Enbiyâ suresi · 92–97. ayetler

Tek ümmet; Ye'cûc ve Me'cûc

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Enbiyâ suresi, 92. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 92. ayet. إِنَّ هَٰذِهِۦٓ أُمَّتُكُمْ أُمَّةً وَٰحِدَةً وَأَنَا۠ رَبُّكُمْ فَٱعْبُدُونِ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz bu (İslam), tek ümmet (din) olarak sizin ümmetiniz (dininiz)dir. Ben de Rabbinizim. Onun için sadece bana kulluk edin.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki bu (peygamberler ve iman edenler), tek bir ümmet olarak sizin ümmetinizdir. dipnot 1 Ben de sizin Rabbinizim. Öyle ise bana kulluk edin!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:213; Yûnus 10:19; Mü'minûn 23:52.

    Mustafa İslamoğlu

    (Ey insanlar!) İşte (burada kısaca anlatılan peygamberler tarihinin de gösterdiği gibi) sizin ümmetiniz bir tek ümmettir ve Ben sizin Rabbinizim: O halde sadece Bana kulluk edin!

    Muhammed Esed

    (Siz ey inananlar,) gerçek şu ki, bu sizin ümmetiniz tek bir ümmettir: çünkü hepinizin Rabbi Benim; öyleyse (yalnızca) Bana kulluk edin!

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki bu tek bir ümmet olarak sizin ümmetinizdir! Ben, sizin Rabbinizim! O halde bana kulluğunuzun bilincine erin!

    Ali Bulaç

    Gerçekten, sizin bu ümmetiniz tek bir ümmettir. Ben de sizin Rabbinizim, öyleyse bana ibadet ediniz.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte, sizin bu dîniniz tek bir dindir; ben de sizin Rabbinizim. O halde bana ibadet edin.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, sizin topluluğunuz bir tek topluluktur. Ve Efendiniz, Benim. Artık, Bana hizmet edin.

    Bayraktar Bayraklı

    İşte, sizin bu dininiz, tek bir dindir ve ben de Rabbinizim, artık bana kulluk ediniz.

    Edip Yüksel

    İşte sizin topluluğunuz böyle bir (elçiler) topluluktur. Ben sizin Efendinizim; sadece bana hizmet edin.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İşte sizin topluluğunuz böyle bir (elçiler) topluluğudur. Ben sizin Rabbinizim; sadece bana kulluk edin.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte bu, İslam milleti bir tek millet olarak sizin milletinizdir. Rabbiniz de yalnız Benim; onun için hep Bana kulluk edin!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşte bu sizin ümmetiniz bir tek ümmet, rabbınız da bir benim onun için hep bana kulluk edin

    Erhan Aktaş

    Bu sizin ümmetiniz tek bir ümmettir. Çünkü hepinizin Rabb'i Ben'im. O halde yalnızca Bana kulluk edin!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bu sizin ümmetiniz tek bir ümmettir. Çünkü hepinizin Rabb'i Ben'im. O halde yalnızca Bana kulluk edin!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu sizin ümmetiniz tek bir ümmettir dipnot 1 . Çünkü hepinizin Rabb'i Ben'im. O halde yalnızca Bana kulluk edin!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ana yolunuz, yönünüz, amaç ve inanç birliğiniz, ortak değer yargılarınız ve uygarlığınız.

    Gültekin Onan

    Gerçekten, sizin bu ümmetiniz tek bir ümmettir. Ben de sizin rabbinizim, öyleyse bana ibadet ediniz.

    Hasan Basri Çantay

    Hakıykat, bu sizin ümmetiniz bir tek ümmetdir. (Şu tevhid ve İslam dini, bir tek din olarak, sizin dininizdir). Ben de sizin Rabbinizim. O halde (başkasına değil) bana kulluk edin.

    İbni Kesir

    Gerçekten şu sizin ümmetiniz, bir tek ümmettir. Ve Ben de Rabbınızım, artık yalnız Bana ibadet edin.

    Mehmet Alagaş

    (85-93) İsmail ve İdris ve Zelkifl i, hepsi de sabredenlerdendi , onları rahmetimize dahil ettik , kesinlikle onlar salihlerdendi. Zennun (Yunus), öfkeli bir şekilde gitti / terk etti, aleyhine bir şey takdir edemeyeceğimizi zannetti. Karanlıkta iken bize “Senden başka ilah yoktur seni üstün tutarım ben zalimlerden oldum” diye seslendi , biz de O’na icabet ettik onu gamdan kederden kurtardık, biz inananları böyle kurtarırız. Zekeriya, bir vakit o da Rabbine “Beni fert olarak / tek bir birey olarak bırakma, sen en hayırlı varissin” diye seslendi , O’na da icabet ettik ve ona Yahya’yı hibe ettik , eşini de / zevcesini de ıslah ettik, onlar hayırlarda yarışırlardı / hayır peşinde koşarlardı, ümit ve korku içinde bize dua ederlerdi, bizden ürperirlerdi. Öyle ki O’na (İsa’nın annesi Meryem) ırzını / ferşini koruyana, ruhumuzdan üfledik, O’nu ve oğlunu alemlere ayet yaptık. İşte bu sizin bir olan toplu munuz / ümmetiniz (tüm bu verilen örnek şahsiyetler) ve ben de sizin Rabbinizim bana ibadet edin. Yapmaları gereken işlerini / emirlerini kesip parçaladılar hepsi bize dönücüdürler. 94, İMAN EDENLERİN SALİH AMELLERİ KAYDEDİLİR DİĞERLERİ KAYDA GİRMEZ) Kim bir ıslah edici amel yaparsa ve de müminse (Mümin olmak amel kaydı için gerekli ilk şart) onun yaptıkları yok sayılmayacaktır, biz onu kesinlikle yazıyoruz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphe yok ki bu sizin ümmetiniz, tek bir ümmettir. Sizin Rabbiniz de benim. O halde yalnız bana ibadet edin.

    Süleyman Ateş

    İşte bu sizin ümmetiniz (olan tevhid ve İslam milleti), bir tek ümmettir. Rabbiniz de benim. Yalnız bana kulluk edin.

    Süleymaniye Vakfı

    İşte bu sizin (bağlı olduğunuz) ümmettir, tek bir ümmet. Ben de sizin Rabbinizim /Sahibinizim, öyleyse yalnızca bana kulluk edin dipnot 1 !

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Şaban Britch

    İşte bu, sizin ümmetiniz tek bir ümmettir. Ben de sizin Rabbinizim, o halde (yalnızca) bana ibadet edin.

    Şaban Piriş

    İşte bu, sizin ümmetiniz tek bir ümmettir. Ben de sizin Rabbinizim, o halde bana kulluk edin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte şu sizin ümmetiniz bir tek ümmettir. Ben de Rabbinimiz. O halde bana kulluk/ibadet edin.

  2. Enbiyâ suresi, 93. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 93. ayet. وَتَقَطَّعُوٓا۟ أَمْرَهُم بَيْنَهُمْ كُلٌّ إِلَيْنَا رَٰجِعُونَ

    Diyanet İşleri

    (İnsanlar) işlerini kendi aralarında parça parça ettiler. Hepsi de ancak bize dönecekler.

    Mustafa İslamoğlu

    Ama onlar birliklerini aralarında paramparça ettiler: (oysa ki) hepsi de sonunda yine Bize dönecekler.

    Muhammed Esed

    Ama insanlar aralarındaki bu birliği paramparça ettiler; (hem de) sonunda topluca Bize dönecekler(ini unutarak).

    Ahmed Hulusi

    Onlar aralarında işlerini (din - sistem anlayışlarını) paramparça ettiler. . . Hepsi bize rücu edicilerdir.

    Ali Bulaç

    Onlar, işlerini kendi aralarında parça parça dağıttılar (dinlerinde bölünmeler yaptılar); hepsi bize döneceklerdir.

    Ali Özek ve heyeti

    (Buna rağmen insanlar), dinlerini aralarında bölük pörçük etmişlerdir. Halbuki hepsi de bize döneceklerdir.

    Ali Rıza Safa

    Oysa aralarındaki birliği parçaladılar. Tümü, Bize dönecektir.

    Bayraktar Bayraklı

    Ama insanlar din konusunda aralarında bölündüler; hepsi bize döneceklerdir.

    Edip Yüksel

    Fakat onlar işlerinde ayrılığa düştüler; hepsi bize döneceklerdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Fakat onlar işlerinde ayrılığa düştüler; hepsi bize döneceklerdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar kumandanlarını aralarında parçaladılar, fakat hepsi Bize dönecektir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onlar kumandalarını beyinlerinde parçaladılar, fakat hepsi bize rücu' edecekler

    Erhan Aktaş

    Emirlerini dipnot 1 aralarında bölük pörçük ettiler. Oysa hepsi yalnızca Bize dönecekler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dinin buyruklarını.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Emirlerini dipnot 1 aralarında bölük pörçük ettiler. Oysa hepsi yalnızca Bize dönecekler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dinin buyruklarını.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Emirlerini dipnot 1 aralarında bölük pörçük ettiler. Oysa hepsi yalnızca Bize dönecekler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dinin buyruklarını.

    Gültekin Onan

    Onlar, buyruklarını kendi aralarında parça parça dağıttılar [dinlerinde bölünmeler yaptılar]; hepsi bize döneceklerdir.

    Hasan Basri Çantay

    (Muhaatablardan ba'zıları) aralarında, (din) işlerinde fırka fırka oldular. (Bununla beraber) hepsi yine ancak bize dönücülerdir.

    İbni Kesir

    Onlar aralarında kendi işlerinde bölük bölük oldular. Ama hepsi Bize döneceklerdir.

    Mehmet Alagaş

    (85-93) İsmail ve İdris ve Zelkifl i, hepsi de sabredenlerdendi , onları rahmetimize dahil ettik , kesinlikle onlar salihlerdendi. Zennun (Yunus), öfkeli bir şekilde gitti / terk etti, aleyhine bir şey takdir edemeyeceğimizi zannetti. Karanlıkta iken bize “Senden başka ilah yoktur seni üstün tutarım ben zalimlerden oldum” diye seslendi , biz de O’na icabet ettik onu gamdan kederden kurtardık, biz inananları böyle kurtarırız. Zekeriya, bir vakit o da Rabbine “Beni fert olarak / tek bir birey olarak bırakma, sen en hayırlı varissin” diye seslendi , O’na da icabet ettik ve ona Yahya’yı hibe ettik , eşini de / zevcesini de ıslah ettik, onlar hayırlarda yarışırlardı / hayır peşinde koşarlardı, ümit ve korku içinde bize dua ederlerdi, bizden ürperirlerdi. Öyle ki O’na (İsa’nın annesi Meryem) ırzını / ferşini koruyana, ruhumuzdan üfledik, O’nu ve oğlunu alemlere ayet yaptık. İşte bu sizin bir olan toplu munuz / ümmetiniz (tüm bu verilen örnek şahsiyetler) ve ben de sizin Rabbinizim bana ibadet edin. Yapmaları gereken işlerini / emirlerini kesip parçaladılar hepsi bize dönücüdürler. 94, İMAN EDENLERİN SALİH AMELLERİ KAYDEDİLİR DİĞERLERİ KAYDA GİRMEZ) Kim bir ıslah edici amel yaparsa ve de müminse (Mümin olmak amel kaydı için gerekli ilk şart) onun yaptıkları yok sayılmayacaktır, biz onu kesinlikle yazıyoruz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (İnsanlar) (din) işlerinde aralarında bölüklere ayrıldılar. Hepsi de ancak bize dönecekler.

    Süleyman Ateş

    İşlerini aralarında parçaladılar (Tanrıdan gelen dini parça parça ettiler, ayrılığa düştüler); hepsi (sonunda) bize döneceklerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ama din işlerini aralarında bölük bölük ettiler; hepsi bize döneceklerdir.

    Şaban Britch

    Aralarındaki (din) işlerini paramparça ettiler. Hepsi bize dönecektir.

    Şaban Piriş

    Aralarındaki işlerini paramparça ettiler. Hepsi bize dönecektir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşlerini aralarında parçaladılar. Hepsi bize dönecekler.

  3. Enbiyâ suresi, 94. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 94. ayet. فَمَن يَعْمَلْ مِنَ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَا كُفْرَانَ لِسَعْيِهِۦ وَإِنَّا لَهُۥ كَٰتِبُونَ

    Diyanet İşleri

    Şu halde, kim mü'min olarak bir salih amel işlerse, çalışması asla inkar edilmez. Şüphesiz biz onu yazmaktayız.

    Mustafa İslamoğlu

    Neticede, kim iman etmiş olarak o imanla uyumlu davranışlar göstermeye gayret ederse, onun bu gayreti asla görmezden gelinmeyecektir: zira Biz, onun lehine bütün bunları kaydediyoruz.

    Muhammed Esed

    Yine de her kim, hem inanmış, hem de dürüst ve erdemli davranışlardan (bir şeyler) ortaya koymuşsa, onun bu çabası asla ziyan edilmeyecektir; çünkü, hiç kuşkusuz Biz bunu onun lehine kaydetmekteyiz.

    Ahmed Hulusi

    Kim imanlı olarak yararlı bir fiil ortaya koyarsa o çalışmasının karşılığını alır! Biz onun kaydını tutanlarız!

    Ali Bulaç

    Artık kim, bir mü'min olarak salih amellerde bulunursa, onun çabası için (karşılık olarak) küfran (nankörlük) yoktur. Şüphesiz biz, onun yazıcılarıyız.

    Ali Özek ve heyeti

    Bu durumda her kim mümin olarak iyi davranışlar yaparsa onun çabasını görmezlikten gelmek olmaz. Zira biz onu yazmaktayız.

    Ali Rıza Safa

    Artık, kim inanmış olarak erdemli edimler yaparsa, onun bu çalışmasına nankörlük edilmez. Kuşkusuz, onun için kaydediyoruz.

    Bayraktar Bayraklı

    İnanmış olarak iyi amel yapanların çalışması inkar edilmeyecektir. Biz onu yazmaktayız.

    Edip Yüksel

    Kim gerçeği onaylayarak erdemli işler yaparsa onun bu çabası boşa gitmeyecektir; biz sürekli olarak kaydetmekteyiz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kim inançlı olarak erdemli işler yaparsa onun bu çabası boşa gitmeyecektir; biz sürekli olarak kaydetmekteyiz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Artık kim mü'min olarak yararlı işlerden bir iş yaparsa, onun çalışmasına nankörlük edilmeyecek; şüphesiz Biz onun hesabına yazarız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İmdi her kim mü'min olarak salihattan bir amel işlerse onun sa'yine küfran yok ve her halde biz onun hisabına yazarız

    Erhan Aktaş

    Fakat kim iman etmiş olarak salihat dipnot 1 yaparsa, onun çabası için kafirlik dipnot 2 yapılmaz. Biz, bütün çabalarını yazmaktayız.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "İman edip, salihatı yapanlar" terkibini "İman edip iyi işler yapanlar" diye çevirmek doğru değildir. Salihat, davranış yolu ile bütünüyle dışa yansıyan imandır. Salihat, bozgunculuk ve kötülükle mücadele etmek, bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, yapıcı olmak, iyi olmak ve iyiye yönlendirmek demektir. Bu kelimenin karşıtı "seyyiat" yani kötülük ve "fesad" yani bozgunculuk kelimeleridir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Çabaları mutlaka dikkate alınır, görülür ve ona göre karşılık verilir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Fakat kim inanmış olarak salihat dipnot 1 yaparsa, onun çabası için kafirlik dipnot 2 yapılmaz. Biz, bütün çabalarını yazmaktayız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Salihat, davranış yolu ile bütünüyle dışa yansıyan imandır. Bu sözcüğün karşıtı "seyyiat" yani kötülük sözcüğüdür. Salihat, kötülüğe karşı mücadele etmek, bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, yapıcı olmak, iyi olmak ve iyiye yönlendirmek demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Nankörlük. Kafir; inançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Fakat kim inanmış olarak salihat dipnot 1 yaparsa, onun çabası için kafirlik dipnot 2 yapılmaz. Biz, bütün çabalarını yazmaktayız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, düzeltici olmak, yapıcı olmak, düzeltmeye teşvik etmek, iyiye yönlendirmek.
    2. metne dön, dipnot 2
      Nankörlük. "Kafirlik" (kufrane) sözcüğü, inkar etmenin yanı sıra esas olarak, "nankörlük etme", "gerçeğin üzerini örtme", "gerçeği görmezden gelme" anlamlarına gelmektedir.

    Gültekin Onan

    Artık kim inançlı olarak salih amellerde bulunursa, onun çabası için (karşılık olarak) küfran yoktur. Şüphesiz biz onun yazıcılarıyız.

    Hasan Basri Çantay

    O halde kim mü'min olarak iyi (amel) lerden bir (şey) yaparsa onun sa'yinin (karşılığı şükran olacakdır), küfran (ve mahrumiyyet) değil. Biz onun hiç şübhesiz yazıcılarıyız.

    İbni Kesir

    Artık inanmış olarak salih amel işleyenlerin ameli inkar edilmez. Ve Biz onu yazanlarız.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şu hâlde, kim Mümin olarak salih ameller işlerse, çalışması asla inkâr edilmez. Şüphesiz biz onu yazmaktayız.

    Süleyman Ateş

    İmdi kim inanmış olarak iyi işlerden yaparsa onun çalışmasına nankörlük edilmez, biz (onun çalışmasını) yazanlarız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Her kim inanarak iyi işler yaparsa çalışması görmezlikten gelinmez. Biz onu yazarız.

    Şaban Britch

    Kim de mümin olarak salih ameller işlerse, onun çabasına inkâr yoktur. Çünkü biz onu yazmaktayız.

    Şaban Piriş

    Kim de mümin olarak doğruları yaparsa, onun çabası gözardı edilmeyecektir. Çünkü biz onu yazmaktayız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kim inanmış olarak hayra ve barışa yönelik işlerden bir şey yaparsa, onun gayretine nankörlük edilmez. Biz böylesi lehine katiplik ederiz.

  4. Enbiyâ suresi, 95. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 95. ayet. وَحَرَٰمٌ عَلَىٰ قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَٰهَآ أَنَّهُمْ لَا يَرْجِعُونَ

    Diyanet İşleri

    Helak ettiğimiz bir memleket halkının bize dönmemeleri imkansızdır.

    Mehmet Okuyan

    Helak ettiğimiz bir şehir için artık (yenilenmek) imkânsızdır; şüphesiz ki onlar geri dönemeyeceklerdir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ne ki, Bizim helakine karar verdiğimiz bir toplum mecburi (istikamete girmiştir); artık onların geri dönmesi mümkün değildir;

    Muhammed Esed

    Bu bakımdan, yok etmeye karar verdiğimiz herhangi bir toplumun, (tuttuğu günahkarca yoldan) bir daha geri dönmesi asla mümkün değildir!

    Ahmed Hulusi

    Yok ettiğimiz bir bölgedekilere haramdır ki; onlar rücu edemezler!

    Ali Bulaç

    Yıkıma uğrattığımız bir ülkeye (tekrar dünya hayatı) imkansız (haram)dır; hiç şüphesiz onlar, (dünyaya) bir daha geri dönmeyecekler.

    Ali Özek ve heyeti

    Helak ettiğimiz ülke (halkı) nin (kıyâmete kadar dünyaya tekrar) dönmeleri mümkün değildir.

    Ali Rıza Safa

    Yıkıma uğrattığımız kentlere yasaklanmıştır; asla geri dönemezler.

    Bayraktar Bayraklı

    Helak ettiğimiz ülke halkının bize dönmemesi imkansızdır.

    Edip Yüksel

    Helak ettiğimiz bir toplumun tekrar dönmesi yasaktır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Helak ettiğimiz bir toplumun tekrar dönmesi yasaktır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Helak ettiğimiz bir belde (halkı) nın Bize dönmemesi imkansızdır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İhlak ettiğimiz karyeye dahi haramdır ki rücu' etmiyecek olsunlar

    Erhan Aktaş

    Yok ettiğimiz bir kent halkının geri dönmesi haramdır. dipnot 1 Onlar bir daha geri dönemezler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Geri dönmeleri mümkün değildir. Bu ihlal edilemez bir yasadır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yok ettiğimiz bir kent halkının geri dönmesi haramdır. dipnot 1 Onlar bir daha geri dönemezler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Geri dönmeleri mümkün değildir. Bu ihlal edilemez bir yasadır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yok ettiğimiz bir kent halkının geri dönmesi haramdır. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Geri dönmeleri mümkün değildir. Bu ihlal edilemez bir yasadır.

    Gültekin Onan

    Yıkıma uğrattığımız bir ülkeye (tekrar dünya hayatı) imkansız (haram)dır; hiç şüphesiz onlar, (dünyaya) bir daha geri dönmeyecekler.

    Hasan Basri Çantay

    Helak etdiğimiz bir memleket (ahalisinin) hakıykaten (mahşere) dönmemeleri imkansızdır.

    İbni Kesir

    Helak ettiğimiz kasaba halkına da haramdır. Onlar geri dönmezler.

    Mehmet Alagaş

    (95-103) Helak ettiğimiz memleketlere dönmeleri yasaktır / haramdır, onlar kesinlikle oraya Ye’cüc ve Me’cüc açılıp ta her tepecikten / tümsekten çoğalarak yayılıncaya değin geri dönemeyecekler, Allah’ın gerçek vaadi yaklaşmıştır, kafirlerin gözleri hayretten tam açıktır , yazıklar olsun bize ki bundan bunun farkında değildik / gafil idik, bilakis biz zalimlerdik, sizler ve Allah’tan başka taptıklarınız cehennem yakıtısınız , o raya varacaksınız. Onlar eğer ilah olsalardı oraya / cehenneme varmazlardı (demek ki ilah değillermiş) hepsi orada kalıcıdırlar, onlara orada bir nefes iniltisi / bir iç çekiş vardır ve ayrıca orada işitmezler. Bizce güzel olduklarına dair hüküm almışlar / güzellikle sabıkalılar işte onlar ondan / cehennemden uzak kalanlardır , o nun tıslamasını / sesini dahi duymayacaklar , istedikleri / iştah ettikleri her neyse onunla kalıcıdırlar, büyük korkutucu (azap korkusu) onları hüzünlendirmeyecek, onlarla melekler buluşacaktır, işte size vaat edilen günleriniz budur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Helâk ettiğimiz bir ülke halkının (dünya hayatına geri) dönmeleri imkânsızdır.

    Süleyman Ateş

    Helak ettiğimiz bir ülkeye artık (yaşamak) haramdır: Onlar bir daha geri dönemezler.

    Süleymaniye Vakfı

    Helak ettiğimiz bir kentin halkının huzurumuza gelmemesi diye bir şey yoktur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Etkisizleştirdiğimiz bir kentin halkı mahrum kalır, eski hallerine dönemezler.

    Şaban Britch

    Helâk ettiğimiz bir belde halkının da (bize) dönmemesi imkansızdır

    Şaban Piriş

    Helak ettiğimiz bir belde halkının da (bize) dönmemesi imkansızdır

    Yaşar Nuri Öztürk

    Helak ettiğimiz bir kente/medeniyete yaşamak haram edilmiştir. Onlar bir daha geri dönemezler.

  5. Enbiyâ suresi, 96. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 96. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا فُتِحَتْ يَأْجُوجُ وَمَأْجُوجُ وَهُم مِّن كُلِّ حَدَبٍ يَنسِلُونَ

    Diyanet İşleri

    Nihayet Ye'cüc ve Me'cüc'ün önü açıldığı zaman her tepeden akın ederler.

    Mehmet Okuyan

    Sonunda Ye'cûc ve Me'cûc dipnot 1 (setleri) açıldığı, onlar her tepeden akın ettiği,

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ye'cûc ve Me'cûc ifadesi, bir kez de Kehf 18:94-99. ayetlerde geçmekte ve her dönemin olumsuz insan tipini nitelendirmektedir. Bu yüzden, ayetin tercümesi şöyle de yapılabilir: "Nihayet Ye'cûc ve Me'cûc (sedleri) açıldığı, onlar her tepeden akın ettiği ve gerçek vaat (ölüm, Son Saat, kıyamet) yaklaşınca, (yani Ye'cüc ve Me'cûc denilen azgın topluluğun da ortaya çıkıp diriltilip hesap vereceği kıyamet yaklaşınca)..."

    Mustafa İslamoğlu

    ta ki Ye'cuc ve Me'cuc'un salınıp, her bir köşeden boşalacakları zamana dek...

    Muhammed Esed

    Ta ki, Yecüc ve Mecüc'ün (dünyaya) salınıp, (yeryüzünün) her köşe(sin)den boşalacakları zamana kadar,

    Ahmed Hulusi

    Nihayet Ye'cüc ve Me'cüc kapılarının açıldığı zaman, her hadebden (yüksekçe yer - belki de uzay gemilerinden) hızlıca inerler!

    Ali Bulaç

    Yecuc ve Mecuc (un sedleri) açıldığında, onlar her bir tepeden akın ederler;

    Ali Özek ve heyeti

    Nihayet Ye’cûc ve Me’cûc (sedleri) açıldığı ve onlar her tepeden akın ettiği zaman;

    Ali Rıza Safa

    Sonunda, Yecüc ve Mecüc'ün engeli kaldırıldığında, onlar, her yönden akın edeceklerdir.

    Bayraktar Bayraklı

    -Nihayet Ye'cuc ve Me'cuc setleri açıldığı ve onlar her tepeden akın ettiği zaman, verilen gerçek söz yaklaştığında inkar edenlerin gözleri donakalır! "Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz, bu durumdan habersizmişiz, hatta biz zalim kimselermişiz" derler.

    Edip Yüksel

    Nihayet, Yecuc ve Mecuc'un önü açıldığı zaman, onlar her yönden saldırırlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Nihayet, Yecuc ve Mecuc'un önü açıldığı zaman, onlar her yönden saldırırlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Nihayet Ye'cuc ve Me'cuc(un seddi) açılıp da her tepeden saldırdıkları;

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Nihayet Ye'cuc ve Me'cuc açılıb da her tepeden saldırdıkları

    Erhan Aktaş

    Hatta Ye'cuc ve Me'cuc yaygınlaşıp her tarafı kuşatma altına alıncaya kadar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hatta Ye'cuc ve Me'cuc dipnot 1 yaygınlaşıp her tarafı kuşatma altına alıncaya kadar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ye'cüc ve Me'cüc, bir nitelemedir. Toplumsal kokuşmanın, topyekun bir insanlığın tam bir "hercümerç" olması, ahlaki bir bozulmanın, sefaletin ve çöküntünün bütün bir toplumu kuşatmanın, bütün bir toplumun işbirliği halinde fesat çıkarmasının, kötülüğün her şeye nüfus etmesinin genel adıdır. Bunu belli bir zamanla, mekanla, toplum veya güçle kayıtlamak veya bu konuda gaybi bir beklentiye girmek anlamsız bir beklentinin hayal ürününden başka bir şey değildir. Ye'cüc ve Me'cüc her çağda ve her toplumda ortaya çıkabilecek bir durumdur. 18:94: "Ey Zu'l-Karneyn! Şüphesiz Ye'cuc ve Me'cuc yeryüzünde fesat çıkaranlardır. Onun için, onlarla bizim aramıza ücreti mukabilinde bir set yap, olmaz mı?" dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hatta Ye'cuc ve Me'cuc dipnot 1 yaygınlaşıp her tarafı kuşatma altına alıncaya kadar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ye'cuc ve Me'cuc, bir nitelemedir. Toplumsal kokuşmanın, topyekun bir insanlığın tam bir "hercümerç" olması, ahlaki bozulmanın, sefaletin ve çöküntünün bütün bir toplumu kuşatmasının, bütün bir toplumun işbirliği halinde fesat çıkarmasının, kötülüğün her şeye nüfus etmesinin genel adıdır. Bunu belli bir zamanla, mekanla, toplum veya güçle sınırlamak veya bu konuda gaybi bir beklentiye girmek anlamsızdır. Bu hayal görmekten başka bir şey değildir. Ye'cuc ve Me'cuc, her çağda ve her toplumda ortaya çıkabilecek bir durumdur. 18/Kehf, 94: "Ey Zu'l-Karneyn! Şüphesiz Ye'cuc ve Me'cuc yeryüzünde fesat çıkaranlardır. Onun için, onlarla bizim aramıza ücreti mukabilinde bir set yap, olmaz mı?" dediler.

    Gültekin Onan

    (96-97) Yecuc ve Mecuc(un sedleri) açıldığında, onlar her bir tepeden akın ederler. Gerçek olan vaad yaklaşmıştır, işte o zaman, küfredenlerin gözleri yuvalarından fırlayacak: "Eyvahlar bize, biz bundan tam bir gaflet içindeydik hayır, bizler zalim kimselerdik" (diyecekler).

    Hasan Basri Çantay

    (96-97) Nihayet Ye'cuc ve Me'cuc (un seddi) açılıb da her tepeden saldıracakları ve gerçek va'd olan (kıyamet) yaklaşdığı vakit, işte o zaman o küfr (ve inkar) edenlerin gözleri hemen belirib kalacak, "Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gaflet içindeydik. Hayır, biz zaalim kimselerdik" (diyecekler).

    İbni Kesir

    Ye'cuc ve Me'cuc açılıp da her tepeden ve dereden akın ettikleri vakit.

    Mehmet Alagaş

    (95-103) Helak ettiğimiz memleketlere dönmeleri yasaktır / haramdır, onlar kesinlikle oraya Ye’cüc ve Me’cüc açılıp ta her tepecikten / tümsekten çoğalarak yayılıncaya değin geri dönemeyecekler, Allah’ın gerçek vaadi yaklaşmıştır, kafirlerin gözleri hayretten tam açıktır , yazıklar olsun bize ki bundan bunun farkında değildik / gafil idik, bilakis biz zalimlerdik, sizler ve Allah’tan başka taptıklarınız cehennem yakıtısınız , o raya varacaksınız. Onlar eğer ilah olsalardı oraya / cehenneme varmazlardı (demek ki ilah değillermiş) hepsi orada kalıcıdırlar, onlara orada bir nefes iniltisi / bir iç çekiş vardır ve ayrıca orada işitmezler. Bizce güzel olduklarına dair hüküm almışlar / güzellikle sabıkalılar işte onlar ondan / cehennemden uzak kalanlardır , o nun tıslamasını / sesini dahi duymayacaklar , istedikleri / iştah ettikleri her neyse onunla kalıcıdırlar, büyük korkutucu (azap korkusu) onları hüzünlendirmeyecek, onlarla melekler buluşacaktır, işte size vaat edilen günleriniz budur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Nihayet Ye’cüc ve Me’cüc’ün (seddi) açıldığı zaman her tepeden akın ederler.

    Süleyman Ateş

    Nihayet Ye'cuc ve Me'cuc'un önü açıldığı ve onlar her tepeden akın etmeye başladıkları zaman,

    Süleymaniye Vakfı

    Nihayet Ye'cüc ve Me'cüc (onların kabirleri) dipnot 1 açıldığında; onlar her bir tümsekten dipnot 2 akın ettiğinde

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yecuc ve Mecuc, yeryüzünde fesat çıkaranlardır (Kehf 18/94-99). Bunlar Allah'ın lanetini ve cehennemi hak etmiş kimselerdir (Ra'd 13/25).
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu tümsekler bitki gibi toprağa ekilen insanların kabirlerinin üzerinde oluşan çıkıntılardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Onlardaki bu durum Kıyamet günü) Yecuc ile Mecuc'un dipnot 1 (kabirleri) açılıncaya kadar sürer. O zaman her bir tümsekten dipnot 2 çıkar, hızla giderler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yecuc ve Mecuc bütün kafirler için kullanılan ortak isimdir. Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kıyamet günü Aziz ve Celil olan Allah: "Ey Adem" diye seslenir. Adem: "Ey Rabbim buyur, emrindeyim, bütün hayırlar senin elindedir!" der. Şöyle bir nidada bulunulur: "Allah sana, cehennem heyetini çıkarmanı emrediyor!" Adem sorar: "Ey Rabbim, cehennem hey'eti ne kadardır?" "Her binden dokuzyüzdoksandokuzu!" İşte hamilelerin çocuğunu düşürdüğü, çocukların ihtiyarladığı, insanların sarhoş olmadıkları halde, azabın şiddetinden sarhoşa döneceklerini göreceğin zaman bu zamandır." Bu haber Ashab'a çok ağır geldi. Öyle ki yüzlerinin rengi değişti. "Ey Allah'ın Resulü!" dediler, "Bu binde bir içine hangimiz gireceğiz?" "Ye'cuc ve Me'cuc'dan binde dokuzyüzdoksandokuz, sizden ise bir olacak. Şunu da bilin ki siz, insanlar arasında, beyaz bir öküzde siyah bir kıl veya siyah bir öküzde beyaz bir kıl durumundasınız." Buhari, Tefsir, Hac 1, Enbiya 7, Rikak 46, Tevhid 32; Müslim, İman 379, (222)
    2. metne dön, dipnot 2
      Doğum günü gelmiş kadının karnı gibi tümsekleşmiş kabirleri açılır, her biri oradan çıkıp toplanacakları yere doğru koşmaya başlarlar.

    Şaban Britch

    Nihayet Ye'cuc ve Me'cuc (sedleri) açıldığı ve onlar her tepeden akın ettiği zaman;

    Şaban Piriş

    Ne zaman ki Yecüc ve Mecüc serbest bırakılır, her tepeden ve dereden sel gibi akarlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ye'cuc ve Me'cuc'ün önü açıldığı zaman onlar, her tepeden akın ederler.

  6. Enbiyâ suresi, 97. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 97. ayet. وَٱقْتَرَبَ ٱلْوَعْدُ ٱلْحَقُّ فَإِذَا هِىَ شَٰخِصَةٌ أَبْصَٰرُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يَٰوَيْلَنَا قَدْ كُنَّا فِى غَفْلَةٍ مِّنْ هَٰذَا بَلْ كُنَّا ظَٰلِمِينَ

    Diyanet İşleri

    Gerçek vaad (kıyametin kopması) yaklaşır, bir de bakarsın inkar edenlerin gözleri açılıp donakalmıştır. "Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gafildik. Hatta biz zalim kimselermişiz" derler.

    Mehmet Okuyan

    Ve gerçek vaat (Son Saat) yaklaşınca, kâfir olanların gözleri birdenbire donakalır! (Onlar) "Ah, eyvah, yazıklar olsun bize! Elbette bu durumdan habersizmişiz; hatta biz zalimlermişiz!" (diyeceklerdir).

    Mustafa İslamoğlu

    İmdi, mutlaka gerçekleşecek olan sözün vakti yaklaşmıştır: işte o zaman, küfürde ısrar edenler, gözleri yuvalarından fırlatmış bir halde "Yazıklar olsun bize!" (diyecekler), "Doğrusu biz bu (söze) karşın gaflete dalmışız; dahası (böyle yapmakla) kendi kendimize kıymışız!"

    Muhammed Esed

    (ki o zaman) başa gelmesi kaçınılmaz olan (kıyamet) söz(ün)ün gerçekleşmesi de yaklaşmış olacaktır. O zaman ki, hakkı inkara şartlanmış olan kimselerin gözleri yerinden oynayacak ve (birbirlerine:) "Vah bize!" (diye yakınacaklar), "Bu (kıyamet sözüne) karşı hep umursamazlık gösterdik! Çünkü, zulüm ve kötülük yap(maya eğilimli ol)an kimselerdik!"

    Ahmed Hulusi

    Ölüm yaklaştığında, bir de bakarsın ki hakikat bilgisini inkar edenlerin gözleri dehşetle donar kalır! "Eyvah! Gerçekten biz kozamızda - dünyamızda yaşıyormuşuz (bu gerçeği fark edememişiz)! Hayır, zalimler imişiz. "

    Ali Bulaç

    Gerçek olan va'd yaklaşmıştır, işte o zaman, inkar edenlerin gözleri yuvalarından fırlayacak: "Eyvahlar bize, biz bundan tam bir gaflet içindeydik, hayır, bizler zalim kimselerdik" (diyecekler).

    Ali Özek ve heyeti

    Gerçek vadolan kıyamet artık yaklaşmıştır, işte o zaman, küfredenlerin gözleri donakalır ve "Yazıklar olsun bize! Biz, bundan gaflet içinde idik; daha zâlimdik" derler.

    Ali Rıza Safa

    Zaten sözü verilen gerçek yaklaşmış; nankörlük edenlerin gözleri birden donup kalmıştır: "Vay başımıza gelene! Bundan önce aymazlık içindeydik!" "Hayır! Haksızlık yapanlardan olduk!"

    Bayraktar Bayraklı

    -Nihayet Ye'cuc ve Me'cuc setleri açıldığı ve onlar her tepeden akın ettiği zaman, verilen gerçek söz yaklaştığında inkar edenlerin gözleri donakalır! "Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz, bu durumdan habersizmişiz, hatta biz zalim kimselermişiz" derler.

    Edip Yüksel

    Hak sözün gerçekleşmesi yaklaşmış ve kafirlerin gözleri korkudan dona kalmıştır: "Vah bize, biz bundan gaflet içinde idik. Biz gerçekten zalimler olduk." dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Mağara (Kehf) suresinin son bölümündeki ayetlerin ışığı altında şöyle bir yorum yapabilir miyiz?: 23. yüzyılda, halkı İslam'ı kabul etmiş bazı uluslar, bir elçinin önderliğinde İslam'ın öngördüğü prensipler çerçevesinde federal bir topluluk oluşturacak, dünyaya barış ve adalet egemen olacaktır (18:83-101; 9:33; 41:53; 48:28; 61:9). * Dünyanın sonundan kısa bir süre önce, azgın iki ulus birleşerek İslam topluluğuna saldıracaktır. İşte o zaman dünyanın sonu gelecektir (15:87; 18:94; 21:96, 97).

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Hak sözün gerçekleşmesi yaklaşmış ve kafirlerin gözleri korkudan dona kalmıştır: 'Vah bize, Biz bundan gaflet içinde idik. Biz gerçekten zalimler olduk.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    ve gerçek va'd yaklaştığı vakit, işte o zaman o küfredenlerin gözleri belerecek (bir noktaya dikilip kalacak): "Eyvah bizlere, biz bundan gaflet ettik! Hayır, kendimize zulmetmiş olduk!" diyecekler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    ve hak va'd yaklaştığı vakıt, o zaman işte o küfredenlerin derhal gözleri belerecek "eyvah bizlere biz bundan gaflet ettik, hayır kendimize zulmetmiş olduk" diyecekler

    Erhan Aktaş

    Uyarıldıkları gerçekle yüz yüze geldiklerinde, Kafirlerin gözleri korku ile büyür. "Eyvah bizlere! Gerçekten biz aldanış içindeymişiz. Aslında biz, kendimize haksızlık etmişiz."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Uyarıldıkları gerçekle yüz yüze geldiklerinde, Kafirlerin gözleri korku ile büyür. "Eyvah bizlere! Gerçekten biz aldanış içindeymişiz. Aslında biz, kendimize haksızlık etmişiz."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Uyarıldıkları gerçekle yüz yüze geldiklerinde, gerçeği yalanlayan nankörlerin gözleri korku ile büyür. "Eyvah bizlere! Gerçekten biz aldanış içindeymişiz. Aslında biz, kendimize haksızlık etmişiz."

    Gültekin Onan

    (96-97) Yecuc ve Mecuc(un sedleri) açıldığında, onlar her bir tepeden akın ederler. Gerçek olan vaad yaklaşmıştır, işte o zaman, küfredenlerin gözleri yuvalarından fırlayacak: "Eyvahlar bize, biz bundan tam bir gaflet içindeydik hayır, bizler zalim kimselerdik" (diyecekler).

    Hasan Basri Çantay

    (96-97) Nihayet Ye'cuc ve Me'cuc (un seddi) açılıb da her tepeden saldıracakları ve gerçek va'd olan (kıyamet) yaklaşdığı vakit, işte o zaman o küfr (ve inkar) edenlerin gözleri hemen belirib kalacak, "Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gaflet içindeydik. Hayır, biz zaalim kimselerdik" (diyecekler).

    İbni Kesir

    Ve gerçek vaad yaklaştığı zaman; o küfredenlerin gözleri belerip kalır: Vah bize, bundan önce gaflet içindeydik, biz gerçekten zalimler idik.

    Mehmet Alagaş

    (95-103) Helak ettiğimiz memleketlere dönmeleri yasaktır / haramdır, onlar kesinlikle oraya Ye’cüc ve Me’cüc açılıp ta her tepecikten / tümsekten çoğalarak yayılıncaya değin geri dönemeyecekler, Allah’ın gerçek vaadi yaklaşmıştır, kafirlerin gözleri hayretten tam açıktır , yazıklar olsun bize ki bundan bunun farkında değildik / gafil idik, bilakis biz zalimlerdik, sizler ve Allah’tan başka taptıklarınız cehennem yakıtısınız , o raya varacaksınız. Onlar eğer ilah olsalardı oraya / cehenneme varmazlardı (demek ki ilah değillermiş) hepsi orada kalıcıdırlar, onlara orada bir nefes iniltisi / bir iç çekiş vardır ve ayrıca orada işitmezler. Bizce güzel olduklarına dair hüküm almışlar / güzellikle sabıkalılar işte onlar ondan / cehennemden uzak kalanlardır , o nun tıslamasını / sesini dahi duymayacaklar , istedikleri / iştah ettikleri her neyse onunla kalıcıdırlar, büyük korkutucu (azap korkusu) onları hüzünlendirmeyecek, onlarla melekler buluşacaktır, işte size vaat edilen günleriniz budur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Gerçek vaad (kıyametin kopması) yaklaşır, bir de bakarsın kâfirlerin gözleri açılıp donakalmıştır. “Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gafildik. Hatta biz zalim kimselermişiz.” derler.

    Süleyman Ateş

    Gerçek va'd (yani kıyamet) yaklaşmış olur. İnkar edenlerin gözleri birden donup kalır. "Vah bize, biz bundan gaflet içinde idik (bunun doğru olacağını hiç düşünmüyorduk). Meğer biz zulmediyormuşuz!" (diye mırıldandılar).

    Süleymaniye Vakfı

    tümüyle gerçek olan o vaat (cezalandırma vakti) yaklaşmış olur dipnot 1 . Bir de bakarsın ki (kabirlerinden çıkan bütün) kafirlerin gözleri yuvalarından fırlamış şöyle diyorlar: "Vay halimize, bu konuda umursamazlık içindeydik dipnot 2 , aslında biz yanlışa dalan kimselerdik!"

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçek vaad, cehennem azabı ile ilgili vaaddir (Enbiya 21/39-40, Yasin 36/48-54).
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Artık gerçek tehdidin (cehennemin) vakti yaklaşmıştır. Birde bakarsın ki bu kafirlerin gözleri fal taşı gibi açılmış "Yazık oldu bize, bunu hesaba katmamıştık, aslında yanlış yapıyorduk" diyorlar.

    Şaban Britch

    İşte hak olan vaat yaklaşmıştır. İşte o zaman kafirlerin gözleri dehşetten donakalır Eyvah bize! Bundan önce biz gaflet içindeydik. Biz gerçekten zalim kimselerdik (derler).

    Şaban Piriş

    İşte gerçek vaat yaklaşmıştır. İşte o zaman kafirlerin gözleri dehşetten bakakalır: - Eyvah bize, bundan önce biz gaflet içindeydik. Biz gerçekten zalim kimselerdik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hak olan vaat yaklaşmıştır. İnkar edenlerin gözleri birden donup kalmıştır. "Vay başımıza! Biz bundan gafil bulunuyorduk. Hayır, biz zalimlerdik." derler.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.