Zâriyât suresi · 52–60. ayetler

Her peygambere aynı söz; kulluk için yaratılış

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Zâriyât suresi, 52. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 52. ayet. كَذَٰلِكَ مَآ أَتَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا قَالُوا۟ سَاحِرٌ أَوْ مَجْنُونٌ

    Diyanet İşleri

    İşte böyle! Onlardan öncekilere hiçbir peygamber gelmemişti ki, "O bir büyücüdür" yahut "bir delidir" demiş olmasınlar.

    Mehmet Okuyan

    Böylece onlardan öncekilere herhangi bir elçi geldiğinde elbette "O bir büyücüdür veya cinlenmiştir!" demişlerdi.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte böyle! Onlardan öncekiler, kendilerine gelen her peygambere mutlaka "sihirbaz" ya da "mecnun" dediler;

    Muhammed Esed

    İşte böyle, kendilerinden önce yaşamış olanlara da hangi elçi geldiyse, mutlaka, "(O) bir göz boyayıcı(dır), yahut bir deli!" dediler.

    Ahmed Hulusi

    İşte (gerçek durum) böyle! Onlardan öncekilere de (Allah'a, hakikatlerine çağıran) herhangi bir Rasul geldiğinde, mutlaka: "Bu büyücü veya mecnun" dediler.

    Ali Bulaç

    İşte böyle; onlardan öncekiler de bir elçi gelmeyiversin, mutlaka: "Büyücü ve cinlenmiş" demişlerdir.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte böylece, onlardan öncekilere herhangi bir peygamber geldiğinde hemen: "O, bir büyücüdür veya delidir," dediler.

    Ali Rıza Safa

    İşte böyle. Onlardan öncekiler de gelen her elçiye başka bir şey söylemediler: "Ya büyücü ya da deli!"

    Bayraktar Bayraklı

    Aynen bunların yaptığı gibi, onlardan öncekilere de bir peygamber geldiğinde ona "büyücü" ya da "deli" demişlerdi.

    Edip Yüksel

    İşte böyle, onlardan öncekilere her ne zaman bir elçi geldiyse, "Bu, bir büyücüdür" yahut "Bu bir delidir" derlerdi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İşte böyle, onlardan öncekilere her ne zaman bir elçi geldiyse, 'Bu, bir büyücüdür,' yahut 'Bu bir delidir,' derlerdi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Böyle, onlardan öncekiler bir peygamber gelince muhakkak: "Ya sihirbaz, ya delidir" dediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Böyle, bunlardan evvelkiler bir Resul gelince behemehal ya sahir dediler ya mecnun

    Erhan Aktaş

    Aynen bunlar gibi, bunlardan öncekiler de kendilerine gelen Resullere, "Sihirbazdır veya mecnundur." dan başka bir şey demediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Aynen bunlar gibi, bunlardan öncekiler de kendilerine gelen resullere, "Sihirbazdır veya mecnundur." dan başka bir şey demediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Aynen bunlar gibi, bunlardan öncekiler de, kendilerine gelen rasullere, "Sihirbazdır veya mecnundur." dan başka bir şey demediler.

    Gültekin Onan

    İşte böyle; onlardan öncekiler de bir elçi gelmeyiversin, mutlaka: "Büyücü ve cinlenmiş" demişlerdir.

    Hasan Basri Çantay

    Onlardan evvelkilere de herhangi bir peygamber gelmedi ki (onun hakkında da) mutlakaa böylece sihirbaz, yahud mecnun dediler.

    İbni Kesir

    İşte böyle. Onlardan öncekilere herhangi bir peygamber geldiğinde sadece; büyücüdür veya delidir, dediler.

    Mehmet Alagaş

    (47-60) Semayı kendi elimizle kubbe ettik / bina ettik, gerçekten biz genişleteniz , yeri de döşedik ne güzel döşeyicileriz , her şeyi eşli / zevceli yarattık ki böylelikle belki düşünürsünüz. Allah’a kaçın / firar edin, kesinlikle ben, O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım, Allah’la beraber başka bir ilah edinmeyin , kesinlikle ben O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım. Onlardan öncekilere de gelen her bir Resul ’e bu şekilde sihirbaz yahut divane / mecnun dediler onu birbirlerine tavsiye mi ettiler ? Bilakis onlar taşkınlık eden bir kavimdir, o nlardan yüz çevir bundan dolayı sen kınanmayacaksın, Hatırlat muhakkak ki hatırlatma iman edenlere fayda sağlar , insanları ve cinleri ancak bana ibadet etmeleri için yarattım onlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istemiyorum, Kesinlikle rızık verici Allah’tır, kuvvetlidir, sağlamdır / metindir. Zalimlere tıpkı arkadaşlarının günahı gibi günah vardır, a cele etmesinler kafirlere vadedildikleri gün nedeniyle yazıklar olsun.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte böylece, onlardan öncekilere herhangi bir peygamber geldiğinde hemen; "O, bir büyücüdür veya delidir." dediler.

    Süleyman Ateş

    İşte böyle, onlardan önce de ne kadar elçi geldiyse mutlaka: "Büyücü veya cinlenmiş" dediler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hep öyle oldu; daha önce de hangi elçi gelse, ya büyücü ya da cinlerin etkisine girmiş dediler.

    Şaban Britch

    İşte, böyle... Onlardan öncekilere de bir elçi gelmedi ki ona sihirbaz veya mecnun dememiş olsunlar.

    Şaban Piriş

    İşte, böyle... Onlardan öncekilere de bir elçi gelmedi ki ona sihirbaz veya mecnun dememiş olsunlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte böyle! Onlardan önce herhangi bir resul geldiğinde, mutlaka şöyle dediler: "Ya büyücüdür ya deli."

  2. Zâriyât suresi, 53. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 53. ayet. أَتَوَاصَوْا۟ بِهِۦ بَلْ هُمْ قَوْمٌ طَاغُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar bunu birbirlerine tavsiye mi ettiler (ki hep aynı şeyleri söylüyorlar)? Hayır, onlar azgın bir topluluktur.

    Mehmet Okuyan

    Bunu birbirlerine vasiyet mi ettiler! Doğrusu onlar, azgın bir topluluktur.

    Mustafa İslamoğlu

    yoksa onlar bunu birbirlerine mi bulaştırdılar? Ama hayır, belli ki onlar (da bunlar da bizzat kendileri) Allah'a başkaldırmış azgın bir topluluktular.

    Muhammed Esed

    Onlar bu (düşünce tarzı)nı birbirlerine miras olarak mı aktarmışlar? Hayır, onlar azgınca bir küstahlığa kapılmış bir topluluktur!

    Ahmed Hulusi

    Bunu (genetik olarak) birbirlerine tavsiye mi ettiler! Hayır, onlar taşkınlık içinde olan bir toplumdur!

    Ali Bulaç

    Onlar bunu (tarih boyunca) birbirlerine vasiyet mi ettiler? Hayır; onlar, 'azgın ve taşkın (tağiy)' bir kavimdirler.

    Ali Özek ve heyeti

    Bunu (nesilden nesile) birbirlerine vasiyet mi ettiler? Doğrusu onlar azgın bir topluluktur.

    Ali Rıza Safa

    Bunu birbirlerine mi öğrettiler? Hayır, onlar azıtmış toplumlardı.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar bunu nesilden nesile vasiyet mi etmişlerdi? Doğrusu onlar, haddi aşan bir toplumdur.

    Edip Yüksel

    Bunu (söylemeyi) birbirlerine öğütlediler mi? Doğrusu, onlar sınırı aşan bir topluluktur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bunu (söylemeyi) birbirlerine öğütlediler mi? Doğrusu, onlar sınırı aşan bir topluluktur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunu birbirlerine tavsiye mi ettiler! Hayır, onlar azgın kavimler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hep buna vasıyyetleştiler mi? Hayır hep onlar azgın kavımlar

    Erhan Aktaş

    Sanki böyle yapmayı sonrakilere vasiyet etmişler! Hayır, onlar azgın bir halktır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sanki böyle yapmayı sonrakilere vasiyet etmişler! Hayır, onlar azgın bir halktır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sanki böyle yapmayı sonrakilere vasiyet etmişler! Hayır, onlar azgın bir halktır.

    Gültekin Onan

    Onlar bunu (tarih boyunca) birbirlerine vasiyet mi ettiler? Hayır; onlar, 'azgın ve taşkın (tağiy)' bir kavimdirler.

    Hasan Basri Çantay

    Hepsi de bunu birbirine tavsiye mi etdiler?! Hayır, onlar (umumiyyetle) azgınlar güruhunun ta kendileridir.

    İbni Kesir

    Bunu birbirlerine tavsiye mi ettiler? Hayır, onlar; azgın birer topluluktu.

    Mehmet Alagaş

    (47-60) Semayı kendi elimizle kubbe ettik / bina ettik, gerçekten biz genişleteniz , yeri de döşedik ne güzel döşeyicileriz , her şeyi eşli / zevceli yarattık ki böylelikle belki düşünürsünüz. Allah’a kaçın / firar edin, kesinlikle ben, O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım, Allah’la beraber başka bir ilah edinmeyin , kesinlikle ben O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım. Onlardan öncekilere de gelen her bir Resul ’e bu şekilde sihirbaz yahut divane / mecnun dediler onu birbirlerine tavsiye mi ettiler ? Bilakis onlar taşkınlık eden bir kavimdir, o nlardan yüz çevir bundan dolayı sen kınanmayacaksın, Hatırlat muhakkak ki hatırlatma iman edenlere fayda sağlar , insanları ve cinleri ancak bana ibadet etmeleri için yarattım onlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istemiyorum, Kesinlikle rızık verici Allah’tır, kuvvetlidir, sağlamdır / metindir. Zalimlere tıpkı arkadaşlarının günahı gibi günah vardır, a cele etmesinler kafirlere vadedildikleri gün nedeniyle yazıklar olsun.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bunu birbirlerine vasiyet mi ettiler? Doğrusu onlar, taşkın bir toplum idiler.

    Süleyman Ateş

    Bunu birbirlerine tavsiye mi ettiler (ki hep aynı şeyi söylüyorlar)? Doğrusu, onlar azgın bir topluluktur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ağız birliği mi yapıyorlar? Aslında, onlar azgınlar topluluğudur.

    Şaban Britch

    Bunu birbirlerine vasiyet mi ettiler? Hayır! Onlar, taşkın bir toplum idiler.

    Şaban Piriş

    Bunu birbirlerine mi tavsiye ettiler? Hayır, onlar, taşkın bir toplum idiler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bunu aralarında vasiyetleştiler mi? Hayır, azıp sapmış bir topluluk bunlar.

  3. Zâriyât suresi, 54. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 54. ayet. فَتَوَلَّ عَنْهُمْ فَمَآ أَنتَ بِمَلُومٍ

    Diyanet İşleri

    Onun için, onlardan yüz çevir. Artık kınanacak değilsin.

    Mehmet Okuyan

    Onlardan yüz çevir! Sen asla kınanacak değilsin.

    Mustafa İslamoğlu

    Artık onları kendi hallerine bırak, (sen kendi işine bak); böyle yaptığın takdirde kınanacak değilsin.

    Muhammed Esed

    O halde, onlardan yüz çevir, (bu durumda) senin bir suçun olmaz;

    Ahmed Hulusi

    Onlardan yüz çevir! Sen (bu yüzden) kınanacak değilsin.

    Ali Bulaç

    Öyleyse sen, onlardan yüz çevir; artık kınanacak değilsin.

    Ali Özek ve heyeti

    Artık onlara aldırma. (Davete uymamalarından dolayı) sen kınanacak değilsin.

    Ali Rıza Safa

    Artık, onlardan uzaklaş; bu yüzden kınanacak değilsin.

    Bayraktar Bayraklı

    Artık onlardan yüz çevir! Bundan sonra sen hiç kınanmazsın.

    Edip Yüksel

    Onlardan yüz çevir; sen kınanacak değilsin. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Yunus peygamber görevini tamamlamadan halkından yüz çevirdiği için kınanmıştı (37:142)..

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlardan yüz çevir; sen kınanacak değilsin.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onun için onlardan yüz çevir, artık sen kınanacak değilsin!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onun için onlardan yüz çevir, artık sen levm olunacak değilsin

    Erhan Aktaş

    O halde onlardan yüz çevir. Artık kınanacak değilsin.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O halde onlardan yüz çevir. Artık kınanacak değilsin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O halde onlardan yüz çevir. Artık kınanacak değilsin.

    Gültekin Onan

    Öyleyse sen, onlardan yüz çevir; artık kınanacak değilsin.

    Hasan Basri Çantay

    O halde (Habibim) onlardan yüz çevir. Artık sen, kınanacak (mes'ul olacak) değilsin.

    İbni Kesir

    Onlardan yüz çevir. Artık sen, kınanacak değilsin.

    Mehmet Alagaş

    (47-60) Semayı kendi elimizle kubbe ettik / bina ettik, gerçekten biz genişleteniz , yeri de döşedik ne güzel döşeyicileriz , her şeyi eşli / zevceli yarattık ki böylelikle belki düşünürsünüz. Allah’a kaçın / firar edin, kesinlikle ben, O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım, Allah’la beraber başka bir ilah edinmeyin , kesinlikle ben O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım. Onlardan öncekilere de gelen her bir Resul ’e bu şekilde sihirbaz yahut divane / mecnun dediler onu birbirlerine tavsiye mi ettiler ? Bilakis onlar taşkınlık eden bir kavimdir, o nlardan yüz çevir bundan dolayı sen kınanmayacaksın, Hatırlat muhakkak ki hatırlatma iman edenlere fayda sağlar , insanları ve cinleri ancak bana ibadet etmeleri için yarattım onlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istemiyorum, Kesinlikle rızık verici Allah’tır, kuvvetlidir, sağlamdır / metindir. Zalimlere tıpkı arkadaşlarının günahı gibi günah vardır, a cele etmesinler kafirlere vadedildikleri gün nedeniyle yazıklar olsun.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sen yüz çevir onlardan, artık kınanacak değilsin.

    Süleyman Ateş

    Onlardan yüz çevir, sen kınanacak değilsin.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Artık onlarla ilgilenme; sen bundan dolayı kınanacak değilsin.

    Şaban Britch

    Onlardan yüz çevir, artık kınanacak değilsin.

    Şaban Piriş

    -Onlardan yüz çevir, bundan dolayı kınanacak değilsin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Artık onlardan yüz çevir. Sen bu yüzden kınanmayacaksın.

  4. Zâriyât suresi, 55. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 55. ayet. وَذَكِّرْ فَإِنَّ ٱلذِّكْرَىٰ تَنفَعُ ٱلْمُؤْمِنِينَ

    Diyanet İşleri

    Sen yine de öğüt ver. Çünkü öğüt mü'minlere fayda verir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ama uyarmayı sürdür; en azından bir uyarının mü'minlere yararı olur!

    Muhammed Esed

    ama yine de (kulak veren herkese) hatırlatmaya devam et! Çünkü bu hatırlatmalar müminlere fayda sağlar.

    Ahmed Hulusi

    Hatırlat! Muhakkak ki hatırlatma iman edenlere fayda verir!

    Ali Bulaç

    Sen öğüt verip hatırlat! Çünkü gerçekten öğütle hatırlatma, mü'minlere yarar sağlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Sen yine de öğüt ver. Çünkü öğüt müminlere fayda verir.

    Ali Rıza Safa

    Yine de hatırlat. Hatırlatmak, inananlara yarar sağlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Öğüt ver,çünkü öğüt müminlere fayda verir.

    Edip Yüksel

    Hatırlat, çünkü hatırlatmak iman edenlere yarar sağlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Hatırlat, çünkü hatırlatmak inananlara yarar sağlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bununla beraber öğüt vermeye devam et; çünkü öğüt müminlere fayda verir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onunla beraber va'z-u nasıhate devam et, çünkü va'z, mü'minlere fayda verir

    Erhan Aktaş

    Öğüt ver; kuşkusuz ki öğüt Mü'minlere fayda verir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Öğüt ver; kuşkusuz ki öğüt Mü'minlere fayda verir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Öğüt ver; kuşkusuz ki öğüt mü'minlere fayda verir.

    Gültekin Onan

    Sen öğüt verip hatırlat! Çünkü gerçekten öğütle hatırlatma, inançlılara yarar sağlar.

    Hasan Basri Çantay

    Sen (sade Kur'an ile) va'z et. Çünkü şübhesiz öğüt mü'minlere faide verir.

    İbni Kesir

    Sen, öğüt ver. Çünkü öğüt mü'minlere fayda verir.

    Mehmet Alagaş

    (47-60) Semayı kendi elimizle kubbe ettik / bina ettik, gerçekten biz genişleteniz , yeri de döşedik ne güzel döşeyicileriz , her şeyi eşli / zevceli yarattık ki böylelikle belki düşünürsünüz. Allah’a kaçın / firar edin, kesinlikle ben, O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım, Allah’la beraber başka bir ilah edinmeyin , kesinlikle ben O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım. Onlardan öncekilere de gelen her bir Resul ’e bu şekilde sihirbaz yahut divane / mecnun dediler onu birbirlerine tavsiye mi ettiler ? Bilakis onlar taşkınlık eden bir kavimdir, o nlardan yüz çevir bundan dolayı sen kınanmayacaksın, Hatırlat muhakkak ki hatırlatma iman edenlere fayda sağlar , insanları ve cinleri ancak bana ibadet etmeleri için yarattım onlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istemiyorum, Kesinlikle rızık verici Allah’tır, kuvvetlidir, sağlamdır / metindir. Zalimlere tıpkı arkadaşlarının günahı gibi günah vardır, a cele etmesinler kafirlere vadedildikleri gün nedeniyle yazıklar olsun.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sen yine de öğüt ver. Çünkü öğüt, iman edenlere fayda verir.

    Süleyman Ateş

    Ama yine de hatırlat, çünkü hatırlatmak inananlara yararlıdır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yalnızca (Kuran'dan) bilgi ver. Çünkü o bilgi inananlar için yararlı olur.

    Şaban Britch

    Öğüt ver! Çünkü öğüt, iman edenlere fayda verir.

    Şaban Piriş

    Öğüt ver, çünkü öğüt inananlara fayda verir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hatırlat/öğüt ver; çünkü hatırlatıp öğüt vermek müminlere yarar sağlar.

  5. Zâriyât suresi, 56. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 56. ayet. وَمَا خَلَقْتُ ٱلْجِنَّ وَٱلْإِنسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ

    Diyanet İşleri

    Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.

    Mehmet Okuyan

    Ben cinleri ve insanları, sadece bana kulluk etsinler diye yarattım.

    Mustafa İslamoğlu

    Ben görünür-görünmez, bilinir-bilinmez tüm iradeli varlıkları sadece Bana kulluk etsinler diye yarattım.

    Muhammed Esed

    Ve (onlara söyle!) Görünmez varlıkları ve insanları yalnızca (Beni tanımaları ve) Bana kulluk etmeleri için yarattım.

    Ahmed Hulusi

    Ben cinni ve insi yalnızca (Esma özelliklerimi açığa çıkarmak suretiyle) kulluk etmeleri için yarattım!

    Ali Bulaç

    Ben, cinleri ve insanları yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım.

    Ali Özek ve heyeti

    Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.

    Ali Rıza Safa

    Cinleri ve insanları, Bana hizmet etmelerinden başka bir amaç için yaratmadım.

    Bayraktar Bayraklı

    Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.

    Edip Yüksel

    Cinleri ve insanları ancak bana hizmet etmeleri için yarattım.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Cinleri ve insanları ancak bana kulluk etmeleri için yarattım.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ben cinleri ve insanlan ancak Bana kulluk etsinler diye yarattım.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve ben, Cinn-ü İns'i ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.

    Erhan Aktaş

    Ben, cinni dipnot 1 ve insi dipnot 1 yalnızca bana kulluk dipnot 2 etsinler diye yarattım.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "İns ve cinn", Kur'an'da birleşik bir ifade olarak kalıp şeklinde kullanılmaktadır. Bu terkibe, "insanlar ve cinler" şeklinde anlam verilmesi doğru değildir. İns ve Cinn terkip olarak: Yerli- yabancı, tanıdık- tanımadık, bilinen- bilinmeyen kimseler; diğer bir ifade ile her kes, her kim varsa hepsi demektir. Hazırda olanı olmayanı her kesi içine alan bir anlama sahiptir. Bu terkipteki cinn kelimesi, "görünmez olan, dumansız ateşten yaratılmış ontolojik varlık" anlamındaki cinn değildir. Kur'an'ın; Cahiliye'nin cinn algısı bağlamında, cinn kavramını kullanmış olmasının cinler hakkında ontolojik bilgi olarak görülmesi önemli bir yanılgıdır. Kur'an, Cahiliye'nin cinn algısını sapkınlık olarak nitelemekte ve Cahiliye'nin cinnlere atfettikleri nitelikleri reddetmektedir. Kur'an'a göre; cinnlerin, üstün varlıklar ve üstün güçlere sahip olduğu inancı cahili bir inançtır. Müşriklerin; Nebiye kahin, şair, mecnun lakabı takmaları, onların cinn inançlarının bir sonucudur. Cinn, kelime anlamı olarak, "kapalı, gözükmez varlık ve güç" demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Her insan kaçınılmaz olarak kuldur. Bu seçime bağlı olmayıp. Zorunlu bir durumdur. Seçim kul olup olmamakla ilgili değil, kulluğun kime yapılacağı ile ilgilidir. Kulluk ya Allah'a ya da Allah'tan başka şeylere olur. Allah'a özgü olan kulluk gerçek özgürlüktür. Allah'tan başkasına olan kulluk ise köleliktir. Allah'a kul olmayan bir kimse; bir düşünceye, görüşe, doğaya, iktidara, sisteme, kişiye, ünvana, paraya, dünya malına vs. kul olmak zorundadır. Bu kulluk doğası gereği köleliktir. İnsan yaşamında kulluğun kapsamadığı, kulluğun dışına tutulabilecek hiçbir alan yoktur. Bir Mü'min için kulluk, insanın ruhen ve bedenen bütün varlığı ile Allah'a bilinçli bir bağlılık ile yönelmesidir. İbadet ve kulluk anlam olarak aynı şeydir: İbadet kul kelimesinin mastarıdır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ben, cinni dipnot 1 ve insi dipnot 1 yalnızca bana kulluk dipnot 2 etsinler diye yarattım. dipnot 3

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "İns ve cinn", Kur'an'da birleşik bir ifade olarak kalıp şeklinde kullanılmaktadır. Bu terkibe, "insanlar ve cinler" şeklinde anlam verilmesi doğru değildir. İns ve Cinn terkip olarak: Yerli- yabancı, tanıdık- tanımadık, bilinen- bilinmeyen kimseler; diğer bir ifade ile her kes, her kim varsa demektir. "Ne var, ne yok" her şeyi içine alan bir anlama sahiptir. Bu terkipteki cinn sözcüğü, "görünmez olan, dumansız ateşten yaratılmış varlık" anlamındaki cinn değildir. Kur'an'ın; Cahiliye'nin cinn algısı bağlamında, cinn kavramını kullanmış olmasının cinler hakkında ontolojik bilgi olarak görülmesi önemli bir yanılgıdır. Kur'an, Cahiliye'nin cinn algısını sapkınlık olarak nitelemekte ve Cahiliye'nin cinlere atfettikleri nitelikleri reddetmektedir. Kur'an'a göre; cinlerin, üstün varlıklar ve üstün güçlere sahip olduğu inancı cahili bir inançtır. Müşriklerin; Nebiye kahin, şair, mecnun lakabı takmaları, onların cinn inançlarının bir sonucudur. Cinn, sözcük olarak, "kapalı, gözükmez varlık ve güç" demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kulluk, kaçınılmaz, zorunlu bir durumdur; seçim, kul olup olmamakla ilgili bir şey olmayıp, kulluğun kime yapılacağı ile ilgilidir. Kulluk; ya Allah'a özgü olur ya da Allah'ın dışında başka şeylere olur. Kulluğun Allah'a özgü olması özgürlüktür, Allah'tan başkasına: bir güce, dünya malına, insanın kendi hevasına, iktidara, düşünceye, kişiye vs. olması ise köleliktir. Kulluk seçiminde tevhid gerçekleştirilmezse inanca dair her şey anlamını ve önemini yitirir, yaşam ve inanç şirke dönüşür. İnsanın yaşamında kulluğun kapsamadığı hiçbir alan yoktur. Müslüman için kulluk insanın ruhen ve bedenen bütün varlığı ile Allah'a bilinçli bir bağlılık ve yönelmesidir. İbadet, kulluğun mastar formudur.
    3. metne dön, dipnot 3
      Ayette, Kendisini bırakıp başka varlıklara kulluk yapanlara kulluğun yalnızca Kendisine yapılması uyarısında bulunmaktadır. Diğer bir ifadeyle "Ben sizi başka varlıklara kulluk yapasınız diye yaratmadım." denmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ben, cinni dipnot 1 ve insi dipnot 1 yalnızca bana kulluk etsinler diye yaratırım. dipnot 2

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bilinen-bilinmeyen, tanınan-tanınmayan, yerli-yabancı kim varsa.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette, Kendisini bırakıp başka varlıklara kulluk yapanlara kulluğun yalnızca Kendisine yapılması uyarısında bulunmaktadır. Diğer bir ifadeyle "Ben sizi başka varlıklara kulluk yapasınız diye yaratmadım." denmektedir.

    Gültekin Onan

    Ben, cinleri ve insanları yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım.

    Hasan Basri Çantay

    Ben cinleri de, insanları da (başka bir hikmete değil) ancak bana kulluk etsinler diye yaratdım.

    İbni Kesir

    Ben, cinnleri ve insanları ancak Bana kulluk etsinler diye yarattım.

    Mehmet Alagaş

    (47-60) Semayı kendi elimizle kubbe ettik / bina ettik, gerçekten biz genişleteniz , yeri de döşedik ne güzel döşeyicileriz , her şeyi eşli / zevceli yarattık ki böylelikle belki düşünürsünüz. Allah’a kaçın / firar edin, kesinlikle ben, O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım, Allah’la beraber başka bir ilah edinmeyin , kesinlikle ben O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım. Onlardan öncekilere de gelen her bir Resul ’e bu şekilde sihirbaz yahut divane / mecnun dediler onu birbirlerine tavsiye mi ettiler ? Bilakis onlar taşkınlık eden bir kavimdir, o nlardan yüz çevir bundan dolayı sen kınanmayacaksın, Hatırlat muhakkak ki hatırlatma iman edenlere fayda sağlar , insanları ve cinleri ancak bana ibadet etmeleri için yarattım onlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istemiyorum, Kesinlikle rızık verici Allah’tır, kuvvetlidir, sağlamdır / metindir. Zalimlere tıpkı arkadaşlarının günahı gibi günah vardır, a cele etmesinler kafirlere vadedildikleri gün nedeniyle yazıklar olsun.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ben cinleri de insanları da ancak bana ibadet etsinler, diye yarattım.

    Süleyman Ateş

    Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.

    Süleymaniye Vakfı

    Ben, cinleri ve insanları sadece ve sadece, bana kulluk etsinler diye yarattım dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsanların ve cinlerin yaratılışının tek gayesi, Allah'a kulluk etmeleridir. Allah'ın emir ve yasaklarına uygun olarak yapılan her türlü iş ve günlük çalışma da kulluğun kapsamına girer. Kim İblis gibi davranır da Allah'a kulluktan kaçınırsa, cezasını görür (Nisa 4/172-173, A'raf 7/11-23).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Cinleri ve insanları, kulluğu sadece bana yapsınlar diye yarattım.

    Şaban Britch

    Cinleri ve insanları sadece bana ibadet etsinler diye yarattım.

    Şaban Piriş

    Cinleri ve insanları sadece bana kulluk etsinler diye yarattım.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ben, cinleri ve insanları bana ibadet etmeleri/benim için iş yapıp değer üretmeleri dışında bir şey için yaratmadım.

  6. Zâriyât suresi, 57. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 57. ayet. مَآ أُرِيدُ مِنْهُم مِّن رِّزْقٍ وَمَآ أُرِيدُ أَن يُطْعِمُونِ

    Diyanet İşleri

    Ben, onlardan bir rızık istemiyorum. Bana yedirmelerini de istemiyorum.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlardan ne bir rızık bekliyorum ne de beni beslemelerini:

    Muhammed Esed

    (Ama dikkat edin,) Ben onlardan ne bir rızık istiyorum ne de Beni gözetip beslemelerini.

    Ahmed Hulusi

    Ben onlardan yaşam gıdası istemiyorum; Beni beslemelerini de istemiyorum.

    Ali Bulaç

    Ben, onlardan bir rızık istemiyorum ve onların beni doyurup beslemelerini de istemiyorum.

    Ali Özek ve heyeti

    Ben onlardan rızık istemiyorum. Beni doyurmalarını da istemiyorum.

    Ali Rıza Safa

    Onlardan geçimlik istemiyorum. Beni doyurmalarını da istemiyorum.

    Bayraktar Bayraklı

    Ben onlardan rızık istemiyorum. Beni doyurmalarını da istemiyorum.

    Edip Yüksel

    Onlardan ne bir rızık istiyorum, ne de beni beslemelerini.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlardan ne bir rızık istiyorum, ne de beni beslemelerini.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ben onlardan bir rızık istemiyorum. Bana yemek yedirmelerini de istemiyorum.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ben onlardan bir rızk istemiyorum, bana yemek yedirmelerini de istemiyorum

    Erhan Aktaş

    Onlardan bir rızık da istemiyorum, Beni doyurmalarını da istemiyorum.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlardan bir rızık da istemiyorum, Beni doyurmalarını da istemiyorum.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlardan bir rızık da istemiyorum, Beni doyurmalarını da istemiyorum.

    Gültekin Onan

    Ben onlardan bir rızık istemiyorum ve onların beni doyurup beslemelerini de istemiyorum.

    Hasan Basri Çantay

    Ben onlardan bir rızık istemiyorum. Bana (yemek) yedirmelerini de istemiyorum!

    İbni Kesir

    Ben, onlardan bir rızık istemiyorum. Beni doyurmalarını da istemiyorum.

    Mehmet Alagaş

    (47-60) Semayı kendi elimizle kubbe ettik / bina ettik, gerçekten biz genişleteniz , yeri de döşedik ne güzel döşeyicileriz , her şeyi eşli / zevceli yarattık ki böylelikle belki düşünürsünüz. Allah’a kaçın / firar edin, kesinlikle ben, O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım, Allah’la beraber başka bir ilah edinmeyin , kesinlikle ben O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım. Onlardan öncekilere de gelen her bir Resul ’e bu şekilde sihirbaz yahut divane / mecnun dediler onu birbirlerine tavsiye mi ettiler ? Bilakis onlar taşkınlık eden bir kavimdir, o nlardan yüz çevir bundan dolayı sen kınanmayacaksın, Hatırlat muhakkak ki hatırlatma iman edenlere fayda sağlar , insanları ve cinleri ancak bana ibadet etmeleri için yarattım onlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istemiyorum, Kesinlikle rızık verici Allah’tır, kuvvetlidir, sağlamdır / metindir. Zalimlere tıpkı arkadaşlarının günahı gibi günah vardır, a cele etmesinler kafirlere vadedildikleri gün nedeniyle yazıklar olsun.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istemiyorum.

    Süleyman Ateş

    Ben onlardan rızık istemiyorum, beni beslemelerini de istemiyorum.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlardan hiçbir rızık dipnot 1 istemiyorum, bana bir şey yedirmelerini de istemiyorum dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İster maddi ister manevi olsun, kendisiyle ihtiyaçların giderildiği her şeye rızık denir. (Bakara 2/22, 172, Al-i İmran 3/37, Hud 11/88, Hac 22/58, Vakıa 56/82)
    2. metne dön, dipnot 2
      Göklerde ve yerde bulunan her şey Allah'ındır (Al-i İmran 3/109, Nisa 4/126, 132, Hicr 15/21). O hiçbir şeye muhtaç değildir, ama tüm varlıklar ona muhtaçtır (En'am 6/14, Fatır 35/15, İhlas 112/2).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlardan ne bir nimet beklerim ne de beni doyurmalarını isterim.

    Şaban Britch

    Onlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istemiyorum.

    Şaban Piriş

    Onlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istemiyorum.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ben onlardan rızık istemiyorum. Beni yedirip doyurmalarını da istemiyorum.

  7. Zâriyât suresi, 58. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 58. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلرَّزَّاقُ ذُو ٱلْقُوَّةِ ٱلْمَتِينُ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz Allah rızık verendir, güçlüdür, çok kuvvetlidir.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki yalnızca Allah gerçek rızık verendir, kuvvet sahibidir, güçlüdür.

    Mustafa İslamoğlu

    çünkü Allah, evet, bütün rızıkları veren mutlak ve sınırsız güç ve kudret sahibi O'dur.

    Muhammed Esed

    çünkü bizzat Allah bütün rızıkları verendir, her türlü kudretin Sahibidir, baki olandır!

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki Allah; "HU" Rezzak'tır, Zül Kuvvet'il Metiyn'dir.

    Ali Bulaç

    Hiç şüphesiz, rızık veren O, metin kuvvet sahibi olan Allah'tır.

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz rızık veren, güç ve kuvvet sahibi olan ancak Allah'tır.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, Allah, Geçimlik Verendir. Güçlüdür; Sağlam ve Dayanıklıdır.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüpesiz rızık veren, güç ve kuvvet sahibi olan ancak Allah'tır.

    Edip Yüksel

    Kuşkusuz Rızık veren, Kuvvet sahibi ve Güçlü olan ancak ALLAH'tır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kuşkusuz Rızık veren, Kuvvet sahibi ve Güçlü olan ancak ALLAH'tır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şüphesiz Allah, rızık veren, sarsılmaz kuvvet sahibi O'dur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şübhe yok ki Allah, rezzak, kuvvet sahibi metin o

    Erhan Aktaş

    Kuşkusuz rızık veren, güçlü ve gücünde metin olan Allah'tır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kuşkusuz rızık veren, güçlü ve gücünde metin olan Allah'tır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kuşkusuz rızık veren, güçlü ve gücünde metin olan Allah'tır.

    Gültekin Onan

    Hiç şüphesiz, rızık veren O, metin kuvvet sahibi olan Tanrı'dır.

    Hasan Basri Çantay

    Şübhesiz rızkı veren, O pek çetin kuvvet saahibi Allahın kendisidir.

    İbni Kesir

    Şüphesiz ki rızıklandıran, güç ve kuvvet sahibi olan Allah'tır.

    Mehmet Alagaş

    (47-60) Semayı kendi elimizle kubbe ettik / bina ettik, gerçekten biz genişleteniz , yeri de döşedik ne güzel döşeyicileriz , her şeyi eşli / zevceli yarattık ki böylelikle belki düşünürsünüz. Allah’a kaçın / firar edin, kesinlikle ben, O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım, Allah’la beraber başka bir ilah edinmeyin , kesinlikle ben O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım. Onlardan öncekilere de gelen her bir Resul ’e bu şekilde sihirbaz yahut divane / mecnun dediler onu birbirlerine tavsiye mi ettiler ? Bilakis onlar taşkınlık eden bir kavimdir, o nlardan yüz çevir bundan dolayı sen kınanmayacaksın, Hatırlat muhakkak ki hatırlatma iman edenlere fayda sağlar , insanları ve cinleri ancak bana ibadet etmeleri için yarattım onlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istemiyorum, Kesinlikle rızık verici Allah’tır, kuvvetlidir, sağlamdır / metindir. Zalimlere tıpkı arkadaşlarının günahı gibi günah vardır, a cele etmesinler kafirlere vadedildikleri gün nedeniyle yazıklar olsun.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz rızık veren, güç ve kuvvet sahibi olan ancak Allah’tır.

    Süleyman Ateş

    Şüphesiz rızık veren, sağlam kuvvet sahibi olan ancak Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bütün nimetleri veren Allah'tır. O çok güçlüdür; sapasağlamdır.

    Şaban Britch

    Şüphesiz rızıklandırıcı olan, çetin kuvvet sahibi Allah’tır.

    Şaban Piriş

    Şüphesiz rızıklandırıcı olan, çetin kuvvet sahibi Allah'tır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hiç kuşkusuz, Allah Rezzak'tır, bol bol rızık verir. Kuvvet sahibidir, Metin'dir, güçlü ve dayanıklıdır.

  8. Zâriyât suresi, 59. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 59. ayet. فَإِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ ذَنُوبًا مِّثْلَ ذَنُوبِ أَصْحَٰبِهِمْ فَلَا يَسْتَعْجِلُونِ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz zulmedenler için (önceki müşrik) arkadaşlarının azap payı gibi payları vardır. Artık azabımı acele istemesinler.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki arkadaşlarının payı gibi haksızlık edenlerin de (azaptan) payı vardır. (Azabı) benden acele istemesinler!

    Mustafa İslamoğlu

    Bakın, elbette kendilerine kıyanların payına düşen, (seleflerinin) payına düşenin aynısı olacaktır: şu halde, (bu payı) acele istemelerine gerek yoktur.

    Muhammed Esed

    Gerçek şu ki, zulüm işleyenler, (geçmişteki) arkadaşları gibi (kötülükten) paylarını alacaklardır. Öyleyse (akibetlerini) çabuklaştırmayı benden istemesinler!

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki zalim olanlar, (kendilerinden önceki geçmiş) arkadaşlarının payları benzeri (azaptan) paylarını alacaklardır! Acele etmesinler.

    Ali Bulaç

    Artık gerçekten, zulmedenler için, (geçmişteki) arkadaşlarının günahlarına benzer bir günah vardır. Şu halde acele etmesinler.

    Ali Özek ve heyeti

    Muhakkak ki bu zulmedenlerin de, geçmişlerinin payı gibi (azaptan) bir payları vardır! O halde acele etmesinler!

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, haksızlık yapanlar, yoldaşları gibi paylarını alacaklar; artık acele etmesinler.

    Bayraktar Bayraklı

    Bu haksızlığı yapanların, benzerleri gibi elbette azaptan payları vardır. Artık onun acele gelmesini istemesinler.

    Edip Yüksel

    Elbette, bu zulmedenlerin de (geçmiş) yoldaşlarının payına benzer bir payları vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Elbette, bu zulmedenlerin de (geçmiş) yoldaşlarının payına benzer bir payları vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onun için muhakkak o zulmedenlere arkadaşlarının payı gibi, dolgun bir pay vardır, şimdi onu acele istemesinler!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onun için muhakkak ki o zulm edenlere arkadaşlarının payı gibi dolgun bir pay vardır, şimdi onu acele etmesinler

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Zulmedenlerin azaptan payı, arkadaşlarının dipnot 1 payı gibidir. Artık acele etmesinler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Geçmişteki.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Zulmedenlerin azaptan payı, arkadaşlarının payı gibidir. Artık acele etmesinler.

    Gültekin Onan

    Artık gerçekten, zulmedenler için, (geçmişteki) arkadaşlarının günahlarına benzer bir günah vardır. Şu halde acele etmesinler.

    Hasan Basri Çantay

    Artık muhakkak ki o zulmedenler için (geçmiş) arkadaşlarının (azab) hissesi gibi bir nasıyb (-i hüsran) vardır. Şimdi (onu) acele istemesinler.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki zulmedenlerin, arkadaşlarının suçlarına benzer suçları vardır. Acele etmesinler.

    Mehmet Alagaş

    (47-60) Semayı kendi elimizle kubbe ettik / bina ettik, gerçekten biz genişleteniz , yeri de döşedik ne güzel döşeyicileriz , her şeyi eşli / zevceli yarattık ki böylelikle belki düşünürsünüz. Allah’a kaçın / firar edin, kesinlikle ben, O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım, Allah’la beraber başka bir ilah edinmeyin , kesinlikle ben O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım. Onlardan öncekilere de gelen her bir Resul ’e bu şekilde sihirbaz yahut divane / mecnun dediler onu birbirlerine tavsiye mi ettiler ? Bilakis onlar taşkınlık eden bir kavimdir, o nlardan yüz çevir bundan dolayı sen kınanmayacaksın, Hatırlat muhakkak ki hatırlatma iman edenlere fayda sağlar , insanları ve cinleri ancak bana ibadet etmeleri için yarattım onlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istemiyorum, Kesinlikle rızık verici Allah’tır, kuvvetlidir, sağlamdır / metindir. Zalimlere tıpkı arkadaşlarının günahı gibi günah vardır, a cele etmesinler kafirlere vadedildikleri gün nedeniyle yazıklar olsun.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Muhakkak (geçmişteki) arkadaşlarının azaptan payları olduğu gibi, zulmedenlerin de azaptan bir payları vardır. Artık acele etmesinler.

    Süleyman Ateş

    Muhakkak ki, bu zulmedenlerin de (geçmiş) arkadaşlarının payı gibi bir azab payı vardır, (ötekilerin başına gelen azab gibi bir azab bunların da başına gelecektir), acele etmesinler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yanlış yapanların cezası (aynı suçu işleyen) arkadaşlarının cezasına denk ceza olacaktır ; acele etmesinler.

    Şaban Britch

    Muhakkak ki bu zulmedenlerin de, geçmişlerinin payı gibi (azaptan) bir payları vardır! O halde acele etmesinler!

    Şaban Piriş

    Zalimlik edenlerin de (kendilerinden önceki) arkadaşlarının günahları gibi günahları vardır. Acele etmesinler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şu bir gerçek ki, zulmedenlerin, tıpkı arkadaşlarının günahları gibi günahları vardır. O halde acele etmesinler.

  9. Zâriyât suresi, 60. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 60. ayet. فَوَيْلٌ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن يَوْمِهِمُ ٱلَّذِى يُوعَدُونَ

    Diyanet İşleri

    Uyarıldıkları günlerinden dolayı vay o inkar edenlerin haline!

    Mehmet Okuyan

    Kendilerine vadedilen günlerinden dolayı kâfir olanların vay hâllerine!

    Mustafa İslamoğlu

    İmdi, inkarda direnenlerin tehdit edildikleri o gün başlarına geleceklerden dolayı vay haline!

    Muhammed Esed

    Hakikati inkara şartlanmış olanların vay haline; haber verilen Günde (başlarına gelecekler için vay haline onların!)

    Ahmed Hulusi

    Kendilerine vadolunan (uyarıldıkları) o süreçlerinin azabından dolayı yazıklar olsun o Hakikati inkar edenlere!

    Ali Bulaç

    Kendilerine va'dedilen o (azab) günlerinden dolayı vay o inkar edenlere.

    Ali Özek ve heyeti

    Başlarına gelecek (acı) günlerinden dolayı vay o kâfirlerin haline!

    Ali Rıza Safa

    Onlara sözü verilen o günlerinden dolayı, nankörlük edenlerin; artık, vay başlarına gelene!

    Bayraktar Bayraklı

    Uyarıldıkları günden dolayı vay hallerine o inkarcıların!

    Edip Yüksel

    Kendilerine söz verilen günden dolayı vay haline şu inkarcıların!

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendilerine söz verilen günden dolayı vay haline şu inkarcıların!

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Artık o tehdit edildikleri günlerin azabından vay o küfredenlere!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    artık o va'dolundukları günlerinden vay o küfredenlere!...

    Erhan Aktaş

    Kendilerine haber verilen azap günü geldiğinde, Kafirlerin vay haline.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kendilerine haber verilen azap günü geldiğinde, Kafirlerin vay haline.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kendilerine haber verilen azap günü geldiğinde, gerçeği yalanlayan nankörlerin vay haline.

    Gültekin Onan

    Kendilerine vaadedilen o (azab) günlerinden dolayı vay o küfredenlere.

    Hasan Basri Çantay

    İşte kendilerine va'd (ve tehdid) edilegelen günlerinden (dolayı) vay o küfredenlere!

    İbni Kesir

    Kendilerine vaadedilen günlerinden dolayı vay kafirlere.

    Mehmet Alagaş

    (47-60) Semayı kendi elimizle kubbe ettik / bina ettik, gerçekten biz genişleteniz , yeri de döşedik ne güzel döşeyicileriz , her şeyi eşli / zevceli yarattık ki böylelikle belki düşünürsünüz. Allah’a kaçın / firar edin, kesinlikle ben, O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım, Allah’la beraber başka bir ilah edinmeyin , kesinlikle ben O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım. Onlardan öncekilere de gelen her bir Resul ’e bu şekilde sihirbaz yahut divane / mecnun dediler onu birbirlerine tavsiye mi ettiler ? Bilakis onlar taşkınlık eden bir kavimdir, o nlardan yüz çevir bundan dolayı sen kınanmayacaksın, Hatırlat muhakkak ki hatırlatma iman edenlere fayda sağlar , insanları ve cinleri ancak bana ibadet etmeleri için yarattım onlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istemiyorum, Kesinlikle rızık verici Allah’tır, kuvvetlidir, sağlamdır / metindir. Zalimlere tıpkı arkadaşlarının günahı gibi günah vardır, a cele etmesinler kafirlere vadedildikleri gün nedeniyle yazıklar olsun.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Tehdit olundukları o (azap) günlerinden dolayı vay o kâfir olanlara!

    Süleyman Ateş

    Uyarıldıkları günlerinden dolayı vay o kafirlerin haline!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ayetleri görmezlikten gelenlerin (kafirlerin), tehdit edildikleri gün gelince çekecekleri var.

    Şaban Britch

    Kendilerine (azap) vadedilen günlerinden dolayı kâfirlerin vay haline!

    Şaban Piriş

    Kendilerine vaat edilen günlerden dolayı kafirlerin vay haline!

    Yaşar Nuri Öztürk

    O vaat edildikleri günlerinden dolayı vay kafirlerin haline!

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.