Burûc suresi · 1–10. ayetler

Ashâb-ı Uhdûd: hendek sahipleri

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Burûc suresi, 1. ayet — bütün mealleriyle aç

    Burûc suresi, 1. ayet. وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلْبُرُوجِ

    Diyanet İşleri

    Burçlarla dolu göğe andolsun,

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun: Burçları olan göğe,

    Mustafa İslamoğlu

    Burçlarla dolu gökyüzü şahit olsun,

    Muhammed Esed

    Düşün büyük burçlarla dolu göğü,

    Ahmed Hulusi

    Andolsun o burçları barındıran Uzay'a!

    Ali Bulaç

    Burçları olan göğe andolsun,

    Ali Özek ve heyeti

    Burçlara sahip gökyüzüne, andolsun ki,

    Ali Rıza Safa

    Yemin olsun; Yıldız Kümeleri ile dolu gökyüzüne!

    Bayraktar Bayraklı

    - Burçlar sahibi göğe; vaad edilen o güne; tanık olan ve tanık olunana yemin olsun ki,

    Edip Yüksel

    Ant olsun galaksiler sahibi göğe. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * "Buruc" kelimesi Burc'un çoğulu olup yıldız kümeleri, yani galaksiler demektir. Yıldızlara tapanların burçlara yakıştırdığı paranormal güçlere olan inanç, dünyanın birçok ülkesinde insanlar arasında hala taraftar bulmaktadır. Günlük astroloji falları en modern gazetelerde bile görülebilir. Astrolojiyi dinsel semboller ve öğretilerle karıştırarak saf insanları sömürenler, kendilerine inananları genel ifadelerle kandırmakta bir hayli başarılıdır. Astrolojiyi bir bilim diye sunanlara şöyle bir deneyi önerebilirsiniz: Doğum günleri hakkında bilgi sahibi olamayacakları 6 kişi seçmeli, onlara karakterleri ile ilgili beş-altı soru sorma imkanı verilmeli ve cevaplara dayanarak onların burçlarının, yani doğdukları ayların bilinmesi istenmeli. Her burç belli bir karakteri ve kaderi temsil ediyorsa, belli karakter ve kaderlerden kişilerin burçlarını bulmak da mümkün olmalıdır. * Ayrıca, Kuran'daki yeminlerin fonksiyonu için bak 89:5.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Andolsun galaksiler sahibi göğe.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O burçlara sahip gök yüzüne,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O Semai zatilbüruca

    Erhan Aktaş

    Burçlar sahibi gökyüzüne ant olsun,

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Burçlar sahibi gökyüzüne ant olsun,

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Burçlar sahibi gökyüzüne ant olsun,

    Gültekin Onan

    Burçları olan göğe andolsun,

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun burçlar a malik olan göğe,

    İbni Kesir

    Andolsun; burçlar dolu semaya.

    Mehmet Alagaş

    (1-11) Burçlar özelliği olan semaya. Vaad olunan güne. Şahide ve şahi t olunana yemin olsun. Tutuşmuş yakıtla dolu ateş çukuru sahipleri gebertildi. O’nun çevresinde oturmuşlardı. Müminlere yaptıklarına şahit oluyorlardı / seyrediyorlardı. Onlara kızdıkları şeyse Aziz ve Hamid Allaha güvenmeleri / iman etmeleri idi. Semaların ve arzın egemenliği / mülkiyeti (elinde olanla ilgili özgürce tasarrufta bulunma hakkı) ona aittir. Allah her şeye şahittir / şehittir. Muhakkak ki mümin erkek ve kadınları sınayanlar / deneyenler sonra da t övbe etmeyenlere cehennem azabı vardır. Sönmeyen azap onlaradır. İnananlara ve salih amel işleyenlere kesinlikle altlarından nehirler akan cennetler vardır. İşte bu büyük başarıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Burûc sahibi/yıldızların (yörüngelerine) sahip göğe yemin olsun.

    Süleyman Ateş

    Burçlar sahibi göğe andolsun,

    Süleymaniye Vakfı

    Burçları /takımyıldızları dipnot 1 olan göğe yemin olsun!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Burç (برج)", Arapçada köşk ve kale anlamına gelir (Mekayis). Birinci kat semayı süsleyen takımyıldızlar, uzaktan köşkler ve kaleler gibi gözükürler (Nisa 4/78, Hicr 15/16, Furkan 25/61).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Burçları dipnot 1 olan göğe,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burç (بُرج), Arapçada köşk ve kale anlamına gelir (Mekayis s.239). Köşkler gibi güzel ve parlak olan oniki yıldız kümesine de burç denir. Bunlar; Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova ve Balık diye adlandırılmışlardır. Allah Teala şöyle buyurur: "Biz gerçekten gökte burçlar oluşturduk ve onları, seyredenler için süsledik." (Hicr 15/16) Burçlar, ayın konak yerleri gibidir, bir yılda hepsini dolaşır. Allah Teala şöyle buyurur: "Güneşi aydınlatıcı, ayı da aydınlık yapan odur. Aya konak yerleri belirlemiştir ki, yılların sayısını ve hesabı bilesiniz. Allah onları gerçek varlıklar olarak yaratmıştır. O bilen bir toplum için ayetlerini ayrıntılı olarak açıklar." (Yunus 10/5)

    Şaban Britch

    Yıldızların (yörüngelerine) sahip göğe andolsun.

    Şaban Piriş

    Burçlar sahibi göğe andolsun..

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun o burçlarla dolu göğe,

  2. Burûc suresi, 2. ayet — bütün mealleriyle aç

    Burûc suresi, 2. ayet. وَٱلْيَوْمِ ٱلْمَوْعُودِ

    Diyanet İşleri

    Va'dedilmiş güne (kıyamete) andolsun,

    Mehmet Okuyan

    Vadedilen o güne,

    Mustafa İslamoğlu

    vaad edilen gün şahit olsun,

    Muhammed Esed

    ve (tahayyül et) vaad edilen Günü,

    Ahmed Hulusi

    Vadolunmuş o sürece!

    Ali Bulaç

    O vadedilen güne,

    Ali Özek ve heyeti

    geleceği bildirilmiş olan güne, andolsun ki,

    Ali Rıza Safa

    Ve sözü verilen güne!

    Bayraktar Bayraklı

    - Burçlar sahibi göğe; vaad edilen o güne; tanık olan ve tanık olunana yemin olsun ki,

    Edip Yüksel

    Söz verilen güne,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Söz verilen güne,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    o va'dolunan güne,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve o yevmi mev'uda

    Erhan Aktaş

    Söz Verilen Gün'e ant olsun,

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Söz verilen güne ant olsun,

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Söz verilen güne ant olsun,

    Gültekin Onan

    O vadedilen güne,

    Hasan Basri Çantay

    o va'd olunan güne,

    İbni Kesir

    Ve vaadolunan güne,

    Mehmet Alagaş

    (1-11) Burçlar özelliği olan semaya. Vaad olunan güne. Şahide ve şahi t olunana yemin olsun. Tutuşmuş yakıtla dolu ateş çukuru sahipleri gebertildi. O’nun çevresinde oturmuşlardı. Müminlere yaptıklarına şahit oluyorlardı / seyrediyorlardı. Onlara kızdıkları şeyse Aziz ve Hamid Allaha güvenmeleri / iman etmeleri idi. Semaların ve arzın egemenliği / mülkiyeti (elinde olanla ilgili özgürce tasarrufta bulunma hakkı) ona aittir. Allah her şeye şahittir / şehittir. Muhakkak ki mümin erkek ve kadınları sınayanlar / deneyenler sonra da t övbe etmeyenlere cehennem azabı vardır. Sönmeyen azap onlaradır. İnananlara ve salih amel işleyenlere kesinlikle altlarından nehirler akan cennetler vardır. İşte bu büyük başarıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Vadedilmiş güne (kıyamete) yemin olsun.

    Süleyman Ateş

    Va'dedilen güne andolsun,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Söz verilen güne,

    Şaban Britch

    Ve vaad edilen güne.

    Şaban Piriş

    Ve vaad edilen güne..

    Yaşar Nuri Öztürk

    O vaat olunan güne,

  3. Burûc suresi, 3. ayet — bütün mealleriyle aç

    Burûc suresi, 3. ayet. وَشَاهِدٍ وَمَشْهُودٍ

    Diyanet İşleri

    (3-5) Şahitlik edene ve şahitlik edilene andolsun ki, (mü'minleri yakmak için) hendek kazıp (içinde) alevli ateş yakanlar lanetlenmiştir.

    Mehmet Okuyan

    Şahit(ler)e ve şahitlik edilen(ler)e.

    Mustafa İslamoğlu

    her bir tanık ve sanık şahit olsun (da şu gerçeği ünlesin):

    Muhammed Esed

    ve O (her şeye) tanıklık eden ile (O'nun tarafından) tanıklık edileni!

    Ahmed Hulusi

    Şahide ve şahit olunana!

    Ali Bulaç

    Şahid olana (görene) ve şahit olunana (görülene).

    Ali Özek ve heyeti

    (o günde) tanıklık edene ve edilene andolsun ki,

    Ali Rıza Safa

    Tanıklık edene ve tanıklık edilene!

    Bayraktar Bayraklı

    - Burçlar sahibi göğe; vaad edilen o güne; tanık olan ve tanık olunana yemin olsun ki,

    Edip Yüksel

    Ve tanığa da tanık olunana da ant olsun.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve tanığa da tanık olunana da andolsun.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    o şahitlik edecek ve şahitlik edilecek olana yemin olsun ki,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve şahide ve meşhuda kasem olsun

    Erhan Aktaş

    Tanığa ve tanıklık edilene ant olsun,

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Tanığa ve tanıklık edilene ant olsun,

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Tanığa ve tanıklık edilene ant olsun,

    Gültekin Onan

    Şahid olana (görene) ve şahit olunana (görülene).

    Hasan Basri Çantay

    şahidle meşhude ki,

    İbni Kesir

    Şehadet edene ve şehadet edilene.

    Mehmet Alagaş

    (1-11) Burçlar özelliği olan semaya. Vaad olunan güne. Şahide ve şahi t olunana yemin olsun. Tutuşmuş yakıtla dolu ateş çukuru sahipleri gebertildi. O’nun çevresinde oturmuşlardı. Müminlere yaptıklarına şahit oluyorlardı / seyrediyorlardı. Onlara kızdıkları şeyse Aziz ve Hamid Allaha güvenmeleri / iman etmeleri idi. Semaların ve arzın egemenliği / mülkiyeti (elinde olanla ilgili özgürce tasarrufta bulunma hakkı) ona aittir. Allah her şeye şahittir / şehittir. Muhakkak ki mümin erkek ve kadınları sınayanlar / deneyenler sonra da t övbe etmeyenlere cehennem azabı vardır. Sönmeyen azap onlaradır. İnananlara ve salih amel işleyenlere kesinlikle altlarından nehirler akan cennetler vardır. İşte bu büyük başarıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şahit olana ve şahit olunana.

    Süleyman Ateş

    (O gün) Şahide ve şahidlik edilene andolsun,

    Süleymaniye Vakfı

    (O gün) Şahit olana da şahit olunana dipnot 1 da yemin olsun ki dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah Teala, ahiretteki yargılamada her toplum için kendilerinden şahit getirecek ve her şey hem tutulan kayıtlarla hem şahit ifadeleriyle kesin olarak ortaya konacaktır (Nisa 4/41, Hud 11/18, Nahl 16/84, 89, Kasas 28/75, Zümer 39/69, Mümin 40/51, Kaf 50/21).
    2. metne dön, dipnot 2
      Buraya kadar olan üç ayette Allah yemin etmektedir. Allah'ın bir şeye yemin etmesi, onun önemine vurgu yapmak ve daha sonra gelen şeye dikkat çekmek içindir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hakka şahit olana ve şahit olunan hakka yemin olsun ki dipnot 1 ,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ergenlik çağına ermiş her insan Allah'ın varlığına ve birliğine, onun kendi (rabbi) olduğuna şahit olur. Bazıları bu şahitliğin gereğini ölene kadar yerine getirir, ondan başkasına kul olmazlar. Bunlar önemli oldukları için Allah Teala bunlara yemin etmiştir. Şahit olunan ise Allah Teala'nın kendisidir. "Rabbin, Ademoğullarından, onların bellerinden nesillerini aldığında (erginlik çağına girdiklerinde) onları kendilerine karşı şahit tutarak "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" der. Onlar da: "Evet Rabbimizsin. Biz buna şahidiz." derler. Artık Kıyamet günü; "biz bunun farkında değildik" diyemezsiniz. Şunu da diyemezsiniz: "Önceden ortak koşanlar babalarımızdı. Biz ise onlardan sonra gelen bir nesildik. O batıla sapanların işlediklerinden ötürü bizi yok mu edeceksin?" (Araf 7/172) Ademoğlunun belinden neslinin alınması, nesle sebep olan tohumun alınmasıdır. O da buluğla başlar.

    Şaban Britch

    Şahid olana ve şahid olunana.

    Şaban Piriş

    Şahid olana ve şahid olunana..

    Yaşar Nuri Öztürk

    Tanıklık edene, tanıklık edilene/seyredene, seyredilene,

  4. Burûc suresi, 4. ayet — bütün mealleriyle aç

    Burûc suresi, 4. ayet. قُتِلَ أَصْحَٰبُ ٱلْأُخْدُودِ

    Diyanet İşleri

    (3-5) Şahitlik edene ve şahitlik edilene andolsun ki, (mü'minleri yakmak için) hendek kazıp (içinde) alevli ateş yakanlar lanetlenmiştir.

    Mehmet Okuyan

    (4, 5) Tutuşturulmuş yakıt(la) dolu o ateş(li) çukur(un) halkı kahrolsun! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tefsirlerimizde konuyu, Yemen, Irak, Necran, Suriye, Sümer, Babil, Filistin, Habeşistan veya Anadolu ile dolayısıyla Hz. İbrahim dönemi, Nebukadnezar veya Zerdüşt kralı ya da Himyer kralı Zûnüvâs ile ilişkilendiren yaklaşımlar vardır. Ayette isim kullanılmaması, mesajın evrensele taşınması içindir.

    Mustafa İslamoğlu

    Kahrolsun hendek ehli!

    Muhammed Esed

    Onlar (yalnızca) kendilerini yok ederler, o çukuru hazırlayanlar,

    Ahmed Hulusi

    Öldürüldü o hendek halkı. . .

    Ali Bulaç

    Kahrolsun Ashab-ı Uhdud

    Ali Özek ve heyeti

    hendeğe atılanlar öldürüldü.

    Ali Rıza Safa

    Çukuru hazırlayanların yoldaşları yıkıma uğratıldı! dipnot 584

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 584
      "Çukuru hazırlayanların yoldaşları" olarak yazdığımız "Ashab-ı Uhdud" terimi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Çukur sahipleri" veya "Hendeğe atılanlar" veya "Kanyon halkı" veya "Kamçıları hendek gibi iz bırakan herifler" biçiminde çevrilmiş; kimi Kur'an çevirilerinde ise "Ashab-ı Uhdud" veya "Uhdudlular" olarak bırakılmıştır.

    Bayraktar Bayraklı

    - Kahrolsun! Ateşi olan o çukuru kazanlar.

    Edip Yüksel

    Kanyon halkına yazıklar olsun.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kanyon halkına yazıklar olsun.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    o hendek sahiplerine la'net edildi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Tel'ıyn edildi sahibleri o uhdudun

    Erhan Aktaş

    Uhdud'un Ashab'ı dipnot 1 kahroldu;

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'ın ilk muhataplarının çok iyi bildiklerinden kuşku olmayan Ashab'ı Uhdud'un kim olduğu bugün tartışma konusudur. Kur'an, bu konuda kesin bir bilgi vermemektedir. Sonraki ayetlerden anlaşılan bunlar, kazıdıkları çukurda ateş yakıp, iman edenleri o ateşe attıktan sonra onları izleyenlerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Uhdud'un Ashab'ı dipnot 1 kahroldu;

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'ın ilk muhataplarının çok iyi bildiklerinden kuşku olmayan Ashab'ı Uhdud'un kim olduğu bugün tartışma konusudur. Kur'an, bu konuda kesin bir bilgi vermemektedir. Sonraki ayetlerden anlaşılan ve rivayetlere göre bunlar, kazıdıkları çukurda ateş yakıp, inananları o ateşe attıktan sonra onları izleyenlerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Uhdud'un Ashab'ı dipnot 1 kahroldu;

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'ın ilk muhataplarının çok iyi bildiklerinden kuşku olmayan Ashab'ı Uhdud'un kim olduğu bugün tartışma konusudur. Kur'an, bu konuda kesin bir bilgi vermemektedir. Sonraki ayetlerden anlaşılan ve rivayetlere göre bunlar, kazıdıkları çukurda ateş yakıp, inananları o ateşe attıktan sonra onları izleyenlerdir.

    Gültekin Onan

    Kahrolsun Ashab-ı Uhdud.

    Hasan Basri Çantay

    (4-5) tutuşdurucu (malzeme ile hazırladıkları) o ateş hendeklerin saahibleri gebertilmişdir.

    İbni Kesir

    Uhdud ashabının canı çıksın,

    Mehmet Alagaş

    (1-11) Burçlar özelliği olan semaya. Vaad olunan güne. Şahide ve şahi t olunana yemin olsun. Tutuşmuş yakıtla dolu ateş çukuru sahipleri gebertildi. O’nun çevresinde oturmuşlardı. Müminlere yaptıklarına şahit oluyorlardı / seyrediyorlardı. Onlara kızdıkları şeyse Aziz ve Hamid Allaha güvenmeleri / iman etmeleri idi. Semaların ve arzın egemenliği / mülkiyeti (elinde olanla ilgili özgürce tasarrufta bulunma hakkı) ona aittir. Allah her şeye şahittir / şehittir. Muhakkak ki mümin erkek ve kadınları sınayanlar / deneyenler sonra da t övbe etmeyenlere cehennem azabı vardır. Sönmeyen azap onlaradır. İnananlara ve salih amel işleyenlere kesinlikle altlarından nehirler akan cennetler vardır. İşte bu büyük başarıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kahrolsun o hendek sahipleri!

    Süleyman Ateş

    Ki kahroldu o hendeğin adamları

    Süleymaniye Vakfı

    uzun ve derin hendeklerin sahipleri kahrolup gittiler, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İkinci Himyeriler'in son hükümdarı olan Zunüvas Yahudiliği kabul etmiş, 523'te Necran'ı ele geçirerek Hristiyanlardan Yahudiliğe geçmelerini istemiş, kabul etmeyenleri ateş dolu çukurlara attırarak yaktırmıştır. Rivayetlere göre Zunüvas 120.000 kişi ile Necran'ı kuşatmış, yaklaşık 2.000 kişiyi bir kiliseye doldurarak ateşe vermiştir. Diğer taraftan kazdırdığı uzun ve derin hendeklere odun doldurulmuş, bu odunlar tutuşturulduktan sonra Hristiyanlar içine atılarak yakılmıştır. Zunüvas tarafından öldürülen Hristiyanların sayısı İslami kaynaklarda 20.000, Süryani kaynaklarda ise 4.000 olarak belirtilmektedir. Halkı hendeklere doldurarak öldürme olaylarının tarihte çeşitli zamanlarda meydana geldiği anlaşılmaktadır. Yemen'de Tübba', Babil'de Buhtunnasr, Kostantiniye'de Kral Konstantin devirlerinde benzeri olaylar görülmüştür (DİA, Ashabu'l-Uhdud).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O çukurun sahipleri kahroldular.

    Şaban Britch

    Kahrolsun hendek sahipleri!

    Şaban Piriş

    Kahrolsun hendek sahipleri!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ki gebertildi o hendekçi grup/o kamçıları hendek gibi iz bırakan herifler,

  5. Burûc suresi, 5. ayet — bütün mealleriyle aç

    Burûc suresi, 5. ayet. ٱلنَّارِ ذَاتِ ٱلْوَقُودِ

    Diyanet İşleri

    (3-5) Şahitlik edene ve şahitlik edilene andolsun ki, (mü'minleri yakmak için) hendek kazıp (içinde) alevli ateş yakanlar lanetlenmiştir.

    Mehmet Okuyan

    (4, 5) Tutuşturulmuş yakıt(la) dolu o ateş(li) çukur(un) halkı kahrolsun! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tefsirlerimizde konuyu, Yemen, Irak, Necran, Suriye, Sümer, Babil, Filistin, Habeşistan veya Anadolu ile dolayısıyla Hz. İbrahim dönemi, Nebukadnezar veya Zerdüşt kralı ya da Himyer kralı Zûnüvâs ile ilişkilendiren yaklaşımlar vardır. Ayette isim kullanılmaması, mesajın evrensele taşınması içindir.

    Mustafa İslamoğlu

    O ateş (hendekleri), ağzına kadar doldurulup tutuşturulmuştur.

    Muhammed Esed

    (imana ermiş olanlara karşı) şiddetle yanan ateş (çukurunu)!

    Ahmed Hulusi

    O çıralı ateşte.

    Ali Bulaç

    'Tutuşturucu yakıt dolu o ateş,'

    Ali Özek ve heyeti

    Ateşle dolu (yakılarak).

    Ali Rıza Safa

    Ateşi tutuşturanlar.

    Bayraktar Bayraklı

    - Kahrolsun! Ateşi olan o çukuru kazanlar.

    Edip Yüksel

    Tutuşturulmuş ateşin-

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Tutuşturulmuş ateşin-

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O çıralı ateş sahiplerine.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O çıralı ateşin

    Erhan Aktaş

    O şiddetli ateşin sahipleri.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O şiddetli ateşin sahipleri.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O şiddetli ateşin sahipleri.

    Gültekin Onan

    'Tutuşturucu yakıt dolu o ateş',

    Hasan Basri Çantay

    (4-5) tutuşdurucu (malzeme ile hazırladıkları) o ateş hendeklerin saahibleri gebertilmişdir.

    İbni Kesir

    Tutuşturucu ateşlerle,

    Mehmet Alagaş

    (1-11) Burçlar özelliği olan semaya. Vaad olunan güne. Şahide ve şahi t olunana yemin olsun. Tutuşmuş yakıtla dolu ateş çukuru sahipleri gebertildi. O’nun çevresinde oturmuşlardı. Müminlere yaptıklarına şahit oluyorlardı / seyrediyorlardı. Onlara kızdıkları şeyse Aziz ve Hamid Allaha güvenmeleri / iman etmeleri idi. Semaların ve arzın egemenliği / mülkiyeti (elinde olanla ilgili özgürce tasarrufta bulunma hakkı) ona aittir. Allah her şeye şahittir / şehittir. Muhakkak ki mümin erkek ve kadınları sınayanlar / deneyenler sonra da t övbe etmeyenlere cehennem azabı vardır. Sönmeyen azap onlaradır. İnananlara ve salih amel işleyenlere kesinlikle altlarından nehirler akan cennetler vardır. İşte bu büyük başarıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Tutuşturulmuş ateşin.

    Süleyman Ateş

    O yakıt doldurulup tutuşturulmuş ateş (hendeğinin adamları)!

    Süleymaniye Vakfı

    bol yakıtlı ateşin sahipleri…

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yakıt dolu ateş çukurunun sahipleri

    Şaban Britch

    Tutuşturulmuş ateş.

    Şaban Piriş

    Tutuşturulmuş ateş,

    Yaşar Nuri Öztürk

    O tutuşturulan ateşin adamları,

  6. Burûc suresi, 6. ayet — bütün mealleriyle aç

    Burûc suresi, 6. ayet. إِذْ هُمْ عَلَيْهَا قُعُودٌ

    Diyanet İşleri

    (6-7) O vakit, ateşin etrafında oturmuş, mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.

    Mehmet Okuyan

    (6, 7) Hani onlar o (ateşli çukur)un başında oturmuş, müminlere yaptıkları (işkenceyi) seyrediyorlardı. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu katiller hem inananları bilinçli ve planlı bir şekilde ateşte yakıyorlar, hem de çevrelerinde oturup seyrediyorlardı. Kin ve öfkeleri öylesine derinlere sirayet etmişti ki yaptıkları bu canavarlığı seyredip ondan keyif alabiliyorlardı. Dahası, bu cinayeti işleyenlerin yanında, fiilen buna katılmasalar da çevrede oturup, olup biteni seyredenler de o fiili işleyenler gibi sorumluydular. Ayetteki kınayıcı ifadeler, elbette bu türden insanları da içermektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    O zaman onlar ateşin üstüne oturmuşlardır;

    Muhammed Esed

    Hani, onlar (keyifle) o (ateşi) seyretmişlerdi,

    Ahmed Hulusi

    Hani onlar ateş çevresinde oturanlardı.

    Ali Bulaç

    Hani kendileri (ateş hendeğinin) çevresinde oturmuşlardı.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar (yakanlar) da başlarına oturmuşlar,

    Ali Rıza Safa

    Onun çevresinde oturmuşlardı.

    Bayraktar Bayraklı

    -Onlar da o ateş çukurunun etrafında oturmuş, müminlere yapmakta oldukları işkenceyi seyrediyorlardı.

    Edip Yüksel

    Başında oturmuşlar,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Başında oturmuşlar,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O zaman ki, çevresinde oturmuşlardı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O vakıt ki üzerine oturmuştular

    Erhan Aktaş

    Hani onlar, onun başında oturmuşlardı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hani onlar, onun başında oturmuşlardı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hani onlar, onun başında oturmuşlardı.

    Gültekin Onan

    Hani kendileri (ateş hendeğinin) çevresinde oturmuşlardı.

    Hasan Basri Çantay

    O zaman onlar (o ateşin) etrafında oturucu idiler.

    İbni Kesir

    Hani onlar, onun çevresinde oturmuşlardı.

    Mehmet Alagaş

    (1-11) Burçlar özelliği olan semaya. Vaad olunan güne. Şahide ve şahi t olunana yemin olsun. Tutuşmuş yakıtla dolu ateş çukuru sahipleri gebertildi. O’nun çevresinde oturmuşlardı. Müminlere yaptıklarına şahit oluyorlardı / seyrediyorlardı. Onlara kızdıkları şeyse Aziz ve Hamid Allaha güvenmeleri / iman etmeleri idi. Semaların ve arzın egemenliği / mülkiyeti (elinde olanla ilgili özgürce tasarrufta bulunma hakkı) ona aittir. Allah her şeye şahittir / şehittir. Muhakkak ki mümin erkek ve kadınları sınayanlar / deneyenler sonra da t övbe etmeyenlere cehennem azabı vardır. Sönmeyen azap onlaradır. İnananlara ve salih amel işleyenlere kesinlikle altlarından nehirler akan cennetler vardır. İşte bu büyük başarıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O vakit onlar, onun (ateşin) etrafında oturmuşlardı.

    Süleyman Ateş

    Onlar, o (ateş hendeği)nin başında oturmuşlardı.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar, o ateşin çevresinde oturmuşlar,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar ateşin çevresinde oturur,

    Şaban Britch

    Kenarında oturmuşlar.

    Şaban Piriş

    Kenarında oturmuşlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlar onun başında oturmuşlardı.

  7. Burûc suresi, 7. ayet — bütün mealleriyle aç

    Burûc suresi, 7. ayet. وَهُمْ عَلَىٰ مَا يَفْعَلُونَ بِٱلْمُؤْمِنِينَ شُهُودٌ

    Diyanet İşleri

    (6-7) O vakit, ateşin etrafında oturmuş, mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.

    Mehmet Okuyan

    (6, 7) Hani onlar o (ateşli çukur)un başında oturmuş, müminlere yaptıkları (işkenceyi) seyrediyorlardı. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu katiller hem inananları bilinçli ve planlı bir şekilde ateşte yakıyorlar, hem de çevrelerinde oturup seyrediyorlardı. Kin ve öfkeleri öylesine derinlere sirayet etmişti ki yaptıkları bu canavarlığı seyredip ondan keyif alabiliyorlardı. Dahası, bu cinayeti işleyenlerin yanında, fiilen buna katılmasalar da çevrede oturup, olup biteni seyredenler de o fiili işleyenler gibi sorumluydular. Ayetteki kınayıcı ifadeler, elbette bu türden insanları da içermektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    zira mü'minlere yaptıkları kendi başlarına gelmiştir.

    Muhammed Esed

    müminlere ne yaptıklarının bilincinde olarak;

    Ahmed Hulusi

    Onlar, iman edenlere yaptıkları şeylere şahittiler!

    Ali Bulaç

    Ve mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.

    Ali Özek ve heyeti

    müminlere yapmakta oldukları işkenceyi seyrediyorlardı.

    Ali Rıza Safa

    Ve inananlara yaptıklarını seyrediyorlardı.

    Bayraktar Bayraklı

    -Onlar da o ateş çukurunun etrafında oturmuş, müminlere yapmakta oldukları işkenceyi seyrediyorlardı.

    Edip Yüksel

    Ve iman edenlere yaptıkları işkenceyi seyrediyorlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve inananlara yaptıkları işkenceyi seyrediyorlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Müminlere yaptıklarını bizzat seyrediyorlardı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Mü'minlere yaptıklarına karşı şahid de oluyorlardı

    Erhan Aktaş

    Mü'minlere yaptıklarını izliyorlardı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Mü'minlere yaptıklarını izliyorlardı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İnananlara yaptıkları işkenceyi izliyorlardı.

    Gültekin Onan

    Ve inançlılara yaptıklarını seyrediyorlardı.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar (Allaha) iman edenlere yapacakları (işkenceler) hususunda (hükümdarları nezdinde) şahidlik edeceklerdi.

    İbni Kesir

    Mü'minlere yaptıklarını seyretmekteydiler.

    Mehmet Alagaş

    (1-11) Burçlar özelliği olan semaya. Vaad olunan güne. Şahide ve şahi t olunana yemin olsun. Tutuşmuş yakıtla dolu ateş çukuru sahipleri gebertildi. O’nun çevresinde oturmuşlardı. Müminlere yaptıklarına şahit oluyorlardı / seyrediyorlardı. Onlara kızdıkları şeyse Aziz ve Hamid Allaha güvenmeleri / iman etmeleri idi. Semaların ve arzın egemenliği / mülkiyeti (elinde olanla ilgili özgürce tasarrufta bulunma hakkı) ona aittir. Allah her şeye şahittir / şehittir. Muhakkak ki mümin erkek ve kadınları sınayanlar / deneyenler sonra da t övbe etmeyenlere cehennem azabı vardır. Sönmeyen azap onlaradır. İnananlara ve salih amel işleyenlere kesinlikle altlarından nehirler akan cennetler vardır. İşte bu büyük başarıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Müminlere yaptıklarını seyrediyorlardı.

    Süleyman Ateş

    Ve onlar, mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.

    Süleymaniye Vakfı

    mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Müminlere yaptıklarını seyrederlerdi.

    Şaban Britch

    Müminlere yaptıklarını seyretmekteler.

    Şaban Piriş

    Müminlere yaptıklarını seyretmekteler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve hepsi, müminlere yaptıklarını seyrediyorlardı.

  8. Burûc suresi, 8. ayet — bütün mealleriyle aç

    Burûc suresi, 8. ayet. وَمَا نَقَمُوا۟ مِنْهُمْ إِلَّآ أَن يُؤْمِنُوا۟ بِٱللَّهِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَمِيدِ

    Diyanet İşleri

    (8-9) Onlar mü'minlere ancak; göklerin ve yerin hükümranlığı kendisine ait olan mutlak güç sahibi ve övülmeye layık Allah'a iman ettikleri için kızıyorlardı. Allah, her şeye şahittir.

    Mehmet Okuyan

    Onlardan (müminlerden) yalnızca güçlü ve övgüye layık olan Allah'a iman etmeleri nedeniyle intikam alıyorlardı.

    Mustafa İslamoğlu

    O (zalimler) başka bir sebeple değil, sadece yücelikte eşsiz ve hamdin tümüne layık olan Allah'a imanda ısrar ettikleri için onlardan intikam almışlardır.

    Muhammed Esed

    yalnızca Kudret Sahibi, bütün övgülere layık olan Allah'a inanmalarından dolayı nefret ediyorlardı o müminlerden,

    Ahmed Hulusi

    Onlardan (iman edenlerden) yalnızca Aziyz ve Hamiyd olan Allah'a iman ettikleri için intikam aldılar.

    Ali Bulaç

    Onlardan, yalnızca 'üstün ve güçlü olan,' öğülen Allah'a iman ettiklerinden dolayı intikam alıyorlardı.

    Ali Özek ve heyeti

    Azîz ve Hamîd olan Allah'a iman ettikleri için intikam aldılar.

    Ali Rıza Safa

    Üstün Olan; Övgülere Yaraşan Allah'a inandıkları için, onlardan öç alıyorlardı. dipnot 585

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 585
      İnananların ateş çukurunda yakılması konusu, Kur'an ayetlerinde daha çok ayrıntı bildirilmemiş olmasına karşın, Tevrat ayetlerine uydurma ayrıntılar eklenerek Ashab-ı Uhdud ismiyle ve İslamiyet tarihine dayandığı öne sürülerek sözde din kitaplarında yer alır. Tevrat,
      Daniel 3:10-30 — Eski Ahit, Daniel; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Daniel 3:10

      “Boru, ney, lir, kanun, arp, davul ve her çeşit çalgı sesini duyan herkes yere kapanıp altın heykele tapınacak; kim yere kapanıp tapınmazsa kızgın fırına atılacak diye bir buyruk çıkardın, ey kral.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ayetlerinde, özetle, şöyle yazılıdır: "Haberci, şöyle bağırdı: ‘Yüksek görevlere atadığın üç Yahudi, senin ilahlarına kulluk etmiyorlar; diktiğin altın heykele tapınmıyorlar.' Kral büyük bir öfkeye kapıldı ve bu kişileri çağırdı: ‘İlahlarıma kulluk etmediğiniz, altın heykele tapmadığınız takdirde kızgın fırına atılacaksınız. Bakalım, hangi tanrı sizi kurtaracak?' Üç kişi, şöyle yanıt verdi: ‘Kızgın fırına atılsak bile, hizmet ettiğimiz Allah bizi kurtarabilir. Ama kurtarmasa bile, senin ilahlarına kulluk etmeyiz; altın heykele tapmayız!' Kral çok öfkelendi; fırının yedi kat daha çok yakılmasını söyledi. Ve üç kişi kızgın fırına atıldı. Fakat kral, şaşkınlık içinde birden ayağa kalktı: ‘Ateşin içine üç kişi atmadık mı? Ben dört kişi görüyorum; ateşin içinde yürüyorlar ve hiçbir zarara da uğramamışlar. Üstelik dördüncüsü ilahi bir varlığa benziyor!' dedi. Sonra ‘Yüce Allah'ın kulları; ateşten çıkıp buraya gelin!' diye seslendi. Üç kişi ateşin içinden çıktı. Bedenlerine ateş etki etmemiş, başlarında tek saç yanmamış, giysileri değişmemiş, ateşin kokusu üzerlerine sinmemişti. Kral ‘Allah'a övgüler olsun; O'na güvenen kullarını kurtardı. Başka bir ilaha kulluk etmemek için canlarını tehlikeye attılar. Hangi ulustan ya da dilden olursa olsun, Allah'tan saygısızca söz eden herkes paramparça edilecek; evleri çöplüğe çevrilecek. Çünkü böyle kurtarabilen başka bir ilah yoktur.' dedi."

    Bayraktar Bayraklı

    -Müminlerden, sadece, göklerin ve yerin mülkü/iktidarı kendisine ait olan, 'sonsuz kudret sahibi ve övgüye layık olan Allah'a iman ettiklerinden dolayı intikam aldılar/alıyorlar. Oysaki Allah her şeyi görür.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayanlardan nefret ediyorlardı. Sadece, onlar Üstün ve Övgüye layık olan ALLAH'ı onayladıkları için...

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnananlardan nefret ediyorlardı. Sadece, onlar Üstün ve Övgüye layık olan ALLAH'a inandıkları için...

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlara sadece güçlü ve övgüye layık Allah'a iman etmeleri yüzünden kızıyorlardı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onlardan kızdıkları da yalnız aziz, hamid olan Allaha iyman etmeleri idi

    Erhan Aktaş

    Bunu, Mutlak Üstün Olan ve Övgüye Değer Yegane Varlık olan Allah'a iman edenleri cezalandırmak için yapıyorlardı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bunu, Mutlak Üstün Olan ve Övgüye Değer Yegane Varlık olan Allah'a iman edenleri cezalandırmak için yapıyorlardı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bunu, Mutlak Üstün Olan ve Övgüye Değer Yegane Varlık olan Allah'a iman edenleri cezalandırmak için yapıyorlardı.

    Gültekin Onan

    Onlardan, yalnızca 'üstün ve güçlü olan', öğülen Tanrı'ya inandıklarından dolayı intikam alıyorlardı.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar, içlerinden (mü'minlerin) O yegane gaalib, her hamde layık Allaha iman etmelerinden başka (hiçbir şey'i) inkar etmemişlerdi.

    İbni Kesir

    Onlar; ancak Aziz, Hamid Allah'a inandıkları için mü'minlerden öç almışlardı.

    Mehmet Alagaş

    (1-11) Burçlar özelliği olan semaya. Vaad olunan güne. Şahide ve şahi t olunana yemin olsun. Tutuşmuş yakıtla dolu ateş çukuru sahipleri gebertildi. O’nun çevresinde oturmuşlardı. Müminlere yaptıklarına şahit oluyorlardı / seyrediyorlardı. Onlara kızdıkları şeyse Aziz ve Hamid Allaha güvenmeleri / iman etmeleri idi. Semaların ve arzın egemenliği / mülkiyeti (elinde olanla ilgili özgürce tasarrufta bulunma hakkı) ona aittir. Allah her şeye şahittir / şehittir. Muhakkak ki mümin erkek ve kadınları sınayanlar / deneyenler sonra da t övbe etmeyenlere cehennem azabı vardır. Sönmeyen azap onlaradır. İnananlara ve salih amel işleyenlere kesinlikle altlarından nehirler akan cennetler vardır. İşte bu büyük başarıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlardan; sırf göklerin ve yerin mülkü kendisine ait olan, Aziz ve Hamîd olan Allah’a iman ettikleri için intikam aldılar.

    Süleyman Ateş

    Mü'minler sırf aziz, övgüye layık Allah'a inandıkları için o (zalim)ler onlardan öç aldılar.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlara bu cezayı vermelerinin tek sebebi, mü'minlerin daima üstün olan, her şeyi mükemmel yapan Allah'a inanıp güvenmeleriydi. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a inanmak, O'na güvenmekle olur. İnandığını söyleyen herkes O'na gereği gibi güvenmez. Dolayısıyla Allah'a güvenenler, bu gibilerin hesaplarını bozar ve onları fena halde sinirlendirirler (Maide 5/59, A'raf 7/126, Hac 22/40).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu cezayı vermelerinin tek sebebi, müminlerin, güçlü ve her şeyi güzel yapan Allah'a güvenmeleriydi dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a inanmak, Allah'a güvenmek demektir. İnandığını söyleyen herkes aslında Allah'a gereği gibi güvenmez. Dolayısıyla Allah'a güvenenler, bu gibilerin hesaplarını bozarlar.

    Şaban Britch

    Onlardan sadece, Aziz ve Hamid olan Allah’a iman ettikleri için intikam alıyorlar.

    Şaban Piriş

    Onlardan sadece, Aziz ve Hamid olan Allah'a iman ettikleri için intikam alıyorlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlardan sadece, Aziz ve Hamid Allah'a iman ettikleri için öç alıyorlardı.

  9. Burûc suresi, 9. ayet — bütün mealleriyle aç

    Burûc suresi, 9. ayet. ٱلَّذِى لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدٌ

    Diyanet İşleri

    (8-9) Onlar mü'minlere ancak; göklerin ve yerin hükümranlığı kendisine ait olan mutlak güç sahibi ve övülmeye layık Allah'a iman ettikleri için kızıyorlardı. Allah, her şeye şahittir.

    Mehmet Okuyan

    O ki göklerin ve yerin otoritesi kendisine aittir. Allah her şeye şahittir.

    Mustafa İslamoğlu

    O Allah ki, göklerin ve yerin hakimiyeti sadece O'na aittir; üstelik Allah her şeye şahittir.

    Muhammed Esed

    O Allah ki göklerin ve yerin hükümranlığına sahiptir. Allah ki her şeye tanıktır!

    Ahmed Hulusi

    O ki, semalar ve arzın mülkü O'na aittir! Allah her şeye şahittir!

    Ali Bulaç

    Ki O (Allah), göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Allah, her şeyin üzerinde şahid olandır.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlardan, sırf, göklerin ve yerin mülkü kendisine ait olan, oysa ki Allah her şeyi görür.

    Ali Rıza Safa

    Göklerin ve yeryüzünün yönetimi, O'na özgüdür. Ve Allah, her şeye Tanıktır.

    Bayraktar Bayraklı

    -Müminlerden, sadece, göklerin ve yerin mülkü/iktidarı kendisine ait olan, 'sonsuz kudret sahibi ve övgüye layık olan Allah'a iman ettiklerinden dolayı intikam aldılar/alıyorlar. Oysaki Allah her şeyi görür.

    Edip Yüksel

    Göklerin ve yerin yönetimi O'na aittir. Ve ALLAH her şeye Tanıktır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Göklerin ve yerin yönetimi O'na aittir. Ve ALLAH herşeye Tanıktır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O ki, göklerin ve yerin hükümranlığı yalnız O'nundur ve Allah, herşeye şahittir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ki bütün Semavat ve Arz mülkü onundur ve Allah, her şey'e şahiddir

    Erhan Aktaş

    O Allah ki, göklerin ve yerin mülkü dipnot 1 yalnızca O'na aittir. Allah, Her Şeye Tanık'tır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sahipliği, egemenliği, yönetimi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O Allah ki, göklerin ve yerin mülkü dipnot 1 yalnızca O'na aittir. Allah, Her Şeye Tanık'tır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sahipliği, egemenliği, yönetimi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O Allah ki, göklerin ve yerin mülkü dipnot 1 yalnızca O'na aittir. Allah, Her Şeye Tanık'tır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sahipliği, egemenliği, yönetimi.

    Gültekin Onan

    Ki O (Tanrı), göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Tanrı, her şeyin üzerinde şahid olandır.

    Hasan Basri Çantay

    (O Allah ki) göklerin ve yerin mülk (-ü tasarruf) u Onundur. Allah herşey'e hakkıyle şahiddir.

    İbni Kesir

    O ki; göklerin ve yerin mülkü kendisinindir. Ve Allah; her şeye Şahid'dir.

    Mehmet Alagaş

    (1-11) Burçlar özelliği olan semaya. Vaad olunan güne. Şahide ve şahi t olunana yemin olsun. Tutuşmuş yakıtla dolu ateş çukuru sahipleri gebertildi. O’nun çevresinde oturmuşlardı. Müminlere yaptıklarına şahit oluyorlardı / seyrediyorlardı. Onlara kızdıkları şeyse Aziz ve Hamid Allaha güvenmeleri / iman etmeleri idi. Semaların ve arzın egemenliği / mülkiyeti (elinde olanla ilgili özgürce tasarrufta bulunma hakkı) ona aittir. Allah her şeye şahittir / şehittir. Muhakkak ki mümin erkek ve kadınları sınayanlar / deneyenler sonra da t övbe etmeyenlere cehennem azabı vardır. Sönmeyen azap onlaradır. İnananlara ve salih amel işleyenlere kesinlikle altlarından nehirler akan cennetler vardır. İşte bu büyük başarıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah ki; göklerin ve yerin mülkü ona aittir ve Allah her şeyin üzerine şahittir.

    Süleyman Ateş

    O (Allah) ki göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Allah, her şeye tanıktır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Göklerin ve yerin tek hakimi olan Allah'a inanıp güvenmeleri… Üstelik Allah, her şeye şahittir.

    Şaban Britch

    Göklerin ve yerin mülkü kendisinin olan. Allah her şeye şahittir.

    Şaban Piriş

    Göklerin ve yerin hakimiyeti kendisinin olan... Her şeye şahid olan Allah'a..

    Yaşar Nuri Öztürk

    O Allah ki, göklerin ve yerin mülkü kendisinindir. Allah her şeye tanıktır.

  10. Burûc suresi, 10. ayet — bütün mealleriyle aç

    Burûc suresi, 10. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ فَتَنُوا۟ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتِ ثُمَّ لَمْ يَتُوبُوا۟ فَلَهُمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمْ عَذَابُ ٱلْحَرِيقِ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz mü'min erkeklerle mü'min kadınlara işkence edip, sonra da tövbe etmeyenlere; cehennem azabı ve yangın azabı vardır.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki inanmış erkeklerle inanmış kadınlara işkence edip sonra tevbe etmeyenlere cehennem azabı vardır ve onlar için yakıcı azap vardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Bakın, mü'min erkekler ve mü'min kadınlara işkence yapıp da sonra pişman olmayanlar var ya: elbet onlar derin bir mahrumiyet gayyasını boylayacaklar ve onları harlı ateşin azabı bekleyecektir.

    Muhammed Esed

    İnanan erkekler ile inanan kadınlara işkence edenlere ve sonra hiçbir pişmanlık duymayanlara gelince, onları cehennem azabı beklemektedir; evet, yakıcı azap beklemektedir onları!

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki, iman eden erkeklere ve iman eden kadınlara işkence yapıp, tövbe de etmeyenler var ya, onlar için cehennemin azabı vardır ve onlar için yakıcı azabı vardır.

    Ali Bulaç

    Gerçek şu ki, mü'min erkeklerle mü'min kadınlara işkence (fitne) uygulayanlar, sonra tevbe etmeyenler; işte onlar için, cehennem azabı vardır ve yakıcı azab onlaradır.

    Ali Özek ve heyeti

    Mümin erkeklere ve mümin kadınlara, dînden döndürmek için işkence edip sonra da tövbe etmeyenlere cehennem azabı ve (orada) yanma cezası vardır.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, inanan erkeklere ve inanan kadınlara işkence yaptılar. Sonra pişmanlık göstermediler. Artık, onlar için, cehennem cezası vardır. Ve onlar için, yakıcı bir ceza vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz, inanan erkekler ile inanan kadınlara işkence edenlere ve sonra tövbe etmeyenlere, cehennem azabı ve orada yanma cezası vardır.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayan erkeklere ve kadınlara zulüm ve işkencede bulunan ve daha sonra tövbe etmeyenler cehennem azabını hak etmişlerdir. Onlar için yakıcı bir azap vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnanan erkeklere ve kadınlara zulüm ve işkencede bulunan ve daha sonra tevbe etmeyenler cehennem azabını haketmişlerdir. Onlar için yakıcı bir azap vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İnanan erkeklere ve inanan kadınlara eziyet edip de sonra tevbe etmeyenlere kesinlikle cehennem azabı vardır ve de yangın azabı!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O kimseler ki mü'minin ve mü'minata fitne yapmışlar, sonra da tevbe etmemişlerdir muhakkak artık onlara Cehennem azabı var ve onlara yangın azabı vardır

    Erhan Aktaş

    Mü'min erkeklere ve kadınlara fitne dipnot 1 yapıp, sonra da kesin olarak tevbe etmeyenler için Cehennem azabı vardır. Onlar için yakıcı bir azap vardır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Baskı ve zulüm.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Mü'min erkeklere ve kadınlara fitne dipnot 1 yapıp, sonra da kesin olarak tevbe etmeyenler için Cehennem azabı vardır. Onlar için yakıcı bir azap vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Baskı ve zulüm yapan.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İnanan erkeklere ve kadınlara işkence edip, sonra da tövbe etmeyenler için Cehennem azabı vardır. Onlar için yakıcı bir azap vardır.

    Gültekin Onan

    Gerçek şu ki, inançlı (erkek)lerle inançlı (kadın)lara işkence (fitne) uygulayanlar, sonra tevbe etmeyenler; işte onlar için cehennem azabı vardır ve yakıcı azab onlaradır.

    Hasan Basri Çantay

    Hakıykat, erkek mü'minlerle kadın mü'minleri belaye uğratanlar, sonra da tevbe etmeyenler (yok mu?) onlar için cehennem azabı vardır, onlar için bir de yangın azabı.

    İbni Kesir

    Şüphesiz ki mü'min erkekleri ve mü'min kadınları belaya uğratanlar sonra da tevbe etmemiş olanlar, işte onlar için cehennem azabı vardır. Ve yakıcı azab da onlaradır.

    Mehmet Alagaş

    (1-11) Burçlar özelliği olan semaya. Vaad olunan güne. Şahide ve şahi t olunana yemin olsun. Tutuşmuş yakıtla dolu ateş çukuru sahipleri gebertildi. O’nun çevresinde oturmuşlardı. Müminlere yaptıklarına şahit oluyorlardı / seyrediyorlardı. Onlara kızdıkları şeyse Aziz ve Hamid Allaha güvenmeleri / iman etmeleri idi. Semaların ve arzın egemenliği / mülkiyeti (elinde olanla ilgili özgürce tasarrufta bulunma hakkı) ona aittir. Allah her şeye şahittir / şehittir. Muhakkak ki mümin erkek ve kadınları sınayanlar / deneyenler sonra da t övbe etmeyenlere cehennem azabı vardır. Sönmeyen azap onlaradır. İnananlara ve salih amel işleyenlere kesinlikle altlarından nehirler akan cennetler vardır. İşte bu büyük başarıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz Mümin erkeklerle Mümin kadınlara işkence edip, sonra da tevbe etmeyenlere Cehennem azabı ve yakıcı azap vardır.

    Süleyman Ateş

    İnanmış erkek ve kadınlara işkence edip sonra (yaptıklarına) tevbe etmeyenler (yok mu), onlar için cehennem azabı vardır ve onlar için yangın azabı vardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara işkence eden, dipnot 1 sonra da tövbe dipnot 2 etmeyen /dönüş yapmayanların hak ettikleri Cehennem azabıdır. Onların hak ettikleri yangın azabıdır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "İşkence" anlamı verdiğimiz kelimenin kökü fitne (فتنة)"dir. Fitne", altını içindeki yabancı maddelerden ayırmak için ateşe sokmaktır (Müfredat). Kur'an'da bu kelime imtihan (A'raf 7/155), aldatma (A'raf 7/27), cehennem azabı (Zariyat 51/10-14) ve savaş (Bakara 2/216) anlamlarında da kullanılmıştır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Arapçada tövbe, dönüş yapmak demektir. Tövbe edip girdiği yanlış yolu bırakan ve iyi işler yapmaya başlayan kişilerin işledikleri günah ne olursa olsun Allah o günahı bağışlar. Tövbe kapısı, Müslümanlara bu büyük zulmü yapanlara dahi açıktır (Al-i İmran 3/135, Nisa 4/17, Taha 20/82, Furkan 25/68-71, Zümer 39/53).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Mümin erkeklerle mümin kadınları o çukurda yakıp da dipnot 1 tevbe dipnot 2 etmeyenlerin payına düşen Cehennem azabı ve yangın dipnot 3 azabıdır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Fitne, altını ve gümüşü ateşte eriterek saflaştırma işlemidir (Lisan'ul-Arab c.13 s.317). Bunlar da Müslümanları ateşe atarak imanlarının saflığını görmüşlerdir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Tevbe, dönüş yapmak demektir. Tevbe kapısı, Müslümanlara bu zulmü yapanlara dahi açıktır. Allah Teala şöyle buyurur: "Ey kendilerini aşırı derecede kötü duruma sokmuş kullarım, Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar. O, çok bağışlar, ikramda bulunur." (Zümer 39/53)
    3. metne dön, dipnot 3
      Onlar Müslümanları yaktıkları için kendileri de yanacaklardır.

    Şaban Britch

    Erkek ve kadın mü’minleri ateşe atıp, sonra da tevbe etmeyenlere, onlara Cehennem azabı vardır. Onlara yakıcı azap vardır.

    Şaban Piriş

    Erkek ve kadın mü'minleri ateşe atıp, sonra da tevbe etmeyenlere, onlara cehennem azabı vardır. Onlara yakıcı azap vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şu bir gerçek ki, inanan erkeklerle inanan kadınlara işkence edip sonra da tövbe etmemiş olanlar için, cehennem azabı vardır. Onlar için yangın azabı da vardır.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.