Diyanet İşleri
Gerçekleşecek olan kıyamet!
Hâkka suresi · 1–12. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hâkka suresi, 1. ayet. ٱلْحَآقَّةُ
Gerçekleşecek olan kıyamet!
Gerçekleşecek olan!
Ah O kesin hakikatin gerçekleşmesi!
Olacak olanın gerçekleşmesi!
El Hakka (ölümle birlikte ortaya çıkacak mutlak hakikat)!
'Elbette gerçekleşecek olan' (kıyamet).
Gerçekleşecek olan;
Gerçekleşecek Olan!
Gerçekleşen,
Gerçekleşen (olay).
Gerçekleşen (olay).
O hak olan (kıyamet).
O Hakka
Gerçekleşeceği kesin olan! dipnot 1
Gerçekleşeceği kesin olan! dipnot 1
Gerçekleşeceği kesin olan! dipnot 1
'Elbette gerçekleşecek olan' (kıyamet).
O hak olan (kıyamet),
Gerçekleşecek olan.
(1-12) Kaçınılmaz Gerçek! Nedir kaçınılmaz gerçek? Kaçınılmaz gerçeği sana ne idrak ettiriyor? Semûd ve Âd , çarpıcı olayı / Kâria’yı yalanladı, Semûd taşan şey ile / Tâiye ile helak oldu , Âd aşırı tiz sesli bir rüzgâr ile helak oldu. Onları yedi gece sekiz gün etkiledi, izleri silindi, kavmi, kesilmiş içi boş hurma kütükler gibi serili orada görebilirsin. Onlardan arta kalan bir şey / kalan bir bakiye görüyor musun? Firavun ve ondan önceki ve mü’tefikat da yanlışlarıyla geldiler, Rablerinin Resulüne isyan ettiler, şiddeti git gide artan bir yakalayış ile onları yakaladı. Su taştığında, akıp giden içerisinde (denizde gemide), sizin için hatırlatma yapalım diye ve işittiğini anlayan kulaklar bellesin diye, sizi biz taşıdık
Gerçekleşecek olan kıyamet!
Gerçekleşen,
Gerçekleşeceği kesin olan! dipnot 1
Bunlar tümüyle gerçektir.
Gerçekleşecek olan.
Gerçekleşecek olan..
el-Hakka/geleceği kuşkusuz olan şey!
Hâkka suresi, 2. ayet. مَا ٱلْحَآقَّةُ
Nedir o gerçekleşecek olan kıyamet?
Nedir o gerçekleşecek olan!
(Bilir misin ey muhatap) o ne dehşet gerçekleşecek?
Ne korkunçtur (inanmayanlar için) başa gelecek olanın gerçekleşmesi!
Nedir El Hakka?
Nedir o 'muhakkak gerçekleşecek olan?'
(Evet) nedir o gerçekleşecek olan?
Gerçekleşecek olan, nedir?
Nedir o gerçekleşen?
Nedir o gerçekleşen?
Nedir o gerçekleşen!
Nedir o hak olan (kıyamet)?
Ne Hakka?
Nedir gerçekleşeceği kesin olan?
Nedir gerçekleşeceği kesin olan?
Nedir gerçekleşeceği kesin olan?
Nedir o 'muhakkak gerçekleşecek olan?'
nedir o hak olan (kıyamet)?
Nedir o gerçekleşecek olan?
(1-12) Kaçınılmaz Gerçek! Nedir kaçınılmaz gerçek? Kaçınılmaz gerçeği sana ne idrak ettiriyor? Semûd ve Âd , çarpıcı olayı / Kâria’yı yalanladı, Semûd taşan şey ile / Tâiye ile helak oldu , Âd aşırı tiz sesli bir rüzgâr ile helak oldu. Onları yedi gece sekiz gün etkiledi, izleri silindi, kavmi, kesilmiş içi boş hurma kütükler gibi serili orada görebilirsin. Onlardan arta kalan bir şey / kalan bir bakiye görüyor musun? Firavun ve ondan önceki ve mü’tefikat da yanlışlarıyla geldiler, Rablerinin Resulüne isyan ettiler, şiddeti git gide artan bir yakalayış ile onları yakaladı. Su taştığında, akıp giden içerisinde (denizde gemide), sizin için hatırlatma yapalım diye ve işittiğini anlayan kulaklar bellesin diye, sizi biz taşıdık
Nedir o gerçekleşecek olan kıyamet?
Nedir o gerçekleşen?
Gerçekleşeceği kesin olan nedir?
Tümüyle gerçek olan nedir?
Nedir gerçekleşecek olan?
Nedir gerçekleşecek olan?..
Nedir o hakka?
Hâkka suresi, 3. ayet. وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْحَآقَّةُ
Gerçekleşecek olan kıyametin ne olduğunu sen ne bileceksin?
O gerçekleşecek olanı sana bildiren ne olabilir ki!
Sahi onun nasıl gerçekleşeceğini bilir misin sen?
Bilir misin, nedir, başa gelecek olanın gerçekleşmesi?
El Hakka'yı sana bildiren nedir?
O gerçekleşecek olanı (kıyameti) sana bildiren nedir?
Gerçekleşecek olanın (kıyametin) ne olduğunu sen nereden bileceksin?
Ve gerçekleşecek olanı, sana bildiren nedir?
Gerçekleşenin ne olduğunu sen nereden bileceksin.
Gerçekleşenin ne olduğunu nerden bileceksin?
Gerçekleşenin ne olduğunu nerden bileceksin?
Ve sana dirayetle ne bildirdi, o hak olan (kıyamet)in ne olduğunu?
Ve ne bildirdi sana dirayetle? Nedir o Hakka?
Gerçekleşeceği kesin olanın ne olduğunu, nereden bileceksin?
Gerçekleşeceği kesin olanın ne olduğunu, nereden bileceksin?
Gerçekleşeceği kesin olanın ne olduğunu, nereden bileceksin?
O gerçekleşecek olanı (kıyameti) sana bildiren nedir?
O gerçek (kıyamet) i sana hangi şey bildirdi?
Hangi şey bildirdi sana, gerçekleşecek olanın ne olduğunu?
(1-12) Kaçınılmaz Gerçek! Nedir kaçınılmaz gerçek? Kaçınılmaz gerçeği sana ne idrak ettiriyor? Semûd ve Âd , çarpıcı olayı / Kâria’yı yalanladı, Semûd taşan şey ile / Tâiye ile helak oldu , Âd aşırı tiz sesli bir rüzgâr ile helak oldu. Onları yedi gece sekiz gün etkiledi, izleri silindi, kavmi, kesilmiş içi boş hurma kütükler gibi serili orada görebilirsin. Onlardan arta kalan bir şey / kalan bir bakiye görüyor musun? Firavun ve ondan önceki ve mü’tefikat da yanlışlarıyla geldiler, Rablerinin Resulüne isyan ettiler, şiddeti git gide artan bir yakalayış ile onları yakaladı. Su taştığında, akıp giden içerisinde (denizde gemide), sizin için hatırlatma yapalım diye ve işittiğini anlayan kulaklar bellesin diye, sizi biz taşıdık
Gerçekleşecek olan kıyametin ne olduğunu sen ne bileceksin?
Gerçekleşenin ne olduğunu nerden bileceksin?
Gerçekleşeceği kesin olanın ne olduğunu sana kim bildirebilir! dipnot 1
Tümüyle gerçek olanın ne olduğunu nereden bileceksin? (Öyleyse dinle!)
Gerçekleşecek olanın ne olduğunu sana bildiren nedir?
'Gerçekleşecek' olanın ne olduğunu sana bildiren nedir?
O hakkanın niteliğini sana bildiren nedir?
Hâkka suresi, 4. ayet. كَذَّبَتْ ثَمُودُ وَعَادٌۢ بِٱلْقَارِعَةِ
Semud ve Ad kavimleri, yüreklerini hoplatacak olan büyük felaketi (Kıyameti) yalanladılar.
Semûd ve Âd (kavimleri) de o çarpan felaketi yalanlamıştı.
Semud ve Ad (İnsanın aklını başına devşiren) o Son Vuruş'u inkar ettiler.
Semud ve 'Ad (kabileleri), o ani felaket (haberlerin)i yalanladılar!
Semud ve Ad, o Karia'yı (ölüm sonrası yaşanacak sonsuz yaşamı) yalanladılar.
Semud ve Ad (toplumları), karia'yı yalan saydılar.
Semûd ve Ad kavimleri, kapılarını çalacak felâketi (kıyameti) yalan saymışlardı.
Semud ve Âd, apansız gelen yıkımı yalanlamıştı.
Semud ve'Ad kavimleri kıyameti yalanladı.
Semud ve Ad (halkı) sarsıcı olayı yalanladı.
Semud ve Ad (halkı) sarsıcı olayı yalanladı.
Semud ve Ad inanmadı o (beyinlerinde patlayacak) kıyamete!
İnanmadı Semud-ü Ad o kariaya.
Semud ve Ad halkı Karia'yı dipnot 1 yalanladılar.
Semud ve Âd halkı Karia'yı dipnot 1 yalanladılar.
Semud ve Âd toplumları Karia'yı dipnot 1 yalanladılar.
Semud ve Ad (toplumları), karia'yı yalan saydılar.
Semuud ile Aad (kavmleri ta yüreklerinde) patlayacak olan o kıyameti tekzib etdi (ler).
Semud ve Ad, tepelerine inecek olanı yalanladılar.
(1-12) Kaçınılmaz Gerçek! Nedir kaçınılmaz gerçek? Kaçınılmaz gerçeği sana ne idrak ettiriyor? Semûd ve Âd , çarpıcı olayı / Kâria’yı yalanladı, Semûd taşan şey ile / Tâiye ile helak oldu , Âd aşırı tiz sesli bir rüzgâr ile helak oldu. Onları yedi gece sekiz gün etkiledi, izleri silindi, kavmi, kesilmiş içi boş hurma kütükler gibi serili orada görebilirsin. Onlardan arta kalan bir şey / kalan bir bakiye görüyor musun? Firavun ve ondan önceki ve mü’tefikat da yanlışlarıyla geldiler, Rablerinin Resulüne isyan ettiler, şiddeti git gide artan bir yakalayış ile onları yakaladı. Su taştığında, akıp giden içerisinde (denizde gemide), sizin için hatırlatma yapalım diye ve işittiğini anlayan kulaklar bellesin diye, sizi biz taşıdık
Semûd ve Âd kavimleri, yüreklerini hoplatacak olan büyük felaketi (kıyameti) yalanladılar.
Semud ve 'Ad (kavimleri), başa çarpan olayı yalanladılar.
(Salih'in kavmi) Semud ve (Hud'un kavmi) Ad, (ansızın) kapıyı çalacak olan (o gün) dipnot 1 konusunda yalana sarılmışlardı.
Semud ile Ad (kavimleri), gümbür gümbür gelen o felaket için "Yalan!" demişlerdi.
Semud ve Âd halkı (tepelerine) ansızın inecek olanı yalanlamışlardı.
Semud ve Ad halkı (tepelerine) ansızın inecek olanı yalanlamışlardı.
Semud ve Ad kariayı/başa çarpan olayı yalanlamıştı.
Hâkka suresi, 5. ayet. فَأَمَّا ثَمُودُ فَأُهْلِكُوا۟ بِٱلطَّاغِيَةِ
Semud kavmi korkunç bir sarsıntı ile helak edildi.
Semûd (kavmi) var ya onlar azgınlığın(ın) karşılığında helak edilmişti. dipnot 1
Bir yanda Semud: sonuçta onlar ses duvarını çok çok aşan bir bela ile helak edildiler.
Semud mu? Onlar şiddetli bir (yer) sarsıntı(sı) ile yok edildi;
Semud'a gelince, yüksek sesli depremle helak edildiler!
Bu nedenle Semud (halkı), korkunç bir sesle helak edildi.
Semûd'a gelince: Onlar pek zorlu (bir sarsıntı) ile helâk edildiler.
Semud, bu yüzden, korkunç bir olayla yıkıma uğratıldı.
Semud kavmi korkunç bir sarsıntı ile yok edilmişti.
Ve Semud o azgın (sarsıntı) ile yok edildi.
Ve Semud o azgın (sarsıntı) ile yok edildi.
Semud haddi aşan (korkunç bir gürültü) ile yok edildi.
Amma Semud ihlak ediliverdiler o tagıye ile
Bu nedenle Semud halkı büyük bir yıkımla yok edildi.
Bu nedenle Semud halkı büyük bir yıkımla yok edildi.
Bu nedenle Semud halkı büyük bir yıkımla yok edildi.
Bu nedenle Semud (halkı), korkunç bir sesle helak edildi.
Semuud'a gelince: Onlar hadden aşırı (korkunç bir ses) ile helak edildiler,
Bu sebeple Semud, azgın bir sesle helak edildiler.
(1-12) Kaçınılmaz Gerçek! Nedir kaçınılmaz gerçek? Kaçınılmaz gerçeği sana ne idrak ettiriyor? Semûd ve Âd , çarpıcı olayı / Kâria’yı yalanladı, Semûd taşan şey ile / Tâiye ile helak oldu , Âd aşırı tiz sesli bir rüzgâr ile helak oldu. Onları yedi gece sekiz gün etkiledi, izleri silindi, kavmi, kesilmiş içi boş hurma kütükler gibi serili orada görebilirsin. Onlardan arta kalan bir şey / kalan bir bakiye görüyor musun? Firavun ve ondan önceki ve mü’tefikat da yanlışlarıyla geldiler, Rablerinin Resulüne isyan ettiler, şiddeti git gide artan bir yakalayış ile onları yakaladı. Su taştığında, akıp giden içerisinde (denizde gemide), sizin için hatırlatma yapalım diye ve işittiğini anlayan kulaklar bellesin diye, sizi biz taşıdık
Ama Semûd, şiddetli bir çığlık/ses ile helâk edilmişti.
Bu yüzden Semud (kavmi) azgın bir vak'a ile helak edildiler.
Sonra Semud (insanın dayanma) sınırını aşan bir şeyle (sesle) dipnot 1 helak edildi.
Semud korkunç bir sarsıntıyla etkisizleştirildi.
Ama Semud, şiddetli bir çığlık/ses ile helak edilmişti.
Ama Semud, şiddetli bir sarsıntı ile helak edilmişti.
Bunun üzerine Semud, bir doğal felaket ile helak edildi.
Hâkka suresi, 6. ayet. وَأَمَّا عَادٌ فَأُهْلِكُوا۟ بِرِيحٍ صَرْصَرٍ عَاتِيَةٍ
Ad kavmine gelince, onlar da uğultulu ve dondurucu şiddetli bir rüzgarla helak edildi.
Âd (kavmi) ise uğultulu, kasıp kavuran bir fırtına ile helak edilmişti.
Ve öte yanda 'Ad: onlar da değdiğini sesiyle çarpan dizginlenemez bir kasırgayla helak edildiler.
'Ad ise öfkeli bir kasırga ile yok olup gitti,
Ad'a gelince, şiddetli bir kasırgayla helak edildiler!
Ad (halkın)a gelince; onlar da, uğultu yüklü, azgın bir kasırga ile helak edildiler.
Ad kavmi ise, uğultulu, kasıp kavuran bir fırtına ile mahvedildiler.
Ve Âd, bu yüzden, köklerini yok eden bir kasırgayla yıkıma uğratıldı.
- 'Ad toplumuna gelince, onlar soğuk ve şiddetli bir rüzgarla yok edildiler. Allah o rüzgarı yedi gece, sekiz gündüz, aralıksız olarak başlarına sardı. Böylece o halkın, içi boş hurma kütükleri gibi yere serildiklerini görürsün. Onlardan geriye kalan hiçbir kimseyi görüyor musun?
Ad ise sert ve azgın bir kasırga ile yok edildi.
Ad ise sert ve azgın bir kasırga ile yok edildi.
Ad ise şiddetli bir rüzgar, azgın bir fırtına ile yok edildi.
Ve amma Ad onlar da ihlak ediliverdiler bir sarsar rüzgar, azgın bir fırtına ile
Ad halkı ise kasıp kavuran, şiddetli bir fırtına ile yok edildi.
Âd halkı ise kasıp kavuran, şiddetli bir fırtına ile yok edildi.
Âd halkı ise kasıp kavuran, şiddetli bir fırtına ile yok edildi.
Ad (halkın)a gelince; onlar da, uğultu yüklü, azgın bir kasırga ile helak edildiler.
Aad'e gelince: Onlar da uğultulu, azgın bir fırtına ile helak edildiler.
Ad'a gelince; onlar da uğultulu, azgın bir fırtına ile helak edildiler.
(1-12) Kaçınılmaz Gerçek! Nedir kaçınılmaz gerçek? Kaçınılmaz gerçeği sana ne idrak ettiriyor? Semûd ve Âd , çarpıcı olayı / Kâria’yı yalanladı, Semûd taşan şey ile / Tâiye ile helak oldu , Âd aşırı tiz sesli bir rüzgâr ile helak oldu. Onları yedi gece sekiz gün etkiledi, izleri silindi, kavmi, kesilmiş içi boş hurma kütükler gibi serili orada görebilirsin. Onlardan arta kalan bir şey / kalan bir bakiye görüyor musun? Firavun ve ondan önceki ve mü’tefikat da yanlışlarıyla geldiler, Rablerinin Resulüne isyan ettiler, şiddeti git gide artan bir yakalayış ile onları yakaladı. Su taştığında, akıp giden içerisinde (denizde gemide), sizin için hatırlatma yapalım diye ve işittiğini anlayan kulaklar bellesin diye, sizi biz taşıdık
Âd kavmine gelince, onlar da uğultulu ve dondurucu olan şiddetli bir rüzgârla helâk edildi.
'Ad (kavmi) ise uğultulu, azgın bir kasırga ile helak edildiler.
Ad ise kasıp kavuran soğuk ve şiddetli bir rüzgar ile helak edildi dipnot 1 .
Ad ise uğultulu, azgın bir kasırga ile etkisizleştirilmişti.
Âd ise kasıp kavuran uğultulu bir rüzgar ile helak edilmişti.
Ad ise kasıp kavuran şiddetli bir rüzgar ile helak edilmişti.
Ad ise gürleyen sesle gelen rüzgarlı bir fırtınayla mahvedildi.
Hâkka suresi, 7. ayet. سَخَّرَهَا عَلَيْهِمْ سَبْعَ لَيَالٍ وَثَمَٰنِيَةَ أَيَّامٍ حُسُومًا فَتَرَى ٱلْقَوْمَ فِيهَا صَرْعَىٰ كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ خَاوِيَةٍ
Allah, onu kesintisiz olarak yedi gece, sekiz gün onların üzerine musallat etti. Öyle ki (eğer orada olsaydın), o kavmi, içi boş hurma kütükleri gibi oracıkta yere serilmiş halde görürdün.
(Allah) art arda yedi gece sekiz gün(düz) o (kasırgayı) onların üzerine salmıştı. (Orada olsaydın) o halkı, içi boş hurma kütükleri gibi yere serilmiş hâlde görürdün.
(Allah), üzerlerine emrine amade kıldığı o (kasırgayı) yedi gece sekiz gündüz kesintisiz bir biçimde estirdi; öyle ki, tıpkı kökünden savrulmuş hurma kütükleri gibi, o kavmin orada öylece donup kaldığını gözünde canlandırabilirsin.
Allah, onların (kökünü kurutmak üzre,) üzerlerinde o kasırgayı yedi gece sekiz gün estirdi; öyle ki insanların (kökünden çıkarılmış) hurma kütükleri gibi yere yıkıldıklarını gözünde canlandırabilirsin.
Onu (kasırgayı) onlara, yedi gece ve sekiz gün musallat etti! O toplumu orada içi boş hurma kütükleri gibi yere yıkılmış görürsün!
(Allah) Onu, yedi gece ve sekiz gün, aralık vermeksizin üzerlerine musallat etti. Öyle ki, o kavmin, orada sanki içi kof hurma kütükleriymiş gibi çarpılıp yere yıkıldığını görürsün.
Allah onu, ardarda yedi gece, sekiz gün onların üzerine musallat etti. Öyle ki (eğer orada olsaydın), o kavmi, içi boş hurma kütükleri gibi oracıkta yere serilmiş halde görürdün.
Yedi gece ve sekiz gün, aralıksız olarak onların üzerine saldı. Öyle ki, o toplumu, içi boş hurma kütükleri gibi yerlere serilmiş görürdün.
- 'Ad toplumuna gelince, onlar soğuk ve şiddetli bir rüzgarla yok edildiler. Allah o rüzgarı yedi gece, sekiz gündüz, aralıksız olarak başlarına sardı. Böylece o halkın, içi boş hurma kütükleri gibi yere serildiklerini görürsün. Onlardan geriye kalan hiçbir kimseyi görüyor musun?
Onu, yedi gece ve sekiz gün boyunca üzerlerine bir bela olarak saldı. Halkın, çürümüş hurma gövdeleri gibi yere yıkıldıklarını görürsün. dipnot 1
Onu, yedi gece ve sekiz gün boyunca üzerlerine bir bela olarak saldı. Halkın, çürümüş hurma gövdeleri gibi yere yıkıldıklarını görürsün.
Allah, köklerini kesmek için onu yedi gece, sekiz gündüz aralıksız onların üzerine musallat etti. Bir de görürsün o topluluğu ki, o süre zarfında içleri kof hurma kütükleri gibi yıkılıp kalmışlar.
müsellat etmişti Allah onun üzerlerine yedi gece sekiz gün husum halinde, köklerini kesmek üzere müstemirren. Bir de görürsün ki o kavmı o müddet zarfında yıkıla kalmışlar. Ve sanki içleri kof hurma kütükleri imişler
Onu, yedi gece ve sekiz gün; hiç ara vermeden üzerlerine musallat etti. Öyle ki, o halkı, orada kökünden sökülmüş hurma ağacı kütükleri gibi yere serilmiş görürsün.
Onu, yedi gece ve sekiz gün; hiç ara vermeden üzerlerine musallat etti. Öyle ki, o halkı, orada kökünden sökülmüş hurma ağacı kütükleri gibi yere serilmiş görürsün.
Onu, yedi gece ve sekiz gün; hiç ara vermeden üzerlerine musallat etti. Öyle ki, o halkı, orada kökünden sökülmüş hurma ağacı kütükleri gibi yere serilmiş görürsün.
(Tanrı) Onu, yedi gece ve sekiz gün, aralık vermeksizin üzerlerine musallat etti. Öyle ki, o kavmin, orada sanki içi kof hurma kütükleriymiş gibi çarpılıp yere yıkıldığını görürsün.
(Allah) onu yedi gece, sekiz gün ardı ardınca üzerlerine musallat etdi, öyle ki (eğer sen de haazır olsaydın) o kavmin (bu müddet) içinde (nasıl) olub yıkıldığını görürdün. Sanki onlar, içleri bomboş hurma kütükleri idiler.
Onların kökünü kesmek için, üzerlerine yedi gece sekiz gün, rüzgarı estirdi. Halkın, kökünden sökülmüş hurma kütükleri gibi yere yıkıldığını görürdün.
(1-12) Kaçınılmaz Gerçek! Nedir kaçınılmaz gerçek? Kaçınılmaz gerçeği sana ne idrak ettiriyor? Semûd ve Âd , çarpıcı olayı / Kâria’yı yalanladı, Semûd taşan şey ile / Tâiye ile helak oldu , Âd aşırı tiz sesli bir rüzgâr ile helak oldu. Onları yedi gece sekiz gün etkiledi, izleri silindi, kavmi, kesilmiş içi boş hurma kütükler gibi serili orada görebilirsin. Onlardan arta kalan bir şey / kalan bir bakiye görüyor musun? Firavun ve ondan önceki ve mü’tefikat da yanlışlarıyla geldiler, Rablerinin Resulüne isyan ettiler, şiddeti git gide artan bir yakalayış ile onları yakaladı. Su taştığında, akıp giden içerisinde (denizde gemide), sizin için hatırlatma yapalım diye ve işittiğini anlayan kulaklar bellesin diye, sizi biz taşıdık
O rüzgârı onlara yedi gece ve sekiz gün peşpeşe musallat kıldı. O kavmi o süre içinde içleri boşalmış hurma kütükleri imişler gibi yere yıkılmış görürdün.
(Allah) Onu, yedi gece, sekiz gün ardı ardına onların üzerine saldı. O kavmi orada, içi boş hurma kütükleri gibi serilmiş görürsün.
Allah o rüzgarı, her şeyi silip süpürecek şekilde yedi gece, sekiz gün onların üzerine saldı. O gün (orada olsaydın) bütün halkı yere serilmiş halde görürdün; sanki onlar, içi boş hurma kütükleri gibiydiler dipnot 1 .
Allah rüzgarı, her şeyi silip süpürecek şekilde yedi gece, sekiz gün üzerlerine saldı. O gün (orada olsaydın) bütün halkı yere serilmiş halde görürdün; içi boşalmış hurma kütükleri gibiydiler.
Allah, onu yedi gece sekiz gün kesintisiz onların üzerine musallat etmişti. Böylece o kavmin, orada sanki içi kof hurma kütükleriymiş gibi çarpılıp yere yıkıldığını görürdün.
Allah, onu yedi gece sekiz gün kesintisiz onların üzerine estirmişti. Halkın orada içi boş hurma kütükleri gibi yere serildiğini görürdün.
Onu, onların üzerine yedi gece, sekiz gün hiç ara vermeden saldı. Topluluğu orada yerlere serilmiş görürsün. İçleri boşaltılmış hurma kütükleri gibidirler.
Hâkka suresi, 8. ayet. فَهَلْ تَرَىٰ لَهُم مِّنۢ بَاقِيَةٍ
Şimdi onlardan geri kalan bir şey görüyor musun?
Onlardan geriye kalan (bir kişi) görebiliyor musun! dipnot 1
Şimdi onlardan geriye kalan bir (kişi) görebiliyor musun?
şimdi onlardan geriye kalan bir iz görüyor musun?
Onlardan geriye kalan ne görüyorsun?
Şimdi onlardan hiç arta kalan (bir şey) görüyor musun?
Şimdi sen, onlardan, orada kalmış herhangi bir şey görüyor musun?
Artık, onlardan geriye kalan bir şey görüyor musun?
- 'Ad toplumuna gelince, onlar soğuk ve şiddetli bir rüzgarla yok edildiler. Allah o rüzgarı yedi gece, sekiz gündüz, aralıksız olarak başlarına sardı. Böylece o halkın, içi boş hurma kütükleri gibi yere serildiklerini görürsün. Onlardan geriye kalan hiçbir kimseyi görüyor musun?
Onların hiçbir kalıntısını görüyor musun?
Onların hiç bir kalıntısını görüyor musun?
Bak şimdi görebilir misin onlardan bir kalıntı?
Bak şimdi görebilir misin onlardan bir bakıyye.
Artık onlara ait bir kalıntı görebiliyor musun?
Artık onlara ait bir kalıntı görebiliyor musun?
Artık onlara ait bir kalıntı görebiliyor musun?
Şimdi onlardan hiç arta kalan (bir şey) görüyor musun?
Şimdi onlardan bir kalan görüyor musun?
Şimdi onlardan geri kalan bir şey görüyor musun?
(1-12) Kaçınılmaz Gerçek! Nedir kaçınılmaz gerçek? Kaçınılmaz gerçeği sana ne idrak ettiriyor? Semûd ve Âd , çarpıcı olayı / Kâria’yı yalanladı, Semûd taşan şey ile / Tâiye ile helak oldu , Âd aşırı tiz sesli bir rüzgâr ile helak oldu. Onları yedi gece sekiz gün etkiledi, izleri silindi, kavmi, kesilmiş içi boş hurma kütükler gibi serili orada görebilirsin. Onlardan arta kalan bir şey / kalan bir bakiye görüyor musun? Firavun ve ondan önceki ve mü’tefikat da yanlışlarıyla geldiler, Rablerinin Resulüne isyan ettiler, şiddeti git gide artan bir yakalayış ile onları yakaladı. Su taştığında, akıp giden içerisinde (denizde gemide), sizin için hatırlatma yapalım diye ve işittiğini anlayan kulaklar bellesin diye, sizi biz taşıdık
Onlardan arta kalan bir şey görüyor musun?
Onlardan hiç geri kalan görüyor musun?
Şimdi sen, onlardan geriye kalan birini dipnot 1 görebilir misin!
Onlardan kalma bir kimseyi dipnot 1 görebilir misin
Onlardan arta kalan bir şey görüyor musun?
Onlardan arta kalan bir şey görüyor musun?
Onlardan geri kalan birşey görüyor musun?
Hâkka suresi, 9. ayet. وَجَآءَ فِرْعَوْنُ وَمَن قَبْلَهُۥ وَٱلْمُؤْتَفِكَٰتُ بِٱلْخَاطِئَةِ
Firavun, ondan öncekiler ve yerle bir olan şehirler (halkı olan Lut kavmi) hep o suçu işlediler.
Firavun, ondan öncekiler ve altı üstüne getirilen şehirler(in halkları) hep o hatayı (şirki) işlemişlerdi.
Bir de Firavun ve ondan önce gelenler ve altüst olmuş şehirler vardı; (hepsi de) hataya gömülmüşlerdi:
Bir de Firavun vardı; ve ondan önce yaşamış (birçok)ları, altüst olmuş şehirler (onların hepsi) günah üstüne günah işlemişlerdi;
Firavun, ondan öncekiler ve helak olmuş şehirler, hep o hatayı yapanlar!
Firavun (kavmi), ondan öncekiler ve yerle bir olan şehirler (halkı da hep) o hata ile (tarih sahnesine) geldiler.
Firavun, ondan öncekiler ve altı üstüne getirilen beldeler halkı (Lût kavmi) hep o günahı (şirki) işlediler.
Firavun, ondan öncekiler ve yerle bir olan kentler aynı büyük suçlarla geldiler.
Firavun, ondan öncekiler ve alt üst olmuş şehirler de hep o günahı işlediler.
Firavun, ondan öncekiler ve altüst olan (Sodomlu)lar da kötülük işlemişti.
Firavun, ondan öncekiler ve altüst olan (Sodomlu) larda kötülük işlemişti.
Firavun da, ondan öncekiler de altı üstüne getirilen o ülkeler(in halkı Lut kavmi) de hep o hatayı işlediler.
Firavin de geldi, ondan evvelkiler de, mü'tefikeler de hep o hata ile
Firavun, ondan öncekiler ve kentleri alt üst olanlar, o yanlış ile geldiler.
Firavun, ondan öncekiler ve kentleri alt üst olanlar, o yanlış ile geldiler.
Firavun, ondan öncekiler ve kentleri alt üst olanlar, o hata ile geldiler.
Firavun (kavmi), ondan öncekiler ve yerle bir olan şehirler (halkı da hep) o hata ile (tarih sahnesine) geldiler.
Fir'avn da, ondan öncekiler de, altüst olan (kasaba) lar (halkı) da hep o hataayı (meydana) getirdiler (irtikab etdiler).
Firavun da, ondan öncekiler de ve altüst olmuş kasabalar da hep suçla gelmişlerdi.
(1-12) Kaçınılmaz Gerçek! Nedir kaçınılmaz gerçek? Kaçınılmaz gerçeği sana ne idrak ettiriyor? Semûd ve Âd , çarpıcı olayı / Kâria’yı yalanladı, Semûd taşan şey ile / Tâiye ile helak oldu , Âd aşırı tiz sesli bir rüzgâr ile helak oldu. Onları yedi gece sekiz gün etkiledi, izleri silindi, kavmi, kesilmiş içi boş hurma kütükler gibi serili orada görebilirsin. Onlardan arta kalan bir şey / kalan bir bakiye görüyor musun? Firavun ve ondan önceki ve mü’tefikat da yanlışlarıyla geldiler, Rablerinin Resulüne isyan ettiler, şiddeti git gide artan bir yakalayış ile onları yakaladı. Su taştığında, akıp giden içerisinde (denizde gemide), sizin için hatırlatma yapalım diye ve işittiğini anlayan kulaklar bellesin diye, sizi biz taşıdık
Firavun da, ondan öncekiler de, altı üstüne gelen kasabalar halkı da hep hata işlediler.
Fir'avn ve ondan öncekiler ve altüst olmuş kentler(in halkı olan Lut kavmi) de hatalı iş yaptılar.
Firavun, ondan öncekiler ve altı üstüne getirilen yerlerin halkı hep aynı hataya düştü dipnot 1 .
Firavun, ondan öncekiler ve yanlış yola giren her toplum aynı hataya düştü.
Firavun (kavmi), ondan öncekiler ve yerle bir olan Lut şehirleri (halkı da hep) o hata ile geldiler.
Firavun da, onlardan öncekiler de ve safsatacılar da günahlarıyla geldiler.
Firavun da ondan öncekiler de altı üstüne gelmiş kentlerde aynı hataya vücut verdiler.
Hâkka suresi, 10. ayet. فَعَصَوْا۟ رَسُولَ رَبِّهِمْ فَأَخَذَهُمْ أَخْذَةً رَّابِيَةً
Öyle ki Rablerinin elçilerine karşı geldiler. Bunun üzerine Allah da onları gittikçe artan bir azap ile yakaladı.
Rablerinin (her bir) elçisine isyan etmişlerdi; O da onları şiddetli bir şekilde yakalamıştı.
Nihayet Rablerinin elçisine karşı geldiler; ve (Allah günahlarıyla) katlanan bir bela ile tümünü enseledi.
ve Rablerinin (gönderdiği) elçilere isyan etmişlerdi. Allah şiddetli bir ceza darbesi ile onların hesabını gördü!
Rablerinin Rasulüne asi oldular da (Rableri) onları şiddetle yakalayıverdi!
Böylece Rablerinin elçisine isyan ettiler. Bu yüzden onları, şiddeti gittikçe artan bir yakalayışla yakaladı.
Böylece Rablerinin peygamberlerine karşı geldiler, O da onları pek şiddetli bir şekilde yakalayıverdi.
Efendilerinin elçilerine karşı geldiler. Bunun üzerine, yaman bir yakalayışla onları yakaladı.
Rablerinin peygamberine karşı geldiler. O da onları pek şiddetli bir şekilde yakalayıverdi.
Rab'lerinin elçisine isyan ettiler. Bunun sonucu olarak da onları şiddeti gittikçe artan bir biçimde yakalamıştı.
Rab'lerinin elçisine isyan ettiler. Bunun sonucu olarak da onları şiddeti gittikçe artan bir biçimde yakalamıştı.
Hep Rablerinin peygamberine karşı geldiler; o da onları gittikçe artan bir tutuşla alıverdi.
Hep rablarının Resulüne asi oldular o da onları alıverdi mütezayid bir tutuş (kahir bir kabza) ile
Onlar, Rabb'lerinin Resul'üne karşı geldiler. Bunun üzerine onları şiddetli bir yakalayışla yakaladı.
Onlar, Rabb'lerinin Resul'üne karşı geldiler. Bunun üzerine onları şiddetli bir yakalayışla yakaladı.
Onlar, Rabb'lerinin Rasul'üne karşı geldiler. Bunun üzerine onları şiddetli bir yakalayışla yakaladı.
Böylece rablerinin elçisine isyan ettiler. Bu yüzden onları, şiddeti gittikçe artan bir yakalayışla yakaladı.
Öyle ki (her ümmet) Rablerinin peygamberine isyan etdiler. Bundan dolayı O da kendilerini fazla bir şiddetle yakalayıverdi.
Rabblarının elçisine isyan etmişlerdi. Bunun üzerine O da kendilerini gittikçe artan bir şiddetle yakalayıverdi.
(1-12) Kaçınılmaz Gerçek! Nedir kaçınılmaz gerçek? Kaçınılmaz gerçeği sana ne idrak ettiriyor? Semûd ve Âd , çarpıcı olayı / Kâria’yı yalanladı, Semûd taşan şey ile / Tâiye ile helak oldu , Âd aşırı tiz sesli bir rüzgâr ile helak oldu. Onları yedi gece sekiz gün etkiledi, izleri silindi, kavmi, kesilmiş içi boş hurma kütükler gibi serili orada görebilirsin. Onlardan arta kalan bir şey / kalan bir bakiye görüyor musun? Firavun ve ondan önceki ve mü’tefikat da yanlışlarıyla geldiler, Rablerinin Resulüne isyan ettiler, şiddeti git gide artan bir yakalayış ile onları yakaladı. Su taştığında, akıp giden içerisinde (denizde gemide), sizin için hatırlatma yapalım diye ve işittiğini anlayan kulaklar bellesin diye, sizi biz taşıdık
Rablerinin elçisine isyan ettikleri için onları şiddetli bir yakalayışla yakaladı.
Rablerinin elçisine karşı geldiler. O da onları şiddeti gittikçe artan bir yakalayışla yakaladı.
Her biri, Rablerinin resulüne /onun elçi olarak getirdiklerine dipnot 1 karşı geldiler. Rableri de onları etkisi arttıkça artan bir azapla yakaladı dipnot 2 .
Rablerinin dipnot 1 elçilerine baş kaldırdılar. Rableri de onları kaldırıp yere vurdu.
Rablerinin elçisine isyan ettikleri için onları şiddetli bir yakalayışla yakaladı.
Rab'lerinin elçisine isyan ettikleri için onları şiddetli bir yakalayışla yakaladı.
Rablerinin resulüne isyan ettiler de O da onları, şiddeti arttıkça artan bir yakalayışla yakaladı.
Hâkka suresi, 11. ayet. إِنَّا لَمَّا طَغَا ٱلْمَآءُ حَمَلْنَٰكُمْ فِى ٱلْجَارِيَةِ
(11-12) Şüphesiz, (Nuh zamanında) su bastığı vakit, sizi gemide biz taşıdık ki, bu olayı sizin için bir uyarı yapalım ve belleyecek kulaklar da onu bellesin.
Şüphesiz ki su azgınlaştığı zaman sizi gemide biz taşımıştık.
Şüphesiz o su çığrından çıkıp tuğyan ettiğinde sizi gemide taşıyan Bizdik;
(Ve) bakın: (Nuh tufanının) suları bütün bentleri aşıp patladığında sizi o gemi ile Biz (güvenli bölgelere) taşıdık,
Muhakkak ki o su, kontrol dışı yükseldiğinde, sizi akıp gidenin içinde biz taşıdık!
Gerçek şu ki, su taştığı zaman, o gemide biz sizi taşıdık;
Şüphesiz, su bastığı vakit sizi gemide biz taşıdık;
Aslında, su taştığı zaman, akıp gidenle sizi taşıdık.
Şüphesiz, su bastığı zaman sizi gemide biz taşıdık.
Su taşınca sizi akıp giden (sal) üzerinde taşımıştık.
Su taşınca sizi akıp giden (sal) üzerinde taşımıştık.
Oysa Biz, o su kabardığı zaman sizi akan gemide taşıdık.
Halbuki biz o su tuğyan ettiği vakıt sizi akan gemide taşıdık
Suyun taştığı günde, sizi o akıp gidende Biz taşıdık.
Suyun taştığı günde, sizi o akıp gidende Biz taşıdık.
Suyun taştığı günde, sizi o akıp gidende Biz taşıdık.
Gerçek şu ki, su taştığı zaman, o gemide biz sizi taşıdık.
Hakıykat, (her yanı) su basdığı (mu'tad haddini aşdığı) zaman sizi gemide biz taşıdık.
Gerçekten su bastığı zaman sizi; Biz, taşıdık gemide.
(1-12) Kaçınılmaz Gerçek! Nedir kaçınılmaz gerçek? Kaçınılmaz gerçeği sana ne idrak ettiriyor? Semûd ve Âd , çarpıcı olayı / Kâria’yı yalanladı, Semûd taşan şey ile / Tâiye ile helak oldu , Âd aşırı tiz sesli bir rüzgâr ile helak oldu. Onları yedi gece sekiz gün etkiledi, izleri silindi, kavmi, kesilmiş içi boş hurma kütükler gibi serili orada görebilirsin. Onlardan arta kalan bir şey / kalan bir bakiye görüyor musun? Firavun ve ondan önceki ve mü’tefikat da yanlışlarıyla geldiler, Rablerinin Resulüne isyan ettiler, şiddeti git gide artan bir yakalayış ile onları yakaladı. Su taştığında, akıp giden içerisinde (denizde gemide), sizin için hatırlatma yapalım diye ve işittiğini anlayan kulaklar bellesin diye, sizi biz taşıdık
Doğrusu sular taştığı zaman sizi gemide biz taşımıştık.
Su(lar) kabarınca biz sizi, akıp giden (gemi)de taşıdık.
(Yeryüzünü) sular basınca sizi /sizin atalarınızı dipnot 1 gemide biz taşıdık.
Sular kabarınca (Nuh'un halkından) sizin gibi olanları gemide Biz taşıdık.
Sular taştığı zaman sizi gemide biz taşıdık.
Sular taştığı zaman sizi gemide biz taşıdık.
Su azıp köpürdüğünde, biz sizi o akıp gidende taşıdık,
Hâkka suresi, 12. ayet. لِنَجْعَلَهَا لَكُمْ تَذْكِرَةً وَتَعِيَهَآ أُذُنٌ وَٰعِيَةٌ
(11-12) Şüphesiz, (Nuh zamanında) su bastığı vakit, sizi gemide biz taşıdık ki, bu olayı sizin için bir uyarı yapalım ve belleyecek kulaklar da onu bellesin.
(Gerçeği) hatırlatma (vesilesi) yapalım ve kavrayan kulak(ların sahipleri) onu iyice kavrasın diye onları size (anlattık). dipnot 1
Onu, size bir ibret vesikası kılmak için, dahası işittiğini anlayan her kulak (sahibinin işin özünü) kavraması için (aktardık).
ki bütün bunları size (kesintisiz) bir uyarı haline getirelim ve her uyanık ve duyarlı kulak onu bilinçle algılayabilsin.
Onu, sizin için bir hatırlatma ve iyi algılayan kulak da onu iyi kavrasın diye (naklettik)!
Öyle ki, onu sizlere bir ibret (hatırlatma ve öğüt) kılalım. 'Gerçeği belleyip kavrayabilen' kullar da onu belleyip kavrasın.'
onu sizin için bir ibret ve öğüt yapalım ve belleyici kulaklar onu bellesin diye.
Onu size bir uyarı yapalım ve duyan kulaklar onu kavrasın diye.
Onu sizin için öğüt yapalım ve belleyici kulaklar onu bellesin diye.
Ki o size bir ders olsun ve dinleyen kulaklar anlasın.
Ki o size bir ders olsun ve dinleyen kulaklar anlasın.
Onu sizlere bir ibret yapalım ve belleyici kulaklar bellesin diye.
Onu sizlere bir anid yapalım ve belleyici kulaklar bellesin diye
Onu sizin için bir öğüt yapalım, duyan kulaklar onu duysun diye.
Onu sizin için bir öğüt yapalım, duyan kulaklar onu duysun diye.
Onu sizin için bir öğüt yapalım, duyan kulaklar onu duysun diye.
Öyle ki, onu sizlere bir ibret (hatırlatma ve öğüt) kılalım. 'Gerçeği belleyip kavrayabilen' kullar da onu 'belleyip kavrasın'.
Onu sizin için bir öğüt ve ibret yapalım, onu belleyen kulaklar da bellesin diye.
Ki bunu sizin için bir öğüt ve ibret yapalım. Ve anlayışlı kulaklar anlasın diye.
(1-12) Kaçınılmaz Gerçek! Nedir kaçınılmaz gerçek? Kaçınılmaz gerçeği sana ne idrak ettiriyor? Semûd ve Âd , çarpıcı olayı / Kâria’yı yalanladı, Semûd taşan şey ile / Tâiye ile helak oldu , Âd aşırı tiz sesli bir rüzgâr ile helak oldu. Onları yedi gece sekiz gün etkiledi, izleri silindi, kavmi, kesilmiş içi boş hurma kütükler gibi serili orada görebilirsin. Onlardan arta kalan bir şey / kalan bir bakiye görüyor musun? Firavun ve ondan önceki ve mü’tefikat da yanlışlarıyla geldiler, Rablerinin Resulüne isyan ettiler, şiddeti git gide artan bir yakalayış ile onları yakaladı. Su taştığında, akıp giden içerisinde (denizde gemide), sizin için hatırlatma yapalım diye ve işittiğini anlayan kulaklar bellesin diye, sizi biz taşıdık
Bunu sizin için bir öğüt kılalım ve anlayışlı kulaklar duysun diye.
Ki onu size bir ibret yapalım ve belleyen kulak(lar) onu bellesin.
Biz bunları, aklınızdan çıkarmayacağınız bir bilgi yapmak için ve kulağa küpe olsun diye (anlatıyoruz) dipnot 1 .
Bunu, aklınızdan çıkarmayacağınız bir bilgi ve kulağınıza küpe olsun diye yaptık.
Bunu sizin için bir öğüt kılalım ve anlayışlı kulaklar duysun diye.
Bunu sizin için bir öğüt/uyarı kılalım ve anlayışlı kulaklar duysun diye...
Ki onu size bir hatırlatıcı/düşündürücü yapalım ve kavrayabilen kulak kavrasın.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.