Rûm suresi · 11–19. ayetler

Kıyamette iki grubun ayrılması ve tespih vakitleri

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Rûm suresi, 11. ayet — bütün mealleriyle aç

    Rûm suresi, 11. ayet. ٱللَّهُ يَبْدَؤُا۟ ٱلْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُۥ ثُمَّ إِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

    Diyanet İşleri

    Allah, başlangıçta yaratmayı yapar, sonra onu tekrar eder. Sonra da yalnız O'na döndürüleceksiniz.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah insan neslini yoktan var ettiği gibi, sonra bu (yaratışı) tekrarlayacaktır: en sonunda hepiniz O'na döndürüleceksiniz.

    Muhammed Esed

    (İnsanı) yoktan var eden Allah sonra ona yeniden can verecektir ve sonunda hepiniz yine O'na döndürüleceksiniz.

    Ahmed Hulusi

    Allah halkı yaratır, sonra onu iade eder; sonra da O'na döndürülürsünüz.

    Ali Bulaç

    Allah, yaratmayı başlatır, sonra onu iade eder, sonra da siz O'na döndürülürsünüz.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah, ilkin mahlûkunu yaratır, (ölümden) sonra da bunu (yaratmayı), tekrarlar. Sonunda hep O’na döndürüleceksiniz.

    Ali Rıza Safa

    Allah, yaratılışı başlatır; sonra onu tekrarlar. Sonra, O'na döndürülürsünüz.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah, ilkin varlıkları yaratır, sonra da bunu tekrarlar/tekrar diriltir; sonunda hep O'na döndürüleceksiniz.

    Edip Yüksel

    Yaratılışı başlatan, sonra onu tekrarlayan ALLAH'tır. Ve sonunda siz O'na döndürüleceksiniz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yaratılışı başlatan, sonra onu tekrarlayan ALLAH'tır. Ve sonunda siz O'na döndürüleceksiniz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah yaratmayı ilkin yapar, sonra da çevirir onu yeniden yapar; sonra hep döndürülüp O'na götürüleceksiniz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allah halkı ilkin yapar, sonra da çevirir onu yeniden yapar, sonra hep döndürülüb ona götürüleceksiniz

    Erhan Aktaş

    Allah, önce yaratmaya başlar, sonra onu iade dipnot 1 eder. Sonra da O'na döndürülürsünüz.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Öldükten sonra tekrar diriltir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah, önce yaratmaya başlar, sonra onu iade dipnot 1 eder. Sonra da O'na döndürülürsünüz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Öldükten sonra tekrar diriltir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, önce yaratmaya başlar, sonra onu iade dipnot 1 eder. Sonra da O'na döndürülürsünüz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Öldükten sonra tekrar diriltir.

    Gültekin Onan

    Tanrı, yaratmayı başlatır, sonra onu iade eder, sonra da siz O'na döndürülürsünüz.

    Hasan Basri Çantay

    Allah ilkin mahlukunu yaratır, sonra onu (ölümünün ardından diriltib) alır. Nihayet hepiniz ancak Ona döndürül (üb götürül) e ceksiniz.

    İbni Kesir

    Allah; ilkin yaratır, sonra onu iade eder. En sonunda hepiniz O'na döndürüleceksiniz.

    Mehmet Alagaş

    (6-16) Allah’ın vaadidir, Allah vaadine karşıt / hilaf bir şey yapmaz ve fakat insanların ekserisi bilmiyorlar. Dünya hayatının görünenini biliyorlar, Ahiret ise onların dikkatlerinden kaçıyo r / gafillerdir, kendilerine dönük olarak fikir üretemezler mi? Allah semaları, arzı ve bu ikisi arasındakileri ne diye yarattı? sadece gerçek olsun ve belirli süre de olsun diye yarattı. İnsanların ekserisi Rableri ile buluşma yokmuş gibi davranıyorlar. Arzda gezmiyorlar mı? ve bakmıyorlar mı? Onlardan öncekilerin sonları /ak ıbetleri nasıl olmuş görmüyorlar mı? Kuvvet olarak ta ve arzda bıraktıkları iz olarak ta daha şiddetli idiler, onların imar etmelerinden daha fazla onu imar etmişlerdi , onlara Resulleri açıklamalarla geldiler , Allah onlara zulmediyor değildi, lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı, sonra da Allah’ın ayetlerini yalanlamaları ve onlarla alay etmeleri nedeniyle kötülerin sonu / akıbeti kötü oldu . Allah ilk kez yaratmaya başlar ve o yara 2tmayı tekrarlar, sonra da O’na döndürülürsünüz. O saat gelip çattığı gün, suçlular umutsuzluğa düşerler , ortak koştuklarından onlara aracı olacaklar / şefaatçiler yoktur , o rtak koştukları onları görmezden geldiler. O saat gelip çattığında ayrışırlar / tefrikalaşırlar. İman edenler ve salih amel işleyenler ise onlar çiçekli alanda / ravzada neşelenirler, kafirler, ayetlerimizi ve ahiretle buluşmayı yalanlayanlar ise işte onlar azap için hazır hale getirilmiş olacaklar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah yaratmayı ilk olarak başlatır, sonra onu yeniden gerçekleştirir. Sonra O'na döndürülürsünüz.

    Süleyman Ateş

    Allah, yaratmağa başlar, sonra onu çevirip yeniden yapar; sonra O'na döndürülürsünüz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İlk yaratan ve yaratmayı tekrarlayan Allah'tır. Sonra onun huzuruna çıkarılacaksınız.

    Şaban Britch

    Allah, yaratmayı (yoktan) başlatır, sonra onu (öldükten sonra) tekrardan yaratır, sonra da O'na döndürülürsünüz.

    Şaban Piriş

    Allah, yaratmayı başlatır, sonra onu yeniler, sonra da ona döndürülürsünüz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah yaratışa başlar, sonra onu varlık alanından çekip tekrar yaratır. En sonunda O'na döndürülürsünüz.

  2. Rûm suresi, 12. ayet — bütün mealleriyle aç

    Rûm suresi, 12. ayet. وَيَوْمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ يُبْلِسُ ٱلْمُجْرِمُونَ

    Diyanet İşleri

    Kıyametin kopacağı günde, suçlular hayal kırıklığı içinde ümitsizliğe düşeceklerdir.

    Mehmet Okuyan

    O (Son) Saat'in yaşanacağı gün, suçlular ümitsizlik içinde olacaklardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve Son Saat'ın gelip çattığı gün, suçlular tüm umutlarını yitirecekler:

    Muhammed Esed

    Ve Son Saat gelip çattığında günaha saplanmış olanlar hayal kırıklığına uğrayacaklardır:

    Ahmed Hulusi

    O zamanın gerçekleştiği süreçte, suçlular (şirk ehli) ümitlerini kesip susarlar.

    Ali Bulaç

    Kıyamet saatinin kopacağı gün, suçlu günahkarlar umutsuzca yıkılırlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Kıyametin kopacağı gün, günahkârlar (ümitsizlik içinde) susacaklardır.

    Ali Rıza Safa

    Ve evrenlerin sonu gelip çattığı gün, suçlular, tüm umutlarını yitirirler. dipnot 335

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 335
      "Evrenlerin sonu" anlamına gelen "Saat" terimi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Kıyamet" olarak çevrilmiştir. Oysa bu terimler, birbirinden ayrı olguları açıklayacak biçimde Kur'an'da bildirilmiştir. Saat, evrenlerin sonu; Kıyamet ise yeniden yaratılış olgularını bildiren terimlerdir. Evrenlerin sona erdirilmesiyle başlayacak süreci bildiren terimlerin anlamları konusunda, önyazıların yedinci bölümünde ayrıntılı bilgi verilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Kıyametin kopacağı gün, günahkarlar büsbütün ümitlerini kaybedeceklerdir.

    Edip Yüksel

    O anın gerçekleştiği gün suçlular şoke olurlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Saatin gerçekleştiği gün suçlular şoke olurlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O kıyamet çattığı gün, suçlular bütün ümitlerini kaybederler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O saat çattığı gün mücrimler her ümidi keserler

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sa'atin gerçekleştiği gün dipnot 1 , mücrimler dipnot 2 umutlarını kaybederler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kıyametin koptuğu gün.
    2. metne dön, dipnot 2
      Suçlu, hakikat ile bağını koparan demek olan bu sözcük, basit suçlu anlamında değil; Kafir, Müşrik, sapkın anlamına gelmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Saatin gerçekleştiği gün dipnot 1 , suçlular umutlarını kaybederler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kıyametin koptuğu gün.

    Gültekin Onan

    Kıyamet saatinin kopacağı gün, suçlu günahkarlar umutsuzca yıkılırlar.

    Hasan Basri Çantay

    Kıyametin kopacağı gün günahkarlar (huccetden ümidlerini keserek) susacak (lar) dır.

    İbni Kesir

    Kıyametin kopacağı gün, suçlular susacaklardır.

    Mehmet Alagaş

    (6-16) Allah’ın vaadidir, Allah vaadine karşıt / hilaf bir şey yapmaz ve fakat insanların ekserisi bilmiyorlar. Dünya hayatının görünenini biliyorlar, Ahiret ise onların dikkatlerinden kaçıyo r / gafillerdir, kendilerine dönük olarak fikir üretemezler mi? Allah semaları, arzı ve bu ikisi arasındakileri ne diye yarattı? sadece gerçek olsun ve belirli süre de olsun diye yarattı. İnsanların ekserisi Rableri ile buluşma yokmuş gibi davranıyorlar. Arzda gezmiyorlar mı? ve bakmıyorlar mı? Onlardan öncekilerin sonları /ak ıbetleri nasıl olmuş görmüyorlar mı? Kuvvet olarak ta ve arzda bıraktıkları iz olarak ta daha şiddetli idiler, onların imar etmelerinden daha fazla onu imar etmişlerdi , onlara Resulleri açıklamalarla geldiler , Allah onlara zulmediyor değildi, lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı, sonra da Allah’ın ayetlerini yalanlamaları ve onlarla alay etmeleri nedeniyle kötülerin sonu / akıbeti kötü oldu . Allah ilk kez yaratmaya başlar ve o yara 2tmayı tekrarlar, sonra da O’na döndürülürsünüz. O saat gelip çattığı gün, suçlular umutsuzluğa düşerler , ortak koştuklarından onlara aracı olacaklar / şefaatçiler yoktur , o rtak koştukları onları görmezden geldiler. O saat gelip çattığında ayrışırlar / tefrikalaşırlar. İman edenler ve salih amel işleyenler ise onlar çiçekli alanda / ravzada neşelenirler, kafirler, ayetlerimizi ve ahiretle buluşmayı yalanlayanlar ise işte onlar azap için hazır hale getirilmiş olacaklar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kıyametin kopacağı gün, günahkârlar umutsuz kesilirler.

    Süleyman Ateş

    (Duruşma) Saat(i) başladığı gün, suçlular (umutsuzluk içinde) susarlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kıyamet saati geldiğinde suçluların umutları bitecektir.

    Şaban Britch

    Kıyametin koptuğu gün, suçlular ümitsizlik içinde susup kalacaklardır.

    Şaban Piriş

    Kıyametin koptuğu gün, suçlular susup kalacaklardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kıyametin kopacağı gün, günahkarlar sus pus olacaklardır.

  3. Rûm suresi, 13. ayet — bütün mealleriyle aç

    Rûm suresi, 13. ayet. وَلَمْ يَكُن لَّهُم مِّن شُرَكَآئِهِمْ شُفَعَٰٓؤُا۟ وَكَانُوا۟ بِشُرَكَآئِهِمْ كَٰفِرِينَ

    Diyanet İşleri

    Onların, Allah'a koştukları ortaklardan kendileri için şefaatçılar da olmayacaktır. Artık onlar ortak koştukları şeyleri de inkar ederler.

    Mustafa İslamoğlu

    zira ortak koştukları varlıkların hiç birinden bir şefaat göremeyecekler; oysa ki onlar ortak koştukları varlıklar yüzünden kafir olmuşlardı.

    Muhammed Esed

    çünkü Allah'a ortak koştukları varlıkların hiç birinden bir şefaat göremeyecekler, çünkü (o zaman) bizzat kendileri eski müşrikçe kuruntularını terk edeceklerdir.

    Ahmed Hulusi

    Şirk koştuklarının şefaati olmadı; zira şirk koştuklarının geçersizliğini gördüler!

    Ali Bulaç

    (Allah'a eş koştukları) Ortaklarından kendilerine şefaatçi olan yoktur; onlar, ortaklarını inkar ediyorlar.

    Ali Özek ve heyeti

    (Allah'a koştukları) ortaklarından kendilerine hiçbir şefaatçi çıkmayacaktır. Zaten onlar, ortaklarını da inkâr edeceklerdir.

    Ali Rıza Safa

    Onların ortaklarından ara bulucu da olmaz; zaten ortaklarını inkar ederler.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah'a koştukları ortaklarından kendilerine hiçbir şefaatçi çıkmayacaktır. Zaten onlar, ortaklarını da inkar edeceklerdir.

    Edip Yüksel

    Koştukları ortaklarından da kendilerine şefaat eden hiçbir kimse çıkmaz; ortaklarını inkar ederler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Koştukları ortaklarından da kendilerine şefaat eden hiç bir kimse çıkmaz; ortaklarını inkar ederler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ortak koştuklarından kendilerine şefaat edenler de bulunmaz. Ortaklarını da inkar etmişlerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Kendilerine şeriklerinden şefaat edenler de bulunmaz, şeriklerine hep kafir olmuşlardır

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ortak koştukları da onlara şefaatçi dipnot 1 olmayacaktır. Ortaklarını da yok sayacaklar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yardımcı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ortak koştukları da onlara şefaatçi dipnot 1 olmayacaktır. Ortaklarını da inkar edeceklerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yardımcı.

    Gültekin Onan

    (Tanrı'ya eş koştukları) Ortaklarından kendilerine şefaatçı olan yoktur; onlar, ortaklarını inkar ediyorlar.

    Hasan Basri Çantay

    Ortaklarından da kendilerine şefaatcılar olmamışdır (olmayacakdır). Onlar ortaklarını da inkar edeceklerdir.

    İbni Kesir

    Ortaklarından da kendilerine hiçbir şefaatçı olmayacaktır. Onlar ortaklarını da inkar edeceklerdir.

    Mehmet Alagaş

    (6-16) Allah’ın vaadidir, Allah vaadine karşıt / hilaf bir şey yapmaz ve fakat insanların ekserisi bilmiyorlar. Dünya hayatının görünenini biliyorlar, Ahiret ise onların dikkatlerinden kaçıyo r / gafillerdir, kendilerine dönük olarak fikir üretemezler mi? Allah semaları, arzı ve bu ikisi arasındakileri ne diye yarattı? sadece gerçek olsun ve belirli süre de olsun diye yarattı. İnsanların ekserisi Rableri ile buluşma yokmuş gibi davranıyorlar. Arzda gezmiyorlar mı? ve bakmıyorlar mı? Onlardan öncekilerin sonları /ak ıbetleri nasıl olmuş görmüyorlar mı? Kuvvet olarak ta ve arzda bıraktıkları iz olarak ta daha şiddetli idiler, onların imar etmelerinden daha fazla onu imar etmişlerdi , onlara Resulleri açıklamalarla geldiler , Allah onlara zulmediyor değildi, lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı, sonra da Allah’ın ayetlerini yalanlamaları ve onlarla alay etmeleri nedeniyle kötülerin sonu / akıbeti kötü oldu . Allah ilk kez yaratmaya başlar ve o yara 2tmayı tekrarlar, sonra da O’na döndürülürsünüz. O saat gelip çattığı gün, suçlular umutsuzluğa düşerler , ortak koştuklarından onlara aracı olacaklar / şefaatçiler yoktur , o rtak koştukları onları görmezden geldiler. O saat gelip çattığında ayrışırlar / tefrikalaşırlar. İman edenler ve salih amel işleyenler ise onlar çiçekli alanda / ravzada neşelenirler, kafirler, ayetlerimizi ve ahiretle buluşmayı yalanlayanlar ise işte onlar azap için hazır hale getirilmiş olacaklar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onların, Allah’a koştukları ortaklardan kendileri için şefaatçılar da olmayacaktır. Artık onlar, ortak koştuklarını da inkâr edeceklerdir.

    Süleyman Ateş

    (Allah'a) ortak (koştukları put)larından da kendilerine hiçbir şefa'atçi çıkmaz. O zaman ortaklarını inkar ederler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'a ortak saydıkları arasından bir şefaatçileri de olmayacaktır. Zaten ortak saydıklarını tanımazlıktan geleceklerdir.

    Şaban Britch

    Onların ortak koştuklarından kendilerine şefaat edecek kimse olmayacak ve ortaklarını da inkâr edeceklerdir.

    Şaban Piriş

    Onların ortak koştuklarından kendilerine şefaat edecek kimse olmayacak ve ortaklarını da tanımayacaklardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah'a ortak tuttukları arasından, kendileri için şefaatçılar çıkmayacaktır. Kendi yandaşlarına nankörlük etmektedir onlar.

  4. Rûm suresi, 14. ayet — bütün mealleriyle aç

    Rûm suresi, 14. ayet. وَيَوْمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ يَوْمَئِذٍ يَتَفَرَّقُونَ

    Diyanet İşleri

    Kıyametin kopacağı gün, işte o gün mü'minler ve kafirler birbirinden ayrılacaklardır.

    Mehmet Okuyan

    O (Son) Saat'in gerçekleşeceği gün, işte o gün (müminlerle inkârcılar) birbirlerinden ayrılacaklardır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Rûm 30:43.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve Son Saat'in gelip çattığı gün, safların ayrılacağı bir gün olacaktır:

    Muhammed Esed

    Ve Son Saat gelip çattığında o Gün (herkesin) ne olduğu ortaya çıkacaktır:

    Ahmed Hulusi

    O saatin (ölüm) yaşandığı süreçte, (iman ve şirk ehli) ayrılırlar.

    Ali Bulaç

    Kıyamet saatinin kopacağı gün, (mü'minlerle kafirler birbirlerinden) ayrılırlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Kıyamet kopacağı gün, işte o gün (müminlerle inkarcılar) birbirlerinden ayrılacaklardır.

    Ali Rıza Safa

    Ve evrenlerin sonu gelip çattığı gün; işte o gün ayrılırlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Kıyamet kopacağı gün, işte o gün birbirlerinden ayrılacaklardır.

    Edip Yüksel

    O anın gerçekleştiği gün gruplara ayrılırlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Saatin gerçekleştiği gün gruplara ayrılırlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O kıyamet çattığı gün (insanlar birbirinden) ayrılırlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem o saat çattığı gün o gün ayırd olurlar

    Gültekin Onan

    Kıyamet saatinin kopacağı gün, (müminlerle kafirler birbirlerinden) ayrılırlar.

    Hasan Basri Çantay

    Kıyametin kopacağı gün, (evet) o gün (mü'minlerle kafirler) birbirinden ayrılırlar.

    İbni Kesir

    Kıyametin kopacağı gün; işte o gün ayılırlar.

    Mehmet Alagaş

    (6-16) Allah’ın vaadidir, Allah vaadine karşıt / hilaf bir şey yapmaz ve fakat insanların ekserisi bilmiyorlar. Dünya hayatının görünenini biliyorlar, Ahiret ise onların dikkatlerinden kaçıyo r / gafillerdir, kendilerine dönük olarak fikir üretemezler mi? Allah semaları, arzı ve bu ikisi arasındakileri ne diye yarattı? sadece gerçek olsun ve belirli süre de olsun diye yarattı. İnsanların ekserisi Rableri ile buluşma yokmuş gibi davranıyorlar. Arzda gezmiyorlar mı? ve bakmıyorlar mı? Onlardan öncekilerin sonları /ak ıbetleri nasıl olmuş görmüyorlar mı? Kuvvet olarak ta ve arzda bıraktıkları iz olarak ta daha şiddetli idiler, onların imar etmelerinden daha fazla onu imar etmişlerdi , onlara Resulleri açıklamalarla geldiler , Allah onlara zulmediyor değildi, lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı, sonra da Allah’ın ayetlerini yalanlamaları ve onlarla alay etmeleri nedeniyle kötülerin sonu / akıbeti kötü oldu . Allah ilk kez yaratmaya başlar ve o yara 2tmayı tekrarlar, sonra da O’na döndürülürsünüz. O saat gelip çattığı gün, suçlular umutsuzluğa düşerler , ortak koştuklarından onlara aracı olacaklar / şefaatçiler yoktur , o rtak koştukları onları görmezden geldiler. O saat gelip çattığında ayrışırlar / tefrikalaşırlar. İman edenler ve salih amel işleyenler ise onlar çiçekli alanda / ravzada neşelenirler, kafirler, ayetlerimizi ve ahiretle buluşmayı yalanlayanlar ise işte onlar azap için hazır hale getirilmiş olacaklar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kıyametin kopacağı gün, işte o gün Müminler ve kâfirler birbirinden ayrılacaklardır.

    Süleyman Ateş

    O saat başladığı gün, o gün (inananlar ve inanmayanlar) ayrılırlar:

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kıyamet saati geldiği gün, birbirlerinden dipnot 1 ayrılacakları gündür.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bakınız Tevkvir 81/4. Mearic  70/10-14, Müminun 23/101

    Şaban Britch

    Kıyametin kopacağı gün, (müminlerle küfre sapanlar birbirlerinden) ayrılırlar.

    Şaban Piriş

    Kıyamet koptuğu gün, işte o gün insanlar grup grup olurlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Saat gelip çattığı gün, o gün, hepsi birbirinden ayrılacaktır.

  5. Rûm suresi, 15. ayet — bütün mealleriyle aç

    Rûm suresi, 15. ayet. فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فَهُمْ فِى رَوْضَةٍ يُحْبَرُونَ

    Diyanet İşleri

    İman edip salih ameller işleyenlere gelince, işte onlar cennet bahçelerinde sevindirilirler.

    Mehmet Okuyan

    İman edip iyi işler yapanlara gelince, onlar cennette (nimetlerle) neşelendirileceklerdir.

    Mustafa İslamoğlu

    Artık, iman eden ve imana uygun iyi işler işleyen kimseler tarifsiz bir mutluluk bahçesinde, ruha safa veren bir musiki ile mest olacaklar;

    Muhammed Esed

    iman edip doğru ve yararlı işler yapanlar bir mutluluk, esenlik bahçesinde ağırlanacaklardır;

    Ahmed Hulusi

    İman edip imanın gereğini uygulayanlara gelince, onlar bir huzur ortamında sevindirilirler.

    Ali Bulaç

    Böylece iman edip salih amellerde bulunanlar; artık onlar 'bir cennet bahçesinde' 'sevinç içinde ağırlanırlar'.

    Ali Özek ve heyeti

    İman edip salih ameller işleyenlere gelince, onlar, Cennet'te nimetlere ve sevince mazhar olacaklardır.

    Ali Rıza Safa

    İnanmış olarak erdemli edimler yapanlar, sonunda bir bahçe içinde sevindirilirler.

    Bayraktar Bayraklı

    İman edip iyi ameller işleyenlere gelince, onlar cennette bol nimet ve sevince kavuşacaklardır.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayıp erdemli davrananlar ise bir bahçe içinde neşelendirilirler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnanıp erdemli davrananlar ise bir bahçe içinde neşelendirilirler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İman edip iyi işler yapmış olanlara gelince o zaman bir bahçede neşelenirler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İmdi iyman edib salih ameller yapmış olanlar, o vakıt onlar bir ravzada neş'elenirler

    Erhan Aktaş

    Fakat iman edenler ve salihatı yapanlar, dipnot 1 onlar güzel bir bahçede mutluluk içinde yaşayacaklardır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 28:67. ayetin 2. dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Fakat inananlar ve salihatı yapanlar, dipnot 1 onlar güzel bir bahçede mutluluk içinde yaşayacaklardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "İman edip, salihatı yapanlar" terkibini "İman edip iyi işler yapanlar" diye çevirmek doğru değildir. Salihatı yapmak iyi işler yapmaktan farklı anlama sahiptir. Salihat, davranış yolu ile bütünüyle dışa yansıyan imandır. Bu sözcüğün karşıtı "seyyiat" yani kötülük sözcüğüdür. Salihat, kötülüğe karşı mücadele etmek, bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, yapıcı olmak, iyi olmak ve iyiye yönlendirmek demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Fakat inananlar ve salihatı yapanlar dipnot 1 , onlar güzel bir bahçede mutluluk içinde yaşayacaklardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, düzeltici olmak, yapıcı olmak, düzeltmeye teşvik etmek, iyiye yönlendirmek.

    Gültekin Onan

    Böylece inanıp salih amellerde bulunanlar artık onlar 'bir cennet bahçesinde' 'sevinç içinde ağırlanırlar'.

    Hasan Basri Çantay

    Artık iman edib de güzel güzel amel (ve hareket) lerde bulunanlar (a gelince:) Onlar bir bağçede (yaşayıb) mesrur olurlar.

    İbni Kesir

    İman edip salih amellerde bulunanlar; bir bahçededirler, ağırlanırlar.

    Mehmet Alagaş

    (6-16) Allah’ın vaadidir, Allah vaadine karşıt / hilaf bir şey yapmaz ve fakat insanların ekserisi bilmiyorlar. Dünya hayatının görünenini biliyorlar, Ahiret ise onların dikkatlerinden kaçıyo r / gafillerdir, kendilerine dönük olarak fikir üretemezler mi? Allah semaları, arzı ve bu ikisi arasındakileri ne diye yarattı? sadece gerçek olsun ve belirli süre de olsun diye yarattı. İnsanların ekserisi Rableri ile buluşma yokmuş gibi davranıyorlar. Arzda gezmiyorlar mı? ve bakmıyorlar mı? Onlardan öncekilerin sonları /ak ıbetleri nasıl olmuş görmüyorlar mı? Kuvvet olarak ta ve arzda bıraktıkları iz olarak ta daha şiddetli idiler, onların imar etmelerinden daha fazla onu imar etmişlerdi , onlara Resulleri açıklamalarla geldiler , Allah onlara zulmediyor değildi, lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı, sonra da Allah’ın ayetlerini yalanlamaları ve onlarla alay etmeleri nedeniyle kötülerin sonu / akıbeti kötü oldu . Allah ilk kez yaratmaya başlar ve o yara 2tmayı tekrarlar, sonra da O’na döndürülürsünüz. O saat gelip çattığı gün, suçlular umutsuzluğa düşerler , ortak koştuklarından onlara aracı olacaklar / şefaatçiler yoktur , o rtak koştukları onları görmezden geldiler. O saat gelip çattığında ayrışırlar / tefrikalaşırlar. İman edenler ve salih amel işleyenler ise onlar çiçekli alanda / ravzada neşelenirler, kafirler, ayetlerimizi ve ahiretle buluşmayı yalanlayanlar ise işte onlar azap için hazır hale getirilmiş olacaklar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İman edip salih ameller işleyenler; işte onlar bir bahçede sevinç içinde ağırlanırlar.

    Süleyman Ateş

    İnanıp iyi işler yapanlar, onlar (çiçekli, ırmaklı) bir bahçe içinde neş'elendirilirler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnanan ve iyi işler yapanlar, has bahçede, sevinç içinde olacaklardır.

    Şaban Britch

    İman edip salih amellerde bulunanlara gelince, artık onlar cennet içinde neşelenirler.

    Şaban Piriş

    Eğer, iman etmiş, doğruları yapmış kimseler iseler, bir cennet bahçesinde neşelenirler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlara gelince, onlar bir bahçe içinde mutlu kılınırlar.

  6. Rûm suresi, 16. ayet — bütün mealleriyle aç

    Rûm suresi, 16. ayet. وَأَمَّا ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَلِقَآئِ ٱلْـَٔاخِرَةِ فَأُو۟لَٰٓئِكَ فِى ٱلْعَذَابِ مُحْضَرُونَ

    Diyanet İşleri

    İnkar edip ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanlara gelince, işte onlar azabın içine atılacaklardır.

    Mehmet Okuyan

    Kâfir olanlar (yani) ayetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalanlamış olanlar ise işte onlar azapta hazır bulundurulacaklardır.

    Mustafa İslamoğlu

    ama inkar eden, ayetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalanlayan kimselere gelince: işte böyleleri de azabın içerisinde (yaptıklarıyla) yüzleşecekler.

    Muhammed Esed

    Hakikati reddedip mesajlarımızı inkar edenlere -ve (böylece) öteki dünyanın varlığını yalanlayanlara- gelince, onlar azabın içine atılıvereceklerdir.

    Ahmed Hulusi

    Hakikat bilgisini inkar edenler ve varlıklarındaki işaretlerimizi ve sonsuz gelecek yaşama kavuşmayı yalanlayanlara gelince, işte onlar da (o malum) azabın içinde zorunlu kalırlar!

    Ali Bulaç

    Ancak inkar edip ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanlar ise; artık onlar da azab için hazır bulundurulurlar.

    Ali Özek ve heyeti

    İnkâr edenler, âyetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalan sayanlar ise, işte onlar azapla yüzyüze bırakılacaklardır.

    Ali Rıza Safa

    Oysa nankörlük ederek ayetlerimizi ve sonsuz yaşam buluşmasını yalanlayanlar; cezanın içine atılacak olanlar, işte onlardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Ayetlerimizi ve ahiret buluşmasını inkar edenlere gelince, işte onlar azapla yüz yüze bırakılacaklardır.

    Edip Yüksel

    İnkar edip, ayetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalanlayanlar da azabın içine sokulurlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkar edip, ayetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalanlayanlar da azabın içine sokulurlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ayetlerimize ve ahiret buluşmasına yalan deyip de küfredenlere gelince, işte bunlar o zaman azap içinde huzura celbedilirler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ayetlerimize ve Ahıret likasına yalan deyib de küfredenlere gelince işte bunlar o vakıt azab içinde ihzar olunurlar

    Erhan Aktaş

    Kafir olup ayetlerimizi ve ahiret kavuşmasını yalanlayan kimselere gelince; onlar, azap içinde hazır bulundurulurlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kafir olup ayetlerimizi ve ahiret kavuşmasını yalanlayan kimselere gelince; onlar, azap içinde hazır bulundurulurlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçeği yalanlayarak nankörlük eden, ayetlerimizi ve ahiret kavuşmasını yalanlayan kimselere gelince; onlar, azap içinde hazır bulundurulurlar.

    Gültekin Onan

    Ancak küfredip ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanlar ise, artık onlar da azab için hazır bulundurulurlar.

    Hasan Basri Çantay

    Amma küfr (ve inkar) edib de ayetlerimizi ve ahiret mülakaatını yalan sayanlar, onlar da azabda (kalmak üzere) ihzaar olunmuşlardır.

    İbni Kesir

    Küfredip de ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanlara gelince; işte onlar, azab için hazır bulundurulurlar.

    Mehmet Alagaş

    (6-16) Allah’ın vaadidir, Allah vaadine karşıt / hilaf bir şey yapmaz ve fakat insanların ekserisi bilmiyorlar. Dünya hayatının görünenini biliyorlar, Ahiret ise onların dikkatlerinden kaçıyo r / gafillerdir, kendilerine dönük olarak fikir üretemezler mi? Allah semaları, arzı ve bu ikisi arasındakileri ne diye yarattı? sadece gerçek olsun ve belirli süre de olsun diye yarattı. İnsanların ekserisi Rableri ile buluşma yokmuş gibi davranıyorlar. Arzda gezmiyorlar mı? ve bakmıyorlar mı? Onlardan öncekilerin sonları /ak ıbetleri nasıl olmuş görmüyorlar mı? Kuvvet olarak ta ve arzda bıraktıkları iz olarak ta daha şiddetli idiler, onların imar etmelerinden daha fazla onu imar etmişlerdi , onlara Resulleri açıklamalarla geldiler , Allah onlara zulmediyor değildi, lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı, sonra da Allah’ın ayetlerini yalanlamaları ve onlarla alay etmeleri nedeniyle kötülerin sonu / akıbeti kötü oldu . Allah ilk kez yaratmaya başlar ve o yara 2tmayı tekrarlar, sonra da O’na döndürülürsünüz. O saat gelip çattığı gün, suçlular umutsuzluğa düşerler , ortak koştuklarından onlara aracı olacaklar / şefaatçiler yoktur , o rtak koştukları onları görmezden geldiler. O saat gelip çattığında ayrışırlar / tefrikalaşırlar. İman edenler ve salih amel işleyenler ise onlar çiçekli alanda / ravzada neşelenirler, kafirler, ayetlerimizi ve ahiretle buluşmayı yalanlayanlar ise işte onlar azap için hazır hale getirilmiş olacaklar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kâfir olup, ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanlara gelince, işte onlar daima azapta tutulurlar.

    Süleyman Ateş

    Fakat inkar edip ayetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalanlayanlara gelince, onlar da (tutuklanıp) azabın içine getirilirler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Görmezlikten gelerek ayetlerimiz karşısında ve Ahiretteki yüzleşme konusunda yalan söyleyenler var ya, onlar azab içinde tutuklu kalacaklardır.

    Şaban Britch

    Kâfirler, ayetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalanlamış olanlar ise; işte onlar da azap içinde hazır tutulurlar.

    Şaban Piriş

    Ya bir de inkar etmiş ve ayetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalanlamış olanlar ise; işte onlar da azap içinde hazır tutulurlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İnkar edip ayetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalanlayanlara gelince, onlar azabın içinde hazır bulundurulurlar.

  7. Rûm suresi, 17. ayet — bütün mealleriyle aç

    Rûm suresi, 17. ayet. فَسُبْحَٰنَ ٱللَّهِ حِينَ تُمْسُونَ وَحِينَ تُصْبِحُونَ

    Diyanet İşleri

    Öyle ise akşama girdiğinizde, sabaha kavuştuğunuzda, Allah'ı tespih edin.

    Mehmet Okuyan

    Akşama ulaştığınızda ve sabaha kavuştuğunuzda Allah'ı tesbih (edin, namaz kılın)!

    Mustafa İslamoğlu

    Şu halde akşama ulaştığınızda ya da sabah kalktığınızda, yüceler yücesi Allah'ı anın;

    Muhammed Esed

    Öyleyse akşam vaktine girdiğinizde ve sabah kalktığınızda Allah'ın sınırsız şanını yüceltin;

    Ahmed Hulusi

    Subhan'dır Allah, akşamınızda da sabahınızda da!

    Ali Bulaç

    Öyleyse akşama girdiğiniz vakit de, sabaha erdiğiniz vakit de Allah'ı tesbih edip (yüceltin).

    Ali Özek ve heyeti

    Haydi siz, akşama ulaştığınızda (akşam ve yatsı vaktinde) sabaha kavuştuğunuzda, Allah'ı tesbih edin.

    Ali Rıza Safa

    Artık, tüm yakıştırmalardan ayrık olarak, Allah'ı yüceltin; akşama girdiğinizde ve sabaha erdiğinizde.

    Bayraktar Bayraklı

    - O halde, akşama ulaştığınızda, sabaha kavuştuğunuzda, gündüzün sonunda ve öğle vaktine eriştiğinizde Allah'ı tesbih ediniz/namaz kılınız!Göklerde ve yerde övgü O'na aittir.

    Edip Yüksel

    Öyleyse geceleyin bir köşeye çekildiğiniz ve sabahleyin kalktığınız zaman ALLAH'ı övgüyle anın.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Öyleyse geceleyin bir köşeye çekildiğiniz ve sabahleyin kalktığınız zaman ALLAH'ı övgüyle anın.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O halde akşama girdiğiniz zaman da sabaha girdiğiniz zaman da Allah'ı tesbih edin.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O halde tesbih Allaha, o zaman ki akşam edersiniz ve o zaman ki sabah edersiniz

    Erhan Aktaş

    O halde akşama kavuştuğunuz zaman ve sabaha kavuştuğunuz zaman dipnot 1 tesbih dipnot 2 Allah'ındır. dipnot 3

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gün bitiminde ve günün başlamasında.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın, her türlü kusur ve eksiklikten arınık, bütün mükemmel niteliklere sahip olduğunu bilmek; Allah'ı kendisine özgü nitelikleri ile tanımak ve tanıtmak demektir. Tesbih, tevhid inancının ve anlayışının kavranmasıdır. Allah'ı şirk içeren her türlü düşünce ve inançtan arındırarak, Kendisine özgü nitelikleri ile yüceltmek demektir (20:130). Tesbihi, bazı sözlerin (Subhanallah, Elhamdulillah vb.) belli sayılarla tekrar edilmesine indirgemek hurafeden başka bir şey değildir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Gece, gündüz sürekli duyarlı olun ve başka varlıkları ortak koşmaksızın tevhide bağlı kalın. Yalnızca Allah'a kulluk edin.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O halde akşama kavuştuğunuz zaman ve sabaha kavuştuğunuz zaman dipnot 1 tesbih dipnot 2 Allah'ındır. dipnot 3

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gün bitiminde ve günün başlamasında.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın, her türlü kusur ve eksiklikten arınık, bütün mükemmel niteliklere sahip olduğunu bilmek; Allah'ı kendisine özgü nitelikleri ile tanımak ve tanıtmak. Tesbih, tevhid inancının ve anlayışının kavranması ve Yaratıcının tüm nitelikleri ile tanınması ve tanıtılmasıdır. Allah'ı tesbih etmek; O'nu şirk içeren her türlü düşünce ve inançtan arındırarak, Kendisine özgü nitelikleri ile yüceltmek demektir. (20:130). Tesbihi, namazda tesbih çekmeye indirgemek bidat ve hurafedir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Gece, gündüz sürekli duyarlı olun ve başka varlıkları ortak koşmaksızın tevhide bağlı kalın. Yalnızca Allah'a kulluk edin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O halde akşama girdiğiniz ve sabaha erdiğiniz zaman, tesbih dipnot 1 Allah'ındır. dipnot 2

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her türlü noksanlıktan arındırarak, övgü ile yüceltmek. Allah'ın, tüm mükemmel niteliklere sahip olduğunu bilmek; Allah'ı kendisine özgü nitelikleri ile tanımak ve tanıtmak demektir. Tesbihi, namaza indirgemek doğru değildir. Tesbih, tevhid inancının ve anlayışının kavranması ve Yaratıcının tüm nitelikleri ile tanınması ve tanıtılması etkinliğidir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Gece, gündüz sürekli duyarlı olun ve başka varlıkları ortak koşmaksızın tevhide bağlı kalın. Yalnızca Allah'a kulluk edin.

    Gültekin Onan

    Öyleyse akşama girdığiniz vakit de, sabaha erdiğiniz vakit de Tanrı'yı tesbih edip (yüceltin).

    Hasan Basri Çantay

    Haydi akşama girerken, sabaha ererken Allahı tenzih (ve tesbih) edin (namaz kılın).

    İbni Kesir

    Akşama girerken ve sabaha ererken hepiniz Allah'ı tesbih edin.

    Mehmet Alagaş

    (17-25) Akşamladığınız vakitte ve sabahladığınız vakitte, geceleyin ve öğlen vaktinde Allah’ı üstün tutunuz, semalarda ve arzda övgü / hamd Allah’a aittir , ölüden diriyi çıkarıyor, diriden ölüyü çıkarıyor , arzı ölümünden sonra diriltiyor , işte sizde böyle çıkarılacaksınız, O’nun ayetlerinden biri, sizi topraktan yaratmasıdır, sonrasında siz, beşer olarak yayıldınız, O’nun ayetlerinden biri kendi türünüzden zevceleri , onlarla sakinleşesiniz diye yaratmasıdır , aralarınızda sevgi ve rahmet yaptı, işte bunda fikir üreten kavim için ayetler vardır, O’nun ayetlerinden biri semaları ve arzı yaratması, dillerinizin ve renklerinizin çeşit çeşit / muhtelif olmasıdır, işte bunda bilenler için / alimler için ayetler vardır, O’nun ayetlerinden biri gece uyumanız ve gündüz onun fazlından aramanızdır , işte bunda işiten bir kavim için ayetler vardır , O’nun ayetlerinden biri, umut ve korku içinde şimşeği size göstermesidir, semadan su indirmesidir, Öldükten sonra arzı onunla / suyla diriltmesidir, işte bunda akleden bir kavim için ay etler vardır, O’nun ayetlerinden biri , emri ile semayı ve arzı ortaya çıkarmasıdır, sonra da bir çağrı ile sizi yeryüzünden çağırmasıdır, siz de o vakit çıkarsınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O halde akşama girerken ve sabaha ererken Allah'ı tesbih edin.

    Süleyman Ateş

    Öyle ise akşama girdiğiniz zaman da, sabaha erdiğiniz zaman da tesbih Allah'ındır (O'nun şanının yüceliği anılır).

    Süleymaniye Vakfı

    Akşam vakti içinde bulunduğunuzda dipnot 1 ve sabaha çıkarken dipnot 2 Allah'a ibadet edin.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Akşam vakti içinde bulunma" şeklinde meallendirilen fiilin mastarı olan "imsa (إمساء)", akşam vaktine girmek ve o vakit içinde bulunmak anlamındadır. Bu da güneşin batışından, gecenin zifiri karanlığının başladığı yatsı vakti sonuna kadar olan zaman diliminde bulunmayı ifade eder. Bu vakitte akşam ve yatsı namazları kılınır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Seher vaktinin bitip fecr-i sadığın başladığı zamandan güneşin doğuşuna kadar olan vakit. Bu vakitte sabah namazı kılınır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Akşama girdiğinizde ve sabaha çıkarken Allah'a kulluk edin.

    Şaban Britch

    Akşama girerken ve sabaha ererken Allah’ı tesbih edin.

    Şaban Piriş

    Akşamleyen ve sabahleyin Allah'ı tesbih edin,

    Yaşar Nuri Öztürk

    O halde tespih Allah için. Akşama erdiğinizde de sabaha erdiğinizde de...

  8. Rûm suresi, 18. ayet — bütün mealleriyle aç

    Rûm suresi, 18. ayet. وَلَهُ ٱلْحَمْدُ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَعَشِيًّا وَحِينَ تُظْهِرُونَ

    Diyanet İşleri

    Göklerde ve yerde hamd O'na mahsustur. Gündüzün sonunda ve öğle vaktine girdiğinizde Allah'ı tespih edin.

    Mehmet Okuyan

    Göklerde ve yerde hamd (övgü) yalnızca O'nadır. (Ayrıca) günün sonunda (yatsı vaktinde) ve öğleye ulaştığınızda da (Allah'ı tesbih edin, namaz kılın)! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bazı müfessirlerimize göre [tesbîh] kavramı, bir zaman kavramıyla birlikte kullanılırsa "namaz kılmak" anlamına gelir. Ayette yer alan [hîne tümsûne] ifadesi "akşama ulaştığınızda" anlamında "akşam" vaktini içerir. [Hîne tusbihûne] ifadesi "sabaha ulaştığınızda" demektir ki bu da "sabah" vaktini karşılar. Diğer iki vakit yani "yatsı" ve "öğle" vakti bir sonraki ayette dile getirilmektedir. "İkindi" vakti ise Bakara 2:238, Hûd 11:114, Tâhâ 20:130 ve Kâf 50:39'daki kullanımlardan anlaşılmış olur. Böylece Kur'an'da beş vakit namazın yer aldığı görülmektedir. Namaz vakitleriyle ilgili mesajlar için bkz. Bakara 2:238; Hûd 11:114; İsrâ 17:78; Tâhâ 20:130; Rûm 30:17-18; Kâf 50:39.

    Mustafa İslamoğlu

    Göklerde ve yerde her tür sena ve övgüye layık tek varlık O olduğuna göre, öğleyin ve akşama girerken de (O'nu anın).

    Muhammed Esed

    Göklerde ve yerde her türlü övgünün O'na mahsus olduğunu (görerek) öğle vaktinde de sonrasında da (O'nu yüceltin).

    Ahmed Hulusi

    Ki, semalarda ve arzda Hamd O'na aittir. . . Güneşin tam tepede olduğu ya da kaybolmaya yüz tuttuğu süreçte!

    Ali Bulaç

    Hamd O'nundur; göklerde ve yerde, günün sonunda ve öğleye erdiğiniz vakit de.

    Ali Özek ve heyeti

    Göklerde ve yerde gündüzün sonunda ve öğle vaktine eriştiğinizde hamd O’na mahsustur.

    Ali Rıza Safa

    Övgüler, O'na özgüdür; göklerde ve yeryüzünde, günün sonunda ve öğleye erdiğinizde.

    Bayraktar Bayraklı

    - O halde, akşama ulaştığınızda, sabaha kavuştuğunuzda, gündüzün sonunda ve öğle vaktine eriştiğinizde Allah'ı tesbih ediniz/namaz kılınız!Göklerde ve yerde övgü O'na aittir.

    Edip Yüksel

    Akşam ve öğle tatilinde göklerde ve yerde tüm övgüler O'nadır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Akşam ve öğle tatilinde göklerde ve yerde tüm övgüler O'nadır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Göklerde ve yerde, ikindileyin ve öğleye erdiğiniz zaman da hamd O'na mahsustur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem hamd ona Göklerde ve Yerde ve ikindileyin ve o zaman ki öğle edersiniz

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Karanlık ve aydınlık zamanlarda, göklerde ve yerde hamd dipnot 1 , O'na aittir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Övgüye ve teşekküre layık yegane varlıkAllah'tır. Bir nimetin ve güzelliğin kaynağı ve sahibi olan gücü, övgü ve yüceltme sözleriyle anmaktır. Bu anlamıyla "hamd", verilen bir nimetten yararlanma veya yapılan bir yardımla feraha çıkma karşılığı olmaktan çok, o nimeti veren yaratıcının sonsuz güç ve kuvvetine duyulan hayranlık sebebiyle dile getirilen bir övgüdür.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Günün sonunda ve öğleye erdiğiniz zaman, Göklerde ve yerde hamd dipnot 1 , O'na aittir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Övgü, yüceltme.

    Gültekin Onan

    Hamd O'nundur; göklerde ve yerde, günün sonunda ve öğleye erdiğiniz vakit de.

    Hasan Basri Çantay

    Göklerde ve yerde hamd Onundur. Gündüzün nihayetinde de, öğle vakfına vardığınız vakıtda da (Allahı tenzih ve tesbih edin, namaz kılın).

    İbni Kesir

    Ve hamd, O'nadır. Göklerde de, yerde de, günün sonunda da, öğleye erdiğiniz vakitte de.

    Mehmet Alagaş

    (17-25) Akşamladığınız vakitte ve sabahladığınız vakitte, geceleyin ve öğlen vaktinde Allah’ı üstün tutunuz, semalarda ve arzda övgü / hamd Allah’a aittir , ölüden diriyi çıkarıyor, diriden ölüyü çıkarıyor , arzı ölümünden sonra diriltiyor , işte sizde böyle çıkarılacaksınız, O’nun ayetlerinden biri, sizi topraktan yaratmasıdır, sonrasında siz, beşer olarak yayıldınız, O’nun ayetlerinden biri kendi türünüzden zevceleri , onlarla sakinleşesiniz diye yaratmasıdır , aralarınızda sevgi ve rahmet yaptı, işte bunda fikir üreten kavim için ayetler vardır, O’nun ayetlerinden biri semaları ve arzı yaratması, dillerinizin ve renklerinizin çeşit çeşit / muhtelif olmasıdır, işte bunda bilenler için / alimler için ayetler vardır, O’nun ayetlerinden biri gece uyumanız ve gündüz onun fazlından aramanızdır , işte bunda işiten bir kavim için ayetler vardır , O’nun ayetlerinden biri, umut ve korku içinde şimşeği size göstermesidir, semadan su indirmesidir, Öldükten sonra arzı onunla / suyla diriltmesidir, işte bunda akleden bir kavim için ay etler vardır, O’nun ayetlerinden biri , emri ile semayı ve arzı ortaya çıkarmasıdır, sonra da bir çağrı ile sizi yeryüzünden çağırmasıdır, siz de o vakit çıkarsınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Göklerde ve yerde hamt O’na mahsustur. Gündüzün sonunda ve öğle vaktine girdiğinizde Allah’ı tesbih edin.

    Süleyman Ateş

    Göklerde ve yerde, günün sonunda da, öğleye erdiğiniz zaman da hamd, O'na mahsustur.

    Süleymaniye Vakfı

    Göklerde ve yerde her şeyi mükemmel yapmak dipnot 1 Allah'a özgüdür. İkindide ve öğle vaktinde bulunduğunuzda da ona ibadet edin dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Hamd", birini kendi yaptığı şeyden dolayı övmektir. "Güzel yemek yapar, arkadaşlığı iyidir." gibi sözler buna girer. "Şükür" ise kendine iyilik yapanı övmek veya yapılan iyiliğe iyilikle karşılık vermektir. Yaptığı her şeyi güzel yapan sadece Allah'tır. Allah'ın yaptığı ile insanların yaptığı arasındaki farkı göstermek için "güzel" yerine "mükemmel" kelimesini kullandık.
    2. metne dön, dipnot 2
      Farz namazların vakitlerini gösteren iki ayet "Namazı kıl!" emriyle başlar (Hud 11/114, İsra 17/78). Farz ve nafile namazların vakitlerini birlikte ifade eden ayetlerde ise "Tesbih et" ifadesi kullanılır (Taha 20/130, Kaf 50/39-40, Tur 52/48-49, İnsan 76/26). Türkçede tesbih etme fiili yalnızca belli sözlerin tekrar tekrar söylenmesi şeklinde anlaşıldığı için bu sözcük yerine "ibadet et" fiili kullanılmıştır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Göklerde ve yerde, yaptığını güzel yapmak Allah'a mahsustur. İkindi ve öğle vaktinde de kulluk edin.

    Şaban Britch

    Göklerde ve yerde hamd O'na aittir. Günün sonunda ve öğleye erdiğiniz vakit de (O'nu tesbih edin).

    Şaban Piriş

    Göklerde ve yerde hamd kendisine ait olanı, yatsılayın ve öğleyin de (tesbih ve hamd edin).

    Yaşar Nuri Öztürk

    Göklerde ve yerde hamt da O'na; gün sonunda da öğleye erdiğinizde de.

  9. Rûm suresi, 19. ayet — bütün mealleriyle aç

    Rûm suresi, 19. ayet. يُخْرِجُ ٱلْحَىَّ مِنَ ٱلْمَيِّتِ وَيُخْرِجُ ٱلْمَيِّتَ مِنَ ٱلْحَىِّ وَيُحْىِ ٱلْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَكَذَٰلِكَ تُخْرَجُونَ

    Diyanet İşleri

    Allah, diriyi ölüden çıkarır, ölüyü de diriden çıkarır. Ölümünden sonra yeryüzünü diriltir. Siz de (mezarlarınızdan) işte böyle çıkarılacaksınız.

    Mehmet Okuyan

    Ölüden diriyi çıkarıyor; diriden de ölüyü çıkarıyor; yeri ölümünün ardından canlandırıyor. İşte siz de (mezarlarınızdan) böyle çıkarılacaksınız. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: A‘râf 7:25; Tâhâ 20:55; Hacc 22:6; Fâtır 35:9; Kâf 50:11, 42; Zuhruf 43:11; Nûh 71:18.

    Mustafa İslamoğlu

    O ölüden diriyi meydana getirir, diriden de ölüyü meydana getirir; ve ölü toprağa can verir: işte siz de böyle çıkarılacaksınız.

    Muhammed Esed

    O, ölüden diriyi meydana getiren(dir), diriden de ölüyü; ve toprağı öldükten sonra yeniden canlandıran O'dur, işte siz de (ölümden hayata) böylece döndürüleceksiniz.

    Ahmed Hulusi

    Diriyi ölüden çıkarır, ölüyü diriden çıkarır ve ölümünden sonra arzı diriltir. . . Siz de böylece çıkarılacaksınız.

    Ali Bulaç

    O ölüden diriyi çıkarır ve diriden ölüyü çıkarır, ölümünden sonra da yeri diriltir. İşte siz de böyle çıkarılacaksınız.

    Ali Özek ve heyeti

    Ölüden diriyi, diriden de ölüyü O çıkarıyor; yeryüzünü ölümünün ardından O canlandırıyor. İşte siz de (kabirlerinizden) böyle çıkarılacaksınız.

    Ali Rıza Safa

    Ölüden, diriyi çıkarır; diriden de ölüyü çıkarır. Ve yeryüzünü, ölümünden sonra canlandırır. İşte, siz de böyle çıkarılacaksınız.

    Bayraktar Bayraklı

    Ölüden diriyi, diriden de ölüyü O çıkartıyor; yeryüzünü ölümünün ardından O canlandırıyor. İşte siz de böyle çıkartılacaksınız.

    Edip Yüksel

    Ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkarır ve ölümünden sonra yeryüzünü diriltir; siz işte böyle çıkarılacaksınız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkarır ve ölümünden sonra yeryüzünü diriltir; siz işte böyle çıkarılacaksınız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O ölüden diri çıkarır diriden de ölü çıkarır ve toprağa ölümünden sonra hayat verir. Sizler de işte öyle çıkarılacaksınız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O ölüden diri çıkarır, diriden ölü çıkarır ve toprağa ölümünden sonra hayat verir, sizler de işte öyle çıkarılacaksınız

    Erhan Aktaş

    O, ölüden diriyi, diriden de ölüyü çıkarır. Ve ölmüş yeryüzüne hayat verir. İşte, tıpkı bunun gibi siz de diriltileceksiniz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O, ölüden diriyi, diriden de ölüyü çıkarır. Ve ölmüş yeryüzüne hayat verir. İşte, tıpkı bunun gibi siz de diriltileceksiniz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O, ölüden diriyi, diriden de ölüyü çıkarır. Ve ölmüş yeryüzüne hayat verir. İşte, tıpkı bunun gibi siz de diriltileceksiniz.

    Gültekin Onan

    O ölüden diriyi çıkarır ve diriden ölüyü çıkarır, ölümünden sonra da yeri diriltir. İşte siz de böyle çıkarılacaksınız.

    Hasan Basri Çantay

    Ölüden diriyi, diriden ölüyü O çıkarıyor. Arzı, ölümünün ardından, O canlandırıyor. İşte siz de (kabirlerinizden) böylece çıkarılacaksınız.

    İbni Kesir

    Ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkarır. Yeryüzünü ölümünden sonra canlandırır. İşte böyle çıkarılacaksınız.

    Mehmet Alagaş

    (17-25) Akşamladığınız vakitte ve sabahladığınız vakitte, geceleyin ve öğlen vaktinde Allah’ı üstün tutunuz, semalarda ve arzda övgü / hamd Allah’a aittir , ölüden diriyi çıkarıyor, diriden ölüyü çıkarıyor , arzı ölümünden sonra diriltiyor , işte sizde böyle çıkarılacaksınız, O’nun ayetlerinden biri, sizi topraktan yaratmasıdır, sonrasında siz, beşer olarak yayıldınız, O’nun ayetlerinden biri kendi türünüzden zevceleri , onlarla sakinleşesiniz diye yaratmasıdır , aralarınızda sevgi ve rahmet yaptı, işte bunda fikir üreten kavim için ayetler vardır, O’nun ayetlerinden biri semaları ve arzı yaratması, dillerinizin ve renklerinizin çeşit çeşit / muhtelif olmasıdır, işte bunda bilenler için / alimler için ayetler vardır, O’nun ayetlerinden biri gece uyumanız ve gündüz onun fazlından aramanızdır , işte bunda işiten bir kavim için ayetler vardır , O’nun ayetlerinden biri, umut ve korku içinde şimşeği size göstermesidir, semadan su indirmesidir, Öldükten sonra arzı onunla / suyla diriltmesidir, işte bunda akleden bir kavim için ay etler vardır, O’nun ayetlerinden biri , emri ile semayı ve arzı ortaya çıkarmasıdır, sonra da bir çağrı ile sizi yeryüzünden çağırmasıdır, siz de o vakit çıkarsınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah, diriyi ölüden çıkarır, ölüyü de diriden çıkarır. Ölümünden sonra yeryüzünü diriltir. Siz de (mezarlarınızdan) işte böyle çıkarılacaksınız.

    Süleyman Ateş

    (Allah), ölüden diri çıkarır, diriden ölü çıkarır; yeri ölümünden sonra diriltir. İşte siz de (bedensel hayata) öyle çıkarılacaksınız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah ölüden diriyi, diriden de ölüyü çıkarır. Ölümünden sonra yeri canlandırır. Siz de yerden o şekilde çıkarılacaksınız.

    Şaban Britch

    O, ölüden diriyi, diriden de ölüyü çıkarır. Ölümünden sonra toprağa hayat verir. İşte siz de böyle çıkartılacaksınız.

    Şaban Piriş

    O, cansızdan canlıyı çıkarır. Canlıdan da cansızı çıkarır. Ölümünden sonra toprağa hayat verir. İşte siz de böyle çıkartılacaksınız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Diriyi ölüden çıkarır O, ölüyü diriden çıkarır. Ölümünün ardından toprağa hayat verir. Siz de işte böyle çıkarılacaksınız.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.