Lokmân suresi · 1–11. ayetler

Hikmetli kitap; boş sözle saptıranlar ve yaratılış

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Lokmân suresi, 1. ayet — bütün mealleriyle aç

    Lokmân suresi, 1. ayet. الٓمٓ

    Diyanet İşleri

    Elif Lam Mim.

    Mustafa İslamoğlu

    Elif-Lam-Mim!

    Muhammed Esed

    Elif-Lam-Mim.

    Ahmed Hulusi

    Eliif, Laaam, Miiim.

    Ali Bulaç

    Elif, Lam, Mim.

    Ali Özek ve heyeti

    Elif. Lâm. Mîm.

    Ali Rıza Safa

    A. L. M.

    Bayraktar Bayraklı

    Elif, lam, mim.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    A. L. M.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Elif, Lam, Mim.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Elif, Lam, Mim.

    Erhan Aktaş

    Elif. Lam. Mim.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Elif. Lam. Mim.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Elif. Lam. Mim.

    Gültekin Onan

    Elif, Lam, Mim.

    Hasan Basri Çantay

    Elif, Lam, Mim.

    İbni Kesir

    Elif, Lam, Mim.

    Mehmet Alagaş

    (1-11) Elif Lâm Mim. Bu ayetler gerekçeli / hikmetli kitabın ayetleridir, güzel davrananlar için yola ileten ve esirgeyendir. Öyledirler ki namazı kalkıp kılarlar, zekâtı verirler, diğer hayata /ahirete de yakinen inanırlar, işte bunlar, Rablerinden bir yol üzeredirler / hidayet üzeredirler, işte bunlar kurtuluşa / felaha erenlerdir. İnsanlardan öyleleri var ki, İlim dışı olarak Allah’ın yolundan saptırmak amaçlı kof sözün müşterisi olurlar / satın alırlar , onu eğlence yaparlar. İşte bu kimselere onur kırıcı / mühin bir azap vardır. Ayetlerimiz onlara sıralı okunduğunda adeta / sanki onu işitmemiş gibi sanki kulaklarında bir ağılık varmış gibi, kibirlenerek yüzlerini çevirirler, onlara acıtıcı / elim azabı müjdele. İman edenler ve ıslah edici şeyler yapanlar öyleleridirler ki; onlara naîm cennetleri vardır , orada kalıcıdırlar, Allah’ın verdiği söz / Allah’ın vaadi haktır / gerçektir, O saygıdeğerdir, / azizdir, yargıçtır / hâkimdir. (Gerekçeli /hikmetli kararlar verir). Semaları direksiz yarattı, onu görüyorsunuz, sarsılmayın / sallanmayın diye de yere / arza sabiteler eklemiş / koymuştur, her türlü yaratığı orada yaymıştır, gökten su indirdik, onda her bir türden ikram olarak bitki yetiştirdik. İşte bu Allah’ın yaratmasıdır, Onun dışındakiler ne yaratmıştır gösterin bana! Bilakis zalimler, apaçık sapma içindedirler.

    Süleyman Ateş

    Elif lam mim

    Süleymaniye Vakfı

    Elif-Lam-Mim dipnot 1 !

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların Nebimize sorulmamış olması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, Nebimizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam'ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır. Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinde Kur'an'a, dördünde de önemli bir konuya vurgu yapılıyor olmasından onların dikkatleri toplama görevi yaptığı anlaşılır. Türkçede böyle bir kullanım yoktur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    ELİF! LAM! MİM!

    Şaban Britch

    Elif, Lam, Mim.

    Şaban Piriş

    Elif, Lam, Mim.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Elif, Lam, Mim.

  2. Lokmân suresi, 2. ayet — bütün mealleriyle aç

    Lokmân suresi, 2. ayet. تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱلْكِتَٰبِ ٱلْحَكِيمِ

    Diyanet İşleri

    (2-3) Bunlar, hikmet dolu Kitab'ın; iyilik yapanlara bir hidayet ve rahmet olarak indirilmiş ayetleridir.

    Mehmet Okuyan

    İşte şu(nlar), doğru hükümler içeren Kitabın ayetleridir.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte bunlar, her hükmünde tam isabet kaydeden ilahi kelamın ayetleridir;

    Muhammed Esed

    Bunlar, ilahi fermanın hikmet dolu mesajlarıdır,

    Ahmed Hulusi

    İşte bunlar Kitab-ı Hakiym'in (o hikmetli BİLGİ'nin) işaretleridir.

    Ali Bulaç

    Bunlar hikmetli Kitabın ayetleridir;

    Ali Özek ve heyeti

    İşte bu âyetler, hikmet dolu Kitab'ın âyetleridir.

    Ali Rıza Safa

    İşte bunlar, Bilge Kitap'ın ayetleridir.

    Bayraktar Bayraklı

    Bunlar, hikmet dolu kitabın ayetleridir.

    Edip Yüksel

    Bunlar bu bilge kitabın mucizeleridir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bun (harf) lar bu bilge kitabın mucizeleridir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunlar, sana (gönderilen) o hikmetli Kitab'ın ayetleridir,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bunlar sana o hikmetli kitabın ayetleri

    Erhan Aktaş

    İşte bunlar, hakim olan Kitap'ın ayetleridir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İşte bunlar dipnot 1 , hakim olan Kitap'ın ayetleridir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetler: Elif Lam Mim. Yani bu işaretler. Harfler belli şekillerden oluşmuş işaretlerdir. 29 Surenin başında yer alan bu harflere Kur'an Ayet diyor, zira ayetin bir anlamı da işarettir. Kitap, bu işaretlerle yazılmıştır. Hurufu Mukattaa denilen ve anlamı ile ilgili çok farklı yorumlar yapılan bu harfler, Kur'an'ın deyimi ile bu ayetler yani bu işaretler Kur'an'ın kendisi ile yazıldığı ayetlerdir/işaretlerdir/harflerdir.

    Gültekin Onan

    Bunlar hikmetli Kitabın ayetleridir.

    Hasan Basri Çantay

    İşte bunlar, o hikmet dolu kitabın ayetleridir.

    İbni Kesir

    Bunlar Hakim kitabın ayetleridir.

    Mehmet Alagaş

    (1-11) Elif Lâm Mim. Bu ayetler gerekçeli / hikmetli kitabın ayetleridir, güzel davrananlar için yola ileten ve esirgeyendir. Öyledirler ki namazı kalkıp kılarlar, zekâtı verirler, diğer hayata /ahirete de yakinen inanırlar, işte bunlar, Rablerinden bir yol üzeredirler / hidayet üzeredirler, işte bunlar kurtuluşa / felaha erenlerdir. İnsanlardan öyleleri var ki, İlim dışı olarak Allah’ın yolundan saptırmak amaçlı kof sözün müşterisi olurlar / satın alırlar , onu eğlence yaparlar. İşte bu kimselere onur kırıcı / mühin bir azap vardır. Ayetlerimiz onlara sıralı okunduğunda adeta / sanki onu işitmemiş gibi sanki kulaklarında bir ağılık varmış gibi, kibirlenerek yüzlerini çevirirler, onlara acıtıcı / elim azabı müjdele. İman edenler ve ıslah edici şeyler yapanlar öyleleridirler ki; onlara naîm cennetleri vardır , orada kalıcıdırlar, Allah’ın verdiği söz / Allah’ın vaadi haktır / gerçektir, O saygıdeğerdir, / azizdir, yargıçtır / hâkimdir. (Gerekçeli /hikmetli kararlar verir). Semaları direksiz yarattı, onu görüyorsunuz, sarsılmayın / sallanmayın diye de yere / arza sabiteler eklemiş / koymuştur, her türlü yaratığı orada yaymıştır, gökten su indirdik, onda her bir türden ikram olarak bitki yetiştirdik. İşte bu Allah’ın yaratmasıdır, Onun dışındakiler ne yaratmıştır gösterin bana! Bilakis zalimler, apaçık sapma içindedirler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bunlar hikmetli Kitab'ın ayetleridir.

    Süleyman Ateş

    Şunlar, hikmetli Kitabın ayetleridir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlar, hikmetli Kitabın ayetleridir.

    Şaban Britch

    İşte bu, hakim olan kitabın ayetleridir.

    Şaban Piriş

    İşte bu, hikmetli kitabın ayetleri.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte sana, o hikmetlerle dolu Kitap'ın ayetleri.

  3. Lokmân suresi, 3. ayet — bütün mealleriyle aç

    Lokmân suresi, 3. ayet. هُدًى وَرَحْمَةً لِّلْمُحْسِنِينَ

    Diyanet İşleri

    (2-3) Bunlar, hikmet dolu Kitab'ın; iyilik yapanlara bir hidayet ve rahmet olarak indirilmiş ayetleridir.

    Mehmet Okuyan

    (O Kitap) güzel davrananlar için bir rehber ve rahmettir.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah'ı görür gibi hareket edenler için bir rehber ve bir rahmet olan (ayetleri);

    Muhammed Esed

    güzel işler yapanlar için rahmet ve hidayet kaynağı (olan mesajlar);

    Ahmed Hulusi

    Görüyormuşçasına Allah'a yönelenler (ihsan sahipleri) için hakikate erdirici ve rahmet olarak.

    Ali Bulaç

    Muhsin olanlara bir hidayet ve bir rahmettir.

    Ali Özek ve heyeti

    Güzel davrananlar için bir hidayet rehberi ve rahmet olmak üzere (indirilmiştir).

    Ali Rıza Safa

    Güzel davrananlar için, yol gösteren ve rahmettir.

    Bayraktar Bayraklı

    Güzel işler yapanlar için bir rehber ve bir rahmet kaynağıdırlar.

    Edip Yüksel

    Güzel davrananlara bir yol gösterici ve bir rahmettir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Güzel davrananlara bir yol gösterici ve bir rahmettir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    doğru yolu göstermek ve rahmet olmak üzere o güzellik yapan kimselere

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hidayet ve rahmet için o (güzellik yapan) muhsinlere

    Erhan Aktaş

    İyiler için yol gösterici ve rahmettir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İyiler için yol gösterici ve rahmettir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İyiler için yol gösterici ve rahmettir.

    Gültekin Onan

    Muhsin olanlara bir hidayet ve bir rahmettir.

    Hasan Basri Çantay

    Ki (her biri) ihsan erbabı için bir hidayet ve bir rahmetdir.

    İbni Kesir

    Ki o; iyi davranan kimseler için hidayet ve rahmettir.

    Mehmet Alagaş

    (1-11) Elif Lâm Mim. Bu ayetler gerekçeli / hikmetli kitabın ayetleridir, güzel davrananlar için yola ileten ve esirgeyendir. Öyledirler ki namazı kalkıp kılarlar, zekâtı verirler, diğer hayata /ahirete de yakinen inanırlar, işte bunlar, Rablerinden bir yol üzeredirler / hidayet üzeredirler, işte bunlar kurtuluşa / felaha erenlerdir. İnsanlardan öyleleri var ki, İlim dışı olarak Allah’ın yolundan saptırmak amaçlı kof sözün müşterisi olurlar / satın alırlar , onu eğlence yaparlar. İşte bu kimselere onur kırıcı / mühin bir azap vardır. Ayetlerimiz onlara sıralı okunduğunda adeta / sanki onu işitmemiş gibi sanki kulaklarında bir ağılık varmış gibi, kibirlenerek yüzlerini çevirirler, onlara acıtıcı / elim azabı müjdele. İman edenler ve ıslah edici şeyler yapanlar öyleleridirler ki; onlara naîm cennetleri vardır , orada kalıcıdırlar, Allah’ın verdiği söz / Allah’ın vaadi haktır / gerçektir, O saygıdeğerdir, / azizdir, yargıçtır / hâkimdir. (Gerekçeli /hikmetli kararlar verir). Semaları direksiz yarattı, onu görüyorsunuz, sarsılmayın / sallanmayın diye de yere / arza sabiteler eklemiş / koymuştur, her türlü yaratığı orada yaymıştır, gökten su indirdik, onda her bir türden ikram olarak bitki yetiştirdik. İşte bu Allah’ın yaratmasıdır, Onun dışındakiler ne yaratmıştır gösterin bana! Bilakis zalimler, apaçık sapma içindedirler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İhsan sahiplerine bir hidayet ve bir rahmettir.

    Süleyman Ateş

    Güzel davrananlara yol gösterici ve rahmet olarak (indirilmiştir).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İyiler için bir rehber ve bir ikramdır.

    Şaban Britch

    İyiler için yol hidayet ve rahmettir.

    Şaban Piriş

    İyiler için yol gösterici ve rahmettir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İyilik ve güzellik sergileyenlere bir rahmet ve bir kılavuz olarak;

  4. Lokmân suresi, 4. ayet — bütün mealleriyle aç

    Lokmân suresi, 4. ayet. ٱلَّذِينَ يُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَهُم بِٱلْـَٔاخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren kimselerdir. Onlar ahirete de kesin olarak inanırlar.

    Mehmet Okuyan

    Onlar namazı kılar, zekâtı verir ve ahirete de kesin bir şekilde inanırlar.

    Mustafa İslamoğlu

    onlar ki namazı hakkını vererek eda ederler, arınıp yücelmek için ödenmesi gereken bedeli öderler; zira onlar ahirete inananların ta kendisidirler.

    Muhammed Esed

    onlar ki namazlarında kararlılık gösterir ve karşılıksız yardımda bulunurlar: çünkü onlar içlerinde öteki dünyaya kesin bir inanç besleyenlerdir.

    Ahmed Hulusi

    Onlar ki, salatı ikame ederler ve zekatı verirler; onlar sonsuz geleceklerine ikan sahipleridir.

    Ali Bulaç

    Onlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler. Ve onlar kesin bir bilgiyle ahirete inanırlar.

    Ali Özek ve heyeti

    O kimseler, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, onlar ahirete de kesin olarak iman ederler.

    Ali Rıza Safa

    Onlar, namazı dosdoğru kılarlar ve zekatı verirler. Sonsuz yaşama da kesin olarak inanırlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Güzeli hayata geçirenler, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler; onlar ahirete de kesin olarak iman ederler.

    Edip Yüksel

    Onlar ki salatı gözetirler, zekatı verirler; ahiret hakkında da kuşkuları yoktur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar ki namazı gözetirler, zekatı verirler; ahiret hakkında da kuşkuları yoktur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    ki (onlar) namazı kılar, zekatı verirler, ahirete de kesin inanç edinirler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ki namazı kılarlar ve zekatı verirler, Ahırete de onlar yakin edinirler

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, salatı ikame ederler ve zekatı yaparlar dipnot 1 . Onlar ahirete kesin olarak iman ederler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu terkip: İbadete layık yegane ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak; Allah'a yönelmeyi, kulluğu, duayı ve ibadeti, "şirkten arınmış bir bilinçle; arınmış, arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; dayanışmayı, yardımlaşmayı ve destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir. Namazı kılın, zekatı verin" şeklinde anlam verilen bu terkipteki "vermek" sözcüğünün kök harfleri أَ ت ي (Elif-Te-Ye)  olup, 549 yerde geçmektedir. Ve şu anlamlarda kullanılmıştır: yapmak, vermek, gelmek, getirmek, geçmek, rastlamak, işlemek, varmak, sürdürmek, ortaya koymak, göstermek, gitmek, katılmak, karşılamak ve ulaşmak. Bu sözcük, ağırlıklı olarak şu üç anlamda kullanılmaktadır: Yapmak, getirmek ve vermek. (اتى) Ata, vermek, (أَتَى) Eta yapmak anlamına gelmektedir. Her ne kadar bu terkipte, " vermek" anlamına gelen "Atu" yer alsa da (اتى) atu sözcüğüne, "yapmak" anlamının verilmesi de mümkündür. Zira arınmak, aklanmak, temizlenmek demek olan "zekat", verilen bir şey değil, "yapılan" bir şeydir. Kur'an, zekat sözcüğünü "arınmak" anlamında kullanmaktadır. (Örneğin 19:13) Zekat, mali yardım değil, mali yardım yapılarak malın arınmasıdır. Mali yardım sadakadır. Sadaka verilirse, malın arınması gerçekleşmiş olacaktır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, salatı ikame ederler ve zekatı verirler dipnot 1 . Onlar ahirete kesin olarak inanırlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İbadete layık yegane ilah olarak Allah'a inanmak; kulluğu, Allah'a yönelmeyi, dua ve ibadeti şirkten arındırılmış bir bilinçle ve arınmış, temizlenmiş, arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; yardımlaşmayı, destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir.

    Gültekin Onan

    Onlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler. Ve onlar kesin bir bilgiyle ahirete (iman ederler).

    Hasan Basri Çantay

    (O ihsan erbabı) ki onlar dosdoğru namazı kılanlar, zekatı verenlerdir. Onlar ahirete yakıyn (ya'ni kati insan) haasıl edenlerin de ta kendileridir.

    İbni Kesir

    Onlar ki; namaz kılarlar, zekat verirler ve onlar ahirete de yakınen inanırlar.

    Mehmet Alagaş

    (1-11) Elif Lâm Mim. Bu ayetler gerekçeli / hikmetli kitabın ayetleridir, güzel davrananlar için yola ileten ve esirgeyendir. Öyledirler ki namazı kalkıp kılarlar, zekâtı verirler, diğer hayata /ahirete de yakinen inanırlar, işte bunlar, Rablerinden bir yol üzeredirler / hidayet üzeredirler, işte bunlar kurtuluşa / felaha erenlerdir. İnsanlardan öyleleri var ki, İlim dışı olarak Allah’ın yolundan saptırmak amaçlı kof sözün müşterisi olurlar / satın alırlar , onu eğlence yaparlar. İşte bu kimselere onur kırıcı / mühin bir azap vardır. Ayetlerimiz onlara sıralı okunduğunda adeta / sanki onu işitmemiş gibi sanki kulaklarında bir ağılık varmış gibi, kibirlenerek yüzlerini çevirirler, onlara acıtıcı / elim azabı müjdele. İman edenler ve ıslah edici şeyler yapanlar öyleleridirler ki; onlara naîm cennetleri vardır , orada kalıcıdırlar, Allah’ın verdiği söz / Allah’ın vaadi haktır / gerçektir, O saygıdeğerdir, / azizdir, yargıçtır / hâkimdir. (Gerekçeli /hikmetli kararlar verir). Semaları direksiz yarattı, onu görüyorsunuz, sarsılmayın / sallanmayın diye de yere / arza sabiteler eklemiş / koymuştur, her türlü yaratığı orada yaymıştır, gökten su indirdik, onda her bir türden ikram olarak bitki yetiştirdik. İşte bu Allah’ın yaratmasıdır, Onun dışındakiler ne yaratmıştır gösterin bana! Bilakis zalimler, apaçık sapma içindedirler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar ki namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler ve onlar âhirete kesin olarak iman edenlerdir.

    Süleyman Ateş

    Onlar ki namazı kılarlar, zekatı verirler ve onlar ahirete de kesin olarak inanırlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İyiler namazı kılan, zekatı veren ve Ahirete kesin olarak inanan kimselerdir.

    Şaban Britch

    Onlar, namazı ikame ederler, zekâtı verirler ve onlar ahirete yakinen iman ederler.

    Şaban Piriş

    Onlar, namazı kılarlar, zekatı verirler ve onlar ahirete yakinen inananlardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ki onlar namazı kılarlar, zekatı verirler. Ve onlar ahirete de gözle görmüşçesine inanırlar.

  5. Lokmân suresi, 5. ayet — bütün mealleriyle aç

    Lokmân suresi, 5. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ عَلَىٰ هُدًى مِّن رَّبِّهِمْ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

    Diyanet İşleri

    İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

    Mehmet Okuyan

    İşte onlar Rableri tarafından doğru yol üzerindedir ve onlar kurtulanların ta kendileridir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Muhsinler/iyi insanlarla ilgili benzer mesajlar: Bakara 2:2-5; Enfâl 8:2-4; Neml 27:1-3.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte onlar, Rablerinden gelen kusursuz bir rehberliğe tabidirler; ve işte onlar, evet onlardır ebedi mutluluğa erenler.

    Muhammed Esed

    İşte Rablerinin gösterdiği doğru yol üzerinde olan ve dolayısıyla nihai mutluluğa erişecek olanlar bunlardır.

    Ahmed Hulusi

    İşte onlar Rablerinden gelen hakikat bilgisi üzeredirler ve işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

    Ali Bulaç

    İşte onlar, Rab'lerinden bir hidayet üzerindedirler ve felah bulanlar da onlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte onlar, Rableri tarafından gösterilmiş doğru yol üzeredirler ve onlar kurtuluşa erenlerdir.

    Ali Rıza Safa

    Efendilerinin doğru yolu üzerinde olanlar, işte onlardır. Kurtuluşa erişenler de işte onlardır.

    Bayraktar Bayraklı

    İşte onlar, Rabblerinin göstermiş olduğu doğru yol üzerindedirler ve onlar mutluluğa ereceklerdir.

    Edip Yüksel

    Rab'leri tarafından gösterilen bir yolu izleyenler ve kazananlar bunlardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rab'leri tarafından gösterilen bir yolu izleyenler ve kazananlar bunlardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte bunlar, Rableri tarafından bir hidayet üzeredirler, o kurtuluşa erenler işte bunlardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşte bunlar rablarından bir hidayet üzeredir ve işte bunlardır o felah bulanlar

    Erhan Aktaş

    İşte onlar, Rabb'leri tarafından doğru yol üzerindedirler. Onlar kurtuluşa erenlerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İşte onlar, Rabb'leri tarafından doğru yol üzerindedirler. Onlar kurtuluşa erenlerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte onlar, Rabb'leri tarafından doğru yol üzerindedirler. Onlar kurtuluşa erenlerdir.

    Gültekin Onan

    İşte onlar, rablerinden bir hidayet üzerindedirler ve felah bulanlar da onlardır.

    Hasan Basri Çantay

    İşte onlar Rablerinden bir hidayet üzerindedirler ve işte onlar, (evet) onlar felaha erenlerdir.

    İbni Kesir

    İşte onlar; Rabblarından bir hidayet üzerindedirler. Ve işte onlar; felaha erenlerin kendileridir.

    Mehmet Alagaş

    (1-11) Elif Lâm Mim. Bu ayetler gerekçeli / hikmetli kitabın ayetleridir, güzel davrananlar için yola ileten ve esirgeyendir. Öyledirler ki namazı kalkıp kılarlar, zekâtı verirler, diğer hayata /ahirete de yakinen inanırlar, işte bunlar, Rablerinden bir yol üzeredirler / hidayet üzeredirler, işte bunlar kurtuluşa / felaha erenlerdir. İnsanlardan öyleleri var ki, İlim dışı olarak Allah’ın yolundan saptırmak amaçlı kof sözün müşterisi olurlar / satın alırlar , onu eğlence yaparlar. İşte bu kimselere onur kırıcı / mühin bir azap vardır. Ayetlerimiz onlara sıralı okunduğunda adeta / sanki onu işitmemiş gibi sanki kulaklarında bir ağılık varmış gibi, kibirlenerek yüzlerini çevirirler, onlara acıtıcı / elim azabı müjdele. İman edenler ve ıslah edici şeyler yapanlar öyleleridirler ki; onlara naîm cennetleri vardır , orada kalıcıdırlar, Allah’ın verdiği söz / Allah’ın vaadi haktır / gerçektir, O saygıdeğerdir, / azizdir, yargıçtır / hâkimdir. (Gerekçeli /hikmetli kararlar verir). Semaları direksiz yarattı, onu görüyorsunuz, sarsılmayın / sallanmayın diye de yere / arza sabiteler eklemiş / koymuştur, her türlü yaratığı orada yaymıştır, gökten su indirdik, onda her bir türden ikram olarak bitki yetiştirdik. İşte bu Allah’ın yaratmasıdır, Onun dışındakiler ne yaratmıştır gösterin bana! Bilakis zalimler, apaçık sapma içindedirler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

    Süleyman Ateş

    İşte onlar, Rableri tarafından (gösterilen) doğru bir yol üzerindedirler ve onlar, umduklarına ereceklerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar Rablerinin gösterdiği yol üzerinde olanlardır. Umduklarını bulacak olanlar onlardır.

    Şaban Britch

    İşte onlar, Rablerinin hidayeti üzerindedirler ve onlar kurtuluşa erenlerdir.

    Şaban Piriş

    İşte onlar, Rab'lerinin doğru yolu üzerindedirler, dolayısıyla kurtuluşa ereceklerdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte onlardır Rablerinden bir kılavuzlanma üzere olanlar; işte onlardır gerçek kurtuluşu bulanlar.

  6. Lokmân suresi, 6. ayet — bütün mealleriyle aç

    Lokmân suresi, 6. ayet. وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَشْتَرِى لَهْوَ ٱلْحَدِيثِ لِيُضِلَّ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَيَتَّخِذَهَا هُزُوًا أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مُّهِينٌ

    Diyanet İşleri

    İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.

    Mehmet Okuyan

    İnsanlardan öylesi var ki bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve sonra da o (yol)la alay etmek için boş söz dipnot 1 satın alır. İşte onlara küçük düşürücü bir azap vardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'da sadece bu ayette geçen [lehve'l-hadîs] ifadesi "asılsız hikâye, masal", "boş söz", "söz oyunu", "laf cambazlığı" gibi anlamlar içermektedir. Bu ifade insanı hakikati öğrenmekten engelleyen ve onu oyalayan, işinden alıkoyan sözler, asılsız hikâyeler, masallar, efsaneler gibi anlatılar bu kavramın kapsamında yer almaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ama insanlardan öyleleri vardır ki, bilgisizce (başkalarını) Allah yolundan saptırmak ve onu gülünç duruma düşürmek için (ilahi mesajlar üzerinden) kelime oyunu oynamaya kalkışırlar: işte onlar onur kırıcı bir terk edilmişliğe mahkum olacaklar.

    Muhammed Esed

    Ama insanlar arasında öyleleri var ki, bilgisi olmayanları Allah yolundan saptırmak ve onu gülünç duruma düşürmek için (yol gösterici mesajlar üzerinde) kelime oyunu yapmaya kalkışırlar: böylelerini alçaltıcı bir azap bekliyor.

    Ahmed Hulusi

    İnsanlardan kimi de vardır ki ilme dayanmayan bir şekilde, Allah yolundan (insanları) saptırmak için işin laf yanını satın alır ve onu eğlence (keyif aracı) edinir. İşte bunlar için hor-hakir edici bir azap vardır.

    Ali Bulaç

    İnsanlardan öyleleri vardır ki, bilgisizce Allah'ın yolundan saptırmak ve onu bir eğlence konusu edinmek için sözün 'boş ve amaçsız olanını' satın alırlar. İşte onlar için aşağılatıcı bir azab vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    İnsanlardan öylesi var ki, herhangi bir ilmî delile dayanmadan Allah yolundan saptırmak ve sonra da onunla alay etmek için boş lafı satın alır. İşte onlara rüsva edici bir azap vardır.

    Ali Rıza Safa

    Oysa insanlar arasında öyleleri vardır ki, Allah'ın yolundan bilgisizce saptırmak ve onu alay konusu yapmak için boş sözlere -hadisleresarılırlar. İşte onlar için, alçaltıcı bir ceza vardır. dipnot 343

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 343
      "Alay konusu yapmak için boş sözlere -hadislere- sarılırlar." olarak yazdığımız "Yeşteri lehve el hadisi yettehıze ha huzuven" tümcesi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Hadis-laf eğlencesi satın alırlar ve onu alay konusu edinirler." veya "Onu hafife almak için asılsız hadislere sarılırlar." veya "Alay etmek için boş hadisi-eğlence sözünü satın alırlar." veya "Gülünç duruma düşürmek için yol gösterici mesajlar üzerinde kelime oyunu yapmaya kalkışırlar." veya "Ayetlerimizi alay konusu yapmak için, parayla şarkıcı kadınlar, hokkabazlar, boş gevezelik eden kimseler getirirler." biçiminde çevrilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Bazı insanlar vardır ki, cahillikleri yüzünden başkalarını Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlence vesilesi edinmek için boş laf satın alırlar. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.

    Edip Yüksel

    İnsanlardan bazısı var ki halkı bilgisizce ALLAH'ın yolundan saptırmak ve onu hafife almak için temelsiz hadislere sarılırlar. Onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnsanlardan bazısı var ki, halkı bilgisizce ALLAH'ın yolundan saptırmak ve onu hafife almak için temelsiz hadislere sarılırlar. Onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bayağı insanlardan kimi de vardır ki, bilmeyerek Allah yolundan saptırmak ve onu alaya almak için laf eğlencesi satın alırlar, işte bunlara alçaltıcı bir azap vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bayağı insanlardan kimi de vardır ki, Allah yolundan bilmiyerek sapıtmak ve onu eğlence yerine tutmak için laf eğlencesi satın alır, işte bunlara mühin bir azab vardır

    Erhan Aktaş

    İnsanlardan, bilgisi olmadığı halde; Allah'ın yolundan saptırmak ve onu alay konusu edinmek için gerçeği boş hadislerle dipnot 1 değiştirenler vardır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sözlerle.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İnsanlardan, bilgisi olmadığı halde; Allah'ın yolundan saptırmak ve onu alay konusu edinmek için gerçeği boş hadislerle dipnot 1 değiştirenler vardır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sözlerle.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İnsanlardan, bilgisi olmadığı halde; Allah yolundan saptırmak ve onu alay konusu edinmek için gerçeği boş sözlerle değiştirenler vardır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.

    Gültekin Onan

    İnsanlardan öyleleri vardır ki, bilgisizce Tanrı'nın yolundan saptırmak ve onu bir eğlence konusu edinmek için sözün 'boş ve amaçsız olanını' satın alırlar. İşte onlar için aşağılatıcı bir azab vardır.

    Hasan Basri Çantay

    İnsanlar içinde, bilgisizce, Allah yolundan sapdırmak, o (yolu) bir eğlence edinmek için (icad edilmiş) boş lafa müşteri çıkan (nice) adam vardır. İşte onların, (evet) onların (hakkı) horlayıcı bir azabdır.

    İbni Kesir

    İnsanlar arasında bilgisizce Allah yolundan saptırmak için gerçeği boş sözlerle değişenler ve Allah yolunu alaya alanlar vardır. İşte horlayıcı azab onlar içindir.

    Mehmet Alagaş

    (1-11) Elif Lâm Mim. Bu ayetler gerekçeli / hikmetli kitabın ayetleridir, güzel davrananlar için yola ileten ve esirgeyendir. Öyledirler ki namazı kalkıp kılarlar, zekâtı verirler, diğer hayata /ahirete de yakinen inanırlar, işte bunlar, Rablerinden bir yol üzeredirler / hidayet üzeredirler, işte bunlar kurtuluşa / felaha erenlerdir. İnsanlardan öyleleri var ki, İlim dışı olarak Allah’ın yolundan saptırmak amaçlı kof sözün müşterisi olurlar / satın alırlar , onu eğlence yaparlar. İşte bu kimselere onur kırıcı / mühin bir azap vardır. Ayetlerimiz onlara sıralı okunduğunda adeta / sanki onu işitmemiş gibi sanki kulaklarında bir ağılık varmış gibi, kibirlenerek yüzlerini çevirirler, onlara acıtıcı / elim azabı müjdele. İman edenler ve ıslah edici şeyler yapanlar öyleleridirler ki; onlara naîm cennetleri vardır , orada kalıcıdırlar, Allah’ın verdiği söz / Allah’ın vaadi haktır / gerçektir, O saygıdeğerdir, / azizdir, yargıçtır / hâkimdir. (Gerekçeli /hikmetli kararlar verir). Semaları direksiz yarattı, onu görüyorsunuz, sarsılmayın / sallanmayın diye de yere / arza sabiteler eklemiş / koymuştur, her türlü yaratığı orada yaymıştır, gökten su indirdik, onda her bir türden ikram olarak bitki yetiştirdik. İşte bu Allah’ın yaratmasıdır, Onun dışındakiler ne yaratmıştır gösterin bana! Bilakis zalimler, apaçık sapma içindedirler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İnsanlardan kimisi bilgisizce Allah’ın yolundan saptırmak ve o ayetleri bir eğlence edinmek için boş sözleri satın alırlar. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.

    Süleyman Ateş

    İnsanlardan kimi var ki; bilgisizce (insanları) Allah'ın yolundan saptırmak ve onunla alay etmek için boş hadisi (eğlence sözünü) satın alır. İşte onlara küçük düşürücü bir azab vardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Kimi insanlar da (karşı tarafı) bilgisizce Allah'ın yolundan saptırmak dipnot 1 ve o yolu önemsiz hale getirmek için aldatıcı sözler satın alırlar dipnot 2 . İşte onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Bunlar insan şeytanlarıdır. Tıpkı İblis gibi davranarak insanların duygularını kullanıp batılı hak gibi gösterir ve onları hak yoldan uzaklaştırırlar (En'am 6/112).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir bilgiye dayanmadan Allah'ın yolundan saptırmak için boş söze bedel ödeyen insanlar vardır. Onlar o yolu alaya da alırlar. Onların payına düşen, alçaltıcı bir azaptır.

    Şaban Britch

    İnsanlardan öyleleri var ki, ilimsizce sadece Allah yolundan saptırmak için boş sözleri satın alırlar ve onu eğlence edinirler. İşte onlara alçaltıcı bir azap vardır.

    Şaban Piriş

    İnsanlardan öyleleri var ki, bilgisiz oldukları halde sadece Allah yolundan saptırmak için boş sözleri satın alırlar ve onu eğlence edinirler. İşte onlara alçaltıcı bir azap vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İnsanlardan öylesi vardır ki, Allah yolundan bilgisizce saptırmak için hadis/laf eğlencesi satın alır ve onu alay konusu edinir. İşte böylelerine rezil edici bir azap vardır.

  7. Lokmân suresi, 7. ayet — bütün mealleriyle aç

    Lokmân suresi, 7. ayet. وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ءَايَٰتُنَا وَلَّىٰ مُسْتَكْبِرًا كَأَن لَّمْ يَسْمَعْهَا كَأَنَّ فِىٓ أُذُنَيْهِ وَقْرًا فَبَشِّرْهُ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ

    Diyanet İşleri

    Ona ayetlerimiz okunduğu zaman; onları hiç işitmemiş gibi, kulağında bir ağırlık var da büyüklenerek arkasını döner. Ona, elem dolu bir azabı müjdele.

    Mehmet Okuyan

    Ona ayetlerimiz tilavet edildiği (okunup aktarıldığı) zaman, sanki bunları duymamış, sanki kulaklarında (s)ağırlık varmış gibi kibirlenerek yüz çevirir. dipnot 1 Onu, elem verici bir azapla müjdele!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Fussilet 41:5.

    Mustafa İslamoğlu

    Böyle birine ayetlerimiz okunduğu zaman sanki kulaklarında kurşun varmış gibi hiç aldırmadan serkeşçe yüz çevirir: İşte böylesini can yakıcı bir azap ile müjdele.

    Muhammed Esed

    Böyle birine mesajlarımız aktarıldığında, sanki kulaklarında bir sağırlık varmış da onları hiç duymamış gibi, küstahça yüz çevirir: işte ona (öteki dünyada) acıklı azabı haber ver!

    Ahmed Hulusi

    Ona işaretlerimiz bildirildiğinde, sanki onları işitmemiş, sanki iki kulağında ağır işitme varmış gibi (duymazlıktan gelerek), benlikle yüz çevirir. . . Onu feci bir azapla müjdele!

    Ali Bulaç

    Ona ayetlerimiz okunduğunda, sanki işitmiyormuş ve kulaklarında bir ağırlık varmış gibi, büyüklük taslayarak (müstekbirce) sırtını çevirir. Artık sen ona acı bir azap ile müjde ver.

    Ali Özek ve heyeti

    Ona âyetlerimiz okunduğu zaman, sanki bunları işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak yüz çevirir. Sen de ona acıklı bir azabın müjdesini ver!

    Ali Rıza Safa

    Üstelik ayetlerimiz ona okunduğunda, sözde duymuyormuş gibi, sözde kulaklarında ağırlık varmış gibi, büyüklük taslayarak döner. Artık, acı dolu bir cezayı ona bildir.

    Bayraktar Bayraklı

    Ona ayetlerimiz okunduğu zaman sanki bunları işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi kibirlenerek yüz çevirirler. Sen de ona acıklı bir azabı müjdele!

    Edip Yüksel

    Kendisine ayetlerimiz okunduğu zaman, sanki onu hiç işitmemiş gibi, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklenerek ardını döner. Ona acıklı azabı müjdele!

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendisine ayetlerimiz okunduğu zaman, sanki onu hiç işitmemiş gibi, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklenerek ardını döner.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Karşısında ayetlerimiz okunduğu zaman da sanki onları işitmemiş, sanki kulaklarında bir ağırlık varmış gibi kibirlenerek ensesini döner. Sen de onu acı bir azap ile müjdele!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Karşısında ayetlerimiz okunduğu vakıt da kibirlenerek ensesini döner, sanki onları işitmemiş, sanki kulaklarında bir ağırlık varmış, sen de onu elim bir azab ile müjdele

    Erhan Aktaş

    Ona ayetlerimiz okunduğu zaman sanki onları duymamış, sanki kulakları sağırmış gibi, küstahça umursamazlıktan gelir. Öyleyse onu, çok acı veren bir azaptan haberdar et.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ona ayetlerimiz okunduğu zaman sanki onları duymamış, sanki kulakları sağırmış gibi, küstahça umursamazlıktan gelir. Öyleyse onu, çok acı veren bir azaptan haberdar et.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ona ayetlerimiz okunduğu zaman sanki onları duymamış, sanki kulakları sağırmış gibi, küstahça umursamazlıktan gelir. Öyleyse onu, çok acı veren bir azaptan haberdar et.

    Gültekin Onan

    Ona ayetlerimiz okunduğunda sanki işitmiyormuş ve kulaklarında bir ağırlık varmış gibi, büyüklük taslayarak (müstekbirce) sırtını çevirir. Artık sen ona acı bir azap ile müjde ver.

    Hasan Basri Çantay

    Ona ayetlerimiz okunduğu zaman sanki bunları işitmemiş, sanki iki kulağında bir sağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak yüz çevirir, işte onu çok acıklı bir azab ile müjdele!

    İbni Kesir

    Ayetlerimiz ona okunduğu zaman; kulaklarında ağırlık var da işitmiyormuş gibi büyüklük taslayarak sırt çevirir. İşte ona çok acıklı bir azabı müjdele.

    Mehmet Alagaş

    (1-11) Elif Lâm Mim. Bu ayetler gerekçeli / hikmetli kitabın ayetleridir, güzel davrananlar için yola ileten ve esirgeyendir. Öyledirler ki namazı kalkıp kılarlar, zekâtı verirler, diğer hayata /ahirete de yakinen inanırlar, işte bunlar, Rablerinden bir yol üzeredirler / hidayet üzeredirler, işte bunlar kurtuluşa / felaha erenlerdir. İnsanlardan öyleleri var ki, İlim dışı olarak Allah’ın yolundan saptırmak amaçlı kof sözün müşterisi olurlar / satın alırlar , onu eğlence yaparlar. İşte bu kimselere onur kırıcı / mühin bir azap vardır. Ayetlerimiz onlara sıralı okunduğunda adeta / sanki onu işitmemiş gibi sanki kulaklarında bir ağılık varmış gibi, kibirlenerek yüzlerini çevirirler, onlara acıtıcı / elim azabı müjdele. İman edenler ve ıslah edici şeyler yapanlar öyleleridirler ki; onlara naîm cennetleri vardır , orada kalıcıdırlar, Allah’ın verdiği söz / Allah’ın vaadi haktır / gerçektir, O saygıdeğerdir, / azizdir, yargıçtır / hâkimdir. (Gerekçeli /hikmetli kararlar verir). Semaları direksiz yarattı, onu görüyorsunuz, sarsılmayın / sallanmayın diye de yere / arza sabiteler eklemiş / koymuştur, her türlü yaratığı orada yaymıştır, gökten su indirdik, onda her bir türden ikram olarak bitki yetiştirdik. İşte bu Allah’ın yaratmasıdır, Onun dışındakiler ne yaratmıştır gösterin bana! Bilakis zalimler, apaçık sapma içindedirler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ona ayetlerimiz okunduğunda, sanki onları işitmiyormuş ve kulaklarında bir ağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak sırtını çevirir. Ona, elem dolu bir azabı müjdele.

    Süleyman Ateş

    Ona ayetlerimiz okunduğu zaman sanki onları hiç işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak döner. Ona acı bir azabı müjdele.

    Süleymaniye Vakfı

    Ona ayetlerimiz bağlantılarıyla birlikte dipnot 1 okunduğu zaman sanki onları hiç dinlememiş, sanki kulaklarında tıkaç varmış gibi kibirlenerek yüzünü döner dipnot 2 . Onu acıklı bir azapla müjdele!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tilavet sözcüğünün kökü olan t-l-v (تلو) "birden çok şeyin, aralarına kendi cinslerinden olmayan bir şey karışmayacak şekilde peş peşe sıralanması" anlamındadır (Müfredat). Buna göre tilavet, birbiriyle bağlantılı ayetleri birlikte okumaktır.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ona ayetlerimiz okunduğunda büyüklenir, sanki hiç duymamış, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi sırt çevirir. Ona acıklı bir azap müjdesi ver.

    Şaban Britch

    Ayetlerimiz ona okunduğu zaman, sanki işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklenerek yüzçevirir. Ona acıklı bir azap müjdele.

    Şaban Piriş

    Ayetlerimiz ona okunduğu zaman, sanki işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklenerek yüzçevirir. Ona acı bir azap müjdele.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ayetlerimiz ona okunduğunda, böbürlenerek yüzünü çevir. Sanki onları hiç işitmemiştir, sanki kulaklarında bir ağırlık vardır. İşte böylesini, korkunç bir azapla muştula.

  8. Lokmân suresi, 8. ayet — bütün mealleriyle aç

    Lokmân suresi, 8. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُمْ جَنَّٰتُ ٱلنَّعِيمِ

    Diyanet İşleri

    (8-9) Şüphesiz, iman edip salih amel işleyenler için içlerinde ebedi kalacakları Naim cennetleri vardır. Allah, (bu konuda) gerçek bir vaadde bulunmuştur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki iman edip iyi işler yapanlar için nimetleri bol cennetler vardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Bir de iman eden ve imanına uygun eylemler ortaya koyan kimseler var ki, her tür nimetle dolu olan cennetler onların olacak:

    Muhammed Esed

    (Buna karşılık) iman edip doğru ve yararlı işler yapanlar mutluluk bahçelerine kavuşacaklar,

    Ahmed Hulusi

    İman edip imanın gereğini uygulayanlara gelince, onlara Naim cennetleri (Esma kuvvelerinin Rahıymi özellikleriyle yaşam) vardır.

    Ali Bulaç

    (Ancak) Gerçekten iman edip salih amellerde bulunanlar ise; onlar için nimetlerle donatılmış cennetler vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz, iman edip de salih ameller işleyenler için, nimetleri bol cennetler vardır.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, inanmış olarak erdemli edimler yapanlar için nimet cennetleri vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    - İnanıp yararlı iş yapanları ise nimetlerle dolu,süreli olarak kalacakları cennetler bekliyor. Bu, Allah'ın gerçek bir vaadidir. O'nun gücü her şeye yeter; her işinde hikmet vardır.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayıp erdemli davrananlar için nimet bahçeleri vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnanıp erdemli davrananlar için nimet cennetleri vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Fakat, iman edip de iyi işler yapanlar, şüphesiz onlara Naim cennetleri vardır,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Fakat iyman edib de iyi işler yapanlar, şübhesiz ki onlara naim Cennetleri var

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İman eden ve salihatı dipnot 1 yapanlar için, Naim Cennet'ler vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "İman edip, salihatı yapanlar" terkibini "İman edip iyi işler yapanlar" diye çevirmek doğru değildir. Salihatı yapmak iyi işler yapmaktan farklı anlama sahiptir. Salihat, davranış yolu ile bütünüyle dışa yansıyan imandır. Bu sözcüğün karşıtı "seyyiat" yani kötülük sözcüğüdür. Salihat, kötülüğe karşı mücadele etmek, bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, yapıcı olmak, iyi olmak ve iyiye yönlendirmek demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İman eden ve salihatı dipnot 1 yapanlar için, Naim Cennet'ler vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, düzeltici olmak, yapıcı olmak, iyi olmak, düzeltmeye teşvik etmek, iyiye yönlendirmek.

    Gültekin Onan

    (Ancak) Gerçekten inanıp salih amellerde bulunanlar ise; onlar için nimetlerle donatılmış cennetler vardır.

    Hasan Basri Çantay

    (8-9) Hakıykat, iman edib de güzel güzel amel (ve hareket) lerde bulunanlar (yok mu?) Naıym cennetleri — kendileri içlerinde ebedi kalıcı olmak üzere — onlarındır. Bu, Allahın gerçek va'didir. O, yegane gaalib, yegane hüküm ve hikmet saahibidir.

    İbni Kesir

    İman edip salih amel işleyenlere; muhakkak ki Naim cennetleri vardır.

    Mehmet Alagaş

    (1-11) Elif Lâm Mim. Bu ayetler gerekçeli / hikmetli kitabın ayetleridir, güzel davrananlar için yola ileten ve esirgeyendir. Öyledirler ki namazı kalkıp kılarlar, zekâtı verirler, diğer hayata /ahirete de yakinen inanırlar, işte bunlar, Rablerinden bir yol üzeredirler / hidayet üzeredirler, işte bunlar kurtuluşa / felaha erenlerdir. İnsanlardan öyleleri var ki, İlim dışı olarak Allah’ın yolundan saptırmak amaçlı kof sözün müşterisi olurlar / satın alırlar , onu eğlence yaparlar. İşte bu kimselere onur kırıcı / mühin bir azap vardır. Ayetlerimiz onlara sıralı okunduğunda adeta / sanki onu işitmemiş gibi sanki kulaklarında bir ağılık varmış gibi, kibirlenerek yüzlerini çevirirler, onlara acıtıcı / elim azabı müjdele. İman edenler ve ıslah edici şeyler yapanlar öyleleridirler ki; onlara naîm cennetleri vardır , orada kalıcıdırlar, Allah’ın verdiği söz / Allah’ın vaadi haktır / gerçektir, O saygıdeğerdir, / azizdir, yargıçtır / hâkimdir. (Gerekçeli /hikmetli kararlar verir). Semaları direksiz yarattı, onu görüyorsunuz, sarsılmayın / sallanmayın diye de yere / arza sabiteler eklemiş / koymuştur, her türlü yaratığı orada yaymıştır, gökten su indirdik, onda her bir türden ikram olarak bitki yetiştirdik. İşte bu Allah’ın yaratmasıdır, Onun dışındakiler ne yaratmıştır gösterin bana! Bilakis zalimler, apaçık sapma içindedirler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Gerçekten iman edip salih ameller işleyenler için Naim Cennetleri vardır.

    Süleyman Ateş

    İnanan ve iyi işler yapanlara ni'meti bol cennetler vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnanıp güvenen ve iyi işler yapanların payına düşen de nimetlerle dolu bahçelerdir.

    Şaban Britch

    İman edenler ve salih amellerde bulunanlar için nimet Cennetleri vardır.

    Şaban Piriş

    İman edenler ve doğruları yapanlara gelince, onlar için de nimet cennetleri vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İman edip hayra ve barışa yönelik fiiller sergileyenlere gelince, onlar için nimetlerle dolu cennetler vardır.

  9. Lokmân suresi, 9. ayet — bütün mealleriyle aç

    Lokmân suresi, 9. ayet. خَٰلِدِينَ فِيهَا وَعْدَ ٱللَّهِ حَقًّا وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    Diyanet İşleri

    (8-9) Şüphesiz, iman edip salih amel işleyenler için içlerinde ebedi kalacakları Naim cennetleri vardır. Allah, (bu konuda) gerçek bir vaadde bulunmuştur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın vaadi olarak orada ebedî kalacaklardır. O güçlüdür, doğru hüküm verendir.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar orada Allah'ın mutlaka gerçekleşecek olan vaadi uyarınca ebedi kalacak. Zira O her işinde mükemmel olandır, her hükmünde tam isabet edendir.

    Muhammed Esed

    Orada Allah'ın şaşmaz vaadine uygun olarak temelli kalacaklar; çünkü O, kudret ve hikmet sahibidir.

    Ahmed Hulusi

    Orada sonsuza dek yaşarlar. . . Allah'ın Hak vaadidir! "HU"; Aziyz'dir, Hakiym'dir.

    Ali Bulaç

    Orada ebedi olarak kalıcıdırlar. Allah'ın va'di haktır. O, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Ali Özek ve heyeti

    İçinde devamlı kalacaklardır ve bu, Allah'ın verdiği gerçek sözdür. O, mutlak güç ve hikmet sahibidir.

    Ali Rıza Safa

    Sürekli orada kalacaklardır. Allah'ın sözünü verdiği gerçektir. Çünkü O, Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.

    Bayraktar Bayraklı

    - İnanıp yararlı iş yapanları ise nimetlerle dolu,süreli olarak kalacakları cennetler bekliyor. Bu, Allah'ın gerçek bir vaadidir. O'nun gücü her şeye yeter; her işinde hikmet vardır.

    Edip Yüksel

    Orada ebedi kalırlar. ALLAH'ın sözü gerçektir. O Üstündür, Bilgedir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Orada ebedi kalırlar. ALLAH'ın sözü gerçektir. O Üstündür, Bilgedir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah'ın hak sözü olarak içlerinde ebedi kalmak üzere! O, pek güçlü ve hakimdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İçlerinde muhalled olmak üzere onlar, hakka Allahın va'di bu ve aziz odur hakim o

    Erhan Aktaş

    Orada sürekli kalırlar. Allah'ın vaadi gerçektir. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Orada sürekli kalırlar. Allah'ın vaadi gerçektir. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Orada sürekli kalırlar. Allah'ın vaadi gerçektir. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Gültekin Onan

    Orada ebedi olarak kalıcıdırlar. Tanrı'nın vaadi haktır. O, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Hasan Basri Çantay

    (8-9) Hakıykat, iman edib de güzel güzel amel (ve hareket) lerde bulunanlar (yok mu?) Naıym cennetleri — kendileri içlerinde ebedi kalıcı olmak üzere — onlarındır. Bu, Allahın gerçek va'didir. O, yegane gaalib, yegane hüküm ve hikmet saahibidir.

    İbni Kesir

    Orada devamlı kalırlar. Bu, Allah'ın hak vaadidir. Ve O; Aziz'dir, Hakim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (1-11) Elif Lâm Mim. Bu ayetler gerekçeli / hikmetli kitabın ayetleridir, güzel davrananlar için yola ileten ve esirgeyendir. Öyledirler ki namazı kalkıp kılarlar, zekâtı verirler, diğer hayata /ahirete de yakinen inanırlar, işte bunlar, Rablerinden bir yol üzeredirler / hidayet üzeredirler, işte bunlar kurtuluşa / felaha erenlerdir. İnsanlardan öyleleri var ki, İlim dışı olarak Allah’ın yolundan saptırmak amaçlı kof sözün müşterisi olurlar / satın alırlar , onu eğlence yaparlar. İşte bu kimselere onur kırıcı / mühin bir azap vardır. Ayetlerimiz onlara sıralı okunduğunda adeta / sanki onu işitmemiş gibi sanki kulaklarında bir ağılık varmış gibi, kibirlenerek yüzlerini çevirirler, onlara acıtıcı / elim azabı müjdele. İman edenler ve ıslah edici şeyler yapanlar öyleleridirler ki; onlara naîm cennetleri vardır , orada kalıcıdırlar, Allah’ın verdiği söz / Allah’ın vaadi haktır / gerçektir, O saygıdeğerdir, / azizdir, yargıçtır / hâkimdir. (Gerekçeli /hikmetli kararlar verir). Semaları direksiz yarattı, onu görüyorsunuz, sarsılmayın / sallanmayın diye de yere / arza sabiteler eklemiş / koymuştur, her türlü yaratığı orada yaymıştır, gökten su indirdik, onda her bir türden ikram olarak bitki yetiştirdik. İşte bu Allah’ın yaratmasıdır, Onun dışındakiler ne yaratmıştır gösterin bana! Bilakis zalimler, apaçık sapma içindedirler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar oralarda ebedi kalıcıdırlar. Bu Allah’ın hak vaadidir. O, Azîzdir, Hakîmdir.

    Süleyman Ateş

    Orada ebedi kalacaklardır. (Bu,) Allah'ın gerçek va'didir. O üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Süleymaniye Vakfı

    Orada ölümsüz olarak kalacaklardır. Bu, Allah'ın vaadidir, mutlaka gerçekleşecektir dipnot 1 . Daima üstün ve kararları doğru olan odur.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'ın gerçekleşecek sözü gereği orada ölümsüzleşirler. O; güçlüdür ,doğru karar verir.

    Şaban Britch

    Orada ebedi kalacaklardır. Bu, Allah’ın gerçek vaadidir. O, çok güçlüdür, Hakim'dir.

    Şaban Piriş

    Orada ebedi kalacaklardır. Bu, Allah'ın gerçek vaadidir. O, güçlüdür, hakimdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sürekli kalacaklardır orada. Allah'ın hak vaadidir bu. Aziz'dir, Hakim'dir O.

  10. Lokmân suresi, 10. ayet — bütün mealleriyle aç

    Lokmân suresi, 10. ayet. خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا وَأَلْقَىٰ فِى ٱلْأَرْضِ رَوَٰسِىَ أَن تَمِيدَ بِكُمْ وَبَثَّ فِيهَا مِن كُلِّ دَآبَّةٍ وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَنۢبَتْنَا فِيهَا مِن كُلِّ زَوْجٍ كَرِيمٍ

    Diyanet İşleri

    Allah, gökleri görebileceğiniz direkler olmaksızın yarattı. Yeryüzüne de, sizi sarsmasın diye sabit dağlar yerleştirdi ve orada her türlü canlıyı yaydı. Gökten de yağmur indirip orada her türden güzel ve faydalı bitki bitirdik.

    Mehmet Okuyan

    O, gökleri görebileceğiniz direkler olmadan yaratmıştır. dipnot 1 Sizi sarsmasıyla ilgili yer içinde ağır baskılar yerleştirmiştir. dipnot 2 Orada (yerde) her çeşit canlıyı yaymıştır. Biz gökten su indirip, orada (yerde) her değerli çiftten yetiştirmekteyiz.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle "O, gökleri direksiz yaratmıştır; (nitekim) siz de (onların direksiz olduğunu) görüyorsunuz" şeklinde de tercüme edilmektedir. Bizim tercümedeki tercihimiz, göklerin bizim göremeyeceğimiz şekilde olsa da direklerinin bulunduğu sonucunu vermektedir. Zaten [teravnehâ] cümlesindeki [hâ] zamiri "direkler" anlamındaki [‘amed] kelimesine gitmektedir. Benzer mesaj: Ra‘d 13:2.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Ra‘d 13:3; Hicr 15:19; Nahl 16:15; Enbiyâ 21:31; Neml 27:61; Fussilet 41:10; Kâf 50:7; Mürselât 77:27.

    Mustafa İslamoğlu

    O gökleri, gördüğünüz bir direk olmaksızın yarattı ve O sizi sarsmasın diye yeryüzüne kalkmaz kımıldamaz dağlar yerleştirdi ve orada her çeşit canlı varlığın üremesini sağladı. İşte Biz, gökten yağmuru (böyle) indiririz, akabinde orada her tür ve cinsten yararlı varlığı (böyle) yetiştiririz.

    Muhammed Esed

    O, gökleri görünür destekler olmadan yarattı; sizi sarsmasın diye yeryüzünü sabit dağlar ile donattı ve orada her çeşit canlı varlığın çoğalmasını sağladı. Biz gökyüzünden sular indirir ve bununla yeryüzünde her türlü faydalı (canlı)nın yetişip büyümesini sağlarız.

    Ahmed Hulusi

    Semaları, dayanağı olmaksızın (Bi-gayrı amed) yarattı (direkt olarak Esma manaları olarak vardır - varlığın ilim - şuur boyutu); sizin (benlik bilincinizin oluşması ve) sarsılmamanız için arza (bedende) sabit dağlar (organlar) ilka etti ve orada (bedende) her DABBEDEN (hayvani özellikler) oluşturdu. . . Semadan (şuurdan) bir su (ilim - kendi hakikatini kavrama bilinci) inzal ettik de onda tümüyle kerim eşini (ölüm ötesi yaşam kişiliğini - ruhunu) oluşturduk.

    Ali Bulaç

    O, gökleri dayanak olmaksızın yaratmıştır, bunu görmektesiniz. Arzda da, sizi sarsıntıya uğratır diye sarsılmaz dağlar bıraktı ve orada her canlıdan türetip yayıverdi. Biz gökten su indirdik, böylelikle orada her güzel olan çiftten bir bitki bitirdik.

    Ali Özek ve heyeti

    O, gökleri görebildiğiniz bir direk olmaksızın yarattı, sizi sarsmasın diye yere de ulu dağlar koydu ve orada her çeşit canlıyı yaydı. Biz gökyüzünden su indirip, orada her faydalı nebattan çift çift bitirdik.

    Ali Rıza Safa

    Gökleri, görünür destekler olmadan yaratmıştır. Yeryüzünün sizi sarsmaması için sarsılmaz dağlar yerleştirmiş ve her türlü canlıyı yaymıştır. Ve gökten su indirerek, her güzel bitkiden çift yetiştirdik.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah, gökleri, görebileceğiniz direkler olmadan yarattı. Sizi sarsmasın diye yeryüzüne sabit dağlar koydu ve orada her çeşit canlının çoğalmasını sağladı. Biz, gökyüzünden su indirip orada her türlü faydalı bitkiler yetiştirmişizdir.

    Edip Yüksel

    Gökleri, gördüğün bir direk olmadan yaratmıştır. Ve sarsılmamanız için yeryüzüne denge sağlayıcılar atıp yerleştirdi ve orada her çeşit yaratığı yaydı. Gökten bir su yağdırdık ve orada her güzel çifti bitirdik.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gökleri, gördüğün bir direk olmadan yaratmıştır. Ve sarsılmamanız için yeryüzüne denge sağlayıcılar atıp yerleştirdi ve orada her çeşit yaratığı yaydı. Gökten bir su yağdırdık ve orada her güzel çifti bitirdik.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O gökleri direksiz yarattı, onları görüyorsunuz. Yeryüzüne de sizi çalkalar diye ağır baskılar bıraktı ve orada herbir hayvandan üretti. Hem gökten bir su indirdik de orada her hoş çeşitten yetiştirdik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Gökleri direksiz yarattı onları görüyorsunuz Arza da sizi çalkalar diye ağır baskılar bıraktı ve onda her bir hayvandan üretti, hem Gökten bir su indirdik de her hoş çeşitten yetiştirdik

    Erhan Aktaş

    Gördüğünüz gibi gökleri direksiz yarattı. Yeryüzüne de sizi sarsmaması için ağır baskılar yerleştirdi. Orada her türlü canlıyı yaydı. Gökten su indirip, orada her kerim dipnot 1 çiftten bitki bitirdi.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cömert.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Gördüğünüz gibi gökleri direksiz yarattı. Yeryüzüne de sizi sarsmaması için ağır baskılar yerleştirdi. Orada her türlü canlıyı yaydı. Gökten su indirip, orada her kerim dipnot 1 çiftten bitki bitirdi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cömert.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gördüğünüz gibi gökleri direksiz yarattı. Yeryüzüne de sizi sarsmaması için dağlar yerleştirdi. Orada her türlü canlıyı yaydı. Gökten su indirip, orada her kerim dipnot 1 çiftten bitki bitirdi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cömert.

    Gültekin Onan

    O, gökleri dayanak olmaksızın yaratmıştır, bunu görmektesiniz. Arzda da, sizi sarsıntıya uğratır diye sarsılmaz dağlar bıraktı ve orada her canlıdan türetip yayıverdi. Biz gökten su indirdik, böylelikle orada her güzel olan çiftten bir bitki bitirdik.

    Hasan Basri Çantay

    O, (şu) görüb durduğunuz gökleri direksiz yaratdı. Yere, sizi sarsar diye, ağır baskılar koydu. Orada (yerde) her bir canlıdan (nice çeşidler) yaydı. Biz gökden de su indirdik de (yerde) her sınıf (dan) güzel nebatlar yetişdirdik.

    İbni Kesir

    Gökleri, gördüğünüz gibi direksiz olarak yaratmış, sizi sarsar diye yere ağır baskılar koymuş, orada her türlü canlıyı yaymıştır. Biz, gökten su indirip orada her sınıf bitkiler yetiştirmişizdir.

    Mehmet Alagaş

    (1-11) Elif Lâm Mim. Bu ayetler gerekçeli / hikmetli kitabın ayetleridir, güzel davrananlar için yola ileten ve esirgeyendir. Öyledirler ki namazı kalkıp kılarlar, zekâtı verirler, diğer hayata /ahirete de yakinen inanırlar, işte bunlar, Rablerinden bir yol üzeredirler / hidayet üzeredirler, işte bunlar kurtuluşa / felaha erenlerdir. İnsanlardan öyleleri var ki, İlim dışı olarak Allah’ın yolundan saptırmak amaçlı kof sözün müşterisi olurlar / satın alırlar , onu eğlence yaparlar. İşte bu kimselere onur kırıcı / mühin bir azap vardır. Ayetlerimiz onlara sıralı okunduğunda adeta / sanki onu işitmemiş gibi sanki kulaklarında bir ağılık varmış gibi, kibirlenerek yüzlerini çevirirler, onlara acıtıcı / elim azabı müjdele. İman edenler ve ıslah edici şeyler yapanlar öyleleridirler ki; onlara naîm cennetleri vardır , orada kalıcıdırlar, Allah’ın verdiği söz / Allah’ın vaadi haktır / gerçektir, O saygıdeğerdir, / azizdir, yargıçtır / hâkimdir. (Gerekçeli /hikmetli kararlar verir). Semaları direksiz yarattı, onu görüyorsunuz, sarsılmayın / sallanmayın diye de yere / arza sabiteler eklemiş / koymuştur, her türlü yaratığı orada yaymıştır, gökten su indirdik, onda her bir türden ikram olarak bitki yetiştirdik. İşte bu Allah’ın yaratmasıdır, Onun dışındakiler ne yaratmıştır gösterin bana! Bilakis zalimler, apaçık sapma içindedirler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O, gökleri görebildiğiniz bir direk olmaksızın yarattı. Yeryüzüne de, sizi sarsmasın diye sabit dağlar yerleştirdi ve orada her türlü canlıyı yaydı. Biz gökyüzünden su indirip, orada her faydalı nebattan çift çift bitirdik.

    Süleyman Ateş

    (Allah), gökleri görebildiğiniz bir direk olmadan yarattı, sizi sarsar diye yere de sağlam ve yüksek dağlar attı ve orada her çeşit canlıyı yaydı. Gökten bir su indirdik de orada her güzel çifti bitirdik.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah gökleri, gözle görebileceğiniz direkler olmadan dipnot 1 yaratmış, (yer kabuğu) sizi sarsar diye yere sabit dağlar dipnot 2 yerleştirmiş ve yeryüzüne her türlü canlıyı yaymıştır. Gökten su indirip yerde her güzel çiftten nice bitkiler bitirdik. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Sabit anlamına gelen (راسية) rasiye kelimesinin çoğulu olan (رواسي) revasi, Kur'an'da 9 kez, dağların özelliği olarak geçer. Bu ayette olduğu gibi 2 ayette daha (ميد) meyd fiiliyle birlikte kullanılır (Enbiya 21/31, Nahl 16/15). Meyd, "gidip gelme, sallanma, sarsılma" anlamlarına gelir. Bu sebeple kelimenin geçtiği üç ayete, "sizi sarsmasın diye sabit dağlar yerleştirdi" şeklinde meal verilmekte, bu da dağların bulunduğu bölgelerde deprem olmadığı gibi bir yanlış anlamaya sebep olmaktadır. Oysa ayetteki (أَن تَمِيدَ بِكُمْ) en temide bikum ifadesini "sizi sarsar diye" şeklinde çevirmek metne daha uygun olacaktır. Dolayısıyla ayetin meali "sizi sarsar diye yere sabit dağlar yerleştirdi" şeklinde olmalıdır. Ayette insanları sarsacak olan "yeryüzü"dür (الأرض). Dağların varlığı insanları bu sarsıntı esnasında korumak, daha güvenli bir yerleşim yeri oluşturmak içindir. Ayette dağların yeri sabitlemesinden bahsedilmemektedir. Nitekim toprak, kum ve alüvyonlu kıyı kesimlerin depremlerde en uzun süreli sarsıntı yaratan, sarsıntının şiddetinin en büyük, hızının en fazla olduğu bölgeler olduğu, dağlık ve kayalık alanlarda ise bu sarsıntıların çok daha kısa ve yavaş olduğu yerbilimleri tarafından da tespit edilmiş gerçeklerdir. Ayet bu gerçeği dile getirmekte, bu özelliğinden dolayı dağlar için 'demir atma', 'sabitleme' kök anlamından türetilmiş (رواسي) revasi kelimesi kullanılmıştır.
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah gökleri görebileceğiniz direkler olmadan yaratmış, sizi çok sarsmasın diye yerin içine sabitleyen dağlar yerleştirmiş ve orada her türlü (hareketli) canlıyı yaymıştır. Gökten su indirip bereketli çiftlerin (erkek ve dişi bitkilerin) hepsinden bitirmiştir dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İltifat Bakara 2/64

    Şaban Britch

    Gördüğünüz gibi, gökleri direksiz yaratmış, yeryüzünde de sizi sarsar diye köklü dağlar koymuştur. Orada her çeşit canlıyı yaydı. Gökten su indirip onunla orada her çift güzel bitkiler yetiştirdik.

    Şaban Piriş

    Gördüğünüz gibi, gökleri direksiz yaratmış, yeryüzünde de, sizi sarsar diye köklü dağlar koymuştur. Orada her çeşit canlıyı yaydı. Gökten su indirip, onunla orada her çift güzel bitkiler yetiştirdik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Gökleri direksiz, desteksiz yarattı; görüyorsunuz onları. Ve yeryüzüne, sizi çalkalayıp sendeletmesin diye ağırlıklar, dayanaklar bıraktı ve orada her çeşit hayvanı yaydı. Gökten bir su indirdik de orada her türlü cömert ve bereketli çifti filizlendirdik.

  11. Lokmân suresi, 11. ayet — bütün mealleriyle aç

    Lokmân suresi, 11. ayet. هَٰذَا خَلْقُ ٱللَّهِ فَأَرُونِى مَاذَا خَلَقَ ٱلَّذِينَ مِن دُونِهِۦ بَلِ ٱلظَّٰلِمُونَ فِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ

    Diyanet İşleri

    İşte Allah'ın yarattıkları! Haydi, Allah'ı bırakıp da taptıklarınızın yarattığını bana gösterin! Hayır, zalimler açık bir sapıklık içindedirler.

    Mehmet Okuyan

    İşte bu(nlar) Allah'ın yarattıklarıdır. O'ndan başkasının ne yarattığını bana gösterin! Hayır! Zalimler apaçık bir sapkınlık içindedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Bu Allah'ın yaratışıdır: Haydi, gösterin bakayım O'nun dışındakiler neyi yaratmışlar? Hayır, zulme gömülüp gitmiş olanlar apaçık bir sapıklık içindedirler.

    Muhammed Esed

    Bunlar(ın tümü) Allah'ın hilkatidir: Peki, gösterin bana, O'ndan başkası ne yaratabilmiş! Hayır, (gösteremezsiniz,) zalimler açık bir sapıklık içindedirler!

    Ahmed Hulusi

    İşte bu, Allah'ın Yaratışıdır. . . Hadi, gösterin bana O'nun dunundakilerin ne yarattığını? Hayır, zalimler apaçık bir yanlış inanca sapma halindedirler.

    Ali Bulaç

    Bu, Allah'ın yaratmasıdır. Şu halde, O'nun dışında olanların yarattıklarını bana gösterin. Hayır, zulmedenler, açıkca bir sapıklık içindedirler.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte bunlar Allah'ın yarattıklarıdır. Şimdi (ey kâfirler!) O'ndan başkasının ne yarattığını bana gösterin! Hayır (gösteremezler)! Zalimler açık bir sapıklık içindedirler.

    Ali Rıza Safa

    Allah'ın yaratışı, işte böyledir. Öyleyse O'ndan başkalarının ne yarattığını Bana gösterin. Hayır! Haksızlık yapanlar, apaçık bir sapkınlık içindedirler.

    Bayraktar Bayraklı

    Bunların hepsi Allah'ın yarattığıdır. O'ndan başkasının ne yarattığını bana gösteriniz. Hayır; zalimler apaçık sapıklık içindedirler.

    Edip Yüksel

    Bu ALLAH'ın yaratışıdır. O'ndan başkasının neler yarattığını bana gösterin. Zalimler, gerçekten apaçık bir sapıklık içindedirler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bu ALLAH'ın yaratışıdır. O'ndan başkasının neler yarattığını bana gösterin. Zalimler, gerçekten apaçık bir sapıklık içindedirler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte bu Allah'ın yarattığıdır. Haydi gösterin bana O'ndan başkaları ne yaratmıştır? Fakat o zalimler, apaçık şaşkınlık içindedirler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşte bu Allahın yarattığı, haydi gösterin bana ondan berikiler ne yaratmış? Fakat o zalimler apaçık dalal içindeler

    Erhan Aktaş

    Bu Allah'ın yaratmasıdır. Haydi, bana O'ndan başkasının ne yarattığını gösterin. Hayır! Zalimler apaçık bir sapkınlık içindedirler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bu Allah'ın yaratmasıdır. Haydi, bana O'ndan başkasının ne yarattığını gösterin. Hayır! Zalimler apaçık bir sapkınlık içindedirler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu Allah'ın yaratmasıdır. Haydi, bana O'ndan başkasının ne yarattığını gösterin. Hayır! Zalimler apaçık bir sapkınlık içindedirler.

    Gültekin Onan

    Bu, Tanrı'nın yaratmasıdır. Şu halde, O'nun dışında olanların yarattıklarını bana gösterin. Hayır, zulmedenler, açıkca bir sapıklık içindedirler.

    Hasan Basri Çantay

    İşte bu (nlar) Allahın yaratığıdır. Ondan başkasının ne yaratdığını haydi gösterin bana! Hayır, o zaalimler apaçık bir sapıklık içindedirler.

    İbni Kesir

    İşte bu, Allah'ın yaratışıdır. Gösterin bakalım bana O'ndan başkalarının ne yarattığını? Hayır, zalimler apaçık bir sapıklık içindedirler.

    Mehmet Alagaş

    (1-11) Elif Lâm Mim. Bu ayetler gerekçeli / hikmetli kitabın ayetleridir, güzel davrananlar için yola ileten ve esirgeyendir. Öyledirler ki namazı kalkıp kılarlar, zekâtı verirler, diğer hayata /ahirete de yakinen inanırlar, işte bunlar, Rablerinden bir yol üzeredirler / hidayet üzeredirler, işte bunlar kurtuluşa / felaha erenlerdir. İnsanlardan öyleleri var ki, İlim dışı olarak Allah’ın yolundan saptırmak amaçlı kof sözün müşterisi olurlar / satın alırlar , onu eğlence yaparlar. İşte bu kimselere onur kırıcı / mühin bir azap vardır. Ayetlerimiz onlara sıralı okunduğunda adeta / sanki onu işitmemiş gibi sanki kulaklarında bir ağılık varmış gibi, kibirlenerek yüzlerini çevirirler, onlara acıtıcı / elim azabı müjdele. İman edenler ve ıslah edici şeyler yapanlar öyleleridirler ki; onlara naîm cennetleri vardır , orada kalıcıdırlar, Allah’ın verdiği söz / Allah’ın vaadi haktır / gerçektir, O saygıdeğerdir, / azizdir, yargıçtır / hâkimdir. (Gerekçeli /hikmetli kararlar verir). Semaları direksiz yarattı, onu görüyorsunuz, sarsılmayın / sallanmayın diye de yere / arza sabiteler eklemiş / koymuştur, her türlü yaratığı orada yaymıştır, gökten su indirdik, onda her bir türden ikram olarak bitki yetiştirdik. İşte bu Allah’ın yaratmasıdır, Onun dışındakiler ne yaratmıştır gösterin bana! Bilakis zalimler, apaçık sapma içindedirler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte bu Allah'ın yaratmasıdır. Ondan başkasının ne yarattığını bana gösterin! Hayır! Zalimler, açık bir sapıklık içindedirler.

    Süleyman Ateş

    İşte bunlar, Allah'ın yarattıklarıdır. Gösterin bana, O'ndan başka (tanrı dedik)leri(niz) ne yarattı? Doğrusu o zalimler, açık bir sapıklık içindedirler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu, Allah'ın yarattığıdır. Gösterin bakalım; araya koyduklarınız ne yaratmışlardır? Aslında o zalimler açık sapıklık içindedirler.

    Şaban Britch

    Bu, Allah’ın yaratmasıdır. Ondan başkasının ne yarattığını bana gösterin! Hayır! Zalimler, açık bir sapıklık içindedirler.

    Şaban Piriş

    -Bu, Allah'ın yaratmasıdır. Ondan başkasının ne yarattığını bana gösterin! - Hayır! (gösteremezler) Zalimler, açık bir sapıklık içindedirler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte Allah'ın yaratışı/yarattıkları! Hadi gösterin bana onun dışındakiler ne yaratmıştır? Hayır, hayır, zalimler açık bir sapıklık içindedirler.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.