Vâkıa suresi · 41–56. ayetler

Soldakilerin hâli

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Vâkıa suresi, 41. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 41. ayet. وَأَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ

    Diyanet İşleri

    Kötülüğe batanlar ise ne mutsuz kimselerdir!

    Mehmet Okuyan

    Solun halkı, ne mutsuz insanlardır o solun halkı! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ifade "(Defterini) soldan alanlara gelince ne mutsuz insanlardır onlar (yazıklar olsun onlara)!" şeklinde de tercüme edilebilir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve bedbaht kesime gelince... Nedir o bedbaht kesimin (cezası)?

    Muhammed Esed

    Kötülükte ısrar edenlere gelince, nedir bu kötülük ısrarcıları(nın cezası)?

    Ahmed Hulusi

    Ashab-ı Şimal (şaki olanlar; hakikati inkar edip kozalı yaşayanlar), ne ashab-ı şimaldir!

    Ali Bulaç

    "Ashab-ı Şimal", ne (mutsuzdur o) "Ashab-ı Şimal."

    Ali Özek ve heyeti

    Soldakiler; ne yazık o soldakilere (amel defteri soldan verilenlere)!

    Ali Rıza Safa

    Ve kötülükte direnenlerin yoldaşları! Kötülükte direnenlerin yoldaşları, nedir? dipnot 495

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 495
      "Kötülükte direnenlerin yoldaşları" olarak yazdığımız "Ashabu'l şimal" terimi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Kötülüğe batanlar" veya "Sol taraf halkı" veya "Solun adamları" veya "Solcular" veya "Defterleri soldan verilenler" veya "Şomluk ve uğursuzluk yaranı" biçiminde çevrilmiş; kimi Kur'an çevirilerinde ise "Ashab-ı şimal" olarak bırakılmıştır.

    Bayraktar Bayraklı

    Soldakiler; ne yazık o soldakilere!

    Edip Yüksel

    Sol tarafta bulunanlar, sol tarafta olacaklardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sol tarafta bulunanlar, sol tarafta olacaklardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Solun adamları ise, ne solun adamları!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Eshab-i Şimal ise ne Eshab-i Şimal!

    Erhan Aktaş

    Ve solun adamları! dipnot 1 Nedir solun adamları?

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Solun taraftarları. Şimal, Arapça bir deyim olarak, zillet içerisinde, aşağılık durumda olmanın, değersiz gibi sıfatlara sahip olmayı ifade etmektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve solun adamları! dipnot 1 Nedir solun adamları?

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Solun taraftarları. Şimal Arapça bir deyim olarak, zillet içerisinde, aşağılık durumda olmanın, değersiz gibi sıfatlara sahip olmayı ifade etmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve solun adamları! dipnot 1 Nedir solun adamları?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Solun adamları" deyiminin günümüzde bir ideoloji olan "solculuk" düşüncesiyle bir ilgisi yoktur. Bu bir deyim olarak, Arapça'da zillet içerisinde, aşağılık durumda olmanın, değersiz gibi sıfatlara sahip olmayı ifade etmektedir.

    Gültekin Onan

    'Ashab-ı Şimal', ne (mutsuzdur o) 'Ashab-ı Şimal'.

    Hasan Basri Çantay

    Solcular: (Onlar) ne solculardır!

    İbni Kesir

    Solcular da. Solcular kimlerdir?

    Mehmet Alagaş

    (41-55) Solun sahipleri! nedir solun sahipleri? Alev ve kaynar suyun olduğu, ikramın ve serinliğin olmadığı sıcak bir gölgenin içindedirler, b undan önce onlar keyiflerine düşkün idiler , b üyük bir günah üzerinde ısrar ediyorlardı , diyorlardı ki, öldüğümüz, kemik ve toprak olduğumuz vakit , kesin, diriltilecek miyiz? Evvelki babalarımız da mı? De ki kesinlikle! evvelkiler de sonrakiler de bilinen günün belirlenmiş vaktinde toparlanacaklar. Sonra Ey yalancı sapmışlar! sizler, Zakkum bir ağaçtan yiyeceksiniz, onunla karnınızı dolduracaksınız ve üzerine de kaynar su içeceksiniz susamış devenin içişi gibi içeceksiniz, din günü indirilişiniz bu şekilde olacaktır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Soldakiler, ne bahtsızdır onlar!

    Süleyman Ateş

    Solun adamları (amel defterleri, sol tarafından verilenler), nedir o solcular!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Uğursuz olanlar sınıfına gelince; ne yazık uğursuz olan o kimselere!

    Şaban Britch

    Soldakiler, nedir o soldakiler!

    Şaban Piriş

    Sol taraf halkı, nedir sol taraf halkı?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve şomluk ve uğursuzluk yaranı. Nedir şomluk ve uğursuzluk yaranı?

  2. Vâkıa suresi, 42. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 42. ayet. فِى سَمُومٍ وَحَمِيمٍ

    Diyanet İşleri

    (42-44) Onlar, iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler. Ne serin ve ne de yararlı olan zifiri bir gölge içinde!.

    Mehmet Okuyan

    (42, 43, 44) (Onlar) içlerine işleyen bir ateş ve kaynar su ile serinliği de rahatlatması da olmayan zifiri bir karanlığın içinde olacaklardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Zehir gibi içe işleyen yakıcı bir ateş ve yürek dağlayan bur umutsuzluk içinde olacaklar;

    Muhammed Esed

    (Onlar,) kavurucu rüzgarlar ve yakıcı bir ümitsizlik içinde (bulacaklar kendilerini),

    Ahmed Hulusi

    Semum (zehirleyici ateş, radyasyon) ve hamim (yakan su; gerçek dışı bilgi ve şartlanmalar) içinde,

    Ali Bulaç

    Hücrelere işleyen kavurucu bir sıcaklık ve kaynar su,

    Ali Özek ve heyeti

    İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar su içinde,

    Ali Rıza Safa

    İliklere işleyen bir ateş ve kaynar su içinde.

    Bayraktar Bayraklı

    - İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar su içinde serin ve hoş olmayan kapkara dumandan bir gölge altındadırlar. Çünkü onlar bundan önce, varlık içinde sefahete dalmışlardı. Büyük günahı işlemekte ısrar edip dururlardı.

    Edip Yüksel

    İşleyen ve kaynayan bir azap içindedirler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İşleyen ve kaynayan bir azap içindedirler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar su içinde,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir semum ve hamim

    Erhan Aktaş

    Kavurucu bir azap ve kaynar su içindedirler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kavurucu bir azap ve kaynar su içindedirler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kavurucu bir azap ve kaynar su içindedirler.

    Gültekin Onan

    Hücrelere işleyen kavurucu bir sıcaklık ve kaynar su,

    Hasan Basri Çantay

    (Ateşin mesamatlarına işleyen) sıcaklığı ve kaynar bir su,

    İbni Kesir

    Kızgın ateşte, kaynar sulardadırlar.

    Mehmet Alagaş

    (41-55) Solun sahipleri! nedir solun sahipleri? Alev ve kaynar suyun olduğu, ikramın ve serinliğin olmadığı sıcak bir gölgenin içindedirler, b undan önce onlar keyiflerine düşkün idiler , b üyük bir günah üzerinde ısrar ediyorlardı , diyorlardı ki, öldüğümüz, kemik ve toprak olduğumuz vakit , kesin, diriltilecek miyiz? Evvelki babalarımız da mı? De ki kesinlikle! evvelkiler de sonrakiler de bilinen günün belirlenmiş vaktinde toparlanacaklar. Sonra Ey yalancı sapmışlar! sizler, Zakkum bir ağaçtan yiyeceksiniz, onunla karnınızı dolduracaksınız ve üzerine de kaynar su içeceksiniz susamış devenin içişi gibi içeceksiniz, din günü indirilişiniz bu şekilde olacaktır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar su içinde.

    Süleyman Ateş

    (Onlar) Delikçiklere işleyen bir ateş ve kaynar su içinde,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Zehirli yerde, kaynar sular arasında,

    Şaban Britch

    İçlerine işleyen ateşin rüzgarı ve kaynar su içindedirler.

    Şaban Piriş

    Kızgın ateş ve kaynar su içindedirler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İliklere işleyen bir ateş ve kaynar su içinde,

  3. Vâkıa suresi, 43. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 43. ayet. وَظِلٍّ مِّن يَحْمُومٍ

    Diyanet İşleri

    (42-44) Onlar, iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler. Ne serin ve ne de yararlı olan zifiri bir gölge içinde!.

    Mehmet Okuyan

    (42, 43, 44) (Onlar) içlerine işleyen bir ateş ve kaynar su ile serinliği de rahatlatması da olmayan zifiri bir karanlığın içinde olacaklardır.

    Mustafa İslamoğlu

    ve iç karartan boğucu bir gölge;

    Muhammed Esed

    ve siyah duman gölgesinde,

    Ahmed Hulusi

    Simsiyah dumandan bir gölge (Hakikatindeki kuvveleri göremez, yaşayamaz bir hal) içinde,

    Ali Bulaç

    Ve kapkara dumandan bir gölge içindedirler.

    Ali Özek ve heyeti

    kapkara dumandan bir gölge altındadırlar,

    Ali Rıza Safa

    Ve kapkara karaltısı olan bir dumanın gölgesinde.

    Bayraktar Bayraklı

    - İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar su içinde serin ve hoş olmayan kapkara dumandan bir gölge altındadırlar. Çünkü onlar bundan önce, varlık içinde sefahete dalmışlardı. Büyük günahı işlemekte ısrar edip dururlardı.

    Edip Yüksel

    Sıcak gölgeler altındadırlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sıcak gölgeler altındadırlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    kapkara boğucu dumandan bir gölge,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve zifirden bir zıll-i mağmum içinde

    Erhan Aktaş

    Ve kara bir dumanın gölgesinde,

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve kara bir dumanın gölgesinde,

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve kara bir dumanın gölgesinde,

    Gültekin Onan

    Ve kapkara dumandan bir gölge içindedirler.

    Hasan Basri Çantay

    ve bir de kapkara dumandan bir gölge içindedirler.

    İbni Kesir

    Ve kapkara dumandan bir gölge içindedirler.

    Mehmet Alagaş

    (41-55) Solun sahipleri! nedir solun sahipleri? Alev ve kaynar suyun olduğu, ikramın ve serinliğin olmadığı sıcak bir gölgenin içindedirler, b undan önce onlar keyiflerine düşkün idiler , b üyük bir günah üzerinde ısrar ediyorlardı , diyorlardı ki, öldüğümüz, kemik ve toprak olduğumuz vakit , kesin, diriltilecek miyiz? Evvelki babalarımız da mı? De ki kesinlikle! evvelkiler de sonrakiler de bilinen günün belirlenmiş vaktinde toparlanacaklar. Sonra Ey yalancı sapmışlar! sizler, Zakkum bir ağaçtan yiyeceksiniz, onunla karnınızı dolduracaksınız ve üzerine de kaynar su içeceksiniz susamış devenin içişi gibi içeceksiniz, din günü indirilişiniz bu şekilde olacaktır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Simsiyah bir duman gölgesinde.

    Süleyman Ateş

    Kara dumandan bir gölge altında,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kara bir dumanın gölgesinde olurlar.

    Şaban Britch

    Simsiyah bir duman gölgesi içinde,

    Şaban Piriş

    Simsiyah bir duman gölgesi içinde.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Simsiyah bir gölge altındadırlar.

  4. Vâkıa suresi, 44. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 44. ayet. لَّا بَارِدٍ وَلَا كَرِيمٍ

    Diyanet İşleri

    (42-44) Onlar, iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler. Ne serin ve ne de yararlı olan zifiri bir gölge içinde!.

    Mehmet Okuyan

    (42, 43, 44) (Onlar) içlerine işleyen bir ateş ve kaynar su ile serinliği de rahatlatması da olmayan zifiri bir karanlığın içinde olacaklardır.

    Mustafa İslamoğlu

    ne serinletici, ne de rahatlatıcı...

    Muhammed Esed

    ne serinleten, ne de rahatlatan (bir gölge).

    Ahmed Hulusi

    (Ki o gölge) ne serindir ve ne de kerim (cömertçe getirisi olan)!

    Ali Bulaç

    Ki o, ne serindir, ne ferahlatıcı (kerim).

    Ali Özek ve heyeti

    serin ve hoş olmayan.

    Ali Rıza Safa

    Serinletmez; zaten bir sunu değildir.

    Bayraktar Bayraklı

    - İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar su içinde serin ve hoş olmayan kapkara dumandan bir gölge altındadırlar. Çünkü onlar bundan önce, varlık içinde sefahete dalmışlardı. Büyük günahı işlemekte ısrar edip dururlardı.

    Edip Yüksel

    Ne soğuktur, ne de yararlı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ne soğuktur, ne de yararlı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    ne serin, ne de rahatlatıcı!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ne serin ne de kerim

    Erhan Aktaş

    Serin olmayan, faydası olamayan!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Serin olmayan, faydası olamayan!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Serin olmayan, faydası olamayan!

    Gültekin Onan

    Ki o, ne serindir, ne ferahlatıcı (kerim).

    Hasan Basri Çantay

    Ki (o gölge) ne serin, ne de faideli değildir.

    İbni Kesir

    Ne serindir, ne de hoştur.

    Mehmet Alagaş

    (41-55) Solun sahipleri! nedir solun sahipleri? Alev ve kaynar suyun olduğu, ikramın ve serinliğin olmadığı sıcak bir gölgenin içindedirler, b undan önce onlar keyiflerine düşkün idiler , b üyük bir günah üzerinde ısrar ediyorlardı , diyorlardı ki, öldüğümüz, kemik ve toprak olduğumuz vakit , kesin, diriltilecek miyiz? Evvelki babalarımız da mı? De ki kesinlikle! evvelkiler de sonrakiler de bilinen günün belirlenmiş vaktinde toparlanacaklar. Sonra Ey yalancı sapmışlar! sizler, Zakkum bir ağaçtan yiyeceksiniz, onunla karnınızı dolduracaksınız ve üzerine de kaynar su içeceksiniz susamış devenin içişi gibi içeceksiniz, din günü indirilişiniz bu şekilde olacaktır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ne bir serinlik, ne de bir güzellik!

    Süleyman Ateş

    Ki ne serindir, ne faydalı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Orası ne serinletir ne de rahatlık yüzü gösterir.

    Şaban Britch

    Serinlik yok, kerem yok.

    Şaban Piriş

    Serinlik yok, bağış yok.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ne serindir ne de cömert.

  5. Vâkıa suresi, 45. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 45. ayet. إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُتْرَفِينَ

    Diyanet İşleri

    Çünkü onlar, bundan önce (dünyada varlık içinde) sefahata dalmış ve azgın kimselerdi.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki onlar bundan önce (dünyada) şımartılmışlardı.

    Mustafa İslamoğlu

    Çünkü onlar geçmişte refah içinde şımarıp azmıştılar;

    Muhammed Esed

    Çünkü, geçmişte onlar kendilerini tamamen hazlara kaptırmışlardı,

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki onlar bundan önce, dünyevi - şehvani zevklerin bolluğu içinde şımarandılar!

    Ali Bulaç

    Çünkü onlar, bundan önce varlık içinde şımartılmış olanlardı.

    Ali Özek ve heyeti

    Çünkü onlar bundan önce varlık içinde sefahete dalmışlardı.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, onlar, bundan önce ellerine güç geçirmiş olanlardı.

    Bayraktar Bayraklı

    - İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar su içinde serin ve hoş olmayan kapkara dumandan bir gölge altındadırlar. Çünkü onlar bundan önce, varlık içinde sefahete dalmışlardı. Büyük günahı işlemekte ısrar edip dururlardı.

    Edip Yüksel

    Bundan önce onlar konfor içinde şımarmışlardı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bundan önce onlar konfor içinde şımarmışlardı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Çünkü onlar bundan önce varlık içinde keyiflerine düşkün şımarık müsriflerdi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Çünkü onlar bundan evvel mütrefin: Keyflerine düşkün şımarık müsrifin idiler

    Erhan Aktaş

    Çünkü onlar bundan önce varlık içinde zevklerine dalmışlardı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Çünkü onlar bundan önce varlık içinde zevklerine dalmışlardı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Çünkü onlar bundan önce varlık içinde zevklerine dalmışlardı.

    Gültekin Onan

    Çünkü onlar, bundan önce varlık içinde şımartılmış olanlardı.

    Hasan Basri Çantay

    Çünkü onlar bundan evvel şehvetlerine düşkündüler.

    İbni Kesir

    Çünkü onlar; bundan önce refahla şımarmışlardı.

    Mehmet Alagaş

    (41-55) Solun sahipleri! nedir solun sahipleri? Alev ve kaynar suyun olduğu, ikramın ve serinliğin olmadığı sıcak bir gölgenin içindedirler, b undan önce onlar keyiflerine düşkün idiler , b üyük bir günah üzerinde ısrar ediyorlardı , diyorlardı ki, öldüğümüz, kemik ve toprak olduğumuz vakit , kesin, diriltilecek miyiz? Evvelki babalarımız da mı? De ki kesinlikle! evvelkiler de sonrakiler de bilinen günün belirlenmiş vaktinde toparlanacaklar. Sonra Ey yalancı sapmışlar! sizler, Zakkum bir ağaçtan yiyeceksiniz, onunla karnınızı dolduracaksınız ve üzerine de kaynar su içeceksiniz susamış devenin içişi gibi içeceksiniz, din günü indirilişiniz bu şekilde olacaktır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Çünkü onlar, bundan önce (arzularının hoşuna giden şeyler içinde) şımarmış kimselerdi.

    Süleyman Ateş

    Çünkü onlar bundan önce varlık içinde şımartılmışlardı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar buraya gelmeden önce şımartılmışlardı.

    Şaban Britch

    Çünkü onlar, bundan önce (haramlar içinde) şımarmış kimselerdi.

    Şaban Piriş

    Çünkü onlar, bundan önce sorumsuzca ve konfor içinde yaşıyorlardı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Çünkü şomluk yaranı, bundan önce servet ve refahla şımaranlardı.

  6. Vâkıa suresi, 46. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 46. ayet. وَكَانُوا۟ يُصِرُّونَ عَلَى ٱلْحِنثِ ٱلْعَظِيمِ

    Diyanet İşleri

    Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı.

    Mehmet Okuyan

    Büyük günahı (şirki) işlemekte ısrar ediyorlar.

    Mustafa İslamoğlu

    ve büyük ihanette ısrar etmiştiler;

    Muhammed Esed

    çirkin günahlar işlemekte inat ediyorlardı,

    Ahmed Hulusi

    O büyük suçta (Hakikatlerini inkar ederek onu yaşama yolunda çalışma yapmamakta) ısrar ederlerdi.

    Ali Bulaç

    Onlar, büyük günah üzerinde ısrarlı davrananlardı.

    Ali Özek ve heyeti

    Büyük günahı işlemekte direnir dururlardı.

    Ali Rıza Safa

    Ve büyük suçu işlemekte direniyorlardı.

    Bayraktar Bayraklı

    - İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar su içinde serin ve hoş olmayan kapkara dumandan bir gölge altındadırlar. Çünkü onlar bundan önce, varlık içinde sefahete dalmışlardı. Büyük günahı işlemekte ısrar edip dururlardı.

    Edip Yüksel

    Büyük günahı işlemekte direniyorlardı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Büyük günahı işlemekte direniyorlardı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Büyük günahda ısrar ediyorlardı;

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve büyük cinayete ısrar ediyorlardı

    Erhan Aktaş

    Büyük ihanette ısrar ediyorlardı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Büyük ihanette ısrar ediyorlardı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Büyük ihanette ısrar ediyorlardı.

    Gültekin Onan

    Onlar, büyük günah üzerinde ısrarlı davrananlardı.

    Hasan Basri Çantay

    O büyük günah üzerinde ısrar ederlerdi.

    İbni Kesir

    Ve büyük günah işlemekte direnip dururlardı.

    Mehmet Alagaş

    (41-55) Solun sahipleri! nedir solun sahipleri? Alev ve kaynar suyun olduğu, ikramın ve serinliğin olmadığı sıcak bir gölgenin içindedirler, b undan önce onlar keyiflerine düşkün idiler , b üyük bir günah üzerinde ısrar ediyorlardı , diyorlardı ki, öldüğümüz, kemik ve toprak olduğumuz vakit , kesin, diriltilecek miyiz? Evvelki babalarımız da mı? De ki kesinlikle! evvelkiler de sonrakiler de bilinen günün belirlenmiş vaktinde toparlanacaklar. Sonra Ey yalancı sapmışlar! sizler, Zakkum bir ağaçtan yiyeceksiniz, onunla karnınızı dolduracaksınız ve üzerine de kaynar su içeceksiniz susamış devenin içişi gibi içeceksiniz, din günü indirilişiniz bu şekilde olacaktır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı.

    Süleyman Ateş

    Büyük günahı işlemekte ısrar ediyorlardı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Israrla büyük günahları dipnot 1 işler dururlardı,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kelimeler elif lamlı olduğu için diğer ayetlerde en büyük olduğu belirtilen şirk günahı diye tercüme ettik.

    Şaban Britch

    Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı

    Şaban Piriş

    Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O büyük günah üzerinde ısrar edip dururlardı.

  7. Vâkıa suresi, 47. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 47. ayet. وَكَانُوا۟ يَقُولُونَ أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ

    Diyanet İşleri

    Diyorlardı ki: "Biz öldükten, toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı, biz mi bir daha diriltilecekmişiz?"

    Mehmet Okuyan

    (47, 48) Şöyle diyorlardı: "Hem biz hem de önceki atalarımız, ölüp toprak ve kemik hâline geldikten sonra (yeniden) diriltilecekmişiz, öyle mi?"

    Mustafa İslamoğlu

    ve "Ne yani" demiştiler, "biz ölüp gittikten, toza toprağa karışmış bir iskelet halini aldıktan sonra tekrar mı diriltileceğiz?

    Muhammed Esed

    ve diyorlardı ki: "Ne Yani! Biz ölüp de toz ve kemik yığını haline geldikten sonra mı diriltileceğiz yeniden?

    Ahmed Hulusi

    "Ölüp, toprak ve kemik yığını olduktan sonra, gerçekten yeni bir bedenle yaşama devam edecek miyiz = ba's olunacak mıyız?" derlerdi.

    Ali Bulaç

    Ve derlerdi ki: "Biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuzda mı, gerçekten biz mi diriltilecekmişiz?"

    Ali Özek ve heyeti

    Ve diyorlardı ki: Biz öldükten, toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra, biz mi bir daha diriltileceğiz?

    Ali Rıza Safa

    Şöyle diyorlardı: "Öldüğümüz ve toprak ve kemik yığını olduğumuzda mı? Gerçekten, bize yeniden yaşam mı verilecek?"

    Bayraktar Bayraklı

    - Şöyle diyorlardı: "Ölüp, toprak ve kemik olduktan sonra mı yeniden diriltileceğiz? Eski atalarımız da mı?" De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de,belli bir günün randevusunda bir araya getirileceklerdir."

    Edip Yüksel

    Diyorlardı ki, "Biz öldükten, toz ve kemiğe dönüştükten sonra mı diriltileceğiz?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Diyorlardı ki, 'Biz öldükten, toz ve kemiğe dönüştükten sonra mı diriltileceğiz?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    ve diyorlardı ki: "Biz ölüp, toprak ve kemik yığını olduktan sonra, gerçekten biz mi bir daha diriltileceğiz?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve diyorlardı ki: Öldüğümüz ve bir toprak, bir yığın kemik olduğumuz vakıt mi? Cidden biz mi mutlak ba'solunacakmışız?

    Erhan Aktaş

    Ve "Biz ölüp, toprak ve kemik yığını olduktan sonra mı yeniden diriltileceğiz?" diyorlardı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve "Biz ölüp, toprak ve kemik yığını olduktan sonra mı yeniden diriltileceğiz?" diyorlardı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve "Biz ölüp, toprak ve kemik yığını olduktan sonra mı yeniden diriltileceğiz?" diyorlardı.

    Gültekin Onan

    Ve derlerdi ki: "Biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuzda mı, gerçekten biz mi diriltilecekmişiz?"

    Hasan Basri Çantay

    Bir de "Biz öldüğümüz, bir toprak ve bir yığın kemik olduğumuz vakit mı, hakıykaten biz mi diriltilib kaldırılacakmışız?" derlerdi.

    İbni Kesir

    Ve derlerdi ki: Öldüğümüzde, toprak ve kemik yığını olduğumuzda mı, gerçekten biz mi yeniden diriltileceğiz?

    Mehmet Alagaş

    (41-55) Solun sahipleri! nedir solun sahipleri? Alev ve kaynar suyun olduğu, ikramın ve serinliğin olmadığı sıcak bir gölgenin içindedirler, b undan önce onlar keyiflerine düşkün idiler , b üyük bir günah üzerinde ısrar ediyorlardı , diyorlardı ki, öldüğümüz, kemik ve toprak olduğumuz vakit , kesin, diriltilecek miyiz? Evvelki babalarımız da mı? De ki kesinlikle! evvelkiler de sonrakiler de bilinen günün belirlenmiş vaktinde toparlanacaklar. Sonra Ey yalancı sapmışlar! sizler, Zakkum bir ağaçtan yiyeceksiniz, onunla karnınızı dolduracaksınız ve üzerine de kaynar su içeceksiniz susamış devenin içişi gibi içeceksiniz, din günü indirilişiniz bu şekilde olacaktır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Biz ölüp, toprak ve kemik olduktan sonra tekrar mı dirileceğiz?" diyorlardı.

    Süleyman Ateş

    Ve diyorlardı ki: "Biz öldükten, toprak ve kemik yığını olduktan sonra, biz mi bir daha diriltileceğiz?"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Ölüp toprağa ve kemiklere dönüştükten sonra gerçekten kalkacak mıyız!" diye söylenirlerdi,

    Şaban Britch

    Biz ölüp, toprak ve kemik olduktan sonra tekrar mı dirileceğiz? diyorlardı

    Şaban Piriş

    -Biz ölüp, toprak ve kemik olduktan sonra tekrar mı dirileceğiz? diyorlardı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve şöyle derlerdi: "Ölünce mi, toprak ve kemik haline gelince mi, sahi o zaman mı yeniden diriltileceğiz?"

  8. Vâkıa suresi, 48. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 48. ayet. أَوَءَابَآؤُنَا ٱلْأَوَّلُونَ

    Diyanet İşleri

    "Evvelki atalarımız da mı?"

    Mehmet Okuyan

    (47, 48) Şöyle diyorlardı: "Hem biz hem de önceki atalarımız, ölüp toprak ve kemik hâline geldikten sonra (yeniden) diriltilecekmişiz, öyle mi?"

    Mustafa İslamoğlu

    Önden giden atalarımız da (diriltilecek), öyle mi?"

    Muhammed Esed

    Ve eski atalarımız da mı?"

    Ahmed Hulusi

    "Evvelki atalarımız da mı?" derlerdi.

    Ali Bulaç

    "Önceden gelip geçmiş atalarımız da mı?"

    Ali Özek ve heyeti

    Önceki atalarımız da mı?

    Ali Rıza Safa

    "Önceki atalarımız da mı?"

    Bayraktar Bayraklı

    - Şöyle diyorlardı: "Ölüp, toprak ve kemik olduktan sonra mı yeniden diriltileceğiz? Eski atalarımız da mı?" De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de,belli bir günün randevusunda bir araya getirileceklerdir."

    Edip Yüksel

    "Önceki atalarımız da mı?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Önceki atalarımız da mı?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Önceki atalarımız da mı?"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ya evvelki atalarımız da mı?

    Erhan Aktaş

    "Bizden önce ölmüş olan atalarımız da mı?"

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bizden önce ölmüş olan atalarımız da mı?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bizden önce ölmüş olan atalarımız da mı?

    Gültekin Onan

    "Önceden gelip geçmiş atalarımız da mı?"

    Hasan Basri Çantay

    "Evvelce geçmiş atalarımız da mı?"

    İbni Kesir

    Önce gelmiş geçmiş atalarımız da mı?

    Mehmet Alagaş

    (41-55) Solun sahipleri! nedir solun sahipleri? Alev ve kaynar suyun olduğu, ikramın ve serinliğin olmadığı sıcak bir gölgenin içindedirler, b undan önce onlar keyiflerine düşkün idiler , b üyük bir günah üzerinde ısrar ediyorlardı , diyorlardı ki, öldüğümüz, kemik ve toprak olduğumuz vakit , kesin, diriltilecek miyiz? Evvelki babalarımız da mı? De ki kesinlikle! evvelkiler de sonrakiler de bilinen günün belirlenmiş vaktinde toparlanacaklar. Sonra Ey yalancı sapmışlar! sizler, Zakkum bir ağaçtan yiyeceksiniz, onunla karnınızı dolduracaksınız ve üzerine de kaynar su içeceksiniz susamış devenin içişi gibi içeceksiniz, din günü indirilişiniz bu şekilde olacaktır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Daha önceki atalarımız da mı?"

    Süleyman Ateş

    "Önceki atalarımız da mı?"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Eski atalarımız da mı kalkacak!" derlerdi.

    Şaban Britch

    Daha önceki atalarımızda mı?

    Şaban Piriş

    Daha önceki atalarımızda mı? ..

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Önceki atalarımız da mı?"

  9. Vâkıa suresi, 49. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 49. ayet. قُلْ إِنَّ ٱلْأَوَّلِينَ وَٱلْـَٔاخِرِينَ

    Diyanet İşleri

    (49-50) De ki: "Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler, mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır."

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Hem öncekiler (atalarınız) hem de sonrakiler,

    Mustafa İslamoğlu

    De ki: "Şüphesiz hem öncekiler hem de sonrakiler,

    Muhammed Esed

    De ki: "Daha önce yaşamış olanlar da, sonrakiler de

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Muhakkak ki evvelkiler de sonrakiler de,"

    Ali Bulaç

    De ki: "Şüphesiz, öncekiler de ve sonrakiler de."

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: Hem öncekiler hem de sonrakiler,

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Kuşkusuz, hem öncekiler hem sonrakiler!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Şöyle diyorlardı: "Ölüp, toprak ve kemik olduktan sonra mı yeniden diriltileceğiz? Eski atalarımız da mı?" De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de,belli bir günün randevusunda bir araya getirileceklerdir."

    Edip Yüksel

    De ki: "Öncekiler de, sonrakiler de."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki, 'Öncekiler de, sonrakiler de.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Muhakkak. Öncekilerin ve sonrakilerin tümü,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki: Muhakkak bütün evvelin ve ahirin

    Erhan Aktaş

    De ki: "Öncekiler de sonrakiler de diriltilecekler."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Öncekiler de sonrakiler de diriltilecekler."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Öncekiler de sonrakiler de diriltilecekler."

    Gültekin Onan

    De ki: "Şüphesiz, öncekiler de ve sonrakiler de."

    Hasan Basri Çantay

    Söyle: "Şüphesiz hem evvelkiler, hem sonrakiler,

    İbni Kesir

    De ki: Şüphesiz hem öncekiler, hem sonrakiler,

    Mehmet Alagaş

    (41-55) Solun sahipleri! nedir solun sahipleri? Alev ve kaynar suyun olduğu, ikramın ve serinliğin olmadığı sıcak bir gölgenin içindedirler, b undan önce onlar keyiflerine düşkün idiler , b üyük bir günah üzerinde ısrar ediyorlardı , diyorlardı ki, öldüğümüz, kemik ve toprak olduğumuz vakit , kesin, diriltilecek miyiz? Evvelki babalarımız da mı? De ki kesinlikle! evvelkiler de sonrakiler de bilinen günün belirlenmiş vaktinde toparlanacaklar. Sonra Ey yalancı sapmışlar! sizler, Zakkum bir ağaçtan yiyeceksiniz, onunla karnınızı dolduracaksınız ve üzerine de kaynar su içeceksiniz susamış devenin içişi gibi içeceksiniz, din günü indirilişiniz bu şekilde olacaktır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: "Hem öncekiler, hem sonrakiler."

    Süleyman Ateş

    De ki: "Öncekiler de sonrakiler de."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara şimdiden de ki "Evet, eskiler de sonrakiler de

    Şaban Britch

    De ki: Öncekiler de sonrakiler de…

    Şaban Piriş

    De ki: -Öncekiler de sonrakiler de.

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Öncekiler de sonrakiler de."

  10. Vâkıa suresi, 50. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 50. ayet. لَمَجْمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَٰتِ يَوْمٍ مَّعْلُومٍ

    Diyanet İşleri

    (49-50) De ki: "Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler, mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır."

    Mustafa İslamoğlu

    elbet (sadece Allah tarafından) bilinen bir günün belirli vaktinde bir araya toplanacaklar.

    Muhammed Esed

    (yalnızca Allah tarafından) bilinen bir Gün'ün belirlenmiş olan bir vaktinde bir araya getirilecekler;

    Ahmed Hulusi

    "Bilinen bir sürecin buluşma vaktinde elbette toplanacaklardır!"

    Ali Bulaç

    "Bilinen bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır."

    Ali Özek ve heyeti

    belli bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır!

    Ali Rıza Safa

    Bilinen bir günün, belirlenmiş bir zamanında kesinlikle toplanacaklar.

    Bayraktar Bayraklı

    - Şöyle diyorlardı: "Ölüp, toprak ve kemik olduktan sonra mı yeniden diriltileceğiz? Eski atalarımız da mı?" De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de,belli bir günün randevusunda bir araya getirileceklerdir."

    Edip Yüksel

    "Bilinen günün buluşma anı için toplanacaklardır."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Bilinen günün buluşma anı için toplanacaklardır.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    belli bir günün belli bir vaktinde mutlaka toplanacaklardır!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Labüd cem' olunacaklar mikatına ma'lum bir günün

    Erhan Aktaş

    Bilinen günün belli olan zamanında kesinlikle toplanmış olacaklar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bilinen günün belli olan zamanında kesinlikle toplanmış olacaklar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bilinen günün belli olan zamanında kesinlikle toplanmış olacaklar.

    Gültekin Onan

    "Bilinen bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır."

    Hasan Basri Çantay

    ma'lum bir günün muayyen vaktında behemehal toplanacaklardır".

    İbni Kesir

    Belli bir günün belli bir vaktinde mutlaka toplanacaklardır.

    Mehmet Alagaş

    (41-55) Solun sahipleri! nedir solun sahipleri? Alev ve kaynar suyun olduğu, ikramın ve serinliğin olmadığı sıcak bir gölgenin içindedirler, b undan önce onlar keyiflerine düşkün idiler , b üyük bir günah üzerinde ısrar ediyorlardı , diyorlardı ki, öldüğümüz, kemik ve toprak olduğumuz vakit , kesin, diriltilecek miyiz? Evvelki babalarımız da mı? De ki kesinlikle! evvelkiler de sonrakiler de bilinen günün belirlenmiş vaktinde toparlanacaklar. Sonra Ey yalancı sapmışlar! sizler, Zakkum bir ağaçtan yiyeceksiniz, onunla karnınızı dolduracaksınız ve üzerine de kaynar su içeceksiniz susamış devenin içişi gibi içeceksiniz, din günü indirilişiniz bu şekilde olacaktır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Belli bir günün, belli bir vaktinde bir araya getirileceksiniz.

    Süleyman Ateş

    "Belli bir günün buluşma vakti için mutlaka toplanacaklardır."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hepsi belli günün belli vaktinde bir araya toplanacaklardır."

    Şaban Britch

    Belli bir günün, belli bir vaktinde bir araya getirileceksiniz.

    Şaban Piriş

    Belli bir günün, belli bir vaktinde bir araya getirileceksiniz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bilinen bir günün buluşma vakti/buluşma yerinde mutlaka biraraya getirileceklerdir.

  11. Vâkıa suresi, 51. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 51. ayet. ثُمَّ إِنَّكُمْ أَيُّهَا ٱلضَّآلُّونَ ٱلْمُكَذِّبُونَ

    Diyanet İşleri

    (51-52) Sonra siz ey haktan sapan yalanlayıcılar! Mutlaka (cehennemde) bir ağaçtan, zakkumdan yiyeceksiniz.

    Mehmet Okuyan

    Sonra siz ey yalancı sapkınlar!

    Mustafa İslamoğlu

    Sonra siz ey sapıklar, yalanlayanlar!

    Muhammed Esed

    ve o zaman, siz ey yoldan sapmış ve hakikati yalanlamış olanlar,

    Ahmed Hulusi

    Sonra muhakkak ki siz ey (Hakikati) yalanlayıcı sapkınlar. . .

    Ali Bulaç

    Sonra gerçekten siz, ey sapık olan yalanlayıcılar,

    Ali Özek ve heyeti

    Sonra siz ey sapıklar, yalancılar!

    Ali Rıza Safa

    Sonra, aslında siz; ey yoldan çıkmış yalanlayıcılar!

    Bayraktar Bayraklı

    Sonra, siz ey yalancı sapıklar!

    Edip Yüksel

    "Sonra da siz, ey sapıtmışlar, ey yalanlayıcılar"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Sonra da siz, ey sapıtmışlar, ey yalanlayıcılar,'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra siz, ey sapık inkarcılar,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra siz, ey sapgın münkirler!

    Erhan Aktaş

    Sonra siz, ey gerçekten sapkınlıkta olan yalancılar!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sonra siz, ey gerçekten sapkınlıkta olan yalancılar!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra siz, ey gerçekten sapkınlıkta olan yalancılar!

    Gültekin Onan

    Sonra gerçekten siz, ey sapık olan yalanlayıcılar,

    Hasan Basri Çantay

    Sonra hakıykaten siz, ey sapkınlar ve tekzibciler,

    İbni Kesir

    Sonra gerçekten siz ey sapıklar, yalanlayıcılar;

    Mehmet Alagaş

    (41-55) Solun sahipleri! nedir solun sahipleri? Alev ve kaynar suyun olduğu, ikramın ve serinliğin olmadığı sıcak bir gölgenin içindedirler, b undan önce onlar keyiflerine düşkün idiler , b üyük bir günah üzerinde ısrar ediyorlardı , diyorlardı ki, öldüğümüz, kemik ve toprak olduğumuz vakit , kesin, diriltilecek miyiz? Evvelki babalarımız da mı? De ki kesinlikle! evvelkiler de sonrakiler de bilinen günün belirlenmiş vaktinde toparlanacaklar. Sonra Ey yalancı sapmışlar! sizler, Zakkum bir ağaçtan yiyeceksiniz, onunla karnınızı dolduracaksınız ve üzerine de kaynar su içeceksiniz susamış devenin içişi gibi içeceksiniz, din günü indirilişiniz bu şekilde olacaktır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sonra gerçekten sizler ey sapıklar, yalanlayıcılar!

    Süleyman Ateş

    Sonra siz de, ey sapık yalanlayıcılar (o zaman toplanacaksınız).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Siz, ey yoldan çıkmış yalancılar!

    Şaban Britch

    Sonra siz ey sapıklar, yalanlayanlar!

    Şaban Piriş

    -Sonra siz, ey sapıklar, yalanlayanlar!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve siz de ey sapık yalanlayıcılar!

  12. Vâkıa suresi, 52. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 52. ayet. لَـَٔاكِلُونَ مِن شَجَرٍ مِّن زَقُّومٍ

    Diyanet İşleri

    (51-52) Sonra siz ey haktan sapan yalanlayıcılar! Mutlaka (cehennemde) bir ağaçtan, zakkumdan yiyeceksiniz.

    Mehmet Okuyan

    (52, 53) Elbette zakkum ağacından dipnot 1 yiyenler ve karınlar(ını) ondan dolduranlar (olacaksınız).

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zakkum ağacıyla ilgili bkz. Sâffât 37:62, dipnot 3.

    Mustafa İslamoğlu

    Elbet siz de o ağaçtan, zehirli cehennem ağacından yiyeceksiniz.

    Muhammed Esed

    siz kesinlikle ağulu meyve ağacından tadacaksınız,

    Ahmed Hulusi

    Elbette (siz) zakkum ağaçlarından (kendinizi yalnızca beden kabullenmenin sonucu meyvelerinden) yiyeceksiniz.

    Ali Bulaç

    Şüphesiz zakkum olan bir ağaçtan yiyeceksiniz.

    Ali Özek ve heyeti

    Elbette bir ağaçtan, zakkum ağacından yiyeceksiniz.

    Ali Rıza Safa

    Zakkum ağacından kesinlikle yiyeceksiniz.

    Bayraktar Bayraklı

    - Kesinlikle zakkum ağacından yiyeceksiniz. Onunla karınlarınızı dolduracaksınız.

    Edip Yüksel

    "Zakkum ağacından yiyeceksiniz."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Zakkum ağacından yiyeceksiniz.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    mutlaka bir ağaçtan, zakkumdan yersiniz,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Labüd yersiniz de bir ağaçtan, zakkumdan

    Erhan Aktaş

    Kesinlikle zakkum ağacından yiyecek olanlarsınız!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kesinlikle zakkum ağacından yiyecek olanlarsınız!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kesinlikle zakkum ağacından yiyecek olanlarsınız!

    Gültekin Onan

    Şüphesiz zakkum olan bir ağaçtan yiyeceksiniz.

    Hasan Basri Çantay

    Muhakkak ki zakkum ağacından yiyecek (kimse) (ersiniz,

    İbni Kesir

    Muhakkak ki yiyeceksiniz zakkum ağacından.

    Mehmet Alagaş

    (41-55) Solun sahipleri! nedir solun sahipleri? Alev ve kaynar suyun olduğu, ikramın ve serinliğin olmadığı sıcak bir gölgenin içindedirler, b undan önce onlar keyiflerine düşkün idiler , b üyük bir günah üzerinde ısrar ediyorlardı , diyorlardı ki, öldüğümüz, kemik ve toprak olduğumuz vakit , kesin, diriltilecek miyiz? Evvelki babalarımız da mı? De ki kesinlikle! evvelkiler de sonrakiler de bilinen günün belirlenmiş vaktinde toparlanacaklar. Sonra Ey yalancı sapmışlar! sizler, Zakkum bir ağaçtan yiyeceksiniz, onunla karnınızı dolduracaksınız ve üzerine de kaynar su içeceksiniz susamış devenin içişi gibi içeceksiniz, din günü indirilişiniz bu şekilde olacaktır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Elbette bir ağaçtan, zakkum ağacından yiyeceksiniz.

    Süleyman Ateş

    (Suçlular) Mutlaka bir Zakkum ağacından yiyecekler,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Siz zakkum ağacından yiyeceksiniz.

    Şaban Britch

    Elbette yiyeceksiniz zakkum ağacından!

    Şaban Piriş

    Elbette yiyeceksiniz zakkum ağacından!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Zakkumdan bir ağaçtan mutlaka yiyeceksiniz/yiyecekler.

  13. Vâkıa suresi, 53. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 53. ayet. فَمَالِـُٔونَ مِنْهَا ٱلْبُطُونَ

    Diyanet İşleri

    Karınlarınızı ondan dolduracaksınız.

    Mehmet Okuyan

    (52, 53) Elbette zakkum ağacından dipnot 1 yiyenler ve karınlar(ını) ondan dolduranlar (olacaksınız).

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zakkum ağacıyla ilgili bkz. Sâffât 37:62, dipnot 3.

    Mustafa İslamoğlu

    Artık karınları onunla dolduracaksınız.

    Muhammed Esed

    ve karnınızı onunla dolduracaksınız,

    Ahmed Hulusi

    Karınlarınızı ondan dolduracaksınız.

    Ali Bulaç

    Böylece karınları(nızı) ondan dolduracaksınız.

    Ali Özek ve heyeti

    Karınlarınızı ondan dolduracaksınız.

    Ali Rıza Safa

    Böylece, karnınızı onunla dolduracaksınız.

    Bayraktar Bayraklı

    - Kesinlikle zakkum ağacından yiyeceksiniz. Onunla karınlarınızı dolduracaksınız.

    Edip Yüksel

    "Onunla karnınızı dolduracaksınız."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Onunla karnınızı dolduracaksınız.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    karınlarınızı onunla doldurursunuz,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Doldurursunuz da karınlarınızı ondan

    Erhan Aktaş

    Karınlarınızı onunla dolduracaksınız!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Karınlarınızı onunla dolduracaksınız!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Karınlarınızı onunla dolduracaksınız!

    Gültekin Onan

    Böylece karınları(nızı) ondan dolduracaksınız.

    Hasan Basri Çantay

    Öyle ki karınlarınızı hep ondan doldurucularsınız,

    İbni Kesir

    Karınlarınızı dolduracaksınız hep ondan.

    Mehmet Alagaş

    (41-55) Solun sahipleri! nedir solun sahipleri? Alev ve kaynar suyun olduğu, ikramın ve serinliğin olmadığı sıcak bir gölgenin içindedirler, b undan önce onlar keyiflerine düşkün idiler , b üyük bir günah üzerinde ısrar ediyorlardı , diyorlardı ki, öldüğümüz, kemik ve toprak olduğumuz vakit , kesin, diriltilecek miyiz? Evvelki babalarımız da mı? De ki kesinlikle! evvelkiler de sonrakiler de bilinen günün belirlenmiş vaktinde toparlanacaklar. Sonra Ey yalancı sapmışlar! sizler, Zakkum bir ağaçtan yiyeceksiniz, onunla karnınızı dolduracaksınız ve üzerine de kaynar su içeceksiniz susamış devenin içişi gibi içeceksiniz, din günü indirilişiniz bu şekilde olacaktır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Karınlarınızı hep ondan dolduracaksınız.

    Süleyman Ateş

    Onunla karınları(nı) dolduracaklar,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Karnınızı onunla dolduracaksınız.

    Şaban Britch

    Karınlarınızı dolduracaksınız hep ondan!

    Şaban Piriş

    Karınlarınızı dolduracaksınız hep ondan!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Karınları dolduracaklar ondan,

  14. Vâkıa suresi, 54. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 54. ayet. فَشَٰرِبُونَ عَلَيْهِ مِنَ ٱلْحَمِيمِ

    Diyanet İşleri

    Üstüne de o kaynar sudan içeceksiniz.

    Mehmet Okuyan

    (54, 55) Üzerine (bir) de susamış develer(in su içişi) gibi insanın içine işleyen kaynar sudan içeceksiniz.

    Mustafa İslamoğlu

    Üzerine yürek dağlayan kavurucu (umutsuzluğu) içeceksiniz;

    Muhammed Esed

    ve yakıcı ümitsizliği (yudum yudum) içeceksiniz,

    Ahmed Hulusi

    Onun üstüne yakıcı sudan içeceksiniz.

    Ali Bulaç

    Onun üzerine de alabildiğine kaynar sudan içeceksiniz.

    Ali Özek ve heyeti

    Üstüne de kaynar sudan içeceksiniz.

    Ali Rıza Safa

    Ardından, üstüne kaynar su içeceksiniz.

    Bayraktar Bayraklı

    - Onun üzerine kaynar sudan içeceksiniz. Onu susuz develerin içişi gibi içeceksiniz. İşte, yargı günü onların ziyafeti böyle olacaktır.

    Edip Yüksel

    "Ve üzerine kaynar su içeceksiniz."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ve üzerine kaynar su içeceksiniz.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    üstüne de kaynar su içersiniz,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İçersiniz de üstüne o hamimden

    Erhan Aktaş

    Sonra da onun üzerine kaynar sudan içeceksiniz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sonra da onun üzerine kaynar sudan içeceksiniz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra da onun üzerine kaynar sudan içeceksiniz.

    Gültekin Onan

    Onun üzerine de alabildiğine kaynar sudan içeceksiniz.

    Hasan Basri Çantay

    üstüne de o kaynar sudan içeceklersiniz.

    İbni Kesir

    Üstüne de içeceksiniz o kaynar sudan.

    Mehmet Alagaş

    (41-55) Solun sahipleri! nedir solun sahipleri? Alev ve kaynar suyun olduğu, ikramın ve serinliğin olmadığı sıcak bir gölgenin içindedirler, b undan önce onlar keyiflerine düşkün idiler , b üyük bir günah üzerinde ısrar ediyorlardı , diyorlardı ki, öldüğümüz, kemik ve toprak olduğumuz vakit , kesin, diriltilecek miyiz? Evvelki babalarımız da mı? De ki kesinlikle! evvelkiler de sonrakiler de bilinen günün belirlenmiş vaktinde toparlanacaklar. Sonra Ey yalancı sapmışlar! sizler, Zakkum bir ağaçtan yiyeceksiniz, onunla karnınızı dolduracaksınız ve üzerine de kaynar su içeceksiniz susamış devenin içişi gibi içeceksiniz, din günü indirilişiniz bu şekilde olacaktır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Üstüne de kaynar sudan içeceksiniz.

    Süleyman Ateş

    Üzerine de kaynar su içeceklerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Üzerine kaynar su içeceksiniz.

    Şaban Britch

    Üstüne içeceksiniz kaynar sudan!

    Şaban Piriş

    Üstüne içeceksiniz kaynar sudan!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Üzerine içecekler kaynar sudan,

  15. Vâkıa suresi, 55. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 55. ayet. فَشَٰرِبُونَ شُرْبَ ٱلْهِيمِ

    Diyanet İşleri

    Kanmak bilmez susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz.

    Mehmet Okuyan

    (54, 55) Üzerine (bir) de susamış develer(in su içişi) gibi insanın içine işleyen kaynar sudan içeceksiniz.

    Mustafa İslamoğlu

    hummalı develerin kanma bilmeyen içişi gibi..."

    Muhammed Esed

    doymak bilmez susuz develerin içişi gibi içeceksiniz!"

    Ahmed Hulusi

    Hastalığı dolayısıyla suya doymak bilmeyen develer gibi içeceksiniz onu.

    Ali Bulaç

    Üstelik 'içtikçe susayan hasta develerin' içişi gibi içeceksiniz.

    Ali Özek ve heyeti

    Susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz.

    Ali Rıza Safa

    Öyle ki, içtikçe susayan develerin içtiği gibi içeceksiniz.

    Bayraktar Bayraklı

    - Onun üzerine kaynar sudan içeceksiniz. Onu susuz develerin içişi gibi içeceksiniz. İşte, yargı günü onların ziyafeti böyle olacaktır.

    Edip Yüksel

    "Susamış devenin içişi gibi içeceksiniz."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Susamış devenin içişi gibi içeceksiniz.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    susuzluk illetine tutulmuş kanmak bilmeyen develerin içişi gibi içersiniz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İçersiniz hüyam ılletine tutulmuş kanmak bilmez develer gibi

    Erhan Aktaş

    Hem de susuz kalmış develerin içişi gibi içeceksiniz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hem de susuz kalmış develerin içişi gibi içeceksiniz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hem de susuz kalmış develerin içişi gibi içeceksiniz.

    Gültekin Onan

    Üstelik 'içtikçe susayan hasta develerin' içişi gibi içeceksiniz.

    Hasan Basri Çantay

    (O suretle ki) susamış develerin içişi gibi içeceklersiniz.

    İbni Kesir

    Susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz.

    Mehmet Alagaş

    (41-55) Solun sahipleri! nedir solun sahipleri? Alev ve kaynar suyun olduğu, ikramın ve serinliğin olmadığı sıcak bir gölgenin içindedirler, b undan önce onlar keyiflerine düşkün idiler , b üyük bir günah üzerinde ısrar ediyorlardı , diyorlardı ki, öldüğümüz, kemik ve toprak olduğumuz vakit , kesin, diriltilecek miyiz? Evvelki babalarımız da mı? De ki kesinlikle! evvelkiler de sonrakiler de bilinen günün belirlenmiş vaktinde toparlanacaklar. Sonra Ey yalancı sapmışlar! sizler, Zakkum bir ağaçtan yiyeceksiniz, onunla karnınızı dolduracaksınız ve üzerine de kaynar su içeceksiniz susamış devenin içişi gibi içeceksiniz, din günü indirilişiniz bu şekilde olacaktır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Susamış develerin içişi gibi içeceksiniz.

    Süleyman Ateş

    Susuzluk hastalığına tutulmuş develerin içişi gibi içeceklerdir!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Susuzluktan yanıp kavrulmuş kimseler gibi içeceksiniz.

    Şaban Britch

    Susamış develerin içişi gibi içeceksiniz!

    Şaban Piriş

    Susamış develerin içişi gibi içeceksiniz!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Susuzluktan çıkmış develerin içişi gibi içecekler.

  16. Vâkıa suresi, 56. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 56. ayet. هَٰذَا نُزُلُهُمْ يَوْمَ ٱلدِّينِ

    Diyanet İşleri

    İşte bu hesap ve ceza gününde onlara ziyafetleridir.

    Mehmet Okuyan

    Hesap gününde onların ağırlanması(!) böyle (olacak)tır!

    Mustafa İslamoğlu

    Hesap Günü onların ağırlanışı işte böyle olacak.

    Muhammed Esed

    Hesap Günü onların karşılanışı işte böyle olacak!

    Ahmed Hulusi

    Din (sistemin - Sünnetullah'ın gerçekliğinin fark edildiği) gününde, onların nüzulü (onlarda açığa çıkacak olan) işte budur!

    Ali Bulaç

    İşte bu, onların din (hesap ve ceza) gününde şölenleridir.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte ceza gününde onlara sunulacak ziyafet budur!

    Ali Rıza Safa

    Yargı Günü'ndeki ziyafetleri, işte böyledir.

    Bayraktar Bayraklı

    - Onun üzerine kaynar sudan içeceksiniz. Onu susuz develerin içişi gibi içeceksiniz. İşte, yargı günü onların ziyafeti böyle olacaktır.

    Edip Yüksel

    Yargı gününde işte böyle ağırlanacaklardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yargı gününde işte böyle ağırlanacaklardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte ceza gününde onların konuklukları (ağırlanışları) böyledir!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşte bu onların konuklukları o din günü (ceza günü)

    Erhan Aktaş

    İşte bu, Din Günü'nde dipnot 1 onların ziyafetleridir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hesap görme günü, kıyamet günü, karşılık verme günü.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İşte bu, Din Günü'nde dipnot 1 onların ziyafetleridir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hesap görme günü, kıyamet günü, karşılık verme günü.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte bu, din gününde dipnot 1 onların ziyafetleridir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hesap görme günü, kıyamet günü, karşılık verme günü.

    Gültekin Onan

    İşte bu, onların din (hesap ve ceza) gününde şölenleridir.

    Hasan Basri Çantay

    İşte ceza günü onlara (çekilecek) ziyafet budur!

    İbni Kesir

    İşte ceza günü onlara sunulacak ziyafet budur.

    Mehmet Alagaş

    (3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte ceza gününde onlara sunulacak ziyafet budur.

    Süleyman Ateş

    İşte ceza gününde onların ağırlanışı böyledir.

    Süleymaniye Vakfı

    Bu, her şeyin karşılığını bulacağı dipnot 1 günde onlara verilen ziyafettir dipnot 2 !

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Din, "adet, durum; yapılan işe karşılık vermek ve verilen karşılık, itaat /boyun eğme" anlamlarına gelir (es-Sıhah). Din, Kuran'da insanın kabul edip ona göre yaşamaya söz verdiği sistem anlamına da gelir (Al-i İmran 3/19, Kafirun 109/6). Eğer bu din Allah'ın dini ise boyun eğilen yalnızca Allah'tır ve karşılığı ondan beklenir. "Din günü" de dünyada yapılanların karşılığının alınacağı Ahiret günüdür (Fatiha 1/4, Nur 24/25, Saffat 37/19-20, Sad 38/78, Zariyat 51/6-12-13, Mearic 70/26, Müddessir 74/46, İnfitar 82/9,15-19).
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu, uğursuz olanların hesap verme günü ağırlanma biçimidir.

    Şaban Britch

    Hesap günü onların ziyafeti budur

    Şaban Piriş

    Hesap günü onların ziyafeti budur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Din gününde ağırlanışları böyledir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.