Diyanet İşleri
Lut'un kavmi de peygamberleri yalanladı.
Şuarâ suresi · 160–175. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Şuarâ suresi, 160. ayet. كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍ ٱلْمُرْسَلِينَ
Lut'un kavmi de peygamberleri yalanladı.
Lut kavmi de (gelen) elçileri yalanlamıştı.
Lut kavmi (de) elçilerini yalanlamışlardı.
(Ve) Lut toplumu (da) gönderilen elçilerden (birini) yalanladı;
Lut toplumu da Rasulleri yalanladı.
Lut (kavmi) de, gönderilen (elçi)leri yalanladı.
Lût kavmi de peygamberleri yalancılıkla suçladı.
Lut toplumu da gönderilenleri yalanlamıştı.
Lut kavmi de peygamberleri yalanladı.
Lut'un halkı da elçileri yalanladı.
Lut'un halkı da elçileri yalanladı.
Lut kavmi de gönderilen peygamberleri yalanladı.
Lut kavmı gönderilen Resulleri tekzib etti
Lut halkı gönderilmişleri dipnot 1 yalanladı.
Lut halkı gönderilmişleri dipnot 1 yalanladı.
Lut halkı da gönderilmişleri dipnot 1 yalanladı.
Lut (kavmi) de, gönderilen (elçi)leri yalanladı.
Luut (kavmi de gönderilen) peygamberleri tekzib etdi.
Lut kavmi de peygamberleri yalanladı.
(160-175) Lut kavmi de gönderilenleri / Resulleri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Lut onlara, sakınmaz mısınız? Kesinlikle ben sizler için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana uyun / tabii olun, sizden bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum muhakkak ki benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir , R abbinizin sizler için yarattığı eşleri / zevceleri bırakıp alemlerden erkeklere mi gidiyorsunuz? Hayır sizler haddi aşan bir kavimsiniz dedi. Dediler Ey Lut eğer ki vazgeçmezsen muhakkak çıkarılanlardan olacaksın . Lut, sizin amelinizi nefretle kınıyorum / buğuz ediyorum, Rabbim beni ve yakın çevremi onların yaptıklarından kurtar dedi. Onu ve yakın çevresinin hepsini kurtardık ancak ihtiyar kocakarı geri de kalanlar içindeydi , sonra diğerlerini yerle bir ettik / dumura uğrattık , yağdırılanı üzerlerine yağdırdık , uyarılanların üzerlerine yağdırılan şey ne kötüydü. Bunda kesinlikle bir gösterge / bir ayet vardır ve onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
Lût’un kavmi de rasûlleri yalanlamıştı.
Lut (kavmi) de gönderilen elçileri yalanladı.
Lut'un halkı da elçileri dipnot 1 yalanladı dipnot 2 .
Lut'un halkı da Elçilerini yalancı yerine koydu.
Lut’un kavmi de elçileri yalanlamıştı.
Lut'un kavmi de elçileri yalanlamıştı.
Lut kavmi de hak elçilerini yalanladı.
Şuarâ suresi, 161. ayet. إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ لُوطٌ أَلَا تَتَّقُونَ
Hani kardeşleri Lut, onlara şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"
Kardeşleri Lut onlara şöyle demişti: "(Allah'a karşı) takvâlı (duyarlı) olmuyor musunuz?
Hani bir zamanlar, onlara kardeşleri Lut şöyle demişti: "Hala sorumlu davranmayacak mısınız?
hani, kardeşleri Lut onlara: "Allah'a karşı sorumluluk bilinci duymaz mısınız?" demişti,
Hani kardeşleri Lut onlara dedi ki: "Korkup sakınmaz mısınız?"
Hani onlara kardeşleri Lut: "Sakınmaz mısınız?" demişti.
Kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?
Kardeşleri Lut, onlara, şöyle demişti: "Sorumluluk bilincine erişmeyecek misiniz?"
- Kardeşleri Lut onlara şöyle demişti: "Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Şüphesiz ben, size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin! Ben, bundan dolayı sizden hiçbir karşılık istemiyorum. Benim karşılığımı ancak alemlerin Rabbi verecektir.
Kardeşleri Lut onlara demişti ki, "Erdemli olmayacak mısınız?"
Kardeşleri Lut onlara demişti ki, 'Erdemli olmayacak mısınız?'
Kardeşleri Lut o zaman onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?
O vakıt ki kardeşleri Lut onlara demişti: siz Allahdan korkmaz mısınız?
Kardeşleri Lut onlara: "Takva sahibi olmayacak mısınız?" demişti.
Kardeşleri Lut onlara: "Takva sahibi olmayacak mısınız?" demişti.
Kardeşleri Lut onlara: "Takva dipnot 1 sahibi olmayacak mısınız?" demişti.
Hani onlara kardeşleri Lut: "Sakınmaz mısınız?" demişti.
Hani biraderleri Luut onlara: "(Allahdan) korkmaz mısınız?" demişdi.
Hani onlara kardeşleri Lut demişti ki: Siz, sakınmaz mısınız?
(160-175) Lut kavmi de gönderilenleri / Resulleri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Lut onlara, sakınmaz mısınız? Kesinlikle ben sizler için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana uyun / tabii olun, sizden bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum muhakkak ki benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir , R abbinizin sizler için yarattığı eşleri / zevceleri bırakıp alemlerden erkeklere mi gidiyorsunuz? Hayır sizler haddi aşan bir kavimsiniz dedi. Dediler Ey Lut eğer ki vazgeçmezsen muhakkak çıkarılanlardan olacaksın . Lut, sizin amelinizi nefretle kınıyorum / buğuz ediyorum, Rabbim beni ve yakın çevremi onların yaptıklarından kurtar dedi. Onu ve yakın çevresinin hepsini kurtardık ancak ihtiyar kocakarı geri de kalanlar içindeydi , sonra diğerlerini yerle bir ettik / dumura uğrattık , yağdırılanı üzerlerine yağdırdık , uyarılanların üzerlerine yağdırılan şey ne kötüydü. Bunda kesinlikle bir gösterge / bir ayet vardır ve onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
Hani kardeşleri Lût, onlara şöyle demişti: "Sakınmaz mısınız?”
Kardeşleri Lut, onlara "Korunmaz mısınız?" demişti.
Bir gün kardeşleri Lut onlara şöyle demişti: "Yanlış yapmaktan sakınmayacak mısınız?
Bir gün kardeşleri Lut onlara şöyle demişti: "Kendinize çeki düzen vermeyecek misiniz?"
Kardeşleri Lut onlara: Hiç Allah’tan sakınmıyor musunuz? demişti.
Kardeşleri Lut onlara: -Hiç Allah'tan korkmuyor musunuz? demişti.
Kardeşleri Lut onlara şöyle demişti: "Hala sakınmıyor musunuz?"
Şuarâ suresi, 162. ayet. إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ
"Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."
Ben size gönderilmiş (güvenilir) bir elçiyim.
Hem bakın, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim:
"Bakın, ben (O'nun tarafından) size gönderilen güvenilir bir elçiyim;
"Ben kesinlikle güveneceğiniz bir Rasulüm. "
"Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim."
Bilin ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.
"Aslında, ben, sizin için, güvenilir bir elçiyim!"
- Kardeşleri Lut onlara şöyle demişti: "Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Şüphesiz ben, size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin! Ben, bundan dolayı sizden hiçbir karşılık istemiyorum. Benim karşılığımı ancak alemlerin Rabbi verecektir.
"Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim."
'Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.'
Haberiniz olsun, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.
Haberiniz olsun ben size gönderilmiş bir Resulüm, eminim
"Sizin için güvenilir bir Resul'üm."
"Sizin için güvenilir bir resulüm."
"Sizin için güvenilir bir rasulüm."
"Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir (emiyn) bir elçiyim."
"Şübhesiz ben size (gönderilmiş) emin bir peygamberim".
Muhakkak ki ben, size emin bir peygamberim.
(160-175) Lut kavmi de gönderilenleri / Resulleri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Lut onlara, sakınmaz mısınız? Kesinlikle ben sizler için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana uyun / tabii olun, sizden bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum muhakkak ki benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir , R abbinizin sizler için yarattığı eşleri / zevceleri bırakıp alemlerden erkeklere mi gidiyorsunuz? Hayır sizler haddi aşan bir kavimsiniz dedi. Dediler Ey Lut eğer ki vazgeçmezsen muhakkak çıkarılanlardan olacaksın . Lut, sizin amelinizi nefretle kınıyorum / buğuz ediyorum, Rabbim beni ve yakın çevremi onların yaptıklarından kurtar dedi. Onu ve yakın çevresinin hepsini kurtardık ancak ihtiyar kocakarı geri de kalanlar içindeydi , sonra diğerlerini yerle bir ettik / dumura uğrattık , yağdırılanı üzerlerine yağdırdık , uyarılanların üzerlerine yağdırılan şey ne kötüydü. Bunda kesinlikle bir gösterge / bir ayet vardır ve onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
“Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir rasûlüm.”
"Ben sizin için güvenilir bir elçiyim."
Ben sizin için güvenilir bir elçiyim.
Ben sizin güveneceğiniz bir elçiyim.
Ben, sizin için güvenilir bir Rasûlüm.
Ben, sizin için güvenilir bir Peygamberim.
"Ben size gelen emin bir elçiyim."
Şuarâ suresi, 163. ayet. فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ
"Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin."
Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun ve bana itaat edin!
Şu halde Allah'a karşı sorumlu davranın ve beni izleyin!
öyleyse, artık Allah'tan yana bilinç ve duyarlık gösterin ve bana itaat edin!
"O halde Allah'tan (kesinlikle yaptıklarınızın sonucunu yaşatacağı için) korunun ve bana itaat edin. "
"Artık Allah'tan korkup sakının ve bana itaat edin."
Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.
"Artık, Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın ve bana boyun eğin!"
- Kardeşleri Lut onlara şöyle demişti: "Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Şüphesiz ben, size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin! Ben, bundan dolayı sizden hiçbir karşılık istemiyorum. Benim karşılığımı ancak alemlerin Rabbi verecektir.
"ALLAH'ı dinleyip bana uyun."
'ALLAH'ı dinleyip bana uyun.'
Gelin Allah'tan korkun da bana itaat edin.
Gelin Allahdan korkun da bana itaat edin
"Allah için takva sahibi olun ve bana itaat edin."
" Allah için takva sahibi olun ve bana itaat edin."
"Öyleyse Allah için takva sahibi olun ve bana itaat edin."
"Artık Tanrı'dan korkup sakının ve bana itaat edin."
"Artık Allahdan korkun ve bana itaat edin".
Artık Allah'tan korkun da bana itaat edin.
(160-175) Lut kavmi de gönderilenleri / Resulleri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Lut onlara, sakınmaz mısınız? Kesinlikle ben sizler için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana uyun / tabii olun, sizden bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum muhakkak ki benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir , R abbinizin sizler için yarattığı eşleri / zevceleri bırakıp alemlerden erkeklere mi gidiyorsunuz? Hayır sizler haddi aşan bir kavimsiniz dedi. Dediler Ey Lut eğer ki vazgeçmezsen muhakkak çıkarılanlardan olacaksın . Lut, sizin amelinizi nefretle kınıyorum / buğuz ediyorum, Rabbim beni ve yakın çevremi onların yaptıklarından kurtar dedi. Onu ve yakın çevresinin hepsini kurtardık ancak ihtiyar kocakarı geri de kalanlar içindeydi , sonra diğerlerini yerle bir ettik / dumura uğrattık , yağdırılanı üzerlerine yağdırdık , uyarılanların üzerlerine yağdırılan şey ne kötüydü. Bunda kesinlikle bir gösterge / bir ayet vardır ve onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
“Artık Allah’tan korkun ve bana itaat edin.”
"Allah'tan korkun ve bana ita'at edin."
Artık Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının ve bana gönülden boyun eğin.
Allah'tan çekinin ve beni dinleyin.
Allah’tan sakının ve bana itaat edin.
Allah'tan korkun ve bana itaat edin.
"Artık Allah'tan sakının da bana itaat edin."
Şuarâ suresi, 164. ayet. وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
"Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir."
Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnızca âlemlerin Rabbine aittir.
Ben bu (davet) karşılığında sizden hiçbir ücret talep etmiyorum; benim ecrimi takdir etmek sadece alemlerin Rabbine düşer."
Üstelik ben sizden herhangi bir karşılık da istiyor değilim; benim hak ettiğim karşılığı vermek alemlerin Rabbinden başkasına düşmez.
"Bunun için sizden bir karşılık istemiyorum. . . Hizmetimin karşılığı yalnızca Rabb-ül alemin'e aittir. "
"Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir."
Buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir.
"Bunun için, sizden bir karşılık istemiyorum. Benim ödülümü, ancak Evrenlerin Efendisi verir!"
- Kardeşleri Lut onlara şöyle demişti: "Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Şüphesiz ben, size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin! Ben, bundan dolayı sizden hiçbir karşılık istemiyorum. Benim karşılığımı ancak alemlerin Rabbi verecektir.
"Buna karşı sizden herhangi bir ücret de istemiyorum. Benim ücretim ancak evrenlerin Efendisine aittir."
'Buna karşı sizden herhangi bir ücret de istemiyorum. Benim ücretim ancak evrenlerin Rabbine aittir.'
Buna karşı ben sizden bir ücret de istemiyorum. Benim mükafatım ancak alemlerin Rabbine aittir.
Buna karşı ben sizden bir ecir de istemiyorum, benim ecrim ancak rabbül'alemine aiddir
"Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnızca alemlerin Rabb'ine aittir."
"Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnızca alemlerin Rabb'ine aittir."
"Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnızca alemlerin Rabb'ine aittir."
"Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin rabbine aittir."
"Ben buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatım aalemlerin Rabbinden başkasına aaid değildir".
Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, ancak alemlerin Rabbına aittir.
(160-175) Lut kavmi de gönderilenleri / Resulleri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Lut onlara, sakınmaz mısınız? Kesinlikle ben sizler için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana uyun / tabii olun, sizden bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum muhakkak ki benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir , R abbinizin sizler için yarattığı eşleri / zevceleri bırakıp alemlerden erkeklere mi gidiyorsunuz? Hayır sizler haddi aşan bir kavimsiniz dedi. Dediler Ey Lut eğer ki vazgeçmezsen muhakkak çıkarılanlardan olacaksın . Lut, sizin amelinizi nefretle kınıyorum / buğuz ediyorum, Rabbim beni ve yakın çevremi onların yaptıklarından kurtar dedi. Onu ve yakın çevresinin hepsini kurtardık ancak ihtiyar kocakarı geri de kalanlar içindeydi , sonra diğerlerini yerle bir ettik / dumura uğrattık , yağdırılanı üzerlerine yağdırdık , uyarılanların üzerlerine yağdırılan şey ne kötüydü. Bunda kesinlikle bir gösterge / bir ayet vardır ve onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
“Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.”
"Ben sizden buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnız alemlerin Rabbine aittir.
Bu iş için sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim sadece Varlıkların Sahibi'ne aittir.
Bu iş için sizden ücret istemiyorum. Benim ücretimi verecek olan sadece alemlerin Rabbidir.
Bu işime karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim ancak Alemlerin Rabbi’ne aittir.
Bu işime karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, ancak Alemlerin Rabbi'ne aittir.
"Ben bu iş için sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnız alemlerin Rabbi'ndendir."
Şuarâ suresi, 165. ayet. أَتَأْتُونَ ٱلذُّكْرَانَ مِنَ ٱلْعَٰلَمِينَ
(165-166) "Rabbinizin, sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyor da insanlar arasından erkeklere mi yanaşıyorsunuz? Siz gerçekten haddi aşan bir topluluksunuz."
Rabbinizin sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyorsunuz.
"İnsanların içerisinden erkeklere mi yaklaşıyorsunuz?
İnsanların içinden (tab'an ve hukuken meşru olan cinsi bırakıp da) erkeklere mi yaklaşıyorsunuz?
"İnsanlardan (dişileri bırakıp) erkeklerle mi yatmak istiyorsunuz?"
"Siz insanlardan (cinsel arzuyla) erkeklere mi gidiyorsunuz?
İnsanlar içinden erkeklere mi yaklaşıyorsunuz?
"İnsanların arasından, erkeklere yöneliyorsunuz; öyle mi?"
- Allah'ın sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıp da, erkeklerle mi cinsel ilişkiye giriyorsunuz? Doğrusu siz sapık bir toplumsunuz."
"Siz halkın arasından erkeklere mi yöneliyorsunuz?"
'Siz halkın arasından erkeklere mi yöneliyorsunuz?'
(165-166) Sizin için yarattığı eşleri bırakıyorsunuz da insanlar içinden erkeklere mi gidiyorsunuz? Doğrusu siz insanlıktan çıkmış bir kavimsiniz!
Alemin içinden erkeklere mi gidiyorsunuz?
"İnsanlardan erkeklerle mi ilişkiye giriyorsunuz?"
"İnsanlardan erkeklerle mi ilişkiye giriyorsunuz?"
"İnsanlardan erkeklerle mi ilişkiye giriyorsunuz?"
"Siz insanlardan (cinsel arzuyla) erkeklere mi gidiyorsunuz?
(165-166) "Siz, Rabbinizin sizin için yaratdığı zevcelerinizi bırakıb da insanların içinden erkeklere mi gidiyorsunuz? Hayır, (siz halalden harama) tecavüz eden bir kavmsiniz".
İnsanlar arasında erkeklere mi yaklaşıyorsunuz?
(160-175) Lut kavmi de gönderilenleri / Resulleri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Lut onlara, sakınmaz mısınız? Kesinlikle ben sizler için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana uyun / tabii olun, sizden bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum muhakkak ki benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir , R abbinizin sizler için yarattığı eşleri / zevceleri bırakıp alemlerden erkeklere mi gidiyorsunuz? Hayır sizler haddi aşan bir kavimsiniz dedi. Dediler Ey Lut eğer ki vazgeçmezsen muhakkak çıkarılanlardan olacaksın . Lut, sizin amelinizi nefretle kınıyorum / buğuz ediyorum, Rabbim beni ve yakın çevremi onların yaptıklarından kurtar dedi. Onu ve yakın çevresinin hepsini kurtardık ancak ihtiyar kocakarı geri de kalanlar içindeydi , sonra diğerlerini yerle bir ettik / dumura uğrattık , yağdırılanı üzerlerine yağdırdık , uyarılanların üzerlerine yağdırılan şey ne kötüydü. Bunda kesinlikle bir gösterge / bir ayet vardır ve onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
"İnsanların içinde erkeklere mi yanaşıyorsunuz?"
"Alemlerin içinde erkeklere mi gidiyorsunuz?"
Siz bu alemin erkeklerine yanaşıyor,
Siz bu alemin erkeklerine mi yaklaşıyorsunuz?
İnsanların içinde erkeklere mi yanaşıyorsunuz?
İnsanların içinde erkeklere mi yanaşıyorsunuz?
"Alemlerin içinden erkeklere gidiyor da,
Şuarâ suresi, 166. ayet. وَتَذَرُونَ مَا خَلَقَ لَكُمْ رَبُّكُم مِّنْ أَزْوَٰجِكُم بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌ عَادُونَ
(165-166) "Rabbinizin, sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyor da insanlar arasından erkeklere mi yanaşıyorsunuz? Siz gerçekten haddi aşan bir topluluksunuz."
İnsanlar içinden erkeklere mi yaklaşıyorsunuz! Doğrusu siz sınırı aşmış (sapkın) bir topluluksunuz!"
Bu şekilde, Rabbinizin sizin için yarattığı eşlerinizi bir yana bırakıyorsunuz? Yoo, siz basbayağı sınırları çiğneyen bir toplumsunuz!"
Hem de, Rabbinizin sizin için yarattığı eşlerinizden uzaklaşarak? Yoo, siz her türlü ölçüyü aşan azgın bir toplumsunuz!"
"Rabbinizin sizin için yarattığı kadınları bırakıyorsunuz! Hayır, siz sınırlarınızı aşan bir topluluksunuz!"
"Rabbinizin sizler için yaratmış bulunduğu eşlerinizi bırakıyorsunuz. Hayır, siz sınırı çiğneyen bir kavimsiniz."
Rabbinizin sizler için yarattığı eşlerinizi bırakıyorsunuz... Doğrusu siz sınırı aşmış (sapık) bir kavimsiniz!
"Efendinizin, sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyorsunuz?" "Hayır! Siz, sınırı aşan bir toplumsunuz!"
- Allah'ın sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıp da, erkeklerle mi cinsel ilişkiye giriyorsunuz? Doğrusu siz sapık bir toplumsunuz."
"Efendinizin sizin için yarattığı eşlerinizi terkederek? Siz gerçekten haddi çok aşan bir toplumsunuz."
'Rabbinizin sizin için yarattığı eşlerinizi terkederek? Siz gerçekten haddi çok aşan bir toplumsunuz.'
(165-166) Sizin için yarattığı eşleri bırakıyorsunuz da insanlar içinden erkeklere mi gidiyorsunuz? Doğrusu siz insanlıktan çıkmış bir kavimsiniz!
Bırakıyorsunuz da sizin için yarattığı çiftleri? Doğrusu siz insanlıktan çıkmış bir kavimsiniz
"Rabb'inizin sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyorsunuz. Hayır! Siz azgın bir halksınız."
"Rabbinizin sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyorsunuz. Hayır! Siz azgın bir halksınız."
"Rabb'inizin sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyorsunuz. Hayır! Siz azgın bir toplumsunuz."
"Rabbinizin sizler için yaratmış bulunduğu eşlerinizi bırakıyorsunuz. Hayır, siz sınırı çiğneyen bir kavimsiniz."
(165-166) "Siz, Rabbinizin sizin için yaratdığı zevcelerinizi bırakıb da insanların içinden erkeklere mi gidiyorsunuz? Hayır, (siz halalden harama) tecavüz eden bir kavmsiniz".
Ve Rabbınızın sizin için yarattığı eşleri bırakıyor musunuz? Hayır, siz azmış bir kavimsiniz.
(160-175) Lut kavmi de gönderilenleri / Resulleri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Lut onlara, sakınmaz mısınız? Kesinlikle ben sizler için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana uyun / tabii olun, sizden bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum muhakkak ki benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir , R abbinizin sizler için yarattığı eşleri / zevceleri bırakıp alemlerden erkeklere mi gidiyorsunuz? Hayır sizler haddi aşan bir kavimsiniz dedi. Dediler Ey Lut eğer ki vazgeçmezsen muhakkak çıkarılanlardan olacaksın . Lut, sizin amelinizi nefretle kınıyorum / buğuz ediyorum, Rabbim beni ve yakın çevremi onların yaptıklarından kurtar dedi. Onu ve yakın çevresinin hepsini kurtardık ancak ihtiyar kocakarı geri de kalanlar içindeydi , sonra diğerlerini yerle bir ettik / dumura uğrattık , yağdırılanı üzerlerine yağdırdık , uyarılanların üzerlerine yağdırılan şey ne kötüydü. Bunda kesinlikle bir gösterge / bir ayet vardır ve onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
“Rabbinizin sizin için yarattığı eşlerinizi terk edersiniz demek? Hayır, siz haddi aşan bir kavimsiniz.”
"Ve Rabbinizin sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyorsunuz? Siz sınırı aşan bir kavimsiniz."
Rabbinizin /Sahibinizin sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyorsunuz öyle mi dipnot 1 ? Aslında siz sınırları aşan bir topluluksunuz."
Rabbinizin sizin için yarattığı eşlerden uzak duruyorsunuz, öyle mi? Hayır, siz azgın bir toplumsunuz."
Rabbinizin, sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıp da.. Gerçekten siz, haddi aşan bir topluluksunuz.
Rabbinizin, sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıpta.. Gerçekten siz, azgın bir toplumsunuz.
Rabbinizin sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyor musunuz? Doğrusu siz haddi aşmış bir kavimsiniz."
Şuarâ suresi, 167. ayet. قَالُوا۟ لَئِن لَّمْ تَنتَهِ يَٰلُوطُ لَتَكُونَنَّ مِنَ ٱلْمُخْرَجِينَ
Dediler ki: "Ey Lut! (İşimize karışmaktan) vazgeçmezsen mutlaka (şehirden) çıkarılanlardan olacaksın!"
(Kavmi), "Ey Lut! (Bu davandan) vazgeçmezsen mutlaka (kovulup) çıkartılanlardan olacaksın!" demişti. dipnot 1
"Eğer buna bir son vermezsen Ey Lut" dediler, "kesinlikle sürgün edilmiş biri olup çıkacaksın!
"Ey Lut!" dediler, "Eğer (bu sözlerinden) vazgeçmezsen (bu şehirden) mutlaka kovulacaksın!"
Dediler ki: "Andolsun ki ey Lut, eğer (bu söylemlerinden) vazgeçmezsen, kesinlikle (buradan) çıkarılacaksın!"
Dediler ki: "Ey Lut, eğer (bu söylediklerine) bir son vermeyecek olursan, gerçekten (burdan) sürülüp çıkarılanlardan olacaksın."
Onlar şöyle dediler: Ey Lût! (Bu davadan) vazgeçmezsen, iyi bil ki, sürgün edilmişlerden olacaksın!
"Ey Lut!" dediler; "Buna son vermezsen, kesinlikle kovulacaksın!"
Onlar şöyle dediler: "Ey Lut!Bizi kınamaya bir son vermezsen, kesinlikle sürgün edilenlerden olacaksın."
Dediler, "Bak Lut, bu tavrına son vermezsen sürülenlerden olacaksın."
Dediler, 'Bak Lut, bu tavrına son vermezsen sürülenlerden olacaksın.'
(Onlar): "Ey Lut, and içeriz ki (bu uyarılardan) vazgeçmezsen, kesinlikle (yurdun dışına) çıkarılanlardan olacaksın!" dediler.
And ederiz ki dediler vazgeçmezsen ya Lut, mutlak ve muhakkak çıkarılanlardan olacaksın
"Ey Lut! Eğer kesin olarak vazgeçmezsen, kesinlikle sürülenlerden dipnot 1 olacaksın." dediler.
"Ey Lut! Eğer kesin olarak vazgeçmezsen, kesinlikle sürülenlerden dipnot 1 olacaksın." dediler.
"Ey Lut! Eğer kesin olarak vazgeçmezsen, kesinlikle sürülenlerden dipnot 1 olacaksın." dediler.
Dediler ki: "Ey Lut, eğer (bu söylediklerine) bir son vermeyecek olursan, gerçekten (burdan) sürülüp çıkarılanlardan olacaksın."
Dediler: "Ey Luut, sen (bu davadan) vaz geçmezsen, andolsun, mutlak (memleketimizden koğulub) çıkarılanlardan olacaksın".
Dediler ki: Ey Lut, buna son vermezsen sen, elbette çıkarılanlardan olursun.
(160-175) Lut kavmi de gönderilenleri / Resulleri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Lut onlara, sakınmaz mısınız? Kesinlikle ben sizler için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana uyun / tabii olun, sizden bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum muhakkak ki benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir , R abbinizin sizler için yarattığı eşleri / zevceleri bırakıp alemlerden erkeklere mi gidiyorsunuz? Hayır sizler haddi aşan bir kavimsiniz dedi. Dediler Ey Lut eğer ki vazgeçmezsen muhakkak çıkarılanlardan olacaksın . Lut, sizin amelinizi nefretle kınıyorum / buğuz ediyorum, Rabbim beni ve yakın çevremi onların yaptıklarından kurtar dedi. Onu ve yakın çevresinin hepsini kurtardık ancak ihtiyar kocakarı geri de kalanlar içindeydi , sonra diğerlerini yerle bir ettik / dumura uğrattık , yağdırılanı üzerlerine yağdırdık , uyarılanların üzerlerine yağdırılan şey ne kötüydü. Bunda kesinlikle bir gösterge / bir ayet vardır ve onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
Dediler ki: "Ey Lut! Eğer sen (bu işe) son vermezsen muhakkak ki (buradan) çıkarılanlardan olacaksın."
Dediler: "Ey Lut, andolsun, eğer (bundan) vazgeçmezsen, mutlaka sürülenlerden olacaksın."
(Halkı:) "Bak Lut! İşimize karışmaktan vazgeçmezsen mutlaka buradan çıkarılanlardan olursun" dediler.
"Bak Lut! Bu işin peşini bırakmazsan mutlaka sürgün edilenlere katılırsın" dediler.
Ey Lut! Eğer son vermezsen, elbette sürülüp çıkarılanlardan olacaksın, dediler.
-Ey Lut eğer son vermezsen, elbette sürgün edileceklerden olacaksın, dediler.
Dediler: "Eğer bu tavrını sona erdirmezsen, ey Lut, yemin olsun bu topraktan sürülenlerden olacaksın."
Şuarâ suresi, 168. ayet. قَالَ إِنِّى لِعَمَلِكُم مِّنَ ٱلْقَالِينَ
Lut, şöyle dedi: "Şüphesiz ben sizin yaptığınız bu çirkin işe kızanlardanım."
(Lut da) "Doğrusu ben sizin bu işiniz nedeniyle (sizi) kınayanlardanım!" dipnot 1 demişti.
(Lut): "Bilin ki ben, bu yaptığınızdan dolayı sizi nefretle kınıyorum!" dedi.
(Lut:) "İyi bilin ki, ben bu sizin yaptıklarınızı sonuna kadar kınayanlardan biri olarak kalacağım!" dedi.
(Lut) dedi ki: "Gerçek şu ki, sizin bu fiillerinizden nefret ediyorum! (Faile değil, fiile nefret gerçeği vurgulanıyor. A. H. )"
Dedi ki: "Gerçekten ben, sizin bu yaptığınıza öfke ile karşı olanlardanım."
Lût: Doğrusu, dedi, ben sizin bu işinizden tiksinmekteyim!
Dedi ki: "Kuşkusuz, bu yaptıklarınızı aşırı biçimde kınıyorum!"
- Lut, "Ben kesinlikle, yaptığınız bu işe kızanlardanım. Ey Rabbim! Beni ve ailemi onların yaptıklarından kurtar!" dedi.
Dedi ki, "Ben, bu davranışınızı iğrenç buluyorum."
Dedi ki, 'Ben, bu davranışınızı iğrenç buluyorum.'
(Lut) dedi ki: "Doğrusu ben bu işinize kin güdenlerdenim.
Ben, dedi: doğrusu sizin amelinize buğz edenlerdenim
Lut: "Sizi, yaptıklarınızdan dolayı kınıyorum." dedi.
Lut: "Sizi yaptıklarınızdan dolayı kınıyorum." dedi.
Lut: "Sizi yaptıklarınızdan dolayı kınıyorum." dedi.
Dedi ki: "Gerçekten ben, sizin bu yaptıklarınıza öfke ile karşı olanlardanım."
(Luut) dedi: "Ben sizin bu yapdığınıza elbette buğz edenlerdenim".
Dedi ki: Doğrusu ben, sizin işlediğinize kızanlardanım.
(160-175) Lut kavmi de gönderilenleri / Resulleri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Lut onlara, sakınmaz mısınız? Kesinlikle ben sizler için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana uyun / tabii olun, sizden bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum muhakkak ki benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir , R abbinizin sizler için yarattığı eşleri / zevceleri bırakıp alemlerden erkeklere mi gidiyorsunuz? Hayır sizler haddi aşan bir kavimsiniz dedi. Dediler Ey Lut eğer ki vazgeçmezsen muhakkak çıkarılanlardan olacaksın . Lut, sizin amelinizi nefretle kınıyorum / buğuz ediyorum, Rabbim beni ve yakın çevremi onların yaptıklarından kurtar dedi. Onu ve yakın çevresinin hepsini kurtardık ancak ihtiyar kocakarı geri de kalanlar içindeydi , sonra diğerlerini yerle bir ettik / dumura uğrattık , yağdırılanı üzerlerine yağdırdık , uyarılanların üzerlerine yağdırılan şey ne kötüydü. Bunda kesinlikle bir gösterge / bir ayet vardır ve onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
(Lût) dedi ki: "Doğrusu ben sizin yaptığınıza çok kızanlardanım. "
(Lut) dedi: "Ben sizin bu işinize, (kadınları bırakıp erkeklere gidişinize) kızanlardanım."
O da şöyle dedi: "Ben, bu işinizden dolayı sizden nefret edenlerden biriyim.
O da "Bu işiniz beni sizden iyice soğuttu dipnot 1 ."
Ben sizin yaptıklarınızdan buğzedenlerdenim dedi.
-Ben sizin yaptıklarınızdan tiksiniyorum dedi.
Lut dedi: "Ben sizin şu yaptığınıza öfkelenenlerdenim."
Şuarâ suresi, 169. ayet. رَبِّ نَجِّنِى وَأَهْلِى مِمَّا يَعْمَلُونَ
"Ey Rabbim! Beni ve ailemi onların yaptıkları çirkin işten kurtar."
Rabbim! Onların yaptıkları işin (sonucundan) beni ve ailemi kurtar!" (diye dua etmişti).
(Allah'a yönelerek): "Rabbim!" (dedi), "Beni ve ailemi bunların yaptıkların(ın belasın)dan kurtar!"
(Ve sonra şöyle dua etti:) "Ey Rabbim, beni ve ailemi bunların yapageldikleri (kötülüklerden) kurtar!"
"Rabbim, beni ve ehlimi (bunların) yaptıklarından kurtar. "
"Rabbim, beni ve ailemi bunların yaptıklarından kurtar."
Rabbim! Beni ve ailemi, onların yapageldiklerinden (vebalinden) kurtar.
"Efendim! Beni ve ailemi, bunların yaptıklarından kurtar!"
- Lut, "Ben kesinlikle, yaptığınız bu işe kızanlardanım. Ey Rabbim! Beni ve ailemi onların yaptıklarından kurtar!" dedi.
"Efendim, beni ve ailemi bu yaptıklarından kurtar."
'Rabbim, beni ve ailemi bu yaptıklarından kurtar.'
Ey Rabbim, beni ve ailemi bunların yaptıklarının uğursuzluğundan kurtar!
Ya rabb! Beni ve ehlimi bunların amellerinin şumundan halas et
"Rabb'im beni ve ehlimi dipnot 1 bunların yaptıklarından kurtar."
"Rabb'im beni ve ehlimi dipnot 1 bunların yaptıklarından kurtar."
"Rabb'im beni ve ehlimi dipnot 1 bunların yaptıklarından kurtar."
"Rabbim, beni ve ehlimi (ailemi) bunların yaptıklarından kurtar."
"Ey Rabbim, beni ve ehlimi onların yapageldikleri (bu kötülüğ) ün (azab) ından kurtar".
Rabbım, beni ve ailemi bunların yaptıklarından kurtar.
(160-175) Lut kavmi de gönderilenleri / Resulleri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Lut onlara, sakınmaz mısınız? Kesinlikle ben sizler için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana uyun / tabii olun, sizden bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum muhakkak ki benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir , R abbinizin sizler için yarattığı eşleri / zevceleri bırakıp alemlerden erkeklere mi gidiyorsunuz? Hayır sizler haddi aşan bir kavimsiniz dedi. Dediler Ey Lut eğer ki vazgeçmezsen muhakkak çıkarılanlardan olacaksın . Lut, sizin amelinizi nefretle kınıyorum / buğuz ediyorum, Rabbim beni ve yakın çevremi onların yaptıklarından kurtar dedi. Onu ve yakın çevresinin hepsini kurtardık ancak ihtiyar kocakarı geri de kalanlar içindeydi , sonra diğerlerini yerle bir ettik / dumura uğrattık , yağdırılanı üzerlerine yağdırdık , uyarılanların üzerlerine yağdırılan şey ne kötüydü. Bunda kesinlikle bir gösterge / bir ayet vardır ve onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
“Ey Rabbim! Beni ve ailemi onların yaptıkları çirkin işten kurtar.”
"Rabbim, beni ve ailemi bunların yaptıklarından kurtar!"
Rabbim /Sahibim! Beni ve ailemi bunların yaptıklarından kurtar."
"Rabbim! Beni ve ailemi bunların yaptıklarından kurtar" dedi.
Rabbim! Beni ve ailemi onların yaptıklarından kurtar.
Rabbim, beni ve yakınlarımı onların yaptıklarından kurtar.
"Rabbim, beni ve ailemi bunların yaptıklarından koru."
Şuarâ suresi, 170. ayet. فَنَجَّيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥٓ أَجْمَعِينَ
(170-171) Bunun üzerine biz de onu ve geri kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın hariç bütün ailesini kurtardık.
(170, 171) Biz de geride kalanlar arasındaki yaşlı (eşi) hariç, onu ve bütün ailesini kurtarmıştık.
Sonuçta, Biz de onu ve ailesini tamamını kurtardık;
Bunun üzerine Biz de o'nu ve ailesini kurtardık;
Bunun üzerine Onu ve ehlini toptan kurtardık.
Bunun üzerine onu ve bütün ailesini kurtardık.
Bunun üzerine onu ve bütün ailesini kurtardık.
Bunun üzerine, Onu ve ailesini kurtardık.
- Bunun üzerine biz de onu ve helak olanların içerisinde kalan bir kocakarı dışında bütün ailesini kurtardık.
Onu ve tüm ailesini kurtardık
Onu ve tüm ailesini kurtardık
Biz de onu ve ailesini tamamen kurtardık.
Biz de onu ve ehlini temamen halas ettik
Bunun üzerine onu ve ehlinin tamamını kurtardık.
Bunun üzerine onu ve ehlinin tamamını kurtardık.
Bunun üzerine onu ve ehlinin dipnot 1 tamamını kurtardık.
Bunun üzerine onu ve bütün ehlini (ailesini) kurtardık.
Bunun üzerine biz onu ve ehlini kamilen kurtardık.
Bunun üzerine onu ve ailesini topluca kurtardık.
(160-175) Lut kavmi de gönderilenleri / Resulleri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Lut onlara, sakınmaz mısınız? Kesinlikle ben sizler için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana uyun / tabii olun, sizden bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum muhakkak ki benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir , R abbinizin sizler için yarattığı eşleri / zevceleri bırakıp alemlerden erkeklere mi gidiyorsunuz? Hayır sizler haddi aşan bir kavimsiniz dedi. Dediler Ey Lut eğer ki vazgeçmezsen muhakkak çıkarılanlardan olacaksın . Lut, sizin amelinizi nefretle kınıyorum / buğuz ediyorum, Rabbim beni ve yakın çevremi onların yaptıklarından kurtar dedi. Onu ve yakın çevresinin hepsini kurtardık ancak ihtiyar kocakarı geri de kalanlar içindeydi , sonra diğerlerini yerle bir ettik / dumura uğrattık , yağdırılanı üzerlerine yağdırdık , uyarılanların üzerlerine yağdırılan şey ne kötüydü. Bunda kesinlikle bir gösterge / bir ayet vardır ve onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
Bunun üzerine onu ve bütün ailesini kurtardık.
Biz de onu ve ailesini tamamen kurtardık.
Bunun üzerine onu ve bütün ailesini kurtardık,
Bunun üzerine onu ve bütün ailesini kurtardık.
Onu ve tüm ailesini kurtardık.
Onu ve tüm yakınlarını kurtardık.
Bunun üzerine biz onu ve ailesini toplu halde kurtardık.
Şuarâ suresi, 171. ayet. إِلَّا عَجُوزًا فِى ٱلْغَٰبِرِينَ
(170-171) Bunun üzerine biz de onu ve geri kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın hariç bütün ailesini kurtardık.
(170, 171) Biz de geride kalanlar arasındaki yaşlı (eşi) hariç, onu ve bütün ailesini kurtarmıştık.
ancak bir kocakarı dökülenler arasında yer aldı.
yalnızca geride kalmayı seçen bir kocakarı bunun dışında kaldı;
Sadece gelmek istemeyen kocakarı (Lut a. s. ın iman etmeyen karısı) hariç!
Yalnızca geri kalanlar içinde bir kocakarı hariç.
Ancak yaşlı bir kadın dışında O, geride kalanlardan (oldu).
Geride kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın dışında.
- Bunun üzerine biz de onu ve helak olanların içerisinde kalan bir kocakarı dışında bütün ailesini kurtardık.
Yalnız bir yaşlı kadın hariç; geride kalanlardan idi.
Yalnız bir yaşlı kadın hariç; geride kalanlardan idi.
Ancak (geride) bir yaşlı kadın kaldı.
ancak bir acüze kaldı
Geride kalanlardan aciz dipnot 1 bir kadın hariç.
Geride kalanlardan aciz dipnot 1 bir kadın hariç.
Geride kalanlardan bir aciz dipnot 1 kadın hariç.
Yalnızca geri kalanlar içinde bir kocakarı hariç.
Geri kalanların içinde yalınız bir koca karı vardı.
Sadece yaşlı bir kadın geride kalanlardan oldu.
(160-175) Lut kavmi de gönderilenleri / Resulleri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Lut onlara, sakınmaz mısınız? Kesinlikle ben sizler için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana uyun / tabii olun, sizden bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum muhakkak ki benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir , R abbinizin sizler için yarattığı eşleri / zevceleri bırakıp alemlerden erkeklere mi gidiyorsunuz? Hayır sizler haddi aşan bir kavimsiniz dedi. Dediler Ey Lut eğer ki vazgeçmezsen muhakkak çıkarılanlardan olacaksın . Lut, sizin amelinizi nefretle kınıyorum / buğuz ediyorum, Rabbim beni ve yakın çevremi onların yaptıklarından kurtar dedi. Onu ve yakın çevresinin hepsini kurtardık ancak ihtiyar kocakarı geri de kalanlar içindeydi , sonra diğerlerini yerle bir ettik / dumura uğrattık , yağdırılanı üzerlerine yağdırdık , uyarılanların üzerlerine yağdırılan şey ne kötüydü. Bunda kesinlikle bir gösterge / bir ayet vardır ve onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
Ancak o yaşlı kadın müstesna. O, geride kalanlardan oldu.
Yalnız geride kalanlar arasında bulunan bir kocakarıyı (kurtarmadık).
(Bedeninin) Kalıntısı kalacak olan dipnot 1 ihtiyar bir kadın (Lut'un karısı) hariç dipnot 2 .
Sadece küllere bulanacak bir ihtiyar kadın kaldı dipnot 1 .
Sadece geride kalanlar içindeki (hanımı olan) bir kocakarı hariç.
Sadece geride kalanlar içindeki bir kocakarı hariç.
Ancak geridekiler arasında bir kocakarı kaldı.
Şuarâ suresi, 172. ayet. ثُمَّ دَمَّرْنَا ٱلْـَٔاخَرِينَ
Sonra diğerlerini helak ettik.
Ardından diğerlerini helak etmiştik.
Ardından ötekileri yerle bir ettik;
ve sonra ötekileri kırıp geçirdik;
Sonra diğerlerini yerle bir ettik!
Sonra geride kalanları yerle bir ettik.
Sonra diğerlerini helâk ettik.
Sonra, diğerlerini yerle bir ettik.
- Sonra diğerlerini yerle bir ettik. Üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Ne kötü bir yağmurdu, o uyarılanların yağmuru!
Sonra diğerlerini yerle bir ettik.
Sonra diğerlerini yerle bir ettik.
Sonra geride kalanların hepsini yerle bir ettik.
Sonra geridekileri hep tedmir eyledik
Sonra diğerlerini dumura dipnot 1 uğrattık.
Sonra diğerlerini dumura dipnot 1 uğrattık.
Sonra diğerlerini dumura dipnot 1 uğrattık.
Sonra geride kalanları yerle bir ettik.
Sonra geridekileri (tam bir suretde) helak etdik.
Sonra diğerlerini yerle bir ettik.
(160-175) Lut kavmi de gönderilenleri / Resulleri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Lut onlara, sakınmaz mısınız? Kesinlikle ben sizler için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana uyun / tabii olun, sizden bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum muhakkak ki benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir , R abbinizin sizler için yarattığı eşleri / zevceleri bırakıp alemlerden erkeklere mi gidiyorsunuz? Hayır sizler haddi aşan bir kavimsiniz dedi. Dediler Ey Lut eğer ki vazgeçmezsen muhakkak çıkarılanlardan olacaksın . Lut, sizin amelinizi nefretle kınıyorum / buğuz ediyorum, Rabbim beni ve yakın çevremi onların yaptıklarından kurtar dedi. Onu ve yakın çevresinin hepsini kurtardık ancak ihtiyar kocakarı geri de kalanlar içindeydi , sonra diğerlerini yerle bir ettik / dumura uğrattık , yağdırılanı üzerlerine yağdırdık , uyarılanların üzerlerine yağdırılan şey ne kötüydü. Bunda kesinlikle bir gösterge / bir ayet vardır ve onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
Sonra diğerlerini helâk ettik.
Sonra ötekilerini hep yıktık, helak ettik.
Sonra diğerlerini yerle bir ettik.
Sonra öbürlerini helak ettik.
Sonra, diğerlerini yerle bir ettik.
Sonra, diğerlerini yerle bir ettik.
Sonra ötekileri mahvedip batırdık.
Şuarâ suresi, 173. ayet. وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِم مَّطَرًا فَسَآءَ مَطَرُ ٱلْمُنذَرِينَ
Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kadar da kötü idi!
Üzerlerine büyük bir bela yağmuru yağdırmıştık. Uyarılanların (ama yola gelmeyenlerin) bela yağmuru ne de kötü (olmuştu)!
sonunda (bela) sağanağını üzerlerine boca ettik: gör ki, uyarılan (fakat uslanmayan) kimselerin maruz kaldığı sağanak ne berbattır.
üzerlerine (helak edici) yağmurlar yağdırdık; uyarıl(dıkları halde uslanmay)anların maruz kaldığı yağmur, gerçekten, ne korkunçtur!
Onların üzerine öyle bir yağmur yağdırdık ki! Uyarılanların yağmuru ne kötüdür!
Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık; uyarılıp korkutulanların yağmuru ne kötü.
Üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki... Uyarılanların (fakat yola gelmeyenlerin) yağmuru ne de kötü!
Ve onların üzerine bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür.
- Sonra diğerlerini yerle bir ettik. Üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Ne kötü bir yağmurdu, o uyarılanların yağmuru!
Üzerlerine bir çeşit yağmur yağdırdık; uyarılanların yağmuru ne felaketli bir yağmurdur.
Üzerlerine bir çeşit yağmur yağdırdık; uyarılanların yağmuru ne felaketli bir yağmurdur.
Ve üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki, ne kötü idi O uyarılanların yağmuru!
Ve üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki ne fena idi o münzerin yağmuru
Ve üzerlerine taştan dipnot 1 yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür!
Ve üzerlerine taştan dipnot 1 yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür!
Ve üzerlerine taştan dipnot 1 yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür!
Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık; uyarılıp korkutulanların yağmuru ne kötü.
Üstlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki. (Bak) inzar edilenlerin yağmuru ne kötüdür!
Üzerlerine de bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür.
(160-175) Lut kavmi de gönderilenleri / Resulleri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Lut onlara, sakınmaz mısınız? Kesinlikle ben sizler için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana uyun / tabii olun, sizden bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum muhakkak ki benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir , R abbinizin sizler için yarattığı eşleri / zevceleri bırakıp alemlerden erkeklere mi gidiyorsunuz? Hayır sizler haddi aşan bir kavimsiniz dedi. Dediler Ey Lut eğer ki vazgeçmezsen muhakkak çıkarılanlardan olacaksın . Lut, sizin amelinizi nefretle kınıyorum / buğuz ediyorum, Rabbim beni ve yakın çevremi onların yaptıklarından kurtar dedi. Onu ve yakın çevresinin hepsini kurtardık ancak ihtiyar kocakarı geri de kalanlar içindeydi , sonra diğerlerini yerle bir ettik / dumura uğrattık , yağdırılanı üzerlerine yağdırdık , uyarılanların üzerlerine yağdırılan şey ne kötüydü. Bunda kesinlikle bir gösterge / bir ayet vardır ve onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kadar da kötü idi!
Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık, uyarıl(ıp da yola gelmey)enlerin yağmuru hakikaten çok kötü oldu!
Üzerlerine bir yağmur (pişmiş balçıktan taş ve kül dipnot 1 ) yağdırdık; uyarılmış kişilerin yağmuru ne kötüydü!
Üzerlerine bir yağmur (taş yağmuru dipnot 1 ) yağdırdık; uyarılmış kişilerin yağmuru ne kötüydü.
Üzerlerine şiddetli bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür.
Üzerlerine şiddetli bir yağmur yağdırdık. Uyarılmışların yağmuru ne kötüdür..
Üzerlerine bir de yağmur yağdırdık. Ne de kötüymüş uyarılanların yağmuru!
Şuarâ suresi, 174. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ
Şüphesiz bunda büyük bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.
Çoğu inanmamış olsa da şüphesiz ki bunda bir ders vardır.
Elbet bu (Lut kıssası)nda da alınacak bir ders mutlaka vardır; fakat insanların çoğu yine de inanmayacaklardır.
Bu (kıssada da insanlar için) bir ders vardır; onlardan çoğu (buna) inanmasalar da...
Muhakkak ki bu olayda da bir işaret - ders vardır. . . Ne var ki onların çoğunluğu iman etmemiştir.
Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler.
Elbet bunda büyük bir ibret vardır; fakat çokları iman etmezler.
Aslında, işte bunda, kesinlikle bir gösterge vardır. Oysa onların çoğu inanmaz.
- Bunda kesinlikle bir ders vardır. Onların çoğu inanmamış olsa da. Şüphesiz senin Rabbin çok güçlüdür; çok merhametlidir.
Bunda bir ders var; ancak çokları onaylamaz.
Bunda bir ders var; ancak çokları inanmaz.
Şüphesiz bunda gerçekten bir ibret vardır; ama çoğu iman etmedi.
Şübhesiz bunda mutlak bir ayet var, öyle iken ekserisi mü'min olmadı
Kuşkusuz bunda dipnot 1 bir ayet dipnot 2 vardır. Ama onların çoğu iman edenlerden olmadı.
Kuşkusuz bunda dipnot 1 bir ayet dipnot 2 vardır. Ama onların çoğu iman edenlerden olmadı.
Kuşkusuz bunda dipnot 1 bir ayet dipnot 2 vardır. Ama onların çoğu iman edenlerden olmadı.
Gerçekten bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu inançlı olmamıştır.
Şübhesiz bunda elbette bir ibret vardır. (Fakat) onların çoğu iman ediciler değildir.
Muhakkak ki bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu mü'minler olmadı.
(160-175) Lut kavmi de gönderilenleri / Resulleri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Lut onlara, sakınmaz mısınız? Kesinlikle ben sizler için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana uyun / tabii olun, sizden bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum muhakkak ki benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir , R abbinizin sizler için yarattığı eşleri / zevceleri bırakıp alemlerden erkeklere mi gidiyorsunuz? Hayır sizler haddi aşan bir kavimsiniz dedi. Dediler Ey Lut eğer ki vazgeçmezsen muhakkak çıkarılanlardan olacaksın . Lut, sizin amelinizi nefretle kınıyorum / buğuz ediyorum, Rabbim beni ve yakın çevremi onların yaptıklarından kurtar dedi. Onu ve yakın çevresinin hepsini kurtardık ancak ihtiyar kocakarı geri de kalanlar içindeydi , sonra diğerlerini yerle bir ettik / dumura uğrattık , yağdırılanı üzerlerine yağdırdık , uyarılanların üzerlerine yağdırılan şey ne kötüydü. Bunda kesinlikle bir gösterge / bir ayet vardır ve onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
Şüphesiz bunda büyük bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.
Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar.
İşte bu anlatılanlarda tam bir ayet /bir ibret vardır. Onların çoğu inanıp güvenmiş değillerdi.
İşte bunda tam bir ibret vardır ama bunlardan çoğu inanacak değillerdir.
İşte bunda da bir ayet/ibret vardır. Buna rağmen onların çoğu mümin değillerdir.
İşte bunda da bir ibret vardır. Fakat, onların çoğu yine de inanmış değildir.
Elbette bunda bir ayet var ama onların çoğu müminler değildi.
Şuarâ suresi, 175. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ
Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.
Şüphesiz ki Rabbin güçlüdür, çok merhametlidir. dipnot 1
Ne ki senin rabbin, sınırsız rahmet sahibi olan O yüceler yücesidir.
Şüphesiz senin Rabbin çok acıyıp esirgeyen O yüceler yücesidir!
Kesinlikle Rabbin "HU"; El Aziyz'dir, Er Rahıym'dir.
Ve şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır esirgeyendir.
Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Ve kuşkusuz, Efendin, gerçekten, Üstündür; Merhametlidir.
- Bunda kesinlikle bir ders vardır. Onların çoğu inanmamış olsa da. Şüphesiz senin Rabbin çok güçlüdür; çok merhametlidir.
Kuşkusuz senin Efendin Üstündür, Rahimdir.
Kuşkusuz senin Rabbin Üstündür, Rahimdir.
Ve şüphesiz ki Rabbin, gerçekten çok güçlü ve çok merhametlidir.
Ve şübhesiz ki rabbın o, öyle aziz öyle rahim
Senin Rabb'in, Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Senin Rabbin, Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Senin Rabb'in, Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Ve şüphesiz, senin rabbin, güçlü ve üstün olandır esirgeyendir.
Hakıykat, senin Rabbin, mutlak gaalibdir, çok esirgeyicidir O.
Muhakkak ki Rabbın, elbette O; Aziz'dir, Rahim'dir.
(160-175) Lut kavmi de gönderilenleri / Resulleri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Lut onlara, sakınmaz mısınız? Kesinlikle ben sizler için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana uyun / tabii olun, sizden bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum muhakkak ki benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir , R abbinizin sizler için yarattığı eşleri / zevceleri bırakıp alemlerden erkeklere mi gidiyorsunuz? Hayır sizler haddi aşan bir kavimsiniz dedi. Dediler Ey Lut eğer ki vazgeçmezsen muhakkak çıkarılanlardan olacaksın . Lut, sizin amelinizi nefretle kınıyorum / buğuz ediyorum, Rabbim beni ve yakın çevremi onların yaptıklarından kurtar dedi. Onu ve yakın çevresinin hepsini kurtardık ancak ihtiyar kocakarı geri de kalanlar içindeydi , sonra diğerlerini yerle bir ettik / dumura uğrattık , yağdırılanı üzerlerine yağdırdık , uyarılanların üzerlerine yağdırılan şey ne kötüydü. Bunda kesinlikle bir gösterge / bir ayet vardır ve onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
Muhakkak işte o, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Şüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur.
Şüphesiz senin Rabbin /Sahibin daima üstün ve ikramı bol olandır.
Senin Rabbin pek güçlüdür, ikramı da boldur.
Elbette Rabbin, çok güçlüdür, çok merhametlidir.
Rabbin ise, elbette, güçlü olan, merhametli olan O'dur.
Ve senin Rabbin mutlak Aziz, mutlak Rahim...
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.