Diyanet İşleri
Ey iman edenler! Allah'a ve Resulüne itaat edin ve (Kur'an'ı) dinlediğiniz halde ondan yüz çevirmeyin.
Enfâl suresi · 20–29. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Enfâl suresi, 20. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَلَا تَوَلَّوْا۟ عَنْهُ وَأَنتُمْ تَسْمَعُونَ
Ey iman edenler! Allah'a ve Resulüne itaat edin ve (Kur'an'ı) dinlediğiniz halde ondan yüz çevirmeyin.
Ey iman edenler! Allah'a ve Elçisine itaat edin, dipnot 1 duyduğunuz hâlde O'ndan yüz çevirmeyin!
Siz ey iman edenler! Allah'a ve O'nun Elçisi'ne bağlılığınızı gösterin; (O'nun mesajını) işittiğiniz halde O'ndan yüz çevirmeyin!
(Bunun içindir ki) ey imana erişenler, Allaha ve Onun Elçisine karşı duyarlık, bağlılık gösterin; ve artık (Onun mesajını) işitmiş bulunduğunuz halde Ondan yüz çevirmeyin.
Ey iman edenler. . . Allah'a ve O'nun Rasulüne itaat edin! İşitip durduğunuz halde O'ndan yüz çevirmeyin!
Ey iman edenler, Allah'a ve Resulü'ne itaat edin. Siz de işitiyorken, ondan yüz çevirmeyin.
Ey iman edenler! Allah'a ve Rasûlüne itaat edin, işittiğiniz halde O’ndan yüz çevirmeyin.
Ey inanca çağırılanlar! Allah'a ve O'nun elçisine boyun eğin ve duymuş olmanıza karşın, Ondan yüz çevirmeyin.
Ey iman edenler! Allah ve Peygamberine itaat ediniz, işittiğiniz halde O'ndan yüz çevirmeyiniz!
Ey iman edenler, ALLAH'a ve elçisine uyunuz. İşittiğiniz halde ondan yüz çevirmeyiniz.
Ey inananlar, ALLAH'a ve elçisine uyunuz. İşittiğiniz halde ondan yüz çevirmeyiniz.
Ey iman edenler, Allah'a ve Resulüne itaat edin. İşitip durduğunuz halde ondan yan bükmeyin!
Ey o bütün iyman edenler! Allaha ve Resulüne itaat edin ve işidib durduğunuz halde ondan yan bükmeyin
Ey İman Edenler! Allah'a ve Resul'üne itaat edin. dipnot 1 İşitip dururken ondan yüz çevirmeyin!
Ey iman edenler! Allah'a ve Resul'üne itaat edin. dipnot 1 İşitip dururken ondan yüz çevirmeyin!
Ey iman edenler! Allah'a ve Rasul'üne itaat edin. İşitip dururken ondan yüz çevirmeyin!
Ey inananlar, Tanrı'ya ve elçisine itaat edin. Siz de işitiyorken, ondan yüz çevirmeyin.
Ey iman edenler, Allaha ve Resulüne itaat edin. Kendiniz (Kur'anı) dinleyib dururken ondan yüz çevirmeyin.
Ey iman edenler; Allah'a ve Rasulüne itaat edin. Dinleyip dururken ondan yüzçevirmeyin.
(20-26) Ey iman edenler Allah’a ve Resul’üne itaat edin , işittiğiniz halde Ondan yüz çevirmeyin , İ şitmedikleri halde işittik diyenler gibi olmayın. Allah katında yaratıkların en şerlisi akletmeyen sağır dilsizlerdir, eğer Allah, onlarda bir hayır bilseydi onlar işitirlerdi, eğer işitseler de yüz çevirirlerdi, onlar dönektirler. Ey iman edenler Allah’a ve Resul’e, sizleri hayat veren şeylere çağırdığı zaman icabet ediniz, biliniz ki Allah muhakkak kişi ile kalbi arasına girer / nüfuz eder (Havle hulün) ve muhakkak o na toplanacaksınız , sadece özel olarak sizden zalimlere isabet etmeyen fitneden / ayrıştırıcı sınamadan / ayartma dan sakının, biliniz ki kesinlikle Allah şiddetli cezalandırır. Hatırlayın ki sizler yeryüzünde azınlık düşkünler idiniz, insanların sizi kıskıvrak yakalamasından korkuyordunuz , öyleyken sizi barındırdı yardımıyla / nusreti ile sizi destekledi, hoş olan şeylerle sizleri rızıklandırdı, böylelikle belki sizler teşekkür edersiniz.
Ey iman edenler! Allah’a ve Rasûlüne itaat edin! İşitip durduğunuz halde ondan yüz çevirmeyin!
Ey inananlar, Allah'a ve Elçisine ita'at edin, işittiğiniz halde ondan dönmeyin.
Ey inanıp güvenenler! Allah'a ve resulüne /elçisinin getirdiğine dipnot 1 gönülden boyun eğin. Dinlediğiniz halde ona sırt çevirmeyin.
Ey inanıp güvenenler, Allah'a ve Elçisine boyun eğin. Dinleyip dururken bari siz yüz çevirmeyin.
Ey iman edenler, Allah’a ve Rasûlü'ne itaat edin! İşitip durduğunuz halde ondan yüz çevirmeyin!
-Ey iman edenler, Allah'a ve Elçisi'ne itaat edin! İşitip durduğunuz halde ondan yüz çevirmeyin!
Ey iman edenler! Allah'a ve resulüne itaat edin. İşitip durduğunuz halde ondan yüzünüzü çevirmeyin.
Enfâl suresi, 21. ayet. وَلَا تَكُونُوا۟ كَٱلَّذِينَ قَالُوا۟ سَمِعْنَا وَهُمْ لَا يَسْمَعُونَ
İşitmedikleri halde, "işittik" diyenler gibi de olmayın.
Duymadıkları hâlde "Duyduk!" diyenler gibi olmayın! dipnot 1
Bir de kulak asmadıkları halde "İşittik!" diyenler gibi olmayın!
Ve (böylece) dinleyip kulak asmadıkları halde, "İşittik" diyenler gibi olmayın.
Kendileri işitip de (algılamadıkları halde), "işittik" diyenler gibi olmayın!
Ve: "Biz işittik" dedikleri halde, gerçekte işitmeyenler gibi olmayın;
İşitmedikleri halde işittik diyen (ve bunun gereğini yapmayan müşrik) ler gibi olmayın.
Duymamış olmalarına karşın, "Duyduk!" diyenler gibi olmayın.
İşitmedikleri halde "işittik" diyenler gibi olmayınız!
İşitmedikleri halde, "İşittik" diyenler gibi olmayın.
İşitmedikleri halde, 'İşittik,' diyenler gibi olmayın.
Ve işitmedikleri halde "İşittik!" diyenler gibi olmayın!
ve işitmedikleri halde işittik diyenler gibi olmayın
İşitmedikleri halde dipnot 1 , işittik diyen dipnot 2 kimseler gibi olmayın!
İşitmedikleri halde dipnot 1 , işittik diyen dipnot 2 kimseler gibi olmayın!
İşitmedikleri halde dipnot 1 , işittik diyen dipnot 2 kimseler gibi olmayın!
Ve: "Biz işittik" dedikleri halde gerçekte işitmeyenler gibi olmayın.
Ve kendileri dinlemedikleri halde "Dinledik" diyenler gibi olmayın.
Hem dinlemedikleri halde; dinledik; diyenler gibi olmayın.
(20-26) Ey iman edenler Allah’a ve Resul’üne itaat edin , işittiğiniz halde Ondan yüz çevirmeyin , İ şitmedikleri halde işittik diyenler gibi olmayın. Allah katında yaratıkların en şerlisi akletmeyen sağır dilsizlerdir, eğer Allah, onlarda bir hayır bilseydi onlar işitirlerdi, eğer işitseler de yüz çevirirlerdi, onlar dönektirler. Ey iman edenler Allah’a ve Resul’e, sizleri hayat veren şeylere çağırdığı zaman icabet ediniz, biliniz ki Allah muhakkak kişi ile kalbi arasına girer / nüfuz eder (Havle hulün) ve muhakkak o na toplanacaksınız , sadece özel olarak sizden zalimlere isabet etmeyen fitneden / ayrıştırıcı sınamadan / ayartma dan sakının, biliniz ki kesinlikle Allah şiddetli cezalandırır. Hatırlayın ki sizler yeryüzünde azınlık düşkünler idiniz, insanların sizi kıskıvrak yakalamasından korkuyordunuz , öyleyken sizi barındırdı yardımıyla / nusreti ile sizi destekledi, hoş olan şeylerle sizleri rızıklandırdı, böylelikle belki sizler teşekkür edersiniz.
Dinlemedikleri halde; “İşittik” diyenler gibi de olmayın!
İşitmedikleri halde "İşittik" diyenler gibi olmayın.
Dinlemedikleri halde "dinledik" diyenler gibi de olmayın dipnot 1 .
Dinleyip anlamadıkları halde "Dinleyip anladık" diyenler gibi de olmayın.
Dinlemedikleri halde “işittik” diyenler gibi de olmayın!
Dinlemedikleri halde "işittik" diyenler gibi de olmayın!
Hiç işitmedikleri halde, "İşittik!" diyenler gibi olmayın.
Enfâl suresi, 22. ayet. إِنَّ شَرَّ ٱلدَّوَآبِّ عِندَ ٱللَّهِ ٱلصُّمُّ ٱلْبُكْمُ ٱلَّذِينَ لَا يَعْقِلُونَ
Şüphesiz, yeryüzünde yürüyen canlıların Allah katında en kötüsü, akıllarını kullanmayan (gerçeği görmeyen) sağırlar, dilsizlerdir.
Şüphesiz ki Allah katında canlıların en kötüsü, akıl etmeyen dipnot 1 dilsizlerdir, sağırlardır. dipnot 2
İyi bilin ki, Allah katında canlıların en şerlisi aklını kullanmayan (gerçek) sağır ve dilsizdirler.
Gerçek şu ki, Allah katında yaratıkların en bayağısı aklını kullanmayan sağırlar ve dilsizlerdir.
Muhakkak ki Allah indinde canlıların en şerrlisi, aklını kullanmayan (taklitle yaşayan) sağırlar ve dilsizlerdir.
Gerçek şu ki, Allah katında, yerde debelenenlerin en kötüsü, (bir türlü) akıl erdirmez olan sağırlar ve dilsizlerdir.
Şüphesiz Allah katında hayvanların en kötüsü, düşünmeyen sağırlar ve dilsizlerdir.
Kuşkusuz, Allah'ın katında, yaratıkların en kötüsü, aklını kullanmayan sağır ve dilsizlerdir.
Şüphesiz Allah katında canlıların en kötüsü, düşünmeyen sağırlar ve dilsizlerdir.
ALLAH yanında, yaratıkların en kötüsü, akıllarını kullanmayan sağır ve dilsizlerdir.
ALLAH yanında, yaratıkların en kötüsü, akıllarını kullanmayan sağır ve dilsizlerdir.
Çünkü yeryüzünde debelenenlerin Allah katında en kötüsü, gerçeği akıllarına koymayan o sağır ve dilsizlerdir.
Çünkü yer yüzünde debelenenlerin ındallah en kötüsü o sağırlar o dilsizlerdir ki hakkı akıllarına koymazlar
Allah katında, yeryüzündeki canlıların en değersizi, aklını kullanmayan sağırlar ve dilsizlerdir. dipnot 1
Allah katında, yeryüzündeki canlıların en değersizi, aklını kullanmayan sağırlar ve dilsizlerdir. dipnot 1
Allah katında, yeryüzündeki canlıların en değersizi, aklını kullanmayan sağırlar ve dilsizlerdir. dipnot 1
Gerçek şu ki, Tanrı katında, yerde debelenenlerin en kötüsü (bir türlü) akletmez olan sağırlar ve dilsizlerdir.
Çünkü yerde yürüyen hayvanların Allah katında en kötüsü (hakkı) akıllarına sokmaz (ve hakkı duyup söylemez olan) sağırlar ve dilsizlerdir.
Allah katında canlıların en kötüsü; akletmeyen sağır ve dilsizlerdir.
(20-26) Ey iman edenler Allah’a ve Resul’üne itaat edin , işittiğiniz halde Ondan yüz çevirmeyin , İ şitmedikleri halde işittik diyenler gibi olmayın. Allah katında yaratıkların en şerlisi akletmeyen sağır dilsizlerdir, eğer Allah, onlarda bir hayır bilseydi onlar işitirlerdi, eğer işitseler de yüz çevirirlerdi, onlar dönektirler. Ey iman edenler Allah’a ve Resul’e, sizleri hayat veren şeylere çağırdığı zaman icabet ediniz, biliniz ki Allah muhakkak kişi ile kalbi arasına girer / nüfuz eder (Havle hulün) ve muhakkak o na toplanacaksınız , sadece özel olarak sizden zalimlere isabet etmeyen fitneden / ayrıştırıcı sınamadan / ayartma dan sakının, biliniz ki kesinlikle Allah şiddetli cezalandırır. Hatırlayın ki sizler yeryüzünde azınlık düşkünler idiniz, insanların sizi kıskıvrak yakalamasından korkuyordunuz , öyleyken sizi barındırdı yardımıyla / nusreti ile sizi destekledi, hoş olan şeylerle sizleri rızıklandırdı, böylelikle belki sizler teşekkür edersiniz.
Allah katında canlıların en kötüsü (hakka karşı) sağır ve dilsiz kimselerdir ki, onlar akletmezler.
Allah katında canlıların en kötüsü, düşünmeyen sağırlar ve dilsizlerdir.
Allah katında canlıların en kötüsü, aklını kullanmayarak sağırlık ve dilsizlik edenlerdir dipnot 1 .
Allah katında canlıların en kötüsü, aklını kullanmayarak sağırlık ve dilsizlik edenlerdir.
Allah katında canlıların en kötüsü (hakka karşı) sağır ve dilsiz kimselerdir ki onlar akletmezler.
Allah'a göre canlıların en kötüsü gerçeği dinlemeyen sağır ve dilsiz kimselerdir.
Çünkü yeryüzünde debelenenlerin Allah katında en kötüsü, akıllarını işletmeyen sağır dilsizlerdir.
Enfâl suresi, 23. ayet. وَلَوْ عَلِمَ ٱللَّهُ فِيهِمْ خَيْرًا لَّأَسْمَعَهُمْ وَلَوْ أَسْمَعَهُمْ لَتَوَلَّوا۟ وَّهُم مُّعْرِضُونَ
Allah, onlarda bir hayır (hakka yöneliş) olduğunu bilseydi, elbette onlara işittirirdi. Onlara işittirseydi dahi mutlaka yine yüz çevirerek dönüp giderlerdi.
Allah onlarda bir hayır bilseydi elbette onlara duyururdu. Fakat duyursaydı bile yine onlar yüz çevirerek dönerlerdi.
Hem eğer Allah onlarda iyi bir hal ve gidiş görseydi, onların işitmelerini sağlardı; ne ki eğer onların işitmelerini sağlasaydı bile, onlar inatçı inkarlarıyla yine yüz çevirirlerdi.
Çünkü, Allah eğer onlarda iyi bir hal görseydi onların mutlaka duyup işitmelerini sağlardı; kaldı ki, onların (hakkı) duyup işitmelerini sağlasaydı, onlar o dikbaşlı tavırları içinde kuşkusuz yine yüz çevirirlerdi.
Eğer Allah onlarda bir hayır (değerlendirecek istidat) olduğunu bilseydi, elbette onlara işittirirdi. . . Şayet onlara (mevcut yaratılış programları altında) işittirmiş olsaydı (bile) onlar yüz çevirirlerdi!
Eğer Allah, onlarda bir hayır görseydi muhakkak onlara işittirirdi. İşittirseydi bile, arka çevirenler olarak (yine) yüz çevirirlerdi.
Allah onlarda bir hayır görseydi elbette onlara işittirirdi. Fakat işittirseydi bile yine onlar yüz çevirerek dönerlerdi.
Allah, onlarda bir iyilik görseydi, kesinlikle onlara duyururdu. Ama onlara duyursa bile, kesinlikle yüz çevirerek dönerlerdi.
Allah onlarda bir hayır görseydi, elbette onlara işittirirdi. Fakat işittirseydi bile onlar yüz çevirerek dönerlerdi.
ALLAH onlarda bir iyilik olduğunu görseydi, onlara işittirirdi. Onlara işittirseydi bile yine yüz çevirerek dönerlerdi.
ALLAH onlarda bir iyilik olduğunu görseydi, onlara işittirirdi. Onlara işittirseydi bile yine yüz çevirerek dönerlerdi.
Allah onlarda bir hayır görseydi, elbette (gerçeği) kulaklarına sokardı. Ve bu durumlarında kulaklarına soksaydı, yine de aldırmazlar, döner giderlerdi.
Allah onlarda bir hayır görse idi elbette kulaklarına sokardı ve bu hallerinde kulaklarına soksa idi yine aldırmazlar döner giderlerdi
Eğer Allah, onlarda bir hayır olduğunu görseydi onlara işittirirdi. Onlara işittirseydi de aldırmayarak yine dönerlerdi.
Eğer Allah, onlarda bir hayır olduğunu görseydi onlara işittirirdi. Onlara işittirseydi de aldırmayarak yine dönerlerdi.
Eğer Allah, onlarda bir hayır olduğunu görseydi onlara işittirirdi. Onlara işittirseydi de aldırmayarak yine dönerlerdi.
Eğer Tanrı onlarda bir hayır görseydi mutlaka onlara işittirirdi. İşittirseydi bile, arka çevirenler olarak (yine) yüz çevirirlerdi.
Eğer Allah onlarda bir hayır görseydi elbette onlara duyurur (hayrı kulaklarına sokar) dı. (Bu hallerinde) kulaklarına soksaydı bile yine onlar muhakkak ki (hakdan) yüz çevirici olarak arkalarına dönerlerdi.
Şayet Allah onlarda bir hayır görseydi; onlara işittirirdi. Eğer işittirmiş olsaydı; yine de yüz çevirenler olarak arkalarını dönerlerdi.
(20-26) Ey iman edenler Allah’a ve Resul’üne itaat edin , işittiğiniz halde Ondan yüz çevirmeyin , İ şitmedikleri halde işittik diyenler gibi olmayın. Allah katında yaratıkların en şerlisi akletmeyen sağır dilsizlerdir, eğer Allah, onlarda bir hayır bilseydi onlar işitirlerdi, eğer işitseler de yüz çevirirlerdi, onlar dönektirler. Ey iman edenler Allah’a ve Resul’e, sizleri hayat veren şeylere çağırdığı zaman icabet ediniz, biliniz ki Allah muhakkak kişi ile kalbi arasına girer / nüfuz eder (Havle hulün) ve muhakkak o na toplanacaksınız , sadece özel olarak sizden zalimlere isabet etmeyen fitneden / ayrıştırıcı sınamadan / ayartma dan sakının, biliniz ki kesinlikle Allah şiddetli cezalandırır. Hatırlayın ki sizler yeryüzünde azınlık düşkünler idiniz, insanların sizi kıskıvrak yakalamasından korkuyordunuz , öyleyken sizi barındırdı yardımıyla / nusreti ile sizi destekledi, hoş olan şeylerle sizleri rızıklandırdı, böylelikle belki sizler teşekkür edersiniz.
Allah, onlarda bir hayır olduğunu bilseydi; elbette onlara işittirirdi. Onlara işittirseydi, onlar yine de yüz çevirerek dönerlerdi.
Allah onlarda bir iyilik olduğunu bilseydi, elbette onlara işittirirdi, onlara işittirseydi de yine aldırmayarak dönerlerdi.
Allah, onlarda bir hayır olduğunu bilse elbette dinlemelerini sağlardı. Dinlemelerini sağlasaydı bile yine de yüz çevirerek sırtlarını dönerlerdi dipnot 1 .
Allah, onlarda bir hayır görseydi elbette dinletirdi. Dinletseydi bile yine de yüz çevirirlerdi.
Allah, onlarda bir hayır olduğunu bilseydi elbette onlara, işittirirdi. Onlara işittirseydi, onlar yine de yüz çevirerek dönerlerdi.
Allah, onlarda bir hayır görseydi, elbette onlara bir anlayış verirdi, işittirirdi. Onlara anlayış verseydi bile, onlar yine de yüz çevirerek dönerlerdi..
Allah kendilerinde bir hayır olduğunu bilseydi elbette onlara işittirirdi. Onlara işittirseydi bile mutlaka yüz çevirir, döner giderlerdi.
Enfâl suresi, 24. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱسْتَجِيبُوا۟ لِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْيِيكُمْ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ يَحُولُ بَيْنَ ٱلْمَرْءِ وَقَلْبِهِۦ وَأَنَّهُۥٓ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ
Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah'ın ve Resulü'nün çağrısına uyun ve bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer. Yine bilin ki, O'nun huzurunda toplanacaksınız.
Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah'a ve Elçisine (çağrısına) cevap verin! dipnot 1 Bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer dipnot 2 ve siz şüphesiz ki O'nun huzurunda toplanacaksınız.
Siz ey iman edenler! O sizi hayat bahşeden bir (diril)işe davet ettiğinde, Allah'a ve Elçi'ye icabet edin! Zira iyi bilin ki Allah kişiyle kalbinin (eğilimleri) arasına sürekli müdahale eder; akıbet O'nun huzurunda toplanacaksınız.
Siz ey imana erişenler! Her ne zaman sizi, size hayat verecek bir işe çağırırsa, Allahın ve (dolayısıyla) Elçinin bu çağrısına icabet edin; ve bilin ki, Allah insanla kalbinin (meyilleri) arasına müdahale etmektedir; ve sonunda Onun katında bir araya getirileceksiniz.
Ey iman edenler. . . Sizi, sizi dirilten şeye (hakikat ilmine) çağırdığında, Allah ve Rasulünün davetine uyun! İyi bilin ki (davet edildiğinize uymazsanız) Allah (beynindeki var olan sistemiyle) kişinin bilinci ile kalbi arasına girip engel olur. . . Siz O'na haşrolunacaksınız.
Ey iman edenler, size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah'a ve Resulü'ne icabet edin. Ve bilin ki muhakkak Allah, kişi ile kalbi arasına girer ve siz gerçekten O'na götürülüp toplanacaksınız.
Ey iman edenler! Sizi, size hayat verecek şeye davet ettiklerinde Allah'a ve Rasûlüne icabet edin. Bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer ve siz, mutlaka O'na varıp toplanacaksınız.
Ey inanca çağırılanlar! Size yaşam verecek şeylere çağırdığında, Allah'ın ve elçinin çağrısına karşılık verin. Ve kesinlikle iyi bilin ki, Allah, kişi ile yüreğinin arasına girer. Çünkü kuşkusuz, O'nun karşısında toplanacaksınız.
Ey inananlar! Hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah ve Peygamberine uyunuz ve biliniz ki, Allah kişi ile onun kalbi arasına girer; siz mutlaka O'nun huzurunda toplanacaksınız.
Ey iman edenler, size hayat verecek şeylere çağırdığında ALLAH'a ve elçisine yanıt verin. Bilin ki ALLAH kişi ile kalbi arasına girer ve O'nun huzuruna toplanacaksınız.
Ey inananlar, size hayat verecek şeylere çağırdığında ALLAH'a ve elçisine yanıt verin. Bilin ki ALLAH kişi ile kalbi arasına girer ve O'nun huzuruna toplanacaksınız.
Ey iman edenler, sizi kendinize hayat verecek şeylere davet ettiği zaman Peygamberi ile Allah'a icabet edin! Ve bilin ki, Allah gerçekten kişi ile onun kalbi arasını gerer ve siz, kesinlikle O'nun huzurunda toplanacaksınız!
Ey o bütün iyman edenler! Sizi kendinize hayat verecek şeylere da'vet ettiği zaman Resuliyle Allaha icabet edin ve bilin ki Allah hakıkaten kişi ile kalbinin arasını gerer, ve siz hakıkaten hep ona haşrolunacaksınız
Ey İman Edenler! Sizi, size hayat verecek şeylere çağırdığı zaman, Allah'a ve Resul'üne icabet edin. Bilin ki Allah, kişi ile kalbinin arasına girer. dipnot 1 Kuşkusuz hepiniz O'na dönüp toplanacaksınız.
Ey iman edenler! Sizi, size hayat verecek şeylere çağırdığı zaman, Allah'a ve Resul'üne icabet edin. Bilin ki Allah, kişi ile kalbinin arasına girer dipnot 1 . Kuşkusuz hepiniz O'na dönüp toplanacaksınız.
Ey iman edenler! Sizi, size hayat verecek şeylere çağırdığı zaman, Allah'a ve Rasul'üne icabet edin. Bilin ki Allah, kişi ile kalbinin arasına girer dipnot 1 . Kuşkusuz hepiniz O'na dönüp toplanacaksınız.
Ey inananlar, size hayat verecek şeylere çağırdığında Tanrı'ya ve elçisine yanıt verin. Bilin ki Tanrı kişi ile kalbi arasına girer ve siz gerçekten O'na götürülüp toplanacaksınız.
Ey iman edenler, sizi, size hayaat verecek şeylere da'vet etdiği zaman Allaha ve Resuline icabet edin. Bilin ki şübhesiz Allah kişi ile kalbi arasına girer ve siz hakıykaten yalınız Ona dönüb toplanacaksınızdır.
Ey iman edenler; sizi hayat verecek şeylere çağırdığı zaman; Allah'a ve Rasulüne icabet edin. Hem bilin ki; Allah şüphesiz kişi ile kalbi arasına girer. Ve muhakkak O'na dönüp toplanacaksınız.
(20-26) Ey iman edenler Allah’a ve Resul’üne itaat edin , işittiğiniz halde Ondan yüz çevirmeyin , İ şitmedikleri halde işittik diyenler gibi olmayın. Allah katında yaratıkların en şerlisi akletmeyen sağır dilsizlerdir, eğer Allah, onlarda bir hayır bilseydi onlar işitirlerdi, eğer işitseler de yüz çevirirlerdi, onlar dönektirler. Ey iman edenler Allah’a ve Resul’e, sizleri hayat veren şeylere çağırdığı zaman icabet ediniz, biliniz ki Allah muhakkak kişi ile kalbi arasına girer / nüfuz eder (Havle hulün) ve muhakkak o na toplanacaksınız , sadece özel olarak sizden zalimlere isabet etmeyen fitneden / ayrıştırıcı sınamadan / ayartma dan sakının, biliniz ki kesinlikle Allah şiddetli cezalandırır. Hatırlayın ki sizler yeryüzünde azınlık düşkünler idiniz, insanların sizi kıskıvrak yakalamasından korkuyordunuz , öyleyken sizi barındırdı yardımıyla / nusreti ile sizi destekledi, hoş olan şeylerle sizleri rızıklandırdı, böylelikle belki sizler teşekkür edersiniz.
Ey iman edenler! Sizi, size hayat verecek şeylere çağırdığı zaman Allah ve Rasûlü’nün çağrısına uyun ve bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer. Yine bilin ki, O’nun huzurunda toplanacaksınız.
Ey inananlar (elçi), sizi yaşatacak şeylere çağırdığı zaman Allah'ın ve Elçisinin çağrısına koşun ve bilin ki, Allah, kişi ile onun kalbi arasına girer ve siz, O'nun huzuruna toplanacaksınız.
Ey inanıp güvenenler! Allah ve resulü sizi, size hayat verecek bir şeye çağırdığı zaman çağrısına uyun. Allah'ın, kişi ile kalbi arasına girdiğini dipnot 1 ve onun huzurunda toplanacağınızı bilin.
Ey inanıp güvenenler (müminler)! Size hayat verecek şeye çağırdığı zaman, Allah'ın ve Elçisi'nin çağrısına uyun. Bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer. Bir de hepiniz O'nun huzurunda toplanacaksınız.
Ey iman edenler! Size hayat verecek bir şeye çağırdığı zaman Allah’a ve Rasûlü'ne cevap verin ve bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına hâil olur. Şüphesiz siz de O’nun huzurunda toplanacaksınız.
-Ey iman edenler! Size hayat verecek bir şeye çağırdığı zaman Allah'a ve Elçisi'ne cevap verin ve bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına nüfuz eder. Şüphesiz siz de O'nun huzurunda toplanacaksınız..
Ey iman sahipleri! Sizi, size hayat verecek şeye çağırdığında, Allah'a da resule de "Buyur deyin!" Şunu da bilin ki, Allah kişi ile kalbinin arasına sokulur ve bilin ki en son O'nun huzurunda haşredileceksiniz.
Enfâl suresi, 25. ayet. وَٱتَّقُوا۟ فِتْنَةً لَّا تُصِيبَنَّ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ مِنكُمْ خَآصَّةً وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ
Sadece içinizden zulmedenlere erişmekle kalmayacak olan bir azaptan sakının ve bilin ki Allah, azabı çetin olandır.
Öyle bir fitneye (sıkıntı ve zor imtihana) karşı takvâlı (duyarlı) olun ki o, içinizden sadece haksızlık edenlere ulaşmakla (kalmaz). dipnot 1 Bilin ki şüphesiz Allah'ın azabı şiddetlidir.
Ve öylesine çetin bir yürek sınavına karşı tetikte ve tedbirli olun ki, o içinizden yalnızca bilinci altüst olmuş kimselere musallat olmakla kalmayacaktır. Ve iyi bilin ki Allah'ın azabı pek şiddetlidir.
Ve kötülük yönündeki öyle bir ayrıntıya karşı uyanık ve duyarlı olun ki o, ötekileri dışta tutarak yalnızca hakkı inkara kalkışanlara musallat olmaz; ve bilin ki Allah azapta çok çetindir
Sizden yalnızca zulmedenlere isabet etmekle kalmayan (o toplumda bulunan iyileri de içine alan) bir beladan korunun. . . İyi bilin ki Allah Şediyd ül 'Ikab'dır (yapılanın sonucunu şiddetle yaşatandır).
Ve sizlerden yalnızca zulmedenlere isabet etmekle kalmayan bir fitneden korkup sakının. Bilin ki, gerçekten Allah (ceza ile) sonuçlandırması pek şiddetli olandır.
Bir de öyle bir fitneden sakının ki o, içinizden sadece zulmedenlere erişmekle kalmaz (umuma sirayet ve hepsini perişan eder). Biliniz ki, Allah'ın azabı şiddetlidir .
Ve aranızdan yalnızca haksızlık yapanlara ulaşmakla kalmayacak bir kargaşaya karşı, sorumluluk bilincine erişin. Çünkü iyi bilin ki, Allah'ın cezası çok yamandır.
Bir de öyle bir fitneden sakınınız ki, o fitne, içinizden sadece zulmedenlere erişmekle kalmaz, umuma yayılır ve hepsini perişan eder. Biliniz ki Allah, azabında çok zorludur.
Sizden sadece zalimlere çatmakla kalmayacak olan sınavdan sakının. Bilesiniz ki ALLAH'ın cezası çetindir.
Sizden sadece zalimlere dokunmayacak olan fitneden sakının. Bilesiniz ki ALLAH'ın cezası çetindir.
Ve öyle bir fitneden sakının ki, içinizden yalnız zulmedenlere dokunmakla kalmaz. Ve bilin ki, Allah'ın azabı şiddetlidir.
Ve öyle bir fitneden sakının ki hiç te içinizden yalnız zulmedenlere dokunmakla kalmaz, ve bilin ki Allahın ıkabı şiddetlidir
Yalnızca aranızdaki haksızlık edenlerin başlarına gelmekle sınırlı kalmayacak fitneye dipnot 1 karşı takva sahibi olun. Unutmayın ki Allah'ın azabı çok çetindir.
Yalnızca aranızdaki haksızlık edenlerin başlarına gelmekle sınırlı kalmayacak fitneye dipnot 1 karşı takva sahibi olun. Unutmayın ki Allah'ın azabı çok çetindir.
Yalnızca aranızdaki haksızlık edenlerin başlarına gelmekle sınırlı kalmayacak fitneye dipnot 1 karşı takva sahibi olun. Unutmayın ki Allah'ın azabı çok çetindir.
Ve sizlerden yalnızca zulmedenlere isabet etmekle kalmayan bir fitneden korkup sakının. Bilin ki, gerçekten Tanrı (ceza ile) sonuçlandırması pek şiddetli olandır.
Bir de öyle bir fitneden sakının ki o, içinizden yalınız zulmedenlere çatmaz (ammeye de sirayet ve hepsini perişan eder). Hem bilin ki Allah, şübhesiz azabı çetin olandır.
Bir de fitneden sakının ki; içinizden yalnız zulmedenlere erişmekle kalmaz. Hem bilin ki; muhakkak Allah azabı şiddetli olandır.
(20-26) Ey iman edenler Allah’a ve Resul’üne itaat edin , işittiğiniz halde Ondan yüz çevirmeyin , İ şitmedikleri halde işittik diyenler gibi olmayın. Allah katında yaratıkların en şerlisi akletmeyen sağır dilsizlerdir, eğer Allah, onlarda bir hayır bilseydi onlar işitirlerdi, eğer işitseler de yüz çevirirlerdi, onlar dönektirler. Ey iman edenler Allah’a ve Resul’e, sizleri hayat veren şeylere çağırdığı zaman icabet ediniz, biliniz ki Allah muhakkak kişi ile kalbi arasına girer / nüfuz eder (Havle hulün) ve muhakkak o na toplanacaksınız , sadece özel olarak sizden zalimlere isabet etmeyen fitneden / ayrıştırıcı sınamadan / ayartma dan sakının, biliniz ki kesinlikle Allah şiddetli cezalandırır. Hatırlayın ki sizler yeryüzünde azınlık düşkünler idiniz, insanların sizi kıskıvrak yakalamasından korkuyordunuz , öyleyken sizi barındırdı yardımıyla / nusreti ile sizi destekledi, hoş olan şeylerle sizleri rızıklandırdı, böylelikle belki sizler teşekkür edersiniz.
İçinizden sadece zalimlere dokunmakla kalmayacak olan bir fitneden de sakının. Allah’ın azabının çok şiddetli olduğunu bilin!
(Öyle) Bir fitneden sakının ki, aranızdan yalnız haksızlık edenlere erişmekle kalmaz (hepinize erişir). Bilinki Allah'ın azabı çetindir.
İçinizden sadece yanlış yapanlara dokunmakla kalmayacak dipnot 1 (size de dokunacak) bir imtihan dipnot 2 konusunda yanlış yapmaktan sakının. Bilin ki Allah'ın cezalandırması çetindir.
Öyle bir çatışma ortamından (fitneden) çekinin ki sadece içinizdeki yanlış yapanlara dokunmakla kalmaz dipnot 1 . Bilin ki Allah'ın cezası, pek ağırdır.
İçinizden sadece zalimlere dokunmakla kalmayacak olan bir fitneden de sakının. Allah’ın azabının çok şiddetli olduğunu bilin!
İçinizden yalnızca zalimlere erişmekle kalmayacak olan bir fitneden de korunun! Allah'ın azabının çok şiddetli olduğunu bilin!
İçinizden sadece zulmedenlere çatmakla kalmayacak bir fitneden korkun. Bilin ki Allah'ın gazabı çok şiddetlidir.
Enfâl suresi, 26. ayet. وَٱذْكُرُوٓا۟ إِذْ أَنتُمْ قَلِيلٌ مُّسْتَضْعَفُونَ فِى ٱلْأَرْضِ تَخَافُونَ أَن يَتَخَطَّفَكُمُ ٱلنَّاسُ فَـَٔاوَىٰكُمْ وَأَيَّدَكُم بِنَصْرِهِۦ وَرَزَقَكُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
O vakti hatırlayın ki siz yeryüzünde güçsüz ve zayıf idiniz. İnsanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz. Derken Allah sizi barındırdı, yardımıyla destekledi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı ki şükredesiniz.
Hatırlayın ki hani siz yeryüzünde zayıf düşürülmüş az (bir toplum)dunuz; insanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz da şükredesiniz diye (Allah) sizi barındırmıştı; yardımıyla sizi desteklemişti ve sizi temiz şeylerden rızıklandırmıştı.
Ve hatırlayın ki bir zamanlar siz yeryüzünde ezilen bir azınlıktınız; insanların sizi etnik temizliğe tabi tutmasından endişe ederdiniz! Böyleyken O size sığınak oldu, sizi yardımıyla güçlendirdi ve size güzel ve temiz rızıklar bahşetti: Belki şükredersiniz.
Ve yeryüzünde azınlıkta ve çaresiz olduğunuz; insanların sizi kapıp götürmesinden korktuğunuz günleri hatırlayın ki, derken O sizi himaye etti, yardımıyla güç verip destekledi ve geçiminiz için temiz ve hoş rızıklardan bahşetti size, ki sonunda şükredesiniz.
Hatırlayın o günleri ki, azınlık ve güçsüz olmanız nedeniyle insanların zarar vermesinden korkuyordunuz. . . Sizi barındırdı, yardımı ile sizi destekledi ve şükredesiniz (değerlendirerek müteşekkir olasınız) diye sizi temiz nimetlerle rızıklandırdı.
Hatırlayın; hani sizler sayıca azdınız ve yeryüzünde zayıf bırakılmıştınız, insanların sizi kapıp yakalamasından korkuyordunuz. İşte O, sizi (yerleşik kılıp) barındırandı, sizi yardımıyla destekledi ve size temiz şeylerden rızıklar verdi. Ki şükredesiniz.
Hatırlayın ki, bir zaman siz yeryüzünde âciz tanınan az (bir toplum) idiniz; insanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz da şükredesiniz diye Allah size yer yurt verdi; yardımıyla sizi destekledi ve size temizinden rızıklar verdi.
Yeryüzünde azınlıkta ve güçsüz olduğunuz, insanların sizi yakalayıp götürmesinden korktuğunuz günleri hatırlayın. O zaman sizi barındırdı, yardımıyla destekledi ve temiz yiyecekler verdi; belki şükredersiniz diye.
Yeryüzünde az olduğunuz ve zayıf sayıldığınız için insanların sizi kapıp götürmesinden korktuğunuz zamanları hatırlayınız. Bunun için Allah size yer ve yurt verip barındırdı, yardımıyla destekledi ve şükredesiniz diye size iyi ve hoş rızıklar da verdi.
Sayıca az olduğunuz, yeryüzünde ezilip horlandığınız ve insanların sizi kapıp kaçıracaklarından korktuğunuz zamanları hatırlayın. O size barınak sağladı, sizi yardımıyla destekledi ve güzel şeylerden size rızıklar verdi ki şükredesiniz.
Sayıca az olduğunuz, yeryüzünde ezilip horlandığınız ve insanların sizi kapıp kaçıracaklarından korktuğunuz zamanları hatırlayın. O size barınak sağladı, sizi yardımıyla destekledi ve güzel şeylerden size rızıklar verdi ki şükredesiniz
Ve düşünün ki, siz bir vakit yeryüzünde hırpalanıp duran bir azlıktınız, insanların sizi çarpıvereceğinden korkardınız. Öyle iken O sizi barındırdı, O sizi yardımıyla destekledi, O size temiz rızıklar verdi ki şükredesiniz!
Ve düşünün ki siz bir vakıt yer yüzünde hırpalanıp duran bir azlıktınız, nasın sizi çarpıvereceğinden korkardınız, öyle iken o sizi barındırdı, o sizi nusratiyle te'yid buyurdu o size temizlerinden rızıklar verdi ki, şükredesiniz
Ve hatırlayın; bir zamanlar yeryüzünde sayıca azdınız ve mus'tezaf dipnot 1 kimselerdiniz. İnsanların sizi alıp götürmesinden korkuyordunuz. O, sizi barındırdı ve yardımıyla kuvvetlendirdi. Temiz şeylerden size rızık verdi. O halde şükretmelisiniz.
Ve hatırlayın; bir zamanlar yeryüzünde sayıca azdınız ve mus'tezaf dipnot 1 kimselerdiniz. İnsanların sizi alıp götürmesinden korkuyordunuz. O, sizi barındırdı ve yardımıyla kuvvetlendirdi. Temiz şeylerden size rızık verdi. O halde şükretmelisiniz.
Ve hatırlayın; bir zamanlar yeryüzünde sayıca azdınız ve güçsüz kimselerdiniz. İnsanların sizi alıp götürmesinden korkuyordunuz. O, sizi barındırdı ve yardımıyla kuvvetlendirdi. Temiz şeylerden size rızık verdi. O halde şükretmelisiniz.
Hatırlayın, hani sizler sayıca azdınız ve yeryüzünde zayıf bırakılmıştınız, insanların sizi kapıp yakalamasından korkuyordunuz. İşte O, sizi (yerleşik kılıp) barındırandı, sizi yardımıyla destekledi ve size temiz şeylerden rızklar verdi ki şükredesiniz.
O zamanı da hatırlayın ki siz yer yüzünde azlıkdınız, aciz tanıtanlardınız. Halkın sizi tutup kapmasından korkuyordunuz. (İşte bu halde iken Allah) sizi, ev bark saahibi yapdı, yardımıyle kuvvetlendirdi, size en temiz ve güzel şeylerden rızık verdi. Taki şükredesiniz.
Hatırlayın ki; bir zamanlar yeryüzünde azlıktınız, zayıf sayılırdınız. İnsanların sizi tutup kapmasından korkuyordunuz. Size ev bark verdi, yardımıyla destekledi ve temiz şeylerden rızıklandırdı. Umulur ki şükredersiniz.
(20-26) Ey iman edenler Allah’a ve Resul’üne itaat edin , işittiğiniz halde Ondan yüz çevirmeyin , İ şitmedikleri halde işittik diyenler gibi olmayın. Allah katında yaratıkların en şerlisi akletmeyen sağır dilsizlerdir, eğer Allah, onlarda bir hayır bilseydi onlar işitirlerdi, eğer işitseler de yüz çevirirlerdi, onlar dönektirler. Ey iman edenler Allah’a ve Resul’e, sizleri hayat veren şeylere çağırdığı zaman icabet ediniz, biliniz ki Allah muhakkak kişi ile kalbi arasına girer / nüfuz eder (Havle hulün) ve muhakkak o na toplanacaksınız , sadece özel olarak sizden zalimlere isabet etmeyen fitneden / ayrıştırıcı sınamadan / ayartma dan sakının, biliniz ki kesinlikle Allah şiddetli cezalandırır. Hatırlayın ki sizler yeryüzünde azınlık düşkünler idiniz, insanların sizi kıskıvrak yakalamasından korkuyordunuz , öyleyken sizi barındırdı yardımıyla / nusreti ile sizi destekledi, hoş olan şeylerle sizleri rızıklandırdı, böylelikle belki sizler teşekkür edersiniz.
O vakti hatırlayın ki siz yeryüzünde güçsüz ve zayıf idiniz. İnsanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz. Derken Allah sizi barındırdı, yardımıyla destekledi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı ki şükredesiniz.
Düşünün ki bir zaman siz az idiniz, yeryüzünde hırpalanıyordunuz. İnsanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz. Allah, sizi barındırdı, sizi yardımıyle destekledi, sizi güzel şeylerle besledi ki, şükredesiniz.
Hatırlayın! Hani bir zamanlar yaşadığınız yerde siz, ezilen bir azınlıktınız; insanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz. Allah, size yer yurt verdi, yardımı ile sizi destekledi ve temiz rızıklarla rızıklandırdı ki görevlerinizi yerine getiresiniz.
Hatırlayın bir zamanlar siz, bulunduğunuz yerde ezilen bir azınlıktınız; insanların sizi kapıp kaçırmasından korkuyordunuz. Allah, size yer yurt verdi, yardımı ile sizi destekledi, temiz rızıklarla rızıklandırdı. Belki görevlerinizi yerine getirirsiniz.
Hatırlayın, bir zamanlar yeryüzünde güçsüzdünüz, insanların sizi ansızın alıp yakalamasından korkuyordunuz. Allah sizleri barındırdı, yardımıyla güçlendirdi, şükredesiniz diye sizi temiz şeylerle rızıklandırdı.
Hatırlayın, bir zamanlar yeryüzünde az idiniz, güçsüzdünüz, insanların sizi esir alıp götürmesinden korkuyordunuz. Allah sizleri barındırdı, yardımıyla güçlendirdi, şükredesiniz diye sizi temiz ürünlerle rızıklandırdı.
Düşünün ki, siz bir zamanlar yeryüzünde ezilip horlanan bir azınlıktınız. İnsanların sizi çarpıvereceğinden korkuyordunuz. Bu haldeyken Allah sizi barındırdı, yardımıyla sizi destekledi ve şükredersiniz ümidiyle sizi tertemiz nimetlerle rızıklandırdı.
Enfâl suresi, 27. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَخُونُوا۟ ٱللَّهَ وَٱلرَّسُولَ وَتَخُونُوٓا۟ أَمَٰنَٰتِكُمْ وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ
Ey iman edenler! Allah'a ve Peygamber'e hainlik etmeyin. Bile bile kendi (aranızdaki) emanetlerinize de hainlik etmeyin.
Ey iman edenler! Allah'a ve Elçi'ye ihanet etmeyin; (sonra) bilerek kendi emanetlerinize ihanet etmiş olursunuz. dipnot 1
Siz ey iman edenler! Allah'a ve Elçi'ye ihanet etmeyin! Sonra, korumanız gereken değerlere bile bile ihanet etmiş olursunuz.
(O halde,) siz ey imana erişenler, Allaha ve Elçiye karşı haince davranmayın; size tevdi edilen emanete bilerek ihanet etmeyin!
Ey iman edenler. . . Allah'a ve Er Rasul'e (Rasulullah'a) ihanet etmeyin. . . Bildiğiniz halde emanetlerinize (nübüvvet ve risalet ile size ulaşan ilim ve marifetlere) hıyanet etmeyin!
Ey iman edenler, Allah'a ve Resulü'ne ihanet etmeyin, bile bile emanetlerinize de ihanet etmeyin.
Ey iman edenler! Allah’a ve Peygamber'e hainlik etmeyin; (sonra) bile bile kendi emanetlerinize hainlik etmiş olursunuz.
Ey inanca çağırılanlar! Allah'a ve elçiye alçaklık yapmayın. Kendi sorumluluklarınıza da bilerek alçaklık yapmayın.
Ey inananlar! Allah'a ve Peygamberine ihanet etmeyiniz! Bile bile, size güvenilen şeylere ihanet etmiş olursunuz.
Ey iman edenler, ALLAH'a ve elçisine ihanet etmeyin; sorumluluklarınıza bile bile ihanet etmiş olursunuz.
Ey inananlar, ALLAH'a ve elçisine ihanet etmeyin; sorumluklarınıza bile bile ihanet etmiş olursunuz.
Ey iman edenler, Allah ve Resulüne hiyanet etmeyin ki, bile bile kendi emanetlerinize hiyanet etmiş olmayasınız.
Ey o bütün iyman edenler! Allaha ve Resulüne hıyanet etmeyin ki bile bile emanetlerinize hıyanet etmiyesiniz
Ey İman Edenler! Allah'a ve Resul'üne ihanet etmeyin. Yoksa bile bile emanetlerinize ihanet etmiş olursunuz.
Ey iman edenler! Allah'a ve Resulüne ihanet etmeyin. Yoksa bile bile emanetlerinize ihanet etmiş olursunuz.
Ey iman edenler! Allah'a ve Rasul'üne ihanet etmeyin. Yoksa bile bile emanetlerinize ihanet etmiş olursunuz.
Ey inananlar, Tanrı'ya ve elçisine ihanet etmeyin; bile bile emanetlerinize de ihanet etmeyin.
Ey iman edenler, Allaha ve o peygambere haainlik etmeyin. Siz, kendiniz bilib dururken, kendi emanetlerinize haainlik eder misiniz?
Ey iman edenler; Allah'a ve peygamberlerine ihanet etmeyin. Bile bile kendi emanetlerinize hıyanet etmiş olursunuz.
(27-30) Ey iman edenler Allah ve Resulüne hainlik etmeyin , bile bile / bildiğiniz halde emanetlerinize hainlik etmiş olursunuz, biliniz ki kesinlikle mallarınız evlatlarınız yoklamadır / sınamadır / fitnedir ve Allah’ın yanında çok büyük bir ödül / ecir vardır, ey iman edenler eğer Allahtan sakınırsanız sizlere ayırt etme yetisi / Furkan yaratır, sizlerin kötülüklerinizi örter ve sizleri bağışlar , Allah, çok büyük bir hazine / fazıl sahibidir. Bir vakit kafirler seni hapsetmek yahut seni öldürmek veya seni çıkarmak için sana tuzak kurguladılar ve tuzaklarını kuruyorlar, Allah ta tuzak kuruyor, Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.
Ey iman edenler! Allah’a ve Peygamber’e hainlik etmeyin; (sonra) bile bile kendi emanetlerinize hainlik etmiş olursunuz.
Ey inananlar, bile bile emanetlerinize hiyanet etmek suretiyle Allah'a ve Elçisine hiyanet etmeyin.
Ey inanıp güvenenler! Allah'a ve resulüne /elçisinin getirdiğine dipnot 1 hainlik etmeyin. Size emanet edilenlere de bile bile hainlik etmeyin.
Ey inanıp güvenenler, Allah'a ve bu elçiye karşı hainlik etmeyin. Emanetlerinize dipnot 1 de bile bile hainlik dipnot 2 etmeyin.
Ey iman edenler! Allah'a ve Peygambere karşı hıyanet etmeyin, size (güvenilen) şeylere bile bile hıyanet etmiş olursunuz.
-Ey iman edenler! Allah'a ve Elçisi'ne hıyanet etmeyin, bile bile emanetlerinize de hıyanet etmeyin!
Ey inananlar! Allah'a ve resule hıyanet etmeyin! Bilip durduğunuz halde, öz emanetlerinize hıyanet mi ediyorsunuz?
Enfâl suresi, 28. ayet. وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّمَآ أَمْوَٰلُكُمْ وَأَوْلَٰدُكُمْ فِتْنَةٌ وَأَنَّ ٱللَّهَ عِندَهُۥٓ أَجْرٌ عَظِيمٌ
Bilin ki mallarınız ve çoluk çocuğunuz birer deneme aracıdır. Allah katında ise büyük bir mükafat vardır.
Bilin ki mallarınız ve çocuklarınız, sadece bir imtihandır ve şüphesiz ki büyük ödül yalnızca Allah'ın katındadır. dipnot 1
Zira aklınızdan çıkarmayın ki, mallarınız ve çocuklarınız birer sınav aracıdır; ve bilin ki katında en büyük ecir bulunan Allah'tır!
Ve bilin ki, mallarınız ve çocuklarınız sadece bir sınav ve bir ayartmadır ve (yine bilin ki,) Allahtır, katında en büyük ecir bulunan!
İyi bilin ki, mallarınız ve evlatlarınız ancak bir fitnedir (sınav objesidir)! Allah'a gelince, aziym mükafat O'nun indindedir.
Bilin ki, mallarınız ve çocuklarınız ancak bir fitnedir (imtihan konusudur.) Allah yanında ise büyük bir mükafaat vardır.
Biliniz ki, mallarınız ve çocuklarınız birer imtihan sebebidir ve büyük mükâfat Allah'ın katındadır.
Ve iyi bilin ki, mallarınız ve çocuklarınız yalnızca bir sınamadır. Ve kuşkusuz, Allah'ın katında büyük bir ödül vardır. dipnot 134
Doğrusu, mallarınızın ve çocuklarınızın sizin için bir sınav olduğunu, büyük ödülün Allah'ın katında bulunduğunu biliniz!
Bilesiniz ki mallarınız ve evlatlarınız sizin için bir sınavdır ve ALLAH'ın yanında büyük ödül vardır.
Bilesiniz ki mallarınız ve evlatlarınız sizin için bir sınavdır ve ALLAH'ın yanında büyük ödül vardır.
Ve iyi bilin ki, mallarınız ve çocuklarınız bir imtihandan ibarettir. Allah yanında ise büyük mükafatlar vardır.
Ve iyi bilin ki mallarınız, evladlarınız bir fitneden ıbarettir, Allah yanında ise azim ecirler vardır
Bilin ki mallarınız ve evlatlarınız ancak birer fitnedir. dipnot 1 Kuşkusuz Allah'ın yanında çok büyük ödül vardır.
Bilin ki mallarınız ve evlatlarınız ancak birer fitnedir. dipnot 1 Kuşkusuz Allah'ın yanında çok büyük ödül vardır.
Bilin ki mallarınız ve evlatlarınız ancak birer fitnedir. dipnot 1 Kuşkusuz Allah'ın yanında çok büyük ödül vardır.
Bilin ki, mallarınız ve evlatlarınız sizin için bir fitnedir. Tanrı'nın yanında ise büyük bir ödül vardır.
Bilin ki mallarınız da, evladlarınız da ancak birer imtihandır, (asıl) büyük mükafat ise şübhesiz Allah kalındadır.
Hem bilin ki; mallarınız da, çocuklarınız da ancak birer fitnedir. Ve Allah katında büyük mükafat vardır.
(27-30) Ey iman edenler Allah ve Resulüne hainlik etmeyin , bile bile / bildiğiniz halde emanetlerinize hainlik etmiş olursunuz, biliniz ki kesinlikle mallarınız evlatlarınız yoklamadır / sınamadır / fitnedir ve Allah’ın yanında çok büyük bir ödül / ecir vardır, ey iman edenler eğer Allahtan sakınırsanız sizlere ayırt etme yetisi / Furkan yaratır, sizlerin kötülüklerinizi örter ve sizleri bağışlar , Allah, çok büyük bir hazine / fazıl sahibidir. Bir vakit kafirler seni hapsetmek yahut seni öldürmek veya seni çıkarmak için sana tuzak kurguladılar ve tuzaklarını kuruyorlar, Allah ta tuzak kuruyor, Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.
Biliniz ki mallarınız ve çocuklarınız bir imtihandır. Allah katında ise büyük mükâfat vardır.
Bilin ki mallarınız ve çocuklarınız birer fitne(sınav)dır. Allah'a gelince büyük mükafat, o'nun yanındadır.
Mallarınızın ve çocuklarınızın birer imtihan dipnot 1 sebebi olduğunu, Allah katında da büyük bir ödülün bulunduğunu bilin.
Bilin ki mallarınız da çocuklarınız da imtihan içindir. Büyük ödül, yalnız Allah katındadır.
Biliniz ki mallarınız ve evladınız bir imtihandır. Allah katında ise büyük mükâfat vardır.
Biliniz ki mallarınız ve evladınız bir imtihandır. Allah katında ise büyük mükafat vardır.
Bilin ki, mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihan aracıdır. Allah'a gelince, büyük ödül O'nun katındadır.
Enfâl suresi, 29. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِن تَتَّقُوا۟ ٱللَّهَ يَجْعَل لَّكُمْ فُرْقَانًا وَيُكَفِّرْ عَنكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ وَٱللَّهُ ذُو ٱلْفَضْلِ ٱلْعَظِيمِ
Ey iman edenler! Eğer Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız; O, size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah, büyük lütuf sahibidir.
Ey iman edenler! Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olursanız size furkân dipnot 1 verir; sizden günahlarınızı örter ve sizi bağışlar. Allah büyük lütuf sahibidir.
Siz ey iman edenler! Eğer Allah'a karşı sorumluluk bilinciyle hareket ederseniz, size hakkı batıldan ayıracak bir ayrım gücü verir; dahası kötülüklerinizin üzerini örter ve sizi bağışlar; çünkü Allah'tır sınırsız lütuf, sonsuz kerem sahibi olan!
Siz ey imana erişenler! Eğer Allaha karşı sorumluluk bilinci içinde olursanız O size, hakkı batıldan ayırmaya yarayan bir ölçü bahşedecek ve kötü işlerinizi silip örtecek, sizi bağışlayacaktır: Çünkü Allah, bağış ve cömertliğinde sınır olmayandır.
Ey iman edenler. . . Eğer Allah'tan korunursanız (fıtri ahdinize ve Rasulullah ile ulaşanlara hıyanet etmezseniz), sizin için Furkan (Hak ile batılı ayırt etme kuvvesi) oluşturur, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. . . Allah, Zül Fadlil Aziym'dir.
Ey iman edenler, Allah'tan korkup sakınırsanız, size doğruyu yanlıştan ayıran bir nur ve anlayış (furkan) verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allah büyük fazl sahibidir.
Ey iman edenler! Eğer Allah'tan korkarsanız O, size iyi ile kötüyü ayırdedecek bir anlayış verir, günahlarınızı örter ve sizi bağışlar. Çünkü Allah büyük lütuf sahibidir.
Ey inanca çağırılanlar! Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşırsanız, size, Gerçeği Ayrıştıran bir anlayış verir; kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Çünkü Allah, Büyük Lütuf Sahibidir.
Ey iman edenler! Eğer Allah'tan sakınırsanız, O, size iyiyi kötüden ayıracak bir kabiliyet verir;günahlarınızı örter ve sizi bağışlar. Çünkü Allah büyük lütuf sahibidir.
Ey iman edenler, ALLAH'ı dinlerseniz, size doğruyu yanlıştan ayıracak anlayışı verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. ALLAH Büyük Lütuf Sahibidir.
Ey inananlar, ALLAH'ı dinlerseniz, size doğruyu yanlıştan ayıracak anlayışı verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. ALLAH Büyük Lütuf Sahibidir.
Ey iman edenler, Allah'a sığınıp korunursanız, O size iyiyi kötüden ayırt eden bir ölçü verir ve yaptığınız günahları örter, sizin için bağışlar. Allah büyük bir lütuf sahibidir.
Ey iyman edenler! Allaha korunursanız o, size bir fürkan verir ve tarafınızdan seyyiatınızı örter, sizin için mağfiret de eder, Allah azim fadıl sahibidir
Ey İman Edenler! Eğer Allah için takvalı olursanız; O, size bir Furkan dipnot 1 verir, kötülüklerinize kafirlik eder dipnot 2 ve sizi bağışlar. Allah, Büyük Fazl dipnot 3 Sahibidir.
Ey iman edenler! Eğer Allah için takvalı olursanız; O, size bir Furkan dipnot 1 verir, kötülüklerinize kafirlik eder dipnot 2 ve sizi bağışlar. Allah, Büyük Fazl dipnot 3 Sahibidir.
Ey iman edenler! Eğer Allah için takvalı dipnot 1 olursanız; O, size bir Furkan dipnot 2 verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allah, Büyük Fazl dipnot 3 Sahibidir.
Ey inananlar, Tanrı'dan korkup sakınırsanız, size doğruyu yanlıştan ayıracak bir nur ve furkan verir, kötülüklerinizi örter (yükeffir) ve sizi bağışlar. Tanrı, büyük fazl sahibidir.
Ey iman edenler, eğer Allahdan korkarsanız O, size iyi ile kötüyü ayırd edecek (bir marifet ve nur) verir, suçlarınızı örter, sizi yarlığar. Allah büyük lutf-ü inayet saahibidir.
Ey iman edenler; Allah'tan korkarsanız O, size bir furkan verir. Suçlarınızı örter ve sizi bağışlar. Allah, büyük lütuf sahibidir.
(27-30) Ey iman edenler Allah ve Resulüne hainlik etmeyin , bile bile / bildiğiniz halde emanetlerinize hainlik etmiş olursunuz, biliniz ki kesinlikle mallarınız evlatlarınız yoklamadır / sınamadır / fitnedir ve Allah’ın yanında çok büyük bir ödül / ecir vardır, ey iman edenler eğer Allahtan sakınırsanız sizlere ayırt etme yetisi / Furkan yaratır, sizlerin kötülüklerinizi örter ve sizleri bağışlar , Allah, çok büyük bir hazine / fazıl sahibidir. Bir vakit kafirler seni hapsetmek yahut seni öldürmek veya seni çıkarmak için sana tuzak kurguladılar ve tuzaklarını kuruyorlar, Allah ta tuzak kuruyor, Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.
Ey iman edenler! Eğer Allah’tan sakınırsanız. O size iyiyi kötüden ayıracak bir anlayış verir. Ve sizin günahlarınızı örter, sizi bağışlar. Allah son derece büyük lütuf sahibidir.
Ey inananlar, Allah'tan korkarsanız O size iyi ile kötüyü ayırdedici bir anlayış verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allah büyük lutuf sahibidir.
Ey inanıp güvenenler! Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakınırsanız O, sizde doğruyu yanlıştan ayırma yeteneği oluşturur, kötü işlerinizi örter ve sizi bağışlar. Allah büyük ikram sahibidir.
Müminler! Allah'tan çekinerek kendinizi korursanız, o, sizde bir furkan (doğruyu yanlıştan ayırma yeteneği) oluşturur, kabahatlerinizi örter ve durumunuzu düzeltir. İkramı büyük olan Allah'tır.
Ey iman edenler! Eğer Allah’tan sakınırsanız O size iyiyi kötüden ayıracak bir furkan verir. Ve sizin günahlarınızı örter. Sizi bağışlar. Allah son derece büyük lütuf sahibidir.
-Ey iman edenler! Eğer Allah'tan korkarsanız, O size iyiyi kötüden ayıracak bir kabiliyet verir. Ve sizin günahlarınızı örter. Sizi bağışlar. Allah son derece büyük lütuf sahibidir.
Ey iman sahipleri! Eğer Allah'tan korkarsanız, Allah size hakla batılı/iyiyle kötüyü ayırma gücü verir, kötülüklerinizi örter. Allah, o büyük lütfun sahibidir.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.