Yûnus suresi · 71–74. ayetler

Nûh

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Yûnus suresi, 71. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûnus suresi, 71. ayet. وَٱتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَأَ نُوحٍ إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِۦ يَٰقَوْمِ إِن كَانَ كَبُرَ عَلَيْكُم مَّقَامِى وَتَذْكِيرِى بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ فَعَلَى ٱللَّهِ تَوَكَّلْتُ فَأَجْمِعُوٓا۟ أَمْرَكُمْ وَشُرَكَآءَكُمْ ثُمَّ لَا يَكُنْ أَمْرُكُمْ عَلَيْكُمْ غُمَّةً ثُمَّ ٱقْضُوٓا۟ إِلَىَّ وَلَا تُنظِرُونِ

    Diyanet İşleri

    Nuh'un haberini onlara oku. Hani o, bir vakit kavmine şöyle demişti: "Ey kavmim! Eğer benim konumum ve Allah'ın ayetleriyle öğüt vermem size ağır geliyorsa, (biliniz ki) ben sadece Allah'a dayanıp güvenmişim. Artık siz de (bana) ne yapacağınızı ortaklarınızla beraber kararlaştırın ki, işiniz size dert olmasın! Bundan sonra bana hükmünüzü uygulayın; bana mühlet de vermeyin!

    Mehmet Okuyan

    Onlara Nuh'un haberini tilavet et (okuyup aktar)! Hani o, kavmine şöyle demişti: "Ey kavmim! Benim konumum ve Allah'ın ayetlerini hatırlatmam size ağır geldi ise -ki ben yalnızca Allah'a güvenirim-; siz de ortaklarınızla birlikte işinizle ilgili olarak toplanın! Sonra işiniz başınıza dert olmasın! Bundan sonra (vereceğiniz) hükmü bana uygulayın ve bana zaman da tanımayın!

    Mustafa İslamoğlu

    Onlara Nuh'un kıssasını aktar: Hani o bir zamanlar kavmine şöyle demişti: "Ey kavmim! Eğer benim konumum ve Allah'ın ayetlerini size hatırlatmam zorunuza gidiyorsa, şunu iyi bilin ki ben yalnızca Allah'a güvendim. Haydi siz de yapacağınız eylemi kararlaştırmak için kendilerine ilahlık yakıştırdıklarınız da dahil, bir araya toplanın ki, kararlaştırdığınız eylem sizi riske sokmasın: en sonunda bana karşı aldığınız kararı infaz edin: hem de hiç göz açtırmaksızın!

    Muhammed Esed

    (Şimdi artık) onlara Nuh'un başından geçenleri anlat; hani o, kavmine: "Soydaşlarım!" demişti, "eğer benim (aranızdaki) konumum ve Allah'ın ayetlerini size bildirmem zorunuza gidiyorsa, bilin ki, ben Allah'a güveniyorum. Öyleyse, artık (bana) yapacağınızı yapmak için hem kendi gücünüzü hem de Allah'tan başka tanrılık yakıştırdığınız yardımcılarınızı bir araya toplayın; bir kere ne yapacağınıza karar verdikten sonra da artık girişeceğiniz eylem sizi tasalandırmasın; (neye ki karar verdiyseniz) bana karşı artık elinizden geleni ardınıza komayın; hem de bana hiç soluk aldırmadan!

    Ahmed Hulusi

    Onlara Nuh'un haberini anlat. . . Hani kavmine: "Ey kavmim! Eğer konumum ve Allah işaretleriyle sizi uyarmam size ağır geldiyse, (artık ben) Allah'a tevekkül (hakikatimdeki El Vekiyl isminin gereğini yerine getireceğine iman) ettim! Siz ve ortaklarınız toplanıp, ne isterseniz yapın; sonra yaptığınızdan endişe duymayın! Sonra da hiç vakit geçirmeden, hakkımdaki kararınızı uygulayın. "

    Ali Bulaç

    Onlara Nuh'un haberini oku. Hani kavmine demişti ki: "Ey kavmim, benim makamım ve Allah'ın ayetleriyle hatırlatmalarım eğer size ağır geliyorsa ben, şüphesiz Allah'a tevekkül etmişim. Artık siz ortaklarınızla toplanıp yapacağınız işi karara bağlayın da işiniz size örtülü kalmasın (veya tasa konusu olmasın), sonra hakkımdaki hükmünüzü -bana süre tanımaksızın- verin.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlara Nuh'un haberini oku: «Hani o eğer benim (aranızda) durmam ve Allah'ın âyetlerini hatırlatmam size ağır geldi ise, ben yalnız Allah'a dayanıp güvenirim. Siz de ortaklarınızla beraber toplanıp yapacağınızı kararlaştırın. Sonra işiniz başınıza dert olmasın. Bundan sonra (vereceğiniz) hükmü, bana uygulayın ve bana mühlet de vermeyin.»

    Ali Rıza Safa

    Nuh'un haberini de onlara anlat: Toplumuna, şöyle demişti: "Ey toplumum! Benim konumum ve Allah'ın ayetlerini hatırlatmam size ağır geliyorsa, artık Allah'a güvendim. Bu durumda, siz ve ortaklarınız toplanarak, pişman olmayacağınız bir yargı verin ve beklemeden bana karşı uygulayın!"

    Bayraktar Bayraklı

    Onlara Nuh'un haberini oku: Hani o kavmine demişti ki: "Ey kavmim! Eğer benim aranızda durmam ve Allah'ın ayetlerini hatırlatmam size ağır geliyorsa, ben sadece Allah'a güvenip dayanırım. Siz de ortaklarınızla beraber toplanıp, yapacağınızı kararlaştırınız. Sonra işiniz başınıza dert olmasın. Ondan sonra aldığınız kararı bana uygulayınız ve bana mühlet de vermeyiniz."

    Edip Yüksel

    Onlara Nuh'un tarihini anlat. Halkına şunları demişti: "Ey halkım, durumum ve ALLAH'ın ayetlerini hatırlatmam size ağır geldiyse, ben ALLAH'a güveniyorum. Ortaklarınız ve liderlerinizle birlikte toplanın, pişman olmayacağınız son kararınızı alın ve bekletmeden bana karşı uygulayın."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlara Nuh'un tarihini anlat. Halkına şunları demişti: 'Ey halkım, durumum ve ALLAH'ın ayetlerini hatırlatmam size ağır geldiyse, ben ALLAH'a güveniyorum. Ortaklarınız ve liderlerinizle birlikte toplanın, pişman olmayacağınız son kararınızı alın ve bekletmeden bana karşı uygulayın.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de onlara Nuh'un kıssasını oku: Bir vakit kavmine demişti ki: "Ey kavmim, eğer benim aranızda duruşum ve Allah'ın ayetlerini hatırlatışım size ağır geliyorsa, bilin ki, ben Allah'a güvenip dayanmışımdır, artık siz ve ortaklarınız her ne yapacaksanız, toplanıp bütün azminizle karar veriniz; sonra yapacağınız sizi asla tasaya da düşürmesin. Sonra da bana ne yapacaksanız yapın ve elinizden gelirse, bana bir an göz de açtırmayın!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem onlara Nuhun kıssasını oku, bir vakıt kavmine demişti ki: ey kavmim! Eğer benim duruşum ve Allahın ayetlerini ıhtar edişim size ağır geliyorsa, bilin ki ben, Allaha dayanmışım, artık siz ve şerikleriniz her ne yapacaksanız toplanıb bütün azminizle karar verin, sonra yapacağınız, size hiç bir gam da teşkil etmesin, sonra hukmünüzü bana icra edin ve elinizden gelirse bana bir lahza göz de açtırmayın

    Erhan Aktaş

    Onlara, Nuh'un haberini anlat. Hani o halkına: "Ey halkım! Eğer aranızda durmam ve Allah'ın ayetlerini hatırlatmam size ağır geliyorsa, bilin ki ben yalnızca Allah'a güveniyorum. Öyleyse yapacağınızı yapmak için şirk koştuklarınızla toplanıp karar verin. Sonra ne yapacaksanız yapın. Sonra bana fırsat vermeden aldığınız kararı hemen uygulayın!" demişti.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlara, Nuh'un haberini anlat. Hani o halkına: "Ey halkım! Eğer aranızda durmam ve Allah'ın ayetlerini hatırlatmam size ağır geliyorsa, bilin ki ben yalnızca Allah'a güveniyorum. Öyleyse yapacağınızı yapmak için şirk koştuklarınızla toplanıp karar verin. Sonra ne yapacaksanız yapın. Sonra bana fırsat vermeden aldığınız kararı hemen uygulayın!" demişti.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlara, Nuh'un haberini anlat. Hani o kavmine: "Ey kavmim! Eğer konumum ve Allah'ın ayetlerini hatırlatmam size ağır geliyorsa, bilin ki ben yalnızca Allah'a güveniyorum. Öyleyse yapacağınızı yapmak için şirk koştuklarınızla toplanıp karar verin. Sonra ne yapacaksanız yapın. Sonra bana fırsat vermeden aldığınız kararı hemen uygulayın!" demişti.

    Gültekin Onan

    Onlara Nuh'un haberini oku. Hani kavmine demişti ki: "Ey kavmim, benim makamım ve Tanrı'nın ayetleri ile hatırlatmalarım eğer size ağır geliyorsa ben, kuşkusuz Tanrı'ya tevekkül ettim. Artık siz ve ortaklarınız buyruğunuzu birleştirin de buyruğunuz size örtülü kalmasın / tasa konusu olmasın / başınıza dert olmasın; sonra bana süre / fırsat tanımaksızın (istediğinizi) yapın / buyruğunuzu uygulayın.

    Hasan Basri Çantay

    Onlara Nuhun kıssasını oku. Hani o, kavmine: "Ey kavmim, demişdi, eğer benim (aranızda) duruşum, Allahın ayetleriyle öğüd verişim size ağır geliyorsa (ne diyeyim), ben ancak Allaha dayanıb güvenmişimdİr. Siz ve ortaklarınız da artık toplanıb ne yapacağınızı kararlaşdırın. (O suretde ki) bil'ahare bu işiniz (yapacağınız) size hiç bir tasa (ve peşimanlık vermiş) olmasın. Sonra hükmünüzü bana icra edin. (Hatta) bana mühlet de vermeyin"!

    İbni Kesir

    Onlara Nuh'un haberini oku. Hani Nuh, kavmine demişti ki: Ey kavmim; aranızda kalmam, Allah'ın ayetlerini hatırlatmam, onlarla öğüt vermem size ağır geliyorsa; ben, Allah'a tevekkül ettim. Siz ve ortaklarınız toplanıp ne yapacağınızı kararlaştırın, içinizde ne tasarlıyorsanız açığa çıkarın, sonra bana mühlet de vermeyerek yapacağınızı yapın.

    Mehmet Alagaş

    (71-74) Onlara Nuh’un haberini sözlü oku, kavmine bir vakit demişti ki ey kavmim pozisyonum / makamım ve Allah’ın ayetlerini hatırlatmam size büyük geliyorsa , ben Allaha tevekkül ettim / onun müvekkiliyim , işlerinizi ve ortaklarınızı bir araya toparlayın, sonra işlerinize dair herhangi bir gamınız / tasanız da olmasın , sonra da bana dair olan hükmünüzü gerçekleştirin ve de beni bekletmeyin, eğer siz yüz çeviriyorsanız, sizden bir ücret sor madım / sual etmedim , benim ücretim/ ecrim Allaha aittir ve bana Müslümanlardan olmam işi verildi / emrolundum. Onu yalanladılar, Onu ve gemide beraberinde kim varsa kurtardık, onları devralanlar / halifeler yaptık, ayetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk, bak! uyarılanların sonu / akıbeti nasıl oldu. Sonra Onun ardından elçiler i onların kavimlerine tekrardan gönderdik, onlara apaçık delillerle geldiler ve onlarda ona, tıpkı önceden yalanladıkları şeye iman etmediler, işte böylece haddi aşanların kalplerini mühürleriz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlara Nûh’un haberini oku! Hani kavmine demişti ki: "Ey Kavmim! İçinizde bulunmam ve Allah’ın ayetlerini hatırlatmam eğer size ağır geliyorsa, ben yalnız Allah’a tevekkül ettim. Haydi! Ortak koştuklarınızla gücünüzü birleştirin. Sonrada yapacağınızı gizli kılmayın. Ardından hükmünüzü uygulayın ve bana mühlet de vermeyin."

    Süleyman Ateş

    Onlara Nuh'un haberini oku. Kavmine: "Ey kavmim demişti, eğer benim kalkıp size Allah'ın ayetlerini hatırlatmam, size ağır geldiyse, o halde ben Allah'a dayandım, siz de ortaklarınızla beraber toplanıp yapacağınız işi kararlaştırın da işiniz başınıza dert olmasın. Sonra hükmünüzü bana uygulayın, bana hiç fırsat da vermeyin!"

    Süleymaniye Vakfı

    Onlara Nuh'la ilgili şu haberi anlat! dipnot 1 O, halkına şöyle demişti: "Ey Halkım! Benim duruşum ve Allah'ın ayetleriyle bilgilendirmem size ağır geliyorsa (bilin ki) ben sadece Allah'a güvenip dayandım. Öyleyse siz ve ortaklarınız ne yapacağınıza birlikte karar verin, işiniz gizli saklı da olmasın. Sonra işimi bitirin, hiç göz açtırmayın dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nuh kıssası hakkında ayrıntılı bilgi için bkz: A'raf 7/59-64, Hud 11/25-48, Mu'minun 23/23-30, Şuara 26/105-122, Saffat 37/75-82, Kamer 54/9-16, Nuh 71/1-28.
    2. metne dön, dipnot 2
      Nuh aleyhisselamın, düşmanlarına meydan okuması, Allah Tealanın, bütün resullerine yardım edip onları koruyacağını bildirmesinden dolayıdır (Maide 5/67, Yunus 10/102-103, Enbiya 21/7-9, Saffat 37/171-173).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara Nuh'un haberini oku. Bir gün halkına şöyle demişti: "Ey Halkım! Benim duruşum ve Allah'ın ayetleriyle bilgilendirmem size ağır geliyorsa bakın ben Allah'a güvenip dayandım. Siz ve ortaklarınız bana ne yapacağınıza karar verin ki işiniz üzüntüye dönüşmesin. Bana yapacağınızı yapın, hiç göz açtırmayın.

    Şaban Britch

    Onlara Nuh’un haberini oku! Hani kavmine demişti ki: Ey Kavmim! İçinizde bulunmam ve Allah’ın ayetlerini hatırlatmam eğer sizin zorunuza gidiyorsa,ben yalnız Allah’a tevekkül ettim. Haydi, ortak koştuklarınızı ve işinizi toplayın, sonra da işinizi gizli kılmayın. Ardından hükmünüzü uygulayınız ve bana mühlet de vermeyiniz.

    Şaban Piriş

    -Onlara Nuh'un haberini oku! Hani kavmine demişti ki: -Ey Kavmim! İçinizde bulunmam ve Allah'ın ayetlerini hatırlatmam eğer sizin zorunuza gidiyorsa -Ben zaten Allah'a bağlanmışımdır- Haydi, ortak koştuklarınızla gücünüzü birleştirin, sonra da yapacağınız size dert olmasın. Hiç beklemeden vereceğiniz kararı bana uygulayın.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlara Nuh'un haberini de oku! Hani, toplumuna şöyle demişti: "Eğer benim konumum ve Allah'ın ayetlerini hatırlatmam size ağır geliyorsa artık ben, Allah'a dayandım. Siz de ortaklarınızla bir araya gelip işinize bakın. Yapacağınız şey size bir kaygı da vermesin, hükmünüzü bana uygulayın. Ve bana fırsat da vermeyin."

  2. Yûnus suresi, 72. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûnus suresi, 72. ayet. فَإِن تَوَلَّيْتُمْ فَمَا سَأَلْتُكُم مِّنْ أَجْرٍ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَى ٱللَّهِ وَأُمِرْتُ أَنْ أَكُونَ مِنَ ٱلْمُسْلِمِينَ

    Diyanet İşleri

    Eğer yüz çeviriyorsanız, sizden zaten hiçbir ücret istemedim. Benim ücretim, ancak Allah'a aittir. Bana müslümanlardan olmam emredildi."

    Mustafa İslamoğlu

    Şunu da iyi bilin ki: Eğer yüz çevirirseniz, hatırlayın ki ben zaten sizden (davetime) bir ücret talep etmemiştim; benim ücretimi takdir etmek yalnızca Allah'a düşer; zira ben Allah'a kayıtsız şartsız teslim olmakla emrolundum.

    Muhammed Esed

    Beri yandan, eğer (size ulaştırdığım mesajdan) yüz çevirirseniz, (hatırlayın ki,) ben sizden bir karşılık beklemiş değilim; benim ücretim(i ödemek) Allah'tan başkasına düşmez; çünkü ben kendini O'na teslim edenlerden biri olmakla emrolundum".

    Ahmed Hulusi

    "Eğer (bu yüzden) yüz çevirirseniz (çevirin; zaten) sizden bir karşılık istemedim. . . Benim ecrim (yaptığım işin getirisi) ancak Allah'a aittir. . . Teslimiyeti yaşayanlardan olmakla emrolundum. "

    Ali Bulaç

    Eğer yüz çevirecek olursanız, ben sizden bir karşılık istemedim. Benim ecrim, yalnızca Allah'a aittir. Ve ben, müslümanlardan olmakla emrolundum.

    Ali Özek ve heyeti

    «Eğer yüz çeviriyorsanız, zaten ben sizden bir ücret istemedim. Benim ecrim Allah'tan başkasına ait değildir ve bana müslümanlardan olmam emrolundu.»

    Ali Rıza Safa

    "Yüz çevirirseniz, sizden bir karşılık istemedim. Benim ödülümü, ancak Allah verir. Çünkü teslim olanlar arasında olmam, bana buyruk verildi!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Eğer yüz çeviriyorsanız, zaten ben sizden bir ücret istemedim. Benim ücretim Allah'tan başkasına ait değildir ve bana Müslümanlardan olmam emrolundu."

    Edip Yüksel

    "Yüz çevirirseniz, halbuki ben sizden herhangi bir ücret istememiştim. Benim ücretim ancak ALLAH'ın üzerinedir. Müslümanlardan olmakla emredildim."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Yüz çevirirseniz, halbuki ben sizden her hangi bir ücret istememiştim. Benim ücretim ancak ALLAH'ın üzerinedir. Müslümanlardan olmakla emredildim.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Eğer yüz çevirirseniz, ben de sizden ücret istemedim ya! Benim mükafatım ancak Allah'a aittir. Ve ben O'nun birliğine boyun eğen müslümanlardan olmakla emrolundum!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Eğer aldırmazsanız ben de, sizden bir ecir istemedim a, benim ecrim ancak Allahadır, ve ben onun birliğine boyun eğen müsliminden olmakla emrolundum

    Erhan Aktaş

    "Eğer yüz çevirirseniz, siz bilirsiniz. Yaptığım işe karşılık sizden bir ücret istemiş değilim. Benim ücretim ancak Allah'a aittir. Ben, müslimlerden dipnot 1 olmakla emrolundum."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a teslim olanlardan.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Eğer yüz çevirirseniz, siz bilirsiniz. Yaptığım işe karşılık sizden bir ücret istemiş değilim. Benim ücretim ancak Allah'a aittir. Ben, Müslümanlardan dipnot 1 olmakla emrolundum."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a teslim olanlardan.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Eğer yüz çevirirseniz, siz bilirsiniz. Yaptığım işe karşılık sizden bir ücret istemiş değilim. Benim ücretim ancak Allah'a aittir. Ben, Müslümanlardan dipnot 1 olmakla emrolundum."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a teslim olanlardan.

    Gültekin Onan

    Eğer yüz çevirecek olursanız, ben sizden bir karşılık istemedim. Benim ecrim, yalnızca Tanrı'ya aittir. Ve bana müslümanlardan olmam buyruldu.

    Hasan Basri Çantay

    "Eğer (benim öğüdlerimden) yüz çeviriyorsanız ben sizden (bu hususda zaten) hiç bir mükafat istemedim. Benim mükafatım Allahdan başkasına aid değildir. Ben (Onun hükmüne boyun eğen, emrine muhaalefet etmeyen, Ondan başkasından hiç bir ümid beslemeyen) müslümanlardan olmamla emr olundum".

    İbni Kesir

    Yüz çevirirseniz; zaten ben sizden öğütlerimin karşılığı olarak bir ücret istemedim. Benim ücretim ancak Allah'a aittir. Ben, müslümanlardan olmakla emrolundum.

    Mehmet Alagaş

    (71-74) Onlara Nuh’un haberini sözlü oku, kavmine bir vakit demişti ki ey kavmim pozisyonum / makamım ve Allah’ın ayetlerini hatırlatmam size büyük geliyorsa , ben Allaha tevekkül ettim / onun müvekkiliyim , işlerinizi ve ortaklarınızı bir araya toparlayın, sonra işlerinize dair herhangi bir gamınız / tasanız da olmasın , sonra da bana dair olan hükmünüzü gerçekleştirin ve de beni bekletmeyin, eğer siz yüz çeviriyorsanız, sizden bir ücret sor madım / sual etmedim , benim ücretim/ ecrim Allaha aittir ve bana Müslümanlardan olmam işi verildi / emrolundum. Onu yalanladılar, Onu ve gemide beraberinde kim varsa kurtardık, onları devralanlar / halifeler yaptık, ayetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk, bak! uyarılanların sonu / akıbeti nasıl oldu. Sonra Onun ardından elçiler i onların kavimlerine tekrardan gönderdik, onlara apaçık delillerle geldiler ve onlarda ona, tıpkı önceden yalanladıkları şeye iman etmediler, işte böylece haddi aşanların kalplerini mühürleriz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eğer yüz çevirirseniz bilin ki, ben sizden bir karşılık istememiştim. Benim ecrim sadece Allah’a aittir. Ben müslümanlardan olmakla emrolundum.

    Süleyman Ateş

    "Eğer yüz çevirdiyseniz (neden?), ben sizden bir ücret istemedim ki! Benim ücretim, ancak Allah'ın üzerinedir. Bana müslümanlardan olmam emredilmiştir."

    Süleymaniye Vakfı

    Yok eğer sırt çevirirseniz ben zaten sizden bir karşılık istemedim! Yaptığımın karşılığını verecek olan sadece Allah'tır. Bana, tam teslim olanlardan olmam emredildi dipnot 1 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yüz çevirdiyseniz zaten sizden bir ücret istemedim ki! Benim ücretimi verecek olan yalnız Allah'tır. Tam teslim (müslüman) olmam emredildi."

    Şaban Britch

    Eğer yüz çevirirseniz bilin ki, ben sizden bir ecir istememiştim. Benim ecrim sadece Allah’a aittir. Ben müslümanlardan olmakla emrolundum.

    Şaban Piriş

    Eğer yüz çevirmişseniz, ben sizden bir ücret istememiştim. Benim ücretim sadece Allah'a aittir. Ben müslümanlardan olmakla emrolundum.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Yüz çevirdiyseniz çevirin. Ben sizden bir ücret istemedim. Benim ücretim, Allah'tan gelecektir. Bana, müslümanlardan/Allah'a teslim olanlardan olmam emredildi."

  3. Yûnus suresi, 73. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûnus suresi, 73. ayet. فَكَذَّبُوهُ فَنَجَّيْنَٰهُ وَمَن مَّعَهُۥ فِى ٱلْفُلْكِ وَجَعَلْنَٰهُمْ خَلَٰٓئِفَ وَأَغْرَقْنَا ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُنذَرِينَ

    Diyanet İşleri

    Onu yine de yalanladılar. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık ve onları ötekilerin yerine geçirdik. Ayetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Bak, uyarılan (fakat söz anlamayan)ların sonu nasıl oldu!

    Mehmet Okuyan

    (Yine de) onu yalanlamışlardı. Biz de hem onu hem de onunla birlikte gemide bulunanları kurtarmış ve onları (yeryüzünde) halifeler (sorumlular olarak) görevlendirmiştik. Ayetlerimizi yalanlayanları da (denizde) boğmuştuk. Bak ki uyarılanların (fakat inanmayanların) sonu nasıl olmuş!

    Mustafa İslamoğlu

    Derken, onu yalanladılar; bunun üzerine Biz de onu ve onunla birlikte gemide bulunanları kurtardık ve onları (yeryüzünün) varisleri kıldık. Ayetlerimizi ısrarla yalan sayan kimseleri ise boğulmaya terk ettik. Dön de bir bak: uyarılan (ama uyanmayan) kimselerin akıbeti nice olurmuş?

    Muhammed Esed

    (Bütün bu uyarılara rağmen) o'nu yalanlamaya kalkıştılar! Ve Biz de o'nu ve gemide o'nunla birlikte olanların hepsini kurtarıp (yeryüzüne) mirasçı kıldık; ayetlerimizi yalanlamaya kalkışanları ise suda boğduk: İmdi, bir bak, uyarıldıkları halde uymayan insanların sonu nasıl olurmuş!

    Ahmed Hulusi

    (Yine de) Onu yalanladılar. . . Biz de Onu ve gemide onunla beraber olanları kurtardık ve onları halifeler kıldık. . . İşaretlerimizi yalanlamış olanları ise boğduk! Uyarılanların sonu nasıl oldu bir bak!

    Ali Bulaç

    Fakat onu yalanladılar; biz de onu ve gemide onunla birlikte olanları kurtardık ve onları halifeler kıldık. Ayetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Uyarılanların nasıl bir sonuca uğratıldıklarına bir bak.

    Ali Özek ve heyeti

    Yine de onu yalanladılar, biz de hem onu hem de onunla beraber gemide bulunanları kurtardık ve onları (yeryüzünde) halifeler kıldık; âyetlerimizi yalanlayanları da (denizde) boğduk. Bak ki uyarılanların (fakat inanmayanların) sonu nasıl oldu!

    Ali Rıza Safa

    Yine de Onu yalanladılar. Sonunda, Onu ve Onunla birlikte gemide olanları kurtardık ve onların yerine geçirdik; ayetlerimizi yalanlayanları da boğduk. Artık, uyarılanların sonunun nasıl olduğuna bir bak?

    Bayraktar Bayraklı

    Yine de onu yalanladılar; biz de hem onu hem de onunla beraber gemide bulunanları kurtardık ve onları iktidar sahibi yaptık. Ayetlerimizi yalanlayanları da boğduk. Bak ki, uyarılanların sonu nasıl oldu!

    Edip Yüksel

    Onu yalanladılar. Bunun üzerine onu ve gemide onunla beraber olanları kurtardık. Onları yöneticiler yaptık. Ayetlerimizi yalanlayanları ise boğduk. Uyarılanların akıbetine dikkat et.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onu yalanladılar. Bunun üzerine onu ve gemide onunla beraber olanları kurtardık. Onları (yeryüzünün) yöneticileri yaptık. Ayetlerimizi yalanlayanları ise boğduk. Uyarılanların akıbetine dikkat et.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Buna rağmen yine ona yalan söylüyorsun, dediler. Biz de onu gemide kendisiyle beraber olanları kurtarıp, onları yeryüzünün halifeleri yaptık; ayetlerimizi inkar edenleri ise suda boğduk. Bak işte uyarılanların akibeti nasıl oldu?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bunun üzerine yine onu tekzib ettiler. Biz de onu ve beraberindekileri gemide necate çıkarıb bunları Yer yüzünün halifeleri kıldık, ayetlerimizi tekzib edenleri ise gark ettik, bak işte inzar olunanların akibeti nasıl oldu

    Erhan Aktaş

    Onu yalanladılar. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık. Ve onları yeryüzünün halifeleri dipnot 1 yaptık. Ayetlerimizi yalanlayanları da boğduk. Bak! Uyarılanların sonu nice oldu!

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 10:14. ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onu yalanladılar. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık. Ve onları yeryüzünün halifeleri dipnot 1 yaptık. Ayetlerimizi yalanlayanları da boğduk. Bak! Uyarılanların sonu nice oldu!

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an, bu sözcüğü, irade ve akıl verilerek yeryüzünü düzenleyen, yönlendiren, yeryüzünün yöneticisi ve onarıcısı anlamında veya sizden öncekilerin yerine geçiren ardıl anlamında kullanmaktadır. Terim olarak birinin yerine geçmek; vekalet etmek, vekil ve naip olarak "Allah'ın yeryüzündeki temsilciliği, vekilliği" olarak anlaşılması ve halifenin de, "Allah'ın yeryüzündeki temsilcisi, vekili" sayılması şeklinde siyasal bir anlam kazanan halife sözcüğünün Kur'an'da yer alan Halife sözcüğü ile bir ilgisi yoktur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onu yalanladılar. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık. Ve onları yeryüzünün halifeleri yaptık. Ayetlerimizi yalanlayanları da boğduk. Bak! Uyarılanların sonu nice oldu!

    Gültekin Onan

    Fakat onu yalanladılar; biz de onu ve gemide onunla birlikte olanları kurtardık ve onları halifeler kıldık. Ayetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Uyarılanların nasıl bir sonuca uğratıldıklarına bir bak.

    Hasan Basri Çantay

    Yine onlar kendisini tekzib etdiler. Biz de hem onu, hem gemide beraberinde bulunan kimseleri selamete erdirdik ve bunları (yer yüzünün) halifeler (i) yapdık. Ayetlerimizi yalan sayanları ise (suda) boğduk. Bak, (Allahın azabiyle) korkutul (ub da doğru yolu tutmay) anların sonu nice olmuşdur!.

    İbni Kesir

    Onu yalanladılar; ama Biz, onu ve gemide beraberinde bulunanları kurtardık. Bunları yeryüzünün halifeleri yaptık. Ayetlerimizi yalanlayanları ise suda boğduk. Bir bak uyarılanların sonu nice oldu.

    Mehmet Alagaş

    (71-74) Onlara Nuh’un haberini sözlü oku, kavmine bir vakit demişti ki ey kavmim pozisyonum / makamım ve Allah’ın ayetlerini hatırlatmam size büyük geliyorsa , ben Allaha tevekkül ettim / onun müvekkiliyim , işlerinizi ve ortaklarınızı bir araya toparlayın, sonra işlerinize dair herhangi bir gamınız / tasanız da olmasın , sonra da bana dair olan hükmünüzü gerçekleştirin ve de beni bekletmeyin, eğer siz yüz çeviriyorsanız, sizden bir ücret sor madım / sual etmedim , benim ücretim/ ecrim Allaha aittir ve bana Müslümanlardan olmam işi verildi / emrolundum. Onu yalanladılar, Onu ve gemide beraberinde kim varsa kurtardık, onları devralanlar / halifeler yaptık, ayetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk, bak! uyarılanların sonu / akıbeti nasıl oldu. Sonra Onun ardından elçiler i onların kavimlerine tekrardan gönderdik, onlara apaçık delillerle geldiler ve onlarda ona, tıpkı önceden yalanladıkları şeye iman etmediler, işte böylece haddi aşanların kalplerini mühürleriz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onu yalanlamışlardı. Biz de onu ve onunla birlikte gemide olanları kurtarmış, ayetlerimizi yalanlayanları ise suda boğmuştuk. Uyarılanların sonunun nasıl olduğuna bak!

    Süleyman Ateş

    Yine de onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla beraber bulunanları kurtardık, onları egemen yaptık ve ayetlerimizi yalanlayanları da boğduk. Bak işte uyarıl(ıp da yola gelmey)enlerin sonu nice oldu!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Buna rağmen onu yalanladılar. Biz de onu ve onunla birlikte gemide olanları kurtardık ve diğerlerinin yerine geçirdik. Ayetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılanları da suda boğduk. Uyarılan o kimselerin sonunun ne olduğunu bir düşün.

    Şaban Britch

    O’nu yalanlamışlardı. Biz de O’nu ve O’nunla birlikte gemide olanları kurtarmış, ayetlerimizi yalanlayanları ise suda boğmuştuk. Uyarılanların sonunun nasıl olduğuna bak!

    Şaban Piriş

    O'nu yalanlamışlardı. Biz de O'nu ve O'nunla birlikte gemide olanları kurtarmış, ayetlerimizi yalanlayanları ise suda boğmuştuk. Uyarılanların sonunun nasıl olduğuna bak!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bunun üzerine, onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla beraber bulunanları kurtardık, onları yöneticiler yaptık; ayetlerimizi yalanlayanları da batırıp boğduk. Bak da gör, önceden uyarılanların sonu nice oluyor!

  4. Yûnus suresi, 74. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûnus suresi, 74. ayet. ثُمَّ بَعَثْنَا مِنۢ بَعْدِهِۦ رُسُلًا إِلَىٰ قَوْمِهِمْ فَجَآءُوهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَمَا كَانُوا۟ لِيُؤْمِنُوا۟ بِمَا كَذَّبُوا۟ بِهِۦ مِن قَبْلُ كَذَٰلِكَ نَطْبَعُ عَلَىٰ قُلُوبِ ٱلْمُعْتَدِينَ

    Diyanet İşleri

    Sonra, onun ardından birçok peygamberi kendi toplumlarına gönderdik. Onlara apaçık mucizeler getirdiler. Fakat onlar önceden yalanlamakta oldukları şeye inanacak değillerdi. İşte biz haddi aşanların kalplerini böylece mühürleriz.

    Mehmet Okuyan

    Sonra onun arkasından elçileri kendi toplumlarına göndermiştik. Onlara deliller getirmişlerdi. Fakat onlar daha önce yalanladıkları şeye inanacak değillerdi. İşte haddi aşanların kalplerini biz böyle mühürleriz. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnkârcıların kalplerinin mühürlenmesinin sebebi, inkârlarında ısrarcı olmalarıdır. Yani inkâr "sebep", mühürlenme ise "sonuç"tur. Benzer mesajlar: Bakara 2:7, 88; Nisâ 4:155; A‘râf 7:100, 101; Tevbe 9:87, 93; Nahl 16:108; Rûm 30:59; Mü'min 40:35; Muhammed 47:16; Münâfikûn 63:3.

    Mustafa İslamoğlu

    Sonra onun izinden, her birini kendi toplumlarına olmak üzere (daha başka) elçiler de gönderdik. Ve onlar hakikatin apaçık belgeleriyle geldiler; fakat berikiler bir kez yalanlamış bulundukları hakikate inanmamakta sonuna kadar direndiler: İşte Biz, haddi aşanların kalplerini böyle mühürleriz!

    Muhammed Esed

    Ve sonra, o'nun ardından -her birini kendi toplumlarına olmak üzere- (başka) elçiler gönderdik; öyle ki onlar da hakkın apaçık delillerini ortaya koydular; fakat onlar bir kere yalanlamış bulundukları şeye (sonradan) bir türlü inanmak istemediler, haddi aşanların kalplerini biz işte böyle mühürleriz.

    Ahmed Hulusi

    Ondan (Nuh'tan) sonra nice toplumlara, apaçık deliller (muhtevası özel Esma manaları) olan Rasuller ba'settik. . . Daha önceden yalanlamış oldukları şeye (gene) iman etmediler. . . İşte haddi aşanların kalpleri üzerine böyle mühür vururuz (şuurları kilitlenir)!

    Ali Bulaç

    Sonra onun ardından kendi kavimlerine (başka) elçiler gönderdik; onlara apaçık belgeler getirmişlerdi. Ama daha önce onu yalanlamaları nedeniyle inanmadılar. İşte biz, haddi aşanların kalblerini böyle mühürleriz.

    Ali Özek ve heyeti

    Sonra onun arkasından birçok peygamberi kendi toplumlarına gönderdik. Onlara mucizeler getirdiler. Fakat onlar daha önce yalanladıkları şeye inanacak değillerdi, işte haddi aşanların kalplerini biz böyle mühürleriz.

    Ali Rıza Safa

    Sonra, Onun ardından, toplumlarına elçiler gönderdik. Onlara açık kanıtlar getirdiler. Fakat daha önce yalanladıkları için inanmadılar. Sınırı aşanların yüreklerine, işte böyle damga vururuz.

    Bayraktar Bayraklı

    Sonra Nuh'un ardından birçok peygamberi kendi toplumlarına gönderdik. Onlara mucizeler getirdiler. Fakat onlar daha önce yalanladıkları şeye inanacak değillerdi. İşte, haddi aşanların kalplerini biz böyle mühürleriz.

    Edip Yüksel

    Sonra onun ardından, elçiler gönderdik, halklarına apaçık deliller getirdiler. Geçmişte yalanlamış bulundukları gerçekleri onaylayacak değillerdi. Azgınların kalplerini böyle damgalarız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sonra onun ardından, elçiler gönderdik, halklarına apaçık deliller getirdiler. Geçmişte yalanlamış bulunduklarına inanacak değillerdi. Azgınların kalplerini böyle damgalarız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra onun arkasından birçok peygamberleri kavimlerine gönderdik; onlara açık mucizelerle vardılar, fakat önce yalan dediklerine yine de bir türlü inanmak istemediler. İşte Biz sürekli haddi aşanların kalplerini böyle mühürleriz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra onun arkasından bir çok Peygamberleri kavmlerine gönderdik, onlara açık mu'cizelerle vardılar, fakat önce yalan dediklerine bir türlü inanmak istemediler, işte biz tecavüzü ı'tiyad edenlerin kalblerini böyle tab'ederiz

    Erhan Aktaş

    Sonra onun arkasından, Resulleri halklarına gönderdik. Onlar, halklarına kanıt içeren açık belgelerle geldiler. Daha önce yalanladıkları şeylere iman etmek istemediler. İşte haddi aşanların kalplerini mühürleriz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sonra onun arkasından, resulleri halklarına gönderdik. Onlar, halklarına kanıt içeren açık belgelerle geldiler. Daha önce yalanladıkları şeylere inanmak istemediler. İşte haddi aşanların kalplerini mühürleriz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra onun arkasından, rasulleri halklarına gönderdik. Onlar, halklarına kanıt içeren açık belgelerle geldiler. Daha önce yalanladıkları şeylere inanmak istemediler. Haddi aşanların kalplerini mühürleriz.

    Gültekin Onan

    Sonra onun ardından kendi kavimlerine (başka) elçiler gönderdik; onlara apaçık belgeler getirmişlerdi. Ama daha önce onu yalanlamaları nedeniyle inanmadılar. İşte biz haddi aşanların kalplerini böyle mühürleriz.

    Hasan Basri Çantay

    Sonra onun arkasından kendi kavmlerine (bir çok) peygamberler gönderdik de bunlar, onlara (da'valarını isbat eden) apaçık mu'cizeler getirdiler. Fakat önceden (hakkı) yalan say (mıya alış) dıkları için, (kaabil değil) inanmadılar. İşte haddi aşanların gönülleri üzerine biz böyle mühür basarız!

    İbni Kesir

    Sonra onun arkasından peygamberleri kavimlerine gönderdik. Onlara apaçık ayetylerle geldiler. Fakat önceden yalanladıkları için inanmadılar. Aşırı gidenlerin kalblerini işte böylece mühürleriz.

    Mehmet Alagaş

    (71-74) Onlara Nuh’un haberini sözlü oku, kavmine bir vakit demişti ki ey kavmim pozisyonum / makamım ve Allah’ın ayetlerini hatırlatmam size büyük geliyorsa , ben Allaha tevekkül ettim / onun müvekkiliyim , işlerinizi ve ortaklarınızı bir araya toparlayın, sonra işlerinize dair herhangi bir gamınız / tasanız da olmasın , sonra da bana dair olan hükmünüzü gerçekleştirin ve de beni bekletmeyin, eğer siz yüz çeviriyorsanız, sizden bir ücret sor madım / sual etmedim , benim ücretim/ ecrim Allaha aittir ve bana Müslümanlardan olmam işi verildi / emrolundum. Onu yalanladılar, Onu ve gemide beraberinde kim varsa kurtardık, onları devralanlar / halifeler yaptık, ayetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk, bak! uyarılanların sonu / akıbeti nasıl oldu. Sonra Onun ardından elçiler i onların kavimlerine tekrardan gönderdik, onlara apaçık delillerle geldiler ve onlarda ona, tıpkı önceden yalanladıkları şeye iman etmediler, işte böylece haddi aşanların kalplerini mühürleriz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sonra onun arkasından kendi kavimlerine rasûller göndermiştik. (O toplumlara) Rasûller apaçık delillerle gelmişlerdi. Daha önce yalanladıkları şeye iman edecek değillerdi. İşte, haddi aşanların kalplerini böyle mühürleriz.

    Süleyman Ateş

    Sonra onun ardından bir çok elçileri kavimlerine gönderdik; onlara; belgeler getirdiler. (Fakat onlar) önce yalanlamış oldukları şeye bir türlü inanmıyorlardı. İşte haddi aşanların kalblerini böyle mühürleriz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra Nuh'un ardından birçok elçiyi kendi halkına gönderdik. Bunlar onlara o açık belgeleri (mucizeleri)getirdiler. Ama başlangıçta elçiye karşı yalana sarılmaları sebebiyle daha sonra inanmaya yanaşmamışlardı. Aşırılık yapanların kalpleri üzerinde işte böyle bir yapı oluştururuz.

    Şaban Britch

    O’ndan sonra da toplumlarına Rasûller göndermiştik. (O toplumlara) Rasûller apaçık delillerle gelmişlerdi. Daha önce yalanladıkları şeye iman edecek değillerdi. İşte, haddi aşanların kalplerini böyle mühürleriz.

    Şaban Piriş

    O'ndan sonra da toplumlarına elçiler göndermiştik. (O toplumlara) elçiler belgelerle gelmişlerdi. Daha önce yalanladıkları şeye inanacak değillerdi. İşte, haddi aşanların kalplerini böyle mühürleriz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Nuh'un ardından birçok resulleri daha toplumlarına gönderdik. Onlara açık seçik kanıtlar getirdiler. Ama onlar daha önceden yalanladıkları şeye bir türlü inanmadılar. Azgınlığa sapanların kalplerini biz, işte böyle mühürleriz.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.