Diyanet İşleri
Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışındaki günahları, dilediği kimseler için bağışlar. Allah'a ortak koşan, kuşkusuz, derin bir sapıklığa düşmüştür.
Nisâ suresi · 116–126. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Nisâ suresi, 116. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَغْفِرُ أَن يُشْرَكَ بِهِۦ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذَٰلِكَ لِمَن يَشَآءُ وَمَن يُشْرِكْ بِٱللَّهِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَٰلًۢا بَعِيدًا
Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışındaki günahları, dilediği kimseler için bağışlar. Allah'a ortak koşan, kuşkusuz, derin bir sapıklığa düşmüştür.
Şüphesiz ki Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz; bundan başkasını, (diğer günahları) dilediği (layık olan) kimse için bağışlar. dipnot 1 Allah'a ortak koşan kimse, elbette uzak bir sapkınlığa düşmüş (demek)tir.
Kuşkusuz Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz; fakat dileyen kimselerin bunun dışındaki günahlarını bağışlamayı diler; ve her kim Allah'a ortak koşmakta (ısrar ederse), işte o apaçık bir sapkınlığa gömülüp gitmiştir.
Allah, kendisinden başka birine ilahlık yakıştırılmasını asla bağışlamaz, (ama) dilediği kimsenin daha hafif günahlarını bağışlar: Çünkü Allahın yanı sıra başkasına ilahlık yakıştıranlar şiddetli bir sapıklığa düşmüş kimselerdir.
Kesinlikle Allah kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz! Bunun dunundakileri (derece olarak bunun altındaki suçları) dilediğine bağışlar! Kim alemlerdeki her şeyi Esma'sıyla yaratan Allah'a ("B"illahi) şirk koşarsa (O'ndan bağımsız bir benlik düşünür, kabul ederse), gerçekten (hakikatten çok uzak) sapık bir inanca sapmıştır!
Hiç şüphesiz, Allah, kendisine şirk koşanları bağışlamaz. Bunun dışında kalanlar ise, (onlardan) dilediğini bağışlar. Kim Allah'a şirk koşarsa elbette o uzak bir sapıklıkla sapmıştır.
Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; ondan başka günahları dilediği kimse için bağışlar. Kim Allah’a ortak koşarsa büsbütün sapıtmıştır.
Kuşkusuz, Allah, Kendisine ortaklar koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanları ise dilediği kişi için bağışlar. Allah'a kim ortaklar koşarsa, olmadık bir sapkınlıkla sapmıştır.
Allah kendisine şirk koşulmasını asla bağışlamaz; şirkten başka günahları, dilediği kimse için bağışlar. Kim Allah'a şirk koşarsa büsbütün sapıtmıştır.
ALLAH kendisine ortak koşulmasını affetmez; bunun aşağısındaki günahları ise dilediği kişiye affeder. Kim ALLAH'a ortak koşarsa tamamen sapıtmış olur. dipnot 1
ALLAH kendisine ortak koşulmasını (ölünceye kadar sürdüğü taktirde) affetmez; bunun aşağısındaki günahları ise dilediği kişiye affeder. Kim ALLAH'a ortak koşarsa tamamen sapıtmış olur.
Doğrusu Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Ondan başkasını ise dilediğine bağışlar. Kim de Allah'a ortak koşarsa, hakikattan çok uzak bir sapıklığa sapmış demektir.
Doğrusu Allah kendine şirk koşulmasını mağfiret buyurmaz, ondan berisini ise dilediğine mağfiret buyurur, kim de Allaha şirk koşarsa hakikatte pek uzak bir dalale sapmıştır
Allah, kendisine şirk koşanları bağışlamaz. Bunun dışında hak edeni bağışlar. Kim Allah'a şirk koşarsa, derin bir sapkınlıkla sapmış olur.
Allah, kendisine şirk koşanları bağışlamaz. Bunun dışında hak edeni dipnot 1 bağışlar. Kim Allah'a şirk koşarsa, derin bir sapkınlıkla sapmış olur.
Allah, kendisine şirk koşanları bağışlamaz. Bunun dışında, dilediğini dipnot 1 bağışlar. Kim Allah'a şirk koşarsa, derin bir sapkınlıkla sapmış olur.
Hiç şüphesiz, Tanrı, kendisine şirk koşanları bağışlamaz. Bunun dışında kalanlar ise, (onlardan) dilediğini bağışlar. Kim Tanrı'ya şirk koşarsa elbette o uzak bir sapıklıkla sapmıştır.
Şübhesiz ki Allah, kendisine eş tanıtması (nın günahını) yarlığamaz. Ondan başkasını, dileyeceği kimse için, yarlığar. Kim Allaha eş tanırsa muhakkak ki o, (doğru yoldan) uzak bir sapıklıkla sapmışdır.
Elbette Allah; kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Bundan başkasını dilediğine bağışlar. Kim, Allah'a şirk koşarsa; çok uzak bir dalalete düşmüş olur.
(116-121) Allah kendisine ortak koşulmasını kesinlikle bağışlamaz, bunun dışındaki istediği kimseyi bağışlar, her kim Allah’a ortak koşarsa, kesinlikle uzak bir sapmaya sapmıştır. O’nun dışında sadece dişi putlara dua ediyorlar , onlar sadece inatçı şeytana dua ediyorlar , Allah ona (şeytana) lanet etti, dedi ki; senin kullarından belli bir miktarda pay alacağım. (Bir kısmı benim kulum olacaklar) Onları saptıracağım onlara ümit vereceğim hayaller kuracaklar ve onlara hayvanların kulaklarını yarın diye emredeceğim, Allah’ın yarattığını bozmalarını emredeceğim. Her kim Allah’ın dışında dost olarak şeytanı edinirse, apaçık hasarla hasarlanmıştır. Onlara vaatte bulunur hayaller kurdurur , şeytan ancak ve ancak aldanmayı vaad edebilir, onların barınacakları yer cehennemdir ondan kaçacakları bir yer bulamazlar.
Allah, kendisine şirk koşulmasını asla bağışlamaz, bunun dışındaki (günahları) dilediği kimse için bağışlar. Kim Allah’a şirk koşarsa büsbütün sapıtmıştır.
Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz, bundan başka herşeyi dilediğine bağışlar. Allah'a ortak koşan da uzak bir sapıklığa düşmüştür.
Allah, kendisine ortak /şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun altındaki günahları, gerekeni yapan kişi için bağışlar dipnot 1 . Kim Allah'a ortak koşarsa yanlış yola girip kaybolup gitmiş olur.
Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun altında olanı, şirkten uzak kalmayı tercih eden kişi için bağışlar. Kim Allah'a ortak koşarsa derin bir sapıklığa düşmüş olur.
Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz, bunun dışındaki (günahları) dilediği kimse için bağışlar. Kim Allah’a şirk koşarsa o uzak bir sapıklığa düşmüştür.
Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz bundan başkasını dilediği kimse için bağışlar. Kim Allah'a şirk koşarsa o derin bir dalalete düşmüştür.
Allah, kendisine ortak koşulmasını affetmez ama bunun dışında kalanı/bundan az olanı dilediği kişi için affeder. Allah'a şirk koşan, dönüşü olmayan bir sapıklığa dalıp gitmiştir.
Nisâ suresi, 117. ayet. إِن يَدْعُونَ مِن دُونِهِۦٓ إِلَّآ إِنَٰثًا وَإِن يَدْعُونَ إِلَّا شَيْطَٰنًا مَّرِيدًا
Onlar, Allah'ı bırakıp ancak dişilere tapıyorlar. Halbuki (aslında) azgın bir şeytana tapmaktadırlar.
(117, 118) (Müşrikler) O'nun (Allah'ın) peşi sıra birtakım dişilerden (dişi isimli putlardan) başkasına yalvarmıyorlar. Onlar, Allah'ın kendisine lanet ettiği inatçı şeytandan başkasına yalvarmıyorlar ki o şöyle demişti: "Şüphesiz ki kullarından belirli bir pay edineceğim.
Onlar Allah'ı bırakıp yalnızca cansız dişil nesnelere sığınıyorlar; bu şekilde onlar, inatçı şeytana sığınmış oluyorlar;
Onlar, Allahı bırakıp yalnızca cansız sembollere sığınıyorlar; böylece isyankar bir Şeytana sığınmış oluyorlar,
O'nun dunundakilere yönelenler, sadece cansız dişi putlara tapınmaktalar ve böylece de inatçı, hayırsız şeytana yöneliyorlar!
Onlar, O'nu bırakıp da (bir takım) dişilere taparlar. Onlar o her türlü hayırla ilişkisi kesilmiş şeytandan başkasına tapmazlar.
(Müşrikler) Allah'tan başka, yalnız dişi (lerin isimlerini verdikleri put) lere dua edip yalvarırlar. İnatçı şeytandan başkasına da duâ etmezler.
O'ndan başka bir de ayrıca dişilere yakarışlarda bulunuyorlar. Oysa karşı gelen şeytandan başkasına yakarış yapmış olmuyorlar.
Müşrikler, Allah'ı bırakıp yalnızca birtakım dişi zannettikleri sahte tanrılardan istiyorlar ve isyankar şeytandan dilekte bulunuyorlar.
O'ndan ayrı olarak tanrıçalara hizmet ederler. Aslında inatçı sapkından başkasına hizmet etmezler.
O'ndan ayrı olarak tanrıçalara taparlar. Aslında inatçı şeytandan başkasına tapmıyorlar.
Onlar onu bırakıp da yalnız dişilere (dişi putlara) tapıyorlar ve sadece yalabık (inatçı) bir şeytana tapıyorlar ki,
Onu bırakıb da sade dişilere tapıyorlar, ve sade yalabık bir Şeytana tapıyorlar
Onlar, O'nu bırakıp, bir takım dişilere dipnot 1 yalvarıyorlar, oysa onların yalvardıkları azgın şeytandan başkası değildir.
Onlar, O'nu bırakıp, birtakım dişilere dipnot 1 yalvarıyorlar, oysa onların yalvardıkları azgın şeytandan başkası değildir.
Onlar, O'nu bırakıp, bir takım dişilere dipnot 1 yalvarıyorlar, oysa onların yalvardıkları azgın şeytandan başkası değildir.
Onlar, O'nu bırakıp da (bir takım) dişilere taparlar. Onlar o her türlü hayırla işkisi kesilmiş şeytandan başkasına tapmazlar.
Onlar Onu (Allahı) bırakırlar da yalınız dişilere taparlar. (Böylece) o çok inadcı bir şeytandan başkasına tapmış olmazlar.
Onu bırakıp da yalnız dişi putlara tapıyorlar. Aslında onlar, inatçı şeytandan başkasına tapmıyorlar.
(116-121) Allah kendisine ortak koşulmasını kesinlikle bağışlamaz, bunun dışındaki istediği kimseyi bağışlar, her kim Allah’a ortak koşarsa, kesinlikle uzak bir sapmaya sapmıştır. O’nun dışında sadece dişi putlara dua ediyorlar , onlar sadece inatçı şeytana dua ediyorlar , Allah ona (şeytana) lanet etti, dedi ki; senin kullarından belli bir miktarda pay alacağım. (Bir kısmı benim kulum olacaklar) Onları saptıracağım onlara ümit vereceğim hayaller kuracaklar ve onlara hayvanların kulaklarını yarın diye emredeceğim, Allah’ın yarattığını bozmalarını emredeceğim. Her kim Allah’ın dışında dost olarak şeytanı edinirse, apaçık hasarla hasarlanmıştır. Onlara vaatte bulunur hayaller kurdurur , şeytan ancak ve ancak aldanmayı vaad edebilir, onların barınacakları yer cehennemdir ondan kaçacakları bir yer bulamazlar.
Onlar, Allah'ı bırakırlar da, yalnız dişilere taparlar (isimleri dişi ismi olan batıl tanrılardan istiyorlar). Böylece ancak inatçı şeytana ibadet ediyorlar.
O(Allah'a ortak koşa)nlar, O'nu bırakıp birtakım dişilerden başkasına çağırmıyorlar ve onlar, (hayırsız) asi şeytandan başkasına yalvarmıyorlar.
Allah ile aralarına koyarak yardıma çağırdıkları, tanrıçalarından başkası değildir dipnot 1 . Aslında yardıma çağırdıkları sadece hayırsız şeytandır.
Onların Allah'tan önce yardıma çağırdıkları sadece dişilerdir dipnot 1 . Aslında yardıma çağırdıkları sadece hayırsız şeytandır.
Allah’ı bırakıp yalnızca putlara dua/ibadet ediyorlar. Oysa Onlar azgın şeytandan başkasına dua/ibadet etmiyorlar .
Allah'ı bırakıp yalnızca putlara dua ediyorlar. Oysa azgın şeytandan başkasına dua etmiyorlar.
Allah'ın berisindekilere davet/dua edenler sadece dişilere/dişileşmiş halde davet/dua ederler. Ve onlar inatçı bir şeytandan başkasına çağırıp yakarmıyorlar.
Nisâ suresi, 118. ayet. لَّعَنَهُ ٱللَّهُ وَقَالَ لَأَتَّخِذَنَّ مِنْ عِبَادِكَ نَصِيبًا مَّفْرُوضًا
Allah, o şeytana lanet etti ve o da, "Andolsun ki senin kullarından elbette belirli bir pay alacağım" dedi.
(117, 118) (Müşrikler) O'nun (Allah'ın) peşi sıra birtakım dişilerden (dişi isimli putlardan) başkasına yalvarmıyorlar. Onlar, Allah'ın kendisine lanet ettiği inatçı şeytandan başkasına yalvarmıyorlar ki o şöyle demişti: "Şüphesiz ki kullarından belirli bir pay edineceğim.
ki Allah onu lanetlemiş, o da şöyle demişti: "Senin kullarından payıma düşeni mutlaka alacağım!
ki onu Allah şöyle dediği için lanetlemiştir: "Senin kullarından kendi istediğimi mutlaka alacağım,
(Oysa şeytan - bedensel dürtüler) Allah'ın lanetine uğramıştır. . . Şeytan: "Senin kullarından bir mukadder pay alacağım". . .
Allah, onu lanetlemiştir. O da (şöyle) dedi: "Andolsun, kullarından 'miktarları tesbit edilmiş bir grubu' (kendime uşak) edineceğim.
Allah onu (şeytanı) lânetlemiş; o da; «Yemin ederim ki, kullarından belli bir pay edineceğim» demiştir.
Allah, onu lanetlemiştir. Üstelik şöyle dedi: "Senin kullarından, kesinlikle belirli bir pay alacağım!"
Allah şeytanı lanetlemiş, o da "Yemin ederim ki, kullarından bir pay edineceğim" demişti.
ALLAH ona (şeytana) lanet etmiş ve o da, "Elbette senin kullarından belli bir pay alacağım" demişti, dipnot 1
ALLAH kendisine lanet etmiş ve o da, 'Elbette senin kullarından belli bir pay alacağım,' demişti,
Allah onu lanetlemiş, o da şöyle demişti: "Celalin hakkı için kullarından belirli bir kısmını alacağım.
Ki Allah onu la'netledi, o da şöyle dedi: Celalin hakkı için kullarından bir mukadder pay alacağım
Allah onu lanetledi dipnot 1 ve o da: "Ant olsun ki senin kullarından farz olarak dipnot 2 alacağım dipnot 3 ." dedi.
Allah onu lanetledi dipnot 1 ve o da: "Ant olsun ki senin kullarından farz olarak dipnot 2 alacağım dipnot 3 ." dedi.
Allah onu lanetledi ve o da: "Ant olsun ki senin kullarından belli bir kısmını alacağım." dipnot 1 dedi.
Tanrı onu lanetlemiştir. O da (şöyle) dedi: "Andolsun, kullarından 'miktarları tesbit edilmiş bir grubu' (kendime uşak) edineceğim."
(118-119) Allah onu rahmetinden koğdu. O da (şöyle) dedi: "Celalin hakkı için, kullarından muayyen bir nasıyb edineceğim, onları behemehal sapdıracağım, onları mutlakaa olmayacak kuruntulara boğacağım, onlara kat'iyyen emredeceğim de davarların kulaklarını yaracaklar, onlara muhakkak emredeceğim de Allahın yaratdığını değiştirecekler". Kim Allahı bırakarak şeytanı bir yar edinirse şübhesiz açıkdan açığa büyük bir ziyana düşmüşdür o.
Allah; ona la'net etsin. O dedi ki: Celal'in hakkı için, kullarından muayyen bir pay alacağım.
(116-121) Allah kendisine ortak koşulmasını kesinlikle bağışlamaz, bunun dışındaki istediği kimseyi bağışlar, her kim Allah’a ortak koşarsa, kesinlikle uzak bir sapmaya sapmıştır. O’nun dışında sadece dişi putlara dua ediyorlar , onlar sadece inatçı şeytana dua ediyorlar , Allah ona (şeytana) lanet etti, dedi ki; senin kullarından belli bir miktarda pay alacağım. (Bir kısmı benim kulum olacaklar) Onları saptıracağım onlara ümit vereceğim hayaller kuracaklar ve onlara hayvanların kulaklarını yarın diye emredeceğim, Allah’ın yarattığını bozmalarını emredeceğim. Her kim Allah’ın dışında dost olarak şeytanı edinirse, apaçık hasarla hasarlanmıştır. Onlara vaatte bulunur hayaller kurdurur , şeytan ancak ve ancak aldanmayı vaad edebilir, onların barınacakları yer cehennemdir ondan kaçacakları bir yer bulamazlar.
Allah ona lanet etmiştir. O da: “Andolsun, kullarından belli bir pay alacağım” dedi.
(O şeytan) Ki Allah ona la'net etti ve o da, "Elbette senin kullarından belirli bir pay alacağım" dedi.
Allah, şeytanı lanetledi /dışladı. Şeytan da şöyle dedi: "Ne olursa olsun, kullarından bir kesimini kendime pay edineceğim dipnot 1 .
Allah, şeytanı dışlamıştır (lanetlemiştir). O demişti ki "Ne olursa olsun, senin kullarından belli bir takımını ele geçireceğim.
O şeytan ki Allah onu lanetledi. O da şöyle dedi: Elbette kullarından belirli bir nasip edineceğim.
O şeytan ki Allah onu lanetledi. O da şöyle dedi: -Elbette kullarından belirli bir nasip edineceğim.
Allah o şeytana lanet etmiştir. Demişti ki o: "Senin kullarından belirli bir pay elbette alacağım."
Nisâ suresi, 119. ayet. وَلَأُضِلَّنَّهُمْ وَلَأُمَنِّيَنَّهُمْ وَلَـَٔامُرَنَّهُمْ فَلَيُبَتِّكُنَّ ءَاذَانَ ٱلْأَنْعَٰمِ وَلَـَٔامُرَنَّهُمْ فَلَيُغَيِّرُنَّ خَلْقَ ٱللَّهِ وَمَن يَتَّخِذِ ٱلشَّيْطَٰنَ وَلِيًّا مِّن دُونِ ٱللَّهِ فَقَدْ خَسِرَ خُسْرَانًا مُّبِينًا
"Onları mutlaka saptıracağım, mutlaka onları kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim de (putlara adak için) hayvanların kulaklarını yaracaklar. Yine onlara emredeceğim de Allah'ın yarattığını değiştirecekler." Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost edinirse, şüphesiz o apaçık bir hüsrana düşmüştür.
Onları mutlaka saptıracağım, elbette onları boş kuruntulara boğacağım; elbette onlara emredeceğim (fısıldayacağım) ve hayvanların kulaklarını yaracaklar; elbette onlara emredeceğim ve Allah'ın yarattığını değiştirecekler." dipnot 1 Kim Allah'ın dışında (O'nu bırakır da) şeytanı dost edinirse, elbette apaçık bir şekilde kaybetmiştir. dipnot 2
Onları saptıracağım ve kuruntularla oyalayacağım: zira ben onlara emredeceğim, onlar da develerin kulaklarını kesecekler; yine onlara emredeceğim, onlar Allah'ın yaratışını değiştirecekler!" Fakat Allah'ı bırakıp Şeytan'ı kendilerine rehber edinenler, apaçık bir ziyana uğramış olurlar.
onları saptıracağım ve boş hevesler, özlemler ile dolduracağım; ben onlara emredeceğim, onlar da (putperestçe bir kurban adeti olarak) deve(lerin) kulaklarını kesecekler; ve ben onlara emredeceğim, onlar Allahın mahlukatını ifsad edecekler!" Ama Allahı bırakıp Şeytanı kendilerine rehber edinenler, kesinlikle ziyana uğrarlar.
"Elbette onları saptıracağım, onları boş heveslerde (bedensellikte) boğacağım; onlara emredeceğim de en'amın (kendilerinden kurban olan davarların) kulaklarını kesecekler ve dahi onlara emredeceğim, Allah'ın yarattığını değiştirecekler. " Kim Allah'ı bırakır da şeytanı (bedensel dürtülerini) yönetici edinirse, gerçekten o apaçık bir hüsrana uğramıştır.
Onları -ne olursa olsun- şaşırtıp saptıracağım, en olmadık kuruntulara düşüreceğim ve onlara kesin olarak davarların kulaklarını kesmelerini emredeceğim ve Allah'ın yarattıklarını değiştirmelerini emredeceğim." Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost (veli) edinirse, kuşkusuz o, apaçık bir hüsrana uğramıştır.
"Ve onları mutlaka (doğru yoldan) saptıracak, boş umutlarla oyalayacağım. Onlara emredeceğim ki; (Putları için) hayvanların kulaklarını yarsınlar; ve yine emredeceğim ki, Allah'ın yarattığını değiştirip bozsunlar". İşte kim, Allah’ı bırakıp da (bu inatçı) şeytanı dost edinirse, apaçık bir hüsrana uğramış olur.
"Onları kesinlikle saptıracağım ve kesinlikle kuruntulara sürükleyeceğim ve kesinlikle hayvanların kulaklarını yarmaları için zorlayacağım ve kesinlikle Allah'ın yarattıklarını değiştirmeleri için baskı yapacağım!" Oysa Allah'ın yerine, kim şeytanı dost edinirse, apaçık bir yitime uğramıştır. dipnot 93
"Onları mutlaka saptıracağım, mutlaka onları boş kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar; onlara emredeceğim de Allah'ın yaratışını değiştirecekler!" Kim Allah'ın yerine şeytanı dost tutarsa, elbette açık bir ziyana uğramıştır.
"Onları saptıracağım, onları kuruntularla oyalayacağım, hayvanların kulaklarını yarmalarını (böylece etlerini haram etmelerini) emredeceğim, ALLAH'ın yaratışını/tasarımını değiştirmelerini emredeceğim." Kim ALLAH yerine sapkını dost ve egemen edinirse apaçık bir kayba uğramıştır. dipnot 1
'Onları saptıracağım, onları kuruntularla oyalayacağım, hayvanların kulaklarını yarmalarını (böylece etlerini haram etmelerini) emeredeceğim, ALLAH'ın yaratıklarını değiştirmelerini emredeceğim.' Kim ALLAH yerine şeytanı dost ve egemen edinirse apaçık bir kayba uğramıştır.
Ve mutlaka onları saptıracağım ve her durumda onları kuruntulara düşürüp, olmayacak kuruntularla aldatacağım. Mutlaka onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar ve yine mutlaka onlara emredeceğim de Allah'ın yarattığını değiştirecekler." Ve her kim Allah'ı bırakıp şeytanı dost edinirse, şüphesiz açıktan açığa bir zarara düşmüştür!
Ve labüd onları sapıtacağım, ve her halde onları ümniyyelere düşürüb olmayacak kuruntularla aldatacağım, ve labüd onlara emr edeceğim de hayvanların kulaklarını dilecekler ve labüd onlara emredeceğim de Allahın halkını tağyir edecekler, ve her kim Allahı bırakıb Şeytanı veliyy ittihaz ederse şüphesiz açıktan açığa husrana düşmüştür
Mutlaka onları saptırıp, asılsız kuruntulara daldıracağım; onlara buyuracağım, davarların kulaklarını yaracaklar; dipnot 1 onlara buyuracağım, Allah'ın yarattığını bozacaklar. dipnot 2 " Kim, Allah'ın yanı sıra şeytanı veli dipnot 3 edinirse, apaçık bir zarara uğramış olur.
Mutlaka onları saptırıp, asılsız kuruntulara daldıracağım; onlara buyuracağım, davarların kulaklarını yaracaklar; dipnot 1 onlara buyuracağım, Allah'ın yarattığını bozacaklar dipnot 2 . Kim, Allah'ın yanı sıra şeytanı veli dipnot 3 edinirse, apaçık bir zarara uğramış olur.
Mutlaka onları saptırıp, asılsız kuruntulara daldıracağım; onlara buyuracağım, davarların kulaklarını yaracaklar; dipnot 1 onlara buyuracağım, Allah'ın yarattığını bozacaklar dipnot 2 . Kim, Allah'ı bırakır da şeytanı veli edinirse, apaçık bir zarara uğramış olur.
"Onları -ne olursa olsun- şaşırtıp saptıracağım, en olmadık kuruntulara düşüreceğim ve onlara kesin olarak davarların kulaklarını kesmelerini buyuracağım ve Tanrı'nın yarattıklarını değiştirmelerini buyuracağım" Kim Tanrı'yı bırakıp da şeytanı dost (veli) edinirse, kuşkusuz o, apaçık bir hüsrana uğramıştır.
(118-119) Allah onu rahmetinden koğdu. O da (şöyle) dedi: "Celalin hakkı için, kullarından muayyen bir nasıyb edineceğim, onları behemehal sapdıracağım, onları mutlakaa olmayacak kuruntulara boğacağım, onlara kat'iyyen emredeceğim de davarların kulaklarını yaracaklar, onlara muhakkak emredeceğim de Allahm yaratdığını değiştirecekler". Kim Allahı bırakarak şeytanı bir yar edinirse şübhesiz açıkdan açığa büyük bir ziyana düşmüşdür o.
Onları mutlaka saptıracağım, olmayacak kuruntulara boğacağım. Onlara emredeceğim; davarların kulaklarını yaracaklar, emredeceğim; Allah'ın yaratışını değiştirecekler. Allah'ı bırakıp şeytanı dost edinen kimse; şüphesiz açıktan açığa kayba uğramıştır.
(116-121) Allah kendisine ortak koşulmasını kesinlikle bağışlamaz, bunun dışındaki istediği kimseyi bağışlar, her kim Allah’a ortak koşarsa, kesinlikle uzak bir sapmaya sapmıştır. O’nun dışında sadece dişi putlara dua ediyorlar , onlar sadece inatçı şeytana dua ediyorlar , Allah ona (şeytana) lanet etti, dedi ki; senin kullarından belli bir miktarda pay alacağım. (Bir kısmı benim kulum olacaklar) Onları saptıracağım onlara ümit vereceğim hayaller kuracaklar ve onlara hayvanların kulaklarını yarın diye emredeceğim, Allah’ın yarattığını bozmalarını emredeceğim. Her kim Allah’ın dışında dost olarak şeytanı edinirse, apaçık hasarla hasarlanmıştır. Onlara vaatte bulunur hayaller kurdurur , şeytan ancak ve ancak aldanmayı vaad edebilir, onların barınacakları yer cehennemdir ondan kaçacakları bir yer bulamazlar.
Ve onları saptıracağım, onları boş kuruntularla aldatacağım. Onlara emredeceğim de (putlara adak için) hayvanların kulaklarını yaracaklar. Onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler. Kim Allah’ı bırakıp da Şeytan'ı veli edinirse, apaçık bir hüsrana uğramıştır.
"Onları mutlaka saptıracağım, mutlaka onları boş kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim: hayvanların kulaklarını yaracaklar; onlara emredeceğim: Allah'ın yaratışını değiştirecekler!" kim Allah'ın yerine şeytanı dost tutarsa, muhakkak ki açık bir ziyana uğramıştır.
Onları kesinlikle saptıracağım, kesinlikle beklentilere sokacağım. Onlara mutlaka emredeceğim, en'am'ın kulaklarını yaracaklar dipnot 1 . Mutlaka emredeceğim, Allah'ın yarattığını değiştirecekler dipnot 2 ." (Ey insanlar!) Sizden kim şeytanı, kendine Allah'tan daha yakın sayarsa apaçık bir hüsrana uğramış olur.
Onları yoldan çıkaracağım. Onları beklentiler içine sokacağım. Onlara emredeceğim, en'am'ın kulaklarını yaracaklar dipnot 1 . Onlara emredeceğim, Allah'ın yarattığını (dinini) kesinlikle değiştirecekler dipnot 2 ." Bakın! Sizden kim o şeytanı, Allah ile arasına giren bir dost (veli) sayarsa apaçık bir hüsrana uğramış olur.
Ve onları saptıracağım, onları boş kuruntularla aldatacağım, onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar, onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler. Kim Allah’ı bırakıp da şeytanı veli edinirse, apaçık bir hüsrana uğramıştır.
Ve onları saptıracağım onları boş kuruntularla aldatacağım, onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar, onlara emredeceğim de Allah'ın yarattığını değiştirecekler." Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı veli edinirse, apaçık bir hüsrana uğramıştır.
"Yemin olsun, onları saptıracağım, onları kuruntulara/hurafelere/anlamını bilmeden okumaya mutlaka iteceğim. Onlara mutlaka emir vereceğim de davarların kulaklarını yaracaklar; onlara muhakkak emredeceğim de Allah'ın yaratışını/yarattıklarını değiştirecekler." Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı yandaş edinirse açık bir hüsrana kesinlikle yuvarlanmış olacaktır.
Nisâ suresi, 120. ayet. يَعِدُهُمْ وَيُمَنِّيهِمْ وَمَا يَعِدُهُمُ ٱلشَّيْطَٰنُ إِلَّا غُرُورًا
Şeytan onlara (birçok) vaadde bulunur ve onları kuruntulara sürükler. Oysa şeytan, ancak aldatmak için onlara vaadde bulunuyor.
(Şeytan) onlara söz verir ve onları ümitlendirir. (Oysa) şeytan, onlara aldanmadan başka bir şey vadetmemektedir. dipnot 1
Şeytan onlara boş vaadlerde bulunur ve kuruntularla oyalar; ama Şeytan'ın onlara vaad ettiği her şey, aldanışa sürüklemekten başka bir işe yaramaz.
Şeytan onlara vaatlerde bulunur ve onları boş özlemlerle doldurur. Ama Şeytanın onlara vaat ettiği her şey sadece akıl çelmekten başka bir şeye yaramaz.
Onlara vaatlerde bulunur ve onlara umut verip sonu boş çıkacak arzular peşinde koşturur. (Oysa) şeytan, aldanıştan başka bir şey vadetmemektedir.
(Şeytan) Onlara vaadler ediyor, onları en olmadık kuruntulara düşürüyor. Oysa şeytan, onlara bir aldanıştan başka bir şey va'detmez.
(Şeytan) onlara söz verir ve onları ümitlendirir, halbuki şeytanın onlara söz vermesi aldatmacadan başka bir şey değildir.
Onlara sözler verir ve kuruntulara sürükler. Zaten şeytan, onları aldatmaktan başka söz vermez.
Şeytan onlara söz verir ve onları ümitlendirir. Fakat şeytanın onlara söz vermesi aldatmacadan başka bir şey değildir.
Onlara söz verir, ümit verir. Gerçekte, sapkının onlara verdiği söz kandırmadan başka bir şey değil.
Onlara söz verir, ümit verir. Gerçekte, sapkının onlara verdiği söz kandırmadan başka bir şey değil.
Şeytan onlara vaadde bulunur, kuruntu ve ümitlere düşürür. Fakat şeytan onlara kuru bir aldatmadan başka ne va'deder?
O, onlara va'd verir, ümniyyelere ümidlere düşürür fakat Şeytan onlara kuru bir aldatmadan başka ne va'd eder?
Şeytan, onlara vaatlerde bulunup, onları kuruntulara sürükler. Şeytan, ancak aldatmak için vaatte bulunur.
Şeytan, onlara vaatlerde bulunup, onları kuruntulara sürükler. Şeytan, ancak aldatmak için vaatte bulunur.
Şeytan, onlara vaatlerde bulunup, onları kuruntulara sürükler. Şeytan, ancak aldatmak için vaatte bulunur.
(Şeytan) Onlara vaadler ediyor, onları en olmadık kuruntulara düşürüyor. Oysa şeytan, onlara bir aldanıştan başka bir şey va'detmez.
(Şeytan) onlara va'd eder, onları olmayacak kuruntulara düşürür. Şeytanın kendilerine va'd etdiği şeyler ise aldatmadan başkası değildir.
Şeytan onlara vaad ediyor, kuruntulara düşürüyor. Şeytanın kendilerine vaad ettikleri, aldatmaktan başka birşey değildir.
(116-121) Allah kendisine ortak koşulmasını kesinlikle bağışlamaz, bunun dışındaki istediği kimseyi bağışlar, her kim Allah’a ortak koşarsa, kesinlikle uzak bir sapmaya sapmıştır. O’nun dışında sadece dişi putlara dua ediyorlar , onlar sadece inatçı şeytana dua ediyorlar , Allah ona (şeytana) lanet etti, dedi ki; senin kullarından belli bir miktarda pay alacağım. (Bir kısmı benim kulum olacaklar) Onları saptıracağım onlara ümit vereceğim hayaller kuracaklar ve onlara hayvanların kulaklarını yarın diye emredeceğim, Allah’ın yarattığını bozmalarını emredeceğim. Her kim Allah’ın dışında dost olarak şeytanı edinirse, apaçık hasarla hasarlanmıştır. Onlara vaatte bulunur hayaller kurdurur , şeytan ancak ve ancak aldanmayı vaad edebilir, onların barınacakları yer cehennemdir ondan kaçacakları bir yer bulamazlar.
Şeytan onlara vaadeder ve onları kuruntuya düşürür. Halbuki, şeytan onlara bir aldatmadan başka bir şey vaadetmez.
(Şeytan) Onlara söz verir, umut verir, fakat şeytanın onlara sözü, aldatmadan başka bir şey değildir.
O (şeytan), onlara söz verir, onları beklenti içine sokar. Şeytan, sadece aldatmak için söz verir.
O (şeytan), onlara söz verir, onları beklenti içine sokar. Şeytan, sadece aldatmak için söz verir.
Şeytan onlara vaat eder, kuruntularla oyalar, onları boş kuruntu ve uzun emellerle oyalar. Şeytanın onlara vaat ettiği sadece oyalamadır.
Şeytan onlara vaat eder, onları boş kuruntu ve uzun emellerle oyalar şeytanın onlara vaat ettiği sadece aldatmadır/seraptır.
Şeytan, onlara söz verir, ümit verip hayal kurdurur, hurafeye/anlamını bilmeden okumaya iter. Ama o, onlara bir aldanıştan başka hiçbir şey vaat etmez.
Nisâ suresi, 121. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ مَأْوَىٰهُمْ جَهَنَّمُ وَلَا يَجِدُونَ عَنْهَا مَحِيصًا
İşte onların barınağı cehennemdir. Ondan bir kaçış yolu bulamazlar.
İşte onların barınağı cehennemdir; ondan (kaçabilecek) herhangi bir sığınak da bulamayacaklardır.
Böylelerinin varacağı yer cehennemdir, oradan kaçış yolu da bulamayacaklar.
Böylelerinin varacağı yer cehennemdir ve oradan kaçış yolu bulamayacaklardır.
Böylelerinin varacakları yer cehennemdir (yanma ortamı)! Ondan kurtuluş için hiçbir çareleri de yoktur.
Onların barınma yerleri cehennemdir, ondan kaçacak bir yer bulamayacaklardır.
İşte onların yeri cehennemdir; ondan kaçıp kurtulacak bir yer de bulamayacaklardır.
İşte, kalacakları yer cehennemdir. Zaten kaçacak yer bulamazlar.
Böylelerinin varacakları yer cehennemdir ve oradan kaçış yolu bulamayacaklardır.
Varacakları nokta cehennemdir; ondan kaçamazlar.
Varacakları nokta cehennemdir; ondan kaçamazlar.
İşte onların varacakları yer cehennemdir ve ondan kurtuluşa hiçbir çare bulamayacaklardır.
İşte onların varacakları yer Cehennemdir, ve ondan halasa hiç bir çare bulamıyacaklardır.
Onların varacakları yer Cehennem'dir ve oradan kurtulmak için hiçbir yol bulamayacaklar.
Onların varacakları yer Cehennem'dir ve oradan kurtulmak için hiçbir yol bulamayacaklar.
Onların varacakları yer Cehennem'dir ve oradan kurtulmak için hiçbir yol bulamayacaklar.
Onların barınma yerleri cehennemdir, ondan kaçacak bir yer bulamayacaklardır.
İşte onlar (böyle). Onların yurdları cehennemdir. Oradan kaçacak bir yer de bulamayacaklardır onlar.
Onların varacağı yer, cehennemdir. Oradan kaçacak yer de bulamayacaklardır.
(116-121) Allah kendisine ortak koşulmasını kesinlikle bağışlamaz, bunun dışındaki istediği kimseyi bağışlar, her kim Allah’a ortak koşarsa, kesinlikle uzak bir sapmaya sapmıştır. O’nun dışında sadece dişi putlara dua ediyorlar , onlar sadece inatçı şeytana dua ediyorlar , Allah ona (şeytana) lanet etti, dedi ki; senin kullarından belli bir miktarda pay alacağım. (Bir kısmı benim kulum olacaklar) Onları saptıracağım onlara ümit vereceğim hayaller kuracaklar ve onlara hayvanların kulaklarını yarın diye emredeceğim, Allah’ın yarattığını bozmalarını emredeceğim. Her kim Allah’ın dışında dost olarak şeytanı edinirse, apaçık hasarla hasarlanmıştır. Onlara vaatte bulunur hayaller kurdurur , şeytan ancak ve ancak aldanmayı vaad edebilir, onların barınacakları yer cehennemdir ondan kaçacakları bir yer bulamazlar.
İşte onların barınacakları yer Cehennem'dir ve ondan kurtulmak için hiçbir yer bulamayacaklardır.
İşte onların varacağı yer cehennemdir. Asla ondan kaçmak (imkanı) bulamazlar.
İşte onların varıp kalacakları yer cehennemdir. Oradan bir kaçış yolu bulamayacaklardır.
Onların varacağı yer cehennemdir. Oradan kaçacakları bir yer de bulamayacaklardır.
İşte onların barınacakları yer Cehennem'dir ve ondan kurtulmak için hiçbir yer bulamayacaklardır.
İşte onların barınacakları yer cehennemdir ve ondan kurtulmak için hiç bir yol bulamayacaklardır.
Bunların varacakları yer cehennemdir. Ve cehennemden kaçıp kurtulacak bir yer bulamazlar.
Nisâ suresi, 122. ayet. وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ سَنُدْخِلُهُمْ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا وَعْدَ ٱللَّهِ حَقًّا وَمَنْ أَصْدَقُ مِنَ ٱللَّهِ قِيلًا
İman edip salih ameller işleyenleri de ebedi olarak kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Allah, gerçek bir vaadde bulunmuştur. Kimdir sözü Allah'ınkinden daha doğru olan?
İman edip iyi işler yapanları, Allah'ın gerçek bir vaadi olarak ileride içlerinde ebedî kalmak üzere altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağız. dipnot 1 Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir ki! dipnot 2
İman eden ve o imanla uyumlu ıslah edici iyi işler yapanlara gelince: onları zemininden ırmaklar çağlayan cennetlere koyacağız, orada ebediyyen kalacaklar. Bu Allah'ın gerçekleşecek bir vaadidir; hem, kim Allah'tan daha doğru sözlü olabilir ki?
Ama imana erip yararlı ve doğru işler yapanları içlerinden ırmaklar akan hasbahçelere koyacağız, orada sonsuza kadar kalacaklar. Bu, Allahın gerçek vaadidir. Kimin sözü Allahın sözünden daha doğru olabilir?
İman edip imanının gereği davranışlarla (salih amel) yaşayanlara gelince, onları altlarından nehirler akan cennetlere dahil edeceğiz. . . Orada sonsuza dek kalırlar (kendilerinde açığa çıkan Allah Esma'sı sonucu). . . Allah'ın Hak olan vaadidir! Allah'tan daha doğru sözlü var mıdır?
İman edip salih amellerde bulunanlar, biz onları altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokacağız. Bu, Allah'ın gerçek olan va'didir. Allah'tan daha doğru sözlü kim vardır?
Îman edenler ve salih amel işleyenler ise, onları, içinde ebediyyen kalacakları, (ağaçları) altından ırmaklar akan cennetlere sokacağız. Allah, (bu söylenenleri) hak bir söz olarak vâdetti. Allah'tan daha doğru sözlü kim vardır?
İnanmış olarak erdemli edimler yapanları ise altlarından ırmaklar akan cennetlere yerleştireceğiz. Sonsuza dek orada kalacaklardır. Allah'ın sözünü verdiği gerçektir. Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir?
İman eden ve yararlı işler yapanları da içinden ırmaklar akan cennetlere sokacağız; orada süreli kalacaklardır. Bu, Allah'ın gerçek vaadidir. Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir?
Gerçeği onaylayıp erdemli işler yapanları, içlerinde ırmaklar akan bahçelere yerleştireceğiz; orada ebedî kalacaklar. ALLAH'ın sözü gerçektir. ALLAH'tan daha doğru sözlü kim olabilir?
İnanıp erdemli işler yapanları, içlerinde ırmaklar akan cennetlere yerleştireceğiz; orada ebedi kalacaklar. ALLAH'ın sözü gerçektir. ALLAH'tan daha doğru sözlü kim olabilir?
İman edip de iyi işler yapan kimselere gelince, yarın onları altından ırmaklar akan cennetlere koyacağız, ebedi olarak oralarda kalacaklar. Bu Allah'ın gerçek va'didir. Allah'tan başka doğru sözlü kim olabilir?
İyman edib de iyi iyi işler yapan kimselere gelince yarın onları altından ırmaklar akar Cennetlere koyacağız, ebediyyen onlar da kalacaklar. Hakka Allah va'di, Allahdan daha doğru sözlü kim olabilir?
İman edip, salihatı dipnot 1 yapanları, içinde kesintisiz ve ebedi olarak kalacakları, altlarından ırmaklar akan Cennetlere koyacağız. Allah'ın verdiği söz hakikattir. Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir?
İman edip, salihatı dipnot 1 yapanları, içinde kesintisiz ve ebedi olarak kalacakları, altlarından ırmaklar akan Cennetlere koyacağız. Allah'ın verdiği söz hakikattir. Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir?
İman edip, salihatı yapanları dipnot 1 , içinde süresiz kalacakları, içinden ırmaklar akan Cennetlere koyacağız. Allah'ın verdiği söz gerçektir. Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir?
İnanıp salih amellerde bulunanlar, biz onları altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokacağız. Bu, Tanrı'nın gerçek olan vaadidir. Tanrı'dan daha doğru sözlü kim vardır?
İman edib de iyi iyi işler yapanlar (a gelince:) Biz onları altlarından ırmaklar akan cennetlere — içlerinde temelli temelli kalıcı oldukları halde — sokacağız, İşte Allahın dosdoğru bir va'di! Allahdan daha doğru sözlü kim olabilir?
İman edip salih ameller işleyenlere gelince; Biz, onları altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağız. İşte Allah'ın gerçek vaadi. Allah'dan daha doğru sözlü kim olabilir?
(121-126) İman edenler ve ıslah edici amel yapanları, onları altlarından nehirler akan cennete sokacağız, orada süresiz / ebedi kalıcıdırlar, bu Allah’ın gerçek bir söz vermesidir / vaadidir , söz olarak, Allah’tan başka kim sözüne daha sadıktır ki? Sizin beklentileriniz gibi de değildir, ehli kitabın beklentileri / temennileri gibi de değildir. (Allah’ın dediği gibi olur) Kim bir kötülük ederse / eylerse onunla cezalandırılır, Allah’ın dışında da o kişi ne bir dost ne de bir yardımcı bulamaz. Erkek yahut kadın her kim de düzeltici faaliyet / salihat işlerse ve de mümin ise , işte onlar cennete girerler, zerre kadar dahi zulüm görmezler. (Mümin olmayana, yok bir ödül) Din olarak yüzünü Allah’a teslim edenden daha güzeli kim vardır? Üstelik (tıpkı dini gibi) o kişi de güzeldir ve de doğru olana meyilli / hanif İbrahim dini beraberliğine / milletine uymuştur. Allah, İbrahim’i yakın dost olarak / halil olarak edinmiştir , semalarda ve yer de ne varsa Allah’ındır , Allah her şeyi kuşatıcıdır.
İman edip salih ameller işleyenlere gelince onları, altından ırmaklar akan ve içinde ebedî kalacakları Cennetlere sokacağız. Allah'ın vaadi haktır. Allah'tan daha doğru sözlü kim vardır?
İnanıp iyi işler yapanları da altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacağız, orada ebedi kalacaklardır. Bu, Allah'ın gerçek va'didir. Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir?
İnanıp güvenen ve iyi işler yapanları da ölümsüz olarak sonsuza dek kalmak üzere içinden ırmaklar akan cennetlere sokacağız. Bu, Allah'ın gerçek olan vaadidir dipnot 1 . Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir?
İnanıp güvenen ve iyi işler yapanları, bozulmadan sürekli kalmak üzere içinden ırmaklar akan cennetlere sokacağız. Bu, Allah'ın sözüdür; gerçekleşecektir. Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir?
İman edip salih ameller işleyenlere gelince onları altından ırmaklar akan ve içinde ebedi kalacakları Cennetlere sokacağız. Allah'ın vaadi haktır. Allah'tan daha doğru sözlü kim vardır?
İman edip doğru hareket edenlere gelince onları altından ırmaklar akan ve içinde ebedi kalacakları cennetlere girdireceğiz. Bu, gerçekten Allah'ın vaadidir. Allah'tan daha doğru sözlü kim vardır?
İnanıp hayra ve barışa yönelik işler yapanları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacağız. Sonsuza değin kalacaklardır orada. Allah'ın şaşmaz vaadidir bu. Söz söyleme bakımından Allah'tan daha doğru ve tutarlı kim olabilir?
Nisâ suresi, 123. ayet. لَّيْسَ بِأَمَانِيِّكُمْ وَلَآ أَمَانِىِّ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ مَن يَعْمَلْ سُوٓءًا يُجْزَ بِهِۦ وَلَا يَجِدْ لَهُۥ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا
İş, ne sizin kuruntunuza, ne de kitap ehlinin kuruntusuna göredir. Kim kötü bir iş yaparsa, onunla cezalandırılır. O, kendisine Allah'tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı bulabilir.
(Cennete giriş) sizin kuruntularınızla da kitap ehlinin kuruntularıyla da değildir. dipnot 1 Kim bir kötülük yaparsa ona (yaptığının) karşılığı verilir ve kendisi için Allah'tan başka dost da yardımcı da bulamaz.
Değil, sizin kuruntularınız da, geçmiş vahiy mensuplarının kuruntuları da belirleyici değil: Kötülük işleyen herkes cezalandırılacaktır. Allah'tan başka dost ve yardımcı da bulamayacaktır.
Kötülük işleyen(in) cezalandırılacak (olması) ve kendisini Allaha karşı savunacak ve yardım edecek bir kimse bulamaması, ne sizin kuruntularınıza uygun düşer, ne de geçmiş vahiy mensuplarının kuruntularına.
(Sünnetullah - Allah sistem ve düzeni) ne sizin kuruntularınıza ne de kendilerine daha önce hakikat bilgisi verilmiş (de onu değerlendirememiş) olanların kuruntularına göre değildir! Kim bir kötülük yaparsa onun sonuçlarını yaşar! (Artık bundan sonra da) Allah dununda olan ne bir hami ne de bir yardımcı bulabilir!
Ne sizin kuruntularınızla, ne de Kitap Ehlinin kuruntularıyla değil. Kim kötülük yaparsa, onunla ceza görür; o, Allah'tan başka bir veli (dost) ve bir yardımcı bulamaz.
(Kurtuluş) ne sizin boş hayallerinizle ve ne de kitap ehlinin boş hayalleriyle olur. Her kim bir kötülük işlerse, o yüzden cezalandırılır. O kimse, kendisi için, Allah'tan başka ne bir dost ve ne de bir yardımcı bulabilir.
Sizin kuruntularınıza ve kitap halkının kuruntularına göre değildir; kim kötülük yaparsa, onunla cezalandırılır. Allah'tan başka ayrıca, ne bir dost ne de bir yardımcı bulamaz.
İş, ne sizin kuruntularınızla, ne de kitap ehlinin kuruntularıyla olur. Kötülük yapan, onunla cezalandırılır ve kendisine Allah'tan başka ne dost ne de yardımcı bulur.
Bu, ne sizin kuruntularınız ne de kitap halkının kuruntularına göredir: Kim bir kötülük işlerse karşılığını bulur ve ALLAH'tan başka bir Sahip ve Yardımcı bulamaz.
Bu, ne sizin kuruntularınız ne de kitap halkının kuruntularıra göredir: Kim bir kötülük işlerse karşılığını bulur ve ALLAH'tan başka bir Sahip ve Yardımcı bulamaz
O, ne sizin kuruntularınıza, ne de kitap ehlinin kuruntularına göredir. Kim bir kötülük yaparsa onunla cezalanır ve Allah'tan başka da ne bir koruyucu, ne de bir yardımcı bulabilir.
O, sizin kuruntularınızla da değil, ehli kitabın kuruntulariyle de değil, kim bir kötülük yaparsa onunla cezalanır ve Allahdan beride ne bir veliy bulabilir ne de bir nasir
Ne sizin kuruntularınız ne de Kitap Ehli'nin kuruntularına göre değil; kim bir kötülük yaparsa, onun karşılığını bulur. O, kendisine Allah'tan başka ne bir veli ne de bir yardımcı bulabilir.
Ne sizin kuruntularınız ne de Ehli Kitap'ın kuruntularına göre değil; kim bir kötülük yaparsa, onun karşılığını bulur. O, kendisine Allah'tan başka ne bir veli ne de bir yardımcı bulabilir.
Ne sizin kuruntularınız ne de Ehli Kitap'ın kuruntularına göre değil; kim bir kötülük yaparsa, onun karşılığını bulur. O, kendisine Allah'tan başka ne bir veli ne de bir yardımcı bulamaz.
Ne sizin kuruntularınızla, ne de Kitap ehlinin kuruntularıyla değil. Kim kötülük yaparsa, onunla ceza görür; o, Tanrı'dan başka bir veli (dost) ve bir yardımcı bulamaz.
(İş) ne sizin kuruntularınızla, ne de kitablıların kuruntularıyle (olub bitmiş) değildir. Kim bir kötülük yaparsa onunla cezalanır ve o, kendisine Allahdan başka ne bir yar, ne bir mededkar da bulamaz.
Ne sizin kuruntunuzla, ne de kitab ehli olanların kuruntularıyladır. Kim, kötü iş yaparsa; cezasını görür. Ve kendisine Allah'tan başka ne bir dost bulabilir, ne de bir yardımcı.
(121-126) İman edenler ve ıslah edici amel yapanları, onları altlarından nehirler akan cennete sokacağız, orada süresiz / ebedi kalıcıdırlar, bu Allah’ın gerçek bir söz vermesidir / vaadidir , söz olarak, Allah’tan başka kim sözüne daha sadıktır ki? Sizin beklentileriniz gibi de değildir, ehli kitabın beklentileri / temennileri gibi de değildir. (Allah’ın dediği gibi olur) Kim bir kötülük ederse / eylerse onunla cezalandırılır, Allah’ın dışında da o kişi ne bir dost ne de bir yardımcı bulamaz. Erkek yahut kadın her kim de düzeltici faaliyet / salihat işlerse ve de mümin ise , işte onlar cennete girerler, zerre kadar dahi zulüm görmezler. (Mümin olmayana, yok bir ödül) Din olarak yüzünü Allah’a teslim edenden daha güzeli kim vardır? Üstelik (tıpkı dini gibi) o kişi de güzeldir ve de doğru olana meyilli / hanif İbrahim dini beraberliğine / milletine uymuştur. Allah, İbrahim’i yakın dost olarak / halil olarak edinmiştir , semalarda ve yer de ne varsa Allah’ındır , Allah her şeyi kuşatıcıdır.
İş, ne sizin kuruntunuza, ne de kitap ehlinin kuruntusuna göredir. Kim kötü bir iş yaparsa, onunla cezalandırılır. O, kendisine Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı bulabilir.
(İş) Ne sizin kuruntularınızla, ne Kitap ehlinin kuruntularıyla olmaz. Kötülük yapan, onunla cezalandırılır ve kendisine Allah'tan başka ne dost, ne de yardımcı bulamaz (Allah'ın vereceği cezayı hiç kimse ondan savamaz).
Ne sizin beklentileriniz ne de ehlikitabın beklentileri geçerlidir dipnot 1 . Kim bir kötülük yaparsa cezasını çeker. Allah ile arasına girecek bir dost ve bir yardımcı bulamaz.
Ne sizin kuruntularınız ne de Ehl-i Kitab'ın kuruntuları geçerlidir dipnot 1 . Kötülüğü kim yaparsa cezasını görür. Böylesi, kendine, ne Allah ile arasına girecek bir dost, ne de bir yardımcı bulacaktır.
Bu (mükâfat) ne sizin kuruntularınızla ve ne de ehli kitabın kuruntuları ile (elde edilir) değildir. Kim bir kötülük işlerse onun cezasını görür. O, kendisi için Allah’tan başka bir veli ve yardımcı bulamaz.
(Ey müşrikler!) Sizin boş ümit ve kuruntularınız da, ehli kitabın kuruntu ve hayalleri de hiç bir şey değildir. Kim bir kötülük işlerse onun cezasını görür. O, kendisi için Allah'tan başka bir veli ve yardımcı bulamaz.
İş ne sizin kuruntularınızla/hurafelerinizle/anlamını bilmeden okuyuşlarınızla ne de Ehlikitap'ın kuruntuları/hurafeleri/anlamını bilmeden okuyuşlarıyla çözülür. Kötülük yapan onunla cezalandırılır. Ve böyle biri, kendisi için Allah dışında ne bir dost bulur ne de bir yardımcı.
Nisâ suresi, 124. ayet. وَمَن يَعْمَلْ مِنَ ٱلصَّٰلِحَٰتِ مِن ذَكَرٍ أَوْ أُنثَىٰ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَأُو۟لَٰٓئِكَ يَدْخُلُونَ ٱلْجَنَّةَ وَلَا يُظْلَمُونَ نَقِيرًا
Mü'min olarak, erkek veya kadın, her kim salih ameller işlerse, işte onlar cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar.
Erkek veya kadın kim mümin olarak iyi işlerden yaparsa, dipnot 1 işte onlar cennete girer ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar.
Ama erkek olsun kadın olsun, imanlı olarak salih amel işleyen herkes cennete girecek, zırnık kadar da haksızlığa uğratılmayacaktır.
Halbuki -ister erkek ister kadın olsun- iman edip (yapabileceği) doğru ve yararlı işler yapan kimse cennete girecek ve bir hurma çekirdeği(ni dolduracak) kadar bile haksızlığa uğramayacaktır.
İman etmiş olarak erkek veya kadın, kimler hayırlı bir iş yaparlarsa, onlar cennete girerler, zerrece hakları kaybolmaz.
Erkek olsun, kadın olsun inanmış olarak kim salih bir amelde bulunursa, onlar cennete girecek ve onlar, bir 'çekirdeğin sırtındaki tomurcuk kadar' bile haksızlığa uğramayacaklardır.
Erkek olsun, kadın olsun, her kim de mümin olarak salih ameller işlerse, işte onlar cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar.
Erkek veya kadın, kim inanmış olarak erdemli edimler yaparsa; işte onlar, cennete girecekler ve en küçük bir haksızlık yapılmayacaktır.
Erkek olsun kadın olsun, her kim mümin olarak iyi işler yaparsa, işte onlar cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğramazlar.
Erkek veya kadın, her kim gerçeği onaylayarak erdemli bir hayat sürerse bahçeye girer ve en ufak bir haksızlık görmez.
Erkek veya kadın, her kim inanarak erdemli bir hayat sürerse cennete girer ve en ufak bir haksızlık görmez
Erkek olsun, kadın olsun her hangi bir kimse mümin olarak iyi bir iş yaparsa, işte böyleleri cennete girerler ve zerrece hakları yenmez.
Gerek erkeklerden gerek dişi her hangi bir gişi de mü'min olarak iyi işlerden bir iş tutarsa işte böyleler Cennete girerler ve zerrece hakları yenmez
Erkek ve kadın; her kim Mü'min olarak salihatı dipnot 1 yaparsa, işte onlar Cennet'e gireceklerdir. Ve onlara zerre kadar haksızlık edilmeyecektir.
Erkek ve kadın; her kim Mü'min olarak salihatı dipnot 1 yaparsa, işte onlar Cennet'e gireceklerdir. Ve onlara zerre kadar haksızlık edilmeyecektir.
Erkek ve kadın; her kim mü'min olarak salihatı yaparsa, işte onlar Cennet'e gireceklerdir. Ve onlara zerre kadar haksızlık edilmeyecektir.
Erkek olsun, kadın olsun inançlı olarak kim salih bir amelde bulunursa, onlar cennete girecek ve bir 'çekirdeğin sırtındaki tomurcuk kadar' bile haksızlığa uğramayacaklardır.
Erkekden veya kadından kim de mü'min olarak güzel güzel işlerden (bir şey) yaparsa işte onlar cennete girerler. Bir çekirdeğin çukurcuğu kadar bile haksızlığa uğratılmazlar.
Erkek veya kadın her kim ki; mü'min olarak salih amel işlerse cennete girer. Ve kendilerine zerre kadar zulmedilmez.
(121-126) İman edenler ve ıslah edici amel yapanları, onları altlarından nehirler akan cennete sokacağız, orada süresiz / ebedi kalıcıdırlar, bu Allah’ın gerçek bir söz vermesidir / vaadidir , söz olarak, Allah’tan başka kim sözüne daha sadıktır ki? Sizin beklentileriniz gibi de değildir, ehli kitabın beklentileri / temennileri gibi de değildir. (Allah’ın dediği gibi olur) Kim bir kötülük ederse / eylerse onunla cezalandırılır, Allah’ın dışında da o kişi ne bir dost ne de bir yardımcı bulamaz. Erkek yahut kadın her kim de düzeltici faaliyet / salihat işlerse ve de mümin ise , işte onlar cennete girerler, zerre kadar dahi zulüm görmezler. (Mümin olmayana, yok bir ödül) Din olarak yüzünü Allah’a teslim edenden daha güzeli kim vardır? Üstelik (tıpkı dini gibi) o kişi de güzeldir ve de doğru olana meyilli / hanif İbrahim dini beraberliğine / milletine uymuştur. Allah, İbrahim’i yakın dost olarak / halil olarak edinmiştir , semalarda ve yer de ne varsa Allah’ındır , Allah her şeyi kuşatıcıdır.
Mümin olarak kim bir salih amel işlerse erkek olsun, kadın olsun işte bunlar Cennet'e girecekler ve bir hurma çekirdeğinin üzerindeki çukur kadar bile haksızlık görmeyeceklerdir.
Erkek veya kadından her kim inanarak güzel işler yaparsa, işte öyle kimseler cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar.
İster erkek ister kadın olsun, kim mümin olarak iyi işler yaparsa cennete işte onlar gireceklerdir. Onlara zerre kadar haksızlık yapılmayacaktır.
İster erkek, ister kadın olsun, kim inanıp güvenir ve iyi işler yaparsa onlar da cennete gireceklerdir. Onlara kıl kadar haksızlık yapılmayacaktır.
Mümin olarak kim bir salih amel işlerse erkek olsun, kadın olsun işte bunlar Cennet'e girecekler ve bir hurma çekirdeğinin üzerindeki oyuk miktarı kadar bile haksızlık görmeyeceklerdir.
Mümin olarak kim bir doğru iş yaparsa erkek olsun, kadın olsun işte bunlar cennete girecekler ve zerre kadar haksızlık görmeyeceklerdir.
Erkek veya kadın, inanmış olarak hayra ve barışa yönelik işler yapanlar cennete gireceklerdir. Ve zerre kadar zulme uğratılmayacaklardır.
Nisâ suresi, 125. ayet. وَمَنْ أَحْسَنُ دِينًا مِّمَّنْ أَسْلَمَ وَجْهَهُۥ لِلَّهِ وَهُوَ مُحْسِنٌ وَٱتَّبَعَ مِلَّةَ إِبْرَٰهِيمَ حَنِيفًا وَٱتَّخَذَ ٱللَّهُ إِبْرَٰهِيمَ خَلِيلًا
Kimin dini, iyilik yaparak kendini Allah'a teslim eden ve hakka yönelen İbrahim'in dinine tabi olan kimsenin dininden daha güzeldir? Allah, İbrahim'i dost edindi.
Güzel davranarak yüzünü (benliğini) Allah'a teslim eden ve din bakımından hanîf (Allah'ı birleyen) İbrahim'in dipnot 1 milletine (dinine) uyandan daha güzel kim olabilir ki! dipnot 2 (Nitekim) Allah, İbrahim'i dost edinmişti.
Bütün varlığıyla Allah'a adanan, sürekli iyilik yapan ve bir muvahhid olarak İbrahim'in iman ailesine -ki Allah İbrahim'ten hoşnut ve razı olmuştu- tabi olan kimseden daha güzel dinli biri olabilir mi?
Bütün benliğini Allaha teslim eden, daima iyilik yapan ve her türlü batıldan yüz çeviren İbrahimin inanç sistemine Allahın onu sevgisiyle yücelttiğini görerek uyan kişiden daha iyi iman sahibi kim vardır?
Muhsin olarak (varlığının Allah Esma'sının açığa çıkışıyla yaratıldığının idrakı içinde), vechinin Allah için olduğunun teslimiyetinde olan ve hanif olarak (tanrı kavramı olmayan - yalnızca Allah'a kulluk edilmekte olduğunun bilincinde) İbrahim milletine tabi olanın din anlayışından daha güzeli ne olabilir ki! Allah, İbrahim'i Haliyl edindi. (Ona "Hullet makamı" yaşamı ihsan etti. Bu konuda ek bilgi: El İnsan-ı Kamil, Abdülkerim el Ciyli, Abdülaziz Mecdi Tolun çevirisi. A. H. )
İyilik yaparak kendini Allah'a teslim eden ve hanif (tevhidi) olan İbrahim'in dinine uyandan daha güzel din'li kimdir? Allah, İbrahim'i dost edinmiştir.
İşlerini en iyi yapan kimse olarak, Allah'a kendisini teslim eden ve dosdoğru olarak İbrahim'in dînine tabi olan kimseden, dîn yönünden daha güzel kim vardır? Zira Allah, İbrahim'i (kendisine) dost edinmişti.
Güzel davranarak, benliğini Allah'a teslim eden ve gerçeğe aykırı şeylerden uzak olan İbrahim'in dinine bağlı kalan kimseden, daha güzel dini olan kimdir? Çünkü Allah, İbrahim'i dost edinmiştir.
Bütün benliğini Allah'a teslim eden, daima iyilik yapan ve her türlü batıldan yüz çeviren İbrahim'in inanç sistemine, Allah'ın onu sevgisiyle yücelteceğini görerek uyan kişinin dininden daha güzel bir din var mıdır?
ALLAH'a teslim olarak iyilik yapan ve İbrahim'in tektanrıcı dinine uyandan daha güzel bir dine kim sahip olabilir? ALLAH İbrahim'i arkadaş edindi. dipnot 1
ALLAH'a teslim olarak iyilik yapan ve İbrahim'in tektanrıcı dinine uyandan daha güzel bir dine kim sahip olabilir? ALLAH İbrahimi arkadaş edindi.
Din bakımından o kimseden daha iyi kimdir ki, özü iyi olarak yüzünü İslam ve Allah'a tutmuş ve muvahhid olarak İbrahim'in dinine uymuştur. Allah ki, İbrahim'i dost edinmişti.
Hem kimdir o kimseden daha güzel dinli ki özü muhsin olarak yüzünü tertemiz islam ile Allaha tutmuş ve hanif (sade hakka boyun eğer muvahhid müslim) olarak İbrahim milletine uymuştur, Allah ki İbrahimi halil edindi
Kimin dini, kendisini muhsin dipnot 1 olarak Allah'a teslim etmiş; hanif dipnot 2 olan İbrahim'in milletine dipnot 3 tabi olandan daha iyi olabilir? Allah, İbrahim'i "halil" dipnot 4 edinmişti.
Kimin dini, kendisini muhsin dipnot 1 olarak Allah'a teslim etmiş; hanif dipnot 2 olan İbrahim'in milletine dipnot 3 tabi olandan daha iyi olabilir? Allah, İbrahim'i "halil" dipnot 4 edinmişti.
Kimin dini, kendisini muhsin dipnot 1 olarak Allah'a teslim etmiş; hanif dipnot 2 olan İbrahim'in milletine dipnot 3 tabi olandan daha iyi olabilir? Allah, İbrahim'i "halil" dipnot 4 edinmişti.
İyilik yaparak kendini Tanrı'ya teslim eden ve hanif olan İbrahim'in dinine uyandan daha güzel dinli kimdir? Tanrı, İbrahim'i dost edinmiştir.
İyilik yapan (bir insan) olarak, (tam bir hulus ile) kendisini Allaha teslim eden, İbrahim'in Allahı bir tanıyıcı dinine tabi' olan kimseden daha güzel dinli kimdir? Allah İbrahim'i bir dost edinmişdir.
İhsan ederek kendini Allah'a teslim eden ve İbrahim'in dinine uymuş olandan daha güzel din sahibi kim olabilir? Allah İbrahim'i dost edinmiştir.
(121-126) İman edenler ve ıslah edici amel yapanları, onları altlarından nehirler akan cennete sokacağız, orada süresiz / ebedi kalıcıdırlar, bu Allah’ın gerçek bir söz vermesidir / vaadidir , söz olarak, Allah’tan başka kim sözüne daha sadıktır ki? Sizin beklentileriniz gibi de değildir, ehli kitabın beklentileri / temennileri gibi de değildir. (Allah’ın dediği gibi olur) Kim bir kötülük ederse / eylerse onunla cezalandırılır, Allah’ın dışında da o kişi ne bir dost ne de bir yardımcı bulamaz. Erkek yahut kadın her kim de düzeltici faaliyet / salihat işlerse ve de mümin ise , işte onlar cennete girerler, zerre kadar dahi zulüm görmezler. (Mümin olmayana, yok bir ödül) Din olarak yüzünü Allah’a teslim edenden daha güzeli kim vardır? Üstelik (tıpkı dini gibi) o kişi de güzeldir ve de doğru olana meyilli / hanif İbrahim dini beraberliğine / milletine uymuştur. Allah, İbrahim’i yakın dost olarak / halil olarak edinmiştir , semalarda ve yer de ne varsa Allah’ındır , Allah her şeyi kuşatıcıdır.
Kimin dini, iyilik yaparak kendini Allah’a teslim eden ve hakka yönelen İbrahim’in dinine tabi olan kimsenin dininden daha güzeldir? Allah, İbrahim’i dost/halil edindi.
Hangi insan, din yönünden, iyilik edici olarak yüzünü Allah'a teslim edip dosdoğru İbrahim dinine tabi olandan daha güzel olabilir? Allah, İbrahim'i dost edinmişti.
Güzel davranarak kendini Allah'a teslim eden dipnot 1 ve İbrahim'in dini dosdoğru yaşama biçimine uyan kişinin girdiği yoldan daha güzel bir yola dipnot 2 kim girmiş olabilir? Allah, İbrahim'i samimi bir dost kabul etmiştir.
Kimin dini, samimi olarak kendini Allah'a vermiş olanın dininden güzel olabilir? O (kişi), İbrahim'in dosdoğru dinine uymuştur. Allah, İbrahim'i dost edinmiştir.
Din yönünden, iyilik işleyen kimse olarak yüzünü Allah'a teslim edip, hanif olan İbrahim'in dinine tabi olandan daha güzel kim olabilir? Allah, İbrahim’i dost/halil edinmiştir.
İyilik eden bir kimse olup, kendisini tam bir yönelişle Allah'a teslim eden ve İbrahim'in hanif olan yoluna uyan kimseden daha güzel din sahibi kimdir? ki Allah, İbrahim'i dost edinmiştir.
Güzellikler sergileyerek ve özü-sözü doğru bir halde İbrahim'in milletine uyarak yüzünü Allah'a teslim edenden daha güzel dinli kim olabilir! Allah İbrahim'i dost edinmişti.
Nisâ suresi, 126. ayet. وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَكَانَ ٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ مُّحِيطًا
Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. Allah, her şeyi kuşatıcıdır.
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi yalnızca Allah'a aittir ve Allah her şeyi çepeçevre kuşatandır.
Neticede, göklerde ve yeryüzünde olan her şey Allah'a aittir ve Allah her şeyi çepeçevre kuşatandır.
Çünkü göklerde ve yerde olan her şey Allaha aittir ve Allah her şeyi kuşatmıştır.
Semalar ve arzda olan ne varsa Allah içindir (Esma ül Hüsna'sının işaret ettiği manaların açığa çıkması için). Allah, şeyleri Esma'sından yaratmış olması sonucu Muhiyt'tir.
Göklerde ve yerde ne varsa tümü Allah'ındır. Allah, her şeyi kuşatandır.
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır ve Allah her şeyi kuşatmıştır. (Hiçbir şey O'nun ilim ve kudretinin dışında kalamaz).
Göklerde olan her şey ve yeryüzünde olan her şey, Allah'ın malıdır. Çünkü Allah, her şeyi Kuşatandır.
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır ve Allah her şeyi kuşatmıştır.
Yerde ve göktekilerin hepsi ALLAH'ındır. ALLAH her şeyi Kuşatır.
Yerde ve göktekilerin hepsi ALLAH'ındır. ALLAH her şeyi Kuşatır
Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır. Allah herşeyi kuşatıcıdır.
Halbuki göklerdeki ve yerdeki hep Allahındır ve Allah her şey'i muhit bulunuyor
Göklerde ve yerde olan her şey Allah'a aittir. Ve Allah, Her Şeyi Kuşatmıştır.
Göklerde ve yerde olan her şey Allah'a aittir. Ve Allah, Her Şeyi Kuşatmıştır.
Göklerde ve yerde olan her şey Allah'a aittir. Ve Allah, Her Şeyi Kuşatmıştır.
Göklerde ve yerde ne varsa tümü Tanrı'nındır. Tanrı, her şeyi kuşatandır.
Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allahındır. Allah (ın ilm-ü kudreti çepçevre) her şey'i kuşatıcıdır.
Göklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah'ındır. Allah; her şeyi kuşatıcı olandır.
(121-126) İman edenler ve ıslah edici amel yapanları, onları altlarından nehirler akan cennete sokacağız, orada süresiz / ebedi kalıcıdırlar, bu Allah’ın gerçek bir söz vermesidir / vaadidir , söz olarak, Allah’tan başka kim sözüne daha sadıktır ki? Sizin beklentileriniz gibi de değildir, ehli kitabın beklentileri / temennileri gibi de değildir. (Allah’ın dediği gibi olur) Kim bir kötülük ederse / eylerse onunla cezalandırılır, Allah’ın dışında da o kişi ne bir dost ne de bir yardımcı bulamaz. Erkek yahut kadın her kim de düzeltici faaliyet / salihat işlerse ve de mümin ise , işte onlar cennete girerler, zerre kadar dahi zulüm görmezler. (Mümin olmayana, yok bir ödül) Din olarak yüzünü Allah’a teslim edenden daha güzeli kim vardır? Üstelik (tıpkı dini gibi) o kişi de güzeldir ve de doğru olana meyilli / hanif İbrahim dini beraberliğine / milletine uymuştur. Allah, İbrahim’i yakın dost olarak / halil olarak edinmiştir , semalarda ve yer de ne varsa Allah’ındır , Allah her şeyi kuşatıcıdır.
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Allah bütün her şeyi kuşatmıştır.
Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır. Allah(ın bilgisi), herşeyi kuşatmıştır.
Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Allah, her şeyi çepeçevre kuşatmıştır.
Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Allah, her şeyi çepeçevre kuşatmıştır.
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Allah, her şeyi kuşatmıştır.
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Allah, her şeyi kuşatmıştır.
Göklerde ne var, yerde ne varsa Allah'ındır. Allah Muhit'tir, her şeyi çepeçevre kuşatmıştır.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.