Diyanet İşleri
(8-9) Göğün, erimiş maden gibi ve dağların atılmış renkli yün gibi olacağı günü hatırla.
Meâric suresi · 8–18. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Meâric suresi, 8. ayet. يَوْمَ تَكُونُ ٱلسَّمَآءُ كَٱلْمُهْلِ
(8-9) Göğün, erimiş maden gibi ve dağların atılmış renkli yün gibi olacağı günü hatırla.
O gün gök, erimiş maden gibi olur.
O gün gökyüzü yanık yağ tortusu gibi kıpkızıl olacak.
(Bu hesap,) göğün erimiş madene benzeyeceği Gün (vuku bulacak),
O gün sema, erimiş maden gibi olur.
Gökyüzünün erimiş maden gibi olacağı gün;
O gün gökyüzü, erimiş maden gibi olur.
O gün, gök, erimiş maden gibi olur.
O gün gök, erimiş maden gibi olur.
Gün gelecek, gök erimiş maden gibi.
Gün gelecek, gök erimiş maden gibi.
O gün, gök erimiş bir maden gibi olur.
O gün ki olur sema' erimiş bir maden gibi
O gün gökyüzü erimiş bir maden gibi olur.
O gün gökyüzü erimiş bir maden gibi olur.
O gün gökyüzü erimiş bir maden gibi olur.
Gökyüzünün erimiş maden gibi olacağı gün;
O gün gök erimiş ma'den gibi olacak,
O gün gök, erimiş maden gibi olur.
(1-18) İsteyici biri , y ükselinecek yerleri / mearicleri olan Allah’tan , olacak olan azabı yani kafirler için olan azabı istedi , O savılacak bir şey değildir. Melekler ve Ruh miktarı elli bin sene olan bir günde Allah’a yükselirler, güzel bir sabırla sabret, onlar kesinlikle onu uzak görüyorlar , (Daha süre varmış diyorlar) biz ise onu yakın görüyoruz. Gök o gün kaynayan maden / erimiş maden olur , dağlar da atılmış yün olur , birbirlerini gördükleri halde hiçbir samimi dost dostunu soramaz, suçlular azabın fidyesi olarak (kefalet le azaptan kurtuluş ücreti olarak) evlatlarını, eşini, kardeşini, kendisini barındıran ailesini ve de yer yüzünün hepsini vermeyi ister ki sonrasında kendisi kurtulabilsin. Hayır Asla! O alevli bir ateştir, başın derisini söker alır, (vahye) arkasını döneni yüz çevireni, (malı) depo edip toplayanı çağırır.
O gün, gökyüzü erimiş yağ/maden (tortusu) gibi olur.
O gün gök, erimiş maden gibi olur.
O gün gök, erimiş maden gibi olacak dipnot 1 .
Göğün erimiş bakır gibi olacağı gün (hesap gününde) ise,
O gün, gök erimiş maden/kurşun gibi olur.
O gün, gök erimiş maden gibi olur.
O gün gök, erimiş bir maden gibi olur.
Meâric suresi, 9. ayet. وَتَكُونُ ٱلْجِبَالُ كَٱلْعِهْنِ
(8-9) Göğün, erimiş maden gibi ve dağların atılmış renkli yün gibi olacağı günü hatırla.
Dağlar, (yayılmış) yün gibi bir hâl alır.
Bütün dağlar hallaç pamuğu gibi atılmış olacak.
ve dağların yün topakları gibi olacağı,
Dağlar renkli yün gibi olur.
Dağlar da (etrafa uçuşmuş) rengarenk yün gibi olacak.
Dağlar da atılmış yüne döner.
Dağlar, atılmış renkli yün gibi olur.
Dağlar, renkli yün gibi olur.
Dağlar ise atılmış yün gibi olur.
Dağlar ise atılmış yün gibi olur.
Dağlar da atılmış renkli yün gibi.
Dağlar da atılmış elvan yun gibi
Ve dağlar renkli yün gibi olur.
Ve dağlar renkli yün gibi olur.
Ve dağlar renkli yün gibi olur.
Dağlar da (etrafa uçuşmuş) rengarenk yün gibi olacak.
dağlar yün gibi olacak,
Dağlar ise atılmış pamuk gibi.
(1-18) İsteyici biri , y ükselinecek yerleri / mearicleri olan Allah’tan , olacak olan azabı yani kafirler için olan azabı istedi , O savılacak bir şey değildir. Melekler ve Ruh miktarı elli bin sene olan bir günde Allah’a yükselirler, güzel bir sabırla sabret, onlar kesinlikle onu uzak görüyorlar , (Daha süre varmış diyorlar) biz ise onu yakın görüyoruz. Gök o gün kaynayan maden / erimiş maden olur , dağlar da atılmış yün olur , birbirlerini gördükleri halde hiçbir samimi dost dostunu soramaz, suçlular azabın fidyesi olarak (kefalet le azaptan kurtuluş ücreti olarak) evlatlarını, eşini, kardeşini, kendisini barındıran ailesini ve de yer yüzünün hepsini vermeyi ister ki sonrasında kendisi kurtulabilsin. Hayır Asla! O alevli bir ateştir, başın derisini söker alır, (vahye) arkasını döneni yüz çevireni, (malı) depo edip toplayanı çağırır.
Dağlar ise saçılmış yünler gibi olacaktır.
Dağlar, renkli yün gibi olur.
Dağlar, (çırpılmış) renkli yünler gibi olacak. dipnot 1
dağlar, yere atılmış boyalı yüne dönüşmüş olur.
Dağlar ise atılmış (uçuşan, hafif) yün gibi olur.
Dağlar ise atılmış yün gibi olur.
Dağlar, atılmış, renkli yün gibi olur.
Meâric suresi, 10. ayet. وَلَا يَسْـَٔلُ حَمِيمٌ حَمِيمًا
(O gün) hiçbir samimi dost, dostunu sormaz.
Hiçbir dost da dostu(nu) soramaz. dipnot 1
bir dost başka bir dostu sormayacak.
ve hiç kimsenin arkadaşını(n durumunu) sormayacağı,
Dostların birbirini arayacak hali kalmaz!
(Böyle bir günde) Hiçbir yakın dost bir yakın dostu sormaz.
Dost, dostu sormaz.
Ve dost dostu sormaz.
Dost dostun halini soramaz.
Dost dostun durumunu sormaz.
Dost dostun durumunu sormaz.
Ve bir dost dosta halini sormaz.
Ve bir hısım bir hısıma halini sormaz
Ve hiçbir hamim, dipnot 1 başka bir hamimi sormaz.
Ve hiçbir hamim dipnot 1 , başka bir hamimi sormaz.
Ve hiçbir yakın dost, başka bir yakın dostu sormaz.
(Böyle bir günde) Hiçbir yakın dost bir yakın dostu sormaz.
hiçbir hısım bir hısımı sormayacak.
Hiç bir yakın bir yakınını sormaz.
(1-18) İsteyici biri , y ükselinecek yerleri / mearicleri olan Allah’tan , olacak olan azabı yani kafirler için olan azabı istedi , O savılacak bir şey değildir. Melekler ve Ruh miktarı elli bin sene olan bir günde Allah’a yükselirler, güzel bir sabırla sabret, onlar kesinlikle onu uzak görüyorlar , (Daha süre varmış diyorlar) biz ise onu yakın görüyoruz. Gök o gün kaynayan maden / erimiş maden olur , dağlar da atılmış yün olur , birbirlerini gördükleri halde hiçbir samimi dost dostunu soramaz, suçlular azabın fidyesi olarak (kefalet le azaptan kurtuluş ücreti olarak) evlatlarını, eşini, kardeşini, kendisini barındıran ailesini ve de yer yüzünün hepsini vermeyi ister ki sonrasında kendisi kurtulabilsin. Hayır Asla! O alevli bir ateştir, başın derisini söker alır, (vahye) arkasını döneni yüz çevireni, (malı) depo edip toplayanı çağırır.
Hiçbir yakın dost bir yakınını sormaz bile.
Dost dostun halini sormaz.
Bir can dostu, diğer can dostunun halini sormayacak dipnot 1 ,
Bir can yoldaşı, diğer can yoldaşını sormaz bile.
Hiçbir yakın bir yakınını soramaz.
Hiçbir yakın bir yakınını soramaz.
En yakın dostlar birbirlerinin halini sormaz/bir dost bir dostundan bir şey isteyemez.
Meâric suresi, 11. ayet. يُبَصَّرُونَهُمْ يَوَدُّ ٱلْمُجْرِمُ لَوْ يَفْتَدِى مِنْ عَذَابِ يَوْمِئِذٍۭ بِبَنِيهِ
(11-14) Birbirlerine gösterilirler. Günahkar kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın.
(11, 12, 13, 14) Birbirlerine gösterileceklerdir. dipnot 1 O suçlu kişi, o günün azabından (kurtulmak için) oğlunu (çocuğunu), hanımını (eşini), kardeşini, kendisini koruyup barındıran yakınlarını ve yeryüzünde kim varsa hepsini kendisini (azaptan) kurtarması için fidye vermek isteyecektir. dipnot 2
Onlar birbirlerinin görüş alanında olacakları (halde böyle olacak). O gün günahı tabiat edinmiş kişi, azaptan kurtulmak için fidye vermek isteyecek öz evladını,
ama onların birbirlerinin gözü önünde olacaklar(ı gün): (çünkü,) her suçlu, o Gün çocuklarını feda ederek kendisini kurtarmak ister,
Birbirlerine gösterilirken insanlar. . . Suçlular, o sürecin azabından kendini kurtarmak için oğullarını fidye olarak (ateşe) vermeyi düşünür. . .
Onlar birbirlerine gösterilirler. Bir suçlu günahkar, o günün azabına karşılık olmak üzere, oğullarını fidye olarak vermek ister;
Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından (kurtuluş için), oğullarını, hepsini fidye olarak versin de
Birbirlerine gösterilirler. Suçlu, o günün cezasına karşılık, kurtulmalık olarak oğullarını vermek ister.
- Onlar birbirlerine gösterilecekler. Günahkar, o günün azabından kurtulmak için çocuklarını fidye vermeyi temenni edecek. Eşini ve kardeşini, mensubu olduğu aşiretini, yeryüzündeki herkesi verip sonunda kendini kurtarmak ister.
Birbirlerine gösterilirler. Suçlu, o günün azabından kurtulmak için fidye vermek ister: Oğullarını,
Birbirlerine gösterilirler. Suçlu, o günün azabından kurtulmak için fidye vermek ister: Oğullarını,
Birbirlerine gösterilirlerken, suçlu o günün azabından kurtulmak için fidye vermek ister; oğullarını,
Birbirlerine gösterilirlerken, mücrim ister ki fidye verse o günün azabından oğullarını
Onlar, birbirleriyle yüzleşecekler. Mücrim dipnot 1 olan, O Gün azabından kurtulmak için mümkün olsa oğullarını fidye olarak verebilmeyi ister;
Onlar, birbirleriyle yüzleşecekler. Mücrim dipnot 1 olan, İzin Günü'nün dipnot 2 azabından kurtulmak için mümkün olsa oğullarını fidye olarak verebilmeyi ister;
Onlar, birbirleriyle yüzleşecekler. Mücrim dipnot 1 olan, İzin Günü'nün dipnot 2 azabından kurtulmak için mümkün olsa oğullarını fidye olarak verebilmeyi ister;
Onlar birbirlerine gösterilirler. Bir suçlu günahkar, o günün azabına karşılık olmak üzere, oğullarını fidye olarak vermek ister;
Onlar birbirine (sadece) gösterilirler. Günahkar o günün azabından (kurtulmak için şunları) feda etmeği arzu eder: Oğullarını,
Yalnız birbirine gösterilirler. Suçlu kişi; o günün azabından kurtulmak için oğullarını feda etmek ister.
(1-18) İsteyici biri , y ükselinecek yerleri / mearicleri olan Allah’tan , olacak olan azabı yani kafirler için olan azabı istedi , O savılacak bir şey değildir. Melekler ve Ruh miktarı elli bin sene olan bir günde Allah’a yükselirler, güzel bir sabırla sabret, onlar kesinlikle onu uzak görüyorlar , (Daha süre varmış diyorlar) biz ise onu yakın görüyoruz. Gök o gün kaynayan maden / erimiş maden olur , dağlar da atılmış yün olur , birbirlerini gördükleri halde hiçbir samimi dost dostunu soramaz, suçlular azabın fidyesi olarak (kefalet le azaptan kurtuluş ücreti olarak) evlatlarını, eşini, kardeşini, kendisini barındıran ailesini ve de yer yüzünün hepsini vermeyi ister ki sonrasında kendisi kurtulabilsin. Hayır Asla! O alevli bir ateştir, başın derisini söker alır, (vahye) arkasını döneni yüz çevireni, (malı) depo edip toplayanı çağırır.
Onlar birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse, o günün azabından (kurtuluş için) oğullarını fidye olarak vermek ister.
Birbirlerine gösterilirler (fakat herkes kendi derdine düştüğünden, başkasıyle ilgilenemez). Suçlu ister ki o günün azabından (kurtulmak için) fidye versin: Oğullarını,
halbuki birbirlerine de gösterilecekler. Suçlu kişi şunu çok arzu edecek: Keşke o günün azabına karşılık fidye olarak çocuklarını verebilse,
Birbirlerine gösterilirler. Suçlu olan: "Keşke oğullarımı versem de bugünün azabından kurtulsam!" diye derin bir istek duyar.
Birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından (kurtuluş için), oğullarını, fidye olarak vermek ister
Onlar birbirlerine gösterilirler. Suçlular o günün azabından kurtulmak için oğullarını fidye olarak vermek ister.
Birbirlerine gösterilirler. Suçlu, o günün azabından kurtulmak için oğullarını fidye vermeyi bile ister.
Meâric suresi, 12. ayet. وَصَٰحِبَتِهِۦ وَأَخِيهِ
(11-14) Birbirlerine gösterilirler. Günahkar kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın.
(11, 12, 13, 14) Birbirlerine gösterileceklerdir. dipnot 1 O suçlu kişi, o günün azabından (kurtulmak için) oğlunu (çocuğunu), hanımını (eşini), kardeşini, kendisini koruyup barındıran yakınlarını ve yeryüzünde kim varsa hepsini kendisini (azaptan) kurtarması için fidye vermek isteyecektir. dipnot 2
eşini, kardeşini,
ve eşini ve kardeşini,
Karısını, kardeşini;
Kendi eşini ve kardeşini,
karısını, kardeşini,
Eşini ve kardeşini.
- Onlar birbirlerine gösterilecekler. Günahkar, o günün azabından kurtulmak için çocuklarını fidye vermeyi temenni edecek. Eşini ve kardeşini, mensubu olduğu aşiretini, yeryüzündeki herkesi verip sonunda kendini kurtarmak ister.
Eşini, kardeşini,
Eşini, kardeşini,
karısını, kardeşini,
Ve refikasını ve biraderini
Eşini ve kardeşini,
Eşini ve kardeşini,
Eşini ve kardeşini,
Kendi eşini ve kardeşini,
karısını, biraderini,
Eşini ve kardeşini,
(1-18) İsteyici biri , y ükselinecek yerleri / mearicleri olan Allah’tan , olacak olan azabı yani kafirler için olan azabı istedi , O savılacak bir şey değildir. Melekler ve Ruh miktarı elli bin sene olan bir günde Allah’a yükselirler, güzel bir sabırla sabret, onlar kesinlikle onu uzak görüyorlar , (Daha süre varmış diyorlar) biz ise onu yakın görüyoruz. Gök o gün kaynayan maden / erimiş maden olur , dağlar da atılmış yün olur , birbirlerini gördükleri halde hiçbir samimi dost dostunu soramaz, suçlular azabın fidyesi olarak (kefalet le azaptan kurtuluş ücreti olarak) evlatlarını, eşini, kardeşini, kendisini barındıran ailesini ve de yer yüzünün hepsini vermeyi ister ki sonrasında kendisi kurtulabilsin. Hayır Asla! O alevli bir ateştir, başın derisini söker alır, (vahye) arkasını döneni yüz çevireni, (malı) depo edip toplayanı çağırır.
Eşini ve kardeşini.
Eşini ve kardeşini,
karısını, kardeşini,
Karısını, kardeşini,
Eşini ve kardeşini.
Eşini ve kardeşini...
Eşini, kardeşini,
Meâric suresi, 13. ayet. وَفَصِيلَتِهِ ٱلَّتِى تُـْٔوِيهِ
(11-14) Birbirlerine gösterilirler. Günahkar kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın.
(11, 12, 13, 14) Birbirlerine gösterileceklerdir. dipnot 1 O suçlu kişi, o günün azabından (kurtulmak için) oğlunu (çocuğunu), hanımını (eşini), kardeşini, kendisini koruyup barındıran yakınlarını ve yeryüzünde kim varsa hepsini kendisini (azaptan) kurtarması için fidye vermek isteyecektir. dipnot 2
kendisine sığınak olmuş bütün yakınlarını;
ve kendisini himaye etmiş bütün akrabalarını,
Aralarında yaşadığı tüm yakınlarını;
Ve onu barındıran aşiretini de;
kendisini koruyup barındıran
Ve kendisini barındıran en yakınlarını.
- Onlar birbirlerine gösterilecekler. Günahkar, o günün azabından kurtulmak için çocuklarını fidye vermeyi temenni edecek. Eşini ve kardeşini, mensubu olduğu aşiretini, yeryüzündeki herkesi verip sonunda kendini kurtarmak ister.
Kendisini yetiştiren tüm akrabalarını,
Kendisini yetiştiren tüm akrabalarını,
kendisini barındıran fasilesini (kabilesini)
Ve kendini barındıran fasilesini
Kendisini barındıran soyunu-sopunu;
Kendisini barındıran soyunu-sopunu;
Kendisini barındıran soyunu-sopunu;
Ve onu barındıran aşiretini de;
kendisini (aralarına katıb) barındırmakda olan soyunu sopunu,
Kendisini barındırmış olan sülalesini.
(1-18) İsteyici biri , y ükselinecek yerleri / mearicleri olan Allah’tan , olacak olan azabı yani kafirler için olan azabı istedi , O savılacak bir şey değildir. Melekler ve Ruh miktarı elli bin sene olan bir günde Allah’a yükselirler, güzel bir sabırla sabret, onlar kesinlikle onu uzak görüyorlar , (Daha süre varmış diyorlar) biz ise onu yakın görüyoruz. Gök o gün kaynayan maden / erimiş maden olur , dağlar da atılmış yün olur , birbirlerini gördükleri halde hiçbir samimi dost dostunu soramaz, suçlular azabın fidyesi olarak (kefalet le azaptan kurtuluş ücreti olarak) evlatlarını, eşini, kardeşini, kendisini barındıran ailesini ve de yer yüzünün hepsini vermeyi ister ki sonrasında kendisi kurtulabilsin. Hayır Asla! O alevli bir ateştir, başın derisini söker alır, (vahye) arkasını döneni yüz çevireni, (malı) depo edip toplayanı çağırır.
Kendisini barındıran sülalesini.
Kendisini barındıran, içinde yetiştiği tüm ailesini,
kendini koruyup kollayan grubunu
kendini koruyan aşiretini,
Kendisini barındıran sülâlesini.
Kendisini barındıran sülalesini..
Kendisini kucaklayıp barındıran ailesini.
Meâric suresi, 14. ayet. وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًا ثُمَّ يُنجِيهِ
(11-14) Birbirlerine gösterilirler. Günahkar kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın.
(11, 12, 13, 14) Birbirlerine gösterileceklerdir. dipnot 1 O suçlu kişi, o günün azabından (kurtulmak için) oğlunu (çocuğunu), hanımını (eşini), kardeşini, kendisini koruyup barındıran yakınlarını ve yeryüzünde kim varsa hepsini kendisini (azaptan) kurtarması için fidye vermek isteyecektir. dipnot 2
dahası yeryüzünde yaşayan herkesi (fidye vermek isteyecek) ki kendisi kurtulabilsin.
ve yeryüzünde yaşayan (başka) herkesi, onların tümünü; böylece yalnız kendini kurtarabilsin diye.
Yeryüzünde yaşamış olanların tümünü (fidye verse) de kendini kurtarsa!
Yeryüzünde bulunanların tümünü (verse de); sonra bir kurtulsa.
tüm ailesini ve yeryüzünde kim varsa, tek kendini kurtarsın.
Ve yeryüzünde kim varsa, tümünü; kendisini kurtarmak için.
- Onlar birbirlerine gösterilecekler. Günahkar, o günün azabından kurtulmak için çocuklarını fidye vermeyi temenni edecek. Eşini ve kardeşini, mensubu olduğu aşiretini, yeryüzündeki herkesi verip sonunda kendini kurtarmak ister.
Ve yeryüzünde bulunan herkesi, ki kurtulsun.
Ve yeryüzünde bulunan herkesi, ki kurtulsun.
ve yeryüzünde bulunanların hepsini (verip) sonra kendisini kurtarsa.
Ve Arzda bulunanların hepsini de sonra kendini kurtarsa
Yeryüzünde kimi varsa tamamını verip kendisini kurtarmak ister.
Yeryüzünde kimi varsa tamamını verip kendisini kurtarmak ister.
Yeryüzünde kimi varsa tamamını verip kurtulmak ister.
Yeryüzünde bulunanların tümünü (verse de); sonra bir kurtulsa.
ve yer (yüzün) de kim varsa hepsini. Ki nihayet (bu fedakarlığı) kendisini (Allahın azabından) kurtarsın.
Ve yeryüzünde bulunan herkesi. Ki nihayet kendisini kurtarsın.
(1-18) İsteyici biri , y ükselinecek yerleri / mearicleri olan Allah’tan , olacak olan azabı yani kafirler için olan azabı istedi , O savılacak bir şey değildir. Melekler ve Ruh miktarı elli bin sene olan bir günde Allah’a yükselirler, güzel bir sabırla sabret, onlar kesinlikle onu uzak görüyorlar , (Daha süre varmış diyorlar) biz ise onu yakın görüyoruz. Gök o gün kaynayan maden / erimiş maden olur , dağlar da atılmış yün olur , birbirlerini gördükleri halde hiçbir samimi dost dostunu soramaz, suçlular azabın fidyesi olarak (kefalet le azaptan kurtuluş ücreti olarak) evlatlarını, eşini, kardeşini, kendisini barındıran ailesini ve de yer yüzünün hepsini vermeyi ister ki sonrasında kendisi kurtulabilsin. Hayır Asla! O alevli bir ateştir, başın derisini söker alır, (vahye) arkasını döneni yüz çevireni, (malı) depo edip toplayanı çağırır.
Yeryüzünde olanların hepsini de. Sonra (ister ki) kendini kurtarsın.
Ve yeryüzünde bulunanların hepsini (versin) de tek kendisini kurtarsın.
ve yeryüzünde olan herkesi verebilse de kendisini (cehennemden) kurtarsa dipnot 1 !
yeryüzünde olan herkesi fidye olarak verip canını kurtarmayı çok ister.
Ve yeryüzünde bulunan herkesi (fidye olarak vermek ister) ki kendini kurtarabilsin.
Ve yeryüzünde bulunan herkesi... Sonra kendisini kurtarabilsin..
Ve yeryüzündeki insanların tümünü fidye verip kendisini kurtarmayı ister.
Meâric suresi, 15. ayet. كَلَّآ إِنَّهَا لَظَىٰ
(15-16) Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz cehennem, derileri kavurup çıkaran alevli ateştir.
(15, 16) Hayır! Şüphesiz ki o (cehennem), derileri kavurup soyan alevli bir ateştir.
Fakat ne mümkün! (Onu bekleyen) dediğini çarpan tarifsiz bir alevdir;
Ama hayır! (Onu bekleyen) tek şey alev saçan bir ateştir,
Hayır, asla! Muhakkak ki o Leza'dır (dumansız alev).
Hayır; (hiçbiri kabul edilmez). Doğrusu o (cehennem), cayır cayır yanmakta olan ateştir:
Fakat ne mümkün! Bilinmeli ki, o (cehennem) alevlenen bir ateştir.
Asla! Kuşkusuz, alevli bir ateştir.
Hayır, hayır; o cehennem, alevli bir ateştir.
Hayır, o alevli ateştir.
Hayır, o alevli ateştir.
Hayır, çünkü o salgın alevli bir ateştir.
Hayır, çünkü o salgın bir leza,
Hayır! Hayır! O alev alev yanan ateştir;
Hayır! Hayır! O alev alev yanan ateştir;
Hayır! Hayır! O alev alev yanan ateştir;
Hayır; (hiçbiri kabul edilmez). Doğrusu o (cehennem), cayır cayır yanmakta olan ateştir.
Fakat ne mümkin! Çünkü o (ateş) (kafirler için hazırlanmış) haalis alevdir,
Fakat ne mümkün, çünkü o; halis alevdir.
(1-18) İsteyici biri , y ükselinecek yerleri / mearicleri olan Allah’tan , olacak olan azabı yani kafirler için olan azabı istedi , O savılacak bir şey değildir. Melekler ve Ruh miktarı elli bin sene olan bir günde Allah’a yükselirler, güzel bir sabırla sabret, onlar kesinlikle onu uzak görüyorlar , (Daha süre varmış diyorlar) biz ise onu yakın görüyoruz. Gök o gün kaynayan maden / erimiş maden olur , dağlar da atılmış yün olur , birbirlerini gördükleri halde hiçbir samimi dost dostunu soramaz, suçlular azabın fidyesi olarak (kefalet le azaptan kurtuluş ücreti olarak) evlatlarını, eşini, kardeşini, kendisini barındıran ailesini ve de yer yüzünün hepsini vermeyi ister ki sonrasında kendisi kurtulabilsin. Hayır Asla! O alevli bir ateştir, başın derisini söker alır, (vahye) arkasını döneni yüz çevireni, (malı) depo edip toplayanı çağırır.
Asla! Çünkü o alevli bir ateştir.
Hayır! O (ateş), alevlenen bir ateştir.
Hayır, asla! O, saf ateştir dipnot 1 ,
Hepsi boş! Cehennem alevler saçar,
Asla! Şüphesiz o, alevlenen bir ateştir.
Asla, şüphesiz O, alev almıştır.
Hayır, hayır! O, alevlenen bir ateştir.
Meâric suresi, 16. ayet. نَزَّاعَةً لِّلشَّوَىٰ
(15-16) Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz cehennem, derileri kavurup çıkaran alevli ateştir.
(15, 16) Hayır! Şüphesiz ki o (cehennem), derileri kavurup soyan alevli bir ateştir.
derisini kavuran bir alev;
derisini kavuran (bir ateş)!
Derilerini kavurup soyan!
Başın derisini kavurup soyar.
Derileri kavurup soyar.
Derileri kavurup soyar.
- Kızaran derileri soyar; sırtını döneni, yüz çevireni ve biriktirip depo edeni çağırır.
Yakmak için isteklidir...
Yakmak için isteklidir...
Derileri soyan ateştir.
etrafı soyan nari ceza'
Derileri kavurup soyan;
Derileri kavurup soyan;
Derileri kavurup soyan;
Başın derisini kavurup soyar.
bedenin bütün uzuvlarını söküb koparandır (o).
Deriyi soyup kavurandır.
(1-18) İsteyici biri , y ükselinecek yerleri / mearicleri olan Allah’tan , olacak olan azabı yani kafirler için olan azabı istedi , O savılacak bir şey değildir. Melekler ve Ruh miktarı elli bin sene olan bir günde Allah’a yükselirler, güzel bir sabırla sabret, onlar kesinlikle onu uzak görüyorlar , (Daha süre varmış diyorlar) biz ise onu yakın görüyoruz. Gök o gün kaynayan maden / erimiş maden olur , dağlar da atılmış yün olur , birbirlerini gördükleri halde hiçbir samimi dost dostunu soramaz, suçlular azabın fidyesi olarak (kefalet le azaptan kurtuluş ücreti olarak) evlatlarını, eşini, kardeşini, kendisini barındıran ailesini ve de yer yüzünün hepsini vermeyi ister ki sonrasında kendisi kurtulabilsin. Hayır Asla! O alevli bir ateştir, başın derisini söker alır, (vahye) arkasını döneni yüz çevireni, (malı) depo edip toplayanı çağırır.
Deriyi yakıp kavurur.
Derileri kavurur, soyar.
derilerin üst katmanını soyup duran (bir ateş) dipnot 1 .
kavurduğu deriyi soyar.
Deriyi yakıp kavurur.
Deriyi yakıp kavurur.
Yakar kavurur deriyi/koparıp götürür kolu bacağı.
Meâric suresi, 17. ayet. تَدْعُوا۟ مَنْ أَدْبَرَ وَتَوَلَّىٰ
(17-18) O, (hakka) arka döneni ve (imandan) yüz çevireni; servet toplayıp yığanı kendine çağırır.
(17, 18) Arkasını dönüp yüz çevireni ve (mal) toplayıp yığan kimseyi (kendine) çağıracaktır. dipnot 1
o, (hakka) sırt dönenleri ve (vahiyden) yüz çevirenleri kendine davet eder;
O, (iyiye ve doğruya) sırtını dönenleri ve (hakikatten) uzaklaşanları kendine çeker,
(O Leza) çağırır (hakikatine davet olunduğunda) arkasını dönüp, yüz çevirip gideni!
Yüz çevirip arkasını döneni çağırır durur.
Yüz çevirip geri dönen, kimseyi (kendine) çağırır!
Ve yüz çevirip arkasını dönenleri çağırır.
- Kızaran derileri soyar; sırtını döneni, yüz çevireni ve biriktirip depo edeni çağırır.
Çağırır, sırtını dönüp gideni,
Çağırır, sırtını dönüp gideni,
Çağırır arkasını dönüp tersine gideni.
Çağırır arkasını dönüp tersine gideni
Haktan yüz çevirip, arkasını dönen kimseyi kendisine çağıran;
Haktan yüz çevirip, arkasını dönen kimseyi kendisine çağıran;
Haktan yüz çevirip, arkasını dönen kimseyi kendisine çağıran;
Yüz çevirip arkasını döneni çağırır durur.
(Gel gel diye) çağırır: (imandan, hakdan) yüz dönen, (taatden) arka çeviren kişiyi,
Yüz çevirip arkasına döneni çağırır.
(1-18) İsteyici biri , y ükselinecek yerleri / mearicleri olan Allah’tan , olacak olan azabı yani kafirler için olan azabı istedi , O savılacak bir şey değildir. Melekler ve Ruh miktarı elli bin sene olan bir günde Allah’a yükselirler, güzel bir sabırla sabret, onlar kesinlikle onu uzak görüyorlar , (Daha süre varmış diyorlar) biz ise onu yakın görüyoruz. Gök o gün kaynayan maden / erimiş maden olur , dağlar da atılmış yün olur , birbirlerini gördükleri halde hiçbir samimi dost dostunu soramaz, suçlular azabın fidyesi olarak (kefalet le azaptan kurtuluş ücreti olarak) evlatlarını, eşini, kardeşini, kendisini barındıran ailesini ve de yer yüzünün hepsini vermeyi ister ki sonrasında kendisi kurtulabilsin. Hayır Asla! O alevli bir ateştir, başın derisini söker alır, (vahye) arkasını döneni yüz çevireni, (malı) depo edip toplayanı çağırır.
(Hakka) Arkasını dönüp yüz çevireni çağırır.
(Kendine) Çağırır; sırtını dönüp gideni,
O ateş, (doğrulara) sırtını dönen ve yüz çeviren herkesi kendine çağırır;
Doğrulara sırtını dönen ve yüz çeviren herkesi kendine çağırır.
Çağırır hakka arkasını dönüp, yüz çevireni.
Çağırır arkasını dönüp, yüz çevireni.
Çağırır, sırtını dönüp uzaklaşanı,
Meâric suresi, 18. ayet. وَجَمَعَ فَأَوْعَىٰٓ
(17-18) O, (hakka) arka döneni ve (imandan) yüz çevireni; servet toplayıp yığanı kendine çağırır.
(17, 18) Arkasını dönüp yüz çevireni ve (mal) toplayıp yığan kimseyi (kendine) çağıracaktır. dipnot 1
zira o (serveti) toplayıp (paylaşmayarak) biriktiriyordu.
ve (servet) biriktirip, (onu öteki insanların elinden) alanları.
Toplayıp da servet yığanı!
(Durmaksızın mal ve servet) Toplayıp bir yerde (üstüste) yığmakta olanı.
(servet) toplayıp yığan.
Toplayıp biriktirenleri de.
- Kızaran derileri soyar; sırtını döneni, yüz çevireni ve biriktirip depo edeni çağırır.
Toplayıp kasaya saklayanı.
Toplayıp kasaya saklayanı.
Toplayıp toplayıp kasaya yığanı.
Ve toplayıp toplayıp kasaya yığanı
Mal, mülk edinip, onu biriktireni.
Mal, mülk edinip, onu biriktireni.
Mal, mülk edinip, onu biriktireni.
(Durmaksızın mal ve servet) Toplayıp bir yerde (üstüste) yığmakta olanı.
(mal) birikdirib de kab içinde saklayanı.
Malını toplayıp kap içinde saklayanı da.
(1-18) İsteyici biri , y ükselinecek yerleri / mearicleri olan Allah’tan , olacak olan azabı yani kafirler için olan azabı istedi , O savılacak bir şey değildir. Melekler ve Ruh miktarı elli bin sene olan bir günde Allah’a yükselirler, güzel bir sabırla sabret, onlar kesinlikle onu uzak görüyorlar , (Daha süre varmış diyorlar) biz ise onu yakın görüyoruz. Gök o gün kaynayan maden / erimiş maden olur , dağlar da atılmış yün olur , birbirlerini gördükleri halde hiçbir samimi dost dostunu soramaz, suçlular azabın fidyesi olarak (kefalet le azaptan kurtuluş ücreti olarak) evlatlarını, eşini, kardeşini, kendisini barındıran ailesini ve de yer yüzünün hepsini vermeyi ister ki sonrasında kendisi kurtulabilsin. Hayır Asla! O alevli bir ateştir, başın derisini söker alır, (vahye) arkasını döneni yüz çevireni, (malı) depo edip toplayanı çağırır.
Mal toplayıp biriktireni.
(Mal) Toplayıp kasada yığanı!
servet biriktirip saklayanı da... dipnot 1
Mal biriktirip saklayanı da!
Malını toplayıp yığanı…
Malını toplayıp yığanı...
Toplayıp kasada yığanı/depolayanı.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.