Diyanet İşleri
Onlar, korkarak ve ümid ederek Rablerine ibadet etmek için yataklarından kalkarlar. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de Allah için harcarlar.
Secde suresi
Secde suresi, 16. ayet. تَتَجَافَىٰ جُنُوبُهُمْ عَنِ ٱلْمَضَاجِعِ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ خَوْفًا وَطَمَعًا وَمِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ يُنفِقُونَ
tetecâfâ cünûbühüm `ani-lmeḍâci`i yed`ûne rabbehüm ḫavfev veṭame`â. vemimmâ razaḳnâhüm yünfiḳûn.
Onlar, korkarak ve ümid ederek Rablerine ibadet etmek için yataklarından kalkarlar. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de Allah için harcarlar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Yanları yataklardan uzaklaşanlar; mü'min ile fâsık Secde 15–22 3
Eğer dileseydik, herkese hidayetini verirdik. Fakat benim, "Andolsun, cehennemi hem cinlerden hem de insanlardan dolduracağım" sözüm gerçekleşecektir.
(Onlara şöyle denilecek:) "O halde, bu gününüze kavuşmayı unutmanıza karşılık azabı tadın. Biz de sizi unuttuk. Yapmakta olduklarınıza karşılık ebedi azabı tadın."
Bizim ayetlerimize ancak, kendilerine bu ayetlerle öğüt verildiği zaman secdeye kapanan, kibirlenmeksizin Rablerine hamd ederek tespih edenler inanırlar.
Onlar, korkarak ve ümid ederek Rablerine ibadet etmek için yataklarından kalkarlar. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de Allah için harcarlar.
Hiç kimse, yapmakta olduklarına karşılık olarak, onlar için saklanan göz aydınlıklarını bilemez.
Hiç mü'min, fasık gibi olur mu? Bunlar (elbette) eşit olmazlar.
İman edip salih amel işleyenlere gelince, onlar için, yapmakta olduklarına karşılık bir mükafat olarak Me'va cennetleri vardır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
16. “Onların yanları (teheccüd kılmak için) yataklardan uzak kalır.” Yani kendileri için daha lezzetli ve daha çok sevdikleri bir şey olan gece namazı kılmak ve yüce Allah’a yönelerek yakarmak için rahat ve zevkle uyudukları yataklarından kalkar ve yanları yataklarından uzaklaşır. Bundan dolayı yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Korku ve ümit içinde Rablerine dua ederler.” Dinî ve dünyevî maslahatlarına nail olmak, zararlardan da uzak kalmak için bu iki sıfatı birlikte kendilerinde bulundururlar. Amellerinin geri çevrilmesinden korktukları gibi onların kabul edilmesini de umarlar. Allah’ın azabından korkarken bir yandan da mükâfatını ümit ederler.
“Onlara verdiğimiz rızıktan da” az veya çok “infak ederler.” Yüce Allah, burada infakın sınırını da kendisine infak edilecek kimseleri de -umuma delâlet etmesi için- söz konusu etmemiştir. O nedenle bunun kapsamına zekât, kefâretler, eşlerin ve akrabaların nafakaları gibi farz infaklar da girer, çeşitli hayır yollarına yapılan müstehap infaklar da girer. Malî infak ve ihsan, ister bir fakire ister bir zengine, ister bir yakına ister uzak bir kimseye ulaşsın, fark etmez; kesin olarak bir hayırdır. Ancak bu infakın sağladığı menfaatin farklılığı oranında ecir ve mükâfat da farklılık gösterir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Uyumuş oldukları yatakları terk ederek Yüce Allah'a yönelirler. Namazlarında ve onun dışında azabından korkar ve rahmetini talep ederek O'na yalvarırlar. Kendilerine vermiş olduğumuz servetten Allah yolunda harcarlar.
Aynı kök: ضجع (3 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş)
Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından…
Aynı kök: طمع (12 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Allah'a (azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Şüphesiz, Allah'ın rahmeti…
Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: İnfak
Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.
Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: İnfak
Ey iman edenler! Hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı kıyamet günü gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden…
Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: İnfak
Bunlar, Allah'a ve ahiret gününe iman etselerdi ve Allah'ın verdiği rızıktan (gösterişsiz olarak) harcasalardı, kendilerine ne zarar gelirdi? Allah,…
Aynı kök: طمع (12 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
O, korku ve ümit vermek için size şimşeği gösterendir, yağmur yüklü bulutları meydana getirendir.
Aynı kök: طمع (12 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
Korku ve ümit kaynağı olarak şimşeği size göstermesi, gökten yağmur indirip onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesi, O'nun (varlığının ve…
Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Rızık
O vakti hatırlayın ki siz yeryüzünde güçsüz ve zayıf idiniz. İnsanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz. Derken Allah sizi barındırdı,…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Rablerine korkuyla ve ümitle yalvararak dipnot 1 vücutları yataklar(ın)dan uzak kalır; dipnot 2 kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah yolunda) infak ederler (verirler).
Onlar yataklarından kalkarak tarifsiz bir korku ve büyük bir iştiyakla Rablerine yalvarırlar ve verdiğimiz rızıklardan infak ederler.
(onlar,) yataklarından (geceleri) kalkarak korku ve ümit içinde Rablerine yalvaranlardır ve kendilerine geçinmeleri için verdiğimizden başkalarına harcayanlardır.
(Gece) yataklarından kalkıp; korkarak ve umarak Rablerine dua ederler. . . Kendilerini beslediğimiz yaşam gıdalarından Allah için karşılıksız bağışta bulunurlar!
Onların yanları (gece namazına kalkmak için) yataklarından uzaklaşır. Rablerine korku ve umutla dua ederler ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.
Korkuyla ve umutla Rablerine yalvarmak üzere (ibadet ettikleri için), vücutları yataklardan uzak kalır ve kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar.
Yataklarından kalkarak, korku ve umutla, Efendilerine yakarışlarda bulunurlar. Ve kendilerine geçimlik olarak verdiklerimizden yardımlaşmak amacıyla paylaşırlar.
Onlar geceleyin yataklarından kalkarlar. Korku ve ümit içinde Rabblerine dua ederler. Verdiğimiz rızıklardan da karşılıksız yardım ederler.
Yataklarından kalkıp Efendi'lerine saygı ve umutla yalvarırlar. Kendilerine verdiğimiz nimetlerden de verirler.
Yataklarından kalkıp Rab'lerine saygı ve umutla yalvarırlar. Kendilerine verdiğimiz nimetlerden de verirler.
Yanları yataklarından aralaşır (uzaklaşır), korku ve ümit içinde Rablerine dua ederler ve kendilerine verdiğimiz azıklardan hayıra sarfederler.
Yanları yataklardan aralaşır korku ve ümid içinde rablarına dua ederler ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan onlar hayra masraf yaparlar
Onlar, yataklarından kalkarak dipnot 1 korku ve ümit içinde Rabb'lerine dua ederler. Kendilerine verdiğimiz rızıklardan infak dipnot 2 ederler.
Onlar, yataklarından kalkarak dipnot 1 korku ve ümit içinde Rabblerine dua ederler. Kendilerine verdiğimiz rızıklardan infak dipnot 2 ederler.
Onlar, yataklarından kalkarak korku ve ümit içinde dua ederler. Kendilerine verdiğimiz rızıklardan infak dipnot 1 ederler.
Onların yanları (gece namazına kalkmak için) yataklarından uzaklaşır. Rablerine korku ve umutla dua ederler ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.
Yanları yataklarından uzaklaşır, korku ve ümid ile Rablerine düa ederler. Kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden de (hayra) harcarlar.
Onların yanları yataklarından uzaklaşır. Korku ve ümid ile Rabblarına yalvarırlar. Verdiğimiz rızıklardan da infak ederler.
(15-19) Ayetlerimize iman edenler ise ayetlerle hatırlatıldıkları vakit secdeye kapanırlar ve överek / hamd ederek onu üstün kılarlar, o nlar büyüklenmezler , yanları yataklarından kalkar, Rablerine korku ve ümit ile / büyük bir iştiyak ile dua ederler, kendilerini r ızıklandırdığımız şeylerden de infak ederler. Hiç kimse yaptıklarının karşılığı olarak kendilerine sürpriz şekilde saklanmış göz aydınlığı olacak şeyleri bilemez, İman eden kimse ile fasık kimse bir seviyede midir? İman edenler ve salih amel yapanlar için onlar için Me’va cennetleri vardır, yaptıklarından dolayı oraya indirileceklerdir.
Yanları yataklarından uzak kalır. Rablerine korkarak ve ümit ederek dua ederler. Onlara verdiğimiz rızıktan infak da ederler.
Yanları yataklardan uzaklaşır, (gece teheccüd namazı kılmak için yanlarını yataklardan ayırıp kalkarlar), korkarak ve umarak Rablerine du'a ederler ve kendilerine verdiğimiz rızıktan hayır için harcarlar.
Onlar (geceleri ibadet için) yataklarından kalkar dipnot 1 , korkarak ve (rahmetini) umarak Rablerine dua ederler dipnot 2 . Verdiğimiz rızıktan da hayra harcarlar dipnot 3 .
Bunlar kendilerini yataklarından kaldırır[]; korku ve umutla Rablerine yalvarırlar. Verdiğimiz rızıktan da hayra harcarlar.
Korkarak ve ümid ederek Rablerine ibadet etmek için onların yanları yataklardan kalkarlar. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de Allah için harcarlar.
Onların yanları yataklarından uzaklaşır, korku ve ümit ile Rab'lerine yalvarırlar. Kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden yoksullara verirler.
Yanları yataklarından uzaklaşır; korku ve ümitle Rablerine dua ederler. Kendilerine verdiğimiz rızıklardan da dağıtırlar.
Their sides desert the beds for nocturnal devotion in exchange for Allah's mercy and blessings: They prostrate their reason to divine revelation and they make invocation unto Him by comely prostration of their bodies, which act reflects dread that is mingled with veneration and reflects hope that springs eternal in their bosoms for His pitiful forbearance toward them, and they spend in benevolence of Our grace that was made to abound in them.
Their sides shun their beds in order to pray to their Lord in fear and hope; they give to others some of what We have given them.
Their limbs do forsake their beds of sleep, the while they call on their Lord, in Fear and Hope: and they spend (in charity) out of the sustenance which We have bestowed on them.
Their sides forsake their beds, and they call upon their Lord in fear and hope, dipnot 1 and expend (in charity) out of the sustenance We have granted them. dipnot 2
Their sides eschew their beds as they call on their Lord in fear and ardent hope. And they give of what We have provided for them.
Their sides forsake their beds, to invoke their Lord in fear and hope, and they spend (in charity in Allâh’s Cause) out of what We have bestowed on them.[1]
Their sides vacate their beds to supplicate their Lord in fear and hope, and they spend out of what We have provided them.
(While getting up for late-night, Tahajjud Prayer) they forsake (their comfortable) beds calling upon their Lord with an awe-inspired and hopeful state of mind. And they spend out of that which We have provided them.
Their sides shun their couches as they call on their Lord in fear and hope; and they expend of that We have provided them.
The true believers are those who sacrifice a part of their sleeping time to worship their Lord. They are afraid to offend their Lord with [the least of] their action and hope in getting their rewards from Him. They are the one who devote a part of their resources [which is given to them by God at first place] to God pleasing ends.
As their sides forsake their beds, they call upon their Lord with fear and hope; and of what we have bestowed upon them do they give alms.
Their sides readily forsake their beds, to call on their Lord out of fear and hope, and from Our provisions to them they give.
Their sides are raised from their beds, calling on their Lord with fear and with hope; and they distribute alms out of what We have bestowed on them.
Only they believe in Our revelations who, when they are reminded of them, fall down prostrate (in obeisance) and celebrate the praise of their Lord, and they are not proud.
Their sides often shun (their) recumbencies (i. e., beds, places for reclining) to invoke their Lord in fear and in longing (from Him); and they expend of what We have provided them.
Who forsake their beds to cry unto their Lord in fear and hope, and spend of that We have bestowed on them.
Their backs do not rest on their beds, and they pray to their Lord in fear and hope, and spend of what We have given them (in charity).
[and] who are impelled to rise from their beds [at night] to call out to their Sustainer in fear and hope; and who spend on others out of what We provide for them as sustenance.
They abandon their beds, invoking their Lord with hope and fear, and donate from what We have provided for them.
Their sides readily forsake their beds, to call on their Lord out of fear and hope, and from Our provisions to them they give.
Their sides readily forsake their beds, in order to worship their Lord, out of reverence and hope, and from our provisions to them, they give.
They arise from [their] beds; they supplicate their Lord in fear and aspiration, and from what We have provided them, they spend.
Their sides forsake their beds; they call to their Lord in fear and hope, and of what We have provided them they spend.
They forsake their 'comfort zone' in calling people to their Lord, fearing that they have not done enough and hoping to do better. And they keep open for the needy the provision that We have given them. ('Madhaje' = Beds = Present circumstances = Comfort zone).
Their limbs leave their beds of sleep, during the time that they invoke their Lord, with fear and hope: And they spend (in charity) from of things that We have given them.
Their sides remain apart from their beds. They call their Lord with fear and hope, and spend (in charity) out of what We have given to them.
Their sides readily forsake their beds, to call on their Lord out of fear and hope, and from Our provisions to them they give.