Vâkıa suresi · 1–12. ayetler

Kıyametin kopuşu ve üç sınıf

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Vâkıa suresi, 1. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 1. ayet. إِذَا وَقَعَتِ ٱلْوَاقِعَةُ

    Diyanet İşleri

    (1-2) Kesin gerçekleşecek (olan Kıyamet) koptuğu zaman, onun kopuşunu yalanlayacak kimse olmayacaktır.

    Mehmet Okuyan

    O olay (Son Saat) gerçekleştiği zaman,

    Mustafa İslamoğlu

    Gerçekleşmesi kesin olan o korkunç olay gerçekleştiği zaman,

    Muhammed Esed

    Gerçekleşecek olan (sonunda) gerçekleştiği zaman,

    Ahmed Hulusi

    O gerçek (ölümü tadarak başlayan ikinci hayat) vuku bulduğunda.

    Ali Bulaç

    Vakıa (kesin bir gerçek olan kıyamet) vuku bulduğu zaman,

    Ali Özek ve heyeti

    Kıyamet koptuğu zaman,

    Ali Rıza Safa

    Kaçınılmaz Olay gerçekleştiğinde. dipnot 486

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 486
      Sureye ismini veren ve "Kaçınılmaz olay" olarak yazdığımız "Vakıa" terimi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Beklenen müthiş olay" veya "Gerçek olay" veya "Gerçekleşecek olan" veya "Kıyamet" biçiminde çevrilmiş; kimi Kur'an çevirilerinde ise "Vakıa" olarak bırakılmıştır. Bu terimin tıpkısı, 69:15 ayetinde de bildirilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Kıyamet koptuğu zaman.

    Edip Yüksel

    Kaçınılmaz olay gerçekleştiği zaman,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kaçınılmaz olay gerçekleştiği zaman,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    o vakıa (kıyamet) bir koptu mu,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Koptu mu o Vakı'a bir

    Erhan Aktaş

    Olacak olan o müthiş olay gerçekleştiği zaman.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Olacak olan o müthiş olay gerçekleştiği zaman.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Olacak olan o müthiş olay gerçekleştiği zaman.

    Gültekin Onan

    Vakıa (kesin bir gerçek olan kıyamet) vuku bulduğu zaman,

    Hasan Basri Çantay

    Kıyamet kopduğu zaman,

    İbni Kesir

    Kıyamet koptuğu zaman,

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Olay olduğunda / vakıa vukû bulduğunda onun vukû bulması yalanlanacak şey değildir, Alçaltandır yükseltendir, Arz sarsıntı ile sarsıldığı zaman , d ağlar parça parça parçalandığı zaman artık saçılmış toz olmuş tur. (Kelama / kaleme dökülmüş hakikatler dünya hayatında sadece misafir değil misafirhane de geçici)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kıyamet koptuğu zaman.

    Süleyman Ateş

    Olacak vak'a olduğu (kıyamet koptuğu) zaman,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O olay olunca,

    Şaban Britch

    Kıyamet koptuğu zaman.

    Şaban Piriş

    Gerçekleşecek olan gerçekleştiği zaman!

    Yaşar Nuri Öztürk

    O beklenen müthiş olay olduğunda,

  2. Vâkıa suresi, 2. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 2. ayet. لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌ

    Diyanet İşleri

    (1-2) Kesin gerçekleşecek (olan Kıyamet) koptuğu zaman, onun kopuşunu yalanlayacak kimse olmayacaktır.

    Mehmet Okuyan

    Meydana gelişini yalanlayan kimse olmayacaktır.

    Mustafa İslamoğlu

    kimse kalmayacak onun gerçekliğini yalanlayan!

    Muhammed Esed

    onun yalan olmadığı apaçık ortaya çıkacaktır;

    Ahmed Hulusi

    Artık onun gerçekliğini yalanlayacak olmaz!

    Ali Bulaç

    Onun vukuuna (gerçekleşmesine artık) yalan diyecek yoktur.

    Ali Özek ve heyeti

    ki onun oluşunu yalanlayacak hiçbir kimse yoktur;

    Ali Rıza Safa

    Onun yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.

    Bayraktar Bayraklı

    Onun kopacağını hiç kimse yalanlayamayacaktır.

    Edip Yüksel

    Onun gerçekleşmesini artık yalanlayan çıkmaz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onun gerçekleşmesini artık yalanlayan çıkmaz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    onun oluşuna yalan diyen dil olmaz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Olmaz vak'asına yalan diyen dil

    Erhan Aktaş

    Onun gerçekleşmesini yalanlayan kimse kalmayacak.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onun gerçekleşmesini yalanlayan kimse kalmayacak.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onu gerçekleşmesini yalanlayan kimse kalmayacak.

    Gültekin Onan

    Onun vukuuna (gerçekleşmesine artık) yalan diyecek yoktur.

    Hasan Basri Çantay

    (hiçbir nefs) onun vukuunda (Allaha karşı artık) yalancı değildir.

    İbni Kesir

    Onun vukuunu hiç bir yalanlayıcı yoktur.

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Olay olduğunda / vakıa vukû bulduğunda onun vukû bulması yalanlanacak şey değildir, Alçaltandır yükseltendir, Arz sarsıntı ile sarsıldığı zaman , d ağlar parça parça parçalandığı zaman artık saçılmış toz olmuş tur. (Kelama / kaleme dökülmüş hakikatler dünya hayatında sadece misafir değil misafirhane de geçici)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onun gerçekleşmesine artık yalan diyecek yoktur.

    Süleyman Ateş

    Onun oluşunu yalanlayacak yoktur.

    Süleymaniye Vakfı

    onun oluşunu yalan sayacak kimse kalmaz dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      O gün insanlar öyle bir halde olacak ki bunu yalanlamaları mümkün olmayacaktır (Hac 22/1-2).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Olduğunda onu yalan sayan kimse kalmaz.

    Şaban Britch

    Ki onun kopmasını yalanlayacak hiçbir kimse yoktur.

    Şaban Piriş

    Bunun olacağı yalan değildir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yoktur onun oluşunu yalanlayacak.

  3. Vâkıa suresi, 3. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 3. ayet. خَافِضَةٌ رَّافِعَةٌ

    Diyanet İşleri

    (3-7) Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır.

    Mehmet Okuyan

    (O, bazılarını) alçaltıcı, (bazılarını) yükselticidir.

    Mustafa İslamoğlu

    O'dur (bazılarını) alçaltan, (bazılarını) yücelten.

    Muhammed Esed

    o, (bazılarını) alçaltan, (diğerlerini) yücelten(dir)!

    Ahmed Hulusi

    Kimini) alçaltıcıdır, (kimini) yükselticidir!

    Ali Bulaç

    O aşağılatıcı, yücelticidir.

    Ali Özek ve heyeti

    O, alçaltıcı, yükselticidir.

    Ali Rıza Safa

    Aşağılar; yüceltir.

    Bayraktar Bayraklı

    O, kimini alçaltacak, kimini de yükseltecektir.

    Edip Yüksel

    O alçaltıcıdır, yücelticidir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O alçaltıcıdır, yücelticidir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İndirir, bindirir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İndirir bindirir

    Erhan Aktaş

    Alçaltıcıdır, yükselticidir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Alçaltıcıdır, yükselticidir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Alçaltıcıdır, yükselticidir.

    Gültekin Onan

    O aşağılatıcı, yücelticidir.

    Hasan Basri Çantay

    O, (kimini) alçaltıcı, (kimini) yükselticidir.

    İbni Kesir

    O; alçaltıcı, yükselticidir.

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Olay olduğunda / vakıa vukû bulduğunda onun vukû bulması yalanlanacak şey değildir, Alçaltandır yükseltendir, Arz sarsıntı ile sarsıldığı zaman , d ağlar parça parça parçalandığı zaman artık saçılmış toz olmuş tur. (Kelama / kaleme dökülmüş hakikatler dünya hayatında sadece misafir değil misafirhane de geçici)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O; alçaltıcı, yükselticidir.

    Süleyman Ateş

    O alçaltıcı, yükselticidir (yerleri alt üst eder),

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O (olay), kimini alçaltır, kimini de yükseltir.

    Şaban Britch

    O, alçaltıcı, yükselticidir.

    Şaban Piriş

    Yer sarsıldıkça alçalacak, sarsıldıkça yükselecektir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kimini alçaltır, kimini yükseltir.

  4. Vâkıa suresi, 4. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 4. ayet. إِذَا رُجَّتِ ٱلْأَرْضُ رَجًّا

    Diyanet İşleri

    (3-7) Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır.

    Mehmet Okuyan

    (4, 5, 6, 7) Yer şiddetle sarsıldığı, dağlar tamamen parçalanıp toz duman hâline geldiği, (mahşerde) siz üç eş (grup) olacağınız zaman,

    Mustafa İslamoğlu

    Yer dehşetli bir sarsılışla sarsıldığında,

    Muhammed Esed

    Yer (şiddetli) bir sarsıntı ile sarsıldığında,

    Ahmed Hulusi

    Arz (beden) şiddetli bir sarsılışla sarsıldığında,

    Ali Bulaç

    Yer, şiddetli bir sarsıntıyla sarsıldığı,

    Ali Özek ve heyeti

    Yer şiddetle sarsıldığı zaman,

    Ali Rıza Safa

    Sarsıntıyla yeryüzü sarsıldığında.

    Bayraktar Bayraklı

    - Yer şiddetle sarsıldığında, dağlar paramparça olup, etrafa saçılan toz haline geldiğinde ve sizler de üç sınıfa ayrıldığınızda.

    Edip Yüksel

    Yerin sallanıp sarsılacağı,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yerin sallanıp sarsılacağı,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yer şiddetle sarsıldığı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yer bir sarsılış sarsıldığı

    Erhan Aktaş

    Yer sarsıldıkça sarsıldığı zaman.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yer sarsıldıkça sarsıldığı zaman.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yer sarsıldıkça sarsıldığı zaman.

    Gültekin Onan

    Yer, şiddetli bir sarsıntıyla sarsıldığı,

    Hasan Basri Çantay

    O zaman yer bir sarsıntı ile sarsılmışdır,

    İbni Kesir

    Yer; sarsıldıkça sarsıldığı;

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Olay olduğunda / vakıa vukû bulduğunda onun vukû bulması yalanlanacak şey değildir, Alçaltandır yükseltendir, Arz sarsıntı ile sarsıldığı zaman , d ağlar parça parça parçalandığı zaman artık saçılmış toz olmuş tur. (Kelama / kaleme dökülmüş hakikatler dünya hayatında sadece misafir değil misafirhane de geçici)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yer şiddetle sarsılınca.

    Süleyman Ateş

    Yer şiddetlice sarsıldığı,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ne zaman ki yer, şiddetli bir sarsıntı ile sarsılır,

    Şaban Britch

    Yer sarsıldıkça,

    Şaban Piriş

    Yer şiddetle sarsıldığı,

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yerküre bir sarsılışla sarsıldığında,

  5. Vâkıa suresi, 5. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 5. ayet. وَبُسَّتِ ٱلْجِبَالُ بَسًّا

    Diyanet İşleri

    (3-7) Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır.

    Mehmet Okuyan

    (4, 5, 6, 7) Yer şiddetle sarsıldığı, dağlar tamamen parçalanıp toz duman hâline geldiği, (mahşerde) siz üç eş (grup) olacağınız zaman,

    Mustafa İslamoğlu

    ve dağlar paramparça olup

    Muhammed Esed

    ve dağlar ufalana ufalana,

    Ahmed Hulusi

    Dağlar (bedendeki organlar) hurdahaş edildiğinde,

    Ali Bulaç

    Ve dağlar darmadağın olup ufalandığı,

    Ali Özek ve heyeti

    Dağlar parçaladığı zaman,

    Ali Rıza Safa

    Ve dağlar parçalanarak ufalandığında.

    Bayraktar Bayraklı

    - Yer şiddetle sarsıldığında, dağlar paramparça olup, etrafa saçılan toz haline geldiğinde ve sizler de üç sınıfa ayrıldığınızda.

    Edip Yüksel

    Ve dağların paramparça edileceği zaman,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve dağların paramparça edileceği zaman,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    dağlar serpildikçe serpildiği,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Dağlar bir serpiliş serpildiği

    Erhan Aktaş

    Dağlar parça parça olup,

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Dağlar parça parça olup,

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Dağlar parça parça olup,

    Gültekin Onan

    Ve dağlar darmadağın olup ufalandığı,

    Hasan Basri Çantay

    dağlar didik didik parçalanmışdır,

    İbni Kesir

    Dağlar, ufalandıkça ufalandığı;

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Olay olduğunda / vakıa vukû bulduğunda onun vukû bulması yalanlanacak şey değildir, Alçaltandır yükseltendir, Arz sarsıntı ile sarsıldığı zaman , d ağlar parça parça parçalandığı zaman artık saçılmış toz olmuş tur. (Kelama / kaleme dökülmüş hakikatler dünya hayatında sadece misafir değil misafirhane de geçici)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Dağlar paramparça olduğunda.

    Süleyman Ateş

    Dağlar serpildikçe serpildiği,

    Süleymaniye Vakfı

    dağlar paramparça edilip

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dağlar paramparça olur,

    Şaban Britch

    Dağlar paramparça olduğu,

    Şaban Piriş

    Dağlar paramparça olduğu

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dağlar bir serpilişle serpildiğinde,

  6. Vâkıa suresi, 6. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 6. ayet. فَكَانَتْ هَبَآءً مُّنۢبَثًّا

    Diyanet İşleri

    (3-7) Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır.

    Mehmet Okuyan

    (4, 5, 6, 7) Yer şiddetle sarsıldığı, dağlar tamamen parçalanıp toz duman hâline geldiği, (mahşerde) siz üç eş (grup) olacağınız zaman,

    Mustafa İslamoğlu

    toz zerrecikleri haline geldiğinde,

    Muhammed Esed

    toz toprak haline geldiğinde

    Ahmed Hulusi

    (Nihayet) dağılmış toz olduğunda.

    Ali Bulaç

    toz duman halinde dağılıp savrulduğu,

    Ali Özek ve heyeti

    dağılıp toz duman haline geldiği

    Ali Rıza Safa

    Artık, toz duman olarak savrulmuştur.

    Bayraktar Bayraklı

    - Yer şiddetle sarsıldığında, dağlar paramparça olup, etrafa saçılan toz haline geldiğinde ve sizler de üç sınıfa ayrıldığınızda.

    Edip Yüksel

    Artık o toz duman haline gelmiştir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Artık o toz duman haline gelmiştir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    hepsi dağılıp toz duman haline geldiği,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hepsi dağılıp berheva bir heba olduğu

    Erhan Aktaş

    Toz duman haline gelince,

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Toz duman haline gelince,

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Toz duman haline gelince,

    Gültekin Onan

    Derken toz duman halinde dağılıp savrulduğu,

    Hasan Basri Çantay

    derken (hepsi de) dağılmış, toz haaline gelmişdir.

    İbni Kesir

    Dağılmış toz haline geldiği zaman;

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Olay olduğunda / vakıa vukû bulduğunda onun vukû bulması yalanlanacak şey değildir, Alçaltandır yükseltendir, Arz sarsıntı ile sarsıldığı zaman , d ağlar parça parça parçalandığı zaman artık saçılmış toz olmuş tur. (Kelama / kaleme dökülmüş hakikatler dünya hayatında sadece misafir değil misafirhane de geçici)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Derken toz toprak halinde dağılıp savrulduğu zaman.

    Süleyman Ateş

    Dağılan toz duman haline geldiği

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra yayılmış bir toz haline gelir;

    Şaban Britch

    Derken toz toprak halinde dağılıp savrulduğu zaman,

    Şaban Piriş

    Un ufak etrafa dağıldığı zaman...

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hepsi un ufak olup dağılmıştır.

  7. Vâkıa suresi, 7. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 7. ayet. وَكُنتُمْ أَزْوَٰجًا ثَلَٰثَةً

    Diyanet İşleri

    (3-7) Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır.

    Mehmet Okuyan

    (4, 5, 6, 7) Yer şiddetle sarsıldığı, dağlar tamamen parçalanıp toz duman hâline geldiği, (mahşerde) siz üç eş (grup) olacağınız zaman,

    Mustafa İslamoğlu

    sizler üç sınıfta tasnif edilmiş olacaksınız.

    Muhammed Esed

    (işte o Gün,) siz üç sınıf(a ayrılmış) olacaksınız:

    Ahmed Hulusi

    Siz üç cinse ayrıldığınızda:

    Ali Bulaç

    Ve sizler de üç sınıf olduğunuz zaman;

    Ali Özek ve heyeti

    ve sizler de üç sınıf olduğunuz zaman,

    Ali Rıza Safa

    Ve sizler, üç kümeye ayrılacaksınız.

    Bayraktar Bayraklı

    - Yer şiddetle sarsıldığında, dağlar paramparça olup, etrafa saçılan toz haline geldiğinde ve sizler de üç sınıfa ayrıldığınızda.

    Edip Yüksel

    Sizler de üç bölüme ayrılırsınız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sizler de üç bölüme ayrılırsınız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    siz de üç sınıf olduğunuz zaman,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Siz de üç sınıf olduğunuz zaman

    Erhan Aktaş

    Siz o zaman üç sınıfa ayrılacaksınız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Siz o zaman üç sınıfa ayrılacaksınız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Siz o zaman üç sınıfa ayrılacaksınız.

    Gültekin Onan

    Ve sizler de üç sınıf olduğunuz zaman;

    Hasan Basri Çantay

    Siz de (kıyametde) üç sınıf olmuşsunuzdur.

    İbni Kesir

    Siz üç sınıf olmuşsunuzdur:

    Mehmet Alagaş

    (7-26) Sizler üç türdünüz, Sağın sahipleri! nedir sağın sahipleri? Solun sahipleri! nedir sonun sahipleri? Yarıştıkça yarışanlar! Bunlar Naim cennetlerinde yakınlaşanlar / akrabalaşanlardır. Evvelkilerden sülalece sonrakilerden azıcık . (Yarışanlar zamanla azalsa da hep varlar) Oymalı, işlemeli koltuklar üzerinde , karşılıklı olarak yaslanır vaziyetteler , a ralarında, kaynağından doldurulmuş kadehler ibrikler ve sürahilerle ölümsüz gençler dolaşır , o içtikleri şeyden dolayı ne başları döner ne de başları ağrır , seçip beğendikleri meyvelerden ve iştah ettikleri kuşun etinden, ve de iri gözlü saklı inciler misali hurilerden , yaptıklarının karşılığıdır, o rada ne bir boş laf işitirler ne de kötülenirler , onlara s adece Selam Selam denilir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ve sizler de üç sınıf olduğunuz zaman.

    Süleyman Ateş

    Ve sizler üç sınıf olduğunuz zaman;

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (O zaman) Siz, üç sınıf olursunuz:

    Şaban Britch

    Ve sizler de üç sınıf olduğunuz zaman,

    Şaban Piriş

    Siz de üç gruba ayrılmış olacaksınız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve sizler, üç çift/sınıf oluvermişsinizdir.

  8. Vâkıa suresi, 8. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 8. ayet. فَأَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ

    Diyanet İşleri

    Ahiret mutluluğuna erenler var ya; ne mutlu kimselerdir!

    Mehmet Okuyan

    Sağın halkı, ne mutlu insanlardır o sağın halkı!

    Mustafa İslamoğlu

    Bir bahtiyat kampa dahil olan kesim olacak; ama ne büyük bahtiyarlık!..

    Muhammed Esed

    Kiminiz doğruyu bulmuşlardan olacak. Ah! ne (mutlu) kimselerdir doğruyu bulmuş olanlar!

    Ahmed Hulusi

    Ashab-ı Meymene (sağcılar, Hakk'ı bulmada isabet etmişler), ne ashab-ı meymenedir!

    Ali Bulaç

    İşte o "Ashab-ı Meymene", ne (kutludur o) "Ashab-ı Meymene".

    Ali Özek ve heyeti

    sağdakiler, ne mutlu o sağdakilere!

    Ali Rıza Safa

    İşte, gerçeğe erişenlerin yoldaşları! Gerçeğe erişenlerin yoldaşları, nedir? dipnot 487

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 487
      "Gerçeğe erişenlerin yoldaşları" olarak yazdığımız "Ashabu'l meymeneti" terimi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Sağdakiler" veya "Sağ taraf halkı" veya "Defterleri sağdan verilenler" veya "Ahiret mutluluğuna erenler" veya "Mutlular" veya "Uğur sahipleri" veya "Uğur ve mutluluk dostları" biçiminde çevrilmiştir. Kimi Kur'an çevirilerinde ise "Ashab-ı meymene" olarak bırakılmıştır. Bu terimin tıpkısı, 90:18 ayetinde de bildirilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Sağ taraftaki mutlu kişiler, ne iyi olacak onların durumları!

    Edip Yüksel

    Mutlular ne kadar da mutludurlar!

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Mutlular ne kadar da mutludurlar!

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    ki, sağda sağın adamları, ne mutludur onlar!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ki sağda "Ashab-ı Meymene": Ne "Ashab-ı Meymene!"

    Erhan Aktaş

    İşte ashabı meymene! dipnot 1 Nedir ashabı meymene?

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Meymene, kelime anlamı olarak "sağ el" veya "uğurlu, bereketli" anlamındadır. "Amel defterleri sağdan verilenler," veya "sağın sahibi," "sağın taraftarları" şeklinde yanlış anlam verilen "Ashabı meymene;" Arapça'da bir deyim olup, bahtı iyi olan, bereketli, yüksek makam, güçlü, çok değerli, şerefli, onurlu ve önemli kimseler için kullanılmaktadır. Keza Türkçe'de de birisine "bu benim sağ kolumdur" dendiği zaman, ona verilen değer ifade edilmiş olunmaktadır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İşte ashabı meymene dipnot 1 ! Nedir ashabı meymene?

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Meymene, sözcük olarak "sağ el" veya "uğurlu, bereketli" anlamındadır. "Amel defterleri sağdan verilenler", veya "sağın sahibi, " "sağın taraftarları" şeklinde yanlış anlam verilen "Ashabı meymene;" Arapçada bir deyim olup, bahtı iyi olan, bereketli, yüksek makam, güçlü, çok değerli, şerefli, onurlu ve önemli kimseler için kullanılmaktadır. Keza Türkçede de birisine "bu benim sağ kolumdur" dendiği zaman, ona verilen değer gösterilmiş olunmaktadır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte ashabı meymene dipnot 1 ! Nedir ashabı meymene?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Genellikle "amel defterleri sağdan verilenler", veya "sağın sahibi," "sağın taraftarları" şeklinde çeviriye konu olan "Ashabı meymene;" Arapçada bir deyim olup, çok değerli, şerefli, onurlu ve önemli kimseler için kullanılmaktadır.

    Gültekin Onan

    İşte o 'Ashab-ı Meymene', ne (kutludur o) 'Ashab-ı Meymene'.

    Hasan Basri Çantay

    Sağcılar (a gelince:) O sağcılar ne (mutlu) durlar!

    İbni Kesir

    Sağcılar; o sağcılar ne mutludurlar.

    Mehmet Alagaş

    (7-26) Sizler üç türdünüz, Sağın sahipleri! nedir sağın sahipleri? Solun sahipleri! nedir sonun sahipleri? Yarıştıkça yarışanlar! Bunlar Naim cennetlerinde yakınlaşanlar / akrabalaşanlardır. Evvelkilerden sülalece sonrakilerden azıcık . (Yarışanlar zamanla azalsa da hep varlar) Oymalı, işlemeli koltuklar üzerinde , karşılıklı olarak yaslanır vaziyetteler , a ralarında, kaynağından doldurulmuş kadehler ibrikler ve sürahilerle ölümsüz gençler dolaşır , o içtikleri şeyden dolayı ne başları döner ne de başları ağrır , seçip beğendikleri meyvelerden ve iştah ettikleri kuşun etinden, ve de iri gözlü saklı inciler misali hurilerden , yaptıklarının karşılığıdır, o rada ne bir boş laf işitirler ne de kötülenirler , onlara s adece Selam Selam denilir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sağdakiler, (ne mutlu) o sağdakilere!

    Süleyman Ateş

    Sağın adamları (amel defterleri sağ tarafından verilenler), ne uğurlulardır onlar!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Birincisi) uğurlular sınıfıdır. Ne mutlu o uğurlu olanlara!

    Şaban Britch

    Sağdakiler, nedir o sağdakiler?

    Şaban Piriş

    Sağ taraf halkı... Ne sağ taraf halkı!

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte uğur ve mutluluk yaranı. Nedir uğur ve mutluluk yaranı?

  9. Vâkıa suresi, 9. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 9. ayet. وَأَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ

    Diyanet İşleri

    Kötülüğe batanlara gelince; ne mutsuz kimselerdir!

    Mehmet Okuyan

    Solun halkı, ne mutsuz insanlardır o solun halkı! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Sağın halkı" ifadesi, İsrâ 17:71, Hâkka 69:19 ve İnşikâk 84:7'de belirtildiği gibi mahşerde amel defteri kendisine sağdan verilecek iyi kişiler, dünyada verdikleri kulluk yeminine sadık kalanlardır; "solun halkı" ise Hâkka 69:25 ve İnşikâk 84:10'da verilen bilgiler gereği bu defterin kendilerine sol ve arka taraftan verilecek kötü kişileri tanımladığı bilinmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Bir de bedbaht kampa dahil olan kesim olacak; ama ne felaket bir bedbahtlık!..

    Muhammed Esed

    Ve kiminiz kötülüğe batmışlardan olacak. Ah! ne (mutsuz) kimselerdir kötülüğe batmış olanlar!

    Ahmed Hulusi

    Ashab-ı Meş'eme (solcular, Hak'tan kozalı yaşamışlar), ne ashab-ı meş'emedir!

    Ali Bulaç

    "Ashab-ı Meş'eme" ne (mutsuz ve uğursuzdur o) "Ashab-ı Meş'eme".

    Ali Özek ve heyeti

    Soldakiler, ne bahtsızdırlar onlar!

    Ali Rıza Safa

    Ve kötülüğe batanların yoldaşları! Kötülüğe batanların yoldaşları, nedir? dipnot 488

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 488
      "Kötülüğe batanların yoldaşları" olarak yazdığımız "Ashabu'l meş'eme" terimi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Soldakiler" veya "Sol taraf halkı" veya "Defterleri soldan verilenler" veya "Solcular" veya "Mutsuzlar" veya "Uğursuzluk ve bunalım dostları" biçiminde çevrilmiştir. Kimi Kur'an çevirilerinde ise "Ashab-ı meş'eme" olarak bırakılmıştır. Bu terimin tıpkısı, 90:19 ayetinde de bildirilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Sol taraftaki mutsuz kişiler, ne kötü olacak onların halleri!

    Edip Yüksel

    Mutsuzlar ne kadar da mutsuzdurlar!

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Mutsuzlar ne kadar da mutsuzdurlar!

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Solda solun adamları, ne mutsuzdur onlar!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Solda "Ashab-ı Meş'eme": Ne "Ashab-ı Meş'eme!"

    Erhan Aktaş

    Ashabı meş'eme! dipnot 1 Nedir ashabı meş'eme?

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kelime anlamı olarak, "uğursuzluk, talihsizlik demektir. "Sol el" anlamı da bulunmaktadır. "Amel defterleri solundan verilenler" veya "solun ashabı," "solun taraftarları" şeklinde yanlış anlam verilen Ashabı meş'eme; Arapça'da deyim olarak, zillet içerisinde, aşağılık, değersiz, onursuz kimseler demektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ashabı meş'eme dipnot 1 ! Nedir ashabı meş'eme?

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sözcük olarak, "uğursuzluk, talihsizlik demektir. "Sol el" anlamı da bulunmaktadır. "Amel defterleri solundan verilenler" veya "solun ashabı, " "solun taraftarları" şeklinde yanlış anlam verilen Ashabı meş'eme; Arapçada deyim olarak; zillet içerisinde, aşağılık, değersiz, onursuz kimseler demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ashabı meş'eme dipnot 1 ! Nedir ashabı meş'eme?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Genellikle "amel defterleri solundan verilenler" veya "solun ashabı," "solun taraftarları" şeklinde çeviriye konu edinilen Ashabı meş'eme; Arapçada bir deyim olup; zillet içerisinde, aşağılık, değersiz, onursuz kimseler için kullanılmaktadır.

    Gültekin Onan

    'Ashab-ı Meş'eme' ne (mutsuz ve uğursuzdur o) 'Ashab-ı Meş'eme'.

    Hasan Basri Çantay

    Solcular (a gelince:) O solcular ne (bedbaht) dırlar!

    İbni Kesir

    Solcular; o solcular ne bahtsızdırlar.

    Mehmet Alagaş

    (7-26) Sizler üç türdünüz, Sağın sahipleri! nedir sağın sahipleri? Solun sahipleri! nedir sonun sahipleri? Yarıştıkça yarışanlar! Bunlar Naim cennetlerinde yakınlaşanlar / akrabalaşanlardır. Evvelkilerden sülalece sonrakilerden azıcık . (Yarışanlar zamanla azalsa da hep varlar) Oymalı, işlemeli koltuklar üzerinde , karşılıklı olarak yaslanır vaziyetteler , a ralarında, kaynağından doldurulmuş kadehler ibrikler ve sürahilerle ölümsüz gençler dolaşır , o içtikleri şeyden dolayı ne başları döner ne de başları ağrır , seçip beğendikleri meyvelerden ve iştah ettikleri kuşun etinden, ve de iri gözlü saklı inciler misali hurilerden , yaptıklarının karşılığıdır, o rada ne bir boş laf işitirler ne de kötülenirler , onlara s adece Selam Selam denilir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Soldakiler, ne bahtsızdır onlar!

    Süleyman Ateş

    Solun adamları (amel defterleri sol tarafından verilenler), ne uğursuzlardır onlar!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (İkinci sınıf) uğursuzlardır. Ne yazık o uğursuzlara!

    Şaban Britch

    Soldakiler, nedir o soldakiler?

    Şaban Piriş

    Sol taraf halkı... Ne sol taraf halkı!

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte şomluk ve bunalım yaranı. Nedir şomluk ve bunalım yaranı?

  10. Vâkıa suresi, 10. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 10. ayet. وَٱلسَّٰبِقُونَ ٱلسَّٰبِقُونَ

    Diyanet İşleri

    (10-11) (İman ve amelde) öne geçenler ise (Ahirette de) öne geçenlerdir. İşte onlar (Allah'a) yaklaştırılmış kimselerdir.

    Mehmet Okuyan

    (Ahirette) önde olanlar, (dünyada fedakârlıkta da) önde olanlardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Bir de yarışta öne geçip arayı açanlar olacak:

    Muhammed Esed

    Önde olanlar ise (hayatta iken, inanç ve güzel fiillerde) öne çıkanlar olacak.

    Ahmed Hulusi

    Es Sabikun (yakin ile öne geçenler), sabikundur;

    Ali Bulaç

    Yarışıp öne geçenler de, öne geçmiş öncülerdir.

    Ali Özek ve heyeti

    (Hayırda) önde olanlar, (ecirde de) öndedirler.

    Ali Rıza Safa

    Ve önde olanlar; öne çıkanlardır.

    Bayraktar Bayraklı

    - Hayır/iyilik işlerinde yarışanlar önde olacaklardır. İşte onlar Allah'a yakın olanlardır.

    Edip Yüksel

    Bir de ileri geçen öncü seçkinler vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bir de ileri geçen öncü elitler vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    önde, en öne geçenler, işte o ileride olanlar!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İlerde sabikun, işte o sabikun

    Erhan Aktaş

    Ve sabikunlar da sabikunlardır. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Öne geçenler de öne geçenlerdir. İyilikte ve takva sahibi olmada en önde olanlardır. Bunlar, yaptıkları iyi işlerle hayırda öncülük edenlerdir. Kitap'ın buyruklarına uymada yeterli ve gerekli özeni gösteren, tam bir uygunluk ve uyum içinde Kitap'ın buyruklarını yerine getirenler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve sabikunlar da sabikunlardır. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Öne geçenler de öne geçenlerdir. İyilikte ve takva sahibi olmada en önde olanlardır. Bunlar, yaptıkları iyi işlerle hayırda öncülük edenlerdir. Kitap'ın buyruklarına uymada yeterli ve gerekli özeni gösteren, tam bir uygunluk ve uyum içinde Kitap'ın buyruklarını yerine getirenler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Öne geçenler de, öne geçenlerdir! dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Meymene ve Meş'eme ashabından sonra, üçüncü grup kimseler ise öne geçenlerdir. Yaptıkları iyi işlerle hayırda başı çekenlerdir.

    Gültekin Onan

    Yarışıp öne geçenler de, öne geçmiş öncülerdir.

    Hasan Basri Çantay

    Hayır yarışlarında ta öne geçib kazananlar (a gelince:) onlar (orada da) öncüdürler.

    İbni Kesir

    Önde olanlar da öncüdürler.

    Mehmet Alagaş

    (7-26) Sizler üç türdünüz, Sağın sahipleri! nedir sağın sahipleri? Solun sahipleri! nedir sonun sahipleri? Yarıştıkça yarışanlar! Bunlar Naim cennetlerinde yakınlaşanlar / akrabalaşanlardır. Evvelkilerden sülalece sonrakilerden azıcık . (Yarışanlar zamanla azalsa da hep varlar) Oymalı, işlemeli koltuklar üzerinde , karşılıklı olarak yaslanır vaziyetteler , a ralarında, kaynağından doldurulmuş kadehler ibrikler ve sürahilerle ölümsüz gençler dolaşır , o içtikleri şeyden dolayı ne başları döner ne de başları ağrır , seçip beğendikleri meyvelerden ve iştah ettikleri kuşun etinden, ve de iri gözlü saklı inciler misali hurilerden , yaptıklarının karşılığıdır, o rada ne bir boş laf işitirler ne de kötülenirler , onlara s adece Selam Selam denilir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Hayırda) önde olanlar, öncülerdir.

    Süleyman Ateş

    Ve o sabıklar, sabıklar!

    Süleymaniye Vakfı

    Bir de önde olanlar vardır, hep önde olanlar!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir de önde gidenler (sınıfı) var; hep önde gidenler!

    Şaban Britch

    (Hayırda) önde olanlar, (derece olarak da) öndedirler.

    Şaban Piriş

    Ve önde olanlar, öncüdürler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve oluşta önde gidenler, yarışta önde gidenler...

  11. Vâkıa suresi, 11. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 11. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلْمُقَرَّبُونَ

    Diyanet İşleri

    (10-11) (İman ve amelde) öne geçenler ise (Ahirette de) öne geçenlerdir. İşte onlar (Allah'a) yaklaştırılmış kimselerdir.

    Mehmet Okuyan

    (11, 12) Bu kişiler, nimet cennetlerinde (Allah'a) yakınlaştırılanlardır.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte bunlardır Allah'a yakınlık sağlayanlar,

    Muhammed Esed

    (Her zaman) Allah'a yakınlık sağlayanlar!

    Ahmed Hulusi

    İşte onlar mukarrebun'dur (Kurbiyet mertebesini yaşayanlar).

    Ali Bulaç

    İşte onlar, yakınlaştırılmış (mukarreb) olanlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte bunlar, (Allah'a) en yakın olanlardır.

    Ali Rıza Safa

    İşte onlar, yaklaştırılanlardır.

    Bayraktar Bayraklı

    - Hayır/iyilik işlerinde yarışanlar önde olacaklardır. İşte onlar Allah'a yakın olanlardır.

    Edip Yüksel

    Onlar (Tanrı'ya) yaklaştırılanlardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar (Tanrı'ya) yaklaştırılanlardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (11-12) Naim cennetlerinde (Allah'a) yakın olanlardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    (11-12) Onlar ne'ıym Cennetlerinde mukarrebun

    Gültekin Onan

    İşte onlar, yakınlaştırılmış (mukarreb) olanlardır.

    Hasan Basri Çantay

    İşte onlar (Allaha) en çok yaklaşdırılmış olanlardır.

    İbni Kesir

    İşte onlar en çok gözde olanlardır.

    Mehmet Alagaş

    (7-26) Sizler üç türdünüz, Sağın sahipleri! nedir sağın sahipleri? Solun sahipleri! nedir sonun sahipleri? Yarıştıkça yarışanlar! Bunlar Naim cennetlerinde yakınlaşanlar / akrabalaşanlardır. Evvelkilerden sülalece sonrakilerden azıcık . (Yarışanlar zamanla azalsa da hep varlar) Oymalı, işlemeli koltuklar üzerinde , karşılıklı olarak yaslanır vaziyetteler , a ralarında, kaynağından doldurulmuş kadehler ibrikler ve sürahilerle ölümsüz gençler dolaşır , o içtikleri şeyden dolayı ne başları döner ne de başları ağrır , seçip beğendikleri meyvelerden ve iştah ettikleri kuşun etinden, ve de iri gözlü saklı inciler misali hurilerden , yaptıklarının karşılığıdır, o rada ne bir boş laf işitirler ne de kötülenirler , onlara s adece Selam Selam denilir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte onlar, yakınlaştırılmış olanlardır.

    Süleyman Ateş

    İşte, onlardır (Allah'a) yaklaştırılanlar,

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar, Allah'a yakınlığı onaylanmış kimselerdir dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Allah'a yakınlığı onaylanmış kimseler" olarak meal verdiğimiz kelime "mukarrebun"dur. Onlar, dünyadaki çalışmaları sebebiyle Allah'ın yanında itibarı ve değeri yüksek olanlardır. Bu surede onlar, "önde olanlar" olarak nitelenmiştir. Diğer surelerde de onların özellikleri anlatılmaktadır (Mü'minun 23/57-61, Fatır 35/32). Bunlar cennette, yüksek yerlerde kalacaklar, kendilerine has bir çeşmeden içecekler (Mutaffifin 83/28); huzur, güzel kokular ve nimetlerle dolu bahçelerde ağırlanacaklardır (Vakıa 56/88-89).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar, her türlü ikramın yakınına alınırlar.

    Şaban Britch

    İşte onlar, yakınlaştırılmış olanlardır.

    Şaban Piriş

    Onlar, en gözde olanlardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte onlardır yaklaştırılanlar.

  12. Vâkıa suresi, 12. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 12. ayet. فِى جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ

    Diyanet İşleri

    Onlar, Naim cennetlerindedirler.

    Mehmet Okuyan

    (11, 12) Bu kişiler, nimet cennetlerinde (Allah'a) yakınlaştırılanlardır.

    Mustafa İslamoğlu

    sonsuz nimetlerle dolu hasbahçelerde kalacak olanlar;

    Muhammed Esed

    (Onlar) esenlik ve mutluluk bahçelerinde (yaşayacaklar,)

    Ahmed Hulusi

    Nimet cennetlerindedirler.

    Ali Bulaç

    Nimetlerle donatılmış cennetler içinde;

    Ali Özek ve heyeti

    Naîm cennetlerinde.

    Ali Rıza Safa

    Nimet cennetleri içindedirler.

    Bayraktar Bayraklı

    Nimet cennetlerindedirler.

    Edip Yüksel

    Nimet bahçelerinde...

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Nimet cennetlerinde (bahçelerinde)...

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (11-12) Naim cennetlerinde (Allah'a) yakın olanlardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    (11-12) Onlar ne'ıym Cennetlerinde mukarrebun

    Gültekin Onan

    Nimetlerle donatılmış cennetler içinde;

    Hasan Basri Çantay

    Naıym cennetlerinde (dirler).

    İbni Kesir

    Naim cennetlerindedirler.

    Mehmet Alagaş

    (7-26) Sizler üç türdünüz, Sağın sahipleri! nedir sağın sahipleri? Solun sahipleri! nedir sonun sahipleri? Yarıştıkça yarışanlar! Bunlar Naim cennetlerinde yakınlaşanlar / akrabalaşanlardır. Evvelkilerden sülalece sonrakilerden azıcık . (Yarışanlar zamanla azalsa da hep varlar) Oymalı, işlemeli koltuklar üzerinde , karşılıklı olarak yaslanır vaziyetteler , a ralarında, kaynağından doldurulmuş kadehler ibrikler ve sürahilerle ölümsüz gençler dolaşır , o içtikleri şeyden dolayı ne başları döner ne de başları ağrır , seçip beğendikleri meyvelerden ve iştah ettikleri kuşun etinden, ve de iri gözlü saklı inciler misali hurilerden , yaptıklarının karşılığıdır, o rada ne bir boş laf işitirler ne de kötülenirler , onlara s adece Selam Selam denilir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar Naim Cennetleri'ndedirler.

    Süleyman Ateş

    Ni'met cennetlerinde.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Nimetlerle dolu bahçeler içinde olurlar.

    Şaban Britch

    Nimet Cennetlerindedir onlar.

    Şaban Piriş

    Nimet cennetlerindedir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Nimetlerle dolu bahçelerdedirler.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.