Âl-i İmrân suresi · 130–138. ayetler

Faiz; bağışa koşun; sakınanların vasıfları

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Âl-i İmrân suresi, 130. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 130. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَأْكُلُوا۟ ٱلرِّبَوٰٓا۟ أَضْعَٰفًا مُّضَٰعَفَةً وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

    Diyanet İşleri

    Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah'a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Kat kat artırılmış olarak faiz yemeyin! Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun! Umulur ki kurtulursunuz. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Faizle ilgili olan bu ayetler, Bakara 2:275-281. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Yüce Allah toplumsal hayatta diğer insanlarla ilişkinin nasıl olması gerektiğine dair çeşitli bilgiler verdikten sonra, bu ayetlerde de toplumsal hayattaki vazgeçilmezlerden birisi olan ekonomik konulardan bahsetmektedir. Faiz almayı yasaklayarak hükme bağlamakta, sorumlu davranmak gerektiğini ifade ederek, ilahi rahmete ve merhamete eriştirilmek için Yüce Allah'a ve Elçi'ye itaatin zorunlu olduğuna dikkat çekmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ey iman edenler! Faizi kat kat artırarak boğazınıza geçirmeyin; sorumluluk bilincini kuşanın ki mutluluğa erebilesiniz!

    Muhammed Esed

    Siz ey imana ermiş olanlar! Ribayı kat kat arttırarak boğazınıza geçirmeyin; ama Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun ki mutluluğa erebilesiniz;

    Ahmed Hulusi

    Ey iman edenler, kat kat arttırılmış riba (faiz) yemeyin (tefecilik yasaklanmıştır)! Allah'tan (yaptıklarınızın getirisini kesinlikle yaşatacağı içindir ki) korunun; kurtuluşa eresiniz!

    Ali Bulaç

    Ey iman edenler, faizi kat kat arttırılmış olarak yemeyin. Ve Allah'tan sakının, umulur ki kurtulursunuz.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah’tan sakının ki kurtuluşa eresiniz.

    Ali Rıza Safa

    Ey inanca çağırılanlar! Katlanarak artırılmış faizi yemeyin ve Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın; böylece, belki kurtuluşa erişirsiniz.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey iman edenler! Faizi kat kat arttırarak yemeyiniz. Allah'tan sakınınız ki kurtuluşa eresiniz.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayanlar, faizi kat kat arttırılmış olarak yemeyin. Başarılı olmak için ALLAH'ı dinleyin. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Banka yatırımları ve bu yatırımların geliri, yüksek faiz uygulanmadığı sürece ekonomide olumlu bir yere sahip olduğu iddiası tartışmalıdır. Banka faizleri kapitalist sistemin biçimlendirdiği ekonominin vazgeçilmez bir öğesidir. Bu konuda ben dahil çoğunluk tüketici ekonominin ve kapitalist sistemin üretip dayattığı bazı dogmalara ve koşullanmalara sahiptir. * Ancak, faizsiz bir ekonominin ne gibi sonuçlar üreteceğini ve nasıl bir sistem oluşturacağını bilmek için toplum-birey ilişkisi ve ahlaklı bir toplumun ana hedefi farklı bir paradigma ile belirlenip incelenmeli. * Lütfen 2:275-281 ayetlerine bakınız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnananlar, faizi kat kat arttırılmış olarak yemeyin. Başarılı olmak için ALLAH'ı dinleyin.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey iman edenler, öyle kat kat katlayarak faiz yemeyin ve Allah'tan korkun ki, arzunuza ulaşasınız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o bütün iman edenler! Öyle kat kat katlayarak riba yemeyin, Allahdan korkun ki felah bulasınız

    Erhan Aktaş

    Ey İman Edenler! Kat kat artırarak riba dipnot 1 yemeyin. Allah'a karşı takva sahibi olun. Umulur ki kurtuluşa erersiniz.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 2:275. ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey iman edenler! Kat kat artırarak riba dipnot 1 yemeyin. Allah'a karşı takva sahibi olun. Umulur ki kurtuluşa erersiniz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 2:275. Ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey iman edenler! Kat kat artırarak riba dipnot 1 yemeyin. Allah'a karşı takva sahibi olun. Umulur ki kurtuluşa erersiniz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Riba, "haksız fazlalık" demektir. Bankacılık sistemindeki "faiz" de bir fazlalık olmakla birlikte; yapılan işlerin önemli bir kısmı "haksız fazlalık" kapsamına girmediği için, faize konu olan her işlemi riba olarak tanımlamak doğru değildir. Zira her fazlalık, "haksız fazlalık" değildir. Tıpkı alım ve satım arasındaki kardan doğan fark/fazlalık veya vade farkından doğan fark gibi. Ayrıca, riba sözcüğüne "faiz" anlamı vermek doğru değildir. Zira riba, özetle: ne mal ne de hizmet olarak bir karşılığa dayanmayan "fazladan" bir kazançtır; "haksız" fazlalık demektir. Oysaki bankacılık sisteminde kullanılan krediye karşılık alınan faiz; bir "hizmet karşılığı" alınan ücrettir. Diğer bir deyimle, riba: "haksız fazlalık", faiz ise bir "hizmete karşılık ortaya çıkan fazlalıktır/farktır.". Verilen hizmete karşılık alınan ücrettir. Bu ücretin, verilen hizmete ve piyasa koşullarına denk olması esastır. Denkliğin gözetilmemesi durumlarda faiz ribaya dönüşür. Bu bağlamda, alışverişteki aşırı kar miktarı da vade farkındaki aşırılık da ribadır.

    Gültekin Onan

    Ey inananlar, faizi kat kat arttırılmış olarak yemeyin. Ve Tanrı'dan sakının, umulur ki kurtulursunuz.

    Hasan Basri Çantay

    Ey iman edenler, ribayı (faizi) öyle kat kat artırılmış olarak yemeyin Allahdan korkun. Taki muraadınıza eresiniz.

    İbni Kesir

    Ey iman edenler; kat kat faiz yemeyin. Allah'tan korkunki felah bulasınız.

    Mehmet Alagaş

    (130-136) Ey İman edenler, katlandıkça katlanan faizi yemeyin, Allah’tan sakının böylelikle belki kurtuluşa erersiniz , K afirlere hazırlanmış olan ateşten sakının, Allah’a ve Resule uyun, böylelikle belki esirgenirsiniz. Rabbinizden bağışlanma için ve takva sahipleri için hazırlanmış, genişliği semalar ve yer kadar olan cennet için koşuşun. Onlar ki bollukta ve darlıkta harcarlar, öfkelerini yenerler, insanları affederler , Allah güzel davrananları sever. İğrenç bir şey yaptıklarında yahut kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlarlar, günahları için bağışlanma isterler , Allah’tan başka kim günah bağışlayabilir? Bildikleri halde / bile bile yaptıklarında ısrar etmezler. Onların karşılığı Rablerinden bağışlanmaktır ve altlarından nehirler akan cennetlerdir, orada kalıcıdırlar, yapanların ecri ne güzeldir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki, kurtuluşa eresiniz.

    Süleyman Ateş

    Ey inananlar, kat kat riba yemeyin, Allah'tan korkun ki, kurtuluşa eresiniz.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Özelliği, kat kat artma olan faizi yemeyin! dipnot 1 Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının ki umduğunuza kavuşasınız.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kat kat artma, faizin değişmez özelliğidir. Mesela %5 faizle alınan borç zamanında ödenmezse faiz anaparaya eklendikten sonra yeni bir faiz oranı belirlenir ve faiz zamanla anaparayı geçer. Verilen borca ilave edilmesi şart koşulan en küçük bir fazlalık faizdir ve haramdır (Bakara 2/278-279, Nisa 4/29, Rum 30/39).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler (müminler)! Özelliği kat kat katlanıp artma olan faizi yemeyin dipnot 1 . Allah'tan çekinin ki umduğunuza kavuşasınız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Katlanarak artma faizin özelliğidir. Mesela %5 faizle alınan borç zamanında ödenmezse onun faizi katlanarak artar. (Daha detaylı bilgi için Bkz Bakara 2/275,276) Ayetteki  أَضْعَافًا مُّضَاعَفَةً ifadesi Arap dili açısından الرِّبَا = riba kelimesinin halidir. Yani ribanın özelliğini ifade eder. Bu özellik geçici ise ona müntakile veya mütenakkile, kalıcı ise sabite denir. Kat kat katlanarak artmak ribanın değişmez özelliği olduğu için ayete yukarıdaki meal dışında meal vermek uygun olmaz.

    Şaban Britch

    Ey iman edenler! Kat kat artırılan faizi yemeyin. Allah’tan korkun ki, kurtuluşa eresiniz.

    Şaban Piriş

    -Ey iman edenler, kat kat artırılan, faizi yemeyin. Allah'tan korkun ki, kurtuluşa eresiniz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey iman sahipleri! Ribayı öyle kat kat katlayarak yemeyin. Allah'tan korkun ki kurtuluşa erebilesiniz.

  2. Âl-i İmrân suresi, 131. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 131. ayet. وَٱتَّقُوا۟ ٱلنَّارَ ٱلَّتِىٓ أُعِدَّتْ لِلْكَٰفِرِينَ

    Diyanet İşleri

    Kafirler için hazırlanmış ateşten sakının.

    Mehmet Okuyan

    Kâfirler için hazırlanmış (olacak cehennem) ateş(in)den korunun!

    Mustafa İslamoğlu

    Bir de inkar edenler için hazırlanmış olan ateşten sakının!

    Muhammed Esed

    Ve hakikati inkar edenleri bekleyen ateşten sakının!

    Ahmed Hulusi

    Hakikati inkar edenler için hazırlanmış olan ateşten korunun.

    Ali Bulaç

    Ve kafirler için hazırlanmış olan ateşten sakının.

    Ali Özek ve heyeti

    Kâfirler için hazırlanmış bulunan ateşten sakının!

    Ali Rıza Safa

    Nankörlük edenler için hazırlanmış olan ateşten sakının.

    Bayraktar Bayraklı

    Kafirler için hazırlanan ateşten sakınınız!

    Edip Yüksel

    İnkarcılar için hazırlanmış olan ateşten sakının.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkarcılar için hazırlanmış olan ateşten sakının.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O kafirler için hazırlanmış ateşten sakının!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    hem o kafirler için hazırlanmış ateşten korunun

    Erhan Aktaş

    Kafirler için hazırlanmış ateşten korunmak için takva sahibi olun.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kafirler için hazırlanmış ateşten korunmak için takva sahibi olun.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçeği yalanlayan nankörler için hazırlanmış ateşten korunmak için takva dipnot 1 sahibi olun.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak, o buyruklarla kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye almak.

    Gültekin Onan

    Ve kafirler için hazırlanmış olan ateşten sakının.

    Hasan Basri Çantay

    Kafirler için hazırlanmış olan o ateşden sakının.

    İbni Kesir

    Kafirler için hazırlanmış olan ateşten sakının.

    Mehmet Alagaş

    (130-136) Ey İman edenler, katlandıkça katlanan faizi yemeyin, Allah’tan sakının böylelikle belki kurtuluşa erersiniz , K afirlere hazırlanmış olan ateşten sakının, Allah’a ve Resule uyun, böylelikle belki esirgenirsiniz. Rabbinizden bağışlanma için ve takva sahipleri için hazırlanmış, genişliği semalar ve yer kadar olan cennet için koşuşun. Onlar ki bollukta ve darlıkta harcarlar, öfkelerini yenerler, insanları affederler , Allah güzel davrananları sever. İğrenç bir şey yaptıklarında yahut kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlarlar, günahları için bağışlanma isterler , Allah’tan başka kim günah bağışlayabilir? Bildikleri halde / bile bile yaptıklarında ısrar etmezler. Onların karşılığı Rablerinden bağışlanmaktır ve altlarından nehirler akan cennetlerdir, orada kalıcıdırlar, yapanların ecri ne güzeldir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kâfirler için hazırlanmış ateşten kendinizi koruyun.

    Süleyman Ateş

    Kafirler için hazırlanmış ateşten sakının!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ayetleri görmezlik edenler (kafirler) için hazırlanmış olan o ateşten kendinizi koruyun.

    Şaban Britch

    Kâfirler için hazırlanan ateşten kendinizi koruyun.

    Şaban Piriş

    Kafirler için hazırlanan ateşten kendinizi koruyun.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kafirler için hazırlanmış ateşten korkun.

  3. Âl-i İmrân suresi, 132. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 132. ayet. وَأَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَٱلرَّسُولَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

    Diyanet İşleri

    Allah'a ve Peygambere itaat edin ki size merhamet edilsin.

    Mehmet Okuyan

    Allah'a ve Elçi'ye itaat edin ki merhamete kavuşturulasınız.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah'a ve elçisine de tabi olun ki, rahmete mazhar olasınız!

    Muhammed Esed

    Allah'a ve Elçisi'ne tabi olun ki rahmete nail olabilesiniz.

    Ahmed Hulusi

    Allah'a ve Rasule itaat edin ki rahmete erdirilesiniz.

    Ali Bulaç

    Allah'a ve elçisine itaat edin, ki merhamet olunasınız.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah'a ve Rasûl'üne itaat edin ki rahmete kavuşturulasınız.

    Ali Rıza Safa

    Allah'a ve elçiye boyun eğin; böylece, belki merhamet edilirsiniz.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah'a ve Peygamber'ine itaat ediniz ki rahmete kavuşturulasınız.

    Edip Yüksel

    Merhamet edilmeniz için ALLAH'a ve elçiye uyun.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Merhamet edilmeniz için ALLAH'a ve elçiye uyun.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah'a ve peygambere itaat edin ki, rahmete erdirilesiniz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allaha ve Peygambere itaat edin ki rahmete erdirilesiniz

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah'a ve Rasul'e itaat edin ki size merhamet edilsin.

    Gültekin Onan

    Tanrı'ya ve elçisine itaat edin, ki merhamet olunasınız.

    Hasan Basri Çantay

    Allaha ve Peygambere itaat edin. Taki rahmete kavuşdurulasınız.

    İbni Kesir

    Allah'a ve Peygamber'e itaat edin ki rahmete erdirilesiniz.

    Mehmet Alagaş

    (130-136) Ey İman edenler, katlandıkça katlanan faizi yemeyin, Allah’tan sakının böylelikle belki kurtuluşa erersiniz , K afirlere hazırlanmış olan ateşten sakının, Allah’a ve Resule uyun, böylelikle belki esirgenirsiniz. Rabbinizden bağışlanma için ve takva sahipleri için hazırlanmış, genişliği semalar ve yer kadar olan cennet için koşuşun. Onlar ki bollukta ve darlıkta harcarlar, öfkelerini yenerler, insanları affederler , Allah güzel davrananları sever. İğrenç bir şey yaptıklarında yahut kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlarlar, günahları için bağışlanma isterler , Allah’tan başka kim günah bağışlayabilir? Bildikleri halde / bile bile yaptıklarında ısrar etmezler. Onların karşılığı Rablerinden bağışlanmaktır ve altlarından nehirler akan cennetlerdir, orada kalıcıdırlar, yapanların ecri ne güzeldir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah'a ve Rasûl'e itaat edin ki, merhamete erdirilesiniz.

    Süleyman Ateş

    Allah'a ve Elçiye ita'at edin ki, size merhamet edilsin.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'a ve elçisine boyun eğin ki iyilik bulasınız.

    Şaban Britch

    Allah ve Peygamberine itaat edin ki size merhamet edilsin.

    Şaban Piriş

    Allah ve Peygamberine itaat edin ki size merhamet edilsin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah'a ve resule itaat edin ki, merhamet görebilesiniz.

  4. Âl-i İmrân suresi, 133. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 133. ayet. وَسَارِعُوٓا۟ إِلَىٰ مَغْفِرَةٍ مِّن رَّبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا ٱلسَّمَٰوَٰتُ وَٱلْأَرْضُ أُعِدَّتْ لِلْمُتَّقِينَ

    Diyanet İşleri

    Rabbinizin bağışına, genişliği göklerle yer arası kadar olan ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun.

    Mehmet Okuyan

    Rabbinizin bağışlamasına ve muttakîler (duyarlı olanlar) için hazırlanmış (olacak), genişliği de gökler ve yer kadar olan cennete koşun! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Hadîd 57:21.

    Mustafa İslamoğlu

    Rabbinizin mağfiretine ermek ve muttakiler için hazırlanmış gökler ve yeryüzü genişliğinde olan cenneti kazanmak için birbirinizle yarışın!

    Muhammed Esed

    Rabbinizin affına mazhar olmak ve Allah'a karşı sorumluluk bilinci duyanlar için hazırlanmış gökler ile yer kadar geniş bir cennete ulaşmak için birbirinizle yarışın;

    Ahmed Hulusi

    Koşuşun, Rabbinizden (hakikatinizdeki Esma bileşiminden kaynaklanacak olan) mağfirete ve semalar (idrak mertebeleri) ile arz (kuvveler platformu) genişliğindeki (Allah Esma'sının kuvveleriyle tahakkuk ortamı olan) cennete. . . Korunanlar için hazırlanmıştır o!

    Ali Bulaç

    Rabbinizden olan mağfiret ve eni göklerle yer kadar olan cennete (kavuşmak için) yarışın; o, muttakiler için hazırlanmıştır.

    Ali Özek ve heyeti

    Rabbinizin bağışına ve takvâ sahipleri için hazırlanmış olup genişliği gökler ve yer kadar olan cennete koşun!

    Ali Rıza Safa

    Efendiniz tarafından bağışlanmaya ve sorumluluk bilinci taşıyanlar için hazırlanmış, göklerle yeryüzüne denk genişliği olan cennete koşun.

    Bayraktar Bayraklı

    Rabbinizin affına mazhar olmak ve sakınanlar için hazırlanan gökler ve yer kadar geniş bir cennete ulaşmak için birbirinizle yarışınız.

    Edip Yüksel

    Efendiniz tarafından bağışlanmaya, eni göklerle yeri kapsayan ve erdemliler için hazırlanmış olan bahçeye doğru koşun.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rabbiniz tarafından bağışlanmaya, eni göklerle yeri kapsayan ve erdemliler için hazırlanmış olan cennete doğru koşun.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve koşuşun Rabbinizden bir bağışlanmaya ve takva sahipleri için hazırlanmış eni gökler ve yer genişliğinde olan cennete.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve koşuşun Rabbınızdan bir mağfirete ve bir Cennete ki eni Semavat-ü Arz genişliğidir, müttekiler için hazırlanmıştır

    Erhan Aktaş

    Rabb'inizin bağışlaması ve muttakiler için hazırlanmış, yer ile gök arası kadar geniş olan Cennet için yarışın.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Rabb'inizin bağışlamasına ve muttakiler için hazırlanmış, yer ile gök arası kadar geniş olan Cennet için yarışın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rabb'inizin bağışlamasına ve muttakiler için hazırlanmış, yer ile gök arası kadar geniş olan Cennet için yarışın.

    Gültekin Onan

    rabbinizden olan mağfiret ve eni göklerle yer kadar olan cennete (kavuşmak için ) yarışın; o, muttakiler için hazırlanmıştır.

    Hasan Basri Çantay

    Rabbinizin mağfiretine ve takvaa saahibleri için hazırlanmış olan cennete — ki en göklerle yer (kadardır) — koşuşun.

    İbni Kesir

    Rabbınızın mağfiretine ve genişliği göklerle yer arası kadar olan cennete koşun. O, takva sahibleri için hazırlanmıştır.

    Mehmet Alagaş

    (130-136) Ey İman edenler, katlandıkça katlanan faizi yemeyin, Allah’tan sakının böylelikle belki kurtuluşa erersiniz , K afirlere hazırlanmış olan ateşten sakının, Allah’a ve Resule uyun, böylelikle belki esirgenirsiniz. Rabbinizden bağışlanma için ve takva sahipleri için hazırlanmış, genişliği semalar ve yer kadar olan cennet için koşuşun. Onlar ki bollukta ve darlıkta harcarlar, öfkelerini yenerler, insanları affederler , Allah güzel davrananları sever. İğrenç bir şey yaptıklarında yahut kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlarlar, günahları için bağışlanma isterler , Allah’tan başka kim günah bağışlayabilir? Bildikleri halde / bile bile yaptıklarında ısrar etmezler. Onların karşılığı Rablerinden bağışlanmaktır ve altlarından nehirler akan cennetlerdir, orada kalıcıdırlar, yapanların ecri ne güzeldir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Rabbinizin mağfiretine ve takva sahipleri için hazırlanmış, eni gökler ve yer kadar olan cennete koşuşun!

    Süleyman Ateş

    Rabbinizden bir bağışlanmaya ve genişliği göklerle yer arası kadar olan, korunanlar için hazırlanmış cennete koşun!

    Süleymaniye Vakfı

    Rabbiniz tarafından bağışlanmak ve genişliği göklerle yer kadar olan cenneti kazanmak için koşuşun. Orası müttakiler /yanlışlardan sakınanlar için hazırlanmıştır. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetteki "koşuşun" emri, Al-i İmran 130. ayette "Ey inanıp güvenenler!" diye başlayıp, buraya kadar müminlerden istenen şeylerin sonuncusudur. İnsanlar bu ayete kadar anlatılan iyi işleri yapma konusunda yarışmalıdır. Bu yarışı kazananlar, cennete gireceklerdir. Dünyada insanlar arasında maddi ve manevi nimetler bakımından derece farkları vardır. Ahirette derece farkları daha büyük olacaktır (İsra 17/21, Vakıa 56/10-26).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yarışmaya girin de Rabbiniz tarafından bağışlanma hakkını ve genişliği gökler ile yer arası kadar olan Cenneti kazanın. Orası, Allah'tan çekinerek kendini koruyanlar dipnot 1 için hazırlanmıştır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Müttakiler: Allah'tan çekinerek kendini koruyanlar, kendini(fıtratı) bozmayanlar.  (Detaylı açıklama için bakınız Bakara 2/2)

    Şaban Britch

    Rabbinizden gelen mağfirete ve genişliği gökler ile yer kadar olan, muttakiler için hazırlanmış Cennet'e koşuşun.

    Şaban Piriş

    -Rabbinizden gelen mağfirete ve genişliği gökler ile yer kadar olan, muttakiler için hazırlanmış cennete koşuşun.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Rabbinizden bir bağışlanmaya ve eni göklerle yer kadar olan cennete doğru yarışır gibi koşuşun. O, takva sahipleri için hazırlanmıştır.

  5. Âl-i İmrân suresi, 134. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 134. ayet. ٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ فِى ٱلسَّرَّآءِ وَٱلضَّرَّآءِ وَٱلْكَٰظِمِينَ ٱلْغَيْظَ وَٱلْعَافِينَ عَنِ ٱلنَّاسِ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ

    Diyanet İşleri

    Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah, iyilik edenleri sever.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar ki bollukta da darlıkta da infak ederler; öfkelerini kontrol altında tutarlar ve insanların hatalarını bağışlarlar; zira Allah iyilik edenleri sever.

    Muhammed Esed

    Onlar ki hem bolluk hem de darlık zamanında (Allah yolunda) harcarlar, öfkelerini kontrol altında tutarlar ve insanları affederler, çünkü Allah iyilik yapanları sever;

    Ahmed Hulusi

    Onlar ki, bollukta ve darlıkta Allah için karşılıksız bağışta bulunurlar, kızdıklarında öfkelerini kontrol ederler, insanların kusurlarını affederler. Allah ihsan edenleri sever.

    Ali Bulaç

    Onlar, bollukta da, darlıkta da infak edenler, öfkelerini yenenler ve insanlar (daki hakların)dan bağışlama ile (vaz) geçenlerdir. Allah, iyilik yapanları sever.

    Ali Özek ve heyeti

    O takvâ sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar; öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları sever.

    Ali Rıza Safa

    Onlar, varlıkta ve yoklukta yardımlaşmak amacıyla paylaşırlar, öfkelerini yenerler ve insanları hoşgörürler. Çünkü Allah, iyilik yapanları sever.

    Bayraktar Bayraklı

    Muttakiler hem bolluk hem de darlık anlarında infak ederler; öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah iyilik edenleri sever.

    Edip Yüksel

    O erdemliler ki bollukta ve darlıkta yardım için para harcarlar, öfkelerini kontrol ederler, insanların kusurlarını görmemezlikten gelirler. ALLAH iyilik yapanları sever.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O erdemliler ki bollukta ve darlıkta yardım için para harcarlar, öfkelerini kontrol ederler, insanların kusurlarını görmemezlikten gelirler. ALLAH iyilik yapanları sever.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O takva sahipleri, bollukta ve darlıkta nafaka verenler, kızdıklarında öfkelerini yutanlar ve insanların kusurlarını bağışlayanlardır. Allah, iyilik edenleri sever.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O müttekiler ki bollukta ve darlıkta infak ederler, ve kızdıklarında öfkelerini yutarlar ve nasın kusurlarını afvedicidirler, Allah da muhsinleri sever

    Gültekin Onan

    Onlar, bollukta da, darlıkta da infak edenler, öfkelerini yenenler ve insanlar (daki hakların) dan bağışlama ile (vaz) geçenlerdir. Tanrı, iyilik yapanları sever.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar (O takvaa sahipleri) bollukda ve darlıkda infaak edenler, öfkelerini yutanlar, insanlar (ın kusurların) dan, afv ile, geçenlerdir. Allah iyilik edenleri sever.

    İbni Kesir

    Onlar ki; bollukta ve darlıkta infak ederler, öfkelerini yenerler, insanların kusurlarını bağışlarlar. Allah, ihsan edenleri sever.

    Mehmet Alagaş

    (130-136) Ey İman edenler, katlandıkça katlanan faizi yemeyin, Allah’tan sakının böylelikle belki kurtuluşa erersiniz , K afirlere hazırlanmış olan ateşten sakının, Allah’a ve Resule uyun, böylelikle belki esirgenirsiniz. Rabbinizden bağışlanma için ve takva sahipleri için hazırlanmış, genişliği semalar ve yer kadar olan cennet için koşuşun. Onlar ki bollukta ve darlıkta harcarlar, öfkelerini yenerler, insanları affederler , Allah güzel davrananları sever. İğrenç bir şey yaptıklarında yahut kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlarlar, günahları için bağışlanma isterler , Allah’tan başka kim günah bağışlayabilir? Bildikleri halde / bile bile yaptıklarında ısrar etmezler. Onların karşılığı Rablerinden bağışlanmaktır ve altlarından nehirler akan cennetlerdir, orada kalıcıdırlar, yapanların ecri ne güzeldir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Muttakiler, bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah, iyilik edenleri sever.

    Süleyman Ateş

    O(koruna)nlar bollukta ve darlıkta Allah için harcarlar, öfke(lerin)i yutkunurlar, insanları affederler. Allah da güzel davrananları sever.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar, bollukta ve darlıkta infak eden /hayra harcayan, sinirlerine hakim olan ve insanları affedenlerdir. dipnot 1 Allah, (böyle) güzel davrananları sever.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Yarışı kazanacak olanlar;) Bollukta ve darlıkta hayra harcayan, öfkelerine hakim olan ve insanların kusurlarına bakmayanlardır. Allah, güzel davrananları sever.

    Şaban Britch

    Muttakiler, bollukta da darlıkta da veren, öfkelerine hakim olan ve insanların (kusurlarını) bağışlayanlardır. Allah iyilik edenleri sever.

    Şaban Piriş

    Muttakiler, bollukta da darlıkta da veren, öfkelerine hakim olan ve insanların kusurlarını bağışlayanlardır. Allah iyilik edenleri sever.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlar bollukta ve darlıkta infak ederler. Öfkelerini yutanlardır onlar, insanları affedenlerdir. Allah, güzel düşünüp güzel davrananları sever.

  6. Âl-i İmrân suresi, 135. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 135. ayet. وَٱلَّذِينَ إِذَا فَعَلُوا۟ فَٰحِشَةً أَوْ ظَلَمُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ ذَكَرُوا۟ ٱللَّهَ فَٱسْتَغْفَرُوا۟ لِذُنُوبِهِمْ وَمَن يَغْفِرُ ٱلذُّنُوبَ إِلَّا ٱللَّهُ وَلَمْ يُصِرُّوا۟ عَلَىٰ مَا فَعَلُوا۟ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    Yine onlar, çirkin bir iş yaptıkları, yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah'ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenler -ki Allah'tan başka günahları kim bağışlar- ve bile bile işledikleri (günah) üzerinde ısrar etmeyenlerdir.

    Mehmet Okuyan

    Onlar, bir çirkinlik yaptıklarında veya kendilerine haksızlık ettiklerinde Allah'ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen bağışlanma dilerler. dipnot 1 (Zaten) günahları Allah'tan başka kim bağışlayabilir ki! Onlar, işledikleri kötülüklerde bilerek ısrar etmezler.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: A‘râf 7:201.

    Mustafa İslamoğlu

    Yine onlar, utanç verici bir iş yaptıkları ya da kendi kendilerine bir kötülük ettikleri zaman, Allah'ı hatırlayıp hemen günahları için istiğfar ederler; zira Allah'tan başka günahları kim bağışlayabilir ki? Üstelik onlar, yaptıkları kötülük üzerinde bile bile ısrar da etmezler.

    Muhammed Esed

    Ve onlar, utanç verici bir iş yaptıkları veya kendi kendilerine (başka türlü) bir zulüm işledikleri zaman, Allah'ı anar ve günahlarının affı için yalvarırlar -zaten Allah'tan başka kim günahları affedebilir?- ve her ne (zulüm) işlemişlerse onda bilerek ısrar etmezler.

    Ahmed Hulusi

    Onlar utanılacak bir iş yaptıklarında veya (Allah'tan perdelenerek) nefslerine zulmettiklerinde; Allah'ı düşünüp yaptıkları yanlış, kusur dolayısıyla istiğfar ederler. Suçları da Allah'tan başka kim bağışlayabilir (ki)! Onlar yaptıkları yanlışlarda ısrarlı değillerdir.

    Ali Bulaç

    Ve 'çirkin bir hayasızlık' işledikleri ya da nefislerine zulmettikleri zaman, Allah'ı hatırlayıp hemen günahlarından dolayı bağışlanma isteyenlerdir. Allah'tan başka günahları bağışlayan kimdir? Bir de onlar yaptıkları (kötü şeylerde) bile bile ısrar etmeyenlerdir.

    Ali Özek ve heyeti

    Yine onlar ki, bir kötülük yaptıklarında, ya da kendilerine zulmettiklerinde Allah'ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen tevbe istiğfar ederler. Zaten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki! Bir de onlar, işledikleri kötülüklerde, bile bile ısrar etmezler.

    Ali Rıza Safa

    Ve sağtöreye uygun olmayan edimlerde bulunduklarında veya kendilerine yazık ettiklerinde, Allah'ı hatırlayıp, suçları için hemen bağışlanma dilerler. Allah'tan başka, kim suçları bağışlayabilir? Zaten onlar, yaptıklarını bilerek sürdürmezler.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar, utanç verici bir iş yaptıkları veya kendi kendilerine haksızlık ettikleri zaman Allah'ı anar ve günahlarının affı için yalvarırlar. Zaten günahları Allah'tan başka kim affedebilir? Bunlar yaptıkları fenalık üzerinde bile bile ısrar etmezler.

    Edip Yüksel

    Onlar ki bir günah işledikleri, yahut kendilerine zulmettikleri zaman ALLAH'ı anımsar ve günahları için bağışlanma dilerler -zaten ALLAH'tan başka kim günahları bağışlayabilir ki?- ve onlar bile bile günah işlemeye devam etmez.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar ki bir günah işledikleri, yahut kendilerine zulmettikleri zaman ALLAH'ı anımsar ve günahları için bağışlanma dilerler -Zaten ALLAH'tan başka kim günahları bağışlayabilir ki?- ve onlar bile bile günah işlemeye devam etmez

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar bir kusur işledikleri veya kendilerine bir zulmettiklerinde Allah'ı ananlar ve hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenlerdir. Zaten günahları Allah'tan başka kim bağışlayabilir ki? Bir de onlar, yaptıklarına bile bile ısrar etmezler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve onlar ki bir kabahat yaptıkları veya nefislerine bir zulmettikleri vakıt Allahı anarlar da derhal günahlarına istiğfar ederler, günahları da Allahdan başka kim mağfiret eder? Hem yaptıklarına bile bile ısrar etmezler

    Erhan Aktaş

    Ve onlar, kötü bir şey yaptıkları veya kendilerine zulmettikleri dipnot 1 zaman, Allah'ı hatırlayıp, suçlarının bağışlanması için O'na yalvarırlar. Zaten Allah'ın dışında kim suçları bağışlayabilir ki? Onlar, yaptıkları kötülüklerde bile bile ısrar etmezler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsan, Allah'ın gösterdiği yoldan gitmemekle kendisine zulmetmiş olmaktadır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve onlar, kötü bir şey yaptıkları veya kendilerine zulmettikleri dipnot 1 zaman, Allah'ı hatırlayıp, suçlarının bağışlanması için O'na yalvarırlar. Zaten Allah'ın dışında kim suçları bağışlayabilir ki? Onlar, yaptıkları kötülüklerde bile bile ısrar etmezler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsan, Allah'ın gösterdiği yoldan gitmemekle kendisine zulmetmiş olmaktadır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve onlar, kötü bir şey yaptıkları veya kendilerine zulmettikleri dipnot 1 zaman, Allah'ı hatırlayıp, suçlarının bağışlanması için O'na yalvarırlar. Zaten Allah'ın dışında kim suçları bağışlayabilir ki? Onlar, yaptıkları kötülüklerde bile bile ısrar etmezler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsan, Allah'ın gösterdiği yoldan gitmemekle aslında kendisine zulmetmiş olmaktadır.

    Gültekin Onan

    Ve 'çirkin bir hayasızlık' işledikleri ya da nefislerine zulmettikleri zaman. Tanrı'yı hatırlayıp hemen günahlarından dolayı bağışlanma isteyenlerdir. Tanrı'dan başka günahları bağışlayan kimdir? Bir de onlar yaptıkları (kötü şeylerde) bile bile ısrar etmeyenlerdir.

    Hasan Basri Çantay

    Ve çirkin bir günah işledikleri, yahud nefslerine zulmetdikleri vakit Allahı hatırlayarak hemen günahlarının yarlığanmasını isteyenlerdir. Günahları Allahtan başka kim yarlığar? Bir de onlar işledikleri (günah) üzerinde, bilib dururlarken ısrar etmeyenlerdir.

    İbni Kesir

    Onlar ki; fena bir şey yaptıklarında veya kendilerine zulmettiklerinde Allah'ı anarlar. Hemen günahlarının bağışlanmasını dilerler. Günahları, Allah'tan başka kim bağışlar? Hem onlar yaptıklarında bile bile ısrar da etmezler.

    Mehmet Alagaş

    (130-136) Ey İman edenler, katlandıkça katlanan faizi yemeyin, Allah’tan sakının böylelikle belki kurtuluşa erersiniz , K afirlere hazırlanmış olan ateşten sakının, Allah’a ve Resule uyun, böylelikle belki esirgenirsiniz. Rabbinizden bağışlanma için ve takva sahipleri için hazırlanmış, genişliği semalar ve yer kadar olan cennet için koşuşun. Onlar ki bollukta ve darlıkta harcarlar, öfkelerini yenerler, insanları affederler , Allah güzel davrananları sever. İğrenç bir şey yaptıklarında yahut kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlarlar, günahları için bağışlanma isterler , Allah’tan başka kim günah bağışlayabilir? Bildikleri halde / bile bile yaptıklarında ısrar etmezler. Onların karşılığı Rablerinden bağışlanmaktır ve altlarından nehirler akan cennetlerdir, orada kalıcıdırlar, yapanların ecri ne güzeldir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yine onlar, bir günah işlediklerinde veya nefislerine zulmettiklerinde Allah’ı zikredip günahları için mağfiret dilerler. Allah’tan başka günahları kim bağışlar? Onlar, yaptıklarında bile bile ısrar etmezler.

    Süleyman Ateş

    Ve onlar bir kötülük yaptıkları, ya da nefislerine zulmettikleri zaman, Allah'ı hatırlayarak hemen günahlarının bağışlanmasını dilerler; günahları da Allah'tan başka kim bağışlayabilir? Ve onlar, hatalarında bile bile, ısrar etmezler.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar, cinsel bir suç işlediklerinde dipnot 1 veya kendilerini yanlış bir işe soktuklarında Allah'ı hatırlar ve hemen günahlarının bağışlanmasını dilerler. Zaten günahları Allah'tan başka kim bağışlayabilir ki! dipnot 2 Bir de onlar yaptıkları yanlışta bile bile ısrar etmezler.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Cinsel bir suç" anlamı verdiğimiz kelime, fuhuş anlamındaki "fahişe (فَاحِشَة)"dir. Türkçede para karşılığı yapılan cinsel ilişkiye fuhuş dendiğinden, yanlış anlamaya yol açmasın diye bu anlam verilmiştir. Ayrıntılar için bkz. Nisa 4/15-16 ve dipnotları.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar bir çirkinlik yapar veya kendilerini kötü duruma düşürürlerse derhal Allah'ı hatırlar ve günahlarının bağışlanmasını isterler. Günahları Allah'tan başka kim bağışlayabilir? Bir de yaptıkları yanlışta bile bile direnmezler.

    Şaban Britch

    Onlar, bir günah işlediklerinde veya nefislerine zulmettiklerinde Allah’ı zikredip günahları için mağfiret dilerler. Allah’tan başka günahları kim bağışlar? Onlar, yaptıklarında bile bile ısrar etmezler.

    Şaban Piriş

    Muhsinler, bir çirkin iş yaptıklarında veya nefislerine zulmettiklerinde Allah'ı zikredip günahları için mağfiret dilerler. Allah'tan başka günahları kim bağışlar? Onlar, yaptıklarında bile bile ısrar etmezler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlar, çirkin bir iş yaptıklarında yahut öz benliklerine zulmettiklerinde, Allah'ı hatırlar da günahları için af dilerler. Günahları Allah'tan başka kim affeder ki? Ve onlar yaptıklarında bile bile ısrar etmezler.

  7. Âl-i İmrân suresi, 136. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 136. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ جَزَآؤُهُم مَّغْفِرَةٌ مِّن رَّبِّهِمْ وَجَنَّٰتٌ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا وَنِعْمَ أَجْرُ ٱلْعَٰمِلِينَ

    Diyanet İşleri

    İşte onların mükafatı Rab'leri tarafından bağışlanma ve içinden ırmaklar akan cennetlerdir ki orada ebedi kalacaklardır. (Allah yolunda) çalışanların mükafatı ne güzeldir!

    Mehmet Okuyan

    İşte onların ödülü, Rableri tarafından bağışlanma ve altlarından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetlerdir. (İyi) iş yapanların ödülü ne güzeldir! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: ‘Ankebût 29:58; Zümer 39:74.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte bunların ödülü, Rablerinden bir mağfiret ve orada yerleşip kalacakları zemininden ırmaklar çağlayan cennet olacaktır: çalışıp çabalayanlar için ne muhteşem bir ödüldür bu.

    Muhammed Esed

    İşte bunlar, mükafat olarak Rablerinden bağışlanma ve mesken olarak içinden ırmaklar akan hasbahçeler bulacaklar: gayret gösterenler için ne güzel bir mükafat!

    Ahmed Hulusi

    İşte onların yaptıklarının karşılığı (cezası), Rablerinden bir bağışlanma ve altlarından ırmaklar akan cennetlerdir. Sonsuza dek orada kalırlar. Ne güzel mükafattır bu yararlı iş yapanlara.

    Ali Bulaç

    İşte bunların karşılığı, Rablerinden bağışlanma ve içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetlerdir. (Böyle) Yapıp edenlere ne güzel bir karşılık (ecir) var.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte onların mükâfatı, Rableri tarafından bağışlanma ve altlarından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetlerdir. Böyle amel edenlerin mükâfatı ne güzeldir!

    Ali Rıza Safa

    İşte onların karşılığı, Efendileri tarafından bağışlanma ve sürekli kalacakları altlarından ırmaklar akan cennetlerdir; çalışanların ödülü ne güzeldir.

    Bayraktar Bayraklı

    Bunların görecekleri karşılık,Rabblerinden bağışlanma ve altından ırmaklar akan cennetlerdir. Onlar orada süreli kalırlar. Hayırlı iş yapanlar için bu ne güzel bir ödüldür!

    Edip Yüksel

    Onlara, Efendi'lerinden bağışlanma ve altından ırmaklar akan bahçelerle karşılık verilir; orada sürekli kalırlar. Çalışanların ödülü ne güzeldir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlara, Rab'lerinden bağışlanma ve altından ırmaklar akan cennetlerle karşılık verilir; orada sürekli kalırlar. Çalışanların ödülü ne güzeldir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte bunların mükafatı Rablerinden bir bağışlama ve sonsuza dek kalmak üzere altından ırmaklar akan cennetlerdir. İyi iş yapanların mükafatı ne de güzeldir!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    işte bunların mükafatı Rablarından bir mağfiret ve altından ırmaklar akar Cennetlerdir, içlerinde ebedi kalmak üzere onlar, ne de güzeldir ecri iş yapanların

    Erhan Aktaş

    İşte onların yaptıklarının karşılığı, Rabb'lerinin bağışlaması ve içinden ırmaklar akan ve içinde sürekli kalacakları Cennetlerdir. Böyle yapanlara verilen karşılık, ne güzeldir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İşte onların yaptıklarının karşılığı, Rabb'lerinin bağışlaması ve içinden ırmaklar akan ve içinde sürekli kalacakları Cennetlerdir. Böyle yapanlara verilen karşılık, ne güzeldir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte onların yaptıklarının karşılığı, Rabb'lerinin bağışlaması ve içinden ırmaklar akan ve içinde sürekli kalacakları Cennetler'dir. Böyle yapanlara verilen karşılık, ne güzeldir.

    Gültekin Onan

    İşte bunların karşılığı, rablerinden bağışlanma ve içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetlerdir. (Böyle) yapıp edenlere ne güzel bir karşılık (ecir var).

    Hasan Basri Çantay

    İşte onlar (böyle). Onların mükafatı Rablerinden bir yarlığama ve altından ırmaklar akan cennetlerdir ki orada ebedi kalıcıdırlar. (Böyle) yapanların mükafatı ne güzeldir.

    İbni Kesir

    İşte onların mükafatı: Rabblarından bir mağfiret ve altından ırmaklar akan cennetlerdir. Orada temelli kalacaklardır. Ne de güzeldir mükafatı iş yapanların.

    Mehmet Alagaş

    (130-136) Ey İman edenler, katlandıkça katlanan faizi yemeyin, Allah’tan sakının böylelikle belki kurtuluşa erersiniz , K afirlere hazırlanmış olan ateşten sakının, Allah’a ve Resule uyun, böylelikle belki esirgenirsiniz. Rabbinizden bağışlanma için ve takva sahipleri için hazırlanmış, genişliği semalar ve yer kadar olan cennet için koşuşun. Onlar ki bollukta ve darlıkta harcarlar, öfkelerini yenerler, insanları affederler , Allah güzel davrananları sever. İğrenç bir şey yaptıklarında yahut kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlarlar, günahları için bağışlanma isterler , Allah’tan başka kim günah bağışlayabilir? Bildikleri halde / bile bile yaptıklarında ısrar etmezler. Onların karşılığı Rablerinden bağışlanmaktır ve altlarından nehirler akan cennetlerdir, orada kalıcıdırlar, yapanların ecri ne güzeldir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte onların mükâfatı Rableri tarafından bağışlanma ve içinden ırmaklar akan Cennetler'dir ki, orada ebedî kalacaklardır. Böyle amel edenlerin mükâfatı pek de güzeldir!

    Süleyman Ateş

    İşte onların mükafatı Rableri tarafından bağışlanma ve altlarından ırmaklar akan, içinde sürekli kalacakları cennetlerdir. Çalışanların ücreti ne güzeldir!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onların ödülleri; Sahiplerinin bağışlaması ve ölümsüz olarak kalacakları, içinden ırmaklar akan bahçelerdir. Bu çalışmayı yapanların alacağı karşılık, ne güzeldir!

    Şaban Britch

    İşte böyle olanların mükâfatı, Rableri tarafından bağışlanmak ve altlarından ırmaklar akan cennetlerdir. Orada ebedidirler. Böyle çalışanların mükâfatı ne güzeldir.

    Şaban Piriş

    İşte böyle olanların mükafatı, Rableri tarafından bağışlanmak ve altlarından ırmaklar akan cennetlerdir. Orada ebedidirler. Böyle çalışanların mükafatı ne güzeldir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte bunların ödülleri Rablerinden bir bağışlanma ve altlarından ırmaklar akan cennetler olacaktır. Sürekli kalacaklardır orada. İş yapıp değer üretenlerin ücreti ne güzeldir!

  8. Âl-i İmrân suresi, 137. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 137. ayet. قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِكُمْ سُنَنٌ فَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَٱنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُكَذِّبِينَ

    Diyanet İşleri

    Sizden önce(ki milletlerin başından) nice olaylar gelip geçmiştir. Yeryüzünde gezin dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu bir görün.

    Mehmet Okuyan

    Sizden önce (nice milletler hakkında, ilahi) kanunlar elbette gelip geçmiştir. (Onun için) yeryüzünde dolaşın; sonra yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bakın! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İbret almak için yeryüzünde gezip dolaşmayla ilgili benzer mesajlar: En‘âm 6:11; Yûsuf 12:109; Nahl 16:36; Hacc 22:46; Neml 27:69; Rûm 30:9, 42; Fâtır 35:44; Mü'min 40:21, 82; Muhammed 47:10.

    Mustafa İslamoğlu

    Sizden önce de nice hayat tarzları gelip geçti. Öyleyse gezin yeryüzünü ve hakikati yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu görün!

    Muhammed Esed

    Sizden önce (nice) hayat tarzları gelip geçti. Öyleyse, yeryüzünde dolaşın ve hakikati yalanlayanların sonunun ne olduğunu görün:

    Ahmed Hulusi

    Sizden önce kendine özgü yaşam tarzları olan toplumlar gelip geçti. Arzda (fiilen veya bilgi yollu) gezinin de (hakikati) yalanlayanların sonu ne oldu görün.

    Ali Bulaç

    Gerçek şu ki, sizden önce nice sünnetler gelip geçmiştir. Bundan dolayı yeryüzünde gezip dolaşın da yalanlayanların uğradıkları sonuç nasıl oldu bir görün.

    Ali Özek ve heyeti

    Sizden önce, nice (milletler hakkında ibret alınması gereken pek çok) hâdiseler olup bitmiştir. Bu itibarla, yeryüzünde şöyle bir dolaşın (Allah'ın âyetlerini ve peygamberlerini) yalanlayanların âkıbeti ne olmuş, görün!

    Ali Rıza Safa

    Sizden önce de yasalar gelip geçmiştir. Artık, yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bir bakın!

    Bayraktar Bayraklı

    Sizden önce nice milletlerin çöküş olguları gelip geçti. Öyleyse yeryüzünde dolaşınız ve inkar edenlerin sonunun ne olduğunu görünüz.

    Edip Yüksel

    Sizden önce de yasalar uygulanmıştı. Yeryüzünde dolaşın da yalanlayıcıların sonunun ne olduğunu görün.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sizden önce de yasalar uygulanmıştı. Yeryüzünde dolaşın da yalanlayıcıların sonunun ne olduğunu görün.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sizden önce kanun olmuş bir takım olaylar geçti, onun için yer yüzünde dolaşın da peygamberleri yalanlayanların akibetlerinin nasıl olduğunu görün!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sizden evvel kanun olmuş bir takım vak'alar geçti, onun için Arzda dolaşın da bir bakın: Peygamberleri tekzib edenlerin akıbetleri nasıl olmuş?

    Gültekin Onan

    Gerçek şu ki, sizden önce nice sünnetler gelip geçmiştir. Bundan dolayı yeryüzünde gezip dolaşın da yalanlayanların uğradıkları sonuç nasıl oldu bir görün.

    Hasan Basri Çantay

    Gerçek sizden evvel bir çok vak'alar, şeriatler gelib geçmişdir. Onun için yer yüzünde gezin, dolaşın da (peygamberleri) yalan sayanların akıbeti nice oldu görün.

    İbni Kesir

    Sizden önce neler gelip geçti. Onun için gezin de yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu görün.

    Mehmet Alagaş

    (137-143) Nice sünnetler / iş yapış şekilleri, sizden önce geldi geçti, gezin yeryüzünde ve yalancıların sonu nasıl olmuş bakın. Bu insanlar için bir açıklamadır, sakınanlara kılavuzdur, öğüttür / vaazdır. Gevşemeyin ve üzülmeyin, eğer iman esiyorsanız siz üstünsünüz. Eğer size bir yara isabet ederse, onun benzeri bir yara da o kavme de temas etmiştir , işte bu günleri iman edenleri bilmek onlar arasından şehitler edinmek için insanlar arasında sırayla dolaştırırız, Allah zalimler sevmez. Bu iman edenleri arındırmak, kafirleri azar azar tüketmek içindir. Siz Allah’ın sizden cihat edenleri bilmeden ve sabredenleri bilmeden cennete gireceğinizi mi hesap ettiniz? Kesin olan şu ki önceleri siz ölümü temenni ederdiniz işte onunla buluştunuz, fakat şimdi de onu gördüğünüz halde bakıp duruyorsunuz. (Ölümü temenni etmek o kadar kolay değilmiş demek ki)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sizden önce nice (milletler hakkında) ilahi kanunlar gelip geçmiştir. Onun için yeryüzünde gezin de (Allah'ın ayetlerini) yalancıların sonunun ne olduğuna bir bakın!

    Süleyman Ateş

    Sizden önce de yasalar uygulanmıştır. Yeryüzünde dolaşın da yalanlayıcıların sonunun nasıl olduğunu görün.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sizden önce de doğru yolda dipnot 1 olan niceleri (bu Kitapta size) açıkça anlatıldı. Yeryüzünü gezin dolaşın da yalancıların sonunun nasıl olduğunu görün dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen sünen=  السنن doğru yol anlamına gelen sünnet = السنة‘in çoğuludur. (Kurtubi)
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu şekilde gezip dolaşmak Allah'ın yaratılmış ayetleri ile indirilmış ayetlerini birlikte okumaya sebep olur. Aynı zamanda kültür turizmi olarak bilinen bu gezilerin Allah'ın emri olduğu da anlaşılmaktadır.

    Şaban Britch

    Sizden önce nice ümmetler gelip geçmiştir. Yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların akıbetinin nasıl olduğunu görün!

    Şaban Piriş

    -Sizden önce nice hayat tarzları gelip geçmiştir. Yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların akıbetinin nasıl olduğunu görün!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sizden önce de yollar-yöntemler gelip geçmiştir. O halde yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların sonu nice olmuştur görün.

  9. Âl-i İmrân suresi, 138. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 138. ayet. هَٰذَا بَيَانٌ لِّلنَّاسِ وَهُدًى وَمَوْعِظَةٌ لِّلْمُتَّقِينَ

    Diyanet İşleri

    Bu (Kur'an), insanlar için bir açıklama, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için bir hidayet ve bir öğüttür.

    Mehmet Okuyan

    Bu (Kur'an), bütün insanlığa bir açıklamadır; dipnot 1 muttakîler (duyarlı olanlar) için de bir rehber ve bir öğüttür. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada geçen [beyân] kelimesi ve aynı kökten gelen [tibyân], [beyyineh], [beyyinât], [mübeyyineh], [mübeyyinât] kelimeleri Kur'an'ın isimlerindedir ve "açıklama", "açıklayıcı" gibi anlamlara gelmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Yûnus 10:57; İsrâ 17:82.

    Mustafa İslamoğlu

    Bu, bütün insanlığa iletilmiş tarifsiz bir bildiridir ve sorumluluk bilincini kuşananlar için de bir rehber ve öğüttür.

    Muhammed Esed

    Bu, bütün insanlara açık bir ders ve Allah'a karşı sorumluluklarının bilincinde olanlar için bir rehber ve bir öğüt (olsun).

    Ahmed Hulusi

    Bu, insanlar için açıklama (ibret), korunanlar için de hidayet ve öğüttür (aydınlatma).

    Ali Bulaç

    Bu (Kur'an) insanlar için bir beyan sakınanlar için de bir hidayet ve öğüttür.

    Ali Özek ve heyeti

    Bu (Kur'an), bütün insanlığa bir açıklamadır; takvâ sahipleri için de bir hidayet ve bir öğüttür.

    Ali Rıza Safa

    İşte bu, hem insanlar için bir açıklama hem de sorumluluk bilinci taşıyanlar için yol gösteren ve öğüttür.

    Bayraktar Bayraklı

    Bu, bütün insanlara açık bir ders ve takva sahipleri için bir rehber ve bir öğüttür.

    Edip Yüksel

    Bu, insanlara bir bildiri, erdemlilere de bir yol gösterici ve öğüttür.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bu, insanlara bir bildiri, erdemlilere de bir yol gösterici ve öğüttür.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte bu, bütün insanlar için bir açıklama ve özellikle korunacak takva sahipleri için bir hidayet ve öğüttür.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bu işte umum insanlar için bir beyan ve bilhassa korunacak muttekiler için bir va'z-ü irşaddır

    Erhan Aktaş

    Bu; insanlar için bir açıklama, takva sahipleri için bir hidayet dipnot 1 ve öğüttür.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Doğru yol, doğru yola iletici, doğru yol rehberi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bu; insanlar için bir açıklama, tahva sahipleri dipnot 1 için bir hidayet dipnot 2 ve öğüttür.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Takva, kişinin vahye içtenlikle uyarak kendisini kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı koruması ve güvene almasıdır. Takva, sözcük olarak zarar verecek şey ile zarardan korunacak şey arasına konan engel demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Doğru yol, doğru yola iletici, doğru yol rehberi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu; insanlar için bir açıklama, muttakiler dipnot 1 için bir hidayet dipnot 2 ve öğüttür.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak, o buyruklarla, kendisini kötü ve zararlı şeylere karşı korumaya alanlara.
    2. metne dön, dipnot 2
      Doğru yola iletici.

    Gültekin Onan

    Bu (Kuran) insanlar için beyan sakınanlar için de bir hidayet ve öğüttür.

    Hasan Basri Çantay

    Bu (Kuran) insanlar için bir beyandır, (fenalıkdan) sakınanlar için de bir hidayet bir öğüddür.

    İbni Kesir

    Bu; insanlar için bir açıklama, müttakiler için de bir hidayet, bir öğüttür.

    Mehmet Alagaş

    (137-143) Nice sünnetler / iş yapış şekilleri, sizden önce geldi geçti, gezin yeryüzünde ve yalancıların sonu nasıl olmuş bakın. Bu insanlar için bir açıklamadır, sakınanlara kılavuzdur, öğüttür / vaazdır. Gevşemeyin ve üzülmeyin, eğer iman esiyorsanız siz üstünsünüz. Eğer size bir yara isabet ederse, onun benzeri bir yara da o kavme de temas etmiştir , işte bu günleri iman edenleri bilmek onlar arasından şehitler edinmek için insanlar arasında sırayla dolaştırırız, Allah zalimler sevmez. Bu iman edenleri arındırmak, kafirleri azar azar tüketmek içindir. Siz Allah’ın sizden cihat edenleri bilmeden ve sabredenleri bilmeden cennete gireceğinizi mi hesap ettiniz? Kesin olan şu ki önceleri siz ölümü temenni ederdiniz işte onunla buluştunuz, fakat şimdi de onu gördüğünüz halde bakıp duruyorsunuz. (Ölümü temenni etmek o kadar kolay değilmiş demek ki)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bu (Kur’an), insanlar için bir açıklama, Takvâ sahipleri için bir hidayet ve öğüttür.

    Süleyman Ateş

    Bu, insanlara bir açıklama, korunanlara yol gösterme ve öğüttür.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Burada anlatılanlar, insanlar için bir açıklama, çekinerek korunanlara doğru yolu gösterme ve bir öğüttür.

    Şaban Britch

    Bu, (bütün) insanlar için açıklama, muttakiler için yol gösterme ve bir öğüttür.

    Şaban Piriş

    -Bu, (bütün) insanlar için açıklama, muttakiler için yol gösterme ve bir öğüttür.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bu, insanlara bir açıklama, korunup sakınanlara da bir öğüt ve kılavuzdur.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.