Şuarâ suresi · 141–159. ayetler

Sâlih ve Semûd kavmi

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Şuarâ suresi, 141. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 141. ayet. كَذَّبَتْ ثَمُودُ ٱلْمُرْسَلِينَ

    Diyanet İşleri

    Semud kavmi de Peygamberleri yalanladı.

    Mehmet Okuyan

    Semûd (kavmi) de elçileri yalanlamıştı.

    Mustafa İslamoğlu

    Semut (da) elçilerini yalanladı.

    Muhammed Esed

    (Ve) Semud toplumu (da) gönderilen elçilerden (birini) yalanladı.

    Ahmed Hulusi

    Semud da Rasulleri yalanladı.

    Ali Bulaç

    Semud (kavmi) de, gönderilen (elçi)leri yalanladı.

    Ali Özek ve heyeti

    Semûd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla suçladı.

    Ali Rıza Safa

    Semud da gönderilenleri yalanlamıştı.

    Bayraktar Bayraklı

    Semud kavmi de peygamberlerini yalanladı.

    Edip Yüksel

    Semud (halkı) da elçileri yalanladı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Semud (halkı) da elçileri yalanladı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Semüd (kavmi) de gönderilen peygamberleri yalanladı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Semud gönderilen Resulleri tekzib etti

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Semud halkı gönderilmişleri dipnot 1 yalanladı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gönderilmiş resulleri, mesajları.

    Gültekin Onan

    Semud (kavmi) de, gönderilen (elçi)leri yalanladı.

    Hasan Basri Çantay

    Semud (kavmi de gönderilen) peygamberleri tekzib etmişdir.

    İbni Kesir

    Semud da peygamberleri yalanladı.

    Mehmet Alagaş

    (141-159) Semud gönderilenleri / Resul leri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Salih onlara sakınmaz mısınız , ben kesinlikle sizin için güvenilir bir elçiyim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, sizler burada, bahçeler, gözeler, ekinler içerisinde hoş kokulu hazmı kolay hurmalar içerisinde güven içinde bırakılır mısınız / terk edilir misiniz? Dağlarda yonttuğunuz evlerde şımarıklık içerisindesiniz / ferah içerisindesiniz , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , haddi aşanların / müsriflerin emirlerine uymayın / tabi olmayın, ki onlar yerde / arzda bozgunculuk / fesat çıkarırlar düzeltmezler / onarmazlar / ıslah etmezler dedi. Dediler ki, sen muhakkak büyülenmişsin / sihirlenmişsin, sen de bizim benzerimiz gibi bir derilisin / beşersin, eğer söylediklerine bağlı biri isen bize bir gösterge / bir ayet getir. Dedi ki işte bu deve, bilinen bazı günlerde siz suyu içeceksiniz, bilinen bazı günler de o, suyu içecek, ona kötülükle dokunmayın / temas etmeyin , çok büyük bir günün azabı sizi yakalar. Onu boğdular ve pişman oldular / nedamet getirdiler , onları azap yakaladı, Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve de onların çoğunluğu /ekserisi iman eden olmadılar / mümin olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Semûd da rasulleri yalanladılar.

    Süleyman Ateş

    Semud (kavmi) de gönderilen elçileri yalanladı:

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Semud halkı da elçilerini yalancı yerine koydu.

    Şaban Britch

    Semûd Kavmi de peygamberlerini yalanlamıştı.

    Şaban Piriş

    Semud Kavmi de peygamberlerini yalanlamıştı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Semud da peygamlerleri yalanladı.

  2. Şuarâ suresi, 142. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 142. ayet. إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ صَٰلِحٌ أَلَا تَتَّقُونَ

    Diyanet İşleri

    Hani kardeşleri Salih, onlara şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"

    Mehmet Okuyan

    Kardeşleri Salih onlara şöyle demişti: "(Allah'a karşı) takvâlı (duyarlı) olmuyor musunuz?

    Mustafa İslamoğlu

    Hani bir zamanlar onlara da soydaşları Salih şöyle demişti: "Hala sorumlu davranmayacak mısınız?

    Muhammed Esed

    Hani, onlara (da) kardeşleri Salih, "Artık Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşımayacak mısınız?" demişti.

    Ahmed Hulusi

    Hani kardeşleri Salih onlara dedi ki: "Korkup sakınmaz mısınız?"

    Ali Bulaç

    Hani onlara kardeşleri Salih: "Sakınmaz mısınız? demişti.

    Ali Özek ve heyeti

    Kardeşleri Sâlih onlara şöyle demişti: (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?

    Ali Rıza Safa

    Kardeşleri Salih, onlara, şöyle demişti: "Sorumluluk bilincine erişmeyecek misiniz?"

    Bayraktar Bayraklı

    Kardeşleri Salih, onlara, "Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" demişti.

    Edip Yüksel

    Kardeşleri Salih onlara demişti ki, "Erdemli olmaz mısınız?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kardeşleri Salih onlara demişti ki, 'Erdemli olmaz mısınız?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kardeşleri Salih o zaman onlara şöyle demişti: "Allah'tan korkmaz mısınız?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O vakıt ki kardeşleri Salih onlara demişti: Allahdan korkmaz mısınız?

    Erhan Aktaş

    Hani! Kardeşleri Salih onlara: "Takva sahibi olmayacak mısınız?" demişti.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hani! Kardeşleri Salih onlara: "Takva sahibi olmayacak mısınız?" demişti.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hani! Kardeşleri Salih onlara: "Takva sahibi olmayacak mısınız?" demişti.

    Gültekin Onan

    Hani onlara kardeşleri Salih: "Sakınmaz mısınız?" demişti.

    Hasan Basri Çantay

    O zamanda ki biraderleri Saalih onlara: "(Allahdan) korkmaz mısınız?" demişdi.

    İbni Kesir

    Hani onlara kardeşleri Salih demişti ki: Siz, sakınmaz mısınız?

    Mehmet Alagaş

    (141-159) Semud gönderilenleri / Resul leri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Salih onlara sakınmaz mısınız , ben kesinlikle sizin için güvenilir bir elçiyim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, sizler burada, bahçeler, gözeler, ekinler içerisinde hoş kokulu hazmı kolay hurmalar içerisinde güven içinde bırakılır mısınız / terk edilir misiniz? Dağlarda yonttuğunuz evlerde şımarıklık içerisindesiniz / ferah içerisindesiniz , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , haddi aşanların / müsriflerin emirlerine uymayın / tabi olmayın, ki onlar yerde / arzda bozgunculuk / fesat çıkarırlar düzeltmezler / onarmazlar / ıslah etmezler dedi. Dediler ki, sen muhakkak büyülenmişsin / sihirlenmişsin, sen de bizim benzerimiz gibi bir derilisin / beşersin, eğer söylediklerine bağlı biri isen bize bir gösterge / bir ayet getir. Dedi ki işte bu deve, bilinen bazı günlerde siz suyu içeceksiniz, bilinen bazı günler de o, suyu içecek, ona kötülükle dokunmayın / temas etmeyin , çok büyük bir günün azabı sizi yakalar. Onu boğdular ve pişman oldular / nedamet getirdiler , onları azap yakaladı, Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve de onların çoğunluğu /ekserisi iman eden olmadılar / mümin olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hani kardeşleri Salih onlara demişti ki: "Sakınmaz mısınız?"

    Süleyman Ateş

    Kardeşleri Salih, onlara demişti ki: "Korunmaz mısınız?"

    Süleymaniye Vakfı

    Bir gün kardeşleri Salih onlara şöyle demişti: "Yanlış yapmaktan sakınmayacak mısınız?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir gün kardeşleri Salih onlara "kendinize çeki düzen vermeyecek misiniz?

    Şaban Britch

    Kardeşleri Salih, onlara: Hiç Allah’tan sakınmıyor musunuz? demişti.

    Şaban Piriş

    Kardeşleri Salih, onlara: -Hiç Allah'tan korkmuyor musunuz? demişti.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kardeşleri Salih onlara demişti ki: "Siz hiç sakınmıyor musunuz?"

  3. Şuarâ suresi, 143. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 143. ayet. إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ

    Diyanet İşleri

    "Ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."

    Mehmet Okuyan

    Ben size (gönderilmiş) güvenilir bir elçiyim.

    Mustafa İslamoğlu

    Hem bakın, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim:

    Muhammed Esed

    "Bakın ben (O'nun tarafından) size gönderilen güvenilir bir elçiyim;

    Ahmed Hulusi

    "Ben kesinlikle güveneceğiniz bir Rasulüm. "

    Ali Bulaç

    "Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim."

    Ali Özek ve heyeti

    Bilin ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.

    Ali Rıza Safa

    "Aslında, ben, sizin için, güvenilir bir elçiyim!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Şüphesiz ben size gönderilmişgüvenilir bir peygamberim."

    Edip Yüksel

    "Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Haberiniz olsun ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Haberiniz olsun ki ben size gönderilmiş bir Resulüm, eminim

    Erhan Aktaş

    "Sizin için güvenilir bir Resul'üm."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Sizin için güvenilir bir Resulüm."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Sizin için güvenilir bir rasulüm."

    Gültekin Onan

    "Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir (emiyn) bir elçiyim."

    Hasan Basri Çantay

    "Şübhesiz ben size (gönderilmiş) emin bir peygamberim".

    İbni Kesir

    Muhakkak ki ben, size emin bir peygamberim.

    Mehmet Alagaş

    (141-159) Semud gönderilenleri / Resul leri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Salih onlara sakınmaz mısınız , ben kesinlikle sizin için güvenilir bir elçiyim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, sizler burada, bahçeler, gözeler, ekinler içerisinde hoş kokulu hazmı kolay hurmalar içerisinde güven içinde bırakılır mısınız / terk edilir misiniz? Dağlarda yonttuğunuz evlerde şımarıklık içerisindesiniz / ferah içerisindesiniz , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , haddi aşanların / müsriflerin emirlerine uymayın / tabi olmayın, ki onlar yerde / arzda bozgunculuk / fesat çıkarırlar düzeltmezler / onarmazlar / ıslah etmezler dedi. Dediler ki, sen muhakkak büyülenmişsin / sihirlenmişsin, sen de bizim benzerimiz gibi bir derilisin / beşersin, eğer söylediklerine bağlı biri isen bize bir gösterge / bir ayet getir. Dedi ki işte bu deve, bilinen bazı günlerde siz suyu içeceksiniz, bilinen bazı günler de o, suyu içecek, ona kötülükle dokunmayın / temas etmeyin , çok büyük bir günün azabı sizi yakalar. Onu boğdular ve pişman oldular / nedamet getirdiler , onları azap yakaladı, Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve de onların çoğunluğu /ekserisi iman eden olmadılar / mümin olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Ben size gönderilmiş güvenilir bir rasûlüm.”

    Süleyman Ateş

    "Ben sizin için güvenilir bir elçiyim."

    Süleymaniye Vakfı

    Ben sizin için güvenilir bir elçiyim.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ben sizin güveneceğiniz bir elçiyim.

    Şaban Britch

    Ben, sizin için güvenilir bir elçiyim.

    Şaban Piriş

    Ben, sizin için güvenilir bir elçiyim.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Ben sizin için emin bir resulüm."

  4. Şuarâ suresi, 144. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 144. ayet. فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

    Diyanet İşleri

    "Öyle ise Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!"

    Mehmet Okuyan

    Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun ve bana itaat edin!

    Mustafa İslamoğlu

    Şu halde Allah'a karşı sorumlu davranın ve beni izleyin!

    Muhammed Esed

    öyleyse, artık Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyın ve bana itaat edin!

    Ahmed Hulusi

    "O halde Allah'tan (kesinlikle yaptıklarınızın sonucunu yaşatacağı için) korunun ve bana itaat edin. "

    Ali Bulaç

    "Artık Allah'tan korkup sakının ve bana itaat edin."

    Ali Özek ve heyeti

    Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.

    Ali Rıza Safa

    "Artık, Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın ve bana boyun eğin!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Allah'tan sakının ve bana itaat edin!"

    Edip Yüksel

    "ALLAH'ı dinleyip bana uymalısınız."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'ALLAH'ı dinleyip bana uymalısınız.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Gelin Allah'tan korkun ve bana itaat edin.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Gelin Allahdan korkun ve bana itaat edin

    Erhan Aktaş

    "Allah için takva sahibi olun ve bana itaat edin."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Allah için takva sahibi olun ve bana itaat edin."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Allah için takva sahibi olun ve bana itaat edin."

    Gültekin Onan

    "Artık Tanrı'dan korkup sakının ve bana itaat edin."

    Hasan Basri Çantay

    "Artık Allahdan korkun ve bana itaat edin".

    İbni Kesir

    Artık Allah'tan korkun da bana itaat edin.

    Mehmet Alagaş

    (141-159) Semud gönderilenleri / Resul leri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Salih onlara sakınmaz mısınız , ben kesinlikle sizin için güvenilir bir elçiyim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, sizler burada, bahçeler, gözeler, ekinler içerisinde hoş kokulu hazmı kolay hurmalar içerisinde güven içinde bırakılır mısınız / terk edilir misiniz? Dağlarda yonttuğunuz evlerde şımarıklık içerisindesiniz / ferah içerisindesiniz , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , haddi aşanların / müsriflerin emirlerine uymayın / tabi olmayın, ki onlar yerde / arzda bozgunculuk / fesat çıkarırlar düzeltmezler / onarmazlar / ıslah etmezler dedi. Dediler ki, sen muhakkak büyülenmişsin / sihirlenmişsin, sen de bizim benzerimiz gibi bir derilisin / beşersin, eğer söylediklerine bağlı biri isen bize bir gösterge / bir ayet getir. Dedi ki işte bu deve, bilinen bazı günlerde siz suyu içeceksiniz, bilinen bazı günler de o, suyu içecek, ona kötülükle dokunmayın / temas etmeyin , çok büyük bir günün azabı sizi yakalar. Onu boğdular ve pişman oldular / nedamet getirdiler , onları azap yakaladı, Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve de onların çoğunluğu /ekserisi iman eden olmadılar / mümin olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "O halde Allah’tan korkun ve bana itaat edin."

    Süleyman Ateş

    "Allah'tan korkun ve bana ita'at edin."

    Süleymaniye Vakfı

    Artık Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının ve bana gönülden boyun eğin.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'tan çekinin ve sözümü dinleyin dedi.

    Şaban Britch

    Allah’tan sakının ve bana itaat edin.

    Şaban Piriş

    Allah'tan korkun ve bana itaat edin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin."

  5. Şuarâ suresi, 145. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 145. ayet. وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    Diyanet İşleri

    "Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir."

    Mehmet Okuyan

    Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnızca âlemlerin Rabbine aittir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ben bu (davet) karşılığında sizden hiçbir ücret talep etmiyorum; benim ecrimi takdir etmek sadece alemlerin Rabbine düşer."

    Muhammed Esed

    Üstelik, ben sizden herhangi bir karşılık da istiyor değilim; benim hak ettiğim karşılığı vermek alemlerin Rabbinden başkasına düşmez.

    Ahmed Hulusi

    "Bunun için sizden bir karşılık istemiyorum. . . Hizmetimin karşılığı yalnızca Rabb-ül alemin'e aittir. "

    Ali Bulaç

    "Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir."

    Ali Özek ve heyeti

    Buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir.

    Ali Rıza Safa

    "Bunun için, sizden bir karşılık istemiyorum. Benim ödülümü, ancak Evrenlerin Efendisi verir!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Ben bundan dolayı sizden hiçbir karşılık istemiyorum. Benim karşılığımı ancak alemlerin Rabbi verecektir."

    Edip Yüksel

    "Buna karşılık sizden bir ücret de istemiyorum. Benim ücretimi ancak evrenlerin Efendisi öder."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Buna karşılık sizden bir ücret te istemiyorum. Benim ücretimi ancak evrenlerin Rabbi öder.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Buna karşı ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatım ancak alemlerin Rabbine aittir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Buna karşı ben sizden bir ecir istemiyorum, benim ecrim ancak rabbül'alemine aiddir

    Erhan Aktaş

    "Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnızca alemlerin Rabb'ine aittir."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnızca alemlerin Rabb'ine aittir."

    Gültekin Onan

    "Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin rabbine aittir."

    Hasan Basri Çantay

    "Ben buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatım aalemlerin Rabbinden başkasına aaid değildir".

    İbni Kesir

    Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, ancak alemlerin Rabbına aittir.

    Mehmet Alagaş

    (141-159) Semud gönderilenleri / Resul leri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Salih onlara sakınmaz mısınız , ben kesinlikle sizin için güvenilir bir elçiyim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, sizler burada, bahçeler, gözeler, ekinler içerisinde hoş kokulu hazmı kolay hurmalar içerisinde güven içinde bırakılır mısınız / terk edilir misiniz? Dağlarda yonttuğunuz evlerde şımarıklık içerisindesiniz / ferah içerisindesiniz , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , haddi aşanların / müsriflerin emirlerine uymayın / tabi olmayın, ki onlar yerde / arzda bozgunculuk / fesat çıkarırlar düzeltmezler / onarmazlar / ıslah etmezler dedi. Dediler ki, sen muhakkak büyülenmişsin / sihirlenmişsin, sen de bizim benzerimiz gibi bir derilisin / beşersin, eğer söylediklerine bağlı biri isen bize bir gösterge / bir ayet getir. Dedi ki işte bu deve, bilinen bazı günlerde siz suyu içeceksiniz, bilinen bazı günler de o, suyu içecek, ona kötülükle dokunmayın / temas etmeyin , çok büyük bir günün azabı sizi yakalar. Onu boğdular ve pişman oldular / nedamet getirdiler , onları azap yakaladı, Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve de onların çoğunluğu /ekserisi iman eden olmadılar / mümin olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.”

    Süleyman Ateş

    "Ben sizden buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnız alemlerin Rabbine aittir."

    Süleymaniye Vakfı

    Bu iş için sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim sadece Varlıkların Sahibi'ne aittir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu iş için sizden ücret istemiyorum. Benim ücretimi verecek olan sadece alemlerin Rabbidir.

    Şaban Britch

    Bu işe karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim ancak alemlerin Rabbine aittir.

    Şaban Piriş

    Bu işe karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak alemlerin Rabbine aittir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Ben bu iş için sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnız alemlerin Rabbi'ndendir."

  6. Şuarâ suresi, 146. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 146. ayet. أَتُتْرَكُونَ فِى مَا هَٰهُنَآ ءَامِنِينَ

    Diyanet İşleri

    (146-148) "Siz buradaki bahçelerde, pınar başlarında, ekinlerde, meyveleri olgunlaşmış hurmalıklarda güven içinde bırakılacak mısınız?"

    Mehmet Okuyan

    (146, 147, 148) Siz burada, bahçelerde, (su) kaynaklarında, ekinlerin ve salkımları aşağıya sarkmış hurmalıkların içinde güvende bırakılacak mısınız?

    Mustafa İslamoğlu

    "İçinde bulunduğunuz şu konumda böylece bırakılacağınıza dair güvenceniz mi var?

    Muhammed Esed

    Bu bulunduğunuz hal üzere hep böyle güvenlik içinde bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz?

    Ahmed Hulusi

    "(Ne yaparsanız yapın) hep böyle güvende olacağınızı mı sanıyorsunuz?"

    Ali Bulaç

    "Siz burada güvenlik içinde mi bırakılacaksınız?"

    Ali Özek ve heyeti

    Siz burada, güven içinde bırakılacak mısınız (sanırsınız)!

    Ali Rıza Safa

    "Burada güven içinde bırakılacak mısınız?"

    Bayraktar Bayraklı

    "Burada güven içinde bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz?"

    Edip Yüksel

    "Şurada güvenlik içinde mi bırakılacaksınız?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Şurada güvenlik içinde mi bırakılacaksınız?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Siz burada güven içinde bırakılacak mısınız:

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Siz burada emn-ü eman ile bırakılacak mısınız?

    Erhan Aktaş

    "Siz burada; bulunduğunuz yerde hep güven içinde bırakılacak mısınız?"

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Siz burada; bulunduğunuz yerde hep güven içinde bırakılacak mısınız?"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Siz burada; bulunduğunuz yerde hep güven içinde bırakılacak mısınız?"

    Gültekin Onan

    "Siz burada güvenlik (aminiyne) içinde mi bırakılacaksınız?"

    Hasan Basri Çantay

    "Siz burada (ki nimetlerin içinde) emin emin bırakılacak mısınız"?

    İbni Kesir

    Burada emniyet içinde bırakılır mısınız?

    Mehmet Alagaş

    (141-159) Semud gönderilenleri / Resul leri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Salih onlara sakınmaz mısınız , ben kesinlikle sizin için güvenilir bir elçiyim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, sizler burada, bahçeler, gözeler, ekinler içerisinde hoş kokulu hazmı kolay hurmalar içerisinde güven içinde bırakılır mısınız / terk edilir misiniz? Dağlarda yonttuğunuz evlerde şımarıklık içerisindesiniz / ferah içerisindesiniz , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , haddi aşanların / müsriflerin emirlerine uymayın / tabi olmayın, ki onlar yerde / arzda bozgunculuk / fesat çıkarırlar düzeltmezler / onarmazlar / ıslah etmezler dedi. Dediler ki, sen muhakkak büyülenmişsin / sihirlenmişsin, sen de bizim benzerimiz gibi bir derilisin / beşersin, eğer söylediklerine bağlı biri isen bize bir gösterge / bir ayet getir. Dedi ki işte bu deve, bilinen bazı günlerde siz suyu içeceksiniz, bilinen bazı günler de o, suyu içecek, ona kötülükle dokunmayın / temas etmeyin , çok büyük bir günün azabı sizi yakalar. Onu boğdular ve pişman oldular / nedamet getirdiler , onları azap yakaladı, Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve de onların çoğunluğu /ekserisi iman eden olmadılar / mümin olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Siz burada güven içinde bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz?"

    Süleyman Ateş

    "Siz burada güven içinde bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz?"

    Süleymaniye Vakfı

    Burada güven içinde mi bırakılacaksınız?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Burada güven içinde bırakılacağınızı mı zannediyorsunuz?

    Şaban Britch

    Siz, burada (dünyada) güven içinde mi bırakılacaksınız?

    Şaban Piriş

    Siz, burada güven içinde mi bırakılacaksınız?

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Siz burada güven içinde bırakılacak mısınız?"

  7. Şuarâ suresi, 147. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 147. ayet. فِى جَنَّٰتٍ وَعُيُونٍ

    Diyanet İşleri

    (146-148) "Siz buradaki bahçelerde, pınar başlarında, ekinlerde, meyveleri olgunlaşmış hurmalıklarda güven içinde bırakılacak mısınız?"

    Mehmet Okuyan

    (146, 147, 148) Siz burada, bahçelerde, (su) kaynaklarında, ekinlerin ve salkımları aşağıya sarkmış hurmalıkların içinde güvende bırakılacak mısınız?

    Mustafa İslamoğlu

    Envai çeşit bahçeler içinde ve pınar başlarında...

    Muhammed Esed

    Bu bahçeler içre ve bu pınar başlarında;

    Ahmed Hulusi

    "Cennetler (bahçeler) ve pınarlar içinde. . . "

    Ali Bulaç

    "Bahçelerin, pınarların içinde,"

    Ali Özek ve heyeti

    Bahçelerin, pınarların içinde;

    Ali Rıza Safa

    "Bahçelerde ve pınarlarda!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Bahçelerin ve pınarların içerisinde."

    Edip Yüksel

    "Bahçeler, pınarlar, "

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Bahçeler, pınarlar, '

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    cennetler, pınarlar,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O Cennetler, pınarlar

    Gültekin Onan

    "Bahçelerin, pınarların içinde."

    Hasan Basri Çantay

    "Bağların, pınarların içinde",

    İbni Kesir

    Bahçelerde, çeşmelerde.

    Mehmet Alagaş

    (141-159) Semud gönderilenleri / Resul leri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Salih onlara sakınmaz mısınız , ben kesinlikle sizin için güvenilir bir elçiyim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, sizler burada, bahçeler, gözeler, ekinler içerisinde hoş kokulu hazmı kolay hurmalar içerisinde güven içinde bırakılır mısınız / terk edilir misiniz? Dağlarda yonttuğunuz evlerde şımarıklık içerisindesiniz / ferah içerisindesiniz , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , haddi aşanların / müsriflerin emirlerine uymayın / tabi olmayın, ki onlar yerde / arzda bozgunculuk / fesat çıkarırlar düzeltmezler / onarmazlar / ıslah etmezler dedi. Dediler ki, sen muhakkak büyülenmişsin / sihirlenmişsin, sen de bizim benzerimiz gibi bir derilisin / beşersin, eğer söylediklerine bağlı biri isen bize bir gösterge / bir ayet getir. Dedi ki işte bu deve, bilinen bazı günlerde siz suyu içeceksiniz, bilinen bazı günler de o, suyu içecek, ona kötülükle dokunmayın / temas etmeyin , çok büyük bir günün azabı sizi yakalar. Onu boğdular ve pişman oldular / nedamet getirdiler , onları azap yakaladı, Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve de onların çoğunluğu /ekserisi iman eden olmadılar / mümin olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bahçelerde ve akarsular arasında,

    Süleyman Ateş

    "Böyle bahçelerde, çeşme başlarında?"

    Süleymaniye Vakfı

    Bahçelerde, pınar başlarında,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bahçeler içinde, pınarların başında,

    Şaban Britch

    Bahçelerde, pınarlarda...

    Şaban Piriş

    Bahçelerde, pınarlarda...

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Bahçelerde, pınarlarda."

  8. Şuarâ suresi, 148. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 148. ayet. وَزُرُوعٍ وَنَخْلٍ طَلْعُهَا هَضِيمٌ

    Diyanet İşleri

    (146-148) "Siz buradaki bahçelerde, pınar başlarında, ekinlerde, meyveleri olgunlaşmış hurmalıklarda güven içinde bırakılacak mısınız?"

    Mehmet Okuyan

    (146, 147, 148) Siz burada, bahçelerde, (su) kaynaklarında, ekinlerin ve salkımları aşağıya sarkmış hurmalıkların içinde güvende bırakılacak mısınız?

    Mustafa İslamoğlu

    Ekinler ve iç geçirtecek kadar zarif, olgun ve dolgun hurma salkımlarının sarktığı hurmalıklarda...

    Muhammed Esed

    bu ekinler, bu zarif görünüşlü ince sürgünlü hurmalıklar arasında...

    Ahmed Hulusi

    "Ekinler ve tomurcuklarıyla hurma ağaçları!"

    Ali Bulaç

    "Ekinler ve yumuşak tomurcuklu göz alıcı hurmalıklar arasında?"

    Ali Özek ve heyeti

    ekinlerin, salkımları sarkmış hurmalıkların arasında

    Ali Rıza Safa

    "Ekinler ve olgun meyveli hurmalıklar içinde!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Ekinler, salkımlı hurma ağaçları arasında."

    Edip Yüksel

    "Ekinler ve olgun meyveli hurmalıklar içindesiniz."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ekinler ve olgun meyveli hurmalıklar içindesiniz.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    salkımları sarkmış hurmalar, ekinler içinde?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Latıf tal'ı sarkmış hurmalar, ekinler içinde

    Erhan Aktaş

    "Ekinliklerde ve salkımlı hurmalıklarda."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ekinliklerde ve salkımlı hurmalıklarda."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ekinliklerde ve salkımlı hurmalıklarda."

    Gültekin Onan

    "Ekinler ve yumuşak tomurcuklu göz alıcı hurmalıklar arasında?"

    Hasan Basri Çantay

    "Ekinlerin ve tomurcukları nazik, yumuşak hurma ağaçlarının içinde".

    İbni Kesir

    Ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında.

    Mehmet Alagaş

    (141-159) Semud gönderilenleri / Resul leri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Salih onlara sakınmaz mısınız , ben kesinlikle sizin için güvenilir bir elçiyim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, sizler burada, bahçeler, gözeler, ekinler içerisinde hoş kokulu hazmı kolay hurmalar içerisinde güven içinde bırakılır mısınız / terk edilir misiniz? Dağlarda yonttuğunuz evlerde şımarıklık içerisindesiniz / ferah içerisindesiniz , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , haddi aşanların / müsriflerin emirlerine uymayın / tabi olmayın, ki onlar yerde / arzda bozgunculuk / fesat çıkarırlar düzeltmezler / onarmazlar / ıslah etmezler dedi. Dediler ki, sen muhakkak büyülenmişsin / sihirlenmişsin, sen de bizim benzerimiz gibi bir derilisin / beşersin, eğer söylediklerine bağlı biri isen bize bir gösterge / bir ayet getir. Dedi ki işte bu deve, bilinen bazı günlerde siz suyu içeceksiniz, bilinen bazı günler de o, suyu içecek, ona kötülükle dokunmayın / temas etmeyin , çok büyük bir günün azabı sizi yakalar. Onu boğdular ve pişman oldular / nedamet getirdiler , onları azap yakaladı, Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve de onların çoğunluğu /ekserisi iman eden olmadılar / mümin olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ekinler ve meyveleri olgunlaşmış güzel hurma ağaçları arasında,

    Süleyman Ateş

    "Ekinler ve yumuşak tomurcuklu güzel hurmalıklar arasında?"

    Süleymaniye Vakfı

    ekinler ve salkımları sarkmış hurmalıklar arasında mı bırakılacaksınız?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ekinler ve sık tomurcuklu hurmalar arasında yaşamaya,

    Şaban Britch

    Ekinler ve yumuşak tomurcuklu hurmalıklar içinde…

    Şaban Piriş

    Ekinler ve yumuşak tomurcuklu hurmalıklar içinde...

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar içinde."

  9. Şuarâ suresi, 149. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 149. ayet. وَتَنْحِتُونَ مِنَ ٱلْجِبَالِ بُيُوتًا فَٰرِهِينَ

    Diyanet İşleri

    "Bir de dağlardan ustalıkla evler yontuyorsunuz."

    Mehmet Okuyan

    Şımarıklık yaparak dağlardan (kayalardan) evler yontuyorsunuz.

    Mustafa İslamoğlu

    Bir de kalkmış, dağlarda yonttuğumuz görkemli evlerden dolayı şımarıyorsunuz.

    Muhammed Esed

    Ve dağlarda hep böyle ustalıkla evler yontabileceğinizi (mi sanıyorsunuz)?

    Ahmed Hulusi

    "Hünerli ve keyifli olarak dağlardan evler yontuyorsunuz!"

    Ali Bulaç

    "Dağlardan ustalıkla zevkli evler yontuyorsunuz."

    Ali Özek ve heyeti

    (Böyle sanıp) dağlardan ustaca evler yontuyorsunuz (oyup yapıyorsunuz).

    Ali Rıza Safa

    "Dağlarda, ustalıkla evler yontuyorsunuz!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Sevinçle dağlarda evler yaparak?"

    Edip Yüksel

    "Ve dağlardan lüks köşkler yontuyorsunuz."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ve dağlardan lüks köşkler yontuyorsunuz.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ki bir de dağlardan keyifli keyifli evler yontuyorsunuz?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ki bir de dağlardan keyfli keyfli evler yontuyorsunuz

    Erhan Aktaş

    "Ve dağlardan ustalıkla yonttuğunuz evlerde."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ve dağlardan ustalıkla yonttuğunuz evlerde."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ve dağlardan ustalıkla yonttuğunuz evlerde."

    Gültekin Onan

    "Dağlardan ustalıkla zevkli evler yontuyorsunuz."

    Hasan Basri Çantay

    "Dağlardan şımarık şımarık evler yontuyorsunuz".

    İbni Kesir

    Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız?

    Mehmet Alagaş

    (141-159) Semud gönderilenleri / Resul leri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Salih onlara sakınmaz mısınız , ben kesinlikle sizin için güvenilir bir elçiyim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, sizler burada, bahçeler, gözeler, ekinler içerisinde hoş kokulu hazmı kolay hurmalar içerisinde güven içinde bırakılır mısınız / terk edilir misiniz? Dağlarda yonttuğunuz evlerde şımarıklık içerisindesiniz / ferah içerisindesiniz , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , haddi aşanların / müsriflerin emirlerine uymayın / tabi olmayın, ki onlar yerde / arzda bozgunculuk / fesat çıkarırlar düzeltmezler / onarmazlar / ıslah etmezler dedi. Dediler ki, sen muhakkak büyülenmişsin / sihirlenmişsin, sen de bizim benzerimiz gibi bir derilisin / beşersin, eğer söylediklerine bağlı biri isen bize bir gösterge / bir ayet getir. Dedi ki işte bu deve, bilinen bazı günlerde siz suyu içeceksiniz, bilinen bazı günler de o, suyu içecek, ona kötülükle dokunmayın / temas etmeyin , çok büyük bir günün azabı sizi yakalar. Onu boğdular ve pişman oldular / nedamet getirdiler , onları azap yakaladı, Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve de onların çoğunluğu /ekserisi iman eden olmadılar / mümin olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Dağları maharetle oyup alımlı köşkler yapıyorsunuz?”

    Süleyman Ateş

    "Dağlardan ustalıkla evler yontuyorsunuz."

    Süleymaniye Vakfı

    Bir de dağlardan ustalıkla evler oyuyorsunuz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dağları ustalıkla yontup evler yapmaya devam edeceğinizi mi sanıyorsunuz?

    Şaban Britch

    Dağları oyup, ustalıkla evler yapıyorsunuz.

    Şaban Piriş

    Dağları oyup, ustalıkla evler yapıyorsunuz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Keyif içinde, dağlardan evler yontuyorsunuz."

  10. Şuarâ suresi, 150. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 150. ayet. فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

    Diyanet İşleri

    "Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin."

    Mehmet Okuyan

    Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun ve bana itaat edin!

    Mustafa İslamoğlu

    Ama artık Allah'a karşı sorumlu davranın ve beni izleyin!

    Muhammed Esed

    Öyleyse, artık Allah'tan yana bilinç ve duyarlık gösterin ve bana itaat edin;

    Ahmed Hulusi

    "O halde Allah'tan (kesinlikle yaptıklarınızın sonucunu yaşatacağı için) korunun ve bana itaat edin. "

    Ali Bulaç

    "Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin."

    Ali Özek ve heyeti

    Artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin.

    Ali Rıza Safa

    "Artık, Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın ve bana boyun eğin!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin!"

    Edip Yüksel

    "ALLAH'ı dinleyip beni izlemelisiniz."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'ALLAH'ı dinleyip beni izlemelisiniz.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Gelin, Allah'tan korkun da bana itaat edin.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Gelin Allahdan korkun da bana itaat eyleyin

    Erhan Aktaş

    "Allah için takvalı olun ve bana itaat edin."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Allah için takvalı dipnot 1 olun ve bana itaat edin."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vahiy ile kötülükten korunmak. Takva, korunmak, önlemek, saklamak. Kişinin vahye içtenlikle uyarak kendisini kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı koruması ve güvene almasıdır. Takva, sözcük olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Allah için takvalı olun ve bana itaat edin."

    Gültekin Onan

    "Artık Tanrı'dan sakının ve bana itaat edin."

    Hasan Basri Çantay

    "Artık Allahdan korkun ve bana itaat edin".

    İbni Kesir

    O halde Allah'tan korkun da bana itaat edin.

    Mehmet Alagaş

    (141-159) Semud gönderilenleri / Resul leri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Salih onlara sakınmaz mısınız , ben kesinlikle sizin için güvenilir bir elçiyim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, sizler burada, bahçeler, gözeler, ekinler içerisinde hoş kokulu hazmı kolay hurmalar içerisinde güven içinde bırakılır mısınız / terk edilir misiniz? Dağlarda yonttuğunuz evlerde şımarıklık içerisindesiniz / ferah içerisindesiniz , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , haddi aşanların / müsriflerin emirlerine uymayın / tabi olmayın, ki onlar yerde / arzda bozgunculuk / fesat çıkarırlar düzeltmezler / onarmazlar / ıslah etmezler dedi. Dediler ki, sen muhakkak büyülenmişsin / sihirlenmişsin, sen de bizim benzerimiz gibi bir derilisin / beşersin, eğer söylediklerine bağlı biri isen bize bir gösterge / bir ayet getir. Dedi ki işte bu deve, bilinen bazı günlerde siz suyu içeceksiniz, bilinen bazı günler de o, suyu içecek, ona kötülükle dokunmayın / temas etmeyin , çok büyük bir günün azabı sizi yakalar. Onu boğdular ve pişman oldular / nedamet getirdiler , onları azap yakaladı, Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve de onların çoğunluğu /ekserisi iman eden olmadılar / mümin olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Artık Allah’tan korkun ve bana itaat edin."

    Süleyman Ateş

    "Allah'tan korkun ve bana ita'at edin."

    Süleymaniye Vakfı

    Artık Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının ve bana gönülden boyun eğin.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Artık Allah'tan çekinin ve sözümü dinleyin.

    Şaban Britch

    Artık, Allah’tan korkun ve bana itaat edin.

    Şaban Piriş

    Artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Artık Allah'tan sakının da bana itaat edin."

  11. Şuarâ suresi, 151. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 151. ayet. وَلَا تُطِيعُوٓا۟ أَمْرَ ٱلْمُسْرِفِينَ

    Diyanet İşleri

    (151-152) "Yeryüzünde ıslaha çalışmayıp fesat çıkaran haddi aşmışların emrine itaat etmeyin."

    Mehmet Okuyan

    (151, 152) Yeryüzünde bozgunculuk yapıp ıslah edici olmayan haddi aşanların emrine itaat etmeyin!"

    Mustafa İslamoğlu

    Haddi aşanların isteklerine uymayın!

    Muhammed Esed

    ölçüyü aşanların sözüne uymayın;

    Ahmed Hulusi

    "Yetkisini aşanların emrine itaat etmeyin!"

    Ali Bulaç

    "Ve ölçüsüzce davrananların emrine itaat etmeyin."

    Ali Özek ve heyeti

    Aşırı gidenlerin emrine uymayın.

    Ali Rıza Safa

    "Ölçüyü aşanların buyruğuna uymayın!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Aşırı gidenlerin emrine uymayın!"

    Edip Yüksel

    "Sınırı aşanların emrine uymayın."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Sınırı aşanların emrine uymayın.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İtaat etmeyin o kimselere

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İtaat etmeyin o kimselere ki

    Erhan Aktaş

    "Ve müsriflerin dipnot 1 buyruklarına uymayın."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Haddi aşanların, bozgunculuk yapanların, ölçüsüz davrananların, taşkınlık yapanların.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ve müsriflerin dipnot 1 buyruklarına uymayın."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Haddi aşanların, bozgunculuk yapanların, ölçüsüz davrananların, taşkınlık yapanların.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ve müsriflerin dipnot 1 buyruklarına uymayın."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Haddi aşanların, bozgunculuk yapanların, ölçüsüz davrananların, taşkınlık yapanların.

    Gültekin Onan

    "Ve ölçüsüzce davrananların buyruğuna uymayın."

    Hasan Basri Çantay

    "Müfritlerin emrine boyun eğmeyin".

    İbni Kesir

    Müsriflerin emrine itaat etmeyin.

    Mehmet Alagaş

    (141-159) Semud gönderilenleri / Resul leri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Salih onlara sakınmaz mısınız , ben kesinlikle sizin için güvenilir bir elçiyim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, sizler burada, bahçeler, gözeler, ekinler içerisinde hoş kokulu hazmı kolay hurmalar içerisinde güven içinde bırakılır mısınız / terk edilir misiniz? Dağlarda yonttuğunuz evlerde şımarıklık içerisindesiniz / ferah içerisindesiniz , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , haddi aşanların / müsriflerin emirlerine uymayın / tabi olmayın, ki onlar yerde / arzda bozgunculuk / fesat çıkarırlar düzeltmezler / onarmazlar / ıslah etmezler dedi. Dediler ki, sen muhakkak büyülenmişsin / sihirlenmişsin, sen de bizim benzerimiz gibi bir derilisin / beşersin, eğer söylediklerine bağlı biri isen bize bir gösterge / bir ayet getir. Dedi ki işte bu deve, bilinen bazı günlerde siz suyu içeceksiniz, bilinen bazı günler de o, suyu içecek, ona kötülükle dokunmayın / temas etmeyin , çok büyük bir günün azabı sizi yakalar. Onu boğdular ve pişman oldular / nedamet getirdiler , onları azap yakaladı, Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve de onların çoğunluğu /ekserisi iman eden olmadılar / mümin olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Aşırı olanların emrine uymayın!"

    Süleyman Ateş

    "O aşırıların emrine uymayın."

    Süleymaniye Vakfı

    Aşırılık edenlerin isteklerine boyun eğmeyin!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Aşırılık edenlerin isteklerine boyun eğmeyin.

    Şaban Britch

    Aşırı olanların emrine uymayın!

    Şaban Piriş

    Gafil, cahillerin emrine uymayın!

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Savurganlık edenlerin/haddi aşanların buyruğuna uymayın."

  12. Şuarâ suresi, 152. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 152. ayet. ٱلَّذِينَ يُفْسِدُونَ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا يُصْلِحُونَ

    Diyanet İşleri

    (151-152) "Yeryüzünde ıslaha çalışmayıp fesat çıkaran haddi aşmışların emrine itaat etmeyin."

    Mehmet Okuyan

    (151, 152) Yeryüzünde bozgunculuk yapıp ıslah edici olmayan haddi aşanların emrine itaat etmeyin!"

    Mustafa İslamoğlu

    Böyleleri düzeni sağlamadıkları gibi, yeryüzünde fesat çıkarmaktan da geri durmazlar."

    Muhammed Esed

    o ölçüyü aşanlar ki, yeryüzünde düzen ve uyum sağlayacaklarına bozgunculuk yaparlar!"

    Ahmed Hulusi

    "Ki onlar (yetkilerini aşanlar) dünyada insanları yanlışa yönlendirirler, düzeltici olmazlar. "

    Ali Bulaç

    "Ki onlar, yeryüzünde bozgunculuk çıkarıyor ve dirlik, düzenlik kurmuyorlar (ıslah etmiyorlar)."

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyor, fakat ıslâh etmiyorlar.

    Ali Rıza Safa

    "Onlar, yeryüzünde düzeni sağlamak yerine, bozgunculuk yapmak için uğraşırlar!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Onlar, yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar da insanların iyiliğine çalışmıyorlar" dediğinde;

    Edip Yüksel

    "Onlar yeryüzünde iyilik değil kötülük işlerler."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Onlar yeryüzünde iyilik değil kötülük işlerler.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    ki, yeryüzünü fesada verirler de ıslah etmezler."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    yeryüzünü fesada verirler de islah etmezler

    Erhan Aktaş

    "Onlar, yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar, düzeltmiyorlar."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Onlar, yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar, düzeltmiyorlar."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Onlar, yeryüzünde haddi aşarlar ve yıkıcılık yaparlar."

    Gültekin Onan

    "Ki onlar, yeryüzünde bozgunculuk çıkarıyor ve dirlik düzenlik kurmuyorlar (ıslah etmiyorlar)."

    Hasan Basri Çantay

    "Ki onlar yer (yüzün) de fesad yapar, ıslah etmez kimselerdir".

    İbni Kesir

    Onlar ki yeryüzünde bozgunculuk yaparlar da ıslah etmezler.

    Mehmet Alagaş

    (141-159) Semud gönderilenleri / Resul leri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Salih onlara sakınmaz mısınız , ben kesinlikle sizin için güvenilir bir elçiyim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, sizler burada, bahçeler, gözeler, ekinler içerisinde hoş kokulu hazmı kolay hurmalar içerisinde güven içinde bırakılır mısınız / terk edilir misiniz? Dağlarda yonttuğunuz evlerde şımarıklık içerisindesiniz / ferah içerisindesiniz , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , haddi aşanların / müsriflerin emirlerine uymayın / tabi olmayın, ki onlar yerde / arzda bozgunculuk / fesat çıkarırlar düzeltmezler / onarmazlar / ıslah etmezler dedi. Dediler ki, sen muhakkak büyülenmişsin / sihirlenmişsin, sen de bizim benzerimiz gibi bir derilisin / beşersin, eğer söylediklerine bağlı biri isen bize bir gösterge / bir ayet getir. Dedi ki işte bu deve, bilinen bazı günlerde siz suyu içeceksiniz, bilinen bazı günler de o, suyu içecek, ona kötülükle dokunmayın / temas etmeyin , çok büyük bir günün azabı sizi yakalar. Onu boğdular ve pişman oldular / nedamet getirdiler , onları azap yakaladı, Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve de onların çoğunluğu /ekserisi iman eden olmadılar / mümin olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Ki onlar, yeryüzünde bozgunculuk çıkarır ve (hiçbir şeyi) ıslah etmezler."

    Süleyman Ateş

    "Yeryüzünde bozgunculuk yapan, ıslah etmeyen o kimseler(in sözüyle hareket etmeyin)."

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar, yeryüzünde düzeni bozan ve iyileştirmeye çalışmayanlardır."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar bu topraklarda bozgunculuk yaparlar, hiçbir şeyi düzeltmezler."

    Şaban Britch

    Onlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar, ıslah etmiyorlar.

    Şaban Piriş

    Onlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar, düzeltmiyorlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Onlar yeryüzünde bozgun çıkarırlar, barış için çalışmazlar."

  13. Şuarâ suresi, 153. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 153. ayet. قَالُوٓا۟ إِنَّمَآ أَنتَ مِنَ ٱلْمُسَحَّرِينَ

    Diyanet İşleri

    Dediler ki: "Sen ancak büyülenmişlerdensin."

    Mehmet Okuyan

    (Kavmi ise Salih'e) şöyle demişti: "Sen sadece büyülenmişlerdensin.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar dediler ki: "Sen, büyülenmiş birinden başkası değilsin.

    Muhammed Esed

    (Salih'in kavmi:) "Sen mutlaka büyülenmiş birisin!" dediler.

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Sen büyülenmişsin (etki altına girmişsin). "

    Ali Bulaç

    Dediler ki: "Sen ancak büyülenmişlerdensin."

    Ali Özek ve heyeti

    Dediler ki: Sen, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin!

    Ali Rıza Safa

    Dediler ki: "Aslında, sen büyülenmişsin!"

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar şöyle dediler: "Şüphesiz sen sadece büyülenenlerden birisin."

    Edip Yüksel

    Dediler ki, "Sen büyülenmişsin."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dediler ki, 'Sen büyülenmişsin.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Dediler: "Sen iyice büyülenmişlerden birisisin;

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sen dediler: çok büyülenmişlerdensin

    Erhan Aktaş

    "Sen kesinlikle büyülenmişlerdensin." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Sen kesinlikle büyülenmişlerdensin." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Sen kesinlikle büyülenmişlerdensin." dediler.

    Gültekin Onan

    Dediler ki: "Sen ancak büyülenmişlerdensin."

    Hasan Basri Çantay

    "Sen, dediler, ancak (hızlı) büyülenmişlerdensin"!

    İbni Kesir

    Dediler ki: Şüphesiz sen, ancak büyülenmişlerdensin.

    Mehmet Alagaş

    (141-159) Semud gönderilenleri / Resul leri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Salih onlara sakınmaz mısınız , ben kesinlikle sizin için güvenilir bir elçiyim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, sizler burada, bahçeler, gözeler, ekinler içerisinde hoş kokulu hazmı kolay hurmalar içerisinde güven içinde bırakılır mısınız / terk edilir misiniz? Dağlarda yonttuğunuz evlerde şımarıklık içerisindesiniz / ferah içerisindesiniz , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , haddi aşanların / müsriflerin emirlerine uymayın / tabi olmayın, ki onlar yerde / arzda bozgunculuk / fesat çıkarırlar düzeltmezler / onarmazlar / ıslah etmezler dedi. Dediler ki, sen muhakkak büyülenmişsin / sihirlenmişsin, sen de bizim benzerimiz gibi bir derilisin / beşersin, eğer söylediklerine bağlı biri isen bize bir gösterge / bir ayet getir. Dedi ki işte bu deve, bilinen bazı günlerde siz suyu içeceksiniz, bilinen bazı günler de o, suyu içecek, ona kötülükle dokunmayın / temas etmeyin , çok büyük bir günün azabı sizi yakalar. Onu boğdular ve pişman oldular / nedamet getirdiler , onları azap yakaladı, Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve de onların çoğunluğu /ekserisi iman eden olmadılar / mümin olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Dediler ki: “Sen muhakkak aşırı bir şekilde büyülenmişlerdensin.

    Süleyman Ateş

    "Dediler: "Sen, iyice büyülenmişlerdensin."

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar şöyle dediler: "Sen sadece büyülenmiş kişilerdensin.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Sen iyice büyülenmiş kişilerden olmuşsun,

    Şaban Britch

    Sen, ancak büyülenmiş birisin, dediler.

    Şaban Piriş

    -Sen, ancak büyülenmiş birisin, dediler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dediler: "Sen, adamakıllı büyülenmişsin."

  14. Şuarâ suresi, 154. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 154. ayet. مَآ أَنتَ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُنَا فَأْتِ بِـَٔايَةٍ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

    Diyanet İşleri

    "Sen de ancak bizim gibi bir beşersin. Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bize bir mucize getir."

    Mustafa İslamoğlu

    Sen de sadece bizim gibi beşer türüne mensupsun; eğer sözünün arkasında duruyorsan, haydi bir delil getir de (görelim)!"

    Muhammed Esed

    "Bizim gibi ölümlü bir insandan başka bir şey değilsin! Eğer doğru sözlü biriysen, bize bir alamet getir (de görelim)!"

    Ahmed Hulusi

    "Sen yalnızca bizim benzerimiz bir beşersin (ama kendini farklı sanıyorsun)! Eğer sözünde sadıksan hadi bir mucize göster!"

    Ali Bulaç

    "Sen yalnızca bizim benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsin; eğer doğru sözlü isen, bu durumda bir ayet (mucize) getir görelim."

    Ali Özek ve heyeti

    Sen de ancak bizim gibi bir insansın. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bize bir mucize getir.

    Ali Rıza Safa

    "Bizler gibi bir insanoğlundan başkası değilsin. Madem öyle, bize bir mucize getir; eğer doğruyu söylüyorsan?"

    Bayraktar Bayraklı

    "Sen de bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsin. Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bize bir mucize getir!" dediler.

    Edip Yüksel

    "Sen bizim gibi bir insansın. Doğru sözlü isen bize bir mucize getir bakalım."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Sen bizim gibi bir insansın. Doğru sözlü isen bize bir mucize getir bakalım.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sen de bizim gibi bir beşerden başka bir şey değilsin; haydi bir ayet (mucize) getir, eğer doğru konuşanlardan isen!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sen bizim gibi bir beşerden başka nesin? Haydi bir ayet getir eğer sadıklardan isen

    Erhan Aktaş

    "Sen de ancak bizim gibi bir beşersin. dipnot 1 Eğer doğru söyleyenlerden isen bize bir ayet dipnot 2 getir."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sıradan, normal bir İnsan. Her İnsan gibi, İnsan olmanın dışında İnsanüstü hiçbir özelliği olmayan İnsan.
    2. metne dön, dipnot 2
      Mucize, kanıt, belge, gösterge.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Sen de ancak bizim gibi bir beşersin dipnot 1 . Eğer doğru söyleyenlerden isen bize bir ayet dipnot 2 getir."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sıradan, normal bir insan. Her insan gibi, insan olmanın dışında insanüstü hiçbir özelliği olmayan insan.
    2. metne dön, dipnot 2
      Mucize, kanıt, belge, gösterge.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Sen de ancak bizim gibi bir insansın. Eğer doğru söyleyenlerden isen bize bir ayet dipnot 1 getir."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mucize, kanıt, belge, gösterge.

    Gültekin Onan

    "Sen yalnızca bizim benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsin; eğer doğru sözlü isen bu durumda bir ayet getir görelim."

    Hasan Basri Çantay

    "Sen bizim gibi bir beşerden başkası değilsin. Bununla beraber eğer (peygamberlik da'vaasında) doğruculardan isen haydi bir ayet (mu'cize) getir".

    İbni Kesir

    Hem sen, bizim gibi insandan başka bir şey değilsin. Şayet sadıklardan isen o zaman bir ayet getir.

    Mehmet Alagaş

    (141-159) Semud gönderilenleri / Resul leri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Salih onlara sakınmaz mısınız , ben kesinlikle sizin için güvenilir bir elçiyim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, sizler burada, bahçeler, gözeler, ekinler içerisinde hoş kokulu hazmı kolay hurmalar içerisinde güven içinde bırakılır mısınız / terk edilir misiniz? Dağlarda yonttuğunuz evlerde şımarıklık içerisindesiniz / ferah içerisindesiniz , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , haddi aşanların / müsriflerin emirlerine uymayın / tabi olmayın, ki onlar yerde / arzda bozgunculuk / fesat çıkarırlar düzeltmezler / onarmazlar / ıslah etmezler dedi. Dediler ki, sen muhakkak büyülenmişsin / sihirlenmişsin, sen de bizim benzerimiz gibi bir derilisin / beşersin, eğer söylediklerine bağlı biri isen bize bir gösterge / bir ayet getir. Dedi ki işte bu deve, bilinen bazı günlerde siz suyu içeceksiniz, bilinen bazı günler de o, suyu içecek, ona kötülükle dokunmayın / temas etmeyin , çok büyük bir günün azabı sizi yakalar. Onu boğdular ve pişman oldular / nedamet getirdiler , onları azap yakaladı, Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve de onların çoğunluğu /ekserisi iman eden olmadılar / mümin olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Sen de ancak bizim gibi bir beşersin. Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bize bir mucize getir.”

    Süleyman Ateş

    "Sen de bizim gibi bir insansın. Eğer doğrulardansan bize bir mu'cize getir."

    Süleymaniye Vakfı

    Sen sadece bizim gibi bir beşersin. Doğru söyleyenlerdensen haydi bize bir mucize getir!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Oysa bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsin. Haklıysan bize bir belge getir," dediler

    Şaban Britch

    Sen de sadece bizim gibi bir insansın. Eğer, sözlerin doğruysa bize bir ayet/ mucize getir bakalım.

    Şaban Piriş

    Sen de sadece bizim gibi bir insansın. Eğer, sözlerin doğruysa bize bir mucize getir bakalım.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Sen de bizim gibi bir insansın. Eğer doğru sözlülerden isen, hadi bir mucize getir."

  15. Şuarâ suresi, 155. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 155. ayet. قَالَ هَٰذِهِۦ نَاقَةٌ لَّهَا شِرْبٌ وَلَكُمْ شِرْبُ يَوْمٍ مَّعْلُومٍ

    Diyanet İşleri

    Salih, şöyle dedi: "İşte bir dişi deve! Onun (belli bir gün) su içme hakkı var, sizin de belli bir gün su içme hakkınız vardır."

    Mehmet Okuyan

    (Salih de) şöyle demişti: "İşte (delil) bu dişi devedir. (Belirli bir gün) su içme (hakkı) onun; belirli (bir) günün içme (hakkı da) sizindir! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Kamer 54:28.

    Mustafa İslamoğlu

    "(İstediğiniz delil), işte şu (sahipsiz) dişi devedir!" dedi, "Su içme hakkı (belli bir gün) ona, belli bir gün de size aittir.

    Muhammed Esed

    (Salih:) "(İşte) şu dişi deve; su içme hakkı (belirli bir gün) onun, belirli günlerde de sizindir;

    Ahmed Hulusi

    (Salih) dedi ki: "Şu (başıboş) dişi deve. . . Onun da bir su içme sırası var, sizin develerinizin de. . . "

    Ali Bulaç

    Dedi ki: "İşte, bu bir dişi devedir; su içme hakkı (bir gün) onun, belli bir günün su içme hakkı da sizindir."

    Ali Özek ve heyeti

    Salih: İşte (mucize) bu dişi devedir; onun bir su içme hakkı vardır, belli bir günün içme hakkı da sizindir, dedi.

    Ali Rıza Safa

    Dedi ki: "İşte şu dişi deve! Onun, su içme hakkı vardır. Belirli bir günde de su içme hakkı sizindir!"

    Bayraktar Bayraklı

    Salih ise şöyle dedi: "İşte,mucize bu dişi devedir. Belirli bir gün onun da, sizin de su içme hakkınız vardır."

    Edip Yüksel

    Dedi ki, "İşte şu deve. Onun su içeceği belli bir zamanı vardır. Sizin de su içeceğiniz belli bir gününüz vardır." dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Elçilerin getirdikleri mucizeler, çağlarındaki insanların ilgilendikleri ve bildikleri konular cinsindendir. Hayvancılık konusunda uzman olan bir toplum matematiksel bir mucizeyi değil, iyi tanıdıkları inatçı devenin ancak bildirilen bir zamanda su içmesini daha iyi değerlendirir ve takdir ederlerdi. Tabii bizim için bunun tersi söz konusudur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dedi ki, 'İşte şu deve. Onun su içeceği belli bir zamanı vardır. Sizin de su içeceğiniz belli bir gününüz vardır.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (Salih): "İşte (o mucize) bir dişi deve; su hakkı bir (gün) ona, belli bir günün su hakkı da size;

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ha, dedi: işte bir naka ona bir şirb hakkı, size de ma'lum bir günün şirb hakkı

    Erhan Aktaş

    "İşte bu dişi deve. dipnot 1 Su içme hakkı; belirli bir gün onun ve belirli bir gün sizindir." dedi.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Herhangi bir kimseye ait olmayan, toplumun ortak malı olan. Sahibi toplum olan, kamuya ait deve.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "İşte bu dişi deve. dipnot 1 Su içme hakkı; belirli bir gün onun ve belirli bir gün sizindir." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Herhangi bir kimseye ait olmayan, toplumun ortak malı olan. Sahibi toplum olan, kamuya ait deve.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "İşte bu dişi deve. dipnot 1 Su içme hakkı; belirli bir gün onun ve belirli bir gün sizindir." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her hangi bir kimseye ait olmayan, toplumun ortak malı olan. Sahibi toplum olan, deve.

    Gültekin Onan

    Dedi ki: "İşte, bu bir dişi devedir; su içme hakkı (bir gün) onun, belli bir günün su içme hakkı da sizindir."

    Hasan Basri Çantay

    (Saalih) dedi: "İşte bu dişi deve. Su içme hakkı (bir gün) onundur, belli bir günün içme hakkı da sizin".

    İbni Kesir

    Dedi ki: İşte şu devedir. Su içme hakkı; belirli bir gün onun ve belirli bir gün sizindir.

    Mehmet Alagaş

    (141-159) Semud gönderilenleri / Resul leri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Salih onlara sakınmaz mısınız , ben kesinlikle sizin için güvenilir bir elçiyim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, sizler burada, bahçeler, gözeler, ekinler içerisinde hoş kokulu hazmı kolay hurmalar içerisinde güven içinde bırakılır mısınız / terk edilir misiniz? Dağlarda yonttuğunuz evlerde şımarıklık içerisindesiniz / ferah içerisindesiniz , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , haddi aşanların / müsriflerin emirlerine uymayın / tabi olmayın, ki onlar yerde / arzda bozgunculuk / fesat çıkarırlar düzeltmezler / onarmazlar / ıslah etmezler dedi. Dediler ki, sen muhakkak büyülenmişsin / sihirlenmişsin, sen de bizim benzerimiz gibi bir derilisin / beşersin, eğer söylediklerine bağlı biri isen bize bir gösterge / bir ayet getir. Dedi ki işte bu deve, bilinen bazı günlerde siz suyu içeceksiniz, bilinen bazı günler de o, suyu içecek, ona kötülükle dokunmayın / temas etmeyin , çok büyük bir günün azabı sizi yakalar. Onu boğdular ve pişman oldular / nedamet getirdiler , onları azap yakaladı, Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve de onların çoğunluğu /ekserisi iman eden olmadılar / mümin olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Salih, şöyle dedi: “İşte bir dişi deve! Onun (belli bir gün) su içme hakkı var, sizin de belli bir gün su içme hakkınız vardır.”

    Süleyman Ateş

    Dedi: "İşte bu dişi deve (mu'cize)dir. (Bir gün) onun su içme hakkı var, belli bir günün su içme hakkı da sizin."

    Süleymaniye Vakfı

    (Salih:) "İşte bu bir dişi deve! Su içme hakkı belli gün onun, belli gün de sizindir." dedi dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şehrin suyunu bir gün halk, bir gün de deve içiyordu. Bir devenin, şehrin bütün suyunu içebilecek yapıda olması, onun bir mucize olduğunu açıkça gösteriyordu. Bu mucize, Salih aleyhisselamın elçiliğinin belgesiydi. A'raf 7/73, Kamer 54/27-29.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "İşte size bir dişi deve! Su belli bir gün onun, diğer gün sizin olacak, dedi.

    Şaban Britch

    İşte şu, bir devedir. Su içme hakkı (belli bir gün) onundur, belli bir gün sizindir, dedi.

    Şaban Piriş

    -İşte şu, bir devedir. Su içme hakkı belli bir gün onundur, belli bir gün sizindir, dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dedi: "Şu bir dişi devedir. Onun su içme hakkı var. Belli bir günde su içme hakkı da sizin."

  16. Şuarâ suresi, 156. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 156. ayet. وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوٓءٍ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابُ يَوْمٍ عَظِيمٍ

    Diyanet İşleri

    "Sakın ona bir kötülük dokundurmayın. Yoksa büyük bir günün azabı sizi yakalar."

    Mustafa İslamoğlu

    Sakın ola ona bir kötülük yapayım demeyin! Bu takdirde sizi korkunç bir günün azabı yakalar."

    Muhammed Esed

    öyleyse, sakın ona bir kötülük yapmayın, yoksa büyük, çetin bir günün azabı gelip sizi bulur!" dedi.

    Ahmed Hulusi

    "(Sakın) ona kötülük yapmayın. (Aksi takdirde) sizi çok güçlü bir sürecin azabı yakalar. "

    Ali Bulaç

    "Ona bir kötülükle dokunmayın, sonra büyük bir günün azabı sizi yakalar.

    Ali Özek ve heyeti

    Ona bir kötülükle ilişmeyin, yoksa sizi muazzam bir günün azabı yakalayıverir.

    Ali Rıza Safa

    "Ona, bir kötülük yapmayın. Yoksa Büyük Gün'ün cezası sizi yakalar!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Ona bir kötülük yapmayınız! Aksi takdirde başınıza büyük bir felaket gelir."

    Edip Yüksel

    "Ona bir kötülük dokundurmayın. Yoksa büyük bir günün cezasına çarpılırsınız."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ona bir kötülük dokundurmayın. Yoksa büyük bir günün cezasına çarpılırsınız.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    sakın ona bir kötülükle ilişmeyin, yoksa sizi büyük bir günün azabı yakalar." dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sakın ona bir kötülükle ilişmeyin ki o yüzden sizi büyük bir günün azabı yakalar

    Erhan Aktaş

    "Sakın ona bir kötülük dokundurmayın. Yoksa büyük günün azabı sizi yakalar."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Sakın ona bir kötülük dokundurmayın. Yoksa büyük günün azabı sizi yakalar."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Sakın ona zarar vermeyin. Yoksa büyük günün azabı sizi yakalar."

    Gültekin Onan

    "Ona bir kötülükle dokunmayın, sonra büyük bir günün azabı sizi yakalar."

    Hasan Basri Çantay

    "Ona bir kötülükle ilişmeyin. Sonra sizi büyük bir günün azabı yakalar".

    İbni Kesir

    Sakın ona bir kötülük yapmayın. Yoksa sizi büyük bir günün azabı yakalayıverir.

    Mehmet Alagaş

    (141-159) Semud gönderilenleri / Resul leri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Salih onlara sakınmaz mısınız , ben kesinlikle sizin için güvenilir bir elçiyim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, sizler burada, bahçeler, gözeler, ekinler içerisinde hoş kokulu hazmı kolay hurmalar içerisinde güven içinde bırakılır mısınız / terk edilir misiniz? Dağlarda yonttuğunuz evlerde şımarıklık içerisindesiniz / ferah içerisindesiniz , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , haddi aşanların / müsriflerin emirlerine uymayın / tabi olmayın, ki onlar yerde / arzda bozgunculuk / fesat çıkarırlar düzeltmezler / onarmazlar / ıslah etmezler dedi. Dediler ki, sen muhakkak büyülenmişsin / sihirlenmişsin, sen de bizim benzerimiz gibi bir derilisin / beşersin, eğer söylediklerine bağlı biri isen bize bir gösterge / bir ayet getir. Dedi ki işte bu deve, bilinen bazı günlerde siz suyu içeceksiniz, bilinen bazı günler de o, suyu içecek, ona kötülükle dokunmayın / temas etmeyin , çok büyük bir günün azabı sizi yakalar. Onu boğdular ve pişman oldular / nedamet getirdiler , onları azap yakaladı, Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve de onların çoğunluğu /ekserisi iman eden olmadılar / mümin olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Sakın ona bir kötülükle dokunmayın. Yoksa büyük bir günün azabı sizi yakalar.”

    Süleyman Ateş

    "Sakın, ona bir kötülük dokundurmayın, sonra büyük bir günün azabı sizi yakalar."

    Süleymaniye Vakfı

    "Ona bir kötülük etmeyin, yoksa büyük bir günün azabı sizi yakalar."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ona bir kötülük yapmayın, yoksa çok zor bir günün azabına çarpılırsınız."

    Şaban Britch

    Sakın ona bir kötülük etmeyin; yoksa sizi büyük bir günün azabı yakalar.

    Şaban Piriş

    Sakın ona bir kötülük etmeyin; yoksa sizi korkunç bir günün azabı yakalar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Ona kötülükle ilişmeyin. Yoksa büyük bir günün azabı sizi yakalar."

  17. Şuarâ suresi, 157. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 157. ayet. فَعَقَرُوهَا فَأَصْبَحُوا۟ نَٰدِمِينَ

    Diyanet İşleri

    Derken onu kestiler, fakat pişman oldular.

    Mustafa İslamoğlu

    Buna rağmen onlar, onu işkence yaparak vahşice katlettiler; fakat sonunda pişman oldular;

    Muhammed Esed

    Bütün bu uyarılara rağmen onlar yine de o deveyi hoyratça boğazladılar; ama bunu yaptıklarına (çok geçmeden) pişman oldular;

    Ahmed Hulusi

    (Uyarıyı dinlemeyip) dişi deveyi vahşice boğazladılar; sonunda da çok pişman oldular.

    Ali Bulaç

    "Sonunda onu (yine de) kestiler, ancak pişman oldular."

    Ali Özek ve heyeti

    Buna rağmen onlar deveyi kestiler; ama pişman da oldular.

    Ali Rıza Safa

    Yine de onu kestiler. Sonra pişman oldular.

    Bayraktar Bayraklı

    Buna rağmen onlar deveyi kestiler, ama sonunda pişman oldular.

    Edip Yüksel

    Nihayet onu kestiler; ancak pişman oldular.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Nihayet onu kestiler; ancak pişman oldular.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Derken onu vurdular, fakat pişman oldular;

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Derken onu vurdular, fakat nadim oldular

    Erhan Aktaş

    Derken onu boğazladılar. Sonra da pişman oldular.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Derken onu boğazladılar. Sonra da pişman oldular.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Derken onu kestiler. Sonra da pişman oldular."

    Gültekin Onan

    Sonunda onu (yine de) kestiler, ancak pişman oldular.

    Hasan Basri Çantay

    Derken onu kesdiler. Fakat peşiman oldular.

    İbni Kesir

    Onlar ise onu kestiler de pişman oldular.

    Mehmet Alagaş

    (141-159) Semud gönderilenleri / Resul leri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Salih onlara sakınmaz mısınız , ben kesinlikle sizin için güvenilir bir elçiyim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, sizler burada, bahçeler, gözeler, ekinler içerisinde hoş kokulu hazmı kolay hurmalar içerisinde güven içinde bırakılır mısınız / terk edilir misiniz? Dağlarda yonttuğunuz evlerde şımarıklık içerisindesiniz / ferah içerisindesiniz , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , haddi aşanların / müsriflerin emirlerine uymayın / tabi olmayın, ki onlar yerde / arzda bozgunculuk / fesat çıkarırlar düzeltmezler / onarmazlar / ıslah etmezler dedi. Dediler ki, sen muhakkak büyülenmişsin / sihirlenmişsin, sen de bizim benzerimiz gibi bir derilisin / beşersin, eğer söylediklerine bağlı biri isen bize bir gösterge / bir ayet getir. Dedi ki işte bu deve, bilinen bazı günlerde siz suyu içeceksiniz, bilinen bazı günler de o, suyu içecek, ona kötülükle dokunmayın / temas etmeyin , çok büyük bir günün azabı sizi yakalar. Onu boğdular ve pişman oldular / nedamet getirdiler , onları azap yakaladı, Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve de onların çoğunluğu /ekserisi iman eden olmadılar / mümin olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Derken onu kestiler de pişman oluverdiler.

    Süleyman Ateş

    Nihayet onu kestiler, ama pişman oldular.

    Süleymaniye Vakfı

    Yine de o deveyi ayaklarını keserek öldürdüler, sonra pişman oldular.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra o deveyi kestiler ama yaptıklarına pişman oldular.

    Şaban Britch

    Buna rağmen kestiler sonra da pişman oldular.

    Şaban Piriş

    Buna rağmen kestiler sonra da pişman oldular.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onu yere yatırıp kestiler. Sonra da pişman oldular.

  18. Şuarâ suresi, 158. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 158. ayet. فَأَخَذَهُمُ ٱلْعَذَابُ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

    Diyanet İşleri

    Böylece onları azap yakaladı. Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.

    Mehmet Okuyan

    (Ama çoktan) o azap kendilerini yakalamıştı. Çoğu inanmamış olsa da şüphesiz ki bunda, bir ders vardır.

    Mustafa İslamoğlu

    çünkü onları malum azap kıskıvrak yakalamıştı. Elbet bu (Salih kıssası)nda da, alınacak bir ders mutlaka vardır; fakat insanları çoğu yine de inanmayacaklardır.

    Muhammed Esed

    çünkü (Salih'in önceden haber verdiği) azap onları kıskıvrak yakaladı. Şüphesiz bu (kıssada da insanlar için) bir ders vardır; onlardan çoğu (buna) inanmasalar da...

    Ahmed Hulusi

    Sonunda o azap onları çarptı! Muhakkak ki bu olayda bir işaret - ders vardır. . . Onların çoğunluğu iman etmemişlerdir!

    Ali Bulaç

    Böylece azab onları yakaladı. Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler.

    Ali Özek ve heyeti

    Bunun üzerine onları azap yakaladı. Doğrusu bunda, büyük bir ders vardır; ama çokları iman etmezler.

    Ali Rıza Safa

    Sonunda, ceza onları yakaladı. Aslında, işte bunda, kesinlikle bir gösterge vardır. Oysa onların çoğu inanmaz.

    Bayraktar Bayraklı

    Çünkü felaket başlarına geldi. Onların çoğu inanmamış olsa da,bunda kesinlikle bir ders vardır.

    Edip Yüksel

    Ve ceza onları yakaladı. Bunda bir ders var; ancak çoğunluk onaylamaz."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve ceza onları yakaladı. Bunda bir ders var; ancak çoğunluk inanmaz.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    çünkü kendilerini azap yakalayıverdi. Şüphesiz bunda (alınacak) bir ibret vardır; ama çoğu iman etmedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Çünkü kendilerini azab yakalayıverdi şüphesiz bunda mutlak bir ayet var öyle iken ekserisi mü'min olmadı

    Gültekin Onan

    Böylece azab onları yakaladı. Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu inançlı olmamıştır / değildir.

    Hasan Basri Çantay

    Çünkü kendilerini o azab yakalayıverdi. Şübhesiz bunda mutlak bir ayet (ibret) vardır. Böyle iken onların çoğu iman ediciler değildir.

    İbni Kesir

    Bunun üzerine azab onları yakaladı. Muhakkak ki bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu mü'minler olmadı.

    Mehmet Alagaş

    (141-159) Semud gönderilenleri / Resul leri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Salih onlara sakınmaz mısınız , ben kesinlikle sizin için güvenilir bir elçiyim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, sizler burada, bahçeler, gözeler, ekinler içerisinde hoş kokulu hazmı kolay hurmalar içerisinde güven içinde bırakılır mısınız / terk edilir misiniz? Dağlarda yonttuğunuz evlerde şımarıklık içerisindesiniz / ferah içerisindesiniz , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , haddi aşanların / müsriflerin emirlerine uymayın / tabi olmayın, ki onlar yerde / arzda bozgunculuk / fesat çıkarırlar düzeltmezler / onarmazlar / ıslah etmezler dedi. Dediler ki, sen muhakkak büyülenmişsin / sihirlenmişsin, sen de bizim benzerimiz gibi bir derilisin / beşersin, eğer söylediklerine bağlı biri isen bize bir gösterge / bir ayet getir. Dedi ki işte bu deve, bilinen bazı günlerde siz suyu içeceksiniz, bilinen bazı günler de o, suyu içecek, ona kötülükle dokunmayın / temas etmeyin , çok büyük bir günün azabı sizi yakalar. Onu boğdular ve pişman oldular / nedamet getirdiler , onları azap yakaladı, Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve de onların çoğunluğu /ekserisi iman eden olmadılar / mümin olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bunun üzerine azap onları yakaladı. Muhakkak bunda bir ayet vardır ama onların çoğu iman etmediler.

    Süleyman Ateş

    Ve azab onları yakaladı. Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar.

    Süleymaniye Vakfı

    Sonra o azap onları yakaladı dipnot 1 . Bu olayda kesin bir ibret /bir ayet vardır ama bunların çoğu inanıp güvenmiş kimseler değillerdi.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O azap onları hemen yakaladı. Bu olayda kesin bir belge vardır ama bunların çoğu inanacak değillerdir.

    Şaban Britch

    Çünkü onları azap yakaladı. Bu olayda gerçekten bir ibret vardır. Buna rağmen onların çoğu mümin değillerdir.

    Şaban Piriş

    Çünkü onları azap yakaladı. Bu olayda gerçekten bir ibret vardır. Fakat onların çoğu yine de iman etmiş değildir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sonunda azap onları yakaladı. Bunda elbette bir ibret var. Ama onların çoğu inanan kişiler değildi.

  19. Şuarâ suresi, 159. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 159. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki Rabbin güçlüdür, çok merhametlidir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. Salih'in ve Semûd kavminin kıssası hakkında bkz. A‘râf 7:73-79; Tevbe 9:70; Hûd 11:61-68; İbrâhîm 14:9; İsrâ 17:59; Hacc 22:42; Furkân 25:38; Şu‘arâ 26:141-159; Neml 27:45-53; ‘Ankebût 29:38; Sâd 38:12; Mü'min 40:31; Fussilet 41:17-18; Kâf 50:12; Zâriyât 51:43-45; Necm 53:51; Kamer 54:23-32; Hâkka 69:4-5; Burûc 85:18; Fecr 89:9; Şems 91:11-15.

    Mustafa İslamoğlu

    Ne ki senin Rabbin, sınırsız rahmet sahibi olan O yüceler yücesidir.

    Muhammed Esed

    Ve şüphesiz senin Rabbin çok acıyıp esirgeyen O yüceler yücesidir!

    Ahmed Hulusi

    Kesinlikle Rabbin "HU"; El Aziyz'dir, Er Rahıym'dir.

    Ali Bulaç

    Ve şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.

    Ali Rıza Safa

    Ve kuşkusuz, Efendin, gerçekten, Üstündür; Merhametlidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz senin Rabbin çok güçlüdür;çok merhametlidir.

    Edip Yüksel

    Kuşkusuz senin Efendin Üstündür, Rahimdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kuşkusuz senin Rabbin Üstündür, Rahimdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve şüphesiz Rabbin gerçekten, O, çok güçlü ve çok merhametlidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve şüphesiz rabbın o, öyle aziz öyle rahim

    Erhan Aktaş

    Rabb'in, Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Rabbin, Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rabb'in, Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Gültekin Onan

    Ve şüphesiz, senin rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir.

    Hasan Basri Çantay

    Hakıykat, senin Rabbin, mutlak gaalibdir, çok esirgeyicidir O.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki Rabbın, elbette O; Aziz'dir, Rahim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (141-159) Semud gönderilenleri / Resul leri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Salih onlara sakınmaz mısınız , ben kesinlikle sizin için güvenilir bir elçiyim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, sizler burada, bahçeler, gözeler, ekinler içerisinde hoş kokulu hazmı kolay hurmalar içerisinde güven içinde bırakılır mısınız / terk edilir misiniz? Dağlarda yonttuğunuz evlerde şımarıklık içerisindesiniz / ferah içerisindesiniz , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , haddi aşanların / müsriflerin emirlerine uymayın / tabi olmayın, ki onlar yerde / arzda bozgunculuk / fesat çıkarırlar düzeltmezler / onarmazlar / ıslah etmezler dedi. Dediler ki, sen muhakkak büyülenmişsin / sihirlenmişsin, sen de bizim benzerimiz gibi bir derilisin / beşersin, eğer söylediklerine bağlı biri isen bize bir gösterge / bir ayet getir. Dedi ki işte bu deve, bilinen bazı günlerde siz suyu içeceksiniz, bilinen bazı günler de o, suyu içecek, ona kötülükle dokunmayın / temas etmeyin , çok büyük bir günün azabı sizi yakalar. Onu boğdular ve pişman oldular / nedamet getirdiler , onları azap yakaladı, Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve de onların çoğunluğu /ekserisi iman eden olmadılar / mümin olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Muhakkak senin Rabbin Azîz olandır, Rahîm olandır.

    Süleyman Ateş

    Şüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur.

    Süleymaniye Vakfı

    Şüphesiz senin Rabbin /Sahibin daima üstün ve ikramı bol olandır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Senin Rabbin pek güçlüdür, ikramı boldur.

    Şaban Britch

    Elbette Rabbin, çok güçlüdür, çok merhametlidir.

    Şaban Piriş

    Rabbin ise, elbette güçlü olan, merhametli olan O'dur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve senin Rabbin mutlak Aziz, mutlak Rahim'dir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.