Diyanet İşleri
Allah, başlangıçta yaratmayı yapar, sonra onu tekrar eder. Sonra da yalnız O'na döndürüleceksiniz.
Rûm suresi · 11–19. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Rûm suresi, 11. ayet. ٱللَّهُ يَبْدَؤُا۟ ٱلْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُۥ ثُمَّ إِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
Allah, başlangıçta yaratmayı yapar, sonra onu tekrar eder. Sonra da yalnız O'na döndürüleceksiniz.
Allah yaratmaya başlar; sonra da onu (yaratmayı) iade eder (tekrarlar). dipnot 1 Sonunda yalnızca O'na döndürüleceksiniz.
Allah insan neslini yoktan var ettiği gibi, sonra bu (yaratışı) tekrarlayacaktır: en sonunda hepiniz O'na döndürüleceksiniz.
(İnsanı) yoktan var eden Allah sonra ona yeniden can verecektir ve sonunda hepiniz yine O'na döndürüleceksiniz.
Allah halkı yaratır, sonra onu iade eder; sonra da O'na döndürülürsünüz.
Allah, yaratmayı başlatır, sonra onu iade eder, sonra da siz O'na döndürülürsünüz.
Allah, ilkin mahlûkunu yaratır, (ölümden) sonra da bunu (yaratmayı), tekrarlar. Sonunda hep O’na döndürüleceksiniz.
Allah, yaratılışı başlatır; sonra onu tekrarlar. Sonra, O'na döndürülürsünüz.
Allah, ilkin varlıkları yaratır, sonra da bunu tekrarlar/tekrar diriltir; sonunda hep O'na döndürüleceksiniz.
Yaratılışı başlatan, sonra onu tekrarlayan ALLAH'tır. Ve sonunda siz O'na döndürüleceksiniz.
Yaratılışı başlatan, sonra onu tekrarlayan ALLAH'tır. Ve sonunda siz O'na döndürüleceksiniz.
Allah yaratmayı ilkin yapar, sonra da çevirir onu yeniden yapar; sonra hep döndürülüp O'na götürüleceksiniz.
Allah halkı ilkin yapar, sonra da çevirir onu yeniden yapar, sonra hep döndürülüb ona götürüleceksiniz
Allah, önce yaratmaya başlar, sonra onu iade dipnot 1 eder. Sonra da O'na döndürülürsünüz.
Allah, önce yaratmaya başlar, sonra onu iade dipnot 1 eder. Sonra da O'na döndürülürsünüz.
Allah, önce yaratmaya başlar, sonra onu iade dipnot 1 eder. Sonra da O'na döndürülürsünüz.
Tanrı, yaratmayı başlatır, sonra onu iade eder, sonra da siz O'na döndürülürsünüz.
Allah ilkin mahlukunu yaratır, sonra onu (ölümünün ardından diriltib) alır. Nihayet hepiniz ancak Ona döndürül (üb götürül) e ceksiniz.
Allah; ilkin yaratır, sonra onu iade eder. En sonunda hepiniz O'na döndürüleceksiniz.
(6-16) Allah’ın vaadidir, Allah vaadine karşıt / hilaf bir şey yapmaz ve fakat insanların ekserisi bilmiyorlar. Dünya hayatının görünenini biliyorlar, Ahiret ise onların dikkatlerinden kaçıyo r / gafillerdir, kendilerine dönük olarak fikir üretemezler mi? Allah semaları, arzı ve bu ikisi arasındakileri ne diye yarattı? sadece gerçek olsun ve belirli süre de olsun diye yarattı. İnsanların ekserisi Rableri ile buluşma yokmuş gibi davranıyorlar. Arzda gezmiyorlar mı? ve bakmıyorlar mı? Onlardan öncekilerin sonları /ak ıbetleri nasıl olmuş görmüyorlar mı? Kuvvet olarak ta ve arzda bıraktıkları iz olarak ta daha şiddetli idiler, onların imar etmelerinden daha fazla onu imar etmişlerdi , onlara Resulleri açıklamalarla geldiler , Allah onlara zulmediyor değildi, lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı, sonra da Allah’ın ayetlerini yalanlamaları ve onlarla alay etmeleri nedeniyle kötülerin sonu / akıbeti kötü oldu . Allah ilk kez yaratmaya başlar ve o yara 2tmayı tekrarlar, sonra da O’na döndürülürsünüz. O saat gelip çattığı gün, suçlular umutsuzluğa düşerler , ortak koştuklarından onlara aracı olacaklar / şefaatçiler yoktur , o rtak koştukları onları görmezden geldiler. O saat gelip çattığında ayrışırlar / tefrikalaşırlar. İman edenler ve salih amel işleyenler ise onlar çiçekli alanda / ravzada neşelenirler, kafirler, ayetlerimizi ve ahiretle buluşmayı yalanlayanlar ise işte onlar azap için hazır hale getirilmiş olacaklar.
Allah yaratmayı ilk olarak başlatır, sonra onu yeniden gerçekleştirir. Sonra O'na döndürülürsünüz.
Allah, yaratmağa başlar, sonra onu çevirip yeniden yapar; sonra O'na döndürülürsünüz.
Allah başlangıçta yaratmayı yapar. Sonra (ahirette) onu tekrarlar dipnot 1 . Sonra onun huzuruna çıkarılırsınız.
İlk yaratan ve yaratmayı tekrarlayan Allah'tır. Sonra onun huzuruna çıkarılacaksınız.
Allah, yaratmayı (yoktan) başlatır, sonra onu (öldükten sonra) tekrardan yaratır, sonra da O'na döndürülürsünüz.
Allah, yaratmayı başlatır, sonra onu yeniler, sonra da ona döndürülürsünüz.
Allah yaratışa başlar, sonra onu varlık alanından çekip tekrar yaratır. En sonunda O'na döndürülürsünüz.
Rûm suresi, 12. ayet. وَيَوْمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ يُبْلِسُ ٱلْمُجْرِمُونَ
Kıyametin kopacağı günde, suçlular hayal kırıklığı içinde ümitsizliğe düşeceklerdir.
O (Son) Saat'in yaşanacağı gün, suçlular ümitsizlik içinde olacaklardır.
Ve Son Saat'ın gelip çattığı gün, suçlular tüm umutlarını yitirecekler:
Ve Son Saat gelip çattığında günaha saplanmış olanlar hayal kırıklığına uğrayacaklardır:
O zamanın gerçekleştiği süreçte, suçlular (şirk ehli) ümitlerini kesip susarlar.
Kıyamet saatinin kopacağı gün, suçlu günahkarlar umutsuzca yıkılırlar.
Kıyametin kopacağı gün, günahkârlar (ümitsizlik içinde) susacaklardır.
Ve evrenlerin sonu gelip çattığı gün, suçlular, tüm umutlarını yitirirler. dipnot 335
Kıyametin kopacağı gün, günahkarlar büsbütün ümitlerini kaybedeceklerdir.
O anın gerçekleştiği gün suçlular şoke olurlar.
Saatin gerçekleştiği gün suçlular şoke olurlar.
O kıyamet çattığı gün, suçlular bütün ümitlerini kaybederler.
O saat çattığı gün mücrimler her ümidi keserler
Sa'at'in gerçekleştiği O Gün dipnot 1 , mücrimler dipnot 2 umutlarını kaybederler.
Sa'atin gerçekleştiği gün dipnot 1 , mücrimler dipnot 2 umutlarını kaybederler.
Saatin gerçekleştiği gün dipnot 1 , suçlular umutlarını kaybederler.
Kıyamet saatinin kopacağı gün, suçlu günahkarlar umutsuzca yıkılırlar.
Kıyametin kopacağı gün günahkarlar (huccetden ümidlerini keserek) susacak (lar) dır.
Kıyametin kopacağı gün, suçlular susacaklardır.
(6-16) Allah’ın vaadidir, Allah vaadine karşıt / hilaf bir şey yapmaz ve fakat insanların ekserisi bilmiyorlar. Dünya hayatının görünenini biliyorlar, Ahiret ise onların dikkatlerinden kaçıyo r / gafillerdir, kendilerine dönük olarak fikir üretemezler mi? Allah semaları, arzı ve bu ikisi arasındakileri ne diye yarattı? sadece gerçek olsun ve belirli süre de olsun diye yarattı. İnsanların ekserisi Rableri ile buluşma yokmuş gibi davranıyorlar. Arzda gezmiyorlar mı? ve bakmıyorlar mı? Onlardan öncekilerin sonları /ak ıbetleri nasıl olmuş görmüyorlar mı? Kuvvet olarak ta ve arzda bıraktıkları iz olarak ta daha şiddetli idiler, onların imar etmelerinden daha fazla onu imar etmişlerdi , onlara Resulleri açıklamalarla geldiler , Allah onlara zulmediyor değildi, lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı, sonra da Allah’ın ayetlerini yalanlamaları ve onlarla alay etmeleri nedeniyle kötülerin sonu / akıbeti kötü oldu . Allah ilk kez yaratmaya başlar ve o yara 2tmayı tekrarlar, sonra da O’na döndürülürsünüz. O saat gelip çattığı gün, suçlular umutsuzluğa düşerler , ortak koştuklarından onlara aracı olacaklar / şefaatçiler yoktur , o rtak koştukları onları görmezden geldiler. O saat gelip çattığında ayrışırlar / tefrikalaşırlar. İman edenler ve salih amel işleyenler ise onlar çiçekli alanda / ravzada neşelenirler, kafirler, ayetlerimizi ve ahiretle buluşmayı yalanlayanlar ise işte onlar azap için hazır hale getirilmiş olacaklar.
Kıyametin kopacağı gün, günahkârlar umutsuz kesilirler.
(Duruşma) Saat(i) başladığı gün, suçlular (umutsuzluk içinde) susarlar.
O saatin geldiği gün dipnot 1 , suçlular umutlarını tamamen kaybederler dipnot 2 .
Kıyamet saati geldiğinde suçluların umutları bitecektir.
Kıyametin koptuğu gün, suçlular ümitsizlik içinde susup kalacaklardır.
Kıyametin koptuğu gün, suçlular susup kalacaklardır.
Kıyametin kopacağı gün, günahkarlar sus pus olacaklardır.
Rûm suresi, 13. ayet. وَلَمْ يَكُن لَّهُم مِّن شُرَكَآئِهِمْ شُفَعَٰٓؤُا۟ وَكَانُوا۟ بِشُرَكَآئِهِمْ كَٰفِرِينَ
Onların, Allah'a koştukları ortaklardan kendileri için şefaatçılar da olmayacaktır. Artık onlar ortak koştukları şeyleri de inkar ederler.
(Allah'a koştukları) ortaklarından kendilerine hiçbir şefaatçi çıkmayacaktır. Zaten onlar ortaklarını da inkâr edeceklerdir. dipnot 1
zira ortak koştukları varlıkların hiç birinden bir şefaat göremeyecekler; oysa ki onlar ortak koştukları varlıklar yüzünden kafir olmuşlardı.
çünkü Allah'a ortak koştukları varlıkların hiç birinden bir şefaat göremeyecekler, çünkü (o zaman) bizzat kendileri eski müşrikçe kuruntularını terk edeceklerdir.
Şirk koştuklarının şefaati olmadı; zira şirk koştuklarının geçersizliğini gördüler!
(Allah'a eş koştukları) Ortaklarından kendilerine şefaatçi olan yoktur; onlar, ortaklarını inkar ediyorlar.
(Allah'a koştukları) ortaklarından kendilerine hiçbir şefaatçi çıkmayacaktır. Zaten onlar, ortaklarını da inkâr edeceklerdir.
Onların ortaklarından ara bulucu da olmaz; zaten ortaklarını inkar ederler.
Allah'a koştukları ortaklarından kendilerine hiçbir şefaatçi çıkmayacaktır. Zaten onlar, ortaklarını da inkar edeceklerdir.
Koştukları ortaklarından da kendilerine şefaat eden hiçbir kimse çıkmaz; ortaklarını inkar ederler.
Koştukları ortaklarından da kendilerine şefaat eden hiç bir kimse çıkmaz; ortaklarını inkar ederler.
Ortak koştuklarından kendilerine şefaat edenler de bulunmaz. Ortaklarını da inkar etmişlerdir.
Kendilerine şeriklerinden şefaat edenler de bulunmaz, şeriklerine hep kafir olmuşlardır
Ortak koştukları da onlara şefaatçi dipnot 1 olmayacaktır. Ortaklarını da yok sayacaklar.
Ortak koştukları da onlara şefaatçi dipnot 1 olmayacaktır. Ortaklarını da yok sayacaklar.
Ortak koştukları da onlara şefaatçi dipnot 1 olmayacaktır. Ortaklarını da inkar edeceklerdir.
(Tanrı'ya eş koştukları) Ortaklarından kendilerine şefaatçı olan yoktur; onlar, ortaklarını inkar ediyorlar.
Ortaklarından da kendilerine şefaatcılar olmamışdır (olmayacakdır). Onlar ortaklarını da inkar edeceklerdir.
Ortaklarından da kendilerine hiçbir şefaatçı olmayacaktır. Onlar ortaklarını da inkar edeceklerdir.
(6-16) Allah’ın vaadidir, Allah vaadine karşıt / hilaf bir şey yapmaz ve fakat insanların ekserisi bilmiyorlar. Dünya hayatının görünenini biliyorlar, Ahiret ise onların dikkatlerinden kaçıyo r / gafillerdir, kendilerine dönük olarak fikir üretemezler mi? Allah semaları, arzı ve bu ikisi arasındakileri ne diye yarattı? sadece gerçek olsun ve belirli süre de olsun diye yarattı. İnsanların ekserisi Rableri ile buluşma yokmuş gibi davranıyorlar. Arzda gezmiyorlar mı? ve bakmıyorlar mı? Onlardan öncekilerin sonları /ak ıbetleri nasıl olmuş görmüyorlar mı? Kuvvet olarak ta ve arzda bıraktıkları iz olarak ta daha şiddetli idiler, onların imar etmelerinden daha fazla onu imar etmişlerdi , onlara Resulleri açıklamalarla geldiler , Allah onlara zulmediyor değildi, lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı, sonra da Allah’ın ayetlerini yalanlamaları ve onlarla alay etmeleri nedeniyle kötülerin sonu / akıbeti kötü oldu . Allah ilk kez yaratmaya başlar ve o yara 2tmayı tekrarlar, sonra da O’na döndürülürsünüz. O saat gelip çattığı gün, suçlular umutsuzluğa düşerler , ortak koştuklarından onlara aracı olacaklar / şefaatçiler yoktur , o rtak koştukları onları görmezden geldiler. O saat gelip çattığında ayrışırlar / tefrikalaşırlar. İman edenler ve salih amel işleyenler ise onlar çiçekli alanda / ravzada neşelenirler, kafirler, ayetlerimizi ve ahiretle buluşmayı yalanlayanlar ise işte onlar azap için hazır hale getirilmiş olacaklar.
Onların, Allah’a koştukları ortaklardan kendileri için şefaatçılar da olmayacaktır. Artık onlar, ortak koştuklarını da inkâr edeceklerdir.
(Allah'a) ortak (koştukları put)larından da kendilerine hiçbir şefa'atçi çıkmaz. O zaman ortaklarını inkar ederler.
Allah'a ortak saydıklarından hiçbiri onlara şefaatçi olmayacaktır dipnot 1 . Halbuki onlar, bu ortakları yüzünden kafir olmuşlardı dipnot 2 .
Allah'a ortak saydıkları arasından bir şefaatçileri de olmayacaktır. Zaten ortak saydıklarını tanımazlıktan geleceklerdir.
Onların ortak koştuklarından kendilerine şefaat edecek kimse olmayacak ve ortaklarını da inkâr edeceklerdir.
Onların ortak koştuklarından kendilerine şefaat edecek kimse olmayacak ve ortaklarını da tanımayacaklardır.
Allah'a ortak tuttukları arasından, kendileri için şefaatçılar çıkmayacaktır. Kendi yandaşlarına nankörlük etmektedir onlar.
Rûm suresi, 14. ayet. وَيَوْمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ يَوْمَئِذٍ يَتَفَرَّقُونَ
Kıyametin kopacağı gün, işte o gün mü'minler ve kafirler birbirinden ayrılacaklardır.
O (Son) Saat'in gerçekleşeceği gün, işte o gün (müminlerle inkârcılar) birbirlerinden ayrılacaklardır. dipnot 1
Ve Son Saat'in gelip çattığı gün, safların ayrılacağı bir gün olacaktır:
Ve Son Saat gelip çattığında o Gün (herkesin) ne olduğu ortaya çıkacaktır:
O saatin (ölüm) yaşandığı süreçte, (iman ve şirk ehli) ayrılırlar.
Kıyamet saatinin kopacağı gün, (mü'minlerle kafirler birbirlerinden) ayrılırlar.
Kıyamet kopacağı gün, işte o gün (müminlerle inkarcılar) birbirlerinden ayrılacaklardır.
Ve evrenlerin sonu gelip çattığı gün; işte o gün ayrılırlar.
Kıyamet kopacağı gün, işte o gün birbirlerinden ayrılacaklardır.
O anın gerçekleştiği gün gruplara ayrılırlar.
Saatin gerçekleştiği gün gruplara ayrılırlar.
O kıyamet çattığı gün (insanlar birbirinden) ayrılırlar.
Hem o saat çattığı gün o gün ayırd olurlar
Sa'at'in gerçekleştiği gün; dipnot 1 O Gün dipnot 2 , onlar dipnot 3 birbirinden ayrılırlar.
Sa'at'in gerçekleştiği gün dipnot 1 ; İzin Günü dipnot 2 , onlar dipnot 3 birbirinden ayrılırlar.
Saat'in gerçekleştiği gün dipnot 1 ; İzin Günü, onlar dipnot 2 birbirinden ayrılırlar.
Kıyamet saatinin kopacağı gün, (müminlerle kafirler birbirlerinden) ayrılırlar.
Kıyametin kopacağı gün, (evet) o gün (mü'minlerle kafirler) birbirinden ayrılırlar.
Kıyametin kopacağı gün; işte o gün ayılırlar.
(6-16) Allah’ın vaadidir, Allah vaadine karşıt / hilaf bir şey yapmaz ve fakat insanların ekserisi bilmiyorlar. Dünya hayatının görünenini biliyorlar, Ahiret ise onların dikkatlerinden kaçıyo r / gafillerdir, kendilerine dönük olarak fikir üretemezler mi? Allah semaları, arzı ve bu ikisi arasındakileri ne diye yarattı? sadece gerçek olsun ve belirli süre de olsun diye yarattı. İnsanların ekserisi Rableri ile buluşma yokmuş gibi davranıyorlar. Arzda gezmiyorlar mı? ve bakmıyorlar mı? Onlardan öncekilerin sonları /ak ıbetleri nasıl olmuş görmüyorlar mı? Kuvvet olarak ta ve arzda bıraktıkları iz olarak ta daha şiddetli idiler, onların imar etmelerinden daha fazla onu imar etmişlerdi , onlara Resulleri açıklamalarla geldiler , Allah onlara zulmediyor değildi, lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı, sonra da Allah’ın ayetlerini yalanlamaları ve onlarla alay etmeleri nedeniyle kötülerin sonu / akıbeti kötü oldu . Allah ilk kez yaratmaya başlar ve o yara 2tmayı tekrarlar, sonra da O’na döndürülürsünüz. O saat gelip çattığı gün, suçlular umutsuzluğa düşerler , ortak koştuklarından onlara aracı olacaklar / şefaatçiler yoktur , o rtak koştukları onları görmezden geldiler. O saat gelip çattığında ayrışırlar / tefrikalaşırlar. İman edenler ve salih amel işleyenler ise onlar çiçekli alanda / ravzada neşelenirler, kafirler, ayetlerimizi ve ahiretle buluşmayı yalanlayanlar ise işte onlar azap için hazır hale getirilmiş olacaklar.
Kıyametin kopacağı gün, işte o gün Müminler ve kâfirler birbirinden ayrılacaklardır.
O saat başladığı gün, o gün (inananlar ve inanmayanlar) ayrılırlar:
O saatin geldiği gün, işte o gün bunlar birbirlerinden ayrılacaklardır dipnot 1 .
Kıyamet saati geldiği gün, birbirlerinden dipnot 1 ayrılacakları gündür.
Kıyametin kopacağı gün, (müminlerle küfre sapanlar birbirlerinden) ayrılırlar.
Kıyamet koptuğu gün, işte o gün insanlar grup grup olurlar.
Saat gelip çattığı gün, o gün, hepsi birbirinden ayrılacaktır.
Rûm suresi, 15. ayet. فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فَهُمْ فِى رَوْضَةٍ يُحْبَرُونَ
İman edip salih ameller işleyenlere gelince, işte onlar cennet bahçelerinde sevindirilirler.
İman edip iyi işler yapanlara gelince, onlar cennette (nimetlerle) neşelendirileceklerdir.
Artık, iman eden ve imana uygun iyi işler işleyen kimseler tarifsiz bir mutluluk bahçesinde, ruha safa veren bir musiki ile mest olacaklar;
iman edip doğru ve yararlı işler yapanlar bir mutluluk, esenlik bahçesinde ağırlanacaklardır;
İman edip imanın gereğini uygulayanlara gelince, onlar bir huzur ortamında sevindirilirler.
Böylece iman edip salih amellerde bulunanlar; artık onlar 'bir cennet bahçesinde' 'sevinç içinde ağırlanırlar'.
İman edip salih ameller işleyenlere gelince, onlar, Cennet'te nimetlere ve sevince mazhar olacaklardır.
İnanmış olarak erdemli edimler yapanlar, sonunda bir bahçe içinde sevindirilirler.
İman edip iyi ameller işleyenlere gelince, onlar cennette bol nimet ve sevince kavuşacaklardır.
Gerçeği onaylayıp erdemli davrananlar ise bir bahçe içinde neşelendirilirler.
İnanıp erdemli davrananlar ise bir bahçe içinde neşelendirilirler.
İman edip iyi işler yapmış olanlara gelince o zaman bir bahçede neşelenirler.
İmdi iyman edib salih ameller yapmış olanlar, o vakıt onlar bir ravzada neş'elenirler
Fakat iman edenler ve salihatı yapanlar, dipnot 1 onlar güzel bir bahçede mutluluk içinde yaşayacaklardır.
Fakat inananlar ve salihatı yapanlar, dipnot 1 onlar güzel bir bahçede mutluluk içinde yaşayacaklardır.
Fakat inananlar ve salihatı yapanlar dipnot 1 , onlar güzel bir bahçede mutluluk içinde yaşayacaklardır.
Böylece inanıp salih amellerde bulunanlar artık onlar 'bir cennet bahçesinde' 'sevinç içinde ağırlanırlar'.
Artık iman edib de güzel güzel amel (ve hareket) lerde bulunanlar (a gelince:) Onlar bir bağçede (yaşayıb) mesrur olurlar.
İman edip salih amellerde bulunanlar; bir bahçededirler, ağırlanırlar.
(6-16) Allah’ın vaadidir, Allah vaadine karşıt / hilaf bir şey yapmaz ve fakat insanların ekserisi bilmiyorlar. Dünya hayatının görünenini biliyorlar, Ahiret ise onların dikkatlerinden kaçıyo r / gafillerdir, kendilerine dönük olarak fikir üretemezler mi? Allah semaları, arzı ve bu ikisi arasındakileri ne diye yarattı? sadece gerçek olsun ve belirli süre de olsun diye yarattı. İnsanların ekserisi Rableri ile buluşma yokmuş gibi davranıyorlar. Arzda gezmiyorlar mı? ve bakmıyorlar mı? Onlardan öncekilerin sonları /ak ıbetleri nasıl olmuş görmüyorlar mı? Kuvvet olarak ta ve arzda bıraktıkları iz olarak ta daha şiddetli idiler, onların imar etmelerinden daha fazla onu imar etmişlerdi , onlara Resulleri açıklamalarla geldiler , Allah onlara zulmediyor değildi, lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı, sonra da Allah’ın ayetlerini yalanlamaları ve onlarla alay etmeleri nedeniyle kötülerin sonu / akıbeti kötü oldu . Allah ilk kez yaratmaya başlar ve o yara 2tmayı tekrarlar, sonra da O’na döndürülürsünüz. O saat gelip çattığı gün, suçlular umutsuzluğa düşerler , ortak koştuklarından onlara aracı olacaklar / şefaatçiler yoktur , o rtak koştukları onları görmezden geldiler. O saat gelip çattığında ayrışırlar / tefrikalaşırlar. İman edenler ve salih amel işleyenler ise onlar çiçekli alanda / ravzada neşelenirler, kafirler, ayetlerimizi ve ahiretle buluşmayı yalanlayanlar ise işte onlar azap için hazır hale getirilmiş olacaklar.
İman edip salih ameller işleyenler; işte onlar bir bahçede sevinç içinde ağırlanırlar.
İnanıp iyi işler yapanlar, onlar (çiçekli, ırmaklı) bir bahçe içinde neş'elendirilirler.
İnanıp güvenen ve iyi işler yapanlara gelince, onlar güzel bir bahçede, sevinç içinde olacaklardır dipnot 1 .
İnanan ve iyi işler yapanlar, has bahçede, sevinç içinde olacaklardır.
İman edip salih amellerde bulunanlara gelince, artık onlar cennet içinde neşelenirler.
Eğer, iman etmiş, doğruları yapmış kimseler iseler, bir cennet bahçesinde neşelenirler.
İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlara gelince, onlar bir bahçe içinde mutlu kılınırlar.
Rûm suresi, 16. ayet. وَأَمَّا ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَلِقَآئِ ٱلْـَٔاخِرَةِ فَأُو۟لَٰٓئِكَ فِى ٱلْعَذَابِ مُحْضَرُونَ
İnkar edip ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanlara gelince, işte onlar azabın içine atılacaklardır.
Kâfir olanlar (yani) ayetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalanlamış olanlar ise işte onlar azapta hazır bulundurulacaklardır.
ama inkar eden, ayetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalanlayan kimselere gelince: işte böyleleri de azabın içerisinde (yaptıklarıyla) yüzleşecekler.
Hakikati reddedip mesajlarımızı inkar edenlere -ve (böylece) öteki dünyanın varlığını yalanlayanlara- gelince, onlar azabın içine atılıvereceklerdir.
Hakikat bilgisini inkar edenler ve varlıklarındaki işaretlerimizi ve sonsuz gelecek yaşama kavuşmayı yalanlayanlara gelince, işte onlar da (o malum) azabın içinde zorunlu kalırlar!
Ancak inkar edip ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanlar ise; artık onlar da azab için hazır bulundurulurlar.
İnkâr edenler, âyetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalan sayanlar ise, işte onlar azapla yüzyüze bırakılacaklardır.
Oysa nankörlük ederek ayetlerimizi ve sonsuz yaşam buluşmasını yalanlayanlar; cezanın içine atılacak olanlar, işte onlardır.
Ayetlerimizi ve ahiret buluşmasını inkar edenlere gelince, işte onlar azapla yüz yüze bırakılacaklardır.
İnkar edip, ayetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalanlayanlar da azabın içine sokulurlar.
İnkar edip, ayetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalanlayanlar da azabın içine sokulurlar.
Ayetlerimize ve ahiret buluşmasına yalan deyip de küfredenlere gelince, işte bunlar o zaman azap içinde huzura celbedilirler.
Ayetlerimize ve Ahıret likasına yalan deyib de küfredenlere gelince işte bunlar o vakıt azab içinde ihzar olunurlar
Kafir olup ayetlerimizi ve ahiret kavuşmasını yalanlayan kimselere gelince; onlar, azap içinde hazır bulundurulurlar.
Kafir olup ayetlerimizi ve ahiret kavuşmasını yalanlayan kimselere gelince; onlar, azap içinde hazır bulundurulurlar.
Gerçeği yalanlayarak nankörlük eden, ayetlerimizi ve ahiret kavuşmasını yalanlayan kimselere gelince; onlar, azap içinde hazır bulundurulurlar.
Ancak küfredip ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanlar ise, artık onlar da azab için hazır bulundurulurlar.
Amma küfr (ve inkar) edib de ayetlerimizi ve ahiret mülakaatını yalan sayanlar, onlar da azabda (kalmak üzere) ihzaar olunmuşlardır.
Küfredip de ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanlara gelince; işte onlar, azab için hazır bulundurulurlar.
(6-16) Allah’ın vaadidir, Allah vaadine karşıt / hilaf bir şey yapmaz ve fakat insanların ekserisi bilmiyorlar. Dünya hayatının görünenini biliyorlar, Ahiret ise onların dikkatlerinden kaçıyo r / gafillerdir, kendilerine dönük olarak fikir üretemezler mi? Allah semaları, arzı ve bu ikisi arasındakileri ne diye yarattı? sadece gerçek olsun ve belirli süre de olsun diye yarattı. İnsanların ekserisi Rableri ile buluşma yokmuş gibi davranıyorlar. Arzda gezmiyorlar mı? ve bakmıyorlar mı? Onlardan öncekilerin sonları /ak ıbetleri nasıl olmuş görmüyorlar mı? Kuvvet olarak ta ve arzda bıraktıkları iz olarak ta daha şiddetli idiler, onların imar etmelerinden daha fazla onu imar etmişlerdi , onlara Resulleri açıklamalarla geldiler , Allah onlara zulmediyor değildi, lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı, sonra da Allah’ın ayetlerini yalanlamaları ve onlarla alay etmeleri nedeniyle kötülerin sonu / akıbeti kötü oldu . Allah ilk kez yaratmaya başlar ve o yara 2tmayı tekrarlar, sonra da O’na döndürülürsünüz. O saat gelip çattığı gün, suçlular umutsuzluğa düşerler , ortak koştuklarından onlara aracı olacaklar / şefaatçiler yoktur , o rtak koştukları onları görmezden geldiler. O saat gelip çattığında ayrışırlar / tefrikalaşırlar. İman edenler ve salih amel işleyenler ise onlar çiçekli alanda / ravzada neşelenirler, kafirler, ayetlerimizi ve ahiretle buluşmayı yalanlayanlar ise işte onlar azap için hazır hale getirilmiş olacaklar.
Kâfir olup, ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanlara gelince, işte onlar daima azapta tutulurlar.
Fakat inkar edip ayetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalanlayanlara gelince, onlar da (tutuklanıp) azabın içine getirilirler.
Kafirlik eden, ayetlerimiz ve ahirete varma hakkında yalana sarılanlar ise azap içinde tutulacaklardır dipnot 1 .
Görmezlikten gelerek ayetlerimiz karşısında ve Ahiretteki yüzleşme konusunda yalan söyleyenler var ya, onlar azab içinde tutuklu kalacaklardır.
Kâfirler, ayetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalanlamış olanlar ise; işte onlar da azap içinde hazır tutulurlar.
Ya bir de inkar etmiş ve ayetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalanlamış olanlar ise; işte onlar da azap içinde hazır tutulurlar.
İnkar edip ayetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalanlayanlara gelince, onlar azabın içinde hazır bulundurulurlar.
Rûm suresi, 17. ayet. فَسُبْحَٰنَ ٱللَّهِ حِينَ تُمْسُونَ وَحِينَ تُصْبِحُونَ
Öyle ise akşama girdiğinizde, sabaha kavuştuğunuzda, Allah'ı tespih edin.
Akşama ulaştığınızda ve sabaha kavuştuğunuzda Allah'ı tesbih (edin, namaz kılın)!
Şu halde akşama ulaştığınızda ya da sabah kalktığınızda, yüceler yücesi Allah'ı anın;
Öyleyse akşam vaktine girdiğinizde ve sabah kalktığınızda Allah'ın sınırsız şanını yüceltin;
Subhan'dır Allah, akşamınızda da sabahınızda da!
Öyleyse akşama girdiğiniz vakit de, sabaha erdiğiniz vakit de Allah'ı tesbih edip (yüceltin).
Haydi siz, akşama ulaştığınızda (akşam ve yatsı vaktinde) sabaha kavuştuğunuzda, Allah'ı tesbih edin.
Artık, tüm yakıştırmalardan ayrık olarak, Allah'ı yüceltin; akşama girdiğinizde ve sabaha erdiğinizde.
- O halde, akşama ulaştığınızda, sabaha kavuştuğunuzda, gündüzün sonunda ve öğle vaktine eriştiğinizde Allah'ı tesbih ediniz/namaz kılınız!Göklerde ve yerde övgü O'na aittir.
Öyleyse geceleyin bir köşeye çekildiğiniz ve sabahleyin kalktığınız zaman ALLAH'ı övgüyle anın.
Öyleyse geceleyin bir köşeye çekildiğiniz ve sabahleyin kalktığınız zaman ALLAH'ı övgüyle anın.
O halde akşama girdiğiniz zaman da sabaha girdiğiniz zaman da Allah'ı tesbih edin.
O halde tesbih Allaha, o zaman ki akşam edersiniz ve o zaman ki sabah edersiniz
O halde akşama kavuştuğunuz zaman ve sabaha kavuştuğunuz zaman dipnot 1 tesbih dipnot 2 Allah'ındır. dipnot 3
O halde akşama kavuştuğunuz zaman ve sabaha kavuştuğunuz zaman dipnot 1 tesbih dipnot 2 Allah'ındır. dipnot 3
O halde akşama girdiğiniz ve sabaha erdiğiniz zaman, tesbih dipnot 1 Allah'ındır. dipnot 2
Öyleyse akşama girdığiniz vakit de, sabaha erdiğiniz vakit de Tanrı'yı tesbih edip (yüceltin).
Haydi akşama girerken, sabaha ererken Allahı tenzih (ve tesbih) edin (namaz kılın).
Akşama girerken ve sabaha ererken hepiniz Allah'ı tesbih edin.
(17-25) Akşamladığınız vakitte ve sabahladığınız vakitte, geceleyin ve öğlen vaktinde Allah’ı üstün tutunuz, semalarda ve arzda övgü / hamd Allah’a aittir , ölüden diriyi çıkarıyor, diriden ölüyü çıkarıyor , arzı ölümünden sonra diriltiyor , işte sizde böyle çıkarılacaksınız, O’nun ayetlerinden biri, sizi topraktan yaratmasıdır, sonrasında siz, beşer olarak yayıldınız, O’nun ayetlerinden biri kendi türünüzden zevceleri , onlarla sakinleşesiniz diye yaratmasıdır , aralarınızda sevgi ve rahmet yaptı, işte bunda fikir üreten kavim için ayetler vardır, O’nun ayetlerinden biri semaları ve arzı yaratması, dillerinizin ve renklerinizin çeşit çeşit / muhtelif olmasıdır, işte bunda bilenler için / alimler için ayetler vardır, O’nun ayetlerinden biri gece uyumanız ve gündüz onun fazlından aramanızdır , işte bunda işiten bir kavim için ayetler vardır , O’nun ayetlerinden biri, umut ve korku içinde şimşeği size göstermesidir, semadan su indirmesidir, Öldükten sonra arzı onunla / suyla diriltmesidir, işte bunda akleden bir kavim için ay etler vardır, O’nun ayetlerinden biri , emri ile semayı ve arzı ortaya çıkarmasıdır, sonra da bir çağrı ile sizi yeryüzünden çağırmasıdır, siz de o vakit çıkarsınız.
O halde akşama girerken ve sabaha ererken Allah'ı tesbih edin.
Öyle ise akşama girdiğiniz zaman da, sabaha erdiğiniz zaman da tesbih Allah'ındır (O'nun şanının yüceliği anılır).
Akşam vakti içinde bulunduğunuzda dipnot 1 ve sabaha çıkarken dipnot 2 Allah'a ibadet edin.
Akşama girdiğinizde ve sabaha çıkarken Allah'a kulluk edin.
Akşama girerken ve sabaha ererken Allah’ı tesbih edin.
Akşamleyen ve sabahleyin Allah'ı tesbih edin,
O halde tespih Allah için. Akşama erdiğinizde de sabaha erdiğinizde de...
Rûm suresi, 18. ayet. وَلَهُ ٱلْحَمْدُ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَعَشِيًّا وَحِينَ تُظْهِرُونَ
Göklerde ve yerde hamd O'na mahsustur. Gündüzün sonunda ve öğle vaktine girdiğinizde Allah'ı tespih edin.
Göklerde ve yerde hamd (övgü) yalnızca O'nadır. (Ayrıca) günün sonunda (yatsı vaktinde) ve öğleye ulaştığınızda da (Allah'ı tesbih edin, namaz kılın)! dipnot 1
Göklerde ve yerde her tür sena ve övgüye layık tek varlık O olduğuna göre, öğleyin ve akşama girerken de (O'nu anın).
Göklerde ve yerde her türlü övgünün O'na mahsus olduğunu (görerek) öğle vaktinde de sonrasında da (O'nu yüceltin).
Ki, semalarda ve arzda Hamd O'na aittir. . . Güneşin tam tepede olduğu ya da kaybolmaya yüz tuttuğu süreçte!
Hamd O'nundur; göklerde ve yerde, günün sonunda ve öğleye erdiğiniz vakit de.
Göklerde ve yerde gündüzün sonunda ve öğle vaktine eriştiğinizde hamd O’na mahsustur.
Övgüler, O'na özgüdür; göklerde ve yeryüzünde, günün sonunda ve öğleye erdiğinizde.
- O halde, akşama ulaştığınızda, sabaha kavuştuğunuzda, gündüzün sonunda ve öğle vaktine eriştiğinizde Allah'ı tesbih ediniz/namaz kılınız!Göklerde ve yerde övgü O'na aittir.
Akşam ve öğle tatilinde göklerde ve yerde tüm övgüler O'nadır.
Akşam ve öğle tatilinde göklerde ve yerde tüm övgüler O'nadır.
Göklerde ve yerde, ikindileyin ve öğleye erdiğiniz zaman da hamd O'na mahsustur.
Hem hamd ona Göklerde ve Yerde ve ikindileyin ve o zaman ki öğle edersiniz
Karanlık ve aydınlık zamanlarda, göklerde ve yerde hamd, dipnot 1 O'na aittir.
Karanlık ve aydınlık zamanlarda, göklerde ve yerde hamd dipnot 1 , O'na aittir.
Günün sonunda ve öğleye erdiğiniz zaman, Göklerde ve yerde hamd dipnot 1 , O'na aittir.
Hamd O'nundur; göklerde ve yerde, günün sonunda ve öğleye erdiğiniz vakit de.
Göklerde ve yerde hamd Onundur. Gündüzün nihayetinde de, öğle vakfına vardığınız vakıtda da (Allahı tenzih ve tesbih edin, namaz kılın).
Ve hamd, O'nadır. Göklerde de, yerde de, günün sonunda da, öğleye erdiğiniz vakitte de.
(17-25) Akşamladığınız vakitte ve sabahladığınız vakitte, geceleyin ve öğlen vaktinde Allah’ı üstün tutunuz, semalarda ve arzda övgü / hamd Allah’a aittir , ölüden diriyi çıkarıyor, diriden ölüyü çıkarıyor , arzı ölümünden sonra diriltiyor , işte sizde böyle çıkarılacaksınız, O’nun ayetlerinden biri, sizi topraktan yaratmasıdır, sonrasında siz, beşer olarak yayıldınız, O’nun ayetlerinden biri kendi türünüzden zevceleri , onlarla sakinleşesiniz diye yaratmasıdır , aralarınızda sevgi ve rahmet yaptı, işte bunda fikir üreten kavim için ayetler vardır, O’nun ayetlerinden biri semaları ve arzı yaratması, dillerinizin ve renklerinizin çeşit çeşit / muhtelif olmasıdır, işte bunda bilenler için / alimler için ayetler vardır, O’nun ayetlerinden biri gece uyumanız ve gündüz onun fazlından aramanızdır , işte bunda işiten bir kavim için ayetler vardır , O’nun ayetlerinden biri, umut ve korku içinde şimşeği size göstermesidir, semadan su indirmesidir, Öldükten sonra arzı onunla / suyla diriltmesidir, işte bunda akleden bir kavim için ay etler vardır, O’nun ayetlerinden biri , emri ile semayı ve arzı ortaya çıkarmasıdır, sonra da bir çağrı ile sizi yeryüzünden çağırmasıdır, siz de o vakit çıkarsınız.
Göklerde ve yerde hamt O’na mahsustur. Gündüzün sonunda ve öğle vaktine girdiğinizde Allah’ı tesbih edin.
Göklerde ve yerde, günün sonunda da, öğleye erdiğiniz zaman da hamd, O'na mahsustur.
Göklerde ve yerde her şeyi mükemmel yapmak dipnot 1 Allah'a özgüdür. İkindide ve öğle vaktinde bulunduğunuzda da ona ibadet edin dipnot 2 .
Göklerde ve yerde, yaptığını güzel yapmak Allah'a mahsustur. İkindi ve öğle vaktinde de kulluk edin.
Göklerde ve yerde hamd O'na aittir. Günün sonunda ve öğleye erdiğiniz vakit de (O'nu tesbih edin).
Göklerde ve yerde hamd kendisine ait olanı, yatsılayın ve öğleyin de (tesbih ve hamd edin).
Göklerde ve yerde hamt da O'na; gün sonunda da öğleye erdiğinizde de.
Rûm suresi, 19. ayet. يُخْرِجُ ٱلْحَىَّ مِنَ ٱلْمَيِّتِ وَيُخْرِجُ ٱلْمَيِّتَ مِنَ ٱلْحَىِّ وَيُحْىِ ٱلْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَكَذَٰلِكَ تُخْرَجُونَ
Allah, diriyi ölüden çıkarır, ölüyü de diriden çıkarır. Ölümünden sonra yeryüzünü diriltir. Siz de (mezarlarınızdan) işte böyle çıkarılacaksınız.
Ölüden diriyi çıkarıyor; diriden de ölüyü çıkarıyor; yeri ölümünün ardından canlandırıyor. İşte siz de (mezarlarınızdan) böyle çıkarılacaksınız. dipnot 1
O ölüden diriyi meydana getirir, diriden de ölüyü meydana getirir; ve ölü toprağa can verir: işte siz de böyle çıkarılacaksınız.
O, ölüden diriyi meydana getiren(dir), diriden de ölüyü; ve toprağı öldükten sonra yeniden canlandıran O'dur, işte siz de (ölümden hayata) böylece döndürüleceksiniz.
Diriyi ölüden çıkarır, ölüyü diriden çıkarır ve ölümünden sonra arzı diriltir. . . Siz de böylece çıkarılacaksınız.
O ölüden diriyi çıkarır ve diriden ölüyü çıkarır, ölümünden sonra da yeri diriltir. İşte siz de böyle çıkarılacaksınız.
Ölüden diriyi, diriden de ölüyü O çıkarıyor; yeryüzünü ölümünün ardından O canlandırıyor. İşte siz de (kabirlerinizden) böyle çıkarılacaksınız.
Ölüden, diriyi çıkarır; diriden de ölüyü çıkarır. Ve yeryüzünü, ölümünden sonra canlandırır. İşte, siz de böyle çıkarılacaksınız.
Ölüden diriyi, diriden de ölüyü O çıkartıyor; yeryüzünü ölümünün ardından O canlandırıyor. İşte siz de böyle çıkartılacaksınız.
Ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkarır ve ölümünden sonra yeryüzünü diriltir; siz işte böyle çıkarılacaksınız.
Ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkarır ve ölümünden sonra yeryüzünü diriltir; siz işte böyle çıkarılacaksınız.
O ölüden diri çıkarır diriden de ölü çıkarır ve toprağa ölümünden sonra hayat verir. Sizler de işte öyle çıkarılacaksınız.
O ölüden diri çıkarır, diriden ölü çıkarır ve toprağa ölümünden sonra hayat verir, sizler de işte öyle çıkarılacaksınız
O, ölüden diriyi, diriden de ölüyü çıkarır. Ve ölmüş yeryüzüne hayat verir. İşte, tıpkı bunun gibi siz de diriltileceksiniz.
O, ölüden diriyi, diriden de ölüyü çıkarır. Ve ölmüş yeryüzüne hayat verir. İşte, tıpkı bunun gibi siz de diriltileceksiniz.
O, ölüden diriyi, diriden de ölüyü çıkarır. Ve ölmüş yeryüzüne hayat verir. İşte, tıpkı bunun gibi siz de diriltileceksiniz.
O ölüden diriyi çıkarır ve diriden ölüyü çıkarır, ölümünden sonra da yeri diriltir. İşte siz de böyle çıkarılacaksınız.
Ölüden diriyi, diriden ölüyü O çıkarıyor. Arzı, ölümünün ardından, O canlandırıyor. İşte siz de (kabirlerinizden) böylece çıkarılacaksınız.
Ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkarır. Yeryüzünü ölümünden sonra canlandırır. İşte böyle çıkarılacaksınız.
(17-25) Akşamladığınız vakitte ve sabahladığınız vakitte, geceleyin ve öğlen vaktinde Allah’ı üstün tutunuz, semalarda ve arzda övgü / hamd Allah’a aittir , ölüden diriyi çıkarıyor, diriden ölüyü çıkarıyor , arzı ölümünden sonra diriltiyor , işte sizde böyle çıkarılacaksınız, O’nun ayetlerinden biri, sizi topraktan yaratmasıdır, sonrasında siz, beşer olarak yayıldınız, O’nun ayetlerinden biri kendi türünüzden zevceleri , onlarla sakinleşesiniz diye yaratmasıdır , aralarınızda sevgi ve rahmet yaptı, işte bunda fikir üreten kavim için ayetler vardır, O’nun ayetlerinden biri semaları ve arzı yaratması, dillerinizin ve renklerinizin çeşit çeşit / muhtelif olmasıdır, işte bunda bilenler için / alimler için ayetler vardır, O’nun ayetlerinden biri gece uyumanız ve gündüz onun fazlından aramanızdır , işte bunda işiten bir kavim için ayetler vardır , O’nun ayetlerinden biri, umut ve korku içinde şimşeği size göstermesidir, semadan su indirmesidir, Öldükten sonra arzı onunla / suyla diriltmesidir, işte bunda akleden bir kavim için ay etler vardır, O’nun ayetlerinden biri , emri ile semayı ve arzı ortaya çıkarmasıdır, sonra da bir çağrı ile sizi yeryüzünden çağırmasıdır, siz de o vakit çıkarsınız.
Allah, diriyi ölüden çıkarır, ölüyü de diriden çıkarır. Ölümünden sonra yeryüzünü diriltir. Siz de (mezarlarınızdan) işte böyle çıkarılacaksınız.
(Allah), ölüden diri çıkarır, diriden ölü çıkarır; yeri ölümünden sonra diriltir. İşte siz de (bedensel hayata) öyle çıkarılacaksınız.
Allah ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkarır. Ölümünden sonra yeryüzünü canlandırır dipnot 1 . Siz de (topraktan) aynı şekilde çıkarılacaksınız dipnot 2 .
Allah ölüden diriyi, diriden de ölüyü çıkarır. Ölümünden sonra yeri canlandırır. Siz de yerden o şekilde çıkarılacaksınız.
O, ölüden diriyi, diriden de ölüyü çıkarır. Ölümünden sonra toprağa hayat verir. İşte siz de böyle çıkartılacaksınız.
O, cansızdan canlıyı çıkarır. Canlıdan da cansızı çıkarır. Ölümünden sonra toprağa hayat verir. İşte siz de böyle çıkartılacaksınız.
Diriyi ölüden çıkarır O, ölüyü diriden çıkarır. Ölümünün ardından toprağa hayat verir. Siz de işte böyle çıkarılacaksınız.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.