Enfâl suresi · 30–40. ayetler

Mekkelilerin tuzağı ve Mescid-i Harâm

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Enfâl suresi, 30. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 30. ayet. وَإِذْ يَمْكُرُ بِكَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِيُثْبِتُوكَ أَوْ يَقْتُلُوكَ أَوْ يُخْرِجُوكَ وَيَمْكُرُونَ وَيَمْكُرُ ٱللَّهُ وَٱللَّهُ خَيْرُ ٱلْمَٰكِرِينَ

    Diyanet İşleri

    Hani kafirler seni tutuklamak veya öldürmek, ya da (Mekke'den) çıkarmak için tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kuruyorlar. Allah da tuzak kuruyordu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.

    Mehmet Okuyan

    Hani kâfir olanlar seni tutup bağlamaları veya öldürmeleri veya seni (yurdundan) çıkarmaları için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar (sana) tuzak kuruyorlar. Allah da (buna karşı) tuzak kuruyor. dipnot 1 Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle "Allah onların tuzaklarını boşa çıkaracaktır" şeklinde anlaşılmalıdır. Bu tür ayetlerde kullanılan fiil insanlar için kullanıldığında olumsuz bir anlama gelirken, Allah için kullanıldığında kastedilen mesaj Allah'ın o fiilin cezasını vereceğini bildirmesidir. Benzer kullanımlar için bkz. Bakara 2:15; Al-i İmrân 3:54; Nisâ 4:142; Enfâl 8:18; Tevbe 9: 67, 79.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yüce Allah'ın tuzak kurması veya tuzakları boşa çıkarması bu ayet ışığında anlaşılmalıdır. Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:54; En‘âm 6:123; Enfâl 8:18; Ra‘d 13:42; İbrâhîm 14:46; Fâtır 35:10, 43; Mü'min 40:25; Tûr 52:42; Târık 86:15-16.

    Mustafa İslamoğlu

    Hani bir zaman da inkarda direnenler senin önünü kesmek, öldürmek ya da sürgün etmek için sana tuzaklar kuruyorlardı. Nitekim onlar hep tuzak kurmuşlar, Allah da onların tuzağını sürekli boşa çıkarmıştır; zira Allah tuzakları boşa çıkaranların en hayırlısıdır.

    Muhammed Esed

    Ve (hatırla, ey Peygamber,) hakikati inkara şartlanmış olanlar seni (tebliğden alıkoyup) durdurmak, öldürmek yahut sürgün etmek için sana karşı nasıl ince tuzaklar kuruyorlardı: onlar (hep) böyle tertipler peşinde koşarlarken Allah onların bu tertiplerini boşa çıkarttı, çünkü Allah bütün o tuzak kuranların üstündedir.

    Ahmed Hulusi

    Hani o hakikat bilgisini inkar edenler, senin işlevini durdurmak yahut seni öldürmek ya da seni (yurdundan) çıkarmak için sana mekr (hile) düzenliyorlardı. Onlar mekr kurarlar, Allah, mekrlerine mekrin sonuçlarını yaşatarak cevap verir (yaptıklarını kendi aleyhlerine çevirir)! Allah mekr oluşturanların en hayırlısıdır!

    Ali Bulaç

    Hani o inkar edenler, seni tutuklamak ya da öldürmek veya sürgün etmek amacıyla, tuzak kuruyorlardı. Onlar bu tuzağı tasarlıyorlarken, Allah da bir düzen (bir karşılık) kuruyordu. Allah, düzen kurucuların (tuzaklarına karşılık verenlerin) hayırlısıdır.

    Ali Özek ve heyeti

    (Hatırla ki) O küfredenler, hapsetmek yahut öldürmek, yahutta seni (yurdundan) çıkarmak için sana tuzak kurmuşlardı. Onlar tuzak kurarken, Allah da tuzak kurmuş (ve senin, İslâm'ın zaferi için hicret etmeni istemiş) tu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.

    Ali Rıza Safa

    Nankörlük edenler, seni tutuklamak veya öldürmek veya sürgün etmek için, sinsi düzenler tasarlıyorlardı. Onlar, sinsi düzenler tasarlarlar; Allah da tasarlar. Çünkü Allah, düzen tasarlayanların en iyisidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Hani, inkarcılar seni bağlayıp bir yere hapsetmek ya da öldürmek veya seni yurdundan çıkarmak için tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kurarken, Allah da karşı tuzak kuruyordu. Allah tuzağı boşa çıkaranların en güçlüsüdür.

    Edip Yüksel

    İnkarcılar seni etkisiz hale getirmek veya seni öldürmek ya da seni sürmek için planlar yapıyorlardı. Onlar plan kuruyorlarsa ALLAH da plan kuruyor. ALLAH plan kuranların en ustasıdır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkarcılar seni etkisiz hale getirmek, veya seni öldürmek ya da seni sürmek için planlar yapıyorlardı. Onlar plan kuruyorlarsa ALLAH da plan kuruyor. ALLAH plan kuranların en ustasıdır

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hani bir zaman da o kafirler, seni tutup bağlamaları veya öldürmeleri ya da sürüp çıkarmaları için, sana tuzak kuruyorlardı; onlar tuzak kurarlarken Allah da karşılığını kuruyordu. Öyle ya Allah tuzakların hayırlısını kurar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hani bir vakıt dı o kafirler seni tutub bağlamaları veya öldürmeleri veya sürüb çıkarmaları için sana tuzak kuruyorlardı, onlar tuzak kurarlarken Allah da karşılığını kuruyordu, öyle ya Allah tuzakların hayırlısını kurar

    Erhan Aktaş

    Kafirler seni tutuklamak, öldürmek veya sürgün etmek için plan yapıyorlardı. Onlar plan yaparlarken, Allah da plan yapıyordu. Allah, plan yapanların en hayırlısıdır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kafirler seni tutuklamak, öldürmek veya sürgün etmek için plan yapıyorlardı. Onlar plan yaparlarken, Allah da plan yapıyordu. Allah, plan yapanların en hayırlısıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçeği yalanlayan nankörler, seni tutuklamak, öldürmek veya sürgün etmek için plan yapıyorlardı. Onlar plan yaparlarken, Allah da plan yapıyordu. Allah, plan yapanların en hayırlısıdır.

    Gültekin Onan

    Hani o küfredenler seni tutuklamak ya da öldürmek veya sürgün etmet amacıyla tuzak kuruyorlardı. Onlar bu tuzağı kurarlarken, Tanrı da bir tuzak kuruyordu. Tanrı tuzak kurucuların (tuzaklarına karşılık verenlerin) hayırlısıdır.

    Hasan Basri Çantay

    Hani bir zaman o küfredenler seni tutub bağlamaları, ya seni öldürmeleri, yahud seni (yurdundan zorla) çıkarmaları için sana tuzak kuruyor (lar) di. Onlar bu tuzağı kurarlarken Allah da onun karşılığını yapıyordu. Allah tuzak kuranlara mukaabele edenlerin en hayırlısıdır.

    İbni Kesir

    Hani küfredenler; seni tutup bağlamak, yahut öldürmek veya çıkarmak için düzen kuruyorlardı. Onlar düzen kurarlarken Allah da düzenlerine müdahale ediyordu. Allah, düzen yapanların en hayırlısıdır.

    Mehmet Alagaş

    (27-30) Ey iman edenler Allah ve Resulüne hainlik etmeyin , bile bile / bildiğiniz halde emanetlerinize hainlik etmiş olursunuz, biliniz ki kesinlikle mallarınız evlatlarınız yoklamadır / sınamadır / fitnedir ve Allah’ın yanında çok büyük bir ödül / ecir vardır, ey iman edenler eğer Allahtan sakınırsanız sizlere ayırt etme yetisi / Furkan yaratır, sizlerin kötülüklerinizi örter ve sizleri bağışlar , Allah, çok büyük bir hazine / fazıl sahibidir. Bir vakit kafirler seni hapsetmek yahut seni öldürmek veya seni çıkarmak için sana tuzak kurguladılar ve tuzaklarını kuruyorlar, Allah ta tuzak kuruyor, Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hani o kâfirler seni tutup bağlamak yahut öldürmek yahut seni (Mekke’den) çıkarmak için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar bu tuzağı kurarlarken Allah da bunun karşılığında kendilerine tuzak kuruyordu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.

    Süleyman Ateş

    İnkar edenler seni tutup bağlamaları, öldürmeleri, ya da sürmeleri için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kurarlarken Allah da tuzak kuruyordu. Allah tuzak kuranların en iyisidir. (O, kendisine karşı tuzak kuranların tuzaklarını başlarına geçirir).

    Süleymaniye Vakfı

    O kafirler, bir zamanlar seni tutuklamak, öldürmek ya da sürgün etmek için plan kuruyorlardı. Allah da plan kuruyordu. En iyi plan kuran Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir zamanlar, o kafirler, seni durdurmak, öldürmek ya da sürgün etmek için tuzak kuruyorlardı. Allah da tuzak kuruyordu. En iyi tuzak kuran Allah'tır.

    Şaban Britch

    kâfirler seni hapsetmek, öldürmek veya (yurdundan) çıkarmak için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar (sana) tuzak kurarlarken Allah da (onlara) tuzak kuruyordu. Allah tuzak kuranların en iyisidir.

    Şaban Piriş

    Kafirler seni hapsetmek, öldürmek veya sürgün etmek için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kurarlarken Allah da tuzak kuruyordu. Allah tuzak kuranların en iyisidir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Küfre sapanlar, seni tutup bağlamaları yahut öldürmeleri ya da yurdundan çıkarmaları için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kurarlar, Allah da tuzak kurar. Ama Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.

  2. Enfâl suresi, 31. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 31. ayet. وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتُنَا قَالُوا۟ قَدْ سَمِعْنَا لَوْ نَشَآءُ لَقُلْنَا مِثْلَ هَٰذَآ إِنْ هَٰذَآ إِلَّآ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ

    Diyanet İşleri

    Onlara karşı ayetlerimiz okunduğu zaman, "Duyduk, istesek biz de bunun benzerini elbette söyleriz. Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir" dediler.

    Mehmet Okuyan

    Onlara ayetlerimiz tilavet edildiği (okunup aktarıldığı) zaman şöyle demişlerdi: "Elbette duyduk; isteseydik biz de bunun benzerini elbette söyleyebilirdik. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir." dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnkarcılar bu sözleriyle büyük bir çelişkide olduklarını göstermişlerdi. Çünkü Kur'an'da meydan okuma ayetleri bulunduğu için eğer böyle bir imkanları olsaydı o meydan okuma ayetlerine cevap verirlerdi. Bu ayet Bakara 2:23-24, Yûnus 10:38, Hûd 11:13, İsrâ 17:88 ve Tûr 52:34. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Her ne zaman ayetlerimiz kendilerine iletilse derler ki: "Biz (bu tür sözleri) önceden de işitmiştik. İstesek buna benzer sözleri biz de düzüp koşabiliriz. Hem bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir!"

    Muhammed Esed

    Ve kendilerine her ne zaman ayetlerimiz ulaştırılsa, "Biz (bütün bunları) önceden de işitmiştik," derlerdi, "istesek, şüphesiz, biz (kendimiz) de bu tür sözler düzebiliriz: eski zamanlara dair masallardan başka bir şey değil, bunlar!"

    Ahmed Hulusi

    Onlara işaretlerimiz okunduğunda: "Gerçekten işittik. . . Eğer dilesek elbette bunun benzerini biz de söylerdik. . . Evvelkilerin masallarından başka bir şey değil bu!" dediler.

    Ali Bulaç

    Ayetlerimiz onlara okunduğu zaman; "İşittik" dediler. "İstesek, biz de bunun bir benzerini söyleyebiliriz. Bu, eskilerin efsanelerinden başkası değildir."

    Ali Özek ve heyeti

    Onlara âyetlerimiz okunduğu zaman dediler ki: «(Evet) işittik, istesek biz de bunun benzerini elbette söyleyebiliriz. Bu öncekilerin masallarından başka bir şey değildir.»

    Ali Rıza Safa

    Üstelik ayetlerimiz onlara okunduğunda, şöyle dediler: "Tamam, duyduk; eğer istesek, bunun tıpkısını kesinlikle biz de söyleriz. Öncekilerin söylencelerinden başka bir şey değil bu!"

    Bayraktar Bayraklı

    Ayetlerimiz onlara okunduğu zaman dediler ki: "İşittik; istesek biz de bunun benzerini elbette söyleyebiliriz. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir."

    Edip Yüksel

    Ayetlerimizi dinledikleri zaman, "İşittik" diyorlardı, "İstesek biz de bunun bir benzerini getiririz. Bu, geçmişlerin efsanelerinden başka bir şey değil."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ayetlerimizi dinledikleri zaman, 'İşittik,' diyorlardı, 'İstesek biz de bunun bir benzerini getiririz. Bu, geçmişlerin efsanelerinden başka bir şey değil.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve onlara ayetlerimiz okunacağı zaman: "Artık işittik, dilesek bunun gibisini biz de söyleriz; bu eskilerin masallarından başka birşey değil!" diyorlardı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve onlara ayetlerimiz okunacağı zaman artık işittik, dilesek bunun gibisini biz de söyleriz, bu, eskilerin efsanelerinden başka bir şey değil diyorlardı

    Erhan Aktaş

    Onlara, ayetlerimiz okunduğu zaman, "Evet, biz bunu duyduk, dilersek biz de onun benzerini söyleriz; bu, evvelkilerin masallarından başka bir şey değildir." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlara, ayetlerimiz okunduğu zaman, "Evet, biz bunu duyduk, dilersek biz de onun benzerini söyleriz; bu, evvelkilerin masallarından başka bir şey değildir." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlara, ayetlerimiz okunduğu zaman, " Evet, biz bunu duyduk, dilersek biz de onun benzerini söyleriz; bu, evvelkilerin masallarından başka bir şey değildir." dediler.

    Gültekin Onan

    Ayetlerimiz onlara okunduğu zaman "işittik" dediler. "İstesek, biz de bunun bir benzerini söyleyebiliriz. Bu eskilerin efsanelerinden başkası değildir."

    Hasan Basri Çantay

    Onlara ayetlerimiz okunurken şöyle dedilerdi: "İşitdik. Eğer dilersek biz de elbet bunun benzerini söyleriz! Bu, eskilerin masallarından barka (bir şey) değildir!".

    İbni Kesir

    Ayetlerimiz onlara okunduğu zaman; işittik, istersek biz de bunun benzerini söyleriz. Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir, demişlerdi.

    Mehmet Alagaş

    (31-40) Ayetlerimiz kendilerine okunduğunda dediler ki kesinlikle işittik yeter ki isteyelim bunun aynısını söyleriz, bu sadece ve sadece evvelkilerin satırlarıdır, bir vakitte Allah’ım dediler bu eğer senin yanından bir hak idiyse üzerimize gökten taş yağdır veya acıtıcı bir azap bize ver. Allah sen onların içindeyken onlara azap edecek değildir, Allah onlara, bağışlanma dilediklerinden dolayı azap da edici değildir, neden Allah onlara azap etmesin ki onlar mescidi haramdan men ediyorlar, onun dostu değiller, onun dostu sadece sakınanlardır ve lakin onların çoğu bilmiyorlar. Onların beytin yanındaki namazları sadece ıslık çalmaktır ve el çırpmaktır, kafirliğinizden dolayı tadın azabı. Muhakkak ki kafirler mallarını Allah yolundan men etmek için harcarlar , ilerde de onu yine harcayacaklar sonra üzerlerinde bir hasar oluşacak s onra da yenilen olacaklar / mağlup olacaklar , kafirler, cehennemde toplanacaklar. Allah pis ile hoşu ayırsın ve pisin bazısını bazısına katsın, topluca onları yığın haline getirsin ve de on ları cehennemlik yapsın. İşte onlar hasara uğrayanlardır. Kafirlere deki eğer ki vazgeçerlerse arkada bıraktıkları bağışlanır , y ine dönerler ise kesinlikle evvelki lerin sünnetleri devam edecektir. Onlarla, dinin hepsi Allah’ın olup , ayartma / fitne olmayıncaya kadar savaşın eğer vazgeçerlerse muhakkak ki Allah yaptıklarını görendir, eğer yüz çevirirlerse biliniz ki Allah, kesinlikle sizlerin dostudur ne güzel dosttur ne güzel yardımcıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlara ayetlerimiz okunduğu zaman: “İşittik, eğer dilersek biz de bunun benzerini elbette söylerdik. Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir” demişlerdi.

    Süleyman Ateş

    Onlara ayetlerimiz okunduğu zaman "İşittik" dediler, "İstesek, biz de bunun gibisini söyleriz. Bu, evvelkilerin masallarından başka bir şey değildir!"

    Süleymaniye Vakfı

    Onlara ayetlerimiz okununca "Tamam dinledik, istesek bunun benzerini biz de söyleriz. Bu, öncekilerin yazılarından dipnot 1 başka bir şey değildir." dediler.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen esatir (أَسَاطِيرُ) kelimesi, "bir şeye hiza vermek, saf tutturmak" anlamına gelen satr (سطر) kökünden türemiş olan usture (اسطورة) kelimesinin çoğuludur (Müfredat). Satara (سَطَرَ) fiilinin "yazı yazmak" anlamına gelmesi, harflerin hizaya sokulması, anlamlı bir şekilde sıralanması sebebiyledir. Dokuz yerde geçen esatiru'l-evvelin (أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ) ifadesi, Kur'an'da anlatılanların yeni olmadığını, önceki ilahi kitaplarda, diğer kitaplarda, yazıtlarda ya da anlatılarda zaten var olduğunu belirtmek için ayetleri görmezden gelenler tarafından kullanılan alaycı bir ifadedir. Bunu söyleyerek Kur'an'ın önceki ilahi kitapları tasdik etmesini de istismar etmişlerdir (En'am 6/25, Nahl 16/24, Mü'minun 23/83, Furkan 25/5, Neml 27/68, Ahkaf 46/17, Kalem 68/15, Mutaffifin 83/13).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara ayetlerimiz okununca derler ki "Tamam dinledik. Uğraşsak onun benzerini biz de söyleriz. Bunlar, öncekilerin yazdıklarından başka bir şey değildir."

    Şaban Britch

    Ayetlerimiz onlara okunduğu zaman; "Duyduk, istesek biz de bunun benzerini söyleyebiliriz. Bu sadece eskilerin masalları" dediler.

    Şaban Piriş

    Ayetlerimiz onlara okunduğu zaman 'duyduk, istesek biz de bunun benzerini söyleyebiliriz. Bu sadece eskilerin masalları' dediler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ayetlerimiz onlara okunduğunda şöyle derler: "Tamam, işittik. İstersek bunun gibisini elbette ki söyleriz; öncekilerin masallarından başka şey değil ki bu!"

  3. Enfâl suresi, 32. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 32. ayet. وَإِذْ قَالُوا۟ ٱللَّهُمَّ إِن كَانَ هَٰذَا هُوَ ٱلْحَقَّ مِنْ عِندِكَ فَأَمْطِرْ عَلَيْنَا حِجَارَةً مِّنَ ٱلسَّمَآءِ أَوِ ٱئْتِنَا بِعَذَابٍ أَلِيمٍ

    Diyanet İşleri

    Hani onlar, "Ey Allah'ım, eğer şu (Kur'an) senin katından inmiş hak (kitap) ise hemen üzerimize gökten taş yağdır veya bize elem dolu bir azap getir" demişlerdi.

    Mehmet Okuyan

    Hani (o kâfirler) bir zaman da şöyle demişlerdi: "Ey Allah'ım! Bu (Kur'an) senin katından ise üzerimize gökten taş yağdır veya bize elem verici bir azap getir!"

    Mustafa İslamoğlu

    Bir zaman da tuttular şöyle dediler: "Allah'ım! Bu eğer senin katından gelen bir hakikatse, o zaman gökten üzerimize taş yağdır; ya da bize can yakıcı bir azap gönder!"

    Muhammed Esed

    Ve bir de şöyle derlerdi: "Ey Allahımız, eğer bu gerçekten Senin katından (indirilen) hakkın kendisi ise, o zaman gökten taş yağdır başımıza, yahut (daha) can yakıcı bir azap çıkar karşımıza!"

    Ahmed Hulusi

    Hani, "Ey Allahım. . . Eğer bu senin indinden Hakk'ın kendisi ise, (o takdirde) gökten üstümüze taşlar yağdır! Yahut bize acı bir azap ver" demişlerdi.

    Ali Bulaç

    Bir de: "Ey Allah'ımız, eğer bu (Kur'an) bir gerçek olarak Senin katından ise, gökyüzünden üstümüze taş yağdır veya acı bir azab getir (bakalım)." demişlerdi.

    Ali Özek ve heyeti

    Hani (o kâfirler) bir zaman da: Ey Allah'ım! Eğer bu Kitap senin katından gelmiş bir gerçekse üzerimize gökten taş yağdır, yahut bize elem verici bir azap getir! demişlerdi.

    Ali Rıza Safa

    Bir de şöyle dediler: "Allahım! Eğer O, Senin katından gelen bir gerçek ise üzerimize gökten taş yağdır veya bize acı dolu bir ceza getir!"

    Bayraktar Bayraklı

    Hani yine onlar, "Allahımız! Eğer bu kitap senin katından gelen gerçek ise, gökten üzerimize taş yağdır veya bize elem verici bir azap ver!" demişlerdi.

    Edip Yüksel

    Hatta, "Efendimiz, bu senden gelen bir gerçek ise, üstümüze gökten taşlar yağdır veya başımıza acıklı bir azap getir" diyorlardı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Hatta, 'Rabbimiz, bu senden gelen bir gerçek ise, üstümüze gökten taşlar yağdır, veya başımıza acıklı bir azap getir,' diyorlardı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir zaman da onlar: "Ey Allah, eğer senin tarafından gelmiş bir hak kitap ise, durma üzerimize gökten taşlar yağdır veya bize daha acı bir azap ver!" demişlerdi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir vakıt da ey Allah, eğer bu, senin tarafından gelmiş hak kitab ise durma üzerimize gökten taşlar yağdır veya bize daha elim bir azab ver demişlerdi

    Erhan Aktaş

    Bir de dediler ki: "Allah'ım! Eğer bu Senin tarafından gelen bir gerçekse, dipnot 1 gökten üzerimize taş yağdır veya bize can yakıcı bir azap ver."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mademki Senden geldiği iddia ediliyor.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bir de dediler ki: "Allah'ım! Eğer bu Senin tarafından gelen bir gerçekse dipnot 1 , gökten üzerimize taş yağdır veya bize can yakıcı bir azap ver."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mademki Senden geldiği iddia ediliyor.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bir de dediler ki: "Allah'ım! Eğer bu Senin tarafından gelen bir gerçekse dipnot 1 , gökten üzerimize taş yağdır veya bize can yakıcı bir azap ver."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mademki Senden geldiği iddia ediliyor.

    Gültekin Onan

    Bir de: "Ey Tanrı'mız, eğer bu (Kuran) bir gerçek olarak Senin katından ise, gökyüzünden üstümüze taş yağdır veya acı bir azab getir (bakalım)" demişlerdi.

    Hasan Basri Çantay

    Hani bir zaman da: "Ey Allah, eğer bu, Senin katından (gelmiş) hak (kitab) ın kendisi ise durma bizim üstümüze gökden taş yağdır, yahud bize (daha) acıklı bir azab getir" demişlerdi.

    İbni Kesir

    Hani demişlerdi ki: Ey Allah'ımız; eğer bu, gerçekten Senin katından ise; bize gökten taş yağdır, yahut acıklı bir azab getir.

    Mehmet Alagaş

    (31-40) Ayetlerimiz kendilerine okunduğunda dediler ki kesinlikle işittik yeter ki isteyelim bunun aynısını söyleriz, bu sadece ve sadece evvelkilerin satırlarıdır, bir vakitte Allah’ım dediler bu eğer senin yanından bir hak idiyse üzerimize gökten taş yağdır veya acıtıcı bir azap bize ver. Allah sen onların içindeyken onlara azap edecek değildir, Allah onlara, bağışlanma dilediklerinden dolayı azap da edici değildir, neden Allah onlara azap etmesin ki onlar mescidi haramdan men ediyorlar, onun dostu değiller, onun dostu sadece sakınanlardır ve lakin onların çoğu bilmiyorlar. Onların beytin yanındaki namazları sadece ıslık çalmaktır ve el çırpmaktır, kafirliğinizden dolayı tadın azabı. Muhakkak ki kafirler mallarını Allah yolundan men etmek için harcarlar , ilerde de onu yine harcayacaklar sonra üzerlerinde bir hasar oluşacak s onra da yenilen olacaklar / mağlup olacaklar , kafirler, cehennemde toplanacaklar. Allah pis ile hoşu ayırsın ve pisin bazısını bazısına katsın, topluca onları yığın haline getirsin ve de on ları cehennemlik yapsın. İşte onlar hasara uğrayanlardır. Kafirlere deki eğer ki vazgeçerlerse arkada bıraktıkları bağışlanır , y ine dönerler ise kesinlikle evvelki lerin sünnetleri devam edecektir. Onlarla, dinin hepsi Allah’ın olup , ayartma / fitne olmayıncaya kadar savaşın eğer vazgeçerlerse muhakkak ki Allah yaptıklarını görendir, eğer yüz çevirirlerse biliniz ki Allah, kesinlikle sizlerin dostudur ne güzel dosttur ne güzel yardımcıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hani onlar: “Ey Allah’ım! Eğer bu senin katından gelen bir hak ise başımıza gökten taş yağdır, yahut bize acı bir azap ver!” demişlerdi.

    Süleyman Ateş

    Ve: "Allah'ım, eğer bu, senin yanından gelmiş gerçekse başımıza gökten taş yağdır, yahut bize acı bir azab getir!" demişlerdi.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir keresinde de şöyle demişlerdi: "Allahım! Eğer bu Kur'an senin katından bir gerçekse gökten üstümüze taş yağdır ya da bizi acıklı bir azaba çarptır."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir zamanlar da şöyle demişlerdi: "Ey Allah! Eğer bu senin katından bir gerçek ise durma; gökten üstümüze taş yağdır, ya da bizi acıklı bir azaba çarptır."

    Şaban Britch

    “Ve Allah’ım! Eğer bu senin katından gelen bir hak ise başımıza gökten taş yağdır, yahut bize acı bir azap ver!” derler.

    Şaban Piriş

    "Ve Allah'ım, eğer bu senin yanından gelmiş gerçekse başımıza gökten taş yağdır, yahut bize acı bir azap ver!"

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şunu da söylemişlerdi: "Allahımız! Eğer bu, senin katından gelmiş gerçeğin kendisiyse, gökten üstümüze taş yağdır. Yahut bize korkunç bir azap musallat et."

  4. Enfâl suresi, 33. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 33. ayet. وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيُعَذِّبَهُمْ وَأَنتَ فِيهِمْ وَمَا كَانَ ٱللَّهُ مُعَذِّبَهُمْ وَهُمْ يَسْتَغْفِرُونَ

    Diyanet İşleri

    Oysa sen onların içinde iken, Allah onlara azap edecek değildi. Bağışlanma dilerlerken de Allah onlara azap edecek değildir.

    Mehmet Okuyan

    Sen onların içindeyken Allah onlara azap edecek değildir. Onlar bağışlanma dileğinde bulunuyorken de Allah onlara azap edici değildir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet En‘âm 6:131, Hûd 11:117 ve Kasas 28:59. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Oysa ki Allah, sen onların arasındayken onları cezalandırmayı istemedi; üstelik Allah, af dileme sürecini yaşarken onları cezalandırmak ta istemezdi.

    Muhammed Esed

    Ne var ki, Allah, (ey Peygamber) sen henüz onların arasında bulunurken, onları bu şekilde cezalandırmak istemedi; ayrıca Allah onları, (hala) af dileyebilecekleri bir safhada cezalandıracak da değildi.

    Ahmed Hulusi

    Halbuki sen onların içindeyken Allah onlara azap vermezdi (sen alemlere rahmet olarak irsal edilmiştin). . . Ayrıca, istiğfar edenler de varken, Allah onlara azap edici değildir.

    Ali Bulaç

    Oysa sen içlerinde bulunduğun sürece, Allah onları azablandıracak değildir. Ve onlar, bağışlanma dilemektelerken de, Allah onları azablandıracak değildir.

    Ali Özek ve heyeti

    Oysa Allah, içlerinde sen de varken onlara azâp edecek değildi. (Keza içlerinde) bağışlanmayı dileyenler olduğu halde, Allah onlara azap edici olmazdı.

    Ali Rıza Safa

    Oysa Allah, sen onların arasındayken, onları cezalandırmayacaktır. Allah, onlar bağışlanma dilerken de onları cezalandırmayacaktır.

    Bayraktar Bayraklı

    Halbuki sen onların içinde iken Allah onlara azap verecek değildir ve aralarındaki müminler bağışlanma dilerken de şüphesiz Allah onlara azap etmez.

    Edip Yüksel

    Sen onların arasında bulunduğun sürece ALLAH onlara azap edecek değildir. Onlar, bağışlanma dilerlerken de ALLAH onları cezalandıracak değildir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sen onların arasında bulunduğun sürece ALLAH onlara azap edecek değildir. Onlar, bağışlanma dilerlerken de ALLAH onları cezalandıracak değildir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Halbuki sen içlerinde iken Allah, onlara azap edecek değildi. İstiğfar ederlerken de Allah onlara azap edecek değildir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Halbuki sen içlerinde iken Allah onlara azab edecek değil idi, istiğfar ettikleri halde de Allah onlara azab edecek değil

    Erhan Aktaş

    Sen onların içindeyken, dipnot 1 Allah, onlara azap etmez. Onlar, bağışlanma diledikleri sürece de Allah onlara azap edecek değildir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Senin çağrın devam ederken, sen mücadeleni sürdürürken.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sen onların içindeyken, Allah, onlara azap etmez. Onlar, bağışlanma diledikleri sürece de Allah onlara azap edecek değildir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sen onların içindeyken, Allah, onlara azap etmez. Onlar, bağışlanma diledikleri sürece de Allah onlara azap edecek değildir.

    Gültekin Onan

    Oysa sen içlerinde bulunduğun sürece, Tanrı onları azablandıracak değildir. Ve onlar, bağışlanma dilemektelerken de Tanrı onları azablandıracak değildir.

    Hasan Basri Çantay

    Halbuki sen içlerinde iken (Habibim), Allah onları azablandırıcı değildi. Onlar istiğfar ederlerken de Allah yine onları azablandırıcı değildir.

    İbni Kesir

    Halbuki sen içlerinde iken; Allah onlara azab etmez. Onlar istiğfar ederken de Allah, yine onları azablandıracak değildir.

    Mehmet Alagaş

    (31-40) Ayetlerimiz kendilerine okunduğunda dediler ki kesinlikle işittik yeter ki isteyelim bunun aynısını söyleriz, bu sadece ve sadece evvelkilerin satırlarıdır, bir vakitte Allah’ım dediler bu eğer senin yanından bir hak idiyse üzerimize gökten taş yağdır veya acıtıcı bir azap bize ver. Allah sen onların içindeyken onlara azap edecek değildir, Allah onlara, bağışlanma dilediklerinden dolayı azap da edici değildir, neden Allah onlara azap etmesin ki onlar mescidi haramdan men ediyorlar, onun dostu değiller, onun dostu sadece sakınanlardır ve lakin onların çoğu bilmiyorlar. Onların beytin yanındaki namazları sadece ıslık çalmaktır ve el çırpmaktır, kafirliğinizden dolayı tadın azabı. Muhakkak ki kafirler mallarını Allah yolundan men etmek için harcarlar , ilerde de onu yine harcayacaklar sonra üzerlerinde bir hasar oluşacak s onra da yenilen olacaklar / mağlup olacaklar , kafirler, cehennemde toplanacaklar. Allah pis ile hoşu ayırsın ve pisin bazısını bazısına katsın, topluca onları yığın haline getirsin ve de on ları cehennemlik yapsın. İşte onlar hasara uğrayanlardır. Kafirlere deki eğer ki vazgeçerlerse arkada bıraktıkları bağışlanır , y ine dönerler ise kesinlikle evvelki lerin sünnetleri devam edecektir. Onlarla, dinin hepsi Allah’ın olup , ayartma / fitne olmayıncaya kadar savaşın eğer vazgeçerlerse muhakkak ki Allah yaptıklarını görendir, eğer yüz çevirirlerse biliniz ki Allah, kesinlikle sizlerin dostudur ne güzel dosttur ne güzel yardımcıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Oysa sen onların içinde iken, Allah onlara azap edecek değildir. Onlar istiğfar edip dururken de Allah onları azablandıracak değildir.

    Süleyman Ateş

    Oysa sen onların içinde bulundukça Allah, onlara azab edecek değildi ve onlar istiğfar ederlerken (içlerinde istiğfar edenler var iken) de Allah, onlara azab edecek değildi.

    Süleymaniye Vakfı

    Halbuki sen aralarında iken Allah onlara azap edecek değildi. Onlar bağışlanma dilediklerinde de azap edecek değildir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sen aralarında iken Allah onlara azap edecek değildir. Bağışlanma isterlerken de azap etmeyecektir.

    Şaban Britch

    Sen onların arasındayken Allah onlara azap etmez. Bağışlanma dileyenler oldukça Allah onlara azap etmez.

    Şaban Piriş

    Sen onların arasındayken Allah onlara azap etmez. Aralarında bağışlanma dileyenler oldukça Allah onlara azap etmez.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Oysaki, sen onların içinde iken Allah onlara azap etmeyecekti. Onlar, af dileyip dururken de Allah onlara azap etmezdi.

  5. Enfâl suresi, 34. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 34. ayet. وَمَا لَهُمْ أَلَّا يُعَذِّبَهُمُ ٱللَّهُ وَهُمْ يَصُدُّونَ عَنِ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ وَمَا كَانُوٓا۟ أَوْلِيَآءَهُۥٓ إِنْ أَوْلِيَآؤُهُۥٓ إِلَّا ٱلْمُتَّقُونَ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar Mescid-i Haram'dan (mü'minleri) alıkoyarken ve oranın bakımına ehil de değillerken, Allah onlara ne diye azap etmesin? Oranın bakımına ehil olanlar ancak Allah'a karşı gelmekten sakınanlardır. Fakat onların çoğu bilmez.

    Mehmet Okuyan

    Onlar gerçek dostları olmadıkları hâlde dipnot 1 (Müslümanları) Mescid-i Haram'dan engellerken Allah onlara ne diye azap etmeyecekmiş ki! Onun (Kâbe'nin) gerçek dostları, muttakîlerden başkası değildir. Fakat onların çoğu bilmez.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mekkeli müşriklerin "Biz Beytullâh'ın ve Harem'in sahipleriyiz, yöneticileriyiz. İstediklerimizi oraya girmekten engelleriz, istediklerimizin de oraya girmesine izin veririz" (Zemahşerî, [el-Keşşâf], II, 211) dedikleri aktarılmaktadır. Yüce Allah onların bu sözlerini reddetmekte, Mescid'in gerçek dostları olmadıklarını ilan etmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ama şimdi onlar Mescid-i Haram'dan (inananları) alıkoyup dururken, Allah'ın onları cezalandırmaması için ne gibi bir gerekçeleri olabilir? Kaldı ki, onlar (Kabe'nin) can dostları olamazlar: çünkü oraya can dost olmaya ancak sorumluluk bilincini kuşananlar layıktır; ve fakat onların çoğu bunu bile fark etmezler.

    Muhammed Esed

    Fakat (şimdi), kendileri oranın (gerçek) sahipleri olmadıkları halde saldırmazlık örfü altında bulunan o Mescid-i Haramdan (inananları) alıkoymaları yüzünden Allahın onları cezalandırmaması için ne gibi bir güvenceleri var ellerinde? Allaha karşı sorumluluk bilinci içinde olanlardan başkası o evin bakıcısı olamaz: ne var ki, onların çoğu bunun farkında değil;

    Ahmed Hulusi

    Onlar Mescid-i Haram'dan (iman edenleri ziyaretten) engelledikleri halde, Allah onlara ne diye azap vermesin? (Üstteki ayetle bu çelişmez; orada toplumsal azaptan burada bireysel azaptan söz edilmekte. . . ) (Hem) onlar, Onun (Mescid'in) velileri değillerdir. . . Onun velileri ancak korunanlardır. . . Ne var ki, onların çoğunluğu (Mescid-i Haram'ın ne olduğunu) bilmezler.

    Ali Bulaç

    Onlar, Mescid-i Haram'dan (insanları) alıkoyarlarken ve onun (gerçek ve layık) koruyucuları değilken Allah, ne diye onları azablandırmasın? Onun (asıl) koruyucuları yalnızca korkup sakınanlardır. Ancak onların çoğu bilmezler.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar Mescid-i Haram'ın ehli ve bakıcıları olmadıkları halde (müminleri) oradan geri çevirirlerken Allah onlara ne diye azap etmeyecek? Oranın ehli takvâ sahiplerinden başkaları değildir. Fakat onların çoğu bunu bilmezler.

    Ali Rıza Safa

    Üstelik Kutsal Yakarış Evi'nden alıkoymalarına ve orasının dostları olmamalarına karşın, Allah'ın onları cezalandırmaması için neden var mı? Orasının dostları, yalnızca sorumluluk bilinci taşıyanlardır. Fakat onların çoğu bilmez.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar Mescid-i Haram'ın yöneticileri olmadıkları halde müminleri oradan geri çevirirlerken, Allah onlara ne diye azap etmeyecek? Oranın yöneticileri takva ehlinden başkası değildir. Fakat onların çoğu bunu bilmez.

    Edip Yüksel

    Başkalarını Sınırlanmış Mescit'ten menederlerken neden ALLAH'ın azabını hak etmesinler? Oysa onlar onun koruyucuları değiller. Onun gerçek koruyucuları iman edenlerdır; ancak çokları bunu bilmez.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Başkalarını Kutsal Mescid'den menederlerken neden ALLAH'ın azabını haketmesinler? Oysa onlar onun koruyucuları değiller. Onun gerçek koruyucuları inananlardır; ancak çokları bunu bilmez.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şimdi ise Allah'ın kendilerine azap etmemesi için neleri var ki? Mü'minleri Mescid-i Haram'dan alıkoyuyorlar, oysa onun hizmetine ehil de değiller; onun hizmetine ehil olanlar ancak Allah'tan korkup kötülüklerden sakınanlardır, lakin çokları bilmezler!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şimdi ise Allahın kendilerini azab etmemesi için neleri var? Mü'minleri Mescidi haramdan menediyorlar, halbuki hizmetine ehil de değiller, onun hizmetine ehl olanlar ancak müttekılerdir ve lakin çokları bilmezler

    Erhan Aktaş

    Onlar, Mescid-i Haram'a girmeye engel oldukları halde ve onun velileri olmadıkları halde Allah neden onlara azap etmesin? Oysa oranın evliyası dipnot 1 muttakilerdir dipnot 2 . Fakat onların çoğu bilmezler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sorumluları, gözetleyicileri, koruyucuları.
    2. metne dön, dipnot 2
      Takva sahibi olanlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, Mescid-i Haram'a girmeye engel oldukları halde ve onun velileri olmadıkları halde Allah neden onlara azap etmesin? Oysa oranın evliyası dipnot 1 muttakilerdir dipnot 2 . Fakat onların çoğu bilmezler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sorumluları, gözetleyicileri, koruyucuları.
    2. metne dön, dipnot 2
      Takva sahibi olan.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, Mescid-i Haram'a girmeye engel oldukları halde ve onun velileri dipnot 1 olmadıkları halde Allah neden onlara azap etmesin? Oysa oranın gerçek sahipleri, muttakilerdir dipnot 2 . Fakat onların çoğu bilmezler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur'an'da yer alan, "veli" sözcüğü; "dost," olarak çeviriye konu edilmektedir. Oysaki bu sözcük, etik anlamda dostluğu değil; siyasi bağlamda, yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Takva sahibi olan.

    Gültekin Onan

    Onlar Mescid-i Haram'dan (insanları) alıkoyarlarken ve onun (gerçek ve layık) koruyucuları değilken, Tanrı ne diye onları azablandırmasın? Onun (asıl) koruyucuları yalnızca korkup sakınanlardır. Ancak onların çoğu bilmezler.

    Hasan Basri Çantay

    (Sen içlerinden çıkdıkdan sonra) Allah onlara ne diye azab etmeyecek? Onlar mescid-i haramdan, kendileri ona (onun hizmetine) ehil olmadıkları halde, men'edib duranlardır. O (hizmete) takvaaye erenlerden başkaları onun ehilleri değildir. Fakat onların pek çoğu (bunu) bilmezler.

    İbni Kesir

    Allah onlara, niçin azab etmesin ki; onlar, kendileri ona ehil olmadıkları halde (insanları) Mescid-i Haram'dan men'edip duranlardır. Hem O'nun dostu değillerdir. O'nun dostları ancak müttakilerdir, ama onların çoğu bilmezler.

    Mehmet Alagaş

    (31-40) Ayetlerimiz kendilerine okunduğunda dediler ki kesinlikle işittik yeter ki isteyelim bunun aynısını söyleriz, bu sadece ve sadece evvelkilerin satırlarıdır, bir vakitte Allah’ım dediler bu eğer senin yanından bir hak idiyse üzerimize gökten taş yağdır veya acıtıcı bir azap bize ver. Allah sen onların içindeyken onlara azap edecek değildir, Allah onlara, bağışlanma dilediklerinden dolayı azap da edici değildir, neden Allah onlara azap etmesin ki onlar mescidi haramdan men ediyorlar, onun dostu değiller, onun dostu sadece sakınanlardır ve lakin onların çoğu bilmiyorlar. Onların beytin yanındaki namazları sadece ıslık çalmaktır ve el çırpmaktır, kafirliğinizden dolayı tadın azabı. Muhakkak ki kafirler mallarını Allah yolundan men etmek için harcarlar , ilerde de onu yine harcayacaklar sonra üzerlerinde bir hasar oluşacak s onra da yenilen olacaklar / mağlup olacaklar , kafirler, cehennemde toplanacaklar. Allah pis ile hoşu ayırsın ve pisin bazısını bazısına katsın, topluca onları yığın haline getirsin ve de on ları cehennemlik yapsın. İşte onlar hasara uğrayanlardır. Kafirlere deki eğer ki vazgeçerlerse arkada bıraktıkları bağışlanır , y ine dönerler ise kesinlikle evvelki lerin sünnetleri devam edecektir. Onlarla, dinin hepsi Allah’ın olup , ayartma / fitne olmayıncaya kadar savaşın eğer vazgeçerlerse muhakkak ki Allah yaptıklarını görendir, eğer yüz çevirirlerse biliniz ki Allah, kesinlikle sizlerin dostudur ne güzel dosttur ne güzel yardımcıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar Mescid-i Haram’dan (Müminleri) men ederken, Allah onlara ne diye azap etmesin ki! Üstelik onlar Allah'ın evliyaları da değiller. Allah'ın evliyaları yalnızca muttakilerdir. Fakat onların çokları bunu bilmez.

    Süleyman Ateş

    Onlar, (inananları) Mescid-i haramdan geri çevirdikleri ve onun velisi, (bakıcısı, koruyucusu) olmadıkları halde neden Allah onlara azabetmesin? Onun velileri, (bakıcıları, koruyucuları) sadece (günahlardan) korunanlardır. Fakat çokları bilmezler.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar sizi Mescid-i Haram'dan engelleyip dururlarken, ne ayrıcalıkları var ki Allah onlara azap etmesin? Üstelik orayı yönetmeye layık da değiller. Orayı yönetmeye layık olanlar Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakınanlardan başkası olamaz. Ama onların çoğu bunu bilmezler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Bu iki koşulun dışında) Ne özellikleri var ki Allah, onlara azap etmesin? Yetkileri olmadığı halde (sizi) Mescid-i Haram'dan engelliyorlar. Orada yetkili olanlar sadece Allah'tan çekinenlerdir. Ama onların çoğu bunu bilmezler.

    Şaban Britch

    Onlar Mescid-i Haram’dan (mü’minleri) men ederken, Allah onlara ne diye azap etmesin ki! Üstelik onlar Allah'ın evliyaları da değiller. Allah'ın evliyaları yalnızca muttakilerdir. Fakat onların çokları bunu bilmez.

    Şaban Piriş

    Onlar, Mescid-i Haram'a girmeye engel olurken, yoksa onlara Allah ne diye azap etmesin?! Üstelik onun (Mescid-i Haram'ın) sahipleri de değiller. Onun sahipleri yalnızca muttakilerdir. Fakat onların çokları bunu bilmez.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlar Mescid-i Haram'dan geri çevirip dururken, Allah onlara neden azap etmeyecekmiş? Onlar onun dostları/koruyucuları da değillerdir. Onun dostları/koruyucuları takva sahiplerinden başkası değildir. Ama onların çokları bunu bilmezler.

  6. Enfâl suresi, 35. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 35. ayet. وَمَا كَانَ صَلَاتُهُمْ عِندَ ٱلْبَيْتِ إِلَّا مُكَآءً وَتَصْدِيَةً فَذُوقُوا۟ ٱلْعَذَابَ بِمَا كُنتُمْ تَكْفُرُونَ

    Diyanet İşleri

    Onların, Ka'be'nin yanında duaları ıslık çalıp el çırpmaktan ibarettir. Öyle ise (ey müşrikler) inkar etmekte olduğunuzdan dolayı tadın azabı.

    Mehmet Okuyan

    Ev'in (Kâbe'nin) yanındaki (sözde) ibadetleri, ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildi. dipnot 1 İnkâr ettikleriniz nedeniyle azabı tadın!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Mâ‘ûn 107:4-7. ayetlerin açılımıdır. Onların ıslık çalarak ve el çırparak bu türden tapınmaları, manevi öğelerden yoksun, şekilci eylemler ve tapınma formları olmaktan başka bir değer taşımamaktadır. Müşrikler Kâbe'nin çevresinde yaptıkları hareketleri ibadet sanıyor, kulluk ettiklerini zannediyorlardı.

    Mustafa İslamoğlu

    Onların Beyt çevresindeki ibadeti (vahyi susturmak için) şamata çıkarmak ve (namazı) engellemekten ibarettir. Haydi öyleyse, ısrarlı inkarınızdan dolayı tadın azabı!

    Muhammed Esed

    ve (bu yüzden de) Mabed önünde onların tapınmaları yalnızca ıslık çalmak, el çırpmaktan öteye gitmemektedir. Azabı tadın öyleyse, (Siz ey inanmayanlar), hakkı inatla inkar etmenizin bir karşılığı olarak!

    Ahmed Hulusi

    Onların El Beyt'in (Beytullah'ın) indindeki (katındaki) salatları (yönelişleri), ıslık çalmak ve el çırpmak olandan (atalarının dışa dönük tapınma biçiminden) başka bir şey değildir. . . O halde gerçeği inkar etmenizden (küfrünüzden) ötürü tadın azabı!

    Ali Bulaç

    Onların Beyt(-i Şerif) önündeki duaları, ıslık çalmaktan ve el çırpmaktan başkası değildir. Artık inkar ettikleriniz dolayısıyla tadın azabı.

    Ali Özek ve heyeti

    Onların Beytullah yanındaki duaları da ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. (Ey kâfirler!) İnkâr etmekte olduğunuz şeylerden ötürü şimdi azabı tadın!

    Ali Rıza Safa

    Ev'in yanındaki yakarışları, ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. "Nankörlük etmenize karşılık, artık tadın cezayı!" dipnot 135

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 135
      Kur'an'dan önceki Arap toplumunda, Kabe'nin çevresinde ıslık çalarak ve el çırparak yakarış yapılırdı. Günümüzde, oyun havası gibi ilahiler ve şarkılarla yapılan sözde yakarışların, Allah'ın hoşnutluğunu kazanıp kazanmadığını, bu ayetin ışığında düşünmek gerekir. Aslında, ilahilerle yakarış yapılması, diğer kutsal kitapların öğretisidir: Tevrat,
      I. Tarihler 16:9 — Eski Ahit, 1. Tarihler; alıntıyı aç

      Eski Ahit · 1. Tarihler 16:9

      Onu ezgilerle, ilahilerle övün, 2 Bütün harikalarını anlatın!

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ; "O'nu ezgilerle, ilahilerle övün; tüm harikalarını anlatın!" Zebur -Mezmurlar- 68:32; "Ey yeryüzünün krallıkları! Tanrı'ya ezgiler söyleyin; Rabbi ilahilerle övün!" İncil,
      Efesliler 5:19 — Yeni Ahit, Efesliler; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Efesliler 5:19

      Birbirinize mezmurlar, ilahiler, ruhsal ezgiler söyleyin; yürekten Rabbe ezgiler, mezmurlar okuyun;

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ; "Birbirinize mezmurlar, ilahiler, ruhsal ezgiler söyleyin; Rabbe yürekten ezgiler, mezmurlar okuyun!"

    Bayraktar Bayraklı

    Onların Beytullah'taki duaları da ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. Ey inkarcılar! İnkar etmekte olduğunuz şeylerden ötürü şimdi azabı tadınız!

    Edip Yüksel

    Onların, Ev'deki salatları hile ve menetmekten başka bir şey değil. İnkarınızdan dolayı azabı tadın. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Kuran, oruç ve zekat gibi salatın da İbrahim Peygamberden itibaren başladığını ve ondan sonraki tüm peygamberlerin ve izleyicilerinin salat kıldığını bildirir (21:73). * Mekkeli inkarcılar hiçbir vakit müşrik olduklarını itiraf etmediler. Aksine İbrahim'in yolunu izlediklerini ileri sürüyorlardı. Evliyalarının kendilerine şefaat edeceğine inandıkları ve Tanrı'nın ismini tek başına anmaktan hoşlanmadıkları için Kuran tarafından müşrik olarak mahkûm edildiler. Muhammed peygamberi ve din adamlarını putlaştıranlar, Mekke müşrikleriyle aralarında fark oluşturmak için onların da salatı gözettiğini bildiren bu ayetin anlamını saptırmışlardır. * Lütfen 107. sureye ve 9:54 ayetine bakınız. (Bu ayetin geleneksel çevirisi üzerindeki tartışma için "Kuran Çevirilerindeki Hatalar" adlı kitabıma bakabilirsiniz.)

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onların, Kabe'deki namazları hile ve menetmekten başka bir şey değil. İnkarınızdan dolayı azabı tadın.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kabe'nin huzurunda namazları ise ıslık çalıp el çırpmaktan başka birşey değil! O halde küfrü küfranınızdan (inkar ve nankörlüğünüzden) dolayı tadın azabı!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Beytin huzurunda namazları ise ıslık çalıb el çırpmaktan başka bir şey değil, o halde küfr-ü küfranınızdan dolayı tadın azabı

    Gültekin Onan

    Onların, Beyt(-i Şerif) önündeki namazları, ıslık çalmaktan ve el çırpmaktan başkası değildir. "Öyleyse küfretmeniz nedeniyle / küfrettiğiniz için (tekfürun) azabı tadın".

    Hasan Basri Çantay

    Onların Beyt (-i şerif) huzurundaki duaları ıslık çalmakdan, el çırpmakdan başka bir şey değildir. (Ey kafirler) devam edegeldiğiniz o küfrünüzden dolayı tadın artık azabı!

    İbni Kesir

    Onların Beyt'in yanındaki duaları; sadece ıslık çalmak veya el çırpmaktan başka bir şey değildir. Öyleyse devamedegelmekte olduğunuz küfürden dolayı tadın azabı.

    Mehmet Alagaş

    (31-40) Ayetlerimiz kendilerine okunduğunda dediler ki kesinlikle işittik yeter ki isteyelim bunun aynısını söyleriz, bu sadece ve sadece evvelkilerin satırlarıdır, bir vakitte Allah’ım dediler bu eğer senin yanından bir hak idiyse üzerimize gökten taş yağdır veya acıtıcı bir azap bize ver. Allah sen onların içindeyken onlara azap edecek değildir, Allah onlara, bağışlanma dilediklerinden dolayı azap da edici değildir, neden Allah onlara azap etmesin ki onlar mescidi haramdan men ediyorlar, onun dostu değiller, onun dostu sadece sakınanlardır ve lakin onların çoğu bilmiyorlar. Onların beytin yanındaki namazları sadece ıslık çalmaktır ve el çırpmaktır, kafirliğinizden dolayı tadın azabı. Muhakkak ki kafirler mallarını Allah yolundan men etmek için harcarlar , ilerde de onu yine harcayacaklar sonra üzerlerinde bir hasar oluşacak s onra da yenilen olacaklar / mağlup olacaklar , kafirler, cehennemde toplanacaklar. Allah pis ile hoşu ayırsın ve pisin bazısını bazısına katsın, topluca onları yığın haline getirsin ve de on ları cehennemlik yapsın. İşte onlar hasara uğrayanlardır. Kafirlere deki eğer ki vazgeçerlerse arkada bıraktıkları bağışlanır , y ine dönerler ise kesinlikle evvelki lerin sünnetleri devam edecektir. Onlarla, dinin hepsi Allah’ın olup , ayartma / fitne olmayıncaya kadar savaşın eğer vazgeçerlerse muhakkak ki Allah yaptıklarını görendir, eğer yüz çevirirlerse biliniz ki Allah, kesinlikle sizlerin dostudur ne güzel dosttur ne güzel yardımcıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onların Kâbe’deki namazları, ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. Öyleyse küfrünüzden dolayı tadın azabı!

    Süleyman Ateş

    Onların Beyt(ullah) yanındaki namazları da, ıslık çalmadan ve el çırpmadan ibarettir. "O halde inkarınızdan dolayı azabı tadın!"

    Süleymaniye Vakfı

    O Beyt'in /Kabe'nin yanında yapıp durdukları ibadet, ıslık çalmak ve el çırpmaktan ibarettir. Kafirlik etmenize karşılık dipnot 1 tadın bakalım bu azabı.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın düzenlediği ve emrettiği ibadet şekillerini görmezlikten gelerek, kendi kurgularınıza göre ibadet şekilleri uydurmanıza karşılık. Bu kişilerin yaptıkları işin kafirlik olarak isimlendirilmesi, Kabe'de yapılacak ibadetin nasıl olması gerektiğini iyi bilmelerine rağmen, kendi kafalarına göre ibadet şekli uydurduklarını gösterir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onların, Beyt'in çevresindeki ibadetleri (namazları), ıslık çalma ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. Kafir olmanıza karşılık dipnot 1 şimdi tadın bakalım bu azabı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın düzenlediği ve emrettiği ibadet şekillerini görmezlikten gelerek, kendi kurgularınıza göre ibadet şekilleri uydurmanıza karşılık.

    Şaban Britch

    Onların Kâbe’deki namazları, ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. Küfrünüzden dolayı azabı tadın!

    Şaban Piriş

    Onların Ka'be'deki namazları, ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. Küfrünüzden dolayı azabı tadın!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onların o evdeki namazı; ıslık çalmak, el çırpmak/engel olmaktan başka bir şey değildir. O halde, inkar etmekte olduğunuz için tadın azabı.

  7. Enfâl suresi, 36. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 36. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يُنفِقُونَ أَمْوَٰلَهُمْ لِيَصُدُّوا۟ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ فَسَيُنفِقُونَهَا ثُمَّ تَكُونُ عَلَيْهِمْ حَسْرَةً ثُمَّ يُغْلَبُونَ وَٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِلَىٰ جَهَنَّمَ يُحْشَرُونَ

    Diyanet İşleri

    Şüphe yok ki, inkar edenler mallarını (insanları) Allah yolundan alıkoymak için harcarlar ve harcayacaklardır. Sonra bu mallar onlara bir iç acısı olacak, sonra da yenilgiye uğrayacaklardır. İnkar edenler toplanıp cehenneme sürüleceklerdir.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki kâfir olanlar, mallarını (insanları) Allah yolundan alıkoymak için harcıyorlar; daha da harcayacaklar. Sonunda bu, onlara pişmanlık olacak ve en sonunda yenileceklerdir. Kâfirler cehenneme sürüleceklerdir.

    Mustafa İslamoğlu

    (İnsanları) Allah yolundan çevirmek için servetlerini ortaya koyan şu kafirler var ya: işte onların, daha çok servet harcamaları gerekecek; sonra bu onların içinde gerçekleşmemiş bir özlem olarak kalacak ve en sonunda tükenip gidecekler. Nihayet, inkarda ısrar eden bu kimseler topluca cehenneme sürülecekler

    Muhammed Esed

    Bakın, hakkı inkara şartlanmış olanlar insanları Allahın yolundan çevirmek için (nasıl da) harcıyorlar mallarını; ve (daha da) harcayacaklar, ta ki bu harcadıkları kendileri için derin bir ızdırap ve yerinme (kaynağı) oluncaya kadar; ve sonra haklarından gelinecek! Ve (ölünceye kadar) hakkı inkarda direnen bu kimseler topluca cehenneme tıkılacaklar,

    Ahmed Hulusi

    O hakikat bilgisini inkar edenler, Allah yolundan engellemek için mallarını bağışlarlar! Kalanları da harcayacaklar! Sonra bu harcamaları onlar için bir yürek acısı oluşturacak! Sonra yenilirler! (Nihayet) hakikat bilgisini inkar edenler hep bir arada, cehenneme toplanır.

    Ali Bulaç

    Gerçek şu ki, inkar edenler, (insanları) Allah'ın yolundan engellemek için mallarını harcarlar; bundan böyle de harcayacaklar. Sonra bu, onlara yürek acısı olacaktır, sonra bozguna uğratılacaklardır. İnkar edenler sonunda cehenneme sürülüp toplanacaklardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz ki inkâr edenler mallarını, (insanları) Allah yolundan alıkoymak için harcıyorlar. Daha da harcayacaklar. Ama sonunda bu, onlara yürek acısı olacak ve en sonunda mağlûp olacaklardır. Kâfirlikte ısrar edenler ise cehenneme toplanacaklardır.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, nankörlük edenler, Allah'ın yolundan alıkoymak için mallarını harcarlar; daha da harcayacaklar. Sonra, onlar için üzüntü olacak ve ardından yenilecekler. Ve nankörlük edenler, cehennemde toplanacaklar.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz ki kafirler mallarını, insanları Allah yolundan alıkoymak için harcıyorlar, daha da harcayacaklardır; ama sonunda bu, onlara yürek acısı olup en sonunda mağlup olacaklardır. İnkarda ısrar edenler ise cehennemde toplanacaklardır.

    Edip Yüksel

    İnkar edenler, insanları ALLAH yolundan menetmek için paralarını harcarlar ve daha da harcamaya devam edecekler. Fakat bu, sonradan kendileri için bir üzüntü kaynağı olacak ve ardından yenilecekler. İnkar edenler cehenneme sürüleceklerdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkar edenler, insanları ALLAH yolundan menetmek için paralarını harcarlar ve daha da harcamaya devam edecekler. Fakat bu, sonradan kendileri için bir üzüntü kaynağı olacak ve ardından yenilecekler. İnkar edenler cehenneme sürüleceklerdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şüphesiz ki Allah yolundan alıkoymak için mallarını harcayanlar, onu yine harcayacaklar, sonra bu kendilerine yürek acısı olacak, nihayet mağlup olacaklar. Küfürlerinde ısrar edenler toplanıp cehenneme sürülecekler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şüphe yok ki Allah yolundan men'etmek için mallarını sarfedenler, onu yine sarfedecekler, sonra bu kendilerine yürek acısı olacak, nihayet mağlub olacaklar. Ve küfürlerinde ısrar edenler toplanıb Cehenneme sevkedilecekler

    Erhan Aktaş

    Kafirler, Allah yolundan alıkoymak için mallarını harcarlar ve harcayacaklar da. Sonra, bu kendilerine pişmanlık olacak ve sonra mağlup olacaklar. Kafirler Cehennem'de toplanacaklardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Gerçeği yalanlayan nankörler, Allah yolundan alıkoymak için mallarını harcarlar ve harcayacaklar da. Sonra, bu kendilerine pişmanlık olacak ve sonra mağlup olacaklar. Kafirler Cehennem'de toplanacaklardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçeği yalanlayan nankörler, Allah yolundan alıkoymak için mallarını harcarlar ve harcayacaklar da. Sonra, bu kendilerine pişmanlık olacak ve sonra mağlup olacaklar. Gerçeği yalanlayan nankörler Cehennem'de toplanacaklardır.

    Gültekin Onan

    Gerçek şu ki, küfredenler (insanları) Tanrı'nın yolundan engellemek için mallarını harcarlar; bundan böyle de harcayacaklar. Sonra bu, onlara yürek acısı olacaktır, sonra da bozguna uğratılacaklardır. Küfredenler sonunda cehenneme sürülüp toplanacaklardır.

    Hasan Basri Çantay

    Küfredenler, şübhe yok ki, mallarını (halkı) Allah yolundan alıkoymaları için harcarlar. Ko harcasınlar onları! Nihayet bu, onlara bir yürek acısı olacakdır. Sonra da mağlub olacaklardır. Küfr (ünde inad) edenler (ise) en son cehenneme sürüleceklerdir,

    İbni Kesir

    Muhakkak ki küfredenler; mallarını, Allah yolundan alıkoymak için harcarlar. Daha harcayacaklar, sonra içleri yanacak, sonra da mağlup olacaklardır. Küfredenler, cehenneme toplanacaklardır.

    Mehmet Alagaş

    (31-40) Ayetlerimiz kendilerine okunduğunda dediler ki kesinlikle işittik yeter ki isteyelim bunun aynısını söyleriz, bu sadece ve sadece evvelkilerin satırlarıdır, bir vakitte Allah’ım dediler bu eğer senin yanından bir hak idiyse üzerimize gökten taş yağdır veya acıtıcı bir azap bize ver. Allah sen onların içindeyken onlara azap edecek değildir, Allah onlara, bağışlanma dilediklerinden dolayı azap da edici değildir, neden Allah onlara azap etmesin ki onlar mescidi haramdan men ediyorlar, onun dostu değiller, onun dostu sadece sakınanlardır ve lakin onların çoğu bilmiyorlar. Onların beytin yanındaki namazları sadece ıslık çalmaktır ve el çırpmaktır, kafirliğinizden dolayı tadın azabı. Muhakkak ki kafirler mallarını Allah yolundan men etmek için harcarlar , ilerde de onu yine harcayacaklar sonra üzerlerinde bir hasar oluşacak s onra da yenilen olacaklar / mağlup olacaklar , kafirler, cehennemde toplanacaklar. Allah pis ile hoşu ayırsın ve pisin bazısını bazısına katsın, topluca onları yığın haline getirsin ve de on ları cehennemlik yapsın. İşte onlar hasara uğrayanlardır. Kafirlere deki eğer ki vazgeçerlerse arkada bıraktıkları bağışlanır , y ine dönerler ise kesinlikle evvelki lerin sünnetleri devam edecektir. Onlarla, dinin hepsi Allah’ın olup , ayartma / fitne olmayıncaya kadar savaşın eğer vazgeçerlerse muhakkak ki Allah yaptıklarını görendir, eğer yüz çevirirlerse biliniz ki Allah, kesinlikle sizlerin dostudur ne güzel dosttur ne güzel yardımcıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kâfirler, mallarını Allah’ın yolundan alıkoymak için harcarlar. Daha da harcayacaklardır. Sonra bu, onlara bir yürek acısı olacaktır. Sonra da yenilgiye uğrayacaklardır. Kâfir olanlar toplanıp Cehennem'e sürüleceklerdir.

    Süleyman Ateş

    İnkar edenler, Allah yoluna engel olmak için mallarını harcarlar ve harcayacaklar da. Sonra bu, kendilerine dert olacak, nihayet yenilecekler ve inkar edenler cehenneme sürüleceklerdir.

    Süleymaniye Vakfı

    Kafirlik edenler, mallarını Allah'ın yolundan engellemek için harcıyorlar ve harcamaya da devam edeceklerdir. Yaptıkları harcamalar, daha sonra içlerinde bir yürek acısına dönüşecek ve sonunda mağlup olacaklardır. Kafirlik edenler, cehenneme toplanacaklardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ayetleri görmezlikten gelenler (kafirler), mallarını, Allah yolundan engellemek için harcamaktadırlar, harcamaya da devam edeceklerdir. Sonra o mallar onlar için bir yürek acısı olacak ve mağlup olacaklardır. O kafirler, Cehennem'de bir araya getirileceklerdir.

    Şaban Britch

    Kâfirler mallarını Allah’ın yolundan alıkoymak için harcarlar. Daha da harcayacaklardır. Sonra pişman olacaklar ve yenilgiye uğrayacaklar. Kâfir olanlar Cehennem'de toplanacaklardır!

    Şaban Piriş

    Küfre sapanlar mallarını Allah'ın yolundan alıkoymak için harcarlar. Daha da harcayacaklardır. Sonra pişman olacaklar ve yenilgiye uğrayacaklar. Kafir olanlar cehennemde toplanacaklardır!

    Yaşar Nuri Öztürk

    O küfre sapanlar mallarını Allah yolundan alıkoymak için harcarlar, harcayacaklardır da. Sonunda bu kendileri için bir hasret olacak, sonra da mağlup edilecekler. Küfre sapanlar doğruca cehenneme sürülecekler.

  8. Enfâl suresi, 37. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 37. ayet. لِيَمِيزَ ٱللَّهُ ٱلْخَبِيثَ مِنَ ٱلطَّيِّبِ وَيَجْعَلَ ٱلْخَبِيثَ بَعْضَهُۥ عَلَىٰ بَعْضٍ فَيَرْكُمَهُۥ جَمِيعًا فَيَجْعَلَهُۥ فِى جَهَنَّمَ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْخَٰسِرُونَ

    Diyanet İşleri

    Allah, pis olanı temizden ayırmak, pis olanların hepsini birbiri üstüne koyup yığarak cehenneme koymak için böyle yapar. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.

    Mehmet Okuyan

    (Bu toplama), dipnot 1 Allah'ın kirliyi (kâfiri) temizden (müminden) ayıklaması ve (bütün) kötülerin bir kısmını diğer bir kısmının üstüne koyup hepsini istifleyerek, hepsini cehenneme atması içindir. İşte onlar, kaybedenlerin ta kendileridir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetteki [liyemîze] fiilindeki [lâm/li] edatı, "sonunda" anlamında da yorumlanabilir. Bu durumda ayet şöyle tercüme edilebilir: "Sonunda Allah kirliyi temizden ayıklayacak (mümini kâfirden ayıracak) ve (bütün) kötülerin bir kısmını diğer bir kısmının üstüne koyup hepsini istifleyerek, onu (hepsini) cehenneme atacaktır. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir."

    Mustafa İslamoğlu

    (ki), Allah pisliğe kesmiş olanı tertemiz olandan seçip ayırsın; ve pisliğe kesen herkesi birbiri üzerine istif ederek tümünü cehenneme doldursun: işte onlardır büsbütün kaybedenler.

    Muhammed Esed

    ki böylece Allah kötü ve bayağı olanı iyi ve temiz olandan ayırsın da, kötü ve bayağı olanı kendi türünden olanla yan yana getirip (hükmü altında) hepsini bir araya toplasın ve (nihayet) onları topluca cehenneme yerleştirsin. İşte her bakımdan aldanmış olanlar böyleleridir.

    Ahmed Hulusi

    Pisi temizden ayırsın ve pis olanları birbiri üstüne yığıp onlarla cehennemi doldursun diye. . . İşte bunlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.

    Ali Bulaç

    Bu, Allah'ın murdar olanı temizden ayırdetmesi; murdarı, bir kısmını bir kısmı üzerinde kılıp tümünü biriktirerek cehenneme atması içindir. İşte bunlar hüsrana uğrayanlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    (Bu toplama) Allah'ın murdarı temizden ayıklaması (mümini kâfirden ayırması) ve bütün murdarların bir kısmını diğer bir kısmının üstüne koyup hepsini yığarak cehenneme atması içindir. İşte onlar ziyana uğrayanların kendileridir.

    Ali Rıza Safa

    Allah, pis olanı temiz olandan ayıracak ve pis olanları birbirinin üstüne koyarak cehenneme atacaktır; yitime uğrayanlar, işte onlardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Bu toplanma, Allah'ın murdarı temizden ayırması ve bütün murdarların bir kısmını diğer bir kısmının üstüne koyup yığarak cehenneme atması içindir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.

    Edip Yüksel

    Böylece ALLAH kötüyü iyiden ayırt eder, kötüleri üst üste koyup topluca yığar ve cehenneme yollar. İşte kaybedenler onlardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Böylece ALLAH kötüyü iyiden ayırdeder, kötüleri üst üste koyup topluca yığar ve cehenneme yollar. İşte kaybedenler onlardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ki, Allah pisi temizden ayırsın ve pis olanı üst üste koyup hepsini bir yığın haline getirsin ve topunu cehenneme koysun! İşte bunlar, o hüsran içinde kalanlar!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ki Allah murdarı temizden ayırsın ve murdar kısmı birbirinin üzerine bindirib hepsini teraküm ettirsin de topunu Cehenneme koysun, işte bunlar, o hüsran içinde kalanlar

    Erhan Aktaş

    Ki Allah, pis olanı temiz olandan ayırsın, pis olanları birbirinin üzerine koyup, hepsini bir araya getirsin, sonra hepsini Cehennem'e doldursun. İşte onlar hüsrana uğrayanlardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ki Allah, pis olanı temiz olandan ayırsın, pis olanları birbirinin üzerine koyup, hepsini bir araya getirsin, sonra hepsini Cehennem'e doldursun. İşte onlar hüsrana uğrayanlardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ki Allah, pis olanı temiz olandan ayırsın, pis olanları birbirinin üzerine koyup, hepsini bir araya getirsin, sonra hepsini Cehennem'e doldursun. İşte onlar hüsrana uğrayanlardır.

    Gültekin Onan

    Bu, Tanrı'nın murdar olanı temizden ayırdetmesi; murdarı, bir kısmını bir kısmı üzerinde kılıp tümünü biriktirerek cehenneme atması içindir. İşte bunlar hüsrana uğrayanlardır.

    Hasan Basri Çantay

    ki Allah, murdarı (kafiri) temizden (mü'minden) ayırd etsin, murdarı birbiri üstüne koyub topunu birden yığsın da onu cehenneme atsın. Onlar, en büyük zarara uğrayanların ta kendileridir.

    İbni Kesir

    Allah; murdarı temizden ayırdetsin ve murdarı birbiri üstüne koyup topunu birden yığsın da, cehenneme atsın diye. İşte onlar; hüsrana uğrayanların kendileridir.

    Mehmet Alagaş

    (31-40) Ayetlerimiz kendilerine okunduğunda dediler ki kesinlikle işittik yeter ki isteyelim bunun aynısını söyleriz, bu sadece ve sadece evvelkilerin satırlarıdır, bir vakitte Allah’ım dediler bu eğer senin yanından bir hak idiyse üzerimize gökten taş yağdır veya acıtıcı bir azap bize ver. Allah sen onların içindeyken onlara azap edecek değildir, Allah onlara, bağışlanma dilediklerinden dolayı azap da edici değildir, neden Allah onlara azap etmesin ki onlar mescidi haramdan men ediyorlar, onun dostu değiller, onun dostu sadece sakınanlardır ve lakin onların çoğu bilmiyorlar. Onların beytin yanındaki namazları sadece ıslık çalmaktır ve el çırpmaktır, kafirliğinizden dolayı tadın azabı. Muhakkak ki kafirler mallarını Allah yolundan men etmek için harcarlar , ilerde de onu yine harcayacaklar sonra üzerlerinde bir hasar oluşacak s onra da yenilen olacaklar / mağlup olacaklar , kafirler, cehennemde toplanacaklar. Allah pis ile hoşu ayırsın ve pisin bazısını bazısına katsın, topluca onları yığın haline getirsin ve de on ları cehennemlik yapsın. İşte onlar hasara uğrayanlardır. Kafirlere deki eğer ki vazgeçerlerse arkada bıraktıkları bağışlanır , y ine dönerler ise kesinlikle evvelki lerin sünnetleri devam edecektir. Onlarla, dinin hepsi Allah’ın olup , ayartma / fitne olmayıncaya kadar savaşın eğer vazgeçerlerse muhakkak ki Allah yaptıklarını görendir, eğer yüz çevirirlerse biliniz ki Allah, kesinlikle sizlerin dostudur ne güzel dosttur ne güzel yardımcıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bu Allah'ın pis olanı temizden ayırması, pis olanları üst üste koyup hepsini yığarak Cehennem'e koyması içindir. İşte onlar, ziyana uğrayanların ta kendileridir.

    Süleyman Ateş

    (Sürüleceklerdir) Ki, Allah, murdarı temizden ayıklasın ve bütün murdarları birbiri üzerine koyup yığsın da hepsini cehenneme atsın. İşte ziyana uğrayanlar onlardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah bunu, kötüleri iyilerden ayırmak, kötüleri tıkış tıkış bir araya getirip yığmak ve hepsini cehenneme atmak için yapar. Kaybedecek olanlar işte onlardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir araya getirilmeleri, Allah'ın iyiyi kötüden ayırması, bütün kötüleri toplayıp Cehennem'e atması içindir. Umduğunu bulamayacaklar işte onlardır.

    Şaban Britch

    Böylece Allah, pis olanı temiz olandan ayıracak ve birbiri üstüne koyup yığarak Cehennem'e atacaktır. İşte onlar, hüsrana uğrayanlar onlardır!

    Şaban Piriş

    Allah, pis olanı temiz olandan ayıracak ve pis olanları birbiri üzerine yığıp hepsini bir araya toplayacak ve cehenneme atacaktır. İşte onlar, hüsrana uğrayanlar onlardır!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Böylece Allah, pisi temizden ayıracak, pis kısmı birbirleri üstüne yığıp hepsini bir yerde toplayarak tümünü cehenneme sokacak. Hüsrana uğrayanların da kendileridir bunlar.

  9. Enfâl suresi, 38. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 38. ayet. قُل لِّلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِن يَنتَهُوا۟ يُغْفَرْ لَهُم مَّا قَدْ سَلَفَ وَإِن يَعُودُوا۟ فَقَدْ مَضَتْ سُنَّتُ ٱلْأَوَّلِينَ

    Diyanet İşleri

    Ey Muhammed! İnkar edenlere söyle: Eğer (iman edip, düşmanlık ve savaştan) vazgeçerlerse, geçmiş günahları bağışlanır. Eğer (düşmanlık ve savaşa) dönerlerse, öncekilere uygulanan ilahi kanun devam etmiş olacaktır.

    Mehmet Okuyan

    Kâfir olanlara de ki: (İnkârdan) vazgeçerlerse, geçmiş (günahları) bağışlanacaktır. dipnot 1 (İnkâra) geri dönerlerse öncekilere (uygulanan ilahi) kanun elbette geçmiştir (onlar için geçerlidir).

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:275; Mâide 5:95, 101.

    Mustafa İslamoğlu

    İnkarda ısrar edenlere, eğer (inada) bir son verirlerse geçmişte yaptıklarının bağışlanacağını söyle; yok eğer bildiklerini okumaya devam ederlerse, geçmişteki benzerlerinin başına gelenleri sakın (unutmasınlar)!

    Muhammed Esed

    O hakkı inkara şartlanmış olanlara anlat ki, eğer direnmeyi bırakırlarsa, geçmişte olup bitenlerden ötürü kendileri bağışlanacaklar; ama eğer (geçmişteki hatalı tutumlarına) dönecek olurlarsa, o zaman, geçmişte kendileri gibi olanların başına gelenleri hatırlat onlara.

    Ahmed Hulusi

    Hakikat bilgisini inkar edenlere de ki: "Eğer (yanlış inançlarından) vazgeçerlerse, geçmişte yaptıkları suçlar onlar için bağışlanır! Eğer (eski inançlarına tekrar) dönerlerse, öncekilerin başına gelmiş olanları hatırlat!"

    Ali Bulaç

    O inkar edenlere de ki: "Eğer vazgeçerlerse geçmişte (yaptıkları) şeyler bağışlanacaktır. Ama yine dönecek olurlarsa, önceki (toplumlara uygulanan) sünnet, muhakkak (onların başından da) geçmiş olacaktır."

    Ali Özek ve heyeti

    İnkâr edenlere, (sana düşmanlıktan) vazgeçerlerse, geçmiş günahlarının bağışlanacağını söyle. Yok geri dönerlerse kendilerinden öncekilerin (akıbetinin) hali gözlerinin önündedir!

    Ali Rıza Safa

    Nankörlük edenlere, şunu söyle: Son verirlerse, geçmişte olanlar bağışlanacaktır. Ama dönerlerse, öncekilere uygulanan yasa geçerlidir.

    Bayraktar Bayraklı

    İnkar edenlere, iman edip sana düşmanlıktan vazgeçerlerse, geçmiş günahlarının bağışlanacağını söyle! Yok eğer inkara geri dönerlerse, kendilerinden öncekilerin hali gözlerinin önündedir.

    Edip Yüksel

    İnkar edenlere söyle: "Son verirlerse geçmişte yaptıkları bağışlanacaktır. Dönerlerse, daha öncekilerin yasası (sünneti) geçerlidir." dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Bu ayetteki "evvelkilerin Sünneti" ifadesi, Tanrı'nın geçmiş toplumların azgınlıklarına karşı uyguladığı cezalandırma yasasını hatırlatır. Kuran'da "Sünnet" kelimesi, "yasa" anlamına gelir. * Bir tek geçerli Sünnet vardır, o da Tanrı'nın Sünneti (33:38, 62; 35:43; 40:85; 48:23). Muhammed peygamber Kuran'dan ayrı bir Sünnete (yasaya) sahip değildi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkar edenlere söyle: 'Son verirlerse geçmişte yaptıkları bağışlanacaktır. Dönerlerse, daha öncekilerin sünneti (yasası) geçerlidir.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O inkar edenlere de ki: Eğer vazgeçerlerse geçmişteki günahları bağışlanır; yok yine isyana dönerlerse kendilerinden önceki ümmetlere uygulanan ilahi kanun geçmişti, artık onu beklesinler!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De o küfüredenlere ki, eğer vazgeçerlerse geçmişteki günahları bağışlanır, yok yine ısyana dönerlerse kendilerinden evvelki ümmetlere tatbık edilen kanun-ı ilahi geçmişti artık onu beklesinler.

    Erhan Aktaş

    Kafirlere de ki: Eğer vazgeçerlerse geçmişte yaptıkları bağışlanır. Eğer tekrar dönerlerse, evvelkilerin başına gelenler ortadadır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kafirlere de ki: Eğer vazgeçerlerse geçmişte yaptıkları bağışlanır. Eğer tekrar dönerlerse, evvelkilerin başına gelenler ortadadır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçeği yalanlayan nankörlere de ki: Eğer vazgeçerlerse geçmişte yaptıkları bağışlanır. Eğer tekrar dönerlerse, evvelkilerin başına gelenler ortadadır.

    Gültekin Onan

    O küfredenlere de ki: "Eğer vazgeçerlerse geçmişte (yaptıkları) şeyler bağışlanacaktır. Ama yine dönecek olurlarsa, önceki (toplumlara uygulanan) sünnet, muhakkak (onların başından da) geçmiş olacaktır.

    Hasan Basri Çantay

    (Habibim), o küfredenlere söyle ki eğer (sana düşmanlıkdan) vazgeçerlerse geçmiş (günahları) yarlığanacakdır, eğer (muhaarebeye) dönerlerse (kendilerinden) evvelki (ümmet) ler (e tatbıyk edilen ilahi) kaanun (un hükmü) muhakkak suretde devam etmiş olacakdır.

    İbni Kesir

    Küfredenlere söyle: Vazgeçerlerse; geçmiş kendilerine bağışlanacaktır. Tekrar başlarlarsa evvelkilerin hükmü muhakkak devam etmiş olacaktır.

    Mehmet Alagaş

    (31-40) Ayetlerimiz kendilerine okunduğunda dediler ki kesinlikle işittik yeter ki isteyelim bunun aynısını söyleriz, bu sadece ve sadece evvelkilerin satırlarıdır, bir vakitte Allah’ım dediler bu eğer senin yanından bir hak idiyse üzerimize gökten taş yağdır veya acıtıcı bir azap bize ver. Allah sen onların içindeyken onlara azap edecek değildir, Allah onlara, bağışlanma dilediklerinden dolayı azap da edici değildir, neden Allah onlara azap etmesin ki onlar mescidi haramdan men ediyorlar, onun dostu değiller, onun dostu sadece sakınanlardır ve lakin onların çoğu bilmiyorlar. Onların beytin yanındaki namazları sadece ıslık çalmaktır ve el çırpmaktır, kafirliğinizden dolayı tadın azabı. Muhakkak ki kafirler mallarını Allah yolundan men etmek için harcarlar , ilerde de onu yine harcayacaklar sonra üzerlerinde bir hasar oluşacak s onra da yenilen olacaklar / mağlup olacaklar , kafirler, cehennemde toplanacaklar. Allah pis ile hoşu ayırsın ve pisin bazısını bazısına katsın, topluca onları yığın haline getirsin ve de on ları cehennemlik yapsın. İşte onlar hasara uğrayanlardır. Kafirlere deki eğer ki vazgeçerlerse arkada bıraktıkları bağışlanır , y ine dönerler ise kesinlikle evvelki lerin sünnetleri devam edecektir. Onlarla, dinin hepsi Allah’ın olup , ayartma / fitne olmayıncaya kadar savaşın eğer vazgeçerlerse muhakkak ki Allah yaptıklarını görendir, eğer yüz çevirirlerse biliniz ki Allah, kesinlikle sizlerin dostudur ne güzel dosttur ne güzel yardımcıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kâfir olanlara (küfürlerinden) vazgeçerlerse önceden yaptıklarının bağışlanacağını, tekrar dönerlerse öncekiler hakkında uygulanan ilahi kanunun onlara da uygulanacağını söyle.

    Süleyman Ateş

    İnkar edenlere söyle: "Eğer vazgeçerlerse, geçmişteki (günahları) kendilerine bağışlanır; yok yine (eski hallerine) dönerlerse, öncekilerin (başlarına gelen Allah) kanunu geçmiştir (bunların da başına gelecektir. Onu beklesinler).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ayetleri görmezlikten gelenlere (kafirlere) de ki "O işe son verirlerse geçmiş günahları bağışlanır. Aynı şeyi tekrar ederlerse eskilere uygulanmış olan yasa ortadadır

    Şaban Britch

    Kâfir olanlara eğer (küfürlerinden) vazgeçerlerse önceden yaptıklarının bağışlanacağını, tekrar dönerlerse evvelkilerin başına gelenlerin (onların da) başına geleceğini söyle.

    Şaban Piriş

    Kafir olanlara eğer vazgeçerlerse önceden yaptıklarının bağışlanacağını, fakat tekrar eskiye dönerlerse, öncekilere uygulanan kanunların gözleri önünde olduğunu söyle!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Küfre sapanlara söyle: "Eğer son verirlerse eskide kalmış olan, kendileri için affedilir. Eğer yeniden başlarlarsa, daha öncekilere uygulanan yol ve yöntem, eskisi gibi devam etmiş olacaktır."

  10. Enfâl suresi, 39. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 39. ayet. وَقَٰتِلُوهُمْ حَتَّىٰ لَا تَكُونَ فِتْنَةٌ وَيَكُونَ ٱلدِّينُ كُلُّهُۥ لِلَّهِ فَإِنِ ٱنتَهَوْا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ بِمَا يَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

    Diyanet İşleri

    Baskı ve şiddet kalmayıncaya ve din tamamen Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer (küfürden) vazgeçerlerse, şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını hakkıyla görendir.

    Mehmet Okuyan

    Fitne (baskı ve zulüm) kalmayıncaya ve bütünüyle din de yalnızca Allah için oluncaya kadar onlarla savaşın! dipnot 1 (İnkârdan) vazgeçerlerse şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını çok iyi görendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Bakara 2:190-193, 256, Nisâ 4:89-91, Tevbe 9:2-4, 12, 36, 123; Hacc 22:39, Mümtehine 60:8-9 gibi ayetlerle birlikte okunmalıdır. Ayette dikkat çeken en önemli nokta, kimlerle savaşılacağının unutulmamasıdır. Ayette geçen [hum] "onlar" zamirinin kimleri karşıladığı bilinmez ve görülmezse, durduğu yerde duran, kimseyle savaşmamış, hiç kimseyi yerinden yurdundan etmemiş kişilerle de savaşılması gerektiği sanılabilmektedir. Oysa burada ayet bir bağlam içerisinde geçmekte ve müslümanlarla savaşan, onları yurtlarından çıkaran, dahası küfür ve şirkten vazgeçmeyip bunlarda ve düşmanlıkta kararlı ve ısrarcı olan, mabetten ve Allah yolundan engelleyen söz konusu saldırgan müşrik Mekkelilerle savaşılması gerektiği hükmü verilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Artık onlarla zulüm ve baskı sona erinceye ve hayatın Allah'a adanmasına (yönelik tüm baskılar kaldırılıncaya) kadar savaşın! Ne ki baskıya bir son verirlerse, unutmayın ki Allah onların yaptığı her şeyi görmektedir.

    Muhammed Esed

    Ve artık zulüm ve baskı kalmayıncaya, ve (insanların) kulca yönelişleri bütünüyle ve yalnızca Allaha adanıncaya kadar onlarla savaşın. Ama eğer direnmeyi bırakırlarsa bilin ki, Allah onların edip eylediği her şeyi görmektedir;

    Ahmed Hulusi

    İman edenlere zulüm ve baskı ortadan kalkana; Din (hakikat bilgisi ve Allah sistem ve düzeni) apaçık ortaya çıkıp anlaşılıncaya kadar (bunu yapmanızı engellemeleri halinde {zira La ikraha fiyd din = Din konusu zorlama kabul etmez}) onlarla savaşın! Eğer (baskı ve engellemeden) vazgeçerlerse, muhakkak ki Allah onların yapmakta olduklarını Basıyr'dir.

    Ali Bulaç

    Fitne kalmayıncaya ve dinin hepsi Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Şayet vazgeçecek olurlarsa, şüphesiz Allah, yaptıklarını görendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Fitne ortadan kalkıncaya ve din tamamen Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın! (İnkâra) son verirlerse şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını çok iyi görür.

    Ali Rıza Safa

    Baskı kalmayıncaya ve din tümüyle Allah için oluncaya dek onlarla savaşın. Son verirlerse, kuşkusuz, Allah, onların yaptıklarını Görendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Yeryüzünde fitne/din farklılığının getirdiği baskı ortadan kalkıp din tamamen Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşınız. İnkar ve fitneden vazgeçerlerse şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını çok iyi görür.

    Edip Yüksel

    Baskı ve zulmü ortadan kaldırıncaya ve dini sadece ALLAH'a ait kılıncaya dek onlarla savaşın. Düşmanlığa son verirlerse, elbette ALLAH yaptıklarınızı Görür.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Baskı ve zulmü ortadan kaldırıncaya ve dini sadece ALLAH'a ait kılıncaya dek onlarla savaşın. Düşmanlığa son verirlerse, elbette ALLAH yaptıklarınızı Görür.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Siz de, ortalıkta hiçbir fitne kalmayıp din tamamıyla Allah'ın dini oluncaya kadar onlarla cihad edin! Eğer vazgeçerlerse muhakkak ki Allah yaptıklarını görür.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Siz de ortalıkta bir fitne kalmayıb din, tamamiyle Allahın dini oluncıya kadar onlara cihad edin, eğer vaz geçerlerse her halde Allah amellerini görür

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Fitne dipnot 1 kalmayıp, din dipnot 2 tamamıyla Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse kuşkusuz Allah onların ne yaptığını görmektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Baskı ve zulüm.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın yasalarının belirleyici ve egemen güç olması sağlanıncaya kadar. (Bkz. 2:193)

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Fitne dipnot 1 kalmayıp, din dipnot 2 tamamıyla Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse kuşkusuz Allah onların ne yaptığını görmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Baskı ve zulüm.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın yasalarının belirleyici ve egemen güç olması sağlanıncaya kadar. (2/Bakara, 193)

    Gültekin Onan

    Fitne kalmayıncaya ve dinin hepsi Tanrı'nın oluncaya kadar onlarla savaşın. Şayet vazgeçecek olurlarsa, kuşkusuz Tanrı, yaptıklarını görendir.

    Hasan Basri Çantay

    (Yer yüzünde) bir fitne kalmayıncaya ve din tamamiyle Allahın oluncaya kadar onlarla muhaarebe edin. Eğer vaz geçerlerse (onları bırakın). Şübhesiz ki Allah, ne yapacaklarını hakkıyle görücüdür.

    İbni Kesir

    Fitne kalmayıp din de yalnız Allah için oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse; muhakkak ki Allah, yaptıklarını görendir.

    Mehmet Alagaş

    (31-40) Ayetlerimiz kendilerine okunduğunda dediler ki kesinlikle işittik yeter ki isteyelim bunun aynısını söyleriz, bu sadece ve sadece evvelkilerin satırlarıdır, bir vakitte Allah’ım dediler bu eğer senin yanından bir hak idiyse üzerimize gökten taş yağdır veya acıtıcı bir azap bize ver. Allah sen onların içindeyken onlara azap edecek değildir, Allah onlara, bağışlanma dilediklerinden dolayı azap da edici değildir, neden Allah onlara azap etmesin ki onlar mescidi haramdan men ediyorlar, onun dostu değiller, onun dostu sadece sakınanlardır ve lakin onların çoğu bilmiyorlar. Onların beytin yanındaki namazları sadece ıslık çalmaktır ve el çırpmaktır, kafirliğinizden dolayı tadın azabı. Muhakkak ki kafirler mallarını Allah yolundan men etmek için harcarlar , ilerde de onu yine harcayacaklar sonra üzerlerinde bir hasar oluşacak s onra da yenilen olacaklar / mağlup olacaklar , kafirler, cehennemde toplanacaklar. Allah pis ile hoşu ayırsın ve pisin bazısını bazısına katsın, topluca onları yığın haline getirsin ve de on ları cehennemlik yapsın. İşte onlar hasara uğrayanlardır. Kafirlere deki eğer ki vazgeçerlerse arkada bıraktıkları bağışlanır , y ine dönerler ise kesinlikle evvelki lerin sünnetleri devam edecektir. Onlarla, dinin hepsi Allah’ın olup , ayartma / fitne olmayıncaya kadar savaşın eğer vazgeçerlerse muhakkak ki Allah yaptıklarını görendir, eğer yüz çevirirlerse biliniz ki Allah, kesinlikle sizlerin dostudur ne güzel dosttur ne güzel yardımcıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hiçbir fitne kalmayıncaya ve din bütünüyle Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse, muhakkak Allah ne yaptıklarını iyice görmektedir.

    Süleyman Ateş

    Fitne (baskı) kalmayıncaya ve din tamamen Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın! Eğer (baskıya) son verirlerse muhakkak ki Allah, ne yaptıklarını görmektedir.

    Süleymaniye Vakfı

    Sizinle savaşanlarla savaşın ki fitne (savaş ateşi) dipnot 1 yok olsun ve Allah'ın koyduğu düzen dipnot 2 tümüyle hakim olsun. Savaşmayı bırakırlarsa, şüphesiz Allah onların yapmakta olduklarını daima görür.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Fitne için bkz. Enfal 8/25. ayetin dipnotu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Dinde zorlama olamayacağı için (Bakara 2/256) ayette söylenen şey, herkesin Müslüman olması değil (Yunus 10/99), Allah'ın düzeninin hakim olmasıdır (Fetih 48/28). O da herkesin hürriyet içinde yaşayacağı bir ortamdır (Kehf 18/29).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlarla savaşın ki fitne (savaş sebebi) oluşmasın; din, bütünüyle Allah'ın dini olsun. Eğer savaşa son verirlerse (siz de son verin) onların ne yaptıklarını gören Allah'tır.

    Şaban Britch

    Fitne/şirk kalmayıncaya ve din tümüyle Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın! Eğer fitneden/şirkten vazgeçerlerse, Allah yaptıklarını görmektedir.

    Şaban Piriş

    Bir fitne kalmayıncaya ve tamamen Allah'ın dini hakim oluncaya kadar onlarla savaşın! Eğer fitneden vazgeçerlerse, Allah yaptıklarını görmektedir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Fitne kalmayıncaya ve din tümüyle Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaş. Vazgeçerlerse kuşkusuz ki Allah, ne yaptıklarını iyice görecektir.

  11. Enfâl suresi, 40. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 40. ayet. وَإِن تَوَلَّوْا۟ فَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ مَوْلَىٰكُمْ نِعْمَ ٱلْمَوْلَىٰ وَنِعْمَ ٱلنَّصِيرُ

    Diyanet İşleri

    Eğer yüz çevirirlerse bilin ki Allah sizin dostunuzdur. O, ne güzel dosttur; O, ne güzel yardımcıdır!

    Mehmet Okuyan

    Yüz çevirirlerse, bilin ki Allah sizin mevlanızdır (efendinizdir). Ne güzel mevla (efendi)dir ve ne güzel yardımcıdır!

    Mustafa İslamoğlu

    Bütün bunlardan sonra yüzçevirecek olurlarsa, şunu iyi bilin ki Allah sizin Sahibinizdir: O ne muhteşem bir sahip, O ne mükemmel bir yardımcıdır!

    Muhammed Esed

    ve bütün bunlara rağmen onlar yine de (hakça olandan) yüz çevirirlerse, artık bilin ki, Allah sizin yüceler yücesi Efendinizdir; ne yüce, ne üstün bir Efendidir O, ve ne güzel, ne eşsiz bir Yardımcıdır!

    Ahmed Hulusi

    Eğer yüz çevirirler ise, iyi bilin ki Allah sizin Mevla'nızdır. . . Ne güzel Mevla'dır (sahiptir O) ve ne güzel Nasir'dir (zafere ulaştırıcıdır O)!

    Ali Bulaç

    Geri dönerlerse, bilin ki gerçekten Allah, sizin mevlanızdır. O, ne güzel mevladır ve ne güzel yardımcıdır.

    Ali Özek ve heyeti

    Eğer (imandan) yüz çevirirlerse, bilin ki Allah sizin sahibinizdir. O ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır!

    Ali Rıza Safa

    Ama yüz çevirirlerse, kesinlikle iyi bilin ki, sizin Sahibiniz Allah'tır; ne güzel Sahiptir ve ne güzel Yardımcıdır.

    Bayraktar Bayraklı

    Eğer yüz çevirirlerse biliniz ki, Allah sizin sahibinizdir. O, ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır!

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dönerlerse, bilin ki sahibiniz ALLAH'tır. O en iyi Mevla (Egemen/Dost/Koruyucu) ve en iyi Yardımcıdır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yok vazgeçmezlerse, artık bilin ki, Allah sizin dostunuzdur! O, ne güzel dost, ne güzel yardımcıdır!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yok vaz geçmezlerse artık bilin ki Allah sizin mevlanız, ne güzel mevla, ne güzel nasir!

    Erhan Aktaş

    Eğer yüz çevirirlerse, artık bilin ki Allah sizin mevlanızdır. dipnot 1 O, ne güzel mevla, ne güzel yardımcıdır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yakın olan, yardım eden, koruyan, yol gösteren, veli, efendi, yönetici. Mevla, yalnızca Allah'tır. Allah'tan başkasına Mevla, Mevlana demek şirktir. Veli kelimesinin eş anlamlısıdır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer yüz çevirirlerse, artık bilin ki Allah sizin mevlanızdır. dipnot 1 O, ne güzel mevla, ne güzel yardımcıdır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yakın olan, yardım eden, koruyan, yol gösteren, veli, efendi, yönetici. Mevla, yalnızca Allah'tır. Allah'tan başkasına Mevla, Mevlana demek şirktir. Veli sözcüğünün eş anlamlısıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer yüz çevirirlerse, artık bilin ki Allah sizin mevlanızdır. dipnot 1 O, ne güzel mevla, ne güzel yardımcıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yakın olan, yardım eden, koruyan, yol gösteren. Mevla yalnızca Allah'tır. Allah'tan başkasına Mevla, Mevlana demek şirktir. Veli sözcüğünün eş anlamlısıdır.

    Gültekin Onan

    Geri dönerlerse, bilin ki gerçekten Tanrı sizin mevlanızdır. O ne güzel mevladır ve ne güzel yardımcıdır.

    Hasan Basri Çantay

    Eğer yüz çevirirlerse (korkmayın). Bilin ki Allah sizin mevlanızdır. Ne güzel mevladır, ne güzel yardımcıdır O!

    İbni Kesir

    Eğer yüz çevirirlerse; o takdirde bilin ki Allah, sizin Mevlanızdır. Ne güzel Mevla, ne güzel yardımcıdır O.

    Mehmet Alagaş

    (31-40) Ayetlerimiz kendilerine okunduğunda dediler ki kesinlikle işittik yeter ki isteyelim bunun aynısını söyleriz, bu sadece ve sadece evvelkilerin satırlarıdır, bir vakitte Allah’ım dediler bu eğer senin yanından bir hak idiyse üzerimize gökten taş yağdır veya acıtıcı bir azap bize ver. Allah sen onların içindeyken onlara azap edecek değildir, Allah onlara, bağışlanma dilediklerinden dolayı azap da edici değildir, neden Allah onlara azap etmesin ki onlar mescidi haramdan men ediyorlar, onun dostu değiller, onun dostu sadece sakınanlardır ve lakin onların çoğu bilmiyorlar. Onların beytin yanındaki namazları sadece ıslık çalmaktır ve el çırpmaktır, kafirliğinizden dolayı tadın azabı. Muhakkak ki kafirler mallarını Allah yolundan men etmek için harcarlar , ilerde de onu yine harcayacaklar sonra üzerlerinde bir hasar oluşacak s onra da yenilen olacaklar / mağlup olacaklar , kafirler, cehennemde toplanacaklar. Allah pis ile hoşu ayırsın ve pisin bazısını bazısına katsın, topluca onları yığın haline getirsin ve de on ları cehennemlik yapsın. İşte onlar hasara uğrayanlardır. Kafirlere deki eğer ki vazgeçerlerse arkada bıraktıkları bağışlanır , y ine dönerler ise kesinlikle evvelki lerin sünnetleri devam edecektir. Onlarla, dinin hepsi Allah’ın olup , ayartma / fitne olmayıncaya kadar savaşın eğer vazgeçerlerse muhakkak ki Allah yaptıklarını görendir, eğer yüz çevirirlerse biliniz ki Allah, kesinlikle sizlerin dostudur ne güzel dosttur ne güzel yardımcıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eğer yüz çevirirlerse bilin ki, Allah sizin mevlanızdır. O ne güzel mevlâ, ne güzel yardımcıdır!

    Süleyman Ateş

    Eğer dönerlerse, bilin ki Allah sizin sahibinizdir. O, ne güzel sahip, ne güzel yardımcıdır!

    Süleymaniye Vakfı

    Savaşa dönerlerse bilin ki Allah sizin en yakınınızdır. O sizin en yakınınızdır. O ne güzel yakın ve ne güzel yardımcıdır!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Size sırt çevirirlerse bilin ki Allah sizin en yakınınızdır; O ne iyi dost, ne iyi yardımcıdır.

    Şaban Britch

    Eğer yüz çevirirlerse, bilin ki, Allah sizin mevlanızdır. O ne güzel mevlâ, ne güzel yardımcıdır!

    Şaban Piriş

    Eğer yüz çevirirlerse, bilin ki, Allah sizin mevlanızdır. O ne güzel mevla ne güzel yardımcıdır!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Eğer yüz çevirirlerse bilin ki, Allah sizin Mevla'nızdır. Ne güzel Mevla'dır O, ne güzel destekler; ne güzel Nasir'dir O, ne güzel yardım eder.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.