Diyanet İşleri
Güneşe ve onun aydınlığına andolsun,
Şems suresi · 1–10. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Şems suresi, 1. ayet. وَٱلشَّمْسِ وَضُحَىٰهَا
Güneşe ve onun aydınlığına andolsun,
Yemin olsun: Güneşe ve onun aydınlığına,
Güneş ve onun gözalıcı ışığı şahit olsun;
Güneşi ve onun aydınlık veren parlaklığını düşün,
Andolsun Güneş'e ve Onun duhasına (dünyayı aydınlatmaya başladığı saatlere);
Güneşe ve onun parıltısına andolsun,
Güneşe ve kuşluk vaktindeki aydınlığına, yemin ederim ki,
Yemin olsun; Güneşe ve onun kuşluk zamanına!
- Güneşe ve onun aydınlık veren parlaklığına; onu izlediğinde aya; güneşi açığa çıkardığında gündüze; güneşi örttüğünde geceye; göğe ve onu bina edene; yere ve onu döşeyene; nefse ve onu şekillendirene; nefse, kötülüğe ve korunmaya açık özelliklerini verene yemin olsun ki,
Ant olsun güneşe ve onun aydınlığına, dipnot 1
Andolsun güneşe ve onun aydınlığına,
Andolsun güneşe ve parıltısına,
Kasem olsun o güneşe ve parıltısına
Güneş'e ve onun aydınlığına ant olsun,
Güneş'e ve onun aydınlığına ant olsun,
Güneş'e ve onun aydınlığına ant olsun,
Güneşe ve onun parıltısına andolsun,
Andolsun güneşe ve onun aydınlığına,
Andolsun güneşe ve aydınlığına.
(1-10) Güneşe ve parıltısına / aydınlığına yemin olsun . Ardından gelen / takip eden Aya, açığa çıktığı zaman / ortaya çık tığı zaman g ündüze, büründüğü / kapa ndığı zaman g eceye, semaya ve onu bina / kubbe edene, yere ve onu yayıp döşeyene, nefse ve onu düzenleyene, ona edepsizliği /fücuru ve sakınmayı /takvayı ilham edene yemin olsun ki, arınan / temizlenen kesinlikle kurtuluşa ermiştir /iflah olmuştur, dalan / gömülen /yumulan ise ziyana uğramıştır / umduğunu bulamamıştır.
Güneş'e ve onun aydınlığına andolsun.
Güneşe ve onun aydın sabahına andolsun,
Güneş'e ve duhasına / yaydığı ışınlara yemin olsun!
Güneş ve duhası önemlidir.
Andolsun Güneş’e ve aydınlığına,
Andolsun Güneş'e ve aydınlığına.
Yemin olsun Güneş'e ve ışığının parladığı kuşluk vaktine,
Şems suresi, 2. ayet. وَٱلْقَمَرِ إِذَا تَلَىٰهَا
Onu izlediğinde Ay'a andolsun,
Onu izlediğinde aya, dipnot 1
güneşi izleyen ay şahit olsun!
ve güneşi(n ışığını) yansıtan ayı!
Onu takip ettiğinde Ay'a,
Onu izlediği zaman aya,
güneşi takip ettiğinde aya, yemin ederim ki,
Onu izlediğinde aya!
- Güneşe ve onun aydınlık veren parlaklığına; onu izlediğinde aya; güneşi açığa çıkardığında gündüze; güneşi örttüğünde geceye; göğe ve onu bina edene; yere ve onu döşeyene; nefse ve onu şekillendirene; nefse, kötülüğe ve korunmaya açık özelliklerini verene yemin olsun ki,
Onu izleyen aya,
Onu izleyen aya,
ona uyduğunda aya,
Ve aya: uyduğu zaman ona
Ve onu izleyen Ay'a,
Ve onu izleyen Ay'a,
Ve onu izleyen Ay'a,
Onu izlediği zaman aya,
(ışık almakda) ona tabi olduğu zaman aya,
Ardından gelmekte olan aya.
(1-10) Güneşe ve parıltısına / aydınlığına yemin olsun . Ardından gelen / takip eden Aya, açığa çıktığı zaman / ortaya çık tığı zaman g ündüze, büründüğü / kapa ndığı zaman g eceye, semaya ve onu bina / kubbe edene, yere ve onu yayıp döşeyene, nefse ve onu düzenleyene, ona edepsizliği /fücuru ve sakınmayı /takvayı ilham edene yemin olsun ki, arınan / temizlenen kesinlikle kurtuluşa ermiştir /iflah olmuştur, dalan / gömülen /yumulan ise ziyana uğramıştır / umduğunu bulamamıştır.
Onu izlediğinde Ay’a andolsun.
Onu izleyen aya andolsun,
Onu takip ettiğinde Ay'a, dipnot 1
Onu takip ettiğinde ay önemlidir.
Onu takip eden Ay’a,
Onu takip eden Ay'a.
Onu izlediğinde Ay'a,
Şems suresi, 3. ayet. وَٱلنَّهَارِ إِذَا جَلَّىٰهَا
Onu ortaya çıkardığında gündüze andolsun,
Onu açığa çıkarttığında gündüze,
Onun ışığını ortaya çıkarıp gösteren gündüz şahit olsun;
Dünyayı gün ışığına çıkaran gündüzü düşün,
Onu açığa çıkartan gündüze,
Onu (güneş) parıldattığı zaman gündüze,
onu açığa çıkarttığında gündüze, yemin ederim ki,
Onu ortaya çıkardığında gündüze!
- Güneşe ve onun aydınlık veren parlaklığına; onu izlediğinde aya; güneşi açığa çıkardığında gündüze; güneşi örttüğünde geceye; göğe ve onu bina edene; yere ve onu döşeyene; nefse ve onu şekillendirene; nefse, kötülüğe ve korunmaya açık özelliklerini verene yemin olsun ki,
Onu açığa çıkaran gündüze,
Onu açığa çıkaran gündüze,
onu açıp ortaya çıkardığında gündüze,
Ve gündüze: Açtığı zaman onu
Ve onu ortaya çıkaran gündüze,
Ve onu ortaya çıkaran gündüze,
Ve onu ortaya çıkaran gündüze,
Onu (güneş) parıldattığı zaman gündüze,
ona parlaklık verdiği zaman gündüze,
Onu açığa çıkardığında gündüze,
(1-10) Güneşe ve parıltısına / aydınlığına yemin olsun . Ardından gelen / takip eden Aya, açığa çıktığı zaman / ortaya çık tığı zaman g ündüze, büründüğü / kapa ndığı zaman g eceye, semaya ve onu bina / kubbe edene, yere ve onu yayıp döşeyene, nefse ve onu düzenleyene, ona edepsizliği /fücuru ve sakınmayı /takvayı ilham edene yemin olsun ki, arınan / temizlenen kesinlikle kurtuluşa ermiştir /iflah olmuştur, dalan / gömülen /yumulan ise ziyana uğramıştır / umduğunu bulamamıştır.
Onu ortaya çıkardığında gündüze andolsun.
Güneşi ortaya çıkaran gündüze andolsun.
yine onu açığa çıkardığında gündüze, dipnot 1
Onu gösterdiğinde gündüz önemlidir.
(Yeryüzünü) (ışığıyla) ortaya çıkaran gündüze,
Onu ortaya koyan gündüze.
Onu iyice açtığı vakit gündüze,
Şems suresi, 4. ayet. وَٱلَّيْلِ إِذَا يَغْشَىٰهَا
Onu bürüdüğünde geceye andolsun,
Onu kapladığında geceye,
yine o ışığı gizleyecek gece şahit olsun!
ve onu karanlığa boğan geceyi!
Onu örtüp kaplayan geceye;
Onu sarıp örttüğü zaman geceye,
onu örttüğünde geceye, yemin ederim ki,
Onu sardığında geceye!
- Güneşe ve onun aydınlık veren parlaklığına; onu izlediğinde aya; güneşi açığa çıkardığında gündüze; güneşi örttüğünde geceye; göğe ve onu bina edene; yere ve onu döşeyene; nefse ve onu şekillendirene; nefse, kötülüğe ve korunmaya açık özelliklerini verene yemin olsun ki,
Onu örten geceye,
Onu örten geceye,
onu sardığında geceye,
Ve geceye: Sararken onu
Ve onu örten geceye,
Ve onu örten geceye,
Ve onu örten geceye,
Onu sarıp örttüğü zaman geceye,
onu örtüb büründüğü zaman geceye,
Örtüp bürüdüğünde geceye,
(1-10) Güneşe ve parıltısına / aydınlığına yemin olsun . Ardından gelen / takip eden Aya, açığa çıktığı zaman / ortaya çık tığı zaman g ündüze, büründüğü / kapa ndığı zaman g eceye, semaya ve onu bina / kubbe edene, yere ve onu yayıp döşeyene, nefse ve onu düzenleyene, ona edepsizliği /fücuru ve sakınmayı /takvayı ilham edene yemin olsun ki, arınan / temizlenen kesinlikle kurtuluşa ermiştir /iflah olmuştur, dalan / gömülen /yumulan ise ziyana uğramıştır / umduğunu bulamamıştır.
Onu bürüdüğünde geceye andolsun.
Onu örten geceye andolsun.
ve yine onu kapladığında geceye yemin olsun! dipnot 1
Onu örttüğünde gece önemlidir.
(Yeryüzünü) örten geceye,
Onu örten geceye.
Ve onu sarıp sarmaladığı zaman geceye.
Şems suresi, 5. ayet. وَٱلسَّمَآءِ وَمَا بَنَىٰهَا
Göğe ve onu bina edene andolsun,
Göğe ve onu bina edene,
Gökyüzü ve onu ayakta tutan (nizam) şahit olsun;
Gökyüzünü ve onun harika yapısını düşün,
Semaya ve onu bina edene;
Göğe ve onu bina edene,
gökyüzüne ve onu bina edene, yemin ederim ki,
Gökyüzüne ve onu yapana!
- Güneşe ve onun aydınlık veren parlaklığına; onu izlediğinde aya; güneşi açığa çıkardığında gündüze; güneşi örttüğünde geceye; göğe ve onu bina edene; yere ve onu döşeyene; nefse ve onu şekillendirene; nefse, kötülüğe ve korunmaya açık özelliklerini verene yemin olsun ki,
Göğe ve onu kurana,
Göğe ve onu kurana,
göğe ve onu bina edene,
Ve göğe ve onu bina edene
Ve göğe ve onu düzenleyene,
Ve göğe ve onu düzenleyene,
Ve göğe ve onu düzenleyene,
Göğe ve onu bina edene,
göğe ve onu bina edene,
Göğe ve onu bina edene,
(1-10) Güneşe ve parıltısına / aydınlığına yemin olsun . Ardından gelen / takip eden Aya, açığa çıktığı zaman / ortaya çık tığı zaman g ündüze, büründüğü / kapa ndığı zaman g eceye, semaya ve onu bina / kubbe edene, yere ve onu yayıp döşeyene, nefse ve onu düzenleyene, ona edepsizliği /fücuru ve sakınmayı /takvayı ilham edene yemin olsun ki, arınan / temizlenen kesinlikle kurtuluşa ermiştir /iflah olmuştur, dalan / gömülen /yumulan ise ziyana uğramıştır / umduğunu bulamamıştır.
Göğe ve onu bina edene andolsun.
Göğe ve onu yapana andolsun.
Göğe ve onu bina edene, dipnot 1
Gök ve onu bina eden,
Göğe ve onu bina edene,
Göğe ve onu bina edene.
Göğe ve onu kurana,
Şems suresi, 6. ayet. وَٱلْأَرْضِ وَمَا طَحَىٰهَا
Yere ve onu yayıp döşeyene andolsun,
Yere ve onu yayana,
yeryüzü ve onu çepeçevre kuşatan canlı örtü şahit olsun!
ve yeryüzünü, onun (uçsuz bucaksız) genişliğini!
Arza ve onu yayana;
Yere ve onu yayıp döşeyene,
yere ve onu yapıp döşeyene, yemin ederim ki,
Yeryüzüne ve onu yayıp döşeyene!
- Güneşe ve onun aydınlık veren parlaklığına; onu izlediğinde aya; güneşi açığa çıkardığında gündüze; güneşi örttüğünde geceye; göğe ve onu bina edene; yere ve onu döşeyene; nefse ve onu şekillendirene; nefse, kötülüğe ve korunmaya açık özelliklerini verene yemin olsun ki,
Yere ve onu yuvarlayıp döşeyene,
Yere ve onu yuvarlayıp döşeyene,
yere ve onu döşeyene,
Ve yere ve onu döşeyene
Ve yere ve onu döşeyene,
Ve yere ve onu döşeyene,
Ve yere ve onu döşeyene,
Yere ve onu yayıp döşeyene,
yere ve onu yayıb döşeyene,
Yere ve onu yayana,
(1-10) Güneşe ve parıltısına / aydınlığına yemin olsun . Ardından gelen / takip eden Aya, açığa çıktığı zaman / ortaya çık tığı zaman g ündüze, büründüğü / kapa ndığı zaman g eceye, semaya ve onu bina / kubbe edene, yere ve onu yayıp döşeyene, nefse ve onu düzenleyene, ona edepsizliği /fücuru ve sakınmayı /takvayı ilham edene yemin olsun ki, arınan / temizlenen kesinlikle kurtuluşa ermiştir /iflah olmuştur, dalan / gömülen /yumulan ise ziyana uğramıştır / umduğunu bulamamıştır.
Yeryüzüne ve onu yayıp döşeyene andolsun.
Yere ve onu yuvarlayıp döşeyene andolsun.
yeryüzüne ve onu yayana, dipnot 1
yeryüzü ve onu döşeyen dipnot 1 ,
Yere ve onu yayana,
Yere ve onu yayana.
Yere ve onu döşeyene.
Şems suresi, 7. ayet. وَنَفْسٍ وَمَا سَوَّىٰهَا
(7-9) Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.
Nefse (insana) ve onu biçimlendirene,
İnsan benliği ve onun yaratılış amacına uygun biçimlenişi şahit olsun;
İnsan benliğini düşün ve onun nasıl (yaratılış) amacına uygun şekillendirildiğini;
Nefse (bilince) ve onu düzenleyene;
Nefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene',
nefse ve ona birtakım kabiliyetler verip de yemin ederim ki,
Benliğe ve onu düzenleyene!
- Güneşe ve onun aydınlık veren parlaklığına; onu izlediğinde aya; güneşi açığa çıkardığında gündüze; güneşi örttüğünde geceye; göğe ve onu bina edene; yere ve onu döşeyene; nefse ve onu şekillendirene; nefse, kötülüğe ve korunmaya açık özelliklerini verene yemin olsun ki,
Nefse ve onu düzenleyene,
Nefse ve onu düzenleyene,
nefse ve onu düzenleyene,
Ve bir nefse ve onu düzenliyene
Ve nefse dipnot 1 ve onu biçimlendirene,
Ve nefse dipnot 1 ve onu biçimlendirene,
Ve nefse dipnot 1 ve onu biçimlendirene,
Nefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene',
herbir nefse ve onu düzenleyene,
Nefse ve onu düzenleyene,
(1-10) Güneşe ve parıltısına / aydınlığına yemin olsun . Ardından gelen / takip eden Aya, açığa çıktığı zaman / ortaya çık tığı zaman g ündüze, büründüğü / kapa ndığı zaman g eceye, semaya ve onu bina / kubbe edene, yere ve onu yayıp döşeyene, nefse ve onu düzenleyene, ona edepsizliği /fücuru ve sakınmayı /takvayı ilham edene yemin olsun ki, arınan / temizlenen kesinlikle kurtuluşa ermiştir /iflah olmuştur, dalan / gömülen /yumulan ise ziyana uğramıştır / umduğunu bulamamıştır.
Nefse ve ona bir düzen içinde biçim verene.
Nefse ve onu biçimlendirene,
kişiye ve ona son şeklini verene dipnot 1
nefis ve onun dengesini kuran Allah, sizin için daha önemlidir dipnot 1 ,
Ve nefse ve ona bir düzen içinde biçim verene.
Cana ve onu düzenleyene.
Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirene.
Şems suresi, 8. ayet. فَأَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوَىٰهَا
(7-9) Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.
Sonra da ona (nefse), kötülük ve takvâ (duyarlılık) kabiliyetini verene ki dipnot 1
ve nihayet insan benliğine iyiyi ve kötüyü tanıyıp sorumsuz ve sorumlu davranma yeteneğini yerleştiren (şahit olsun) ki:
ve nasıl ahlaki zaaflarla olduğu kadar Allah'a karşı sorumluluk bilinciyle de donatıldığını!
Sonra da ona (bilince) hem fücurunu (Hak'tan ve Sistemden sapmayı) ve hem de takvasını (korunmasını) ilham edene ki. . .
Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun).
iyilik ve kötülüklerini ilham edene yemin ederim ki,
Ardından, hem kötülüğü hem de sorumluluk bilincine erişmeyi ona bildirene!
- Güneşe ve onun aydınlık veren parlaklığına; onu izlediğinde aya; güneşi açığa çıkardığında gündüze; güneşi örttüğünde geceye; göğe ve onu bina edene; yere ve onu döşeyene; nefse ve onu şekillendirene; nefse, kötülüğe ve korunmaya açık özelliklerini verene yemin olsun ki,
Sonra da ona kötülüğünü ve erdemliliğini bildirene ant olsun ki;
Sonra da ona kötülüğünü ve erdemliliğini bildirene andolsun ki;
sonra da ona bozukluğunu ve korunmasını ilham edene ki,
Sonra da ona bozukluğunu ve korunmasını ilham eyliyene ki
Sonra ona fucurunu dipnot 1 ve takvasını dipnot 2 ilham dipnot 3 etti. dipnot 4
Sonra ona fücurunu dipnot 1 ve takvasını dipnot 2 ilham dipnot 3 etti.
Sonra ona fücurunu dipnot 1 ve takvasını dipnot 2 ilham dipnot 3 etti.
Sonra ona fücurunu ve takvasını ilham edene (andolsun).
sonra da ona hem kötülüğü, hem (ondan) sakınmayı ilham edene ki,
Sonra da ona, hem kötülüğü hem de takvayı ilham edene,
(1-10) Güneşe ve parıltısına / aydınlığına yemin olsun . Ardından gelen / takip eden Aya, açığa çıktığı zaman / ortaya çık tığı zaman g ündüze, büründüğü / kapa ndığı zaman g eceye, semaya ve onu bina / kubbe edene, yere ve onu yayıp döşeyene, nefse ve onu düzenleyene, ona edepsizliği /fücuru ve sakınmayı /takvayı ilham edene yemin olsun ki, arınan / temizlenen kesinlikle kurtuluşa ermiştir /iflah olmuştur, dalan / gömülen /yumulan ise ziyana uğramıştır / umduğunu bulamamıştır.
Sonra da ona günahını ve takvasını ilham etmiş olana (andolsun ki).
Ona bozukluğunu ve korunmasını (isyanını ve ita'atini) ilham edene andolsun ki:
sonra ona, günah işlemekte olduğunu da yanlıştan sakınmasını da ilham edene yemin olsun ki dipnot 1
Sonra yaptığının kötü veya iyi olduğunu ilham dipnot 1 edene yemin olsun ki
Sonra da ona kötülüğü ve korunmayı ilham edene.
Sonra da ona kötülüğü ve korunmayı ilham edene..
Ardından da ona bozukluğunu ve takvasını ilham edene ki,
Şems suresi, 9. ayet. قَدْ أَفْلَحَ مَن زَكَّىٰهَا
(7-9) Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.
Onu (nefsini) arındıran kişi elbette kurtulmuştur.
Kim kendini geliştirip arındırırsa, o kesinlikle ebedi mutluluğa ulaşacaktır;
Her kim (benliğini) arındırırsa, kesinlikle mutluluğa erişecektir,
Gerçekten onu (bilincini) arındıran kurtulmuştur.
Onu arındırıp temizleyen gerçekten felah bulmuştur.
nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş,
Kim onu arındırırsa, kurtuluşa erişmiştir.
- Nefsini arındıran, kurtuluşa ermiştir. Nefsini karanlığa gömen ise kayıptadır.
Onu temizleyen kurtulmuştur.
Onu temizleyen kurtulmuştur.
gerçek kurtuluş bulmuştur onu temizlikle parlatan.
Gerçek felah bulmuştur onu temizlikle parlatan
Elbette zekka dipnot 1 eden kurtuluşa ermiştir.
Elbette zekka dipnot 1 eden kurtuluşa ermiştir.
Elbette nefsini yücelten dipnot 1 kurtuluşa ermiştir.
Onu arındırıp temizleyen gerçekten felah bulmuştur.
onu tertemiz yapan kişi muhakkak umduğuna ermiş,
Onu arıtan, gerçekten felaha ermiştir,
(1-10) Güneşe ve parıltısına / aydınlığına yemin olsun . Ardından gelen / takip eden Aya, açığa çıktığı zaman / ortaya çık tığı zaman g ündüze, büründüğü / kapa ndığı zaman g eceye, semaya ve onu bina / kubbe edene, yere ve onu yayıp döşeyene, nefse ve onu düzenleyene, ona edepsizliği /fücuru ve sakınmayı /takvayı ilham edene yemin olsun ki, arınan / temizlenen kesinlikle kurtuluşa ermiştir /iflah olmuştur, dalan / gömülen /yumulan ise ziyana uğramıştır / umduğunu bulamamıştır.
Şüphe yok ki, nefsini temizlemiş olan felaha ermiştir.
(Allah'tan başkasına tapmayarak) Nefsini yücelten kazanmış,
kendini arındırıp geliştiren kesinlikle umduğuna kavuşur; dipnot 1
Kendini geliştiren, umduğuna kavuşur.
Ki onu arındıran kurtuluşa ermiştir.
Ki onu arındıran kurtuluşa ermiştir.
Benliği temizleyip arındıran, gerçekten kurtulmuştur.
Şems suresi, 10. ayet. وَقَدْ خَابَ مَن دَسَّىٰهَا
Onu kötülüklere gömüp kirleten kimse de ziyana uğramıştır.
Onu (kötülüğe) gömen kişi ise kaybetmiştir.
kim de kendini geliştirmeyip (içindeki iyilik tohumunu) çürütürse, o kesinlikle kaybedecektir.
onu (karanlığa) gömen ise hüsrandadır.
Onu (bilincini) gömüp gizleyerek (bilinçsizce - dürtüleriyle tabiatına uyarak) yaşayan ise gerçekten kaybetmiştir.
Ve onu (isyanla, günahla, bozulmalarla) örtüp saran da elbette yıkıma uğramıştır.
onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir.
Ve kim onun kötülüklerini örterse, yitime uğramıştır.
- Nefsini arındıran, kurtuluşa ermiştir. Nefsini karanlığa gömen ise kayıptadır.
Onu başıboş bırakan ise zarar etmiştir.
Onu başıboş bırakan ise zarar etmiştir.
Onu kirletip gömen de ziyan etmiştir!
Ve ziyan etmiştir onu kirletip gömen
Elbette onu kirleten dipnot 1 de hüsrana uğramıştır.
Elbette onu kirleten dipnot 1 de hüsrana uğramıştır.
Elbette onu alçaltan dipnot 1 da hüsrana uğramıştır.
Ve onu (isyanla, günahla, bozulmalarla) örtüp saran da elbette yıkıma uğramıştır.
onu alabildiğine örten kişi ise elbette ziyana uğramışdır.
Ve onu örtüp kirleten ise muhakkak ziyana uğramıştır.
(1-10) Güneşe ve parıltısına / aydınlığına yemin olsun . Ardından gelen / takip eden Aya, açığa çıktığı zaman / ortaya çık tığı zaman g ündüze, büründüğü / kapa ndığı zaman g eceye, semaya ve onu bina / kubbe edene, yere ve onu yayıp döşeyene, nefse ve onu düzenleyene, ona edepsizliği /fücuru ve sakınmayı /takvayı ilham edene yemin olsun ki, arınan / temizlenen kesinlikle kurtuluşa ermiştir /iflah olmuştur, dalan / gömülen /yumulan ise ziyana uğramıştır / umduğunu bulamamıştır.
Onu kötülüklere gömüp kirleten kimse de ziyana uğramıştır.
(Yaratıklara taparak) Onu alçaltan da ziyana uğramıştır.
kendini günaha batıran ise hayal kırıklığına uğrar. dipnot 1
Kendini pis işlere sokan da kaybeder dipnot 1 .
Onu kötülüğe gömen ise mahvolmuştur.
Onu kötülüğe gömen ise mahvolmuştur.
Onu kirletip örtense kayba uğramıştır.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.