Zâriyât suresi · 15–23. ayetler

Sakınanların vasıfları ve yeryüzündeki deliller

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Zâriyât suresi, 15. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 15. ayet. إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّٰتٍ وَعُيُونٍ

    Diyanet İşleri

    (15-16) Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiği şeyleri alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunurlar. Şüphesiz onlar bundan önce iyilik yapan kimselerdi.

    Mehmet Okuyan

    (15, 16) Şüphesiz ki muttakîler (duyarlı olanlar), Rablerinin kendilerine verdiği (nimetleri) alarak cennetlerde ve (su) kaynaklarında (olacaklar)dır. Şüphesiz ki onlar, bundan önce (dünyada) güzel davrananlardı.

    Mustafa İslamoğlu

    Ne var ki sorumlu davrananlar, akıl sır ermez cennetlerde ve pınar başlarında bulunacaklar;

    Muhammed Esed

    (Ama,) Allah'a karşı sorumluluk bilinci duyanlar, kendilerini bahçeler ve pınarlar arasında bulacaklar,

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki korunanlar cennetlerde ve kaynaklardadırlar.

    Ali Bulaç

    Şüphesiz muttaki olanlar, cennetlerde ve pınarlardadırlar;

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz ki Allah'a isyandan sakınanlar, cennetlerde ve pınar başlarında bulunacaklar.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, sorumluluk bilinci taşıyanlar, cennetlerde ve pınar başlarındadır.

    Bayraktar Bayraklı

    - Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunacaklar. Şüphesiz onlar, bundan önce dünyada güzel davrananlardı.

    Edip Yüksel

    Erdemliler bahçelerdedir, pınar başlarındadır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Erdemliler cennetlerdedir, pınar başlarındadır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şüphesiz ki, takva sahipleri, cennetlerde pınar başlarındadırlar,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şübhesiz ki müttekiler Cennetlerde pınar başlarındadır

    Gültekin Onan

    Şüphesiz muttaki olanlar, cennetlerde ve pınarlardadırlar;

    Hasan Basri Çantay

    (15-16) Şübhesiz ki (fenalıkdan) sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiği (sevabı) ahz (-ü kabul) etmiş (ve bundan raazi olmuş) olarak, cennetlerde, pınarlar (ın başların) dadırlar. Çünkü onlar bundan evvel iyi amel (ve hareket) edenlerdi.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki muttakiler; cennetlerde ve çeşmelerdedirler.

    Mehmet Alagaş

    (1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Takva sahibi olanlar ise, Cennetler'de ve pınarlardadır.

    Süleyman Ateş

    Korunanlar, cennetlerde, çeşme başlarındadırlar;

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kendini bozmamış olanlar dipnot 1 ise bahçelerde ve pınar başlarında olurlar,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Muttaki - (takva sahipleri): Allah'tan çekinerek korunan ve kendini bozmamış olan kimselerdir. Bakınız Bakara 2/2.

    Şaban Britch

    Muttakiler, Cennetlerde ve pınarlardadır.

    Şaban Piriş

    Korunanlar, cennetlerde ve pınarlardadır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şu da bir gerçek ki, sakınıp korunanlar bahçelerde ve pınar başlarındadır;

  2. Zâriyât suresi, 16. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 16. ayet. ءَاخِذِينَ مَآ ءَاتَىٰهُمْ رَبُّهُمْ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُحْسِنِينَ

    Diyanet İşleri

    (15-16) Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiği şeyleri alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunurlar. Şüphesiz onlar bundan önce iyilik yapan kimselerdi.

    Mehmet Okuyan

    (15, 16) Şüphesiz ki muttakîler (duyarlı olanlar), Rablerinin kendilerine verdiği (nimetleri) alarak cennetlerde ve (su) kaynaklarında (olacaklar)dır. Şüphesiz ki onlar, bundan önce (dünyada) güzel davrananlardı.

    Mustafa İslamoğlu

    Rablerinin kendileri için takdir ettiğini (derin bir şükranla) alarak; çünkü onlar, zaten daha önce de iyilerdendi:

    Muhammed Esed

    Rablerinin bağışlayacağı her şeyden istedikleri gibi yararlanarak; (çünkü) onlar geçmişte iyi şeyler yapan (insan)lardı;

    Ahmed Hulusi

    Rablerinin kendilerine verdiğini alıcılar olarak (içten dışa çıkış olarak)! Muhakkak ki onlar bundan önce muhsindiler.

    Ali Bulaç

    Rablerinin kendilerine verdiğini alanlar olarak. Çünkü onlar, bundan önce ihsanda (güzel davranışta) bulunanlardı.

    Ali Özek ve heyeti

    Rablerinin kendilerine verdiğini alarak. Kuşkusuz onlar, bundan önce dünyada güzel davrananlardı.

    Ali Rıza Safa

    Efendilerinin kendilerine verdiğini alırlar. Aslında, bundan önce güzel davranıyorlardı.

    Bayraktar Bayraklı

    - Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunacaklar. Şüphesiz onlar, bundan önce dünyada güzel davrananlardı.

    Edip Yüksel

    Rab'lerinin kendilerine verdiğini alırlar. Çünkü onlar bundan önce güzel davranıyorlardı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rab'lerinin kendilerine verdiğini alırlar. Çünkü onlar bundan önce güzel davranıyorlardı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Rablerinin kendilerine verdiğini alarak. Çünkü onlar, bundan önce güzel davranmayı adet edinmışlerdi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Alarak rablarının kendilerine verdiğini, çünkü onlar bundan evvel güzellik yapmayı adet edinmişlerdi

    Erhan Aktaş

    Rabb'lerinin kendilerine verdiğini alanlar, daha önce iyi olanlardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Rabb'lerinin kendilerine verdiğini alanlar, daha önce iyi olanlardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rabb'lerinin kendilerine verdiğini alanlar, daha önce iyi olanlardır.

    Gültekin Onan

    Rablerinin kendilerine verdiğini alanlar olarak. Çünkü onlar, bundan önce ihsanda (güzel davranışta) bulunanlardı.

    Hasan Basri Çantay

    (15-16) Şübhesiz ki (fenalıkdan) sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiği (sevabı) ahz (-ü kabul) etmiş (ve bundan raazi olmuş) olarak, cennetlerde, pınarlar (ın başların) dadırlar. Çünkü onlar bundan evvel iyi amel (ve hareket) edenlerdi.

    İbni Kesir

    Rabblarının kendilerine verdiğini almış olarak. Zira onlar bundan önce de ihsan edenlerdendi.

    Mehmet Alagaş

    (1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Rablerinin kendilerine verdiklerini almışlardır. Çünkü onlar bundan önce iyi kimseler idiler.

    Süleyman Ateş

    Rablerinin, kendilerine verdiğini alırlar. Çünkü onlar bundan önce güzel davranırlardı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rablerinin (Sahiplerinin) ikramını alırlar. Onlar daha önce iyi davranan kimselerdi.

    Şaban Britch

    Rablerinin kendilerine verdiklerini almışlardır. Çünkü onlar bundan önce iyi kimseler idiler.

    Şaban Piriş

    Rab'lerinin kendilerine verdiklerini almışlardır, çünkü onlar bundan önce iyi kimseler idiler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Rablerinin kendilerine verdiğini almış kişiler olarak. Doğrusu, onlar bundan önce de iyilik ve güzellik sergilemekteydiler.

  3. Zâriyât suresi, 17. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 17. ayet. كَانُوا۟ قَلِيلًا مِّنَ ٱلَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ

    Diyanet İşleri

    Geceleri pek az uyurlardı.

    Mehmet Okuyan

    Geceleri az uyurlardı.

    Mustafa İslamoğlu

    gecenin az bir kısmında uyurlardı,

    Muhammed Esed

    gecenin çok az bir kısmında uyurlardı,

    Ahmed Hulusi

    Geceden az bir bölümde uyurlardı.

    Ali Bulaç

    Gece boyunca da pek az uyurlardı.

    Ali Özek ve heyeti

    Geceleri pek az uyurlardı.

    Ali Rıza Safa

    Geceleri çok az uyurlardı.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar, geceleri pek az uyurlardı.

    Edip Yüksel

    Geceleri az uyurlardı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Geceleri az uyurlardı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Geceleyin pek az uyurlardı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Geceden pek az uyuyorlardı

    Erhan Aktaş

    Geceleri pek az uyurlardı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Geceleri pek az uyurlardı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Geceleri pek az uyurlardı.

    Gültekin Onan

    Gece boyunca da pek az uyurlardı.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar gecenin (ancak) az bir kısmında uyurlardı.

    İbni Kesir

    Onlar gecenin az bir kısmında uyurlardı.

    Mehmet Alagaş

    (1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Geceleri pek az uyurlardı.

    Süleyman Ateş

    Geceleri pek az uyurlardı,

    Süleymaniye Vakfı

    Geceleri pek az uyurlar dipnot 1 ,

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Furkan 25/64, Secde 32/16, Zümer 39/9. Nebimizin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Gece namazını kılın; çünkü bu sizden önceki salih kulların devam ettiği, Allah'a yaklaşmaya vesile olan, günahları örten ve engelleyen bir ibadettir" (Tirmizi, Daavat, 115).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Geceleri az uyurlar.

    Şaban Britch

    Geceleri az uyuyorlardı.

    Şaban Piriş

    Geceleri az uyuyorlardı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Gecenin pek azında uyumaktaydılar.

  4. Zâriyât suresi, 18. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 18. ayet. وَبِٱلْأَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ

    Diyanet İşleri

    Seherlerde bağışlama dilerlerdi.

    Mustafa İslamoğlu

    ve seher vakitlerinde ta yürekten Allah'a yalvarırlardı,

    Muhammed Esed

    bağışlanmak için kalplerinin derinliğinden gelerek yalvarırlardı;

    Ahmed Hulusi

    Seherlerde istiğfar ederlerdi.

    Ali Bulaç

    Onlar, seher vakitlerinde istiğfar ederlerdi.

    Ali Özek ve heyeti

    Seher vakitlerinde de istiğfar ederlerdi.

    Ali Rıza Safa

    Güneşin doğmasına yakın zamanlarda da bağışlanma dilerlerdi.

    Bayraktar Bayraklı

    Seher vakitlerinde de Allah'tan af dilerlerdi.

    Edip Yüksel

    Seherlerde/gönülden bağışlanma dilerlerdi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Seher vakitlerinde bağışlanma dilerlerdi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Seher vakitlerinde hep bağışlanma dilerlerdi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve seher vakıtları hep istiğfar ederlerdi

    Erhan Aktaş

    Onlar seher vakitlerinde bağışlanma dilerlerdi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar seher vakitlerinde bağışlanma dilerlerdi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar seher vakitlerinde bağışlanma dilerlerdi.

    Gültekin Onan

    Onlar, seher vakitlerinde istiğfar ederlerdi.

    Hasan Basri Çantay

    Sehar vakıflarında da onlar istiğfar ederlerdi.

    İbni Kesir

    Seher vakitlerinde de istiğfar ederlerdi.

    Mehmet Alagaş

    (1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Seher vakitlerinde istiğfar ederlerdi.

    Süleyman Ateş

    Seherlerde onlar istiğfar ederlerdi,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Seher vakitlerinde bağışlanma dilerler.

    Şaban Britch

    Seherleri de onlar mağfiret diliyorlardı.

    Şaban Piriş

    Seherleri de onlar mağfiret diliyorlardı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Seher vakitlerinde af dilemekteydi onlar.

  5. Zâriyât suresi, 19. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 19. ayet. وَفِىٓ أَمْوَٰلِهِمْ حَقٌّ لِّلسَّآئِلِ وَٱلْمَحْرُومِ

    Diyanet İşleri

    Mallarında (yardım) isteyen ve (iffetinden dolayı isteyemeyip) mahrum olanlar için bir hak vardır.

    Mehmet Okuyan

    Mallarında açıktan isteyen ve açıktan isteyemeyen kişiler için hak vardır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle infakın, sadakaların ve zekâtın "kâr"dan değil, "mal"dan verilmesi gerektiğinin apaçık delilidir. Benzer mesajlar: En‘âm 6:141; Tevbe 9:103; İsrâ 17:26; Rûm 30:38; Me‘âric 70:24.

    Mustafa İslamoğlu

    servetlerinde, isteyebilen ve isteyemeyen muhtaçların da bir payı vardı.

    Muhammed Esed

    ve sahip oldukları her şeyden, (yardım) isteyenlere ve sıkıntı içinde bulunanlara bir pay (ayırırlardı).

    Ahmed Hulusi

    Onların mallarında talep eden ve sıkıntıda olan için bir hak vardı.

    Ali Bulaç

    Onların mallarında dilenip isteyen (ve iffetinden dolayı istemeyip de) yoksul olan için de bir hak vardı.

    Ali Özek ve heyeti

    Mallarında, muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı.

    Ali Rıza Safa

    İsteyenler ve yoksullar için de mallarından bir pay ayırmışlardı.

    Bayraktar Bayraklı

    Mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı.

    Edip Yüksel

    Paralarında, isteyenler ve yoksullar için bir pay vardı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Paralarında, isteyenler ve yoksullar için bir pay vardı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Mallarında dilenen ve yoksul için bir hak vardı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve mallarında sail ve mahrum için bir hak vardı

    Erhan Aktaş

    Mallarından –istesin, istemesin- ihtiyaç sahipleri için bir pay ayırırlardı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Mallarından -istesin, istemesin- ihtiyaç sahipleri için bir pay ayırırlardı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Mallarından –istesin, istemesin- ihtiyaç sahipleri için bir pay ayırırlardı.

    Gültekin Onan

    Onların mallarında dilenip isteyen (ve iffetinden dolayı istemeyip de) yoksul olan için de bir hak vardı.

    Hasan Basri Çantay

    Onların mallarında sailin ve (kemal-i iffetinden dolayı dilencilik etmeyen) yoksulun da bir hakkı vardı.

    İbni Kesir

    Onların mallarında yoksullar ve muhtaçlar için de bir hak vardır.

    Mehmet Alagaş

    (1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Mallarında, muhtaç ve yoksullar için bir hak vardır.

    Süleyman Ateş

    Mallarında dilenci ve yoksul için hak vardı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Mallarından, isteyenlere ve yoksullara pay ayırırlar.

    Şaban Britch

    Onların mallarında isteyenler ve ihtiyaç sahipleri için de bir hak vardır.

    Şaban Piriş

    Onların mallarında isteyen ihtiyaç sahipleri için de bir hak vardı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İhtiyaç sahibi için, yoksul için bir hak vardı mallarında onların.

  6. Zâriyât suresi, 20. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 20. ayet. وَفِى ٱلْأَرْضِ ءَايَٰتٌ لِّلْمُوقِنِينَ

    Diyanet İşleri

    (20-21) Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ve kendi nefislerinizde birçok alametler vardır. Hala görmüyor musunuz?

    Mehmet Okuyan

    (20, 21) Kesin olarak inananlar için yerde de deliller vardır, kendinizde de. Görmüyor musunuz? dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Fussilet 41:53.

    Mustafa İslamoğlu

    Yeryüzünde, gönülden inanmış olanların (şahit olduğu) ilahi işaretler vardır;

    Muhammed Esed

    Yeryüzünde içlerinde hiçbir şüphe duymadan inananlar(ın görebileceği, Allah'ın varlığının) işaretleri vardır,

    Ahmed Hulusi

    İkan sahiplerine arzda (bedende) işaretler vardır!

    Ali Bulaç

    Yeryüzünde kesin bir bilgiyle inanacak olanlar için ayetler vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Kesin olarak inananlar için yeryüzünde âyetler vardır.

    Ali Rıza Safa

    Kuşku duymadan inananlar için, yeryüzünde kanıtlar vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Kesin olarak inananlar için, yeryüzünde ayetler vardır.

    Edip Yüksel

    Kesin iman edenler için yerde ayetler (işaret ve deliller) vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kesin inananlar için yerde ayetler (işaret ve deliller) vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yeryüzünde inanç sahipleri için birçok ibretler vardır;

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Arzda da ayetler var iykan ehli için

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Gerçeği kavrayanlar için yeryüzünde nice ayetler dipnot 1 vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Göstergeler, kanıtlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yeryüzünde, gerçeği kavrayanlar için nice ayetler dipnot 1 vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Göstergeler, kanıtlar.

    Gültekin Onan

    Yeryüzünde kesin bir bilgiyle inanacak olanlar için ayetler vardır.

    Hasan Basri Çantay

    (Küre-i) arzda kamil bilgi saahibleri için nice ayetler vardır.

    İbni Kesir

    Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ayetler vardır.

    Mehmet Alagaş

    (1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yeryüzünde gerçekten iman edecekler için ayetler vardır.

    Süleyman Ateş

    Kesin inanacaklar için yerde nice ibretler vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kesin bilgi sahibi olmak isteyenler için yeryüzünde belgeler var!

    Şaban Britch

    Yeryüzünde gerçekten iman edecekler için ayetler vardır.

    Şaban Piriş

    Yeryüzünde gerçekten iman edecekler için ayetler vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yeryüzünde ayetler vardır görürcesine bilenler için.

  7. Zâriyât suresi, 21. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 21. ayet. وَفِىٓ أَنفُسِكُمْ أَفَلَا تُبْصِرُونَ

    Diyanet İşleri

    (20-21) Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ve kendi nefislerinizde birçok alametler vardır. Hala görmüyor musunuz?

    Mehmet Okuyan

    (20, 21) Kesin olarak inananlar için yerde de deliller vardır, kendinizde de. Görmüyor musunuz? dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Fussilet 41:53.

    Mustafa İslamoğlu

    tıpkı sizin kendi varlığınızda olduğu (gibi): Bunları görmüyor musunuz?

    Muhammed Esed

    tıpkı kendi kişiliğiniz üzerinde de (O'nun işaretleri bulunduğu) gibi. (Bunları) görmüyor musunuz?

    Ahmed Hulusi

    Nefslerinizde (Benliğinizin hakikati)! Hala (fark etmiyor) görmüyor musunuz?

    Ali Bulaç

    Ve kendi nefislerinizde de. Yine de görmüyor musunuz?

    Ali Özek ve heyeti

    Kendi nefislerinizde de öyle. Görmüyor musunuz?

    Ali Rıza Safa

    Kendi benliklerinizde de öyle. Yine de görmüyor musunuz?

    Bayraktar Bayraklı

    Kendi iç aleminizde de ayetler vardır. Gözlem yapmıyor musunuz?

    Edip Yüksel

    Kendi içinizde de... Görmez misiniz?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendi içinizde de... Görmez misiniz?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    kendinizde de; hala görmeyecek misiniz?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Nefislerinizde de, hala görmiyecekmisiniz

    Erhan Aktaş

    Ve kendiniz de ayetsiniz. Hala görmüyor musunuz?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve kendiniz de ayetsiniz. Hala görmüyor musunuz?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve kendiniz de ayetsiniz. Hala görmüyor musunuz?

    Gültekin Onan

    Ve kendi nefslerinizde de. Yine de görmüyor musunuz?

    Hasan Basri Çantay

    Kendi nefislerinizde dahi (nice ayetler var. Bunları) görmüyor musunuz?

    İbni Kesir

    Kendi nefislerinizde de. Hala görmez misiniz?

    Mehmet Alagaş

    (1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ve kendi nefislerinizde de (ayetler vardır). Yine de görmüyor musunuz?

    Süleyman Ateş

    Kendi canlarınızda da öyle. Görmüyor musunuz?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kendinizde de var; gözlemlemiyor musunuz?

    Şaban Britch

    Kendi içinizde de, görmüyor musunuz?

    Şaban Piriş

    Kendi içinizde de, görmüyor musunuz?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Benliklerimizin içinde de. Hala bakıp görmeyecek misiniz?

  8. Zâriyât suresi, 22. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 22. ayet. وَفِى ٱلسَّمَآءِ رِزْقُكُمْ وَمَا تُوعَدُونَ

    Diyanet İşleri

    Gökte rızkınız ve size vaad olunan şeyler vardır.

    Mehmet Okuyan

    Gökte de rızkınız ve size vadedilenler vardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Gökyüzünde ise (maddi manevi) rızkınızın ve size vaad edilen şeylerin (kaynağı) vardır:

    Muhammed Esed

    (Yeryüzündeki) azığınızın ve (ölümden sonraki hayatınız için) vaad edilen her şeyin (kaynağı) göktedir;

    Ahmed Hulusi

    Yaşam gıdanız da, vadedilen şey de semadadır (bilincinizden yaşanacaktır)!

    Ali Bulaç

    Gökte rızkınız vardır ve size va'dolunmakta olan da.

    Ali Özek ve heyeti

    Semada da rızkınız ve size vâdedilen başka şeyler vardır.

    Ali Rıza Safa

    Hem geçimliğiniz hem de size sözü verilen göktedir.

    Bayraktar Bayraklı

    Gökte de rızkınız ve size vaad edilen şeyler vardır.

    Edip Yüksel

    Gökte rızkınız ve size söz verilenler vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gökte rızkınız ve size söz verilenler vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Gökte de rızkınız ve o va'dolunduğunuz (var).

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Semada da rızkınız ve o va'dolunduğunuz

    Erhan Aktaş

    Gökte rızkınız ve uyarıldığınız şeyler vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Gökte rızkınız ve uyarıldığınız şeyler vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gökte rızkınız ve uyarıldığınız şeyler vardır.

    Gültekin Onan

    Gökte rızkınız vardır ve size vaadolunmakta olan da.

    Hasan Basri Çantay

    Rızkınız ve size va'd olunagelen şeyleri gök (ler) dedir.

    İbni Kesir

    Rızkınız da, size vaadolunan şeyler de semadadır.

    Mehmet Alagaş

    (1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Gökte de sizin rızkınız ve size vadedilen şeyler vardır.

    Süleyman Ateş

    Gökte rızkınız da var, uyarıldığınız (azab)da var!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rızkınız göklerde; size söz verilenler de oradadır.

    Şaban Britch

    Gökte de sizin rızkınız ve size vadedilen şeyler vardır.

    Şaban Piriş

    Gökte de sizin rızkınız ve size vaat edilen şeyler vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sizin, rızkınız da göktedir, tehdit edildiğiniz şey de.

  9. Zâriyât suresi, 23. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zâriyât suresi, 23. ayet. فَوَرَبِّ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ إِنَّهُۥ لَحَقٌّ مِّثْلَ مَآ أَنَّكُمْ تَنطِقُونَ

    Diyanet İşleri

    Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki o (size va'dolunanlar), sizin konuşmanız gibi gerçektir.

    Mehmet Okuyan

    Göğün ve yerin Rabbine yemin olsun: Bu (vadedilen gün) konuşmanız gibi gerçektir.

    Mustafa İslamoğlu

    Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki, bu (yeniden diriliş) en az(ından) sizin konuşma yeteneğiniz kadar gerçektir.

    Muhammed Esed

    yerin ve göğün Rabbine andolsun ki bu (ölümden sonraki hayat) gerçektir; konuşma (yeteneği)ne sahip olmanız kadar gerçek!

    Ahmed Hulusi

    Semanın ve arzın Rabbine yemin ederim ki, kesinlikle o (bildirilen gelecektekiler), sizin konuşmanız kadar olağan bir gerçektir.

    Ali Bulaç

    İşte, göğün ve yerin Rabbine andolsun ki, şüphesiz, o (size va'dedilen) sizin (aranızda) konuştuklarınız kadar, elbette kesin bir gerçektir.

    Ali Özek ve heyeti

    Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki bu vaad, sizin konuşmanız gibi kesin ve gerçektir.

    Ali Rıza Safa

    İşte, Göklerin ve Yeryüzünün Efendisine yemin olsun ki, aslında, O, sizin konuşmanız gibi kesin gerçektir.

    Bayraktar Bayraklı

    Göğün ve yerin Rabbine yemin olsun ki, bu Kur'an, sizin konuşmanız gibi kesin ve gerçektir.

    Edip Yüksel

    Göğün ve yerin Efendisine ant olsun ki sizin konuşmanız nasıl bir gerçek ise, bu da öylece bir gerçektir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki sizin konuşmanız nasıl bir gerçek ise, bu da öylece bir gerçektir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte o göğün ve yerin Rabbine andolsun ki, o şüphesiz gerçektir; tıpkı sizin konuşmanız gibi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşte o Göğün ve Yerin rabbına kasem ederim ki o şübhesiz haktır sizin natık olmanız gibi

    Erhan Aktaş

    Göklerin ve yeryüzünün Rabb'ine ant olsun ki, sizin konuşmanız nasıl gerçekse, kesinlikle o da dipnot 1 o kadar gerçektir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Size söylenen ve söz verilen şey; ölümden sonraki hayat, hesap günü.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Göklerin ve yeryüzünün Rabb'ine ant olsun ki, sizin konuşmanız nasıl gerçekse, kesinlikle o da dipnot 1 o kadar gerçektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Size söylenen ve söz verilen şey; ölümden sonraki hayat, hesap günü.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Göklerin ve yeryüzünün Rabb'ine ant olsun ki, sizin konuşmanız nasıl gerçekse, kesinlikle o da dipnot 1 o kadar gerçektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Size söylenen ve söz verilen şey; ölümden sonraki hayat, hesap günü.

    Gültekin Onan

    İşte, göğün ve yerin rabbine andolsun ki şüphesiz, o (size vaad edilen) sizin (aranızda) konuştuklarınız kadar, elbette kesin bir gerçektir.

    Hasan Basri Çantay

    İşte o göğün ve yerin Rabbine andolsun ki (va'd olunduğunuz) o (şeyler) tıpkı sizin konuşduğunuz gibi şübhesiz ve kat'i bir gerçekdir.

    İbni Kesir

    Göğün ve yerin Rabbına andolsun ki; bu, sizin konuşmanız gibi kesin ve gerçektir.

    Mehmet Alagaş

    (1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Göğün ve yerin Rabbi hakkı için o sizin konuştuğunuz gibi kesin bir gerçektir.

    Süleyman Ateş

    Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki o, sizin konuştuğunuz gibi gerçektir.

    Süleymaniye Vakfı

    Göğün ve yerin Rabbine yemin olsun ki o vaat, sizin konuşuyor olmanız gibi gerçektir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Göğün ve yerin Rabbinin (Sahibinin) hakkı için o (söz verilen şey), aranızdaki konuşmalar kadar gerçektir.

    Şaban Britch

    Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki, size vadedilenler, tıpkı sizin konuşmanız gibi haktır.

    Şaban Piriş

    Göğün ve yerin Rabb'ine andolsun ki, size vaat edilenler, tıpkı sizin konuşmanız gibi gerçektir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Göğün ve yerin Rabbine yemin olsun ki, o tıpkı sizin konuşabildiğiniz gibi kesin bir gerçektir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.