Tûr suresi · 44–49. ayetler

Bırak onları; Rabbinin hükmüne sabret

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Tûr suresi, 44. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tûr suresi, 44. ayet. وَإِن يَرَوْا۟ كِسْفًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ سَاقِطًا يَقُولُوا۟ سَحَابٌ مَّرْكُومٌ

    Diyanet İşleri

    Gökten düşmekte olan parçalar görseler, "Bunlar, üst üste yığılmış bulutlardır" derler.

    Mehmet Okuyan

    Gökten düşen bir kütle görseler "(Bunlar) üst üste yığılmış bulutlardır." derler. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah inkarcıları tanıtmakta ve istedikleri olsa da inanmayacaklarını ve alay edeceklerini bildirmektedir. Benzer mesajlar: En‘âm 6:7, 25, 109, 111; A‘râf 7:146; Yûnus 10:96-97; Hicr 15:13-15; İsrâ 17:92- 93; Sebe' 34:31; Yâsîn 36:10; Kamer 54:2.

    Mustafa İslamoğlu

    Eğer onlar gökten bir parçanın düştüğünü görselerdi, o bir bulut yığınından ibarettir derlerdi.

    Muhammed Esed

    Ama onlar, (hakikati) görmeyi reddedenler, gökyüzünde bir parçanın düşmekte olduğunu görselerdi, (yalnızca) "O, bir bulut yığını(ndan ibaret)tir!" derlerdi.

    Ahmed Hulusi

    Eğer semadan düşen bir parça görseler: "Üst üste yığılmış bulutlar" derler.

    Ali Bulaç

    Eğer gökten bir parçanın düşmekte olduğunu görseler bile: "Üst üste yığılmış bir buluttur." derler.

    Ali Özek ve heyeti

    Gökten düşen bir kütle görseler «Üst üste yığılmış bulutlardır» derler.

    Ali Rıza Safa

    Gökten bir parçanın düştüğünü görseler, şöyle derler: "Üst üste yığılmış bulutlar!"

    Bayraktar Bayraklı

    Gökten düşen bir kütle görseler, "Üst üste yığılmış bulutlardır" derler.

    Edip Yüksel

    Gökten bir parçanın düştüğünü görseler, "Bulut kümesidir!" derler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gökten bir parçanın düştüğünü görseler, 'Bulut kümesidir!' derler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar gökten bir parçayı düşerken görseler 'Birbiri üstüne yığılmış bir bulut" diyecekler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem onlar Semadan bir kıt'ayı düşerken görseler, teraküm etmiş bir bulut diyecekler

    Erhan Aktaş

    Gökten bir parçanın düştüğünü görseler, "Üst üste yığılmış bulutlardır." derler! dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Pişkinliklerinden yine de bunun bir mucize olduğunu düşünmezler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Gökten bir parçanın düştüğünü görseler, "Üst üste yığılmış bulutlardır." derler! dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Pişkinliklerinden yine de bunun bir mucize olduğunu düşünmezler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gökten bir parçanın düştüğünü görseler, " Üst üste yığılmış bulutlardır." derler! dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Pişkinliklerinden yine de bunun bir mucize olduğunu düşünmezler.

    Gültekin Onan

    Eğer gökten bir parçanın düşmekte olduğunu görseler bile: "Üst üste yığılmış bir buluttur." derler.

    Hasan Basri Çantay

    Eğer gökden bir parça düşer görseler "(Bu), derler, birbiri üstüne yığılmış bir bulutdur".

    İbni Kesir

    Gökten bir parçanın düşmekte olduğunu görseler: Birbiri üstüne yığılmış buluttur, derler.

    Mehmet Alagaş

    (3, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49) Hatırla ki sen Rabbinin nimeti sayesinde kâhin değilsin ve mecnun / divane değilsin, O bir şairdir ve biz onun bir felakete uğramasını bekliyoruz mu diyorlar? De ki bekleyin bende sizle beraber bekliyorum, bunu onlara rüyalarımı emrediyor yahut onlar taşkın bir kavim midirler? Veya onu (kuranı) kendisi uydurdu mu? Diyorlar, bilakis onlar inanmıyorlar, eğer doğru sözlü iseniz onun benzeri bir söz getirin , onlar başka bir şeyden mi yaratıldılar? yahut onlar yaratıcı mıdırlar? Yahut gökleri ve yeri mi yarattıl ar? Bilakis onlar inanmıyorlar / ikna olmuyorlar yahut Rabbiniz in hazineleri onların yanlarında mı? veya o hazineleri ele mi geçirdiler? Yahut onların orada merdivenleri varda onla mı? dinliyorlar? Öyleyse işittiklerinden apaçık bir delil getirsinler. Yahut kızlar O’na / Allah’a da erkek çocuklar kendilerine mi? Veya onlardan ücret mi sual edilmiş te borç altında kalmış eziliyorlar? Gayb onların yanında da onlar mı yazıyorlar? Veya hileli tuzak mı istedikleri? Tuzaklanacaklar işte o kafirlerdir veya Allah d ışında, onlar için, bir ilah mı var? Allah onların ortak koştuklarından üstündür. Eğer gökten düşen bir parça görseler, birbirine eklenmiş bulut derler, günleri ile buluşacakları ve korkudan bayılacakları o zamana kadar terket onları / bırak onları. Onların hileli tuzakları o gün onlara fayda sağlamaz, onlara yardım da edilmez. Zalimler bundan dışında bir azap da var, lakin çokları / ekserisi bilmiyorlar. Rabbinin vereceği karara / hükmüne sabret sen bizim gözetimimizdesin, kalktığın zamanlar da Rabbini üstün tut / tesbih et, geceleyin ve yıldızların ardından (gündüzün) onu tesbih et.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Gökten düşmekte olan parçalar görseler; “Bunlar, üst üste yığılmış bulutlardır.” derler.

    Süleyman Ateş

    Gökten bir parçanın düştüğünü görseler, (yine inatlarından): "Üst üste yığılmış bulutlardır" derler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gökten bir kütle düştüğünü görseler, "Bulut kümesi" derler!

    Şaban Britch

    Eğer, gökten bir parçanın düştüğünü görseler “üst üste yapılmış bir bulut” derler.

    Şaban Piriş

    Eğer, gökten bir parçanın düştüğünü görseler "üst üste yapılmış bir bulut" derler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Gökten bir parçanın düştüğünü görseler şöyle derler: "Üstüste yığılmış bulutlar!"

  2. Tûr suresi, 45. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tûr suresi, 45. ayet. فَذَرْهُمْ حَتَّىٰ يُلَٰقُوا۟ يَوْمَهُمُ ٱلَّذِى فِيهِ يُصْعَقُونَ

    Diyanet İşleri

    Artık sen çarpılacakları günlerine kadar onları kendi hallerine bırak.

    Mehmet Okuyan

    Artık bayıltılacakları dipnot 1 günlerine kavuşuncaya kadar onları kendi hâllerine bırak!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki [yus‘akûne] fiili ölmek değil, A‘râf 7:143 ve Zümer 39:68'de de olduğu gibi bayılmak demektir.

    Mustafa İslamoğlu

    Artık onları, dehşetten kendilerini kaybedecekleri günle karşılaşıncaya kadar kendi hallerine bırak!

    Muhammed Esed

    Bundan böyle, dehşete kapılacakları (Hesap) Günü ile karşılaşıncaya kadar kendi hallerine bırak onları!

    Ahmed Hulusi

    Bırak onları, dehşeti yaşayacakları (ölüm) günlerine kavuşuncaya kadar!

    Ali Bulaç

    Öyleyse sen onları (en dayanılmaz azabla) çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar bırak.

    Ali Özek ve heyeti

    Artık çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar onları kendi hallerine bırak.

    Ali Rıza Safa

    Artık, onlara aldırış etme; çarpılacakları günlerine kavuşuncaya dek.

    Bayraktar Bayraklı

    Artık, çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar onları kendi hallerine bırak!

    Edip Yüksel

    Çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar onları bırak.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar onları bırak.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O halde bırak onları ta çarpılacakları günlerine (kavuşuncaya) kadar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O halde bırak onları ta o çarpılacakları günlerine kadar

    Erhan Aktaş

    Artık onları cezalandırılacakları güne kavuşuncaya kadar kendi hallerine bırak.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Artık onları cezalandırılacakları güne kavuşuncaya kadar kendi hallerine bırak.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Artık onları cezalandırılacakları güne kavuşuncaya kadar kendi hallerine bırak.

    Gültekin Onan

    Öyleyse sen onları (en dayanılmaz azabla) çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar bırak.

    Hasan Basri Çantay

    Artık onları çarpılacakları günlerine kadar (hallerine) bırak.

    İbni Kesir

    Artık çarpılacakları günlerine erişinceye kadar bırak onları.

    Mehmet Alagaş

    (3, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49) Hatırla ki sen Rabbinin nimeti sayesinde kâhin değilsin ve mecnun / divane değilsin, O bir şairdir ve biz onun bir felakete uğramasını bekliyoruz mu diyorlar? De ki bekleyin bende sizle beraber bekliyorum, bunu onlara rüyalarımı emrediyor yahut onlar taşkın bir kavim midirler? Veya onu (kuranı) kendisi uydurdu mu? Diyorlar, bilakis onlar inanmıyorlar, eğer doğru sözlü iseniz onun benzeri bir söz getirin , onlar başka bir şeyden mi yaratıldılar? yahut onlar yaratıcı mıdırlar? Yahut gökleri ve yeri mi yarattıl ar? Bilakis onlar inanmıyorlar / ikna olmuyorlar yahut Rabbiniz in hazineleri onların yanlarında mı? veya o hazineleri ele mi geçirdiler? Yahut onların orada merdivenleri varda onla mı? dinliyorlar? Öyleyse işittiklerinden apaçık bir delil getirsinler. Yahut kızlar O’na / Allah’a da erkek çocuklar kendilerine mi? Veya onlardan ücret mi sual edilmiş te borç altında kalmış eziliyorlar? Gayb onların yanında da onlar mı yazıyorlar? Veya hileli tuzak mı istedikleri? Tuzaklanacaklar işte o kafirlerdir veya Allah d ışında, onlar için, bir ilah mı var? Allah onların ortak koştuklarından üstündür. Eğer gökten düşen bir parça görseler, birbirine eklenmiş bulut derler, günleri ile buluşacakları ve korkudan bayılacakları o zamana kadar terket onları / bırak onları. Onların hileli tuzakları o gün onlara fayda sağlamaz, onlara yardım da edilmez. Zalimler bundan dışında bir azap da var, lakin çokları / ekserisi bilmiyorlar. Rabbinin vereceği karara / hükmüne sabret sen bizim gözetimimizdesin, kalktığın zamanlar da Rabbini üstün tut / tesbih et, geceleyin ve yıldızların ardından (gündüzün) onu tesbih et.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şimdi onları yıkılıp, helak olacakları günleri ile karşılaşana kadar bırak.

    Süleyman Ateş

    Korkudan bayılacakları günlerine kavuşuncaya kadar bırak onları.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onları kendi başlarına bırak; cezaya çarptırılacakları güne kadar böyle gitsin.

    Şaban Britch

    O halde bırak onları! Tâ ki (azaba) çarpılacakları günlerine kavuşsunlar.

    Şaban Piriş

    -O halde, bırak onları, ta ki çarpılacakları günlerine kavuşsunlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bayılıp yere serilecekleri günlerine kavuşuncaya kadar bırak onları!

  3. Tûr suresi, 46. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tûr suresi, 46. ayet. يَوْمَ لَا يُغْنِى عَنْهُمْ كَيْدُهُمْ شَيْـًٔا وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ

    Diyanet İşleri

    O gün tuzakları kendilerine hiçbir fayda vermeyecektir ve kendilerine yardım da edilmeyecektir.

    Mehmet Okuyan

    Tuzakları o gün kendilerine hiçbir yarar sağlamayacak ve kendilerine yardım da edilmeyecektir.

    Mustafa İslamoğlu

    O gün tuzakları kendilerine hiçbir yarar sağlamayacak ve kendilerine asla bir yardım ulaşmayacak.

    Muhammed Esed

    O Gün komplolarının kendilerine hiçbir faydası olmayacak ve hiçbir yardımcı bulamayacaklar...

    Ahmed Hulusi

    O gün ne tuzakları onlardan bir şey defeder ve ne de onlara yardım eden olur!

    Ali Bulaç

    O gün, ne hileli düzenleri kendilerine herhangi bir şeyle yarar sağlayacak, ne de yardım görecekler.

    Ali Özek ve heyeti

    O gün planları kendilerine hiçbir fayda vermez ve yardım da görmezler.

    Ali Rıza Safa

    Çevirdikleri dalaverelerin, o gün kendilerine yararı olmaz; onlara yardım da edilmez.

    Bayraktar Bayraklı

    O gün, tuzakları kendilerine hiçbir fayda vermez ve yardım da görmezler.

    Edip Yüksel

    O gün, planları kendilerini hiçbir şeyden korumayacak ve yardım da görmeyeceklerdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O gün, planları kendilerini hiç bir şeyden korumayacak ve yardım da görmeyeceklerdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O gün hiçbir tedbirlerinin kendilerine zerre kadar faydası olmayacak ve hiçbir şekilde kurtarılmayacaklardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O gün ki hiçbir tedbirlerinin kendilerine zerrece faidesi olmıyacaktır ve hiçbir suretle kurtarılmıyacaklardır.

    Erhan Aktaş

    O Gün planları onlara hiçbir yarar sağlamaz. Ve onlar yardım da olunmazlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O gün planları onlara hiçbir yarar sağlamaz. Ve onlar yardım da olunmazlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O gün planları onlara hiçbir yarar sağlamaz. Ve onlar yardım da olunmazlar.

    Gültekin Onan

    O gün, ne hileli düzenleri kendilerine herhangi bir şeyle yarar sağlayacak, ne de yardım görecekler.

    Hasan Basri Çantay

    O gün tuzakları hiçbir şeyle kendilerine faide vermeyecek, onlara yardım da edilmeyecekdir.

    İbni Kesir

    O gün; tuzakları kendilerine bir fayda vermez, yardım da görmezler.

    Mehmet Alagaş

    (3, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49) Hatırla ki sen Rabbinin nimeti sayesinde kâhin değilsin ve mecnun / divane değilsin, O bir şairdir ve biz onun bir felakete uğramasını bekliyoruz mu diyorlar? De ki bekleyin bende sizle beraber bekliyorum, bunu onlara rüyalarımı emrediyor yahut onlar taşkın bir kavim midirler? Veya onu (kuranı) kendisi uydurdu mu? Diyorlar, bilakis onlar inanmıyorlar, eğer doğru sözlü iseniz onun benzeri bir söz getirin , onlar başka bir şeyden mi yaratıldılar? yahut onlar yaratıcı mıdırlar? Yahut gökleri ve yeri mi yarattıl ar? Bilakis onlar inanmıyorlar / ikna olmuyorlar yahut Rabbiniz in hazineleri onların yanlarında mı? veya o hazineleri ele mi geçirdiler? Yahut onların orada merdivenleri varda onla mı? dinliyorlar? Öyleyse işittiklerinden apaçık bir delil getirsinler. Yahut kızlar O’na / Allah’a da erkek çocuklar kendilerine mi? Veya onlardan ücret mi sual edilmiş te borç altında kalmış eziliyorlar? Gayb onların yanında da onlar mı yazıyorlar? Veya hileli tuzak mı istedikleri? Tuzaklanacaklar işte o kafirlerdir veya Allah d ışında, onlar için, bir ilah mı var? Allah onların ortak koştuklarından üstündür. Eğer gökten düşen bir parça görseler, birbirine eklenmiş bulut derler, günleri ile buluşacakları ve korkudan bayılacakları o zamana kadar terket onları / bırak onları. Onların hileli tuzakları o gün onlara fayda sağlamaz, onlara yardım da edilmez. Zalimler bundan dışında bir azap da var, lakin çokları / ekserisi bilmiyorlar. Rabbinin vereceği karara / hükmüne sabret sen bizim gözetimimizdesin, kalktığın zamanlar da Rabbini üstün tut / tesbih et, geceleyin ve yıldızların ardından (gündüzün) onu tesbih et.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O gün tuzakları kendilerine hiçbir fayda vermeyecektir ve kendilerine yardım da edilmeyecektir.

    Süleyman Ateş

    O gün, tuzakları kendilerine hiçbir yarar sağlamaz ve onlara yardım da edilmez.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O gün kurdukları oyun işlerine yaramayacak, yardım da görmeyeceklerdir.

    Şaban Britch

    O gün ne kurdukları tuzaklar kendilerine bir yarar sağlar, ne de yardıma uğrarlar.

    Şaban Piriş

    O gün ne entrikaları kendilerine bir yarar sağlar, ne de yardıma uğrarlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O gün, tuzakları kendilerine bir yarar sağlamayacak; onlara yardım da edilmeyecek!

  4. Tûr suresi, 47. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tûr suresi, 47. ayet. وَإِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ عَذَابًا دُونَ ذَٰلِكَ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz zulmedenlere bundan başka bir azap daha var. Fakat onların çoğu bilmezler.

    Mehmet Okuyan

    Haksızlık edenlere, elbette ondan başka da azap vardır. Fakat çoğu bilmezler.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve elbet kendilerine yazık edenler, bu (ahiret) azabından daha yakın bir (dünya) azabına da mahkum olmuşlardır: fakat onların çoğu bunu kavrayamamaktalar.

    Muhammed Esed

    Gerçek şu ki zulüm işlemeye şartlanmış olanları, (öteki dünyadaki korkunç azaptan) daha yakın bir azap beklemektedir ama çoğu bunun farkında değil.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki o zalim olanlara oradakinden önce de bir azap vardır! Ne var ki onların çoğunluğu bilmezler.

    Ali Bulaç

    Şüphesiz zulmedenlere bundan önce de bir azab vardır; ancak onların çoğu bilmiyorlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz zulmedenlere, ondan başka da azap vardır. Fakat çokları bilmezler.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, haksızlık yapanlar için, bundan başka bir ceza daha vardır; fakat onların çoğu bilmez.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz, zulmedenler için bundan başka bir azap da vardır. Fakat onların çoğu bilmezler.

    Edip Yüksel

    Zulmedenlere bunun dışında bir ceza daha vardır, fakat çokları bilmezler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Zulmedenlere bunun dışında bir ceza daha vardır, fakat çokları bilmezler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O zulmedenlere bundan başka da bir azap vardır. Fakat pek çokları bilmezler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O zulmedenlere ondan beride de bir azab vardır velakin pek çokları bilmezler

    Erhan Aktaş

    Zulmedenler için bundan başka bir azap daha vardır. Ne var ki onların çoğu, bunun bilincinde değiller.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Zulmedenler için bundan başka bir azap daha vardır. Ne var ki onların çoğu, bunun bilincinde değiller.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Zulmedenler için bundan başka bir azap daha vardır. Ne var ki onların çoğu, bunun bilincinde değiller.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz zulmedenlere bundan önce de bir azab vardır; ancak onların çoğu bilmiyorlar.

    Hasan Basri Çantay

    Muhakkak ki o zulmedenlere bundan evvel de bir azab var. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki o zulmedenlere; bundan başka da azab vardır. Ne var ki onların çoğu bilmezler.

    Mehmet Alagaş

    (3, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49) Hatırla ki sen Rabbinin nimeti sayesinde kâhin değilsin ve mecnun / divane değilsin, O bir şairdir ve biz onun bir felakete uğramasını bekliyoruz mu diyorlar? De ki bekleyin bende sizle beraber bekliyorum, bunu onlara rüyalarımı emrediyor yahut onlar taşkın bir kavim midirler? Veya onu (kuranı) kendisi uydurdu mu? Diyorlar, bilakis onlar inanmıyorlar, eğer doğru sözlü iseniz onun benzeri bir söz getirin , onlar başka bir şeyden mi yaratıldılar? yahut onlar yaratıcı mıdırlar? Yahut gökleri ve yeri mi yarattıl ar? Bilakis onlar inanmıyorlar / ikna olmuyorlar yahut Rabbiniz in hazineleri onların yanlarında mı? veya o hazineleri ele mi geçirdiler? Yahut onların orada merdivenleri varda onla mı? dinliyorlar? Öyleyse işittiklerinden apaçık bir delil getirsinler. Yahut kızlar O’na / Allah’a da erkek çocuklar kendilerine mi? Veya onlardan ücret mi sual edilmiş te borç altında kalmış eziliyorlar? Gayb onların yanında da onlar mı yazıyorlar? Veya hileli tuzak mı istedikleri? Tuzaklanacaklar işte o kafirlerdir veya Allah d ışında, onlar için, bir ilah mı var? Allah onların ortak koştuklarından üstündür. Eğer gökten düşen bir parça görseler, birbirine eklenmiş bulut derler, günleri ile buluşacakları ve korkudan bayılacakları o zamana kadar terket onları / bırak onları. Onların hileli tuzakları o gün onlara fayda sağlamaz, onlara yardım da edilmez. Zalimler bundan dışında bir azap da var, lakin çokları / ekserisi bilmiyorlar. Rabbinin vereceği karara / hükmüne sabret sen bizim gözetimimizdesin, kalktığın zamanlar da Rabbini üstün tut / tesbih et, geceleyin ve yıldızların ardından (gündüzün) onu tesbih et.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Zalimler için bundan başka da azap vardır. Fakat onların çoğu bilmezler.

    Süleyman Ateş

    Zulmedenlere, bundan başka bir azab da vardır. Fakat çokları bilmezler.

    Süleymaniye Vakfı

    Yanlışa dalanlar için bundan önce (dünyada) bir azap daha var dipnot 1 ama onların çoğu bunu bilmez.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ra'd 13/34, Secde 32/21. Sözü edilen azap onlara, belki yanlışlarından dönerler diye hayattayken yapılan uyarıları ifade eder. Bunlardan ders alıp ölmeden önce tövbe eder, doğru yola dönerlerse ahiretteki büyük azaptan kurtulurlar (Nisa 4/17-18, En'am 6/42-43, A'raf 7/94-95, 130, Tevbe 9/126, Zuhruf 43/48). Bu azabın bir örneğini Firavun yaşamıştır. Musa'ya (a.s.), Harun'a (a.s.) ve İsrailoğullarına bir şey yapamadığını görmek, dünyasını cehenneme çevirmişti (Mü'min 40/46) ama tevbeyi boğulurken yaptığı için işine yaramamıştı (Yunus 10/90-91).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yanlış yapanlar için bundan önce bir azap daha var dipnot 1 , onların çoğu bunu bilmez.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İşte bu azap, kabirde olan kişinin diriliş gününü umuztsuzluk ve korkuyla beklemesi cezasıdır.

    Şaban Britch

    Zalimler için bundan başka da azap vardır, fakat onların çoğu bilmezler.

    Şaban Piriş

    Zalimler için bundan başka da azap vardır, fakat onların çoğu bilmezler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Zulmedenler için bundan başka bir azap da vardır. Fakat onların çokları bilmiyorlar.

  5. Tûr suresi, 48. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tûr suresi, 48. ayet. وَٱصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ فَإِنَّكَ بِأَعْيُنِنَا وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ حِينَ تَقُومُ

    Diyanet İşleri

    Rabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen gözlerimizin önündesin, kalktığında Rabbini hamd ile tespih et.

    Mehmet Okuyan

    Rabbinin hükmüne sabret! Çünkü sen gözlerimizin dipnot 1 önündesin. Kalktığın zaman da Rabbini hamd (övgü) ile tesbih et (yücelt)!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ve benzer ayetlerde geçen Yüce Allah'ın sıfatları hakikatleri bilinemese de Allah'ın zatına ve Kur'an'a aykırı gelmeyecek şekilde, ayrıca bağlama uygun olarak yorumlanabilirler. Bu çerçevede bu ayetteki "gözlerimiz" ifadesi "Allah'ın bilgisi, buyruğu ve gözetimi" olarak anlaşılabilir.

    Mustafa İslamoğlu

    Sözün özü: Rabbinin hükmünü sabırla bekle! Unutma ki sen Bizim gözetimimiz altındasın: kalktığın zaman, Rabbinin yüceliğini hamd ile an!

    Muhammed Esed

    O halde Rabbinin hükmünü sabırla bekle, çünkü sen gözümüzün önündesin; ve her ne zaman ayağa kalkarsan Rabbinin sınırsız şanını hamd ile yücelt!

    Ahmed Hulusi

    Rabbinin hükmüne sabret! Muhakkak ki sen gözetimimizlesin! (Gece) kalktığında Rabbinin Hamdi olarak tespih et. . .

    Ali Bulaç

    Artık, Rabbinin hükmüne sabret; çünkü gerçekten sen, Bizim gözlerimizin önündesin. Ve her kalkışında Rabbini hamd ile tesbih et.

    Ali Özek ve heyeti

    Rabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen gözlerimizin önündesin. Kalktığın zaman da Rabbini hamd ile tesbih et.

    Ali Rıza Safa

    Artık, Efendinin yargısına sabret. Çünkü kesinlikle gözümüzün önündesin. Kalktığın zaman da övgülerle yücelterek Efendini an.

    Bayraktar Bayraklı

    Rabbinin hükmüne sabret! Bil ki sen, bizim gözlerimizin önündesin. Kalktığında Rabbini hamd ile tesbih et.

    Edip Yüksel

    Efendinin hükmü gerçekleşinceye kadar sen sabret. Gözlerimiz önündesin ve kalktığın zaman Efendini överek yücelt.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rabbinin hükmü gerçekleşinceye kadar sabret sen gözlerimiz önündesin ve kalktığın zaman Rabbini överek yücelt.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Rabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen bizim gözetimimiz altındasın, kalktığında Rabbini hamd ile tesbih et.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem rabbının hukmüne sabret çünkü sen bizim nezaretimiz altındasın, kalktığın sırada rabbına hamd ile tesbih eyle,

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rabb'inin hükmünü sabrederek bekle. Sen gözümüzün önündesin dipnot 1 . Ve her kalkışında dipnot 2 Rabb'ini hamd ile tesbih et. dipnot 3

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gözetimimizdesin.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yapacağın her işte.
    3. metne dön, dipnot 3
      Tesbih; Allah'ın, her türlü noksanlıktan arınık, bütün mükemmel niteliklere sahip olduğunu bilmek; Allah'ı, kendisine özgü nitelikleri ile tanımak ve tanıtmak demektir. Tesbih, tevhid inancının ve anlayışının kavranması ve Yaratıcının tüm nitelikleri ile tanınması ve tanıtılması etkinliğidir. Allah'ı tesbih etmek; O'nu şirk içeren her türlü düşünce ve inançtan arındırarak, Kendisine özgü nitelikleri ile yüceltmek demektir.

    Gültekin Onan

    Artık, rabbinin hükmüne sabret; çünkü gerçekten sen, bizim gözlerimizin önündesin. Ve her kalkışında rabbini hamd ile tesbih et.

    Hasan Basri Çantay

    Sen Rabbinin hükmüne (rızaa ile) sabret. Çünkü muhakkak sen bizim gözlerimiz (önün) desin. Kalkacağın zaman da Rabbine hamd ile tesbih (ve tenzih) et.

    İbni Kesir

    Rabbının hükmüne sabret. Şüphesiz sen, Bizim gözetimimiz altındasın. Kalkacağın zaman da Rabbını hamd ile tesbih et.

    Mehmet Alagaş

    (3, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49) Hatırla ki sen Rabbinin nimeti sayesinde kâhin değilsin ve mecnun / divane değilsin, O bir şairdir ve biz onun bir felakete uğramasını bekliyoruz mu diyorlar? De ki bekleyin bende sizle beraber bekliyorum, bunu onlara rüyalarımı emrediyor yahut onlar taşkın bir kavim midirler? Veya onu (kuranı) kendisi uydurdu mu? Diyorlar, bilakis onlar inanmıyorlar, eğer doğru sözlü iseniz onun benzeri bir söz getirin , onlar başka bir şeyden mi yaratıldılar? yahut onlar yaratıcı mıdırlar? Yahut gökleri ve yeri mi yarattıl ar? Bilakis onlar inanmıyorlar / ikna olmuyorlar yahut Rabbiniz in hazineleri onların yanlarında mı? veya o hazineleri ele mi geçirdiler? Yahut onların orada merdivenleri varda onla mı? dinliyorlar? Öyleyse işittiklerinden apaçık bir delil getirsinler. Yahut kızlar O’na / Allah’a da erkek çocuklar kendilerine mi? Veya onlardan ücret mi sual edilmiş te borç altında kalmış eziliyorlar? Gayb onların yanında da onlar mı yazıyorlar? Veya hileli tuzak mı istedikleri? Tuzaklanacaklar işte o kafirlerdir veya Allah d ışında, onlar için, bir ilah mı var? Allah onların ortak koştuklarından üstündür. Eğer gökten düşen bir parça görseler, birbirine eklenmiş bulut derler, günleri ile buluşacakları ve korkudan bayılacakları o zamana kadar terket onları / bırak onları. Onların hileli tuzakları o gün onlara fayda sağlamaz, onlara yardım da edilmez. Zalimler bundan dışında bir azap da var, lakin çokları / ekserisi bilmiyorlar. Rabbinin vereceği karara / hükmüne sabret sen bizim gözetimimizdesin, kalktığın zamanlar da Rabbini üstün tut / tesbih et, geceleyin ve yıldızların ardından (gündüzün) onu tesbih et.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Rabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen gözlerimizin önündesin. (Gece) kalktığında Rabbini hamt ile tespih et.

    Süleyman Ateş

    Rabbinin hükmüne sabret, çünkü sen, gözlerimizin önündesin (korumamız altındasın), Kalktığın zaman Rabbini övgü ile an.

    Süleymaniye Vakfı

    Rabbinin kararı gereği sen sabret /duruşunu bozma dipnot 1 ; her daim gözümüz senin üzerinde. Kalktığın vakit, her şeyi güzel yapmasına karşılık Rabbine ibadet et dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Farz namazların vakitlerini gösteren iki ayet "(اَقِمِ الصَّلٰوةَ) Namazı kıl!" emriyle başlar (Hud 11/114, İsra 17/78). Farz ve nafile namazların vakitlerini birlikte gösteren ayetlerde ise "(سَبِّحْ) sebbih" yani "tesbih et" emri kullanılır (Taha 20/130, Rum 30/17-18, Kaf 50/39-40, İnsan 76/26). Buradaki emir de "tesbih et" şeklindedir. Ancak Türkçede tesbih etme fiili yalnızca belli sözlerin tekrar tekrar söylenmesi şeklinde anlaşıldığı için "tesbih et" yerine "ibadet et" ifadesi tercih edilmiştir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sahibinin kararını sabırla bekle; sen gözümüzün önündesin. Kalktığın vakit, her şeyi güzel yaptığından dolayı Sahibine ibadet et.

    Şaban Britch

    Rabbinin hükmüne sabret! Çünkü sen, gözümüzün önündesin. (Gece) kalktığın zaman hamd ederek Rabbini tesbih et!

    Şaban Piriş

    -Rabbinin hükmüne sabret! Çünkü sen, gözümüzün önündesin. (Ayağa) kalktığı zaman hamd ederek Rabbini tesbih et!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Rabbinin hükmüne sabret! Kuşkusuz, sen bizim gözlerimizin önündesin. Kalktığında, Rabbinin hamdiyle tespih et!

  6. Tûr suresi, 49. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tûr suresi, 49. ayet. وَمِنَ ٱلَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَإِدْبَٰرَ ٱلنُّجُومِ

    Diyanet İşleri

    Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışı sırasında O'nu tespih et.

    Mehmet Okuyan

    Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışından sonra da O'nu tesbih et (yücelt)!

    Mustafa İslamoğlu

    Bir de gece vakti ve yıldızların çekildiği (gündüz) vakti O'nun yüceliğini dillendir!

    Muhammed Esed

    Gece ve bütün yıldızların çekildiği an O'nun şanını yücelt!

    Ahmed Hulusi

    Gecenin bir kısmında ve yıldızlar kaybolurken de (Rabbinin Hamdi olarak) O'nu tespih et!

    Ali Bulaç

    Gecenin bir bölümünde ve yıldızların batışının ardında da O'nu tesbih et.

    Ali Özek ve heyeti

    Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışından sonra da O’nu tesbih et.

    Ali Rıza Safa

    Ayrıca, gecenin bir bölümünde ve yıldızların batışında, övgülerle yücelterek O'nu an.

    Bayraktar Bayraklı

    Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışından sonra O'nu tesbih et.

    Edip Yüksel

    Geceleyin ve yıldızlar kaybolurken O'nu yücelt.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Geceleyin ve yıldızlar kaybolurken O'nu yücelt.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Gecenin bir kısmında da O'nu tesbih et, yıldızların batmaya yaklaştığı sıra da!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    geceden de tesbih et ona, hem de nücumun idbarı sıra.

    Erhan Aktaş

    Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışının ardından dipnot 1 O'nu tesbih et.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yıldızların kaybolmasının ardından.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışının ardından dipnot 1 O'nu tesbih et.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yıldızların kaybolmasının ardından.

    Gültekin Onan

    Gecenin bir bölümünde ve yıldızların batışının ardında da O'nu tesbih et.

    Hasan Basri Çantay

    Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışından sonra dahi tesbih et.

    İbni Kesir

    Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışından sonra da tesbih et.

    Mehmet Alagaş

    (3, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49) Hatırla ki sen Rabbinin nimeti sayesinde kâhin değilsin ve mecnun / divane değilsin, O bir şairdir ve biz onun bir felakete uğramasını bekliyoruz mu diyorlar? De ki bekleyin bende sizle beraber bekliyorum, bunu onlara rüyalarımı emrediyor yahut onlar taşkın bir kavim midirler? Veya onu (kuranı) kendisi uydurdu mu? Diyorlar, bilakis onlar inanmıyorlar, eğer doğru sözlü iseniz onun benzeri bir söz getirin , onlar başka bir şeyden mi yaratıldılar? yahut onlar yaratıcı mıdırlar? Yahut gökleri ve yeri mi yarattıl ar? Bilakis onlar inanmıyorlar / ikna olmuyorlar yahut Rabbiniz in hazineleri onların yanlarında mı? veya o hazineleri ele mi geçirdiler? Yahut onların orada merdivenleri varda onla mı? dinliyorlar? Öyleyse işittiklerinden apaçık bir delil getirsinler. Yahut kızlar O’na / Allah’a da erkek çocuklar kendilerine mi? Veya onlardan ücret mi sual edilmiş te borç altında kalmış eziliyorlar? Gayb onların yanında da onlar mı yazıyorlar? Veya hileli tuzak mı istedikleri? Tuzaklanacaklar işte o kafirlerdir veya Allah d ışında, onlar için, bir ilah mı var? Allah onların ortak koştuklarından üstündür. Eğer gökten düşen bir parça görseler, birbirine eklenmiş bulut derler, günleri ile buluşacakları ve korkudan bayılacakları o zamana kadar terket onları / bırak onları. Onların hileli tuzakları o gün onlara fayda sağlamaz, onlara yardım da edilmez. Zalimler bundan dışında bir azap da var, lakin çokları / ekserisi bilmiyorlar. Rabbinin vereceği karara / hükmüne sabret sen bizim gözetimimizdesin, kalktığın zamanlar da Rabbini üstün tut / tesbih et, geceleyin ve yıldızların ardından (gündüzün) onu tesbih et.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Gecenin bir kısmında ve yıldızlar battıktan sonra da onu tespih et!

    Süleyman Ateş

    Gecenin bir kısmında ve yıldızların ardından da O'nu tesbih et.

    Süleymaniye Vakfı

    Gecenin bir bölümünde ve yıldızlar geri dönerken dipnot 1 de ona ibadet et dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Geri dönme" işi iki şekilde olur, biri, giden bir şeyin geri dönmesi, diğeri de gelen bir şeyin geri dönmesidir. Yıldızların geri dönmesi de iki şekildedir. Birincisi Güneşin batmasından sonra başlayan ve ufkun 18 derece altına inmesine kadar devam eden dönmedir. Güneş ufkun 18 derece altına inince ufuk tamamen kararmış, bütün yıldızlar ortaya çıkmış ve yatsı vakti bitmiş olur (İsra 17/78). İkincisi, Güneşin ufka uzaklığı 18 derecenin altına inince başlar, bu sırada seher vakti girer. Bu vakitte, küçük yıldızlar kaybolmaya başlar; Güneşin doğmasına yakın vakitte en parlak yıldızlar da gözükmez olur. Ayetteki "gecenin bir bölümünde" ifadesi de gecenin ortasını yani yatsı sonu ile sabah namazı vaktinin girmesine kadar olan vakti ifade eder. Bu vakit, teheccüd namazının vaktidir. Dolayısıyla bu ayette, gecenin farklı bölümlerinde kılınan farz ve nafile namazlarının vakitleri anlatılmaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Tevrat'ın
      Ağıtlar 2:19 — Eski Ahit, Ağıtlar; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Ağıtlar 2:19

      Kalk, gece her nöbet başında haykır, 2 Rabbin huzurunda yüreğini su gibi dök! 2 Her sokak başında açlıktan bayılan çocuklarının başı için Ona ellerini aç.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ayetinde de gece kalkıp ellerini yukarı kaldırarak Allah'a yakarma emri bulunmaktadır. Türkçesinde detayları belli olmamakla birlikte, aşağıdaki İngilizce sitedeki meallerin parantez içi bilgilerinden, gecenin 3 ya da 4 bölüme ayrıldığı ve bu bölümlerde kalkıp "haykırma/içini dökme" şeklinde tercüme edilen (ancak büyük ihtimalle "tilavet" emrinin karşılığı olan) bir emir olduğu anlaşılıyor. İngilizce Kuran meallerinde de tilavet kavramı "yüksek sesle okuma, anlatma/sayıp dökme" anlamlarına gelen "recite" kavramıyla tercüme ediliyor. https://www.biblegateway.com/verse/en/Lamentations%202%3A19

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gecenin dipnot 1 bir bölümünde ve yıldızlar kaybolurken de O'na ibadet et dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Güneşin batışı ve doğuşu arasındaki kısım gecedir. Gecenin 3 bölümü vardır. Gece ile gündüzün iç içe girdiği iki simetrik alaca karanlık bölüm ve tam karanlık orta bölüm. Birinci bölümde akşam ve yatsı namazları, yıldızların kaybolmaya başladığı üçüncü bölümde de sabah namazı kılınır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Güneş doğu ufkuna 9 derece kadar yaklaştığında yıldızlar kaybolmaya başlar.

    Şaban Britch

    Gecenin bir kısmında ve yıldızlar battıktan sonra da onu tesbih et!

    Şaban Piriş

    - Gecenin bir kısmında ve yıldızlar battıktan sonra da onu tesbih et!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Gecenin bir bölümünde ve yıldızların ardından da O'nu tespih et!

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.