Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Hayır! Bu şehre dikkatinizi çekerim
90. sure
27 Türkçe meal. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. İngilizce çeviriler ayet sayfalarında.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Beled suresi, 1. ayet. لَآ أُقْسِمُ بِهَٰذَا ٱلْبَلَدِ
lâ uḳsimü bihâẕe-lbeled.
Hayır! Bu şehre dikkatinizi çekerim
Beled suresi, 2. ayet. وَأَنتَ حِلٌّۢ بِهَٰذَا ٱلْبَلَدِ
veente ḥillüm bihâẕe-lbeled.
Sen bu şehirde korumasız iken bile.
Beled suresi, 3. ayet. وَوَالِدٍ وَمَا وَلَدَ
vevâlidiv vemâ veled.
Ana-babaya dipnot 1 ve evladına bakın da düşünün,
Beled suresi, 4. ayet. لَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ فِى كَبَدٍ
leḳad ḫalaḳne-l'insâne fî kebed.
İnsanı, zorlukları aşacak güçte yaratmışızdır.
Beled suresi, 5. ayet. أَيَحْسَبُ أَن لَّن يَقْدِرَ عَلَيْهِ أَحَدٌ
eyaḥsebü el ley yaḳdira `aleyhi eḥad.
Şimdi o, kimsenin ona sınır çizemeyeceğini mi sanıyor?
Beled suresi, 6. ayet. يَقُولُ أَهْلَكْتُ مَالًا لُّبَدًا
yeḳûlü ehlektü mâlel lübedâ.
"Yığınla mal harcadım dipnot 1 " mı diyor.
Beled suresi, 7. ayet. أَيَحْسَبُ أَن لَّمْ يَرَهُۥٓ أَحَدٌ
eyaḥsebü el lem yerahû eḥad.
Yoksa kimsenin kendini görmediğini mi sanıyor?
Beled suresi, 8. ayet. أَلَمْ نَجْعَل لَّهُۥ عَيْنَيْنِ
elem nec`al lehû `ayneyn.
Ona iki göz verdik değil mi?
Beled suresi, 9. ayet. وَلِسَانًا وَشَفَتَيْنِ
velisânev veşefeteyn.
Bir dil ile iki dudak da verdik.
Beled suresi, 10. ayet. وَهَدَيْنَٰهُ ٱلنَّجْدَيْنِ
vehedeynâhü-nnecdeyn.
Ona apaçık iki yol dipnot 1 gösterdik.
Beled suresi, 11. ayet. فَلَا ٱقْتَحَمَ ٱلْعَقَبَةَ
fele-ḳteḥame-l`aḳabeh.
Ama o, sarp geçidi göze alamadı.
Beled suresi, 12. ayet. وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْعَقَبَةُ
vemâ edrâke me-l`aḳabeh.
Sarp geçit nedir, nereden bileceksin? (Öyleyse dinle!)
Beled suresi, 13. ayet. فَكُّ رَقَبَةٍ
fekkü raḳabeh.
O, boynu bükük olanı kurtarmaktır,
Beled suresi, 14. ayet. أَوْ إِطْعَٰمٌ فِى يَوْمٍ ذِى مَسْغَبَةٍ
ev iṭ`âmün fî yevmin ẕî mesgabeh.
Veya kıtlık gününde yemek yedirmektir,
Beled suresi, 15. ayet. يَتِيمًا ذَا مَقْرَبَةٍ
yetîmen ẕâ maḳrabeh.
Yakınlığı olan bir öksüzü,
Beled suresi, 16. ayet. أَوْ مِسْكِينًا ذَا مَتْرَبَةٍ
ev miskînen ẕâ metrabeh.
Ya da sürünen bir çaresizi doyurmaktır.
Beled suresi, 17. ayet. ثُمَّ كَانَ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلصَّبْرِ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلْمَرْحَمَةِ
ŝümme kâne mine-lleẕîne âmenû vetevâṣav biṣṣabri vetevâṣav bilmerḥameh.
Bir de inanıp güvenen(mümin olan), biri birine sabrı tavsiye eden ve merhameti tavsiye eden kimselerden olmaktır.
Beled suresi, 18. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ
ülâike aṣḥâbü-lmeymeneh.
İşte uğurlu kimseler bunlardır.
Beled suresi, 19. ayet. وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا هُمْ أَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ
velleẕîne keferû biâyâtinâ hüm aṣḥâbü-lmeş'emeh.
Ayetlerimizi görmezlikten gelenler de uğursuz olanlardır.
Beled suresi, 20. ayet. عَلَيْهِمْ نَارٌ مُّؤْصَدَةٌۢ
`aleyhim nârum mü'ṣadeh.
Bunların üstünde kendilerini kuşatmış bir ateş bulunur.