Diyanet İşleri
Onlar, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı uydurman için az kalsın seni ondan şaşırtacaklardı. (Eğer böyle yapabilselerdi) işte o zaman seni dost edinirlerdi.
İsrâ suresi · 73–81. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
İsrâ suresi, 73. ayet. وَإِن كَادُوا۟ لَيَفْتِنُونَكَ عَنِ ٱلَّذِىٓ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ لِتَفْتَرِىَ عَلَيْنَا غَيْرَهُۥ وَإِذًا لَّٱتَّخَذُوكَ خَلِيلًا
Onlar, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı uydurman için az kalsın seni ondan şaşırtacaklardı. (Eğer böyle yapabilselerdi) işte o zaman seni dost edinirlerdi.
(Müşrikler), sana vahyettiğimizden (Kur'an'dan) başka bir şeyi bize iftira etmen için neredeyse seni fitneye düşüreceklerdi. İşte o takdirde seni candan dost kabul edeceklerdi.
İşte o (tipler) eğer ellerinden gelse, sana vahyettiğimizin dışında Bizim adımıza birtakım şeyler tedarik edesin diye, seni dahi baştan çıkararak tuzağa düşürmeye kalkışırlar; seni de ancak bunu başarabildikleri zaman dost edinirler.
O (Yolunu şaşırmış) kimseler, Bizim adımıza, vahyettiğimizden başka bir şey ortaya atasın diye seni ayartarak, seni vahyettiğimiz (gerçeklerden) uzaklaştırmaya çalışmaktalar; öyle ki, bunu başarabilselerdi seni hemen kendilerine dost edinirlerdi!
Neredeyse seni bile, sana vahyettiğimizin gayrını bizim aleyhimize uydurasın diye, fitneye düşüreceklerdi! (Başarsalardı) işte o takdirde seni dost edinirlerdi!
Onlar neredeyse, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı düzüp uydurman için seni fitneye düşüreceklerdi; o zaman seni dost edineceklerdi.
Müşrikler, sana vahyettiğimizden başka bir şeyi yalan yere bize isnat etmen için seni, nerdeyse, sana vahyettiğimizden saptıracaklar ve ancak o takdirde seni candan dost kabul edeceklerdi.
Oysa onlar, sana bildirdiğimizden başkasını uydurup, Bize yakıştırman için, neredeyse seni ayartacaklardı. İşte o zaman, seni dost kabul edeceklerdi.
Bize karşı başka bir şey uydurman için, az kalsın sana vahyettiğimiz şeyden seni saptıracaklardı. O zaman seni dost edineceklerdi.
Başka bir şeyi uydurup bize yakıştırman için nerdeyse seni sana vahiy ettiğimizden ayırıp saptıracaklardı. İşte o zaman seni dost edineceklerdi.
Başka bir şeyi uydurup bize yakıştırman için nerdeyse seni sana vahyettiğimizden ayırıp saptıracaklardı. İşte o zaman seni dost edineceklerdi.
Az kalsın seni bile, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı iftira edesin diye fitneye düşüreceklerdi ve o takdirde seni dost edineceklerdi.
Az daha seni bile, sana vahyettiğimizden gayrısını bize karşı iftira edesin diye, fitneye düşüreceklerdi ve o takdirde seni halil ittihaz edeceklerdi
Onlar, fitneyle dipnot 1 neredeyse seni, sana vahyettiğimizden ayırarak, ondan başkasını Bize karşı uyduran bir iftiracı konumuna düşüreceklerdi. dipnot 2 O zaman seni halil dipnot 3 edinirlerdi.
Onlar, fitneyle dipnot 1 neredeyse seni, sana vahyettiğimizden ayırarak, ondan başkasını Bize karşı uyduran bir iftiracı konumuna düşüreceklerdi. dipnot 2 O zaman seni halil dipnot 3 edinirlerdi.
Onlar, fitneyle dipnot 1 neredeyse seni, sana vahyettiğimizden ayırarak, ondan başkasını Bize karşı uyduran bir iftiracı konumuna düşüreceklerdi. dipnot 2 O zaman seni halil dipnot 3 edinirlerdi.
Onlar neredeyse, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı düzüp uydurman içir seni fitneye düşüreceklerdi; o zaman seni dost edineceklerdi.
(Akıllarınca) onlar sana vahy etdiğimzden başkasını uydurub bize (atf ve) iftira edesin diye seni bile hemen hemen fitneye düşürecekler, o takdirde seni (candan) dost edineceklerdi.
Onlar; sana vahyettiğimizden ayırıp başka bir şeyi Bize karşı uydurman için, seni fitneye düşürmeye çalışırlar. O zaman, seni dost edineceklerdi.
(71-80) O gün her bir insan topluluğunu önderiyle imamıyla çağıracağız, kimin kitabı sağından verilirse işte onlar , kitaplarını okuyacaklar, kıl kadar zulmedilmeyecekler. Burada kim kör ise öte tarafta da / diğer hayatta da kördür, yoldan sapmıştır. Neredeyse seni, sana vahyettiğmiz dışında bize karşı bir iftirada bulunasın diye sınamaya / fitneye düşüreceklerdi, işte o zaman da seni dost / halil edineceklerdi. Eğer ki seni sabitlemeseydik az bir şey de olsa neredeyse onlara eğilimin vardı. Öyle olsa sana dünya nın ve ölüm ün acılarını k at kat tattırırdık sonra bize karşı yardımcı da bulamazdın, neredeyse yerinden seni çıkarmak amacıyla seni provoke etmekte / kışkırtmakta başarılı olacaklardı, işte o zamanda, senin ardından orada az bir şey kalacaklardı. Sünnettir! kesinlikle senden önce gönderilenlerden her kim gönderildi ise, sünnetimizde bir değişim / tahvil bulamazsın. Namazı, güneşin doğuşundan gece alacakaranlığa kadar kıl ve fecir kuranı, muhakkak ki şafak / fecr kuranı şahittir, g eceleyin, sana has nafile gece namazı / teheccüd kıl, böylelikle belki Rabbin seni övgü konumuna / makamı mahmuda ulaştırır. Rabbim beni doğru bir giriş ile girdir ve beni doğru bir çıkış ile çıkar ve bana katından bir yardımcı bir sultan / dayanak ver. De ki gerçek / hak geldi sahte / batıl yok oldu. Muhakkak ki sahte / batıl / geçersiz, yok olur.
Onlar neredeyse sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı dizip uydurman için seni fitneye düşüreceklerdi. İşte o zaman seni dost edineceklerdi.
Az daha onlar, baskı ile seni, sana vahyettiğimizden ayırarak ondan başkasını üstümüze atman için kandıracaklardı. İşte o zaman seni dost edinirlerdi.
(Ey Muhammed!) Az kalsın, sana vahyettiğimizden başkasını bize mal etmen için, seni ondan uzaklaştırıp dipnot 1 başını yakacaklardı. dipnot 2 O zaman seni kesinlikle dost edinirlerdi.
Başka bir şey uydurup üzerimize atasın diye sana sıkıntı verip az kalsın sana vahyettiğimiz şeyden ayıracaklardı. O zaman seni dost(veli) edinirlerdi.
Onlar neredeyse sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı düzüp uydurman için seni fitneye düşüreceklerdi. İşte o zaman seni dost edineceklerdi.
-Sana vahyettiğimizden başka bir şeyi bizim hakkımızda uydurarak neredeyse seni fitneye düşüreceklerdi. İşte o zaman seni dost edineceklerdi.
Az kalsın seni, sana vahyettiğimizden uzaklaştırarak ondan gayrısını bize isnat edesin diye fitneye düşüreceklerdi. İşte o takdirde seni dost edinirlerdi.
İsrâ suresi, 74. ayet. وَلَوْلَآ أَن ثَبَّتْنَٰكَ لَقَدْ كِدتَّ تَرْكَنُ إِلَيْهِمْ شَيْـًٔا قَلِيلًا
Eğer biz sana sebat vermiş olmasaydık, az kalsın onlara biraz meyledecektin.
Seni dayanıklı (kararlı) kılmasaydık, az kalsın onlara birazcık eğilim gösterecektin. dipnot 1
Fakat Biz eğer kalbini iman üzere perçinlememiş olsaydık, belki o zaman birazçık olsun onlara eğilim göstermen mümkün olabilirdi.
Eğer seni(n imanını) berkitmemiş olsaydık, belki de onlara biraz olsun eğilim gösterecektin.
Eğer biz seni, direnç verip sarsılmaz kılmasaydık, neredeyse onlara birazcık meyledecektin!
Eğer biz seni sağlamlaştırmasaydık, andolsun, onlara az bir şey (de olsa) eğilim gösterecektin.
Eğer seni sebatkâr kılmasaydık, gerçekten, nerdeyse onlara birazcık meyledecektin.
Seni güçlendirmiş olmasaydık, gerçek şu ki, onlara biraz eğilim gösterecektin.
Eğer seni sebatkar kılmasaydık yani engellemeseydik, gerçekten neredeyse onlara birazcık meyledecektin.
Seni sağlamlaştırmasaydık, onlara neredeyse bir parça meyledecektin.
Seni sağlamlaştırmasaydık, onlara neredeyse bir parça meyledecektin
Ve eğer Biz sana sebat vermemiş olsaydık, sen onlara nerede ise meylettindi.
Ve eğer biz sana sebat vermemiş olsa idik sen onlara az bir şey meyledeyazdındı
Seni dirençli kılmasaydık, ant olsun ki sen, neredeyse az da olsa onlara eğilim gösterecektin.
Seni dirençli kılmasaydık, ant olsun ki sen, neredeyse az da olsa onlara eğilim gösterecektin.
Seni dirençli kılmasaydık, ant olsun ki sen, onlara az da olsa eğilim gösterecektin.
Eğer biz seni sağlamlaştırmasaydık, andolsun, onlara az bir şey (de olsa) eğilim gösterecektin.
Eğer sana sebat vermiş olmasaydık, andolsun ki, sen onlara (belki) biraz meyl edecekdin.
Şayet sana sebat vermemiş olsaydık; andolsun ki, az da olsa onlara meyl edecektin.
(71-80) O gün her bir insan topluluğunu önderiyle imamıyla çağıracağız, kimin kitabı sağından verilirse işte onlar , kitaplarını okuyacaklar, kıl kadar zulmedilmeyecekler. Burada kim kör ise öte tarafta da / diğer hayatta da kördür, yoldan sapmıştır. Neredeyse seni, sana vahyettiğmiz dışında bize karşı bir iftirada bulunasın diye sınamaya / fitneye düşüreceklerdi, işte o zaman da seni dost / halil edineceklerdi. Eğer ki seni sabitlemeseydik az bir şey de olsa neredeyse onlara eğilimin vardı. Öyle olsa sana dünya nın ve ölüm ün acılarını k at kat tattırırdık sonra bize karşı yardımcı da bulamazdın, neredeyse yerinden seni çıkarmak amacıyla seni provoke etmekte / kışkırtmakta başarılı olacaklardı, işte o zamanda, senin ardından orada az bir şey kalacaklardı. Sünnettir! kesinlikle senden önce gönderilenlerden her kim gönderildi ise, sünnetimizde bir değişim / tahvil bulamazsın. Namazı, güneşin doğuşundan gece alacakaranlığa kadar kıl ve fecir kuranı, muhakkak ki şafak / fecr kuranı şahittir, g eceleyin, sana has nafile gece namazı / teheccüd kıl, böylelikle belki Rabbin seni övgü konumuna / makamı mahmuda ulaştırır. Rabbim beni doğru bir giriş ile girdir ve beni doğru bir çıkış ile çıkar ve bana katından bir yardımcı bir sultan / dayanak ver. De ki gerçek / hak geldi sahte / batıl yok oldu. Muhakkak ki sahte / batıl / geçersiz, yok olur.
Eğer sana sebat vermiş olmasaydık, neredeyse onlara az da olsa meyledecektin.
Eğer biz seni sağlamlaştırmamış olsaydık, onlara bir parça yanaşacaktın.
Eğer biz senin duruşunu sağlamlaştırmasaydık dipnot 1 sen neredeyse onlara azıcık da olsa meyledecektin!
Eğer seni sağlamlaştırmasaydık, az da olsa onlara meyledecek gibi olurdun.
Eğer sana sebat vermiş olmasaydık, neredeyse onlara az da olsa meyledecektin.
Eğer seni sağlam tutmamış olsaydık, az da olsa onlara meyledecektin.
Eğer biz seni sağlamlaştırmamış olsaydık, yemin olsun, onlara birazcık meylediverecektin.
İsrâ suresi, 75. ayet. إِذًا لَّأَذَقْنَٰكَ ضِعْفَ ٱلْحَيَوٰةِ وَضِعْفَ ٱلْمَمَاتِ ثُمَّ لَا تَجِدُ لَكَ عَلَيْنَا نَصِيرًا
İşte o zaman sana, hayatın da, ölümün de katmerli acılarını tattırırdık. Sonra bize karşı kendine hiçbir yardımcı bulamazdın.
İşte o zaman, sana ölümün kat kat (sıkıntılar)ıyla birlikte hayatın sıkıntılarını da kat kat tattırırdık. dipnot 1 Sonunda bize karşı kendin için hiçbir yardımcı da bulamazdın.
O zaman da sana, hayatın da ölümün de acısını kat kat tattırırdık; üstelik seni elimizden kurtaracak birini de bulamazdın.
O zaman sana hayatta da, ölümden sonra da kat kat (azap) tattırırdık; ve Bize karşı sana yardım edecek kimseyi de bulamazdın!
İşte o takdirde biz sana hayatın da, ölümün de (sıkıntılarını) kat katını tattırırdık! Sonra kendine, bize karşı bir yardımcı bulamazdın.
Bu durumda, biz sana, hayatında kat kat, ölümün de kat kat (acısını) tattırırdık; sonra bize karşı bir yardımcı bulamazdın.
O zaman, hiç şüphesiz sana hayatın ve ölümün sıkıntılarını kat kat tattırırdık; sonra bize karşı kendin için bir yardımcı da bulamazdın.
O zaman, yaşamın ve ölümün acılarını katlayarak sana tattırırdık. Sonra, kendin için, Bize karşı bir yardımcı bulamazdın.
O zaman, hiç şüphesiz sana hayatın ve ölümün sıkıntılarını kat kat tattırırdık; sonra bize karşı kendin için bir yardımcı da bulamazdın!
O zaman da hayatın ve ölümün azabını katlayarak sana tattırırdık. Sonra bize karşı bir yardımcı da bulamazdın.
O zaman da hayatın ve ölümün azabını katlayarak sana tattırırdık. Sonra bize karşı bir yardımcı da bulamazdın
O takdirde, muhakkak hayatın da, ölümün de katmerli acısını tattırırdık; sonra Bize karşı kendin için hiçbir yardımcı bulamazdın.
Ve o takdirde biz sana muhakkak hayatın da katmerli, mematın da katmerli acısını tattırdık, sonra bize karşı kendin için hiç bir yardımcı bulamazdın
O durumda sana, hayatın da ölümün de azabını tattırırdık. Sonra Bize karşı bir yardımcı da bulamazdın.
O durumda sana, hayatın da ölümün de azabını tattırırdık. Sonra Bize karşı bir yardımcı da bulamazdın.
O durumda sana, hayatın da ölümün de azabını kat kat tattırırdık. Sonra Bize karşı bir yardımcı da bulamazdın.
Bu durumda, biz sana, hayatında kat kat, ölümün de kat kat (acısını) tattırırdık; sonra bize karşı bir yardımcı bulamazdın.
O takdirde ise biz dirimin de katmerli, ölümün de katmerli (acısını) sana tatdıracakdık muhakkak. Sonra bize karşı kendin için hiç bir yardımcı da bulamayacakdın.
Ve o zaman Biz; sana, hayatın da kat katını, ölümün de kat katını tattırdık. Sonra Bize karşı, sana bir yardımcı da bulamazdın.
(71-80) O gün her bir insan topluluğunu önderiyle imamıyla çağıracağız, kimin kitabı sağından verilirse işte onlar , kitaplarını okuyacaklar, kıl kadar zulmedilmeyecekler. Burada kim kör ise öte tarafta da / diğer hayatta da kördür, yoldan sapmıştır. Neredeyse seni, sana vahyettiğmiz dışında bize karşı bir iftirada bulunasın diye sınamaya / fitneye düşüreceklerdi, işte o zaman da seni dost / halil edineceklerdi. Eğer ki seni sabitlemeseydik az bir şey de olsa neredeyse onlara eğilimin vardı. Öyle olsa sana dünya nın ve ölüm ün acılarını k at kat tattırırdık sonra bize karşı yardımcı da bulamazdın, neredeyse yerinden seni çıkarmak amacıyla seni provoke etmekte / kışkırtmakta başarılı olacaklardı, işte o zamanda, senin ardından orada az bir şey kalacaklardı. Sünnettir! kesinlikle senden önce gönderilenlerden her kim gönderildi ise, sünnetimizde bir değişim / tahvil bulamazsın. Namazı, güneşin doğuşundan gece alacakaranlığa kadar kıl ve fecir kuranı, muhakkak ki şafak / fecr kuranı şahittir, g eceleyin, sana has nafile gece namazı / teheccüd kıl, böylelikle belki Rabbin seni övgü konumuna / makamı mahmuda ulaştırır. Rabbim beni doğru bir giriş ile girdir ve beni doğru bir çıkış ile çıkar ve bana katından bir yardımcı bir sultan / dayanak ver. De ki gerçek / hak geldi sahte / batıl yok oldu. Muhakkak ki sahte / batıl / geçersiz, yok olur.
O zaman ise, sana hayatın da ve ölümün de azabını kat kat tattırırdık. Hem de bize karşı bir yardımcı da bulamazdın.
O takdirde sana hayatın da, ölümün de kat kat(azab)ını taddırırdık. Sonra bize karşı bir yardımcı da bulamazdın.
İşte o zaman sana, kesinlikle hayatın azabını da iki kat, ölümün azabını da iki kat tattırırdık! dipnot 1 Sonra bize karşı sana yardım edecek birini de bulamazdın. dipnot 2
Meyletseydin sana hayatın iki kat cezası ile birlikte ölümün de iki kat cezasını tattırırdık. Sonra bize karşı sana yardım edecek birini de bulamazdın.
O zaman ise, sana hayatın da ve ölümün de azabını kat kat tattırırdık. Hem de bize karşı bir yardımcı da bulamazdın.
O zaman ise, sana hayatın da ve ölümün de azabını kat kat tattırırdık. Hem de bize karşı bir yardımcı da bulamazdın.
İşte o zaman sana, hayatın da ölümün de katmerli acılarını tattırdık. Ve bize karşı hiçbir yardımcı da bulamazdın.
İsrâ suresi, 76. ayet. وَإِن كَادُوا۟ لَيَسْتَفِزُّونَكَ مِنَ ٱلْأَرْضِ لِيُخْرِجُوكَ مِنْهَا وَإِذًا لَّا يَلْبَثُونَ خِلَٰفَكَ إِلَّا قَلِيلًا
Seni o yerden (Mekke'den) sürüp çıkarmak için neredeyse seni sıkıştıracaklardı. Bunu yapabilselerdi, senin ardından orada pek az kalırlardı.
Onlar, seni o yerden (yurdundan) çıkarmak için neredeyse dünyayı başına dar edecekler. O takdirde senin ardından kendileri de (Mekke'de) fazla kalamayacaklar.
Fakat (bunun imkansız olduğunu gören) berikiler, bu kez oradan çıkarmak için (senin) toprağında ısrarla seni taciz ve tedirgin etmeye çalışıyorlar. Ama (seni çıkardıkları) zaman, senin ardından onlar da pek fazla kalamayacaklar.
Ve (seni ikna edemediklerini görünce, bu sefer) aralarından büsbütün çıkarıp atmak için (doğduğun) toprakta seni tedirgin etmeye çalışıyorlar. Ama, sen ayrıldıktan sonra, onların kendileri de pek fazla kalamayacaklar.
Seni oradan (Mekke'den) çıkarmak için taciz edeceklerdi. . . İşte o takdirde onlar da senin ardından (dünyada) pek az kalacaklardı. (Bunu yaptılar ve Bedr'de öldürüldüler. A. H. )
Neredeyse seni (bu) yerden (yurdundan) çıkarmak için tedirgin edeceklerdi; bu durumda kendileri de senden sonra az bir süreden başka kalamazlar.
Yine onlar (Mekke halkı), seni yurdundan (Mekke'den) çıkarmak için nerdeyse dünyayı başına dar getirecekler. O takdirde, senin ardından kendileri de (orada) fazla kalamazlar.
Bu yerden çıkarmak için seni sıkıştırıyorlar. İşte o zaman, senden sonra kendileri de az bir süreden başka kalamazlar.
Yine onlar seni yurdundan çıkarmak için neredeyse dünyayı başına dar edecekler. O takdirde senin ardından kendileri de fazla kalamazlar.
Seni ülkeden çıkarmak için neredeyse seni zorla sürecekler. Bu taktirde senden sonra onlar da fazla kalmayacaklar. dipnot 1
Seni ülkeden çıkarmak için neredeyse seni zorla sürecekler. Bu taktirde senden sonra onlar da fazla kalmayacaklar
Az daha seni bu yerden çıkarmak için rahatsız edeceklerdi ve o takdirde kendileri de senin ardından pek az kalacaklardı.
Ve az daha seni bu Arzdan çıkarmak için iz'ac edeceklerdi ve o takdirde kendileri de arkandan pek az kalacaklardı
Neredeyse seni bulunduğun yerden çıkman için tedirgin etmeyi başaracaklardı. Eğer öyle olsaydı, onlar da senin ardından ancak az bir süre kalabilirlerdi.
Neredeyse seni bulunduğun yerden çıkman için tedirgin etmeyi başaracaklardı. Eğer öyle olsaydı, onlar da senin ardından ancak az bir süre kalabilirlerdi.
Neredeyse seni bulunduğun yerden çıkman için tedirgin etmeyi başaracaklardı. Eğer öyle olsaydı, onlar da senin ardından ancak az bir süre kalabilirlerdi.
Neredeyse seni (bu) yerden (yurdundan) çıkarmak için tedirgin edeceklerdi; bu durumda kendileri de senden sonra az bir süreden başka kalamazlar.
Yakında seni, neredeyse, bu yerden çıkarmak için her halde rahatsız edecekler, (fakat) o takdirde kendileri de arkandan pek az kalacaklardır.
Neredeyse seni memleketten çıkarmak için zorlayacaklardı. O zaman, senin ardından onlar da ancak çok az kalabilirler.
(71-80) O gün her bir insan topluluğunu önderiyle imamıyla çağıracağız, kimin kitabı sağından verilirse işte onlar , kitaplarını okuyacaklar, kıl kadar zulmedilmeyecekler. Burada kim kör ise öte tarafta da / diğer hayatta da kördür, yoldan sapmıştır. Neredeyse seni, sana vahyettiğmiz dışında bize karşı bir iftirada bulunasın diye sınamaya / fitneye düşüreceklerdi, işte o zaman da seni dost / halil edineceklerdi. Eğer ki seni sabitlemeseydik az bir şey de olsa neredeyse onlara eğilimin vardı. Öyle olsa sana dünya nın ve ölüm ün acılarını k at kat tattırırdık sonra bize karşı yardımcı da bulamazdın, neredeyse yerinden seni çıkarmak amacıyla seni provoke etmekte / kışkırtmakta başarılı olacaklardı, işte o zamanda, senin ardından orada az bir şey kalacaklardı. Sünnettir! kesinlikle senden önce gönderilenlerden her kim gönderildi ise, sünnetimizde bir değişim / tahvil bulamazsın. Namazı, güneşin doğuşundan gece alacakaranlığa kadar kıl ve fecir kuranı, muhakkak ki şafak / fecr kuranı şahittir, g eceleyin, sana has nafile gece namazı / teheccüd kıl, böylelikle belki Rabbin seni övgü konumuna / makamı mahmuda ulaştırır. Rabbim beni doğru bir giriş ile girdir ve beni doğru bir çıkış ile çıkar ve bana katından bir yardımcı bir sultan / dayanak ver. De ki gerçek / hak geldi sahte / batıl yok oldu. Muhakkak ki sahte / batıl / geçersiz, yok olur.
Neredeyse seni (bu) yerden (yurdundan) çıkarmak için tedirgin edeceklerdi; bu durumda kendileri de senden sonra az bir süreden başka kalamazlar.
Neredeyse seni yurdundan çıkarmak için tedirgin edeceklerdi. O takdirde kendileri de senin ardından pek az kalabilirler.
Seni o topraklardan (Mekke'den) çıkarmak amacıyla neredeyse yerinden edecekler. Bunu yaparlarsa onlar da senin ardından orada fazla kalamazlar. dipnot 1
Seni bu topraklardan çıkarmak için yerinden oynatmak üzereler. Çıkarırlarsa senden sonra burada fazla kalamazlar.
Neredeyse seni yurdundan çıkarmak için zorlayacaklar. O zaman, onlar da senin ardından çok az bir zaman kalabilirler.
Neredeyse seni yurdundan çıkarmak için zorlayacaklar. O zaman, onlar da senin ardından çok az bir zaman kalabilirler.
Az kalsın bu topraktan çıkarmak için seni sıkıştıracaklardı. Böyle bir durumda onlar orada senin arkandan çok az bir süre kalacaklardı.
İsrâ suresi, 77. ayet. سُنَّةَ مَن قَدْ أَرْسَلْنَا قَبْلَكَ مِن رُّسُلِنَا وَلَا تَجِدُ لِسُنَّتِنَا تَحْوِيلًا
Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimiz hakkındaki kanun böyledir. Bizim kanunumuzda hiçbir değişme bulamazsın.
(Nitekim) senden önce gönderdiğimiz elçiler hakkındaki kanun (da böyleydi). Bizim kanunumuzda asla hiçbir değişiklik bulamazsın.
Elçilerimizden senden önce gönderdiğimiz kimselere uygulanan yöntem de buydu; ve sen Bizim uyguladığımız yöntemin (niteliğinde) bir farklılaşma bulamazsın.
Elçilerimizden senden önce gönderdiklerimiz için de (izlediğimiz) yol buydu; Bizim (çizdiğimiz) yolda bir değişme göremezsin.
Senden önce irsal ettiğimiz Rasullerimiz ile de ilgili sünnetimizdir! (Rasuller doğdukları yerden çıkarılırlar; ardından da onları çıkaran toplumlar helak edilir!) Bizim sünnetimizde değişiklik bulamazsın.
(Bu,) Senden önce gönderdiğimiz resullerimizin bir sünnetidir. Sünnetimizde bir değişiklik bulamazsın.
Senden önce gönderdiğimiz peygamberler hakkındaki kanun (da bu dur). Bizim kanunumuzda hiçbir değişiklik bulamazsın.
Senden önce gönderdiğimiz elçiler için de yasa budur; yasamızda bir değişiklik bulamazsın.
Senden önce gönderdiğimiz peygamberler hakkındaki kanun da budur. Bizim kanunumuzda hiçbir değişiklik bulamazsın.
Senden önce gönderdiğimiz tüm elçiler için öngördüğümüz yasa (sünnet) budur. Yasamızda herhangi bir değişiklik göremezsin.
Senden önce gönderdiğimiz tüm elçiler için öngördüğümüz sistem (sünnet) budur. Sistemimizde herhangi bir değişiklik göremezsin.
Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlere uygulanan bir kanundur ki sen Bizim bu kanunumuzda bir değişiklik bulamazsın!
Senden evvel gönderdiğimiz bütün Peygamberlerin sünneti vechile ki: sen bizim sünnetimize bir tahvil bulamazsın
Senden önce de gönderdiğimiz Resul'lerimize uyguladığımız sünnetimiz budur. Bizim sünnetimizde dipnot 1 bir değişiklik bulamazsın.
Senden önce de gönderdiğimiz resullerimize uyguladığımız sünnetimiz budur. Bizim sünnetimizde dipnot 1 bir değişiklik bulamazsın.
Senden önce de gönderdiğimiz rasullerimize uyguladığımız sünnetimiz budur. Bizim sünnetimizde dipnot 1 bir değişiklik bulamazsın.
(Bu,) Senden önce gönderdiğimiz resullerimizin bir sünnetidir. Sünnetimizde bir değişiklik bulamazsın.
(Biz bunu) senden evvel gönderdiğimiz peygamberler için de sünnet (ve kaaide yapmışızdır). Sen bizim sünnetimizde (Habibim) hiç bir değişiklik bulmazsın.
Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimizin kanunu. Sen, Bizim kanunumuzda değişiklik bulamazsın.
(71-80) O gün her bir insan topluluğunu önderiyle imamıyla çağıracağız, kimin kitabı sağından verilirse işte onlar , kitaplarını okuyacaklar, kıl kadar zulmedilmeyecekler. Burada kim kör ise öte tarafta da / diğer hayatta da kördür, yoldan sapmıştır. Neredeyse seni, sana vahyettiğmiz dışında bize karşı bir iftirada bulunasın diye sınamaya / fitneye düşüreceklerdi, işte o zaman da seni dost / halil edineceklerdi. Eğer ki seni sabitlemeseydik az bir şey de olsa neredeyse onlara eğilimin vardı. Öyle olsa sana dünya nın ve ölüm ün acılarını k at kat tattırırdık sonra bize karşı yardımcı da bulamazdın, neredeyse yerinden seni çıkarmak amacıyla seni provoke etmekte / kışkırtmakta başarılı olacaklardı, işte o zamanda, senin ardından orada az bir şey kalacaklardı. Sünnettir! kesinlikle senden önce gönderilenlerden her kim gönderildi ise, sünnetimizde bir değişim / tahvil bulamazsın. Namazı, güneşin doğuşundan gece alacakaranlığa kadar kıl ve fecir kuranı, muhakkak ki şafak / fecr kuranı şahittir, g eceleyin, sana has nafile gece namazı / teheccüd kıl, böylelikle belki Rabbin seni övgü konumuna / makamı mahmuda ulaştırır. Rabbim beni doğru bir giriş ile girdir ve beni doğru bir çıkış ile çıkar ve bana katından bir yardımcı bir sultan / dayanak ver. De ki gerçek / hak geldi sahte / batıl yok oldu. Muhakkak ki sahte / batıl / geçersiz, yok olur.
(Bu) senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimiz için de uyguladığımız sünnettir. Sen bizim sünnetimizde hiçbir değişiklik bulamazsın.
Senden önce gönderdiğimiz elçilerimizin de yasası (budur). Bizim yasamızda bir değişiklik bulamazsın.
Senden önce gönderdiğimiz elçilere uyguladığımız sünnet /yasa budur. dipnot 1 Bizim sünnetimizde dipnot 2 bir değişme bulamazsın.
Senden önce gönderdiğimiz elçilere uygulanan kanun budur. Bizim kanunumuzda bir değişiklik bulamazsın.
Bu, senden önce gönderdiğimiz peygamberler hakkındaki sünnetidir. Bizim sünnetimizde bir değişiklik bulamazsın.
Bu, senden önce gönderdiğimiz peygamberlerin sünnetidir. Bizim sünnetimizde bir değişiklik bulamazsın.
Senden önce gönderdiğimiz resullerimize uygulanan yöntem de buydu. Sen bizim yol ve yöntemimizde değişme bulamazsın.
İsrâ suresi, 78. ayet. أَقِمِ ٱلصَّلَوٰةَ لِدُلُوكِ ٱلشَّمْسِ إِلَىٰ غَسَقِ ٱلَّيْلِ وَقُرْءَانَ ٱلْفَجْرِ إِنَّ قُرْءَانَ ٱلْفَجْرِ كَانَ مَشْهُودًا
Güneşin zevalinden (öğle vaktinde Batı'ya kaymasından) gecenin karanlığına kadar (belli vakitlerde) namazı kıl. Bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazı şahitlidir.
Güneşin (batıya) yönelip gecenin karanlığı bastırıncaya kadar ve tan vaktinin (sabah ışıklarının) toplanması (vaktinde) namaz kıl! Şüphesiz ki tan vaktinin (sabah ışıklarının) toplanmasına şahit olunmaktadır. dipnot 1
Güneşin zirveyi aşıp (batıya) ağmasından gecenin karanlığının iyice çökmesine kadar (geçen zaman dilimlerinde) namazı vererek kıl; ve bir de sabah (namazı) okuyuşunu: unutma ki sabah okuyuşu, oldu olası (insanı her tür manevi) algıya açık hale getirir.
Güneşin doruğu aşmasından gecenin çöküşüne kadar(ki süre içinde) namazı(nı) gereği üzere yerine getir; sabah (namazı) okumasını da (tam bir dikkat ve duyarlık içinde gerçekleştir); çünkü sabah okuması(nda insan) gerçekten de (ulvi olan her şeye) açıktır.
Güneş'in, batıda gözden kaybolmasından gecenin kararmasına kadar ki süreçte salatı ikame et. FECİR KURAN'ını da (sabah salatını da). . . Muhakkak FECİR KUR'AN OKUMAsı şahitlendirilmiştir.
Güneşin sarkmasından gecenin kararmasına kadar namazı kıl, fecir vakti (namazda okunan) Kur'an'ı, işte o, şahid olunandır.
Gündüzün güneş dönüp gecenin karanlığı bastırıncaya kadar (belli vakitlerde) namaz kıl; bir de sabah namazını. Çünkü sabah namazı şahitlidir.
Güneşin kaymasından, gecenin kararmasına dek namazı kıl. Ve tan zamanında Kur'an. Kuşkusuz, tan zamanında, Kur'an'ın tanıkları vardır. dipnot 217
Güneşin sarkmasından gecenin kararmasına kadar namaz kıl ve sabahın Kur'an'ını da unutma. Çünkü sabahın Kur'an'ı görülecek şeydir.
Güneşin kaymasından gecenin kararmasına kadar salatı gözet. Sabah okumasını da (Kuran) da gözet. Sabahleyin okunan (Kuran) tanık olunur. dipnot 1
Güneşin kaymasından gecenin kararmasına kadar namazı gözet. Sabah Kuran'ını da gözet. Sabahleyin Kuran (okuması) tanık olunur
Güneşin kaymasından, gecenin kararmasına kadar namazı güzel kıl; bir de kıraatıyle seçkin olan sabah namazını; çünkü sabah Kur'an'ı gerçekten şahitlidir.
Güneşin kaymasından gecenin kararmasına kadar namazı güzel kıl, bir de kıraetiyle mümtaz olan sabah namazını, zira sabah Kur'anı hakıkaten meşhuddur (şühuda mazhardır)
Güneş'in batmasından dipnot 1 gecenin karanlığı bastırıncaya kadar salatı ikame et. dipnot 2 Ve fecrin kuranı; dipnot 3 kuşkusuz fecrin kuranı dipnot 4 tanıklıdır.
Güneş'in batmasından dipnot 1 gecenin karanlığı bastırıncaya kadar salatı ikame et. dipnot 2 Ve fecrin kuranı; dipnot 3 kuşkusuz fecrin kuranı dipnot 4 tanıklıdır.
Güneş'in batmasından dipnot 1 gecenin karanlığı bastırıncaya kadar salatı ikame et. dipnot 2 Ve fecrin kur'anı; dipnot 3 kuşkusuz fecrin kur'anı dipnot 4 tanıklıdır.
Güneşin sarkmasından gecenin kararmasına kadar namazı kıl ve fecir (vakti) Kuran'ı (sabah namazını) da (unutma); işte o, fecir (vakti) Kuran'ı şahid olunandır. (Çeşitli çeviriler...)
Güneşin (zeval vakfında) kayması anından gecenin kararmasına kadar güzelce namaz kıl. Sabah namazını da (öylece eda et). Çünkü sabah namazı şahidlidir.
Güneşin batıya yönelmesinden gecenin kararmasına kadar namaz kıl. Sabah vakti de. Zira sabah vakti görülmesi gerekli bir ibadettir.
(71-80) O gün her bir insan topluluğunu önderiyle imamıyla çağıracağız, kimin kitabı sağından verilirse işte onlar , kitaplarını okuyacaklar, kıl kadar zulmedilmeyecekler. Burada kim kör ise öte tarafta da / diğer hayatta da kördür, yoldan sapmıştır. Neredeyse seni, sana vahyettiğmiz dışında bize karşı bir iftirada bulunasın diye sınamaya / fitneye düşüreceklerdi, işte o zaman da seni dost / halil edineceklerdi. Eğer ki seni sabitlemeseydik az bir şey de olsa neredeyse onlara eğilimin vardı. Öyle olsa sana dünya nın ve ölüm ün acılarını k at kat tattırırdık sonra bize karşı yardımcı da bulamazdın, neredeyse yerinden seni çıkarmak amacıyla seni provoke etmekte / kışkırtmakta başarılı olacaklardı, işte o zamanda, senin ardından orada az bir şey kalacaklardı. Sünnettir! kesinlikle senden önce gönderilenlerden her kim gönderildi ise, sünnetimizde bir değişim / tahvil bulamazsın. Namazı, güneşin doğuşundan gece alacakaranlığa kadar kıl ve fecir kuranı, muhakkak ki şafak / fecr kuranı şahittir, g eceleyin, sana has nafile gece namazı / teheccüd kıl, böylelikle belki Rabbin seni övgü konumuna / makamı mahmuda ulaştırır. Rabbim beni doğru bir giriş ile girdir ve beni doğru bir çıkış ile çıkar ve bana katından bir yardımcı bir sultan / dayanak ver. De ki gerçek / hak geldi sahte / batıl yok oldu. Muhakkak ki sahte / batıl / geçersiz, yok olur.
Güneşin zevalinden/batıya yönelmesinden, gecenin karanlığına kadar namaz kıl, bir de sabah namazını da (kıl). Zira sabah namazı (meleklerce) şahit olunandır.
Güneşin sarkmasından (aşağı kaymasından) gecenin kararmasına (yatsı vaktine) kadar namaz kıl ve sabahın Kur'an'ın(ı, uzunca Kur'an okunan sabah namazını) da (unutma). Çünkü sabah Kur'an (okuması) görülecek şeydir.
Namazı, güneşin tepe noktasını geçmesinden dipnot 1 gecenin karanlığının /soğuğunun bastırmasına dipnot 2 kadar düzgün ve sürekli kıl! Bir de doğu ufku boyunca dağılmış ışıkların bir araya toplandığı vakitte dipnot 3 kıl! Doğu ufku boyunca dağılmış ışıkların bir araya toplanması gözle görülür. dipnot 4
Namazı, güneşin zevalinden dipnot 1 gecenin ğasakına dipnot 2 kadar, bir de şafak ışıklarının kümeleştiği sırada dipnot 3 sürekli ve tam kıl. Şafak ışıklardaki kümeleşme gözle görülür.
Güneşin zevalinden/batıya yönelmesinden, gecenin karanlığına kadar namaz kıl, bir de sabah namazını da (kıl). Zira sabah namazı (meleklerce) şahit olunandır.
Güneşin batıya yönelmesinden, gece karanlığı bastırıncaya kadar namazı ve fecr okumasını da yerine getir. Çünkü fecir Kur'an'ının şahitleri vardır.
Güneşin kaymasından/aşağı sarkmasından, gecenin kararmasına kadar namazı kıl. Sabah Kur'an'ını da gözet. Çünkü sabah Kur'an'ı tanıklarca izlenmektedir.
İsrâ suresi, 79. ayet. وَمِنَ ٱلَّيْلِ فَتَهَجَّدْ بِهِۦ نَافِلَةً لَّكَ عَسَىٰٓ أَن يَبْعَثَكَ رَبُّكَ مَقَامًا مَّحْمُودًا
Gecenin bir kısmında da uyanarak sana mahsus fazla bir ibadet olmak üzere teheccüd namazı kıl ki, Rabbin seni Makam-ı Mahmud'a ulaştırsın.
Sana özel dipnot 1 olmak üzere gece uykuya ara ver! dipnot 2 (Böylece) Rabbin seni, mutlaka övgüye değer bir makama dipnot 3 ulaştıracaktır.
Ve gecenin bir vaktinde uykuna ara vererek, sana özgü bir armağan olarak namaz kıl; umulur ki Rabbin seni övgüye değer bir makama yüceltir!
Ve gecenin bir vaktinde kalkıp, kendi isteğinle yaptığın ilave bir eylem olarak namaz kıl: ki böylece Rabbin seni belki (ahirette) övgüye değer bir konuma yükseltir.
Ayrıca gecenin bir kısmında, yararını göreceğin, Kuran'la teheccüde kalk (uyanarak salatı yaşa)! Umulur ki Rabbin sende Makam-ı Mahmud'u ba'seder (sende o makamın özelliklerini açığa çıkartır. . . {Ve çıkartmıştır da "İnna fetahnaleke" ayetinde bildirilen husus ile. A. H. })!
Gecenin bir kısmında kalk, sana aid nafile olarak onunla (Kur'an'la) namaz kıl. Umulur ki Rabbin seni övülmüş bir makama ulaştırır.
Gecenin bir kısmında uyanarak, sana mahsus bir nafile olmak üzere namaz kıl. (Böylece) Rabbinin, seni, övgüye değer bir makama göndereceğini umabilirsin.
Ayrıca, gecenin bir zamanında kalkıp, kendin için çoğaltarak, Onunla yakarışlarını yap. Efendinin, seni, övgüye yaraşır bir konuma yükseltmesi umut edilebilir. dipnot 218
Gecenin bir kısmından uyanarak, sana mahsus bir artı değer/nafile olmak üzere, namaz kıl! Böylece Rabbinin seni, övülmüş bir makama ulaştırması umulur.
Fazladan iyi iş olarak geceleyin düşünceye dal ki Efendin seni onurlu bir makama yükseltsin.
Fazladan bir kredi olarak geceleyin meditasyonda bulun ki Rabbin seni onurlu bir makama yükseltsin
Gecenin bir bölümünde de sana mahsus fazla bir namaz olarak uykudan kalk. Kur'an ile teheccüd kıl; yakındır ki Rabbin seni övgüye değer bir makama ulaştıra.
Geceden de sana mahsus fazla bir namaz olarak uykudan kalk, Kur'an ile teheccüd kıl, yakındır ki rabbın seni bir makam-ı mahmud'a ba's ede.
Sana özgü nafile dipnot 1 olarak gecenin bir kısmında onunla dipnot 2 fetehecced et dipnot 3 . Umulur ki Rabb'in seni makamı mahmuda dipnot 4 ulaştırır.
Sana özgü nafile dipnot 1 olarak gecenin bir kısmında onunla dipnot 2 fetehecced et dipnot 3 . Umulur ki Rabb'in seni makamı mahmuda dipnot 4 ulaştırır.
Gecenin bir kısmında, sana özgü, nafile dipnot 1 olarak, onunla dipnot 2 teheccüd dipnot 3 et. Böylece Rabb'inin, seni övgüye değer bir makama çıkarması umulur.
Gecenin bir kısmında kalk, sana aid nafile olarak onunla (Kuran'la) namaz kıl. Umulur ki rabbin seni övülmüş bir makama ulaştırır.
Gecenin bir kısmında da uyanıb, sırf sana mahsus fazla (bir ibadet) olmak üzere onunla (Kur'an ile) gece namazı kıl. Ümid edebilirsin, Rabbin seni bir makaam-ı mahmuda gönderecekdir.
Geceleyin yalnız sana mahsus olmak üzere teheccüd namazı kıl. Umulur ki, Rabbın seni öğülmüş bir makama gönderiverir.
(71-80) O gün her bir insan topluluğunu önderiyle imamıyla çağıracağız, kimin kitabı sağından verilirse işte onlar , kitaplarını okuyacaklar, kıl kadar zulmedilmeyecekler. Burada kim kör ise öte tarafta da / diğer hayatta da kördür, yoldan sapmıştır. Neredeyse seni, sana vahyettiğmiz dışında bize karşı bir iftirada bulunasın diye sınamaya / fitneye düşüreceklerdi, işte o zaman da seni dost / halil edineceklerdi. Eğer ki seni sabitlemeseydik az bir şey de olsa neredeyse onlara eğilimin vardı. Öyle olsa sana dünya nın ve ölüm ün acılarını k at kat tattırırdık sonra bize karşı yardımcı da bulamazdın, neredeyse yerinden seni çıkarmak amacıyla seni provoke etmekte / kışkırtmakta başarılı olacaklardı, işte o zamanda, senin ardından orada az bir şey kalacaklardı. Sünnettir! kesinlikle senden önce gönderilenlerden her kim gönderildi ise, sünnetimizde bir değişim / tahvil bulamazsın. Namazı, güneşin doğuşundan gece alacakaranlığa kadar kıl ve fecir kuranı, muhakkak ki şafak / fecr kuranı şahittir, g eceleyin, sana has nafile gece namazı / teheccüd kıl, böylelikle belki Rabbin seni övgü konumuna / makamı mahmuda ulaştırır. Rabbim beni doğru bir giriş ile girdir ve beni doğru bir çıkış ile çıkar ve bana katından bir yardımcı bir sultan / dayanak ver. De ki gerçek / hak geldi sahte / batıl yok oldu. Muhakkak ki sahte / batıl / geçersiz, yok olur.
Gecenin bir kısmında uyanarak, sana mahsus ziyade olarak namaz kıl. Umulur ki Rabbin seni övgüye layık bir mevkiye yükseltir.
Ayrıca sana özgü olarak gecenin bir kısmında da Kur'an oku(yup namaz kıl)mak üzere uyan! Rabbinin seni güzel bir makama ulaştırması umulur.
Sana özel ek görev olarak gecenin bir kısmında namaz kılmak için uykudan kalk. dipnot 1 Belki Rabbin seni çok övülen bir yere dipnot 2 gönderir.
Sana ek görev olarak gecenin bir kısmında (uykudan) namaza kalk. Belki Rabbin seni pek güzel bir makama, Makam-ı Mahmud'a yükseltir.
Gecenin bir kısmında uyanarak, sana mahsus ziyade (farz) olarak namaz kıl. Umulur ki Rabbin seni övgüye layık bir mevkiye yükseltir.
Geceleyin uykudan uyanınca da senin için nafile olan namazı kıl! Umulur ki Rabbin seni övgüye layık bir mevkiye yükseltir
Sana özgü bir davranış olarak, gecenin bir kısmında, o Kur'an'la meşgul olmak üzere uyanık ol/uykudan uyan. Böylece Rabbinin seni övgüye layık bir konuma ulaştırması umulur.
İsrâ suresi, 80. ayet. وَقُل رَّبِّ أَدْخِلْنِى مُدْخَلَ صِدْقٍ وَأَخْرِجْنِى مُخْرَجَ صِدْقٍ وَٱجْعَل لِّى مِن لَّدُنكَ سُلْطَٰنًا نَّصِيرًا
De ki: "Rabbim! (Gireceğim yere) doğruluk ve esenlik içinde girmemi sağla. (Çıkacağım yerden de) beni doğruluk ve esenlik içinde çıkar. Katından bana yardımcı bir kuvvet ver."
De ki: "Rabbim! Gireceğim yere dürüstlükle girmemi; çıkacağım yerden de dürüstlükle çıkmamı sağla! Bana tarafından yardım edici bir güç ver!"
Ve de ki: "Rabbim! Benim girdiğim her yere doğruluk ve dürüstlükle girmemi, çıktığım her yerden doğruluk ve dürüstlükle çıkmamı sağla; ve yüce katından beni (bu hususta başarılı) kılacak etkin bir güçle destekle.
Ve (dua ederken) de ki: "Ey Rabbim, (girişeceğim her işe) doğruluk ve içtenlik üzere girmemi; (bırakacağım her işten de) doğruluk ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla; ve bana katından destekleyici bir güç, bir tutamak bahşet!"
Rabbim, girdiğim yere sıdk halinde girdir ve çıktığım yerden sıdk ile çıkart; ledünnünden zafere erdirici bir kudret oluştur bende!
Ve de ki: "Rabbim, beni (girilecek yere) doğru bir girdirişle girdir ve (çıkarılacak yerden) doğru bir çıkarışla çıkar ve katından bana yardımcı bir kuvvet ver."
Rabbim! Beni gireceğim yere (Medine'ye) doğrulukla girdir; çıkacağım yerden (Mekke'den) de doğrulukla çıkart. Bana katından yardım edici bir delil ( ve yardım) ver.
Ve şunu söyle: "Efendim! Doğru bir girişle girmemi ve doğru bir çıkışla çıkmamı sağla. Ve Senin katından, bana yardımcı bir güç ver!"
De ki: "Ey Rabbim!Gireceğim her işe doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bitireceğim her işten de doğruluk ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla! Bana katından yardımcı bir güç ver!"
Ve de ki: "Efendim, girişimlerimi ve vazgeçişlerimi doğru ve tutarlı kıl. Katından beni destekleyecek bir güç ver."
Ve de ki: 'Rabbim, beni doğru bir girişle kabul et ve beni doğru bir çıkışla çıkar. Katından beni destekleyecek bir güç ver.'
De ki: "Rabbim, gireceğim yere doğrulukla girmemi sağla, çıkacağım yerden de doğrululukla çıkmamı nasip et ve benim için kendi katından yardım edici bir kuvvet ver."
Ve de ki: rabbım beni sıdık girdirimi girdir ve sıdık çıkarışı çıkar ve benim için ledünnünden bir sultanı nasir kıl
De ki: "Rabb'im! Beni doğru bir girişle girdir ve beni doğru bir çıkış ile çıkar. Ve bana katından bir sultan dipnot 1 ver."
De ki: "Rabb'im! Beni doğru bir girişle girdir ve beni doğru bir çıkış ile çıkar. Ve bana katından bir sultan dipnot 1 ver."
De ki: "Rabb'im! Beni doğru bir girişle girdir ve beni doğru bir çıkış ile çıkar. Ve bana katından bir sultan dipnot 1 ver.
Ve de ki: "Rabbim, beni (girilecek yere) doğru bir girdirişle girdir ve (çıkarılacak yerden) doğru bir çıkarışla çıkar ve katından bana yardımcı bir kuvvet ver."
Ve şöyle de: "Rabbim, beni sıdk (ve selamet) girdirilişi ile girdir. Sıdk (ve selamet) çıkarışı ile çıkar ve tarafından bana hakkıyle yardım edici bir hüccet (-i kaahire ve kudret-i kamile) ver".
Ve de ki: Rabbım; beni doğruluk yerine koy. Ve doğruluk yerinden çıkar. Ve katından bana destekleyecek bir kuvvet ver.
(71-80) O gün her bir insan topluluğunu önderiyle imamıyla çağıracağız, kimin kitabı sağından verilirse işte onlar , kitaplarını okuyacaklar, kıl kadar zulmedilmeyecekler. Burada kim kör ise öte tarafta da / diğer hayatta da kördür, yoldan sapmıştır. Neredeyse seni, sana vahyettiğmiz dışında bize karşı bir iftirada bulunasın diye sınamaya / fitneye düşüreceklerdi, işte o zaman da seni dost / halil edineceklerdi. Eğer ki seni sabitlemeseydik az bir şey de olsa neredeyse onlara eğilimin vardı. Öyle olsa sana dünya nın ve ölüm ün acılarını k at kat tattırırdık sonra bize karşı yardımcı da bulamazdın, neredeyse yerinden seni çıkarmak amacıyla seni provoke etmekte / kışkırtmakta başarılı olacaklardı, işte o zamanda, senin ardından orada az bir şey kalacaklardı. Sünnettir! kesinlikle senden önce gönderilenlerden her kim gönderildi ise, sünnetimizde bir değişim / tahvil bulamazsın. Namazı, güneşin doğuşundan gece alacakaranlığa kadar kıl ve fecir kuranı, muhakkak ki şafak / fecr kuranı şahittir, g eceleyin, sana has nafile gece namazı / teheccüd kıl, böylelikle belki Rabbin seni övgü konumuna / makamı mahmuda ulaştırır. Rabbim beni doğru bir giriş ile girdir ve beni doğru bir çıkış ile çıkar ve bana katından bir yardımcı bir sultan / dayanak ver. De ki gerçek / hak geldi sahte / batıl yok oldu. Muhakkak ki sahte / batıl / geçersiz, yok olur.
De ki: “Rabbim! Beni (gireceğim yere) doğrulukla/hoşnutlukla girdir ve beni (çıkacağım yerden) doğrulukla/hoşnutlukla çıkar ve bana katından yardımcı bir hüccet/kuvvet ver.''
De ki: "Rabbim, beni doğruluk girdirişiyle girdir ve beni doğruluk çıkarışiyle çıkar. Bana katından yardımcı bir güç ver."
De ki: "Rabbim! Girdiğim yere dürüstçe girmemi, çıktığım yerden dürüstçe çıkmamı lutfeyle. Bana kendi katından yardımcı bir güç ver." dipnot 1
De ki "Rabbim! Girdiğim yere dürüstçe girmemi sağla, çıktığım yerden dürüstçe çıkar. Bana kendi katından yardımcı güç ver."
De ki: “Rabbim! Beni (gireceğim yere) doğrulukla/hoşnutlukla girdir ve beni (çıkacağım yerden) doğrulukla/hoşnutlukla çıkar ve bana katından yardımcı bir hüccet/kuvvet ver.”
De ki: "Rabbim, beni girdireceğin yere hoşnutluk ve esenlikle girdir. Çıkaracağın yerden hoşnutlukla çıkar ve bana katından yardımcı bir kuvvet ver."
Şöyle yakar: "Rabbim! Beni, gireceğim yere doğruluk dürüstlükle sok, çıkacağım yerden doğruluk dürüstlükle çıkar. Katından bana yardımcı bir güç / kanıt ver."
İsrâ suresi, 81. ayet. وَقُلْ جَآءَ ٱلْحَقُّ وَزَهَقَ ٱلْبَٰطِلُ إِنَّ ٱلْبَٰطِلَ كَانَ زَهُوقًا
De ki: "Hak geldi, batıl yok oldu. Şüphesiz batıl, yok olmaya mahkumdur."
De ki: "Gerçek geldi; batıl yıkıldı. Şüphesiz ki batıl yıkılmaya mahkûmdur." dipnot 1
Yine de ki: "Hak geldi, batıl ise yıkılıp gitti; çünkü her batıl zaten yıkılıp gitmeye mahkumdur!"
Ve yine de ki: "Değişmeyen gerçek geldi, sahte ve tutarsız olan yıkılıp gitti; zaten sahte ve tutarsız olan er geç yıkılıp gitmek zorundadır!"
De ki: "Hak geldi, batıl yok oldu gitti! (Hakikat bildirildi, asılsız boş görüşler geçerliliğini yitirdi) Muhakkak ki batıl yok olmak zorundadır. "
De ki: "Hak geldi, batıl yok oldu. Hiç şüphesiz batıl yok olucudur."
Yine de ki: Hak geldi; bâtıl yıkılıp gitti. Zaten bâtıl yıkılmaya mahkumdur.
Ayrıca, şunu söyle: "Gerçek geldi; gerçeğe aykırı olan yok oldu. Gerçeğe aykırı olan, kesinlikle yok olacaktır!" dipnot 219
De ki: "Hak geldi, batıl gitti; zaten batıl yok olup gitmeye mahkumdur."
Ve şunu bildir ki: "Gerçek gelmiş, yanlış ise ortadan kalkmıştır. Zaten yanlış, yok olmaya mahkûmdur."
Ve şunu bildir ki: 'Gerçek gelmiş, yanlış ise ortadan kalkmıştır. Zaten yanlış, yok olmağa mahkumdur.'
Ve de ki: "Hak geldi, batıl yok oldu; gerçekten batıl pek zavallıdır!"
Ve de ki: hak geldi batıl zevale erdi hakıkaten batıl pek zavallıdır
De ki: "Hakk geldi, Batıl yok oldu." Kuşkusuz ki Batıl yok olmaya mahkumdur.
De ki: "Hakk geldi, Batıl yok oldu." Kuşkusuz ki Batıl yok olmaya mahkumdur.
De ki: " Hakk geldi, Batıl yok oldu. Kuşkusuz ki Batıl yok olmaya mahkumdur.
De ki: "Hak geldi, batıl yok oldu. Hiç şüphesiz batıl yok olucudur."
De ki: "Hak geldi, baatıl zeval buldu. Şübhesiz ki baatıl daim zeval bulucudur".
De ki: Hak geldi, batıl yıkıldı. Muhakkak batıl zaten yıkılacaktı.
Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.
De ki: ''Hak geldi, batıl zail oldu. Zaten batıl zail olandır.''
De ki: "Hak geldi, batıl gitti; zaten batıl yok olmağa mahkumdur."
De ki: "Hak geldi, batıl /asılsız şeyler yok oldu. Zaten asılsız şeyler yok olmaya mahkumdur." dipnot 1
De ki "Gerçek (hak) geldi, uydurma (batıl) yok oldu. Çünkü uydurma olan yok olup gider."
Deki, “Hak geldi, batıl zail oldu. Zaten batıl zail olandır.”
Deki, "Hak geldi, batıl yıkıldı. Zaten batıl yıkılmaya mahkumdur."
Ve de ki: "Hak geldi batıl yıkılıp gitti. Batıl, yok olmaya zaten mahkumdu."
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.