Fussilet suresi · 26–32. ayetler

"Bu Kur'an'ı dinlemeyin"; dosdoğru olanlar

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Fussilet suresi, 26. ayet — bütün mealleriyle aç

    Fussilet suresi, 26. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَا تَسْمَعُوا۟ لِهَٰذَا ٱلْقُرْءَانِ وَٱلْغَوْا۟ فِيهِ لَعَلَّكُمْ تَغْلِبُونَ

    Diyanet İşleri

    İnkar edenler dediler ki: "Bu Kur'an'ı dinlemeyin. Baskın çıkmak için o okunurken yaygara koparın."

    Mehmet Okuyan

    Kâfir olanlar, "Bu Kur'an'ı dinlemeyin; (okunurken) onunla ilgili gürültü yapın! Umulur ki galip gelirsiniz!" demişlerdi. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette yer verilen konu Mekkeli kâfirlerin Kur'an okunurken gürültü yapmalarını birbirlerine telkin etmeleridir. Böyle yaparak Kur'an'a karşı galip geleceklerini zannediyorlardı. Kur'an okunurken onu dinlemek ve başka sesleri kesmek A‘râf 7:204'te herkese emredilmektedir. Benzer şekilde "Kur'an okunurken gürültü yapmak" aynı zamanda Tevbe 9:32 ve Saff 61:8'de de belirtildiği gibi Yüce Allah'ın nurunu söndürmek anlamına gelmektedir. Bu durum bazen İbrâhîm 14:9'da belirtildiği gibi "elçilerin ağızlarına ellerini tıkamakla" gerçekleşmiştir. Ayrıca Hz. Nuh'un da benzer bir tepki ile karşılaştığı Nûh 71:7'de ifade edilmektedir. Demek ki hakikate karşı duran küfür tek millettir; aynı hatadan ve metoddan beslenmektedir. Hacc 22:72'de belirtildiği üzere vahyi aktaranlara karşı saldırgan bir tutum sergilemek de bu kapsamda düşünülmelidir.

    Mustafa İslamoğlu

    Hakkı inkarda direnen kimseler, "Bu Kur'an'ı dinlemeyin, onu karalayıp şamata yapın ki bastırabilesiniz!" dediler.

    Muhammed Esed

    Hakikati inkar edenler (birbirlerine): "Bu Kuran'ı dinlemeyin ve onun hakkında saçma, anlamsız şeyler uydurun ki onu(n gücünü) bastırasınız!" derler.

    Ahmed Hulusi

    Hakikat bilgisini inkar edenler (Hz. Rasulullah'ı dinleyenlere) dediler ki: "Şu Kuran'ı dinlemeyin ve Onun hakkında boş laflar edin ki, belki üstün çıkarsınız!"

    Ali Bulaç

    İnkar edenler dediler ki: "Bu Kur'an'ı dinlemeyin ve onda (okunurken) yaygaralar koparın. Belki üstün gelirsiniz."

    Ali Özek ve heyeti

    İnkâr edenler: Bu Kur'an'ı dinlemeyin, okunurken gürültü yapın. Umulur ki bastırırsınız, dediler.

    Ali Rıza Safa

    Nankörlük edenler, şöyle dediler: "Bu Kur'an'ı dinlemeyin ve Onun hakkında asılsız şeyler uydurun. Böylece, belki üstün gelirsiniz!" dipnot 410

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 410
      "Asılsız şeyler uydurun." tümcesi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Gürültü yapın." veya "Yaygara koparın." veya "Anlaşılmasını engelleyin." biçiminde çevrilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    İnkar edenler, "Bu Kur'an'ı dinlemeyiniz. Okunurken gürültü çıkarınız ki duyulmasını engelleyesiniz" dediler.

    Edip Yüksel

    İnkar edenler, "Kazanmanız için, bu Kuran'ı dinlemeyin, anlaşılmasını engelleyin" dediler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkar edenler, 'Başa çıkmanız için, bu Kuran'ı dinlemeyin, anlaşılmasını engelleyin,' dediler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de küfredenler: "Şu Kur'an'ı dinlemeyin ve ona (okunurken) yaygara yapın, belki bastırırsınız," dediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir de dedi ki o küfredenler: şu Kur'anı dinlemeyin ve ona yaygara yapın, belki bastırırsınız

    Erhan Aktaş

    Kafirler: "Bu Kur'an'ı dinlemeyin, gürültü edin, dipnot 1 belki üstün gelirsiniz." dediler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Onun etkisini kırmak için boş şeyler söyleyin.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kafirler: "Bu Kur'an'ı dinlemeyin, gürültü edin dipnot 1 , belki üstün gelirsiniz." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Onun etkisini kırmak için boş şeyler söyleyin,

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçeği yalanlayan nankörler: "Bu Kur'an'ı dinlemeyin, onun etkisini kırmak için boş şeyler söyleyin, belki üstün gelirsiniz." dediler.

    Gültekin Onan

    Küfredenler dediler ki: "Bu Kuran'ı dinlemeyin ve onda (okunurken) yaygaralar koparın. Belki üstün gelirsiniz."

    Hasan Basri Çantay

    O küfredenler (şöyle) dedi (ler): "Bu Kur'anı dinlemeyin. Onun hakkında ma'nasız yaygaralar (gürültüler) yapın! Belki galebe edersiniz"!

    İbni Kesir

    Küfredenler dediler ki: Bu Kur'an'ı dinlemeyin, onun hakkında yaygaralar yapın, belki bastırırsınız.

    Mehmet Alagaş

    (26-28) Kafirler dediler ki bu okunanı / bu kuranı işitmeyin onda yaygara çıkarın, umulur ki galip gelirsiniz (okunanı bastırırsınız, işitilmesine engel olursunuz) biz de azabın şiddetlisini kafirlere tattıracağız, biz de yapıyor oldukları amellerinden daha kötüsüyle onları cezalandıracağız, işte bu ateş, Allah’ın düşmanlarınındır, işte bu ateş ayetlerimize nankörlük edenlerin cezası, onlara ebedi kalacakları yurttur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O kâfirler: "Bu Kur'an'ı dinlemeyin, okunurken gürültü yapın, belki baskın çıkarsınız." demişlerdi.

    Süleyman Ateş

    İnkar edenler dediler ki: "Bu Kur'an'ı dinlemeyin, o (okunduğu)nda gürültü edin, (böylece onun anlaşılmasına engel olun), belki ona galib gelirsiniz (başka türlü onunla başa çıkmanıza imkan yoktur)."

    Süleymaniye Vakfı

    Kafirlik edenler /ayetleri görmezlikte direnenler şöyle dediler: "Bu Kur'an'ı dinlemeyin, onunla ilgili laf kalabalığı yapın, belki galip gelirsiniz dipnot 1 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafirlerin Allah'ın kitabını etkisiz kılma çabalarına dair ayetler için bkz: Tevbe 9/32, Hac 22/51, 72, Sebe 34/5, 38, Saf 61/8.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ayetleri görmezlikten gelenler (kafirler) şöyle derler: "Bu Kur'an'ı dinlemeyin, boş şeyler söyleyin, belki baskın gelirsiniz."

    Şaban Britch

    O kâfirler: Bu Kur'an'ı dinlemeyin, okunurken gürültü yapın, belki bastırırsınız, demişlerdi.

    Şaban Piriş

    O inkarcılar: -Bu Kur'an'ı dinlemeyin, okunurken gürültü yapın, belki bastırırsınız, demişlerdi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İnkar edenler dediler ki: "Şu Kur'an'ı dinlemeyin! O okunurken yaygara koparın ki, galip gelesiniz."

  2. Fussilet suresi, 27. ayet — bütün mealleriyle aç

    Fussilet suresi, 27. ayet. فَلَنُذِيقَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ عَذَابًا شَدِيدًا وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ أَسْوَأَ ٱلَّذِى كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    Diyanet İşleri

    İnkar edenlere mutlaka şiddetli bir azabı tattıracağız ve onları yaptıklarının en kötüsü ile cezalandıracağız.

    Mehmet Okuyan

    Kâfir olanlara elbette şiddetli bir azabı tattırmaktayız ve elbette onları yaptıklarının en kötüsüyle cezalandıracağız.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve elbet inkarda direnen bu kimselere şiddetli bir terkedilmişlik acısı tattıracağız, ve onları kesinlikle yapa geldiklerinin en kötüsüyle cezalandıracağız!

    Muhammed Esed

    Fakat hakikati (böylece) inkar edenlere kesinlikle şiddetli bir azabı tattıracak ve onları yaptıklarının en kötüsüyle cezalandıracağız!

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki o hakikat bilgisini inkar edenlere şiddetli bir azabı tattıracağız ve elbette onlara yaptıklarının en kötü sonuçlarını yaşatacağız!

    Ali Bulaç

    Artık gerçekten o inkar edenlere şiddetli bir azap taddıracağız ve yaptıklarının en kötüsüyle cezalandıracağız.

    Ali Özek ve heyeti

    O inkâr edenlere şiddetli bir azabı tattıracağız ve onları yaptıklarının en kötüsüyle cezalandıracağız.

    Ali Rıza Safa

    Nankörlük edenlere, yaman bir cezayı, artık kesinlikle tattıracağız. Üstelik yaptıklarının en kötüsüyle onları cezalandıracağız.

    Bayraktar Bayraklı

    O inkar edenlere şiddetli bir azap tattıracağız ve onları, yaptıklarının en kötüsüyle cezalandıracağız.

    Edip Yüksel

    İnkar edenlere şiddetli bir azabı tattıracağız ve yaptıklarının en kötüsüyle onlara karşılık vereceğiz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkar edenlere şiddetli bir azabı tattıracağız ve yaptıklarının en kötüsüyle onlara karşılık vereceğiz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    işte Biz de onun için o küfredenlere şiddetli bir azap tattıracağız ve kendilerine yaptıkları amellerin en kötüsünün cezasını vereceğiz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşte biz de onun için o küfredenlere şiddetli bir azab tattıracağız ve kendilerine yaptıkları amellerin en kötüsünün cezasını vereceğiz

    Erhan Aktaş

    Böylesi Kafirlere şiddetli bir azap tattıracağız. Ve onları yaptıklarının en kötüsü ile kesinlikle cezalandıracağız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Böylesi Kafirlere şiddetli bir azap tattıracağız. Ve onları yaptıklarının en kötüsü ile kesinlikle cezalandıracağız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Böylesi gerçeği yalanlayan nankörlere, şiddetli bir azap tattıracağız. Ve onları yaptıklarının en kötüsü ile kesinlikle cezalandıracağız.

    Gültekin Onan

    Artık gerçekten o küfredenlere şiddetli bir azap tattıracağız ve yaptıklarının en kötüsüyle cezalandıracağız.

    Hasan Basri Çantay

    İşte biz o kafirlere muhakkak ki en çetin bir azabı tatdıracağız. Onları yapageldiklerinin en kötüsüyle cezalandıracağız.

    İbni Kesir

    O küfredenlere şiddetli bir azabı tattıracağız ve onları yapmakta olduklarının en kötüsü ile cezalandıracağız.

    Mehmet Alagaş

    (26-28) Kafirler dediler ki bu okunanı / bu kuranı işitmeyin onda yaygara çıkarın, umulur ki galip gelirsiniz (okunanı bastırırsınız, işitilmesine engel olursunuz) biz de azabın şiddetlisini kafirlere tattıracağız, biz de yapıyor oldukları amellerinden daha kötüsüyle onları cezalandıracağız, işte bu ateş, Allah’ın düşmanlarınındır, işte bu ateş ayetlerimize nankörlük edenlerin cezası, onlara ebedi kalacakları yurttur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kâfirlere elbette şiddetli bir azap tattıracağız. Onları, yaptıklarının en kötüsüyle cezalandıracağız.

    Süleyman Ateş

    İnkar edenlere şiddetli bir azab taddıracağız ve onları, yaptıklarının en kötüsüyle cezalandıracağız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ayetleri görmezlikten gelen o kimselere ağır bir azap tattıracak ve onlara, yapmakta oldukları en kötü şeyin cezasını çektireceğiz.

    Şaban Britch

    Kâfirlere elbette şiddetli bir azap tattıracağız. Onları yaptıklarının en kötüsüyle cezalandıracağız.

    Şaban Piriş

    İnkarcılara elbette şiddetli bir azap tattıracağız. Onları yaptıklarının en kötüsüyle cezalandıracağız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun, o inkarcılara şiddetli bir azabı tattıracağız ve elbette ki onları, yapıp-ettiklerinin en kötüsüyle cezalandıracağız.

  3. Fussilet suresi, 28. ayet — bütün mealleriyle aç

    Fussilet suresi, 28. ayet. ذَٰلِكَ جَزَآءُ أَعْدَآءِ ٱللَّهِ ٱلنَّارُ لَهُمْ فِيهَا دَارُ ٱلْخُلْدِ جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا يَجْحَدُونَ

    Diyanet İşleri

    İşte böyle, Allah düşmanlarının cezası ateştir. Ayetlerimizi inkar etmelerinin cezası olarak orada onlar için ebedilik yurdu vardır.

    Mehmet Okuyan

    İşte o Allah düşmanlarının cezası ateştir. Ayetlerimizi inkâr etmelerinin karşılığı olarak orada onlara ebedî kalacakları yurt (cehennem) vardır.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte budur Allah düşmanlarının cezası: ateş. Onların sürekli kalacakları yer, ayetlerimizi bile bile inkar etmelerine karşılık olmak üzere orası olacaktır.

    Muhammed Esed

    O Allah düşmanlarının cezası, (öteki dünyadaki) ateş olacaktır. Onlar, mesajlarımızı bilerek reddetmelerinin karşılığı olarak içinde sonsuza kadar kalacakları bir yere mahkum olacaklardır.

    Ahmed Hulusi

    İşte Allah düşmanlarının yaptığının sonucu, ateştir! Onlar için orada sonsuzluk vatanı vardır! Bilerek işaretlerimizi inkar etmelerinin (Rablerini kabullenmemelerinin) sonucu olarak!

    Ali Bulaç

    Bu, Allah'ın düşmanlarının cezası olan ateştir. Bizim ayetlerimizi inkar etmeleri dolayısıyla bir ceza olarak, orada onlar için ebedilik yurdu vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte bu , Allah düşmanlarının cezası, ateştir. Ayetlerimizi inkâr etmelerinden dolayı, orada onlara ceza olarak ebedî kalacakları yurt (cehennem) vardır.

    Ali Rıza Safa

    Bu böyledir. Allah'ın düşmanlarının cezası ateştir. Ayetlerimizi bilerek inkar etmelerine karşılık, onların ülkesi, sonsuza dek orası olacaktır.

    Bayraktar Bayraklı

    İşte, Allah düşmanlarının cezası budur. Ayetlerimizi inkar etmiş olmalarının cezası olarak, onlar süreli olarak ateşte kalacaklardır.

    Edip Yüksel

    ALLAH düşmanlarının cezası işte bu ateştir. Ayetlerimizi bile bile inkar etmelerinin bir karşılığı olarak orası onların ebedi yurdu olacaktır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH düşmanlarının cezası işte bu ateştir. Ayetlerimizi bile bile inkar etmelerinin bir karşılığı olarak orası onların ebedi yurdu olacaktır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah düşmanlarının cezası, işte odur: Ateş! Ayetlerimizi inkar etmelerinin cezası olarak, ondadır ancak onların ebedilik evi!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O işte cezası Allah düşmanlarının, o ateş, onlara ondadır ancak ebediyyet evi, ayetlerimize yaptıkları cehudluğun cezası

    Erhan Aktaş

    İşte böyle! Allah'ın düşmanlarının cezası ateştir. Ayetlerimizi bilerek reddetmeleri nedeniyle ceza olarak, onlar için orada ebedilik yurdu vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İşte böyle! Allah'ın düşmanlarının cezası ateştir. Ayetlerimizi bilerek reddetmeleri nedeniyle ceza olarak, onlar için orada ebedilik yurdu vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte böyle! Allah'ın düşmanlarının cezası ateştir. Ayetlerimizi bilerek reddetmeleri nedeniyle ceza olarak, onlar için orada ebedilik yurdu vardır.

    Gültekin Onan

    Bu, Tanrı'nın düşmanlarının cezası olan ateştir. Bizim ayetlerimizi inkar etmeleri dolayısıyla bir ceza olarak, orada onlar için ebedilik yurdu vardır.

    Hasan Basri Çantay

    Bu, Allahın, düşmanlarına olan cezasıdır ki, ateşdir. Bizim ayetlerimizi bilerek inkar etdiklerinin cezası olarak orada (cehennemde) onlara ebedilik yurdu vardır.

    İbni Kesir

    İşte böyle; Allah'ın düşmanlarının cezası ateştir. Ayetlerimizi bile bile inkar etmelerinin cezası olarak onların temelli kalacakları yer oradadır.

    Mehmet Alagaş

    (26-28) Kafirler dediler ki bu okunanı / bu kuranı işitmeyin onda yaygara çıkarın, umulur ki galip gelirsiniz (okunanı bastırırsınız, işitilmesine engel olursunuz) biz de azabın şiddetlisini kafirlere tattıracağız, biz de yapıyor oldukları amellerinden daha kötüsüyle onları cezalandıracağız, işte bu ateş, Allah’ın düşmanlarınındır, işte bu ateş ayetlerimize nankörlük edenlerin cezası, onlara ebedi kalacakları yurttur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte bu, Allah düşmanlarının cezası ateştir. Ayetlerimizi inkâr etmelerinden dolayı, orada onlara ceza olarak ebedî kalacakları yurt (Cehennem) vardır.

    Süleyman Ateş

    O Allah düşmanlarının cezası: Ateştir. Ayetlerimizi inkar etmelerinin cezası olarak onlara, orada sürekli kalma yurdu vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu, onların dünyadaki cezalarıdır dipnot 1 . Allah'a karşı düşmanlık edenlerin asıl cezası Cehennem ateşidir; içinde sürekli kalacak yurtları olacaktır. O ceza, ayetlerimiz karşısında bile bile yalana sarılmalarına karşılıktır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetteki  ذَلِكَ mübtedadır. Haberi ise önceki ayetten anlaşılan şu ifadelerdir: (جزائهم في  الدنيا) Yukarıdaki mealin sebebi budur. Kafirlere dünyada ve ahirette verilen cezalarla ilgili olarak bakınız Al-i İmran 3/56, İsra 17/58, En'am 6/125.

    Şaban Britch

    Allah’ın düşmanlarının cezası işte bu ateştir. onlar için ebedi kalınacak bir yurttur. Orası, ayetlerimizi bile bile inkar etmiş olmaları sebebiyle ceza olarak (onlar içindir).

    Şaban Piriş

    Allah'ın düşmanlarının cezası işte bu ateştir. Orası, ayetlerimizi bile bile inkar etmiş olmaları sebebiyle, onlar için ebedi kalınacak bir yurttur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte bu, Allah düşmanlarının cezası olan ateştir. Ayetlerimize karşı çıkmalarından ötürü, orada kendileri için sürekli kalış yeri vardır.

  4. Fussilet suresi, 29. ayet — bütün mealleriyle aç

    Fussilet suresi, 29. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ رَبَّنَآ أَرِنَا ٱلَّذَيْنِ أَضَلَّانَا مِنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ نَجْعَلْهُمَا تَحْتَ أَقْدَامِنَا لِيَكُونَا مِنَ ٱلْأَسْفَلِينَ

    Diyanet İşleri

    (Ateşe giren) inkarcılar şöyle derler: "Rabbimiz! Cinlerden ve insanlardan bizi saptıranları bize göster de onları ayaklarımızın altına alalım ki en aşağılıklardan olsunlar."

    Mehmet Okuyan

    Kâfir olanlar şöyle diyeceklerdir: "Rabbimiz! Cinlerden ve insanlardan bizi saptıranları bize göster de aşağılanmışlardan olsunlar diye onları ayaklarımızın altına alalım!" dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet A‘râf 7:38-39, Ahzâb 33:67-68 ve Sâd 38:61 ile birlikte okunmalıdır. Bu ayette verilmek istenen mesaj dünya hayatında birileri tarafından saptırılanların kendilerini saptıranlara yönelik mahşerdeki tutumları ele alınmakta, onları ayaklarının altına alıp ezmek isteyecekleri dile getirilmekte, bütün muhataplar uyarılmaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve (oraya girince) inkarda direnen kimseler diyecek ki: "Rabbimiz! Görünen görünmeyen tüm varlıklardan bizi saptıranları bize göster: Hepsini de ayaklarımız altına alıp çiğneyelim ki, hepimizin en alçağı olsunlar!"

    Muhammed Esed

    Ve (yeryüzündeki hayatlarında) hakikati inkar etmiş olanlar (bunun üzerine) feryad edecekler: "Ey Rabbimiz! Bizi saptıran şu insanları ve görünmeyen varlıkları göster bize. Onları ayaklarımızın altına al(ıp çiğneyel)im ki hepimizin en alçağı olsunlar!"

    Ahmed Hulusi

    Hakikat bilgisini inkar edenler dediler ki: "Rabbimiz. . . Cin ve insan türünden (şeytanlardan) bizi saptıran o ikiliyi göster de, o ikisini ayaklarımızın altına alalım da en aşağılık olsunlar!"

    Ali Bulaç

    İnkar edenler dediler ki: "Rabbimiz, cinlerden ve insanlardan bizi saptırmış olanları bize göster, ayaklarımızın altına alalım, en aşağılarda bulunanlardan olsunlar."

    Ali Özek ve heyeti

    Kâfirler cehennemde: Rabbimiz! Cinlerden ve insanlardan bizi saptıranları bize göster de aşağılanmışlardan olsunlar diye onları ayaklarımızın altına alalım! diyecekler.

    Ali Rıza Safa

    Nankörlük edenler, şöyle diyecekler: "Efendimiz! Cinlerden ve insanlardan bizi saptıranları bize göster ki, onları ayaklarımızın altına alalım; en aşağılıklar arasında olsunlar!"

    Bayraktar Bayraklı

    İnkar edenler, "Ey Rabbimiz! Cinlerden ve insanlardan bizi saptıranları bize göster. Onları ayaklarımızın altına alalım da en aşağılıklardan olsunlar" diyecekler.

    Edip Yüksel

    İnkar edenler, "Efendimiz, cinlerden ve insanlardan bizi saptıranları bize göster, onları ayaklarımızın altına alalım da en alçak olanlardan olsunlar" derler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkar edenler, 'Rabbimiz, cinlerden ve insanlardan bizi saptıranları bize göster, onları ayaklarımızın altına alalım da en alçak olanlardan olsunlar,' derler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve o küfredenler muhakkak diyecekler ki: "Ey Rabbimiz göster bize, cinlerden ve insanlardan bizi saptıranların ikisini de onları ayaklarımızın altına alalım, en aşağılıklardan olsunlar!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve muhakkak diyecek ki o küfredenler: ey rabbımız! Göster bize Cinn-ü insten bizleri ıdlal edenlerin ikisine de, ki onları ayaklarımızın altına alalım en aşağılıklardan olsunlar

    Erhan Aktaş

    Kafirler: "Rabb'imiz! Cinn ve insten dipnot 1 bizi saptıranları bize göster. Aşağılanmışlardan olmaları için onları ayaklarımızın altına alalım." dediler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 41:25. ayetin 1.dipnotu. Ayette, ins ve cinn için "ayaklarımız altına alalım" denmesi cinnin dumansız ateşten yaratılan cinn olmadığını göstermektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kafirler: "Rabb'imiz! Cinn ve insten dipnot 1 bizi saptıranları bize göster. Aşağılanmışlardan olmaları için onları ayaklarımızın altına alalım." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 41:25. Ayet dipnotu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçeği yalanlayan nankörler: "Rabb'imiz! Cinn ve insten dipnot 1 bizi saptıranları bize göster. Aşağılanmışlardan olmaları için onları ayaklarımızın altına alalım." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cinn ve ins ifadesiyle; bilinen- bilinmeyen, tanınan-tanınmayan kim varsa onların tamamı kastedilmektedir.

    Gültekin Onan

    Küfredenler dediler ki: "Rabbimiz, cinlerden ve insanlardan bizi saptımış olanları bize göster, ayaklarımızın altına alalım, en aşağılarda bulunanlardan olsunlar."

    Hasan Basri Çantay

    O küfredenler (cehennemde) "Ey Rabbimiz, cinden ve insandan bizi Sapdıranları göster bize de onları ayaklarımız altına alalım. Taki en aşağı (tabaka) da kalanlardan olsunlar" dedi (ler - diyecekler).

    İbni Kesir

    Ve küfredenler derler ki: Rabbımız; cinnlerden ve insanlardan bizi saptırmış olanları göster, onları ayaklarımızın altına alalım da alçaklar, aşağıların aşağısı olsunlar.

    Mehmet Alagaş

    (29-36) Kafirler dediler ki Rabbimiz (şimdi rab demeye başladılar) insanlardan ve cinlerden bizi saptıranları bize göster. Onların ikisini de ayaklarımızın altına alalım da aşağılanmışlardan / sefillerden olsunlar. Rabbimiz Allah diyenler ve sonrasında dosdoğru istikamet üzere olanlar, onların üzerlerine korkmayın ve üzülmeyin demek için melekler inerler ve onları söz verildikleri / vaat olundukları cennet ile müjdelerler , bizler dünya hayatında ahirette de sizlerin dostlarınız derler , burada size nefsinizin çektiği / iştahlandığı şeyler var burada sizin için çağırdığınız her şey var derler , b ağışlayan, esirgeyenden indirilmedir derler. Allah’a çağrıda bulunandan / dua edenden (ondan isteyenden) ve muhakkak ki ben teslim olanlardanım diyenden daha güzel sözlü kim olabilir ki? Kötülükle güzellik aynı seviyede değildir, onu, (kötülüğü) sen iyilikle defet / kov , seninle arasında düşmanlık olan kişi işte o zaman samimi bir dost oluverir. (Kötülüğe iyilikle yanıt verirsen kendine onu dost edersin) Bununla da ancak ve ancak sabreden buluşur / mülaki olur, bununla ancak ve ancak bü yük kısmet / büyük haz sahipleri buluşur. Şeytandan bir vesvese / kışkırtma sana bulaşırsa Allah’a sığın Muhakkak ki O işiten ve bilendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kâfirler derler ki: "Rabbimiz! Bizi saptıran cinleri ve insanları bize göster de onları ayaklarımızın altına alalım da en aşağılıklardan olsunlar!"

    Süleyman Ateş

    (Ateşe giren) Kafirler dediler ki: "Rabbimiz, bizi saptıran cin ve insanları bize göster, onları ayaklarımızın altına alalım da alçaklardan olsunlar!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ayetleri görmezlikten gelenler şöyle diyeceklerdir: "Rabbimiz (Sahibimiz)! Bizi saptıran cinleri ve insanları göster ki onları ayaklarımızın altına alalım; onlar da alçalsınlar."

    Şaban Britch

    Kâfirler derler ki: Rabbimiz! Bizi saptıran cinleri ve insanları bize göster de onları ayaklarımızın altına alalım da en aşağılıklardan olsunlar!

    Şaban Piriş

    Nankörlük etmiş olanlar derler ki: -Rabbimiz, bizi saptıran cinleri ve insanları bize göster de onları ayaklarımızın altına alalım da en aşağılıklardan olsunlar!..

    Yaşar Nuri Öztürk

    O küfre sapanlar şöyle diyecekler: "Rabbimiz, cinlerden ve insanlardan bizi saptıranları bize göster ki, onları ayaklarımızın altına alalım da en aşağıda kalanlardan olsunlar."

  5. Fussilet suresi, 30. ayet — bütün mealleriyle aç

    Fussilet suresi, 30. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ قَالُوا۟ رَبُّنَا ٱللَّهُ ثُمَّ ٱسْتَقَٰمُوا۟ تَتَنَزَّلُ عَلَيْهِمُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ أَلَّا تَخَافُوا۟ وَلَا تَحْزَنُوا۟ وَأَبْشِرُوا۟ بِٱلْجَنَّةِ ٱلَّتِى كُنتُمْ تُوعَدُونَ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz "Rabbimiz Allah'tır" deyip de, sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: "Korkmayın, üzülmeyin, size (dünyada iken) va'dedilmekte olan cennetle sevinin!"

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki "Rabbimiz Allah'tır." deyip sonra doğru yolda olanlara dipnot 1 melekler "Korkmayın, üzülmeyin, size vadedilen cennetle dipnot 2 sevinin!" (diyerek) inerler. dipnot 3

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Ahkâf 46:13.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: A‘râf 7:43; Enbiyâ 21:103; Sâd 38:54; Kâf 50:32.
    3. metne dön, dipnot 3
      Meleklerin inmeleriyle ilgili olarak bkz. Meryem 19:64; Kadir 97:4. Ayrıca koruyucu meleklerle ilgili olarak da bkz. En‘âm 6:61; Ra‘d 13:11.

    Mustafa İslamoğlu

    Öte yandan, "Rabbimiz Allah'tır" diyen, sonra da dosdoğru çizgide yaşama kararlılığı gösterenlere gelince: onlara melekler sürekli inerler (ve derler ki): "Gelecekten dolayı kaygı duymayın, geçmişten dolayı da mahzun olmayın! Haydi sevinin size vaad edilmiş olan cennetle!

    Muhammed Esed

    (Fakat,) "Rabbimiz Allah'tır!" diyen ve sebatla doğru yolu izleyenlere gelince, onların üzerine sık sık melekler iner (ve şöyle derler:) "Korkmayın ve üzülmeyin, işte alın size vaad edilmiş olan cennet müjdesini!

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki: "Rabbimiz, Allah'tır" deyip sonra bilfiil o doğrultuda yaşayanların üzerine melekler tenezzül eder (ilahi sıfatların Cemal kuvveleri zahir olur ki, bu şu demektir): "Korkmayın, mahzun olmayın ve vadolunduğunuz cennetiniz ile sevinin. . . "

    Ali Bulaç

    Şüphesiz: "Bizim Rabbimiz Allah'tır" deyip sonra dosdoğru bir istikamet tutturanlar (yok mu); onların üzerine melekler iner (ve der ki:) "Korkmayın ve hüzne kapılmayın, size vadolunan cennetle sevinin."

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz, Rabbimiz Allah'tır deyip, sonra dosdoğru yolda yürüyenlerin üzerine melekler iner. Onlara: Korkmayın, üzülmeyin, size vâdolunan cennetle sevinin! derler.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, "Bizim Efendimiz, Allah'tır!" diyerek doğru yolu izleyenlerin üzerine melekler iner: "Korkmayın ve üzülmeyin; size sözü verilen cennetle sevinin!" dipnot 411

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 411
      "Bizim Efendimiz, Allah'tır!" bildirimi, 22:40, 40:28, 42:10 ve 46:13 ayetlerinde tekrarlanır.

    Bayraktar Bayraklı

    "Rabbimiz Allah'tır" diyen ve sonra da doğruluktan ayrılmayanlara gelince, onların üzerine sık sık melekler iner ve şöyle der: "Korkmayınız ve üzülmeyiniz, size vaadolunan cennetle sevininiz!"

    Edip Yüksel

    "Efendimiz ALLAH'tır" dedikten sonra doğru yolu izleyenlerin üzerine melekler iner: "Korkmayın, üzülmeyin ve davetli olduğunuz bahçeyle sevinin."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Rabbimiz ALLAH'tır,' dedikten sonra doğru yolu izleyenlerin üzerine melekler iner:'Korkmayın, üzülmeyin ve davetli olduğunuz cennetle sevinin.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Haberiniz olsun ki "Rabbimiz Allah'tır." deyip de sonra doğru gidenler yok mu, onların üzerine melekler şöyle iner: "Korkmayın, üzülmeyin, va'dolunup durduğunuz cennet ile neşelenin!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Haberiniz olsun ki "rabbımız Allah" deyip de sonra doğru gidenler yok mu onların üzerlerine şöyle melekler iner: korkmayın, mahzun olmayın va'dolunup durduğunuz Cennet ile neş'eyab olun!

    Erhan Aktaş

    "Rabb'imiz Allah'tır." deyip, dosdoğru olanlara gelince, onlara melekler gelerek: "Korkmayın ve üzülmeyin. Söz verildiğiniz Cennet'le sevinin!" derler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Rabb'imiz Allah'tır." deyip, dosdoğru olanlara gelince, onlara melekler gelerek: "Korkmayın ve üzülmeyin. Söz verildiğiniz Cennet'le sevinin!" derler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Rabb'imiz Allah'tır." deyip, dosdoğru olanlara gelince, onlara melekler gelerek: "Korkmayın ve üzülmeyin. Söz verildiğiniz Cennet'le sevinin!" derler.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz: "Bizim rabbimiz Tanrı'dır" deyip sonra dosdoğru bir istikamet tutturanlar (yok mu); onların üzerine melekler iner (ve der ki:) "Korkmayın ve hüzne kapılmayın, size vadolunan cennetle sevinin."

    Hasan Basri Çantay

    Hakıykat "Rabbimiz Allahdır" deyib de sonra doğruluğu iltizam edenler (yok mu?) Onların üzerlerine "Korkmayın, tasalanmayın, va'd olunduğunuz cennetle sevinin" diye diye melekler inecekdir.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki; Rabbımız Allah'tır, deyip sonra dosdoğru bir istikamet tutturanların üzerine melekler iner, onlara: Korkmayın, üzülmeyin size vaad olunan cennetle sevinin, derler.

    Mehmet Alagaş

    (29-36) Kafirler dediler ki Rabbimiz (şimdi rab demeye başladılar) insanlardan ve cinlerden bizi saptıranları bize göster. Onların ikisini de ayaklarımızın altına alalım da aşağılanmışlardan / sefillerden olsunlar. Rabbimiz Allah diyenler ve sonrasında dosdoğru istikamet üzere olanlar, onların üzerlerine korkmayın ve üzülmeyin demek için melekler inerler ve onları söz verildikleri / vaat olundukları cennet ile müjdelerler , bizler dünya hayatında ahirette de sizlerin dostlarınız derler , burada size nefsinizin çektiği / iştahlandığı şeyler var burada sizin için çağırdığınız her şey var derler , b ağışlayan, esirgeyenden indirilmedir derler. Allah’a çağrıda bulunandan / dua edenden (ondan isteyenden) ve muhakkak ki ben teslim olanlardanım diyenden daha güzel sözlü kim olabilir ki? Kötülükle güzellik aynı seviyede değildir, onu, (kötülüğü) sen iyilikle defet / kov , seninle arasında düşmanlık olan kişi işte o zaman samimi bir dost oluverir. (Kötülüğe iyilikle yanıt verirsen kendine onu dost edersin) Bununla da ancak ve ancak sabreden buluşur / mülaki olur, bununla ancak ve ancak bü yük kısmet / büyük haz sahipleri buluşur. Şeytandan bir vesvese / kışkırtma sana bulaşırsa Allah’a sığın Muhakkak ki O işiten ve bilendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Muhakkak: “Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra dosdoğru olanların üzerine melekler: “Korkmayın, üzülmeyin ve size vaat olunan cennetle sevinin” diye inerler.

    Süleyman Ateş

    "Rabbimiz Allah'tır" deyip, sonra doğru olanların üzerine melekler iner: "Korkmayın, üzülmeyin, size söz verilen cennetle sevinin! (derler)."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Rabbimiz (Sahibimiz) Allah'tır" deyip doğru davrananlara, melekler inerek şöyle derler: "Korkmayın, kaygılanmayın; size söz verilen Cennet'le sevinin".

    Şaban Britch

    “Rabbimiz Allah’tır” diyen sonra da dosdoğru olanlara: Korkmayın, üzülmeyin, size vadedilen Cennet'i müjdeleyin/sevinin, diye melekler iner.

    Şaban Piriş

    "Rabbimiz Allah'tır" diyen sonra da dosdoğru olanlara: -Korkmayın, üzülmeyin, size vaat edilen cennete sevinin, diye melekler iner.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şu bir gerçek ki, "Rabbimiz Allah'tır!" deyip sonra hiç şaşmadan yol alanlar üzerine, melekler ha bire iner de şöyle derler: "Korkmayın, üzülmeyin! Size vaat edilen cennetle sevinin."

  6. Fussilet suresi, 31. ayet — bütün mealleriyle aç

    Fussilet suresi, 31. ayet. نَحْنُ أَوْلِيَآؤُكُمْ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَفِى ٱلْـَٔاخِرَةِ وَلَكُمْ فِيهَا مَا تَشْتَهِىٓ أَنفُسُكُمْ وَلَكُمْ فِيهَا مَا تَدَّعُونَ

    Diyanet İşleri

    (31-32) "Biz dünya hayatında da ahirette de sizin dostlarınızız. Çok bağışlayan ve çok merhametli olan Allah'tan bir ağırlama olarak, orada canlarınızın çektiği her şey var, istediğiniz her şey orada sizin için var."

    Mehmet Okuyan

    (31, 32) (Melekler şöyle derler): "Biz dünya hayatında da ahirette de sizin dostlarınızız. Orada, çok bağışlayan, çok merhametli olan (Allah)'tan bir ikram olarak sizin için canlarınızın çektiği her şey vardır ve istediğiniz her şey orada sizin için (hazırlanmış olacak)tır." dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Nahl 16:31; Yâsîn 36:57; Zümer 39:34; Şûrâ 42:22; Zuhruf 43:71; Duhân 44:55; Muhammed 47:15; Kâf 50:35.

    Mustafa İslamoğlu

    Biz bu dünya hayatında sizin dostunuzuz, ahirette de öyle. Orada size canınız ne çekiyorsa o var, orada siz ne arzu ediyorsanız o sizin;

    Muhammed Esed

    Biz bu dünya hayatında sizin dostunuzuz ve öteki dünyada (da dostunuz olacağız), orada canınızın çektiği her şeye sahip olacak ve istediğiniz her şeye kavuşacaksınız,

    Ahmed Hulusi

    "Dünya hayatında da, sonsuz gelecek yaşamda da biz sizin veliniziz! Orada bilinçlerinizin arzuladığı her şey vardır. . . Orada sizin istediğiniz her şey olacaktır!"

    Ali Bulaç

    "Biz, dünya hayatında da, ahirette de sizin velileriniziz. Orda nefislerinizin arzuladığı her şey sizindir ve istediğiniz her şey de sizindir."

    Ali Özek ve heyeti

    Biz dünya hayatında da, ahirette de sizin dostlarınızız. Orada sizin için canlarınızın çektiği her şey var ve istediğiniz her şey orada sizin için hazırdır.

    Ali Rıza Safa

    "Hem dünya yaşamında hem de sonsuz yaşamda dostunuz biziz. Benliklerin hoşlandığı her şey orada vardır. Ve istediğiniz her şey orada vardır!"

    Bayraktar Bayraklı

    - "Biz, dünya hayatında da, ahirette de sizin dostlarınızız. Çok bağışlayan ve çok merhametli Allah'ın bir ikramı olarak, orada sizin canınızın çektiği ve istediğiniz her şey vardır."

    Edip Yüksel

    "Dünya hayatında da, ahirette de sizin dostlarınız biziz. Orada canınızın çektiği ve istediğiniz her şey vardır."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Dünya hayatında da, ahirette de sizin dostlarınız biziz. Orada canınızın çektiği ve istediğiniz her şey vardır.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bizler sizin hem dünya hayatında, hem de ahirette dostlarınızız, size orada canınızın çektiği vardır ve size orada ne isteseniz vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bizler sizin hem Dünya hayatta hem Ahırette dostlarınızız ve size orada nefislerinizin hoşlanacağı var, hem size orada ne isterseniz var

    Erhan Aktaş

    "Biz, dünya hayatında ve ahirette sizin evliyanızız. dipnot 1 Orada canlarınızın istediği her şey vardır ve istediğiniz her şey emrinizdedir."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucularınızız, yardımcılarınızız, destekleyicileriniziz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Biz, dünya hayatında ve ahirette sizin evliyanızız. dipnot 1 Orada canlarınızın istediği her şey vardır ve istediğiniz her şey emrinizdedir."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucularınızız, yardımcılarınızız, destekleyicileriniziz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Biz, dünya hayatında ve ahirette sizin evliyanızız. dipnot 1 Orada canlarınızın istediği her şey vardır ve istediğiniz her şey emrinizdedir."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucularınızız, yardımcılarınızız, destekleyicileriniziz..

    Gültekin Onan

    "Biz, dünya hayatında da, ahirette de sizin velileriniziz. Orda nefslerinizin arzuladığı her şey sizindir ve istediğiniz her şey de sizindir."

    Hasan Basri Çantay

    (31-32) "Biz dünya hayatında da, ahiretde de sizin dostlarınıza l Çok yarlığayıcı, çok esirgeyici (Allah) dan bir fazl-u kerem olmak üzere, burada canlarınız neyi hoşlanırsa (hepsi) sizindir, burada ne isterseniz (hepsi) sizin".

    İbni Kesir

    Biz; dünya hayatında da, ahirette de sizin dostlarınızız. Burada canlarınızın çektiği şeyler sizedir ve burada size umduğunuz her şey vardır.

    Mehmet Alagaş

    (29-36) Kafirler dediler ki Rabbimiz (şimdi rab demeye başladılar) insanlardan ve cinlerden bizi saptıranları bize göster. Onların ikisini de ayaklarımızın altına alalım da aşağılanmışlardan / sefillerden olsunlar. Rabbimiz Allah diyenler ve sonrasında dosdoğru istikamet üzere olanlar, onların üzerlerine korkmayın ve üzülmeyin demek için melekler inerler ve onları söz verildikleri / vaat olundukları cennet ile müjdelerler , bizler dünya hayatında ahirette de sizlerin dostlarınız derler , burada size nefsinizin çektiği / iştahlandığı şeyler var burada sizin için çağırdığınız her şey var derler , b ağışlayan, esirgeyenden indirilmedir derler. Allah’a çağrıda bulunandan / dua edenden (ondan isteyenden) ve muhakkak ki ben teslim olanlardanım diyenden daha güzel sözlü kim olabilir ki? Kötülükle güzellik aynı seviyede değildir, onu, (kötülüğü) sen iyilikle defet / kov , seninle arasında düşmanlık olan kişi işte o zaman samimi bir dost oluverir. (Kötülüğe iyilikle yanıt verirsen kendine onu dost edersin) Bununla da ancak ve ancak sabreden buluşur / mülaki olur, bununla ancak ve ancak bü yük kısmet / büyük haz sahipleri buluşur. Şeytandan bir vesvese / kışkırtma sana bulaşırsa Allah’a sığın Muhakkak ki O işiten ve bilendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Dünya hayatında da, Âhirette de sizin velileriniz biziz. Orada canlarınız neyi arzu ediyorsa, orada neyi istiyorsanız sizin için vardır.

    Süleyman Ateş

    "Biz dünya hayatında da, ahirette de sizin dostlarınızız. Orada size canlarınızın çektiği her şey var. Orada size istediğiniz her şey var."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Biz, dünya hayatında sizin yakın dostlarınızdık, Ahirette de öyle olacaktır. Burada gönlünüzün çektiği her şey sizindir. Olmasını arzuladığınız şeyler de sizindir.

    Şaban Britch

    Biz hem dünya hayatında ve hem de ahirette sizin dostlarınızız. Orada canınız ne isterse vardır. Orada sizin için ne isterseniz vardır.

    Şaban Piriş

    Biz hem dünya hayatında ve hem de ahirette sizin dostlarınızız. Orada canınız ne isterse vardır. Orada sizin için ne isterseniz vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Biz sizin, dünya hayatında da ahirette de dostlarınızız. Cennette sizin için nefislerinizin arzuladığı her şey var. Orada sizin için istediğiniz her şey var.

  7. Fussilet suresi, 32. ayet — bütün mealleriyle aç

    Fussilet suresi, 32. ayet. نُزُلًا مِّنْ غَفُورٍ رَّحِيمٍ

    Diyanet İşleri

    (31-32) "Biz dünya hayatında da ahirette de sizin dostlarınızız. Çok bağışlayan ve çok merhametli olan Allah'tan bir ağırlama olarak, orada canlarınızın çektiği her şey var, istediğiniz her şey orada sizin için var."

    Mehmet Okuyan

    (31, 32) (Melekler şöyle derler): "Biz dünya hayatında da ahirette de sizin dostlarınızız. Orada, çok bağışlayan, çok merhametli olan (Allah)'tan bir ikram olarak sizin için canlarınızın çektiği her şey vardır ve istediğiniz her şey orada sizin için (hazırlanmış olacak)tır." dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Nahl 16:31; Yâsîn 36:57; Zümer 39:34; Şûrâ 42:22; Zuhruf 43:71; Duhân 44:55; Muhammed 47:15; Kâf 50:35.

    Mustafa İslamoğlu

    tarifsiz bir bağış ve eşsiz rahmet kaynağı olan (Allah) tarafından bir ikram olarak..."

    Muhammed Esed

    bağışlayıcı ve rahmet kaynağı olan Allah'tan bir karşılama (olarak)!"

    Ahmed Hulusi

    "Rahıym Ğafur'dan (Cemal vasıflarından) bir nüzul (açığa çıkış) olarak. "

    Ali Bulaç

    "Çok bağışlayan, çok esirgeyen (Allah)tan bir ağırlanma olarak."

    Ali Özek ve heyeti

    Gafur ve Rahîm olan Allah'ın ikramı olarak.

    Ali Rıza Safa

    "Sınırsız Bağışlayandan; Merhametliden, bir sunu olarak!"

    Bayraktar Bayraklı

    - "Biz, dünya hayatında da, ahirette de sizin dostlarınızız. Çok bağışlayan ve çok merhametli Allah'ın bir ikramı olarak, orada sizin canınızın çektiği ve istediğiniz her şey vardır."

    Edip Yüksel

    "Bağışlayan ve Rahim olandan bir ağırlama olarak."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Bağışlayan ve Rahim olandan bir ağırlama olarak.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bağışlamasına ve merhametine nihayet olmayan Allah'tan konukluk olarak.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Konuklu olarak, mağrifet-ü rahmetine nihayet olmıyan bir gafuri rahimden

    Erhan Aktaş

    "Çok Bağışlayıcı ve Rahmeti Kesintisiz olan tarafından bir ikram olarak."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Çok Bağışlayıcı ve Rahmeti Kesintisiz olan tarafından bir ikram olarak."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Çok Bağışlayıcı ve Rahmeti Kesintisiz olan tarafından bir ikram olarak."

    Gültekin Onan

    "Çok bağışlayan, çok esirgeyenden bir ağırlanma olarak."

    Hasan Basri Çantay

    (31-32) "Biz dünya hayatında da, ahiretde de sizin dostlarınıza l Çok yarlığayıcı, çok esirgeyici (Allah) dan bir fazl-u kerem olmak üzere, burada canlarınız neyi hoşlanırsa (hepsi) sizindir, burada ne isterseniz (hepsi) sizin".

    İbni Kesir

    Gafur, Rahim olanın ikramı olarak.

    Mehmet Alagaş

    (29-36) Kafirler dediler ki Rabbimiz (şimdi rab demeye başladılar) insanlardan ve cinlerden bizi saptıranları bize göster. Onların ikisini de ayaklarımızın altına alalım da aşağılanmışlardan / sefillerden olsunlar. Rabbimiz Allah diyenler ve sonrasında dosdoğru istikamet üzere olanlar, onların üzerlerine korkmayın ve üzülmeyin demek için melekler inerler ve onları söz verildikleri / vaat olundukları cennet ile müjdelerler , bizler dünya hayatında ahirette de sizlerin dostlarınız derler , burada size nefsinizin çektiği / iştahlandığı şeyler var burada sizin için çağırdığınız her şey var derler , b ağışlayan, esirgeyenden indirilmedir derler. Allah’a çağrıda bulunandan / dua edenden (ondan isteyenden) ve muhakkak ki ben teslim olanlardanım diyenden daha güzel sözlü kim olabilir ki? Kötülükle güzellik aynı seviyede değildir, onu, (kötülüğü) sen iyilikle defet / kov , seninle arasında düşmanlık olan kişi işte o zaman samimi bir dost oluverir. (Kötülüğe iyilikle yanıt verirsen kendine onu dost edersin) Bununla da ancak ve ancak sabreden buluşur / mülaki olur, bununla ancak ve ancak bü yük kısmet / büyük haz sahipleri buluşur. Şeytandan bir vesvese / kışkırtma sana bulaşırsa Allah’a sığın Muhakkak ki O işiten ve bilendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Çokça bağışlayan, merhamet eden Allah’tan bir ikram olarak.

    Süleyman Ateş

    (Bütün bunlar) Çok bağışlayan, çok esirgeyen (Allah)ın ağırlaması olarak (size lutfedilir).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlar, bağışlaması ve ikramı bol olan Allah'ın yaptığı ağırlamadır.

    Şaban Britch

    Çokça bağışlayan, merhamet eden Allah’tan bir ikram olarak..

    Şaban Piriş

    Bağışlayan ve merhametli Allah'tan bir ikram olarak..

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Gafur ve Rahim Allah'tan bir ikram olarak..."

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.