İsrâ suresi · 66–72. ayetler

Denizdeki kurtuluş; insanoğlunun şerefli kılınışı

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. İsrâ suresi, 66. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 66. ayet. رَّبُّكُمُ ٱلَّذِى يُزْجِى لَكُمُ ٱلْفُلْكَ فِى ٱلْبَحْرِ لِتَبْتَغُوا۟ مِن فَضْلِهِۦٓ إِنَّهُۥ كَانَ بِكُمْ رَحِيمًا

    Diyanet İşleri

    Rabbiniz, lütfundan nasip arayasınız diye sizin için denizde gemiler yürütendir. Şüphesiz O, size karşı çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan

    Rabbiniz, nimetlerinden edinmeniz için gemileri denizde sizin için yüzdürendir. Şüphesiz ki O size çok merhametlidir.

    Mustafa İslamoğlu

    Rabbiniz... O'dur lutfu kereminde payınıza düşeni arayasınız diye sizin için denizde gemileri yüzdüren; yine, bitimsiz bir merhametle sizi kollayan da O'dur.

    Muhammed Esed

    Rabbinizdir, bolluğundan, bereketinden (payınızı) arayasınız diye sizin için denizde gemileri yüzdüren; O'dur size gerçekten acıyan, sahip çıkan.

    Ahmed Hulusi

    Rabbiniz ki, lütfunu arayasınız diye gemileri (bedenlerinizi) sizin için deniz (ilim) içinde yüzdürüyor! Muhakkak ki O, sizden Rahıym'dir (El Esma manalarının özelliklerini açığa çıkaran)!

    Ali Bulaç

    Sizin Rabbiniz, fazlından aramanız için denizde gemileri sizin için yürütür. Gerçekten O, size karşı merhametli olandır.

    Ali Özek ve heyeti

    (Kullarım!) Rabbiniz, lütfuna nâil olmanız için denizde gemileri sizin için yüzdürendir. Doğrusu O, sizin için çok merhametlidir.

    Ali Rıza Safa

    Efendiniz, O'nun lütfundan aramanız için, gemileri denizde yüzdürür. Kuşkusuz, O, size karşı, Merhametlidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Bol nimetinden elde edesiniz diyeRabbiniz sizin için denizde gemiler yüzdürür. Doğrusu O, size acır.

    Edip Yüksel

    Efendiniz, nimetlerini aramanız için gemileri okyanuslarda yüzdürendir. O size karşı Rahim'dir. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Su, fiziksel ve kimyasal açıdan eşsiz özelliklere ve yararlara sahiptir. Örneğin, suyun yoğunluğunun +4 derecede en yüksek olması denizlerin ve okyanusların alttan buz tutmamasına yol açar. Böylece korunan deniz altındaki canlı hayat, gezegenimizin atmosferindeki oksijeni hayat için gerekli düzeyde tutar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rabbiniz, nimetlerini aramanız için gemileri okyanuslarda yüzdürendir. O size karşı Rahim'dir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Rabbiniz o kudret sahibidir ki, lütfundan nasip arayasınız diye sizin için denizde gemiler yürütüyor; gerçekten O, size karşı çok merhametidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Rabbınız o kadirdir ki fadlından nasib arayasınız diye sizin için denizde gemiler sevkediyor, hakıkaten o size rahim bulunuyor

    Erhan Aktaş

    Rabb'iniz, lütfundan arayasınız dipnot 1 diye sizin için denizde gemileri yürütendir. O'nun size olan rahmeti kesintisizdir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rızık aramak, ticaret yapmak ve seyahat etmek için.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Rabb'iniz, lütfundan arayasınız dipnot 1 diye sizin için denizde gemileri yürütendir. O'nun size olan rahmeti kesintisizdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rızık aramak, ticaret yapmak ve seyahat etmek için.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rabb'iniz, lütfundan arayasınız dipnot 1 diye sizin için denizde gemileri yürütendir. O'nun size olan rahmeti kesintisizdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rızık aramak, ticaret yapmak ve seyahat etmek için.

    Gültekin Onan

    Sizin rabbiniz, fazlından aramanız için denizde gemileri sizin için yürütür. Gerçekten O, size karşı merhametli olandır.

    Hasan Basri Çantay

    Rabbiniz, fazl (-u kerem) inden (nasıyb) arayasınız diye, sizin için denizde gemileri yürütendir. Şübhe yok ki O sizi çok esirgeyicidir.

    İbni Kesir

    Rabbınız O'dur ki; lutfundan elde edesiniz diye gemileri sizin için denizde yüzdürür. Muhakkak ki O; sizin için Rahim olandır.

    Mehmet Alagaş

    (66-70) Rabbiniz denizde sizin için gemileri, hazinesinden / fazlından aramanız amacıyla savurandır / sevk edendir. Muhakkak ki O, size çok merhametlidir, size denizde bir zarar dokunduğunda O hariç, diğer çağırdıklarınız sapar gider. Ne zaman ki sizi karaya kurtarır, arkanızı dönesiniz, insan yok sayandı r / kafirdir. Emin misiniz? sizi kara tarafında da yerle bir etmeyeceğinden / batırmayacağından ? yahut size hortum / çakıllı kasırga göndermeyeceğinden ? Sonra size vekilde bulamazsınız. Emin misiniz? bir kez daha o denize geri gittiğinizde üzerinize rüzgâr olarak fırtına göndermesinden, yok saymış haldeyken / kafirken sizi boğmasından, sonra bize karşı bir taraftarda bulamazsınız. Kesin olan şu ki biz âdem oğullarına verdik / ikramda bulunduk, onları karada ve denizde taşıdık, onları hoş olan şeylerle rızıklandırdık, Üstün yarattıklarımızın çoğundan / ekserisinden üstün kıldık.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Denizde lütfunu arayasınız diye gemileri sizin için yürüten Rabbinizdir. Çünkü O, size çok merhamet eder.

    Süleyman Ateş

    (Ey insanlar), Rabbiniz O'dur ki lutfundan (payınızı) aramanız için size gemileri denizde yürütür. Doğrsu O, size çok acır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Denizde gemileri sizin için yürüten Rabbinizdir. Bunu, ikram olarak verdiklerini arayasınız diye yapar. O, size karşı pek merhametlidir.

    Şaban Britch

    Denizde lütfunu arayasınız diye gemileri sizin için yürüten Rabbinizdir. Çünkü O, size çok merhamet eder.

    Şaban Piriş

    Denizde nimetini arayasınız diye gemileri sizin için sevk ve idare eden Rabbinizdir. Çünkü O, size çok merhamet eder.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Rabbiniz odur ki, lütfundan nasip arayasınız diye sizin için denizde gemiler yürütüyor. O, size karşı gerçekten çok merhametlidir.

  2. İsrâ suresi, 67. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 67. ayet. وَإِذَا مَسَّكُمُ ٱلضُّرُّ فِى ٱلْبَحْرِ ضَلَّ مَن تَدْعُونَ إِلَّآ إِيَّاهُ فَلَمَّا نَجَّىٰكُمْ إِلَى ٱلْبَرِّ أَعْرَضْتُمْ وَكَانَ ٱلْإِنسَٰنُ كَفُورًا

    Diyanet İşleri

    Denizde size bir sıkıntı dokunduğunda bütün taptıklarınız (sizi yüzüstü bırakıp) kaybolur, yalnız Allah kalır. Fakat sizi kurtarıp karaya çıkarınca yüz çevirirsiniz. Zaten insan çok nankördür.

    Mehmet Okuyan

    Denizde size bir sıkıntı geldiğinde, O'ndan başka yalvardıklarınız kaybolup gider. Sizi kurtarıp karaya çıkardığında (eski hâlinize) dönersiniz. İnsanoğlu çok nankördür. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Yûnus 10:12; Nahl 16:54; ‘Ankebût 29:65; Rûm 30:33; Lokmân 31:32; Zümer 39:8, 49; Şûrâ 42:48.

    Mustafa İslamoğlu

    İmdi, siz denizde bir tehlikeyle karşılaştığınızda, yalvarıp yakardığınız herkes sizi yüzüstü bırakır da O bırakmaz; fakat O sizi kurtarıp karaya çıkardığı zaman (bu kez de) siz yüz çevirirsiniz: zira insanoğlu pek nankördür.

    Muhammed Esed

    Denizde bir tehlikeyle karşılaştığınız zaman, O'ndan başka bütün o yalvarıp yakardığınız şeyler sizi yüzüstü bırakır; ama ne zamanki sizi sağ salim karaya çıkarır, hemen yüz çevirip (unutuverirsiniz O'nu); çünkü, insanoğlu gerçekten çok nankördür!

    Ahmed Hulusi

    Denizde size sıkıntı dokunduğunda, O'ndan gayrı çağırdıklarınız kayboldu. . . Sizi kurtarıp karaya çıkardığında ise yüz çevirdiniz. . . İnsan çok nankördür!

    Ali Bulaç

    Size denizde bir sıkıntı (tehlike) dokunduğu zaman, O'nun dışında taptıklarınız kaybolur gider; fakat karaya (çıkarıp) sizi kurtarınca (yine) sırt çevirirsiniz. İnsan pek nankördür.

    Ali Özek ve heyeti

    Denizde başınıza bir musibet geldiğinde, O'ndan başka bütün yalvardıklarınız kaybolup gider. O sizi kurtarıp karaya çıkardığında, (yine eski halinize) dönersiniz. İnsanoğlu çok nankördür.

    Ali Rıza Safa

    Denizde size bir zorluk dokunduğunda, O'ndan başka yakarışlarda bulunduklarınız, ortadan yitip gitmiştir. Sonra, sizi karaya çıkarınca yüz çevirirsiniz. Çünkü insan, çok nankördür.

    Bayraktar Bayraklı

    Denizde bir sıkıntıya düştüğünüz zaman, Allah'tan başka yalvardıklarınız ortadan kaybolur. Ama O sizi karaya çıkarıp kurtarınca da, yüz çevirirsiniz. Zaten insan çok nankördür.

    Edip Yüksel

    Okyanusta size bir sıkıntı dokunursa O'ndan başka çağırmakta olduklarınız kaybolur. Fakat sizi kurtarıp karaya çıkarınca, dönersiniz. İnsan nankördür.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Okyanusta size bir sıkıntı dokunursa O'ndan başka çağırmakta olduklarınız kaybolur. Fakat sizi kurtarıp karaya çıkarınca, dönersiniz. İnsan nankördür

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Denizde başınıza bir bela geldiği zaman, O'ndan başka yalvardıklarınız kaybolur; derken O, sizi kurtarıp karaya çıkarınca da yüz çevirirsiniz. Zaten insan çok nankördür.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Denizde size bir tazyık elverdiği vakıt ondan başka yalvardıklarınız gaib olur, derken o sizi kurtarıp karaya çıkarınca da yüzü çeviriverirsiniz. İnsan da çok nankör bulunuyor

    Erhan Aktaş

    Denizde bir sıkıntı size dokunduğu zaman, O'ndan başka yalvardıklarınız kaybolup gider. Fakat sizi karaya çıkarınca, yüz çevirirsiniz. İnsan çok nankördür. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette, nankörlükle itham edilen "insan," insanların tamamı değil; yapılan iyiliğin, yardımın değerini takdir etmeyenlerdir. Keza bu surenin 70. ayetinde insanoğlunun kerem sahibi kılındığının söylenmesi, bunu yeterince açıklamaktadır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Denizde bir sıkıntı size dokunduğu zaman, O'ndan başka yalvardıklarınız kaybolup gider. Fakat sizi karaya çıkarınca, yüz çevirirsiniz. İnsan çok nankördür. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette, nankörlükle itham edilen "insan, " insanların tamamı değil; yapılan iyiliğin, yardımın değerini takdir etmeyenlerdir. Keza bu surenin
    2. metne dön, dipnot 2
      ayetinde insanoğlunun kerem sahibi kılındığının söylenmesi, bunu yeterince açıklamaktadır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Denizde bir sıkıntı size dokunduğu zaman, O'ndan başka yalvardıklarınız kaybolup gider. Fakat sizi karaya çıkarınca, yüz çevirirsiniz. İnsan çok nankördür. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette, nankörlükle itham edilen "insan," insanların tamamı değil; yapılan iyiliğin, yardımın değerini takdir etmeyenlerdir. Keza bu surenin 70. ayetinde insanoğlunun kerem sahibi kılındığının söylenmesi, bunu yeterince açıklamaktadır.

    Gültekin Onan

    Size denizde bir sıkıntı (tehlike) dokunduğu zaman, O'nun dışında taptıklarınız kaybolur gider; fakat karaya (çıkarıp) sizi kurtarınca (yine) sırt çevirirsiniz. İnsan (pek) kafirdir.

    Hasan Basri Çantay

    Denizde size bir sıkıntı değdiği zaman Ondan (Allahdan) başka (bütün) tapdığınız kişiler gaaib olur (gider. Yalınız Allahdan yardım istersiniz). Fakat O, sizi kurtarıb karaya çıkarınca yine yüz çevirirsiniz. İnsan çok nankördür.

    İbni Kesir

    Denizde size bir sıkıntı dokununca; yalvardıklarınızın hepsi kaybolur. Ancak O, kalır. Ama O, sizi kurtarıp karaya çıkarınca, yüz çevirirsiniz. Ve insan, zaten pek nankör olandır.

    Mehmet Alagaş

    (66-70) Rabbiniz denizde sizin için gemileri, hazinesinden / fazlından aramanız amacıyla savurandır / sevk edendir. Muhakkak ki O, size çok merhametlidir, size denizde bir zarar dokunduğunda O hariç, diğer çağırdıklarınız sapar gider. Ne zaman ki sizi karaya kurtarır, arkanızı dönesiniz, insan yok sayandı r / kafirdir. Emin misiniz? sizi kara tarafında da yerle bir etmeyeceğinden / batırmayacağından ? yahut size hortum / çakıllı kasırga göndermeyeceğinden ? Sonra size vekilde bulamazsınız. Emin misiniz? bir kez daha o denize geri gittiğinizde üzerinize rüzgâr olarak fırtına göndermesinden, yok saymış haldeyken / kafirken sizi boğmasından, sonra bize karşı bir taraftarda bulamazsınız. Kesin olan şu ki biz âdem oğullarına verdik / ikramda bulunduk, onları karada ve denizde taşıdık, onları hoş olan şeylerle rızıklandırdık, Üstün yarattıklarımızın çoğundan / ekserisinden üstün kıldık.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Denizde başınıza bir sıkıntı gelse O’ndan başka dua ettikleriniz kaybolur. Fakat sizi kurtarıp karaya çıkarınca hemen yüz çevirirsiniz. Zaten insan çok nankördür.

    Süleyman Ateş

    Denizde size bir sıkıntı (boğulma korkusu) dokunduğu zaman O'ndan başka bütün yalvardıklarınız kaybolur (artık o zaman, Allah'tan başka kimseden yardım istemezsiniz. Çünkü O'ndan başka sizi kurtaracak kimse yoktur). Fakat (O) sizi kurtarıp karaya çıkarınca yine (Allah'ı bir tanımaktan) yüz çevirirsiniz. Gerçekten insan nankördür.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Denizde başınız dara girse, Allah'ın dışında yardıma çağırdığınız kimselerin işe yaramadığı ortaya çıkar. O sizi kurtarıp karaya çıkarınca yine yüz çevirirsiniz. İnsan çok nankördür.

    Şaban Britch

    Denizde başınıza bir sıkıntı gelse O’ndan başka dua ettikleriniz kaybolur. Fakat sizi kurtarıp karaya çıkarınca hemen yüz çevirirsiniz. Zaten insan çok nankördür.

    Şaban Piriş

    -Denizde başınıza bir felaket gelse O'ndan başka dua ettikleriniz kaybolur. Fakat sizi kurtarıp, karaya çıkarınca hemen yüz çevirirsiniz. Zaten insan çok nankördür.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Denizde size bir zorluk dokunduğunda, O'nun dışındaki tüm yalvardıklarınız ortadan kaybolur. Fakat O, sizi kurtarıp karaya çıkarınca yüz çevirirsiniz. İnsan çok nankördür.

  3. İsrâ suresi, 68. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 68. ayet. أَفَأَمِنتُمْ أَن يَخْسِفَ بِكُمْ جَانِبَ ٱلْبَرِّ أَوْ يُرْسِلَ عَلَيْكُمْ حَاصِبًا ثُمَّ لَا تَجِدُوا۟ لَكُمْ وَكِيلًا

    Diyanet İşleri

    Peki, karada sizi yere geçirmesinden, yahut üzerinize taşlar savuran kasırga göndermesinden, sonra da kendinize bir vekil bulamamaktan güvende misiniz?

    Mehmet Okuyan

    (Allah'ın), sizi kara tarafında yerin dibine geçirmesinden veya üzerinize taş yağdırmasından güvende misiniz? Sonra kendiniz için hiçbir koruyucu da bulamazsınız.

    Mustafa İslamoğlu

    Şimdi, O'nun sizi (bulunduğunuz) kara parçasının bir kısmıyla birlikte yerin dibine geçirmesine, yahut, taşı toprağı üzerinize uçuran bir kasırga göndermesine dair kesin bir güvenceniz mi var? Sonunda, (bu halinizle) kendinize hiçbir koruyucu otorite bulamayacaksınız.

    Muhammed Esed

    Peki, O'nun sizi yerin dibine geçirmeyeceğinden yahut üzerinize taşı toprağı kaldıran can alıcı bir rüzgar göndermeyeceğinden çok mu eminsiniz? (Hayır, o zaman) kendinize asla bir koruyucu bulamazsınız.

    Ahmed Hulusi

    Sizde yerin dibini (bedenselliğin en beterini) yaşatmayacağından yahut üzerinize bir hortum (yaşamınızı allak bullak eden olaylar) göndermeyeceğinden emin mi oldunuz? Sonra kendinize bir vekil de bulamazsınız.

    Ali Bulaç

    Kara tarafında sizi yerin dibine geçirmeyeceğinden veya üzerinize taş yığınları yüklü bir kasırga göndermeyeceğinden emin misiniz? Sonra kendinize bir vekil bulamazsınız.

    Ali Özek ve heyeti

    O'nun, sizi kara tarafında yerin dibine geçirmeyeceğinden, yahut başınıza taş yağdırmayacağından emin misiniz? Sonra kendinize bir koruyucu da bulamazsınız.

    Ali Rıza Safa

    Sonunda, sizi karada yerin dibine geçirmeyeceğine veya taş savuran bir kasırgayı üzerinize göndermeyeceğine ilişkin güvenceniz mi var? Sonra, kendiniz için bir koruyucu bulamazsınız.

    Bayraktar Bayraklı

    O'nun karada da sizi yere batırmasından veya başınıza taş yağdırmayacağından güvende misiniz? Sonra kendinize bir koruyucu da bulamazsınız.

    Edip Yüksel

    Kıyıyı üstünüze çevirip sizi yutmasından, yahut üzerinize şiddetli bir kasırga yollamasından emin misiniz? Sonra hiçbir koruyucu da bulamazsınız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kıyıyı üstünüze çevirip sizi yutmasından, yahut üzerinize şiddetli bir kasırga yollamasından emin misiniz? Sonra hiç bir koruyucu da bulamazsınız

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (Karaya) çıktığınızda, sizi tarafından yere geçirmeyeceğinden veya üzerinize çakıllı bir rüzgar salıvermesinden sonra da kendinize hiç vekil bulamamanızdan güvencede misiniz?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ya çıktığınızda kara tarafında sizi yere geçirivermesinden veya üzerinize çakıllı bir rüzgar salıvermesinden sonra da kendinize hiç vekil bulamamanızdan emniyyete mi erdiniz?

    Erhan Aktaş

    Peki, sizi karada yerin dibine geçirmesinden veya üzerinize bir kasırga göndermesinden güvende misiniz? Sonra kendinize bir vekil dipnot 1 de bulamazsınız.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Peki, sizi karada yerin dibine geçirmesinden veya üzerinize bir kasırga göndermesinden güvende misiniz? Sonra kendinize bir vekil dipnot 1 de bulamazsınız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Peki, sizi karada yerin dibine geçirmesinden veya üzerinize bir kasırga göndermesinden güvende misiniz? Sonra kendinize bir vekil dipnot 1 de bulamazsınız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucu.

    Gültekin Onan

    Kara tarafında sizi yerin dibine geçirmeyeceğinden veya üzerinize taş yığınları yüklü bir kasırga göndermeyeceğinden güvencede (emin) misiniz? Sonra kendinize bir vekil bulamazsınız.

    Hasan Basri Çantay

    Onun kara tarafında sizi yere geçirmesinden, yahud üzerinize çakıllı bir (kasırga) göndermesinden (selametinize) emin mi oldunuz? (Olmayın). Sonra kendinize hiç bir vekil bulamazsınız.

    İbni Kesir

    Kara tarafında sizi yere batırmasından veya başınıza taş yağdırmasından emin mi oldunuz? Sonra kendiniz için bir vekil de bulamazsınız.

    Mehmet Alagaş

    (66-70) Rabbiniz denizde sizin için gemileri, hazinesinden / fazlından aramanız amacıyla savurandır / sevk edendir. Muhakkak ki O, size çok merhametlidir, size denizde bir zarar dokunduğunda O hariç, diğer çağırdıklarınız sapar gider. Ne zaman ki sizi karaya kurtarır, arkanızı dönesiniz, insan yok sayandı r / kafirdir. Emin misiniz? sizi kara tarafında da yerle bir etmeyeceğinden / batırmayacağından ? yahut size hortum / çakıllı kasırga göndermeyeceğinden ? Sonra size vekilde bulamazsınız. Emin misiniz? bir kez daha o denize geri gittiğinizde üzerinize rüzgâr olarak fırtına göndermesinden, yok saymış haldeyken / kafirken sizi boğmasından, sonra bize karşı bir taraftarda bulamazsınız. Kesin olan şu ki biz âdem oğullarına verdik / ikramda bulunduk, onları karada ve denizde taşıdık, onları hoş olan şeylerle rızıklandırdık, Üstün yarattıklarımızın çoğundan / ekserisinden üstün kıldık.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Karada sizi yerin dibine geçirmeyeceğinden veya başınıza taş yağdırmasından güvende misiniz? O zaman bir koruyucu da bulamazsınız.

    Süleyman Ateş

    (Allah'ın) Karayı ters çevirip sizi batırmayacağından, yahut üzerinize taşlar savuran bir kasırga göndermeyeceğinden emin misiniz? (Ki bunlar olduktan) Sonra kendinize bir koruyucu bulamazsınız!

    Süleymaniye Vakfı

    Peki, karada bir yerdeyken Allah'ın sizi yere batırmasına ya da üzerinize taş toprak savuran bir kasırga göndermesine karşı güvende misiniz? dipnot 1 Sonra kendinize bir vekil /dayanak bulamazsınız.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O'nun sizi sahil tarafında batırmasına ya da üzerinize bir kasırga göndermesine karşı tedbiriniz var mı? Sonra kendinize bir vekil de bulamazsınız.

    Şaban Britch

    Kara da sizi yerin dibine geçirmeyeceğinden veya başınıza taş yağdırmasından güvende misiniz? O zaman bir koruyucu da bulamazsınız.

    Şaban Piriş

    Kara tarafında da sizi batırmayacağından veya üzerinize taşlar yağdıran bir kasırga göndermeyeceğinden güvende misiniz? O zaman bir koruyucu da bulamazsınız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Peki, kara tarafında sizi yere geçirivermesinden yahut üstünüze çakıl savuran bir kasırga göndermesinden emin misiniz? Sonra kendinize hiçbir vekil bulamazsınız.

  4. İsrâ suresi, 69. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 69. ayet. أَمْ أَمِنتُمْ أَن يُعِيدَكُمْ فِيهِ تَارَةً أُخْرَىٰ فَيُرْسِلَ عَلَيْكُمْ قَاصِفًا مِّنَ ٱلرِّيحِ فَيُغْرِقَكُم بِمَا كَفَرْتُمْ ثُمَّ لَا تَجِدُوا۟ لَكُمْ عَلَيْنَا بِهِۦ تَبِيعًا

    Diyanet İşleri

    Yahut sizi tekrar denize döndürüp üstünüze, kasıp kavuran bir fırtına yollayarak nankörlüğünüz sebebiyle sizi boğmasından, sonra da bize karşı kendiniz için arka çıkacak bir yardımcı bulamama (durumun)dan güvende misiniz?

    Mehmet Okuyan

    Veya inkâr etmiş olmanız sebebiyle O'nun sizi bir kez daha oraya (denize) gönderip üzerinize bir kasırga yollayarak sizi boğmasından güvende misiniz? Sonra bize karşı sizi takip edecek kimse bulamazsınız.

    Mustafa İslamoğlu

    Ya da sizi bir defa daha denize döndürüp, üzerinize ortalığı kasıp kavuran bir fırtına göndererek nankörlüğünüze karşılık sizi boğmayacağına dair bir garantiniz mi var? Bunun ardından sizin adınıza Bize hesap soracak hiç kimse bulamayacaksınız.

    Muhammed Esed

    Yahut, sizi tekrar denize döndürüp, üzerinize ortalığı kasıp kavuran bir fırtına göndermeyeceğinden ve böylece, nankörlüğünüze karşılık sizi boğmayacağından çok mu eminsiniz? (Hayır,) o zaman bizim karşımızda size arka çıkacak kimse bulamazsınız.

    Ahmed Hulusi

    Yoksa sizi o denize tekrar döndürüp, üzerinize bir kasırga göndermesinden ve böylece nankörlüğünüzün sonucu olarak sizi suda boğmasından emin mi oldunuz? Sonra kendinize, bize kafa tutacak birini de bulamazsınız!

    Ali Bulaç

    Veya sizi bir kere daha ona (denize) gönderip üzerinize kırıp geçiren bir fırtına salarak nankörlük etmeniz nedeniyle sizi batırmasına karşı emin misiniz? Sonra onun öcünü Bize karşı alacak (kimseyi de) bulamazsınız.

    Ali Özek ve heyeti

    Yahut O'nun, sizi bir kez daha oraya (denize) gönderip üzerinize bir kasırga yollayarak, inkâr etmiş olmanız sebebiyle sizi boğmayacağından emin misiniz? Sonra, bundan dolayı kendinize (intikamınızı almak için) bizi arayıp soracak bir destekçi de bulamazsınız.

    Ali Rıza Safa

    Yoksa sizi tekrar denize döndürüp, kasıp kavuran bir fırtınayı üzerinize göndererek, nankörlük ettiğinizden dolayı sizi boğmayacağına ilişkin güvenceniz mi var? Sonra, kendiniz için, Bize karşı bir destek bulamazsınız.

    Bayraktar Bayraklı

    Ya da sizi tekrar denize döndürerek, üzerinize bir kasırga gönderip, inkar etmenizden dolayı sizi suda boğmayacağından güvende misiniz? Sonra bundan dolayı bizi arayıp soracak bir destekçi bulamazsınız.

    Edip Yüksel

    Sizi tekrar denize göndermeyeceğinden ve üstünüze kırıp geçiren bir fırtına salarak inkarınızdan dolayı sizi boğmayacağından emin misiniz? Sonra sizin için peşinize düşecek birini de bulamazsınız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sizi tekrar denize göndermeyeceğinden ve üstünüze kırıp geçiren bir fırtına salarak inkarınızdan dolayı sizi boğmayacağından emin misiniz? Sonra sizin için peşinize düşecek birini de bulamazsınız

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yoksa sizi tekrar denize döndürüp de üzerinize herşeyi kırıp büken bir fırtına salıvererek hepinizi yaptığınız nankörlük sebebiyle boğmayacağından, sonra da Bize karşı onun öcünü alacak birini bulamamanızdan emin misiniz?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yoksa sizi bir def'a daha oraya iade edip de üstünüze kırıp büken bir fırtına salıvererek hepinizi ettiğiniz küfran ile gark edivermesinden, sonra da bize karşı onun bir öcünü alacak bulamamanızdan emin mi oldunuz?

    Erhan Aktaş

    Ya da sizi tekrar oraya dipnot 1 döndürüp de böylece üzerinize kasırgalar göndermeyeceğinden ve ettiğiniz nankörlük nedeniyle sizi boğmayacağından emin mi oldunuz? Sonra bu yaptığınızdan dolayı Bize karşı size yardım edecek birini bulamazsınız.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İhtiyacınızdan dolayı tekrar denize gittiğinizde.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ya da sizi tekrar oraya dipnot 1 döndürüp de böylece üzerinize kasırgalar göndermeyeceğinden ve ettiğiniz nankörlük nedeniyle sizi boğmayacağından emin mi oldunuz? Sonra bu yaptığınızdan dolayı Bize karşı size yardım edecek birini bulamazsınız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İhtiyacınızdan dolayı tekrar denize gittiğinizde.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ya da sizi tekrar oraya dipnot 1 döndürüp de böylece üzerinize kasırgalar göndermeyeceğinden ve ettiğiniz nankörlük nedeniyle sizi boğmayacağından emin mi oldunuz? Sonra bu yaptığınızdan dolayı Bize karşı size yardım edecek birini bulamazsınız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İhtiyacınızdan dolayı tekrar denize gittiğinizde.

    Gültekin Onan

    Veya sizi bir kere daha ona (denize) gönderip üzerinize kırıp geçiren bir fırtına salarak küfretmeniz nedeniyle sizi batırmasına karşı güvencede (emin) misiniz? Sonra onun öcünü bize karşı alacak (kimseyi de) bulamazsınız.

    Hasan Basri Çantay

    Yoksa Onun, sizi tekrar oraya (denize) döndürüb de üstünüze kırıb büken bir fırtına yollamasına ve nihayet yapdığınız nankörlük sebebiyle sizi boğmasına karşı emniyyete mi girdiniz? (Bu suretde de) yine bize karşı onun öcünü alacak bulamazsınız.

    İbni Kesir

    Yoksa sizi tekrar bir kere daha oraya döndürüp üzerinize ortalığı yıkan bir fırtına göndererek, küfretmiş olmanızdan dolayı sizi suda boğmasından mı emin oldunuz? Sonra, Bize karşı sizi takib edecek birini de bulamazsınız.

    Mehmet Alagaş

    (66-70) Rabbiniz denizde sizin için gemileri, hazinesinden / fazlından aramanız amacıyla savurandır / sevk edendir. Muhakkak ki O, size çok merhametlidir, size denizde bir zarar dokunduğunda O hariç, diğer çağırdıklarınız sapar gider. Ne zaman ki sizi karaya kurtarır, arkanızı dönesiniz, insan yok sayandı r / kafirdir. Emin misiniz? sizi kara tarafında da yerle bir etmeyeceğinden / batırmayacağından ? yahut size hortum / çakıllı kasırga göndermeyeceğinden ? Sonra size vekilde bulamazsınız. Emin misiniz? bir kez daha o denize geri gittiğinizde üzerinize rüzgâr olarak fırtına göndermesinden, yok saymış haldeyken / kafirken sizi boğmasından, sonra bize karşı bir taraftarda bulamazsınız. Kesin olan şu ki biz âdem oğullarına verdik / ikramda bulunduk, onları karada ve denizde taşıdık, onları hoş olan şeylerle rızıklandırdık, Üstün yarattıklarımızın çoğundan / ekserisinden üstün kıldık.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yoksa sizi, bir başka sefer için denize döndürdüğümüzde, üzerinize kırıp geçiren bir fırtına gönderip, küfrünüzden dolayı sizi suda boğmayacağından güvende misiniz? (Böyle olduktan sonra) bize karşı size arka çıkıp, öç alacak birini bulamazsınız.

    Süleyman Ateş

    Yoksa O'nun sizi bir kez daha denize gönderip, üstünüze, kırıp geçiren bir fırtına salarak inkar ettiğinizden dolayı sizi boğmayacağından emin misiniz? O zaman bize karşı sizi izleyip koruyacak birini bulamazsınız!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yahut sizi bir kere daha denize döndürerek üzerinize kırıp geçiren bir fırtına göndermesine ve nankörlüğünüz (kafirliğiniz) sebebiyle sizi batırmasına karşı tedbiriniz var mı? Sonra bize karşı size arka çıkacak birini de bulamazsınız.

    Şaban Britch

    Yoksa sizi, bir başka sefer için denize döndürdüğümüzde, üzerinize kırıp geçiren bir fırtına gönderip, küfrünüzden dolayı sizi suda boğmayacağından güvende misiniz? O zaman bize karşı sizin için talepte bulunacak birini bulamazsınız.

    Şaban Piriş

    Yoksa sizi, bir başka sefer için denize döndürdüğümüzde, üzerinize kırıp geçiren bir fırtına gönderip, nankörlük ettiğiniz için sizi suda boğmayacağından güvencede misiniz? Sonra bizim karşımızda sizin intikamınızı alacak birini de bulamazsınız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yoksa sizi bir kez daha oraya gönderip üstünüze kırıp geçiren bir fırtına salarak, inkar ettiğinizden dolayı sizi boğmayacağından emin misiniz? Sizin adınıza, bizden bunun öcünü alacak birini de bulamazsınız.

  5. İsrâ suresi, 70. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 70. ayet. وَلَقَدْ كَرَّمْنَا بَنِىٓ ءَادَمَ وَحَمَلْنَٰهُمْ فِى ٱلْبَرِّ وَٱلْبَحْرِ وَرَزَقْنَٰهُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ وَفَضَّلْنَٰهُمْ عَلَىٰ كَثِيرٍ مِّمَّنْ خَلَقْنَا تَفْضِيلًا

    Diyanet İşleri

    Andolsun, biz insanoğlunu şerefli kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki âdemoğlunu değerli kıldık; onları karada ve denizde taşıdık; kendilerine tertemiz rızıklar verdik ve onları, yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsanın [eşref-i mahlukat] olduğu ifadesi bu ayete aykırıdır. Bu ayet Bakara 2:136, 253, 286; Al-i İmrân 3:84 ve Nisâ 4:152. ayetlerle okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ama doğrusu Biz Ademoğluna kat kat ikram ederek onu üstün ve şerefli kıldık. Karada ve denizde onlara ulaşım imkanı sağladık. Temiz ve helal besinlerle onları rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın bir çoğundan üstün tuttuk.

    Muhammed Esed

    Gerçek şu ki, Biz Ademoğullarını üstün ve onurlu kıldık; karada ve denizde onların ulaşımını sağladık; temiz besinlerle onları rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın pek çoğundan üstün tuttuk:

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki, Ademoğullarını (şuur boyutunda yaratılmışın oğullarını) ikramlarla şerefli kıldık! Onları karada (beden) ve denizde (bilinç boyutunda) taşıdık. . . Onları temiz - yararlı yaşam gıdalarıyla besledik. . . Onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün tuttuk!

    Ali Bulaç

    Andolsun, biz Ademoğlunu yücelttik; onları karada ve denizde (çeşitli araçlarla) taşıdık, temiz, güzel şeylerden rızıklandırdık ve yarattıklarımızın bir çoğundan üstün kıldık.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz, hakikaten insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık. Onları, (çeşitli nakil vasıtaları ile) karada ve denizde taşıdık; kendilerine güzel güzel rızıklar verdik; yine onları, yarattıklarımızın birçoğundan cidden üstün kıldık.

    Ali Rıza Safa

    Ayrıca, gerçek şu ki, Âdemoğullarını yücelttik. Karada ve denizde onları taşıdık; güzel şeylerle geçindirdik. Üstelik onları, yarattıklarımızın birçoğundan üstün yaptık.

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun, biz Ademoğulları'nı şan ve şeref sahibi kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık; temiz besinlerle onları rızıklandırdık. Yine onları yarattıklarımızın birçoğundan cidden üstün kıldık.

    Edip Yüksel

    Ademoğullarına onur verdik. Onları karada ve denizde taşıdık. Onları güzel nimetlerle besledik. Yarattıklarımızın birçoğundan daha üstün kıldık.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Adem oğullarına onur verdik. Onları karada ve denizde taşıdık. Onları güzel nimetlerle besledik. Yarattıklarımızın bir çoğundan daha üstün kıldık

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki: Biz, Adem oğullarını üstün bir şerefe mazhar kıldık; karada ve denizde binitlere yükledik ve güzel güzel nimetlerle besledik; yarattıklarımızdan çoğunun üzerine geçirdik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şanım hakkı için biz beni ademi tekrim ettik karada ve denizde binidlere yükledik ve hoş hoş ni'metlerden besledik, yarattıklarımızdan çoğunun üzerine geçirdik

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki insanoğlunu kerem dipnot 1 sahibi kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Ve onları temiz şeylerle rızıklandırdık. Onları, yarattıklarımızın birçoğuna üstün kıldık.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şeref/onur, itibar sahibi kıldık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun ki insanoğlunu kerem dipnot 1 sahibi kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Ve onları temiz şeylerle rızıklandırdık. Onları, yarattıklarımızın birçoğuna üstün kıldık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şeref/onur, itibar sahibi kıldık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki insanoğlunu kerem dipnot 1 sahibi kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Ve onları temiz şeylerden rızıklandırdık. Onları, yarattıklarımızın birçoğuna üstün kıldık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şeref/onur sahibi kıldık.

    Gültekin Onan

    Andolsun, biz Ademoğlunu yücelttik; onları karada ve denizde (çeşitli araçlarla) taşıdık, temiz, güzel şeylerden rızıklandırdık ve yarattıklarımızın bir çoğundan üstün kıldık.

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun ki biz Adem oğullarını üstün bir izzet ve şerefe mazhar kılmışadır. Onlara karada, denizde taşıyacak (vaasıtalar) verdik, onlara güzel güzel rızıklar verdik, onları yaratdığımızın bir çoğundan cidden üstün kıldık.

    İbni Kesir

    Andolsun ki Biz, ademoğlunu mükerrem kıldık. Karada ve denizde taşıdık. Ve onları temiz nimetlerden rızıklandırdık. Yaratmış olduklarımızdan çoğuna onları üstün kıldık.

    Mehmet Alagaş

    (66-70) Rabbiniz denizde sizin için gemileri, hazinesinden / fazlından aramanız amacıyla savurandır / sevk edendir. Muhakkak ki O, size çok merhametlidir, size denizde bir zarar dokunduğunda O hariç, diğer çağırdıklarınız sapar gider. Ne zaman ki sizi karaya kurtarır, arkanızı dönesiniz, insan yok sayandı r / kafirdir. Emin misiniz? sizi kara tarafında da yerle bir etmeyeceğinden / batırmayacağından ? yahut size hortum / çakıllı kasırga göndermeyeceğinden ? Sonra size vekilde bulamazsınız. Emin misiniz? bir kez daha o denize geri gittiğinizde üzerinize rüzgâr olarak fırtına göndermesinden, yok saymış haldeyken / kafirken sizi boğmasından, sonra bize karşı bir taraftarda bulamazsınız. Kesin olan şu ki biz âdem oğullarına verdik / ikramda bulunduk, onları karada ve denizde taşıdık, onları hoş olan şeylerle rızıklandırdık, Üstün yarattıklarımızın çoğundan / ekserisinden üstün kıldık.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Andolsun ki Âdemoğullarını şereflendirdik. Onları karada ve denizde taşıdık. Onları temiz rızıklarla rızıklandırdık. Yarattığımız şeylerin çoğuna onları üstün kıldık.

    Süleyman Ateş

    Andolsun biz, Adem oğullarına çok ikram ettik: onları karada ve denizde (hayvanlar ve taşıtlar üzerinde) taşıdık. Onları güzel rızıklarla besledik ve onları yarattıklarımızın bir çoğundan üstün kıldık.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Halbuki Âdemoğullarına çok değer verdik; karada ve denizde taşıttık; onlara temiz ve lezzetli nimetler verdik; yarattığımız akıllı varlıkların çoğundan da üstün kıldık dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki ‘men' zamiri akıllı varlıklara gider. Dolayısıyla insanların, meleklerin (cinlerin) birçoğundan üstünlüğüne işaret eder.

    Şaban Britch

    Andolsun ki ademoğullarını şereflendirdik. Onları karada ve denizde taşıdık. Onları temiz rızıklarla rızıklandırdık. Yarattığımız şeylerin çoğuna onları üstün kıldık.

    Şaban Piriş

    Andolsun ki Ademoğullarını şereflendirdik. Onları karada ve denizde taşıdık. Onları temiz rızklarla rızıklandırdık. Yarattığımız şeylerin çoğuna onları üstün kıldık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun, biz, ademoğullarını onur ve üstünlükle donattık, onları karada ve denizde binitlerle yükledik. Onları, güzel ve temiz rızıklarla besledik. Ve onları, yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.

  6. İsrâ suresi, 71. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 71. ayet. يَوْمَ نَدْعُوا۟ كُلَّ أُنَاسٍۭ بِإِمَٰمِهِمْ فَمَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ فَأُو۟لَٰٓئِكَ يَقْرَءُونَ كِتَٰبَهُمْ وَلَا يُظْلَمُونَ فَتِيلًا

    Diyanet İşleri

    Bütün insanları kendi önderleriyle birlikte çağıracağımız günü hatırla. (O gün) her kime kitabı sağından verilirse, işte onlar kitaplarını okurlar ve kıl kadar haksızlığa uğratılmazlar.

    Mehmet Okuyan

    Her insan topluluğunu imamıyla (önderiyle) dipnot 1 çağıracağımız o günde, kimin kitabı (amel defteri) sağından verilirse, dipnot 2 onlar kitabını okuyacaklar dipnot 3 ve en küçük bir şekilde haksızlığa uğratılmayacaklardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada geçen [imâm] kelimesi Bakara 2:124 ve Enbiyâ 21:73 gereği "peygamber" demektir. Burada kastedilen mesaj, bütün ümmetlerin kendi peygamberleriyle birlikte ilahi huzurda toplanacağını bildirmektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu konuyla ilgili ayetlerde geçen "sağın halkı" ifadesi, İsrâ 17:71, Hâkka 69:19 ve İnşikâk 84:7'de belirtildiği gibi mahşerde amel defteri kendisine sağdan verilecek iyi kişiler, yaptıkları kulluk yeminlerine sadık kalanlar; "solun halkı" ise Hâkka 69:25 ve İnşikâk 84:10'da verilen bilgiler gereği bu defter kendisine sol ve arka taraftan verilecek kötü kişiler demektir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Burada okunacağından söz edilen kitap herkese verilecek olan amel defterleridir.

    Mustafa İslamoğlu

    Bir gün gelecek, bütün insanları, (eylemlerine) önderlik eden (tasavvur ve bilinç)leriyle huzurumuza çıkarıp (hesap soracağız); artık kimlerin karnesi sağ ellerine verilirse, işte onlar karnelerini (sevinç içinde) okuyacaklar ve onlara zerre kadar haksızlık edilmeyecek.

    Muhammed Esed

    (ama) gün gelecek, bütün insanları huzurumuza çağıracağız (ve onları, yaşarken) davranışlarına yön veren bilinçli eğilimlerine, seciyelerine göre (yargılayacağız): sicilleri sağ ellerine verilecek olanlar, işte bunlar, tutanaklarını (sevinçle) okuyacak olanlardır. Bununla birlikte kimseye kıl kadar haksızlık yapılmayacaktır:

    Ahmed Hulusi

    O süreçte, her insan grubunu kendi önderleriyle çağırırız. . . Kimin kitabı (kaydedilmiş bilgisi) sağındaki kuvvesiyle verildi ise, işte onlar yaptıklarının bilgisiyle yüzleşirler (okurlar) ve bir hurma lifi (kıl) kadar haksızlıkla karşılaşmazlar!

    Ali Bulaç

    Her insan grubunu imamlarıyla çağıracağımız gün, artık kimin kitabı sağ eline verilirse, onlar kitaplarını okuyacaklar ve onlar, bir 'hurma çekirdeğindeki iplikçik kadar' bile haksızlığa uğratılmazlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Her insan topluluğunu önderleri ile birlikte çağıracağımız o günde kimlerin amel defteri sağından verilirse, onlar, en küçük bir haksızlığa uğramamış olarak amel defterlerini okuyacaklar.

    Ali Rıza Safa

    Tüm insanları kendi önderleriyle çağıracağımız gün, kitabı sağından verilenler; işte onlar, kitaplarını okuyacaklar. En küçük bir haksızlığa da uğratılmayacaklardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Her insan topluluğunu önderleriyle birlikte çağıracağımız o günde, kimin amel defteri sağından verilirse onlar, en küçük bir haksızlığa uğramamış olarak amel defterlerini okuyacaklar.

    Edip Yüksel

    Her bir halkı önderleriyle birlikte çağırdığımız gün, kitabı sağından verilenler kitaplarını okurlar ve en ufak bir haksızlığa uğratılmazlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Her bir halkı önderleriyle birlikte çağırdığımız gün, kitabı sağından verilenler kitaplarını okurlar ve en ufak bir haksızlığa uğratılmazlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Günün birinde bütün insanları önderleriyle çağıracağız; o gün her kime kitabı sağ eliyle verilirse, işte onlar kitaplarını okuyacaklar ve kıl kadar zulmedilmeyecekler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Günün birinde her sınıf insanları imamlarile çağıracağız, o gün her kime kitabı sağ elile verilirse işte onlar kitablarını okuyacaklar ve kıl kadar zulmedilmiyecekler

    Erhan Aktaş

    O Gün, bütün insanları imamlarıyla dipnot 1 çağırırız. O Gün kimin kitabı dipnot 2 sağından dipnot 3 verilirse, işte onlar kendi kitaplarını okurlar dipnot 4 ve kıl kadar haksızlığa uğratılmazlar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Amellerini bildiren defterleri ile. İmam kelimesi önder anlamının yanı sıra kayıt defteri anlamına da gelmektedir. Veya içinde yer aldıkları, birlikte oldukları, ortak hareket ettikleriyle, taraftarlar birliği ile peşi sıra gittikleri kimse ile kişisel veya toplumsal önderliklerle.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yaptıklarının yazılı olduğu kitap, amel defteri.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu bir deyimdir. Araplarda sağ taraf deyimi "uğur, mutluluk, sağlamlık ve kurtuluşu" ifade etmektedir.
    4. metne dön, dipnot 4
      Yalnızca kendi yaptıklarından sorumlu olurlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O gün, bütün insanları imamlarıyla dipnot 1 çağırırız. O gün kimin kitabı dipnot 2 sağından dipnot 3 verilirse, işte onlar kendi kitaplarını okurlar dipnot 4 ve kıl kadar haksızlığa uğratılmazlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Amellerini bildiren defterleri ile. İmam sözcüğü önder anlamının yanı sıra kayıt defteri anlamına da gelmektedir. Veya içinde yer aldıkları, birlikte oldukları, ortak hareket ettikleriyle, taraftarlar birliği ile peşi sıra gittikleri kimse ile kişisel veya toplumsal önderliklerle.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yaptıklarının yazılı olduğu kitap, amel defteri.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu bir deyimdir. Araplarda sağ taraf deyimi "uğur, mutluluk, sağlamlık ve kurtuluşu" ifade etmektedir.
    4. metne dön, dipnot 4
      Yalnızca kendi yaptıklarından sorumlu olurlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O gün, bütün insanları imamlarıyla dipnot 1 çağırırız. O gün kimin kitabı dipnot 2 sağından dipnot 3 verilirse, işte onlar kendi kitaplarını okurlar dipnot 4 ve kıl kadar haksızlığa uğratılmazlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İçinde yer aldıkları, birlikte oldukları, ortak hareket ettikleriyle, taraftarlar birliği ile peşi sıra gittikleri kimse ile kişisel veya toplumsal önderliklerle.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yaptıklarının yazılı olduğu kitap, amel defteri.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu bir deyimdir. Araplarda sağ taraf deyimi "uğur, mutluluk, sağlamlık ve kurtuluşu" ifade etmektedir.
    4. metne dön, dipnot 4
      Yalnızca onda yazılı olanlardan sorumlu olurlar.

    Gültekin Onan

    Her insan grubunu imamlarıyla çağıracağımız gün artık kimin kitabı sağ eline verilirse, onlar kitaplarını okuyacaklar ve onlar bir 'hurma çekirdeğindeki iplikçik' kadar bile haksızlığa uğratılmazlar.

    Hasan Basri Çantay

    (Hatırla) o gün (ü) ki insan sınıflarından her birini biz imanlarıyle çağıracağız. Artık kimin kitabı sağından verilirse onlar kitablarını en küçük haksızlığa uğratılmaksızın (kendileri) okuyacaklardır.

    İbni Kesir

    O bütün insanları imamları ile çağırdığımız gün; kime kitabı sağından verilmişse; işte onlar, kitablarını okuyacaklar, kıl kadar zulüm olunmayacaklardır.

    Mehmet Alagaş

    (71-80) O gün her bir insan topluluğunu önderiyle imamıyla çağıracağız, kimin kitabı sağından verilirse işte onlar , kitaplarını okuyacaklar, kıl kadar zulmedilmeyecekler. Burada kim kör ise öte tarafta da / diğer hayatta da kördür, yoldan sapmıştır. Neredeyse seni, sana vahyettiğmiz dışında bize karşı bir iftirada bulunasın diye sınamaya / fitneye düşüreceklerdi, işte o zaman da seni dost / halil edineceklerdi. Eğer ki seni sabitlemeseydik az bir şey de olsa neredeyse onlara eğilimin vardı. Öyle olsa sana dünya nın ve ölüm ün acılarını k at kat tattırırdık sonra bize karşı yardımcı da bulamazdın, neredeyse yerinden seni çıkarmak amacıyla seni provoke etmekte / kışkırtmakta başarılı olacaklardı, işte o zamanda, senin ardından orada az bir şey kalacaklardı. Sünnettir! kesinlikle senden önce gönderilenlerden her kim gönderildi ise, sünnetimizde bir değişim / tahvil bulamazsın. Namazı, güneşin doğuşundan gece alacakaranlığa kadar kıl ve fecir kuranı, muhakkak ki şafak / fecr kuranı şahittir, g eceleyin, sana has nafile gece namazı / teheccüd kıl, böylelikle belki Rabbin seni övgü konumuna / makamı mahmuda ulaştırır. Rabbim beni doğru bir giriş ile girdir ve beni doğru bir çıkış ile çıkar ve bana katından bir yardımcı bir sultan / dayanak ver. De ki gerçek / hak geldi sahte / batıl yok oldu. Muhakkak ki sahte / batıl / geçersiz, yok olur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bütün insanları, önderleriyle birlikte çağırdığımız gün, kimin kitabı sağından verilirse, işte onlar kitaplarını okurlar ve onlar hurma çekirdeği üzerindeki iplikçik kadar bile zulme uğratılmazlar.

    Süleyman Ateş

    Her milleti, imamıyla (eylemlerini saptayan defteriyle veya izlediği önderiyle) çağırdığımız gün, kimlerin Kitabı sağından verilirse işte onlar, Kitaplarını okurlar ve en ufak bir haksızlığa uğratılmazlar.

    Süleymaniye Vakfı

    Her insan topluluğunu önderiyle dipnot 1 birlikte çağıracağımız gün, kime amel defteri sağından verilirse onlar defterlerini okurlar, kıl kadar haksızlık görmezler. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Amel defteri sağından verilenlerin hepsi cennete gider ve oranın nimetlerinden yararlanırlar (Vakıa 56/27, 90-91, Hakka 69/19-24, Müddessir 74/39-40, İnşikak 84/7-9). Ancak hepsi aynı konumda olmazlar. Allah, kendi yolunda malı ve canıyla elinden geleni yapanları, özürsüz olarak oturup kalanlarla bir tutmayacak, vereceği büyük bir ödülle diğerlerinden üstün kılacaktır (Nisa 4/95-96, İsra 17/21).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Her insanı önderiyle birlikte çağıracağımız gün, kitabı (defteri) sağından verilenler kitaplarını okurlar, onlara kıl kadar haksızlık yapılmamış olur.

    Şaban Britch

    Bütün insanları, önderleriyle birlikte çağırdığımız gün, kimin kitabı sağından verilirse, işte onlar kitaplarını okurlar ve onlar hurma çekirdeği üzerindeki iplikçik kadar bile zulme uğratılmazlar.

    Şaban Piriş

    Bütün insanları, liderleriyle birlikte çağırdığımız gün, kimin kitabı sağından verilirse, işte onlar kitablarını okurlar ve onlara en küçük bir haksızlık yapılmaz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Gün olur, insan gruplarından herbirini kendi önderiyle çağırırız. O gün kitabı kendisine sağdan verilenler, kitaplarını okuyacaklar ve bir kıl kadar haksızlığa uğratılmayacaklar.

  7. İsrâ suresi, 72. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 72. ayet. وَمَن كَانَ فِى هَٰذِهِۦٓ أَعْمَىٰ فَهُوَ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ أَعْمَىٰ وَأَضَلُّ سَبِيلًا

    Diyanet İşleri

    Kim bu dünyada körlük ettiyse ahirette de kördür, yolunu daha da şaşırmıştır.

    Mehmet Okuyan

    Bu dünyada (gerçeğe karşı) kör kalan kimse, ahirette de kör olacaktır; hatta yolunu iyice şaşırmış olacaktır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ne ki, bu dünyada (kalp) gözü kör olan kimse ahirette de kör olacak; öyle ki, yolunu büsbütün kaybedecektir.

    Muhammed Esed

    Ve bu (dünyada kalbi) kör olan, ahirette de kör olacak ve (doğru yoldan) daha da sapmış bulunacaktır.

    Ahmed Hulusi

    Kim bu dünyada ama (hakikati göremeyen) ise o, gelecek sonsuz yaşamda da amadır (kördür)! (Düşünce) yolu (tarzı) itibarıyla daha da sapmıştır!

    Ali Bulaç

    Kim bunda (dünyada) kör ise, O, ahirette de kördür ve yol bakımından daha 'şaşkın bir sapıktır.'

    Ali Özek ve heyeti

    Bu dünyada kör olan kimse ahirette de kördür; üstelik iyice yolunu şaşırmıştır.

    Ali Rıza Safa

    Kim burada körlük ederse, artık, sonsuz yaşamda da kördür; üstelik yolunu iyice şaşırmıştır.

    Bayraktar Bayraklı

    Bu dünyada manen kör olan kimse ahirette de kördür; üstelik iyice yolunu şaşırmıştır.

    Edip Yüksel

    Bu dünyada kör olanlara gelince, onlar ahirette de kördür ve yol bakımından daha da sapıktır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bu dünyada (Kitaba) kör olanlara gelince, onlar ahirette de kördür ve yol bakımından daha da sapıktır

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Her kim de bu dünyada körlük ettiyse, o artık ahirette daha kör ve gidişçe daha şaşkındır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Her kim de bu Dünyada körlük ettise o artık Ahırette daha kör ve gidişçe daha şaşgındır

    Erhan Aktaş

    Dünyada kör olan, ahirette de kör olacaktır dipnot 1 . Yol bulma bakımından körden daha şaşkın olacaktır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu dünyada gerçeği görmeyen, doğru yolu bulmayan, ahirette de bulamayacaktır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bu dünyada kör olan, ahirette de kör olacaktır dipnot 1 . Yol bulma bakımından körden daha şaşkın olacaktır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu dünyada gerçeği görmeyen, doğru yolu bulmayan, ahirette de bulamayacaktır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu dünyada kör olan, ahirette de kör olacaktır dipnot 1 . Yol bulma bakımından körden daha şaşkın olacaktır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu dünyada gerçeği görmeyen, doğru yolu bulmayan, ahirette de bulamayacaktır.

    Gültekin Onan

    Kim bunda (dünyada) kör ise, o, ahirette de kördür ve yol bakımından daha 'şaşkın bir sapıktır.'

    Hasan Basri Çantay

    Kim bu (dünya) da kör olursa o, ahiretde de kördür, yolca da daha şaşkındır.

    İbni Kesir

    Kim de, burada kör ise ahirette de kördür. Yol bakımından da daha sapıktır.

    Mehmet Alagaş

    (71-80) O gün her bir insan topluluğunu önderiyle imamıyla çağıracağız, kimin kitabı sağından verilirse işte onlar , kitaplarını okuyacaklar, kıl kadar zulmedilmeyecekler. Burada kim kör ise öte tarafta da / diğer hayatta da kördür, yoldan sapmıştır. Neredeyse seni, sana vahyettiğmiz dışında bize karşı bir iftirada bulunasın diye sınamaya / fitneye düşüreceklerdi, işte o zaman da seni dost / halil edineceklerdi. Eğer ki seni sabitlemeseydik az bir şey de olsa neredeyse onlara eğilimin vardı. Öyle olsa sana dünya nın ve ölüm ün acılarını k at kat tattırırdık sonra bize karşı yardımcı da bulamazdın, neredeyse yerinden seni çıkarmak amacıyla seni provoke etmekte / kışkırtmakta başarılı olacaklardı, işte o zamanda, senin ardından orada az bir şey kalacaklardı. Sünnettir! kesinlikle senden önce gönderilenlerden her kim gönderildi ise, sünnetimizde bir değişim / tahvil bulamazsın. Namazı, güneşin doğuşundan gece alacakaranlığa kadar kıl ve fecir kuranı, muhakkak ki şafak / fecr kuranı şahittir, g eceleyin, sana has nafile gece namazı / teheccüd kıl, böylelikle belki Rabbin seni övgü konumuna / makamı mahmuda ulaştırır. Rabbim beni doğru bir giriş ile girdir ve beni doğru bir çıkış ile çıkar ve bana katından bir yardımcı bir sultan / dayanak ver. De ki gerçek / hak geldi sahte / batıl yok oldu. Muhakkak ki sahte / batıl / geçersiz, yok olur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kim burada kör ise o âhirette de kördür ve yol bakımından daha sapıktır.

    Süleyman Ateş

    Şu dünyada kör olan kimse, ahirette de kördür (dünyada doğru yolu göremeyen, ahirette de kurtuluş yolunu göremeyecektir, hatta onun) yolu daha da sapıktır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kim burada körse dipnot 1 Ahirette de kör olur; yolunu iyice şaşırır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      ] Kör : Kendisini ayetlere (doğrulara) kapatıp, görmezlikten gelerek Dünya'da doğru yolu göremeyen.

    Şaban Britch

    Her kim dünyada kör ise, o ahirette de kördür ve yol bakımından daha sapıktır.

    Şaban Piriş

    Her kim dünyada kör olursa, o ahirette de kördür ve daha da şaşkındır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bu dünyada kör olan, ahirette de kördür. Yolca da daha sapıktır o.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.