Diyanet İşleri
Allah'ın düşmanlarının, toplanıp yığın yığın cehenneme sevk edilecekleri günü hatırla!
Fussilet suresi · 19–25. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Fussilet suresi, 19. ayet. وَيَوْمَ يُحْشَرُ أَعْدَآءُ ٱللَّهِ إِلَى ٱلنَّارِ فَهُمْ يُوزَعُونَ
Allah'ın düşmanlarının, toplanıp yığın yığın cehenneme sevk edilecekleri günü hatırla!
O gün Allah'ın düşmanları, ateşe sürülmek üzere bir araya getirileceklerdir.
Ve Allah düşmanları, ateşe doğru sevk edilecekleri o gün baştan sona zapturapt altına alınırlar;
Bu nedenle, (bütün insanları,) Allah düşmanlarının ateşin başında toplanacakları ve sonra içine atılacakları Gün(e karşı uyar),
O süreç geldiğinde Allah düşmanları hep beraber toplanırlar ve Nar'a sevk olurlar.
Allah'ın düşmanlarının bir araya getirilip toplanacakları gün işte onlar, ateşe bölükler halinde dağıtılırlar.
Allah'ın düşmanları, ateşe sürülmek üzere toplandıkları gün, hepsi bir araya getirilirler.
Allah'ın düşmanları, ateşe sürülecekleri gün toplanarak bir araya getirilirler.
Allah'ın düşmanları, ateşe sürülmek üzere toplandıkları gün, hepsi bir araya getirilirler.
ALLAH düşmanlarının ateşe sürüklenerek toplatılacakları gün...
ALLAH düşmanlarının ateşe sürüklenerek toplatılacakları gün...
Allah düşmanlarının toplanıp ateşe sevkolunacakları gün ise artık onlar, baştan sona hep tutuklanırlar.
Allah düşmanlarının toplanıp ateşe sevkolunacakları gün ise onlar baştan ahire hep tevkıf olunurlar
O Gün, Allah'ın düşmanları bir araya getirilip topluca ateşe sürülecekler.
O gün, Allah'ın düşmanları bir araya getirilip topluca ateşe sürülecekler.
O gün, Allah'ın düşmanları bir araya getirilip topluca ateşe sürülecekler.
Tanrı'nın düşmanlarının bir araya getirilip toplanacakları gün, işte onlar ateşe bölükler halinde dağıtılırlar.
(Hatırlat) o gün (ü ki) Allahın düşmanları, işte onlar, toplu halde ateşe sürüleceklerdir.
Allah'ın düşmanları bir araya getirilip toplanacakları gün; onlar, dağıtılırlar.
(19-25) O gün Allah’ın düşmanları ateşte bir araya getirilmek üzere sevk olunurlar, ona (ateşe) getirildiklerinde kulakları gözleri ve ciltleri yaptıklarından dolayı aleyhlerine tanıklık ede rler, c iltlerine diyecekler ki niçin aleyhimize şahitlik ettiniz? Derler ki her şeyi konuşturan Allah, bizi de konuşturdu, ilk keresinde sizi yaratan O dur, gerisin geri O’na dönülür / rücu edilir. İşitmelerinizi görmelerinizi ciltlerinizi aleyhinize şahitlik eder diye korumuyordunuz , bilakis Allah’ın yaptıklarınızın çoğunu / ek serisini bilmediğini sanıyordunuz. Rabbiniz hakkında sandığınız bu düşünceler sizi daha kötüsüne sürükledi ve yıkılmış halde sabahladınız. Eğer sabredebilirseniz ateş sizin yerinizdir. (Ateşe sabredilir mi?) eğer hoş görülmelerini talep etseler bile hoş görülmezler. Onların etrafında yakın arkadaşlar nasip etmiştik onlara ellerindekileri ve artlarındakileri süslü / cafcaflı göstermişlerdi ve aleyhlerine olacak olan, kendilerinden önce gelip geçen insan ve cin toplumlara / ümmetlere olan söz, gerçekleşti, onlar kesinlikle hasara uğradılar.
Allah'ın düşmanlarının toplanıp ateşe götürüldükleri gün hepsi biraraya getirilirler.
Allah'ın düşmanları ateşe sürüldükleri gün toplanıp bir araya getirilirler.
O gün Allah'ın düşmanları Cehenneme toplanacaklar. Sonra onlar bölüklere ayrılacaklardır dipnot 1 .
Allah'ın düşmanları, Cehennem'e sevk edilmek üzere bir araya getirilecekleri gün bölüklere ayrılacaklardır.
Allah'ın düşmanları o gün Cehennem'e sürülürler. Hepsi bir aradadırlar.
O gün, Allah'ın düşmanları topluca ateşe sürülürler.
Gün olur, Allah'ın düşmanları, düzenli bir biçimde biraraya toplanıp ateşe sürülürler.
Fussilet suresi, 20. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا مَا جَآءُوهَا شَهِدَ عَلَيْهِمْ سَمْعُهُمْ وَأَبْصَٰرُهُمْ وَجُلُودُهُم بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
Nihayet cehenneme vardıklarında, kulakları, gözleri ve derileri, yapmış oldukları işler hakkında, kendileri aleyhine şahitlik ederler.
Sonunda oraya geldikleri zaman, işitme (duyu)ları, gözleri ve derileri işledikleri şeylerle ilgili olarak onların aleyhine şahitlik edecektir. dipnot 1
hatta ateşe vardıklarında, kulakları, gözleri ve derileri yapa geldikleri şeyler sebebiyle onlar aleyhine şahitlik eder.
ve onlar (ateşe) yaklaştıklarında, kulakları, gözleri ve derileri onlara karşı tanıklık yapacak ve onların (yeryüzünde) yaptıklarını anlatacaklar.
(Allah'ın düşmanları bilinçler) oraya geldiklerinde, onların sem'leri (işitme hassaları), basarları (görme hassaları) ve derileri (altındaki tüm bedenleri), tüm yaptıklarıyla onların aleyhine olarak şahitlik etti.
Sonunda oraya geldikleri zaman, işitme, görme (duyuları) ve derileri kendi aleyhlerine şahitlik edecektir.
Nihayet oraya geldikleri zaman kulakları, gözleri ve derileri, işledikleri şeye karşı onların aleyhine şahitlik edecektir.
Sonunda oraya geldiklerinde, kulakları, gözleri ve derileri, yaptıkları edimler için kendilerine karşı tanıklık edecektir.
Oraya geldiklerinde kulakları, gözleri ve derileri, yaptıkları amellere karşı onların aleyhine şahitlik ederler.
Nihayet oraya vardıklarında, onların işitme, görme organları ve derileri yaptıkları hakkında tanıklık eder.
Nihayet oraya vardıklarında, onların işitme, görme organları ve derileri yaptıkları hakkında tanıklık eder.
Hatta ona vardıklarında kulakları, gözleri ve derileri neler yaptıkları konusunda aleyhlerine şahitlik ederler.
Hatta ona vardıklarında aleyhlerine kulakları ve gözleri ve derileri şehadet eder: neler yapıyor idiyseler.
Nihayet oraya geldikleri zaman, yapmış oldukları şeylere; işitme, görme duyuları ve bedenleri kendi aleyhlerine tanıklık ederler.
Nihayet oraya geldikleri zaman, yapmış oldukları şeylere; işitme, görme duyuları ve bedenleri kendi aleyhlerine tanıklık ederler.
Nihayet oraya geldikleri zaman, yapmış oldukları şeylere; işitme, görme duyuları ve bedenleri kendi aleyhlerine tanıklık ederler.
Sonunda oraya geldikleri zaman, işitme, görme (duyuları) ve derileri kendi aleyhlerine şahitlik edecektir.
Nihayet oraya geldikleri zaman onlar ne yapıyor idiyseler, kulakları, gözleri, derileri kendilerinin aleyhinde şahidlik edecekdir.
Nihayet oraya varınca; kulakları, gözleri ve derileri yapar oldukları şeye aleyhlerinde şehadet ederler.
(19-25) O gün Allah’ın düşmanları ateşte bir araya getirilmek üzere sevk olunurlar, ona (ateşe) getirildiklerinde kulakları gözleri ve ciltleri yaptıklarından dolayı aleyhlerine tanıklık ede rler, c iltlerine diyecekler ki niçin aleyhimize şahitlik ettiniz? Derler ki her şeyi konuşturan Allah, bizi de konuşturdu, ilk keresinde sizi yaratan O dur, gerisin geri O’na dönülür / rücu edilir. İşitmelerinizi görmelerinizi ciltlerinizi aleyhinize şahitlik eder diye korumuyordunuz , bilakis Allah’ın yaptıklarınızın çoğunu / ek serisini bilmediğini sanıyordunuz. Rabbiniz hakkında sandığınız bu düşünceler sizi daha kötüsüne sürükledi ve yıkılmış halde sabahladınız. Eğer sabredebilirseniz ateş sizin yerinizdir. (Ateşe sabredilir mi?) eğer hoş görülmelerini talep etseler bile hoş görülmezler. Onların etrafında yakın arkadaşlar nasip etmiştik onlara ellerindekileri ve artlarındakileri süslü / cafcaflı göstermişlerdi ve aleyhlerine olacak olan, kendilerinden önce gelip geçen insan ve cin toplumlara / ümmetlere olan söz, gerçekleşti, onlar kesinlikle hasara uğradılar.
Nihayet onlar oraya geldiklerinde kulakları, gözleri, derileri işlediklerini bildirerek aleyhlerine şahitlik edecektir.
Nihayet oraya vardıklarında kulakları, gözleri ve derileri, yaptıkları işler hakkında aleyhlerine şahidlik ettiler.
Oraya geldiklerinde kulakları, gözleri ve derileri, yapıp ettikleri şeyler hakkında onların aleyhine şahitlik edecektir dipnot 1 .
Ateş için bir araya getirilince kulakları, gözleri ve derileri, yapıp ettikleriyle aleyhlerinde şahitlik edecektir.
Oraya vardıkları zaman, kulakları, gözleri ve derileri, onların yaptıklarına şahitlik edecektir.
Oraya vardıkları zaman, kulakları, gözleri ve derileri, onların yaptıklarına şahitlik edecektir.
Nihayet, oraya geldiklerinde kulakları, gözleri, derileri, yapıp-ettikleri hakkında onlar aleyhine tanıklık edecektir.
Fussilet suresi, 21. ayet. وَقَالُوا۟ لِجُلُودِهِمْ لِمَ شَهِدتُّمْ عَلَيْنَا قَالُوٓا۟ أَنطَقَنَا ٱللَّهُ ٱلَّذِىٓ أَنطَقَ كُلَّ شَىْءٍ وَهُوَ خَلَقَكُمْ أَوَّلَ مَرَّةٍ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
Onlar derilerine, "Niçin aleyhimize şahitlik ettiniz?" derler. Derileri de der ki; "Bizi her şeyi konuşturan Allah konuşturdu. İlk defa sizi O yaratmıştı ve yine yalnızca O'na döndürülüyorsunuz."
(Kişiler) derilerine "Niçin aleyhimize şahitlik ettiniz?" diyecek, onlar da "Her şeyi konuşturan Allah bizi de konuşturmuştur. İlk kez sizi de O yaratmıştır. Yalnızca O'na döndürüleceksiniz." diyeceklerdir. dipnot 1
Derilerine, "Niçin aleyhimize şahitlik ettiniz?" diye sorarlar. Onlar da, "Her şeye (kendi dilince) konuşma yeteneği veren Allah bize de verdi: sizi yoktan var eden O'dur, dönüşünüz de yine O'nadır.
Derilerine soracaklar: "Neden aleyhimize tanıklık yaptınız?" Onlar da: "Her şeye konuşma imkanı veren Allah, bize (de) vermiştir. Sizi yoktan var eden O'dur, (şimdi) yine O'na döndürülüyorsunuz.
Bedenlerine dediler ki: "Niçin aleyhimize şahitlik ettiniz?". . . Dediler ki: "Her şeyi konuşturan Allah bizleri konuşturdu. . . Sizi başlangıçta O yarattı. . . Şimdi de O'na rücu ettiriliyorsunuz. "
Kendi derilerine dediler ki: "Niye aleyhimizde şahitlik ettiniz?" Dediler ki: "Her şeye nutku verip konuşturan Allah, bizi konuşturdu. Sizi ilk defa O yarattı ve O'na döndürülüyorsunuz."
Derilerine: Niçin aleyhimize şahitlik ettiniz? derler. Onlar da: Her şeyi konuşturan Allah, bizi de konuşturdu. İlk defa sizi o yaratmıştır. Yine O'na döndürülüyorsunuz, derler.
Derilerine; "Neden bize karşı tanıklık ettiniz?" derler. Şöyle diyecekler: "Her şeyi konuşturan Allah, bizi de konuşturdu. Sizi, ilk kez O yaratmıştı ve O'na döndürülüyorsunuz!"
Onlar derilerine, "Niçin aleyhimize tanıklık ediyorsunuz?" diyecekler. Derileri de, "Her şeyi konuşturan Allah bizi de konuşturdu. Sizi ilk defa yaratan O'dur ve yalnız O'na döndürüleceksiniz" diyecekler.
Derilerine, "Niçin bize karşı tanıklık ettiniz?" diye sorarlar. Onlar da, "Her şeyi konuşturan ALLAH bizi konuşturdu. Sizi ilk yaratan O'dur ve işte O'na döndürülüyorsunuz" derler.
Derilerine, 'Niçin bize karşı tanıklık ettiniz?' diye sorarlar. Onlar da, 'Her şeyi konuşturan ALLAH bizi konuşturdu. Sizi ilk yaratan O'dur ve işte O'na döndürülüyorsunuz,' derler
Derilerine: "Niçin aleyhimizde şahitlik ettiniz?" derler. "Bizi herşeyi söyleten Allah söyletti. Sizi de ilk defa O yarattı, yine O'na götürülüyorsunuz." derler.
Derilerine niçin aleyhimizde şahidlik ettiniz? derler, bizi, derler: her şey'i söyleten Allah söyletti, sizi de ilk def'a o yarattı yine ona götürülüyorsunuz
Bedenlerine, "Niçin aleyhimize tanıklık ettiniz?" dediler. Bedenleri de: "Bizi, her şeyi konuşturan Allah konuşturdu. Sizi ilk defa O yarattı ve O'na döndürülüyorsunuz."
Bedenlerine, "Niçin aleyhimize tanıklık ettiniz?" dediler. Bedenleri de: "Bizi, her şeyi konuşturan Allah konuşturdu. Sizi ilk defa O yarattı ve O'na döndürülüyorsunuz."
Bedenlerine, "Niçin aleyhimize tanıklık ettiniz? dediler. Bedenleri de: "Bizi, her şeyi konuşturan Allah konuşturdu. Sizi ilk defa O yarattı ve O'na döndürülüyorsunuz."
Kendi derilerine dediler ki: "Niye aleyhimizde şahitlik ettiniz?" Dediler ki: "Her şeye nutku verip konuşturan Tanrı, bizi konuşturdu. Sizi ilk defa O yarattı ve O'na döndürülüyorsunuz."
Derilerine (şöyle) dediler (derler): "Bizim aleyhimize neye şahidlik etdiniz"? Onlar da "Bizi, dediler (derler), her şey'i söyleten Allah söyletdi. Sizi ilk defa O yaratmışdır. Yine ancak Ona döndürü (lüb götürü) lüyorsunuz".
Derilerine derler ki: Niçin aleyhimize şahidlik ettiniz? Onlar da: Bizi, her şeyi konuşturan Allah konuşturdu. Sizi önceden yaratan O'dur ve O'na döndürülürsünüz, derler.
(19-25) O gün Allah’ın düşmanları ateşte bir araya getirilmek üzere sevk olunurlar, ona (ateşe) getirildiklerinde kulakları gözleri ve ciltleri yaptıklarından dolayı aleyhlerine tanıklık ede rler, c iltlerine diyecekler ki niçin aleyhimize şahitlik ettiniz? Derler ki her şeyi konuşturan Allah, bizi de konuşturdu, ilk keresinde sizi yaratan O dur, gerisin geri O’na dönülür / rücu edilir. İşitmelerinizi görmelerinizi ciltlerinizi aleyhinize şahitlik eder diye korumuyordunuz , bilakis Allah’ın yaptıklarınızın çoğunu / ek serisini bilmediğini sanıyordunuz. Rabbiniz hakkında sandığınız bu düşünceler sizi daha kötüsüne sürükledi ve yıkılmış halde sabahladınız. Eğer sabredebilirseniz ateş sizin yerinizdir. (Ateşe sabredilir mi?) eğer hoş görülmelerini talep etseler bile hoş görülmezler. Onların etrafında yakın arkadaşlar nasip etmiştik onlara ellerindekileri ve artlarındakileri süslü / cafcaflı göstermişlerdi ve aleyhlerine olacak olan, kendilerinden önce gelip geçen insan ve cin toplumlara / ümmetlere olan söz, gerçekleşti, onlar kesinlikle hasara uğradılar.
Derilerine: “Niçin aleyhimize şahitlik ettiniz” diyecekler. Onlar da: Her şeyi konuşturan Allah bizi de konuşturdu, diyecekler. Sizi ilk defa yaratan Odur. İşte yalnız Ona döndürülüyorsunuz.
Derilerine: "Niçin aleyhimize şahidlik ettiniz?" dediler. (Derileri): "Her şeyi konuşturan Allah bizi konuşturdu. İlk defa sizi O yaratmıştı, işte O'na döndürülüyorsunuz." dediler.
Derilerine: "Niye aleyhimize şahitlik ettiniz?" diye soracaklar. Onlar da: "Her şeyi konuşturan Allah, bizi de konuşturdu. İlkin sizi o yarattı, şimdi de onun huzuruna çıkarılıyorsunuz dipnot 1 ." diye cevap vereceklerdir.
Derilerine: "Niye aleyhimizde şahitlik ettiniz?" diye soracaklar, onlar da "Her şeyi konuşturan Allah, bizi de konuşturdu. Sizi ilkin yaratan O'dur; O'nun huzuruna çıkarılıyorsunuz" diye cevap verecekler.
Derilerine şöyle diyecekler: Niye aleyhimize şahitlik ettiniz? Her şeyi konuşturan Allah, bizi de konuşturdu. Sizi ilk defa yaratmıştı ve yine O'na döndürülüyorsunuz.
Derilerine şöyle diyecekler: -Niye aleyhimize şahitlik ettiniz? -Her şeyi konuşturan Allah, bizi de konuşturdu. Sizi ilk defa yaratmıştı ve yine Ona döndürülüyorsunuz.
Derilerine: "Aleyhimizde neden tanıklık ettiniz?" derler. Derileri derler ki: "O herşeyi konuşturan Allah konuşturdu bizi. Hani, sizi ilk seferinde de O yaratmıştı ya! Ve siz O'na döndürüleceksiniz."
Fussilet suresi, 22. ayet. وَمَا كُنتُمْ تَسْتَتِرُونَ أَن يَشْهَدَ عَلَيْكُمْ سَمْعُكُمْ وَلَآ أَبْصَٰرُكُمْ وَلَا جُلُودُكُمْ وَلَٰكِن ظَنَنتُمْ أَنَّ ٱللَّهَ لَا يَعْلَمُ كَثِيرًا مِّمَّا تَعْمَلُونَ
"Siz (günahları işlerken) kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Lakin, yaptıklarınızın çoğunu Allah'ın bilmediğini sanıyordunuz."
Siz işitme (duyu)nuzun, gözlerinizin ve derilerinizin aleyhinize şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Ancak yaptıklarınızdan çoğunu Allah'ın bilmeyeceğini sanıyordunuz.
Bir zamanlar siz kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin size karşı şahitlik yapmasından sakınmazdınız; üstelik Allah'ın yaptıklarınız hakkında fazla bir şey bilmediği zannına kapılırdınız.
Ve kulaklarınız, gözleriniz yahut deriniz size karşı tanıklık yapmasın diye (günahlarınızı) gizlemeye çalışanlardan olmadınız, üstelik, Allah'ın yaptıklarınız hakkında fazla bir şey bilmediğini sandınız.
Sem'inizin (işitme azanızın), basarlarınızın (görme azalarınızın) ve bedenlerinizin aleyhinize şahitlik yapmasını ummadığınızdan (keyfinize göre yaşadınız). . . Yaptıklarınızın birçoğunu Allah'ın bilmediğini zannediyordunuz!
"Siz, işitme, görme (duyularınız) ve derileriniz aleyhinize şahitlik eder diye sakınmıyordunuz. Aksine, yaptıklarınızın birçoğunu Allah'ın bilmeyeceğini sanıyordunuz."
Siz ne kulaklarınızın, ne gözlerinizin, ne de derilerinizin aleyhinize şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz, yaptıklarınızdan çoğunu Allah'ın bilmeyeceğini sanıyordunuz.
"Kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin kendinize karşı tanıklık edecek olmasından çekinmediniz. Üstelik yaptıklarınızın çoğunu Allah'ın bilmediğini sandınız!"
Siz ne kulaklarınızın, ne gözlerinizin, ne de derilerinizin aleyhinize şahitlik etmesinden sakınıyordunuz. Yaptıklarınızdan çoğunu Allah'ın bilemeyeceğini sanıyordunuz.
Ne işitme ve görme organlarınızın, ne de derilerinizin aleyhinizdeki tanıklığını gizlemeye gücünüz yetmez. Buna rağmen siz yaptıklarınızın çoğunu ALLAH'ın bilemeyeceğini sanıyordunuz.
Ne işitme ve görme organlarınızın, ne de derilerinizin aleyhinizdeki tanıklığını gizlemeye gücünüz yetmez. Buna rağmen siz yaptıklarınızın çoğunu ALLAH'ın bilemiyeceğini sanıyordunuz.
İlkin kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin aleyhinize şahitlik edeceğinden sakınmazdınız, fakat Allah 'ın yaptıklarınızdan birçoğunu bilmeyeceğini zannetmiştiniz.
Evvel kulaklarınız ve gözleriniz ve derileriniz aleyhinize şahadet eder diye sakınmaz idiniz ve lakin zannetmiş idiniz ki Allah yaptıklarınızdan bir çoğunu bilmez
"İşitme ve görme duyunuz ve bedeniniz aleyhinize tanıklık eder diye sakınmıyordunuz. Yapmakta olduğunuz birçok şeyi Allah'ın bilmediğini zannediyordunuz."
"İşitme ve görme duyunuz ve bedeniniz aleyhinize tanıklık eder diye sakınmıyordunuz. Yapmakta olduğunuz birçok şeyi Allah'ın bilmediğini zannediyordunuz."
İşitme ve görme duyunuz ve bedeniniz aleyhinize tanıklık eder diye sakınmıyordunuz. Yapmakta olduğunuz birçok şeyi Allah'ın bilmediğini zannediyordunuz.
"Siz, işitme, görme (duyularınız) ve derileriniz aleyhinize şahitlik eder diye sakınmıyordunuz. Aksine, yaptıklarınızın birçoğunu Tanrı'nın bilmeyeceğini sanıyordunuz."
"Siz, ne kulaklarınız, ne gözleriniz, ne de derileriniz kendi aleyhinize şahidlik eder diye (düşünüb) sakınmadınız. Bil'akis Allah yapmakda olduklarınızın bir çoğunu bilmez sandınız".
Gözleriniz, kulaklarınız ve derileriniz aleyhinize şahidlik eder diye sakınmadınız. Aksine yapmakta olduklarınızın bir çoğunu Allah'ın bilmediğini sanıyordunuz.
(19-25) O gün Allah’ın düşmanları ateşte bir araya getirilmek üzere sevk olunurlar, ona (ateşe) getirildiklerinde kulakları gözleri ve ciltleri yaptıklarından dolayı aleyhlerine tanıklık ede rler, c iltlerine diyecekler ki niçin aleyhimize şahitlik ettiniz? Derler ki her şeyi konuşturan Allah, bizi de konuşturdu, ilk keresinde sizi yaratan O dur, gerisin geri O’na dönülür / rücu edilir. İşitmelerinizi görmelerinizi ciltlerinizi aleyhinize şahitlik eder diye korumuyordunuz , bilakis Allah’ın yaptıklarınızın çoğunu / ek serisini bilmediğini sanıyordunuz. Rabbiniz hakkında sandığınız bu düşünceler sizi daha kötüsüne sürükledi ve yıkılmış halde sabahladınız. Eğer sabredebilirseniz ateş sizin yerinizdir. (Ateşe sabredilir mi?) eğer hoş görülmelerini talep etseler bile hoş görülmezler. Onların etrafında yakın arkadaşlar nasip etmiştik onlara ellerindekileri ve artlarındakileri süslü / cafcaflı göstermişlerdi ve aleyhlerine olacak olan, kendilerinden önce gelip geçen insan ve cin toplumlara / ümmetlere olan söz, gerçekleşti, onlar kesinlikle hasara uğradılar.
“Siz (günahları işlerken) kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin aleyhinize şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Lâkin, yaptıklarınızın çoğunu Allah’ın bilmediğini sanıyordunuz.''
"Siz (günah işlerken) kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şahidlik etmesinden gizlenmiyordunuz, yaptıklarınızın çoğunu Allah'ın bilmeyeceğini sanıyordunuz."
Kulaklarınız, gözleriniz ve derileriniz aleyhinize şahitlik eder diye bir çekinceniz yoktu. Ayrıca Allah'ın, yaptıklarınızın bir çoğunu bilmeyeceğini zannetmiştiniz dipnot 1 .
Kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin aleyhinizde şahitlik etmesine karşı önlem almıyordunuz. Sanıyordunuz ki Allah, yaptıklarınızın bir çoğunu bilmez.
Siz, kulaklarınızın, gözlerinizin, derilerinizin kendi aleyhinizde şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Oysa Allah’ın, sizin yaptıklarınızın çoğunu bilmediğini sanıyordunuz.
-Siz, kulaklarınızın, gözlerinizin, derilerinizin kendi aleyhinizde şahitlik etmesini beklemiyordunuz. Oysa Allah'ın, sizin yaptığınız şeylerin çoğunu bilmediğini zannediyordunuz.
Siz, işitme gücünüzün, gözlerinizin, derilerinizin aleyhinize yapacağı tanıklıktan gizlenmiyordunuz. Tam aksine siz, yaptıklarınızdan birçoğunu Allah'ın bilmeyeceğini sanıyordunuz.
Fussilet suresi, 23. ayet. وَذَٰلِكُمْ ظَنُّكُمُ ٱلَّذِى ظَنَنتُم بِرَبِّكُمْ أَرْدَىٰكُمْ فَأَصْبَحْتُم مِّنَ ٱلْخَٰسِرِينَ
"İşte bu sizin, Rabbiniz hakkında beslediğiniz zannınızdır. O, sizi mahvetti de ziyana uğrayanlardan oldunuz."
Rabbiniz hakkında beslediğiniz işte bu zan var ya, sizi o mahvetti ve kaybedenlerden oldunuz.
Bakın işte, Rabbiniz hakkındaki bu zannınız sizi helaka sürükledi de, böylece hüsrana uğrayanlardan olup çıktınız.
Ve Rabbiniz hakkında taşıdığınız bu düşünce sizi helake uğrattı, böylece kendinizi hüsrana uğrayanlar arasında buldunuz!"
İşte Rabbiniz hakkında beslediğiniz bu yanlış zan sizi uçuruma mahvetti de hüsrana uğrayanlardan oldunuz.
"İşte bu sizin zannınız; Rabbiniz hakkında beslediğiniz zannınız, sizi bir yıkıma uğrattı, böylelikle hüsrana uğrayan kimseler olarak sabahladınız."
Rabbiniz hakkında beslediğiniz zan var ya, işte sizi o mahvetti ve ziyana uğrayanlardan oldunuz.
"Oysa işte bu sanınız; Efendiniz hakkındaki bu sanınız, sizi yıkıma uğrattı; böylece yitime uğradınız!"
İşte sizi, Rabbiniz hakkındaki bu yanlış düşünceniz helak etti de, bugün artık kaybedenlerden oldunuz.
Efendiniz hakkında bu düşünceniz sizi kaydırdı ve kaybedenlerden oldunuz.
Rabbiniz hakkında bu düşünceniz sizi kaydırdı ve kaybedenlerden oldunuz.
İşte Rabbinize beslediğiniz o zannınız, sizi helaka sürükledi de hüsrana düşenlerden oldunuz.
İşte rabbınıza beslediğiniz o zannınız sizi helake sürükledi de husrana düşenlerden oldunuz
"İşte Rabb'iniz hakkındaki bu zannınız, sizi helake sürükledi. Böylece hüsrana uğrayanlardan oldunuz."
"İşte Rabb'iniz hakkındaki bu zannınız, sizi helake sürükledi. Böylece hüsrana uğrayanlardan oldunuz."
İşte Rabb'iniz hakkındaki bu zannınız, sizi helake sürükledi. Böylece hüsrana uğrayanlardan oldunuz.
"İşte bu sizin zannınız, rabbiniz hakkında beslediğiniz zannınız, sizi bir yıkıma uğrattı, böylelikle hüsrana uğrayan kimseler olarak sabahladınız."
"Rabbinize karşı beslediğiniz şu zannınız (yok mu?) işte sizi o helak etdi. Bu yüzden hüsrana düşenlerden oldunuz".
İşte Rabbınızı böyle sanmanız sizi mahvetti de hüsrana uğrayanlardan oldunuz.
(19-25) O gün Allah’ın düşmanları ateşte bir araya getirilmek üzere sevk olunurlar, ona (ateşe) getirildiklerinde kulakları gözleri ve ciltleri yaptıklarından dolayı aleyhlerine tanıklık ede rler, c iltlerine diyecekler ki niçin aleyhimize şahitlik ettiniz? Derler ki her şeyi konuşturan Allah, bizi de konuşturdu, ilk keresinde sizi yaratan O dur, gerisin geri O’na dönülür / rücu edilir. İşitmelerinizi görmelerinizi ciltlerinizi aleyhinize şahitlik eder diye korumuyordunuz , bilakis Allah’ın yaptıklarınızın çoğunu / ek serisini bilmediğini sanıyordunuz. Rabbiniz hakkında sandığınız bu düşünceler sizi daha kötüsüne sürükledi ve yıkılmış halde sabahladınız. Eğer sabredebilirseniz ateş sizin yerinizdir. (Ateşe sabredilir mi?) eğer hoş görülmelerini talep etseler bile hoş görülmezler. Onların etrafında yakın arkadaşlar nasip etmiştik onlara ellerindekileri ve artlarındakileri süslü / cafcaflı göstermişlerdi ve aleyhlerine olacak olan, kendilerinden önce gelip geçen insan ve cin toplumlara / ümmetlere olan söz, gerçekleşti, onlar kesinlikle hasara uğradılar.
İşte Rabbiniz hakkındaki bu zannınız sizi helâk etti de, hüsrana uğrayanlardan oldunuz.
"İşte Rabbinize karşı beslediğiniz bu zannınız, sizi helak etti, ziyana uğrayanlardan oldunuz!"
İşte Rabbiniz hakkında kapıldığınız bu zannınız sizi kötü duruma soktu da kaybedenlerden oldunuz dipnot 1 .
"İşte bu, Rabbinizle (Sahibinizle) ilgili varsayımınızdır. Sizi kötü duruma bu varsayımınız soktu da kaybedenlere karıştınız."
İşte Rabbiniz hakkındaki bu zannınız sizi helak etti de hüsrana uğrayanlardan oldunuz.
İşte Rabb'iniz hakkındaki bu zannınız sizi helak etti de hüsrana uğrayanlardan oldunuz.
İşte, Rabbiniz hakkında beslediğiniz bu zannınız sizi mahvetti de hüsrana uğrayanlardan oldunuz.
Fussilet suresi, 24. ayet. فَإِن يَصْبِرُوا۟ فَٱلنَّارُ مَثْوًى لَّهُمْ وَإِن يَسْتَعْتِبُوا۟ فَمَا هُم مِّنَ ٱلْمُعْتَبِينَ
Şimdi eğer dayanabilirlerse, artık cehennem onların yeridir! Eğer Allah'ın rızasını kazandıracak amelleri işlemeye izin isteseler, onlara izin verilmez.
Dayanabilirlerse onların yeri ateştir. (Mahşerde Allah'ı) hoşnut etmek isterlerse istekleri asla kabul edilmeyecektir. dipnot 1
Eğer dayanabilirlerse, bu durumda ateş onlar için bir çeşit mesken olacaktır; geri dönüp af için başvurmak isteyecekler, asla başvuruları kabul edilmeyecektir.
(Başlarına gelene) sabırla katlansalar (bile,) onların mekanı, yine ateş olacak ve kendilerini düzeltmelerine izin verilmesi için yalvarsalar da buna izin verilmeyecek;
Sabırla katlansalar bile (bir gün geçer diye), Nar onların yaşam ortamıdır! Eğer (mazeret ile Rablerini) razı etmek isteseler, onlar mazeretleri kabul edilip razı olunanlardan olmazlar!
Şimdi eğer sabredebilirlerse, artık onlar için konaklama yeri ateştir. Ve eğer onlar hoşnut olma (dünya)ya dönmek isterlerse, artık hoşnut olacaklardan değildirler.
Şimdi eğer dayanabilirlerse, onların yeri ateştir. Ve eğer (tekrar dünyaya dönüp Allah'ı) hoşnut etmek isterlerse, memnun edilecek değillerdir.
Şimdi, dayanabilirlerse, kalacakları yer ateştir. Hoşnutluk kazanmak isterlerse, artık hoşnutluk kazanamazlar.
Eğer dayanabilirlerse yerleri ateştir. Eğer Allah'ı hoşnut etmek isterlerse, memnun edilecek değillerdir.
Dayanırlarsa yerleri ateştir. Yok, hoş görülmek isterlerse özürleri kabul edilmeyecektir.
Dayanırlarsa yerleri ateştir. Yok, hoş görülmek isterlerse özürleri kabul edilmeyecektir.
Artık sabredebilirlerse ateş kendilerine bir ikametgahtır. Yok eğer hoşnutluğa dönmek isterlerse, hoşnut edileceklerden değildirler.
Artık sabredebilirlerse ateş kendilerine bir ikametgahtır, yok eğer hoşnudluğa dönmek isterlerse hoşnud edileceklerden değildirler
Artık dayanabilirlerse, dipnot 1 onlar için konaklama yeri ateştir. Eğer özür beyan edip dipnot 2 af isteseler de onlar affedilecek olanlardan değillerdir.
Artık dayanabilirlerse dipnot 1 , onlar için konaklama yeri ateştir. Eğer özür beyan edip dipnot 2 af isteseler de onlar affedilecek olanlardan değillerdir.
Artık dayanabilirlerse dipnot 1 , onlar için konaklama yeri ateştir. Eğer özür beyan edip dipnot 2 af isteseler de onlar affedilecek olanlardan değillerdir.
Şimdi eğer sabredebilirlerse, artık onlar için konaklama yeri ateştir. Ve eğer onlar hoşnut olma (dünya)ya dönmek isterlerse, artık hoşnut olacaklardan değildirler.
Şimdi eğer (azaba) dayanabilirlerse işte onların yurdu: Ateş! (Yok), eğer (hoşnud oldukları dünyaye) tekrar dönmek isterlerse bu suretle de onlar hoşnud edilecek değildirler.
Şimdi eğer sabredebilirlerse; işte onların durağı ateştir. Eğer dönmek isterlerse; artık onlar hoşnud edilecek değildirler.
(19-25) O gün Allah’ın düşmanları ateşte bir araya getirilmek üzere sevk olunurlar, ona (ateşe) getirildiklerinde kulakları gözleri ve ciltleri yaptıklarından dolayı aleyhlerine tanıklık ede rler, c iltlerine diyecekler ki niçin aleyhimize şahitlik ettiniz? Derler ki her şeyi konuşturan Allah, bizi de konuşturdu, ilk keresinde sizi yaratan O dur, gerisin geri O’na dönülür / rücu edilir. İşitmelerinizi görmelerinizi ciltlerinizi aleyhinize şahitlik eder diye korumuyordunuz , bilakis Allah’ın yaptıklarınızın çoğunu / ek serisini bilmediğini sanıyordunuz. Rabbiniz hakkında sandığınız bu düşünceler sizi daha kötüsüne sürükledi ve yıkılmış halde sabahladınız. Eğer sabredebilirseniz ateş sizin yerinizdir. (Ateşe sabredilir mi?) eğer hoş görülmelerini talep etseler bile hoş görülmezler. Onların etrafında yakın arkadaşlar nasip etmiştik onlara ellerindekileri ve artlarındakileri süslü / cafcaflı göstermişlerdi ve aleyhlerine olacak olan, kendilerinden önce gelip geçen insan ve cin toplumlara / ümmetlere olan söz, gerçekleşti, onlar kesinlikle hasara uğradılar.
Şimdi eğer dayanabilirlerse, artık Cehennem onların yeridir. Eğer Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işlemeye izin isteseler, onlara izin verilmez.
Şimdi eğer dayanabilirlerse, ateştir onların yeri. Ve eğer özür dileyip Rablerini razı etmek isterlerse özürleri kabul edilmeyecektir (çünkü özür dileme vakti geçmiştir artık).
O ateş /Cehennem onların kalacakları yer olacaktır, tabii dayanabilirlerse! Özür dileseler de özürleri dikkate alınacak olanlardan değillerdir dipnot 1 .
Ateş onların durağı olacaktır, eğer dayanabilirlerse! Kurtulmak isteselerse de istekleri dikkate alınmaz.
Şimdi eğer dayanabilirlerse, ateş onların kalacak yeridir. Eğer (mazeret sunup, tekrardan dünyaya gönderilip, azabın kaldırılmasına izin isterlerse) bu onlardan kabul olunmayacak/(Rablerini) râzı edenlerden olamayacaklar.
Şimdi eğer dayanabilirlerse, ateş onların maskesidir. Eğer kendilerinden razı olunmasını beklerlerse, kesinlikle onlardan razı olunmayacaktır.
Şimdi eğer dayanabilirlerse, barınakları ateştir. Yok eğer özür dileyip hoşnutluk sağlamak istiyorlarsa, özürleri kabul edilmeyecektir.
Fussilet suresi, 25. ayet. وَقَيَّضْنَا لَهُمْ قُرَنَآءَ فَزَيَّنُوا۟ لَهُم مَّا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَحَقَّ عَلَيْهِمُ ٱلْقَوْلُ فِىٓ أُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِم مِّنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ خَٰسِرِينَ
Biz onların başına birtakım arkadaşlar sardık da bu arkadaşlar onlara geçmişlerini ve geleceklerini süslü gösterdiler. Böylece kendilerinden önce gelip geçmiş olan cin ve insan toplulukları ile ilgili o söz (azap), onlar için de gerçekleşti. Çünkü onlar ziyana uğrayanlardı.
Biz onlara birtakım arkadaşlar sardırmıştık dipnot 1 da onlar, önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bunlara süslü göstermişlerdi. Kendilerinden önce geçen cinler ve insanlardan oluşan ümmetler hakkında (uygulanacak azap) sözü onlar için de gerçekleşmiştir. Şüphesiz ki onlar kaybedenlerdi.
Zira onların başına güdümüne girecekleri yoldaşlar musallat ettik; bunlar, önlerinde olanı da arkalarında kalanı da kendilerine süslü gösterdiler; işte böylece, kendilerinden önce gelip geçmiş olan görünür görünmez varlıklardan nice topluluklar hakkındaki vaad onlar için de gerçekleşmiş oldu: şüphe yok ki onlar, daima kaybeden taraf oldular.
ve (Bize karşı isyankar olduklarından,) onlara (şeytani dürtülerini) öteki kişilikleri (olarak) musallat ettik; ve bunlar, önlerine serilmiş olan ile, bilgi alanlarının dışında kalanı kendilerine güzel gösterdi. Ve böylece, kendilerinden önce gelip geçmiş olan diğer (günahkar) insan ve görünmeyen varlık toplulukları için geçerli olan (ceza) vaadi onlar için de geçerli olacak. Kuşkusuz onlar(ın hepsi) hüsrana uğrayacaktır!
Onlar için karinler (şeytani fikirliler {cin veya ins}) hazırladık ki; (bu yakın arkadaşlar) yapmakta olduklarını ve yapmayı hayal ettikleri arzularını onlara süslü gösterdiler! Cin ve insten, onlardan önce gelip - geçmiş ümmetler hakkındaki hükmü, bunlar aleyhine de hak oldu. . . Muhakkak ki onlar hüsrana uğrayanlardı!
Biz onlara birtakım yakın kimseleri 'kabuk gibi üzerlerine kaplattık', onlar da, önlerinde ve arkalarında olanları kendilerine süslü gösterdiler. Cinlerden ve insanlardan kendilerinden önce gelip geçmiş ümmetlerde (yürürlükte tutulan azab) sözü onların üzerine hak oldu. Çünkü onlar, hüsrana uğrayan kimselerdi.
Biz onlara birtakım arkadaşlar musallat ettik de onlar önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bunlara süslü gösterdiler. Kendilerinden önce gelip geçmiş olan cinler ve insanlar için (uygulanan) azap onlara da gerekli olmuştur. Kuşkusuz onlar hüsrana düşenlerdi.
Onların başına arkadaşlar sardık; yaptıklarını ve yapacaklarını çekici gösterdiler. Kendilerinden önce gelip geçmiş cin ve insan toplulukları için gerçekleşen söz, onlar için de geçerli oldu. Aslında, yitime uğrayanlar onlardır. dipnot 409
Onlara birtakım arkadaşlar hazırlarız da onlar, bunların yaptıkları ve yapacakları bütün işleri kendilerine güzel gösterirler. Kendilerinden önce gelip geçmiş olan cinler ve insanlar için uygulanan ceza, onlara da gerekli olmuştur. Şüphesiz bunlar tamamen kaybeden bir topluluktur.
Geçmişlerini ve geleceklerini onlara güzel gösteren birtakım arkadaşları onlara atadık. Kendilerinden önce gelip geçmiş cin ve insan toplumları için gerçekleşen o söz kendileri için de geçerli oldu. Onlar kaybetmişlerdi.
Geçmişlerini ve geleceklerini onlara güzel gösteren birtakım arkadaşları onlara atadık. Kendilerinden önce gelip geçmiş cin ve insan toplumları için gerçekleşen o söz kendileri için de geçerli oldu. Onlar kaybetmişlerdi.
Hem onlara bir takım yanaşıklar sardırmışızdır da (tebelleş ettirmişizdir de) onlar, kendilerine önlerindekini ve arkalarındakini süsleyivermişlerdir. Cinlerden ve insanlardan kendilerinden önce geçen ümmetler içinde onların aleyhine de (azap) söz(ü) hak olmuştur; çünkü hep kendilerine yazık etmişlerdir.
Hem onlara bir takım yanaşıklar saldırmışızdır da onlar, onlara önlerindekini ve arkalarındakini ziynetleyivermişlerdir. Cin ve İnsten önlerinden geçen ümmetler içinde onların aleyhine de söz hakk olmuştur, çünkü hep kendilerine yazık etmişlerdir
Biz, onlara birtakım yandaşlar musallat ettik. Yaptıklarını ve yapacaklarını onlara süslü gösterdiler. Cinn ve insten dipnot 1 , kendilerinden önce gelip geçmiş topluluklarda yürürlükte olan "söz dipnot 2 " üzerlerine gerçekleşti. Onlar hüsrana uğrayan kimselerdir.
Biz, onlara birtakım yandaşlar musallat ettik. Yaptıklarını ve yapacaklarını onlara süslü gösterdiler. Cinn ve insten dipnot 1 , kendilerinden önce gelip geçmiş topluluklarda yürürlükte olan "söz" dipnot 2 üzerlerine gerçekleşti. Onlar hüsrana uğrayan kimselerdir.
Biz, onlara bir takım yandaşlar musallat ettik. Yaptıklarını ve yapacaklarını onlara süslü gösterdiler. Cinn ve insten dipnot 1 , kendilerinden önce gelip geçmiş topluluklarda yürürlükte olan "söz" dipnot 2 üzerlerine gerçekleşti. Onlar hüsrana uğrayan kimselerdir.
Biz onlara birtakım yakın kimseleri 'kabuk gibi üzerlerine kaplattık', onlar da, önlerinde ve arkalarında olanları kendilerine süslü gösterdiler. Cinlerden ve insanlardan kendilerinden önce gelip geçmiş ümmetlerde [yürürlükte tutulan azab] sözü onların üzerine hak oldu. Çünkü onlar hüsrana uğrayan kimselerdi.
Biz onlara bir takım yanaşmaları sebeb yapdık da önlerinde ne var, ardlarında ne varsa onlar bunları süslü gösterdiler. Cinden, insandan kendilerinden evvel geçmiş (ve helak olmuş) ümmetler içinde (işte) bunlara karşı da o söz hak olmuşdur. Çünkü onlar (ın hepsi) hüsrana düşenlerdi.
Biz; onlara bir takım yoldaşlar kattık da önlerindekini ve arkalarındakini onlara süslü gösterdiler. Gerek cinnlerden, gerekse insanlardan kendilerinden önce geçmiş ümmetler içinde aleyhlerinde söz hak olmuştur. Doğrusu onlar, hüsrana uğrayanlardı.
(19-25) O gün Allah’ın düşmanları ateşte bir araya getirilmek üzere sevk olunurlar, ona (ateşe) getirildiklerinde kulakları gözleri ve ciltleri yaptıklarından dolayı aleyhlerine tanıklık ede rler, c iltlerine diyecekler ki niçin aleyhimize şahitlik ettiniz? Derler ki her şeyi konuşturan Allah, bizi de konuşturdu, ilk keresinde sizi yaratan O dur, gerisin geri O’na dönülür / rücu edilir. İşitmelerinizi görmelerinizi ciltlerinizi aleyhinize şahitlik eder diye korumuyordunuz , bilakis Allah’ın yaptıklarınızın çoğunu / ek serisini bilmediğini sanıyordunuz. Rabbiniz hakkında sandığınız bu düşünceler sizi daha kötüsüne sürükledi ve yıkılmış halde sabahladınız. Eğer sabredebilirseniz ateş sizin yerinizdir. (Ateşe sabredilir mi?) eğer hoş görülmelerini talep etseler bile hoş görülmezler. Onların etrafında yakın arkadaşlar nasip etmiştik onlara ellerindekileri ve artlarındakileri süslü / cafcaflı göstermişlerdi ve aleyhlerine olacak olan, kendilerinden önce gelip geçen insan ve cin toplumlara / ümmetlere olan söz, gerçekleşti, onlar kesinlikle hasara uğradılar.
Biz onlara yakın arkadaşlar kıldık. Onlar da önlerinde ve arkalarında olanı kendilerine süslediler. Onlardan önce gelen cinlerden ve insanlardan ümmetler arasında onlar üzerine söz hak olmuştur. Şüphesiz onlar zarar edenlerdi.
Biz onlara birtakım (kötü) arkadaşlar sardırdık. Onların önlerinde ve arkalarında bulunan herşeyi onlara süslü gösterdiler (yaptıkları işlerin güzel olduğunu söylediler). Kendilerinden önce gelip geçmiş olan cin ve insan topluluklarına (uygulanan) söz, kendilerine de gerekli oldu (bunlar da azabı hak ettiler), çünkü hep ziyanda idiler.
(Allah'ın ayetlerine körlük etmelerinden dolayı dipnot 1 ) Onları, yanlarından ayrılmayan birtakım kimselerle çevrelemiştik de bu kimseler onlara yapmakta oldukları ve daha önce yaptıkları şeyleri süslü göstermişlerdi dipnot 2 . Kendilerinden önce gelip geçmiş cin ve insan toplumları hakkında gerçekleşmiş olan o söz /cezalandırma sözü, onlar için de gerçekleşti. Onlar hüsrana uğrayanlardır dipnot 3 .
Başlarına bir takım dostlar sardık; yaptıklarını ve geriye bıraktıklarını (yapmaları gerekip yapmadıklarını) onlara süslü gösterdiler. Daha önce gelmiş insan ve cin toplumlarından olanlar da (tehdit edildikleri şey) başlarına gelince o sözün gerçek olduğunu anladılar ve elbette kaybedenlere dönüştüler.
Onlara yakın arkadaşlar musallat etmiştik de, onlara önlerindekini ve arkalarındakini süslü göstermişlerdi. Kendilerinden önce geçmiş cin ve insan toplumlarına gerçekleşen azap sözü, bunlar üzerine de gerçekleşmişti de onlar, hüsrana uğrayanlar olmuşlardı.
Onlara yakın arkadaşlar musallat etmiştik de onlara önlerindekini ve arkalarındakini süslü göstermişlerdi. Kendilerinden önce geçmiş cin ve insan toplumlarına gerçekleşen azap sözü, bunlar üzerine de gerçekleşmişti de, onlar, hüsrana uğrayanlar olmuşlardı.
Biz onları birtakım yakınlarla/dostlarla çevreleyip sardık da onlar, önlerinde ve arkalarında ne varsa bunlara süslü gösterdiler. Kendilerinden önceki cin ve insan ümmetleri için hak olan söz, bunlar aleyhine de hak oldu. Çünkü bunlar, hüsrana uğrayanlardı.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.