Diyanet İşleri
Şüphesiz insan çok hırslı ve sabırsız olarak yaratılmıştır.
Meâric suresi · 19–35. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Meâric suresi, 19. ayet. إِنَّ ٱلْإِنسَٰنَ خُلِقَ هَلُوعًا
Şüphesiz insan çok hırslı ve sabırsız olarak yaratılmıştır.
Şüphesiz ki insan çok hırslı yaratılmıştır.
Kuşku yok ki insan pek tatminsiz yaratılmıştır.
Gerçek şu ki, insan tatminsiz bir tabiata sahiptir.
Muhakkak ki insanın yaratılışında hırs ve doyumsuzluk mevcuttur!
Gerçekten, insan, 'bencil ve haris' olarak yaratıldı.
Gerçekten insan, pek hırslı (ve sabırsız) yaratılmıştır.
Aslında, insan, aç gözlü yaratılmıştır.
- İnsanoğlu gerçekten cimri yaratılmıştır. Kendisine fenalık dokunduğunda sızlanır, feryat eder. Kendisine imkan dokunduğunda pinti kesilir.
Doğrusu insan endişeli bir karaktere sahiptir.
Doğrusu insan endişeli bir karaktere sahiptir.
Gerçekten insan hırslı ve huysuz yaratılmıştır.
Hakikat o insan helu' yaradılmıştır
O dipnot 1 insan hırslı yaratıldı. dipnot 2
O insan dipnot 1 hırslı yaratıldı. dipnot 2
İnsan açgözlü, bencil yaratıldı. dipnot 1
Gerçekten, insan, 'bencil ve haris' olarak yaratıldı.
Hakıykat insan, hırsına düşkün (ve sabrı kıt) yaratılmışdır.
Gerçekten insan; hırsına düşkün yaratılmıştır.
(19-38) Muhakkak ki insan kaygılı cimri (malının bitme kaygısı ile) yaratılmıştır, şer dokunduğu vakit katlanamaz feryat eder / sızlanır, kendisine bir hayır dokunduğunda ise eli sıkılaşır / bencil olur, tabi namaz kılanlar bunun dışındadır , onlar ki namazlarında süreklidirler / daimidirler , mallarında da isteyenler ve mahrum olan için bilinen bir pay vardır , onlar ki din gününü doğrularlar / tasdik ederler , Rablerinin azabından korkulu titrek bir haldedirler , Rabbinin azabından emin olunamaz. (Azap bana dokunmayacak asla denemez). Onlar ki namuslarını / ırzlarını / iffetlerini (Ferace; ırz koruyucu örtü) muhafaza ederler , a ncak eşlerine ve ellerinin altında bulundurduklarına karşı korumaları gerekmez , bundan dolayı kınanmazlar, bunun dışında bir şey arayanlar ise haddi aşanlardır. Onlar ki emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler, şahitliklerini de tam olarak yerine getiriler , namazlarını ise muhafaza ederler , onlar, verilmiş / ikram edilmiş cennetlerdedirler, kafirlere ne oluyor ki sana yönelip parça parça, sağdan soldan, sana koşarak geliyorlar. Onların her biri naim cennetlerine gireceğini mi ümit ediyor. Hayır Asla!
İnsan, çok hırslı olarak yaratılmıştır.
Doğrusu insan hırslı (ve huysuz) yaratılmıştır.
İnsan, sabırsız ve bencil bir yapıda yaratılmıştır dipnot 1 .
İnsan doyumsuz yapıda yaratılmıştır.
İnsan aç gözlü ve tez canlı olarak yaratılmıştır.
İnsan aç gözlü yaratılmıştır.
İşin gereği şu ki insan; aceleci, hırslı, sabırsız, tahammülsüz yaratılmıştır.
Meâric suresi, 20. ayet. إِذَا مَسَّهُ ٱلشَّرُّ جَزُوعًا
Kendisine kötülük dokunduğu zaman sızlanır.
Başına bir kötülük geldiğinde çok sızlanır. dipnot 1
Başına bir kötülük geldiği zaman vaveylayı basar;
(Kural olarak,) başına bir kötülük geldiği zaman sızlanmaya başlar,
Ona hoşlanmadığı şeyle karşılaştığında feryat edip bağırandır (tahammülsüz)!
Kendisine bir şer (kötülük) dokunduğu zaman feryadı basar.
Kendisine fenalık dokunduğunda sızlanır, feryat eder.
Kendisine bir kötülük geldiğinde, haykırışlara başlar.
- İnsanoğlu gerçekten cimri yaratılmıştır. Kendisine fenalık dokunduğunda sızlanır, feryat eder. Kendisine imkan dokunduğunda pinti kesilir.
Kendisine kötülük dokunduğu zaman ümidini keser.
Kendisine kötülük dokunduğu zaman ümidini keser.
Fenalık dokununca mızıkçı,
Şer dokundumu mızıkcı
Başına kötü bir şey geldiğinde sızlanmaya başlar. dipnot 1
Başına kötü bir şey geldiğinde sızlanmaya başlar. dipnot 1
Başına kötü bir şey geldiğinde hemen sızlanmaya başlar. dipnot 1
Kendisine bir şer (kötülük) dokunduğu zaman feryadı basar.
Kendisine şer dokundu mu feryadı basandır,
Başına bir fenalık gelince, feryadı basandır.
(19-38) Muhakkak ki insan kaygılı cimri (malının bitme kaygısı ile) yaratılmıştır, şer dokunduğu vakit katlanamaz feryat eder / sızlanır, kendisine bir hayır dokunduğunda ise eli sıkılaşır / bencil olur, tabi namaz kılanlar bunun dışındadır , onlar ki namazlarında süreklidirler / daimidirler , mallarında da isteyenler ve mahrum olan için bilinen bir pay vardır , onlar ki din gününü doğrularlar / tasdik ederler , Rablerinin azabından korkulu titrek bir haldedirler , Rabbinin azabından emin olunamaz. (Azap bana dokunmayacak asla denemez). Onlar ki namuslarını / ırzlarını / iffetlerini (Ferace; ırz koruyucu örtü) muhafaza ederler , a ncak eşlerine ve ellerinin altında bulundurduklarına karşı korumaları gerekmez , bundan dolayı kınanmazlar, bunun dışında bir şey arayanlar ise haddi aşanlardır. Onlar ki emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler, şahitliklerini de tam olarak yerine getiriler , namazlarını ise muhafaza ederler , onlar, verilmiş / ikram edilmiş cennetlerdedirler, kafirlere ne oluyor ki sana yönelip parça parça, sağdan soldan, sana koşarak geliyorlar. Onların her biri naim cennetlerine gireceğini mi ümit ediyor. Hayır Asla!
Kendisine fenalık dokunduğunda sızlanır, feryat eder.
Kendisine kötülük dokundu mu sızlanır,
Başına bir fenalık gelse sızlanıp durur dipnot 1 .
Başına bir sıkıntı gelse sızlanır.
Kendisine fenalık dokunduğunda sızlanır, feryat eder.
Başına bir kötülük gelince umutsuzluğa düşer.
Kendisine kötülük/hoşnutsuzluk dokununca basar bağırır.
Meâric suresi, 21. ayet. وَإِذَا مَسَّهُ ٱلْخَيْرُ مَنُوعًا
Ona bir hayır dokunduğunda da eli sıkıdır.
Bir hayra (zenginliğe) ulaşınca da çok cimri kesilir.
ama bir iyiliğe nail olduğu zaman da onu herkesten kıskanır.
bir iyilik ile karşılaşınca da onu bencilce (sahiplenip başka insanlardan) uzak tutar.
Ona hayır ulaştığında ise pinti, bencildir!
Ona bir hayır dokunduğunda engelleyici olur (veya cimrilik eder).
Ona imkân verildiğinde ise pinti kesilir.
Ve kendisine bir iyilik geldiğinde, engelleyici olur.
- İnsanoğlu gerçekten cimri yaratılmıştır. Kendisine fenalık dokunduğunda sızlanır, feryat eder. Kendisine imkan dokunduğunda pinti kesilir.
Kendisine iyilik dokunduğu zaman ise cimridir.
Kendisine iyilik dokunduğu zaman ise cimridir.
hayır dokununca kıskançtır.
Hayır dokundumu kıskanç
Mal-mülk sahibi olunca da ondan kimseyi yararlandırmaz. dipnot 1
Mal-mülk sahibi olunca da ondan kimseyi yararlandırmaz.
Mal-mülk sahibi olunca da ondan kimseyi yararlandırmaz.
Ona bir hayır dokunduğunda engelleyici olur (veya cimrilik eder).
ona hayır dokununca da çok cimri dir.
Kendisine bir hayır dokununca da çok cimridir.
(19-38) Muhakkak ki insan kaygılı cimri (malının bitme kaygısı ile) yaratılmıştır, şer dokunduğu vakit katlanamaz feryat eder / sızlanır, kendisine bir hayır dokunduğunda ise eli sıkılaşır / bencil olur, tabi namaz kılanlar bunun dışındadır , onlar ki namazlarında süreklidirler / daimidirler , mallarında da isteyenler ve mahrum olan için bilinen bir pay vardır , onlar ki din gününü doğrularlar / tasdik ederler , Rablerinin azabından korkulu titrek bir haldedirler , Rabbinin azabından emin olunamaz. (Azap bana dokunmayacak asla denemez). Onlar ki namuslarını / ırzlarını / iffetlerini (Ferace; ırz koruyucu örtü) muhafaza ederler , a ncak eşlerine ve ellerinin altında bulundurduklarına karşı korumaları gerekmez , bundan dolayı kınanmazlar, bunun dışında bir şey arayanlar ise haddi aşanlardır. Onlar ki emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler, şahitliklerini de tam olarak yerine getiriler , namazlarını ise muhafaza ederler , onlar, verilmiş / ikram edilmiş cennetlerdedirler, kafirlere ne oluyor ki sana yönelip parça parça, sağdan soldan, sana koşarak geliyorlar. Onların her biri naim cennetlerine gireceğini mi ümit ediyor. Hayır Asla!
Ona bir iyilik dokununca da cimrilik eder.
Kendisine hayır dokundu mu yardım etmez (sıkı sıkı tutar).
Eline bir nimet geçse kimseye bir şey vermez dipnot 1 .
Bir nimete konsa kimseye zırnık koklatmaz.
Bir iyilik dokununca da çok cimridir.
Bir iyilik dokununca da çok cimridir.
Kendisine hayır ve nimet ulaşınca ondan başkalarının yararlanmasına engel olur.
Meâric suresi, 22. ayet. إِلَّا ٱلْمُصَلِّينَ
Ancak, namaz kılanlar başka.
Ancak salât (ibadet) edenler hariç!
Namazla dik duranlar müstesna:
Ancak namazda bilinçli olarak Allah'a yönelenler böyle değildir,
Sadece musallin (bilfiil salat yaşayanlar) müstesna!
Ancak namaz kılanlar hariç;
Ancak şunlar öyle değildir: Namaz kılanlar,
Destek olanlar başkadır.
- Ancak şunlar, böyle değildir: Namaz kılanlar, -ki onlar namazlarında devamlıdırlar-.
Ancak salat kılanlar hariç:
Ancak namaz kılanlar hariç:
Sadece namaz kılanlar bunun dışındadır.
Müstesna ancak o musalliler
Ancak "musallin dipnot 1 " olanlar hariç.
Ancak "musallin" dipnot 1 olanlar hariç.
Ancak "musallin" dipnot 1 olanlar hariç.
Ancak namaz kılanlar hariç;
(22-23) (Fakat şunlar) öyle değil: Namaz kılanlar ki onlar namazlarına devam edenlerdir.
Ancak namaz kılanlar müstesna.
(19-38) Muhakkak ki insan kaygılı cimri (malının bitme kaygısı ile) yaratılmıştır, şer dokunduğu vakit katlanamaz feryat eder / sızlanır, kendisine bir hayır dokunduğunda ise eli sıkılaşır / bencil olur, tabi namaz kılanlar bunun dışındadır , onlar ki namazlarında süreklidirler / daimidirler , mallarında da isteyenler ve mahrum olan için bilinen bir pay vardır , onlar ki din gününü doğrularlar / tasdik ederler , Rablerinin azabından korkulu titrek bir haldedirler , Rabbinin azabından emin olunamaz. (Azap bana dokunmayacak asla denemez). Onlar ki namuslarını / ırzlarını / iffetlerini (Ferace; ırz koruyucu örtü) muhafaza ederler , a ncak eşlerine ve ellerinin altında bulundurduklarına karşı korumaları gerekmez , bundan dolayı kınanmazlar, bunun dışında bir şey arayanlar ise haddi aşanlardır. Onlar ki emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler, şahitliklerini de tam olarak yerine getiriler , namazlarını ise muhafaza ederler , onlar, verilmiş / ikram edilmiş cennetlerdedirler, kafirlere ne oluyor ki sana yönelip parça parça, sağdan soldan, sana koşarak geliyorlar. Onların her biri naim cennetlerine gireceğini mi ümit ediyor. Hayır Asla!
Ancak namaz kılanlar müstesna.
Ancak namaz kılanlar bunun dışındadır.
Fakat görevlerini aksatmayanlar dipnot 1 öyle değildir.
Namaz kılanların bir kısmı dipnot 1 farklıdır.
Namaz kılanlar böyle değildir.
Namaz kılanlar böyle değildir.
Namaz kılıp dua edenler müstesna.
Meâric suresi, 23. ayet. ٱلَّذِينَ هُمْ عَلَىٰ صَلَاتِهِمْ دَآئِمُونَ
Onlar, namazlarına devam eden kimselerdir.
Onlar salâtlarında (ibadetlerinde) devamlı olanlardır.
Onlar ki namazlarında titiz ve devamlıdırlar.
(ve) namazlarında devamlı ve kararlı olanlar;
Onlar ki sürekli salattadırlar (sürekli Allah'a yönelişlerini muhafaza ederler)!
Ki onlar, namazlarında süreklidirler.
ki onlar namazlarında devamlıdırlar (ihmal göstermezler);
Onlar, namazlarında süreklidir.
- Ancak şunlar, böyle değildir: Namaz kılanlar, -ki onlar namazlarında devamlıdırlar-.
Onlar ki salatlarını kaçırmazlar;
Onlar ki namazlarını kaçırmazlar;
Onlar ki, namazlarına devam ederler.
Onlar ki namazlarına müdavimdirler
Onlar, salatlarında dipnot 1 devamlıdırlar.
Onlar, salatlarında dipnot 1 devamlıdırlar.
Onlar, salatlarında dipnot 1 devamlıdırlar.
Ki onlar, namazlarında süreklidirler.
(22-23) (Fakat şunlar) öyle değil: Namaz kılanlar ki onlar namazlarına devam edenlerdir.
Onlar ki; namazlarında daimdirler.
(19-38) Muhakkak ki insan kaygılı cimri (malının bitme kaygısı ile) yaratılmıştır, şer dokunduğu vakit katlanamaz feryat eder / sızlanır, kendisine bir hayır dokunduğunda ise eli sıkılaşır / bencil olur, tabi namaz kılanlar bunun dışındadır , onlar ki namazlarında süreklidirler / daimidirler , mallarında da isteyenler ve mahrum olan için bilinen bir pay vardır , onlar ki din gününü doğrularlar / tasdik ederler , Rablerinin azabından korkulu titrek bir haldedirler , Rabbinin azabından emin olunamaz. (Azap bana dokunmayacak asla denemez). Onlar ki namuslarını / ırzlarını / iffetlerini (Ferace; ırz koruyucu örtü) muhafaza ederler , a ncak eşlerine ve ellerinin altında bulundurduklarına karşı korumaları gerekmez , bundan dolayı kınanmazlar, bunun dışında bir şey arayanlar ise haddi aşanlardır. Onlar ki emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler, şahitliklerini de tam olarak yerine getiriler , namazlarını ise muhafaza ederler , onlar, verilmiş / ikram edilmiş cennetlerdedirler, kafirlere ne oluyor ki sana yönelip parça parça, sağdan soldan, sana koşarak geliyorlar. Onların her biri naim cennetlerine gireceğini mi ümit ediyor. Hayır Asla!
Onlar ki, namazlarını devamlı kılarlar.
Onlar ki: Namazlarını sürekli kılarlar (aksatmazlar).
Onlar, namazlarını devamlı kılanlardır dipnot 1 .
Onlar, namazını sürekli kılanlar,
Onlar, namazlarında daimidirler.
Onlar, namazlarında/salatlarında daimidirler.
Bunlar, namazlarında süreklidirler.
Meâric suresi, 24. ayet. وَٱلَّذِينَ فِىٓ أَمْوَٰلِهِمْ حَقٌّ مَّعْلُومٌ
(24-25) Onlar, mallarında; isteyenler ve (isteyemeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak bulunan kimselerdir.
(24, 25) Onlar mallarında açıktan isteyen ve açıktan isteyemeyen(ler) için bilinen bir hak bulunanlardır. dipnot 1
Onlar ki, malları üzerinde belirli (kimselerin) hakkı olduğunu (bilirler):
ve şunlar: malları üzerinde (başkasının) hak sahibi olduğunu kabul edenler,
Onlar ki, onların mallarında bilinen bir hak vardır;
Ve onların mallarında belirli bir hak vardır:
mallarında, kalmışa belli bir hak tanıyanlar;
Ve mallarından belirli bir pay ayırmışlardır.
- Mallarında dilenciye ve yoksula ait belli bir hak vardır.
Paralarında bilinen bir pay (zekat) ayrılmıştır,
Paralarında bilinen bir pay (zekat) ayrılmıştır,
Onlar ki, mallarında belli bir hak vardır.
Ve onlar ki mallarında vardır bir hakkı ma'lum
Onlar, mallarında belirli bir pay ayıranlardır; dipnot 1
Onlar, mallarında belirli bir pay ayıranlardır; dipnot 1
Onlar, mallarında belirli bir pay ayıranlardır; dipnot 1
Ve onların mallarında belirli bir hak vardır.
(24-25) Mallarında sail ve mahrum için belli bir hak tanıyanlar,
Ve onlar ki; mallarında belirli bir hak vardır;
(19-38) Muhakkak ki insan kaygılı cimri (malının bitme kaygısı ile) yaratılmıştır, şer dokunduğu vakit katlanamaz feryat eder / sızlanır, kendisine bir hayır dokunduğunda ise eli sıkılaşır / bencil olur, tabi namaz kılanlar bunun dışındadır , onlar ki namazlarında süreklidirler / daimidirler , mallarında da isteyenler ve mahrum olan için bilinen bir pay vardır , onlar ki din gününü doğrularlar / tasdik ederler , Rablerinin azabından korkulu titrek bir haldedirler , Rabbinin azabından emin olunamaz. (Azap bana dokunmayacak asla denemez). Onlar ki namuslarını / ırzlarını / iffetlerini (Ferace; ırz koruyucu örtü) muhafaza ederler , a ncak eşlerine ve ellerinin altında bulundurduklarına karşı korumaları gerekmez , bundan dolayı kınanmazlar, bunun dışında bir şey arayanlar ise haddi aşanlardır. Onlar ki emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler, şahitliklerini de tam olarak yerine getiriler , namazlarını ise muhafaza ederler , onlar, verilmiş / ikram edilmiş cennetlerdedirler, kafirlere ne oluyor ki sana yönelip parça parça, sağdan soldan, sana koşarak geliyorlar. Onların her biri naim cennetlerine gireceğini mi ümit ediyor. Hayır Asla!
Onların mallarında belli bir hak vardır.
Onların mallarında belli bir hisse vardır:
Onlar kendi mallarında belli bir hak bulunduğunu kabul edenlerdir;
mallarında belli bir hakkın varlığını bilenlerdir.
Onların mallarında belli bir hak vardır.
Onların mallarında belli bir hak vardır.
Bunların mallarında belirli bir hak vardır:
Meâric suresi, 25. ayet. لِّلسَّآئِلِ وَٱلْمَحْرُومِ
(24-25) Onlar, mallarında; isteyenler ve (isteyemeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak bulunan kimselerdir.
(24, 25) Onlar mallarında açıktan isteyen ve açıktan isteyemeyen(ler) için bilinen bir hak bulunanlardır. dipnot 1
Hassaten yardım isteyenlerin ve (isteyemediği için) mahrum kalanların...
(yardım) isteyenlerin ve (hayatın güzel şeylerinden) yoksun bulunanların;
Yardım talep eden ve mahrum için.
Yoksul ve yoksun olan(lar) için.
isteyene ve (isteyemediği için) mahrum,
İsteyenler ve yoksun olanlar için.
- Mallarında dilenciye ve yoksula ait belli bir hak vardır.
İsteyen yoksula ve yoksuna...
İsteyen yoksula ve yoksuna...
Hem isteyen için, hem de istemekten utanan yoksul için.
Hem sail için hem mahrum
İsteyenler ve yoksun olanlar için.
İsteyenler ve yoksun olanlar için.
İsteyenler ve yoksun olanlar için.
Yoksul ve yoksun olan(lar) için.
(24-25) Mallarında sail ve mahrum için belli bir hak tanıyanlar,
Dilenen ve yoksula.
(19-38) Muhakkak ki insan kaygılı cimri (malının bitme kaygısı ile) yaratılmıştır, şer dokunduğu vakit katlanamaz feryat eder / sızlanır, kendisine bir hayır dokunduğunda ise eli sıkılaşır / bencil olur, tabi namaz kılanlar bunun dışındadır , onlar ki namazlarında süreklidirler / daimidirler , mallarında da isteyenler ve mahrum olan için bilinen bir pay vardır , onlar ki din gününü doğrularlar / tasdik ederler , Rablerinin azabından korkulu titrek bir haldedirler , Rabbinin azabından emin olunamaz. (Azap bana dokunmayacak asla denemez). Onlar ki namuslarını / ırzlarını / iffetlerini (Ferace; ırz koruyucu örtü) muhafaza ederler , a ncak eşlerine ve ellerinin altında bulundurduklarına karşı korumaları gerekmez , bundan dolayı kınanmazlar, bunun dışında bir şey arayanlar ise haddi aşanlardır. Onlar ki emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler, şahitliklerini de tam olarak yerine getiriler , namazlarını ise muhafaza ederler , onlar, verilmiş / ikram edilmiş cennetlerdedirler, kafirlere ne oluyor ki sana yönelip parça parça, sağdan soldan, sana koşarak geliyorlar. Onların her biri naim cennetlerine gireceğini mi ümit ediyor. Hayır Asla!
İsteyene ve (istemekten utanıp) mahrum kalana.
Saile ve mahruma (isteyene ve utancından dolayı istemeyip mahrum kalana).
isteyen ve isteyemeyene ait bir hak… dipnot 1
Onu, ihtiyacını söyleyene de söyleyemeyene de ayırır.
İsteyene ve (istemekten utanıp) mahrum kalana.
İsteyene ve mahrum olana..
Yoksul ve yoksun için.
Meâric suresi, 26. ayet. وَٱلَّذِينَ يُصَدِّقُونَ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ
Onlar, ceza gününü tasdik eden kimselerdir.
Onlar hesap gününe inananlardır.
Yine onlar ki Hesap Günü'nü gönülden tasdik ederler;
ve Hesap Günü'nü(n geleceğini) tasdik edenler;
Onlar ki, din (ceza - yapılanların sonucunun yaşanacağı) süreçlerini tasdik ederler!
Onlar, din gününü tasdik etmektedirler.
ceza (ve hesap) gününün doğruluğuna inananlar;
Ve Yargı Günü'nü doğrularlar.
- Ceza gününü tasdik ederler. Rablerinin azabından korkarlar; çünkü Rablerinin azabına karşı emin olunmaz.
Onlar Din Gününü doğrularlar;
Onlar Din Gününü doğrularlar;
Ve onlar ki, ceza gününü tasdik ederler.
Ve onlar ki din gününü (ceza gününü) tasdik ederler
Onlar, Din Günü'nü dipnot 1 tasdik ederler.
Onlar, Din Günü'nü dipnot 1 tasdik ederler.
Onlar, din gününü dipnot 1 tasdik ederler.
Onlar, din gününü tasdik etmektedirler.
ceza (ve hisab) gününün doğruluğuna inananlar.
Onlar ki; din gününü doğrularlar.
(19-38) Muhakkak ki insan kaygılı cimri (malının bitme kaygısı ile) yaratılmıştır, şer dokunduğu vakit katlanamaz feryat eder / sızlanır, kendisine bir hayır dokunduğunda ise eli sıkılaşır / bencil olur, tabi namaz kılanlar bunun dışındadır , onlar ki namazlarında süreklidirler / daimidirler , mallarında da isteyenler ve mahrum olan için bilinen bir pay vardır , onlar ki din gününü doğrularlar / tasdik ederler , Rablerinin azabından korkulu titrek bir haldedirler , Rabbinin azabından emin olunamaz. (Azap bana dokunmayacak asla denemez). Onlar ki namuslarını / ırzlarını / iffetlerini (Ferace; ırz koruyucu örtü) muhafaza ederler , a ncak eşlerine ve ellerinin altında bulundurduklarına karşı korumaları gerekmez , bundan dolayı kınanmazlar, bunun dışında bir şey arayanlar ise haddi aşanlardır. Onlar ki emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler, şahitliklerini de tam olarak yerine getiriler , namazlarını ise muhafaza ederler , onlar, verilmiş / ikram edilmiş cennetlerdedirler, kafirlere ne oluyor ki sana yönelip parça parça, sağdan soldan, sana koşarak geliyorlar. Onların her biri naim cennetlerine gireceğini mi ümit ediyor. Hayır Asla!
Onlar hesap gününü tasdik ederler.
Ceza gününü tasdik ederler,
Onlar, hesap gününün varlığını kabul edenlerdir dipnot 1 .
Onlar hesap gününü içtenlikle kabul edenlerdir.
Onlar hesap gününü tasdik ederler.
Onlar hesap gününü tasdik ederler.
Bunlar, din gününü içtenlikle doğrularlar.
Meâric suresi, 27. ayet. وَٱلَّذِينَ هُم مِّنْ عَذَابِ رَبِّهِم مُّشْفِقُونَ
Onlar, Rablerinin azabından korkan kimselerdir.
Onlar Rablerinin azabından korkanlardır.
ve onlar ki Rablerinin azabından dolayı derin bir ürperti içerisindedirler:
ve Rablerinin azabına karşı korku ve saygı içinde bulunanlar,
Onlar ki, Rablerinin azabından endişe duyanlardır.
Rablerinin azabına karşı (daimi) bir korku duymaktadırlar.
Rablerinin azabından korkanlar,
Zaten Efendilerinin cezasından korkarlar.
- Ceza gününü tasdik ederler. Rablerinin azabından korkarlar; çünkü Rablerinin azabına karşı emin olunmaz.
Rab'lerinin azabından çekinirler;
Rab'lerinin azabından çekinirler;
Ve onlar ki, Rablerinin azabından korkarlar.
Ve onlar ki Rablarının azabından korkarlar
Onlar, Rabb'lerinin azabından çekinirler.
Onlar, Rabb'lerinin azabından çekinirler.
Onlar, Rabb'lerinin azabından çekinirler.
Rablerinin azabına karşı (daimi) bir korku duymaktadırlar.
Bir de (şunlar): Rablerinin azabından korkanlar.
Ve onlar ki; Rabblarının azabından korkarlar.
(19-38) Muhakkak ki insan kaygılı cimri (malının bitme kaygısı ile) yaratılmıştır, şer dokunduğu vakit katlanamaz feryat eder / sızlanır, kendisine bir hayır dokunduğunda ise eli sıkılaşır / bencil olur, tabi namaz kılanlar bunun dışındadır , onlar ki namazlarında süreklidirler / daimidirler , mallarında da isteyenler ve mahrum olan için bilinen bir pay vardır , onlar ki din gününü doğrularlar / tasdik ederler , Rablerinin azabından korkulu titrek bir haldedirler , Rabbinin azabından emin olunamaz. (Azap bana dokunmayacak asla denemez). Onlar ki namuslarını / ırzlarını / iffetlerini (Ferace; ırz koruyucu örtü) muhafaza ederler , a ncak eşlerine ve ellerinin altında bulundurduklarına karşı korumaları gerekmez , bundan dolayı kınanmazlar, bunun dışında bir şey arayanlar ise haddi aşanlardır. Onlar ki emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler, şahitliklerini de tam olarak yerine getiriler , namazlarını ise muhafaza ederler , onlar, verilmiş / ikram edilmiş cennetlerdedirler, kafirlere ne oluyor ki sana yönelip parça parça, sağdan soldan, sana koşarak geliyorlar. Onların her biri naim cennetlerine gireceğini mi ümit ediyor. Hayır Asla!
Onlar Rablerinin azabından korkarlar.
Rablerinin azabından korkarlar.
Onlar, Rablerinin azabından korkup titreyenlerdir dipnot 1 ;
Onlar, Rablerinin dipnot 1 azabından dolayı içleri titreyenlerdir.
Rablerinin azabından korkarlar.
Rab'lerinin azabından çekinirler.
Bunlar, yalnız Rablerinin azabından ürperirler.
Meâric suresi, 28. ayet. إِنَّ عَذَابَ رَبِّهِمْ غَيْرُ مَأْمُونٍ
Çünkü, Rablerinin azabından emin olunamaz.
Şüphesiz ki Rablerinin azabı(na karşı) güvende olunamaz.
çünkü hiç kimse Rabbinin azabına karşı dokunulmaz değildir.
zaten Rabbinin azabına karşı hiç kimse kendini (tam) bir güven içinde hissedemez;
Muhakkak ki Rablerinin azabına karşı güvenceleri yoktur!
Şüphesiz Rablerinin azabından emin olunamaz.
ki Rablerinin azabı(na karşı) emin olunamaz;
Aslında, Efendilerinin cezasına karşı güven içinde olunamaz.
- Ceza gününü tasdik ederler. Rablerinin azabından korkarlar; çünkü Rablerinin azabına karşı emin olunmaz.
Rab'lerinin azabına güven olmaz.
Rab'lerinin azabına güven olmaz.
Çünkü Rablerinin azabından emin olunmaz.
Çünkü rablarının azabından emin olunmaz
Rabb'lerinin azabından kimse emin olamaz.
Rabb'lerinin azabından kimse emin olamaz.
Rabb'lerinin azabından kimse emin olamaz.
Şüphesiz rablerinin azabından güvencede (emin) olunamaz.
Ki onlar filhakıyka Rablerinin azabından garantili değildirler.
Doğrusu onlar, Rabblarının azabından güvende değildirler.
(19-38) Muhakkak ki insan kaygılı cimri (malının bitme kaygısı ile) yaratılmıştır, şer dokunduğu vakit katlanamaz feryat eder / sızlanır, kendisine bir hayır dokunduğunda ise eli sıkılaşır / bencil olur, tabi namaz kılanlar bunun dışındadır , onlar ki namazlarında süreklidirler / daimidirler , mallarında da isteyenler ve mahrum olan için bilinen bir pay vardır , onlar ki din gününü doğrularlar / tasdik ederler , Rablerinin azabından korkulu titrek bir haldedirler , Rabbinin azabından emin olunamaz. (Azap bana dokunmayacak asla denemez). Onlar ki namuslarını / ırzlarını / iffetlerini (Ferace; ırz koruyucu örtü) muhafaza ederler , a ncak eşlerine ve ellerinin altında bulundurduklarına karşı korumaları gerekmez , bundan dolayı kınanmazlar, bunun dışında bir şey arayanlar ise haddi aşanlardır. Onlar ki emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler, şahitliklerini de tam olarak yerine getiriler , namazlarını ise muhafaza ederler , onlar, verilmiş / ikram edilmiş cennetlerdedirler, kafirlere ne oluyor ki sana yönelip parça parça, sağdan soldan, sana koşarak geliyorlar. Onların her biri naim cennetlerine gireceğini mi ümit ediyor. Hayır Asla!
Gerçekten Rablerinin azabından güvende olunmaz.
Çünkü Rablerinin azabına güven olmaz.
çünkü Rablerinin azabına karşı (hiç kimse için özel) bir güvence yoktur dipnot 1 .
Hiç kimse Rabbinin azabından güvende olamaz.
Gerçekten Rablerinin azabından güvende olunamaz.
Gerçekten Rab'lerinin azabından güvende olunamaz.
Gerçekten de Rablerinin azabı emin olunmayacak bir azaptır.
Meâric suresi, 29. ayet. وَٱلَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَٰفِظُونَ
Onlar, mahrem yerlerini koruyan kimselerdir.
Onlar namuslarını koruyanlardır.
Yine onlar ki, iffetlerini korurlar;
Ve iffetlerine karşı duyarlı olanlar,
Onlar ki, cinsel organlarını aşırılıktan korurlar.
Ve onlar, ırzlarını (ferç) korurlar;
ırzlarını koruyanlar,
Ve eşey organlarını sakınırlar.
-İffetlerini korurlar. Ancak, eşlerine ya da ellerinin altında bulunanlara karşı onlar kınanmazlar. Ama kim bundan ötesini ararsa, onlar sınırı aşanlardır.
Onlar cinsel ilişkiden sakınırlar;
Onlar cinsel ilişkiden sakınırlar;
Ve onlar ki, apışlarını (ırzlarını) korurlar.
Ve onlar ki apışlarını korurlar
Onlar, ferçlerini dipnot 1 korurlar.
Onlar, ferçlerini dipnot 1 korurlar.
Onlar, ırzlarını korurlar.
Ve onlar, ırzlarını (ferç) korurlar.
(29-30) Şunlar da (öyle): Karılarından, yahud sağ ellerinin malik olduklarından başkasına karşı utanacak yerlerini saklayanlar. Çünkü onlar (bunlar Hakkında) kınanmış değildirler.
Ve onlar ki; mahrem yerlerini korurlar.
(19-38) Muhakkak ki insan kaygılı cimri (malının bitme kaygısı ile) yaratılmıştır, şer dokunduğu vakit katlanamaz feryat eder / sızlanır, kendisine bir hayır dokunduğunda ise eli sıkılaşır / bencil olur, tabi namaz kılanlar bunun dışındadır , onlar ki namazlarında süreklidirler / daimidirler , mallarında da isteyenler ve mahrum olan için bilinen bir pay vardır , onlar ki din gününü doğrularlar / tasdik ederler , Rablerinin azabından korkulu titrek bir haldedirler , Rabbinin azabından emin olunamaz. (Azap bana dokunmayacak asla denemez). Onlar ki namuslarını / ırzlarını / iffetlerini (Ferace; ırz koruyucu örtü) muhafaza ederler , a ncak eşlerine ve ellerinin altında bulundurduklarına karşı korumaları gerekmez , bundan dolayı kınanmazlar, bunun dışında bir şey arayanlar ise haddi aşanlardır. Onlar ki emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler, şahitliklerini de tam olarak yerine getiriler , namazlarını ise muhafaza ederler , onlar, verilmiş / ikram edilmiş cennetlerdedirler, kafirlere ne oluyor ki sana yönelip parça parça, sağdan soldan, sana koşarak geliyorlar. Onların her biri naim cennetlerine gireceğini mi ümit ediyor. Hayır Asla!
Onlar, mahrem yerlerini/ırzlarını koruyan kimselerdir.
Irzlarını korurlar.
Onlar edep yerlerini koruyanlar /açmayanlardır; dipnot 1
Onlar ferçlerini dipnot 1 koruyanlardır dipnot 2 .
Onlar, mahrem yerlerini koruyan kimselerdir.
Onlar, mahrem yerlerini koruyan kimselerdir.
Bunlar, cinsiyet organlarını titizlikle korurlar.
Meâric suresi, 30. ayet. إِلَّا عَلَىٰٓ أَزْوَٰجِهِمْ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُهُمْ فَإِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومِينَ
Ancak eşleri, yahut sahip oldukları cariyeleri başka. Çünkü onlar (eşleri ve cariyeleri ile olan ilişkileri konusunda) kınanmazlar.
Ancak eşleri yani (evlilik yoluyla) meşru olarak sahip oldukları kişiler hariç. dipnot 1 Şüphesiz ki onlar, (eşleriyle ilişkilerinde) kınanmazlar.
ancak eşleri, yani meşru şekilde hakkını vererek sahip oldukları kimseler müstesna: zaten onlar (meşru eşleriyle paylaştıkları cinsellikden dolayı) kınanamazlar.
eşleri; yani (nikah yoluyla) meşru şekilde sahip oldukları dışında (isteklerini frenleyenler,) çünkü ancak o zaman hiçbir kınamaya uğramazlar,
Eşleri veyahut tasarrufları altındakiler müstesna! Çünkü onlar (bundan dolayı) kınanmazlar!
Ancak kendi eşleri ya da sağ ellerinin malik olduğu başka; çünkü onlar (bunlardan dolayı) kınanmazlar.
ancak eşlerine ve cariyelerine karşı müstesna; çünkü onlar kınanmaz.
Eşlerinin veya yanlarında kendilerine bağlı olanların dışında. Kuşkusuz, bu durumda kınanmazlar.
-İffetlerini korurlar. Ancak, eşlerine ya da ellerinin altında bulunanlara karşı onlar kınanmazlar. Ama kim bundan ötesini ararsa, onlar sınırı aşanlardır.
Ancak eşleri, yani yeminlerinin/anlaşmalarının hak sahibi oldukları hariç; onlardan dolayı yerilmezler dipnot 1
Ancak eşleri, yahut yeminlerinin/anlaşmalarının hak sahibi olduklari hariç; onlardan dolayı yerilmezler.
Ancak karılarına ve sahibi bulundukları cariyelere başka, çünkü bundan dolayı kınanmazlar.
Ancak zevcelerine veya milki yeminlerine başka. Çünkü bunda levm olunmazlar
Eşleri veya antlaşma yolu ile dipnot 1 sahip oldukları hariç. Şüphesiz onlar kınanmazlar.
Eşleri veya antlaşma yolu ile dipnot 1 sahip oldukları hariç. Şüphesiz onlar kınanmazlar. dipnot 2
Ancak eşleri veya sağ ellerinin sahip olduğu dipnot 1 hariç. Bundan dolayı kınanmazlar.
Ancak kendi eşleri ya da sağ ellerinin malik olduğu başka; çünkü onlar (bunlardan dolayı) kınanmazlar.
(29-30) Şunlar da (öyle): Karılarından, yahud sağ ellerinin malik olduklarından başkasına karşı utanacak yerlerini saklayanlar. Çünkü onlar (bunlar Hakkında) kınanmış değildirler.
Ancak eşleri ve sağ ellerinin malik oldukları müstesna. Doğrusu onlar, bunun için kınanacak değildirler.
(19-38) Muhakkak ki insan kaygılı cimri (malının bitme kaygısı ile) yaratılmıştır, şer dokunduğu vakit katlanamaz feryat eder / sızlanır, kendisine bir hayır dokunduğunda ise eli sıkılaşır / bencil olur, tabi namaz kılanlar bunun dışındadır , onlar ki namazlarında süreklidirler / daimidirler , mallarında da isteyenler ve mahrum olan için bilinen bir pay vardır , onlar ki din gününü doğrularlar / tasdik ederler , Rablerinin azabından korkulu titrek bir haldedirler , Rabbinin azabından emin olunamaz. (Azap bana dokunmayacak asla denemez). Onlar ki namuslarını / ırzlarını / iffetlerini (Ferace; ırz koruyucu örtü) muhafaza ederler , a ncak eşlerine ve ellerinin altında bulundurduklarına karşı korumaları gerekmez , bundan dolayı kınanmazlar, bunun dışında bir şey arayanlar ise haddi aşanlardır. Onlar ki emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler, şahitliklerini de tam olarak yerine getiriler , namazlarını ise muhafaza ederler , onlar, verilmiş / ikram edilmiş cennetlerdedirler, kafirlere ne oluyor ki sana yönelip parça parça, sağdan soldan, sana koşarak geliyorlar. Onların her biri naim cennetlerine gireceğini mi ümit ediyor. Hayır Asla!
Ancak eşlerine ve sahip oldukları cariyelerine karşı müstesna. Çünkü onlar (bundan dolayı) kınanmazlar.
Yalnız eşlerine ya da ellerinin altında bulunan (cariyelerin)e karşı (korumazlar. Bundan ötürü de) onlar kınanmazlar.
sadece (hür) eşlerine veya dipnot 1 hakimiyetleri altında olanlara / esir eşlerine açabilirler dipnot 2 . Onlar, bundan dolayı kınanmazlar.
Sadece eşlerine veya hakimiyetleri altındaki esirler karşı korumaları gerekmez dipnot 1 .
Ancak eşlerine ve sahip oldukları cariyelerine karşı müstesna. Çünkü onlar kınanmaz.
Eşleri veya meşru şekilde sahip oldukları hariç. Çünkü onlar, bu hususta kınanmazlar.
Ancak onlar, eşleriyle, imkanlarının sahip olduğu şeyler konusunda kınanamazlar.
Meâric suresi, 31. ayet. فَمَنِ ٱبْتَغَىٰ وَرَآءَ ذَٰلِكَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْعَادُونَ
Kim bunun ötesini isterse, işte onlar sınırı aşan kimselerdir.
Bundan öteye (geçmek) isteyenler ise haddini aşanların ta kendileridir. dipnot 1
Ama bu sınırın ötesine geçen kimseler haddi aşmış olanlardır.
ama o (sınır)ın ötesine geçmek isteyenler, gerçek haddi aşanlardır;
Artık kim bundan ötesini isterse, işte onlar sınırı aşanların ta kendileridirler!
Fakat bunun ötesini arayanlar, artık onlar sınırı çiğneyenlerdir.
Bundan öteye (geçmek) isteyenler ise, onlar taşkınların ta kendileridir.
Artık, kim bundan çoğunu ararsa; sınırı aşanlar, işte onlardır.
-İffetlerini korurlar. Ancak, eşlerine ya da ellerinin altında bulunanlara karşı onlar kınanmazlar. Ama kim bundan ötesini ararsa, onlar sınırı aşanlardır.
- bunun ötesini arayanlar ise aşırı gidenlerdir-
- bunun ötesini arayanlar ise aşırı gidenlerdir-
Fakat ondan ötesini arayanlar ise haddi aşan haşarılardır.
Fakat ondan ötesini arayanlar, işte onlar haddi aşan haşarılardır
Bunun ötesinde bir şey isteyenler, haddi aşanlardır.
Bunun ötesinde bir şey isteyenler, haddi aşanlardır.
Bunun ötesinde bir şey isteyenler, haddi aşanlardır.
Fakat bunun ötesini arayanlar, artık onlar sınırı çiğneyenlerdir.
Fakat bundan ötesini arayan kişiler (yok mu?) işte onlar haddi çiğneyip aşanların ta kendileridir.
Kim de bundan ötesini ararsa; işte onlar, haddi aşanların kendileridir.
(19-38) Muhakkak ki insan kaygılı cimri (malının bitme kaygısı ile) yaratılmıştır, şer dokunduğu vakit katlanamaz feryat eder / sızlanır, kendisine bir hayır dokunduğunda ise eli sıkılaşır / bencil olur, tabi namaz kılanlar bunun dışındadır , onlar ki namazlarında süreklidirler / daimidirler , mallarında da isteyenler ve mahrum olan için bilinen bir pay vardır , onlar ki din gününü doğrularlar / tasdik ederler , Rablerinin azabından korkulu titrek bir haldedirler , Rabbinin azabından emin olunamaz. (Azap bana dokunmayacak asla denemez). Onlar ki namuslarını / ırzlarını / iffetlerini (Ferace; ırz koruyucu örtü) muhafaza ederler , a ncak eşlerine ve ellerinin altında bulundurduklarına karşı korumaları gerekmez , bundan dolayı kınanmazlar, bunun dışında bir şey arayanlar ise haddi aşanlardır. Onlar ki emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler, şahitliklerini de tam olarak yerine getiriler , namazlarını ise muhafaza ederler , onlar, verilmiş / ikram edilmiş cennetlerdedirler, kafirlere ne oluyor ki sana yönelip parça parça, sağdan soldan, sana koşarak geliyorlar. Onların her biri naim cennetlerine gireceğini mi ümit ediyor. Hayır Asla!
Bundan ötesini arayanlar, işte onlar haddi aşmış olanlardır.
Ama kim bundan ötesini ararsa, onlar (sınırı) aşanlardır.
Bunun ötesine geçmek isteyenler var ya işte onlar sınırı aşanlardır dipnot 1 .
Bunlardan başkalarına açanlar sınırları aşmış olurlar.
Bundan ötesini arayanlar, işte onlar haddi aşmış olanlardır.
Bundan ötesini arayanlar, işte onlar haddi aşmış olanlardır.
Kim bunun ötesini isterse, işte böyleleri sınırı aşanların ta kendileridir.
Meâric suresi, 32. ayet. وَٱلَّذِينَ هُمْ لِأَمَٰنَٰتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَٰعُونَ
Onlar, emanetlerini ve verdikleri sözü gözeten kimselerdir.
Onlar emanetlerine ve sözlerine uyanlardır. dipnot 1
Onlar ki, emanetlerine ve sözlerine riayet ederler.
emanetlere ve ahidlerine riayet edenler;
Onlar ki (insanın yüklendiği) emanetlerine ve (Allah'a) ahdlerine riayet edicilerdir!
(Bir de) Onlar, kendilerine verilen emanete ve verdikleri ahde (harfiyyen) riayet edenlerdir.
Emanetlerine ve ahitlerine riayet edenler;
Hem sorumluluklarına hem de verdikleri sözlere ilişkin güvenilir olanlar.
Emanetlerini ve sözlerini yerine getirirler.
Onlar güvenilirdirler, sözlerine bağlıdırlar;
Onlar güvenilirdirler, sözlerine bağlıdırlar;
Ve onlar ki, kendilerine emanet edileni korur, verdikleri sözü yerine getirirler.
Ve onlar ki emanetlerine ve ahdlerine riayet ederler
Onlar, dipnot 1 emanetlerini ve ahitlerini gözetirler.
Onlar dipnot 1 , emanetlerini ve ahitlerini gözetirler.
Onlar, kendilerine verilen emanete ihanet etmez, sözlerini tutarlar.
(Bir de) Onlar, kendilerine verilen emanete ve verdikleri ahde (harfiyyen) riayet edenlerdir.
(Şunlar da müstesna:) Emanetlerine ve ahidlerine riaayet edenler.
Ve onlar ki; emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler.
(19-38) Muhakkak ki insan kaygılı cimri (malının bitme kaygısı ile) yaratılmıştır, şer dokunduğu vakit katlanamaz feryat eder / sızlanır, kendisine bir hayır dokunduğunda ise eli sıkılaşır / bencil olur, tabi namaz kılanlar bunun dışındadır , onlar ki namazlarında süreklidirler / daimidirler , mallarında da isteyenler ve mahrum olan için bilinen bir pay vardır , onlar ki din gününü doğrularlar / tasdik ederler , Rablerinin azabından korkulu titrek bir haldedirler , Rabbinin azabından emin olunamaz. (Azap bana dokunmayacak asla denemez). Onlar ki namuslarını / ırzlarını / iffetlerini (Ferace; ırz koruyucu örtü) muhafaza ederler , a ncak eşlerine ve ellerinin altında bulundurduklarına karşı korumaları gerekmez , bundan dolayı kınanmazlar, bunun dışında bir şey arayanlar ise haddi aşanlardır. Onlar ki emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler, şahitliklerini de tam olarak yerine getiriler , namazlarını ise muhafaza ederler , onlar, verilmiş / ikram edilmiş cennetlerdedirler, kafirlere ne oluyor ki sana yönelip parça parça, sağdan soldan, sana koşarak geliyorlar. Onların her biri naim cennetlerine gireceğini mi ümit ediyor. Hayır Asla!
Onlar, emanetlerine ve verdikleri sözlere riayet ederler.
Emanetlerini ve ahidlerini gözetirler.
Aynı zamanda o namaz kılanlar / görevlerini aksatmayanlar, aldıkları emanetlere riayet eden ve verdikleri sözü yerine getirenlerdir dipnot 1 .
Onlar, aldıkları emanetler ve üstlendikleri sorumluluklar konusunda titiz davrananlardır.
Onlar, emanetlerine ve sözlerine riayet ederler
Onlar, emanetlerine ve sözlerine riayet ederler.
Bunlar, kendilerindeki emanetlere ve ahitlerine sadık kalırlar.
Meâric suresi, 33. ayet. وَٱلَّذِينَ هُم بِشَهَٰدَٰتِهِمْ قَآئِمُونَ
Onlar, şahitliklerini dosdoğru yapan kimselerdir.
Onlar şahitliklerini yerine getirenlerdir.
Yine onlar ki, şahitlik görevinin hakkını verirler;
ve şahitlik yaptıkları zaman kararlı duranlar;
Onlar ki, şehadetlerinde kaimlerdir ("ŞehidAllahu ennehu. . . "Al-u İmran: 18. ayetine atıf. A. H. )!
Şahidliklerinde dosdoğru davrananlardır.
Şahitliklerini (dosdoğru) yapanlar;
Tanıklıklarını doğru yapanlar.
Şahitliklerini dosdoğru yaparlar.
Gereği gibi tanıklıkta bulunurlar;
Gereği gibi tanıklıkta bulunurlar;
Ve onlar ki, şahitliklerinde dürüstdürler.
Ve onlar ki şahidliklerinde dürüstürler
Onlar, tanıklıklarını dosdoğru yerine getirirler.
Onlar, tanıklıklarını dosdoğru yerine getirirler.
Onlar, tanıklıklarını dosdoğru yerine getirirler.
Şahidliklerinde dosdoğru davrananlardır.
Sahiciliklerini (dosdoğru) yapanlar,
Ve onlar ki; şahidliklerini gereği gibi yaparlar.
(19-38) Muhakkak ki insan kaygılı cimri (malının bitme kaygısı ile) yaratılmıştır, şer dokunduğu vakit katlanamaz feryat eder / sızlanır, kendisine bir hayır dokunduğunda ise eli sıkılaşır / bencil olur, tabi namaz kılanlar bunun dışındadır , onlar ki namazlarında süreklidirler / daimidirler , mallarında da isteyenler ve mahrum olan için bilinen bir pay vardır , onlar ki din gününü doğrularlar / tasdik ederler , Rablerinin azabından korkulu titrek bir haldedirler , Rabbinin azabından emin olunamaz. (Azap bana dokunmayacak asla denemez). Onlar ki namuslarını / ırzlarını / iffetlerini (Ferace; ırz koruyucu örtü) muhafaza ederler , a ncak eşlerine ve ellerinin altında bulundurduklarına karşı korumaları gerekmez , bundan dolayı kınanmazlar, bunun dışında bir şey arayanlar ise haddi aşanlardır. Onlar ki emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler, şahitliklerini de tam olarak yerine getiriler , namazlarını ise muhafaza ederler , onlar, verilmiş / ikram edilmiş cennetlerdedirler, kafirlere ne oluyor ki sana yönelip parça parça, sağdan soldan, sana koşarak geliyorlar. Onların her biri naim cennetlerine gireceğini mi ümit ediyor. Hayır Asla!
Onlar, şahitliklerini (gerektiği gibi) yerine getirirler.
Şahidliklerini yaparlar.
Onlar, şahitliklerini dosdoğru yapanlardır dipnot 1 .
Onlar şahitliklerini dosdoğru yapanlardır.
Onlar, şahitliklerini doğru olarak yerine getirirler.
Onlar, şahitliklerini doğru olarak yerine getirirler.
Bunlar, tanıklıklarını tam yaparlar.
Meâric suresi, 34. ayet. وَٱلَّذِينَ هُمْ عَلَىٰ صَلَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ
Onlar, namazlarını titizlikle koruyan kimselerdir.
Onlar bütün ibadetlerini koruyanlardır.
ve onlar ki, namazlarının (amacını) titizlikle gözetirler.
ve namazlarını (bütün dünyevi endişelerden) uzak tutanlar.
Onlar ki salatlarını muhafaza ederler (Allah'a yöneliş hallerini sürekli korurlar).
Namazlarını (titizlikle) koruyanlardır.
Namazlarını koruyanlar;
Ve namazlarını gözetenler.
Namazlarını titizlikle kılarlar.
Salatlarına özen gösterirler.
Namazlarına özen gösterirler.
Ve onlar ki, namazları üzerine muhafızlık ederler.
Ve onlar ki namazları üzerine muhafızlık ederler
Onlar, salatlarını dipnot 1 korurlar.
Onlar, salatlarını dipnot 1 korurlar.
Onlar, salatlarını dipnot 1 korurlar.
Namazlarını (titizlikle) koruyanlardır.
Namazları (nın hakkını) muhaafaza edenler,
Ve onlar ki; namazlarını muhafaza ederler.
(19-38) Muhakkak ki insan kaygılı cimri (malının bitme kaygısı ile) yaratılmıştır, şer dokunduğu vakit katlanamaz feryat eder / sızlanır, kendisine bir hayır dokunduğunda ise eli sıkılaşır / bencil olur, tabi namaz kılanlar bunun dışındadır , onlar ki namazlarında süreklidirler / daimidirler , mallarında da isteyenler ve mahrum olan için bilinen bir pay vardır , onlar ki din gününü doğrularlar / tasdik ederler , Rablerinin azabından korkulu titrek bir haldedirler , Rabbinin azabından emin olunamaz. (Azap bana dokunmayacak asla denemez). Onlar ki namuslarını / ırzlarını / iffetlerini (Ferace; ırz koruyucu örtü) muhafaza ederler , a ncak eşlerine ve ellerinin altında bulundurduklarına karşı korumaları gerekmez , bundan dolayı kınanmazlar, bunun dışında bir şey arayanlar ise haddi aşanlardır. Onlar ki emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler, şahitliklerini de tam olarak yerine getiriler , namazlarını ise muhafaza ederler , onlar, verilmiş / ikram edilmiş cennetlerdedirler, kafirlere ne oluyor ki sana yönelip parça parça, sağdan soldan, sana koşarak geliyorlar. Onların her biri naim cennetlerine gireceğini mi ümit ediyor. Hayır Asla!
Onlar namazlarını aksatmadan gereği gibi kılarlar.
Namazlarını korurlar.
Onlar, namazlarına özen gösterenlerdir dipnot 1 .
Onlar namazlarına özen gösterenlerdir.
Onlar, namazlarını muhafaza ederler.
Onlar, namazlarını muhafaza ederler.
Ve bunlar, namazlarını/dualarını korurlar.
Meâric suresi, 35. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ فِى جَنَّٰتٍ مُّكْرَمُونَ
İşte onlar cennetlerde ikram göreceklerdir.
İşte onlar cennetlerde ağırlanacaklardır.
İşte cennetlerde sınırsız ikrama nail olacaklar bunlardır.
İşte bunlardır (cennet) bahçeler(in)de ağırlanacak olanlar!
İşte bunlar cennetlerde ikram olunanlardır.
İşte onlar, cennetler içinde ağırlananlardır.
işte bunlar, cennetlerde ağırlanırlar.
İşte onlar, cennetlerde sunular göreceklerdir.
Bunlar, cennetlerde ikram görürler.
Onlar bahçelerde ağırlanırlar.
Onlar cennetlerde ağırlanırlar.
İşte onlar, cennetlerde ağırlananlardır.
İşte onlar Cennetlerde ikram olunanlardır
İşte onlar, Cennetlerde ağırlanacak olanlardır.
İşte onlar, Cennetlerde ağırlanacak olanlardır.
İşte onlar, Cennetlerde ağırlanacak olanlardır.
İşte onlar cennetler içinde ağırlananlardır.
işte bunlar cennetlerde ikram olunanlardır.
İşte bunlar; cennetlerde ikram olunanlardır.
(19-38) Muhakkak ki insan kaygılı cimri (malının bitme kaygısı ile) yaratılmıştır, şer dokunduğu vakit katlanamaz feryat eder / sızlanır, kendisine bir hayır dokunduğunda ise eli sıkılaşır / bencil olur, tabi namaz kılanlar bunun dışındadır , onlar ki namazlarında süreklidirler / daimidirler , mallarında da isteyenler ve mahrum olan için bilinen bir pay vardır , onlar ki din gününü doğrularlar / tasdik ederler , Rablerinin azabından korkulu titrek bir haldedirler , Rabbinin azabından emin olunamaz. (Azap bana dokunmayacak asla denemez). Onlar ki namuslarını / ırzlarını / iffetlerini (Ferace; ırz koruyucu örtü) muhafaza ederler , a ncak eşlerine ve ellerinin altında bulundurduklarına karşı korumaları gerekmez , bundan dolayı kınanmazlar, bunun dışında bir şey arayanlar ise haddi aşanlardır. Onlar ki emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler, şahitliklerini de tam olarak yerine getiriler , namazlarını ise muhafaza ederler , onlar, verilmiş / ikram edilmiş cennetlerdedirler, kafirlere ne oluyor ki sana yönelip parça parça, sağdan soldan, sana koşarak geliyorlar. Onların her biri naim cennetlerine gireceğini mi ümit ediyor. Hayır Asla!
İşte onlar, Cennetler'de ağırlanacaklardır.
İşte onlar cennetlerde ağırlanırlar.
İşte onlar, cennet bahçelerinde ikram görecek olanlardır dipnot 1 .
İşte bahçelerde ağırlanacak olanlar onlardır.
Onlar, Cennetlerde ikram olunurlar.
Onlar, cennetlerde ikram olunurlar.
İşte bunlar cennetlerde ikram göreceklerdir.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.