Diyanet İşleri
(Ey Muhammed!) O halde, sen öğüt ver. Rabbinin nimeti sayesinde, sen ne bir kahinsin, ne de bir deli.
Tûr suresi · 29–43. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Tûr suresi, 29. ayet. فَذَكِّرْ فَمَآ أَنتَ بِنِعْمَتِ رَبِّكَ بِكَاهِنٍ وَلَا مَجْنُونٍ
(Ey Muhammed!) O halde, sen öğüt ver. Rabbinin nimeti sayesinde, sen ne bir kahinsin, ne de bir deli.
Sen (gerçeği) hatırlat! Rabbinin lütfuyla sen kâhin dipnot 1 de değilsin; cinlenmiş dipnot 2 de değilsin. dipnot 3
(Ey Nebi!) Öğüt vermeyi (sürdür); şüphesiz, -Rabbinin nimeti sayesinde- senin bir kahin ve bir mecnun olma ihtimalin asla bulunmamaktadır.
Öyleyse (ey Muhammed! Bütün insanlara) öğüt ver! Çünkü, Rabbinin rahmetiyle, sen ne bir kahinsin, ne de bir deli.
(Rasulüm) sen hatırlat! Rabbinin nimeti olarak, sen ne bir kahin olarak açığa çıkarıldın ve ne de cin etkisi altında olan kişi!
Şu halde sen, öğüt verip hatırlat; çünkü sen, Rabbinin nimetiyle ne kahinsin, ne mecnun.
(Rasûlüm!) Sen öğüt ver. Rabbinin lütfuyla sen ne bir kâhinsin, ne de bir deli.
Öyleyse hatırlat! Efendinin nimeti sayesinde, ne bir kahinsin ne de bir deli!
Sen öğüt ver! Rabbinin nimeti sayesinde sen ne kahinsin ne de bir deli.
Sen öğüt ver. Efendinin sana olan iyiliği sayesinde sen ne bir kahinsin, ne de deli.
Sen öğüt ver. Rabbinin sana olan iyiliği sayesinde sen ne bir kahinsin, ne de deli.
O halde anlatıp öğüt vermeye devam et; çünkü sen, Rabbinin nimeti hakkı için, ne kahinsin ne de mecnun!
O halde va'z-u tezkire devam et, çünkü sen, rabbının ni'meti hakkı için, ne kahinsin ne de mecnun
O halde öğüt vermeye devam et. Rabb'inin nimeti sayesinde ne kahin ne de mecnunsun.
O halde öğüt vermeye devam et. Rabb'inin nimeti sayesinde ne kahin ne de mecnunsun.
O halde öğüt vermeye devam et. Rabb'inin nimeti sayesinde ne kahin ne de mecnunsun.
Şu halde sen, öğüt verip hatırlat; çünkü sen, rabbinin nimetiyle ne kahinsin, ne mecnun.
(Habibim) sen hemen öğüt vermekde devam et. Öyle ya, sen Rabbinin ni'meti sayesinde ne bir kahin, ne de bir mecnun değilsin.
Sen; öğüt ver. Rabbının nimeti sayesinde sen; ne bir kahinsin, ne de bir deli.
(3, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49) Hatırla ki sen Rabbinin nimeti sayesinde kâhin değilsin ve mecnun / divane değilsin, O bir şairdir ve biz onun bir felakete uğramasını bekliyoruz mu diyorlar? De ki bekleyin bende sizle beraber bekliyorum, bunu onlara rüyalarımı emrediyor yahut onlar taşkın bir kavim midirler? Veya onu (kuranı) kendisi uydurdu mu? Diyorlar, bilakis onlar inanmıyorlar, eğer doğru sözlü iseniz onun benzeri bir söz getirin , onlar başka bir şeyden mi yaratıldılar? yahut onlar yaratıcı mıdırlar? Yahut gökleri ve yeri mi yarattıl ar? Bilakis onlar inanmıyorlar / ikna olmuyorlar yahut Rabbiniz in hazineleri onların yanlarında mı? veya o hazineleri ele mi geçirdiler? Yahut onların orada merdivenleri varda onla mı? dinliyorlar? Öyleyse işittiklerinden apaçık bir delil getirsinler. Yahut kızlar O’na / Allah’a da erkek çocuklar kendilerine mi? Veya onlardan ücret mi sual edilmiş te borç altında kalmış eziliyorlar? Gayb onların yanında da onlar mı yazıyorlar? Veya hileli tuzak mı istedikleri? Tuzaklanacaklar işte o kafirlerdir veya Allah d ışında, onlar için, bir ilah mı var? Allah onların ortak koştuklarından üstündür. Eğer gökten düşen bir parça görseler, birbirine eklenmiş bulut derler, günleri ile buluşacakları ve korkudan bayılacakları o zamana kadar terket onları / bırak onları. Onların hileli tuzakları o gün onlara fayda sağlamaz, onlara yardım da edilmez. Zalimler bundan dışında bir azap da var, lakin çokları / ekserisi bilmiyorlar. Rabbinin vereceği karara / hükmüne sabret sen bizim gözetimimizdesin, kalktığın zamanlar da Rabbini üstün tut / tesbih et, geceleyin ve yıldızların ardından (gündüzün) onu tesbih et.
Sen öğüt ver. Rabbinin lütfuyla sen ne bir kâhinsin, ne de bir deli.
(Ey Muhammed), Sen hatırlat, öğüt ver. Rabbinin ni'meti sayesinde sen ne kahinsin, ne de mecnun.
O halde sen doğru bilgi ver dipnot 1 . Rabbinin nimeti sayesinde sen, ne kahinsin dipnot 2 ne de cinlerin etkisindesin (aksine, vahiy alan bir elçisin) dipnot 3 .
Onları bilgilendirmeye devam et. Sahibinin nimeti sayesinde sen, ne geleceği bildiğini sanan birisin (kahin[1]) ne de cinlerin (şeytanların) etkisindesin.
Sen öğüt ver. Rabbinin lütfuyla sen ne bir kâhinsin, ne de bir deli.
-Sen, öğüt ver. Kesinlikle sen Rabbinin nimeti sayesinde ne medyumsun ne de mecnun.
Artık hatırlat, öğüt ver! Rabbinin nimetine yemin olsun ki, sen ne kahinsin ne de cin çarpmış.
Tûr suresi, 30. ayet. أَمْ يَقُولُونَ شَاعِرٌ نَّتَرَبَّصُ بِهِۦ رَيْبَ ٱلْمَنُونِ
Yoksa onlar, "O bir şairdir; onun, zamanın felaketlerine uğramasını bekliyoruz" mu diyorlar?
Yoksa onlar "(O) bir şairdir; dipnot 1 zamanın (getireceği) felaketlere uğramasını bekliyoruz!" mu diyorlar!
Yoksa (şimdi de) "O bir şairdir; (bırakın da) feleğin sillesini yiyeceği zamanı bekleyip görelim" mi diyorlar?
Yoksa onlar: "(O, yalnızca) bir şair(dir); bekleyip görelim zaman ona neler yapacak" mı diyorlar?"
Yoksa: "Bir şairdir. . . Bekleyelim bakalım zaman içinde ne olur sonu" mu diyorlar!
Yoksa onlar: "Bir şairdir, biz ona zamanın (getireceği) felaketleri gözlüyoruz" mu diyorlar?
Yoksa onlar: (O,) bir şairdir; onun, zamanın felâketlerine uğramasını bekliyoruz mu diyorlar?
Yoksa şöyle mi diyorlar: "O, bir ozan! Yıkımın ansızın Ona geleceği zamanı bekliyoruz!"
Yoksa onlar, "O, başına bir felaketin gelmesini beklediğimiz bir şair midir?" diyorlar.
Yoksa, "O bir şairdir, onun ölmesini bekliyoruz" mu diyorlar?
Yoksa, 'O bir şairdir, onun ölmesini bekliyoruz.' mu diyorlar?
Yoksa: "O bir şairdir, zamanın felaketine uğramasını gözetiyoruz" mu diyorlar?
Yoksa "bir şair biz ona "reybul menun"u gözetiyoruz" mu diyorlar?
Yoksa: "O bir şairdir, ansızın zamanın felaketine uğramasını bekliyoruz." mu diyorlar?
Yoksa: "O bir şairdir, ansızın zamanın felaketine uğramasını bekliyoruz." mu diyorlar?
Yoksa: "O bir şairdir, ansızın zamanın felaketine uğramasını bekliyoruz." mu diyorlar?
Yoksa onlar: "Bir şairdir, biz ona zamanın (getireceği) felaketleri gözlüyoruz" mu diyorlar?
Yoksa "(O), bir şairdir, biz onun, zamanın felaketli haadiseleri (ne çarpılması) nı gözetliyoruz" mu diyorlar?
Yoksa derler mi ki: Şairdir, zamanın onun aleyhine dönmesini gözlüyoruz.
(3, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49) Hatırla ki sen Rabbinin nimeti sayesinde kâhin değilsin ve mecnun / divane değilsin, O bir şairdir ve biz onun bir felakete uğramasını bekliyoruz mu diyorlar? De ki bekleyin bende sizle beraber bekliyorum, bunu onlara rüyalarımı emrediyor yahut onlar taşkın bir kavim midirler? Veya onu (kuranı) kendisi uydurdu mu? Diyorlar, bilakis onlar inanmıyorlar, eğer doğru sözlü iseniz onun benzeri bir söz getirin , onlar başka bir şeyden mi yaratıldılar? yahut onlar yaratıcı mıdırlar? Yahut gökleri ve yeri mi yarattıl ar? Bilakis onlar inanmıyorlar / ikna olmuyorlar yahut Rabbiniz in hazineleri onların yanlarında mı? veya o hazineleri ele mi geçirdiler? Yahut onların orada merdivenleri varda onla mı? dinliyorlar? Öyleyse işittiklerinden apaçık bir delil getirsinler. Yahut kızlar O’na / Allah’a da erkek çocuklar kendilerine mi? Veya onlardan ücret mi sual edilmiş te borç altında kalmış eziliyorlar? Gayb onların yanında da onlar mı yazıyorlar? Veya hileli tuzak mı istedikleri? Tuzaklanacaklar işte o kafirlerdir veya Allah d ışında, onlar için, bir ilah mı var? Allah onların ortak koştuklarından üstündür. Eğer gökten düşen bir parça görseler, birbirine eklenmiş bulut derler, günleri ile buluşacakları ve korkudan bayılacakları o zamana kadar terket onları / bırak onları. Onların hileli tuzakları o gün onlara fayda sağlamaz, onlara yardım da edilmez. Zalimler bundan dışında bir azap da var, lakin çokları / ekserisi bilmiyorlar. Rabbinin vereceği karara / hükmüne sabret sen bizim gözetimimizdesin, kalktığın zamanlar da Rabbini üstün tut / tesbih et, geceleyin ve yıldızların ardından (gündüzün) onu tesbih et.
Yoksa; o, bir şairdir, zaman (içinde) başına sıkıntılar ve ölümün gelmesini bekliyoruz mu diyorlar?
Yoksa onlar (senin hakkında): "Bir şa'irdir, zamanın felaketlerine çarpılmasını gözetliyoruz" mu diyorlar?
Yoksa şöyle mi diyorlar: "O, bir şair! Başına gelecekleri bekliyoruz dipnot 1 ."
Yoksa şöyle mi diyorlar: "Şairin teki; başına gelecekleri bekliyoruz"
Yoksa: O, bir şairdir, zaman (içinde) başına ölümün gelmesini bekliyoruz mu diyorlar?
Yoksa: -O, bir şairdir, zamanın başına getireceği belayı bekliyoruz mu diyorlar?
Yoksa şöyle mi diyorlar: "O bir şairdir. Zamanın ölüm getiren felaketine çarpılmasını bekliyoruz."
Tûr suresi, 31. ayet. قُلْ تَرَبَّصُوا۟ فَإِنِّى مَعَكُم مِّنَ ٱلْمُتَرَبِّصِينَ
Onlara de ki: "Bekleyin. Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim."
De ki: "Bekleyin! Şüphesiz ki ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim."
De ki: "Bekleyin bakalım! Ama unutmayın ki, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim."
De ki: "(Öyleyse,) ümitle bekleyin! Ben de sizinle birlikte ümitle bekleyeceğim!"
De ki: "Bekleyin bakalım! Muhakkak ki ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim!"
De ki: "Siz gözetleyedurun; çünkü ben de sizinle birlikte gözetleyenlerdenim."
De ki: Bekleyin. Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.
De ki: "Artık, gözleyin! Aslında, sizinle birlikte ben de gözlüyorum!"
De ki: "Bekleyiniz, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim."
De ki: "Bekleyedurun; ben de sizinle birlikte beklemekteyim."
De ki, 'Bekleyedurun; ben de sizinle birlikte beklemekteyim.'
De ki: "Gözetin, çünkü ben de sizinle beraber gözetenlerdenim."
De ki: Gözetin, çünkü ben de sizinle gözetenlerdenim.
De ki: "Bekleyin! Ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim."
De ki: "Bekleyin! Ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim."
De ki: "Bekleyin! Ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim."
De ki: "Siz gözetleyedurun; çünkü ben de sizinle birlikte gözetleyenlerdenim."
De ki: "Bekleyin. Çünkü ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim".
De ki: Gözleyin, doğrusu ben de sizinle beraber gözleyenlerdenim.
(3, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49) Hatırla ki sen Rabbinin nimeti sayesinde kâhin değilsin ve mecnun / divane değilsin, O bir şairdir ve biz onun bir felakete uğramasını bekliyoruz mu diyorlar? De ki bekleyin bende sizle beraber bekliyorum, bunu onlara rüyalarımı emrediyor yahut onlar taşkın bir kavim midirler? Veya onu (kuranı) kendisi uydurdu mu? Diyorlar, bilakis onlar inanmıyorlar, eğer doğru sözlü iseniz onun benzeri bir söz getirin , onlar başka bir şeyden mi yaratıldılar? yahut onlar yaratıcı mıdırlar? Yahut gökleri ve yeri mi yarattıl ar? Bilakis onlar inanmıyorlar / ikna olmuyorlar yahut Rabbiniz in hazineleri onların yanlarında mı? veya o hazineleri ele mi geçirdiler? Yahut onların orada merdivenleri varda onla mı? dinliyorlar? Öyleyse işittiklerinden apaçık bir delil getirsinler. Yahut kızlar O’na / Allah’a da erkek çocuklar kendilerine mi? Veya onlardan ücret mi sual edilmiş te borç altında kalmış eziliyorlar? Gayb onların yanında da onlar mı yazıyorlar? Veya hileli tuzak mı istedikleri? Tuzaklanacaklar işte o kafirlerdir veya Allah d ışında, onlar için, bir ilah mı var? Allah onların ortak koştuklarından üstündür. Eğer gökten düşen bir parça görseler, birbirine eklenmiş bulut derler, günleri ile buluşacakları ve korkudan bayılacakları o zamana kadar terket onları / bırak onları. Onların hileli tuzakları o gün onlara fayda sağlamaz, onlara yardım da edilmez. Zalimler bundan dışında bir azap da var, lakin çokları / ekserisi bilmiyorlar. Rabbinin vereceği karara / hükmüne sabret sen bizim gözetimimizdesin, kalktığın zamanlar da Rabbini üstün tut / tesbih et, geceleyin ve yıldızların ardından (gündüzün) onu tesbih et.
De ki: "Bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim."
De ki: "Gözetleyin, ben de sizinle beraber gözetleyenlerdenim. (Bakalım hangimiz felaketlere çarpılacağız?)"
De ki: "Bekleyin bakalım, ben de sizinle beraber (sizin başınıza gelecekleri) bekleyenlerdenim dipnot 1 !"
De ki "Bekleyin, ben de sizinle birlikte bekliyorum."
De ki: Bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.
De ki: -Bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.
De ki: "Bekleyin! Doğrusu sizinle beraber ben de bekleyenlerdenim."
Tûr suresi, 32. ayet. أَمْ تَأْمُرُهُمْ أَحْلَٰمُهُم بِهَٰذَآ أَمْ هُمْ قَوْمٌ طَاغُونَ
Bunu kendilerine akılları mı emrediyor, yoksa onlar azgın bir topluluk mudur?
Onlara akılları mı bunu emrediyor; yoksa onlar azgın bir topluluk mudur?
Yoksa onları bu tavra savruk akılları mı sevk ediyor? Sakın onlar isyanda sınır tanımayan azgın bir topluluk olmasın?!
Akılları mı onlara bu (tavrı takınmaları)nı telkin ediyor, yoksa (bu hal) (sadece) kaba bir küstahlığın eseri midir?
Onlara bunu akılları mı emrediyor; yoksa onlar küstah bir toplum mu?
Yoksa bunu kendilerine saçma akılları mı emrediyor? Yoksa onlar azgın bir kavim midir?
Onlara akılları mı bunu emreder, yoksa onlar, azgın bir topluluk mudur?
Yoksa akılları mı bunu yaptırıyor? Yoksa onlar, azıtmış bir toplum mu?
Onlara akılları mı bunu emrediyor? Yoksa onlar azgınlar topluluğu mudurlar?
Bunları rüyalarının etkisiyle mi söylüyorlar, yoksa onlar haddi aşan bir topluluk mudur?
Bunları rüyalarının etkisiyle mi söylüyorlar, yoksa onlar haddi aşan bir topluluk mudur?
Yoksa onlara bunu (bu çelişkiyi) akılları mı emrediyor, ya da onlar azgın bir topluluk mudurlar?
Yoksa onlara bunu (bu tenakuzu) akılları mı emrediyor? Yoksa azgın bir kavım mıdırlar?
Yoksa onların düşleri böyle mi istiyor? Yoksa onlar azgın bir halk mı?
Yoksa onların düşleri böyle mi istiyor? Yoksa onlar azgın bir halk mı?
Yoksa onların akılları böyle mi istiyor? Yoksa onlar azgın bir toplum mu?
Yoksa bunu kendilerine saçma akılları mı buyuruyor? Yoksa onlar azgın bir kavim midir?
Yahud bunu kendilerine akılları mı emrediyor, yoksa onlar azgınlar güruhu mudur?
Bunu kendilerine akılları mı buyuruyor, yoksa onlar, azgın bir kavim midirler?
(3, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49) Hatırla ki sen Rabbinin nimeti sayesinde kâhin değilsin ve mecnun / divane değilsin, O bir şairdir ve biz onun bir felakete uğramasını bekliyoruz mu diyorlar? De ki bekleyin bende sizle beraber bekliyorum, bunu onlara rüyalarımı emrediyor yahut onlar taşkın bir kavim midirler? Veya onu (kuranı) kendisi uydurdu mu? Diyorlar, bilakis onlar inanmıyorlar, eğer doğru sözlü iseniz onun benzeri bir söz getirin , onlar başka bir şeyden mi yaratıldılar? yahut onlar yaratıcı mıdırlar? Yahut gökleri ve yeri mi yarattıl ar? Bilakis onlar inanmıyorlar / ikna olmuyorlar yahut Rabbiniz in hazineleri onların yanlarında mı? veya o hazineleri ele mi geçirdiler? Yahut onların orada merdivenleri varda onla mı? dinliyorlar? Öyleyse işittiklerinden apaçık bir delil getirsinler. Yahut kızlar O’na / Allah’a da erkek çocuklar kendilerine mi? Veya onlardan ücret mi sual edilmiş te borç altında kalmış eziliyorlar? Gayb onların yanında da onlar mı yazıyorlar? Veya hileli tuzak mı istedikleri? Tuzaklanacaklar işte o kafirlerdir veya Allah d ışında, onlar için, bir ilah mı var? Allah onların ortak koştuklarından üstündür. Eğer gökten düşen bir parça görseler, birbirine eklenmiş bulut derler, günleri ile buluşacakları ve korkudan bayılacakları o zamana kadar terket onları / bırak onları. Onların hileli tuzakları o gün onlara fayda sağlamaz, onlara yardım da edilmez. Zalimler bundan dışında bir azap da var, lakin çokları / ekserisi bilmiyorlar. Rabbinin vereceği karara / hükmüne sabret sen bizim gözetimimizdesin, kalktığın zamanlar da Rabbini üstün tut / tesbih et, geceleyin ve yıldızların ardından (gündüzün) onu tesbih et.
Bunu kendilerine akılları mı emrediyor yoksa onlar azgın bir topluluk mudurlar?
Akılları mı bunu kendilerine emrediyor, yoksa onlar azgın bir topluluk mudur?
Bunu onlara akılları mı emrediyor, yoksa onlar hadlerini aşan bir topluluk mu dipnot 1 ?
Bu duygusallıktan uzak bir karar gereği midir? Yoksa onlar bir azgınlar topluluğu mudur?
Onlara akılları mı bunu emreder? Yoksa onlar, azgın bir toplum mudur?
Yoksa onlar, bunu rüyalarında mı gördüler? Yoksa onlar, azgın bir toplum mudur?
Acaba bunu onlara hayalleri mi emrediyor yoksa bunlar azmış bir topluluk mu?
Tûr suresi, 33. ayet. أَمْ يَقُولُونَ تَقَوَّلَهُۥ بَل لَّا يُؤْمِنُونَ
Yoksa "O Kur'an'ı kendisi uydurup söyledi" mi diyorlar? Hayır, (sırf inatlarından dolayı) iman etmiyorlar.
Veya "Onu kendisi uydurdu!" mu diyorlar? Hayır! Onlar iman etmezler.
Ya yoksa onlar, "Kendi söylediğini Allah'a isnat etti" mi diyorlar? Ama yoo! (Dediklerine) kendileri de inanmıyorlar.
Yoksa onlar: "Bu (mesaj)ı kendisi uydurmuştur!" mu diyorlar? Hayır, tersine, onlar (gerçeği biliyor, ama) inanmak istemiyorlar!
Yoksa "Onu uyduruyor" mu diyorlar? Hayır, onlar iman etmiyorlar!
Yoksa: "Onu kendisi uydurup söyledi" mi diyorlar? Hayır; onlar iman etmiyorlar.
Yahut «Onu kendisi uydurdu!» mu diyorlar? Hayır, onlar iman etmezler.
Yoksa "Onu uydurdu!" mu diyorlar? Hayır, onlar, inanmıyorlar.
Yoksa,"onu kendisi uydurdu"mu diyorlar? Hayır! Onlar inanmıyorlar.
Yoksa, "Onu kendi uydurdu" mu diyorlar? Hayır, onlar gerçeği onaylamazlar.
Yoksa, 'Onu kendi uydurdu' mu diyorlar? Hayır, onlar inanmazlar.
Yoksa "Onu kendisi uydurmakta" mı diyorlar? Hayır, kendileri inanmazlar.
Yoksa onu (o Kur'anı) kendisi uydurmakta mı diyorlar? Hayır kendileri inanmazlar
Yoksa: "Onu kendisi uydurup söyledi." mi diyorlar? İşin gerçeği, onlar inanmak istemiyorlar.
Yoksa: "Onu kendisi uydurup söyledi." mi diyorlar? İşin gerçeği, onlar inanmak istemiyorlar.
Yoksa: "Onu kendisi uydurup söyledi." mi diyorlar? İşin gerçeği, onlar inanmak istemiyorlar.
Yoksa: "Onu kendisi uydurup söyledi" mi diyorlar. Hayır; onlar inanmıyorlar.
Yahud onu kendisi mi uydurub söyledi diyorlar? Hayır, onlar iman etmezler.
Yoksa; onu kendisi uydurdu mu diyorlar? Hayır, onlar iman etmezler.
(3, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49) Hatırla ki sen Rabbinin nimeti sayesinde kâhin değilsin ve mecnun / divane değilsin, O bir şairdir ve biz onun bir felakete uğramasını bekliyoruz mu diyorlar? De ki bekleyin bende sizle beraber bekliyorum, bunu onlara rüyalarımı emrediyor yahut onlar taşkın bir kavim midirler? Veya onu (kuranı) kendisi uydurdu mu? Diyorlar, bilakis onlar inanmıyorlar, eğer doğru sözlü iseniz onun benzeri bir söz getirin , onlar başka bir şeyden mi yaratıldılar? yahut onlar yaratıcı mıdırlar? Yahut gökleri ve yeri mi yarattıl ar? Bilakis onlar inanmıyorlar / ikna olmuyorlar yahut Rabbiniz in hazineleri onların yanlarında mı? veya o hazineleri ele mi geçirdiler? Yahut onların orada merdivenleri varda onla mı? dinliyorlar? Öyleyse işittiklerinden apaçık bir delil getirsinler. Yahut kızlar O’na / Allah’a da erkek çocuklar kendilerine mi? Veya onlardan ücret mi sual edilmiş te borç altında kalmış eziliyorlar? Gayb onların yanında da onlar mı yazıyorlar? Veya hileli tuzak mı istedikleri? Tuzaklanacaklar işte o kafirlerdir veya Allah d ışında, onlar için, bir ilah mı var? Allah onların ortak koştuklarından üstündür. Eğer gökten düşen bir parça görseler, birbirine eklenmiş bulut derler, günleri ile buluşacakları ve korkudan bayılacakları o zamana kadar terket onları / bırak onları. Onların hileli tuzakları o gün onlara fayda sağlamaz, onlara yardım da edilmez. Zalimler bundan dışında bir azap da var, lakin çokları / ekserisi bilmiyorlar. Rabbinin vereceği karara / hükmüne sabret sen bizim gözetimimizdesin, kalktığın zamanlar da Rabbini üstün tut / tesbih et, geceleyin ve yıldızların ardından (gündüzün) onu tesbih et.
Yoksa; o Kur’an’ı kendisi uydurup söyledi mi diyorlar? Hayır! Onlar iman etmiyorlar.
Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar? Hayır, onlar inanmıyorlar.
Ya da "Kur'an'ı kendi uydurup söyledi" mi diyorlar dipnot 1 ? Aslında onlar (kendi söylediklerine) inanmıyorlar.
Ya da "Kur'an'ı kendi uydurdu" mu diyorlar? Aslında onlar sana güvenmiyorlar.
Yoksa onu uydurdu mu diyorlar? Hayır, onlar iman etmiyorlar.
Yoksa onu uydurdu mu diyorlar? Hayır, onlar iman etmiyorlar.
Yoksa, "Onu uydurdu" mu diyorlar! Hayır, iman etmiyorlar.
Tûr suresi, 34. ayet. فَلْيَأْتُوا۟ بِحَدِيثٍ مِّثْلِهِۦٓ إِن كَانُوا۟ صَٰدِقِينَ
Eğer doğru söyleyenler iseler, haydi onun gibi bir söz getirsinler!
Doğru (sözlü) iseler onun (Kur'an'ın) benzeri bir söz getirsinler. dipnot 1
Öyleyse, haydi onun benzeri bir başka söz üretsinler bakalım; sözlerinin arkasında duruyorlarsa tabi ki.
Ama, (eğer onu basit bir faninin işi olarak görüyorlarsa) ona benzeyen başka bir söylem üretsinler (de görelim!) Söyledikleri doğru mu, değil mi?
Eğer sözlerinde sadıklarsa Onun benzeri bir söz getirsinler!
Şu halde, eğer doğru sözlüler iseler, benzeri bir söz getirsinler.
Eğer doğru iseler onun benzeri bir söz getirsinler.
Madem öyle, Onun benzeri bir söz -hadis- getirsinler; eğer doğruyu söylüyorlarsa?
Eğer doğru iseler onun benzeri bir söz getirsinler.
Doğru sözlüler iseler bunun benzeri bir hadis getirsinler. dipnot 1
Doğru sözlüler iseler bunun benzeri bir hadis getirsinler.
Haydi onun gibi bir söz getirsinler, eğer doğru iseler!
Haydi onun gibi bir söz getirsinler, doğru iseler
Eğer söylediklerinde haklı kimselerse, onlar da onun benzeri bir hadis dipnot 1 getirsinler!
Eğer söylediklerinde haklı kimselerse, onlar da onun gibi bir hadis dipnot 1 getirsinler!
Eğer sözlerinde haklı kimselerse, onlar da onun gibi bir söz getirsinler!
Şu halde, eğer doğru sözlüler iseler, benzeri bir söz getirsinler.
Öyleyse onlar da, eğer doğru söyleyenlerse, onun gibi (velev uydurma) bir söz getirsinler!
Şayet sadıklardan iseler, onun benzeri bir söz getirsinler.
(3, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49) Hatırla ki sen Rabbinin nimeti sayesinde kâhin değilsin ve mecnun / divane değilsin, O bir şairdir ve biz onun bir felakete uğramasını bekliyoruz mu diyorlar? De ki bekleyin bende sizle beraber bekliyorum, bunu onlara rüyalarımı emrediyor yahut onlar taşkın bir kavim midirler? Veya onu (kuranı) kendisi uydurdu mu? Diyorlar, bilakis onlar inanmıyorlar, eğer doğru sözlü iseniz onun benzeri bir söz getirin , onlar başka bir şeyden mi yaratıldılar? yahut onlar yaratıcı mıdırlar? Yahut gökleri ve yeri mi yarattıl ar? Bilakis onlar inanmıyorlar / ikna olmuyorlar yahut Rabbiniz in hazineleri onların yanlarında mı? veya o hazineleri ele mi geçirdiler? Yahut onların orada merdivenleri varda onla mı? dinliyorlar? Öyleyse işittiklerinden apaçık bir delil getirsinler. Yahut kızlar O’na / Allah’a da erkek çocuklar kendilerine mi? Veya onlardan ücret mi sual edilmiş te borç altında kalmış eziliyorlar? Gayb onların yanında da onlar mı yazıyorlar? Veya hileli tuzak mı istedikleri? Tuzaklanacaklar işte o kafirlerdir veya Allah d ışında, onlar için, bir ilah mı var? Allah onların ortak koştuklarından üstündür. Eğer gökten düşen bir parça görseler, birbirine eklenmiş bulut derler, günleri ile buluşacakları ve korkudan bayılacakları o zamana kadar terket onları / bırak onları. Onların hileli tuzakları o gün onlara fayda sağlamaz, onlara yardım da edilmez. Zalimler bundan dışında bir azap da var, lakin çokları / ekserisi bilmiyorlar. Rabbinin vereceği karara / hükmüne sabret sen bizim gözetimimizdesin, kalktığın zamanlar da Rabbini üstün tut / tesbih et, geceleyin ve yıldızların ardından (gündüzün) onu tesbih et.
Eğer doğru söyleyenler iseler, haydi onun gibi bir söz getirsinler!
Doğru iseler haydi onun gibi bir söz getirsinler.
Eğer doğru söyleyen kimseler iseler Kur'an'ın dengi bir söz /bir kitap getirsinler bakalım dipnot 1 .
Sözlerinin arkasındaysalar Kur'an gibi bir söz getirsinler.
Haydi onun benzeri bir söz getirsinler, eğer doğru söylüyorlarsa!
-Haydi onun benzeri bir söz meydana getirsinler eğer doğru söylüyorlarsa!
Eğer doğru sözlü iseler, onun benzeri bir hadis/söz getirsinler.
Tûr suresi, 35. ayet. أَمْ خُلِقُوا۟ مِنْ غَيْرِ شَىْءٍ أَمْ هُمُ ٱلْخَٰلِقُونَ
Acaba onlar herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar?
Yoksa onlar, herhangi bir (yaratıcı) olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendileri mi yaratıcıdır?
Ne yani, onlar sebepsiz mi yaratıldılar? Yoksa kendilerini yaratan yine kendileri mi?
(Yoksa onlar, Allah'ın varlığını inkar mı ediyorlar?) Kendileri, hiçbir (sebep) olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendi kendilerinin mi yaratıcılarıdırlar?
Yoksa onlar hiçbir etki olmadan mı yaratıldılar? Yoksa onlar mı yaratanlar?
Yoksa onlar, hiçbir şey olmaksızın mı yaratıldılar? Yoksa yaratıcılar kendileri mi?
Acaba onlar herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar?
Yoksa onlar, hiçbir şey olmadan mı yaratıldılar? Yoksa yaratıcılar onlar mı?
Acaba onlar herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar?
Onlar yokluktan mı yaratıldılar? Yoksa yaratanlar kendileri mi?
Onlar yokluktan mı yaratıldılar? Yoksa yaratanlar kendileri mi?
Yoksa kendileri hiçbir şeysiz (yaratıcısız) mı yaratıldılar? Yoksa yaratan onlar mıdırlar?
Yoksa kendileri "la şey"den mi yaratıldılar? Yoksa yaratan onlar mıdırlar?
Yoksa onlar, bir yaratıcı olmaksızın mı yaratıldılar? Yoksa yaratanlar onlar mıdır?
Yoksa onlar, bir yaratıcı olmaksızın mı yaratıldılar? Yoksa yaratanlar onlar mıdır?
Yoksa onlar, bir yaratıcı olmaksızın mı yaratıldılar? Yoksa yaratanlar onlar mıdır?
Yoksa onlar, hiçbir şey olmaksızın mı yaratıldılar? Yoksa yaratıcılar kendileri mi?
Yoksa onlar bir şeysiz olarak mı yaratdılar? Yahud (kendilerinin) yaratıcıları kendileri midir?!
Onlar; hiç bir şey olmaksızın mı yaratıldılar, yoksa kendileri midir yaratanları?
(3, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49) Hatırla ki sen Rabbinin nimeti sayesinde kâhin değilsin ve mecnun / divane değilsin, O bir şairdir ve biz onun bir felakete uğramasını bekliyoruz mu diyorlar? De ki bekleyin bende sizle beraber bekliyorum, bunu onlara rüyalarımı emrediyor yahut onlar taşkın bir kavim midirler? Veya onu (kuranı) kendisi uydurdu mu? Diyorlar, bilakis onlar inanmıyorlar, eğer doğru sözlü iseniz onun benzeri bir söz getirin , onlar başka bir şeyden mi yaratıldılar? yahut onlar yaratıcı mıdırlar? Yahut gökleri ve yeri mi yarattıl ar? Bilakis onlar inanmıyorlar / ikna olmuyorlar yahut Rabbiniz in hazineleri onların yanlarında mı? veya o hazineleri ele mi geçirdiler? Yahut onların orada merdivenleri varda onla mı? dinliyorlar? Öyleyse işittiklerinden apaçık bir delil getirsinler. Yahut kızlar O’na / Allah’a da erkek çocuklar kendilerine mi? Veya onlardan ücret mi sual edilmiş te borç altında kalmış eziliyorlar? Gayb onların yanında da onlar mı yazıyorlar? Veya hileli tuzak mı istedikleri? Tuzaklanacaklar işte o kafirlerdir veya Allah d ışında, onlar için, bir ilah mı var? Allah onların ortak koştuklarından üstündür. Eğer gökten düşen bir parça görseler, birbirine eklenmiş bulut derler, günleri ile buluşacakları ve korkudan bayılacakları o zamana kadar terket onları / bırak onları. Onların hileli tuzakları o gün onlara fayda sağlamaz, onlara yardım da edilmez. Zalimler bundan dışında bir azap da var, lakin çokları / ekserisi bilmiyorlar. Rabbinin vereceği karara / hükmüne sabret sen bizim gözetimimizdesin, kalktığın zamanlar da Rabbini üstün tut / tesbih et, geceleyin ve yıldızların ardından (gündüzün) onu tesbih et.
Acaba onlar herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar?
Yoksa kendileri, hiçbir şey olmadan (raslantı sonucu olarak) mı yaratıldılar? Yoksa yaratanlar kendileri midir?
Bir yaratıcı dipnot 1 olmadan mı yaratıldılar yoksa yaratıcıları kendileri mi dipnot 2 ?
Onlar yoktan mı yaratıldılar yoksa yaratan kendileri mi?
Acaba onlar herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar?
Yoksa onlar, hiçbir şey olmadan mı yaratıldılar; yoksa yaratıcı olanlar mı?
Yoksa onlar hiçbir şeysiz mi yaratıldılar? Yoksa bizzat kendileri mi yaratıcıdır?
Tûr suresi, 36. ayet. أَمْ خَلَقُوا۟ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ بَل لَّا يُوقِنُونَ
Yoksa, gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır, onlar kesin olarak inanmıyorlar.
Yoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattı? Hayır! Onlar kesin bir şekilde inanmazlar.
Ya yoksa gökleri ve yeri yaratan kendileri mi? Hayır! Asıl onlar inanmaya gönüllü değiller.
(Ve) gökleri ve yeri onlar mı yarattı? Hayır, ama onlar hiçbir şey hakkında kesin bir inanca sahip değiller!
Yoksa semaları ve arzı onlar mı yarattılar? Hayır, onlar yakin sahibi değildirler.
Yoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır; onlar, kesin bir bilgiyle inanmıyorlar.
Yoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır! Onlar bir türlü anlayıp inanmazlar.
Yoksa gökleri ve yeryüzünü onlar mı yarattılar? Hayır, onların, gerçek bir inançları yok.
Yoksa, gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır! Onlar kesinlikle inanmıyorlar.
Gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Doğrusu, onlar gerçeği kuşkusuz bir biçimde onaylamazlar.
Gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Doğrusu, onlar kesin bir inanca sahip olmazlar.
Yoksa gökleri ve yeri mi yarattılar? Hayır, onlar ikan ehli değiller (kendi inançlarında bile kuşkulu kimseler)dir.
Yoksa Gökleri ve Yeri mi yarattılar? Hayır iykan ehli değiller
Yoksa gökleri ve yeryüzünü onlar mı yarattı? Hayır, onlar gerçeğe ulaşmaya yanaşmıyorlar!
Yoksa gökleri ve yeryüzünü onlar mı yarattı? Hayır, onlar gerçeğe ulaşmaya yanaşmıyorlar!
Yoksa gökleri ve yeryüzünü onlar mı yarattı? Hayır, onlar gerçeğe ulaşmaya yanaşmıyorlar!
Yoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır; onlar, kesin bir bilgiyle inanmıyorlar.
Yoksa gökleri ve yeri onlar mı yaratdılar? Hayır, onlar (Allahın birliğini, kudretini) iyi bilmiyorlar.
Yoksa, gökleri ve yeri mi yarattılar? Hayır onlar, iyi bilmiyorlar.
(3, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49) Hatırla ki sen Rabbinin nimeti sayesinde kâhin değilsin ve mecnun / divane değilsin, O bir şairdir ve biz onun bir felakete uğramasını bekliyoruz mu diyorlar? De ki bekleyin bende sizle beraber bekliyorum, bunu onlara rüyalarımı emrediyor yahut onlar taşkın bir kavim midirler? Veya onu (kuranı) kendisi uydurdu mu? Diyorlar, bilakis onlar inanmıyorlar, eğer doğru sözlü iseniz onun benzeri bir söz getirin , onlar başka bir şeyden mi yaratıldılar? yahut onlar yaratıcı mıdırlar? Yahut gökleri ve yeri mi yarattıl ar? Bilakis onlar inanmıyorlar / ikna olmuyorlar yahut Rabbiniz in hazineleri onların yanlarında mı? veya o hazineleri ele mi geçirdiler? Yahut onların orada merdivenleri varda onla mı? dinliyorlar? Öyleyse işittiklerinden apaçık bir delil getirsinler. Yahut kızlar O’na / Allah’a da erkek çocuklar kendilerine mi? Veya onlardan ücret mi sual edilmiş te borç altında kalmış eziliyorlar? Gayb onların yanında da onlar mı yazıyorlar? Veya hileli tuzak mı istedikleri? Tuzaklanacaklar işte o kafirlerdir veya Allah d ışında, onlar için, bir ilah mı var? Allah onların ortak koştuklarından üstündür. Eğer gökten düşen bir parça görseler, birbirine eklenmiş bulut derler, günleri ile buluşacakları ve korkudan bayılacakları o zamana kadar terket onları / bırak onları. Onların hileli tuzakları o gün onlara fayda sağlamaz, onlara yardım da edilmez. Zalimler bundan dışında bir azap da var, lakin çokları / ekserisi bilmiyorlar. Rabbinin vereceği karara / hükmüne sabret sen bizim gözetimimizdesin, kalktığın zamanlar da Rabbini üstün tut / tesbih et, geceleyin ve yıldızların ardından (gündüzün) onu tesbih et.
Yoksa, gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır! Onlar kesin olarak inanmıyorlar.
Yoksa gökleri ve yeri mi yarattılar? Hayır, onlar düşünüp de inanmazlar.
Yoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattı dipnot 1 ? Hayır, onlar (sizinle tartıştıkları konuda) kesin bilgi sahibi değillerdir.
Yoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattı? Aslında söylediklerine kendileri de inanmıyor.
Yoksa, gökleri ve yeri onlar mı yarattı? Hayır! Onlar kesin bir bilgiyle iman etmiyorlar.
Yoksa, gökleri ve yeri onlar mı yarattı? Hayır, onlar kesin olarak bilmiyorlar.
Yoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattı? Hayır, onlar gerekli bilgiye ulaşamıyorlar!
Tûr suresi, 37. ayet. أَمْ عِندَهُمْ خَزَآئِنُ رَبِّكَ أَمْ هُمُ ٱلْمُصَۣيْطِرُونَ
Yoksa, Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Ya da her şeye hakim olan kendileri midir?
Yoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Yoksa her şeye hâkim olan kendileri midir?
Yoksa Rabbinin hazineleri onların elinde mi? Ya yoksa onu zorla ele geçirip üstüne mi oturmuşlar?
(Nasıl olabilirler ki?) Rabbinin hazineleri onlarda mı? Onlar mı (kaderden) sorumlular?
Yoksa Rabbinin hazineleri onların indinde mi? Yoksa onlar mı her şeye hükmedenler?
Yoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Yoksa üstün güç (her şeyin denetim ve yönetim) sahipleri kendileri midir?
Yahut Rabbinin hâzineleri onların yanında mıdır? Ya da her şeye hakim olan kendileri midir?
Yoksa Efendinin kaynakları onların yanında mı? Yoksa denetleyenler onlar mı?
Yoksa, Rabbinin hazineleri onların yanında mı? Yoksa, her şeye hakim olan kendileri midir?
Yoksa Efendinin hazineleri onların mı yanındadır? Onlar mı kontrol etmektedirler?
Yoksa Rabbinin hazineleri onların mı yanındadır? Onlar mı kontrol etmektedirler?
Yoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Yoksa onlar mı kainata hükmetmişler?
Yoksa rabbının hazineleri onların yanında mı? Yoksa onlar mı istiyla etmişler?
Yoksa Rabb'inin hazineleri onların yanında mı? Veya kendilerinin her şeye güç yetirebileceklerini mi sanıyorlar?
Yoksa Rabb'inin hazineleri onların yanında mı? Veya kendilerinin her şeye güç yetirebileceklerini mi sanıyorlar?
Yoksa Rabb'inin hazineleri onların yanında mı? Veya kendilerinin her şeye güç yetirebileceklerini mi sanıyorlar?
Yoksa rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Yoksa üstün güç (her şeyin denetim ve yönetim) sahipleri kendileri midir?
Yahud Rabbinin hazineleri onların yanında mı? Veya onlar (eşyayi diledikleri gibi tedbire) haakim ve gaalib kimseler mi?
Yoksa, Rabbının hazineleri onların yanında mıdır? Veya işe hakim olanlar onlar mıdır?
(3, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49) Hatırla ki sen Rabbinin nimeti sayesinde kâhin değilsin ve mecnun / divane değilsin, O bir şairdir ve biz onun bir felakete uğramasını bekliyoruz mu diyorlar? De ki bekleyin bende sizle beraber bekliyorum, bunu onlara rüyalarımı emrediyor yahut onlar taşkın bir kavim midirler? Veya onu (kuranı) kendisi uydurdu mu? Diyorlar, bilakis onlar inanmıyorlar, eğer doğru sözlü iseniz onun benzeri bir söz getirin , onlar başka bir şeyden mi yaratıldılar? yahut onlar yaratıcı mıdırlar? Yahut gökleri ve yeri mi yarattıl ar? Bilakis onlar inanmıyorlar / ikna olmuyorlar yahut Rabbiniz in hazineleri onların yanlarında mı? veya o hazineleri ele mi geçirdiler? Yahut onların orada merdivenleri varda onla mı? dinliyorlar? Öyleyse işittiklerinden apaçık bir delil getirsinler. Yahut kızlar O’na / Allah’a da erkek çocuklar kendilerine mi? Veya onlardan ücret mi sual edilmiş te borç altında kalmış eziliyorlar? Gayb onların yanında da onlar mı yazıyorlar? Veya hileli tuzak mı istedikleri? Tuzaklanacaklar işte o kafirlerdir veya Allah d ışında, onlar için, bir ilah mı var? Allah onların ortak koştuklarından üstündür. Eğer gökten düşen bir parça görseler, birbirine eklenmiş bulut derler, günleri ile buluşacakları ve korkudan bayılacakları o zamana kadar terket onları / bırak onları. Onların hileli tuzakları o gün onlara fayda sağlamaz, onlara yardım da edilmez. Zalimler bundan dışında bir azap da var, lakin çokları / ekserisi bilmiyorlar. Rabbinin vereceği karara / hükmüne sabret sen bizim gözetimimizdesin, kalktığın zamanlar da Rabbini üstün tut / tesbih et, geceleyin ve yıldızların ardından (gündüzün) onu tesbih et.
Yoksa, Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Ya da her şeye hâkim olan kendileri midir?
Yoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Yahut hakim olan (her şeyi istedikleri gibi yöneten) kendileri midir?
Yoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mı ya da her şeyi hizaya getirecek olanlar onlar mı?
Sahibinin hazineleri onların yanında mı ya da (hazineler) onların hakimiyetinde mi?
Yoksa, Rabbinin hazineleri onların yanında mı? Yoksa, her şeye hakim olan kendileri midir?
Yoksa, Rabbinin hazineleri onların yanında mı? Yoksa, denetim ve yönetim sahibi onlar mıdır?
Yoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mı? Yoksa güç ve egemenlik sahibi onlar mı?
Tûr suresi, 38. ayet. أَمْ لَهُمْ سُلَّمٌ يَسْتَمِعُونَ فِيهِ فَلْيَأْتِ مُسْتَمِعُهُم بِسُلْطَٰنٍ مُّبِينٍ
Yoksa onların, kendisi vasıtasıyla (ilahi vahyi) dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? (Eğer varsa) dinleyenleri, açık bir delil getirsin!
Yoksa onların, (Allah katındaki sırları) dinleyebildikleri merdivenleri mi var? (Öyleyse) dinleyiciler apaçık bir delil getirsinler!
Ne yani, onlara mahsus (göklere uzanan bir) merdiven var da orada olup-biteni mi dinliyorlar? Öyleyse, haydi açık ve inandırıcı delillerle birlikte dinlediklerini getirsinler de görelim!
Yoksa onların (nihai hakikatlere yükselecekleri ve insan kavrayışının ötesindekini) dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse, (onu) dinlemiş olanlardan birisi (bilgisinin) açık bir delilini getirsin!
Yoksa onların tırmanıp (ilahi sırları) dinledikleri bir merdiveni mi var? (Eğer öyleyse) onların dinleyenleri apaçık bir karşı konulmaz delil getirsinler.
Yoksa onların bir merdivenleri mi var (ki) onunla (yükselip en yüce makamda konuşulanları) dinliyorlar? Öyleyse, dinleyenleri açık bir delil getirsin.
Yoksa onların, üzerine çıkıp gizli sırları dinledikleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse dinleyenleri, açık bir delil getirsinler.
Yoksa dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse dinlemiş olanlardan birisi, güçlü bir apaçık kanıt getirsin.
Yoksa, üzerine çıkıp vahiy dinledikleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse onları dinleyenler açık bir mucize getirsin.
Yoksa üzerine çıkıp (vahyi) dinledikleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse dinleyicileri açık bir delil getirsin.
Yoksa üzerine çıkıp (vahyi) dinledikleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse dinleyicileri açık bir delil getirsin.
Yoksa onlara mahsus bir merdiven var da (çıkıp) ondan dinliyorlar mı? Öyleyse dinleyenleri, açıklayıcı bir delil getirsin.
Yoksa onlara mahsus bir merdiven var da ondan dinliyorlar mı? Öyle ise dinleyicileri beyan edecek bir bürhan getirsin
Yoksa onların, orada dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse dinleyenleri buna dair bir belge getirsinler!
Yoksa onların, orada dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse dinleyenleri buna dair bir belge getirsinler!
Yoksa onların, orada dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse dinleyenleri buna dair bir belge getirsinler!
Yoksa onların bir merdivenleri mi var (ki) onunla (yükselip en yüce makamda konuşulanları) dinliyorlar? Öyleyse, dinleyenleri açık bir delil getirsin.
Yoksa onlara haas bir merdiven vardır da onun üstünden mi dinliyorlar Öyleyse dinleyicileri açık bir bürhan getirsin (ler)!
Yoksa, üzerine çıkıp dinlendikleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse dinleyicileri açık bir delil getirsinler.
Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.
Yoksa onların, kendisi vasıtasıyla (ilahî vahyi) dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? (Eğer varsa) dinleyenleri, açık bir delil getirsin!
Yoksa onların, (göğe çıkıp meleklerin sözlerini ve onlara vahyedileni) dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse dinleyenleri, (meleklerin sözlerini dinlediklerine) açık bir delil getirsin.
Yoksa üzerinde (ilahi bilgileri) dinledikleri merdivenleri mi var? Öyleyse, içlerinden onları dinleyenler, açık bir delil getirsin dipnot 1 !
Yoksa yükseğe çıkan bir araçları var da (olup bitenleri) oradan mı dinliyorlar? Dinleyen kişiler açık bir delil getirsin.
Yoksa, üzerine çıkıp vahiy dinledikleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse, dinleyenleri açık bir delil getirsin.
Yoksa onların bir araçları mı var ki onun hakkında duyum ediniyorlar? Haydi onlardan duyum edinenler açık delillerini getirsinler.
Yoksa onlara özgü bir merdiven var da onun üzerinde mi dinliyorlar? Eğer böyleyse, dinleyenleri açık bir kanıt getirsin.
Tûr suresi, 39. ayet. أَمْ لَهُ ٱلْبَنَٰتُ وَلَكُمُ ٱلْبَنُونَ
Yoksa, kızlar O'na (Allah'a) da oğullar size mi?
Yoksa kızlar O'nun (Allah'ın), oğullar sizin mi? dipnot 1
Ne yani, kızlar O'na da oğullar kendilerine mi?
Yahut, (eğer Allah'a inanıyorsanız), siz (yalnız) erkek çocuk sahibi olurken O(nun) kız çocuk sahibi (olmayı tercih ettiğine nasıl inanırsınız?)
Yoksa kız çocuklar O'na ait de oğullar sizin mi?
Yoksa kızlar O'nun da, erkek çocuklar sizin mi?
Yoksa kızlar Allah'ın da, oğullar sizin mi?
Yoksa kızlar O'nun da oğullar sizin mi?
Yoksa, kızlar Allah'ın, erkekler sizin mi?
Yoksa kızlar O'na, oğullar size mi?
Yoksa kızlar O'na, oğullar size mi?
Yoksa kızlar O'na, oğullar size öyle mi?
Yoksa kızlar ona oğullar size öyle mi?
Yoksa kızlar O'nun da oğullar sizin mi?
Yoksa kızlar O'nun da oğullar sizin mi?
Yoksa kızlar O'nun da, oğullar sizin mi?
Yoksa kızlar O'nun da, erkek çocuklar sizin mi?
Yahud kızlar Onun, oğullar sizin mi?
Yoksa, kızlar O'nundur da, oğullar sizin öyle mi?
(3, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49) Hatırla ki sen Rabbinin nimeti sayesinde kâhin değilsin ve mecnun / divane değilsin, O bir şairdir ve biz onun bir felakete uğramasını bekliyoruz mu diyorlar? De ki bekleyin bende sizle beraber bekliyorum, bunu onlara rüyalarımı emrediyor yahut onlar taşkın bir kavim midirler? Veya onu (kuranı) kendisi uydurdu mu? Diyorlar, bilakis onlar inanmıyorlar, eğer doğru sözlü iseniz onun benzeri bir söz getirin , onlar başka bir şeyden mi yaratıldılar? yahut onlar yaratıcı mıdırlar? Yahut gökleri ve yeri mi yarattıl ar? Bilakis onlar inanmıyorlar / ikna olmuyorlar yahut Rabbiniz in hazineleri onların yanlarında mı? veya o hazineleri ele mi geçirdiler? Yahut onların orada merdivenleri varda onla mı? dinliyorlar? Öyleyse işittiklerinden apaçık bir delil getirsinler. Yahut kızlar O’na / Allah’a da erkek çocuklar kendilerine mi? Veya onlardan ücret mi sual edilmiş te borç altında kalmış eziliyorlar? Gayb onların yanında da onlar mı yazıyorlar? Veya hileli tuzak mı istedikleri? Tuzaklanacaklar işte o kafirlerdir veya Allah d ışında, onlar için, bir ilah mı var? Allah onların ortak koştuklarından üstündür. Eğer gökten düşen bir parça görseler, birbirine eklenmiş bulut derler, günleri ile buluşacakları ve korkudan bayılacakları o zamana kadar terket onları / bırak onları. Onların hileli tuzakları o gün onlara fayda sağlamaz, onlara yardım da edilmez. Zalimler bundan dışında bir azap da var, lakin çokları / ekserisi bilmiyorlar. Rabbinin vereceği karara / hükmüne sabret sen bizim gözetimimizdesin, kalktığın zamanlar da Rabbini üstün tut / tesbih et, geceleyin ve yıldızların ardından (gündüzün) onu tesbih et.
Yoksa kızlar Allah'ın da, oğullar sizin mi?
Yoksa kızlar O'na, oğullar size mi?
Yoksa kızlar Allah'ın da oğullar sizin mi dipnot 1 ?
Kızlar Allah'ın da oğullar sizin mi?
Yoksa kızlar O’nun da; erkek çocuklar sizin mi?
Yoksa kızlar O'nun da erkek çocuklar sizin mi?
Yoksa kızlar O'na, oğullar size mi?
Tûr suresi, 40. ayet. أَمْ تَسْـَٔلُهُمْ أَجْرًا فَهُم مِّن مَّغْرَمٍ مُّثْقَلُونَ
Yoksa sen onlardan (tebliğ görevine karşılık) bir ücret istiyorsun da onlar, borçtan ağır bir yük altında mı kalmışlardır?
Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da borç yüzünden ağır bir yük altında mı kalıyorlar?
Yoksa onlar senin, kendilerine, onları ağır bir ekonomik yükümlülük altına sokacak bir bedel ödetmenden mi (çekiniyorlar)?
Yoksa (ey Muhammed, senin mesajını reddedenler, seni dinlerlerse) onlardan bir karşılık isteyeceğinden ve kendilerini borç altına sokacağ(ından mı korkuyorlar?)
Yoksa onlardan bir karşılık istiyorsun da, (bu yüzden) ağır bir borç yükü altına mı girmişler?
Yoksa sen onlardan bir ücret mi istiyorsun ki, haksız bir borçtan dolayı ağır bir yük altındalar?
Yoksa sen kendilerinden bir ücret istiyorsun da, bu yüzden onlar ağır bir borç altında eziliyorlar mı?
Yoksa onlardan bir karşılık istiyorsun da ağır bir borç yükü altında mı kalıyorlar?
Yoksa, sen onlardan bir karşılık mı istiyorsun da onlar bu isteğin altından kalkamıyorlar?
Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da bu onlara ağır bir borç mu yüklüyor?
Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da bu onlara ağır bir borç mu yüklüyor?
Yoksa sen kendilerinden bir ücret istiyorsun da cereme vermekten ezilmekteler mi?
Yoksa kendilerinden bir ücret istiyorsun da cereme vermekten ezilmekteler mi?
Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da bu yüzden onlar ağır bir yük altına mı giriyorlar?
Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da bu yüzden onlar ağır bir yük altına mı giriyorlar?
Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da, bu yüzden onlar ağır bir yük altına mı giriyorlar?
Yoksa sen onlardan bir ücret mi istiyorsun ki, haksız bir borçtan dolayı ağır bir yük altındalar?
Yoksa sen kendilerinden bir ücret istiyorsun da onlar (bundan mütevellid) borcdan dolayı ağır bir yük altına mı girmişlerdir?
Yoksa, sen, kendilerinden bir ücret istiyorsun da onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar?
(3, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49) Hatırla ki sen Rabbinin nimeti sayesinde kâhin değilsin ve mecnun / divane değilsin, O bir şairdir ve biz onun bir felakete uğramasını bekliyoruz mu diyorlar? De ki bekleyin bende sizle beraber bekliyorum, bunu onlara rüyalarımı emrediyor yahut onlar taşkın bir kavim midirler? Veya onu (kuranı) kendisi uydurdu mu? Diyorlar, bilakis onlar inanmıyorlar, eğer doğru sözlü iseniz onun benzeri bir söz getirin , onlar başka bir şeyden mi yaratıldılar? yahut onlar yaratıcı mıdırlar? Yahut gökleri ve yeri mi yarattıl ar? Bilakis onlar inanmıyorlar / ikna olmuyorlar yahut Rabbiniz in hazineleri onların yanlarında mı? veya o hazineleri ele mi geçirdiler? Yahut onların orada merdivenleri varda onla mı? dinliyorlar? Öyleyse işittiklerinden apaçık bir delil getirsinler. Yahut kızlar O’na / Allah’a da erkek çocuklar kendilerine mi? Veya onlardan ücret mi sual edilmiş te borç altında kalmış eziliyorlar? Gayb onların yanında da onlar mı yazıyorlar? Veya hileli tuzak mı istedikleri? Tuzaklanacaklar işte o kafirlerdir veya Allah d ışında, onlar için, bir ilah mı var? Allah onların ortak koştuklarından üstündür. Eğer gökten düşen bir parça görseler, birbirine eklenmiş bulut derler, günleri ile buluşacakları ve korkudan bayılacakları o zamana kadar terket onları / bırak onları. Onların hileli tuzakları o gün onlara fayda sağlamaz, onlara yardım da edilmez. Zalimler bundan dışında bir azap da var, lakin çokları / ekserisi bilmiyorlar. Rabbinin vereceği karara / hükmüne sabret sen bizim gözetimimizdesin, kalktığın zamanlar da Rabbini üstün tut / tesbih et, geceleyin ve yıldızların ardından (gündüzün) onu tesbih et.
Yoksa sen kendilerinden bir ücret istiyorsun da, bu yüzden onlar ağır bir borç altında eziliyorlar mı?
Yoksa sen onlardan (vahiyleri duyurmana karşı) bir ücret istiyorsun da onlar, ağır bir borç yükü altında mı kalmışlardır?
Yoksa onlardan ücret istiyorsun da o borçtan dolayı ağır bir yük altına mı sokulmuşlar dipnot 1 ?
Yoksa onlardan bir karşılık istiyorsun da borcun altında eziliyorlar mı?
Yoksa sen kendilerinden bir ücret istiyorsun da, bu yüzden onlar ağır bir borç altında eziliyorlar mı?
Yoksa sen onlardan ödeyemeyecekleri ağır bir ücret mi istiyorsun?
Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da bir borç yüzünden onlar, yük altına mı giriyorlar?
Tûr suresi, 41. ayet. أَمْ عِندَهُمُ ٱلْغَيْبُ فَهُمْ يَكْتُبُونَ
Yoksa, gayb ilmi onların yanında da ondan mı yazıyorlar?
Yoksa gayb (bilinemeyen şeyler) yanlarında da (ondan) mı yazıyorlar? dipnot 1
Ne yani, idraki aşan hakikatlere vakıflar da, onu kendileri mi kayıt altına alıyorlar?
Yoksa, (bütün mevcudatın) gizli gerçekliğinin, (zamanı geldiğinde) yazabilmeleri için kendi kavrayış alanları içine gireceği(ni mi sanıyorlar)?
Yoksa gayb onların indinde de, (ne olacağını) onlar mı yazıyorlar?
Yoksa gayb (bilgisi) onların katında mıdır, böylece yazıp duruyorlar?
Yoksa gayba ait bilgiler kendi yanlarında da, onlar mı yazıyorlar?
Yoksa gizli gerçekler onların yanında da onlar mı yazıyorlar?
Yoksa,gayb onların yanındadır da onlar mı yazıyorlar?
Yoksa gizemlerin bilgisine mi sahipler ve onu kendileri mi yazıyorlar?
Yoksa gizemlerin bilgisine mi sahipler ve onu kendileri mi yazıyorlar?
Yoksa gayb onların yanında da onlar mı yazıyorlar?
Yoksa gayb onların yanında da onlar mı yazıyorlar?
Yoksa gayb dipnot 1 onların yanında da onlar mı yazıyorlar?
Yoksa gayb dipnot 1 onların yanında da onlar mı yazıyorlar?
Yoksa gayb dipnot 1 onların yanında da onlar mı yazıyorlar?
Yoksa gayb (bilgisi) onların katında mıdır, böylece yazıp duruyorlar?
Yahud gayb (ın ilmi) kendilerinin yanındadır da (bunu) onlar mı yazıyorlar?
Yahut, gaybı bilmek kendilerine aittir de, onlar mı yazıyorlar?
(3, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49) Hatırla ki sen Rabbinin nimeti sayesinde kâhin değilsin ve mecnun / divane değilsin, O bir şairdir ve biz onun bir felakete uğramasını bekliyoruz mu diyorlar? De ki bekleyin bende sizle beraber bekliyorum, bunu onlara rüyalarımı emrediyor yahut onlar taşkın bir kavim midirler? Veya onu (kuranı) kendisi uydurdu mu? Diyorlar, bilakis onlar inanmıyorlar, eğer doğru sözlü iseniz onun benzeri bir söz getirin , onlar başka bir şeyden mi yaratıldılar? yahut onlar yaratıcı mıdırlar? Yahut gökleri ve yeri mi yarattıl ar? Bilakis onlar inanmıyorlar / ikna olmuyorlar yahut Rabbiniz in hazineleri onların yanlarında mı? veya o hazineleri ele mi geçirdiler? Yahut onların orada merdivenleri varda onla mı? dinliyorlar? Öyleyse işittiklerinden apaçık bir delil getirsinler. Yahut kızlar O’na / Allah’a da erkek çocuklar kendilerine mi? Veya onlardan ücret mi sual edilmiş te borç altında kalmış eziliyorlar? Gayb onların yanında da onlar mı yazıyorlar? Veya hileli tuzak mı istedikleri? Tuzaklanacaklar işte o kafirlerdir veya Allah d ışında, onlar için, bir ilah mı var? Allah onların ortak koştuklarından üstündür. Eğer gökten düşen bir parça görseler, birbirine eklenmiş bulut derler, günleri ile buluşacakları ve korkudan bayılacakları o zamana kadar terket onları / bırak onları. Onların hileli tuzakları o gün onlara fayda sağlamaz, onlara yardım da edilmez. Zalimler bundan dışında bir azap da var, lakin çokları / ekserisi bilmiyorlar. Rabbinin vereceği karara / hükmüne sabret sen bizim gözetimimizdesin, kalktığın zamanlar da Rabbini üstün tut / tesbih et, geceleyin ve yıldızların ardından (gündüzün) onu tesbih et.
Yoksa gayp onların yanında da, onlar mı yazıyorlar?
Yoksa gayb (görülmeyen bilgi) kendilerinin yanındadır da kendileri mi (oradan istediklerini) yazıyorlar?
Yoksa gizli bilgiler onlarda da onu onlar mı kayda geçiriyorlar dipnot 1 ?
Yoksa gizli bilgiler onlarda da onu mu yazıyorlar?
Yoksa gayb onların yanında da onlar mı yazıyorlar?
Yoksa gayb onların yanında da onlar mı tavsiye ediyor?
Yoksa gayb yanlarında da yazıp duruyorlar mı?
Tûr suresi, 42. ayet. أَمْ يُرِيدُونَ كَيْدًا فَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ هُمُ ٱلْمَكِيدُونَ
Yoksa, bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Asıl, inkar edenler tuzağa düşecek olanlardır.
Veya bir tuzak mı (kurmak) istiyorlar? Asıl tuzağa düşecek kişiler kâfir olanlardır. dipnot 1
Onlar, bir tuzak tasarlıyor olmasınlar sakın? Fakat kurdukları tuzağa düşecek olan o kafirlerin ta kendileridir!
Yoksa (seni çelişkilerin) tuzağına mı düşürmek istiyorlar? Ama aslında tuzağa düşenler onlardır, o hakikati inkar edenler!
Yoksa tuzak kurmak mı diliyorlar? O hakikat bilgisini inkar edenler tuzağa düşenlerin ta kendileridir!
Yoksa hileli bir düzen mi kurmak istiyorlar? Fakat (asıl) o inkar edenler hileli düzene düşecek olanlardır.
Yahut bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Asıl tuzağa düşecek olanlar, inkâr edenlerdir.
Yoksa bir dalavere mi çevirmek istiyorlar? Aslında, oyuna gelecek olanlar, nankörlük edenlerin kendileridir.
Yahut, bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Asıl tuzağa düşecek olanlar, inkar edenlerdir.
Yoksa bir planı mı uygulamak istiyorlar? Halbuki kafirlerin kendileri bir plana mahkûm edilmiştir.
Yoksa bir planı mı uygulamak istiyorlar? Halbuki kafirlerin kendileri bir plana mahkum edilmiştir.
Yoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Fakat o küfredenlerin kendileri o tuzağa düşeceklerdir.
Yoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Fakat o küfredenler kendileri o tuzağa düşeceklerdir.
Yoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Ne var ki tuzağa düşecek olanlar Kafirlerdir.
Yoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Ne var ki tuzağa düşecek olanlar Kafirlerdir. dipnot 1
Yoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Ne var ki tuzağa düşecek olanlar gerçeği yalanlayan nankörlerdir.
Yoksa hileli bir düzen mi kurmak istiyorlar? Fakat (asıl) o küfredenler hileli düzene düşecek olanlardır.
Yoksa (sana) bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Fakat o küfredenler (kurduklara o) tuzağa kendileri düşüb mağlub olmuşlardır (olacaklardır).
Yoksa, bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Ama asıl tuzağa düşecek olanlar küfredenlerdir.
(3, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49) Hatırla ki sen Rabbinin nimeti sayesinde kâhin değilsin ve mecnun / divane değilsin, O bir şairdir ve biz onun bir felakete uğramasını bekliyoruz mu diyorlar? De ki bekleyin bende sizle beraber bekliyorum, bunu onlara rüyalarımı emrediyor yahut onlar taşkın bir kavim midirler? Veya onu (kuranı) kendisi uydurdu mu? Diyorlar, bilakis onlar inanmıyorlar, eğer doğru sözlü iseniz onun benzeri bir söz getirin , onlar başka bir şeyden mi yaratıldılar? yahut onlar yaratıcı mıdırlar? Yahut gökleri ve yeri mi yarattıl ar? Bilakis onlar inanmıyorlar / ikna olmuyorlar yahut Rabbiniz in hazineleri onların yanlarında mı? veya o hazineleri ele mi geçirdiler? Yahut onların orada merdivenleri varda onla mı? dinliyorlar? Öyleyse işittiklerinden apaçık bir delil getirsinler. Yahut kızlar O’na / Allah’a da erkek çocuklar kendilerine mi? Veya onlardan ücret mi sual edilmiş te borç altında kalmış eziliyorlar? Gayb onların yanında da onlar mı yazıyorlar? Veya hileli tuzak mı istedikleri? Tuzaklanacaklar işte o kafirlerdir veya Allah d ışında, onlar için, bir ilah mı var? Allah onların ortak koştuklarından üstündür. Eğer gökten düşen bir parça görseler, birbirine eklenmiş bulut derler, günleri ile buluşacakları ve korkudan bayılacakları o zamana kadar terket onları / bırak onları. Onların hileli tuzakları o gün onlara fayda sağlamaz, onlara yardım da edilmez. Zalimler bundan dışında bir azap da var, lakin çokları / ekserisi bilmiyorlar. Rabbinin vereceği karara / hükmüne sabret sen bizim gözetimimizdesin, kalktığın zamanlar da Rabbini üstün tut / tesbih et, geceleyin ve yıldızların ardından (gündüzün) onu tesbih et.
Yoksa, bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Tuzağa düşecek olanlar kâfir olanlardır.
Yoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Asıl tuzağa düşecek olanlar, o inkar edenlerin kendileridir.
Yoksa bir oyun kurmak mı istiyorlar? Asıl oyuna gelenler, kafirlik edenlerdir dipnot 1 .
Yoksa seni oyuna getirmek mi istiyorlar? Asıl oyuna gelenler dipnot 1 , kafirlerdir (ayetleri görmezlikten gelenlerdir).
Yoksa, bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Tuzağa düşecek olanlar kâfir olanlardır.
Yoksa, bir entrika düzenlemek mi istiyorlar? Entrikaya düşecek olanlar kafir olanlardır.
Yoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Doğrusu şu ki, o inkar edenlerin kendileri tuzağa yakalanmışlardır.
Tûr suresi, 43. ayet. أَمْ لَهُمْ إِلَٰهٌ غَيْرُ ٱللَّهِ سُبْحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ
Yoksa, onların Allah'tan başka bir ilahı mı var? Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır.
Veya onlar için Allah'tan başka ilah mı var! Allah onların ortak koştuklarından yücedir.
En nihayet, onların Allah'tan başka bir ilahı mı var? Allah onların şirk koştuğu her şeyden aşkın ve yücedir.
O halde, Allah'tan başka bir tanrıları mı var? Allah, sınırsız şanıyla insanların O'na yakıştırdığı ortaklardan münezzehtir!
Yoksa onların Allah'ın gayrı tanrıları mı var? Subhan'dır Allah, ortak koştuklarından!
Yoksa onların, Allah'ın dışında başka bir ilahları mı var? Allah, onların şirk koştuklarından yücedir.
Veya onların Allah’tan başka bir ilahı mı var? Allah, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır.
Yoksa Allah'tan başka tanrıları da mı var? Allah, onların ortaklar koştuklarından ayrıktır.
Yoksa, onların Allah'tan başka bir tanrıları mı vardır? Haşa! Allah onların ortak koştuklarından uzaktır.
Yoksa ALLAH'tan başka tanrıları mı vardır? ALLAH onların ortak koştuklarından yücedir.
Yoksa ALLAH'tan başka tanrıları mı vardır? ALLAH onların ortak koştuklarından yücedir.
Yoksa onların Allah'tan başka bir ilahları mı var? Allah onların ortak koştuklarından münezzehtir.
Yoksa onların Allahdan başka bir ilahları mı var? Allah onların koştukları şirklerden münezzehtir.
Yoksa onlar için Allah'tan başka bir ilahları mı var? Allah, onların şirk koştuklarından münezzehtir dipnot 1 .
Yoksa onlar için Allah'tan başka bir ilahları mı var? Allah, onların şirk koştuklarından münezzehtir. dipnot 1
Yoksa onlar için Allah'tan başka bir ilahları mı var? Allah, onların şirk koştuklarından münezzehtir. dipnot 1
Yoksa onların, Tanrı'nın dışında başka bir tanrıları mı var? Tanrı, onların şirk koştuklarından yücedir.
Yahud onların Allahdan başka bir Tanrıları mı var? Allah onların katmakda oldukları ortaklardan münezzehdir.
Yoksa, onların Allah'tan başka bir tanrısı mı var? Allah; onların koşmakta oldukları ortaklardan münezzehtir.
(3, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49) Hatırla ki sen Rabbinin nimeti sayesinde kâhin değilsin ve mecnun / divane değilsin, O bir şairdir ve biz onun bir felakete uğramasını bekliyoruz mu diyorlar? De ki bekleyin bende sizle beraber bekliyorum, bunu onlara rüyalarımı emrediyor yahut onlar taşkın bir kavim midirler? Veya onu (kuranı) kendisi uydurdu mu? Diyorlar, bilakis onlar inanmıyorlar, eğer doğru sözlü iseniz onun benzeri bir söz getirin , onlar başka bir şeyden mi yaratıldılar? yahut onlar yaratıcı mıdırlar? Yahut gökleri ve yeri mi yarattıl ar? Bilakis onlar inanmıyorlar / ikna olmuyorlar yahut Rabbiniz in hazineleri onların yanlarında mı? veya o hazineleri ele mi geçirdiler? Yahut onların orada merdivenleri varda onla mı? dinliyorlar? Öyleyse işittiklerinden apaçık bir delil getirsinler. Yahut kızlar O’na / Allah’a da erkek çocuklar kendilerine mi? Veya onlardan ücret mi sual edilmiş te borç altında kalmış eziliyorlar? Gayb onların yanında da onlar mı yazıyorlar? Veya hileli tuzak mı istedikleri? Tuzaklanacaklar işte o kafirlerdir veya Allah d ışında, onlar için, bir ilah mı var? Allah onların ortak koştuklarından üstündür. Eğer gökten düşen bir parça görseler, birbirine eklenmiş bulut derler, günleri ile buluşacakları ve korkudan bayılacakları o zamana kadar terket onları / bırak onları. Onların hileli tuzakları o gün onlara fayda sağlamaz, onlara yardım da edilmez. Zalimler bundan dışında bir azap da var, lakin çokları / ekserisi bilmiyorlar. Rabbinin vereceği karara / hükmüne sabret sen bizim gözetimimizdesin, kalktığın zamanlar da Rabbini üstün tut / tesbih et, geceleyin ve yıldızların ardından (gündüzün) onu tesbih et.
Yoksa, onların Allah’tan başka bir (hak) ilahları mı var? Allah, onların ortak koştuklarından münezzehtir/uzaktır.
Yoksa onların Allah'tan başka bir tanrısı mı var? Allah'ın şanı onların ortak koştuklarından yücedir.
Yoksa onların Allah'tan başka bir ilahı mı var dipnot 1 ? Allah, onların kendisine ortak saydıklarından uzaktır dipnot 2 .
Yoksa Allah'ın dışında bir ilahları mı var? Allah, onların kendisiyle ortak özellikte saydıkları şeylerden uzaktır.
Yoksa, onların Allah’tan başka bir (hak) ilahları mı var? Allah, onların ortak koştuklarından münezzehtir/uzaktır.
Yoksa, onların Allah'tan başka bir ilahları mı var? Allah, onların ortak koştuklarından münezzehtir/uzaktır.
Yoksa Allah'tan başka bir ilahları mı var? Uzaktır Allah, onların ortak koştuklarından.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.