Sebe' suresi

Sebe' suresi, 28. ayet

Sebe' suresi, 28. ayet. وَمَآ أَرْسَلْنَٰكَ إِلَّا كَآفَّةً لِّلنَّاسِ بَشِيرًا وَنَذِيرًا وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

vemâ erselnâke illâ kâffetel linnâsi beşîrav veneẕîrav velâkinne ekŝera-nnâsi lâ ya`lemûn.

Diyanet İşleri

Biz, seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bilmezler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Sebe' 25–31 · surenin 28. ayeti / 54

Konu Şefaat, rızık ve bütün insanlara gönderilen peygamber Sebe' 22–30 3

  1. Sebe' 25

    De ki: "Bizim işlediğimiz suçlardan siz sorumlu tutulmazsınız. Sizin işlediklerinizden de biz sorumlu tutulmayız."

  2. Sebe' 26

    De ki: "Rabbimiz hepimizi kıyamet günü bir araya toplayacak, sonra da aramızda hak ile hüküm verecektir. O, gerçeği apaçık ortaya koyan, hakkıyla bilendir."

  3. Sebe' 27

    De ki: "Allah'a ortak tuttuklarınızı bana gösterin! Hayır! (Hiçbir şey Allah'a ortak olamaz.) Aksine O, mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi Allah'tır."

  4. 28

    Biz, seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bilmezler.

  5. Sebe' 29

    "Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek" diyorlar.

  6. Sebe' 30

    De ki: "Sizin için belirlenen bir gün vardır ki, ondan ne bir saat geri kalabilirsiniz, ne de ileri geçebilirsiniz."

  7. Sebe' 31

    İnkar edenler, "Biz bu Kur'an'a da ondan önceki kitaplara da asla inanmayız" dediler. Zalimler, Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman hallerini bir görsen! Birbirlerine laf çevirip dururlar. Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, "Siz olmasaydınız, biz mutlaka iman eden kimseler olurduk" derler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

28. Yüce Allah, Rasûlünü ancak bütün insanları Allah’ın mükâfatı ile müjdelemek, onlara bu mükâfatı gerektiren amelleri bildirmek, diğer taraftan Allah’ın cezasını da bildirip korkutmak, bu cezayı gerektirici amelleri haber vermek üzere gönderdiğini bildirmektedir.

O halde senin elinde bir şey yoktur. Yalanlayıcıların ve inatçıların sana göstermeni teklif ettikleri mucize ve isteklerin hiçbirisi senin görevin değildir. Bunlar ancak Yüce Allah’ın elinde olan şeylerdir. “Fakat insanların çoğu bilmezler.” Yani onların sağlıklı bir bilgileri yoktur; ya cahildirler yahut da ilimleri ile amel etmeyen inatçıdırlar. Onun için de hiçbir bilgileri yok sayılırlar. Bu bilgisizliklerinden biri de Peygamber’den göstermesini istedikleri mucizelere olumlu karşılık vermeyişini, senin davetini reddetmeyi gerektiren bir sebep olarak görmeleridir. Onların istekleri arasında onun, kendisi ile onları uyarmış olduğu azabı çabucak getirmesi istekleri de vardı. Bu konuda Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey Resul! Biz, seni ancak takva ehlini cennet ile müjdelemen, küfür ehli ve yoldan çıkanları da korkutman için insanların tamamına gönderdik. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler. Eğer bilmiş olsalardı seni yalanlamazlardı.

Kelimeler

12 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَمَآ ve ma
  2. أَرْسَلْنَـٰكَ erselnake biz seni göndermedik kök: رسل
  3. إِلَّا illa dışında
  4. كَآفَّةًۭ kaffeten bütün kök: كفف
  5. لِّلنَّاسِ linnasi insanlara kök: نوس
  6. بَشِيرًۭا beşiran müjdeleyici olman kök: بشر
  7. وَنَذِيرًۭا ve neziran ve uyarıcı olman kök: نذر
  8. وَلَـٰكِنَّ velakinne fakat
  9. أَكْثَرَ eksera çoğu kök: كثر
  10. ٱلنَّاسِ n-nasi insanların kök: نوس
  11. لَا la
  12. يَعْلَمُونَ yea'lemune bilmezler kök: علم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: كفف (15 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    (Ne var ki) mü'minlerin hepsi toptan seferber olacak değillerdir. Öyleyse onların her kesiminden bir grup da, din konusunda köklü ve derin bilgi…

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler…

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdik ki, peygamberlerden sonra insanların Allah'a karşı bir bahaneleri olmasın. Allah, mutlak…

  • Aynı kök: كفف (15 geçiş)

    Ey iman edenler! Hepiniz topluca barış ve güvenliğe (İslam'a) girin. Şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır.

  • Aynı kök: كفف (15 geçiş)

    Daha önce kendilerine, "(savaşmaktan) ellerinizi çekin, namazı kılın, zekatı verin" denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca, hemen…

  • Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)

    İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her…

  • Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)

    De ki: "Her kim Cebrail'e düşman ise, bilsin ki o, Allah'ın izni ile Kur'an'ı; önceki kitapları doğrulayıcı, mü'minler için de bir hidayet rehberi ve…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

79 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

(Ey Nebi!) Biz seni ancak, bütün insanlık için bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik; ama insanların çoğu bunun farkına dahi varmamış olacaklar

Muhammed Esed

(Ey Muhammed, sana gelince,) Biz seni insanlığa ancak bir müjdeci ve uyarıcı olman için gönderdik; fakat insanların çoğu (bunu) anlamazlar,

Ahmed Hulusi

Seni, tüm insanlar için müjdeci ve uyarıcı olarak irsal ettik. . . Ne var ki insanların çoğunluğu anlamazlar (bunun ne demek olduğunu)!

Ali Bulaç

Biz seni ancak bütün insanlara bir müjde verici ve uyarıcı olarak gönderdik. Ancak insanların çoğu bilmiyorlar.

Ali Özek ve heyeti

Biz seni bütün insanlara ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik; fakat insanların çoğu bunu bilmezler.

Ali Rıza Safa

Seni, yalnızca muştulayıcı ve uyarıcı olarak tüm insanlara gönderdik. Fakat insanların çoğu bilmez.

Bayraktar Bayraklı

Biz, seni bütün insanlara sadece müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.

Edip Yüksel

Biz seni tüm halka bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Ancak halkın çoğu bilmez.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Biz seni tüm halka bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Ancak halkın çoğu bilmez.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Seni de ancak bütün insanları içeren bir elçilikle rahmetimizin müjdecisi, azabımızın habercisi olarak gönderdik, başka değil! Fakat insanların çoğu bilmezler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Seni de başka değil, ancak bütün insanlara şamil bir risaletle rahmetimizin müjdecisi, azabımızın habercisi gönderdik ve lakin insanların ekserisi bilmezler

Erhan Aktaş

Biz, seni bütün insanlığa yalnızca haber verici ve uyarıcı olarak gönderdik. Ne var ki insanların çoğu bu gerçeği anlamıyorlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Biz, seni bütün insanlığa yalnızca haber verici ve uyarıcı olarak gönderdik. Ne var ki insanların çoğu bu gerçeği anlamıyorlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Biz, seni bütün insanlığa yalnızca müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Ne var ki insanların çoğu bu gerçeği anlamıyorlar.

Gültekin Onan

Biz seni ancak bütün insanlara bir müjde verici ve uyarıcı olarak gönderdik. Ancak insanların çoğu bilmiyorlar.

Hasan Basri Çantay

(Habibim) seni (rahmetimizin) müjdeci (si, azabımızın) haberci (si ve) bütün insanların peygamberi olmakdan başka (bir sıfatla) göndermedik. Fakat insanların çoğu (bunu) bilmezler.

İbni Kesir

Biz, seni; ancak bütün insanlara müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Ne var ki insanların çoğu bilmezler.

Mehmet Alagaş

(22-33) Deki; Allah dışında iddia ettiklerinize çağrıda / duada bulunun, göklerde ve yerde küçük bir parçacık miktarında / zerre miskal dahi bir şeye malik değildirler. (Elinde olanla ilgili özgürce tasarrufta bulunma hakkı ) O ikisinde (gökler ve yer) herhangi bir ortakl ıkları yoktur, O’nun, onlardan (Allah’a ortak koştu klarınızdan) herhangi bir destekçisi / arka çıkanı da yoktur. Onun (Allah’ın) yanında, izin verdiği kimse hariç aracılığın / şefaatin bir faydası yoktur , kalplerde ki telaşe / panik giderildiği vakit dediler ki Rabbiniz ne dedi? Dediler ki gerçeği söyledi, O yücedir büyüktür. De ki sizi semalardan ve arzdan kim rızıklandırıyor? De ki Allah! Belki biz ya da belki siz yol üzereyiz / hidayet üzereyiz yahut apaçık bir biçimde yoldan sapmışız. De ki; suçlarımızdan / cürümlerimizden siz sorgulanmayacaksınız, sizin yaptıklarınızdan da bize bir şey sorulmayacak. De ki; Rabbimiz hepimizi bir araya getirecek sonra da aramızı da gerçek olarak açacak. O açandır / fettahtır, bilendir / alimdir. De ki; hakikat olarak kabul ettiğiniz ve O’na (Allah’a) ortak koştuklarınızı gösterin bana! Asla! Bilakis O Allah saygıdeğerdir, yargıçtır / hâkimdir / gerekçeli hüküm kararları verir. Seni biz ancak insanların tümü için müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik ve fakat insanların çoğu bilmiyorlar. Ve diyorlar ki eğer sözüne bağlıysan ne zaman bu vaat edilen? Deki o gün sizin tespit edilen son gününüzdür / miadınızdır , o saat ne ötelenir / tehir edilir ne de / erkene alınır. Kafirler dediler ki, biz bu Kur’an’a ve önümüze getirdiklerine inanmayız. Eğer zalimlerin Rableri yanındaki duruşlarını bir görebilsen? Bazısı bazısına dönüp laf atar, zayıf bırakılanlar büyüklük taslayanlara diyecekler ki siz olmasaydınız bizler iman edecektik, büyüklenenler de zayıf bırakılanlara dedi ki sizleri yola girme vakti geldiğinde yola girmekten biz mi çevirdik? Bilakis siz suçlularsınız, zayıf bırakılanlar / mustazaflar da büyüklenenlere dedi ki o vakit sabah akşam tuzak planlardınız ve bize de Allah’ı inkârı , Ona denk başkalarını edinmemizi emrediyordunuz. Azabı gördüklerin de pişmanlığa yakalandılar, yok sayanların / kafirlerin boyunlarına halkalar / tasmalar yaptık, onlar ancak yaptıklarının karşılıklarını almıyorlar mı?

Rowwad Tercüme Merkezi

Biz, seni bütün insanlara ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.

Süleyman Ateş

Biz seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik; fakat insanların çoğu bilmezler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Biz seni bütün insanlara, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik ama çoğu insan bunu böyle bilmez.

Şaban Britch

Biz seni bütün insanlara, ancak bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Fakat, onların çoğu bilmiyor.

Şaban Piriş

Biz seni bütün insanlara, ancak bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Fakat, onların çoğu bilmiyor.

Yaşar Nuri Öztürk

Biz seni, bütün insanlara bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, başka değil! Ama insanların çokları bilmiyorlar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

We have not sent you, -O Muhammad- to the people at large but to serve as a spectacle and a warning but most people do fail to realize this fact.

Abdul Haleem

We have sent you [Prophet] only to bring good news and warning to all people, but most of them do not understand.

Abdullah Yusuf Ali

We have not sent thee but as a universal (Messenger) to men, giving them glad tidings, and warning them (against sin), but most men understand not.

Abul A'la Maududi

(O Prophet), We have not sent you forth but as a herald of good news and a warner for all mankind. But most people do not know. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, you have not been sent as a Prophet for the people of this city, or this country, or this age alone, but for the people of the entire world and for all times, but your compatriots do not recognize your worth and they do not realize how great a person has been raised among them as a Prophet (peace be upon him) and how uniquely they have been blessed by Allah.

Aisha Bewley

We only sent you for the whole of mankind, bringing good news and giving warning. But most of mankind do not know it.

Al-Hilali & Khan

And We have not sent you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) except as a giver of glad tidings and a warner to all mankind, but most of men know not.[1]

Ali Quli Qarai

We did not send you except as a bearer of good news and warner to all mankind, but most people do not know.

Amatul Rahman Omar

(Prophet!) We have sent you not but towards entire mankind (till the end of time) as a Bearer of glad-tidings and as a Warner but most people do not know (that the Message of Islam is universal and the Qur'ân the last revealed Book).

Arthur John Arberry

We have sent thee not, except to mankind entire, good tidings to bear, and warning; but most men do not know it.

Bijan Moeinian

O’ Mohammad, I have sent you for the entire humanity [not for a given nation] to be a Warner and the bearer of the good news [that your good deeds will be rewarded by permanent residency in Paradise]; unfortunately, most people do not realize it.

E. Henry Palmer

We have only sent thee to men generally as a herald of glad tidings and a warner; but most men do not know.

Edip-Layth

We have sent you to all people to be a bearer of good news, as well as a warner; but most people do not know.

George Sale

We have not sent thee otherwise than unto mankind in general, a bearer of good tidings, and a denouncer of threats: But the greater part of men do not understand.

Hamid S. Aziz

Say, "Show me those whom you have joined with Him as partners; by no means (can you do it). Nay! He is Allah, the Mighty, the Wise."

Mahmoud Ghali

And in no way have We sent you except as a constant bearer of good tidings and a constant warner to the whole of mankind; but most of mankind do not know.

Marmaduke Pickthall

And We have not sent thee (O Muhammad) save as a bringer of good tidings and a warner unto all mankind; but most of mankind know not.

Mohamed Ahmed - Samira

We have sent you only as a bearer of good tidings and admonisher for all mankind; yet most people do not understand.

Muhammad Asad

NOW [as for thee, O Muhammad,] We have not sent thee otherwise than to mankind at large, to be a herald of glad tidings and a warner; but most people do not understand [this],

Mustafa Khattab

We have sent you ˹O Prophet˺ only as a deliverer of good news and a warner to all of humanity, but most people do not know.

Progressive Muslims

And We have sent you to all people to be a bearer of good news, as well as a warner; but most people do not know.

Rashad Khalifa

We have sent you (O Rashad) to all the people, a bearer of good news, as well as a warner, but most people do not know.,

Sahih International

And We have not sent you except comprehensively to mankind as a bringer of good tidings and a warner. But most of the people do not know.

Sam Gerrans

And We sent thee only as a bearer of glad tidings and a warner to all mankind, but most men know not.

Shabbir Ahmed

Now (O Messenger) We have sent you as a bringer of glad news and a Warner to mankind at large, but most people are (at this time) unaware of this fact.

Syed Vickar Ahamed

And We have not sent you except as one to give them good news, and to warn them (of the punishment; As a messenger and a guide to mankind), but most men do not understand.

Taqi Usmani

We did not send you (O prophet,) but to the entire mankind, as a bearer of good news and as a warner, but most people do not know.

The Monotheist Group

And We have sent you to all people to be a bearer of good news, and as a warner; but most of the people do not know.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Sebe' suresi, 28. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Sebe' suresi, 28. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Sebe' suresi, 28. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩