Diyanet İşleri
İşte böyle! Onlardan öncekilere hiçbir peygamber gelmemişti ki, "O bir büyücüdür" yahut "bir delidir" demiş olmasınlar.
Zâriyât suresi · 52–60. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Zâriyât suresi, 52. ayet. كَذَٰلِكَ مَآ أَتَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا قَالُوا۟ سَاحِرٌ أَوْ مَجْنُونٌ
İşte böyle! Onlardan öncekilere hiçbir peygamber gelmemişti ki, "O bir büyücüdür" yahut "bir delidir" demiş olmasınlar.
Böylece onlardan öncekilere herhangi bir elçi geldiğinde elbette "O bir büyücüdür veya cinlenmiştir!" demişlerdi.
İşte böyle! Onlardan öncekiler, kendilerine gelen her peygambere mutlaka "sihirbaz" ya da "mecnun" dediler;
İşte böyle, kendilerinden önce yaşamış olanlara da hangi elçi geldiyse, mutlaka, "(O) bir göz boyayıcı(dır), yahut bir deli!" dediler.
İşte (gerçek durum) böyle! Onlardan öncekilere de (Allah'a, hakikatlerine çağıran) herhangi bir Rasul geldiğinde, mutlaka: "Bu büyücü veya mecnun" dediler.
İşte böyle; onlardan öncekiler de bir elçi gelmeyiversin, mutlaka: "Büyücü ve cinlenmiş" demişlerdir.
İşte böylece, onlardan öncekilere herhangi bir peygamber geldiğinde hemen: "O, bir büyücüdür veya delidir," dediler.
İşte böyle. Onlardan öncekiler de gelen her elçiye başka bir şey söylemediler: "Ya büyücü ya da deli!"
Aynen bunların yaptığı gibi, onlardan öncekilere de bir peygamber geldiğinde ona "büyücü" ya da "deli" demişlerdi.
İşte böyle, onlardan öncekilere her ne zaman bir elçi geldiyse, "Bu, bir büyücüdür" yahut "Bu bir delidir" derlerdi.
İşte böyle, onlardan öncekilere her ne zaman bir elçi geldiyse, 'Bu, bir büyücüdür,' yahut 'Bu bir delidir,' derlerdi.
Böyle, onlardan öncekiler bir peygamber gelince muhakkak: "Ya sihirbaz, ya delidir" dediler.
Böyle, bunlardan evvelkiler bir Resul gelince behemehal ya sahir dediler ya mecnun
Aynen bunlar gibi, bunlardan öncekiler de kendilerine gelen Resullere, "Sihirbazdır veya mecnundur." dan başka bir şey demediler.
Aynen bunlar gibi, bunlardan öncekiler de kendilerine gelen resullere, "Sihirbazdır veya mecnundur." dan başka bir şey demediler.
Aynen bunlar gibi, bunlardan öncekiler de, kendilerine gelen rasullere, "Sihirbazdır veya mecnundur." dan başka bir şey demediler.
İşte böyle; onlardan öncekiler de bir elçi gelmeyiversin, mutlaka: "Büyücü ve cinlenmiş" demişlerdir.
Onlardan evvelkilere de herhangi bir peygamber gelmedi ki (onun hakkında da) mutlakaa böylece sihirbaz, yahud mecnun dediler.
İşte böyle. Onlardan öncekilere herhangi bir peygamber geldiğinde sadece; büyücüdür veya delidir, dediler.
(47-60) Semayı kendi elimizle kubbe ettik / bina ettik, gerçekten biz genişleteniz , yeri de döşedik ne güzel döşeyicileriz , her şeyi eşli / zevceli yarattık ki böylelikle belki düşünürsünüz. Allah’a kaçın / firar edin, kesinlikle ben, O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım, Allah’la beraber başka bir ilah edinmeyin , kesinlikle ben O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım. Onlardan öncekilere de gelen her bir Resul ’e bu şekilde sihirbaz yahut divane / mecnun dediler onu birbirlerine tavsiye mi ettiler ? Bilakis onlar taşkınlık eden bir kavimdir, o nlardan yüz çevir bundan dolayı sen kınanmayacaksın, Hatırlat muhakkak ki hatırlatma iman edenlere fayda sağlar , insanları ve cinleri ancak bana ibadet etmeleri için yarattım onlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istemiyorum, Kesinlikle rızık verici Allah’tır, kuvvetlidir, sağlamdır / metindir. Zalimlere tıpkı arkadaşlarının günahı gibi günah vardır, a cele etmesinler kafirlere vadedildikleri gün nedeniyle yazıklar olsun.
İşte böylece, onlardan öncekilere herhangi bir peygamber geldiğinde hemen; "O, bir büyücüdür veya delidir." dediler.
İşte böyle, onlardan önce de ne kadar elçi geldiyse mutlaka: "Büyücü veya cinlenmiş" dediler.
Hep böyle olmuştur; bunlardan öncekiler de kendilerine gelen her elçiye mutlaka ya "sihirbaz" ya da "cinlerin etkisine girmiş" demişlerdir dipnot 1 .
Hep öyle oldu; daha önce de hangi elçi gelse, ya büyücü ya da cinlerin etkisine girmiş dediler.
İşte, böyle... Onlardan öncekilere de bir elçi gelmedi ki ona sihirbaz veya mecnun dememiş olsunlar.
İşte, böyle... Onlardan öncekilere de bir elçi gelmedi ki ona sihirbaz veya mecnun dememiş olsunlar.
İşte böyle! Onlardan önce herhangi bir resul geldiğinde, mutlaka şöyle dediler: "Ya büyücüdür ya deli."
Zâriyât suresi, 53. ayet. أَتَوَاصَوْا۟ بِهِۦ بَلْ هُمْ قَوْمٌ طَاغُونَ
Onlar bunu birbirlerine tavsiye mi ettiler (ki hep aynı şeyleri söylüyorlar)? Hayır, onlar azgın bir topluluktur.
Bunu birbirlerine vasiyet mi ettiler! Doğrusu onlar, azgın bir topluluktur.
yoksa onlar bunu birbirlerine mi bulaştırdılar? Ama hayır, belli ki onlar (da bunlar da bizzat kendileri) Allah'a başkaldırmış azgın bir topluluktular.
Onlar bu (düşünce tarzı)nı birbirlerine miras olarak mı aktarmışlar? Hayır, onlar azgınca bir küstahlığa kapılmış bir topluluktur!
Bunu (genetik olarak) birbirlerine tavsiye mi ettiler! Hayır, onlar taşkınlık içinde olan bir toplumdur!
Onlar bunu (tarih boyunca) birbirlerine vasiyet mi ettiler? Hayır; onlar, 'azgın ve taşkın (tağiy)' bir kavimdirler.
Bunu (nesilden nesile) birbirlerine vasiyet mi ettiler? Doğrusu onlar azgın bir topluluktur.
Bunu birbirlerine mi öğrettiler? Hayır, onlar azıtmış toplumlardı.
Onlar bunu nesilden nesile vasiyet mi etmişlerdi? Doğrusu onlar, haddi aşan bir toplumdur.
Bunu (söylemeyi) birbirlerine öğütlediler mi? Doğrusu, onlar sınırı aşan bir topluluktur.
Bunu (söylemeyi) birbirlerine öğütlediler mi? Doğrusu, onlar sınırı aşan bir topluluktur.
Bunu birbirlerine tavsiye mi ettiler! Hayır, onlar azgın kavimler.
Hep buna vasıyyetleştiler mi? Hayır hep onlar azgın kavımlar
Sanki böyle yapmayı sonrakilere vasiyet etmişler! Hayır, onlar azgın bir halktır.
Sanki böyle yapmayı sonrakilere vasiyet etmişler! Hayır, onlar azgın bir halktır.
Sanki böyle yapmayı sonrakilere vasiyet etmişler! Hayır, onlar azgın bir halktır.
Onlar bunu (tarih boyunca) birbirlerine vasiyet mi ettiler? Hayır; onlar, 'azgın ve taşkın (tağiy)' bir kavimdirler.
Hepsi de bunu birbirine tavsiye mi etdiler?! Hayır, onlar (umumiyyetle) azgınlar güruhunun ta kendileridir.
Bunu birbirlerine tavsiye mi ettiler? Hayır, onlar; azgın birer topluluktu.
(47-60) Semayı kendi elimizle kubbe ettik / bina ettik, gerçekten biz genişleteniz , yeri de döşedik ne güzel döşeyicileriz , her şeyi eşli / zevceli yarattık ki böylelikle belki düşünürsünüz. Allah’a kaçın / firar edin, kesinlikle ben, O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım, Allah’la beraber başka bir ilah edinmeyin , kesinlikle ben O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım. Onlardan öncekilere de gelen her bir Resul ’e bu şekilde sihirbaz yahut divane / mecnun dediler onu birbirlerine tavsiye mi ettiler ? Bilakis onlar taşkınlık eden bir kavimdir, o nlardan yüz çevir bundan dolayı sen kınanmayacaksın, Hatırlat muhakkak ki hatırlatma iman edenlere fayda sağlar , insanları ve cinleri ancak bana ibadet etmeleri için yarattım onlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istemiyorum, Kesinlikle rızık verici Allah’tır, kuvvetlidir, sağlamdır / metindir. Zalimlere tıpkı arkadaşlarının günahı gibi günah vardır, a cele etmesinler kafirlere vadedildikleri gün nedeniyle yazıklar olsun.
Bunu birbirlerine vasiyet mi ettiler? Doğrusu onlar, taşkın bir toplum idiler.
Bunu birbirlerine tavsiye mi ettiler (ki hep aynı şeyi söylüyorlar)? Doğrusu, onlar azgın bir topluluktur.
Böyle demeyi birbirlerine vasiyet mi ettiler? Aslında onlar, hadlerini aşan bir topluluktur dipnot 1 .
Ağız birliği mi yapıyorlar? Aslında, onlar azgınlar topluluğudur.
Bunu birbirlerine vasiyet mi ettiler? Hayır! Onlar, taşkın bir toplum idiler.
Bunu birbirlerine mi tavsiye ettiler? Hayır, onlar, taşkın bir toplum idiler.
Bunu aralarında vasiyetleştiler mi? Hayır, azıp sapmış bir topluluk bunlar.
Zâriyât suresi, 54. ayet. فَتَوَلَّ عَنْهُمْ فَمَآ أَنتَ بِمَلُومٍ
Onun için, onlardan yüz çevir. Artık kınanacak değilsin.
Onlardan yüz çevir! Sen asla kınanacak değilsin.
Artık onları kendi hallerine bırak, (sen kendi işine bak); böyle yaptığın takdirde kınanacak değilsin.
O halde, onlardan yüz çevir, (bu durumda) senin bir suçun olmaz;
Onlardan yüz çevir! Sen (bu yüzden) kınanacak değilsin.
Öyleyse sen, onlardan yüz çevir; artık kınanacak değilsin.
Artık onlara aldırma. (Davete uymamalarından dolayı) sen kınanacak değilsin.
Artık, onlardan uzaklaş; bu yüzden kınanacak değilsin.
Artık onlardan yüz çevir! Bundan sonra sen hiç kınanmazsın.
Onlardan yüz çevir; sen kınanacak değilsin. dipnot 1
Onlardan yüz çevir; sen kınanacak değilsin.
Onun için onlardan yüz çevir, artık sen kınanacak değilsin!
Onun için onlardan yüz çevir, artık sen levm olunacak değilsin
O halde onlardan yüz çevir. Artık kınanacak değilsin.
O halde onlardan yüz çevir. Artık kınanacak değilsin.
O halde onlardan yüz çevir. Artık kınanacak değilsin.
Öyleyse sen, onlardan yüz çevir; artık kınanacak değilsin.
O halde (Habibim) onlardan yüz çevir. Artık sen, kınanacak (mes'ul olacak) değilsin.
Onlardan yüz çevir. Artık sen, kınanacak değilsin.
(47-60) Semayı kendi elimizle kubbe ettik / bina ettik, gerçekten biz genişleteniz , yeri de döşedik ne güzel döşeyicileriz , her şeyi eşli / zevceli yarattık ki böylelikle belki düşünürsünüz. Allah’a kaçın / firar edin, kesinlikle ben, O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım, Allah’la beraber başka bir ilah edinmeyin , kesinlikle ben O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım. Onlardan öncekilere de gelen her bir Resul ’e bu şekilde sihirbaz yahut divane / mecnun dediler onu birbirlerine tavsiye mi ettiler ? Bilakis onlar taşkınlık eden bir kavimdir, o nlardan yüz çevir bundan dolayı sen kınanmayacaksın, Hatırlat muhakkak ki hatırlatma iman edenlere fayda sağlar , insanları ve cinleri ancak bana ibadet etmeleri için yarattım onlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istemiyorum, Kesinlikle rızık verici Allah’tır, kuvvetlidir, sağlamdır / metindir. Zalimlere tıpkı arkadaşlarının günahı gibi günah vardır, a cele etmesinler kafirlere vadedildikleri gün nedeniyle yazıklar olsun.
Sen yüz çevir onlardan, artık kınanacak değilsin.
Onlardan yüz çevir, sen kınanacak değilsin.
Öyleyse onlardan (bir süre) yüz çevir dipnot 1 ; sen bundan dolayı kınanacak değilsin dipnot 2 .
Artık onlarla ilgilenme; sen bundan dolayı kınanacak değilsin.
Onlardan yüz çevir, artık kınanacak değilsin.
-Onlardan yüz çevir, bundan dolayı kınanacak değilsin.
Artık onlardan yüz çevir. Sen bu yüzden kınanmayacaksın.
Zâriyât suresi, 55. ayet. وَذَكِّرْ فَإِنَّ ٱلذِّكْرَىٰ تَنفَعُ ٱلْمُؤْمِنِينَ
Sen yine de öğüt ver. Çünkü öğüt mü'minlere fayda verir.
Sen (gerçeği) hatırlat! dipnot 1 Şüphesiz ki hatırlatmak müminlere yarar sağlar.
Ama uyarmayı sürdür; en azından bir uyarının mü'minlere yararı olur!
ama yine de (kulak veren herkese) hatırlatmaya devam et! Çünkü bu hatırlatmalar müminlere fayda sağlar.
Hatırlat! Muhakkak ki hatırlatma iman edenlere fayda verir!
Sen öğüt verip hatırlat! Çünkü gerçekten öğütle hatırlatma, mü'minlere yarar sağlar.
Sen yine de öğüt ver. Çünkü öğüt müminlere fayda verir.
Yine de hatırlat. Hatırlatmak, inananlara yarar sağlar.
Öğüt ver,çünkü öğüt müminlere fayda verir.
Hatırlat, çünkü hatırlatmak iman edenlere yarar sağlar.
Hatırlat, çünkü hatırlatmak inananlara yarar sağlar.
Bununla beraber öğüt vermeye devam et; çünkü öğüt müminlere fayda verir.
Onunla beraber va'z-u nasıhate devam et, çünkü va'z, mü'minlere fayda verir
Öğüt ver; kuşkusuz ki öğüt Mü'minlere fayda verir.
Öğüt ver; kuşkusuz ki öğüt Mü'minlere fayda verir.
Öğüt ver; kuşkusuz ki öğüt mü'minlere fayda verir.
Sen öğüt verip hatırlat! Çünkü gerçekten öğütle hatırlatma, inançlılara yarar sağlar.
Sen (sade Kur'an ile) va'z et. Çünkü şübhesiz öğüt mü'minlere faide verir.
Sen, öğüt ver. Çünkü öğüt mü'minlere fayda verir.
(47-60) Semayı kendi elimizle kubbe ettik / bina ettik, gerçekten biz genişleteniz , yeri de döşedik ne güzel döşeyicileriz , her şeyi eşli / zevceli yarattık ki böylelikle belki düşünürsünüz. Allah’a kaçın / firar edin, kesinlikle ben, O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım, Allah’la beraber başka bir ilah edinmeyin , kesinlikle ben O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım. Onlardan öncekilere de gelen her bir Resul ’e bu şekilde sihirbaz yahut divane / mecnun dediler onu birbirlerine tavsiye mi ettiler ? Bilakis onlar taşkınlık eden bir kavimdir, o nlardan yüz çevir bundan dolayı sen kınanmayacaksın, Hatırlat muhakkak ki hatırlatma iman edenlere fayda sağlar , insanları ve cinleri ancak bana ibadet etmeleri için yarattım onlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istemiyorum, Kesinlikle rızık verici Allah’tır, kuvvetlidir, sağlamdır / metindir. Zalimlere tıpkı arkadaşlarının günahı gibi günah vardır, a cele etmesinler kafirlere vadedildikleri gün nedeniyle yazıklar olsun.
Sen yine de öğüt ver. Çünkü öğüt, iman edenlere fayda verir.
Ama yine de hatırlat, çünkü hatırlatmak inananlara yararlıdır.
Sen doğru bilgi ver. Çünkü doğru bilgi inananlara yarar sağlar dipnot 1 .
Yalnızca (Kuran'dan) bilgi ver. Çünkü o bilgi inananlar için yararlı olur.
Öğüt ver! Çünkü öğüt, iman edenlere fayda verir.
Öğüt ver, çünkü öğüt inananlara fayda verir.
Hatırlat/öğüt ver; çünkü hatırlatıp öğüt vermek müminlere yarar sağlar.
Zâriyât suresi, 56. ayet. وَمَا خَلَقْتُ ٱلْجِنَّ وَٱلْإِنسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ
Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.
Ben cinleri ve insanları, sadece bana kulluk etsinler diye yarattım.
Ben görünür-görünmez, bilinir-bilinmez tüm iradeli varlıkları sadece Bana kulluk etsinler diye yarattım.
Ve (onlara söyle!) Görünmez varlıkları ve insanları yalnızca (Beni tanımaları ve) Bana kulluk etmeleri için yarattım.
Ben cinni ve insi yalnızca (Esma özelliklerimi açığa çıkarmak suretiyle) kulluk etmeleri için yarattım!
Ben, cinleri ve insanları yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım.
Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.
Cinleri ve insanları, Bana hizmet etmelerinden başka bir amaç için yaratmadım.
Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.
Cinleri ve insanları ancak bana hizmet etmeleri için yarattım.
Cinleri ve insanları ancak bana kulluk etmeleri için yarattım.
Ben cinleri ve insanlan ancak Bana kulluk etsinler diye yarattım.
Ve ben, Cinn-ü İns'i ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.
Ben, cinni dipnot 1 ve insi dipnot 1 yalnızca bana kulluk dipnot 2 etsinler diye yarattım.
Ben, cinni dipnot 1 ve insi dipnot 1 yalnızca bana kulluk dipnot 2 etsinler diye yarattım. dipnot 3
Ben, cinni dipnot 1 ve insi dipnot 1 yalnızca bana kulluk etsinler diye yaratırım. dipnot 2
Ben, cinleri ve insanları yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım.
Ben cinleri de, insanları da (başka bir hikmete değil) ancak bana kulluk etsinler diye yaratdım.
Ben, cinnleri ve insanları ancak Bana kulluk etsinler diye yarattım.
(47-60) Semayı kendi elimizle kubbe ettik / bina ettik, gerçekten biz genişleteniz , yeri de döşedik ne güzel döşeyicileriz , her şeyi eşli / zevceli yarattık ki böylelikle belki düşünürsünüz. Allah’a kaçın / firar edin, kesinlikle ben, O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım, Allah’la beraber başka bir ilah edinmeyin , kesinlikle ben O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım. Onlardan öncekilere de gelen her bir Resul ’e bu şekilde sihirbaz yahut divane / mecnun dediler onu birbirlerine tavsiye mi ettiler ? Bilakis onlar taşkınlık eden bir kavimdir, o nlardan yüz çevir bundan dolayı sen kınanmayacaksın, Hatırlat muhakkak ki hatırlatma iman edenlere fayda sağlar , insanları ve cinleri ancak bana ibadet etmeleri için yarattım onlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istemiyorum, Kesinlikle rızık verici Allah’tır, kuvvetlidir, sağlamdır / metindir. Zalimlere tıpkı arkadaşlarının günahı gibi günah vardır, a cele etmesinler kafirlere vadedildikleri gün nedeniyle yazıklar olsun.
Ben cinleri de insanları da ancak bana ibadet etsinler, diye yarattım.
Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.
Ben, cinleri ve insanları sadece ve sadece, bana kulluk etsinler diye yarattım dipnot 1 .
Cinleri ve insanları, kulluğu sadece bana yapsınlar diye yarattım.
Cinleri ve insanları sadece bana ibadet etsinler diye yarattım.
Cinleri ve insanları sadece bana kulluk etsinler diye yarattım.
Ben, cinleri ve insanları bana ibadet etmeleri/benim için iş yapıp değer üretmeleri dışında bir şey için yaratmadım.
Zâriyât suresi, 57. ayet. مَآ أُرِيدُ مِنْهُم مِّن رِّزْقٍ وَمَآ أُرِيدُ أَن يُطْعِمُونِ
Ben, onlardan bir rızık istemiyorum. Bana yedirmelerini de istemiyorum.
Ben onlardan hiçbir rızık istemiyorum; beni doyurmalarını da istemiyorum. dipnot 1
Onlardan ne bir rızık bekliyorum ne de beni beslemelerini:
(Ama dikkat edin,) Ben onlardan ne bir rızık istiyorum ne de Beni gözetip beslemelerini.
Ben onlardan yaşam gıdası istemiyorum; Beni beslemelerini de istemiyorum.
Ben, onlardan bir rızık istemiyorum ve onların beni doyurup beslemelerini de istemiyorum.
Ben onlardan rızık istemiyorum. Beni doyurmalarını da istemiyorum.
Onlardan geçimlik istemiyorum. Beni doyurmalarını da istemiyorum.
Ben onlardan rızık istemiyorum. Beni doyurmalarını da istemiyorum.
Onlardan ne bir rızık istiyorum, ne de beni beslemelerini.
Onlardan ne bir rızık istiyorum, ne de beni beslemelerini.
Ben onlardan bir rızık istemiyorum. Bana yemek yedirmelerini de istemiyorum.
Ben onlardan bir rızk istemiyorum, bana yemek yedirmelerini de istemiyorum
Onlardan bir rızık da istemiyorum, Beni doyurmalarını da istemiyorum.
Onlardan bir rızık da istemiyorum, Beni doyurmalarını da istemiyorum.
Onlardan bir rızık da istemiyorum, Beni doyurmalarını da istemiyorum.
Ben onlardan bir rızık istemiyorum ve onların beni doyurup beslemelerini de istemiyorum.
Ben onlardan bir rızık istemiyorum. Bana (yemek) yedirmelerini de istemiyorum!
Ben, onlardan bir rızık istemiyorum. Beni doyurmalarını da istemiyorum.
(47-60) Semayı kendi elimizle kubbe ettik / bina ettik, gerçekten biz genişleteniz , yeri de döşedik ne güzel döşeyicileriz , her şeyi eşli / zevceli yarattık ki böylelikle belki düşünürsünüz. Allah’a kaçın / firar edin, kesinlikle ben, O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım, Allah’la beraber başka bir ilah edinmeyin , kesinlikle ben O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım. Onlardan öncekilere de gelen her bir Resul ’e bu şekilde sihirbaz yahut divane / mecnun dediler onu birbirlerine tavsiye mi ettiler ? Bilakis onlar taşkınlık eden bir kavimdir, o nlardan yüz çevir bundan dolayı sen kınanmayacaksın, Hatırlat muhakkak ki hatırlatma iman edenlere fayda sağlar , insanları ve cinleri ancak bana ibadet etmeleri için yarattım onlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istemiyorum, Kesinlikle rızık verici Allah’tır, kuvvetlidir, sağlamdır / metindir. Zalimlere tıpkı arkadaşlarının günahı gibi günah vardır, a cele etmesinler kafirlere vadedildikleri gün nedeniyle yazıklar olsun.
Onlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istemiyorum.
Ben onlardan rızık istemiyorum, beni beslemelerini de istemiyorum.
Onlardan hiçbir rızık dipnot 1 istemiyorum, bana bir şey yedirmelerini de istemiyorum dipnot 2 .
Onlardan ne bir nimet beklerim ne de beni doyurmalarını isterim.
Onlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istemiyorum.
Onlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istemiyorum.
Ben onlardan rızık istemiyorum. Beni yedirip doyurmalarını da istemiyorum.
Zâriyât suresi, 58. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلرَّزَّاقُ ذُو ٱلْقُوَّةِ ٱلْمَتِينُ
Şüphesiz Allah rızık verendir, güçlüdür, çok kuvvetlidir.
Şüphesiz ki yalnızca Allah gerçek rızık verendir, kuvvet sahibidir, güçlüdür.
çünkü Allah, evet, bütün rızıkları veren mutlak ve sınırsız güç ve kudret sahibi O'dur.
çünkü bizzat Allah bütün rızıkları verendir, her türlü kudretin Sahibidir, baki olandır!
Muhakkak ki Allah; "HU" Rezzak'tır, Zül Kuvvet'il Metiyn'dir.
Hiç şüphesiz, rızık veren O, metin kuvvet sahibi olan Allah'tır.
Şüphesiz rızık veren, güç ve kuvvet sahibi olan ancak Allah'tır.
Kuşkusuz, Allah, Geçimlik Verendir. Güçlüdür; Sağlam ve Dayanıklıdır.
Şüpesiz rızık veren, güç ve kuvvet sahibi olan ancak Allah'tır.
Kuşkusuz Rızık veren, Kuvvet sahibi ve Güçlü olan ancak ALLAH'tır.
Kuşkusuz Rızık veren, Kuvvet sahibi ve Güçlü olan ancak ALLAH'tır.
Şüphesiz Allah, rızık veren, sarsılmaz kuvvet sahibi O'dur.
Şübhe yok ki Allah, rezzak, kuvvet sahibi metin o
Kuşkusuz rızık veren, güçlü ve gücünde metin olan Allah'tır.
Kuşkusuz rızık veren, güçlü ve gücünde metin olan Allah'tır.
Kuşkusuz rızık veren, güçlü ve gücünde metin olan Allah'tır.
Hiç şüphesiz, rızık veren O, metin kuvvet sahibi olan Tanrı'dır.
Şübhesiz rızkı veren, O pek çetin kuvvet saahibi Allahın kendisidir.
Şüphesiz ki rızıklandıran, güç ve kuvvet sahibi olan Allah'tır.
(47-60) Semayı kendi elimizle kubbe ettik / bina ettik, gerçekten biz genişleteniz , yeri de döşedik ne güzel döşeyicileriz , her şeyi eşli / zevceli yarattık ki böylelikle belki düşünürsünüz. Allah’a kaçın / firar edin, kesinlikle ben, O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım, Allah’la beraber başka bir ilah edinmeyin , kesinlikle ben O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım. Onlardan öncekilere de gelen her bir Resul ’e bu şekilde sihirbaz yahut divane / mecnun dediler onu birbirlerine tavsiye mi ettiler ? Bilakis onlar taşkınlık eden bir kavimdir, o nlardan yüz çevir bundan dolayı sen kınanmayacaksın, Hatırlat muhakkak ki hatırlatma iman edenlere fayda sağlar , insanları ve cinleri ancak bana ibadet etmeleri için yarattım onlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istemiyorum, Kesinlikle rızık verici Allah’tır, kuvvetlidir, sağlamdır / metindir. Zalimlere tıpkı arkadaşlarının günahı gibi günah vardır, a cele etmesinler kafirlere vadedildikleri gün nedeniyle yazıklar olsun.
Şüphesiz rızık veren, güç ve kuvvet sahibi olan ancak Allah’tır.
Şüphesiz rızık veren, sağlam kuvvet sahibi olan ancak Allah'tır.
Allah, (her varlığın) rızkını verendir dipnot 1 , güçlüdür dipnot 2 , sarsılmazdır.
Bütün nimetleri veren Allah'tır. O çok güçlüdür; sapasağlamdır.
Şüphesiz rızıklandırıcı olan, çetin kuvvet sahibi Allah’tır.
Şüphesiz rızıklandırıcı olan, çetin kuvvet sahibi Allah'tır.
Hiç kuşkusuz, Allah Rezzak'tır, bol bol rızık verir. Kuvvet sahibidir, Metin'dir, güçlü ve dayanıklıdır.
Zâriyât suresi, 59. ayet. فَإِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ ذَنُوبًا مِّثْلَ ذَنُوبِ أَصْحَٰبِهِمْ فَلَا يَسْتَعْجِلُونِ
Şüphesiz zulmedenler için (önceki müşrik) arkadaşlarının azap payı gibi payları vardır. Artık azabımı acele istemesinler.
Şüphesiz ki arkadaşlarının payı gibi haksızlık edenlerin de (azaptan) payı vardır. (Azabı) benden acele istemesinler!
Bakın, elbette kendilerine kıyanların payına düşen, (seleflerinin) payına düşenin aynısı olacaktır: şu halde, (bu payı) acele istemelerine gerek yoktur.
Gerçek şu ki, zulüm işleyenler, (geçmişteki) arkadaşları gibi (kötülükten) paylarını alacaklardır. Öyleyse (akibetlerini) çabuklaştırmayı benden istemesinler!
Muhakkak ki zalim olanlar, (kendilerinden önceki geçmiş) arkadaşlarının payları benzeri (azaptan) paylarını alacaklardır! Acele etmesinler.
Artık gerçekten, zulmedenler için, (geçmişteki) arkadaşlarının günahlarına benzer bir günah vardır. Şu halde acele etmesinler.
Muhakkak ki bu zulmedenlerin de, geçmişlerinin payı gibi (azaptan) bir payları vardır! O halde acele etmesinler!
Kuşkusuz, haksızlık yapanlar, yoldaşları gibi paylarını alacaklar; artık acele etmesinler.
Bu haksızlığı yapanların, benzerleri gibi elbette azaptan payları vardır. Artık onun acele gelmesini istemesinler.
Elbette, bu zulmedenlerin de (geçmiş) yoldaşlarının payına benzer bir payları vardır.
Elbette, bu zulmedenlerin de (geçmiş) yoldaşlarının payına benzer bir payları vardır.
Onun için muhakkak o zulmedenlere arkadaşlarının payı gibi, dolgun bir pay vardır, şimdi onu acele istemesinler!
Onun için muhakkak ki o zulm edenlere arkadaşlarının payı gibi dolgun bir pay vardır, şimdi onu acele etmesinler
Zulmedenlerin azaptan payı, arkadaşlarının dipnot 1 payı gibidir. Artık acele etmesinler.
Zulmedenlerin azaptan payı, arkadaşlarının dipnot 1 payı gibidir. Artık acele etmesinler.
Zulmedenlerin azaptan payı, arkadaşlarının payı gibidir. Artık acele etmesinler.
Artık gerçekten, zulmedenler için, (geçmişteki) arkadaşlarının günahlarına benzer bir günah vardır. Şu halde acele etmesinler.
Artık muhakkak ki o zulmedenler için (geçmiş) arkadaşlarının (azab) hissesi gibi bir nasıyb (-i hüsran) vardır. Şimdi (onu) acele istemesinler.
Muhakkak ki zulmedenlerin, arkadaşlarının suçlarına benzer suçları vardır. Acele etmesinler.
(47-60) Semayı kendi elimizle kubbe ettik / bina ettik, gerçekten biz genişleteniz , yeri de döşedik ne güzel döşeyicileriz , her şeyi eşli / zevceli yarattık ki böylelikle belki düşünürsünüz. Allah’a kaçın / firar edin, kesinlikle ben, O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım, Allah’la beraber başka bir ilah edinmeyin , kesinlikle ben O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım. Onlardan öncekilere de gelen her bir Resul ’e bu şekilde sihirbaz yahut divane / mecnun dediler onu birbirlerine tavsiye mi ettiler ? Bilakis onlar taşkınlık eden bir kavimdir, o nlardan yüz çevir bundan dolayı sen kınanmayacaksın, Hatırlat muhakkak ki hatırlatma iman edenlere fayda sağlar , insanları ve cinleri ancak bana ibadet etmeleri için yarattım onlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istemiyorum, Kesinlikle rızık verici Allah’tır, kuvvetlidir, sağlamdır / metindir. Zalimlere tıpkı arkadaşlarının günahı gibi günah vardır, a cele etmesinler kafirlere vadedildikleri gün nedeniyle yazıklar olsun.
Muhakkak (geçmişteki) arkadaşlarının azaptan payları olduğu gibi, zulmedenlerin de azaptan bir payları vardır. Artık acele etmesinler.
Muhakkak ki, bu zulmedenlerin de (geçmiş) arkadaşlarının payı gibi bir azab payı vardır, (ötekilerin başına gelen azab gibi bir azab bunların da başına gelecektir), acele etmesinler.
Yanlışa dalanların (azaptan) alacakları pay, (kendileri gibi yanlışa dalan) arkadaşlarının payına denk olacaktır dipnot 1 ; benden bunu acele istemesinler dipnot 2 .
Yanlış yapanların cezası (aynı suçu işleyen) arkadaşlarının cezasına denk ceza olacaktır ; acele etmesinler.
Muhakkak ki bu zulmedenlerin de, geçmişlerinin payı gibi (azaptan) bir payları vardır! O halde acele etmesinler!
Zalimlik edenlerin de (kendilerinden önceki) arkadaşlarının günahları gibi günahları vardır. Acele etmesinler.
Şu bir gerçek ki, zulmedenlerin, tıpkı arkadaşlarının günahları gibi günahları vardır. O halde acele etmesinler.
Zâriyât suresi, 60. ayet. فَوَيْلٌ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن يَوْمِهِمُ ٱلَّذِى يُوعَدُونَ
Uyarıldıkları günlerinden dolayı vay o inkar edenlerin haline!
Kendilerine vadedilen günlerinden dolayı kâfir olanların vay hâllerine!
İmdi, inkarda direnenlerin tehdit edildikleri o gün başlarına geleceklerden dolayı vay haline!
Hakikati inkara şartlanmış olanların vay haline; haber verilen Günde (başlarına gelecekler için vay haline onların!)
Kendilerine vadolunan (uyarıldıkları) o süreçlerinin azabından dolayı yazıklar olsun o Hakikati inkar edenlere!
Kendilerine va'dedilen o (azab) günlerinden dolayı vay o inkar edenlere.
Başlarına gelecek (acı) günlerinden dolayı vay o kâfirlerin haline!
Onlara sözü verilen o günlerinden dolayı, nankörlük edenlerin; artık, vay başlarına gelene!
Uyarıldıkları günden dolayı vay hallerine o inkarcıların!
Kendilerine söz verilen günden dolayı vay haline şu inkarcıların!
Kendilerine söz verilen günden dolayı vay haline şu inkarcıların!
Artık o tehdit edildikleri günlerin azabından vay o küfredenlere!
artık o va'dolundukları günlerinden vay o küfredenlere!...
Kendilerine haber verilen azap günü geldiğinde, Kafirlerin vay haline.
Kendilerine haber verilen azap günü geldiğinde, Kafirlerin vay haline.
Kendilerine haber verilen azap günü geldiğinde, gerçeği yalanlayan nankörlerin vay haline.
Kendilerine vaadedilen o (azab) günlerinden dolayı vay o küfredenlere.
İşte kendilerine va'd (ve tehdid) edilegelen günlerinden (dolayı) vay o küfredenlere!
Kendilerine vaadedilen günlerinden dolayı vay kafirlere.
(47-60) Semayı kendi elimizle kubbe ettik / bina ettik, gerçekten biz genişleteniz , yeri de döşedik ne güzel döşeyicileriz , her şeyi eşli / zevceli yarattık ki böylelikle belki düşünürsünüz. Allah’a kaçın / firar edin, kesinlikle ben, O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım, Allah’la beraber başka bir ilah edinmeyin , kesinlikle ben O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım. Onlardan öncekilere de gelen her bir Resul ’e bu şekilde sihirbaz yahut divane / mecnun dediler onu birbirlerine tavsiye mi ettiler ? Bilakis onlar taşkınlık eden bir kavimdir, o nlardan yüz çevir bundan dolayı sen kınanmayacaksın, Hatırlat muhakkak ki hatırlatma iman edenlere fayda sağlar , insanları ve cinleri ancak bana ibadet etmeleri için yarattım onlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istemiyorum, Kesinlikle rızık verici Allah’tır, kuvvetlidir, sağlamdır / metindir. Zalimlere tıpkı arkadaşlarının günahı gibi günah vardır, a cele etmesinler kafirlere vadedildikleri gün nedeniyle yazıklar olsun.
Tehdit olundukları o (azap) günlerinden dolayı vay o kâfir olanlara!
Uyarıldıkları günlerinden dolayı vay o kafirlerin haline!
Tehdit edildikleri günden dolayı, kafirlik edenlerin vay haline dipnot 1 !
Ayetleri görmezlikten gelenlerin (kafirlerin), tehdit edildikleri gün gelince çekecekleri var.
Kendilerine (azap) vadedilen günlerinden dolayı kâfirlerin vay haline!
Kendilerine vaat edilen günlerden dolayı kafirlerin vay haline!
O vaat edildikleri günlerinden dolayı vay kafirlerin haline!
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.