Zuhruf suresi · 74–80. ayetler

Suçluların hâli ve Mâlik'e seslenmeleri

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Zuhruf suresi, 74. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 74. ayet. إِنَّ ٱلْمُجْرِمِينَ فِى عَذَابِ جَهَنَّمَ خَٰلِدُونَ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz suçlular cehennem azabında devamlı kalacaklardır.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki suçlular cehennem azabında ebedî kalıcıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ne var ki günahı hayat tarzı haline getirenler, cehennem azabı içinde yerleşip kalacaklar.

    Muhammed Esed

    (Ama) dikkat edin, günaha batmış olanlar cehennem azabı içinde kalacaklar:

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki suçlular (şirk ehli) cehennem azabı içinde ebedi kalıcılardır.

    Ali Bulaç

    Şüphesiz suçlu günahkarlar, cehennem azabı içinde süresiz kalacaklardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz suçlular cehennem azabında devamlı kalacaklar,

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, suçlular, cehennem cezası içinde sürekli kalacaklardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz suçlular, cehennem azabında süreli olarak kalacaklardır.

    Edip Yüksel

    Suçlular, cehennem azabında ebedi kalıcıdırlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Suçlular, cehennem azabında ebedi kalıcıdırlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Haberiniz olsun ki suçlular cehennem azabında ebediyyen kalacaklardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Haberiniz olsun ki mücrimler Cehennem azabında muhalleddirler

    Erhan Aktaş

    Kuşkusuz mücrimler, dipnot 1 Cehennem azabında sürekli kalacak olanlardır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Suçlu. Hakikat ile bağını koparmış. Mücrim, "basit suçlu" anlamında değil, Kafir, nankör, Müşrik, sapkın" olmayı da kapsan "suçların hepsini içine alan, onların toplamını ifade eden" bir kavramdır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kuşkusuz mücrimler dipnot 1 , Cehennem azabında sürekli kalacak olanlardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Suçlu/Hakikat ile bağını koparmış" demek olan bu sözcük, "basit suçlu" anlamında değil; "gerçeği yalanlayan nankör, müşrik, sapkın" anlamına gelmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kuşkusuz mücrimler dipnot 1 , Cehennem azabında sürekli kalacak olanlardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İşlemiş oldukları suç ve günahın ve yaptıkları kötülüklerin kendilerini kuşattığı kimseler.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz suçlu günahkarlar, cehennem azabı içinde süresiz kalacaklardır.

    Hasan Basri Çantay

    Şübhe yok ki günahkarlar cehennem azabında ebedi kalıcıdırlar.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki mücrimler; ebediyyen kalacakları cehennem azabındadırlar.

    Mehmet Alagaş

    (61-77) Muhakkak ki saatin bilgisi ondadır onda tereddüt / mirye etmeyin bana tabi olun işte bu doğru yoldur, sakın şeytan sizi alıkoymasın, O, sizin için a paçık düşmandır. İsa , açıklamalarla / beyanatlarla ve size belli bir gerekçeyle / hikmetle geldim, karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz bazı şeyleri , açıklığa kavuşturayım diye geldim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin, muhakkak ki Allah, benim Rabbimdir , sizin de Rabbinizdir , O’na ibadet edin , işte bu doğru yoldur dedi. Sonra taraflar kendi aralarında ihtilaf ettiler, zalimlere acıtıcı azap nedeniyle yazıklar olsun / veyl olsun. Onlar farkında değillerken saatin ansızın gelmesini mi bekliyorlar? Dostların, o gün bazısı bazısına düşmandır sakınanlar hariç (onların dostlukları kalıcı). Ey kulum, bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz, onlar ayetlerimize iman ettiler ve ayetlerimize teslim olanlarılar, siz ve zevceleriniz sevinç içinde / mutluluk içinde cennete giriniz, altından tabaklar ve kupalar / kadehler onların etraflarında döner / tavaf eder , orada nefislerinin iştahlandığı gözlerini lezzetlendiren şeyler vardır, (Gözde lezzet nefiste iştah) Orada kalıcısınız, ,yaptıklarınızdan ötürü varis olduğunuz cennet işte budur, Orada fazla fazla meyveler sizin içindir , o nlardan yersiniz. Suçlular, cehennem azabında kalıcıdırlar, onlardan dindirilmeyecek / hafifletilmeyecek , onlar o rada ümidi kesik vaziyettedirler , onlara biz zulmetmedik ve lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı. Kafirler seslenirler ey malik üzerimizde yapacağını yapsın. Rabbin der ki orada bekleyip duracaksınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Suçlular/günahkârlar ise Cehennem azabında ebedîdirler.

    Süleyman Ateş

    Suçlular, cehennem azabında sürekli kalacaklardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Suçlular ise Cehennem azabının içine girecek, ölmeyeceklerdir dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çünkü ölmek isteyecekler ama bir türlü ölemeyeceklerdir.

    Şaban Britch

    Suçlular/günahkârlar ise Cehennem azabında ebedidirler.

    Şaban Piriş

    Suçlular ise cehennem azabında ebedidirler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Suçlular ise cehennem azabının içinde sürekli kalacaklardır.

  2. Zuhruf suresi, 75. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 75. ayet. لَا يُفَتَّرُ عَنْهُمْ وَهُمْ فِيهِ مُبْلِسُونَ

    Diyanet İşleri

    Azapları hafifletilmeyecektir. Onlar azap içinde ümitsizdirler.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlardan (azap) hiç hafifletilmeyecek ve onlar derin bir umutsuzluğa kapılacaklar;

    Muhammed Esed

    bu (azap), onlar için hiç hafifletilmeyecek ve orada çaresizlik, ümitsizlik içinde kaybolup gidecekler.

    Ahmed Hulusi

    Onlardan (azap) hafifletilmez! Onlar onun içinde gelecekten umutsuzdurlar!

    Ali Bulaç

    Onlardan (azab) hafifletilmeyecek ve orada onlar umutlarını kaybetmiş kimselerdir.

    Ali Özek ve heyeti

    azapları hafifletilmeyecektir. Onlar azap içinde kurtuluştan ümit kesmişlerdir.

    Ali Rıza Safa

    Onlar için azaltılmayacaktır. Zaten orada, tüm umutlarını yitirmişlerdir.

    Bayraktar Bayraklı

    Azapları hafiflemeyecek ve orada ümitsizlik içinde kalacaklardır.

    Edip Yüksel

    Onlardan hafifletilmez ve onlar orada ümitsizdirler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlardan hafifletilmez ve onlar orada ümitsizdirler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kendilerinden o azap gevşetilmez ve onlar onun içinde her ümidi kesmişlerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Kendilerinden o azab gevşetilmez ve onlar onun içinde her ümidi kesmişlerdir

    Erhan Aktaş

    Onlardan azap hafifletilmez. Onlar, orada umutlarını kesmiş olanlardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlardan azap hafifletilmez. Onlar, orada umutlarını kesmiş olanlardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlardan azap hafifletilmez. Onlar, orada umutlarını kesmiş olanlardır.

    Gültekin Onan

    Onlardan (azab) hafifletilmeyecek ve orada onlar umutlarını kaybetmiş kimselerdir.

    Hasan Basri Çantay

    (Bu azab) onlardan hafifletilmeyecek. Onlar bunun içinde ümidsiz susacaklardır.

    İbni Kesir

    Azablarına ara verilmeyecek ve orada tamamen ümitsiz kalacaklardır.

    Mehmet Alagaş

    (61-77) Muhakkak ki saatin bilgisi ondadır onda tereddüt / mirye etmeyin bana tabi olun işte bu doğru yoldur, sakın şeytan sizi alıkoymasın, O, sizin için a paçık düşmandır. İsa , açıklamalarla / beyanatlarla ve size belli bir gerekçeyle / hikmetle geldim, karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz bazı şeyleri , açıklığa kavuşturayım diye geldim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin, muhakkak ki Allah, benim Rabbimdir , sizin de Rabbinizdir , O’na ibadet edin , işte bu doğru yoldur dedi. Sonra taraflar kendi aralarında ihtilaf ettiler, zalimlere acıtıcı azap nedeniyle yazıklar olsun / veyl olsun. Onlar farkında değillerken saatin ansızın gelmesini mi bekliyorlar? Dostların, o gün bazısı bazısına düşmandır sakınanlar hariç (onların dostlukları kalıcı). Ey kulum, bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz, onlar ayetlerimize iman ettiler ve ayetlerimize teslim olanlarılar, siz ve zevceleriniz sevinç içinde / mutluluk içinde cennete giriniz, altından tabaklar ve kupalar / kadehler onların etraflarında döner / tavaf eder , orada nefislerinin iştahlandığı gözlerini lezzetlendiren şeyler vardır, (Gözde lezzet nefiste iştah) Orada kalıcısınız, ,yaptıklarınızdan ötürü varis olduğunuz cennet işte budur, Orada fazla fazla meyveler sizin içindir , o nlardan yersiniz. Suçlular, cehennem azabında kalıcıdırlar, onlardan dindirilmeyecek / hafifletilmeyecek , onlar o rada ümidi kesik vaziyettedirler , onlara biz zulmetmedik ve lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı. Kafirler seslenirler ey malik üzerimizde yapacağını yapsın. Rabbin der ki orada bekleyip duracaksınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlardan (azap) hafifletilmeyecek ve orada onlar ümitlerini kaybetmiş kimselerdir.

    Süleyman Ateş

    (Azab) Kendilerinden hiç hafifletilmeyecektir. Onlar azab içinde umutsuzdurlar!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Azapları hafifletilmeyecek, orada umutlarını büsbütün yitireceklerdir.

    Şaban Britch

    Onlardan (azap) hafifletilmeyecek ve orada onlar ümitlerini kaybetmiş kimselerdir.

    Şaban Piriş

    Onların azabına hiç ara verilmez ve onlar orada ümitsiz kalmışlardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Azapları hafifletilmeyecektir; onun içinde ümitsiz kalacaklardır.

  3. Zuhruf suresi, 76. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 76. ayet. وَمَا ظَلَمْنَٰهُمْ وَلَٰكِن كَانُوا۟ هُمُ ٱلظَّٰلِمِينَ

    Diyanet İşleri

    Biz onlara zulmetmedik. Fakat onlar, kendileri zalim idiler.

    Mehmet Okuyan

    Biz onlara haksızlık etmedik fakat kendileri haksızlık edenlerdi.

    Mustafa İslamoğlu

    Ne ki, onlara haksızlık eden Biz değiliz, fakat asıl onlar kendi kendilerine haksızlık ediyorlar-

    Muhammed Esed

    Onlara haksızlık yapacak olan Biz değiliz, ama onlardır kendi kendilerine haksızlık yapanlar.

    Ahmed Hulusi

    Biz onlara zulmetmedik. . . Ne var ki onlar nefslerine zulmedenlerdendi!

    Ali Bulaç

    Biz onlara zulmetmedik; ancak onların kendileri zalimlerdir.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendileri zalim kimselerdir.

    Ali Rıza Safa

    Biz, onlara haksızlık etmedik. Tam tersine, onlar, kendilerine yazık ettiler.

    Bayraktar Bayraklı

    Biz onlara zulmetmedik; onlar kendilerine zulmetmişlerdir.

    Edip Yüksel

    Biz onlara haksızlık etmedik, onlar kendi kendilerine haksızlık ettiler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz onlara haksızlık etmedik, onlar kendi kendilerine haksızlık ettiler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz onlara zulmetmemişizdir, fakat kendileri zalim idiler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve biz onlara zulmetmemişizdir ve lakin kendileri zalim idiler

    Erhan Aktaş

    Biz onlara haksızlık yapmadık. Fakat onlar kendi kendilerine haksızlık yaptılar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Biz onlara haksızlık yapmadık. Fakat onlar kendi kendilerine haksızlık yaptılar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz onlara haksızlık yapmadık. Fakat onlar kendi kendilerine haksızlık yaptılar.

    Gültekin Onan

    Biz onlara zulmetmedik; ancak onların kendileri zalimlerdir.

    Hasan Basri Çantay

    Biz onlara zulmetmedik. Fakat onlar kendileri zaalimdiler.

    İbni Kesir

    Biz onlara zulmetmedik, ama onlar zalimlerin kendileridir.

    Mehmet Alagaş

    (61-77) Muhakkak ki saatin bilgisi ondadır onda tereddüt / mirye etmeyin bana tabi olun işte bu doğru yoldur, sakın şeytan sizi alıkoymasın, O, sizin için a paçık düşmandır. İsa , açıklamalarla / beyanatlarla ve size belli bir gerekçeyle / hikmetle geldim, karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz bazı şeyleri , açıklığa kavuşturayım diye geldim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin, muhakkak ki Allah, benim Rabbimdir , sizin de Rabbinizdir , O’na ibadet edin , işte bu doğru yoldur dedi. Sonra taraflar kendi aralarında ihtilaf ettiler, zalimlere acıtıcı azap nedeniyle yazıklar olsun / veyl olsun. Onlar farkında değillerken saatin ansızın gelmesini mi bekliyorlar? Dostların, o gün bazısı bazısına düşmandır sakınanlar hariç (onların dostlukları kalıcı). Ey kulum, bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz, onlar ayetlerimize iman ettiler ve ayetlerimize teslim olanlarılar, siz ve zevceleriniz sevinç içinde / mutluluk içinde cennete giriniz, altından tabaklar ve kupalar / kadehler onların etraflarında döner / tavaf eder , orada nefislerinin iştahlandığı gözlerini lezzetlendiren şeyler vardır, (Gözde lezzet nefiste iştah) Orada kalıcısınız, ,yaptıklarınızdan ötürü varis olduğunuz cennet işte budur, Orada fazla fazla meyveler sizin içindir , o nlardan yersiniz. Suçlular, cehennem azabında kalıcıdırlar, onlardan dindirilmeyecek / hafifletilmeyecek , onlar o rada ümidi kesik vaziyettedirler , onlara biz zulmetmedik ve lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı. Kafirler seslenirler ey malik üzerimizde yapacağını yapsın. Rabbin der ki orada bekleyip duracaksınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlara biz zulmetmedik, fakat onlar kendi kendilerine zulmettiler.

    Süleyman Ateş

    Biz onlara zulmetmedik; fakat onlar kendileri zalim idiler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biz onlara yanlış yapmış olmayız; yanlışı yapanlar kendileridir.

    Şaban Britch

    Onlara biz zulmetmedik, fakat onlar kendi kendilerine zulmettiler.

    Şaban Piriş

    Onlara biz zulmetmedik, fakat onlar kendi kendilerine zulmettiler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz onlara zulmetmedik; onlar zalimlerin ta kendileriydi.

  4. Zuhruf suresi, 77. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 77. ayet. وَنَادَوْا۟ يَٰمَٰلِكُ لِيَقْضِ عَلَيْنَا رَبُّكَ قَالَ إِنَّكُم مَّٰكِثُونَ

    Diyanet İşleri

    (Görevli meleğe şöyle seslenirler:) "Ey Malik! Rabbin bizim işimizi bitirsin." O da, "Siz hep böyle kalacaksınız" der.

    Mehmet Okuyan

    (Cehennemdekiler:) "Ey (mahşer meleği) Mâlik! dipnot 1 Rabbin bizim hakkımızda (ölüm) hükmünü versin!" diye seslenmiş, o (Mâlik) de "Şüphesiz ki siz böyle kalacaksınız!" demiş (olacak)tır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen [mâlik] kelimesi, cehennem bekçisinin adı olarak yorumlanmaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    ve şöyle yalvaracaklar: "Ey cehennemin bekçisi! Rabbine söyle de bizim işimizi bitirsin!" O şöyle cevap verecek: "Şunu kafanıza sokun: siz, kalıcısınız!"

    Muhammed Esed

    Ve onlar: "Ey (cehennemi) idare eden (melek)!" diye seslenecekler, "Bırak Rabbin işimizi bitirsin!" (Bunun üzerine) melek, "Siz artık (bu durumda) kalacaksınız!" diye cevap verecek.

    Ahmed Hulusi

    "Ey (cehennem'in bekçisi) Malik! Rabbin aleyhimize hüküm versin (vefat ettirsin)!" diye nida ettiler. . . (Malik) dedi ki: "Muhakkak ki siz (burada, böyle) yaşayacaklarsınız!"

    Ali Bulaç

    (Cehennem bekçisine:) "Ey Malik (bekçi), Rabbin bizim işimizi bitirsin" diye haykırdılar. O: "Gerçek şu ki siz, (burada) kalacak kimselersiniz" dedi.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey Mâlik! Rabbin bizim işimizi bitirsin! diye seslenirler. Mâlik de: Siz böyle kalacaksınız! der.

    Ali Rıza Safa

    "Ey yönetici!" diyerek seslenecekler; "Efendin, işimizi bitirsin!" Şöyle diyecek: "Hep böyle kalacaksınız!"

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar cehennem bekçisine şöyle seslenecekler: "Ey Malik! Rabbin bizi öldürsün." Bekçi de, "Siz burada süreli olarak kalacaksınız" diyecektir.

    Edip Yüksel

    "Ey Malik, artık Efendin bizim işimizi bitirsin" diye seslenirler. O da, "Siz böyle kalacaksınız" der.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ey Malik, artık Rabbin bizim işimizi bitirsin,' diye seslenirler. O da, 'Siz böyle kalacaksınız,' der.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve şöyle bağrışmaktadırlar: "Ey Malik, Rabbin (bizi yok edip) işimizi bitiriversin!" O da der ki: "Siz her zaman (burada) duracaksınız."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve şöyle çığrışmaktadırlar: ya malik! Rabbın işimizi bitiriversin, o demiştir ki: her halde siz duracaksınız

    Gültekin Onan

    (Cehennem bekçisine:) "Ey Malik (bekçi), rabbin bizim işimizi bitirsin!" diye haykırdılar. O: "Gerçek şu ki siz, (burada) kalacak kimselersiniz" dedi.

    Hasan Basri Çantay

    (Şöyle) çağrışdılar (çağrışırlar) "Ey Malik Rabbin bizi öldürsün". O da "Siz behemehal (azabda) kalıcılarsınız" dedi (ler).

    İbni Kesir

    Ey nöbetçi; Rabbın hiç olmazsa bizi ölüme mahkum etsin, diye çağırışırlar. O da: Siz, böyle kalacaksınız, der.

    Mehmet Alagaş

    (61-77) Muhakkak ki saatin bilgisi ondadır onda tereddüt / mirye etmeyin bana tabi olun işte bu doğru yoldur, sakın şeytan sizi alıkoymasın, O, sizin için a paçık düşmandır. İsa , açıklamalarla / beyanatlarla ve size belli bir gerekçeyle / hikmetle geldim, karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz bazı şeyleri , açıklığa kavuşturayım diye geldim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin, muhakkak ki Allah, benim Rabbimdir , sizin de Rabbinizdir , O’na ibadet edin , işte bu doğru yoldur dedi. Sonra taraflar kendi aralarında ihtilaf ettiler, zalimlere acıtıcı azap nedeniyle yazıklar olsun / veyl olsun. Onlar farkında değillerken saatin ansızın gelmesini mi bekliyorlar? Dostların, o gün bazısı bazısına düşmandır sakınanlar hariç (onların dostlukları kalıcı). Ey kulum, bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz, onlar ayetlerimize iman ettiler ve ayetlerimize teslim olanlarılar, siz ve zevceleriniz sevinç içinde / mutluluk içinde cennete giriniz, altından tabaklar ve kupalar / kadehler onların etraflarında döner / tavaf eder , orada nefislerinin iştahlandığı gözlerini lezzetlendiren şeyler vardır, (Gözde lezzet nefiste iştah) Orada kalıcısınız, ,yaptıklarınızdan ötürü varis olduğunuz cennet işte budur, Orada fazla fazla meyveler sizin içindir , o nlardan yersiniz. Suçlular, cehennem azabında kalıcıdırlar, onlardan dindirilmeyecek / hafifletilmeyecek , onlar o rada ümidi kesik vaziyettedirler , onlara biz zulmetmedik ve lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı. Kafirler seslenirler ey malik üzerimizde yapacağını yapsın. Rabbin der ki orada bekleyip duracaksınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Ey Malik! Rabbin işimizi bitirsin." diye haykırırlar. O da: "Siz, kalıcısınız!" der.

    Süleyman Ateş

    (Cehennemin muhafızına): "Ey Malik, Rabbin bizim işimizi bitirsin, (bizi yok etsin, böyle yaşamaktansa ölmek daha iyidir)!" diye seslendiler. (Malik) "Siz kalacaksınız (hiçbir suretle buradan kurtuluş yok)." dedi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar orada, "Ey Yetkili! Rabbin (Sahibin) bu işe bir son versin" diye bağırırlar. O da şöyle der: "Siz, burada kalıcısınız."

    Şaban Britch

    Ey Malik! Rabbin işimizi bitirsin, diye haykırırlar. O da: Siz, kalıcısınız! der.

    Şaban Piriş

    (Cehennem bekçisine): -Ey Malik, Rabbin işimizi bitirsin, diye haykırırlar. O da: Siz, kalıcısınız! der.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şöyle seslenecekler: "Ey Malik! Rabbin işimizi bitirversin." O şöyle diyecek: "Hep böyle kalacaksınız!"

  5. Zuhruf suresi, 78. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 78. ayet. لَقَدْ جِئْنَٰكُم بِٱلْحَقِّ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَكُمْ لِلْحَقِّ كَٰرِهُونَ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, size hakkı getirdik. Fakat çoğunuz haktan hoşlanmayanlarsınız.

    Mehmet Okuyan

    Biz size elbette gerçeği getirmiştik fakat çoğunuz gerçek(ler)den hoşlanmıyorsunuz.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsanların amellerinin kaydedilmesiyle ilgili bkz. İnfitâr 82:11, dipnot 5.

    Mustafa İslamoğlu

    Doğrusu Biz, hakikati ayağınıza kadar getirmiştik: Fakat bir çoğunuz hakikatten hiç hoşlanmadınız.

    Muhammed Esed

    (Siz ey günahkarlar!) Size hakikati ilettik, fakat çoğunuz ondan nefret ediyorsunuz.

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki size Hak olarak geldik! Ne var ki sizin çoğunluğunuz Hak'tan nefret ediyordunuz!

    Ali Bulaç

    "Andolsun, size hakkı getirdik, fakat sizin bir çoğunuz hakkı çirkin görüp tiksinenlerdiniz."

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun biz size hakkı getirdik, fakat çoğunuz haktan hoşlanmıyorsunuz.

    Ali Rıza Safa

    Gerçek şu ki, size gerçeği getirdik. Fakat çoğunuz gerçeği sevmiyordunuz.

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun ki biz size hakkı getirdik. Fakat çoğunuz haktan hoşlanmıyordunuz.

    Edip Yüksel

    Size gerçeği getirdik; ancak çoğunuz gerçekten hoşlanmıyorsunuz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Size gerçeği getirdik; ancak çoğunuz gerçekten hoşlanmıyorsunuz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki Biz, size gerçeği gönderdik; fakat çoğunuz gerçekten hoşlanmayanlarsınız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Celalım hakkı için biz size hakkı gönderdik ve lakin ekseriniz hakkı hoşlanmıyanlarsınız

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun ki size hakkı dipnot 1 getirdik. Ancak çoğunuz haktan hoşlanmadınız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçeği.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki size hakkı getirdik. Ancak çoğunuz haktan hoşlanmadınız.

    Gültekin Onan

    "Andolsun, size hakkı getirdik, fakat sizin bir çoğunuz hakkı çirkin görüp tiksinenlerdiniz."

    Hasan Basri Çantay

    "Andolsun, biz size hakkı getirdik. Fakat çoğunuz hakkı çirkin görenlerdiniz".

    İbni Kesir

    Andolsun ki; size hak ile geldik. Fakat çoğunuz hakkı hoş görmüyordunuz.

    Mehmet Alagaş

    (78-89) Kesin olan şu ki gerçekten biz size, hakkı getirdik ve lakin siz haktan hoşlanmıyorsunuz. Onlar işlerini sağlama aldılarsa bizde işini sağlama alanlarız / mübrimiz . Biz onların sırlarını ve fısıldaşmalarını işitme yeceğimizi mi hesap ediyorlar? Bilakis yanlarında ki elçilerimiz yazıyorlar / kaydediyorlar. De ki eğer Rahman'ın bir çocuğu olsaydı ona ilk ibadet eden ben olurdum, semaların ve arzın rabbi, tahtın / arşın Rabbi, vasıflandırmalarınızdan üstündür. Vaad edilen günleri ile buluşuncaya değin bırak onları / sal onları, dalsınlar ve oyunla oyalansınlar. O Gökte de ilahıdır, yerde de ilahtır. O ilah, hâkimdir bilendir , göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin egemenliği / mülkiyeti Ona ait olan (Allah) ne mübarektir. Saatin bilgisi O ’nun yanındadır, Ona dönüş yapılır / rücu edilir, O'nun dışında dua ettikleriniz şefaat konusuna Malik değildirler, ancak gerçeğe / hakka şahit olan istisnadır. (Onlar şefaat ederler) Onlar biliyorlar. Şayet onlara, onları kimin yarattığını sorsan Allah diyeceklerdir o halde nasıl oluyor da kara çalıyorsunuz / ifk ediyorsunuz? Onlar hakkında denilir ki ey Rab, işte onlar kesinlikle inanmayan kavimdir, onlara aldırma ve selam de, artık ilerde bilecekler. (Şimdi değil)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Size hakkı getirmiştik. Fakat çoğunuz haktan hoşlanmamıştınız.

    Süleyman Ateş

    Andolsun biz size hakkı getirdik; fakat sizin çoğunuz haktan hoşlanmıyorsunuz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Size bütünüyle gerçek olanı getirdik ama çoğunuz bu gerçekten hoşlanmıyorsunuz.

    Şaban Britch

    Size hakkı getirmiştik. Fakat çoğunuz haktan hoşlanmamıştınız.

    Şaban Piriş

    Size hakkı getirmiştik. Fakat çoğunuz haktan hoşlanmamıştınız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun, size hakkı getirdik ama çoğunuz haktan tiksiniyorsunuz.

  6. Zuhruf suresi, 79. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 79. ayet. أَمْ أَبْرَمُوٓا۟ أَمْرًا فَإِنَّا مُبْرِمُونَ

    Diyanet İşleri

    Yoksa (gerçeği kabul etmeme konusunda) bir işe kesin karar mı verdiler? Şüphesiz biz de (onları cezalandırmakta) kararlıyız.

    Mehmet Okuyan

    Yoksa (müşrikler) bir işe kesin karar mı verdiler! Doğrusu kararlı olan biziz!

    Mustafa İslamoğlu

    Yoksa, işin (gerçeği) hakkında kararı onlar mı verecekler? Hayır, asıl karar verici Biziz;

    Muhammed Esed

    Öyle mi? (Hakikatin) ne olması gerektiğine onlar, (o, hakikati inkar edenler) mi karar verecek?

    Ahmed Hulusi

    Yoksa Hakk'ın ne olduğuna onlar mı hüküm verecekler! Neyin Hak olduğunu biz belirleriz!

    Ali Bulaç

    Yoksa onlar, işi sıkı mı tuttular? İşte şüphesiz biz de işi sıkı tutanlarız.

    Ali Özek ve heyeti

    Yoksa (müşrikler) bir işe kesin karar mı verdiler? Doğrusu biz de kararlıyız!

    Ali Rıza Safa

    Yoksa bir eylem yapmaya mı karar verdiler? Kuşkusuz, Biz de kararlıyız.

    Bayraktar Bayraklı

    Yoksa müşrikler inkara karar mı verdiler? Şüphesiz biz de onları cezalandırmaya karar verdik.

    Edip Yüksel

    Yoksa onlar bir plan mı kurdular? Biz de plan kurarız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yoksa onlar bir plan mı kurdular? Biz de plan kurarız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşi sıkı mı büktüler, fakat işte sıkı büken Biziz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşi sıkı mı büktüler, fakat işte sıkı büken biziz

    Erhan Aktaş

    Yoksa onlar kesin karar mı verdiler? Biz de kesin kararlıyız!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yoksa onlar kesin karar mı verdiler? Biz de kesin kararlıyız!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yoksa onlar kesin karar mı verdiler? Biz de kesin kararlıyız!

    Gültekin Onan

    Yoksa onlar, buyruğu sıkı mı tuttular? Şüphesiz biz de (buyruğu) sıkı tutanlarız.

    Hasan Basri Çantay

    Yoksa onlar işi sağlam mı tutmuşlar?! İşte biz de hakıykaten sağlam tutanlarız!

    İbni Kesir

    Yoksa bir işe mi karar verdiler? Doğrusu Biz de kararlıyız.

    Mehmet Alagaş

    (78-89) Kesin olan şu ki gerçekten biz size, hakkı getirdik ve lakin siz haktan hoşlanmıyorsunuz. Onlar işlerini sağlama aldılarsa bizde işini sağlama alanlarız / mübrimiz . Biz onların sırlarını ve fısıldaşmalarını işitme yeceğimizi mi hesap ediyorlar? Bilakis yanlarında ki elçilerimiz yazıyorlar / kaydediyorlar. De ki eğer Rahman'ın bir çocuğu olsaydı ona ilk ibadet eden ben olurdum, semaların ve arzın rabbi, tahtın / arşın Rabbi, vasıflandırmalarınızdan üstündür. Vaad edilen günleri ile buluşuncaya değin bırak onları / sal onları, dalsınlar ve oyunla oyalansınlar. O Gökte de ilahıdır, yerde de ilahtır. O ilah, hâkimdir bilendir , göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin egemenliği / mülkiyeti Ona ait olan (Allah) ne mübarektir. Saatin bilgisi O ’nun yanındadır, Ona dönüş yapılır / rücu edilir, O'nun dışında dua ettikleriniz şefaat konusuna Malik değildirler, ancak gerçeğe / hakka şahit olan istisnadır. (Onlar şefaat ederler) Onlar biliyorlar. Şayet onlara, onları kimin yarattığını sorsan Allah diyeceklerdir o halde nasıl oluyor da kara çalıyorsunuz / ifk ediyorsunuz? Onlar hakkında denilir ki ey Rab, işte onlar kesinlikle inanmayan kavimdir, onlara aldırma ve selam de, artık ilerde bilecekler. (Şimdi değil)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar (size hile kurmakta) işi sağlama aldıklarını mı düşünüyorlar? İşte biz de işi sağlam tutuyoruz.

    Süleyman Ateş

    Yoksa (hakka engel olma hususunda) bir iş mi kararlaştırdılar? Biz de (onları cezalandırmağa ve hakkı yerleştirmeğe) kararlıyız.

    Süleymaniye Vakfı

    Yoksa bunlar işi sağlama mı aldılar? Asıl işi sağlama alan biziz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yoksa onlar işi sağlam mı tutmuşlar? Biz de sağlamcıyız.

    Şaban Britch

    Onlar (size hile kurmakta) işi sağlama aldıklarını mı düşünüyorlar? İşte biz de işi sağlam tutuyoruz.

    Şaban Piriş

    -Yoksa bir işe mi karar verdiler? Elbette biz de kararlıyız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yoksa bir iş ve oluşta kesin karara mı vardılar? Kuşkusuz, biz de kesin kararlıyız.

  7. Zuhruf suresi, 80. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 80. ayet. أَمْ يَحْسَبُونَ أَنَّا لَا نَسْمَعُ سِرَّهُمْ وَنَجْوَىٰهُم بَلَىٰ وَرُسُلُنَا لَدَيْهِمْ يَكْتُبُونَ

    Diyanet İşleri

    Yoksa onların sırlarını ve gizli konuşmalarını duymadığımızı mı sanıyorlar? Hayır öyle değil, yanlarındaki elçilerimiz (melekler) yazmaktadırlar.

    Mehmet Okuyan

    Yoksa onlar, sırlarını ve gizli konuşmalarını duymadığımızı mı sanıyorlar? Aksine yanlarındaki elçilerimiz (melekler) yazmaktadır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsanların amellerinin kaydedilmesiyle ilgili bkz. İnfitâr 82:11, dipnot 5.

    Mustafa İslamoğlu

    Yoksa onlar, içlerinde sakladıklarını ve gizli kapaklı konuşmalarını duymadığımızı mı sanıyorlar? Aksine duyarız! Üstelik, elçilerimiz kayda (bile) geçirirler.

    Muhammed Esed

    Yoksa onlar, dışarı vurmadıkları düşüncelerini ve gizli konuşmalarını duymaz mıyız sanırlar? Elbette (Biz duyarız) ve yanıbaşlarındaki semavi güçlerimiz (bütün o gizlediklerini) kaydederler.

    Ahmed Hulusi

    Yoksa onların gizlediklerini ve fısıltılarını işitmediğimizi mi sanırlar? Evet (işitiyoruz)! Yanlarındaki Rasullerimiz de yazmaktadırlar.

    Ali Bulaç

    Yoksa onlar; gerçekten bizim, sır tuttuklarını ve aralarındaki fısıldaşmalarını işitmediğimizi mi sanıyorlar? Hayır, (işitiyoruz) ve onların yanlarındaki elçilerimiz de (her şeyi) yazıyorlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Yoksa onlar, bizim kendilerinin sırlarını ve gizli konuşmalarını işitmediğimizi mi sanıyorlar? Hayır, öyle değil; yanlarındaki elçilerimiz (hafaza melekleri de) yazmaktadırlar.

    Ali Rıza Safa

    Yoksa gizlediklerini ve gizli konuşmalarını duymadığımızı mı sanıyorlar? Evet, öyle! Yanlarında bulunan elçilerimiz kaydediyorlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Yoksa onlar, bizim onların sırlarını ve gizli gizli konuşmalarını işitmediğimizi mi sanıyorlar? Doğrusu, yanlarındaki meleklerimiz yaptıklarını yazmaktadırlar.

    Edip Yüksel

    Yoksa, sırlarını ve komplolarını işitmediğimizi mi sanıyorlar. Doğrusu, yanlarındaki elçilerimiz kaydetmektedirler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yoksa, sırlarını ve komplolarını işitmediğimizi mi sanıyorlar. Doğrusu, yanlarındaki elçilerimiz kaydetmektedirler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yoksa onların sırlarını ve fısıltılarını işitmediğimizi mi sanıyorlar? Hayır, işitiriz; hem de yanlarında elçilerimiz vardır, yazarlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yoksa biz onların sirlerini ve fısıltılarını işitmeyiz mi sanıyorlar? Hayır işitiriz hem de yanlarında elçilerimiz vardır yazarlar

    Erhan Aktaş

    Yoksa onların sırlarını ve fısıltılarını duymadığımızı mı sanıyorlar? Hayır! Onların yanlarında bulunan elçilerimiz her şeyi kaydediyorlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yoksa onların sırlarını ve fısıltılarını duymadığımızı mı sanıyorlar? Hayır! Onların yanlarında bulunan elçilerimiz her şeyi kaydediyorlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yoksa onların sırlarını ve fısıltılarını duymadığımızı mı sanıyorlar? Hayır! Onların yanlarında bulunan elçilerimiz her şeyi kaydediyorlar.

    Gültekin Onan

    Yoksa onlar; gerçekten bizim, sır tuttuklarını ve aralarındaki fısıldaşmalarını işitmediğimizi mi sanıyorlar? Hayır, (işitiyoruz) ve onların yanlarındaki elçilerimiz de (her şeyi) yazıyorlar.

    Hasan Basri Çantay

    Yahud biz onların içlerinde gizlediklerini ve aralarındaki fısıltılarını işitmiyoruz mu sanıyorlar? Hayır (işidiyoruz). Onların yanında da bizim elçilerimiz de var, yazıyorlar.

    İbni Kesir

    Yoksa kendilerinin sırlarını ve gizli konuşmalarını işitmiyoruz mu sanıyorlar? Hayır, öyle değil, yanlarındaki elçilerimiz yazmaktadır.

    Mehmet Alagaş

    (78-89) Kesin olan şu ki gerçekten biz size, hakkı getirdik ve lakin siz haktan hoşlanmıyorsunuz. Onlar işlerini sağlama aldılarsa bizde işini sağlama alanlarız / mübrimiz . Biz onların sırlarını ve fısıldaşmalarını işitme yeceğimizi mi hesap ediyorlar? Bilakis yanlarında ki elçilerimiz yazıyorlar / kaydediyorlar. De ki eğer Rahman'ın bir çocuğu olsaydı ona ilk ibadet eden ben olurdum, semaların ve arzın rabbi, tahtın / arşın Rabbi, vasıflandırmalarınızdan üstündür. Vaad edilen günleri ile buluşuncaya değin bırak onları / sal onları, dalsınlar ve oyunla oyalansınlar. O Gökte de ilahıdır, yerde de ilahtır. O ilah, hâkimdir bilendir , göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin egemenliği / mülkiyeti Ona ait olan (Allah) ne mübarektir. Saatin bilgisi O ’nun yanındadır, Ona dönüş yapılır / rücu edilir, O'nun dışında dua ettikleriniz şefaat konusuna Malik değildirler, ancak gerçeğe / hakka şahit olan istisnadır. (Onlar şefaat ederler) Onlar biliyorlar. Şayet onlara, onları kimin yarattığını sorsan Allah diyeceklerdir o halde nasıl oluyor da kara çalıyorsunuz / ifk ediyorsunuz? Onlar hakkında denilir ki ey Rab, işte onlar kesinlikle inanmayan kavimdir, onlara aldırma ve selam de, artık ilerde bilecekler. (Şimdi değil)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yoksa onlar, bizim kendilerinin sırlarını ve gizli konuşmalarını işitmediğimizi mi sanıyorlar? Hayır! Elçilerimiz de onların yanında yazıyorlar.

    Süleyman Ateş

    Yoksa biz, onların sırlarını ve gizli konuşmalarını işitmez miyiz sanıyorlar? Hayır, işitiriz ve yanlarında bulunan elçilerimiz de (her yaptıklarını) yazarlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ya da sırlarını ve açığa vurduklarını dinlemediğimizi mi sanıyorlar? Elbette dinleriz, üstelik yanlarına koyduğumuz elçilerimiz olup biteni kayda geçirirler.

    Şaban Britch

    Yoksa onlar, bizim kendilerinin sırlarını ve gizli konuşmalarını işitmediğimizi mi sanıyorlar? Hayır! Elçilerimiz de onların yanında yazıyorlar.

    Şaban Piriş

    Yoksa, bizim, onların gizlediklerini ve gizli toplantılarını işitmediğimizi mi sanıyorlar? Hayır yanılıyorlar. Elçilerimiz de onların yanında kaydediyorlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yoksa onların sırlarını, fısıltılarını duymadığımızı mı sanıyorlar? Hayır, öyle değil; elçilerimiz yanlarında yazıp duruyorlar.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.