Zuhruf suresi · 66–73. ayetler

Kıyamet günü dostlar ve cennet

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Zuhruf suresi, 66. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 66. ayet. هَلْ يَنظُرُونَ إِلَّا ٱلسَّاعَةَ أَن تَأْتِيَهُم بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar (bu tavırlarıyla) ancak, kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesini beklemektedirler, halbuki bunun farkında değillerdir.

    Mustafa İslamoğlu

    Şimdi onlar, kendileri farkında değilken, ansızın başlarına gelecek olan Son Saat dışında bir şey mi gözlüyorlar?

    Muhammed Esed

    Onlar, (günaha batmış olanlar) (oturup) Son Saat'i mi bekliyorlar; onun (yaklaştığı) fark edilmeden başlarına ansızın gelmesini mi?

    Ahmed Hulusi

    Onlar farkında olmadıkları halde iken, o saatin (ölümün - kıyametin) ansızın kendilerine gelmesinden başka bir şey mi gözlüyorlar!

    Ali Bulaç

    Onlar, hiç şuurunda değilken kendilerine apansız geliverecek olan kıyamet saatinden başkasını mı gözlüyorlar?

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar farkında değillerken kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar?

    Ali Rıza Safa

    Beklemedikleri bir sırada, evrenlerin sonunun ansızın gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar?

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar, farkında olmadan kıyamet saatinin kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey beklemiyorlar.

    Edip Yüksel

    Onlar, farkında değilken, o anın kendilerine aniden gelmesini mi bekliyorlar?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar, farkında değilken, Saatin kendilerine ansızın gelmesini mi bekliyorlar?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hep kıyamete, hiç farkında değillerken onun ansızın başlarına gelivermesine bakıyorlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hep o saate, hiç farkında değillerken ansızın onun başlarına gelivermesine bakıyorlar

    Erhan Aktaş

    O Sa'at'ın dipnot 1 , farkında değillerken, ansızın onlara gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar?

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kıyametin.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O Sa'at'ın dipnot 1 , farkında değillerken, ansızın onlara gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar?

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kıyametin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O Sa'at'ın dipnot 1 , farkında değillerken, ansızın onlara gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kıyametin.

    Gültekin Onan

    Onlar, hiç şuurunda değilken kendilerine apansız geliverecek olan kıyamet saatinden başkasını mı gözlüyorlar?

    Hasan Basri Çantay

    Onlar, kendileri farkında olmayarak, (başlarına) gelecek o saatden başkasını mı gözetliyorlar?

    İbni Kesir

    Onlar, farkında değillerken kendilerine ansızın o saatın gelmesini mi bekliyorlar?

    Mehmet Alagaş

    (61-77) Muhakkak ki saatin bilgisi ondadır onda tereddüt / mirye etmeyin bana tabi olun işte bu doğru yoldur, sakın şeytan sizi alıkoymasın, O, sizin için a paçık düşmandır. İsa , açıklamalarla / beyanatlarla ve size belli bir gerekçeyle / hikmetle geldim, karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz bazı şeyleri , açıklığa kavuşturayım diye geldim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin, muhakkak ki Allah, benim Rabbimdir , sizin de Rabbinizdir , O’na ibadet edin , işte bu doğru yoldur dedi. Sonra taraflar kendi aralarında ihtilaf ettiler, zalimlere acıtıcı azap nedeniyle yazıklar olsun / veyl olsun. Onlar farkında değillerken saatin ansızın gelmesini mi bekliyorlar? Dostların, o gün bazısı bazısına düşmandır sakınanlar hariç (onların dostlukları kalıcı). Ey kulum, bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz, onlar ayetlerimize iman ettiler ve ayetlerimize teslim olanlarılar, siz ve zevceleriniz sevinç içinde / mutluluk içinde cennete giriniz, altından tabaklar ve kupalar / kadehler onların etraflarında döner / tavaf eder , orada nefislerinin iştahlandığı gözlerini lezzetlendiren şeyler vardır, (Gözde lezzet nefiste iştah) Orada kalıcısınız, ,yaptıklarınızdan ötürü varis olduğunuz cennet işte budur, Orada fazla fazla meyveler sizin içindir , o nlardan yersiniz. Suçlular, cehennem azabında kalıcıdırlar, onlardan dindirilmeyecek / hafifletilmeyecek , onlar o rada ümidi kesik vaziyettedirler , onlara biz zulmetmedik ve lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı. Kafirler seslenirler ey malik üzerimizde yapacağını yapsın. Rabbin der ki orada bekleyip duracaksınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar, farkında olmadıkları bir anda ansızın kendilerine gelecek kıyametten başka bir şey mi bekliyorlar?

    Süleyman Ateş

    Onlar ille o sa'atin, kendilerinin hiç farkında olmadıkları bir sırada, ansızın başlarına gelmesini mi bekliyorlar?

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar, o saatin /yeniden diriliş saatinin kendilerine ansızın gelmesi dışında bir şey mi bekliyorlar? Gelişinin farkına bile varamazlar dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar, kıyamet saatinin dipnot 1 ansızın gelip çatmasından başka ne bekliyorlar? Farkına bile varamazlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kıyamet, her insana, gözünü kapayıp açacağı zaman kadar, hatta daha yakındır.

    Şaban Britch

    Onlar, farkında olmadıkları bir anda, ansızın kendilerine gelecek Kıyamet'ten başka bir şey mi bekliyorlar?

    Şaban Piriş

    Onlar, farkında olmadıkları bir anda, ansızın kendilerine gelecek kıyametten başka bir şey mi bekliyorlar?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hiç farkında olmadıkları bir sırada o saatin birdenbire kendilerine gelmesinden başka neyi bekliyorlar?

  2. Zuhruf suresi, 67. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 67. ayet. ٱلْأَخِلَّآءُ يَوْمَئِذٍۭ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ إِلَّا ٱلْمُتَّقِينَ

    Diyanet İşleri

    O gün Allah'a karşı gelmekten sakınanlar dışında, dostlar birbirine düşman olurlar.

    Mehmet Okuyan

    O gün, muttakîler (duyarlı olanlar) dışında dostlar birbirlerine düşman kesilirler.

    Mustafa İslamoğlu

    Can dostlar o gün birbirlerine düşman olacak; sadece sorumluluk bilincini kuşananlar hariç.

    Muhammed Esed

    O Gün, (eski) dostlar birbirlerine düşman olacaklar; Allah'a karşı sorumluluk bilinci duyanlar dışında (hepsi).

    Ahmed Hulusi

    O süreçte dostlar (dünyalık zevk arkadaşları), bazısı bazısına düşmandır! Sadece korunanlar müstesna!

    Ali Bulaç

    Muttakiler hariç olmak üzere, o gün, dostların kimi kimine düşmandır.

    Ali Özek ve heyeti

    O gün, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar dışında, dost olanlar (bile) birbirlerine düşman kesilirler.

    Ali Rıza Safa

    O gün, sorumluluk bilinci taşıyanların dışında, dostlar birbirine düşman olacaklardır.

    Bayraktar Bayraklı

    O gün, Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınanların dışında, bütün dostlar birbirlerine düşman olacaklardır.

    Edip Yüksel

    Erdemlilerin dışında, o gün yakın dostlar birbirlerine düşman kesilecek.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Erdemlilerin dışında, o gün yakın dostlar birbirlerine düşman kesilecek.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O gün Allah'tan korkanlar hariç dostlar, birbirlerine düşmandırlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Dostlar o gün birbirlerine düşmandırlar, müstesna ancak müttekiler

    Erhan Aktaş

    O Gün, dipnot 1 muttakiler dipnot 2 dışında, dostlar dipnot 3 birbirlerine düşmandırlar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hesap sorma günü, yalnızca Allah'ın belirlediği ilke ve kuralların geçerli olduğu gün.
    2. metne dön, dipnot 2
      Takva, korunmak demektir. Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak fucur, günah, kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı kendisini korumak ve güvene almaktır. Takva, kelime anlamı olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir. Muttaki: Takva sahibi olan. Takva "Fucur"un karşıtıdır (38:28; 91:8). Facir, fütursuzca günaha dalan, Hakk'tan Batıl'a sapan kimse demektir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu dünyada dost olup da muttaki olmayanlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İzin Günü dipnot 1 , muttakiler dipnot 2 dışında, dostlar dipnot 3 birbirlerine düşmandırlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Yevme izin", terkibi, "Sadece Allah'ın belirlediği ilke ve kuralların geçerli olduğu gün, "
    2. metne dön, dipnot 2
      Takva sahipleri. Takva, Vahiy ile kötülükten korunmak, Allah'ın buyruklarına samimiyetle uymak demektir. Kişinin vahye içtenlikle uyarak kendisini kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı koruması ve güvene almasıdır. Takva, sözcük olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu dünyada dost olup da muttaki olmayanlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İzin Günü dipnot 1 , muttakiler dipnot 2 dışında, dostlar dipnot 3 birbirlerine düşmandırlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hesapların görüleceği gün.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın buyruklarına içtenlikle uymak suretiyle; o buyrukları kendisine koruyucu yapıp, onlarla kendisini kötü ve zararlı şeylere karşı korumaya/güvenceye alanlar.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu dünyada dost olup da muttaki olmayanlar.

    Gültekin Onan

    Muttakiler hariç olmak üzere, o gün, dostların kimi kimine düşmandır.

    Hasan Basri Çantay

    Dostlar o gün birbirine düşmandır. Takva saahibleri müstesna.

    İbni Kesir

    O gün; müttakilerin dışında, dostlar birbirlerine düşman olurlar.

    Mehmet Alagaş

    (61-77) Muhakkak ki saatin bilgisi ondadır onda tereddüt / mirye etmeyin bana tabi olun işte bu doğru yoldur, sakın şeytan sizi alıkoymasın, O, sizin için a paçık düşmandır. İsa , açıklamalarla / beyanatlarla ve size belli bir gerekçeyle / hikmetle geldim, karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz bazı şeyleri , açıklığa kavuşturayım diye geldim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin, muhakkak ki Allah, benim Rabbimdir , sizin de Rabbinizdir , O’na ibadet edin , işte bu doğru yoldur dedi. Sonra taraflar kendi aralarında ihtilaf ettiler, zalimlere acıtıcı azap nedeniyle yazıklar olsun / veyl olsun. Onlar farkında değillerken saatin ansızın gelmesini mi bekliyorlar? Dostların, o gün bazısı bazısına düşmandır sakınanlar hariç (onların dostlukları kalıcı). Ey kulum, bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz, onlar ayetlerimize iman ettiler ve ayetlerimize teslim olanlarılar, siz ve zevceleriniz sevinç içinde / mutluluk içinde cennete giriniz, altından tabaklar ve kupalar / kadehler onların etraflarında döner / tavaf eder , orada nefislerinin iştahlandığı gözlerini lezzetlendiren şeyler vardır, (Gözde lezzet nefiste iştah) Orada kalıcısınız, ,yaptıklarınızdan ötürü varis olduğunuz cennet işte budur, Orada fazla fazla meyveler sizin içindir , o nlardan yersiniz. Suçlular, cehennem azabında kalıcıdırlar, onlardan dindirilmeyecek / hafifletilmeyecek , onlar o rada ümidi kesik vaziyettedirler , onlara biz zulmetmedik ve lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı. Kafirler seslenirler ey malik üzerimizde yapacağını yapsın. Rabbin der ki orada bekleyip duracaksınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O gün, takva sahibi olan kimselerden başka bütün dostlar birbirine düşmandır.

    Süleyman Ateş

    O gün, korunanlar dışında, dostlar birbirine düşmandır. (Onlara alemlerin Rabbi şöyle hitabeder):

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'tan çekinerek kendini korumuş olanlar dipnot 1 dışındaki samimi dostlar dipnot 1 , o gün birbirine düşman kesilirler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Müttekiler: Allah'tan çekinerek korunmuş, kendini(fıtratını) bozmamış olanlar. Bakınız Bakara 2/2.

    Şaban Britch

    O gün, takva sahibi olan kimselerden başka bütün dostlar birbirine düşmandır.

    Şaban Piriş

    O gün, kendilerini günahlardan koruyanlardan başka bütün dostlar birbirine düşmandır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dostlar o gün birbirine düşman kesilirler. Ancak takvaya sarılanlar böyle değildir.

  3. Zuhruf suresi, 68. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 68. ayet. يَٰعِبَادِ لَا خَوْفٌ عَلَيْكُمُ ٱلْيَوْمَ وَلَآ أَنتُمْ تَحْزَنُونَ

    Diyanet İşleri

    (68-69) (Allah, şöyle der:) "Ey ayetlerimize iman eden ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz de."

    Mehmet Okuyan

    Ey kullarım! Bugün size korku yoktur; siz üzülmeyeceksiniz de!

    Mustafa İslamoğlu

    (Allah onlara diyecek ki): "Ey kullarım! Bu gün ne gelecekten korkmanıza gerek var, ne de geçmiş için üzülmenize!

    Muhammed Esed

    (Ve Allah onlara,) "Ey Benim kullarım!" diyecek, "Bugün ne korkmanıza gerek var, ne de üzüleceksiniz!

    Ahmed Hulusi

    "Ey kullarım. . . Bu süreçte size bir korku yoktur. . . Mahzun da olmazsınız!"

    Ali Bulaç

    "Ey kullarım, bugün sizin için korku yoktur ve siz mahzun olmayacaksınız."

    Ali Özek ve heyeti

    Kullarım! Bugün size korku yoktur. Sizler üzülmeyeceksiniz de.

    Ali Rıza Safa

    "Ey kullarım! Bugün size korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Ey kullarım! Bugün size korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz de."

    Edip Yüksel

    Kullarım, bugün size korku yoktur ve üzülmeyeceksiniz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kullarım, bugün size korku yoktur ve üzülmeyeceksiniz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey Benim kullarım! Bugün size hiç korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz de.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey benim kullarım! Size hiç korku yoktur bugün ve siz mahzun da olmıyacaksınız

    Erhan Aktaş

    "Ey kullarım! Bugün size korku yoktur. Siz üzülmeyeceksiniz."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ey kullarım! Bugün size korku yoktur. Siz üzülmeyeceksiniz."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ey kullarım! Bugün size korku yoktur. Siz üzülmeyeceksiniz."

    Gültekin Onan

    "Ey kullarım, bugün sizin için korku yoktur ve siz mahzun olmayacaksınız.

    Hasan Basri Çantay

    (68-69) Ey benim ayetlerime iman edib de müslüman olan kullarım, bugün size hiçbir korku yokdur. Siz mahzun da olmayacaksınız.

    İbni Kesir

    Ey kullarım; bugün size korku yoktur. Ve siz, üzülecek de değilsiniz.

    Mehmet Alagaş

    (61-77) Muhakkak ki saatin bilgisi ondadır onda tereddüt / mirye etmeyin bana tabi olun işte bu doğru yoldur, sakın şeytan sizi alıkoymasın, O, sizin için a paçık düşmandır. İsa , açıklamalarla / beyanatlarla ve size belli bir gerekçeyle / hikmetle geldim, karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz bazı şeyleri , açıklığa kavuşturayım diye geldim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin, muhakkak ki Allah, benim Rabbimdir , sizin de Rabbinizdir , O’na ibadet edin , işte bu doğru yoldur dedi. Sonra taraflar kendi aralarında ihtilaf ettiler, zalimlere acıtıcı azap nedeniyle yazıklar olsun / veyl olsun. Onlar farkında değillerken saatin ansızın gelmesini mi bekliyorlar? Dostların, o gün bazısı bazısına düşmandır sakınanlar hariç (onların dostlukları kalıcı). Ey kulum, bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz, onlar ayetlerimize iman ettiler ve ayetlerimize teslim olanlarılar, siz ve zevceleriniz sevinç içinde / mutluluk içinde cennete giriniz, altından tabaklar ve kupalar / kadehler onların etraflarında döner / tavaf eder , orada nefislerinin iştahlandığı gözlerini lezzetlendiren şeyler vardır, (Gözde lezzet nefiste iştah) Orada kalıcısınız, ,yaptıklarınızdan ötürü varis olduğunuz cennet işte budur, Orada fazla fazla meyveler sizin içindir , o nlardan yersiniz. Suçlular, cehennem azabında kalıcıdırlar, onlardan dindirilmeyecek / hafifletilmeyecek , onlar o rada ümidi kesik vaziyettedirler , onlara biz zulmetmedik ve lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı. Kafirler seslenirler ey malik üzerimizde yapacağını yapsın. Rabbin der ki orada bekleyip duracaksınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey kullarım, bugün size bir korku yoktur, siz üzülmezsiniz de.

    Süleyman Ateş

    "Ey kullarım, bugün size korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Ey bana kul olanlar! Bugün sizin üstünüzde ne bir korku olacak ne de üzüleceksiniz.

    Şaban Britch

    Ey kullarım! Size bugün korku yoktur ve siz üzülecek de değilsiniz.

    Şaban Piriş

    -Ey kullarım! Size bugün korku yoktur ve siz üzülecek de değilsiniz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Ey kullarım! Bugün size korku yok; sizler tasalanmayacaksınız da!

  4. Zuhruf suresi, 69. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 69. ayet. ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَكَانُوا۟ مُسْلِمِينَ

    Diyanet İşleri

    (68-69) (Allah, şöyle der:) "Ey ayetlerimize iman eden ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz de."

    Mehmet Okuyan

    Onlar ayetlerimize inanan ve müslüman olan (kullar)dı.

    Mustafa İslamoğlu

    (Ey) ayetlerimize iman eden ve kayıtsız şartsız teslim olanlar:

    Muhammed Esed

    (Siz ey) mesajlarımıza iman etmiş ve kendilerini Bize teslim etmiş olanlar!

    Ahmed Hulusi

    Onlar ki varlıklarındaki işaretlerimize iman ettiler ve teslimi kabul edenlerden oldular. . .

    Ali Bulaç

    "Ki onlar, benim ayetlerime iman edenler ve müslüman olanlardır."

    Ali Özek ve heyeti

    Ey âyetlerimize inanan ve müslüman olan

    Ali Rıza Safa

    Onlar, ayetlerimize inananlar ve teslim olanlardır.

    Bayraktar Bayraklı

    "Bunlar, ayetlerimize inanan ve Müslüman olan kullarımdır."

    Edip Yüksel

    Ayetlerimi onaylayanlar ve teslim olanlar,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ayetlerime inananlar ve teslim olanlar,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Benim ayetlerime iman edip de samimi müslüman olan kullarım!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Benim ayetlerime iyman edip de halis müsliman olan kullarım

    Erhan Aktaş

    "Ayetlerimize iman edenler ve teslim olanlarsınız."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ayetlerimize iman edenler ve teslim olanlarsınız."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ayetlerimize iman edenler ve teslim olanlarsınız."

    Gültekin Onan

    Ki onlar benim ayetlerime inananlar ve müslüman olanlardır.

    Hasan Basri Çantay

    (68-69) Ey benim ayetlerime iman edib de müslüman olan kullarım, bugün size hiçbir korku yokdur. Siz mahzun da olmayacaksınız.

    İbni Kesir

    Onlar ki; ayetlerimize iman etmiş ve müslüman olmuşlardır.

    Mehmet Alagaş

    (61-77) Muhakkak ki saatin bilgisi ondadır onda tereddüt / mirye etmeyin bana tabi olun işte bu doğru yoldur, sakın şeytan sizi alıkoymasın, O, sizin için a paçık düşmandır. İsa , açıklamalarla / beyanatlarla ve size belli bir gerekçeyle / hikmetle geldim, karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz bazı şeyleri , açıklığa kavuşturayım diye geldim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin, muhakkak ki Allah, benim Rabbimdir , sizin de Rabbinizdir , O’na ibadet edin , işte bu doğru yoldur dedi. Sonra taraflar kendi aralarında ihtilaf ettiler, zalimlere acıtıcı azap nedeniyle yazıklar olsun / veyl olsun. Onlar farkında değillerken saatin ansızın gelmesini mi bekliyorlar? Dostların, o gün bazısı bazısına düşmandır sakınanlar hariç (onların dostlukları kalıcı). Ey kulum, bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz, onlar ayetlerimize iman ettiler ve ayetlerimize teslim olanlarılar, siz ve zevceleriniz sevinç içinde / mutluluk içinde cennete giriniz, altından tabaklar ve kupalar / kadehler onların etraflarında döner / tavaf eder , orada nefislerinin iştahlandığı gözlerini lezzetlendiren şeyler vardır, (Gözde lezzet nefiste iştah) Orada kalıcısınız, ,yaptıklarınızdan ötürü varis olduğunuz cennet işte budur, Orada fazla fazla meyveler sizin içindir , o nlardan yersiniz. Suçlular, cehennem azabında kalıcıdırlar, onlardan dindirilmeyecek / hafifletilmeyecek , onlar o rada ümidi kesik vaziyettedirler , onlara biz zulmetmedik ve lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı. Kafirler seslenirler ey malik üzerimizde yapacağını yapsın. Rabbin der ki orada bekleyip duracaksınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar ki, ayetlerimize iman etmişler ve teslim olmuşlardır.

    Süleyman Ateş

    Onlar, ayetlerimize inanmış ve müslüman olmuş (kullarım) idiler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sizler; ayetlerimize inanan ve tam teslim olanlar!

    Şaban Britch

    Ayetlerimize iman edenler ve teslim olanlar!

    Şaban Piriş

    -Ayetlerimize iman edenler ve teslim olanlar!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlar, ayetlerimize iman edip müslüman olmuşlardı.

  5. Zuhruf suresi, 70. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 70. ayet. ٱدْخُلُوا۟ ٱلْجَنَّةَ أَنتُمْ وَأَزْوَٰجُكُمْ تُحْبَرُونَ

    Diyanet İşleri

    "Siz ve eşleriniz sevinç ve mutluluk içinde cennete giriniz."

    Mehmet Okuyan

    (Cennetliklere şöyle seslenilecektir:) "Siz ve eşleriniz, ağırlanmış olarak cennete girin!" dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rûm 30:15'te de [yuhberûne] kalıbında geçen [tuhberûne] edilgen fiili "sevinç ve neşe içinde kılınmak", "ağırlanıp sevindirilmek", "ikram içinde olmak", "nimetlendirilmek" gibi anlamlar içermekte ve cennetliklerin huzur ve mutluluk içerisinde olacakları anlamını vermektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ve eşleriniz, ruha safa veren bir musiki eşliğinde girin cennete!"

    Muhammed Esed

    Siz ve eşleriniz, sevinç ve mutlulukla cennete girin!"

    Ahmed Hulusi

    Siz ve eşleriniz (bilinç ve ruhani bedenleriniz) neşe ve keyifle cennete dahil olun!

    Ali Bulaç

    "Siz ve eşleriniz cennete girin; sevinç içinde ağırlanacaksınız."

    Ali Özek ve heyeti

    siz ve eşleriniz, ağırlanmış olarak cennete giriniz!

    Ali Rıza Safa

    "Siz ve eşleriniz; sevinçle cennete girin!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Siz ve eşleriniz, büyük mutluluk içinde cennete giriniz."

    Edip Yüksel

    Siz ve eşleriniz bahçeye girin; sevinç içinde ağırlanacaksınız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Siz ve eşleriniz cennete girin; sevinç içinde ağırlanacaksınız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Girin cennete siz ve eşleriniz sevinç ve mutluluklar içinde!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Girin Cennete: siz ve zevceleriniz, sürurlar, neş'eler içinde

    Erhan Aktaş

    Cennete girin. Siz ve eşleriniz dipnot 1 en iyi şekilde ağırlanacaksınız."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette sözü edilen eşler, dünyadaki eşler değildir. Dünyada eşlerin her biri ayrı ayrı sorumlu tutulmuş, her bir eş kendi hesabını kendisi verecektir. Eşler, birbirlerinin hesabından sorumlu değildirler. Her iki eşin de Cennet'e girmesi mümkün olabileceği gibi, birisinin Cennet'e diğerinin de Cehennem'e gitmesi de söz konusu olabilecektir. Burada söz edilen eşler, ahiretteki eşlerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Cennete girin. Siz ve eşleriniz dipnot 1 en iyi şekilde ağırlanacaksınız."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette sözü edilen eşler, dünyadaki eşler değildir. Dünyada eşlerin her biri ayrı ayrı sorumlu tutulmuş, her bir eş kendi hesabını kendisi verecektir. Eşler, birbirlerinin hesabından sorumlu değildirler. Her iki eşin de Cennet'e girmesi mümkün olabileceği gibi, birisinin Cennet'e diğerinin de Cehennem'e gitmesi de söz konusu olabilecektir. Burada söz edilen eşler, ahiretteki eşlerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Cennete girin. Siz ve eşleriniz dipnot 1 en iyi şekilde ağırlanacaksınız."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette sözü edilen eşler, dünyadaki eşler değildir. Dünyada eşlerin her biri ayrı ayrı sorumlu tutulmuş, her bir eş kendi hesabını kendisi verecektir. Eşler, birbirlerinin hesabından sorumlu değillerdir. Her iki eşin de Cennet'e girmesi mümkün olabileceği gibi, birisinin Cennet'e diğerinin de Cehennem'e gitmesi de söz konusu olabilecektir. Burada söz edilen eşler, ahiretteki eşlerdir.

    Gültekin Onan

    Siz ve eşleriniz cennete girin; sevinç içinde ağırlanacaksınız."

    Hasan Basri Çantay

    Sürur ve ikram a müstağrak olduğunuz halde siz de, (mü'min) zevceleriniz de girin cennete.

    İbni Kesir

    Siz ve eşleriniz, ağırlanmış olarak cennete girin.

    Mehmet Alagaş

    (61-77) Muhakkak ki saatin bilgisi ondadır onda tereddüt / mirye etmeyin bana tabi olun işte bu doğru yoldur, sakın şeytan sizi alıkoymasın, O, sizin için a paçık düşmandır. İsa , açıklamalarla / beyanatlarla ve size belli bir gerekçeyle / hikmetle geldim, karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz bazı şeyleri , açıklığa kavuşturayım diye geldim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin, muhakkak ki Allah, benim Rabbimdir , sizin de Rabbinizdir , O’na ibadet edin , işte bu doğru yoldur dedi. Sonra taraflar kendi aralarında ihtilaf ettiler, zalimlere acıtıcı azap nedeniyle yazıklar olsun / veyl olsun. Onlar farkında değillerken saatin ansızın gelmesini mi bekliyorlar? Dostların, o gün bazısı bazısına düşmandır sakınanlar hariç (onların dostlukları kalıcı). Ey kulum, bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz, onlar ayetlerimize iman ettiler ve ayetlerimize teslim olanlarılar, siz ve zevceleriniz sevinç içinde / mutluluk içinde cennete giriniz, altından tabaklar ve kupalar / kadehler onların etraflarında döner / tavaf eder , orada nefislerinin iştahlandığı gözlerini lezzetlendiren şeyler vardır, (Gözde lezzet nefiste iştah) Orada kalıcısınız, ,yaptıklarınızdan ötürü varis olduğunuz cennet işte budur, Orada fazla fazla meyveler sizin içindir , o nlardan yersiniz. Suçlular, cehennem azabında kalıcıdırlar, onlardan dindirilmeyecek / hafifletilmeyecek , onlar o rada ümidi kesik vaziyettedirler , onlara biz zulmetmedik ve lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı. Kafirler seslenirler ey malik üzerimizde yapacağını yapsın. Rabbin der ki orada bekleyip duracaksınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Siz ve eşleriniz ağırlanmış olarak sevinç içinde girin Cennet'e!

    Süleyman Ateş

    "Haydi, siz cennete girin. Siz ve eşleriniz ağırlanıp sevindirileceksiniz!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Eşlerinizle birlikte Cennet'e girin; orada ağırlanacaksınız."

    Şaban Britch

    Siz ve eşleriniz ağırlanmış olarak, girin Cennet'e!

    Şaban Piriş

    Siz ve eşleriniz sevinç içinde, girin cennete!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Cennete girin! Siz ve eşleriniz ikramlarla ağırlanacaksınız."

  6. Zuhruf suresi, 71. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 71. ayet. يُطَافُ عَلَيْهِم بِصِحَافٍ مِّن ذَهَبٍ وَأَكْوَابٍ وَفِيهَا مَا تَشْتَهِيهِ ٱلْأَنفُسُ وَتَلَذُّ ٱلْأَعْيُنُ وَأَنتُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar için altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Canlarının istediği ve gözlerinin hoşlandığı her şey oradadır. Siz orada ebedi olarak kalacaksınız.

    Mustafa İslamoğlu

    Orada, huzurlarınızda, altın tepsilerle kupalar dolaştırılacak; orada canlarının çektiği her şeyi ve gözleri kamaştıran (tanımsız) hazzı bulacaklar.

    Muhammed Esed

    (Orada) altın tepsiler ve kadehler ile karşılanacaklar ve canlarının istediği ve hoşlanacağı her şeyi orada bulacaklar. Ve siz orada oturup kalacaksınız (ey inananlar!)

    Ahmed Hulusi

    Altından tabaklar ve testiler döndürülür üstlerinde. . . Onda nefslerin (bilinç boyutunun yaşamayı arzuladığı) iştah duyduğu ve gözlerin (basiretin zevkle seyretmek istediği kuvveler) keyif aldığı şeyler vardır! Sizler onda ebedi yaşarsınız!

    Ali Bulaç

    "Onların etrafında altın tepsiler ve testilerle dolaşılır; orada nefislerin arzu ettiği ve gözlerin lezzet (zevk) aldığı her şey var. Ve siz orada süresiz kalacaksınız."

    Ali Özek ve heyeti

    Onlara altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Orada canlarının istediği, gözlerinin hoşlandığı her şey vardır. Ve kendilerine: Siz, orada ebedî kalacaksınız.

    Ali Rıza Safa

    Çevrelerinde altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Benliklerin hoşlandığı ve gözlerin beğendiği her şey orada vardır. Üstelik sürekli orada kalacaksınız.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlara altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Orada canlarının istediği, gözlerinin hoşlandığı her şey vardır. Siz orada süreli olarak kalacaksınız.

    Edip Yüksel

    Onlara altın tepsiler ve kadehlerle sunulur. Orada canların çektiği ve gözlerin hoşlandığı her şey vardır. Siz orada ebedi kalacaksınız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlara altın tepsiler ve kadehlerle sunulur. Orada canların çektiği ve gözlerin hoşlandığı herşey vardır. Siz orada ebedi kalacaksınız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Altından tepsiler ve sürahiler ile üzerlerine dönülür dolaşılır. Nefislerin hoşlanacağı, gözlerin lezzet alacağı şeyler hep oradadır. Ve siz orada ebedi kalacaksınız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Altından tepsiler ve küplerle üzerlerine dönülür dolaşır, nefislerin hoşlanacağı, gözlerin lezzet alacağı şeyler hep orada ve siz orada muhalledsiniz

    Erhan Aktaş

    Onların etraflarında altından tepsiler ve bardaklarla dolaşılır. Orada, canların çektiği, gözlerin hoşlandığı her şey vardır. Ve siz orada sürekli kalacaksınız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onların etraflarında altından tepsiler ve bardaklarla dolaşılır. Orada, canların çektiği, gözlerin hoşlandığı her şey vardır. Ve siz orada sürekli kalacaksınız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onların etraflarında altından tepsiler ve bardaklarla dolaşılır. Orada, canların çektiği, gözlerin hoşlandığı her şey vardır. Ve siz orada sürekli kalacaksınız.

    Gültekin Onan

    Onların etrafında altın tepsiler ve testilerle dolaşılır; orada nefislerin arzu ettiği ve gözlerin lezzet (zevk) aldığı her şey var. Ve siz orada süresiz kalacaksınız.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar altın tepsiler ve destilerle tavaaf (ve ziyaret) edilecekdir. Canlarının isteyeceği, gözler (in) in hoşlanacağı ne varsa oradadır ve siz içinde ebedi kalıcılarsınız.

    İbni Kesir

    Onlara altın kadehler ve tepsiler dolaştırılır. Canların istediği ve gözlerin hoşlandığı her şey oradadır. Ve siz, orada ebediyyen kalacaksınız.

    Mehmet Alagaş

    (61-77) Muhakkak ki saatin bilgisi ondadır onda tereddüt / mirye etmeyin bana tabi olun işte bu doğru yoldur, sakın şeytan sizi alıkoymasın, O, sizin için a paçık düşmandır. İsa , açıklamalarla / beyanatlarla ve size belli bir gerekçeyle / hikmetle geldim, karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz bazı şeyleri , açıklığa kavuşturayım diye geldim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin, muhakkak ki Allah, benim Rabbimdir , sizin de Rabbinizdir , O’na ibadet edin , işte bu doğru yoldur dedi. Sonra taraflar kendi aralarında ihtilaf ettiler, zalimlere acıtıcı azap nedeniyle yazıklar olsun / veyl olsun. Onlar farkında değillerken saatin ansızın gelmesini mi bekliyorlar? Dostların, o gün bazısı bazısına düşmandır sakınanlar hariç (onların dostlukları kalıcı). Ey kulum, bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz, onlar ayetlerimize iman ettiler ve ayetlerimize teslim olanlarılar, siz ve zevceleriniz sevinç içinde / mutluluk içinde cennete giriniz, altından tabaklar ve kupalar / kadehler onların etraflarında döner / tavaf eder , orada nefislerinin iştahlandığı gözlerini lezzetlendiren şeyler vardır, (Gözde lezzet nefiste iştah) Orada kalıcısınız, ,yaptıklarınızdan ötürü varis olduğunuz cennet işte budur, Orada fazla fazla meyveler sizin içindir , o nlardan yersiniz. Suçlular, cehennem azabında kalıcıdırlar, onlardan dindirilmeyecek / hafifletilmeyecek , onlar o rada ümidi kesik vaziyettedirler , onlara biz zulmetmedik ve lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı. Kafirler seslenirler ey malik üzerimizde yapacağını yapsın. Rabbin der ki orada bekleyip duracaksınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Etraflarında altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Orada canların çektiği ve gözlerin zevk aldığı her şey vardır. Siz, orada ebedî kalacak olanlarsınız.

    Süleyman Ateş

    Onların önünde altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Orada canların çektiği, gözlerin hoşlandığı her şey var! Ve siz orada ebedi kalacaksınız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Çevrenizde dipnot 1 altın tepsiler ve testiler dolaştırılacak, canınızın çektiği, gözlerinizin görmek istediği ne varsa hepsi oradadır. Siz orada ölümsüz olacaksınız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      iltifat Bakara 2/64

    Şaban Britch

    Etraflarında altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Orada canların çektiği ve gözlerin zevk aldığı her şey vardır. Siz, orada ebedi kalacak olanlarsınız!

    Şaban Piriş

    Etraflarında altın tepsiler ve testiler dolaştırılır. Orada canların çektiği ve gözlerin zevk aldığı her şey vardır. Siz, orada ebedi kalacak olanlarsınız!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Çevrelerinde altın tepsiler, kadehler dolaştırılır. Orada, nefislerin arzu duyacağı, gözlerin zevkleneceği her şey vardır. Ve siz orada sürekli kalacaksınız.

  7. Zuhruf suresi, 72. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 72. ayet. وَتِلْكَ ٱلْجَنَّةُ ٱلَّتِىٓ أُورِثْتُمُوهَا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    Diyanet İşleri

    İşte bu, yapmakta olduklarınıza karşılık size miras verilen cennettir.

    Mehmet Okuyan

    (Onlara) "İşte yaptıklarınıza karşılık size miras olarak verilen cennet budur. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette cennete mirasçı olabilmenin "sonuç", dünyada yapıp edilen fedakarlıkların ise "sebep" olduğuna dikkat çekilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte, yapa geldikleriniz sayesinde maliki olduğunuz cennet böyledir:

    Muhammed Esed

    Geçmişte yaptıklarınız sayesinde hak edeceğiniz cennet işte böyledir!

    Ahmed Hulusi

    İşte yaptıklarınızın sonucu olarak kendisine mirasçı kılındığınız cennet budur!

    Ali Bulaç

    "İşte, yaptıklarınız dolayısıyla mirasçı kılındığınız cennet budur."

    Ali Özek ve heyeti

    İşte yaptıklarınıza karşılık size miras verilen cennet budur.

    Ali Rıza Safa

    Ve yaptıklarınıza karşılık kalıtçı yapılacağınız cennet, işte böyledir.

    Bayraktar Bayraklı

    Sizi yaptıklarınıza karşılık mirasçı kıldığımız cennet, işte budur.

    Edip Yüksel

    Yaptıklarınızın bir karşılığı olarak size miras olarak verilen bahçe budur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yaptıklarınızın bir karşılığı olarak size miras olarak verilen cennet budur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte bu, sizin yaptığınız ameller sebebiyle mirasçı kılındığınız cennet!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve işte bu, sizin çalıştığınız ameller sebebiyle varis kılındığınız Cennet

    Erhan Aktaş

    İşte bu, yaptıklarınıza karşılık, mirasçı kılındığınız Cennet'tir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İşte bu, yaptıklarınıza karşılık, mirasçı kılındığınız Cennet'tir

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte bu, yaptıklarınıza karşılık, mirasçı kılındığınız Cennet'tir

    Gültekin Onan

    İşte, yaptıklarınız dolayısıyla mirasçı kılındığınız cennet budur.

    Hasan Basri Çantay

    İşte bu, sizin yapageldiğiniz iyi amel (ve hareket) leriniz sayesinde mirascı kılındığınız cennetdir.

    İbni Kesir

    İşte o cennet, işlediklerinize karşılık size miras kılındı.

    Mehmet Alagaş

    (61-77) Muhakkak ki saatin bilgisi ondadır onda tereddüt / mirye etmeyin bana tabi olun işte bu doğru yoldur, sakın şeytan sizi alıkoymasın, O, sizin için a paçık düşmandır. İsa , açıklamalarla / beyanatlarla ve size belli bir gerekçeyle / hikmetle geldim, karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz bazı şeyleri , açıklığa kavuşturayım diye geldim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin, muhakkak ki Allah, benim Rabbimdir , sizin de Rabbinizdir , O’na ibadet edin , işte bu doğru yoldur dedi. Sonra taraflar kendi aralarında ihtilaf ettiler, zalimlere acıtıcı azap nedeniyle yazıklar olsun / veyl olsun. Onlar farkında değillerken saatin ansızın gelmesini mi bekliyorlar? Dostların, o gün bazısı bazısına düşmandır sakınanlar hariç (onların dostlukları kalıcı). Ey kulum, bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz, onlar ayetlerimize iman ettiler ve ayetlerimize teslim olanlarılar, siz ve zevceleriniz sevinç içinde / mutluluk içinde cennete giriniz, altından tabaklar ve kupalar / kadehler onların etraflarında döner / tavaf eder , orada nefislerinin iştahlandığı gözlerini lezzetlendiren şeyler vardır, (Gözde lezzet nefiste iştah) Orada kalıcısınız, ,yaptıklarınızdan ötürü varis olduğunuz cennet işte budur, Orada fazla fazla meyveler sizin içindir , o nlardan yersiniz. Suçlular, cehennem azabında kalıcıdırlar, onlardan dindirilmeyecek / hafifletilmeyecek , onlar o rada ümidi kesik vaziyettedirler , onlara biz zulmetmedik ve lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı. Kafirler seslenirler ey malik üzerimizde yapacağını yapsın. Rabbin der ki orada bekleyip duracaksınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yapmakta olduklarınız dolayısıyla sizin varis olduğunuz Cennet işte budur!

    Süleyman Ateş

    "İşte yaptıklarınıza karşılık size miras verilen cennet budur."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yaptığınız çalışmalara karşılık size verilen Cennet, işte budur.

    Şaban Britch

    Yapmakta olduklarınız dolayısıyla, sizin varis olduğunuz Cennet işte budur!

    Şaban Piriş

    Yaptıklarınıza karşılık olarak, sizin varis olduğunuz cennet işte budur!

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte size, yapıp ettiklerinize karşılık mirasçı kılındığınız cennet!

  8. Zuhruf suresi, 73. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 73. ayet. لَكُمْ فِيهَا فَٰكِهَةٌ كَثِيرَةٌ مِّنْهَا تَأْكُلُونَ

    Diyanet İşleri

    Orada sizin için bol bol meyve var, onlardan yersiniz.

    Mehmet Okuyan

    Orada sizin için bol bol meyveler vardır, onlardan yersiniz." (denecektir).

    Mustafa İslamoğlu

    Orada (amellerinizin) meyvelerini bol bol derecek, onlardan yiyeceksiniz.

    Muhammed Esed

    (bu yaptıklarınızın) meyvelerini bolca görecek (ve) onları tadacaksınız!

    Ahmed Hulusi

    Sizin için orada pek çok meyve (marifet türü) vardır. . . Onlardan yersiniz.

    Ali Bulaç

    "Orda sizin için birçok meyveler vardır; onlardan yiyeceksiniz."

    Ali Özek ve heyeti

    Orada sizin için bol bol meyveler vardır, onlardan yersiniz, denilir.

    Ali Rıza Safa

    Orada, yiyeceğiniz pek çok meyve vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Orada, yiyeceğiniz çok meyveler vardır.

    Edip Yüksel

    Orada sizin yemeniz için bol meyveler vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Orada sizin yemeniz için bol meyveler vardır

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Orada sizin için bir çok meyveler vardır, onlardan yiyeceksiniz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sizin için onda çok meyveler vardır, onlardan yiyeceksiniz

    Erhan Aktaş

    Sizin için orada yiyeceğiniz pek çok meyve vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sizin için orada yiyeceğiniz pek çok meyve vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sizin için orada yiyeceğiniz pek çok meyve vardır.

    Gültekin Onan

    Orda sizin için birçok meyveler vardır; onlardan yiyeceksiniz.

    Hasan Basri Çantay

    Burada sizin için bir çok meyveler vardır. Onlardan yiyeceksiniz.

    İbni Kesir

    Orada sizin için meyveler vardır. Ve onlardan yersiniz.

    Mehmet Alagaş

    (61-77) Muhakkak ki saatin bilgisi ondadır onda tereddüt / mirye etmeyin bana tabi olun işte bu doğru yoldur, sakın şeytan sizi alıkoymasın, O, sizin için a paçık düşmandır. İsa , açıklamalarla / beyanatlarla ve size belli bir gerekçeyle / hikmetle geldim, karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz bazı şeyleri , açıklığa kavuşturayım diye geldim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin, muhakkak ki Allah, benim Rabbimdir , sizin de Rabbinizdir , O’na ibadet edin , işte bu doğru yoldur dedi. Sonra taraflar kendi aralarında ihtilaf ettiler, zalimlere acıtıcı azap nedeniyle yazıklar olsun / veyl olsun. Onlar farkında değillerken saatin ansızın gelmesini mi bekliyorlar? Dostların, o gün bazısı bazısına düşmandır sakınanlar hariç (onların dostlukları kalıcı). Ey kulum, bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz, onlar ayetlerimize iman ettiler ve ayetlerimize teslim olanlarılar, siz ve zevceleriniz sevinç içinde / mutluluk içinde cennete giriniz, altından tabaklar ve kupalar / kadehler onların etraflarında döner / tavaf eder , orada nefislerinin iştahlandığı gözlerini lezzetlendiren şeyler vardır, (Gözde lezzet nefiste iştah) Orada kalıcısınız, ,yaptıklarınızdan ötürü varis olduğunuz cennet işte budur, Orada fazla fazla meyveler sizin içindir , o nlardan yersiniz. Suçlular, cehennem azabında kalıcıdırlar, onlardan dindirilmeyecek / hafifletilmeyecek , onlar o rada ümidi kesik vaziyettedirler , onlara biz zulmetmedik ve lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı. Kafirler seslenirler ey malik üzerimizde yapacağını yapsın. Rabbin der ki orada bekleyip duracaksınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Orada sizin için bir çok meyveler vardır, onlardan yersiniz.

    Süleyman Ateş

    Orada sizin için çok meyva var. Onlardan yersiniz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Orada yiyeceğiniz çeşit çeşit meyveler sizi bekliyor.

    Şaban Britch

    Orada sizin için bir çok meyveler vardır, onlardan yersiniz..

    Şaban Piriş

    Orada sizin için bir çok meyveler vardır, onlardan yersiniz..

    Yaşar Nuri Öztürk

    Orada sizin için pek çok meyve var. Onlardan yiyeceksiniz.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.