Diyanet İşleri
(5-7) Onun için kim (elinde bulunandan) verir, Allah'a karşı gelmekten sakınır ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) tasdik ederse, biz onu en kolay olana kolayca iletiriz.
Leyl suresi · 5–13. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Leyl suresi, 5. ayet. فَأَمَّا مَنْ أَعْطَىٰ وَٱتَّقَىٰ
(5-7) Onun için kim (elinde bulunandan) verir, Allah'a karşı gelmekten sakınır ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) tasdik ederse, biz onu en kolay olana kolayca iletiriz.
Kim (malını) verirse, takvâlı (duyarlı) davranırsa,
Sözgelimi; kim (Allah için) karşılıksız verir ve Allah'a muhtaç olduğunun bilinciyle hareket ederse;
Her kim (başkaları için) harcar ve Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşırsa,
Kim verir ve korunursa,
Fakat kim verir ve korkup sakınırsa,
Artık kim verir ve sakınırsa,
Kim verir ve sorumluluk bilincine erişirse.
- Ancak verenin, saygı duyanın ve en güzeli tasdik edenin işlerini kolaylaştırırız.
Kim verir ve erdemli davranır,
Kim verir ve erdemli davranır,
Ama bundan böyle her kim vergi verir korunursa
Bundan böyle amma her kim vergi verir korunur
Fakat kim verir ve takva sahibi olursa,
Fakat kim verir ve takva dipnot 1 sahibi olursa,
Fakat kim verir ve takva sahibi olursa,
Fakat kim verir ve korkup sakınırsa,
(Bundan sonra) kim verir ve sakınırsa,
Kim verir ve sakınırsa;
(1-21) Kapladığı / bürüdüğü zaman geceye, aydınlığı ortaya çıktığında gündüze, dişi ve erkek olarak ne yarattı ise andolsun ki, çalışmalarınız kesinlikle türlü türlüdür. Bundan böyle kim verir ve de sakınırsa , g üzel olana / hüsniyete bağlılığını ispatlarsa / doğrularsa / tasdiklerse, Onu kolaylığa ulaştırırız / müyesser ederiz. Bundan böyle kim de cimri davranır ve kendime yetebilirim derse / müstağnileşirse, güzel olanı yalanlarsa, onu da z orluğa ulaştırırız / müyesser ederiz. Malı ona, yuvarlandığı vakit fayda vermez, Yola sokmak / hidayete erdirmek kesinlikle bize aittir. İlk olanda / dünya da / sonra olan da / ahirette bizimdir. Çılgınca kışkırtılmış / köpürerek kayna yan ateşle sizi uyardım. İsyancı olanlar / şaki olanlar ona salınacak / atılacak. Öyle ki yalanladı ve yüz çevirirdi. Sakınanlar / takvalılar ise ondan /ateşten uzak tutulacak. Öyle ki malını ver erek arın ırdı. Yüce Rabbinin yüzünü kazanmaktan başka birinden karşılık olarak aldığı yanında herhangi bir nimette yoktu. İleride elbette hoşnut olacaktır / razı olacaktır.
Kim (malından) verir ve sakınırsa.
Kim (hayır için) verir, korunursa,
Her kim (elinde olandan) verir ve yanlış yapmaktan sakınır, dipnot 1
Kim cömert olur ve Allah'tan çekinir dipnot 1 ,
Kim (malından) verir ve sakınırsa,
Kim (malından) verir ve korunursa..
Kim verir ve sakınırsa,
Leyl suresi, 6. ayet. وَصَدَّقَ بِٱلْحُسْنَىٰ
(5-7) Onun için kim (elinde bulunandan) verir, Allah'a karşı gelmekten sakınır ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) tasdik ederse, biz onu en kolay olana kolayca iletiriz.
En güzeli (Kur'an'ı) doğrularsa,
ve daha güzeliyle (ödüllendirileceğine) inanırsa;
ve nihai güzelliğin/iyiliğin gerçekliğine inanırsa,
El Hüsna'yı (en güzelini hakikati olarak) tasdik ederse,
Ve en güzel olanı doğrularsa,
en güzeli de tasdik ederse,
Ve en güzeli doğrularsa. dipnot 602
- Ancak verenin, saygı duyanın ve en güzeli tasdik edenin işlerini kolaylaştırırız.
Ve iyiyi, güzeli doğrularsa,
Ve iyiyi, güzeli doğrularsa,
ve en güzeli doğrularsa
Ve husnayı tasdik eylerse
En iyiyi doğrularsa,
En iyiyi doğrularsa,
En iyiyi doğrularsa,
Ve en güzel olanı doğrularsa,
o en güzeli de tasdıyk ederse,
En güzeli de tasdik ederse,
(1-21) Kapladığı / bürüdüğü zaman geceye, aydınlığı ortaya çıktığında gündüze, dişi ve erkek olarak ne yarattı ise andolsun ki, çalışmalarınız kesinlikle türlü türlüdür. Bundan böyle kim verir ve de sakınırsa , g üzel olana / hüsniyete bağlılığını ispatlarsa / doğrularsa / tasdiklerse, Onu kolaylığa ulaştırırız / müyesser ederiz. Bundan böyle kim de cimri davranır ve kendime yetebilirim derse / müstağnileşirse, güzel olanı yalanlarsa, onu da z orluğa ulaştırırız / müyesser ederiz. Malı ona, yuvarlandığı vakit fayda vermez, Yola sokmak / hidayete erdirmek kesinlikle bize aittir. İlk olanda / dünya da / sonra olan da / ahirette bizimdir. Çılgınca kışkırtılmış / köpürerek kayna yan ateşle sizi uyardım. İsyancı olanlar / şaki olanlar ona salınacak / atılacak. Öyle ki yalanladı ve yüz çevirirdi. Sakınanlar / takvalılar ise ondan /ateşten uzak tutulacak. Öyle ki malını ver erek arın ırdı. Yüce Rabbinin yüzünü kazanmaktan başka birinden karşılık olarak aldığı yanında herhangi bir nimette yoktu. İleride elbette hoşnut olacaktır / razı olacaktır.
En güzel sözü (kelime-i tevhidi) tasdik ederse.
Ve en güzel (söz)ü doğrularsa,
bir de en güzel olanı (ayetlerimizi) kabul ederse, dipnot 1
Bir de en güzel sözü dipnot 1 tasdik ederse,
En güzeli tasdik ederse,
En güzeli tasdik ederse.
Ve güzeli doğrularsa,
Leyl suresi, 7. ayet. فَسَنُيَسِّرُهُۥ لِلْيُسْرَىٰ
(5-7) Onun için kim (elinde bulunandan) verir, Allah'a karşı gelmekten sakınır ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) tasdik ederse, biz onu en kolay olana kolayca iletiriz.
Kolay olanı (cennete gitmeyi) ona kolaylaştıracağız.
işte ona, rahatlık ve mutluluğun zirvesine götüren yolu kolaylaştırırız.
işte onun için (nihai) huzur ve rahatlığa giden yolu kolaylaştıracağız.
Böylece ona en kolayı kolaylaştırırız!
Biz de onu kolay olan için başarılı kılacağız.
biz de onu en kolaya hazırlarız (onda başarılı kılarız).
Onu, en kolay olana kolayca iletiriz.
- Ancak verenin, saygı duyanın ve en güzeli tasdik edenin işlerini kolaylaştırırız.
Ona iyice kolaylaştırırız.
Ona iyice kolaylaştırırız.
Biz onu en kolayına kolaylayacağız.
Biz onu yüsraya (en kolayına) kolaylıyacağız
Ona en kolayı dipnot 1 kolaylaştıracağız.
Ona en kolayı dipnot 1 kolaylaştıracağız.
Ona en kolayı dipnot 1 kolaylaştıracağız.
Biz de onu kolay olan için başarılı kılacağız.
biz de onu en kolaya hazırlarız.
Biz de onu en kolaya muvaffak kılarız.
(1-21) Kapladığı / bürüdüğü zaman geceye, aydınlığı ortaya çıktığında gündüze, dişi ve erkek olarak ne yarattı ise andolsun ki, çalışmalarınız kesinlikle türlü türlüdür. Bundan böyle kim verir ve de sakınırsa , g üzel olana / hüsniyete bağlılığını ispatlarsa / doğrularsa / tasdiklerse, Onu kolaylığa ulaştırırız / müyesser ederiz. Bundan böyle kim de cimri davranır ve kendime yetebilirim derse / müstağnileşirse, güzel olanı yalanlarsa, onu da z orluğa ulaştırırız / müyesser ederiz. Malı ona, yuvarlandığı vakit fayda vermez, Yola sokmak / hidayete erdirmek kesinlikle bize aittir. İlk olanda / dünya da / sonra olan da / ahirette bizimdir. Çılgınca kışkırtılmış / köpürerek kayna yan ateşle sizi uyardım. İsyancı olanlar / şaki olanlar ona salınacak / atılacak. Öyle ki yalanladı ve yüz çevirirdi. Sakınanlar / takvalılar ise ondan /ateşten uzak tutulacak. Öyle ki malını ver erek arın ırdı. Yüce Rabbinin yüzünü kazanmaktan başka birinden karşılık olarak aldığı yanında herhangi bir nimette yoktu. İleride elbette hoşnut olacaktır / razı olacaktır.
Biz, onu en kolay olana kolayca iletiriz.
Ona en kolay (yolda gitmey)i kolaylaştırırız.
onun en kolay olana yönelmesini kolaylaştıracağız. dipnot 1
Onu en kolaya, kolayca ulaştırırız.
Biz de ona kolay olanı kolaylaştırırız.
Biz de ona kolay olması için başarı vereceğiz.
Biz ona, en kolay olanı kolaylayacağız.
Leyl suresi, 8. ayet. وَأَمَّا مَنۢ بَخِلَ وَٱسْتَغْنَىٰ
(8-10) Fakat, kim cimrilik eder, kendini Allah'a muhtaç görmez ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) yalanlarsa, biz de onu en zor olana kolayca iletiriz.
Kim de cimrilik ederse, (kendini) zengin (yeterli) görürse,
Sözgelimi; kim de cimrilik yapar ve kendi kendine yettiğini zanneder,
Cimrilik yapana ve kendi kendine yeterli olduğunu zannedene,
Ama kim de cimrilik eder ve müstağni olursa (arınmaya, korunmaya ihtiyaç duymazsa);
Kim de cimrilik eder, kendini müstağni görürse,
Kim cimrilik eder, kendini müstağni sayar,
Kim cimrilik yapar ve kendisinin kendisine yeterli olduğunu sanırsa.
- Ama cimrilik edip kendini ihtiyaçsız, yeterli gören ve güzeli yalanlayana da, zorluklara uğramasını kolaylaştırırız. Cehenneme yuvarlandığı zaman malı ona hiçbir yarar sağlamaz.
Fakat, kim cimrilik edip zenginlik taslar,
Fakat, kim cimrilik edip zenginlik taslar,
Her kim de cimrilik eder, kendisini müstağni sayar
Ve amma her kim bahıllik eder ve istiğna gösterir
Fakat kim cimrilik eder de kendisini müstağni dipnot 1 görürse,
Fakat kim cimrilik eder de kendisini müstağni dipnot 1 görürse,
Fakat kim cimrilik eder de kendisini müstağni dipnot 1 görürse,
Kim de cimrilik eder, kendini müstağni görürse,
Amma kim cimrilik eder, kendisini müstağni görür,
Ama kim de cimrilik eder ve kendini müstağni sayarsa;
(1-21) Kapladığı / bürüdüğü zaman geceye, aydınlığı ortaya çıktığında gündüze, dişi ve erkek olarak ne yarattı ise andolsun ki, çalışmalarınız kesinlikle türlü türlüdür. Bundan böyle kim verir ve de sakınırsa , g üzel olana / hüsniyete bağlılığını ispatlarsa / doğrularsa / tasdiklerse, Onu kolaylığa ulaştırırız / müyesser ederiz. Bundan böyle kim de cimri davranır ve kendime yetebilirim derse / müstağnileşirse, güzel olanı yalanlarsa, onu da z orluğa ulaştırırız / müyesser ederiz. Malı ona, yuvarlandığı vakit fayda vermez, Yola sokmak / hidayete erdirmek kesinlikle bize aittir. İlk olanda / dünya da / sonra olan da / ahirette bizimdir. Çılgınca kışkırtılmış / köpürerek kayna yan ateşle sizi uyardım. İsyancı olanlar / şaki olanlar ona salınacak / atılacak. Öyle ki yalanladı ve yüz çevirirdi. Sakınanlar / takvalılar ise ondan /ateşten uzak tutulacak. Öyle ki malını ver erek arın ırdı. Yüce Rabbinin yüzünü kazanmaktan başka birinden karşılık olarak aldığı yanında herhangi bir nimette yoktu. İleride elbette hoşnut olacaktır / razı olacaktır.
Kim cimrilik eder kendini müstağni sayarsa.
Kim de cimrilik eder, kendini zengin (ve kendine yeterli) görürse,
Kim de cimrilik eder ve (yanlışlardan sakınmaya) ihtiyaç duymaz, dipnot 1
Kim de cimrilik eder ve çekinme ihtiyacı duymaz,
Kim de cimrilik eder ve kendini ihtiyaçsız görürse,
Kim de cimrilik eder ve kendini ihtiyaçsız görürse..
Ama kim cimriliğe sapar ve kendisini tüm ihtiyaçların üstünde görür,
Leyl suresi, 9. ayet. وَكَذَّبَ بِٱلْحُسْنَىٰ
(8-10) Fakat, kim cimrilik eder, kendini Allah'a muhtaç görmez ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) yalanlarsa, biz de onu en zor olana kolayca iletiriz.
En güzeli (Kur'an'ı) yalanlarsa,
En Güzel'i (vahyini) yalanlarsa;
ve nihai güzelliği/iyiliği yalanlayana gelince,
El Hüsna'yı (en güzelini hakikati olarak) yalanlarsa;
Ve en güzel olanı yalan sayarsa,
en güzeli de yalanlarsa,
Ve en güzeli yalanlarsa.
- Ama cimrilik edip kendini ihtiyaçsız, yeterli gören ve güzeli yalanlayana da, zorluklara uğramasını kolaylaştırırız. Cehenneme yuvarlandığı zaman malı ona hiçbir yarar sağlamaz.
Ve iyiyi, güzeli yalanlarsa,
Ve iyiyi, güzeli yalanlarsa,
ve en güzeli yalanlarsa;
Ve husnayı tekzib eylerse
En iyiyi yalanlarsa,
En iyiyi yalanlarsa,
En iyiyi yalanlarsa,
Ve en güzel olanı yalan sayarsa,
ve o en güzeli yalanlarsa,
Ve en güzeli yalanlarsa,
(1-21) Kapladığı / bürüdüğü zaman geceye, aydınlığı ortaya çıktığında gündüze, dişi ve erkek olarak ne yarattı ise andolsun ki, çalışmalarınız kesinlikle türlü türlüdür. Bundan böyle kim verir ve de sakınırsa , g üzel olana / hüsniyete bağlılığını ispatlarsa / doğrularsa / tasdiklerse, Onu kolaylığa ulaştırırız / müyesser ederiz. Bundan böyle kim de cimri davranır ve kendime yetebilirim derse / müstağnileşirse, güzel olanı yalanlarsa, onu da z orluğa ulaştırırız / müyesser ederiz. Malı ona, yuvarlandığı vakit fayda vermez, Yola sokmak / hidayete erdirmek kesinlikle bize aittir. İlk olanda / dünya da / sonra olan da / ahirette bizimdir. Çılgınca kışkırtılmış / köpürerek kayna yan ateşle sizi uyardım. İsyancı olanlar / şaki olanlar ona salınacak / atılacak. Öyle ki yalanladı ve yüz çevirirdi. Sakınanlar / takvalılar ise ondan /ateşten uzak tutulacak. Öyle ki malını ver erek arın ırdı. Yüce Rabbinin yüzünü kazanmaktan başka birinden karşılık olarak aldığı yanında herhangi bir nimette yoktu. İleride elbette hoşnut olacaktır / razı olacaktır.
Ve en güzeli yalanlarsa.
Ve en güzel (söz)ü de yalanlarsa,
en güzel olanı (ayetlerimizi) yalan sayarsa dipnot 1
En güzel söz karşısında yalana sarılırsa,
En güzeli yalanlarsa,
En güzeli yalanlarsa..
Ve güzelliği yalanlarsa,
Leyl suresi, 10. ayet. فَسَنُيَسِّرُهُۥ لِلْعُسْرَىٰ
(8-10) Fakat, kim cimrilik eder, kendini Allah'a muhtaç görmez ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) yalanlarsa, biz de onu en zor olana kolayca iletiriz.
Ona da zor olanı (cehenneme gitmeyi) kolaylaştıracağız.
işte ona da, zorluk ve felaketin en dibine giden yolu kolaylaştırırız;
onun için zorluğa ve sıkıntıya giden yolu kolaylaştırırız:
Ona en zoru (hakikatten ve Sünnetullah'tan perdeli yaşamayı) kolaylaştırırız!
Biz de ona en zorlu olanı (azaba uğramasını) kolaylaştıracağız.
biz de onu en zora hazırlarız.
Onu, en zor olana kolayca iletiriz.
- Ama cimrilik edip kendini ihtiyaçsız, yeterli gören ve güzeli yalanlayana da, zorluklara uğramasını kolaylaştırırız. Cehenneme yuvarlandığı zaman malı ona hiçbir yarar sağlamaz.
Onu da zora yöneltiriz.
Onu da zora yöneltiriz.
onu da en zor olana hazırlayacağız.
Onu da usraya (en zoruna) kolaylıyacağız
Ona en zoru dipnot 1 kolaylaştıracağız.
Ona en zoru dipnot 1 kolaylaştıracağız.
Ona en zoru dipnot 1 kolaylaştıracağız.
Biz de ona en zorlu olanı (azaba uğramasını) kolaylaştıracağız.
biz de ona en güc olanı kolaylaşdırırız.
Biz de ona en güç olanı kolaylaştırırız.
(1-21) Kapladığı / bürüdüğü zaman geceye, aydınlığı ortaya çıktığında gündüze, dişi ve erkek olarak ne yarattı ise andolsun ki, çalışmalarınız kesinlikle türlü türlüdür. Bundan böyle kim verir ve de sakınırsa , g üzel olana / hüsniyete bağlılığını ispatlarsa / doğrularsa / tasdiklerse, Onu kolaylığa ulaştırırız / müyesser ederiz. Bundan böyle kim de cimri davranır ve kendime yetebilirim derse / müstağnileşirse, güzel olanı yalanlarsa, onu da z orluğa ulaştırırız / müyesser ederiz. Malı ona, yuvarlandığı vakit fayda vermez, Yola sokmak / hidayete erdirmek kesinlikle bize aittir. İlk olanda / dünya da / sonra olan da / ahirette bizimdir. Çılgınca kışkırtılmış / köpürerek kayna yan ateşle sizi uyardım. İsyancı olanlar / şaki olanlar ona salınacak / atılacak. Öyle ki yalanladı ve yüz çevirirdi. Sakınanlar / takvalılar ise ondan /ateşten uzak tutulacak. Öyle ki malını ver erek arın ırdı. Yüce Rabbinin yüzünü kazanmaktan başka birinden karşılık olarak aldığı yanında herhangi bir nimette yoktu. İleride elbette hoşnut olacaktır / razı olacaktır.
Biz de ona zor olanı kolaylaştırırız.
Ona da en güç (yolda gitmey)i kolaylaştırırız.
onun da en zor olana yönelmesini kolaylaştıracağız. dipnot 1
Onu da en zora, kolayca ulaştırırız.
Biz de ona zor olanı kolaylaştırırız.
Biz de ona zorluğu kolaylaştırırız.
Biz onu, en zor olana sevk edeceğiz.
Leyl suresi, 11. ayet. وَمَا يُغْنِى عَنْهُ مَالُهُۥٓ إِذَا تَرَدَّىٰٓ
Cehenneme yuvarlandığı zaman, malı ona fayda vermez.
Düştüğü zaman da malı kendisine yarar sağlamayacaktır.
öyle ki, o baş aşağı (cehenneme) yuvarlanıp helak olacağı zaman, (Allah için paylaşmadığı) malı kendisini asla kurtaramaz.
bakalım serveti onu koruyacak mı (mezarına) girdiği zaman?
(Cehenneme) yuvarlandığında, malı (zenginliği) ona hiçbir fayda sağlamaz.
Tereddi edeceği (başaşağı düşüşe uğrayacağı) zaman, malı ona hiç yarar sağlamaz.
Düştüğü zaman da malı kendisine hiç fayda vermez.
Aşağı yuvarlandığında, malı ona yarar sağlamaz.
- Ama cimrilik edip kendini ihtiyaçsız, yeterli gören ve güzeli yalanlayana da, zorluklara uğramasını kolaylaştırırız. Cehenneme yuvarlandığı zaman malı ona hiçbir yarar sağlamaz.
Düştüğü vakit kurtaramaz parası/malı onu.
Düştüğü vakit kurtaramaz parası/malı onu.
Ve yuvarlandığı zaman onu malı kurtaramayacak!
Ve yuvarlandığı zaman onu malı kurtaramıyacak
Düştüğü dipnot 1 zaman malı ona yarar sağlamaz.
Düştüğü dipnot 1 zaman malı ona yarar sağlamaz.
Düştüğü dipnot 1 zaman malı ona yarar sağlamaz.
Tereddi edeceği (başaşağı düşüşe uğrayacağı) zaman, malı ona hiç yarar sağlamaz.
O, helak olduğu zaman malı kendisine asla faide vermez.
Halbuki düştüğü zaman, malı o kimseye asla fayda vermez.
(1-21) Kapladığı / bürüdüğü zaman geceye, aydınlığı ortaya çıktığında gündüze, dişi ve erkek olarak ne yarattı ise andolsun ki, çalışmalarınız kesinlikle türlü türlüdür. Bundan böyle kim verir ve de sakınırsa , g üzel olana / hüsniyete bağlılığını ispatlarsa / doğrularsa / tasdiklerse, Onu kolaylığa ulaştırırız / müyesser ederiz. Bundan böyle kim de cimri davranır ve kendime yetebilirim derse / müstağnileşirse, güzel olanı yalanlarsa, onu da z orluğa ulaştırırız / müyesser ederiz. Malı ona, yuvarlandığı vakit fayda vermez, Yola sokmak / hidayete erdirmek kesinlikle bize aittir. İlk olanda / dünya da / sonra olan da / ahirette bizimdir. Çılgınca kışkırtılmış / köpürerek kayna yan ateşle sizi uyardım. İsyancı olanlar / şaki olanlar ona salınacak / atılacak. Öyle ki yalanladı ve yüz çevirirdi. Sakınanlar / takvalılar ise ondan /ateşten uzak tutulacak. Öyle ki malını ver erek arın ırdı. Yüce Rabbinin yüzünü kazanmaktan başka birinden karşılık olarak aldığı yanında herhangi bir nimette yoktu. İleride elbette hoşnut olacaktır / razı olacaktır.
Cehennem'e yuvarlandığı zaman malı ona fayda vermez.
Çukura düştüğü zaman malı ona hiçbir fayda sağlamaz.
(Cehenneme) yuvarlandığı zaman malı bir işine yaramayacak. dipnot 1
Düştüğü zaman malı işine yaramaz.
(Ateşe) düştüğü zaman malı ona bir yarar sağlamaz.
Baş aşağı düştüğü zaman malı ona bir yarar sağlamaz.
Aşağı yuvarlandığında malı onu kurtarmayacaktır.
Leyl suresi, 12. ayet. إِنَّ عَلَيْنَا لَلْهُدَىٰ
Şüphesiz bize düşen sadece doğru yolu göstermektir.
Şüphesiz ki doğru yola ulaştırmak yalnızca bize aittir. dipnot 1
Elbet doğru yolu göstermek sadece bizim işimizdir;
Bakın, Bize düşen doğru yolu göstermektir;
Muhakkak ki hakikate erdirmek bize aittir.
Şüphesiz, bize ait olan, yol göstermektir.
Doğru yolu göstermek bize aittir.
Kuşkusuz, doğru yolu göstermek, kesinlikle Bize özgüdür.
Doğru yolu göstermek bize aittir.
Doğruya biz iletiriz;
Doğruya biz iletiriz;
Kesinlikle doğru yolu göstermek Bize aittir.
Her halde doğruyu göstermek bize
Kuşkusuz doğru yolu göstermek Biz'e aittir.
Kuşkusuz doğru yolu göstermek Bize aittir.
Kuşkusuz doğru yolu göstermek Bize aittir.
Şüphesiz, bize ait olan, yol göstermektir.
Şübhesiz bize aid olan, her halde doğru yol (u göstermekdir).
Şüphesiz ki, Bizim üzerimizedir hidayet.
(1-21) Kapladığı / bürüdüğü zaman geceye, aydınlığı ortaya çıktığında gündüze, dişi ve erkek olarak ne yarattı ise andolsun ki, çalışmalarınız kesinlikle türlü türlüdür. Bundan böyle kim verir ve de sakınırsa , g üzel olana / hüsniyete bağlılığını ispatlarsa / doğrularsa / tasdiklerse, Onu kolaylığa ulaştırırız / müyesser ederiz. Bundan böyle kim de cimri davranır ve kendime yetebilirim derse / müstağnileşirse, güzel olanı yalanlarsa, onu da z orluğa ulaştırırız / müyesser ederiz. Malı ona, yuvarlandığı vakit fayda vermez, Yola sokmak / hidayete erdirmek kesinlikle bize aittir. İlk olanda / dünya da / sonra olan da / ahirette bizimdir. Çılgınca kışkırtılmış / köpürerek kayna yan ateşle sizi uyardım. İsyancı olanlar / şaki olanlar ona salınacak / atılacak. Öyle ki yalanladı ve yüz çevirirdi. Sakınanlar / takvalılar ise ondan /ateşten uzak tutulacak. Öyle ki malını ver erek arın ırdı. Yüce Rabbinin yüzünü kazanmaktan başka birinden karşılık olarak aldığı yanında herhangi bir nimette yoktu. İleride elbette hoşnut olacaktır / razı olacaktır.
Şüphesiz bize düşen sadece doğru yolu göstermektir.
Doğru yola iletmek bize aittir.
Doğru yola kabul etmek, kesinlikle bizim işimizdir. dipnot 1
Doğru yolu göstermek bize düşer
Şüphesiz bize ait olan, yol göstermektir.
Doğru yolu göstermek bize düşer.
Yemin olsun, doğruya ve güzele kılavuzlamak sadece bizim işimizdir.
Leyl suresi, 13. ayet. وَإِنَّ لَنَا لَلْـَٔاخِرَةَ وَٱلْأُولَىٰ
Şüphesiz ahiret de dünya da bizimdir.
Şüphesiz ki ilk de son da (dünya da ahiret de) bizimdir.
ama işin gerçeği öteki hayat da, bu hayat da Bizim mülkiyetimizdedir.
ve hem öteki dünya, hem de (hayatınızın) bu ilk bölümü (üzerindeki hakimiyet) Bize aittir:
Muhakkak ki bizimdir gelecek sonsuz yaşam da şu anki de!
Gerçekten, son da, ilk de (ahiret ve dünya) bizimdir.
Şüphesiz ahiret de dünya da bizimdir.
Ve kuşkusuz, sonrası da öncesi de Bizimdir.
Şüphesiz, ahiret de dünya da bizimdir.
Sonu da ilki de biz kontrol ederiz.
Sonu da ilki de biz kontrol ederiz.
Kuşkusuz sonu da Bizim önü de Bizim (ahiret de Bizimdir dünya da)!
Ve her halde sonu da bizim önü de (Ahıret de Dünyada)
Kuşkusuz ilk dipnot 1 de son dipnot 1 da Bizimdir.
Kuşkusuz ilk dipnot 1 de son dipnot 1 da Bizimdir.
Kuşkusuz ilk dipnot 1 de son dipnot 1 da Bizim'dir.
Gerçekten, son da, ilk de (ahiret ve dünya) bizimdir.
Elbet ahiret de, dünya da bizimdir.
Ve hiç şüphesiz ahiret de, dünya da Bizimdir.
(1-21) Kapladığı / bürüdüğü zaman geceye, aydınlığı ortaya çıktığında gündüze, dişi ve erkek olarak ne yarattı ise andolsun ki, çalışmalarınız kesinlikle türlü türlüdür. Bundan böyle kim verir ve de sakınırsa , g üzel olana / hüsniyete bağlılığını ispatlarsa / doğrularsa / tasdiklerse, Onu kolaylığa ulaştırırız / müyesser ederiz. Bundan böyle kim de cimri davranır ve kendime yetebilirim derse / müstağnileşirse, güzel olanı yalanlarsa, onu da z orluğa ulaştırırız / müyesser ederiz. Malı ona, yuvarlandığı vakit fayda vermez, Yola sokmak / hidayete erdirmek kesinlikle bize aittir. İlk olanda / dünya da / sonra olan da / ahirette bizimdir. Çılgınca kışkırtılmış / köpürerek kayna yan ateşle sizi uyardım. İsyancı olanlar / şaki olanlar ona salınacak / atılacak. Öyle ki yalanladı ve yüz çevirirdi. Sakınanlar / takvalılar ise ondan /ateşten uzak tutulacak. Öyle ki malını ver erek arın ırdı. Yüce Rabbinin yüzünü kazanmaktan başka birinden karşılık olarak aldığı yanında herhangi bir nimette yoktu. İleride elbette hoşnut olacaktır / razı olacaktır.
Şüphesiz ahiret de dünya da bizimdir.
Son da ilk de (ahiret de dünya da) bizimdir.
Şüphesiz Ahiret de bizimdir, dünya da... dipnot 1
Ahiret de bizim, dünya da bizimdir.
Şüphesiz ahiret de dünya da bizimdir.
Şüphesiz ahiret de dünya da bize aittir.
Sonrası da öncesi de sadece bizimdir.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.