a ederek): "Rabbimiz, bunu bizim önümüze kim getirdiyse onun ateşteki azabını bir kat daha artır!" dediler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Sahibimiz, bu suçu bizden önce işleyenleri bu ateşte iki kat cezalandır." derler.

    Şaban Britch

    Rabbimiz, derler. Bunu kim bize getirdiyse, onun azabını ateşte kat kat artır.

    Şaban Piriş

    -Rabb'imiz, derler. Bunu kim bizim önümüze getirdiyse, onun azabını ateşte kat kat artır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şöyle yakardılar: "Rabbimiz, bunu bizim önümüze çıkaranın ateşteki azabını bir kat daha artır."

  13. Sâd suresi, 62. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâd suresi, 62. ayet. وَقَالُوا۟ مَا لَنَا لَا نَرَىٰ رِجَالًا كُنَّا نَعُدُّهُم مِّنَ ٱلْأَشْرَارِ

    Diyanet İşleri

    Yine şöyle derler: "Dünyada kendilerini kötü saydığımız adamları acaba neden göremiyoruz?"

    Mehmet Okuyan

    (Saptıranlar ise) şöyle diyeceklerdir: "Kendilerini dünyadayken kötülerden saydığımız erkekleri (insanları) niçin görmüyoruz?

    Mustafa İslamoğlu

    Bir de diyecekler ki: "Ne oldu da, bir zamanlar kendilerini yaramaz adam saydıklarımızdan hiçbirini burada göremez olduk?

    Muhammed Esed

    Ve ekleyecekler: "Nasıl olur da (dünyada) çarpılmış olanlar arasında saydıklarımızı(n hiç birini) burada görmeyiz,

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Biz niye, kendilerini şerrliler kabul ettiğimiz ricali (burada) görmüyoruz?"

    Ali Bulaç

    Ve derler ki: "Bize ne oluyor ki, kendilerini şerir (kötü)lerden saydığımız adamları göremiyoruz."

    Ali Özek ve heyeti

    (İnkarcılar) derler ki: Kendilerini dünyada iken kötülerden saydığımız kimseleri burada niçin görmüyoruz?

    Ali Rıza Safa

    Ve şöyle diyecekler: "Nasıl oluyor da kötüler arasında saydığımız adamları burada görmüyoruz?"

    Bayraktar Bayraklı

    İnkarcılar derler ki: "Dünyada kendilerini kötülerden saydığımız kimseleri burada niçin göremiyoruz?"

    Edip Yüksel

    "Nasıl oluyor da kötü olarak saydığımız insanları göremiyoruz?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Nasıl oluyor da kötü olarak saydığımız insanları göremiyoruz?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de derler ki: "Biz bayağılardan saydığımız o adamları ne diye görmüyoruz?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir de derler ki: neye görmüyoruz biz o eşrardan saydığımız bir takım adamları

    Erhan Aktaş

    "Biz, neden kötülerden olarak gördüğümüz adamları dipnot 1 görmüyoruz?" derler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dünyada iken kendilerini kötü olarak gördüğümüz insanları. İman edenleri.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Biz, neden kötülerden olarak gördüğümüz adamları dipnot 1 görmüyoruz?" derler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dünyada iken kendilerini kötü olarak gördüğümüz insanları. İman edenleri.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Biz, neden kötülerden olarak gördüğümüz adamları dipnot 1 görmüyoruz?" derler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dünyada iken kendilerini kötü olarak gördüğümüz insanları. İman edenleri.

    Gültekin Onan

    Ve derler ki: "Bize ne oluyor ki, kendilerini şerir (kötü)lerden saydığımız adamları göremiyoruz."

    Hasan Basri Çantay

    (Azgınlar) derler: "Kendilerini (dünyada) bayağılardan saydığımız adamları neye görmüyoruz"?

    İbni Kesir

    Ve dediler ki: Bizim kendilerini kötülerden saydığımız adamları niçin burada görmüyoruz?

    Mehmet Alagaş

    (49-68) Bu bir hatırlatmadır. Kesinlikle, sakınanlar için / muttakiler için güzel bir varış yeri vardır. Onlara adn cennetleri nin kapıları açıktır. Onda yaslanarak otururlar. Orada çokça yiyecekler ve içecekler çağırırlar. Onların yanında bakışları zarflı yaşıtları/ akranları vardır. Hesap günü için sizlere vaad edilen budur. Muhakkak bu rızkımızdır , bunda bir tükeniş te yoktur. İşte bu, m uhakkak ki taşkınlara, fena / şerli bir varış yeri vardır. Cehennem; işte oraya salınacaklar ne kötü oturulacak yerdir / mahat’tır. İşte bu, artık tatsınlar onu, kaynar su ve irini. Ve onun şeklinden türdeş / eş başkasını da tatsınlar. İşte bu, sizinle beraber atılanlara, onlara merhaba yok, kesinlikle onlar da ateşe salınacaklar. Dediler ki bilakis sizlere merhaba olmasın, siz bunu bize sundunuz / takdim ettiniz, ne kötü durulacak yer. Dediler ki Rabbimiz bunu bize kim sundu ise / takdim etti ise ateşteki azabını bir kat daha artır / ziyadeleştir. Bize ne oldu da en fena / en şerli olarak saydığımız, onlarla dalga geçtiğimiz adamlardan göremiyoruz dediler. Yoksa gözümüzden mi kaçırdık. Ateş halkının bu çekişmesi / kavgası kesinlikle gerçekleşecektir. De ki muhakkak ben bir uyarıcıyım. Allahtan başka ilah yoktur. Tek ve kahredici (karşı konulamayan ezici güç) O’dur. Göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin rabbidir. Saygıdeğerdir, çok defa bağışlayandır. Deki size büyük / kocaman bir haber vereyim mi? Siz ondan yüz çeviriyorsunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Derler ki: "Ne oluyor da, kendilerini kötülerden saydığımız adamları göremiyoruz?"

    Süleyman Ateş

    "Bize ne oldu ki, (dünyada) kötülerden saydığımız adamları (burada) görmüyoruz?" dediler.

    Süleymaniye Vakfı

    (Birbirlerine) "Neden bazı adamları göremiyoruz, onları kötü kimseler sayardık?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Birbirlerine dönüp "Kötü ve tehlikeli saydığımız kimseler vardı; onları niye göremiyoruz?

    Şaban Britch

    Bize ne oldu da kötü saydığımız adamları burada göremiyoruz? derler.

    Şaban Piriş

    -Bize ne oldu da kötü saydığımız adamları burada göremiyoruz? derler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şöyle dediler: "Şer temsilcilerinden saydığımız adamları, acaba neden görmüyoruz?"

  14. Sâd suresi, 63. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâd suresi, 63. ayet. أَتَّخَذْنَٰهُمْ سِخْرِيًّا أَمْ زَاغَتْ عَنْهُمُ ٱلْأَبْصَٰرُ

    Diyanet İşleri

    "(Cehennemlik değillerdi de) biz onları alaya mı almış olduk, yoksa (buradalar da) gözlerimizden mi kaçtılar?"

    Mehmet Okuyan

    Kendileriyle de alay ediyorduk değil mi? Yoksa gözler onlardan kaydı mı?" dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada, inkârcıların dünyada alay ettikleri müminleri orada yanlarında veya azap mekânında görememeleriyle ilgili şaşkınlıkları hatırlatılmaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Bir de onları alaya almıştık, değil mi? Yoksa (buradalar da), gözden kaybolup saklandılar mı?"

    Muhammed Esed

    (ve) kendileriyle alay ettiklerimizin? Yoksa (onlar burada da) biz mi göremiyoruz?

    Ahmed Hulusi

    "Biz onları alaya alırdık. . . Yoksa gözlerimiz onları göremiyor mu ortalarda?"

    Ali Bulaç

    Biz onları bir alay konusu edinmiştik; yoksa gözler mi onlardan kaydı?"

    Ali Özek ve heyeti

    Alaya aldığımız onlar değil miydi? Yoksa (buradalar da) onları gözden mi kaçırdık?

    Ali Rıza Safa

    "Onlarla alay ederdik. Yoksa onları gözden mi kaçırdık?"

    Bayraktar Bayraklı

    "Alaya aldığımız onlar değil miydi? Yoksa onları gözden mi kaçırdık?"

    Edip Yüksel

    "Onları aşağılayıp durduk. Yoksa onları gözlerimizden mi kaçırdık?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Onlarla alay edip durduk. Yoksa onları gözlerimizden mi kaçırdık?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onları alaya aldıydık ya! Yoksa gözler kendilerinden kaydı mı?"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onları eğlence yerine tuttuktu ha! yoksa onlardan kaydı mı bu gözler?

    Erhan Aktaş

    Hani kendilerini alaya almıştık! Yoksa buradalar da biz mi görmüyoruz?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hani kendilerini alaya almıştık! Yoksa buradalar da biz mi görmüyoruz?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hani kendilerini alaya almıştık! Yoksa buradalar da biz mi görmüyoruz?

    Gültekin Onan

    Biz onları bir alay konusu edinmiştik; yoksa gözler mi onlardan kaydı?"

    Hasan Basri Çantay

    "Biz onları eğlence edinirdik. Yoksa gözler (imiz) onlardan uzaklaşıb kaydı mı"?

    İbni Kesir

    Onları alaya almıştık. Yoksa şimdi gözlere görünmez mi oldular?

    Mehmet Alagaş

    (49-68) Bu bir hatırlatmadır. Kesinlikle, sakınanlar için / muttakiler için güzel bir varış yeri vardır. Onlara adn cennetleri nin kapıları açıktır. Onda yaslanarak otururlar. Orada çokça yiyecekler ve içecekler çağırırlar. Onların yanında bakışları zarflı yaşıtları/ akranları vardır. Hesap günü için sizlere vaad edilen budur. Muhakkak bu rızkımızdır , bunda bir tükeniş te yoktur. İşte bu, m uhakkak ki taşkınlara, fena / şerli bir varış yeri vardır. Cehennem; işte oraya salınacaklar ne kötü oturulacak yerdir / mahat’tır. İşte bu, artık tatsınlar onu, kaynar su ve irini. Ve onun şeklinden türdeş / eş başkasını da tatsınlar. İşte bu, sizinle beraber atılanlara, onlara merhaba yok, kesinlikle onlar da ateşe salınacaklar. Dediler ki bilakis sizlere merhaba olmasın, siz bunu bize sundunuz / takdim ettiniz, ne kötü durulacak yer. Dediler ki Rabbimiz bunu bize kim sundu ise / takdim etti ise ateşteki azabını bir kat daha artır / ziyadeleştir. Bize ne oldu da en fena / en şerli olarak saydığımız, onlarla dalga geçtiğimiz adamlardan göremiyoruz dediler. Yoksa gözümüzden mi kaçırdık. Ateş halkının bu çekişmesi / kavgası kesinlikle gerçekleşecektir. De ki muhakkak ben bir uyarıcıyım. Allahtan başka ilah yoktur. Tek ve kahredici (karşı konulamayan ezici güç) O’dur. Göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin rabbidir. Saygıdeğerdir, çok defa bağışlayandır. Deki size büyük / kocaman bir haber vereyim mi? Siz ondan yüz çeviriyorsunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz onlarla alay ederdik. Yoksa gözler mi onlardan kaydı (da göremiyoruz)?”

    Süleyman Ateş

    "Hani onlarla alay ederdik. Yoksa gözler(imiz) mi onlardan kaydı, (onları gözden mi kaçırdık)?"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onları hep hafife alırdık; yoksa gözümüzden mi kaçırdık?"

    Şaban Britch

    Onlarla alay ederdik. Yoksa gözler mi onlardan kaydı (da göremiyoruz).

    Şaban Piriş

    Onlarla alay ederdik. Yoksa şimdi gözler mi onları görmek istemiyor?

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Onları alaya alırdık; yoksa gözler onlardan kaydı mı?"

  15. Sâd suresi, 64. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâd suresi, 64. ayet. إِنَّ ذَٰلِكَ لَحَقٌّ تَخَاصُمُ أَهْلِ ٱلنَّارِ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz bu, cehennemliklerin birbirleriyle çekişmesi kesin bir gerçektir.

    Mehmet Okuyan

    İşte cehennem halkının bu tür tartışması şüphesiz bir gerçektir.

    Mustafa İslamoğlu

    Elbet ateş ehlinin birbiriyle çekişmesi, işte böyle gerçekleşecektir.

    Muhammed Esed

    Cehennem sakinlerinin karşılıklı çekişmeleri (ve şaşkınlıkları) işte böyle sürüp gidecek!

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki o gerçekleşecektir. . . Yanacakların karşılıklı tartışması!

    Ali Bulaç

    Bu, cehennem halkının birbiriyle çekişmesi kesin bir gerçektir.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte bu, cehennem ehlinin tartışması, şüphesiz bir gerçektir.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, ateş halkının bu çekişmeleri kesinlikle gerçekleşecektir.

    Bayraktar Bayraklı

    İşte cehennemliklerin bu şekilde tartışması gerçekleşecektir.

    Edip Yüksel

    Cehennem halkının birbiriyle çekişmesi bir gerçektir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Cehennem halkının birbiriyle çekişmesi bir gerçektir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şüphesiz şu bir gerçektir ki, ateş ehlinin birbiriyle tartışması muhakkak olacaktır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şübhesiz ki bu haktır muhakkak olacaktır ehli narın birbirine husumeti

    Erhan Aktaş

    Ateş halkının birbirleriyle bu çekişmeleri kesinlikle gerçektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ateş halkının birbirleriyle bu çekişmeleri kesinlikle gerçektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ateş halkının birbirleriyle bu çekişmeleri kesinlikle gerçektir.

    Gültekin Onan

    Bu -ateş ehlinin birbiriyle çekişmesi (husumeti)- kesin bir gerçektir.

    Hasan Basri Çantay

    İşte bu, (ya'ni) ehl-i cehennemin birbiriyle da'valaşması muhakkak ve kat'i bir gerçekdir.

    İbni Kesir

    İşte bu, hakkın kendisidir. Cehennem ehlinin birbiriyle tartışması.

    Mehmet Alagaş

    (49-68) Bu bir hatırlatmadır. Kesinlikle, sakınanlar için / muttakiler için güzel bir varış yeri vardır. Onlara adn cennetleri nin kapıları açıktır. Onda yaslanarak otururlar. Orada çokça yiyecekler ve içecekler çağırırlar. Onların yanında bakışları zarflı yaşıtları/ akranları vardır. Hesap günü için sizlere vaad edilen budur. Muhakkak bu rızkımızdır , bunda bir tükeniş te yoktur. İşte bu, m uhakkak ki taşkınlara, fena / şerli bir varış yeri vardır. Cehennem; işte oraya salınacaklar ne kötü oturulacak yerdir / mahat’tır. İşte bu, artık tatsınlar onu, kaynar su ve irini. Ve onun şeklinden türdeş / eş başkasını da tatsınlar. İşte bu, sizinle beraber atılanlara, onlara merhaba yok, kesinlikle onlar da ateşe salınacaklar. Dediler ki bilakis sizlere merhaba olmasın, siz bunu bize sundunuz / takdim ettiniz, ne kötü durulacak yer. Dediler ki Rabbimiz bunu bize kim sundu ise / takdim etti ise ateşteki azabını bir kat daha artır / ziyadeleştir. Bize ne oldu da en fena / en şerli olarak saydığımız, onlarla dalga geçtiğimiz adamlardan göremiyoruz dediler. Yoksa gözümüzden mi kaçırdık. Ateş halkının bu çekişmesi / kavgası kesinlikle gerçekleşecektir. De ki muhakkak ben bir uyarıcıyım. Allahtan başka ilah yoktur. Tek ve kahredici (karşı konulamayan ezici güç) O’dur. Göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin rabbidir. Saygıdeğerdir, çok defa bağışlayandır. Deki size büyük / kocaman bir haber vereyim mi? Siz ondan yüz çeviriyorsunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte cehennem halkının birbiriyle olan bu tartışması kesin gerçektir.

    Süleyman Ateş

    Bu, mutlaka gerçektir, ateş halkının tartışmasıdır (bunun olacağından asla şüphe yoktur).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu iş, yani cehennemliklerin birbirleriyle çekişecek olmaları kesin gerçektir.

    Şaban Britch

    İşte Cehennem ehlinin tartışmaları şüphesiz böylece gerçekleşecektir.

    Şaban Piriş

    İşte cehennem ehlinin tartışmaları böyle gerçekleşecektir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte bu, kesin gerçektir. Ateş halkının çekişmesi gerçekleşecektir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.