Meâric suresi · 8–18. ayetler

O günün dehşeti ve cehennemin çağrısı

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Meâric suresi, 8. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meâric suresi, 8. ayet. يَوْمَ تَكُونُ ٱلسَّمَآءُ كَٱلْمُهْلِ

    Diyanet İşleri

    (8-9) Göğün, erimiş maden gibi ve dağların atılmış renkli yün gibi olacağı günü hatırla.

    Mehmet Okuyan

    O gün gök, erimiş maden gibi olur.

    Mustafa İslamoğlu

    O gün gökyüzü yanık yağ tortusu gibi kıpkızıl olacak.

    Muhammed Esed

    (Bu hesap,) göğün erimiş madene benzeyeceği Gün (vuku bulacak),

    Ahmed Hulusi

    O gün sema, erimiş maden gibi olur.

    Ali Bulaç

    Gökyüzünün erimiş maden gibi olacağı gün;

    Ali Özek ve heyeti

    O gün gökyüzü, erimiş maden gibi olur.

    Ali Rıza Safa

    O gün, gök, erimiş maden gibi olur.

    Bayraktar Bayraklı

    O gün gök, erimiş maden gibi olur.

    Edip Yüksel

    Gün gelecek, gök erimiş maden gibi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gün gelecek, gök erimiş maden gibi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O gün, gök erimiş bir maden gibi olur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O gün ki olur sema' erimiş bir maden gibi

    Erhan Aktaş

    O gün gökyüzü erimiş bir maden gibi olur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O gün gökyüzü erimiş bir maden gibi olur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O gün gökyüzü erimiş bir maden gibi olur.

    Gültekin Onan

    Gökyüzünün erimiş maden gibi olacağı gün;

    Hasan Basri Çantay

    O gün gök erimiş ma'den gibi olacak,

    İbni Kesir

    O gün gök, erimiş maden gibi olur.

    Mehmet Alagaş

    (1-18) İsteyici biri , y ükselinecek yerleri / mearicleri olan Allah’tan , olacak olan azabı yani kafirler için olan azabı istedi , O savılacak bir şey değildir. Melekler ve Ruh miktarı elli bin sene olan bir günde Allah’a yükselirler, güzel bir sabırla sabret, onlar kesinlikle onu uzak görüyorlar , (Daha süre varmış diyorlar) biz ise onu yakın görüyoruz. Gök o gün kaynayan maden / erimiş maden olur , dağlar da atılmış yün olur , birbirlerini gördükleri halde hiçbir samimi dost dostunu soramaz, suçlular azabın fidyesi olarak (kefalet le azaptan kurtuluş ücreti olarak) evlatlarını, eşini, kardeşini, kendisini barındıran ailesini ve de yer yüzünün hepsini vermeyi ister ki sonrasında kendisi kurtulabilsin. Hayır Asla! O alevli bir ateştir, başın derisini söker alır, (vahye) arkasını döneni yüz çevireni, (malı) depo edip toplayanı çağırır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O gün, gökyüzü erimiş yağ/maden (tortusu) gibi olur.

    Süleyman Ateş

    O gün gök, erimiş maden gibi olur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Göğün erimiş bakır gibi olacağı gün (hesap gününde) ise,

    Şaban Britch

    O gün, gök erimiş maden/kurşun gibi olur.

    Şaban Piriş

    O gün, gök erimiş maden gibi olur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O gün gök, erimiş bir maden gibi olur.

  2. Meâric suresi, 9. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meâric suresi, 9. ayet. وَتَكُونُ ٱلْجِبَالُ كَٱلْعِهْنِ

    Diyanet İşleri

    (8-9) Göğün, erimiş maden gibi ve dağların atılmış renkli yün gibi olacağı günü hatırla.

    Mehmet Okuyan

    Dağlar, (yayılmış) yün gibi bir hâl alır.

    Mustafa İslamoğlu

    Bütün dağlar hallaç pamuğu gibi atılmış olacak.

    Muhammed Esed

    ve dağların yün topakları gibi olacağı,

    Ahmed Hulusi

    Dağlar renkli yün gibi olur.

    Ali Bulaç

    Dağlar da (etrafa uçuşmuş) rengarenk yün gibi olacak.

    Ali Özek ve heyeti

    Dağlar da atılmış yüne döner.

    Ali Rıza Safa

    Dağlar, atılmış renkli yün gibi olur.

    Bayraktar Bayraklı

    Dağlar, renkli yün gibi olur.

    Edip Yüksel

    Dağlar ise atılmış yün gibi olur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dağlar ise atılmış yün gibi olur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Dağlar da atılmış renkli yün gibi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Dağlar da atılmış elvan yun gibi

    Erhan Aktaş

    Ve dağlar renkli yün gibi olur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve dağlar renkli yün gibi olur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve dağlar renkli yün gibi olur.

    Gültekin Onan

    Dağlar da (etrafa uçuşmuş) rengarenk yün gibi olacak.

    Hasan Basri Çantay

    dağlar yün gibi olacak,

    İbni Kesir

    Dağlar ise atılmış pamuk gibi.

    Mehmet Alagaş

    (1-18) İsteyici biri , y ükselinecek yerleri / mearicleri olan Allah’tan , olacak olan azabı yani kafirler için olan azabı istedi , O savılacak bir şey değildir. Melekler ve Ruh miktarı elli bin sene olan bir günde Allah’a yükselirler, güzel bir sabırla sabret, onlar kesinlikle onu uzak görüyorlar , (Daha süre varmış diyorlar) biz ise onu yakın görüyoruz. Gök o gün kaynayan maden / erimiş maden olur , dağlar da atılmış yün olur , birbirlerini gördükleri halde hiçbir samimi dost dostunu soramaz, suçlular azabın fidyesi olarak (kefalet le azaptan kurtuluş ücreti olarak) evlatlarını, eşini, kardeşini, kendisini barındıran ailesini ve de yer yüzünün hepsini vermeyi ister ki sonrasında kendisi kurtulabilsin. Hayır Asla! O alevli bir ateştir, başın derisini söker alır, (vahye) arkasını döneni yüz çevireni, (malı) depo edip toplayanı çağırır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Dağlar ise saçılmış yünler gibi olacaktır.

    Süleyman Ateş

    Dağlar, renkli yün gibi olur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    dağlar, yere atılmış boyalı yüne dönüşmüş olur.

    Şaban Britch

    Dağlar ise atılmış (uçuşan, hafif) yün gibi olur.

    Şaban Piriş

    Dağlar ise atılmış yün gibi olur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dağlar, atılmış, renkli yün gibi olur.

  3. Meâric suresi, 10. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meâric suresi, 10. ayet. وَلَا يَسْـَٔلُ حَمِيمٌ حَمِيمًا

    Diyanet İşleri

    (O gün) hiçbir samimi dost, dostunu sormaz.

    Mustafa İslamoğlu

    bir dost başka bir dostu sormayacak.

    Muhammed Esed

    ve hiç kimsenin arkadaşını(n durumunu) sormayacağı,

    Ahmed Hulusi

    Dostların birbirini arayacak hali kalmaz!

    Ali Bulaç

    (Böyle bir günde) Hiçbir yakın dost bir yakın dostu sormaz.

    Ali Özek ve heyeti

    Dost, dostu sormaz.

    Ali Rıza Safa

    Ve dost dostu sormaz.

    Bayraktar Bayraklı

    Dost dostun halini soramaz.

    Edip Yüksel

    Dost dostun durumunu sormaz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dost dostun durumunu sormaz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve bir dost dosta halini sormaz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve bir hısım bir hısıma halini sormaz

    Erhan Aktaş

    Ve hiçbir hamim, dipnot 1 başka bir hamimi sormaz.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hamim, kaynar su demektir. Ayette mecaz olarak kaynar su kadar sıcak, yakın ve samimi dostluktan söz etmektedir. Hiçbir sıcak/candan dost başka bir sıcak dostunun halini soramayacak.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve hiçbir hamim dipnot 1 , başka bir hamimi sormaz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hamim, kaynar su demek. Ayette mecaz olarak kaynar su kadar sıcak, yakın ve samimi dostluktan söz etmektedir. Hiçbir sıcak/candan dost başka bir sıcak dostunun halini soramayacak.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve hiçbir yakın dost, başka bir yakın dostu sormaz.

    Gültekin Onan

    (Böyle bir günde) Hiçbir yakın dost bir yakın dostu sormaz.

    Hasan Basri Çantay

    hiçbir hısım bir hısımı sormayacak.

    İbni Kesir

    Hiç bir yakın bir yakınını sormaz.

    Mehmet Alagaş

    (1-18) İsteyici biri , y ükselinecek yerleri / mearicleri olan Allah’tan , olacak olan azabı yani kafirler için olan azabı istedi , O savılacak bir şey değildir. Melekler ve Ruh miktarı elli bin sene olan bir günde Allah’a yükselirler, güzel bir sabırla sabret, onlar kesinlikle onu uzak görüyorlar , (Daha süre varmış diyorlar) biz ise onu yakın görüyoruz. Gök o gün kaynayan maden / erimiş maden olur , dağlar da atılmış yün olur , birbirlerini gördükleri halde hiçbir samimi dost dostunu soramaz, suçlular azabın fidyesi olarak (kefalet le azaptan kurtuluş ücreti olarak) evlatlarını, eşini, kardeşini, kendisini barındıran ailesini ve de yer yüzünün hepsini vermeyi ister ki sonrasında kendisi kurtulabilsin. Hayır Asla! O alevli bir ateştir, başın derisini söker alır, (vahye) arkasını döneni yüz çevireni, (malı) depo edip toplayanı çağırır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hiçbir yakın dost bir yakınını sormaz bile.

    Süleyman Ateş

    Dost dostun halini sormaz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir can yoldaşı, diğer can yoldaşını sormaz bile.

    Şaban Britch

    Hiçbir yakın bir yakınını soramaz.

    Şaban Piriş

    Hiçbir yakın bir yakınını soramaz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    En yakın dostlar birbirlerinin halini sormaz/bir dost bir dostundan bir şey isteyemez.

  4. Meâric suresi, 11. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meâric suresi, 11. ayet. يُبَصَّرُونَهُمْ يَوَدُّ ٱلْمُجْرِمُ لَوْ يَفْتَدِى مِنْ عَذَابِ يَوْمِئِذٍۭ بِبَنِيهِ

    Diyanet İşleri

    (11-14) Birbirlerine gösterilirler. Günahkar kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın.

    Mehmet Okuyan

    (11, 12, 13, 14) Birbirlerine gösterileceklerdir. dipnot 1 O suçlu kişi, o günün azabından (kurtulmak için) oğlunu (çocuğunu), hanımını (eşini), kardeşini, kendisini koruyup barındıran yakınlarını ve yeryüzünde kim varsa hepsini kendisini (azaptan) kurtarması için fidye vermek isteyecektir. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetler ‘Abese 80:34-37 ile birlikte okunmalıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Bakara 2:48, 123; Al-i İmrân 3:91; Mâide 5:36; En‘âm 6:70; Yûnus 10:54; Ra‘d 13:18; Zümer 39:47; Hadîd 57:15.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar birbirlerinin görüş alanında olacakları (halde böyle olacak). O gün günahı tabiat edinmiş kişi, azaptan kurtulmak için fidye vermek isteyecek öz evladını,

    Muhammed Esed

    ama onların birbirlerinin gözü önünde olacaklar(ı gün): (çünkü,) her suçlu, o Gün çocuklarını feda ederek kendisini kurtarmak ister,

    Ahmed Hulusi

    Birbirlerine gösterilirken insanlar. . . Suçlular, o sürecin azabından kendini kurtarmak için oğullarını fidye olarak (ateşe) vermeyi düşünür. . .

    Ali Bulaç

    Onlar birbirlerine gösterilirler. Bir suçlu günahkar, o günün azabına karşılık olmak üzere, oğullarını fidye olarak vermek ister;

    Ali Özek ve heyeti

    Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından (kurtuluş için), oğullarını, hepsini fidye olarak versin de

    Ali Rıza Safa

    Birbirlerine gösterilirler. Suçlu, o günün cezasına karşılık, kurtulmalık olarak oğullarını vermek ister.

    Bayraktar Bayraklı

    - Onlar birbirlerine gösterilecekler. Günahkar, o günün azabından kurtulmak için çocuklarını fidye vermeyi temenni edecek. Eşini ve kardeşini, mensubu olduğu aşiretini, yeryüzündeki herkesi verip sonunda kendini kurtarmak ister.

    Edip Yüksel

    Birbirlerine gösterilirler. Suçlu, o günün azabından kurtulmak için fidye vermek ister: Oğullarını,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Birbirlerine gösterilirler. Suçlu, o günün azabından kurtulmak için fidye vermek ister: Oğullarını,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Birbirlerine gösterilirlerken, suçlu o günün azabından kurtulmak için fidye vermek ister; oğullarını,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Birbirlerine gösterilirlerken, mücrim ister ki fidye verse o günün azabından oğullarını

    Erhan Aktaş

    Onlar, birbirleriyle yüzleşecekler. Mücrim dipnot 1 olan, O Gün azabından kurtulmak için mümkün olsa oğullarını fidye olarak verebilmeyi ister;

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Suçlu. Hakikat ile bağını koparmış. Mücrim, "basit suçlu" anlamında değil, Kafir, nankör, Müşrik, sapkın" olmayı da kapsan "suçların hepsini içine alan, onların toplamını ifade eden" bir kavramdır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, birbirleriyle yüzleşecekler. Mücrim dipnot 1 olan, İzin Günü'nün dipnot 2 azabından kurtulmak için mümkün olsa oğullarını fidye olarak verebilmeyi ister;

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Suçlu/Hakikat ile bağını koparmış" demek olan bu sözcük, "basit suçlu" anlamında değil; "gerçeği yalanlayan nankör, müşrik, sapkın" anlamına gelmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Yevme izin", terkibi, "Sadece Allah'ın belirlediği ilke ve kuralların geçerli olduğu gün."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, birbirleriyle yüzleşecekler. Mücrim dipnot 1 olan, İzin Günü'nün dipnot 2 azabından kurtulmak için mümkün olsa oğullarını fidye olarak verebilmeyi ister;

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Suçlu" demek olan bu sözcük, "basit suçlu" anlamında değil; "gerçeği yalanlayan nankör, müşrik, sapkın" anlamına gelmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hesap görme günü.

    Gültekin Onan

    Onlar birbirlerine gösterilirler. Bir suçlu günahkar, o günün azabına karşılık olmak üzere, oğullarını fidye olarak vermek ister;

    Hasan Basri Çantay

    Onlar birbirine (sadece) gösterilirler. Günahkar o günün azabından (kurtulmak için şunları) feda etmeği arzu eder: Oğullarını,

    İbni Kesir

    Yalnız birbirine gösterilirler. Suçlu kişi; o günün azabından kurtulmak için oğullarını feda etmek ister.

    Mehmet Alagaş

    (1-18) İsteyici biri , y ükselinecek yerleri / mearicleri olan Allah’tan , olacak olan azabı yani kafirler için olan azabı istedi , O savılacak bir şey değildir. Melekler ve Ruh miktarı elli bin sene olan bir günde Allah’a yükselirler, güzel bir sabırla sabret, onlar kesinlikle onu uzak görüyorlar , (Daha süre varmış diyorlar) biz ise onu yakın görüyoruz. Gök o gün kaynayan maden / erimiş maden olur , dağlar da atılmış yün olur , birbirlerini gördükleri halde hiçbir samimi dost dostunu soramaz, suçlular azabın fidyesi olarak (kefalet le azaptan kurtuluş ücreti olarak) evlatlarını, eşini, kardeşini, kendisini barındıran ailesini ve de yer yüzünün hepsini vermeyi ister ki sonrasında kendisi kurtulabilsin. Hayır Asla! O alevli bir ateştir, başın derisini söker alır, (vahye) arkasını döneni yüz çevireni, (malı) depo edip toplayanı çağırır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse, o günün azabından (kurtuluş için) oğullarını fidye olarak vermek ister.

    Süleyman Ateş

    Birbirlerine gösterilirler (fakat herkes kendi derdine düştüğünden, başkasıyle ilgilenemez). Suçlu ister ki o günün azabından (kurtulmak için) fidye versin: Oğullarını,

    Süleymaniye Vakfı

    halbuki birbirlerine de gösterilecekler. Suçlu kişi şunu çok arzu edecek: Keşke o günün azabına karşılık fidye olarak çocuklarını verebilse,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Birbirlerine gösterilirler. Suçlu olan: "Keşke oğullarımı versem de bugünün azabından kurtulsam!" diye derin bir istek duyar.

    Şaban Britch

    Birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından (kurtuluş için), oğullarını, fidye olarak vermek ister

    Şaban Piriş

    Onlar birbirlerine gösterilirler. Suçlular o günün azabından kurtulmak için oğullarını fidye olarak vermek ister.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Birbirlerine gösterilirler. Suçlu, o günün azabından kurtulmak için oğullarını fidye vermeyi bile ister.

  5. Meâric suresi, 12. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meâric suresi, 12. ayet. وَصَٰحِبَتِهِۦ وَأَخِيهِ

    Diyanet İşleri

    (11-14) Birbirlerine gösterilirler. Günahkar kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın.

    Mehmet Okuyan

    (11, 12, 13, 14) Birbirlerine gösterileceklerdir. dipnot 1 O suçlu kişi, o günün azabından (kurtulmak için) oğlunu (çocuğunu), hanımını (eşini), kardeşini, kendisini koruyup barındıran yakınlarını ve yeryüzünde kim varsa hepsini kendisini (azaptan) kurtarması için fidye vermek isteyecektir. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetler ‘Abese 80:34-37 ile birlikte okunmalıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Bakara 2:48, 123; Al-i İmrân 3:91; Mâide 5:36; En‘âm 6:70; Yûnus 10:54; Ra‘d 13:18; Zümer 39:47; Hadîd 57:15.

    Mustafa İslamoğlu

    eşini, kardeşini,

    Muhammed Esed

    ve eşini ve kardeşini,

    Ahmed Hulusi

    Karısını, kardeşini;

    Ali Bulaç

    Kendi eşini ve kardeşini,

    Ali Özek ve heyeti

    karısını, kardeşini,

    Ali Rıza Safa

    Eşini ve kardeşini.

    Bayraktar Bayraklı

    - Onlar birbirlerine gösterilecekler. Günahkar, o günün azabından kurtulmak için çocuklarını fidye vermeyi temenni edecek. Eşini ve kardeşini, mensubu olduğu aşiretini, yeryüzündeki herkesi verip sonunda kendini kurtarmak ister.

    Edip Yüksel

    Eşini, kardeşini,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Eşini, kardeşini,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    karısını, kardeşini,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve refikasını ve biraderini

    Erhan Aktaş

    Eşini ve kardeşini,

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eşini ve kardeşini,

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eşini ve kardeşini,

    Gültekin Onan

    Kendi eşini ve kardeşini,

    Hasan Basri Çantay

    karısını, biraderini,

    İbni Kesir

    Eşini ve kardeşini,

    Mehmet Alagaş

    (1-18) İsteyici biri , y ükselinecek yerleri / mearicleri olan Allah’tan , olacak olan azabı yani kafirler için olan azabı istedi , O savılacak bir şey değildir. Melekler ve Ruh miktarı elli bin sene olan bir günde Allah’a yükselirler, güzel bir sabırla sabret, onlar kesinlikle onu uzak görüyorlar , (Daha süre varmış diyorlar) biz ise onu yakın görüyoruz. Gök o gün kaynayan maden / erimiş maden olur , dağlar da atılmış yün olur , birbirlerini gördükleri halde hiçbir samimi dost dostunu soramaz, suçlular azabın fidyesi olarak (kefalet le azaptan kurtuluş ücreti olarak) evlatlarını, eşini, kardeşini, kendisini barındıran ailesini ve de yer yüzünün hepsini vermeyi ister ki sonrasında kendisi kurtulabilsin. Hayır Asla! O alevli bir ateştir, başın derisini söker alır, (vahye) arkasını döneni yüz çevireni, (malı) depo edip toplayanı çağırır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eşini ve kardeşini.

    Süleyman Ateş

    Eşini ve kardeşini,

    Süleymaniye Vakfı

    karısını, kardeşini,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Karısını, kardeşini,

    Şaban Britch

    Eşini ve kardeşini.

    Şaban Piriş

    Eşini ve kardeşini...

    Yaşar Nuri Öztürk

    Eşini, kardeşini,

  6. Meâric suresi, 13. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meâric suresi, 13. ayet. وَفَصِيلَتِهِ ٱلَّتِى تُـْٔوِيهِ

    Diyanet İşleri

    (11-14) Birbirlerine gösterilirler. Günahkar kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın.

    Mehmet Okuyan

    (11, 12, 13, 14) Birbirlerine gösterileceklerdir. dipnot 1 O suçlu kişi, o günün azabından (kurtulmak için) oğlunu (çocuğunu), hanımını (eşini), kardeşini, kendisini koruyup barındıran yakınlarını ve yeryüzünde kim varsa hepsini kendisini (azaptan) kurtarması için fidye vermek isteyecektir. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetler ‘Abese 80:34-37 ile birlikte okunmalıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Bakara 2:48, 123; Al-i İmrân 3:91; Mâide 5:36; En‘âm 6:70; Yûnus 10:54; Ra‘d 13:18; Zümer 39:47; Hadîd 57:15.

    Mustafa İslamoğlu

    kendisine sığınak olmuş bütün yakınlarını;

    Muhammed Esed

    ve kendisini himaye etmiş bütün akrabalarını,

    Ahmed Hulusi

    Aralarında yaşadığı tüm yakınlarını;

    Ali Bulaç

    Ve onu barındıran aşiretini de;

    Ali Özek ve heyeti

    kendisini koruyup barındıran

    Ali Rıza Safa

    Ve kendisini barındıran en yakınlarını.

    Bayraktar Bayraklı

    - Onlar birbirlerine gösterilecekler. Günahkar, o günün azabından kurtulmak için çocuklarını fidye vermeyi temenni edecek. Eşini ve kardeşini, mensubu olduğu aşiretini, yeryüzündeki herkesi verip sonunda kendini kurtarmak ister.

    Edip Yüksel

    Kendisini yetiştiren tüm akrabalarını,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendisini yetiştiren tüm akrabalarını,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    kendisini barındıran fasilesini (kabilesini)

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve kendini barındıran fasilesini

    Erhan Aktaş

    Kendisini barındıran soyunu-sopunu;

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kendisini barındıran soyunu-sopunu;

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kendisini barındıran soyunu-sopunu;

    Gültekin Onan

    Ve onu barındıran aşiretini de;

    Hasan Basri Çantay

    kendisini (aralarına katıb) barındırmakda olan soyunu sopunu,

    İbni Kesir

    Kendisini barındırmış olan sülalesini.

    Mehmet Alagaş

    (1-18) İsteyici biri , y ükselinecek yerleri / mearicleri olan Allah’tan , olacak olan azabı yani kafirler için olan azabı istedi , O savılacak bir şey değildir. Melekler ve Ruh miktarı elli bin sene olan bir günde Allah’a yükselirler, güzel bir sabırla sabret, onlar kesinlikle onu uzak görüyorlar , (Daha süre varmış diyorlar) biz ise onu yakın görüyoruz. Gök o gün kaynayan maden / erimiş maden olur , dağlar da atılmış yün olur , birbirlerini gördükleri halde hiçbir samimi dost dostunu soramaz, suçlular azabın fidyesi olarak (kefalet le azaptan kurtuluş ücreti olarak) evlatlarını, eşini, kardeşini, kendisini barındıran ailesini ve de yer yüzünün hepsini vermeyi ister ki sonrasında kendisi kurtulabilsin. Hayır Asla! O alevli bir ateştir, başın derisini söker alır, (vahye) arkasını döneni yüz çevireni, (malı) depo edip toplayanı çağırır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kendisini barındıran sülalesini.

    Süleyman Ateş

    Kendisini barındıran, içinde yetiştiği tüm ailesini,

    Süleymaniye Vakfı

    kendini koruyup kollayan grubunu

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    kendini koruyan aşiretini,

    Şaban Britch

    Kendisini barındıran sülâlesini.

    Şaban Piriş

    Kendisini barındıran sülalesini..

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kendisini kucaklayıp barındıran ailesini.

  7. Meâric suresi, 14. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meâric suresi, 14. ayet. وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًا ثُمَّ يُنجِيهِ

    Diyanet İşleri

    (11-14) Birbirlerine gösterilirler. Günahkar kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın.

    Mehmet Okuyan

    (11, 12, 13, 14) Birbirlerine gösterileceklerdir. dipnot 1 O suçlu kişi, o günün azabından (kurtulmak için) oğlunu (çocuğunu), hanımını (eşini), kardeşini, kendisini koruyup barındıran yakınlarını ve yeryüzünde kim varsa hepsini kendisini (azaptan) kurtarması için fidye vermek isteyecektir. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetler ‘Abese 80:34-37 ile birlikte okunmalıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Bakara 2:48, 123; Al-i İmrân 3:91; Mâide 5:36; En‘âm 6:70; Yûnus 10:54; Ra‘d 13:18; Zümer 39:47; Hadîd 57:15.

    Mustafa İslamoğlu

    dahası yeryüzünde yaşayan herkesi (fidye vermek isteyecek) ki kendisi kurtulabilsin.

    Muhammed Esed

    ve yeryüzünde yaşayan (başka) herkesi, onların tümünü; böylece yalnız kendini kurtarabilsin diye.

    Ahmed Hulusi

    Yeryüzünde yaşamış olanların tümünü (fidye verse) de kendini kurtarsa!

    Ali Bulaç

    Yeryüzünde bulunanların tümünü (verse de); sonra bir kurtulsa.

    Ali Özek ve heyeti

    tüm ailesini ve yeryüzünde kim varsa, tek kendini kurtarsın.

    Ali Rıza Safa

    Ve yeryüzünde kim varsa, tümünü; kendisini kurtarmak için.

    Bayraktar Bayraklı

    - Onlar birbirlerine gösterilecekler. Günahkar, o günün azabından kurtulmak için çocuklarını fidye vermeyi temenni edecek. Eşini ve kardeşini, mensubu olduğu aşiretini, yeryüzündeki herkesi verip sonunda kendini kurtarmak ister.

    Edip Yüksel

    Ve yeryüzünde bulunan herkesi, ki kurtulsun.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve yeryüzünde bulunan herkesi, ki kurtulsun.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    ve yeryüzünde bulunanların hepsini (verip) sonra kendisini kurtarsa.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve Arzda bulunanların hepsini de sonra kendini kurtarsa

    Erhan Aktaş

    Yeryüzünde kimi varsa tamamını verip kendisini kurtarmak ister.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yeryüzünde kimi varsa tamamını verip kendisini kurtarmak ister.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yeryüzünde kimi varsa tamamını verip kurtulmak ister.

    Gültekin Onan

    Yeryüzünde bulunanların tümünü (verse de); sonra bir kurtulsa.

    Hasan Basri Çantay

    ve yer (yüzün) de kim varsa hepsini. Ki nihayet (bu fedakarlığı) kendisini (Allahın azabından) kurtarsın.

    İbni Kesir

    Ve yeryüzünde bulunan herkesi. Ki nihayet kendisini kurtarsın.

    Mehmet Alagaş

    (1-18) İsteyici biri , y ükselinecek yerleri / mearicleri olan Allah’tan , olacak olan azabı yani kafirler için olan azabı istedi , O savılacak bir şey değildir. Melekler ve Ruh miktarı elli bin sene olan bir günde Allah’a yükselirler, güzel bir sabırla sabret, onlar kesinlikle onu uzak görüyorlar , (Daha süre varmış diyorlar) biz ise onu yakın görüyoruz. Gök o gün kaynayan maden / erimiş maden olur , dağlar da atılmış yün olur , birbirlerini gördükleri halde hiçbir samimi dost dostunu soramaz, suçlular azabın fidyesi olarak (kefalet le azaptan kurtuluş ücreti olarak) evlatlarını, eşini, kardeşini, kendisini barındıran ailesini ve de yer yüzünün hepsini vermeyi ister ki sonrasında kendisi kurtulabilsin. Hayır Asla! O alevli bir ateştir, başın derisini söker alır, (vahye) arkasını döneni yüz çevireni, (malı) depo edip toplayanı çağırır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yeryüzünde olanların hepsini de. Sonra (ister ki) kendini kurtarsın.

    Süleyman Ateş

    Ve yeryüzünde bulunanların hepsini (versin) de tek kendisini kurtarsın.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    yeryüzünde olan herkesi fidye olarak verip canını kurtarmayı çok ister.

    Şaban Britch

    Ve yeryüzünde bulunan herkesi (fidye olarak vermek ister) ki kendini kurtarabilsin.

    Şaban Piriş

    Ve yeryüzünde bulunan herkesi... Sonra kendisini kurtarabilsin..

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve yeryüzündeki insanların tümünü fidye verip kendisini kurtarmayı ister.

  8. Meâric suresi, 15. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meâric suresi, 15. ayet. كَلَّآ إِنَّهَا لَظَىٰ

    Diyanet İşleri

    (15-16) Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz cehennem, derileri kavurup çıkaran alevli ateştir.

    Mehmet Okuyan

    (15, 16) Hayır! Şüphesiz ki o (cehennem), derileri kavurup soyan alevli bir ateştir.

    Mustafa İslamoğlu

    Fakat ne mümkün! (Onu bekleyen) dediğini çarpan tarifsiz bir alevdir;

    Muhammed Esed

    Ama hayır! (Onu bekleyen) tek şey alev saçan bir ateştir,

    Ahmed Hulusi

    Hayır, asla! Muhakkak ki o Leza'dır (dumansız alev).

    Ali Bulaç

    Hayır; (hiçbiri kabul edilmez). Doğrusu o (cehennem), cayır cayır yanmakta olan ateştir:

    Ali Özek ve heyeti

    Fakat ne mümkün! Bilinmeli ki, o (cehennem) alevlenen bir ateştir.

    Ali Rıza Safa

    Asla! Kuşkusuz, alevli bir ateştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Hayır, hayır; o cehennem, alevli bir ateştir.

    Edip Yüksel

    Hayır, o alevli ateştir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Hayır, o alevli ateştir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hayır, çünkü o salgın alevli bir ateştir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hayır, çünkü o salgın bir leza,

    Erhan Aktaş

    Hayır! Hayır! O alev alev yanan ateştir;

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hayır! Hayır! O alev alev yanan ateştir;

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hayır! Hayır! O alev alev yanan ateştir;

    Gültekin Onan

    Hayır; (hiçbiri kabul edilmez). Doğrusu o (cehennem), cayır cayır yanmakta olan ateştir.

    Hasan Basri Çantay

    Fakat ne mümkin! Çünkü o (ateş) (kafirler için hazırlanmış) haalis alevdir,

    İbni Kesir

    Fakat ne mümkün, çünkü o; halis alevdir.

    Mehmet Alagaş

    (1-18) İsteyici biri , y ükselinecek yerleri / mearicleri olan Allah’tan , olacak olan azabı yani kafirler için olan azabı istedi , O savılacak bir şey değildir. Melekler ve Ruh miktarı elli bin sene olan bir günde Allah’a yükselirler, güzel bir sabırla sabret, onlar kesinlikle onu uzak görüyorlar , (Daha süre varmış diyorlar) biz ise onu yakın görüyoruz. Gök o gün kaynayan maden / erimiş maden olur , dağlar da atılmış yün olur , birbirlerini gördükleri halde hiçbir samimi dost dostunu soramaz, suçlular azabın fidyesi olarak (kefalet le azaptan kurtuluş ücreti olarak) evlatlarını, eşini, kardeşini, kendisini barındıran ailesini ve de yer yüzünün hepsini vermeyi ister ki sonrasında kendisi kurtulabilsin. Hayır Asla! O alevli bir ateştir, başın derisini söker alır, (vahye) arkasını döneni yüz çevireni, (malı) depo edip toplayanı çağırır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Asla! Çünkü o alevli bir ateştir.

    Süleyman Ateş

    Hayır! O (ateş), alevlenen bir ateştir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hepsi boş! Cehennem alevler saçar,

    Şaban Britch

    Asla! Şüphesiz o, alevlenen bir ateştir.

    Şaban Piriş

    Asla, şüphesiz O, alev almıştır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hayır, hayır! O, alevlenen bir ateştir.

  9. Meâric suresi, 16. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meâric suresi, 16. ayet. نَزَّاعَةً لِّلشَّوَىٰ

    Diyanet İşleri

    (15-16) Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz cehennem, derileri kavurup çıkaran alevli ateştir.

    Mehmet Okuyan

    (15, 16) Hayır! Şüphesiz ki o (cehennem), derileri kavurup soyan alevli bir ateştir.

    Mustafa İslamoğlu

    derisini kavuran bir alev;

    Muhammed Esed

    derisini kavuran (bir ateş)!

    Ahmed Hulusi

    Derilerini kavurup soyan!

    Ali Bulaç

    Başın derisini kavurup soyar.

    Ali Özek ve heyeti

    Derileri kavurup soyar.

    Ali Rıza Safa

    Derileri kavurup soyar.

    Bayraktar Bayraklı

    - Kızaran derileri soyar; sırtını döneni, yüz çevireni ve biriktirip depo edeni çağırır.

    Edip Yüksel

    Yakmak için isteklidir...

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yakmak için isteklidir...

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Derileri soyan ateştir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    etrafı soyan nari ceza'

    Erhan Aktaş

    Derileri kavurup soyan;

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Derileri kavurup soyan;

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Derileri kavurup soyan;

    Gültekin Onan

    Başın derisini kavurup soyar.

    Hasan Basri Çantay

    bedenin bütün uzuvlarını söküb koparandır (o).

    İbni Kesir

    Deriyi soyup kavurandır.

    Mehmet Alagaş

    (1-18) İsteyici biri , y ükselinecek yerleri / mearicleri olan Allah’tan , olacak olan azabı yani kafirler için olan azabı istedi , O savılacak bir şey değildir. Melekler ve Ruh miktarı elli bin sene olan bir günde Allah’a yükselirler, güzel bir sabırla sabret, onlar kesinlikle onu uzak görüyorlar , (Daha süre varmış diyorlar) biz ise onu yakın görüyoruz. Gök o gün kaynayan maden / erimiş maden olur , dağlar da atılmış yün olur , birbirlerini gördükleri halde hiçbir samimi dost dostunu soramaz, suçlular azabın fidyesi olarak (kefalet le azaptan kurtuluş ücreti olarak) evlatlarını, eşini, kardeşini, kendisini barındıran ailesini ve de yer yüzünün hepsini vermeyi ister ki sonrasında kendisi kurtulabilsin. Hayır Asla! O alevli bir ateştir, başın derisini söker alır, (vahye) arkasını döneni yüz çevireni, (malı) depo edip toplayanı çağırır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Deriyi yakıp kavurur.

    Süleyman Ateş

    Derileri kavurur, soyar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    kavurduğu deriyi soyar.

    Şaban Britch

    Deriyi yakıp kavurur.

    Şaban Piriş

    Deriyi yakıp kavurur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yakar kavurur deriyi/koparıp götürür kolu bacağı.

  10. Meâric suresi, 17. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meâric suresi, 17. ayet. تَدْعُوا۟ مَنْ أَدْبَرَ وَتَوَلَّىٰ

    Diyanet İşleri

    (17-18) O, (hakka) arka döneni ve (imandan) yüz çevireni; servet toplayıp yığanı kendine çağırır.

    Mehmet Okuyan

    (17, 18) Arkasını dönüp yüz çevireni ve (mal) toplayıp yığan kimseyi (kendine) çağıracaktır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cehennemin canlı gibi konuşmasıyla ilgili bkz. Furkân 25:12; Kâf 50:30; Mülk 67:87.

    Mustafa İslamoğlu

    o, (hakka) sırt dönenleri ve (vahiyden) yüz çevirenleri kendine davet eder;

    Muhammed Esed

    O, (iyiye ve doğruya) sırtını dönenleri ve (hakikatten) uzaklaşanları kendine çeker,

    Ahmed Hulusi

    (O Leza) çağırır (hakikatine davet olunduğunda) arkasını dönüp, yüz çevirip gideni!

    Ali Bulaç

    Yüz çevirip arkasını döneni çağırır durur.

    Ali Özek ve heyeti

    Yüz çevirip geri dönen, kimseyi (kendine) çağırır!

    Ali Rıza Safa

    Ve yüz çevirip arkasını dönenleri çağırır.

    Bayraktar Bayraklı

    - Kızaran derileri soyar; sırtını döneni, yüz çevireni ve biriktirip depo edeni çağırır.

    Edip Yüksel

    Çağırır, sırtını dönüp gideni,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Çağırır, sırtını dönüp gideni,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Çağırır arkasını dönüp tersine gideni.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Çağırır arkasını dönüp tersine gideni

    Erhan Aktaş

    Haktan yüz çevirip, arkasını dönen kimseyi kendisine çağıran;

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Haktan yüz çevirip, arkasını dönen kimseyi kendisine çağıran;

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Haktan yüz çevirip, arkasını dönen kimseyi kendisine çağıran;

    Gültekin Onan

    Yüz çevirip arkasını döneni çağırır durur.

    Hasan Basri Çantay

    (Gel gel diye) çağırır: (imandan, hakdan) yüz dönen, (taatden) arka çeviren kişiyi,

    İbni Kesir

    Yüz çevirip arkasına döneni çağırır.

    Mehmet Alagaş

    (1-18) İsteyici biri , y ükselinecek yerleri / mearicleri olan Allah’tan , olacak olan azabı yani kafirler için olan azabı istedi , O savılacak bir şey değildir. Melekler ve Ruh miktarı elli bin sene olan bir günde Allah’a yükselirler, güzel bir sabırla sabret, onlar kesinlikle onu uzak görüyorlar , (Daha süre varmış diyorlar) biz ise onu yakın görüyoruz. Gök o gün kaynayan maden / erimiş maden olur , dağlar da atılmış yün olur , birbirlerini gördükleri halde hiçbir samimi dost dostunu soramaz, suçlular azabın fidyesi olarak (kefalet le azaptan kurtuluş ücreti olarak) evlatlarını, eşini, kardeşini, kendisini barındıran ailesini ve de yer yüzünün hepsini vermeyi ister ki sonrasında kendisi kurtulabilsin. Hayır Asla! O alevli bir ateştir, başın derisini söker alır, (vahye) arkasını döneni yüz çevireni, (malı) depo edip toplayanı çağırır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Hakka) Arkasını dönüp yüz çevireni çağırır.

    Süleyman Ateş

    (Kendine) Çağırır; sırtını dönüp gideni,

    Süleymaniye Vakfı

    O ateş, (doğrulara) sırtını dönen ve yüz çeviren herkesi kendine çağırır;

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Doğrulara sırtını dönen ve yüz çeviren herkesi kendine çağırır.

    Şaban Britch

    Çağırır hakka arkasını dönüp, yüz çevireni.

    Şaban Piriş

    Çağırır arkasını dönüp, yüz çevireni.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Çağırır, sırtını dönüp uzaklaşanı,

  11. Meâric suresi, 18. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meâric suresi, 18. ayet. وَجَمَعَ فَأَوْعَىٰٓ

    Diyanet İşleri

    (17-18) O, (hakka) arka döneni ve (imandan) yüz çevireni; servet toplayıp yığanı kendine çağırır.

    Mehmet Okuyan

    (17, 18) Arkasını dönüp yüz çevireni ve (mal) toplayıp yığan kimseyi (kendine) çağıracaktır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cehennemin canlı gibi konuşmasıyla ilgili bkz. Furkân 25:12; Kâf 50:30; Mülk 67:87.

    Mustafa İslamoğlu

    zira o (serveti) toplayıp (paylaşmayarak) biriktiriyordu.

    Muhammed Esed

    ve (servet) biriktirip, (onu öteki insanların elinden) alanları.

    Ahmed Hulusi

    Toplayıp da servet yığanı!

    Ali Bulaç

    (Durmaksızın mal ve servet) Toplayıp bir yerde (üstüste) yığmakta olanı.

    Ali Özek ve heyeti

    (servet) toplayıp yığan.

    Ali Rıza Safa

    Toplayıp biriktirenleri de.

    Bayraktar Bayraklı

    - Kızaran derileri soyar; sırtını döneni, yüz çevireni ve biriktirip depo edeni çağırır.

    Edip Yüksel

    Toplayıp kasaya saklayanı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Toplayıp kasaya saklayanı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Toplayıp toplayıp kasaya yığanı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve toplayıp toplayıp kasaya yığanı

    Erhan Aktaş

    Mal, mülk edinip, onu biriktireni.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Mal, mülk edinip, onu biriktireni.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Mal, mülk edinip, onu biriktireni.

    Gültekin Onan

    (Durmaksızın mal ve servet) Toplayıp bir yerde (üstüste) yığmakta olanı.

    Hasan Basri Çantay

    (mal) birikdirib de kab içinde saklayanı.

    İbni Kesir

    Malını toplayıp kap içinde saklayanı da.

    Mehmet Alagaş

    (1-18) İsteyici biri , y ükselinecek yerleri / mearicleri olan Allah’tan , olacak olan azabı yani kafirler için olan azabı istedi , O savılacak bir şey değildir. Melekler ve Ruh miktarı elli bin sene olan bir günde Allah’a yükselirler, güzel bir sabırla sabret, onlar kesinlikle onu uzak görüyorlar , (Daha süre varmış diyorlar) biz ise onu yakın görüyoruz. Gök o gün kaynayan maden / erimiş maden olur , dağlar da atılmış yün olur , birbirlerini gördükleri halde hiçbir samimi dost dostunu soramaz, suçlular azabın fidyesi olarak (kefalet le azaptan kurtuluş ücreti olarak) evlatlarını, eşini, kardeşini, kendisini barındıran ailesini ve de yer yüzünün hepsini vermeyi ister ki sonrasında kendisi kurtulabilsin. Hayır Asla! O alevli bir ateştir, başın derisini söker alır, (vahye) arkasını döneni yüz çevireni, (malı) depo edip toplayanı çağırır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Mal toplayıp biriktireni.

    Süleyman Ateş

    (Mal) Toplayıp kasada yığanı!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Mal biriktirip saklayanı da!

    Şaban Britch

    Malını toplayıp yığanı…

    Şaban Piriş

    Malını toplayıp yığanı...

    Yaşar Nuri Öztürk

    Toplayıp kasada yığanı/depolayanı.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.