Enfâl suresi · 5–19. ayetler

Bedir: meleklerle yardım ve savaş hükmü

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Enfâl suresi, 5. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 5. ayet. كَمَآ أَخْرَجَكَ رَبُّكَ مِنۢ بَيْتِكَ بِٱلْحَقِّ وَإِنَّ فَرِيقًا مِّنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ لَكَٰرِهُونَ

    Diyanet İşleri

    Nasıl ki, Rabbin seni hak uğruna (savaşmak üzere) evinden çıkarmıştı. Mü'minlerden bir grup ise bu konuda kesinlikle isteksizlerdi.

    Mehmet Okuyan

    Nitekim müminlerden bir grup istemediği hâlde, Rabbin seni bir amaç uğrunda evinden çıkarmıştı.

    Mustafa İslamoğlu

    Tıpkı, Rabbin seni hakikat yoluna (savaşmak için) evinden çıkardığında inananlardan kimileri bundan nasıl hoşlanmadılarsa;

    Muhammed Esed

    Sanki Rabbin seni, inananlardan bazıları buna karşı oldukları halde, hak yolunda (savaşmak üzere) evinden çıkarmış gibi,

    Ahmed Hulusi

    Nitekim Rabbin seni, Hakk'ı yaşatarak (duygusallıktan değil) evinden çıkardığında, gerçekten iman edenlerden bir bölümü bundan hoşlanmıyorlardı.

    Ali Bulaç

    Rabbin seni evinden hak uğrunda (savaşa) çıkardığında mü'minlerden bir grup isteksizdi.

    Ali Özek ve heyeti

    (Ganimetlerin taksiminde bazılarının hoşnutsuzluk göstermeleri), Rabbinin, (düşmanla karşılaşmak üzere) hak ile seni evinden çıkarması gibidir; nitekim mü'minlerden bir grup da, (savaşa katılmayı) hiç hoş görmüyordu.

    Ali Rıza Safa

    Efendin, seni, evinden gerçek için çıkardığında, inananların arasından bir küme bundan hoşlanmamıştı. dipnot 133

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 133
      8:5-19 ayetleri, Medine yakınlarındaki Bedir bölgesinde, Müslümanlarla ortaklar koşanlar arasınd.[624] yılında gerçekleşen Bedir Savaşı ile ilişkilidir. Peygamberin önderliğindeki Bedir Savaşı, bu suredeki 8:41-50 ayetlerinde, "Doğrunun Yanlıştan Ayrıldığı Gün" biçiminde; 3:121-128 ayetlerinde ise Bedir ismi anılarak bildirilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Hani, müminlerden bir grup tamamen isteksiz olmasına rağmen Rabbin seni hak uğruna öz yurdundan çıkartmıştı.

    Edip Yüksel

    Nitekim Efendin seni belli bir planın gerçekleşmesi için evinden çıkarmıştı. Gerçeği onaylayanlardan bir grup bundan hoşlanmamıştı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Nitekim Rabbin seni belli bir planın gerçekleşmesi için evinden çıkarmıştı. İnananlardan bir grup bundan hoşlanmamıştı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Nitekim Rabbin seni hak uğruna savaşmak için evinden çıkardı. Oysa mü'minlerden bir kısmı ise istemiyorlardı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Nasıl ki: rabbın seni hakk uğruna evinden çıkardı ve mü'minlerden bir kısmı ise istemiyorlardı

    Erhan Aktaş

    Keza, Rabb'in Hakk dipnot 1 uğruna seni evinden çıkardı. Oysa Mü'minlerden bir kısmı bundan hoşlanmamıştı.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçekliği kesin olan. Mutlak gerçeklik, doğruluk. Bir şeyin aslı ve esası. Yasa, ferman, kural. Batıl'ın karşıtı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Keza, Rabb'in hakk uğruna seni evinden çıkardı. Oysa Mü'minlerden bir kısmı bundan hoşlanmamıştı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçek olan, gerçeklik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Keza, Rabb'in hakk uğruna seni evinden çıkardı. Oysa mü'minlerden bir kısmı bundan hoşlanmamıştı.

    Gültekin Onan

    Rabbin seni evinden hak uğrunda (savaşa) çıkardığında inançlılardan bir grup isteksizdi.

    Hasan Basri Çantay

    ("Bedir" ganimetlerinin taksiminden ba'zıları nasıl hoşlanmadılarsa) Rabbin seni hak uğrunda evinden (harbe) çıkardığı zaman da (hal böyle idi.) Çünkü mü'minlerden bir zümre muhakkak ki isteksizdirler.

    İbni Kesir

    Nitekim Rabbın; seni evinden hak uğruna çıkarmıştı. Halbuki mü'minlerden bir zümre bundan hoşlanmamışlardı.

    Mehmet Alagaş

    (5-14) Nasıl ki Rabbin seni, evinden gerçek için / hak için çıkarmıştı (Allah vahyi gayrı metluv olarak çık demiştir) ve dahi müminlerden bir bölüm / bir fırka da bundan hoşlanmıyordu. (İlk itaatin beklendiği ilk taarruz bedir) Açık ve net hale gelen hak konusunda senle mücadele ediyorlardı / tartışıyorlar , ö lüme doğru sürülüyorlardı / iletiliyorlardı / sevk ediliyorlardı, onlar da bakıp duruyorlardı. (Göz göre göre ölüme sürükleniyorlar gibiydiler, lakin bu savaştan korku değil stratejik bir sorgulama idi hazırlık yapmamışlardı sonuç bile bile ölüm olabilirdi) Allah iki gruptan / tayfadan / taifeden birisinin kesin sizin olacağına söz veriyordu / vaat ediyordu. Sizde dikensiz olanın sizin olmasını temenni ediyordunuz. Allah ise kelimeleri ile gerçek gerçeklensin muradı vardı / iradesi o yönde idi, kafirlerin ard ını / arkasını kesmek istiyordu. Mücrimler hoşlanmasalar dahi, gerçek gerçekleşir, batıl batıllaşır / iptal olur / geçersiz olur. (Ebu Süfyan kervanı ile şamdan dönüyor, Kureyş’te silahlanıp orduyla kervana ilerliyorken Resul, 314 kişi 70 deve ile yola çıktı ya kervanı alacaklar ya da orduyu mağlup edeceklerdi, meşru gözüken gasp edilmiş mallarını taşıyan kervana yönelmeleri idi, di kensiz olanı ani kervanı seçmek dikenli zahmetli olan ordudan daha iyi gözüktü. ) o vakit Rabbinizden yardım istiyordunuz, size cevap verildi / icabet edildi. Muhakkak ki ben sıra sıra meleklerden bini ile sizi destekleyeceğim. Allah kalplerinizin doygunluğu için / tatmin olması için onu size müjde yaptı, galip edici yardım ancak Allah katındadır (saade değil nasara) muhakkak Allah saygıdeğerdir / azizdir / hikmetli karar verendir / h âkimdir. Ondan bir güven olarak / emniyet olarak size hafif bir uyku bastırıyordu , onunla sizi temizlemesi için üzerinize gökten su indiriyordu, şeytanın pisliğini sizden gideriyordu, kalplerinizi sağlam bağlıyordu, ayaklarınızı onunla sabitliyordu, Rabbin meleklerine sizinle beraberim, inananlara sebat verin , kafirlerin kalbine korku bırakacağım, boyunlarının üstüne vurun, bütün parmaklarına vurun diye vahyediyordu. Bunun nedeni, onlar ın Allah’a ve Resul’üne karşı çıkmalarıdır , kim Allaha ve Resul’üne karşı çıkarsa Allah , muhakkak ki şiddetli ceza verir , şimdi sizler onu tadın, kesinlikle kafirler için ateş azabı var.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Nitekim Rabbin, seni hak uğrunda evinden çıkardığında gerçekten Müminlerden bir kesim isteksizdiler.

    Süleyman Ateş

    (Ganimetlerin bölüştürülmesinde bazı kimselerin hoşnutsuzluk göstermesi, daha önce, Bedir Savaşı'na çıkmanı hoş görmeyenlerin durumuna benzer). Nitekim hak uğruna (savaşa gitmek için) Rabbin seni, evinden çıkardığı zaman, mü'minlerden birtakımı, bundan hoşlanmıyordu.

    Süleymaniye Vakfı

    Nitekim (enfal konusunda olduğu gibi dipnot 1 ) Rabbin, gerçekleşen o şey sebebiyle dipnot 2 seni evinden çıkardığı sırada bile müminlerin bir kesimi tam bir hoşnutsuzluk içinde idiler.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Enfalin kendilerine verilmemesinden hoşlanmadıkları gibi
    2. metne dön, dipnot 2
      Müslümanlar Mekke'de iken Rum 30/2-6. ayetlerle verilen sevindirilme sözü.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rabbinin seni gerçek bir sebeple evinden çıkardığı gün, inanıp güvenenlerin bir kısmı tam bir hoşnutsuzluk içindeydiler.

    Şaban Britch

    Rabbin seni hak uğrunda (Bedir'de savaş için) evinden çıkardığı zaman da; mü’minlerden bir grup bundan hoşlanmamıştı.

    Şaban Piriş

    Rabbin seni hak uğrunda evinden çıkardığı zaman da; mü'minlerden bir grup bundan hoşlanmamıştı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bildiğin gibi, Rabbin seni hak uğruna, öz yurdundan çıkarmıştı. Ve müminlerden bir grup tamamen isteksizdi.

  2. Enfâl suresi, 6. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 6. ayet. يُجَٰدِلُونَكَ فِى ٱلْحَقِّ بَعْدَ مَا تَبَيَّنَ كَأَنَّمَا يُسَاقُونَ إِلَى ٱلْمَوْتِ وَهُمْ يَنظُرُونَ

    Diyanet İşleri

    Gerçek apaçık ortaya çıktıktan sonra, sanki göz göre göre ölüme sürülüyorlarmış gibi seninle o konuda tartışıyorlardı.

    Mehmet Okuyan

    Gerçek ortaya çıktıktan sonra, sanki göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi o amaçla ilgili olarak (savaş hakkında) seninle tartışıyorlardı.

    Mustafa İslamoğlu

    gerçek ortaya çıktıktan sonra da, sanki sen onları göz göre göre ölüme sürüyormuşsun gibi, seninle tartışmaktan geri durmadılar.

    Muhammed Esed

    (bu yüzden,) hem de hak ortaya çıktıktan sonra, seninle neredeyse tartışacaklardı; sanki ölüme doğru sürüklenmişler de onu kendi gözleriyle görmüşler gibi.

    Ahmed Hulusi

    Hak apaçık ortaya çıkmışken, buna rağmen onlar bunu kabullenmiyorlardı. . . Sanki onlar göre göre ölüme gidiyorlardı.

    Ali Bulaç

    (Herşey) Açıkça ortaya çıktıktan sonra bile, sanki kendileri, göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi, seninle hak konusunda tartışıp duruyorlardı.

    Ali Özek ve heyeti

    Hak ortaya çıktıktan sonra sanki gözleri göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi (cihad hususunda) seninle tartışıyorlardı.

    Ali Rıza Safa

    Açığa çıktıktan sonra, sözde göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi, gerçek konusunda seninle tartışıyorlardı.

    Bayraktar Bayraklı

    İş apaçık ortaya çıktıktan sonra bile, hak konusunda seninle çekişiyorlardı. Sanki onlar, göz göre göre ölüme sürükleniyorlardı.

    Edip Yüksel

    Gerçek ortaya çıkmasına rağmen, göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi seninle onu tartışıyorlardı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gerçek ortaya çıkmasına rağmen, göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi seninle onu tartışıyorlardı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Gerçek ortaya çıkmışken hakta seninle münakaşa ediyorlardı. Sanki göre göre ölüme sevk olunuyorlardı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Tebeyyün etmişken hakta seninle münakaşa ediyorlardı, sanki göre göre ölüme sevkolunuyorlardı

    Erhan Aktaş

    Hakk dipnot 1 açığa çıktıktan sonra bile, sanki göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi, seninle tartışıyorlardı.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçek.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hakk açığa çıktıktan sonra bile, sanki göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi, seninle tartışıyorlardı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçek açığa çıktıktan sonra bile, sanki göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi, seninle tartışıyorlardı.

    Gültekin Onan

    (herşey) Açıkça ortaya çıktıktan sonra bile, sanki kendileri göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi, seninle hak konusunda tartışıp duruyorlardı.

    Hasan Basri Çantay

    Hak apaçık meydana çıkdıkdan sonra bile onlar bu hususda, sanki gözleri göre göre ölüme sürülüyorlarmış gibi, seninle mücadele ediyorlardı.

    İbni Kesir

    Hak, apaçık meydana çıktıktan sonra bile, sanki göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi seninle mücadele ediyorlardı.

    Mehmet Alagaş

    (5-14) Nasıl ki Rabbin seni, evinden gerçek için / hak için çıkarmıştı (Allah vahyi gayrı metluv olarak çık demiştir) ve dahi müminlerden bir bölüm / bir fırka da bundan hoşlanmıyordu. (İlk itaatin beklendiği ilk taarruz bedir) Açık ve net hale gelen hak konusunda senle mücadele ediyorlardı / tartışıyorlar , ö lüme doğru sürülüyorlardı / iletiliyorlardı / sevk ediliyorlardı, onlar da bakıp duruyorlardı. (Göz göre göre ölüme sürükleniyorlar gibiydiler, lakin bu savaştan korku değil stratejik bir sorgulama idi hazırlık yapmamışlardı sonuç bile bile ölüm olabilirdi) Allah iki gruptan / tayfadan / taifeden birisinin kesin sizin olacağına söz veriyordu / vaat ediyordu. Sizde dikensiz olanın sizin olmasını temenni ediyordunuz. Allah ise kelimeleri ile gerçek gerçeklensin muradı vardı / iradesi o yönde idi, kafirlerin ard ını / arkasını kesmek istiyordu. Mücrimler hoşlanmasalar dahi, gerçek gerçekleşir, batıl batıllaşır / iptal olur / geçersiz olur. (Ebu Süfyan kervanı ile şamdan dönüyor, Kureyş’te silahlanıp orduyla kervana ilerliyorken Resul, 314 kişi 70 deve ile yola çıktı ya kervanı alacaklar ya da orduyu mağlup edeceklerdi, meşru gözüken gasp edilmiş mallarını taşıyan kervana yönelmeleri idi, di kensiz olanı ani kervanı seçmek dikenli zahmetli olan ordudan daha iyi gözüktü. ) o vakit Rabbinizden yardım istiyordunuz, size cevap verildi / icabet edildi. Muhakkak ki ben sıra sıra meleklerden bini ile sizi destekleyeceğim. Allah kalplerinizin doygunluğu için / tatmin olması için onu size müjde yaptı, galip edici yardım ancak Allah katındadır (saade değil nasara) muhakkak Allah saygıdeğerdir / azizdir / hikmetli karar verendir / h âkimdir. Ondan bir güven olarak / emniyet olarak size hafif bir uyku bastırıyordu , onunla sizi temizlemesi için üzerinize gökten su indiriyordu, şeytanın pisliğini sizden gideriyordu, kalplerinizi sağlam bağlıyordu, ayaklarınızı onunla sabitliyordu, Rabbin meleklerine sizinle beraberim, inananlara sebat verin , kafirlerin kalbine korku bırakacağım, boyunlarının üstüne vurun, bütün parmaklarına vurun diye vahyediyordu. Bunun nedeni, onlar ın Allah’a ve Resul’üne karşı çıkmalarıdır , kim Allaha ve Resul’üne karşı çıkarsa Allah , muhakkak ki şiddetli ceza verir , şimdi sizler onu tadın, kesinlikle kafirler için ateş azabı var.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Gerçek apaçık ortaya çıktıktan sonra bile, sanki göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi seninle bu hususta tartışıyorlardı.

    Süleyman Ateş

    Hak ortaya çıkmış iken sanki gözleri göre göre ölüme sürülüyorlarmış gibi seninle tartışıyorlardı.

    Süleymaniye Vakfı

    O gerçek dipnot 1 bütünüyle ortaya çıktığı halde seninle çekişiyorlardı. Sanki göz göre göre ölüme sürükleniyor gibiydiler.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Perslerle Romalıların savaştığı ve verilen zafer sözünün zamanının geldiği gerçeği.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bütün gerçek ortaya çıktığı halde seninle çekişip duruyorlardı. Sanki göz göre göre ölüme sürükleniyor gibiydiler.

    Şaban Britch

    Gerçek (savaş) ortaya çıktıktan sonra bile, sanki göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi seninle bu hususta tartışıyorlardı.

    Şaban Piriş

    Gerçek ortaya çıktıktan sonra bile, bu hususta sanki ölüme sürükleniyorlarmış gibi seninle tartışıyorlardı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İş apaçık ortaya çıktıktan sonra bile, hak konusunda seninle çekişiyorlardı. Sanki onlar gözleri baka baka ölüme sürülüyorlardı.

  3. Enfâl suresi, 7. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 7. ayet. وَإِذْ يَعِدُكُمُ ٱللَّهُ إِحْدَى ٱلطَّآئِفَتَيْنِ أَنَّهَا لَكُمْ وَتَوَدُّونَ أَنَّ غَيْرَ ذَاتِ ٱلشَّوْكَةِ تَكُونُ لَكُمْ وَيُرِيدُ ٱللَّهُ أَن يُحِقَّ ٱلْحَقَّ بِكَلِمَٰتِهِۦ وَيَقْطَعَ دَابِرَ ٱلْكَٰفِرِينَ

    Diyanet İşleri

    Hani Allah size iki taifeden birini, o sizindir diye va'dediyordu. Siz de güçsüz olanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakkı meydana çıkarmak ve kafirlerin ardını kesmek istiyordu.

    Mehmet Okuyan

    Hani Allah size, iki gruptan (kervan veya Kureyş ordusundan) birinin sizin olduğunu vadediyordu; dipnot 1 siz de güçsüz olanın (kervanın) sizin olmasını istiyordunuz. (Oysa) Allah, sözleriyle hakkı gerçekleştirmek ve (Kureyş ordusunu yok ederek) kâfirlerin ardını kesmek istiyordu.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bedir Savaşı, Miladi 624 yılında meydana gelmişti. Suriye'den dönmekte olan kervan 30-40 kişi tarafından korunuyordu ve içinde Amr b. As ile Amr b. Hişâm gibilerin de bulunduğu Ebû Süfyân komutasındaydı. Müslümanları yurtlarından çıkarmış olan Kureyşlilerden öç almak ve onları mağlup etmek için bu durum çok önemli bir fırsat oluşturmuştu. Müslümanların 300 veya 310 kişilik bir orduyla kervanı vuracağı haberi kervana ulaşınca, Ebû Süfyan kervanı sahile yönlendirerek Mekke'den yardım talebinde bulunmuştu. Bunun üzerine Kureyşliler 1000 kişilik güçlü bir orduyla kervanı korumak amacıyla yola çıkmıştı. Durumu öğrenen müslümanlar artık 30-40 kişinin değil, kendilerinden üç kat daha fazla yani 1000 kişilik çok güçlü bir orduyla karşı karşıya kalmışlardı. Müslümanların ordusu yaklaşık 300 kişiydi. İşte Bedir'de böyle bir ortamda savaş yapılacaktı.

    Mustafa İslamoğlu

    Hani Allah, iki topluluktan birinin sizin elinize geçeceğine ilişkin vaadde bulunmuştu; siz ise korumasız olanın elinize düşmesini istiyordunuz. Ne ki Allah'ın muradı, kelamı aracılığıyla hakkı gerçekleştirmek ve kafirlerin kökünü kurutmaktı;

    Muhammed Esed

    İmdi, (hatırlayın) Allah, (bu) iki (düşman) topluluğundan birinin sizin elinize düşeceği konusunda size söz vermişti; sizlerse güçsüz olanın elinize düşmesini arzu ediyordunuz; oysa Allahın muradı, sözleriyle tam bir uyum içinde, hakkın hak olduğunu göstermek ve hakkı inkar edenlerin son kalıntılarını da silip atmak yönündeydi.

    Ahmed Hulusi

    Hani Allah size iki gruptan (Kureyş ordusu veya kervandan) birinin sizin olacağını vadediyordu. . . Silah sahibi olmayanın (kervanın) sizin olmasını arzu ediyordunuz (kısa vadeli kazanca, getirisi kolay olana bakıyordunuz, halbuki uzun vadede size zarar verecekti bu isteğiniz). . . Allah da uyarılarıyla Hakk'ı gerçekleştirmek ve hakikat bilgisini inkar edenlerin ardını kesmeyi diliyordu.

    Ali Bulaç

    Hani Allah, iki topluluktan birinin muhakkak sizin olacağını size vadetmişti; siz de güçsüz olanın sizin olmasını istemekteydiniz. Oysa Allah, sözleriyle hakkın gerçekleşmesini sağlamak ve küfre sapanların arkasını kesmek (kökünü kurutmak) istiyordu.

    Ali Özek ve heyeti

    Hatırlayın ki, Allah size, iki taifeden (kervan veya Kureyş ordusundan) birinin sizin olduğunu vadediyordu; siz de kuvvetsiz olanın (kervanın) sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakkı gerçekleştirmek ve (Kureyş ordusunu yok ederek) kâfirlerin ardını kesmek istiyordu.

    Ali Rıza Safa

    Allah, iki topluluktan birinin sizin olacağı sözünü size vermişti. Zaten siz, güçsüz olanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle gerçeğin gerçekleşmesini ve nankörlük edenlerin arkasının kesilmesini istiyordu.

    Bayraktar Bayraklı

    Hatırlayınız ki, Allah size iki gruptan/kervan veya Kureyş ordusundan birinin sizin olduğunu vaad ediyordu.Siz de kuvvetsiz olanın kervanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakkı gerçekleştirmek ve Kureyş ordusunu yok ederek kafirlerin ardını kesmek istiyordu.

    Edip Yüksel

    ALLAH iki gruptan birisini size söz vermişti; siz ise, güçsüz olanıyla karşılaşmayı istiyordunuz. Oysa ALLAH kelimeleriyle gerçeği gerçekleştirmek ve kafirlerin ardını kesmeyi diliyor.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH iki gruptan birisini (yenmeyi) size söz vermişti; siz ise, güçsüz olanıyla karşılaşmayı istiyordunuz. Oysa ALLAH kelimeleriyle gerçeği gerçekleştirmek ve kafirlerin ardını kesmek diliyor.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve o zaman Allah, size iki topluluktan birini va'd ediyordu ki, sizin olsun! Siz ise arzu ediyordunuz ki güçsüz olan sizin olsun! Oysa Allah sözleriyle gerçeği ortaya çıkarmak ve kafirlerin arkasını kesmek istiyordu.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve o vakıt Allah, size iki taifenin birini va'dediyordu ki sizin olsun, siz, ise arzu ediyordunuz ki şekvetsiz olan sizin olsun, halbuki Allah, kelimatiyle hakkı ihkak etmek ve kafirlerin arkasını kesmek dileyordu

    Erhan Aktaş

    Allah, iki topluluktan birinin sizin olacağını vaat ediyordu. Siz ise kuvveti bulunmayanı istiyordunuz. Oysa Allah da kelimeleriyle dipnot 1 Hakk'ı gerçekleştirmek ve Kafirlerin dipnot 2 kökünün kesilmesini istiyordu.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Takdir edilmiş hüküm. "Allah'ın kelimeleri" deyimi "Allah'ın sözleri" anlamını değil, Allah'ın yarattığı evreni, sonsuz, sınırsız mutlak yaratma gücünü ve ilmini ifade etmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      İnançsız, iman etmeyen. Gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, gerçeğe karşı nankörlük eden. Allah'ı ve vahyi reddeden. Fıtri yeteneğini köreltip örten. Küfr, İman'ın emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır. Kur'an, ektiği tohumun üzerini toprakla örttüğü için çiftçiye de kafir demektedir (57:20).

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah, iki topluluktan birinin sizin olacağını vaat ediyordu. Siz ise kuvveti bulunmayanı istiyordunuz. Oysa Allah da kelimeleriyle dipnot 1 Hakk'ı gerçekleştirmek ve Kafirlerin dipnot 2 kökünün kesilmesini istiyordu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Takdir edilmiş hüküm.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kafir: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, iki topluluktan birinin sizin olacağını vaat ediyordu. Siz ise kuvveti bulunmayanı istiyordunuz. Oysa Allah da kelimeleriyle dipnot 1 Hakk'ı gerçekleştirmek ve gerçeği yalanlayan nankörlerin kökünün kesilmesini istiyordu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Takdir edilmiş hüküm.

    Gültekin Onan

    Hani Tanrı iki topluluktan birinin mutlaka sizin olacağını vadetmişti; siz de güçsüz olanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Tanrı, sözleriyle hakkın ve kafirlerin arkasını kesmek (kökünü kurutmak) istiyordu.

    Hasan Basri Çantay

    Hani Allah size iki taaifeden birinin muhakkak sizin olduğunu va'dediyordu, siz ise kuvvetli ve silahı bulunmayanın kendinizin olmasını arzu ediyordunuz. Allah da emirleriyle hakkı açığa vurmayı, kafirlerin arkasını kesmeyi irade buyuruyordu.

    İbni Kesir

    Hani Allah; iki taifeden birini size vaadediyordu. Siz ise, kuvvetli bulunmayanın sizin olmasını arzu ediyordunuz. Allah ta istiyordu ki; sözleriyle hakkı gerçekleştirsin ve kafirlerin kökünü kessin.

    Mehmet Alagaş

    (5-14) Nasıl ki Rabbin seni, evinden gerçek için / hak için çıkarmıştı (Allah vahyi gayrı metluv olarak çık demiştir) ve dahi müminlerden bir bölüm / bir fırka da bundan hoşlanmıyordu. (İlk itaatin beklendiği ilk taarruz bedir) Açık ve net hale gelen hak konusunda senle mücadele ediyorlardı / tartışıyorlar , ö lüme doğru sürülüyorlardı / iletiliyorlardı / sevk ediliyorlardı, onlar da bakıp duruyorlardı. (Göz göre göre ölüme sürükleniyorlar gibiydiler, lakin bu savaştan korku değil stratejik bir sorgulama idi hazırlık yapmamışlardı sonuç bile bile ölüm olabilirdi) Allah iki gruptan / tayfadan / taifeden birisinin kesin sizin olacağına söz veriyordu / vaat ediyordu. Sizde dikensiz olanın sizin olmasını temenni ediyordunuz. Allah ise kelimeleri ile gerçek gerçeklensin muradı vardı / iradesi o yönde idi, kafirlerin ard ını / arkasını kesmek istiyordu. Mücrimler hoşlanmasalar dahi, gerçek gerçekleşir, batıl batıllaşır / iptal olur / geçersiz olur. (Ebu Süfyan kervanı ile şamdan dönüyor, Kureyş’te silahlanıp orduyla kervana ilerliyorken Resul, 314 kişi 70 deve ile yola çıktı ya kervanı alacaklar ya da orduyu mağlup edeceklerdi, meşru gözüken gasp edilmiş mallarını taşıyan kervana yönelmeleri idi, di kensiz olanı ani kervanı seçmek dikenli zahmetli olan ordudan daha iyi gözüktü. ) o vakit Rabbinizden yardım istiyordunuz, size cevap verildi / icabet edildi. Muhakkak ki ben sıra sıra meleklerden bini ile sizi destekleyeceğim. Allah kalplerinizin doygunluğu için / tatmin olması için onu size müjde yaptı, galip edici yardım ancak Allah katındadır (saade değil nasara) muhakkak Allah saygıdeğerdir / azizdir / hikmetli karar verendir / h âkimdir. Ondan bir güven olarak / emniyet olarak size hafif bir uyku bastırıyordu , onunla sizi temizlemesi için üzerinize gökten su indiriyordu, şeytanın pisliğini sizden gideriyordu, kalplerinizi sağlam bağlıyordu, ayaklarınızı onunla sabitliyordu, Rabbin meleklerine sizinle beraberim, inananlara sebat verin , kafirlerin kalbine korku bırakacağım, boyunlarının üstüne vurun, bütün parmaklarına vurun diye vahyediyordu. Bunun nedeni, onlar ın Allah’a ve Resul’üne karşı çıkmalarıdır , kim Allaha ve Resul’üne karşı çıkarsa Allah , muhakkak ki şiddetli ceza verir , şimdi sizler onu tadın, kesinlikle kafirler için ateş azabı var.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hani Allah, size iki taifeden (ordu ya da kervandan) birini, o sizindir diye vadediyordu. Siz de güçsüz olanın (kervanın) sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, kelimeleriyle hakkı/İslamı yüceltmek, kâfirlerin ardını/kökünü kesmek istiyordu.

    Süleyman Ateş

    Allah size, iki topluluktan birinin sizin olduğunu va'dediyordu; siz de kuvvetsiz olanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakkı gerçekleştirmek ve (kuvvetli olan takımı yok ederek) kafirlerin ardını kesmek istiyordu.

    Süleymaniye Vakfı

    Oysa Allah söz vermişti, o iki topluluktan biri dipnot 1 kesin olarak sizin olacaktı. Siz silahsız olanı (kervanı dipnot 2 ) arzuluyordunuz. Allah ise, sözleriyle /ayetleriyle dipnot 3 yaptığı o gerçek vaadi tahakkuk ettirmek ve o kafirlerin ardını kesmek istiyordu.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Biri Mekke ordusu diğeri ise zayıf bir koruması olan Mekke ticaret kervanı.
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      ""Allah'ın sözleriyle /ayetleriyle" diye meal verdiğimiz ( كَلِمَاتِهِ ) çoğul olduğu için bu konuda Allah'ın en az üç sözünün olması gerekir. Birincisi Romalılarla Perslerin karşılaşacağı gün Müslümanların sevindirileceğidir. İkincisi .İsra 17/76-77. ayetler gereği müşriklerin Mekke'den çıkarılması, üçüncüsü de Bakara 191. ayet gereği bu işi Müslümanların gerçekleştirmesidir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah, o iki topluluktan dipnot 1 birinin sizin olacağına söz vermişti. Siz, güçsüz olanına hevesleniyordunuz. Allah ise verdiği sözler sebebiyle dipnot 2 gerçeği ortaya çıkarmak ve o kafirlerin dipnot 3 arkasını kesmek istiyordu.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Biri Mekke ordusu diğeri ise zayıf bir koruması olan Mekke Ticaret Kervanı
    2. metne dön, dipnot 2
      Romalıların galip geleceği gün müminleri mutlu edecek bir gelişmenin daha olacağı sözü (Bkz.: Rum 30/2-6). Mekke'nin fetih edileceği sözü (Bkz.Fetih 48/1-3)
    3. metne dön, dipnot 3
      Mekkeli kafirlerin.

    Şaban Britch

    Hani Allah size iki taifeden (ordu ya da kervandan) birini, o sizindir diye vadediyordu. Siz de güçsüz olanın (kervanın) sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, kelimeleriyle hakkı/İslamı yüceltmek kâfirlerin ardını/kökünü kesmek istiyordu.

    Şaban Piriş

    Allah, iki gruptan birinin sizin olacağını vaat etmişti. Siz güçsüz ve silahsız olanın sizin olmasını arzu ediyordunuz. Oysa Allah, emirleriyle hakkın gerçekleşmesini ve kafirlerin gücünün arkasını kesmek istiyordu.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O sırada Allah, iki gruptan birinin kesinlikle sizin olacağını vaat ediyordu. Ve siz, güçsüz ve silahsız olanın size düşmesini arzu ediyordunuz. Allah ise hakkı kendi kelimeleriyle tam bir biçimde ortaya koymayı ve küfre batmışların ardını, arkasını kesmeyi istiyordu.

  4. Enfâl suresi, 8. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 8. ayet. لِيُحِقَّ ٱلْحَقَّ وَيُبْطِلَ ٱلْبَٰطِلَ وَلَوْ كَرِهَ ٱلْمُجْرِمُونَ

    Diyanet İşleri

    Bu, suçlular hoşlanmasa da Allah'ın hakkı ortaya çıkarması ve batılı ortadan kaldırması içindi.

    Mehmet Okuyan

    (Bütün bunlar), suçlular istemese de hakkı gerçekleştirmek ve batılı ortadan kaldırmak içindi.

    Mustafa İslamoğlu

    ki hakkın gerçek ve batılın sahte olduğu böylece ortaya çıksın: tabi ki, günahı tabiat haline getirenler istemese de!

    Muhammed Esed

    Böylece O, hakkın (her zaman) hak olduğunu batılın da batıl olduğunu gösterecekti; bu günaha gömülüp gitmiş olanların hoşuna gitmese de.

    Ahmed Hulusi

    Hakk'ı gerçekleştirmek ve boş, asılsız olanı geçersiz kılmak için. . . İsterse Allah'a karşı suç işleyenler bundan hoşlanmasın!

    Ali Bulaç

    O, suçlu günahkarlar istemese de, hakkı gerçekleştirmek ve batılı geçersiz kılmak için (böyle istiyordu.)

    Ali Özek ve heyeti

    (Bunlar,) günahkârlar istemese de hakkı gerçekleştirmek ve bâtılı ortadan kaldırmak içindi.

    Ali Rıza Safa

    Gerçek gerçekleşsin ve gerçeğe aykırı olan yok olsun diye; suçlular hoşlanmasa da.

    Bayraktar Bayraklı

    Bu istek, günahkarların hoşuna gitmese de hakkı gerçekleştirmek ve batılı ortadan kaldırmak içindi.

    Edip Yüksel

    Ki suçlular hoşlanmasa da hakkı gerçekleştirsin ve haksızlığı ortadan kaldırsın.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ki suçlular hoşlanmasa da hakkı gerçekleştirsin ve haksızlığı ortadan kaldırsın.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ki hakkı, hak olarak tanıtsın ve batılı ortadan kaldırsın; varsın suçlular istemesinler!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ki hakkı hak tanıtsın ve batılı ibtal etsin, varsın mücrimler istemesin

    Erhan Aktaş

    Bu, suçluların hoşuna gitmese de Hakk'ın ortaya çıkarılması ve Batıl'ın yok olması içindi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bu, suçluların hoşuna gitmese de Hakk'ın ortaya çıkarılması ve Batıl'ın yok olması içindi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu, suçluların hoşuna gitmese de Hakk'ın ortaya çıkarılması ve Batıl'ın yok olması içindi.

    Gültekin Onan

    O, suçlu-günahkarlar istemesede hakkı gerçekleştirmek ve batılı geçersiz kılmak için (böyle istiyordu).

    Hasan Basri Çantay

    Bunun hikmeti şu idi: (Allah) o günahkar (müşrik) ler istemese de hak (olan müslümanlığ) ı paydar edecek, baatıl (olan şirk) i de ibtal buyuracakdı.

    İbni Kesir

    Ta ki suçlular istemese de, hakkı gerçekleştirsin ve batılı iptal etsin.

    Mehmet Alagaş

    (5-14) Nasıl ki Rabbin seni, evinden gerçek için / hak için çıkarmıştı (Allah vahyi gayrı metluv olarak çık demiştir) ve dahi müminlerden bir bölüm / bir fırka da bundan hoşlanmıyordu. (İlk itaatin beklendiği ilk taarruz bedir) Açık ve net hale gelen hak konusunda senle mücadele ediyorlardı / tartışıyorlar , ö lüme doğru sürülüyorlardı / iletiliyorlardı / sevk ediliyorlardı, onlar da bakıp duruyorlardı. (Göz göre göre ölüme sürükleniyorlar gibiydiler, lakin bu savaştan korku değil stratejik bir sorgulama idi hazırlık yapmamışlardı sonuç bile bile ölüm olabilirdi) Allah iki gruptan / tayfadan / taifeden birisinin kesin sizin olacağına söz veriyordu / vaat ediyordu. Sizde dikensiz olanın sizin olmasını temenni ediyordunuz. Allah ise kelimeleri ile gerçek gerçeklensin muradı vardı / iradesi o yönde idi, kafirlerin ard ını / arkasını kesmek istiyordu. Mücrimler hoşlanmasalar dahi, gerçek gerçekleşir, batıl batıllaşır / iptal olur / geçersiz olur. (Ebu Süfyan kervanı ile şamdan dönüyor, Kureyş’te silahlanıp orduyla kervana ilerliyorken Resul, 314 kişi 70 deve ile yola çıktı ya kervanı alacaklar ya da orduyu mağlup edeceklerdi, meşru gözüken gasp edilmiş mallarını taşıyan kervana yönelmeleri idi, di kensiz olanı ani kervanı seçmek dikenli zahmetli olan ordudan daha iyi gözüktü. ) o vakit Rabbinizden yardım istiyordunuz, size cevap verildi / icabet edildi. Muhakkak ki ben sıra sıra meleklerden bini ile sizi destekleyeceğim. Allah kalplerinizin doygunluğu için / tatmin olması için onu size müjde yaptı, galip edici yardım ancak Allah katındadır (saade değil nasara) muhakkak Allah saygıdeğerdir / azizdir / hikmetli karar verendir / h âkimdir. Ondan bir güven olarak / emniyet olarak size hafif bir uyku bastırıyordu , onunla sizi temizlemesi için üzerinize gökten su indiriyordu, şeytanın pisliğini sizden gideriyordu, kalplerinizi sağlam bağlıyordu, ayaklarınızı onunla sabitliyordu, Rabbin meleklerine sizinle beraberim, inananlara sebat verin , kafirlerin kalbine korku bırakacağım, boyunlarının üstüne vurun, bütün parmaklarına vurun diye vahyediyordu. Bunun nedeni, onlar ın Allah’a ve Resul’üne karşı çıkmalarıdır , kim Allaha ve Resul’üne karşı çıkarsa Allah , muhakkak ki şiddetli ceza verir , şimdi sizler onu tadın, kesinlikle kafirler için ateş azabı var.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bu, günahkârların hoşuna gitmese de hakkı (İslamı) yüceltmek ve batılı da ortadan kaldırmak içindir.

    Süleyman Ateş

    Ki suçlular istemese de hakkı gerçekleştirsin, batılı da ortadan kaldırsın.

    Süleymaniye Vakfı

    Suçluların /Mekkeli müşriklerin hoşuna gitmese de Allah gerçek vaadini tahakkuk ettirmek ve onların batıl eylemlerini dipnot 1 boşa çıkarmak istiyordu.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Perslerle Romalıların savaştığı gün, Allah'ın müminlere zafer vereceğini, Mekke'de inen Rum 30/1-6. ayetlerden öğrenmelerine rağmen Allah'ın verdiği zafer sözünü boşa çıkarma gayretleri.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O suçlular istemeseler bile gerçeği ortaya çıkarıp yanlışı ortadan kaldıracağını, bu şekilde gösterecekti.

    Şaban Britch

    Bu, günahkarların hoşuna gitmese de hakkı (İslamı) yüceltmek ve batılı da ortadan kaldırmak içindir.

    Şaban Piriş

    Günahkarların hoşuna gitmese de hakkı ortaya koymak ve batılı da ortadan kaldırmak için..

    Yaşar Nuri Öztürk

    Diliyordu ki, kötülüğü temsil edenler istemese de hakkı ayan-beyan gözler önüne koysun, saçma ve tutarsız olanı hükümsüz kılsın.

  5. Enfâl suresi, 9. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 9. ayet. إِذْ تَسْتَغِيثُونَ رَبَّكُمْ فَٱسْتَجَابَ لَكُمْ أَنِّى مُمِدُّكُم بِأَلْفٍ مِّنَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةِ مُرْدِفِينَ

    Diyanet İşleri

    Hani Rabbinizden yardım istiyor, yalvarıyordunuz. O da, "Ben size ard arda bin melekle yardım ediyorum" diye cevap vermişti.

    Mehmet Okuyan

    Hani siz Rabbinizden yardım istiyordunuz. dipnot 1 O da "Şüphesiz ki ben peş peşe gelen bin melek ile size yardım edeceğim." (diyerek) size cevap vermişti.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah Bedir Savaşı'ndan önce müslümanların kendisinden yardım istediklerini hatırlatmakta ve kendilerine bin melekle yardım edeceğini söylediğini ifade etmektedir. Savaş öncesi şartlara bakıldığında, görünen haliyle durum müslümanların kesin olarak aleyhindeydi. Çünkü müşrik ordusu yaklaşık bin kişi olduğu için müslümanların üç katından daha fazla bir sayıya ulaşmışlardı. Hem süvarileri itibariyle hem de mühimmat, techizat anlamında, belki daha da önemlisi büyük bir moral ve galibiyet havası içerisinde oluşları, ister istemez müslümanlarda bir tedirginliğe sebebiyet veriyordu. Bu yüzden Allah'tan yardım istemişlerdi.

    Mustafa İslamoğlu

    Hani Rabbinizden yardım dileniyordunuz; bunun üzerine size şöyle icabet etmişti: "Size birbirini izleyen bin melekle yardım edeceğim!"

    Muhammed Esed

    Hani, yardım için Rabbinize yakınıyordunuz; ve O da bunun üzerine size şöyle cevap vermişti: "Size birbiri ardından inen bin melekle yardım edeceğim!"

    Ahmed Hulusi

    Hani siz Rabbinizden yardım istiyordunuz da: "Muhakkak ki ben, birbiri ardınca bin melaike ile size yardım ediyorum" diye size icabet etmişti.

    Ali Bulaç

    Siz Rabbinizden yardım taleb ediyordunuz, O da: "Şüphesiz ben size birbiri ardınca bin melek ile yardım ediciyim" diye cevap vermişti.

    Ali Özek ve heyeti

    Hatırlayın ki, siz Rabbinizden yardım istiyordunuz. O da, ben peşpeşe gelen bin melek ile size yardım edeceğim, diyerek duanızı kabul buyurdu.

    Ali Rıza Safa

    Efendinizden yardım istediğinizde, size, şöyle karşılık verdi: "Kuşkusuz, birbiri ardınca bin melekle size yardım edeceğim!"

    Bayraktar Bayraklı

    Hani siz Rabbinizden yardım ve destek diliyordunuz. O da sizin dileğinize şöyle cevap vermişti: "Hiç kuşkunuz olmasın, ben size meleklerden birbiri ardınca bin tanesiyle yardım ulaştıracağım."

    Edip Yüksel

    Sizi kurtarması için Efendinize yalvarıyordunuz ve O da, "Ben sizi birbiri ardınca bin melek ile destekleyeceğim" diye size karşılık vermişti.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sizi kurtarması için Rabbinize yalvarıyordunuz, ve O da, 'Ben sizi birbiri ardınca bin melekle destekleyeceğim,' diye size karşılık vermişti.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O zaman siz Rabbinizden yardım istiyordunuz da size: "İşte Ben birbiri ardınca bin melekle yardım ediyorum!" diye duanızı kabul buyurmuştu.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O vakıt siz, rabbınızdan istimdad ediyordunuz da size ben işte ardı ardına bin Melaike ile ımdad ediyorum diye icabet buyurmuştu

    Erhan Aktaş

    Hani siz, Rabb'inizden yardım istiyordunuz. O da ardı ardına bin melekle yardım edeceğim diye, isteğinize karşılık vermişti.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hani siz, Rabb'inizden yardım istiyordunuz. O da ardı ardına bin melekle yardım edeceğim diye, isteğinize karşılık vermişti.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hani siz, Rabb'inizden yardım istiyordunuz. O da ardı ardına bin melekle yardım edeceğim diye, isteğinize karşılık vermişti.

    Gültekin Onan

    Siz rabbinizden yardım istiyordunuz, O da: "Kuşkusuz ben size birbiri ardınca bin melek ile yardım ediciyim" diye cevap vermişti.

    Hasan Basri Çantay

    Hani siz Rabbinizden imdad istiyordunuz da O da: "Muhakkak ki ben size meleklerden birbiri ardınca bin (lercesi) ile imdad ediciyim" diyerek duanızı kabul buyurmuşdu.

    İbni Kesir

    Hani siz, Rabbınızdan imdad istiyordunuz da: Birbiri ardında bin melekle size imdad ederim, diyerek duanıza icabet etmişti.

    Mehmet Alagaş

    (5-14) Nasıl ki Rabbin seni, evinden gerçek için / hak için çıkarmıştı (Allah vahyi gayrı metluv olarak çık demiştir) ve dahi müminlerden bir bölüm / bir fırka da bundan hoşlanmıyordu. (İlk itaatin beklendiği ilk taarruz bedir) Açık ve net hale gelen hak konusunda senle mücadele ediyorlardı / tartışıyorlar , ö lüme doğru sürülüyorlardı / iletiliyorlardı / sevk ediliyorlardı, onlar da bakıp duruyorlardı. (Göz göre göre ölüme sürükleniyorlar gibiydiler, lakin bu savaştan korku değil stratejik bir sorgulama idi hazırlık yapmamışlardı sonuç bile bile ölüm olabilirdi) Allah iki gruptan / tayfadan / taifeden birisinin kesin sizin olacağına söz veriyordu / vaat ediyordu. Sizde dikensiz olanın sizin olmasını temenni ediyordunuz. Allah ise kelimeleri ile gerçek gerçeklensin muradı vardı / iradesi o yönde idi, kafirlerin ard ını / arkasını kesmek istiyordu. Mücrimler hoşlanmasalar dahi, gerçek gerçekleşir, batıl batıllaşır / iptal olur / geçersiz olur. (Ebu Süfyan kervanı ile şamdan dönüyor, Kureyş’te silahlanıp orduyla kervana ilerliyorken Resul, 314 kişi 70 deve ile yola çıktı ya kervanı alacaklar ya da orduyu mağlup edeceklerdi, meşru gözüken gasp edilmiş mallarını taşıyan kervana yönelmeleri idi, di kensiz olanı ani kervanı seçmek dikenli zahmetli olan ordudan daha iyi gözüktü. ) o vakit Rabbinizden yardım istiyordunuz, size cevap verildi / icabet edildi. Muhakkak ki ben sıra sıra meleklerden bini ile sizi destekleyeceğim. Allah kalplerinizin doygunluğu için / tatmin olması için onu size müjde yaptı, galip edici yardım ancak Allah katındadır (saade değil nasara) muhakkak Allah saygıdeğerdir / azizdir / hikmetli karar verendir / h âkimdir. Ondan bir güven olarak / emniyet olarak size hafif bir uyku bastırıyordu , onunla sizi temizlemesi için üzerinize gökten su indiriyordu, şeytanın pisliğini sizden gideriyordu, kalplerinizi sağlam bağlıyordu, ayaklarınızı onunla sabitliyordu, Rabbin meleklerine sizinle beraberim, inananlara sebat verin , kafirlerin kalbine korku bırakacağım, boyunlarının üstüne vurun, bütün parmaklarına vurun diye vahyediyordu. Bunun nedeni, onlar ın Allah’a ve Resul’üne karşı çıkmalarıdır , kim Allaha ve Resul’üne karşı çıkarsa Allah , muhakkak ki şiddetli ceza verir , şimdi sizler onu tadın, kesinlikle kafirler için ateş azabı var.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hani siz Rabbinizden imdat istiyordunuz da: “Muhakkak Ben size birbiri ardınca bin melek ile yardım ediyorum” diye duanıza karşılık vermişti.

    Süleyman Ateş

    Siz Rabbinizden yardım istiyordunuz, O da: "Ben size birbiri ardınca bin melek ile yardım edeceğim," diye duanızı kabul buyurmuştu.

    Süleymaniye Vakfı

    Hani o gün (Bedir'de) Rabbinize yalvarıp yakarıyordunuz. O da "Ardı ardına gelen biner melek dipnot 1 (toplam üç bin melek) ile sizin imdadınıza yetişiyorum." diye cevap vermişti.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Al-i İmran 3/124. ayette, yardıma gelen meleklerin sayısının toplam üç bin olduğu belirtilmiştir. Bu ayetten de üç bin meleğin binerli gruplar halinde indirildiği anlaşılmaktadır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O gün Rabbinizden yardım istiyordunuz. O da "Bir biri ardınca bin melek ile size destek veriyorum" diye cevap vermişti.

    Şaban Britch

    Rabbinizden yardım/medet dilemiştiniz de size: Birbiri ardınca bin melek ile size yardım edeceğim, diye cevap vermişti.

    Şaban Piriş

    Rabbinizden yardım dilemiştiniz de size: -Birbiri ardınca bin melek ile size yardım ulaştıracağız, diye cevap vermişti.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hani siz, Rabbinizden yardım ve destek diliyordunuz; O, sizin dileğinize şöyle cevap vermişti: "Hiç kuşkunuz olmasın, ben size, meleklerden birbiri ardınca bin tanesiyle yardım ulaştıracağım."

  6. Enfâl suresi, 10. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 10. ayet. وَمَا جَعَلَهُ ٱللَّهُ إِلَّا بُشْرَىٰ وَلِتَطْمَئِنَّ بِهِۦ قُلُوبُكُمْ وَمَا ٱلنَّصْرُ إِلَّا مِنْ عِندِ ٱللَّهِ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Allah bunu, sadece bir müjde olsun ve onunla kalpleriniz yatışsın diye yapmıştı. Yoksa yardım ancak Allah katındandır. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Mehmet Okuyan

    Allah bunu sadece müjde olsun ve onunla kalbiniz yatışsın diye yapmıştı. Zaten yardım, yalnızca Allah katındandır. Şüphesiz ki Allah güçlüdür, doğru hüküm verendir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:126.

    Mustafa İslamoğlu

    Çünkü Allah bunu yalnızca bir müjde olsun için, bu vesileyle içiniz ferahlayıp moraliniz yükselsin diye yaptı; kaldı ki zafer garantili yardım, başkasından değil yalnızca Allah katındadır: Elbette Allah her işinde mükemmel olan, her hükmünde tam isabet edendir.

    Muhammed Esed

    Ve Allah bunu yalnızca müjde olsun diye ve Allahtan başka kimsenin katından yardım umulmayacağına göre bununla kalpleriniz huzur, itminan bulsun diye böyle takdir etti, gerçekten de, Allah, hikmetle edip eyleyen en yüce iktidar sahibidir.

    Ahmed Hulusi

    Allah bunu ancak bir müjde olsun ve onunla kalpleriniz mutmain olsun diye yaptı. . . Yardım, zafer ancak Allah indindendir. . . Muhakkak ki Allah Aziyz'dir, Hakiym'dir.

    Ali Bulaç

    Allah, bunu, yalnızca bir müjde ve kalblerinizin tatmin bulması için yapmıştı; (yoksa) Allah'ın katından başkasında nusret (zafer ve yardım) yoktur. Hiç şüphesiz Allah üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah bunu (meleklerle yardımı) sadece müjde olsun ve onunla kalbiniz yatışsın diye yapmıştı. Zaten yardım yalnız Allah tarafındandır. Çünkü Allah mutlak galiptir, yegâne hüküm ve hikmet sahibidir.

    Ali Rıza Safa

    Allah, yalnızca sevinçli bir haber olması ve yüreklerinizin doygunluğa erişmesi için bunu yapmıştır. Çünkü yardım, ancak Allah'ın katındandır. Kuşkusuz, Allah, Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah bunu, sadece bir müjde olsun ve o sayede kalpleriniz huzur ve rahatlık bulsun diye yaptı. Yardım yalnız ve yalnız Allah katındadır. Hiç şüphesiz Allah,mülkünde galiptir;işlerini yerli yerinde yapandır.

    Edip Yüksel

    ALLAH bunu, ancak bir müjde olsun ve kalpleriniz yatışsın diye yaptı. Zafer yalnız ALLAH'tandır. ALLAH Üstündür, Bilgedir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH bunu, ancak bir müjde olsun ve kalplerinizi yatıştırsın diye yaptı. Zafer yalnız ALLAH'tandır. ALLAH Üstündür, Bilgedir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve bunu Allah size sırf bir müjde olsun ve bununla kalpleriniz yatışsın diye yapmıştı. Yoksa zafer Allah'ın kendindedir. Gerçekten Allah, azizdir, hikmet sahibidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve bunu Allah size sırf bir müjde olsun ve bununla kalbleriniz ıtmi'nan bulsun diye yapmıştı, yoksa nusrat Allahın kendindendir, hakıkat Allah azizdir hakimdir

    Erhan Aktaş

    Allah bunu, ancak bir müjde olsun ve onunla kalpleriniz yatışsın dipnot 1 diye yaptı. Yardım, ancak Allah'tandır. Kuşkusuz Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kalbinizde korku kalmasın, güven ve cesaret sahibi olun.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah bunu, ancak bir müjde olsun ve onunla kalpleriniz yatışsın dipnot 1 diye yaptı. Yardım, ancak Allah'tandır. Kuşkusuz Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kalbinizde korku kalmasın, güven ve cesaret sahibi olun.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah bunu, ancak bir müjde olsun ve onunla kalpleriniz yatışsın dipnot 1 diye yaptı. Yardım, ancak Allah'tandır. Kuşkusuz Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kalbinizde korku kalmasın, güven ve cesaret sahibi olun.

    Gültekin Onan

    Tanrı bunu yalnızca bir müjde ve kalplerinizin tatmin bulması için yapmıştı; (yoksa) Tanrı'nın katından başkasında nusret (zafer ve yardım) yoktur. Hiç kuşkusuz Tanrı üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Hasan Basri Çantay

    Allah bunu (başka sebeble değil) ancak bir müjde (olsun), kalbleriniz o sayede oturaklaşsın diye yapmışdı. (Yoksa) Allahın katından başkasından hiç bir yardım yokdur. Şübhesiz ki Allah mutlak gaalibdir, yegane hüküm ve hikmet saahibidir.

    İbni Kesir

    Allah; bunu size sırf bir müjde olsun ve kalblerinizi yatışsın diye yapmıştır. Yardım; ancak Allah katındandır. Muhakkak ki Allah; Aziz'dir, Hakim' dir.

    Mehmet Alagaş

    (5-14) Nasıl ki Rabbin seni, evinden gerçek için / hak için çıkarmıştı (Allah vahyi gayrı metluv olarak çık demiştir) ve dahi müminlerden bir bölüm / bir fırka da bundan hoşlanmıyordu. (İlk itaatin beklendiği ilk taarruz bedir) Açık ve net hale gelen hak konusunda senle mücadele ediyorlardı / tartışıyorlar , ö lüme doğru sürülüyorlardı / iletiliyorlardı / sevk ediliyorlardı, onlar da bakıp duruyorlardı. (Göz göre göre ölüme sürükleniyorlar gibiydiler, lakin bu savaştan korku değil stratejik bir sorgulama idi hazırlık yapmamışlardı sonuç bile bile ölüm olabilirdi) Allah iki gruptan / tayfadan / taifeden birisinin kesin sizin olacağına söz veriyordu / vaat ediyordu. Sizde dikensiz olanın sizin olmasını temenni ediyordunuz. Allah ise kelimeleri ile gerçek gerçeklensin muradı vardı / iradesi o yönde idi, kafirlerin ard ını / arkasını kesmek istiyordu. Mücrimler hoşlanmasalar dahi, gerçek gerçekleşir, batıl batıllaşır / iptal olur / geçersiz olur. (Ebu Süfyan kervanı ile şamdan dönüyor, Kureyş’te silahlanıp orduyla kervana ilerliyorken Resul, 314 kişi 70 deve ile yola çıktı ya kervanı alacaklar ya da orduyu mağlup edeceklerdi, meşru gözüken gasp edilmiş mallarını taşıyan kervana yönelmeleri idi, di kensiz olanı ani kervanı seçmek dikenli zahmetli olan ordudan daha iyi gözüktü. ) o vakit Rabbinizden yardım istiyordunuz, size cevap verildi / icabet edildi. Muhakkak ki ben sıra sıra meleklerden bini ile sizi destekleyeceğim. Allah kalplerinizin doygunluğu için / tatmin olması için onu size müjde yaptı, galip edici yardım ancak Allah katındadır (saade değil nasara) muhakkak Allah saygıdeğerdir / azizdir / hikmetli karar verendir / h âkimdir. Ondan bir güven olarak / emniyet olarak size hafif bir uyku bastırıyordu , onunla sizi temizlemesi için üzerinize gökten su indiriyordu, şeytanın pisliğini sizden gideriyordu, kalplerinizi sağlam bağlıyordu, ayaklarınızı onunla sabitliyordu, Rabbin meleklerine sizinle beraberim, inananlara sebat verin , kafirlerin kalbine korku bırakacağım, boyunlarının üstüne vurun, bütün parmaklarına vurun diye vahyediyordu. Bunun nedeni, onlar ın Allah’a ve Resul’üne karşı çıkmalarıdır , kim Allaha ve Resul’üne karşı çıkarsa Allah , muhakkak ki şiddetli ceza verir , şimdi sizler onu tadın, kesinlikle kafirler için ateş azabı var.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah, bunu yanlızca bir müjde olması ve kalplerinizin yatışması için yaptı. Yardım yalnızca Allah katındandır. Şüphe yok ki Allah mutlak galiptir, Hakîm'dir.

    Süleyman Ateş

    Allah bunu ancak müjde olsun (sevinesiniz) ve kalbiniz bununla yatışsın (güvene ve huzura kavuşsun) diye yapmıştı. Yardım, yalnız Allah katındandır. Allah daima üstün, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah bunu, sırf size bir müjde olsun ve kalpleriniz yatışsın diye yapmıştı. Yoksa zafer sadece Allah katındandır dipnot 1 . Daima üstün olan ve bütün kararları doğru olan Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah bunu size, sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz yatışsın diye yapmıştı. Yoksa zafer, sadece Allah katındandır dipnot 1 . Allah güçlüdür, doğru kararlar verir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zafer meleklerin yardımıyla olmaz. Allah zaferi doğru tercihte bulunana verir. (Bkz: Al-i İmran 3/13) Herşey Allah'ın koyduğu ölçülere göredir.

    Şaban Britch

    Allah, bunu yalnızca bir müjde olması ve kalplerinizin yatışması için yaptı. Yardım yalnızca Allah katındadır. Çünkü Allah Aziz'dir, Hakim'dir.

    Şaban Piriş

    Allah, bunu yalnızca bir müjde olması ve kalplerinizin yatışması için yaptı. Yardım yalnızca Allah katındadır. Çünkü Allah azizdir, Hakimdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah bunu, sadece bir müjde olsun ve o sayede kalpleriniz huzur ve rahatlık bulsun diye yaptı. Yardım yalnız ve yalnız Allah katındandır. Hiç şüphesiz Allah Aziz'dir, Hakim'dir.

  7. Enfâl suresi, 11. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 11. ayet. إِذْ يُغَشِّيكُمُ ٱلنُّعَاسَ أَمَنَةً مِّنْهُ وَيُنَزِّلُ عَلَيْكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً لِّيُطَهِّرَكُم بِهِۦ وَيُذْهِبَ عَنكُمْ رِجْزَ ٱلشَّيْطَٰنِ وَلِيَرْبِطَ عَلَىٰ قُلُوبِكُمْ وَيُثَبِّتَ بِهِ ٱلْأَقْدَامَ

    Diyanet İşleri

    Hani (Allah) kendi tarafından bir güvenlik olarak sizi hafif bir uykuya daldırıyor; sizi temizlemek, sizden şeytanın vesvesesini gidermek, kalplerinizi pekiştirmek ve ayaklarınızı sağlam bastırmak için üzerinize gökten yağmur yağdırıyordu.

    Mehmet Okuyan

    O zaman, katından bir güven olmak üzere sizi hafif bir uykuya daldırıyordu. Sizi onunla temizlemek için, şeytanın pisliğini (vesvesesini) sizden gidermek, kalplerinizi (birbirine) bağlamak ve onunla ayakları(nızı savaşta) sabit kılmak için üzerinize gökten su indiriyordu.

    Mustafa İslamoğlu

    Hani o zaman, O'nun inayetinden bir güvence olarak sizi bir iç sükunetinin çepeçevre kuşatmasını sağlamış ve üzerinize gökten tarifsiz bir yağmur indirmişti ki, onunla sizi temizlesin, (iç dünyanızı kirleten) Şeytan kirinden sizi arındırsın, yüreklerinizi güçlendirip ayaklarınızı onunla sabit kılsın.

    Muhammed Esed

    (Hatırlayın nasıl olmuştu) hani, katından bir güvence olarak, sizi bir iç huzurunun kuşatmasını sağlamış ve gökten üzerinize su indirmişti ki onunla sizi arındırsın, Şeytanın kirli vesveselerinden kurtarsın; kalplerinizi güçlendirip adımlarınızı sağlamlaştırsın.

    Ahmed Hulusi

    Hani O, kendinden bir sükun ve güven hali oluşturuyordu; sizi onunla (nefsani duygulardan) arındırmak, sizden şeytanın pisliğini (korku, evham) gidermek, şuurunuzdaki Hak müşahedesini kuvvetlendirmek ve ayakları (-nızı) (bu ilimle) sabit tutmak için de üzerinize semadan bir su inzal ediyordu (SU, ilmi marifet; kesinlikle Allah muradı neyse onun yerine geleceğine, yakin haline işaret eder). (Bu ayet benzetme yollu anlatımın örneğidir. Zira olay sırasında gökten yağan su - yağmur, ayakları yere bağlamaz veya şeytanın dürtüsünü temizlemez realitesi. Kuran'daki pek çok ayetin hangi bakışla değerlendirilmesi gerektiğine de bir örnektir. )

    Ali Bulaç

    Hani kendisinden bir güvenlik olarak sizi bir uyuklama bürüyordu. Sizi kendisiyle tertemiz kılmak, sizden şeytanın pisliklerini gidermek, kalblerinizin üstünde (güven ve kararlılık duygusunu) pekiştirmek ve bununla ayaklarınızı (arz üzerinde) sağlamlaştırmak için size gökten su indiriyordu.

    Ali Özek ve heyeti

    (Korkuya karşı) kendisinden bir emniyet olmak üzere size hafif bir uyku vermiş, kendisiyle sizi temizlemek, şeytanın pisliğini sizden gidermek, kalplerinizi birbirine bağlamak ve ayaklarınızı sağlamlaştırmak için, üzerinize gökten bir de su indirmiştir.

    Ali Rıza Safa

    O'nun katından bir güven olarak, sizi uyku bürüyordu. Ve sizi arındırmak, şeytanın kuruntularından kurtarmak ve yüreklerinizi güçlendirip ayaklarınızı sağlamlaştırmak için, üzerinize gökten su indiriyordu.

    Bayraktar Bayraklı

    O zaman sizi, Allah'tan bir güven olmak üzere hafif bir uyku bürüyordu; sizi onunla manen temizlemek, şeytanın pisliğini sizden gidermek, kalplerinizi birbirine bağlamak, ayaklarınızı sağlam bastırmak için üzerinize gökten bir su indiriyordu.

    Edip Yüksel

    Kendisinden bir güvenlik olarak sizi bir uyuklama bürüyüp yatıştırıyordu. Sizi temizlemek, sapkının pisliğini (umutsuzluğu) sizden savmak, kalbinizi ikna etmek ve ayaklarınızı pekiştirmek için üzerinize gökten su indiriyordu.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendisinden bir güvenlik olarak sizi bir uyuklama bürüyüp yatıştırıyordu. (Susuzluğun oluşturduğu bunalımdan) sizi temizlemek, şeytanın pisliğini (umutsuzluğu) sizden savmak, kalbinizi ikna etmek ve ayaklarınızı pekiştirmek için üzerinize gökten su indiriyordu.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O zaman size -tarafından bir güven olmak üzere- bir uyku sardırıyordu ve üzerinize gökten su indiriyordu ki, bununla sizi temizlesin, şeytanın murdarlığını sizden gidersin, kalplerinize güç versin ve bununla ayaklarınızı sağlamlaştırsın, Allah.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O vakıt size, tarafından bir emniyyet olmak üzere bir uyku sardırıyordu ve üzerinize Semadan bir su indiriyordu ki bununla sizi tathir eylesin ve Şeytanın murdarlığını sizden gidersin ve kalblerinize rabıta versin ve bununla ayaklarınızı sağlam durdursun

    Erhan Aktaş

    Hani O, size Kendi katından bir emniyet olmak üzere bir uyku sardırıyordu. Sizi arındırmak, sizden şeytanın pisliğini dipnot 1 gidermek, kalplerinizi yatıştırmak ve ayaklarınızı yere sabit kılmak için gökten üzerinize bir su indiriyordu.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vesvesesini.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hani O, size Kendi katından bir emniyet olmak üzere bir uyku sardırıyordu. Sizi arındırmak, sizden şeytanın pisliğini dipnot 1 gidermek, kalplerinizi yatıştırmak ve ayaklarınızı yere sabit kılmak için gökten üzerinize bir su indiriyordu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vesvesesini.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hani O, size Kendi katından bir emniyet olmak üzere bir uyku sardırıyordu. Sizi arındırmak, sizden şeytanın pisliğini dipnot 1 gidermek, kalplerinizi yatıştırmak ve ayaklarınızı yere sabit kılmak için gökten üzerinize bir su indiriyordu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vesvesesini.

    Gültekin Onan

    Hani kendisinden bir güvenlik (emeneten) olarak sizi bir uyuklama bürüyüp (yatıştırıyordu). [Susuzluğun oluşturduğu bunalımdan] Sizi temizlemek, şeytanın pisliğini (umutsuzluğu) sizden savmak / gidermek, kalplerinizin üstünde (güven ve kararlılık duygusunu) pekiştirmek ve bununla ayaklarınızı (yeryüzünde) sağlamlaştırmak için üzerinize gökten su indiriyordu.

    Hasan Basri Çantay

    O, size o vakit kendisinden bir eminlik olmak üzere hafif bir uyku bürüyordu. Sizi tertemiz yapmak, sizden şeytanın murdarlığını gidermek, kalblerinize rabıta vermek, ayakları (nızı) pekişdirmek için de gökden üstünüze bir su indiriyordu.

    İbni Kesir

    Hani O, size kendi katından bir emniyet olmak üzere sizi hafif bir uykuya daldırıyordu. Sizi tertemiz yapmak, sizden şeytanın pisliğini gidermek, kalblerinizi pekiştirmek ve ayaklarınıza sebat vermek için gökten üstünüze bir su indiriyordu.

    Mehmet Alagaş

    (5-14) Nasıl ki Rabbin seni, evinden gerçek için / hak için çıkarmıştı (Allah vahyi gayrı metluv olarak çık demiştir) ve dahi müminlerden bir bölüm / bir fırka da bundan hoşlanmıyordu. (İlk itaatin beklendiği ilk taarruz bedir) Açık ve net hale gelen hak konusunda senle mücadele ediyorlardı / tartışıyorlar , ö lüme doğru sürülüyorlardı / iletiliyorlardı / sevk ediliyorlardı, onlar da bakıp duruyorlardı. (Göz göre göre ölüme sürükleniyorlar gibiydiler, lakin bu savaştan korku değil stratejik bir sorgulama idi hazırlık yapmamışlardı sonuç bile bile ölüm olabilirdi) Allah iki gruptan / tayfadan / taifeden birisinin kesin sizin olacağına söz veriyordu / vaat ediyordu. Sizde dikensiz olanın sizin olmasını temenni ediyordunuz. Allah ise kelimeleri ile gerçek gerçeklensin muradı vardı / iradesi o yönde idi, kafirlerin ard ını / arkasını kesmek istiyordu. Mücrimler hoşlanmasalar dahi, gerçek gerçekleşir, batıl batıllaşır / iptal olur / geçersiz olur. (Ebu Süfyan kervanı ile şamdan dönüyor, Kureyş’te silahlanıp orduyla kervana ilerliyorken Resul, 314 kişi 70 deve ile yola çıktı ya kervanı alacaklar ya da orduyu mağlup edeceklerdi, meşru gözüken gasp edilmiş mallarını taşıyan kervana yönelmeleri idi, di kensiz olanı ani kervanı seçmek dikenli zahmetli olan ordudan daha iyi gözüktü. ) o vakit Rabbinizden yardım istiyordunuz, size cevap verildi / icabet edildi. Muhakkak ki ben sıra sıra meleklerden bini ile sizi destekleyeceğim. Allah kalplerinizin doygunluğu için / tatmin olması için onu size müjde yaptı, galip edici yardım ancak Allah katındadır (saade değil nasara) muhakkak Allah saygıdeğerdir / azizdir / hikmetli karar verendir / h âkimdir. Ondan bir güven olarak / emniyet olarak size hafif bir uyku bastırıyordu , onunla sizi temizlemesi için üzerinize gökten su indiriyordu, şeytanın pisliğini sizden gideriyordu, kalplerinizi sağlam bağlıyordu, ayaklarınızı onunla sabitliyordu, Rabbin meleklerine sizinle beraberim, inananlara sebat verin , kafirlerin kalbine korku bırakacağım, boyunlarının üstüne vurun, bütün parmaklarına vurun diye vahyediyordu. Bunun nedeni, onlar ın Allah’a ve Resul’üne karşı çıkmalarıdır , kim Allaha ve Resul’üne karşı çıkarsa Allah , muhakkak ki şiddetli ceza verir , şimdi sizler onu tadın, kesinlikle kafirler için ateş azabı var.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hani (Allah) kendi tarafından bir güvenlik olarak sizi hafif bir uykuya daldırıyor; sizi temizlemek, sizden Şeytan'ın vesvesesini gidermek, kalplerinizi pekiştirmek ve ayaklarınızı sağlam bastırmak için üzerinize gökten yağmur yağdırıyordu.

    Süleyman Ateş

    O zaman sizi, Allah'tan bir güven olmak üzere hafif bir uyku bürüyordu, üzerinize sizi temizlemek, şeytanın pisliğini (içinize attığı kötü düşünceleri) sizden gidermek, kalblerinizi (birbirine) bağlamak ve ayakları(nızı) pekiştirmek için üzerinize gökten bir su indiriyordu.

    Süleymaniye Vakfı

    Hani Allah, bir güven duygusu vermek için sizi tatlı bir uykuya daldırmıştı dipnot 1 . Sizi arındırmak, şeytanın yol açtığı çöküntüyü gidermek, kalplerinize metanet vermek ve ayaklarınızı sabit kılmak için gökten üzerinize yağmur da yağdırmıştı.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O gün güven içinde sizi uykuya daldırmış, sizi arındırmak, sizden şeytanın pisliğini gidermek, kalplerinizi birbirine bağlamak ve ayaklarınızı yere sağlam bastırmak için üzerinize gökten yağmur yağdırmıştı. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Muhammed Esed'in açıklamasına bakılacak....

    Şaban Britch

    Hani o vakit sizi kendisinden bir güven vermek için hafif bir uykuya daldırmış ve üzerinize gökten onunla sizi temizlemek ve şeytanın pisliğini sizden gidermek, kalplerinizi pekiştirmek ve ayaklarınızı sağlamlaştırmak için su indirmişti.

    Şaban Piriş

    O zaman sizi kendisinden bir güven vermek için hafif bir uykuya daldırmış ve üzerinize gökten onunla sizi temizlemek ve şeytanın pisliğini sizden gidermek, kalplerinizi pekiştirmek ve ayaklarınızı sağlamlaştırmak için su indirmişti.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O zaman sizi, Allah'tan bir güven olmak üzere hafif bir uyku bürüyordu; sizi onunla temizlemek, şeytanın pisliğini sizden gidermek, kalplerinizi birbirine bağlamak, ayaklarınızı sağlam bastırmak için üzerinize gökten bir su indiriyordu.

  8. Enfâl suresi, 12. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 12. ayet. إِذْ يُوحِى رَبُّكَ إِلَى ٱلْمَلَٰٓئِكَةِ أَنِّى مَعَكُمْ فَثَبِّتُوا۟ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ سَأُلْقِى فِى قُلُوبِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ٱلرُّعْبَ فَٱضْرِبُوا۟ فَوْقَ ٱلْأَعْنَاقِ وَٱضْرِبُوا۟ مِنْهُمْ كُلَّ بَنَانٍ

    Diyanet İşleri

    Hani Rabbin meleklere, "Ben sizinle beraberim. İman edenlere sebat verin. Ben kafirlerin kalplerine korku salacağım. Şimdi vurun boyunlarının üstüne. Vurun, onların bütün parmaklarına" diye vahyediyordu.

    Mehmet Okuyan

    Hani Rabbin meleklere "Şüphesiz ki ben sizinle beraberim; iman edenlere destek olun! Ben kâfir olanların yüreğine korku salacağım. dipnot 1 Vurun boyunlarının üzerine! Onların bütün parmak uçlarını vurun!" diye vahyediyordu (bildiriyordu).

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:151. Surenin 11 ve 12. ayetlerinde Yüce Allah'ın müminlere nasıl yardımda bulunduğuna dair bilgiler verilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Hani o zaman Rabbin meleklere, "Elbet Ben de sizinle beraberim!" mesajını (iletmelerini) bildirdi: Haydi, imanda sebat edenlere direnç ve moral verin; Ben, inkarda direnenlerin yüreklerine korku salacağım! Haydi, vurun boyunlarının üstüne!... Kopartın onların (silah tutan) tüm parmaklarını!.."

    Muhammed Esed

    Hani, Rabbin (inananlara ulaştırılmak üzere) meleklere: "Mutlaka sizinle beraberim!" (mesajını) vahyetmişti.(Ve meleklere): "İmana erenleri (benim şu sözlerimle) yüreklendirin: 'Hakkı inkara kalkanların kalplerine korku salacağım; öyleyse (ey inananlar) onların boyunlarını vurun, parmaklarını kırın!"

    Ahmed Hulusi

    Hani Rabbin melaikeye şöyle vahyetmişti: "Muhakkak ben sizinle beraberim (Allah melekle yan yana olmayacağına göre; anlatılmak istenen {tasavvufta maiyet sırrı diye bahsedilen}: meleklerin, kendilerindeki kuvvet ve kudretin Allah'ın kuvvet ve kudreti bilincini taşıdıkları realitesine işaret olunmaktadır). . . İman edenleri sabitleyin. . . Hakikat bilgisini inkar edenlerin kalplerinde korku oluşturacağım. . . (Onların) boyunlarının üstüne vurun (vehim üzere sabitleyin) ve onların her parmağına darbedin. "

    Ali Bulaç

    Rabbin meleklere vahyetmişti ki: "Şüphesiz ben sizinleyim, iman edenlere sağlamlık katın, inkar edenlerin kalblerine amansız bir korku salacağım. Öyleyse (ey müslümanlar,) vurun boyunlarının üstüne, vurun onların bütün parmaklarına."

    Ali Özek ve heyeti

    Hani Rabbin meleklere: «Muhakkak ben sizinle beraberim; haydi iman edenlere destek olun; ben kâfirlerin yüreğine korku salacağım; vurun boyunlarına! Vurun onların bütün parmaklarına!» diye vahyediyordu.

    Ali Rıza Safa

    Efendin, meleklere, şöyle bildiriyordu: "Kuşkusuz, sizinle birlikteyim; inananları güçlendirin. Nankörlük edenlerin yüreklerine korku salacağım. Artık, vurun boyunlarının üzerine; vurun tüm parmaklarına!"

    Bayraktar Bayraklı

    Hani Rabbin, meleklere şöyle vahyediyordu: "Ben sizinle beraberim. İmanı olanları sağlamlaştırınız. İnkar edenlerin kalplerine korku salacağım. Vurun boyunlarına, vurun onların bütün parmaklarına!"

    Edip Yüksel

    Efendin meleklere, "Sizinle beraberim, iman edenleri destekleyin. İnkarcıların yüreğine korku salacağım. Vurun boyunlara, vurun onların her parmağına" diye vahiy ediyordu. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Savaşlar, 60:8-9 ayetlerinde bildirilen genel prensibe tabidir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rabbin meleklere, 'Sizinle beraberim, inananları destekleyin. İnkarcıların yüreğine korku salacağım. Vurun boyunlara, vurun onların her parmağına,' diye vahyediyordu.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O anda Rabbin meleklere şu vahyi veriyordu: "Ben sizinle beraberim. Haydi imanı sağlamlaştırın! Kafirlerin yüreklerine dehşet bırakacağım, hemen boyunlarının üstüne vurun, vurun onların parmaklarına!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O vakıt ki rabbın Melaikeye şu vahyi veriyordu: "ben sizinle beraberim, haydin iymanı olanları tesbit edin, kafirlerin yüreklerine dehşet bırakacağım, hemen vurun boyunlarının üstüne, vurun onların parmaklarına

    Erhan Aktaş

    Hani, Rabb'in meleklere, sizinle beraberim, diye vahyediyordu; "İman Edenleri pekiştirin. Kafirlerin kalplerine korku salacağım. Haydi! Vurun onların boyunlarına, vurun onların parmaklarına."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hani, Rabb'in meleklere, sizinle beraberim, diye vahyediyordu; "İman edenleri pekiştirin." Kafirlerin kalplerine korku salacağım. Haydi! Vurun onların boyunlarına, vurun onların parmaklarına.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hani, Rabb'in meleklere, sizinle beraberim, diye vahyediyordu; "İman edenleri pekiştirin." Gerçeği yalanlayan nankörlerin kalplerine korku salacağım. Haydi! Vurun onların boyunlarına, vurun onların parmaklarına.

    Gültekin Onan

    Rabbin meleklere: "Kuşkusuz ben sizinleyim, inananları destekleyin / sağlamlık katın. Küfredenlerin kalplerine amansız bir korku salacağım. Öyleyse (ey müslümanlar) vurun boyunlara, vurun onların parmaklarına" diye vahyetmişti.

    Hasan Basri Çantay

    Hani Rabbin meleklere: "Şübhesiz ki ben sizinle beraberim. Haydi iman eden (o mücahid) lere sebat ilham edin" diye vahyediyordu. "Ben, kafirlerin yüreklerine korku salacağım. (Ey mü'minler) hemen vurun boyunlarının üstüne, vurun onların her bir parmağına" (diyordu).

    İbni Kesir

    Hani Rabbın, meleklere: Ben sizinleyim, haydi iman edenlere sebat verin, diye vahyetmişti. Ben, küfretmiş olanların kalblerine korku salacağım. Artık siz de vurun boyunlarının üstüne, vurun tüm parmaklarına.

    Mehmet Alagaş

    (5-14) Nasıl ki Rabbin seni, evinden gerçek için / hak için çıkarmıştı (Allah vahyi gayrı metluv olarak çık demiştir) ve dahi müminlerden bir bölüm / bir fırka da bundan hoşlanmıyordu. (İlk itaatin beklendiği ilk taarruz bedir) Açık ve net hale gelen hak konusunda senle mücadele ediyorlardı / tartışıyorlar , ö lüme doğru sürülüyorlardı / iletiliyorlardı / sevk ediliyorlardı, onlar da bakıp duruyorlardı. (Göz göre göre ölüme sürükleniyorlar gibiydiler, lakin bu savaştan korku değil stratejik bir sorgulama idi hazırlık yapmamışlardı sonuç bile bile ölüm olabilirdi) Allah iki gruptan / tayfadan / taifeden birisinin kesin sizin olacağına söz veriyordu / vaat ediyordu. Sizde dikensiz olanın sizin olmasını temenni ediyordunuz. Allah ise kelimeleri ile gerçek gerçeklensin muradı vardı / iradesi o yönde idi, kafirlerin ard ını / arkasını kesmek istiyordu. Mücrimler hoşlanmasalar dahi, gerçek gerçekleşir, batıl batıllaşır / iptal olur / geçersiz olur. (Ebu Süfyan kervanı ile şamdan dönüyor, Kureyş’te silahlanıp orduyla kervana ilerliyorken Resul, 314 kişi 70 deve ile yola çıktı ya kervanı alacaklar ya da orduyu mağlup edeceklerdi, meşru gözüken gasp edilmiş mallarını taşıyan kervana yönelmeleri idi, di kensiz olanı ani kervanı seçmek dikenli zahmetli olan ordudan daha iyi gözüktü. ) o vakit Rabbinizden yardım istiyordunuz, size cevap verildi / icabet edildi. Muhakkak ki ben sıra sıra meleklerden bini ile sizi destekleyeceğim. Allah kalplerinizin doygunluğu için / tatmin olması için onu size müjde yaptı, galip edici yardım ancak Allah katındadır (saade değil nasara) muhakkak Allah saygıdeğerdir / azizdir / hikmetli karar verendir / h âkimdir. Ondan bir güven olarak / emniyet olarak size hafif bir uyku bastırıyordu , onunla sizi temizlemesi için üzerinize gökten su indiriyordu, şeytanın pisliğini sizden gideriyordu, kalplerinizi sağlam bağlıyordu, ayaklarınızı onunla sabitliyordu, Rabbin meleklerine sizinle beraberim, inananlara sebat verin , kafirlerin kalbine korku bırakacağım, boyunlarının üstüne vurun, bütün parmaklarına vurun diye vahyediyordu. Bunun nedeni, onlar ın Allah’a ve Resul’üne karşı çıkmalarıdır , kim Allaha ve Resul’üne karşı çıkarsa Allah , muhakkak ki şiddetli ceza verir , şimdi sizler onu tadın, kesinlikle kafirler için ateş azabı var.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O an Rabbin meleklere şöyle vahyediyordu: "Ben sizinle beraberim, iman edenlere sebat verin! Ben kâfirlerin kalbine korku salacağım. Artık onların boyunlarının üstüne de vurun, onların her parmağına da vurun.”

    Süleyman Ateş

    Rabbin meleklere vahyediyordu ki: "Ben sizinle beraberim, siz inananları pekiştirin; ben inkar edenlerin yüreklerine korku salacağım; vurun (onların) boyunların(ın) üstüne, vurun onların her parmağına!"

    Süleymaniye Vakfı

    Meleklere de şunu vahyediyordu: "Ben sizinle beraberim. Siz müminleri cesaretlendirin. Ben de kafirlerin yüreklerine korku salacağım." Öyleyse dipnot 1 (ey müminler) onların boyun köklerine ve parmak uçlarına vurun!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu surenin 10. ayetine göre Allah Teala melekleri, kafirleri öldürsünler diye değil; müminler için müjde olsun ve kalpleri yatışsın diye göndermiştir. Bedir savaşında müşriklerin sayısı binden azdı. Gelen bin melek onların boyunlarına ve parmak uçlarına vursaydı, hiçbir müşrik ayakta kalamazdı. Sonradan gönderilen meleklere de gerek kalmazdı (Al-i İmran 3/123-125) . Bu sebeple ayetteki "boyunlarının üstüne ve parmak uçlarına vurun" emri meleklere değil, müminlere verilmiştir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O gün meleklere de şunu vahyediyordu: "Ben sizinle beraberim, kafirlerin yüreklerine korku salacağım. Siz de müminleri cesaretlendirin. Öyleyse (ey müminler!) dipnot 1 onların boyunlarının üstüne ve parmak uçlarına vurun"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu surenin 10. ayetine göre Allah Teala melekler, kafirleri öldürsünler diye değil; müminler için müjde olsun ve kalpleri yatışsın diye göndermiştir. Bedir savaşında müşriklerin sayısı binden azdı. Gelen bin melek onların boyunlarına ve parmak uçlarına vursaydı, hiçbir müşrik ayakta kalamazdı. Bu sebeple ayetteki "boyunlarının üstüne ve parmak uçlarına vurun" emri meleklere değil, müslümanlara verilmiştir.

    Şaban Britch

    O an Rabbin meleklere şöyle vahyediyordu: Ben sizinle beraberim, iman edenlere sebat verin! Ben kâfirlerin kalbine korku salacağım. Siz de vurun boyunlarına, vurun parmak uçlarına.

    Şaban Piriş

    O an Rabbin meleklere şöyle vahyediyordu: -Ben sizinle bereberim, iman edenlere sebat verin! Ben kafirlerin kalbine korku salacağım. Siz de boyunlarını vurun, parmaklarını doğrayın!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Rabbin, meleklere şöyle vahyediyordu: "Ben sizinle beraberim. İmanı olanları sağlamlaştırın. İnkar edenlerin kalpleri içine korku salacağım; vurun boyunların üstüne, vurun onların her parmağına."

  9. Enfâl suresi, 13. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 13. ayet. ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ شَآقُّوا۟ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَمَن يُشَاقِقِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ فَإِنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ

    Diyanet İşleri

    Bu, onların Allah'a ve Resulüne karşı gelmelerindendir. Her kim de Allah'a ve Resulüne karşı gelirse bilsin ki Allah'ın cezası şiddetlidir.

    Mehmet Okuyan

    Bu (uygulama), onların Allah'a ve Elçisine karşı gelmelerinden ötürüdür. dipnot 1 Kim Allah'a ve Elçisine karşı gelirse, şüphesiz ki Allah azabı şiddetli olandır. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu tür ayetlerde verilmek istenen mesaj, insanların bu türden azabı hak ettiklerine dikkat çekmektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesaj: Haşr 59:4.

    Mustafa İslamoğlu

    Bu, onların Allah ve Elçisi'ne karşı konuşlanmaları yüzündendir; ve kim Allah ve Rasulü'ne karşı konuşlanırsa, iyi bilsin ki Allah'ın cezalandırması pek şiddetlidir.

    Muhammed Esed

    Onların kendilerini Allahtan ve Onun Elçisinden koparmış olmaları yüzündendir bu; ve kim ki kendisini Allahtan ve Onun Elçisinden koparırsa, bilsin ki Allah azabında çok zorludur.

    Ahmed Hulusi

    Bunun sebebi, onların Allah'a ve Rasulüne karşı çıkarak kendilerini Allah ve Rasulünden ayırıp koparmalarıdır. . . Kim Allah'a ve Rasulüne karşı çıkarsa, muhakkak ki Allah Şediyd ül 'Ikab'dır (yapılanın sonucunu şiddetle yaşatandır).

    Ali Bulaç

    Bu, elbette, onların Allah'a ve elçisine baş kaldırmaları dolayısıyladır. Kim Allah'a ve elçisine baş kaldırırsa, şüphesiz Allah (ceza ile) sonuçlandırması pek şiddetli olandır.

    Ali Özek ve heyeti

    Bu söylenenler, onların Allah'a ve Rasûlüne karşı gelmelerinden ötürüdür. Kim Allah ve Rasûlüne karşı gelirse, bilsin ki Allah, azabı şiddetli olandır.

    Ali Rıza Safa

    İşte bu, Allah'a ve O'nun elçisine karşı gelmeleri yüzündendir. Allah'a ve O'nun elçisine kim karşı gelirse, kuşkusuz, Allah'ın cezası çok yamandır.

    Bayraktar Bayraklı

    Bu durum, onların Allah ve O'nun peygamberine karşı çıkmalarındandır. Kim Allah ve O'nun peygamberine karşı çıkarsa bilsin ki Allah, azabında çok zorludur.

    Edip Yüksel

    Çünkü onlar ALLAH'a ve elçisine karşı aktif olarak savaştılar. Kim ki ALLAH ve elçisiyle savaşırsa elbette ALLAH'ın cezası çetindir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Çünkü onlar ALLAH'a ve elçisine karşı aktif olarak savaştılar. Kim ki ALLAH ve elçisiyle savaşırsa elbette ALLAH'ın cezası çetindir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Çünkü onlar Allah ve peygamberine karşı geldiler. Kim Allah'a ve peygamberine karşı gelirse, bilsin ki Allah'ın azabı şiddetlidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Böyle, çünkü onlar Allaha ve Resulüne karşı geldiler ve kim Allaha ve Resulüne karşı gelirse bilsin ki Allahın ıkabı şiddetlidir

    Erhan Aktaş

    Böyle! Çünkü onlar, Allah'a ve Resul'üne karşı geldiler. Kim Allah'a ve Resul'üne karşı gelirse, bilsin ki, Allah'ın Azabı Çok Çetindir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Böyle! Çünkü onlar, Allah'a ve Resul'üne karşı geldiler. Kim Allah'a ve Resul'üne karşı gelirse, bilsin ki, Allah'ın Azabı Çok Çetindir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Çünkü onlar, Allah'a ve Rasul'üne karşı geldiler. Kim Allah'a ve Rasul'üne karşı gelirse, bilsin ki, Allah'ın Azabı Çok Çetindir.

    Gültekin Onan

    Bu, elbette, onların Tanrı'ya ve elçisine baş kaldırmaları dolayısıyladır. Kim Tanrı'ya ve elçisine baş kaldırırsa, kuşkusuz Tanrı (ceza ile) sonuçlandırması pek şiddetli olandır.

    Hasan Basri Çantay

    Bunun sebebi şudur: Çünkü onlar Allaha ve Resulüne karşı geldiler. Kim Allaha ve Resulüne karşı gelirse Allahın cezası cidden çetindir.

    İbni Kesir

    Bunun sebebi: Allah'a ve peygamberlerine karşı koymalarıdır. Her kim ki, Allah'a ve peygamberlerine karşı koyarsa; muhakkak Allah cezası çetin olandır.

    Mehmet Alagaş

    (5-14) Nasıl ki Rabbin seni, evinden gerçek için / hak için çıkarmıştı (Allah vahyi gayrı metluv olarak çık demiştir) ve dahi müminlerden bir bölüm / bir fırka da bundan hoşlanmıyordu. (İlk itaatin beklendiği ilk taarruz bedir) Açık ve net hale gelen hak konusunda senle mücadele ediyorlardı / tartışıyorlar , ö lüme doğru sürülüyorlardı / iletiliyorlardı / sevk ediliyorlardı, onlar da bakıp duruyorlardı. (Göz göre göre ölüme sürükleniyorlar gibiydiler, lakin bu savaştan korku değil stratejik bir sorgulama idi hazırlık yapmamışlardı sonuç bile bile ölüm olabilirdi) Allah iki gruptan / tayfadan / taifeden birisinin kesin sizin olacağına söz veriyordu / vaat ediyordu. Sizde dikensiz olanın sizin olmasını temenni ediyordunuz. Allah ise kelimeleri ile gerçek gerçeklensin muradı vardı / iradesi o yönde idi, kafirlerin ard ını / arkasını kesmek istiyordu. Mücrimler hoşlanmasalar dahi, gerçek gerçekleşir, batıl batıllaşır / iptal olur / geçersiz olur. (Ebu Süfyan kervanı ile şamdan dönüyor, Kureyş’te silahlanıp orduyla kervana ilerliyorken Resul, 314 kişi 70 deve ile yola çıktı ya kervanı alacaklar ya da orduyu mağlup edeceklerdi, meşru gözüken gasp edilmiş mallarını taşıyan kervana yönelmeleri idi, di kensiz olanı ani kervanı seçmek dikenli zahmetli olan ordudan daha iyi gözüktü. ) o vakit Rabbinizden yardım istiyordunuz, size cevap verildi / icabet edildi. Muhakkak ki ben sıra sıra meleklerden bini ile sizi destekleyeceğim. Allah kalplerinizin doygunluğu için / tatmin olması için onu size müjde yaptı, galip edici yardım ancak Allah katındadır (saade değil nasara) muhakkak Allah saygıdeğerdir / azizdir / hikmetli karar verendir / h âkimdir. Ondan bir güven olarak / emniyet olarak size hafif bir uyku bastırıyordu , onunla sizi temizlemesi için üzerinize gökten su indiriyordu, şeytanın pisliğini sizden gideriyordu, kalplerinizi sağlam bağlıyordu, ayaklarınızı onunla sabitliyordu, Rabbin meleklerine sizinle beraberim, inananlara sebat verin , kafirlerin kalbine korku bırakacağım, boyunlarının üstüne vurun, bütün parmaklarına vurun diye vahyediyordu. Bunun nedeni, onlar ın Allah’a ve Resul’üne karşı çıkmalarıdır , kim Allaha ve Resul’üne karşı çıkarsa Allah , muhakkak ki şiddetli ceza verir , şimdi sizler onu tadın, kesinlikle kafirler için ateş azabı var.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bu, onların Allah’a ve Rasûlüne karşı gelmelerindendir. Her kim de Allah’a ve Rasûlüne karşı gelirse; bilsin ki Allah’ın cezası şiddetlidir.

    Süleyman Ateş

    Böyle (olacak), çünkü, onlar Allah'a ve Elçisine karşı geldiler. Kim Allah'a ve Elçisine karşı gelirse muhakkak ki, Allah'ın cezası çetin olur.

    Süleymaniye Vakfı

    Çünkü bu kafirler, Allah'ın ve elçisinin karşısında yer aldılar. Kim Allah'ın ve elçisinin karşısında yer alırsa bilsin ki Allah'ın cezalandırması çetindir dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çetin, ayetteki (شديد) şedid'in karşılığıdır. Şedid, 'güçlü bağla bağlı' anlamındadır. Allah, vereceği cezayı, kulunun suçuna bağlamıştır (En'am 6/160).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Öyle yapın çünkü onlar, Allah'ın ve elçisinin karşısında yer almışlardır. Kim Allah'ın ve elçisinin karşısında yer alırsa Allah'ın ona vereceği ceza pek ağır olur.

    Şaban Britch

    Bu, Allah’a ve Rasûlü'ne muhalefet etmeleri dolayısıyladır. Kim, Allah’a ve Rasûlü'ne muhalefet ederse, şüphesiz Allah’ın cezası çok şiddetlidir.

    Şaban Piriş

    Bu, Allah'a ve Elçisi'ne muhalefet etmeleri dolayısıyladır. Kim, Allah'a ve Elçisi'ne muhalefet ederse, şüphesiz Allah'ın cezası çok şiddetlidir..

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bu böyledir. Çünkü onlar Allah'a ve resulüne kafa tuttular. Kim Allah'a ve resulüne kafa tutarsa kuşkusuz ki, Allah'ın azabı şiddetli olur.

  10. Enfâl suresi, 14. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 14. ayet. ذَٰلِكُمْ فَذُوقُوهُ وَأَنَّ لِلْكَٰفِرِينَ عَذَابَ ٱلنَّارِ

    Diyanet İşleri

    İşte şimdi siz tadın onu! Kafirlere bir de cehennem azabı vardır.

    Mehmet Okuyan

    İşte (ey kâfirler, cezanız) bu; şimdi onu tadın! Şüphesiz ki kâfirler için ateş azabı vardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Bu sizin için (ey inkarcılar)! Haydi, tadın onu! Bir de ayrıca, inkarda (sonuna kadar) direnenler için (ahirette) ateş azabı var!

    Muhammed Esed

    Bu (sizin için, ey Allahın düşmanları)! Haydi, öyleyse tadın onu; ve (bilin ki) hakkı inkar edenleri ateşli bir azap beklemektedir!

    Ahmed Hulusi

    İşte size (fiilinizin sonucu); tadın onu! Hakikat bilgisini inkar edenler için bir de Nar (bir tür ateş ki, hem içsellikte hem dışsallıkla yakan) azabı vardır.

    Ali Bulaç

    İşte bu sizin; tadın bunu. İnkara sapanlara bir de ateş azabı vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte bu yenilgi size Allah’ın azabı! Şimdilik onu tadın! Kâfirlere bir de cehennem ateşinin azabı vardır.

    Ali Rıza Safa

    "İşte, artık tadın onu!" Kuşkusuz, nankörlük edenler için ateş cezası vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    İşte bu yenilgi, size Allah'ın azabıdır. İşte siz o azabı tadınız! İnkarcılara bir de cehennem ateşinin azabı vardır.

    Edip Yüksel

    İşte bunu tadın. Kafirler için bir de ateş azabı var.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İşte bunu tadın. Kafirler için bir de ateş azabı var.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte bunu gördünüz ya, şimdi onu tadın; kafirlere bir de cehennem azabı vardır!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşte bunu gördünüz a, şimdi onu tadın, kafirlere bir de Cehennem azabı var

    Erhan Aktaş

    Şimdi onu tadın. Kafirler için yalnızca ateşin azabı vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Şimdi onu tadın. Kafirler için yalnızca ateşin azabı vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Şimdi onu tadın. Gerçeği yalanlayan nankörler için yalnızca ateşin azabı vardır.

    Gültekin Onan

    İşte bu sizin; tadın bunu. Kafirler için bir de ateş azabı var.

    Hasan Basri Çantay

    İşte bunu gördünüz ya: Şimdi tadın onu! Kafirlere bir de (cehennem) ateş (in) in azabı vardır.

    İbni Kesir

    İşte bunu tadın. Muhakkak ki kafirlere bir de ateş azabı vardır.

    Mehmet Alagaş

    (5-14) Nasıl ki Rabbin seni, evinden gerçek için / hak için çıkarmıştı (Allah vahyi gayrı metluv olarak çık demiştir) ve dahi müminlerden bir bölüm / bir fırka da bundan hoşlanmıyordu. (İlk itaatin beklendiği ilk taarruz bedir) Açık ve net hale gelen hak konusunda senle mücadele ediyorlardı / tartışıyorlar , ö lüme doğru sürülüyorlardı / iletiliyorlardı / sevk ediliyorlardı, onlar da bakıp duruyorlardı. (Göz göre göre ölüme sürükleniyorlar gibiydiler, lakin bu savaştan korku değil stratejik bir sorgulama idi hazırlık yapmamışlardı sonuç bile bile ölüm olabilirdi) Allah iki gruptan / tayfadan / taifeden birisinin kesin sizin olacağına söz veriyordu / vaat ediyordu. Sizde dikensiz olanın sizin olmasını temenni ediyordunuz. Allah ise kelimeleri ile gerçek gerçeklensin muradı vardı / iradesi o yönde idi, kafirlerin ard ını / arkasını kesmek istiyordu. Mücrimler hoşlanmasalar dahi, gerçek gerçekleşir, batıl batıllaşır / iptal olur / geçersiz olur. (Ebu Süfyan kervanı ile şamdan dönüyor, Kureyş’te silahlanıp orduyla kervana ilerliyorken Resul, 314 kişi 70 deve ile yola çıktı ya kervanı alacaklar ya da orduyu mağlup edeceklerdi, meşru gözüken gasp edilmiş mallarını taşıyan kervana yönelmeleri idi, di kensiz olanı ani kervanı seçmek dikenli zahmetli olan ordudan daha iyi gözüktü. ) o vakit Rabbinizden yardım istiyordunuz, size cevap verildi / icabet edildi. Muhakkak ki ben sıra sıra meleklerden bini ile sizi destekleyeceğim. Allah kalplerinizin doygunluğu için / tatmin olması için onu size müjde yaptı, galip edici yardım ancak Allah katındadır (saade değil nasara) muhakkak Allah saygıdeğerdir / azizdir / hikmetli karar verendir / h âkimdir. Ondan bir güven olarak / emniyet olarak size hafif bir uyku bastırıyordu , onunla sizi temizlemesi için üzerinize gökten su indiriyordu, şeytanın pisliğini sizden gideriyordu, kalplerinizi sağlam bağlıyordu, ayaklarınızı onunla sabitliyordu, Rabbin meleklerine sizinle beraberim, inananlara sebat verin , kafirlerin kalbine korku bırakacağım, boyunlarının üstüne vurun, bütün parmaklarına vurun diye vahyediyordu. Bunun nedeni, onlar ın Allah’a ve Resul’üne karşı çıkmalarıdır , kim Allaha ve Resul’üne karşı çıkarsa Allah , muhakkak ki şiddetli ceza verir , şimdi sizler onu tadın, kesinlikle kafirler için ateş azabı var.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte bu sizin; tadın bunu. (Ahirette) kâfirler için bir de Cehennem azabı vardır.

    Süleyman Ateş

    "İşte siz şimdi tadın onu; (ayrıca) kafirler için ateş azabı da vardır!"

    Süleymaniye Vakfı

    Haydi tadın o cezayı bakalım. O kafirler için bir de ateş azabı vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Haydi tadın onu bakalım. Kafirler için bir de ateş azabı vardır.

    Şaban Britch

    İşte size (azap) tadın onu! Ve kâfirlere bir de ateşin azabı vardır.

    Şaban Piriş

    İşte size (azap) tadın onu! ve kafirlere bir de ateşin azabı vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte gördünüz! Hadi tadın onu! Küfre sapanlar için ateş azabı da var.

  11. Enfâl suresi, 15. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 15. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا لَقِيتُمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ زَحْفًا فَلَا تُوَلُّوهُمُ ٱلْأَدْبَارَ

    Diyanet İşleri

    Ey iman edenler. Savaş düzeninde iken kafirlerle karşılaştığınız zaman sakın onlara arkanızı dönmeyin (savaştan kaçmayın).

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Toplu hâlde kâfirlerle karşılaştığınız zaman onlara arkanızı dönmeyin (kaçmayın)!

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ey iman edenler! Savaşta, inkarda direnenlerin kalabalık ordusuyla karşılatığınızda sakın ardınızı dönüp kaçmayın!

    Muhammed Esed

    Siz ey imana erişenler! Savaşta, o hakikati inkara şartlanmış olan topluluğu büyük bir kuvvetle karşınızda bulduğunuz zaman sakın arkanızı dönmeyin:

    Ahmed Hulusi

    Ey iman edenler. . . Toplu olarak hakikat bilgisini inkar edenler ile karşılaştığınızda, sakın onlardan kaçmayın!

    Ali Bulaç

    Ey iman edenler, toplu olarak kafirlerle karşılaştığınız zaman, onlara arka çevirmeyin (savaştan kaçmayın).

    Ali Özek ve heyeti

    Ey müminler! Toplu halde kâfirlerle karşılaştığınız zaman onlara arkanızı dönmeyin. (Korkup kaçmayın).

    Ali Rıza Safa

    Ey inanca çağırılanlar! Nankörlük edenlerle topluca karşılaştığınızda, sakın onlara arkanızı dönmeyin.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey iman edenler! İnkar edenlerle savaşmak üzere karşılaştığınızda, sakın onlara arkanızı dönmeyiniz!"

    Edip Yüksel

    Ey iman edenler, size karşı düşmanca harekata geçen kafirlerle karşılaştığınızda, onlara arkanızı dönmeyin.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ey inananlar, size karşı düşmanca harekata geçen kafirlerle karşılaştığınızda, onlara arkanızı dönmeyin.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey iman edenler! Toplu olarak kafirlerle karşılaştığınız zaman, artık onlara arkalarınızı dönmeyin (kaçmayın)!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o bütün iyman edenler! Ordu halinde kafirlere çattığınız vakıt artık onlara arkalarınızı dönmeyin

    Erhan Aktaş

    Ey İman Edenler! Kafirlerin orduları ile karşılaştığınız zaman, onlara arkanızı dönmeyin.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey iman edenler! Kafirlerin dipnot 1 orduları ile karşılaştığınız zaman, onlara arkanızı dönmeyin.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnanmayanların, inkar edenlerin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey iman edenler! Gerçeği yalanlayan nankörlerin orduları ile karşılaştığınız zaman, onlara arkanızı dönmeyin.

    Gültekin Onan

    Ey inananlar, toplu olarak küfredenlerle karşılaştığınız zaman, onlara arka çevirmeyin (savaştan kaçmayın).

    Hasan Basri Çantay

    Ey iman edenler, toplu bir halde kafirlerle karşılaşdığınız zaman onlara arkalarınızı dönmeyin (kaçmayın).

    İbni Kesir

    Ey iman edenler; toplu halde kafirlerle karşılaştığınız zaman, onlara arkalarınızı dönmeyin.

    Mehmet Alagaş

    (15-19) Ey iman edenler toplu ilerleyen kafir bir ordu ile karşılaştığınız vakit onlara ardınızı dönmeyin. O gün kişi arkasını ancak savaşı çarpıtmak / müteharrifen yahut bir sınıflamaya katılmak için dönebilir (fietün kategori) bunun dışında geri dönen Allah’ın gazabına uğramıştır, onun barınağı cehennemdir ne kötü dönüş yeridir. Onları siz öldürmediniz ve lakin Allah onları öldürdü, fırlattığın zaman da sen atmadın ve lakin Allah attı, müminleri onunla güzel bir bağlılık sınavı ile sınadım, kesinlikle Allah işitendir bilendir. Böylelikle Allah Kafirlerin tuzak kurgusunu zayıflatır, madem fetih istiyorsunuz O fetih size kesinlikle geldi, eğer ki işi bitirirseniz bu sizin için hayırlıdır , eğer ki dönerseniz biz de döneriz , sizin birliğiniz size asla bir fayda vermez velev çok olsanız bile. Kesinlikle Allah, Müminlerle beraberdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey iman edenler, (savaş için) toplu bir halde kâfirlerle karşılaştığınız zaman, onlara arkanızı dönüp kaçmayın.

    Süleyman Ateş

    Ey inananlar, inkar edenlerle toplu halde karşılaşırsanız, onlara arkalar(ınız)ı döndür(üp kaç)mayın.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Toplu halde kafirlerle karşılaştığınızda sakın arkanızı dönmeyin.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler! Bir (askeri) nizam halinde iken kafirlerle karşılaşınca sakın arkanızı dönüp kaçmayın.

    Şaban Britch

    Ey iman edenler! Toplu bir halde kâfirlerle karşılaştığınız zaman, onlara arkanızı dönmeyin!

    Şaban Piriş

    -Ey iman edenler, toplu bir halde kafirlerle karşılaştığınız zaman, onlara arkanızı dönmeyin!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey iman edenler! İnkar edenlerle savaşmak üzere karşılaştığınızda, sakın onlara arkalarınızı dönmeyin!

  12. Enfâl suresi, 16. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 16. ayet. وَمَن يُوَلِّهِمْ يَوْمَئِذٍ دُبُرَهُۥٓ إِلَّا مُتَحَرِّفًا لِّقِتَالٍ أَوْ مُتَحَيِّزًا إِلَىٰ فِئَةٍ فَقَدْ بَآءَ بِغَضَبٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَمَأْوَىٰهُ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ

    Diyanet İşleri

    -Savaş taktiği olarak düşmanı vurmak için çekilme, ya da diğer bir birliğe katılmak durumu hariç- böyle bir günde her kim onlara arkasını dönerse mutlaka o, Allah'ın gazabına uğramış olur. Onun varacağı yer de cehennemdir. Ne kötü varılacak yerdir orası!

    Mehmet Okuyan

    Tekrar savaşmak için bir tarafa çekilme veya diğer bölüğe ulaşıp mevzi tutma durumu dışında, dipnot 1 kim öyle bir günde onlara arka çevirirse (kaçarsa), elbette o, Allah'ın gazabını hak etmiş olarak döner. Onun barınağı cehennemdir. Ne kötü varış yeridir (orası)!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah savaş ortamında düşmanlara arkasını dönüp kaçmayı yasaklayınca, bunun iki istisnası olabileceğini ifade etmekte, bu istisnalara sahip değillerse ve geri dönüp kaçarlarsa ilahi gazabın kaçınılmaz olacağını haber vermektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Nitekim o gün -taktik gereği olmaksızın ya da diğer bir birliğe katılma amacı taşımaksızın- kim ardını dönüp kaçarsa, kesinlikle o Allah'ın gazabına muhatap olacak ve meskeni (de) cehennem olacaktır: o ne berbat bir ikametgahtır.

    Muhammed Esed

    çünkü o gün -bir savaş taktiği gözetmeksizin ya da bir başka (müminler) grubuyla birleşme amacı gütmeksizin- her kim arkasını onlara dönüp kaçarsa, (bilsin ki) mutlaka Allahın gazabını üzerine çekmiş olacak ve varacağı yer de cehennem olacaktır: ne kötü bir varış yeridir orası!

    Ahmed Hulusi

    Savaşmak için çekilmek yahut bir başka birliğe katılmak (için çekilmek) haricinde, kim onlardan kaçarsa, mutlaka Allah'ın öfkesi ile döner. . . Onun mekanı yanma ortamıdır! Ne kötü varış yeridir o!

    Ali Bulaç

    Kim onlara böyle bir günde -yine savaşmak için bir yana çekilen ya da bir başka bölüğe katılmak için yer tutanın dışında- arkasını çevirirse, gerçekten o, Allah'tan bir gazaba uğramıştır ve onun barınma yeri cehennemdir. Ne kötü bir yataktır o.

    Ali Özek ve heyeti

    Tekrar savaşmak için bir tarafa çekilme veya diğer bölüğe ulaşıp mevzi tutma durumu dışında, kim öyle bir günde onlara arka çevirirse muhakkak ki o, Allah'ın gazabını hak etmiş olarak döner. Onun yeri de cehennemdir. Orası, varılacak ne kötü yerdir!

    Ali Rıza Safa

    Böyle bir günde, tekrar savaşmak için geri çekilmek veya diğer bir birliğe katılmak amacının dışında, kim arkasını dönerse, kesinlikle, Allah'ın öfkesine uğramıştır. Kalacakları yer cehennemdir; ne kötü bir varış yeridir.

    Bayraktar Bayraklı

    Tekrar savaşmak için bir tarafa çekilmek veya diğer bir birliğe ulaşıp mevzi tutma durumu dışında, kim öyle bir günde onlara arka çevirirse, elbette o, Allah'ın azabını hak etmiş olarak döner. Onun yeri de cehennemdir; orası, varılacak ne kötü yerdir!

    Edip Yüksel

    Kim o gün, savaş taktiği veya başka bir birliğe katılma amacının dışında sırtını dönüp kaçarsa ALLAH'tan bir gazaba uğramıştır ve yeri de cehennemdir. Ne kötü bir duraktır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kim o gün, savaş taktiği veya başka bir birliğe katılma amacınının dışında sırtını dönüp kaçarsa ALLAH'tan bir gazaba uğramıştır ve yeri de cehennemdir. Ne kötü bir duraktır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Her kim böyle bir günde onlara -dönüp çarpışmak için pırlanmak (kaçar gibi yapmak) veya diğer safta mevzilenmek halleri hariç- arkasını dönerse, muhakkak Allah'tan bir gazaba uğramış olur. Ve varacağı yer cehennemdir, o ise ne kötü akibettir!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Her kim böyle bir günde onlara -dönüb çarpışmak için pırlanmak veya diğer bir takımda mevkı' almak halleri müstesna olarak- arkasını dönerse muhakkak Allahdan bir gadaba değmiş olur, ve varacağı yer Cehennemdir, o ise ne kötü akıbettir.

    Erhan Aktaş

    Kim böyle bir günde, savaşmak için bir cepheye çekilmek amacıyla veya başka bir birliğe katılmanın dışında, düşmana arkasını dönerse, Allah'ın gazabına uğramış olur. Onun varacağı yer Cehennem'dir. O, ne kötü bir dönüş yeridir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kim böyle bir günde, savaşmak için bir cepheye çekilmek amacıyla veya başka bir birliğe katılmanın dışında, düşmana arkasını dönerse, Allah'ın gazabına uğramış olur. Onun varacağı yer Cehennem'dir. O, ne kötü bir dönüş yeridir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kim böyle bir günde, savaşmak için bir cepheye çekilmek amacıyla veya başka bir birliğe katılmanın dışında, düşmana arkasını dönerse, Allah'ın gazabına uğramış olur. Onun varacağı yer Cehennem'dir. O, ne kötü bir dönüş yeridir.

    Gültekin Onan

    Kim o gün, savaş taktiği veya başka bir birliğe katılma amacınının dışında sırtını dönüp kaçarsa Tanrı'dan bir gazaba uğramıştır ve yeri de cehennemdir. Ne kötü bir duraktır o.

    Hasan Basri Çantay

    Tekrar muhaarebe için bir tarafa çekilenin, yahud diğer bir fırkaya ulaşıb mevki' tutanın haali müstesna olmak üzere kim öyle bir günde onlara arka çevirirse o, muhakkak ki Allahın gazabına uğramışdır. Onun yurdu cehennemdir. O, ne kötü bir sonucdur!

    İbni Kesir

    Tekrar savaşmak için bir tarafa çekilme veya bir başka topluluğa katılma dışından her kim, o gün arkasını dönerse; muhakkak ki o, Allah katından bir gazaba uğramıştır. Onun yurdu cehennenmdir ve o, ne kötü bir sonuçtur.

    Mehmet Alagaş

    (15-19) Ey iman edenler toplu ilerleyen kafir bir ordu ile karşılaştığınız vakit onlara ardınızı dönmeyin. O gün kişi arkasını ancak savaşı çarpıtmak / müteharrifen yahut bir sınıflamaya katılmak için dönebilir (fietün kategori) bunun dışında geri dönen Allah’ın gazabına uğramıştır, onun barınağı cehennemdir ne kötü dönüş yeridir. Onları siz öldürmediniz ve lakin Allah onları öldürdü, fırlattığın zaman da sen atmadın ve lakin Allah attı, müminleri onunla güzel bir bağlılık sınavı ile sınadım, kesinlikle Allah işitendir bilendir. Böylelikle Allah Kafirlerin tuzak kurgusunu zayıflatır, madem fetih istiyorsunuz O fetih size kesinlikle geldi, eğer ki işi bitirirseniz bu sizin için hayırlıdır , eğer ki dönerseniz biz de döneriz , sizin birliğiniz size asla bir fayda vermez velev çok olsanız bile. Kesinlikle Allah, Müminlerle beraberdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    -Savaş taktiği olarak düşmanı vurmak için çekilme ya da diğer bir birliğe katılmak durumu hariç- böyle bir günde her kim onlara arkasını dönerse; mutlaka o, Allah’ın gazabına uğramış olur. Onun varacağı yer de Cehennem'dir. Ne kötü varılacak yerdir orası!

    Süleyman Ateş

    Kim o gün savaşmak için bir tarafa çekilmek, ya da başka bir birliğe katılmak dışında arkasını döner(kaçar)sa o, Allah'tan bir gazaba uğrar, onun yeri cehennemdir, o ne kötü varılacak bir yerdir!

    Süleymaniye Vakfı

    Savaş taktiği olarak yer değiştirme ya da bir birliğin yanında yer alma dışında kim o gün onlara arkasını dönerse Allah'ın gazabına uğrar. Onun kalacağı yer cehennemdir. Ne kötü hale gelmektir o!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Her kim böyle bir günde, savaş için mevzi tutmak ya da bir birliğin yanında yer almak dışında bir sebeple arkasını dönerse, Allah'ın gazabına uğrar. Onun varacağı yer cehennem olur. Ne kötü hale gelmektir o.

    Şaban Britch

    Kim o gün, savaşmak için bir yana çekilmek ya da diğer bir gruba katılmak haricinde arkasını dönerse Allah’ın gazabına uğrar; o kimsenin barınağı Cehennem'dir. Orası ne kötü dönüş yeridir.

    Şaban Piriş

    Kim o gün, savaşmak için bir yana çekilmek ya da diğer bir gruba katılmak gibi durumlar haricinde arkasını dönerse Allah'ın gazabına uğrar; onun barınağı cehennemdir. Orası ne kötü bir yerdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Her kim böyle bir günde, savaşmak için başka bir yer tutmak yahut başka bir birliğe katılmaya gitmek dışında onlara arkasını dönerse, Allah'tan bir gazaba çarpılmış olur. Varacağı yer cehennemdir onun. Ne kötü varış yeridir o!

  13. Enfâl suresi, 17. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 17. ayet. فَلَمْ تَقْتُلُوهُمْ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ قَتَلَهُمْ وَمَا رَمَيْتَ إِذْ رَمَيْتَ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ رَمَىٰ وَلِيُبْلِىَ ٱلْمُؤْمِنِينَ مِنْهُ بَلَآءً حَسَنًا إِنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

    Diyanet İşleri

    (Savaşta) onları siz öldürmediniz, fakat Allah onları öldürdü. Attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı. Mü'minleri, tarafından güzel bir imtihanla denemek için Allah öyle yaptı. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

    Mehmet Okuyan

    (Savaşta) onları siz öldürmemiştiniz fakat onları Allah öldürmüştü; attığın zaman da sen atmamıştın fakat Allah atmıştı. Bunu, müminleri güzel bir imtihanla denemek için (yapmıştı). Şüphesiz ki Allah duyandır, bilendir.

    Mustafa İslamoğlu

    Hem onları siz öldürmediniz; amma velakin, onları asıl öldüren Allah'tı. Attığın zaman da atan sen değildin, ama asıl Allah attı. Zira O, inananları (sonucunu) inayetiyle takdir ettiği güzel bir sınava tabi tuttu: şüphesiz Allah her şeyi işitir, her şeyi bilir.

    Muhammed Esed

    Ve (şunu da bilin ki) (ey müminler,) düşmanı öldüren siz değildiniz, Allahtı onları öldüren, ve (korku) saldığın zaman sen değildin (ey Peygamber, onların içine korku) salan, fakat Allahtı (korku) salan: Ve (O bütün bunları) Kendi belirlediği güzel bir sınavla müminleri sınamak için yaptı. Muhakkak ki Allah her şeyi işiten, her şeyi hakkıyla bilendir!

    Ahmed Hulusi

    Siz öldürmediniz onları, öldüren Allah'tı! (Oku) attığında sen atmadın, atan Allah'tı! İman edenlere, kendinden (rahmetinden) güzel bir tecrübe yaşatmak için! Muhakkak ki Allah Semi'dir, Aliym'dir.

    Ali Bulaç

    Onları siz öldürmediniz, ama onları Allah öldürdü; attığın zaman sen atmadın, ama Allah attı. Mü'minleri kendinden güzel bir imtihanla imtihan etmek için (yaptı.) Şüphesiz Allah, işitendir, bilendir.

    Ali Özek ve heyeti

    (Ey müminler! Savaşta) az sayınızla pek çok düşman öldürdüğünüz zaman onları siz öldürmediniz, fakat onları Allah öldürdü; attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı (onu). Ve bunu, müminleri güzel bir imtihanla denemek için (yaptı). Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

    Ali Rıza Safa

    Onları, siz öldürmediniz; Allah öldürdü. Attığın zaman da sen atmadın; Allah attı. Kendisinden güzel bir sınavla, inananları sınamak için. Kuşkusuz, Allah, Duyandır; Bilendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Savaşta onları siz öldürmediniz, onları Allah öldürdü. Attığın zaman sen atmadın, fakat Allah attı. Bunu da müminleri güzel bir imtihanla sınamak için yaptı. Doğrusu Allah işitendir; bilendir.

    Edip Yüksel

    Onları siz öldürmediniz, fakat ALLAH öldürdü. Attığın zaman da sen atmıyordun; ALLAH atıyordu. Fakat böylece iman edenleri güzel bir sınavla sınadı. ALLAH İşitendir, Bilendir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onları siz öldürmediniz, fakat ALLAH öldürdü. Attığın zaman da sen atmıyordun; ALLAH atıyordu. Fakat böylece inananları güzel bir sınavla ödüllendirir. ALLAH İşitendir, Bilendir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra onları siz öldürmediniz, fakat onları Allah öldürdü; attığın zaman da sen atmadın, lakin Allah attı. Bu da mü'minlere güzel bir imtihan geçirtmek içindi. Gerçekten Allah işitendir, bilendir!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra onları siz öldürmediniz ve lakin onları Allah öldürdü, attığın vakıt da sen atmadın ve lakin Allah attı, hem de mü'minlere güzel bir imtihan geçirtmek için, hakikat Allah semi'dir, alimdir

    Erhan Aktaş

    Onları siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü. Attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı. dipnot 1 Allah, bunu Mü'minleri iyi bir sınavla sınava tabi tutmak için yaptı. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah, savaş kazanma başarısı coşkusu içinde olan Mü'minlere demek istemektedir ki: Sakın elde ettiğiniz başarı sizi şımartmasın. Unutmayın ki: Sahip olduğunuz gücü ve onu kullanacak aklı, düşmanı görecek gözü, oku atacak eli size veren Ben'im. Sahip olduğunuz hiçbir şeyin yaratıcısı, gerçek sahibi siz değilsiniz. Her neye sahipseniz, onların tamamını size veren Ben'im. Sahip olduklarınızı size verenin Benim olduğum gerçeğini sakın hiçbir zaman göz ardı etmeyin. Sakın! Sahip olduklarınızla şımarıp bencilleşmeyin. Benliğinizin tutsağı olmayın. Üstünlük, düşmanı yenmeniz değil, sahip olduklarınızı size vereni, sahip olduklarınızın gerçek sahibini unutmayarak mütevazi olmaktır; takva sahibi olmaktır. Buradan da anlaşılacağı üzere, insan; güç, makam, zenginlik, şöhret kısacası sahip olduğu her ne varsa onların gerçek sahibin kendisi olmadığının, onları Allah'ın verdiği bilincine sahip olursa, sahip oldukları ile kendisini başkasından üstün göremez. Aksine, sahip olduğu nimetlerin şükrünün bilincinde olarak, daha çok erdemli ve mütevazi olur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onları siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü. Attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı. dipnot 1 Allah, bunu mü'minleri iyi bir sınavla sınava tabi tutmak için yaptı. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sakın elde ettiğiniz başarı sizi şımartmasın. Size gücü ve onu kullanacak aklı, düşmanı görecek gözü oku atacak eli veren Allah'tır. Sahip olduğunuz hiçbir şeyin yaratıcısı siz değilsiniz. Onu size vereni sakın göz ardı etmeyin. Unutmayın! Hiçbir şeyin gerçek sahibi siz değilsiniz. Sakın bencilleşmeyin. Benliğin tutsağı olmayın. Üstünlük, düşmanı yenmek değil, gücünün gerçek sahibini unutmamaktır, takva sahibi olmaktır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onları siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü. Attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı. dipnot 1 Allah, bunu mü'minleri iyi bir sınava tabi tutmak için yaptı. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sakın elde ettiğiniz başarı sizi şımartmasın. Size gücü veren de, onu kullanacak aklı veren de Allah'tır. Sahip olduğunuz hiçbir şeyin yaratıcısı siz değilsiniz. Onu size vereni sakın göz ardı etmeyin. Unutmayın! Oku atan sizin eliniz olabilir ama ellerinizi de ellerinize atacak gücü de veren Allah'tır.

    Gültekin Onan

    Onları siz öldürmediniz fakat Tanrı öldürdü. Attığın zaman da sen atmadın fakat Tanrı attı. İnançlıları kendinden güzel bir sınavla sınamak için (yaptı). Kuşkusuz Tanrı işitendir, bilendir.

    Hasan Basri Çantay

    Onları siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü onları. Atdığın zaman da (Habibim) sen atmadın, ancak Allah atdı. (Ve bunu) mü'minleri kendinden güzel bir (ni'met) imtihan (ı) ile denemek için (yapdı). Şübhesiz ki Allah hakkıyle işiden, kemaliyle bilendir.

    İbni Kesir

    Siz öldürmediniz onları, fakat Allah öldürdü. Attığın zaman da; sen atmadın ancak Allah attı. Allah bunu, inananları güzel bir imtihana tabi tutmak için yapmıştı. Muhakkak ki Allah; Semi'dir, Alim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (15-19) Ey iman edenler toplu ilerleyen kafir bir ordu ile karşılaştığınız vakit onlara ardınızı dönmeyin. O gün kişi arkasını ancak savaşı çarpıtmak / müteharrifen yahut bir sınıflamaya katılmak için dönebilir (fietün kategori) bunun dışında geri dönen Allah’ın gazabına uğramıştır, onun barınağı cehennemdir ne kötü dönüş yeridir. Onları siz öldürmediniz ve lakin Allah onları öldürdü, fırlattığın zaman da sen atmadın ve lakin Allah attı, müminleri onunla güzel bir bağlılık sınavı ile sınadım, kesinlikle Allah işitendir bilendir. Böylelikle Allah Kafirlerin tuzak kurgusunu zayıflatır, madem fetih istiyorsunuz O fetih size kesinlikle geldi, eğer ki işi bitirirseniz bu sizin için hayırlıdır , eğer ki dönerseniz biz de döneriz , sizin birliğiniz size asla bir fayda vermez velev çok olsanız bile. Kesinlikle Allah, Müminlerle beraberdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Bedir'de) onları siz öldürmediniz, fakat onları Allah öldürdü. Attığında da sen atmadın, fakat Allah attı. Müminleri güzel bir imtihanla denemek için (böyle yaptı). Şüphesiz Allah her şeyi işitendir, her şeyi bilendir.

    Süleyman Ateş

    (O gün) Onları siz öldürmediniz, fakat onları Allah öldürdü; (ey Muhammed), attığın zaman sen atmadın, fakat Allah attı. Mü'minleri güzel bir imtihanla sınamak için (bunu yaptı). Doğrusu Allah işitendir, bilendir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onları öldüren siz değildiniz, onları öldüren Allah'tı. Attığın zaman da sen atmadın, Allah attı. Bu, inanıp güvenenleri güzel bir sınamadan geçirmek içindi. Allah dinler ve bilir.

    Şaban Britch

    (Bedir'de) onları siz öldürmediniz, fakat onları Allah öldürdü. Attığında da sen atmadın. Fakat Allah attı. Fakat müminleri güzel bir imtihanla denemek için (böyle yaptı). Şüphesiz Allah her şeyi işitendir, her şeyi bilendir.

    Şaban Piriş

    (İşte o gün) onları siz öldürmediniz, fakat onları Allah öldürdü. Attığında da sen atmadın fakat müminleri güzel bir imtihanla denemek için Allah attı. Şüphesiz Allah işitendir, bilendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Siz öldürmediniz onları, Allah öldürdü onları. Attığın zaman da sen atmadın, Allah attı. İnananları kendisinden güzel bir imtihanla denemek için yaptı bunu. Allah; işitendir, bilendir.

  14. Enfâl suresi, 18. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 18. ayet. ذَٰلِكُمْ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدِ ٱلْكَٰفِرِينَ

    Diyanet İşleri

    İşte durum bu: (Allah, mü'minleri güzel bir şekilde dener). Bir de Allah, kafirlerin tuzağını zayıf düşürendir.

    Mustafa İslamoğlu

    Bu (da) sizin için (ey inananlar): İşte Allah, inkar edenlerin tuzağını (böyle) boşa çıkarır!

    Muhammed Esed

    İşte bu (sınamaydı, Allahın muradı); ve keza, Allah(ın), hakkı inkar edenlerin düzenlerini hep boşa çıkardı(ğını göstermekti, Allahın muradı).

    Ahmed Hulusi

    İşte böyle (yaşayıp gördünüz)! Muhakkak Allah, hakikat bilgisini yaşamayı inkar edenlerin tuzağını zayıf düşürendir!

    Ali Bulaç

    İşte size böyle... Gerçekten Allah, kafirlerin hileli düzenlerini boşa çıkarıcıdır.

    Ali Özek ve heyeti

    Bu böyledir. Şüphesiz Allah, kâfirlerin tuzağını bozar.

    Ali Rıza Safa

    Bu böyledir. Kuşkusuz, Allah, nankörlük edenlerin dalaverelerini boşa çıkaracaktır.

    Bayraktar Bayraklı

    İşte size Allah'ın lütfu! Allah, kafirlerin tuzaklarını boşa çıkartır.

    Edip Yüksel

    İşte böyle; ALLAH kafirlerin planını bozar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bu yolla, ALLAH, kafirlerin planını bozar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunu gördünüz, bir de Allah'ın kafirlerin tuzağını zayıf düşürmesi var!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bunu gördünüz, bir de kafirlerin tedbirini Allahın za'iyf düşürmesi var

    Erhan Aktaş

    İşte size böyle yardım etti. Allah, Kafirlerin planlarını bozandır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İşte size böyle yardım etti. Allah, Kafirlerin planlarını bozandır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte size böyle yardım etti. Allah, gerçeği yalanlayan nankörlerin planlarını bozandır.

    Gültekin Onan

    İşte size böyle... Gerçekten Tanrı kafirlerin hileli düzenlerini boşa çıkarıcıdır.

    Hasan Basri Çantay

    Bu böyledir. Şübhesiz ki Allah kafirlerin tuzaklarını yıpratıcıdır.

    İbni Kesir

    İşte bu, böyledir. Muhakkak ki Allah kafirlerin düzenini zayıflatıcıdır.

    Mehmet Alagaş

    (15-19) Ey iman edenler toplu ilerleyen kafir bir ordu ile karşılaştığınız vakit onlara ardınızı dönmeyin. O gün kişi arkasını ancak savaşı çarpıtmak / müteharrifen yahut bir sınıflamaya katılmak için dönebilir (fietün kategori) bunun dışında geri dönen Allah’ın gazabına uğramıştır, onun barınağı cehennemdir ne kötü dönüş yeridir. Onları siz öldürmediniz ve lakin Allah onları öldürdü, fırlattığın zaman da sen atmadın ve lakin Allah attı, müminleri onunla güzel bir bağlılık sınavı ile sınadım, kesinlikle Allah işitendir bilendir. Böylelikle Allah Kafirlerin tuzak kurgusunu zayıflatır, madem fetih istiyorsunuz O fetih size kesinlikle geldi, eğer ki işi bitirirseniz bu sizin için hayırlıdır , eğer ki dönerseniz biz de döneriz , sizin birliğiniz size asla bir fayda vermez velev çok olsanız bile. Kesinlikle Allah, Müminlerle beraberdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte durum bu. Bir de Allah, kâfirlerin tuzağını zayıf düşürendir.

    Süleyman Ateş

    İşte size böyle yaptı. Çünkü Allah, kafirlerin tuzağını zayıflatır.

    Süleymaniye Vakfı

    Öyle oldu. Çünkü kafirlerin oyununu zayıf düşüren de Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Böyle olmasının (zafer elde etmenizin) nedeni Allah'ın o kafirlerin düzenini zayıflatmasıdır.

    Şaban Britch

    İşte bu (yardım) Allah'ın kâfir kimselerin tuzaklarını boşa çıkarmasıdır.

    Şaban Piriş

    İşte siz ve kafirlerin tuzağını etkisiz kılan Allah!.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Gördünüz ya, Allah küfre sapanların tuzağını fersiz bırakır.

  15. Enfâl suresi, 19. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 19. ayet. إِن تَسْتَفْتِحُوا۟ فَقَدْ جَآءَكُمُ ٱلْفَتْحُ وَإِن تَنتَهُوا۟ فَهُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ وَإِن تَعُودُوا۟ نَعُدْ وَلَن تُغْنِىَ عَنكُمْ فِئَتُكُمْ شَيْـًٔا وَلَوْ كَثُرَتْ وَأَنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

    Diyanet İşleri

    (Ey inkarcılar!) Eğer fetih istiyorsanız işte size fetih geldi. Eğer (peygambere karşı gelmekten) vazgeçerseniz, bu sizin için daha hayırlı olur. Eğer dönerseniz biz de döneriz. Çok olsa bile topluluğunuz size hiç fayda vermez. Çünkü Allah mü'minlerle beraberdir.

    Mehmet Okuyan

    (Ey kâfirler)! Siz zafer istiyorsanız, elbette size zafer geldi! (İnkârdan) vazgeçerseniz bu sizin için daha iyidir. (Peygamber'e düşmanlığa) dönerseniz, biz de (ona yardıma) döneriz. Topluluğunuz çok bile olsa, sizden hiçbir şeyi savamaz. dipnot 1 Şüphesiz ki Allah müminlerle beraberdir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Bakara 2:249. ayetle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ey fetih isteyenler! İşte fetih ayağınıza gelmiştir! Şimdi, eğer bir son verirseniz bu sizler için daha hayırlıdır. Yok eğer dönerseniz biz de döneriz; ve ne kadar kalabalık olursa olsun topluluğunuz size hiçbir yarar sağlamaz: (Herkes) iyi bilsin ki Allah mü'minlerle beraberdir.

    Muhammed Esed

    (Ey inananlar!) Zafer mi istiyordunuz; işte ulaştı size zafer. Şimdi eğer (günahtan) kaçınmak istiyorsanız, bu sizin kendi iyiliğinize olacaktır; yok, eğer (günaha geri) dönerseniz; ve (bu durumda) topluluğunuzun size bir yararı olmaz, velev ki sayıca çok da olsanız. Çünkü, bilin ki Allah (ancak) inananlarla beraberdir.

    Ahmed Hulusi

    Eğer siz fetih (zafer) istiyorsanız, işte size (Bedir'de) fetih geldi. . . Eğer (Rasulullah'a direnmekten) vazgeçerseniz, o sizin için daha hayırlıdır. . . Şayet (şirke) dönerseniz, biz de döneriz! (O durumda) topluluğunuz çok da olsa size hiçbir faydası olmaz. . . Kesinlikle Allah iman edenlerledir (kendinde açığa çıkan havl ve kuvvetin Allah'ın olduğunu yaşayanlarladır)!

    Ali Bulaç

    Eğer fetih istiyor idiyseniz (ey kafirler,) işte size fetih; ama eğer (inkardan ve eski yaptıklarınızdan) vazgeçerseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Yok, geri dönerseniz biz de döneriz. Topluluğunuz çok da olsa, size bir şey sağlayamaz. Çünkü Allah mü'minlerle beraberdir.

    Ali Özek ve heyeti

    (Ey kâfirler!) Eğer siz fetih istiyorsanız, işte size fetih geldi! (Yenelim derken yenildiniz.) Ve eğer (inkardan) vazgeçerseniz bu sizin için daha iyidir. Yine (Peygamber’e düşmanlığa) dönerseniz, biz de (ona) yardıma döneriz. Topluluğunuz çok bile olsa, sizden hiçbir şeyi savamaz. Çünkü Allah müminlerle beraberdir.

    Ali Rıza Safa

    Utku mu istiyordunuz; işte size utku. Şimdi eğer son verirseniz, sizin için daha iyidir. Eğer dönerseniz, Biz de döneriz. Topluluğunuz çok da olsa, size yararı olmaz. Çünkü Allah, inananlarla birliktedir.

    Bayraktar Bayraklı

    Zafer mi istiyordunuz, işte zafer size ulaştı. Eğer vazgeçerseniz, hakkınızda daha hayırlı olur. Eğer dönerseniz, biz de döneriz. Topluluğunuz çok da olsa, size zerre kadar yarar sağlamaz. Allah müminlerle beraberdir.

    Edip Yüksel

    Zafer istiyorduysanız, işte size zafer geldi! Saldırmaktan vazgeçerseniz sizin için daha iyi olur. Dönerseniz biz de döneriz ve ordunuz sayıca çok da olsa sizden hiçbir şeyi savamaz. ALLAH iman edenlerle beraberdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Zafer istiyorsanız (ey kafirler), işte size zafer geldi! Saldırmaktan vazgeçerseniz sizin için daha iyi olur. Dönerseniz biz de döneriz ve ordunuz sayıca çok da olsa sizden hiç bir şeyi savamaz. ALLAH inananlarla beraberdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Fetih istiyorsanız (ey kafirler), işte size fetih; eğer vazgeçerseniz, hakkınızda daha hayırlı olur. Eğer döner yine başlarsanız, Biz de başlarız. O vakit askerleriniz çok da olsa, size zerre kadar fayda vermez, çünkü Allah mü'minlerle beraberdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Feth istiyorsanız (ey kafirler) işte size fetih, ve eğer vaz geçerseniz hakkınızda daha hayırlı olur, yok döner yine başlarsanız biz de başlarız, o vakıt askeriniz çok da olsa size zerre kadar faide vermez, çünkü Allah mü'minlerle beraberdir

    Erhan Aktaş

    Eğer fetih istiyorsanız, işte size fetih geldi. Eğer son verirseniz, o sizin için daha hayırlıdır. Eğer dönerseniz, Biz de döneriz. Topluluğunuz çok olsa da kesinlikle size bir fayda vermez. Kuşkusuz Allah, Mü'minlerle beraberdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer fetih istiyorsanız, işte size fetih geldi. Eğer son verirseniz, o sizin için daha hayırlıdır. Eğer dönerseniz, Biz de döneriz. Topluluğunuz çok olsa da kesinlikle size bir fayda vermez. Kuşkusuz Allah, Mü'minlerle beraberdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer fetih istiyorsanız, işte size fetih geldi. Eğer son verirseniz, o sizin için daha hayırlıdır. Eğer dönerseniz, Biz de döneriz. Topluluğunuz çok olsa da kesinlikle size bir fayda vermez. Kuşkusuz Allah, mü'minlerle beraberdir.

    Gültekin Onan

    Eğer fetih istiyor idiyseniz (ey kafirler) işte size fetih; ama eğer [inkardan ve eski yaptıklarınızdan] vazgeçerseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Yok, geri dönerseniz biz de döneriz. Topluluğunuz (sayıca) çok da olsa size bir şey sağlayamaz. Çünkü Tanrı inançlılarla beraberdir.

    Hasan Basri Çantay

    Eğer siz (ey kafirler) feth (-u zafer) istiyor idiyseniz işte o feth size gelmişdir. Eğer (bundan) vaz geçerseniz bu, sizin için daha hayırlıdır. Eğer (tekrar muhaarebeye) dönerseniz biz de döneriz. Cemaatiniz çok da olsa sizden hiç bir şey'i asla def'edemez. Çünkü Allah mü'minlerle beraberdir.

    İbni Kesir

    Eğer, fetih istiyor idiyseniz; işte size fetih gelmiştir. Eğer vazgeçerseniz; bu, sizin için daha hayırlıdır. Yok tekrar dönerseniz; biz de döneriz. Topluluğunuz çok da olsa hiç bir şeye yaramaz. Çünkü Allah muhakkak mÜ'minlerle beraberdir.

    Mehmet Alagaş

    (15-19) Ey iman edenler toplu ilerleyen kafir bir ordu ile karşılaştığınız vakit onlara ardınızı dönmeyin. O gün kişi arkasını ancak savaşı çarpıtmak / müteharrifen yahut bir sınıflamaya katılmak için dönebilir (fietün kategori) bunun dışında geri dönen Allah’ın gazabına uğramıştır, onun barınağı cehennemdir ne kötü dönüş yeridir. Onları siz öldürmediniz ve lakin Allah onları öldürdü, fırlattığın zaman da sen atmadın ve lakin Allah attı, müminleri onunla güzel bir bağlılık sınavı ile sınadım, kesinlikle Allah işitendir bilendir. Böylelikle Allah Kafirlerin tuzak kurgusunu zayıflatır, madem fetih istiyorsunuz O fetih size kesinlikle geldi, eğer ki işi bitirirseniz bu sizin için hayırlıdır , eğer ki dönerseniz biz de döneriz , sizin birliğiniz size asla bir fayda vermez velev çok olsanız bile. Kesinlikle Allah, Müminlerle beraberdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Ey kâfirler!) Fetih istiyorsanız, işte size fetih gelmiştir. Eğer (küfrünüze ve savaşa) son verirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Ve eğer tekrar dönerseniz biz de döneriz. Topluluğunuz kalabalık olsa bile size bir fayda vermeyecektir. Çünkü Allah, Müminlerle beraberdir.

    Süleyman Ateş

    Eğer fetih istiyorsanız işte size fetih geldi. Eğer (eski yaptıklarınızdan) vazgeçerseniz, bu sizin için iyidir. Ama yine (eski yaptıklarınıza) dönerseniz, biz de döneriz (size yardım etmekten vazgeçeriz). O zaman topluluğunuz çok da olsa, size hiçbir yarar sağlayamaz. Allah, inananlarla beraberdir.

    Süleymaniye Vakfı

    Gerçeğin açığa çıkmasını istiyorsanız işte gerçek açığa çıktı dipnot 1 . Bu davranışa son verirseniz dipnot 2 hayrınıza olur. Aynı yanlışa dönerseniz size yardımı keseriz dipnot 3 . O zaman birliğiniz sayıca fazla olsa da size bir fayda sağlamaz. Çünkü Allah, inanıp güvenenlerle beraberdir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah nebimize, müminleri savaşa hazırlama emri vermişti (Enfal 8/65). Çünkü onlar daha Mekke'de iken Rum 1-6. ayetlerini indirmiş ve Rumlarla Perslerin karşılaşacağı gün müminlere zafer sözü vermişti. Bu sebeple o gün onları Mekke ordusu ile yüz yüze getirmişti. Allah, müminlerin savaşıp Mekke'yi ele geçirmelerini istiyordu (Enfal 8/7-8) ama onların bir bölümünün, Suriye'den gelen kervanı takipten bile korktuklarını görünce (Enfal 8/5-6) daha önce yüklediği, kendilerinin on katı düşmanla savaşma yükümlülüğünü (Enfal 7/65) iki katına indirdi (Enfal 8/66); ama Mekke ordusu onların iki katından fazlaydı. Onları nebimize rüyasında (Enfal 8/43), müminlere de savaş meydanında sayıca az (Enfal 8/44) yani kendilerinin iki katı kadar gösterdi (Al-i İmran 3/13). Müşriklere de müminleri az gösterdi ki savaştan kaçmasınlar (Enfal 8/44). Allah Teala müminlere ayrıca bin melekle moral desteği verdi (Enfal 8/9-14). Bütün bunlara rağmen müminler savaşa cesaret edemedikleri için melek sayısını üç bine çıkardı (Al-i İmran 3/123-127).
    2. metne dön, dipnot 2
      Bedir'de gösterilen güvensizlik ve disiplinsizlik hali.
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Ey inanıp güvenenler,) Önünüzün açılmasını istiyordunuz işte o açıklık geldi.Bu davranışa son verirseniz dipnot 1 hayrınıza olur.Eğer dönerseniz biz de döneriz. Topluluğunuz ne kadar çok da olsa işinize yaramaz. Çünkü Allah, inanıp güvenenlere yardım eder.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Düşmana karşı zayıflık gösterme davranışına son verirseniz. Bedir Savaşında müminlerin gösterdiği güvensizlik ve disiplinsizlik hali

    Şaban Britch

    (Ey kâfirler!) Fetih istiyorsanız, işte size fetih gelmiştir (yenildiniz). Eğer (küfrünüze ve savaşa) son verirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Ve eğer tekrar dönerseniz biz de döneriz. Topluluğunuz kalabalık olsa bile size bir fayda vermeyecektir. Çünkü Allah, müminlerle beraberdir.

    Şaban Piriş

    Fetih istiyorsanız, size fetih gelmiştir. Eğer son verirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Ve eğer tekrar dönerseniz biz de döneriz. Topluluğunuz kalabalık olsa bile size bir fayda vermeyecektir. Çünkü Allah, müminlerle beraberdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Fetih istiyorsanız, fetih size geldi. Eğer vazgeçerseniz hakkınızda daha hayırlı olur. Eğer dönerseniz biz de döneriz. Cemaatiniz çok da olsa size zerre kadar yarar sağlayamaz. Allah, inananlarla beraberdir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.