Diyanet İşleri
Onlar (bu tavırlarıyla) ancak, kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesini beklemektedirler, halbuki bunun farkında değillerdir.
Zuhruf suresi · 66–73. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Zuhruf suresi, 66. ayet. هَلْ يَنظُرُونَ إِلَّا ٱلسَّاعَةَ أَن تَأْتِيَهُم بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ
Onlar (bu tavırlarıyla) ancak, kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesini beklemektedirler, halbuki bunun farkında değillerdir.
Onlar, farkında değillerken o (Son) Saat'in kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar! dipnot 1
Şimdi onlar, kendileri farkında değilken, ansızın başlarına gelecek olan Son Saat dışında bir şey mi gözlüyorlar?
Onlar, (günaha batmış olanlar) (oturup) Son Saat'i mi bekliyorlar; onun (yaklaştığı) fark edilmeden başlarına ansızın gelmesini mi?
Onlar farkında olmadıkları halde iken, o saatin (ölümün - kıyametin) ansızın kendilerine gelmesinden başka bir şey mi gözlüyorlar!
Onlar, hiç şuurunda değilken kendilerine apansız geliverecek olan kıyamet saatinden başkasını mı gözlüyorlar?
Onlar farkında değillerken kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar?
Beklemedikleri bir sırada, evrenlerin sonunun ansızın gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar?
Onlar, farkında olmadan kıyamet saatinin kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey beklemiyorlar.
Onlar, farkında değilken, o anın kendilerine aniden gelmesini mi bekliyorlar?
Onlar, farkında değilken, Saatin kendilerine ansızın gelmesini mi bekliyorlar?
Hep kıyamete, hiç farkında değillerken onun ansızın başlarına gelivermesine bakıyorlar.
Hep o saate, hiç farkında değillerken ansızın onun başlarına gelivermesine bakıyorlar
O Sa'at'ın dipnot 1 , farkında değillerken, ansızın onlara gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar?
O Sa'at'ın dipnot 1 , farkında değillerken, ansızın onlara gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar?
O Sa'at'ın dipnot 1 , farkında değillerken, ansızın onlara gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar?
Onlar, hiç şuurunda değilken kendilerine apansız geliverecek olan kıyamet saatinden başkasını mı gözlüyorlar?
Onlar, kendileri farkında olmayarak, (başlarına) gelecek o saatden başkasını mı gözetliyorlar?
Onlar, farkında değillerken kendilerine ansızın o saatın gelmesini mi bekliyorlar?
(61-77) Muhakkak ki saatin bilgisi ondadır onda tereddüt / mirye etmeyin bana tabi olun işte bu doğru yoldur, sakın şeytan sizi alıkoymasın, O, sizin için a paçık düşmandır. İsa , açıklamalarla / beyanatlarla ve size belli bir gerekçeyle / hikmetle geldim, karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz bazı şeyleri , açıklığa kavuşturayım diye geldim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin, muhakkak ki Allah, benim Rabbimdir , sizin de Rabbinizdir , O’na ibadet edin , işte bu doğru yoldur dedi. Sonra taraflar kendi aralarında ihtilaf ettiler, zalimlere acıtıcı azap nedeniyle yazıklar olsun / veyl olsun. Onlar farkında değillerken saatin ansızın gelmesini mi bekliyorlar? Dostların, o gün bazısı bazısına düşmandır sakınanlar hariç (onların dostlukları kalıcı). Ey kulum, bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz, onlar ayetlerimize iman ettiler ve ayetlerimize teslim olanlarılar, siz ve zevceleriniz sevinç içinde / mutluluk içinde cennete giriniz, altından tabaklar ve kupalar / kadehler onların etraflarında döner / tavaf eder , orada nefislerinin iştahlandığı gözlerini lezzetlendiren şeyler vardır, (Gözde lezzet nefiste iştah) Orada kalıcısınız, ,yaptıklarınızdan ötürü varis olduğunuz cennet işte budur, Orada fazla fazla meyveler sizin içindir , o nlardan yersiniz. Suçlular, cehennem azabında kalıcıdırlar, onlardan dindirilmeyecek / hafifletilmeyecek , onlar o rada ümidi kesik vaziyettedirler , onlara biz zulmetmedik ve lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı. Kafirler seslenirler ey malik üzerimizde yapacağını yapsın. Rabbin der ki orada bekleyip duracaksınız.
Onlar, farkında olmadıkları bir anda ansızın kendilerine gelecek kıyametten başka bir şey mi bekliyorlar?
Onlar ille o sa'atin, kendilerinin hiç farkında olmadıkları bir sırada, ansızın başlarına gelmesini mi bekliyorlar?
Onlar, o saatin /yeniden diriliş saatinin kendilerine ansızın gelmesi dışında bir şey mi bekliyorlar? Gelişinin farkına bile varamazlar dipnot 1 .
Onlar, kıyamet saatinin dipnot 1 ansızın gelip çatmasından başka ne bekliyorlar? Farkına bile varamazlar.
Onlar, farkında olmadıkları bir anda, ansızın kendilerine gelecek Kıyamet'ten başka bir şey mi bekliyorlar?
Onlar, farkında olmadıkları bir anda, ansızın kendilerine gelecek kıyametten başka bir şey mi bekliyorlar?
Hiç farkında olmadıkları bir sırada o saatin birdenbire kendilerine gelmesinden başka neyi bekliyorlar?
Zuhruf suresi, 67. ayet. ٱلْأَخِلَّآءُ يَوْمَئِذٍۭ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ إِلَّا ٱلْمُتَّقِينَ
O gün Allah'a karşı gelmekten sakınanlar dışında, dostlar birbirine düşman olurlar.
O gün, muttakîler (duyarlı olanlar) dışında dostlar birbirlerine düşman kesilirler.
Can dostlar o gün birbirlerine düşman olacak; sadece sorumluluk bilincini kuşananlar hariç.
O Gün, (eski) dostlar birbirlerine düşman olacaklar; Allah'a karşı sorumluluk bilinci duyanlar dışında (hepsi).
O süreçte dostlar (dünyalık zevk arkadaşları), bazısı bazısına düşmandır! Sadece korunanlar müstesna!
Muttakiler hariç olmak üzere, o gün, dostların kimi kimine düşmandır.
O gün, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar dışında, dost olanlar (bile) birbirlerine düşman kesilirler.
O gün, sorumluluk bilinci taşıyanların dışında, dostlar birbirine düşman olacaklardır.
O gün, Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınanların dışında, bütün dostlar birbirlerine düşman olacaklardır.
Erdemlilerin dışında, o gün yakın dostlar birbirlerine düşman kesilecek.
Erdemlilerin dışında, o gün yakın dostlar birbirlerine düşman kesilecek.
O gün Allah'tan korkanlar hariç dostlar, birbirlerine düşmandırlar.
Dostlar o gün birbirlerine düşmandırlar, müstesna ancak müttekiler
O Gün, dipnot 1 muttakiler dipnot 2 dışında, dostlar dipnot 3 birbirlerine düşmandırlar.
İzin Günü dipnot 1 , muttakiler dipnot 2 dışında, dostlar dipnot 3 birbirlerine düşmandırlar.
İzin Günü dipnot 1 , muttakiler dipnot 2 dışında, dostlar dipnot 3 birbirlerine düşmandırlar.
Muttakiler hariç olmak üzere, o gün, dostların kimi kimine düşmandır.
Dostlar o gün birbirine düşmandır. Takva saahibleri müstesna.
O gün; müttakilerin dışında, dostlar birbirlerine düşman olurlar.
(61-77) Muhakkak ki saatin bilgisi ondadır onda tereddüt / mirye etmeyin bana tabi olun işte bu doğru yoldur, sakın şeytan sizi alıkoymasın, O, sizin için a paçık düşmandır. İsa , açıklamalarla / beyanatlarla ve size belli bir gerekçeyle / hikmetle geldim, karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz bazı şeyleri , açıklığa kavuşturayım diye geldim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin, muhakkak ki Allah, benim Rabbimdir , sizin de Rabbinizdir , O’na ibadet edin , işte bu doğru yoldur dedi. Sonra taraflar kendi aralarında ihtilaf ettiler, zalimlere acıtıcı azap nedeniyle yazıklar olsun / veyl olsun. Onlar farkında değillerken saatin ansızın gelmesini mi bekliyorlar? Dostların, o gün bazısı bazısına düşmandır sakınanlar hariç (onların dostlukları kalıcı). Ey kulum, bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz, onlar ayetlerimize iman ettiler ve ayetlerimize teslim olanlarılar, siz ve zevceleriniz sevinç içinde / mutluluk içinde cennete giriniz, altından tabaklar ve kupalar / kadehler onların etraflarında döner / tavaf eder , orada nefislerinin iştahlandığı gözlerini lezzetlendiren şeyler vardır, (Gözde lezzet nefiste iştah) Orada kalıcısınız, ,yaptıklarınızdan ötürü varis olduğunuz cennet işte budur, Orada fazla fazla meyveler sizin içindir , o nlardan yersiniz. Suçlular, cehennem azabında kalıcıdırlar, onlardan dindirilmeyecek / hafifletilmeyecek , onlar o rada ümidi kesik vaziyettedirler , onlara biz zulmetmedik ve lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı. Kafirler seslenirler ey malik üzerimizde yapacağını yapsın. Rabbin der ki orada bekleyip duracaksınız.
O gün, takva sahibi olan kimselerden başka bütün dostlar birbirine düşmandır.
O gün, korunanlar dışında, dostlar birbirine düşmandır. (Onlara alemlerin Rabbi şöyle hitabeder):
O gün, yanlışlardan sakınanlar dışında tüm dostlar birbirine düşman olur dipnot 1 .
Allah'tan çekinerek kendini korumuş olanlar dipnot 1 dışındaki samimi dostlar dipnot 1 , o gün birbirine düşman kesilirler.
O gün, takva sahibi olan kimselerden başka bütün dostlar birbirine düşmandır.
O gün, kendilerini günahlardan koruyanlardan başka bütün dostlar birbirine düşmandır.
Dostlar o gün birbirine düşman kesilirler. Ancak takvaya sarılanlar böyle değildir.
Zuhruf suresi, 68. ayet. يَٰعِبَادِ لَا خَوْفٌ عَلَيْكُمُ ٱلْيَوْمَ وَلَآ أَنتُمْ تَحْزَنُونَ
(68-69) (Allah, şöyle der:) "Ey ayetlerimize iman eden ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz de."
Ey kullarım! Bugün size korku yoktur; siz üzülmeyeceksiniz de!
(Allah onlara diyecek ki): "Ey kullarım! Bu gün ne gelecekten korkmanıza gerek var, ne de geçmiş için üzülmenize!
(Ve Allah onlara,) "Ey Benim kullarım!" diyecek, "Bugün ne korkmanıza gerek var, ne de üzüleceksiniz!
"Ey kullarım. . . Bu süreçte size bir korku yoktur. . . Mahzun da olmazsınız!"
"Ey kullarım, bugün sizin için korku yoktur ve siz mahzun olmayacaksınız."
Kullarım! Bugün size korku yoktur. Sizler üzülmeyeceksiniz de.
"Ey kullarım! Bugün size korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz!"
"Ey kullarım! Bugün size korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz de."
Kullarım, bugün size korku yoktur ve üzülmeyeceksiniz.
Kullarım, bugün size korku yoktur ve üzülmeyeceksiniz.
Ey Benim kullarım! Bugün size hiç korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz de.
Ey benim kullarım! Size hiç korku yoktur bugün ve siz mahzun da olmıyacaksınız
"Ey kullarım! Bugün size korku yoktur. Siz üzülmeyeceksiniz."
"Ey kullarım! Bugün size korku yoktur. Siz üzülmeyeceksiniz."
"Ey kullarım! Bugün size korku yoktur. Siz üzülmeyeceksiniz."
"Ey kullarım, bugün sizin için korku yoktur ve siz mahzun olmayacaksınız.
(68-69) Ey benim ayetlerime iman edib de müslüman olan kullarım, bugün size hiçbir korku yokdur. Siz mahzun da olmayacaksınız.
Ey kullarım; bugün size korku yoktur. Ve siz, üzülecek de değilsiniz.
(61-77) Muhakkak ki saatin bilgisi ondadır onda tereddüt / mirye etmeyin bana tabi olun işte bu doğru yoldur, sakın şeytan sizi alıkoymasın, O, sizin için a paçık düşmandır. İsa , açıklamalarla / beyanatlarla ve size belli bir gerekçeyle / hikmetle geldim, karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz bazı şeyleri , açıklığa kavuşturayım diye geldim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin, muhakkak ki Allah, benim Rabbimdir , sizin de Rabbinizdir , O’na ibadet edin , işte bu doğru yoldur dedi. Sonra taraflar kendi aralarında ihtilaf ettiler, zalimlere acıtıcı azap nedeniyle yazıklar olsun / veyl olsun. Onlar farkında değillerken saatin ansızın gelmesini mi bekliyorlar? Dostların, o gün bazısı bazısına düşmandır sakınanlar hariç (onların dostlukları kalıcı). Ey kulum, bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz, onlar ayetlerimize iman ettiler ve ayetlerimize teslim olanlarılar, siz ve zevceleriniz sevinç içinde / mutluluk içinde cennete giriniz, altından tabaklar ve kupalar / kadehler onların etraflarında döner / tavaf eder , orada nefislerinin iştahlandığı gözlerini lezzetlendiren şeyler vardır, (Gözde lezzet nefiste iştah) Orada kalıcısınız, ,yaptıklarınızdan ötürü varis olduğunuz cennet işte budur, Orada fazla fazla meyveler sizin içindir , o nlardan yersiniz. Suçlular, cehennem azabında kalıcıdırlar, onlardan dindirilmeyecek / hafifletilmeyecek , onlar o rada ümidi kesik vaziyettedirler , onlara biz zulmetmedik ve lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı. Kafirler seslenirler ey malik üzerimizde yapacağını yapsın. Rabbin der ki orada bekleyip duracaksınız.
Ey kullarım, bugün size bir korku yoktur, siz üzülmezsiniz de.
"Ey kullarım, bugün size korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz."
(Allah, yanlışlardan sakınanlara şöyle der:) "Ey kullarım! Bugün üzerinizde ne bir korku olacak ne de siz üzüleceksiniz! dipnot 1
"Ey bana kul olanlar! Bugün sizin üstünüzde ne bir korku olacak ne de üzüleceksiniz.
Ey kullarım! Size bugün korku yoktur ve siz üzülecek de değilsiniz.
-Ey kullarım! Size bugün korku yoktur ve siz üzülecek de değilsiniz.
"Ey kullarım! Bugün size korku yok; sizler tasalanmayacaksınız da!
Zuhruf suresi, 69. ayet. ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَكَانُوا۟ مُسْلِمِينَ
(68-69) (Allah, şöyle der:) "Ey ayetlerimize iman eden ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz de."
Onlar ayetlerimize inanan ve müslüman olan (kullar)dı.
(Ey) ayetlerimize iman eden ve kayıtsız şartsız teslim olanlar:
(Siz ey) mesajlarımıza iman etmiş ve kendilerini Bize teslim etmiş olanlar!
Onlar ki varlıklarındaki işaretlerimize iman ettiler ve teslimi kabul edenlerden oldular. . .
"Ki onlar, benim ayetlerime iman edenler ve müslüman olanlardır."
Ey âyetlerimize inanan ve müslüman olan
Onlar, ayetlerimize inananlar ve teslim olanlardır.
"Bunlar, ayetlerimize inanan ve Müslüman olan kullarımdır."
Ayetlerimi onaylayanlar ve teslim olanlar,
Ayetlerime inananlar ve teslim olanlar,
Benim ayetlerime iman edip de samimi müslüman olan kullarım!
Benim ayetlerime iyman edip de halis müsliman olan kullarım
"Ayetlerimize iman edenler ve teslim olanlarsınız."
"Ayetlerimize iman edenler ve teslim olanlarsınız."
"Ayetlerimize iman edenler ve teslim olanlarsınız."
Ki onlar benim ayetlerime inananlar ve müslüman olanlardır.
(68-69) Ey benim ayetlerime iman edib de müslüman olan kullarım, bugün size hiçbir korku yokdur. Siz mahzun da olmayacaksınız.
Onlar ki; ayetlerimize iman etmiş ve müslüman olmuşlardır.
(61-77) Muhakkak ki saatin bilgisi ondadır onda tereddüt / mirye etmeyin bana tabi olun işte bu doğru yoldur, sakın şeytan sizi alıkoymasın, O, sizin için a paçık düşmandır. İsa , açıklamalarla / beyanatlarla ve size belli bir gerekçeyle / hikmetle geldim, karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz bazı şeyleri , açıklığa kavuşturayım diye geldim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin, muhakkak ki Allah, benim Rabbimdir , sizin de Rabbinizdir , O’na ibadet edin , işte bu doğru yoldur dedi. Sonra taraflar kendi aralarında ihtilaf ettiler, zalimlere acıtıcı azap nedeniyle yazıklar olsun / veyl olsun. Onlar farkında değillerken saatin ansızın gelmesini mi bekliyorlar? Dostların, o gün bazısı bazısına düşmandır sakınanlar hariç (onların dostlukları kalıcı). Ey kulum, bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz, onlar ayetlerimize iman ettiler ve ayetlerimize teslim olanlarılar, siz ve zevceleriniz sevinç içinde / mutluluk içinde cennete giriniz, altından tabaklar ve kupalar / kadehler onların etraflarında döner / tavaf eder , orada nefislerinin iştahlandığı gözlerini lezzetlendiren şeyler vardır, (Gözde lezzet nefiste iştah) Orada kalıcısınız, ,yaptıklarınızdan ötürü varis olduğunuz cennet işte budur, Orada fazla fazla meyveler sizin içindir , o nlardan yersiniz. Suçlular, cehennem azabında kalıcıdırlar, onlardan dindirilmeyecek / hafifletilmeyecek , onlar o rada ümidi kesik vaziyettedirler , onlara biz zulmetmedik ve lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı. Kafirler seslenirler ey malik üzerimizde yapacağını yapsın. Rabbin der ki orada bekleyip duracaksınız.
Onlar ki, ayetlerimize iman etmişler ve teslim olmuşlardır.
Onlar, ayetlerimize inanmış ve müslüman olmuş (kullarım) idiler.
Ayetlerimize güvenen ve tam teslim olan (kullarım)... dipnot 1
Sizler; ayetlerimize inanan ve tam teslim olanlar!
Ayetlerimize iman edenler ve teslim olanlar!
-Ayetlerimize iman edenler ve teslim olanlar!
Onlar, ayetlerimize iman edip müslüman olmuşlardı.
Zuhruf suresi, 70. ayet. ٱدْخُلُوا۟ ٱلْجَنَّةَ أَنتُمْ وَأَزْوَٰجُكُمْ تُحْبَرُونَ
"Siz ve eşleriniz sevinç ve mutluluk içinde cennete giriniz."
(Cennetliklere şöyle seslenilecektir:) "Siz ve eşleriniz, ağırlanmış olarak cennete girin!" dipnot 1
Siz ve eşleriniz, ruha safa veren bir musiki eşliğinde girin cennete!"
Siz ve eşleriniz, sevinç ve mutlulukla cennete girin!"
Siz ve eşleriniz (bilinç ve ruhani bedenleriniz) neşe ve keyifle cennete dahil olun!
"Siz ve eşleriniz cennete girin; sevinç içinde ağırlanacaksınız."
siz ve eşleriniz, ağırlanmış olarak cennete giriniz!
"Siz ve eşleriniz; sevinçle cennete girin!"
"Siz ve eşleriniz, büyük mutluluk içinde cennete giriniz."
Siz ve eşleriniz bahçeye girin; sevinç içinde ağırlanacaksınız.
Siz ve eşleriniz cennete girin; sevinç içinde ağırlanacaksınız.
Girin cennete siz ve eşleriniz sevinç ve mutluluklar içinde!"
Girin Cennete: siz ve zevceleriniz, sürurlar, neş'eler içinde
Cennete girin. Siz ve eşleriniz dipnot 1 en iyi şekilde ağırlanacaksınız."
Cennete girin. Siz ve eşleriniz dipnot 1 en iyi şekilde ağırlanacaksınız."
Cennete girin. Siz ve eşleriniz dipnot 1 en iyi şekilde ağırlanacaksınız."
Siz ve eşleriniz cennete girin; sevinç içinde ağırlanacaksınız."
Sürur ve ikram a müstağrak olduğunuz halde siz de, (mü'min) zevceleriniz de girin cennete.
Siz ve eşleriniz, ağırlanmış olarak cennete girin.
(61-77) Muhakkak ki saatin bilgisi ondadır onda tereddüt / mirye etmeyin bana tabi olun işte bu doğru yoldur, sakın şeytan sizi alıkoymasın, O, sizin için a paçık düşmandır. İsa , açıklamalarla / beyanatlarla ve size belli bir gerekçeyle / hikmetle geldim, karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz bazı şeyleri , açıklığa kavuşturayım diye geldim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin, muhakkak ki Allah, benim Rabbimdir , sizin de Rabbinizdir , O’na ibadet edin , işte bu doğru yoldur dedi. Sonra taraflar kendi aralarında ihtilaf ettiler, zalimlere acıtıcı azap nedeniyle yazıklar olsun / veyl olsun. Onlar farkında değillerken saatin ansızın gelmesini mi bekliyorlar? Dostların, o gün bazısı bazısına düşmandır sakınanlar hariç (onların dostlukları kalıcı). Ey kulum, bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz, onlar ayetlerimize iman ettiler ve ayetlerimize teslim olanlarılar, siz ve zevceleriniz sevinç içinde / mutluluk içinde cennete giriniz, altından tabaklar ve kupalar / kadehler onların etraflarında döner / tavaf eder , orada nefislerinin iştahlandığı gözlerini lezzetlendiren şeyler vardır, (Gözde lezzet nefiste iştah) Orada kalıcısınız, ,yaptıklarınızdan ötürü varis olduğunuz cennet işte budur, Orada fazla fazla meyveler sizin içindir , o nlardan yersiniz. Suçlular, cehennem azabında kalıcıdırlar, onlardan dindirilmeyecek / hafifletilmeyecek , onlar o rada ümidi kesik vaziyettedirler , onlara biz zulmetmedik ve lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı. Kafirler seslenirler ey malik üzerimizde yapacağını yapsın. Rabbin der ki orada bekleyip duracaksınız.
Siz ve eşleriniz ağırlanmış olarak sevinç içinde girin Cennet'e!
"Haydi, siz cennete girin. Siz ve eşleriniz ağırlanıp sevindirileceksiniz!"
Siz ve eşleriniz, sevinç içinde dipnot 1 girin Cennet'e dipnot 2 !"
Eşlerinizle birlikte Cennet'e girin; orada ağırlanacaksınız."
Siz ve eşleriniz ağırlanmış olarak, girin Cennet'e!
Siz ve eşleriniz sevinç içinde, girin cennete!
Cennete girin! Siz ve eşleriniz ikramlarla ağırlanacaksınız."
Zuhruf suresi, 71. ayet. يُطَافُ عَلَيْهِم بِصِحَافٍ مِّن ذَهَبٍ وَأَكْوَابٍ وَفِيهَا مَا تَشْتَهِيهِ ٱلْأَنفُسُ وَتَلَذُّ ٱلْأَعْيُنُ وَأَنتُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ
Onlar için altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Canlarının istediği ve gözlerinin hoşlandığı her şey oradadır. Siz orada ebedi olarak kalacaksınız.
Onlara altın tepsiler ve kadehler dolaştırılacaktır. Orada, canlarının istediği, dipnot 1 gözlerinin hoşlandığı her şey vardır. Siz orada ebedî kalacaksınız.
Orada, huzurlarınızda, altın tepsilerle kupalar dolaştırılacak; orada canlarının çektiği her şeyi ve gözleri kamaştıran (tanımsız) hazzı bulacaklar.
(Orada) altın tepsiler ve kadehler ile karşılanacaklar ve canlarının istediği ve hoşlanacağı her şeyi orada bulacaklar. Ve siz orada oturup kalacaksınız (ey inananlar!)
Altından tabaklar ve testiler döndürülür üstlerinde. . . Onda nefslerin (bilinç boyutunun yaşamayı arzuladığı) iştah duyduğu ve gözlerin (basiretin zevkle seyretmek istediği kuvveler) keyif aldığı şeyler vardır! Sizler onda ebedi yaşarsınız!
"Onların etrafında altın tepsiler ve testilerle dolaşılır; orada nefislerin arzu ettiği ve gözlerin lezzet (zevk) aldığı her şey var. Ve siz orada süresiz kalacaksınız."
Onlara altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Orada canlarının istediği, gözlerinin hoşlandığı her şey vardır. Ve kendilerine: Siz, orada ebedî kalacaksınız.
Çevrelerinde altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Benliklerin hoşlandığı ve gözlerin beğendiği her şey orada vardır. Üstelik sürekli orada kalacaksınız.
Onlara altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Orada canlarının istediği, gözlerinin hoşlandığı her şey vardır. Siz orada süreli olarak kalacaksınız.
Onlara altın tepsiler ve kadehlerle sunulur. Orada canların çektiği ve gözlerin hoşlandığı her şey vardır. Siz orada ebedi kalacaksınız.
Onlara altın tepsiler ve kadehlerle sunulur. Orada canların çektiği ve gözlerin hoşlandığı herşey vardır. Siz orada ebedi kalacaksınız.
Altından tepsiler ve sürahiler ile üzerlerine dönülür dolaşılır. Nefislerin hoşlanacağı, gözlerin lezzet alacağı şeyler hep oradadır. Ve siz orada ebedi kalacaksınız.
Altından tepsiler ve küplerle üzerlerine dönülür dolaşır, nefislerin hoşlanacağı, gözlerin lezzet alacağı şeyler hep orada ve siz orada muhalledsiniz
Onların etraflarında altından tepsiler ve bardaklarla dolaşılır. Orada, canların çektiği, gözlerin hoşlandığı her şey vardır. Ve siz orada sürekli kalacaksınız.
Onların etraflarında altından tepsiler ve bardaklarla dolaşılır. Orada, canların çektiği, gözlerin hoşlandığı her şey vardır. Ve siz orada sürekli kalacaksınız.
Onların etraflarında altından tepsiler ve bardaklarla dolaşılır. Orada, canların çektiği, gözlerin hoşlandığı her şey vardır. Ve siz orada sürekli kalacaksınız.
Onların etrafında altın tepsiler ve testilerle dolaşılır; orada nefislerin arzu ettiği ve gözlerin lezzet (zevk) aldığı her şey var. Ve siz orada süresiz kalacaksınız.
Onlar altın tepsiler ve destilerle tavaaf (ve ziyaret) edilecekdir. Canlarının isteyeceği, gözler (in) in hoşlanacağı ne varsa oradadır ve siz içinde ebedi kalıcılarsınız.
Onlara altın kadehler ve tepsiler dolaştırılır. Canların istediği ve gözlerin hoşlandığı her şey oradadır. Ve siz, orada ebediyyen kalacaksınız.
(61-77) Muhakkak ki saatin bilgisi ondadır onda tereddüt / mirye etmeyin bana tabi olun işte bu doğru yoldur, sakın şeytan sizi alıkoymasın, O, sizin için a paçık düşmandır. İsa , açıklamalarla / beyanatlarla ve size belli bir gerekçeyle / hikmetle geldim, karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz bazı şeyleri , açıklığa kavuşturayım diye geldim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin, muhakkak ki Allah, benim Rabbimdir , sizin de Rabbinizdir , O’na ibadet edin , işte bu doğru yoldur dedi. Sonra taraflar kendi aralarında ihtilaf ettiler, zalimlere acıtıcı azap nedeniyle yazıklar olsun / veyl olsun. Onlar farkında değillerken saatin ansızın gelmesini mi bekliyorlar? Dostların, o gün bazısı bazısına düşmandır sakınanlar hariç (onların dostlukları kalıcı). Ey kulum, bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz, onlar ayetlerimize iman ettiler ve ayetlerimize teslim olanlarılar, siz ve zevceleriniz sevinç içinde / mutluluk içinde cennete giriniz, altından tabaklar ve kupalar / kadehler onların etraflarında döner / tavaf eder , orada nefislerinin iştahlandığı gözlerini lezzetlendiren şeyler vardır, (Gözde lezzet nefiste iştah) Orada kalıcısınız, ,yaptıklarınızdan ötürü varis olduğunuz cennet işte budur, Orada fazla fazla meyveler sizin içindir , o nlardan yersiniz. Suçlular, cehennem azabında kalıcıdırlar, onlardan dindirilmeyecek / hafifletilmeyecek , onlar o rada ümidi kesik vaziyettedirler , onlara biz zulmetmedik ve lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı. Kafirler seslenirler ey malik üzerimizde yapacağını yapsın. Rabbin der ki orada bekleyip duracaksınız.
Etraflarında altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Orada canların çektiği ve gözlerin zevk aldığı her şey vardır. Siz, orada ebedî kalacak olanlarsınız.
Onların önünde altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Orada canların çektiği, gözlerin hoşlandığı her şey var! Ve siz orada ebedi kalacaksınız.
Çevrelerinde altın tepsiler ve testiler dolaştırılır dipnot 1 . Orada, canların çektiği, gözlerin (bakmaktan) hoşlandığı her şey vardır. Siz orada ölümsüz olarak kalacaksınız dipnot 2 .
Çevrenizde dipnot 1 altın tepsiler ve testiler dolaştırılacak, canınızın çektiği, gözlerinizin görmek istediği ne varsa hepsi oradadır. Siz orada ölümsüz olacaksınız.
Etraflarında altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Orada canların çektiği ve gözlerin zevk aldığı her şey vardır. Siz, orada ebedi kalacak olanlarsınız!
Etraflarında altın tepsiler ve testiler dolaştırılır. Orada canların çektiği ve gözlerin zevk aldığı her şey vardır. Siz, orada ebedi kalacak olanlarsınız!
Çevrelerinde altın tepsiler, kadehler dolaştırılır. Orada, nefislerin arzu duyacağı, gözlerin zevkleneceği her şey vardır. Ve siz orada sürekli kalacaksınız.
Zuhruf suresi, 72. ayet. وَتِلْكَ ٱلْجَنَّةُ ٱلَّتِىٓ أُورِثْتُمُوهَا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
İşte bu, yapmakta olduklarınıza karşılık size miras verilen cennettir.
(Onlara) "İşte yaptıklarınıza karşılık size miras olarak verilen cennet budur. dipnot 1
İşte, yapa geldikleriniz sayesinde maliki olduğunuz cennet böyledir:
Geçmişte yaptıklarınız sayesinde hak edeceğiniz cennet işte böyledir!
İşte yaptıklarınızın sonucu olarak kendisine mirasçı kılındığınız cennet budur!
"İşte, yaptıklarınız dolayısıyla mirasçı kılındığınız cennet budur."
İşte yaptıklarınıza karşılık size miras verilen cennet budur.
Ve yaptıklarınıza karşılık kalıtçı yapılacağınız cennet, işte böyledir.
Sizi yaptıklarınıza karşılık mirasçı kıldığımız cennet, işte budur.
Yaptıklarınızın bir karşılığı olarak size miras olarak verilen bahçe budur.
Yaptıklarınızın bir karşılığı olarak size miras olarak verilen cennet budur.
İşte bu, sizin yaptığınız ameller sebebiyle mirasçı kılındığınız cennet!
Ve işte bu, sizin çalıştığınız ameller sebebiyle varis kılındığınız Cennet
İşte bu, yaptıklarınıza karşılık, mirasçı kılındığınız Cennet'tir.
İşte bu, yaptıklarınıza karşılık, mirasçı kılındığınız Cennet'tir
İşte bu, yaptıklarınıza karşılık, mirasçı kılındığınız Cennet'tir
İşte, yaptıklarınız dolayısıyla mirasçı kılındığınız cennet budur.
İşte bu, sizin yapageldiğiniz iyi amel (ve hareket) leriniz sayesinde mirascı kılındığınız cennetdir.
İşte o cennet, işlediklerinize karşılık size miras kılındı.
(61-77) Muhakkak ki saatin bilgisi ondadır onda tereddüt / mirye etmeyin bana tabi olun işte bu doğru yoldur, sakın şeytan sizi alıkoymasın, O, sizin için a paçık düşmandır. İsa , açıklamalarla / beyanatlarla ve size belli bir gerekçeyle / hikmetle geldim, karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz bazı şeyleri , açıklığa kavuşturayım diye geldim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin, muhakkak ki Allah, benim Rabbimdir , sizin de Rabbinizdir , O’na ibadet edin , işte bu doğru yoldur dedi. Sonra taraflar kendi aralarında ihtilaf ettiler, zalimlere acıtıcı azap nedeniyle yazıklar olsun / veyl olsun. Onlar farkında değillerken saatin ansızın gelmesini mi bekliyorlar? Dostların, o gün bazısı bazısına düşmandır sakınanlar hariç (onların dostlukları kalıcı). Ey kulum, bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz, onlar ayetlerimize iman ettiler ve ayetlerimize teslim olanlarılar, siz ve zevceleriniz sevinç içinde / mutluluk içinde cennete giriniz, altından tabaklar ve kupalar / kadehler onların etraflarında döner / tavaf eder , orada nefislerinin iştahlandığı gözlerini lezzetlendiren şeyler vardır, (Gözde lezzet nefiste iştah) Orada kalıcısınız, ,yaptıklarınızdan ötürü varis olduğunuz cennet işte budur, Orada fazla fazla meyveler sizin içindir , o nlardan yersiniz. Suçlular, cehennem azabında kalıcıdırlar, onlardan dindirilmeyecek / hafifletilmeyecek , onlar o rada ümidi kesik vaziyettedirler , onlara biz zulmetmedik ve lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı. Kafirler seslenirler ey malik üzerimizde yapacağını yapsın. Rabbin der ki orada bekleyip duracaksınız.
Yapmakta olduklarınız dolayısıyla sizin varis olduğunuz Cennet işte budur!
"İşte yaptıklarınıza karşılık size miras verilen cennet budur."
İşte bu, yapmış olduklarınıza karşılık size bahşedilen Cennettir dipnot 1 .
Yaptığınız çalışmalara karşılık size verilen Cennet, işte budur.
Yapmakta olduklarınız dolayısıyla, sizin varis olduğunuz Cennet işte budur!
Yaptıklarınıza karşılık olarak, sizin varis olduğunuz cennet işte budur!
İşte size, yapıp ettiklerinize karşılık mirasçı kılındığınız cennet!
Zuhruf suresi, 73. ayet. لَكُمْ فِيهَا فَٰكِهَةٌ كَثِيرَةٌ مِّنْهَا تَأْكُلُونَ
Orada sizin için bol bol meyve var, onlardan yersiniz.
Orada sizin için bol bol meyveler vardır, onlardan yersiniz." (denecektir).
Orada (amellerinizin) meyvelerini bol bol derecek, onlardan yiyeceksiniz.
(bu yaptıklarınızın) meyvelerini bolca görecek (ve) onları tadacaksınız!
Sizin için orada pek çok meyve (marifet türü) vardır. . . Onlardan yersiniz.
"Orda sizin için birçok meyveler vardır; onlardan yiyeceksiniz."
Orada sizin için bol bol meyveler vardır, onlardan yersiniz, denilir.
Orada, yiyeceğiniz pek çok meyve vardır.
Orada, yiyeceğiniz çok meyveler vardır.
Orada sizin yemeniz için bol meyveler vardır.
Orada sizin yemeniz için bol meyveler vardır
Orada sizin için bir çok meyveler vardır, onlardan yiyeceksiniz.
Sizin için onda çok meyveler vardır, onlardan yiyeceksiniz
Sizin için orada yiyeceğiniz pek çok meyve vardır.
Sizin için orada yiyeceğiniz pek çok meyve vardır.
Sizin için orada yiyeceğiniz pek çok meyve vardır.
Orda sizin için birçok meyveler vardır; onlardan yiyeceksiniz.
Burada sizin için bir çok meyveler vardır. Onlardan yiyeceksiniz.
Orada sizin için meyveler vardır. Ve onlardan yersiniz.
(61-77) Muhakkak ki saatin bilgisi ondadır onda tereddüt / mirye etmeyin bana tabi olun işte bu doğru yoldur, sakın şeytan sizi alıkoymasın, O, sizin için a paçık düşmandır. İsa , açıklamalarla / beyanatlarla ve size belli bir gerekçeyle / hikmetle geldim, karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz bazı şeyleri , açıklığa kavuşturayım diye geldim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin, muhakkak ki Allah, benim Rabbimdir , sizin de Rabbinizdir , O’na ibadet edin , işte bu doğru yoldur dedi. Sonra taraflar kendi aralarında ihtilaf ettiler, zalimlere acıtıcı azap nedeniyle yazıklar olsun / veyl olsun. Onlar farkında değillerken saatin ansızın gelmesini mi bekliyorlar? Dostların, o gün bazısı bazısına düşmandır sakınanlar hariç (onların dostlukları kalıcı). Ey kulum, bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz, onlar ayetlerimize iman ettiler ve ayetlerimize teslim olanlarılar, siz ve zevceleriniz sevinç içinde / mutluluk içinde cennete giriniz, altından tabaklar ve kupalar / kadehler onların etraflarında döner / tavaf eder , orada nefislerinin iştahlandığı gözlerini lezzetlendiren şeyler vardır, (Gözde lezzet nefiste iştah) Orada kalıcısınız, ,yaptıklarınızdan ötürü varis olduğunuz cennet işte budur, Orada fazla fazla meyveler sizin içindir , o nlardan yersiniz. Suçlular, cehennem azabında kalıcıdırlar, onlardan dindirilmeyecek / hafifletilmeyecek , onlar o rada ümidi kesik vaziyettedirler , onlara biz zulmetmedik ve lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı. Kafirler seslenirler ey malik üzerimizde yapacağını yapsın. Rabbin der ki orada bekleyip duracaksınız.
Orada sizin için bir çok meyveler vardır, onlardan yersiniz.
Orada sizin için çok meyva var. Onlardan yersiniz.
Sizin için orada pek çok meyve vardır, onlardan yiyeceksiniz dipnot 1 .
Orada yiyeceğiniz çeşit çeşit meyveler sizi bekliyor.
Orada sizin için bir çok meyveler vardır, onlardan yersiniz..
Orada sizin için bir çok meyveler vardır, onlardan yersiniz..
Orada sizin için pek çok meyve var. Onlardan yiyeceksiniz.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.