Ali Rıza Safa
Gerçekleşecek Olan!
69. sure
27 Türkçe meal. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. İngilizce çeviriler ayet sayfalarında.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Hâkka suresi, 1. ayet. ٱلْحَآقَّةُ
elḥâḳḳah.
Gerçekleşecek Olan!
Hâkka suresi, 2. ayet. مَا ٱلْحَآقَّةُ
me-lḥâḳḳah.
Gerçekleşecek olan, nedir?
Hâkka suresi, 3. ayet. وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْحَآقَّةُ
vemâ edrâke me-lḥâḳḳah.
Ve gerçekleşecek olanı, sana bildiren nedir?
Hâkka suresi, 4. ayet. كَذَّبَتْ ثَمُودُ وَعَادٌۢ بِٱلْقَارِعَةِ
keẕẕebet ŝemûdü ve`âdüm bilḳâri`ah.
Semud ve Âd, apansız gelen yıkımı yalanlamıştı.
Hâkka suresi, 5. ayet. فَأَمَّا ثَمُودُ فَأُهْلِكُوا۟ بِٱلطَّاغِيَةِ
feemmâ ŝemûdü feühlikû biṭṭâgiyeh.
Semud, bu yüzden, korkunç bir olayla yıkıma uğratıldı.
Hâkka suresi, 6. ayet. وَأَمَّا عَادٌ فَأُهْلِكُوا۟ بِرِيحٍ صَرْصَرٍ عَاتِيَةٍ
veemmâ `âdün feühlikû birîḥin ṣarṣarin `âtiyeh.
Ve Âd, bu yüzden, köklerini yok eden bir kasırgayla yıkıma uğratıldı.
Hâkka suresi, 7. ayet. سَخَّرَهَا عَلَيْهِمْ سَبْعَ لَيَالٍ وَثَمَٰنِيَةَ أَيَّامٍ حُسُومًا فَتَرَى ٱلْقَوْمَ فِيهَا صَرْعَىٰ كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ خَاوِيَةٍ
seḫḫarahâ `aleyhim seb`a leyâliv veŝemâniyete eyyâmin ḥusûmen fetere-lḳavme fîhâ ṣar`â keennehüm a`câzü naḫlin ḫâviyeh.
Yedi gece ve sekiz gün, aralıksız olarak onların üzerine saldı. Öyle ki, o toplumu, içi boş hurma kütükleri gibi yerlere serilmiş görürdün.
Hâkka suresi, 8. ayet. فَهَلْ تَرَىٰ لَهُم مِّنۢ بَاقِيَةٍ
fehel terâ lehüm mim bâḳiyeh.
Artık, onlardan geriye kalan bir şey görüyor musun?
Hâkka suresi, 9. ayet. وَجَآءَ فِرْعَوْنُ وَمَن قَبْلَهُۥ وَٱلْمُؤْتَفِكَٰتُ بِٱلْخَاطِئَةِ
vecâe fir`avnü vemen ḳablehû velmü'tefikâtü bilḫâṭieh.
Firavun, ondan öncekiler ve yerle bir olan kentler aynı büyük suçlarla geldiler.
Hâkka suresi, 10. ayet. فَعَصَوْا۟ رَسُولَ رَبِّهِمْ فَأَخَذَهُمْ أَخْذَةً رَّابِيَةً
fe`aṣav rasûle rabbihim feeḫaẕehüm aḫẕeter râbiyetâ.
Efendilerinin elçilerine karşı geldiler. Bunun üzerine, yaman bir yakalayışla onları yakaladı.
Hâkka suresi, 11. ayet. إِنَّا لَمَّا طَغَا ٱلْمَآءُ حَمَلْنَٰكُمْ فِى ٱلْجَارِيَةِ
innâ lemmâ ṭaga-lmâü ḥamelnâküm fi-lcâriyeh.
Aslında, su taştığı zaman, akıp gidenle sizi taşıdık.
Hâkka suresi, 12. ayet. لِنَجْعَلَهَا لَكُمْ تَذْكِرَةً وَتَعِيَهَآ أُذُنٌ وَٰعِيَةٌ
linec`alehâ leküm teẕkiratev vete`iyehâ üẕünüv vâ`iyeh.
Onu size bir uyarı yapalım ve duyan kulaklar onu kavrasın diye.
Hâkka suresi, 13. ayet. فَإِذَا نُفِخَ فِى ٱلصُّورِ نَفْخَةٌ وَٰحِدَةٌ
feiẕâ nüfiḫa fi-ṣṣûri nefḫatüv vâḥideh.
Sonunda, tek üfleyişle boruya üflendiğinde.
Hâkka suresi, 14. ayet. وَحُمِلَتِ ٱلْأَرْضُ وَٱلْجِبَالُ فَدُكَّتَا دَكَّةً وَٰحِدَةً
veḥumileti-l'arḍu velcibâlü fedükketâ dekketev vâḥidetâ.
Yeryüzü ve dağlar kaldırılıp, tek bir çarpılışla paramparça edildiğinde.
Hâkka suresi, 15. ayet. فَيَوْمَئِذٍ وَقَعَتِ ٱلْوَاقِعَةُ
feyevmeiẕiv veḳa`ati-lvâḳi`ah.
İşte o gün, kaçınılmaz olay gerçekleşmiştir.
Hâkka suresi, 16. ayet. وَٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَآءُ فَهِىَ يَوْمَئِذٍ وَاهِيَةٌ
venşeḳḳati-ssemâü fehiye yevmeiẕiv vâhiyeh.
Gök, yarılarak parçalanmıştır. Artık, o gün, çökmeye yüz tutmuştur.
Hâkka suresi, 17. ayet. وَٱلْمَلَكُ عَلَىٰٓ أَرْجَآئِهَا وَيَحْمِلُ عَرْشَ رَبِّكَ فَوْقَهُمْ يَوْمَئِذٍ ثَمَٰنِيَةٌ
velmelekü `alâ ercâihâ. veyaḥmilü `arşe rabbike fevḳahüm yevmeiẕin ŝemâniyeh.
Melek, onun çevresindedir. Ve o gün, Efendinin egemen erki, onların üzerindeki sekiz tarafından yüklenilmiştir. dipnot 533
Hâkka suresi, 18. ayet. يَوْمَئِذٍ تُعْرَضُونَ لَا تَخْفَىٰ مِنكُمْ خَافِيَةٌ
yevmeiẕin tü`raḍûne lâ taḫfâ minküm ḫâfiyeh.
O gün, ortaya çıkarılırsınız ve hiçbir gizliniz, gizli kalmaz.
Hâkka suresi, 19. ayet. فَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ فَيَقُولُ هَآؤُمُ ٱقْرَءُوا۟ كِتَٰبِيَهْ
feemmâ men ûtiye kitâbehû biyemînihî feyeḳûlü hâümu-ḳraû kitâbiyeh.
Artık, kitabı sağından verilen kimse, şöyle der: "Alın; kitabımı okuyun!"
Hâkka suresi, 20. ayet. إِنِّى ظَنَنتُ أَنِّى مُلَٰقٍ حِسَابِيَهْ
innî żanentü ennî mülâḳin ḥisâbiyeh.
"Aslında, hesabımla karşılaşacağımı biliyordum!"
Hâkka suresi, 21. ayet. فَهُوَ فِى عِيشَةٍ رَّاضِيَةٍ
fehüve fî `îşetir râḍiyeh.
Artık, hoşnutluk veren bir yaşam içindedir.
Hâkka suresi, 22. ayet. فِى جَنَّةٍ عَالِيَةٍ
fî cennetin `âliyeh.
Yüksek bir cennette.
Hâkka suresi, 23. ayet. قُطُوفُهَا دَانِيَةٌ
ḳuṭûfühâ dâniyeh.
Meyveleri yakında.
Hâkka suresi, 24. ayet. كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَآ أَسْلَفْتُمْ فِى ٱلْأَيَّامِ ٱلْخَالِيَةِ
külû veşrabû henîem bimâ esleftüm fi-l'eyyâmi-lḫâliyeh.
"Geçmiş günlerde yaptıklarınıza karşılık, afiyetle yiyin ve için!"
Hâkka suresi, 25. ayet. وَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ بِشِمَالِهِۦ فَيَقُولُ يَٰلَيْتَنِى لَمْ أُوتَ كِتَٰبِيَهْ
veemmâ men ûtiye kitâbehû bişimâlihî feyeḳûlü yâ leytenî lem ûte kitâbiyeh.
Ve kitabı solundan verilen kimse, şöyle der: "Keşke kitabım bana verilmeseydi!"
Hâkka suresi, 26. ayet. وَلَمْ أَدْرِ مَا حِسَابِيَهْ
velem edri mâ ḥisâbiyeh.
"Hesabımı hiç bilmeseydim!"
Hâkka suresi, 27. ayet. يَٰلَيْتَهَا كَانَتِ ٱلْقَاضِيَةَ
yâ leytehâ kâneti-lḳâḍiyeh.
"Keşke bu sonum olsaydı!"
Hâkka suresi, 28. ayet. مَآ أَغْنَىٰ عَنِّى مَالِيَهْ
mâ agnâ `annî mâliyeh.
"Malım bana yarar sağlamadı!"
Hâkka suresi, 29. ayet. هَلَكَ عَنِّى سُلْطَٰنِيَهْ
heleke `annî sülṭâniyeh.
"Gücüm yok oldu!"
Hâkka suresi, 30. ayet. خُذُوهُ فَغُلُّوهُ
ḫuẕûhü fegullûh.
"Onu yakalayın; sonra bağlayın!"
Hâkka suresi, 31. ayet. ثُمَّ ٱلْجَحِيمَ صَلُّوهُ
ŝümme-lceḥîme ṣallûh.
"Sonra, cehenneme atın!"
Hâkka suresi, 32. ayet. ثُمَّ فِى سِلْسِلَةٍ ذَرْعُهَا سَبْعُونَ ذِرَاعًا فَٱسْلُكُوهُ
ŝümme fî silsiletin ẕer`uhâ seb`ûne ẕirâ`an feslükûh.
"Sonra, uzunluğu yetmiş arşın olan bir zincirle onu yollayın!"
Hâkka suresi, 33. ayet. إِنَّهُۥ كَانَ لَا يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ ٱلْعَظِيمِ
innehû kâne lâ yü'minü billâhi-l`ażîm.
Aslında, Yüce Allah'a inanmıyordu.
Hâkka suresi, 34. ayet. وَلَا يَحُضُّ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلْمِسْكِينِ
velâ yeḥuḍḍu `alâ ṭa`âmi-lmiskîn.
Ve yoksulu doyurmayı özendirmiyordu.
Hâkka suresi, 35. ayet. فَلَيْسَ لَهُ ٱلْيَوْمَ هَٰهُنَا حَمِيمٌ
feleyse lehü-lyevme hâhünâ ḥamîm.
Artık, o gün, onun yakın bir dostu orada yoktur.
Hâkka suresi, 36. ayet. وَلَا طَعَامٌ إِلَّا مِنْ غِسْلِينٍ
velâ ṭa`âmün illâ min gislîn.
Pislikten başka yiyeceği de yoktur.
Hâkka suresi, 37. ayet. لَّا يَأْكُلُهُۥٓ إِلَّا ٱلْخَٰطِـُٔونَ
lâ ye'külühû ille-lḫâṭiûn.
Suçlulardan başkası onu yemez.
Hâkka suresi, 38. ayet. فَلَآ أُقْسِمُ بِمَا تُبْصِرُونَ
felâ uḳsimü bimâ tübṣirûn.
Yoo! Yemin olsun; gördüklerinize!
Hâkka suresi, 39. ayet. وَمَا لَا تُبْصِرُونَ
vemâ lâ tübṣirûn.
Ve görmediklerinize!
Hâkka suresi, 40. ayet. إِنَّهُۥ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرِيمٍ
innehû leḳavlü rasûlin kerîm.
Kuşkusuz, O, kesinlikle, onurlu bir elçinin sözüdür. dipnot 534
Hâkka suresi, 41. ayet. وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَاعِرٍ قَلِيلًا مَّا تُؤْمِنُونَ
vemâ hüve biḳavli şâ`ir. ḳalîlem mâ tü'minûn.
O, bir ozanın sözü değildir; ne denli az inanıyorsunuz?
Hâkka suresi, 42. ayet. وَلَا بِقَوْلِ كَاهِنٍ قَلِيلًا مَّا تَذَكَّرُونَ
velâ biḳavli kâhin. ḳalîlem mâ teẕekkerûn.
Bir kahinin sözü de değildir; ne denli az düşünüyorsunuz?
Hâkka suresi, 43. ayet. تَنزِيلٌ مِّن رَّبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
tenzîlüm mir rabbi-l`âlemîn.
Evrenlerin Efendisinden indirilmiştir.
Hâkka suresi, 44. ayet. وَلَوْ تَقَوَّلَ عَلَيْنَا بَعْضَ ٱلْأَقَاوِيلِ
velev teḳavvele `aleynâ ba`ḍa-l'eḳâvîl.
Bize yakıştırarak sözler uydurmuş olsaydı.
Hâkka suresi, 45. ayet. لَأَخَذْنَا مِنْهُ بِٱلْيَمِينِ
leeḫaẕnâ minhü bilyemîn.
Onu, sağ elinden kesinlikle yakalardık.
Hâkka suresi, 46. ayet. ثُمَّ لَقَطَعْنَا مِنْهُ ٱلْوَتِينَ
ŝümme leḳaṭa`nâ minhü-lvetîn.
Sonra, şah damarını kesinlikle keserdik.
Hâkka suresi, 47. ayet. فَمَا مِنكُم مِّنْ أَحَدٍ عَنْهُ حَٰجِزِينَ
femâ minküm min eḥadin `anhü ḥâcizîn.
O zaman, hiçbiriniz bunu uzaklaştıramazdı.
Hâkka suresi, 48. ayet. وَإِنَّهُۥ لَتَذْكِرَةٌ لِّلْمُتَّقِينَ
veinnehû leteẕkiratül lilmütteḳîn.
Kuşkusuz, O, sorumluluk bilinci taşıyanlar için öğüttür.
Hâkka suresi, 49. ayet. وَإِنَّا لَنَعْلَمُ أَنَّ مِنكُم مُّكَذِّبِينَ
veinnâ lena`lemü enne minküm mükeẕẕibîn.
Kuşkusuz, aranızda yalanlayanların olduğunu kesinlikle biliyoruz.
Hâkka suresi, 50. ayet. وَإِنَّهُۥ لَحَسْرَةٌ عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ
veinnehû leḥasratün `ale-lkâfirîn.
Aslında, O, nankörlük edenler için kesinlikle pişmanlık nedenidir.
Hâkka suresi, 51. ayet. وَإِنَّهُۥ لَحَقُّ ٱلْيَقِينِ
veinnehû leḥaḳḳu-lyeḳîn.
Ve kuşkusuz, O, kesin gerçektir.
Hâkka suresi, 52. ayet. فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ
fesebbiḥ bismi rabbike-l`ażîm.
Artık, Efendinin Büyük İsmini yücelterek an! dipnot 535