Diyanet İşleri
Hani kafirler seni tutuklamak veya öldürmek, ya da (Mekke'den) çıkarmak için tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kuruyorlar. Allah da tuzak kuruyordu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.
Enfâl suresi · 30–40. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Enfâl suresi, 30. ayet. وَإِذْ يَمْكُرُ بِكَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِيُثْبِتُوكَ أَوْ يَقْتُلُوكَ أَوْ يُخْرِجُوكَ وَيَمْكُرُونَ وَيَمْكُرُ ٱللَّهُ وَٱللَّهُ خَيْرُ ٱلْمَٰكِرِينَ
Hani kafirler seni tutuklamak veya öldürmek, ya da (Mekke'den) çıkarmak için tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kuruyorlar. Allah da tuzak kuruyordu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.
Hani kâfir olanlar seni tutup bağlamaları veya öldürmeleri veya seni (yurdundan) çıkarmaları için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar (sana) tuzak kuruyorlar. Allah da (buna karşı) tuzak kuruyor. dipnot 1 Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır. dipnot 2
Hani bir zaman da inkarda direnenler senin önünü kesmek, öldürmek ya da sürgün etmek için sana tuzaklar kuruyorlardı. Nitekim onlar hep tuzak kurmuşlar, Allah da onların tuzağını sürekli boşa çıkarmıştır; zira Allah tuzakları boşa çıkaranların en hayırlısıdır.
Ve (hatırla, ey Peygamber,) hakikati inkara şartlanmış olanlar seni (tebliğden alıkoyup) durdurmak, öldürmek yahut sürgün etmek için sana karşı nasıl ince tuzaklar kuruyorlardı: onlar (hep) böyle tertipler peşinde koşarlarken Allah onların bu tertiplerini boşa çıkarttı, çünkü Allah bütün o tuzak kuranların üstündedir.
Hani o hakikat bilgisini inkar edenler, senin işlevini durdurmak yahut seni öldürmek ya da seni (yurdundan) çıkarmak için sana mekr (hile) düzenliyorlardı. Onlar mekr kurarlar, Allah, mekrlerine mekrin sonuçlarını yaşatarak cevap verir (yaptıklarını kendi aleyhlerine çevirir)! Allah mekr oluşturanların en hayırlısıdır!
Hani o inkar edenler, seni tutuklamak ya da öldürmek veya sürgün etmek amacıyla, tuzak kuruyorlardı. Onlar bu tuzağı tasarlıyorlarken, Allah da bir düzen (bir karşılık) kuruyordu. Allah, düzen kurucuların (tuzaklarına karşılık verenlerin) hayırlısıdır.
(Hatırla ki) O küfredenler, hapsetmek yahut öldürmek, yahutta seni (yurdundan) çıkarmak için sana tuzak kurmuşlardı. Onlar tuzak kurarken, Allah da tuzak kurmuş (ve senin, İslâm'ın zaferi için hicret etmeni istemiş) tu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.
Nankörlük edenler, seni tutuklamak veya öldürmek veya sürgün etmek için, sinsi düzenler tasarlıyorlardı. Onlar, sinsi düzenler tasarlarlar; Allah da tasarlar. Çünkü Allah, düzen tasarlayanların en iyisidir.
Hani, inkarcılar seni bağlayıp bir yere hapsetmek ya da öldürmek veya seni yurdundan çıkarmak için tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kurarken, Allah da karşı tuzak kuruyordu. Allah tuzağı boşa çıkaranların en güçlüsüdür.
İnkarcılar seni etkisiz hale getirmek veya seni öldürmek ya da seni sürmek için planlar yapıyorlardı. Onlar plan kuruyorlarsa ALLAH da plan kuruyor. ALLAH plan kuranların en ustasıdır.
İnkarcılar seni etkisiz hale getirmek, veya seni öldürmek ya da seni sürmek için planlar yapıyorlardı. Onlar plan kuruyorlarsa ALLAH da plan kuruyor. ALLAH plan kuranların en ustasıdır
Hani bir zaman da o kafirler, seni tutup bağlamaları veya öldürmeleri ya da sürüp çıkarmaları için, sana tuzak kuruyorlardı; onlar tuzak kurarlarken Allah da karşılığını kuruyordu. Öyle ya Allah tuzakların hayırlısını kurar.
Hani bir vakıt dı o kafirler seni tutub bağlamaları veya öldürmeleri veya sürüb çıkarmaları için sana tuzak kuruyorlardı, onlar tuzak kurarlarken Allah da karşılığını kuruyordu, öyle ya Allah tuzakların hayırlısını kurar
Kafirler seni tutuklamak, öldürmek veya sürgün etmek için plan yapıyorlardı. Onlar plan yaparlarken, Allah da plan yapıyordu. Allah, plan yapanların en hayırlısıdır.
Kafirler seni tutuklamak, öldürmek veya sürgün etmek için plan yapıyorlardı. Onlar plan yaparlarken, Allah da plan yapıyordu. Allah, plan yapanların en hayırlısıdır.
Gerçeği yalanlayan nankörler, seni tutuklamak, öldürmek veya sürgün etmek için plan yapıyorlardı. Onlar plan yaparlarken, Allah da plan yapıyordu. Allah, plan yapanların en hayırlısıdır.
Hani o küfredenler seni tutuklamak ya da öldürmek veya sürgün etmet amacıyla tuzak kuruyorlardı. Onlar bu tuzağı kurarlarken, Tanrı da bir tuzak kuruyordu. Tanrı tuzak kurucuların (tuzaklarına karşılık verenlerin) hayırlısıdır.
Hani bir zaman o küfredenler seni tutub bağlamaları, ya seni öldürmeleri, yahud seni (yurdundan zorla) çıkarmaları için sana tuzak kuruyor (lar) di. Onlar bu tuzağı kurarlarken Allah da onun karşılığını yapıyordu. Allah tuzak kuranlara mukaabele edenlerin en hayırlısıdır.
Hani küfredenler; seni tutup bağlamak, yahut öldürmek veya çıkarmak için düzen kuruyorlardı. Onlar düzen kurarlarken Allah da düzenlerine müdahale ediyordu. Allah, düzen yapanların en hayırlısıdır.
(27-30) Ey iman edenler Allah ve Resulüne hainlik etmeyin , bile bile / bildiğiniz halde emanetlerinize hainlik etmiş olursunuz, biliniz ki kesinlikle mallarınız evlatlarınız yoklamadır / sınamadır / fitnedir ve Allah’ın yanında çok büyük bir ödül / ecir vardır, ey iman edenler eğer Allahtan sakınırsanız sizlere ayırt etme yetisi / Furkan yaratır, sizlerin kötülüklerinizi örter ve sizleri bağışlar , Allah, çok büyük bir hazine / fazıl sahibidir. Bir vakit kafirler seni hapsetmek yahut seni öldürmek veya seni çıkarmak için sana tuzak kurguladılar ve tuzaklarını kuruyorlar, Allah ta tuzak kuruyor, Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.
Hani o kâfirler seni tutup bağlamak yahut öldürmek yahut seni (Mekke’den) çıkarmak için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar bu tuzağı kurarlarken Allah da bunun karşılığında kendilerine tuzak kuruyordu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.
İnkar edenler seni tutup bağlamaları, öldürmeleri, ya da sürmeleri için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kurarlarken Allah da tuzak kuruyordu. Allah tuzak kuranların en iyisidir. (O, kendisine karşı tuzak kuranların tuzaklarını başlarına geçirir).
O kafirler, bir zamanlar seni tutuklamak, öldürmek ya da sürgün etmek için plan kuruyorlardı. Allah da plan kuruyordu. En iyi plan kuran Allah'tır.
Bir zamanlar, o kafirler, seni durdurmak, öldürmek ya da sürgün etmek için tuzak kuruyorlardı. Allah da tuzak kuruyordu. En iyi tuzak kuran Allah'tır.
kâfirler seni hapsetmek, öldürmek veya (yurdundan) çıkarmak için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar (sana) tuzak kurarlarken Allah da (onlara) tuzak kuruyordu. Allah tuzak kuranların en iyisidir.
Kafirler seni hapsetmek, öldürmek veya sürgün etmek için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kurarlarken Allah da tuzak kuruyordu. Allah tuzak kuranların en iyisidir.
Küfre sapanlar, seni tutup bağlamaları yahut öldürmeleri ya da yurdundan çıkarmaları için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kurarlar, Allah da tuzak kurar. Ama Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.
Enfâl suresi, 31. ayet. وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتُنَا قَالُوا۟ قَدْ سَمِعْنَا لَوْ نَشَآءُ لَقُلْنَا مِثْلَ هَٰذَآ إِنْ هَٰذَآ إِلَّآ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ
Onlara karşı ayetlerimiz okunduğu zaman, "Duyduk, istesek biz de bunun benzerini elbette söyleriz. Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir" dediler.
Onlara ayetlerimiz tilavet edildiği (okunup aktarıldığı) zaman şöyle demişlerdi: "Elbette duyduk; isteseydik biz de bunun benzerini elbette söyleyebilirdik. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir." dipnot 1
Her ne zaman ayetlerimiz kendilerine iletilse derler ki: "Biz (bu tür sözleri) önceden de işitmiştik. İstesek buna benzer sözleri biz de düzüp koşabiliriz. Hem bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir!"
Ve kendilerine her ne zaman ayetlerimiz ulaştırılsa, "Biz (bütün bunları) önceden de işitmiştik," derlerdi, "istesek, şüphesiz, biz (kendimiz) de bu tür sözler düzebiliriz: eski zamanlara dair masallardan başka bir şey değil, bunlar!"
Onlara işaretlerimiz okunduğunda: "Gerçekten işittik. . . Eğer dilesek elbette bunun benzerini biz de söylerdik. . . Evvelkilerin masallarından başka bir şey değil bu!" dediler.
Ayetlerimiz onlara okunduğu zaman; "İşittik" dediler. "İstesek, biz de bunun bir benzerini söyleyebiliriz. Bu, eskilerin efsanelerinden başkası değildir."
Onlara âyetlerimiz okunduğu zaman dediler ki: «(Evet) işittik, istesek biz de bunun benzerini elbette söyleyebiliriz. Bu öncekilerin masallarından başka bir şey değildir.»
Üstelik ayetlerimiz onlara okunduğunda, şöyle dediler: "Tamam, duyduk; eğer istesek, bunun tıpkısını kesinlikle biz de söyleriz. Öncekilerin söylencelerinden başka bir şey değil bu!"
Ayetlerimiz onlara okunduğu zaman dediler ki: "İşittik; istesek biz de bunun benzerini elbette söyleyebiliriz. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir."
Ayetlerimizi dinledikleri zaman, "İşittik" diyorlardı, "İstesek biz de bunun bir benzerini getiririz. Bu, geçmişlerin efsanelerinden başka bir şey değil."
Ayetlerimizi dinledikleri zaman, 'İşittik,' diyorlardı, 'İstesek biz de bunun bir benzerini getiririz. Bu, geçmişlerin efsanelerinden başka bir şey değil.'
Ve onlara ayetlerimiz okunacağı zaman: "Artık işittik, dilesek bunun gibisini biz de söyleriz; bu eskilerin masallarından başka birşey değil!" diyorlardı.
Ve onlara ayetlerimiz okunacağı zaman artık işittik, dilesek bunun gibisini biz de söyleriz, bu, eskilerin efsanelerinden başka bir şey değil diyorlardı
Onlara, ayetlerimiz okunduğu zaman, "Evet, biz bunu duyduk, dilersek biz de onun benzerini söyleriz; bu, evvelkilerin masallarından başka bir şey değildir." dediler.
Onlara, ayetlerimiz okunduğu zaman, "Evet, biz bunu duyduk, dilersek biz de onun benzerini söyleriz; bu, evvelkilerin masallarından başka bir şey değildir." dediler.
Onlara, ayetlerimiz okunduğu zaman, " Evet, biz bunu duyduk, dilersek biz de onun benzerini söyleriz; bu, evvelkilerin masallarından başka bir şey değildir." dediler.
Ayetlerimiz onlara okunduğu zaman "işittik" dediler. "İstesek, biz de bunun bir benzerini söyleyebiliriz. Bu eskilerin efsanelerinden başkası değildir."
Onlara ayetlerimiz okunurken şöyle dedilerdi: "İşitdik. Eğer dilersek biz de elbet bunun benzerini söyleriz! Bu, eskilerin masallarından barka (bir şey) değildir!".
Ayetlerimiz onlara okunduğu zaman; işittik, istersek biz de bunun benzerini söyleriz. Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir, demişlerdi.
(31-40) Ayetlerimiz kendilerine okunduğunda dediler ki kesinlikle işittik yeter ki isteyelim bunun aynısını söyleriz, bu sadece ve sadece evvelkilerin satırlarıdır, bir vakitte Allah’ım dediler bu eğer senin yanından bir hak idiyse üzerimize gökten taş yağdır veya acıtıcı bir azap bize ver. Allah sen onların içindeyken onlara azap edecek değildir, Allah onlara, bağışlanma dilediklerinden dolayı azap da edici değildir, neden Allah onlara azap etmesin ki onlar mescidi haramdan men ediyorlar, onun dostu değiller, onun dostu sadece sakınanlardır ve lakin onların çoğu bilmiyorlar. Onların beytin yanındaki namazları sadece ıslık çalmaktır ve el çırpmaktır, kafirliğinizden dolayı tadın azabı. Muhakkak ki kafirler mallarını Allah yolundan men etmek için harcarlar , ilerde de onu yine harcayacaklar sonra üzerlerinde bir hasar oluşacak s onra da yenilen olacaklar / mağlup olacaklar , kafirler, cehennemde toplanacaklar. Allah pis ile hoşu ayırsın ve pisin bazısını bazısına katsın, topluca onları yığın haline getirsin ve de on ları cehennemlik yapsın. İşte onlar hasara uğrayanlardır. Kafirlere deki eğer ki vazgeçerlerse arkada bıraktıkları bağışlanır , y ine dönerler ise kesinlikle evvelki lerin sünnetleri devam edecektir. Onlarla, dinin hepsi Allah’ın olup , ayartma / fitne olmayıncaya kadar savaşın eğer vazgeçerlerse muhakkak ki Allah yaptıklarını görendir, eğer yüz çevirirlerse biliniz ki Allah, kesinlikle sizlerin dostudur ne güzel dosttur ne güzel yardımcıdır.
Onlara ayetlerimiz okunduğu zaman: “İşittik, eğer dilersek biz de bunun benzerini elbette söylerdik. Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir” demişlerdi.
Onlara ayetlerimiz okunduğu zaman "İşittik" dediler, "İstesek, biz de bunun gibisini söyleriz. Bu, evvelkilerin masallarından başka bir şey değildir!"
Onlara ayetlerimiz okununca "Tamam dinledik, istesek bunun benzerini biz de söyleriz. Bu, öncekilerin yazılarından dipnot 1 başka bir şey değildir." dediler.
Onlara ayetlerimiz okununca derler ki "Tamam dinledik. Uğraşsak onun benzerini biz de söyleriz. Bunlar, öncekilerin yazdıklarından başka bir şey değildir."
Ayetlerimiz onlara okunduğu zaman; "Duyduk, istesek biz de bunun benzerini söyleyebiliriz. Bu sadece eskilerin masalları" dediler.
Ayetlerimiz onlara okunduğu zaman 'duyduk, istesek biz de bunun benzerini söyleyebiliriz. Bu sadece eskilerin masalları' dediler.
Ayetlerimiz onlara okunduğunda şöyle derler: "Tamam, işittik. İstersek bunun gibisini elbette ki söyleriz; öncekilerin masallarından başka şey değil ki bu!"
Enfâl suresi, 32. ayet. وَإِذْ قَالُوا۟ ٱللَّهُمَّ إِن كَانَ هَٰذَا هُوَ ٱلْحَقَّ مِنْ عِندِكَ فَأَمْطِرْ عَلَيْنَا حِجَارَةً مِّنَ ٱلسَّمَآءِ أَوِ ٱئْتِنَا بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
Hani onlar, "Ey Allah'ım, eğer şu (Kur'an) senin katından inmiş hak (kitap) ise hemen üzerimize gökten taş yağdır veya bize elem dolu bir azap getir" demişlerdi.
Hani (o kâfirler) bir zaman da şöyle demişlerdi: "Ey Allah'ım! Bu (Kur'an) senin katından ise üzerimize gökten taş yağdır veya bize elem verici bir azap getir!"
Bir zaman da tuttular şöyle dediler: "Allah'ım! Bu eğer senin katından gelen bir hakikatse, o zaman gökten üzerimize taş yağdır; ya da bize can yakıcı bir azap gönder!"
Ve bir de şöyle derlerdi: "Ey Allahımız, eğer bu gerçekten Senin katından (indirilen) hakkın kendisi ise, o zaman gökten taş yağdır başımıza, yahut (daha) can yakıcı bir azap çıkar karşımıza!"
Hani, "Ey Allahım. . . Eğer bu senin indinden Hakk'ın kendisi ise, (o takdirde) gökten üstümüze taşlar yağdır! Yahut bize acı bir azap ver" demişlerdi.
Bir de: "Ey Allah'ımız, eğer bu (Kur'an) bir gerçek olarak Senin katından ise, gökyüzünden üstümüze taş yağdır veya acı bir azab getir (bakalım)." demişlerdi.
Hani (o kâfirler) bir zaman da: Ey Allah'ım! Eğer bu Kitap senin katından gelmiş bir gerçekse üzerimize gökten taş yağdır, yahut bize elem verici bir azap getir! demişlerdi.
Bir de şöyle dediler: "Allahım! Eğer O, Senin katından gelen bir gerçek ise üzerimize gökten taş yağdır veya bize acı dolu bir ceza getir!"
Hani yine onlar, "Allahımız! Eğer bu kitap senin katından gelen gerçek ise, gökten üzerimize taş yağdır veya bize elem verici bir azap ver!" demişlerdi.
Hatta, "Efendimiz, bu senden gelen bir gerçek ise, üstümüze gökten taşlar yağdır veya başımıza acıklı bir azap getir" diyorlardı.
Hatta, 'Rabbimiz, bu senden gelen bir gerçek ise, üstümüze gökten taşlar yağdır, veya başımıza acıklı bir azap getir,' diyorlardı.
Bir zaman da onlar: "Ey Allah, eğer senin tarafından gelmiş bir hak kitap ise, durma üzerimize gökten taşlar yağdır veya bize daha acı bir azap ver!" demişlerdi.
Bir vakıt da ey Allah, eğer bu, senin tarafından gelmiş hak kitab ise durma üzerimize gökten taşlar yağdır veya bize daha elim bir azab ver demişlerdi
Bir de dediler ki: "Allah'ım! Eğer bu Senin tarafından gelen bir gerçekse, dipnot 1 gökten üzerimize taş yağdır veya bize can yakıcı bir azap ver."
Bir de dediler ki: "Allah'ım! Eğer bu Senin tarafından gelen bir gerçekse dipnot 1 , gökten üzerimize taş yağdır veya bize can yakıcı bir azap ver."
Bir de dediler ki: "Allah'ım! Eğer bu Senin tarafından gelen bir gerçekse dipnot 1 , gökten üzerimize taş yağdır veya bize can yakıcı bir azap ver."
Bir de: "Ey Tanrı'mız, eğer bu (Kuran) bir gerçek olarak Senin katından ise, gökyüzünden üstümüze taş yağdır veya acı bir azab getir (bakalım)" demişlerdi.
Hani bir zaman da: "Ey Allah, eğer bu, Senin katından (gelmiş) hak (kitab) ın kendisi ise durma bizim üstümüze gökden taş yağdır, yahud bize (daha) acıklı bir azab getir" demişlerdi.
Hani demişlerdi ki: Ey Allah'ımız; eğer bu, gerçekten Senin katından ise; bize gökten taş yağdır, yahut acıklı bir azab getir.
(31-40) Ayetlerimiz kendilerine okunduğunda dediler ki kesinlikle işittik yeter ki isteyelim bunun aynısını söyleriz, bu sadece ve sadece evvelkilerin satırlarıdır, bir vakitte Allah’ım dediler bu eğer senin yanından bir hak idiyse üzerimize gökten taş yağdır veya acıtıcı bir azap bize ver. Allah sen onların içindeyken onlara azap edecek değildir, Allah onlara, bağışlanma dilediklerinden dolayı azap da edici değildir, neden Allah onlara azap etmesin ki onlar mescidi haramdan men ediyorlar, onun dostu değiller, onun dostu sadece sakınanlardır ve lakin onların çoğu bilmiyorlar. Onların beytin yanındaki namazları sadece ıslık çalmaktır ve el çırpmaktır, kafirliğinizden dolayı tadın azabı. Muhakkak ki kafirler mallarını Allah yolundan men etmek için harcarlar , ilerde de onu yine harcayacaklar sonra üzerlerinde bir hasar oluşacak s onra da yenilen olacaklar / mağlup olacaklar , kafirler, cehennemde toplanacaklar. Allah pis ile hoşu ayırsın ve pisin bazısını bazısına katsın, topluca onları yığın haline getirsin ve de on ları cehennemlik yapsın. İşte onlar hasara uğrayanlardır. Kafirlere deki eğer ki vazgeçerlerse arkada bıraktıkları bağışlanır , y ine dönerler ise kesinlikle evvelki lerin sünnetleri devam edecektir. Onlarla, dinin hepsi Allah’ın olup , ayartma / fitne olmayıncaya kadar savaşın eğer vazgeçerlerse muhakkak ki Allah yaptıklarını görendir, eğer yüz çevirirlerse biliniz ki Allah, kesinlikle sizlerin dostudur ne güzel dosttur ne güzel yardımcıdır.
Hani onlar: “Ey Allah’ım! Eğer bu senin katından gelen bir hak ise başımıza gökten taş yağdır, yahut bize acı bir azap ver!” demişlerdi.
Ve: "Allah'ım, eğer bu, senin yanından gelmiş gerçekse başımıza gökten taş yağdır, yahut bize acı bir azab getir!" demişlerdi.
Bir keresinde de şöyle demişlerdi: "Allahım! Eğer bu Kur'an senin katından bir gerçekse gökten üstümüze taş yağdır ya da bizi acıklı bir azaba çarptır."
Bir zamanlar da şöyle demişlerdi: "Ey Allah! Eğer bu senin katından bir gerçek ise durma; gökten üstümüze taş yağdır, ya da bizi acıklı bir azaba çarptır."
“Ve Allah’ım! Eğer bu senin katından gelen bir hak ise başımıza gökten taş yağdır, yahut bize acı bir azap ver!” derler.
"Ve Allah'ım, eğer bu senin yanından gelmiş gerçekse başımıza gökten taş yağdır, yahut bize acı bir azap ver!"
Şunu da söylemişlerdi: "Allahımız! Eğer bu, senin katından gelmiş gerçeğin kendisiyse, gökten üstümüze taş yağdır. Yahut bize korkunç bir azap musallat et."
Enfâl suresi, 33. ayet. وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيُعَذِّبَهُمْ وَأَنتَ فِيهِمْ وَمَا كَانَ ٱللَّهُ مُعَذِّبَهُمْ وَهُمْ يَسْتَغْفِرُونَ
Oysa sen onların içinde iken, Allah onlara azap edecek değildi. Bağışlanma dilerlerken de Allah onlara azap edecek değildir.
Sen onların içindeyken Allah onlara azap edecek değildir. Onlar bağışlanma dileğinde bulunuyorken de Allah onlara azap edici değildir. dipnot 1
Oysa ki Allah, sen onların arasındayken onları cezalandırmayı istemedi; üstelik Allah, af dileme sürecini yaşarken onları cezalandırmak ta istemezdi.
Ne var ki, Allah, (ey Peygamber) sen henüz onların arasında bulunurken, onları bu şekilde cezalandırmak istemedi; ayrıca Allah onları, (hala) af dileyebilecekleri bir safhada cezalandıracak da değildi.
Halbuki sen onların içindeyken Allah onlara azap vermezdi (sen alemlere rahmet olarak irsal edilmiştin). . . Ayrıca, istiğfar edenler de varken, Allah onlara azap edici değildir.
Oysa sen içlerinde bulunduğun sürece, Allah onları azablandıracak değildir. Ve onlar, bağışlanma dilemektelerken de, Allah onları azablandıracak değildir.
Oysa Allah, içlerinde sen de varken onlara azâp edecek değildi. (Keza içlerinde) bağışlanmayı dileyenler olduğu halde, Allah onlara azap edici olmazdı.
Oysa Allah, sen onların arasındayken, onları cezalandırmayacaktır. Allah, onlar bağışlanma dilerken de onları cezalandırmayacaktır.
Halbuki sen onların içinde iken Allah onlara azap verecek değildir ve aralarındaki müminler bağışlanma dilerken de şüphesiz Allah onlara azap etmez.
Sen onların arasında bulunduğun sürece ALLAH onlara azap edecek değildir. Onlar, bağışlanma dilerlerken de ALLAH onları cezalandıracak değildir.
Sen onların arasında bulunduğun sürece ALLAH onlara azap edecek değildir. Onlar, bağışlanma dilerlerken de ALLAH onları cezalandıracak değildir.
Halbuki sen içlerinde iken Allah, onlara azap edecek değildi. İstiğfar ederlerken de Allah onlara azap edecek değildir.
Halbuki sen içlerinde iken Allah onlara azab edecek değil idi, istiğfar ettikleri halde de Allah onlara azab edecek değil
Sen onların içindeyken, dipnot 1 Allah, onlara azap etmez. Onlar, bağışlanma diledikleri sürece de Allah onlara azap edecek değildir.
Sen onların içindeyken, Allah, onlara azap etmez. Onlar, bağışlanma diledikleri sürece de Allah onlara azap edecek değildir.
Sen onların içindeyken, Allah, onlara azap etmez. Onlar, bağışlanma diledikleri sürece de Allah onlara azap edecek değildir.
Oysa sen içlerinde bulunduğun sürece, Tanrı onları azablandıracak değildir. Ve onlar, bağışlanma dilemektelerken de Tanrı onları azablandıracak değildir.
Halbuki sen içlerinde iken (Habibim), Allah onları azablandırıcı değildi. Onlar istiğfar ederlerken de Allah yine onları azablandırıcı değildir.
Halbuki sen içlerinde iken; Allah onlara azab etmez. Onlar istiğfar ederken de Allah, yine onları azablandıracak değildir.
(31-40) Ayetlerimiz kendilerine okunduğunda dediler ki kesinlikle işittik yeter ki isteyelim bunun aynısını söyleriz, bu sadece ve sadece evvelkilerin satırlarıdır, bir vakitte Allah’ım dediler bu eğer senin yanından bir hak idiyse üzerimize gökten taş yağdır veya acıtıcı bir azap bize ver. Allah sen onların içindeyken onlara azap edecek değildir, Allah onlara, bağışlanma dilediklerinden dolayı azap da edici değildir, neden Allah onlara azap etmesin ki onlar mescidi haramdan men ediyorlar, onun dostu değiller, onun dostu sadece sakınanlardır ve lakin onların çoğu bilmiyorlar. Onların beytin yanındaki namazları sadece ıslık çalmaktır ve el çırpmaktır, kafirliğinizden dolayı tadın azabı. Muhakkak ki kafirler mallarını Allah yolundan men etmek için harcarlar , ilerde de onu yine harcayacaklar sonra üzerlerinde bir hasar oluşacak s onra da yenilen olacaklar / mağlup olacaklar , kafirler, cehennemde toplanacaklar. Allah pis ile hoşu ayırsın ve pisin bazısını bazısına katsın, topluca onları yığın haline getirsin ve de on ları cehennemlik yapsın. İşte onlar hasara uğrayanlardır. Kafirlere deki eğer ki vazgeçerlerse arkada bıraktıkları bağışlanır , y ine dönerler ise kesinlikle evvelki lerin sünnetleri devam edecektir. Onlarla, dinin hepsi Allah’ın olup , ayartma / fitne olmayıncaya kadar savaşın eğer vazgeçerlerse muhakkak ki Allah yaptıklarını görendir, eğer yüz çevirirlerse biliniz ki Allah, kesinlikle sizlerin dostudur ne güzel dosttur ne güzel yardımcıdır.
Oysa sen onların içinde iken, Allah onlara azap edecek değildir. Onlar istiğfar edip dururken de Allah onları azablandıracak değildir.
Oysa sen onların içinde bulundukça Allah, onlara azab edecek değildi ve onlar istiğfar ederlerken (içlerinde istiğfar edenler var iken) de Allah, onlara azab edecek değildi.
Halbuki sen aralarında iken Allah onlara azap edecek değildi. Onlar bağışlanma dilediklerinde de azap edecek değildir.
Sen aralarında iken Allah onlara azap edecek değildir. Bağışlanma isterlerken de azap etmeyecektir.
Sen onların arasındayken Allah onlara azap etmez. Bağışlanma dileyenler oldukça Allah onlara azap etmez.
Sen onların arasındayken Allah onlara azap etmez. Aralarında bağışlanma dileyenler oldukça Allah onlara azap etmez.
Oysaki, sen onların içinde iken Allah onlara azap etmeyecekti. Onlar, af dileyip dururken de Allah onlara azap etmezdi.
Enfâl suresi, 34. ayet. وَمَا لَهُمْ أَلَّا يُعَذِّبَهُمُ ٱللَّهُ وَهُمْ يَصُدُّونَ عَنِ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ وَمَا كَانُوٓا۟ أَوْلِيَآءَهُۥٓ إِنْ أَوْلِيَآؤُهُۥٓ إِلَّا ٱلْمُتَّقُونَ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
Onlar Mescid-i Haram'dan (mü'minleri) alıkoyarken ve oranın bakımına ehil de değillerken, Allah onlara ne diye azap etmesin? Oranın bakımına ehil olanlar ancak Allah'a karşı gelmekten sakınanlardır. Fakat onların çoğu bilmez.
Onlar gerçek dostları olmadıkları hâlde dipnot 1 (Müslümanları) Mescid-i Haram'dan engellerken Allah onlara ne diye azap etmeyecekmiş ki! Onun (Kâbe'nin) gerçek dostları, muttakîlerden başkası değildir. Fakat onların çoğu bilmez.
Ama şimdi onlar Mescid-i Haram'dan (inananları) alıkoyup dururken, Allah'ın onları cezalandırmaması için ne gibi bir gerekçeleri olabilir? Kaldı ki, onlar (Kabe'nin) can dostları olamazlar: çünkü oraya can dost olmaya ancak sorumluluk bilincini kuşananlar layıktır; ve fakat onların çoğu bunu bile fark etmezler.
Fakat (şimdi), kendileri oranın (gerçek) sahipleri olmadıkları halde saldırmazlık örfü altında bulunan o Mescid-i Haramdan (inananları) alıkoymaları yüzünden Allahın onları cezalandırmaması için ne gibi bir güvenceleri var ellerinde? Allaha karşı sorumluluk bilinci içinde olanlardan başkası o evin bakıcısı olamaz: ne var ki, onların çoğu bunun farkında değil;
Onlar Mescid-i Haram'dan (iman edenleri ziyaretten) engelledikleri halde, Allah onlara ne diye azap vermesin? (Üstteki ayetle bu çelişmez; orada toplumsal azaptan burada bireysel azaptan söz edilmekte. . . ) (Hem) onlar, Onun (Mescid'in) velileri değillerdir. . . Onun velileri ancak korunanlardır. . . Ne var ki, onların çoğunluğu (Mescid-i Haram'ın ne olduğunu) bilmezler.
Onlar, Mescid-i Haram'dan (insanları) alıkoyarlarken ve onun (gerçek ve layık) koruyucuları değilken Allah, ne diye onları azablandırmasın? Onun (asıl) koruyucuları yalnızca korkup sakınanlardır. Ancak onların çoğu bilmezler.
Onlar Mescid-i Haram'ın ehli ve bakıcıları olmadıkları halde (müminleri) oradan geri çevirirlerken Allah onlara ne diye azap etmeyecek? Oranın ehli takvâ sahiplerinden başkaları değildir. Fakat onların çoğu bunu bilmezler.
Üstelik Kutsal Yakarış Evi'nden alıkoymalarına ve orasının dostları olmamalarına karşın, Allah'ın onları cezalandırmaması için neden var mı? Orasının dostları, yalnızca sorumluluk bilinci taşıyanlardır. Fakat onların çoğu bilmez.
Onlar Mescid-i Haram'ın yöneticileri olmadıkları halde müminleri oradan geri çevirirlerken, Allah onlara ne diye azap etmeyecek? Oranın yöneticileri takva ehlinden başkası değildir. Fakat onların çoğu bunu bilmez.
Başkalarını Sınırlanmış Mescit'ten menederlerken neden ALLAH'ın azabını hak etmesinler? Oysa onlar onun koruyucuları değiller. Onun gerçek koruyucuları iman edenlerdır; ancak çokları bunu bilmez.
Başkalarını Kutsal Mescid'den menederlerken neden ALLAH'ın azabını haketmesinler? Oysa onlar onun koruyucuları değiller. Onun gerçek koruyucuları inananlardır; ancak çokları bunu bilmez.
Şimdi ise Allah'ın kendilerine azap etmemesi için neleri var ki? Mü'minleri Mescid-i Haram'dan alıkoyuyorlar, oysa onun hizmetine ehil de değiller; onun hizmetine ehil olanlar ancak Allah'tan korkup kötülüklerden sakınanlardır, lakin çokları bilmezler!
Şimdi ise Allahın kendilerini azab etmemesi için neleri var? Mü'minleri Mescidi haramdan menediyorlar, halbuki hizmetine ehil de değiller, onun hizmetine ehl olanlar ancak müttekılerdir ve lakin çokları bilmezler
Onlar, Mescid-i Haram'a girmeye engel oldukları halde ve onun velileri olmadıkları halde Allah neden onlara azap etmesin? Oysa oranın evliyası dipnot 1 muttakilerdir dipnot 2 . Fakat onların çoğu bilmezler.
Onlar, Mescid-i Haram'a girmeye engel oldukları halde ve onun velileri olmadıkları halde Allah neden onlara azap etmesin? Oysa oranın evliyası dipnot 1 muttakilerdir dipnot 2 . Fakat onların çoğu bilmezler.
Onlar, Mescid-i Haram'a girmeye engel oldukları halde ve onun velileri dipnot 1 olmadıkları halde Allah neden onlara azap etmesin? Oysa oranın gerçek sahipleri, muttakilerdir dipnot 2 . Fakat onların çoğu bilmezler.
Onlar Mescid-i Haram'dan (insanları) alıkoyarlarken ve onun (gerçek ve layık) koruyucuları değilken, Tanrı ne diye onları azablandırmasın? Onun (asıl) koruyucuları yalnızca korkup sakınanlardır. Ancak onların çoğu bilmezler.
(Sen içlerinden çıkdıkdan sonra) Allah onlara ne diye azab etmeyecek? Onlar mescid-i haramdan, kendileri ona (onun hizmetine) ehil olmadıkları halde, men'edib duranlardır. O (hizmete) takvaaye erenlerden başkaları onun ehilleri değildir. Fakat onların pek çoğu (bunu) bilmezler.
Allah onlara, niçin azab etmesin ki; onlar, kendileri ona ehil olmadıkları halde (insanları) Mescid-i Haram'dan men'edip duranlardır. Hem O'nun dostu değillerdir. O'nun dostları ancak müttakilerdir, ama onların çoğu bilmezler.
(31-40) Ayetlerimiz kendilerine okunduğunda dediler ki kesinlikle işittik yeter ki isteyelim bunun aynısını söyleriz, bu sadece ve sadece evvelkilerin satırlarıdır, bir vakitte Allah’ım dediler bu eğer senin yanından bir hak idiyse üzerimize gökten taş yağdır veya acıtıcı bir azap bize ver. Allah sen onların içindeyken onlara azap edecek değildir, Allah onlara, bağışlanma dilediklerinden dolayı azap da edici değildir, neden Allah onlara azap etmesin ki onlar mescidi haramdan men ediyorlar, onun dostu değiller, onun dostu sadece sakınanlardır ve lakin onların çoğu bilmiyorlar. Onların beytin yanındaki namazları sadece ıslık çalmaktır ve el çırpmaktır, kafirliğinizden dolayı tadın azabı. Muhakkak ki kafirler mallarını Allah yolundan men etmek için harcarlar , ilerde de onu yine harcayacaklar sonra üzerlerinde bir hasar oluşacak s onra da yenilen olacaklar / mağlup olacaklar , kafirler, cehennemde toplanacaklar. Allah pis ile hoşu ayırsın ve pisin bazısını bazısına katsın, topluca onları yığın haline getirsin ve de on ları cehennemlik yapsın. İşte onlar hasara uğrayanlardır. Kafirlere deki eğer ki vazgeçerlerse arkada bıraktıkları bağışlanır , y ine dönerler ise kesinlikle evvelki lerin sünnetleri devam edecektir. Onlarla, dinin hepsi Allah’ın olup , ayartma / fitne olmayıncaya kadar savaşın eğer vazgeçerlerse muhakkak ki Allah yaptıklarını görendir, eğer yüz çevirirlerse biliniz ki Allah, kesinlikle sizlerin dostudur ne güzel dosttur ne güzel yardımcıdır.
Onlar Mescid-i Haram’dan (Müminleri) men ederken, Allah onlara ne diye azap etmesin ki! Üstelik onlar Allah'ın evliyaları da değiller. Allah'ın evliyaları yalnızca muttakilerdir. Fakat onların çokları bunu bilmez.
Onlar, (inananları) Mescid-i haramdan geri çevirdikleri ve onun velisi, (bakıcısı, koruyucusu) olmadıkları halde neden Allah onlara azabetmesin? Onun velileri, (bakıcıları, koruyucuları) sadece (günahlardan) korunanlardır. Fakat çokları bilmezler.
Onlar sizi Mescid-i Haram'dan engelleyip dururlarken, ne ayrıcalıkları var ki Allah onlara azap etmesin? Üstelik orayı yönetmeye layık da değiller. Orayı yönetmeye layık olanlar Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakınanlardan başkası olamaz. Ama onların çoğu bunu bilmezler.
(Bu iki koşulun dışında) Ne özellikleri var ki Allah, onlara azap etmesin? Yetkileri olmadığı halde (sizi) Mescid-i Haram'dan engelliyorlar. Orada yetkili olanlar sadece Allah'tan çekinenlerdir. Ama onların çoğu bunu bilmezler.
Onlar Mescid-i Haram’dan (mü’minleri) men ederken, Allah onlara ne diye azap etmesin ki! Üstelik onlar Allah'ın evliyaları da değiller. Allah'ın evliyaları yalnızca muttakilerdir. Fakat onların çokları bunu bilmez.
Onlar, Mescid-i Haram'a girmeye engel olurken, yoksa onlara Allah ne diye azap etmesin?! Üstelik onun (Mescid-i Haram'ın) sahipleri de değiller. Onun sahipleri yalnızca muttakilerdir. Fakat onların çokları bunu bilmez.
Onlar Mescid-i Haram'dan geri çevirip dururken, Allah onlara neden azap etmeyecekmiş? Onlar onun dostları/koruyucuları da değillerdir. Onun dostları/koruyucuları takva sahiplerinden başkası değildir. Ama onların çokları bunu bilmezler.
Enfâl suresi, 35. ayet. وَمَا كَانَ صَلَاتُهُمْ عِندَ ٱلْبَيْتِ إِلَّا مُكَآءً وَتَصْدِيَةً فَذُوقُوا۟ ٱلْعَذَابَ بِمَا كُنتُمْ تَكْفُرُونَ
Onların, Ka'be'nin yanında duaları ıslık çalıp el çırpmaktan ibarettir. Öyle ise (ey müşrikler) inkar etmekte olduğunuzdan dolayı tadın azabı.
Ev'in (Kâbe'nin) yanındaki (sözde) ibadetleri, ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildi. dipnot 1 İnkâr ettikleriniz nedeniyle azabı tadın!
Onların Beyt çevresindeki ibadeti (vahyi susturmak için) şamata çıkarmak ve (namazı) engellemekten ibarettir. Haydi öyleyse, ısrarlı inkarınızdan dolayı tadın azabı!
ve (bu yüzden de) Mabed önünde onların tapınmaları yalnızca ıslık çalmak, el çırpmaktan öteye gitmemektedir. Azabı tadın öyleyse, (Siz ey inanmayanlar), hakkı inatla inkar etmenizin bir karşılığı olarak!
Onların El Beyt'in (Beytullah'ın) indindeki (katındaki) salatları (yönelişleri), ıslık çalmak ve el çırpmak olandan (atalarının dışa dönük tapınma biçiminden) başka bir şey değildir. . . O halde gerçeği inkar etmenizden (küfrünüzden) ötürü tadın azabı!
Onların Beyt(-i Şerif) önündeki duaları, ıslık çalmaktan ve el çırpmaktan başkası değildir. Artık inkar ettikleriniz dolayısıyla tadın azabı.
Onların Beytullah yanındaki duaları da ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. (Ey kâfirler!) İnkâr etmekte olduğunuz şeylerden ötürü şimdi azabı tadın!
Ev'in yanındaki yakarışları, ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. "Nankörlük etmenize karşılık, artık tadın cezayı!" dipnot 135
Eski Ahit · 1. Tarihler 16:9
Onu ezgilerle, ilahilerle övün, 2 Bütün harikalarını anlatın! Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Yeni Ahit · Efesliler 5:19
Birbirinize mezmurlar, ilahiler, ruhsal ezgiler söyleyin; yürekten Rabbe ezgiler, mezmurlar okuyun; Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Onların Beytullah'taki duaları da ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. Ey inkarcılar! İnkar etmekte olduğunuz şeylerden ötürü şimdi azabı tadınız!
Onların, Ev'deki salatları hile ve menetmekten başka bir şey değil. İnkarınızdan dolayı azabı tadın. dipnot 1
Onların, Kabe'deki namazları hile ve menetmekten başka bir şey değil. İnkarınızdan dolayı azabı tadın.
Kabe'nin huzurunda namazları ise ıslık çalıp el çırpmaktan başka birşey değil! O halde küfrü küfranınızdan (inkar ve nankörlüğünüzden) dolayı tadın azabı!
Beytin huzurunda namazları ise ıslık çalıb el çırpmaktan başka bir şey değil, o halde küfr-ü küfranınızdan dolayı tadın azabı
Onların, Beyt'in dipnot 1 yanındaki salatları, dipnot 2 ıslık çalmaktan ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. Öyleyse küfrünüzden dolayı azabı tadın.
Onların, Beyt'in dipnot 1 yanındaki salatları dipnot 2 , ıslık çalmaktan ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. Öyleyse küfrünüzden dolayı azabı tadın.
Onların, Beyt'in dipnot 1 yanındaki salatları dipnot 2 , ıslık çalmaktan ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. Öyleyse küfrünüzden dolayı azabı tadın.
Onların, Beyt(-i Şerif) önündeki namazları, ıslık çalmaktan ve el çırpmaktan başkası değildir. "Öyleyse küfretmeniz nedeniyle / küfrettiğiniz için (tekfürun) azabı tadın".
Onların Beyt (-i şerif) huzurundaki duaları ıslık çalmakdan, el çırpmakdan başka bir şey değildir. (Ey kafirler) devam edegeldiğiniz o küfrünüzden dolayı tadın artık azabı!
Onların Beyt'in yanındaki duaları; sadece ıslık çalmak veya el çırpmaktan başka bir şey değildir. Öyleyse devamedegelmekte olduğunuz küfürden dolayı tadın azabı.
(31-40) Ayetlerimiz kendilerine okunduğunda dediler ki kesinlikle işittik yeter ki isteyelim bunun aynısını söyleriz, bu sadece ve sadece evvelkilerin satırlarıdır, bir vakitte Allah’ım dediler bu eğer senin yanından bir hak idiyse üzerimize gökten taş yağdır veya acıtıcı bir azap bize ver. Allah sen onların içindeyken onlara azap edecek değildir, Allah onlara, bağışlanma dilediklerinden dolayı azap da edici değildir, neden Allah onlara azap etmesin ki onlar mescidi haramdan men ediyorlar, onun dostu değiller, onun dostu sadece sakınanlardır ve lakin onların çoğu bilmiyorlar. Onların beytin yanındaki namazları sadece ıslık çalmaktır ve el çırpmaktır, kafirliğinizden dolayı tadın azabı. Muhakkak ki kafirler mallarını Allah yolundan men etmek için harcarlar , ilerde de onu yine harcayacaklar sonra üzerlerinde bir hasar oluşacak s onra da yenilen olacaklar / mağlup olacaklar , kafirler, cehennemde toplanacaklar. Allah pis ile hoşu ayırsın ve pisin bazısını bazısına katsın, topluca onları yığın haline getirsin ve de on ları cehennemlik yapsın. İşte onlar hasara uğrayanlardır. Kafirlere deki eğer ki vazgeçerlerse arkada bıraktıkları bağışlanır , y ine dönerler ise kesinlikle evvelki lerin sünnetleri devam edecektir. Onlarla, dinin hepsi Allah’ın olup , ayartma / fitne olmayıncaya kadar savaşın eğer vazgeçerlerse muhakkak ki Allah yaptıklarını görendir, eğer yüz çevirirlerse biliniz ki Allah, kesinlikle sizlerin dostudur ne güzel dosttur ne güzel yardımcıdır.
Onların Kâbe’deki namazları, ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. Öyleyse küfrünüzden dolayı tadın azabı!
Onların Beyt(ullah) yanındaki namazları da, ıslık çalmadan ve el çırpmadan ibarettir. "O halde inkarınızdan dolayı azabı tadın!"
O Beyt'in /Kabe'nin yanında yapıp durdukları ibadet, ıslık çalmak ve el çırpmaktan ibarettir. Kafirlik etmenize karşılık dipnot 1 tadın bakalım bu azabı.
Onların, Beyt'in çevresindeki ibadetleri (namazları), ıslık çalma ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. Kafir olmanıza karşılık dipnot 1 şimdi tadın bakalım bu azabı.
Onların Kâbe’deki namazları, ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. Küfrünüzden dolayı azabı tadın!
Onların Ka'be'deki namazları, ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. Küfrünüzden dolayı azabı tadın!
Onların o evdeki namazı; ıslık çalmak, el çırpmak/engel olmaktan başka bir şey değildir. O halde, inkar etmekte olduğunuz için tadın azabı.
Enfâl suresi, 36. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يُنفِقُونَ أَمْوَٰلَهُمْ لِيَصُدُّوا۟ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ فَسَيُنفِقُونَهَا ثُمَّ تَكُونُ عَلَيْهِمْ حَسْرَةً ثُمَّ يُغْلَبُونَ وَٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِلَىٰ جَهَنَّمَ يُحْشَرُونَ
Şüphe yok ki, inkar edenler mallarını (insanları) Allah yolundan alıkoymak için harcarlar ve harcayacaklardır. Sonra bu mallar onlara bir iç acısı olacak, sonra da yenilgiye uğrayacaklardır. İnkar edenler toplanıp cehenneme sürüleceklerdir.
Şüphesiz ki kâfir olanlar, mallarını (insanları) Allah yolundan alıkoymak için harcıyorlar; daha da harcayacaklar. Sonunda bu, onlara pişmanlık olacak ve en sonunda yenileceklerdir. Kâfirler cehenneme sürüleceklerdir.
(İnsanları) Allah yolundan çevirmek için servetlerini ortaya koyan şu kafirler var ya: işte onların, daha çok servet harcamaları gerekecek; sonra bu onların içinde gerçekleşmemiş bir özlem olarak kalacak ve en sonunda tükenip gidecekler. Nihayet, inkarda ısrar eden bu kimseler topluca cehenneme sürülecekler
Bakın, hakkı inkara şartlanmış olanlar insanları Allahın yolundan çevirmek için (nasıl da) harcıyorlar mallarını; ve (daha da) harcayacaklar, ta ki bu harcadıkları kendileri için derin bir ızdırap ve yerinme (kaynağı) oluncaya kadar; ve sonra haklarından gelinecek! Ve (ölünceye kadar) hakkı inkarda direnen bu kimseler topluca cehenneme tıkılacaklar,
O hakikat bilgisini inkar edenler, Allah yolundan engellemek için mallarını bağışlarlar! Kalanları da harcayacaklar! Sonra bu harcamaları onlar için bir yürek acısı oluşturacak! Sonra yenilirler! (Nihayet) hakikat bilgisini inkar edenler hep bir arada, cehenneme toplanır.
Gerçek şu ki, inkar edenler, (insanları) Allah'ın yolundan engellemek için mallarını harcarlar; bundan böyle de harcayacaklar. Sonra bu, onlara yürek acısı olacaktır, sonra bozguna uğratılacaklardır. İnkar edenler sonunda cehenneme sürülüp toplanacaklardır.
Şüphesiz ki inkâr edenler mallarını, (insanları) Allah yolundan alıkoymak için harcıyorlar. Daha da harcayacaklar. Ama sonunda bu, onlara yürek acısı olacak ve en sonunda mağlûp olacaklardır. Kâfirlikte ısrar edenler ise cehenneme toplanacaklardır.
Aslında, nankörlük edenler, Allah'ın yolundan alıkoymak için mallarını harcarlar; daha da harcayacaklar. Sonra, onlar için üzüntü olacak ve ardından yenilecekler. Ve nankörlük edenler, cehennemde toplanacaklar.
Şüphesiz ki kafirler mallarını, insanları Allah yolundan alıkoymak için harcıyorlar, daha da harcayacaklardır; ama sonunda bu, onlara yürek acısı olup en sonunda mağlup olacaklardır. İnkarda ısrar edenler ise cehennemde toplanacaklardır.
İnkar edenler, insanları ALLAH yolundan menetmek için paralarını harcarlar ve daha da harcamaya devam edecekler. Fakat bu, sonradan kendileri için bir üzüntü kaynağı olacak ve ardından yenilecekler. İnkar edenler cehenneme sürüleceklerdir.
İnkar edenler, insanları ALLAH yolundan menetmek için paralarını harcarlar ve daha da harcamaya devam edecekler. Fakat bu, sonradan kendileri için bir üzüntü kaynağı olacak ve ardından yenilecekler. İnkar edenler cehenneme sürüleceklerdir.
Şüphesiz ki Allah yolundan alıkoymak için mallarını harcayanlar, onu yine harcayacaklar, sonra bu kendilerine yürek acısı olacak, nihayet mağlup olacaklar. Küfürlerinde ısrar edenler toplanıp cehenneme sürülecekler.
Şüphe yok ki Allah yolundan men'etmek için mallarını sarfedenler, onu yine sarfedecekler, sonra bu kendilerine yürek acısı olacak, nihayet mağlub olacaklar. Ve küfürlerinde ısrar edenler toplanıb Cehenneme sevkedilecekler
Kafirler, Allah yolundan alıkoymak için mallarını harcarlar ve harcayacaklar da. Sonra, bu kendilerine pişmanlık olacak ve sonra mağlup olacaklar. Kafirler Cehennem'de toplanacaklardır.
Gerçeği yalanlayan nankörler, Allah yolundan alıkoymak için mallarını harcarlar ve harcayacaklar da. Sonra, bu kendilerine pişmanlık olacak ve sonra mağlup olacaklar. Kafirler Cehennem'de toplanacaklardır.
Gerçeği yalanlayan nankörler, Allah yolundan alıkoymak için mallarını harcarlar ve harcayacaklar da. Sonra, bu kendilerine pişmanlık olacak ve sonra mağlup olacaklar. Gerçeği yalanlayan nankörler Cehennem'de toplanacaklardır.
Gerçek şu ki, küfredenler (insanları) Tanrı'nın yolundan engellemek için mallarını harcarlar; bundan böyle de harcayacaklar. Sonra bu, onlara yürek acısı olacaktır, sonra da bozguna uğratılacaklardır. Küfredenler sonunda cehenneme sürülüp toplanacaklardır.
Küfredenler, şübhe yok ki, mallarını (halkı) Allah yolundan alıkoymaları için harcarlar. Ko harcasınlar onları! Nihayet bu, onlara bir yürek acısı olacakdır. Sonra da mağlub olacaklardır. Küfr (ünde inad) edenler (ise) en son cehenneme sürüleceklerdir,
Muhakkak ki küfredenler; mallarını, Allah yolundan alıkoymak için harcarlar. Daha harcayacaklar, sonra içleri yanacak, sonra da mağlup olacaklardır. Küfredenler, cehenneme toplanacaklardır.
(31-40) Ayetlerimiz kendilerine okunduğunda dediler ki kesinlikle işittik yeter ki isteyelim bunun aynısını söyleriz, bu sadece ve sadece evvelkilerin satırlarıdır, bir vakitte Allah’ım dediler bu eğer senin yanından bir hak idiyse üzerimize gökten taş yağdır veya acıtıcı bir azap bize ver. Allah sen onların içindeyken onlara azap edecek değildir, Allah onlara, bağışlanma dilediklerinden dolayı azap da edici değildir, neden Allah onlara azap etmesin ki onlar mescidi haramdan men ediyorlar, onun dostu değiller, onun dostu sadece sakınanlardır ve lakin onların çoğu bilmiyorlar. Onların beytin yanındaki namazları sadece ıslık çalmaktır ve el çırpmaktır, kafirliğinizden dolayı tadın azabı. Muhakkak ki kafirler mallarını Allah yolundan men etmek için harcarlar , ilerde de onu yine harcayacaklar sonra üzerlerinde bir hasar oluşacak s onra da yenilen olacaklar / mağlup olacaklar , kafirler, cehennemde toplanacaklar. Allah pis ile hoşu ayırsın ve pisin bazısını bazısına katsın, topluca onları yığın haline getirsin ve de on ları cehennemlik yapsın. İşte onlar hasara uğrayanlardır. Kafirlere deki eğer ki vazgeçerlerse arkada bıraktıkları bağışlanır , y ine dönerler ise kesinlikle evvelki lerin sünnetleri devam edecektir. Onlarla, dinin hepsi Allah’ın olup , ayartma / fitne olmayıncaya kadar savaşın eğer vazgeçerlerse muhakkak ki Allah yaptıklarını görendir, eğer yüz çevirirlerse biliniz ki Allah, kesinlikle sizlerin dostudur ne güzel dosttur ne güzel yardımcıdır.
Kâfirler, mallarını Allah’ın yolundan alıkoymak için harcarlar. Daha da harcayacaklardır. Sonra bu, onlara bir yürek acısı olacaktır. Sonra da yenilgiye uğrayacaklardır. Kâfir olanlar toplanıp Cehennem'e sürüleceklerdir.
İnkar edenler, Allah yoluna engel olmak için mallarını harcarlar ve harcayacaklar da. Sonra bu, kendilerine dert olacak, nihayet yenilecekler ve inkar edenler cehenneme sürüleceklerdir.
Kafirlik edenler, mallarını Allah'ın yolundan engellemek için harcıyorlar ve harcamaya da devam edeceklerdir. Yaptıkları harcamalar, daha sonra içlerinde bir yürek acısına dönüşecek ve sonunda mağlup olacaklardır. Kafirlik edenler, cehenneme toplanacaklardır.
Ayetleri görmezlikten gelenler (kafirler), mallarını, Allah yolundan engellemek için harcamaktadırlar, harcamaya da devam edeceklerdir. Sonra o mallar onlar için bir yürek acısı olacak ve mağlup olacaklardır. O kafirler, Cehennem'de bir araya getirileceklerdir.
Kâfirler mallarını Allah’ın yolundan alıkoymak için harcarlar. Daha da harcayacaklardır. Sonra pişman olacaklar ve yenilgiye uğrayacaklar. Kâfir olanlar Cehennem'de toplanacaklardır!
Küfre sapanlar mallarını Allah'ın yolundan alıkoymak için harcarlar. Daha da harcayacaklardır. Sonra pişman olacaklar ve yenilgiye uğrayacaklar. Kafir olanlar cehennemde toplanacaklardır!
O küfre sapanlar mallarını Allah yolundan alıkoymak için harcarlar, harcayacaklardır da. Sonunda bu kendileri için bir hasret olacak, sonra da mağlup edilecekler. Küfre sapanlar doğruca cehenneme sürülecekler.
Enfâl suresi, 37. ayet. لِيَمِيزَ ٱللَّهُ ٱلْخَبِيثَ مِنَ ٱلطَّيِّبِ وَيَجْعَلَ ٱلْخَبِيثَ بَعْضَهُۥ عَلَىٰ بَعْضٍ فَيَرْكُمَهُۥ جَمِيعًا فَيَجْعَلَهُۥ فِى جَهَنَّمَ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْخَٰسِرُونَ
Allah, pis olanı temizden ayırmak, pis olanların hepsini birbiri üstüne koyup yığarak cehenneme koymak için böyle yapar. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.
(Bu toplama), dipnot 1 Allah'ın kirliyi (kâfiri) temizden (müminden) ayıklaması ve (bütün) kötülerin bir kısmını diğer bir kısmının üstüne koyup hepsini istifleyerek, hepsini cehenneme atması içindir. İşte onlar, kaybedenlerin ta kendileridir.
(ki), Allah pisliğe kesmiş olanı tertemiz olandan seçip ayırsın; ve pisliğe kesen herkesi birbiri üzerine istif ederek tümünü cehenneme doldursun: işte onlardır büsbütün kaybedenler.
ki böylece Allah kötü ve bayağı olanı iyi ve temiz olandan ayırsın da, kötü ve bayağı olanı kendi türünden olanla yan yana getirip (hükmü altında) hepsini bir araya toplasın ve (nihayet) onları topluca cehenneme yerleştirsin. İşte her bakımdan aldanmış olanlar böyleleridir.
Pisi temizden ayırsın ve pis olanları birbiri üstüne yığıp onlarla cehennemi doldursun diye. . . İşte bunlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.
Bu, Allah'ın murdar olanı temizden ayırdetmesi; murdarı, bir kısmını bir kısmı üzerinde kılıp tümünü biriktirerek cehenneme atması içindir. İşte bunlar hüsrana uğrayanlardır.
(Bu toplama) Allah'ın murdarı temizden ayıklaması (mümini kâfirden ayırması) ve bütün murdarların bir kısmını diğer bir kısmının üstüne koyup hepsini yığarak cehenneme atması içindir. İşte onlar ziyana uğrayanların kendileridir.
Allah, pis olanı temiz olandan ayıracak ve pis olanları birbirinin üstüne koyarak cehenneme atacaktır; yitime uğrayanlar, işte onlardır.
Bu toplanma, Allah'ın murdarı temizden ayırması ve bütün murdarların bir kısmını diğer bir kısmının üstüne koyup yığarak cehenneme atması içindir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.
Böylece ALLAH kötüyü iyiden ayırt eder, kötüleri üst üste koyup topluca yığar ve cehenneme yollar. İşte kaybedenler onlardır.
Böylece ALLAH kötüyü iyiden ayırdeder, kötüleri üst üste koyup topluca yığar ve cehenneme yollar. İşte kaybedenler onlardır.
Ki, Allah pisi temizden ayırsın ve pis olanı üst üste koyup hepsini bir yığın haline getirsin ve topunu cehenneme koysun! İşte bunlar, o hüsran içinde kalanlar!
Ki Allah murdarı temizden ayırsın ve murdar kısmı birbirinin üzerine bindirib hepsini teraküm ettirsin de topunu Cehenneme koysun, işte bunlar, o hüsran içinde kalanlar
Ki Allah, pis olanı temiz olandan ayırsın, pis olanları birbirinin üzerine koyup, hepsini bir araya getirsin, sonra hepsini Cehennem'e doldursun. İşte onlar hüsrana uğrayanlardır.
Ki Allah, pis olanı temiz olandan ayırsın, pis olanları birbirinin üzerine koyup, hepsini bir araya getirsin, sonra hepsini Cehennem'e doldursun. İşte onlar hüsrana uğrayanlardır.
Ki Allah, pis olanı temiz olandan ayırsın, pis olanları birbirinin üzerine koyup, hepsini bir araya getirsin, sonra hepsini Cehennem'e doldursun. İşte onlar hüsrana uğrayanlardır.
Bu, Tanrı'nın murdar olanı temizden ayırdetmesi; murdarı, bir kısmını bir kısmı üzerinde kılıp tümünü biriktirerek cehenneme atması içindir. İşte bunlar hüsrana uğrayanlardır.
ki Allah, murdarı (kafiri) temizden (mü'minden) ayırd etsin, murdarı birbiri üstüne koyub topunu birden yığsın da onu cehenneme atsın. Onlar, en büyük zarara uğrayanların ta kendileridir.
Allah; murdarı temizden ayırdetsin ve murdarı birbiri üstüne koyup topunu birden yığsın da, cehenneme atsın diye. İşte onlar; hüsrana uğrayanların kendileridir.
(31-40) Ayetlerimiz kendilerine okunduğunda dediler ki kesinlikle işittik yeter ki isteyelim bunun aynısını söyleriz, bu sadece ve sadece evvelkilerin satırlarıdır, bir vakitte Allah’ım dediler bu eğer senin yanından bir hak idiyse üzerimize gökten taş yağdır veya acıtıcı bir azap bize ver. Allah sen onların içindeyken onlara azap edecek değildir, Allah onlara, bağışlanma dilediklerinden dolayı azap da edici değildir, neden Allah onlara azap etmesin ki onlar mescidi haramdan men ediyorlar, onun dostu değiller, onun dostu sadece sakınanlardır ve lakin onların çoğu bilmiyorlar. Onların beytin yanındaki namazları sadece ıslık çalmaktır ve el çırpmaktır, kafirliğinizden dolayı tadın azabı. Muhakkak ki kafirler mallarını Allah yolundan men etmek için harcarlar , ilerde de onu yine harcayacaklar sonra üzerlerinde bir hasar oluşacak s onra da yenilen olacaklar / mağlup olacaklar , kafirler, cehennemde toplanacaklar. Allah pis ile hoşu ayırsın ve pisin bazısını bazısına katsın, topluca onları yığın haline getirsin ve de on ları cehennemlik yapsın. İşte onlar hasara uğrayanlardır. Kafirlere deki eğer ki vazgeçerlerse arkada bıraktıkları bağışlanır , y ine dönerler ise kesinlikle evvelki lerin sünnetleri devam edecektir. Onlarla, dinin hepsi Allah’ın olup , ayartma / fitne olmayıncaya kadar savaşın eğer vazgeçerlerse muhakkak ki Allah yaptıklarını görendir, eğer yüz çevirirlerse biliniz ki Allah, kesinlikle sizlerin dostudur ne güzel dosttur ne güzel yardımcıdır.
Bu Allah'ın pis olanı temizden ayırması, pis olanları üst üste koyup hepsini yığarak Cehennem'e koyması içindir. İşte onlar, ziyana uğrayanların ta kendileridir.
(Sürüleceklerdir) Ki, Allah, murdarı temizden ayıklasın ve bütün murdarları birbiri üzerine koyup yığsın da hepsini cehenneme atsın. İşte ziyana uğrayanlar onlardır.
Allah bunu, kötüleri iyilerden ayırmak, kötüleri tıkış tıkış bir araya getirip yığmak ve hepsini cehenneme atmak için yapar. Kaybedecek olanlar işte onlardır.
Bir araya getirilmeleri, Allah'ın iyiyi kötüden ayırması, bütün kötüleri toplayıp Cehennem'e atması içindir. Umduğunu bulamayacaklar işte onlardır.
Böylece Allah, pis olanı temiz olandan ayıracak ve birbiri üstüne koyup yığarak Cehennem'e atacaktır. İşte onlar, hüsrana uğrayanlar onlardır!
Allah, pis olanı temiz olandan ayıracak ve pis olanları birbiri üzerine yığıp hepsini bir araya toplayacak ve cehenneme atacaktır. İşte onlar, hüsrana uğrayanlar onlardır!
Böylece Allah, pisi temizden ayıracak, pis kısmı birbirleri üstüne yığıp hepsini bir yerde toplayarak tümünü cehenneme sokacak. Hüsrana uğrayanların da kendileridir bunlar.
Enfâl suresi, 38. ayet. قُل لِّلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِن يَنتَهُوا۟ يُغْفَرْ لَهُم مَّا قَدْ سَلَفَ وَإِن يَعُودُوا۟ فَقَدْ مَضَتْ سُنَّتُ ٱلْأَوَّلِينَ
Ey Muhammed! İnkar edenlere söyle: Eğer (iman edip, düşmanlık ve savaştan) vazgeçerlerse, geçmiş günahları bağışlanır. Eğer (düşmanlık ve savaşa) dönerlerse, öncekilere uygulanan ilahi kanun devam etmiş olacaktır.
Kâfir olanlara de ki: (İnkârdan) vazgeçerlerse, geçmiş (günahları) bağışlanacaktır. dipnot 1 (İnkâra) geri dönerlerse öncekilere (uygulanan ilahi) kanun elbette geçmiştir (onlar için geçerlidir).
İnkarda ısrar edenlere, eğer (inada) bir son verirlerse geçmişte yaptıklarının bağışlanacağını söyle; yok eğer bildiklerini okumaya devam ederlerse, geçmişteki benzerlerinin başına gelenleri sakın (unutmasınlar)!
O hakkı inkara şartlanmış olanlara anlat ki, eğer direnmeyi bırakırlarsa, geçmişte olup bitenlerden ötürü kendileri bağışlanacaklar; ama eğer (geçmişteki hatalı tutumlarına) dönecek olurlarsa, o zaman, geçmişte kendileri gibi olanların başına gelenleri hatırlat onlara.
Hakikat bilgisini inkar edenlere de ki: "Eğer (yanlış inançlarından) vazgeçerlerse, geçmişte yaptıkları suçlar onlar için bağışlanır! Eğer (eski inançlarına tekrar) dönerlerse, öncekilerin başına gelmiş olanları hatırlat!"
O inkar edenlere de ki: "Eğer vazgeçerlerse geçmişte (yaptıkları) şeyler bağışlanacaktır. Ama yine dönecek olurlarsa, önceki (toplumlara uygulanan) sünnet, muhakkak (onların başından da) geçmiş olacaktır."
İnkâr edenlere, (sana düşmanlıktan) vazgeçerlerse, geçmiş günahlarının bağışlanacağını söyle. Yok geri dönerlerse kendilerinden öncekilerin (akıbetinin) hali gözlerinin önündedir!
Nankörlük edenlere, şunu söyle: Son verirlerse, geçmişte olanlar bağışlanacaktır. Ama dönerlerse, öncekilere uygulanan yasa geçerlidir.
İnkar edenlere, iman edip sana düşmanlıktan vazgeçerlerse, geçmiş günahlarının bağışlanacağını söyle! Yok eğer inkara geri dönerlerse, kendilerinden öncekilerin hali gözlerinin önündedir.
İnkar edenlere söyle: "Son verirlerse geçmişte yaptıkları bağışlanacaktır. Dönerlerse, daha öncekilerin yasası (sünneti) geçerlidir." dipnot 1
İnkar edenlere söyle: 'Son verirlerse geçmişte yaptıkları bağışlanacaktır. Dönerlerse, daha öncekilerin sünneti (yasası) geçerlidir.'
O inkar edenlere de ki: Eğer vazgeçerlerse geçmişteki günahları bağışlanır; yok yine isyana dönerlerse kendilerinden önceki ümmetlere uygulanan ilahi kanun geçmişti, artık onu beklesinler!
De o küfüredenlere ki, eğer vazgeçerlerse geçmişteki günahları bağışlanır, yok yine ısyana dönerlerse kendilerinden evvelki ümmetlere tatbık edilen kanun-ı ilahi geçmişti artık onu beklesinler.
Kafirlere de ki: Eğer vazgeçerlerse geçmişte yaptıkları bağışlanır. Eğer tekrar dönerlerse, evvelkilerin başına gelenler ortadadır.
Kafirlere de ki: Eğer vazgeçerlerse geçmişte yaptıkları bağışlanır. Eğer tekrar dönerlerse, evvelkilerin başına gelenler ortadadır.
Gerçeği yalanlayan nankörlere de ki: Eğer vazgeçerlerse geçmişte yaptıkları bağışlanır. Eğer tekrar dönerlerse, evvelkilerin başına gelenler ortadadır.
O küfredenlere de ki: "Eğer vazgeçerlerse geçmişte (yaptıkları) şeyler bağışlanacaktır. Ama yine dönecek olurlarsa, önceki (toplumlara uygulanan) sünnet, muhakkak (onların başından da) geçmiş olacaktır.
(Habibim), o küfredenlere söyle ki eğer (sana düşmanlıkdan) vazgeçerlerse geçmiş (günahları) yarlığanacakdır, eğer (muhaarebeye) dönerlerse (kendilerinden) evvelki (ümmet) ler (e tatbıyk edilen ilahi) kaanun (un hükmü) muhakkak suretde devam etmiş olacakdır.
Küfredenlere söyle: Vazgeçerlerse; geçmiş kendilerine bağışlanacaktır. Tekrar başlarlarsa evvelkilerin hükmü muhakkak devam etmiş olacaktır.
(31-40) Ayetlerimiz kendilerine okunduğunda dediler ki kesinlikle işittik yeter ki isteyelim bunun aynısını söyleriz, bu sadece ve sadece evvelkilerin satırlarıdır, bir vakitte Allah’ım dediler bu eğer senin yanından bir hak idiyse üzerimize gökten taş yağdır veya acıtıcı bir azap bize ver. Allah sen onların içindeyken onlara azap edecek değildir, Allah onlara, bağışlanma dilediklerinden dolayı azap da edici değildir, neden Allah onlara azap etmesin ki onlar mescidi haramdan men ediyorlar, onun dostu değiller, onun dostu sadece sakınanlardır ve lakin onların çoğu bilmiyorlar. Onların beytin yanındaki namazları sadece ıslık çalmaktır ve el çırpmaktır, kafirliğinizden dolayı tadın azabı. Muhakkak ki kafirler mallarını Allah yolundan men etmek için harcarlar , ilerde de onu yine harcayacaklar sonra üzerlerinde bir hasar oluşacak s onra da yenilen olacaklar / mağlup olacaklar , kafirler, cehennemde toplanacaklar. Allah pis ile hoşu ayırsın ve pisin bazısını bazısına katsın, topluca onları yığın haline getirsin ve de on ları cehennemlik yapsın. İşte onlar hasara uğrayanlardır. Kafirlere deki eğer ki vazgeçerlerse arkada bıraktıkları bağışlanır , y ine dönerler ise kesinlikle evvelki lerin sünnetleri devam edecektir. Onlarla, dinin hepsi Allah’ın olup , ayartma / fitne olmayıncaya kadar savaşın eğer vazgeçerlerse muhakkak ki Allah yaptıklarını görendir, eğer yüz çevirirlerse biliniz ki Allah, kesinlikle sizlerin dostudur ne güzel dosttur ne güzel yardımcıdır.
Kâfir olanlara (küfürlerinden) vazgeçerlerse önceden yaptıklarının bağışlanacağını, tekrar dönerlerse öncekiler hakkında uygulanan ilahi kanunun onlara da uygulanacağını söyle.
İnkar edenlere söyle: "Eğer vazgeçerlerse, geçmişteki (günahları) kendilerine bağışlanır; yok yine (eski hallerine) dönerlerse, öncekilerin (başlarına gelen Allah) kanunu geçmiştir (bunların da başına gelecektir. Onu beklesinler).
Kafirlik edenlere de ki: Kafirliklerine son verirlerse daha önce yaptıkları bağışlanır; ama tekrar dönerlerse öncekilere uygulanan yasa onlara da uygulanır dipnot 1 .
Ayetleri görmezlikten gelenlere (kafirlere) de ki "O işe son verirlerse geçmiş günahları bağışlanır. Aynı şeyi tekrar ederlerse eskilere uygulanmış olan yasa ortadadır
Kâfir olanlara eğer (küfürlerinden) vazgeçerlerse önceden yaptıklarının bağışlanacağını, tekrar dönerlerse evvelkilerin başına gelenlerin (onların da) başına geleceğini söyle.
Kafir olanlara eğer vazgeçerlerse önceden yaptıklarının bağışlanacağını, fakat tekrar eskiye dönerlerse, öncekilere uygulanan kanunların gözleri önünde olduğunu söyle!
Küfre sapanlara söyle: "Eğer son verirlerse eskide kalmış olan, kendileri için affedilir. Eğer yeniden başlarlarsa, daha öncekilere uygulanan yol ve yöntem, eskisi gibi devam etmiş olacaktır."
Enfâl suresi, 39. ayet. وَقَٰتِلُوهُمْ حَتَّىٰ لَا تَكُونَ فِتْنَةٌ وَيَكُونَ ٱلدِّينُ كُلُّهُۥ لِلَّهِ فَإِنِ ٱنتَهَوْا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ بِمَا يَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
Baskı ve şiddet kalmayıncaya ve din tamamen Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer (küfürden) vazgeçerlerse, şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını hakkıyla görendir.
Fitne (baskı ve zulüm) kalmayıncaya ve bütünüyle din de yalnızca Allah için oluncaya kadar onlarla savaşın! dipnot 1 (İnkârdan) vazgeçerlerse şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını çok iyi görendir.
Artık onlarla zulüm ve baskı sona erinceye ve hayatın Allah'a adanmasına (yönelik tüm baskılar kaldırılıncaya) kadar savaşın! Ne ki baskıya bir son verirlerse, unutmayın ki Allah onların yaptığı her şeyi görmektedir.
Ve artık zulüm ve baskı kalmayıncaya, ve (insanların) kulca yönelişleri bütünüyle ve yalnızca Allaha adanıncaya kadar onlarla savaşın. Ama eğer direnmeyi bırakırlarsa bilin ki, Allah onların edip eylediği her şeyi görmektedir;
İman edenlere zulüm ve baskı ortadan kalkana; Din (hakikat bilgisi ve Allah sistem ve düzeni) apaçık ortaya çıkıp anlaşılıncaya kadar (bunu yapmanızı engellemeleri halinde {zira La ikraha fiyd din = Din konusu zorlama kabul etmez}) onlarla savaşın! Eğer (baskı ve engellemeden) vazgeçerlerse, muhakkak ki Allah onların yapmakta olduklarını Basıyr'dir.
Fitne kalmayıncaya ve dinin hepsi Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Şayet vazgeçecek olurlarsa, şüphesiz Allah, yaptıklarını görendir.
Fitne ortadan kalkıncaya ve din tamamen Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın! (İnkâra) son verirlerse şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını çok iyi görür.
Baskı kalmayıncaya ve din tümüyle Allah için oluncaya dek onlarla savaşın. Son verirlerse, kuşkusuz, Allah, onların yaptıklarını Görendir.
Yeryüzünde fitne/din farklılığının getirdiği baskı ortadan kalkıp din tamamen Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşınız. İnkar ve fitneden vazgeçerlerse şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını çok iyi görür.
Baskı ve zulmü ortadan kaldırıncaya ve dini sadece ALLAH'a ait kılıncaya dek onlarla savaşın. Düşmanlığa son verirlerse, elbette ALLAH yaptıklarınızı Görür.
Baskı ve zulmü ortadan kaldırıncaya ve dini sadece ALLAH'a ait kılıncaya dek onlarla savaşın. Düşmanlığa son verirlerse, elbette ALLAH yaptıklarınızı Görür.
Siz de, ortalıkta hiçbir fitne kalmayıp din tamamıyla Allah'ın dini oluncaya kadar onlarla cihad edin! Eğer vazgeçerlerse muhakkak ki Allah yaptıklarını görür.
Siz de ortalıkta bir fitne kalmayıb din, tamamiyle Allahın dini oluncıya kadar onlara cihad edin, eğer vaz geçerlerse her halde Allah amellerini görür
Fitne dipnot 1 kalmayıp, din dipnot 2 tamamıyla Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse kuşkusuz Allah onların ne yaptığını görmektedir.
Fitne dipnot 1 kalmayıp, din dipnot 2 tamamıyla Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse kuşkusuz Allah onların ne yaptığını görmektedir.
Fitne dipnot 1 kalmayıp, din dipnot 2 tamamıyla Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse kuşkusuz Allah onların ne yaptığını görmektedir.
Fitne kalmayıncaya ve dinin hepsi Tanrı'nın oluncaya kadar onlarla savaşın. Şayet vazgeçecek olurlarsa, kuşkusuz Tanrı, yaptıklarını görendir.
(Yer yüzünde) bir fitne kalmayıncaya ve din tamamiyle Allahın oluncaya kadar onlarla muhaarebe edin. Eğer vaz geçerlerse (onları bırakın). Şübhesiz ki Allah, ne yapacaklarını hakkıyle görücüdür.
Fitne kalmayıp din de yalnız Allah için oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse; muhakkak ki Allah, yaptıklarını görendir.
(31-40) Ayetlerimiz kendilerine okunduğunda dediler ki kesinlikle işittik yeter ki isteyelim bunun aynısını söyleriz, bu sadece ve sadece evvelkilerin satırlarıdır, bir vakitte Allah’ım dediler bu eğer senin yanından bir hak idiyse üzerimize gökten taş yağdır veya acıtıcı bir azap bize ver. Allah sen onların içindeyken onlara azap edecek değildir, Allah onlara, bağışlanma dilediklerinden dolayı azap da edici değildir, neden Allah onlara azap etmesin ki onlar mescidi haramdan men ediyorlar, onun dostu değiller, onun dostu sadece sakınanlardır ve lakin onların çoğu bilmiyorlar. Onların beytin yanındaki namazları sadece ıslık çalmaktır ve el çırpmaktır, kafirliğinizden dolayı tadın azabı. Muhakkak ki kafirler mallarını Allah yolundan men etmek için harcarlar , ilerde de onu yine harcayacaklar sonra üzerlerinde bir hasar oluşacak s onra da yenilen olacaklar / mağlup olacaklar , kafirler, cehennemde toplanacaklar. Allah pis ile hoşu ayırsın ve pisin bazısını bazısına katsın, topluca onları yığın haline getirsin ve de on ları cehennemlik yapsın. İşte onlar hasara uğrayanlardır. Kafirlere deki eğer ki vazgeçerlerse arkada bıraktıkları bağışlanır , y ine dönerler ise kesinlikle evvelki lerin sünnetleri devam edecektir. Onlarla, dinin hepsi Allah’ın olup , ayartma / fitne olmayıncaya kadar savaşın eğer vazgeçerlerse muhakkak ki Allah yaptıklarını görendir, eğer yüz çevirirlerse biliniz ki Allah, kesinlikle sizlerin dostudur ne güzel dosttur ne güzel yardımcıdır.
Hiçbir fitne kalmayıncaya ve din bütünüyle Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse, muhakkak Allah ne yaptıklarını iyice görmektedir.
Fitne (baskı) kalmayıncaya ve din tamamen Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın! Eğer (baskıya) son verirlerse muhakkak ki Allah, ne yaptıklarını görmektedir.
Sizinle savaşanlarla savaşın ki fitne (savaş ateşi) dipnot 1 yok olsun ve Allah'ın koyduğu düzen dipnot 2 tümüyle hakim olsun. Savaşmayı bırakırlarsa, şüphesiz Allah onların yapmakta olduklarını daima görür.
Onlarla savaşın ki fitne (savaş sebebi) oluşmasın; din, bütünüyle Allah'ın dini olsun. Eğer savaşa son verirlerse (siz de son verin) onların ne yaptıklarını gören Allah'tır.
Fitne/şirk kalmayıncaya ve din tümüyle Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın! Eğer fitneden/şirkten vazgeçerlerse, Allah yaptıklarını görmektedir.
Bir fitne kalmayıncaya ve tamamen Allah'ın dini hakim oluncaya kadar onlarla savaşın! Eğer fitneden vazgeçerlerse, Allah yaptıklarını görmektedir.
Fitne kalmayıncaya ve din tümüyle Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaş. Vazgeçerlerse kuşkusuz ki Allah, ne yaptıklarını iyice görecektir.
Enfâl suresi, 40. ayet. وَإِن تَوَلَّوْا۟ فَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ مَوْلَىٰكُمْ نِعْمَ ٱلْمَوْلَىٰ وَنِعْمَ ٱلنَّصِيرُ
Eğer yüz çevirirlerse bilin ki Allah sizin dostunuzdur. O, ne güzel dosttur; O, ne güzel yardımcıdır!
Yüz çevirirlerse, bilin ki Allah sizin mevlanızdır (efendinizdir). Ne güzel mevla (efendi)dir ve ne güzel yardımcıdır!
Bütün bunlardan sonra yüzçevirecek olurlarsa, şunu iyi bilin ki Allah sizin Sahibinizdir: O ne muhteşem bir sahip, O ne mükemmel bir yardımcıdır!
ve bütün bunlara rağmen onlar yine de (hakça olandan) yüz çevirirlerse, artık bilin ki, Allah sizin yüceler yücesi Efendinizdir; ne yüce, ne üstün bir Efendidir O, ve ne güzel, ne eşsiz bir Yardımcıdır!
Eğer yüz çevirirler ise, iyi bilin ki Allah sizin Mevla'nızdır. . . Ne güzel Mevla'dır (sahiptir O) ve ne güzel Nasir'dir (zafere ulaştırıcıdır O)!
Geri dönerlerse, bilin ki gerçekten Allah, sizin mevlanızdır. O, ne güzel mevladır ve ne güzel yardımcıdır.
Eğer (imandan) yüz çevirirlerse, bilin ki Allah sizin sahibinizdir. O ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır!
Ama yüz çevirirlerse, kesinlikle iyi bilin ki, sizin Sahibiniz Allah'tır; ne güzel Sahiptir ve ne güzel Yardımcıdır.
Eğer yüz çevirirlerse biliniz ki, Allah sizin sahibinizdir. O, ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır!
Dönerlerse, bilin ki sahibiniz ALLAH'tır. O en iyi Egemen/ Dost/Koruyucu (Mevla) ve en iyi Yardımcıdır. dipnot 1
Dönerlerse, bilin ki sahibiniz ALLAH'tır. O en iyi Mevla (Egemen/Dost/Koruyucu) ve en iyi Yardımcıdır.
Yok vazgeçmezlerse, artık bilin ki, Allah sizin dostunuzdur! O, ne güzel dost, ne güzel yardımcıdır!
Yok vaz geçmezlerse artık bilin ki Allah sizin mevlanız, ne güzel mevla, ne güzel nasir!
Eğer yüz çevirirlerse, artık bilin ki Allah sizin mevlanızdır. dipnot 1 O, ne güzel mevla, ne güzel yardımcıdır.
Eğer yüz çevirirlerse, artık bilin ki Allah sizin mevlanızdır. dipnot 1 O, ne güzel mevla, ne güzel yardımcıdır.
Eğer yüz çevirirlerse, artık bilin ki Allah sizin mevlanızdır. dipnot 1 O, ne güzel mevla, ne güzel yardımcıdır.
Geri dönerlerse, bilin ki gerçekten Tanrı sizin mevlanızdır. O ne güzel mevladır ve ne güzel yardımcıdır.
Eğer yüz çevirirlerse (korkmayın). Bilin ki Allah sizin mevlanızdır. Ne güzel mevladır, ne güzel yardımcıdır O!
Eğer yüz çevirirlerse; o takdirde bilin ki Allah, sizin Mevlanızdır. Ne güzel Mevla, ne güzel yardımcıdır O.
(31-40) Ayetlerimiz kendilerine okunduğunda dediler ki kesinlikle işittik yeter ki isteyelim bunun aynısını söyleriz, bu sadece ve sadece evvelkilerin satırlarıdır, bir vakitte Allah’ım dediler bu eğer senin yanından bir hak idiyse üzerimize gökten taş yağdır veya acıtıcı bir azap bize ver. Allah sen onların içindeyken onlara azap edecek değildir, Allah onlara, bağışlanma dilediklerinden dolayı azap da edici değildir, neden Allah onlara azap etmesin ki onlar mescidi haramdan men ediyorlar, onun dostu değiller, onun dostu sadece sakınanlardır ve lakin onların çoğu bilmiyorlar. Onların beytin yanındaki namazları sadece ıslık çalmaktır ve el çırpmaktır, kafirliğinizden dolayı tadın azabı. Muhakkak ki kafirler mallarını Allah yolundan men etmek için harcarlar , ilerde de onu yine harcayacaklar sonra üzerlerinde bir hasar oluşacak s onra da yenilen olacaklar / mağlup olacaklar , kafirler, cehennemde toplanacaklar. Allah pis ile hoşu ayırsın ve pisin bazısını bazısına katsın, topluca onları yığın haline getirsin ve de on ları cehennemlik yapsın. İşte onlar hasara uğrayanlardır. Kafirlere deki eğer ki vazgeçerlerse arkada bıraktıkları bağışlanır , y ine dönerler ise kesinlikle evvelki lerin sünnetleri devam edecektir. Onlarla, dinin hepsi Allah’ın olup , ayartma / fitne olmayıncaya kadar savaşın eğer vazgeçerlerse muhakkak ki Allah yaptıklarını görendir, eğer yüz çevirirlerse biliniz ki Allah, kesinlikle sizlerin dostudur ne güzel dosttur ne güzel yardımcıdır.
Eğer yüz çevirirlerse bilin ki, Allah sizin mevlanızdır. O ne güzel mevlâ, ne güzel yardımcıdır!
Eğer dönerlerse, bilin ki Allah sizin sahibinizdir. O, ne güzel sahip, ne güzel yardımcıdır!
Savaşa dönerlerse bilin ki Allah sizin en yakınınızdır. O sizin en yakınınızdır. O ne güzel yakın ve ne güzel yardımcıdır!
Size sırt çevirirlerse bilin ki Allah sizin en yakınınızdır; O ne iyi dost, ne iyi yardımcıdır.
Eğer yüz çevirirlerse, bilin ki, Allah sizin mevlanızdır. O ne güzel mevlâ, ne güzel yardımcıdır!
Eğer yüz çevirirlerse, bilin ki, Allah sizin mevlanızdır. O ne güzel mevla ne güzel yardımcıdır!
Eğer yüz çevirirlerse bilin ki, Allah sizin Mevla'nızdır. Ne güzel Mevla'dır O, ne güzel destekler; ne güzel Nasir'dir O, ne güzel yardım eder.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.