Meryem suresi · 59–65. ayetler

Namazı zayi edenler ve tövbe edenler

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Meryem suresi, 59. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meryem suresi, 59. ayet. فَخَلَفَ مِنۢ بَعْدِهِمْ خَلْفٌ أَضَاعُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَٱتَّبَعُوا۟ ٱلشَّهَوَٰتِ فَسَوْفَ يَلْقَوْنَ غَيًّا

    Diyanet İşleri

    Onlardan sonra, namazı zayi eden, şehvet ve dünyevi tutkularının peşine düşen bir nesil geldi. Onlar bu tutumlarından ötürü büyük bir azaba çarptırılacaklardır.

    Mehmet Okuyan

    Onlardan hemen sonra salâtı (namazı/ibadeti) ziyan eden ve şehvetlere uyan bir nesil geldi. dipnot 1 İleride bir cehennem çukuru dipnot 2 ile karşılaşacaklardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet A‘râf 7:169. ayetle birlikte okunmalıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Burada sözü edilen [ğayy] kelimesi cehennemin bir çukurudur.

    Mustafa İslamoğlu

    Derken onların ardından öyle bir kuşak geldi ki, ibadetin içini boşalttılar ve dünyevi zevklerin peşine düştüler; işte bu yüzden gelecekte olan derin bir düş kırıklığı yaşayacaklar.

    Muhammed Esed

    Onların ardından, salatı boş veren ve yalnızca kendi şehvetlerinin, dünyevi tutkularının peşine düşen bir kuşak geldi; ve böyle yaptıkları için de, yakında tam bir düş kırıklığıyla karşılaşacaklar.

    Ahmed Hulusi

    Onların ardından bir nesil geldi ki, salatı (hakikatlerine yönelişi) yitirdiler ve şehvetlere (kendilerini beden kabulünün dürtülerine ve boş heveslerine) tabi oldular. . . Gayyayı (içinden çıkılamaz cehennem çukurunu) boylayacaklar!

    Ali Bulaç

    Sonra onların arkasından öyle nesiller türedi ki, namaz (kılma duyarlılığın)ı kaybettiler ve şehvetlerine kapılıp uydular. Böylece bunlar azgınlıklarının cezasıyla karşılaşacaklardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Nihayet onların peşinden öyle bir nesil geldi ki, bunlar namazı bıraktılar; nefislerinin arzularına uydular. Bu yüzden ileride sapıklıklarının cezasını çekecekler.

    Ali Rıza Safa

    Onlardan sonra, namazı bırakan ve benliklerinin isteklerine tutsak olan bir kuşak geldi. Sonunda, cezalarını bulacaklardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Sonra bunların ardından namazı kılmayan ve nefislerine uyan bir nesil geldi. Bunlar, elbette cehennem çukuruna atılacaklardır.

    Edip Yüksel

    Onlardan sonra gelenler salatı yitirdiler ve heveslerine uydular. Nitekim, felakete uğrayacaklar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlardan sonra gelenler namazı yitirdiler ve heveslerine uydular. Nitekim, felakete uğrayacaklar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra bunların arkasından bozuk bir güruh geldi, namazı ziyan ettiler ve şehvetlerinin ardına düştüler; bunlar da Gayya kuyusunu boylayacaklardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra arkalarından bozuk bir güruh halef oldu, namazı zayi' ettiler ve şehvetleri ardına düştüler, bunlar da "Gayya" yı boylıyacaklar

    Erhan Aktaş

    Bundan sonra arkalarından gelen sonraki nesil, salatı zayi ettiler dipnot 1 ve şehvetlerine dipnot 2 uydular. Yakında kötülükleri kendilerine dönecektir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Salatı zayi etmek," çevirilerde ifade edildiği gibi, "namazı geçirmek, onu ihmal etmek" demek değildir. Zayi kelimesi, "bir şeyin elden çıkması, yitirilmesi" demektir. Eğer kast edilen şey, namazı geçirmek, terk etmek olsaydı; geçirme kelimesinin karşılığı olan "fevt" kelimesi kullanılırdı. Burada kastedilen şey, salatın tamamen terk edilmesi demektir. Ve terk edilen salat, bilinen anlamı ile namaz ritüeli değil; din anlamındadır, Allah'a şirksiz yönelme anlamındadır. Yani, dinden çıkmaktan, tevhitten uzaklaşmaktan diğer bir anlatımla "küfr"den söz edilmektedir. Allah'a yönelme, namaz, dua, destek gibi anlamları olan salatın anlamlarından biri de "din"dir. Zaten bir sonraki ayette, "tevbe edip, iman etmekten" söz edilmektedir. Salatı/dini terk edenler iman etmeye davet edilmektedirler. İmana davet ise ancak Kafir olanlar için söz konusu olabilir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Şiddetli istek, tutku ve arzularına.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bundan sonra arkalarından gelen sonraki nesil, salatı zayi ettiler dipnot 1 ve şehvetlerine dipnot 2 uydular. Yakında kötülükleri kendilerine dönecektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Salatı zayi etmek", çevirilerde ifade edildiği gibi, "namazı geçirmek, onu ihmal etmek" demek değildir. Zayi sözcüğü, "bir şeyin elden çıkması, yitirilmesi" demektir. Eğer kast edilen şey, namazı geçirmek, terk etmek olsaydı; geçirme sözcüğünün karşılığı olan "fevt" sözcüğü kullanılması gerekirdi. Burada kastedilen şey, salatın tamamen terk edilmesi demektir. Ve terk edilen salat, bilinen anlamı ile namaz ibadeti değil; din anlamındadır, Allah'a şirksiz yönelme anlamındadır. Yani, dinden çıkmaktan, tevhitten uzaklaşmaktan diğer bir anlatımla "küfr"den söz edilmektedir. Allah'a yönelme, namaz, dua, destek gibi anlamları olan salatın anlamlarından biri de "dindir." Zaten bir sonraki ayette, "tövbe edip, iman etmekten" söz edilmektedir. Salatı/dini terk edenler iman etmeye davet edilmektedirler. İmana davet ise ancak Kafir olanlar için söz konusu olabilir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Şiddetli istek, tutku ve arzularına.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bundan sonra arkalarından gelen sonraki nesil, salatı zayi ettiler dipnot 1 ve şehvetlerine dipnot 2 uydular. Yakında kötülükleri kendilerine dönecektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Salatı zayi etmek", çevirilerde ifade edildiği gibi, "namazı geçirmek, onu ihmal etmek" demek değildir. Zayi sözcüğü, "bir şeyin elden çıkması, yitirilmesi" demektir. Eğer kast edilen şey, namazı geçirmek, terk etmek olsaydı; geçirme sözcüğünün karşılığı olan "fevt" sözcüğü kullanılması gerekirdi. Burada kast edilen şey, salatın tamamen terk edilmesi demektir. Ve terk edilen salat, bilinen anlamı ile namaz ibadeti değil; din anlamındadır, Allah'a şirksiz yönelme anlamındadır. Yani, dinden çıkmaktan, tevhitten uzaklaşmaktan diğer bir anlatımla "küfür" den söz edilmektedir. Namaz, dua, destek ve rahmet gibi anlamları olan salat sözcüğünün anlamlarından biri de "dindir." Zaten bir sonraki ayette, "tövbe edip, iman etmekten" söz edilmektedir. Salatı/dini terk edenler iman etmeye davet edilmektedirler. İmana davet ise ancak kafir olanlar için söz konusu olabilir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Şiddetli istek ve arzularına.

    Gültekin Onan

    Sonra onların arkasından öyle nesiller türedi ki, namaz (kılma duyarlılığın)ı kaybettiler ve şehvetlerine kapılıp uydular. Böylece bunlar azgınlıklarının cezasıyla karşılaşacaklardır.

    Hasan Basri Çantay

    Sonra, arkalarından öyle kötü bir nesil geldi ki namazı bırakdılar, şehvetlerine uydular. İşte bunlar da azgınlıklarının cezasına uğrayacaklardır.

    İbni Kesir

    Ama onların ardından namazı bırakan, şehvetlerine uyan bir nesil geldi. Onlar bu azgınlıklarının karşılığını göreceklerdir.

    Mehmet Alagaş

    (51-63) Kitapta Musa’yı hatırla, Muhakkak ki O saf ve içten biriydi, gönderilmiş nebilerdendi. Tur'un sağ tarafından seslendik. Ona sırlarımızı anlatacak bir yakınlık sağladık. Ona rahmetimizden kardeşi Harun'u nebi olarak hibe ettik. Kitapta İsmail'i hatırla. Muhakkak o sözüne bağlı / vaadine sadık idi, resul ve nebi idi. Yakın çevresine namazı / salatı ve zekâtı emrederdi. Rabbinin yanında hoşnut olunmuş / razı olunmuş biri idi. Kitapta İdris'i hatırla. O sözüne bağlı bir nebiydi. Onu yüce bir mek âna yükselttik. İşte bunlar , Allah'ın üzerlerine nimet verdiği , Adem'in soyundan / zürriyetinden, Nuh'la beraber taşıdığımız ve İbrahim ile Yakub’un / İsrail’in ailelerinden, yola soktuğumuz / hidayet verdiğimiz seçkin kıldığımız nebilerdir, onlara Rahman'ın ayetleri okunduğu zaman secdeye kapanır ve ağlarlardı. Onların ardından gelenlerden öyle birileri geldi ki namazı ziyan ettiler şehvetlerine tabi oldular ileride kuyuya / gayyaya atılacaklar. Vazgeçenler ve Salih amel işleyenler, iman edenler ise işte bunlar, cennete girecekler ve hiçbir şey de zulme uğramayacaklar. Allah'ın kullarına , gaybi olarak vadettiği Cennet , Adn Cennetleridir. Kesinlikle O vaadini yerine getirendir. (Allah'ımız sahipleri için şimdilik kaybolan adn cennetlerini vaat etmiştir) Orada Selam hariç boş bir söz işitmezler, orada sabah akşam onların rızıkları vardır. Bu öyle bir cennettir ki ona, takvalı kullarımızı varis edeceğiz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ama onların ardından namazı zayi eden ve şehvetlerine uyan bir nesil geldi. İşte onlar gayy ile karşılaşacaklardır.

    Süleyman Ateş

    Onlardan sonra yerlerine öyle bir nesil geldi ki, namazı zayi ettiler, şehvetlerine uydular. Onlar kötülük bulacaklardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Onların ardından namazı ihmal eden ve çekici şeylerin peşine düşen bir nesil geldi dipnot 1 . Onlar, yaptıkları yanlışların sonuçlarıyla dipnot 2 ileride yüzleşeceklerdir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      "Ğayy (غَيُّ)", yanlış inançtan dolayı kendine hakim olamama anlamına gelir (Müfredat). Bu ayette "kendine hakim olamamaktan kaynaklanan davranışa verilecek ceza"yı ifade etmek için "yaptıkları yanlışların sonuçları" şeklinde mecaz anlamı verilmiştir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onların arkasından gelenler, arzularına uyarak namazı ihmal ettiler. Onlar, yakında yanlış kurgularıyla yüzleşeceklerdir.

    Şaban Britch

    Sonra onların ardından namazı bırakan ve arzularına uyan bir nesil geldi. İleri de büyük bir azaba çarptırılacaklardır.

    Şaban Piriş

    Sonra onların ardından namazı bırakan ve arzularına uyan bir nesil geldi. Bunlar da hüsrana uğrayacaklardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ama arkalarından öyle bir nesil geldi ki; namazı yitirdiler, şehvetlere uydular. Bunlar, azgınlıklarının cezasını bulacaklardır.

  2. Meryem suresi, 60. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meryem suresi, 60. ayet. إِلَّا مَن تَابَ وَءَامَنَ وَعَمِلَ صَٰلِحًا فَأُو۟لَٰٓئِكَ يَدْخُلُونَ ٱلْجَنَّةَ وَلَا يُظْلَمُونَ شَيْـًٔا

    Diyanet İşleri

    (60-61) Ancak tövbe edip inanan ve salih amel işleyenler başka. Onlar cennete, Rahman'ın, kullarına gıyaben vaad ettiği "Adn" cennetlerine girecekler ve hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır. Şüphesiz O'nun va'di kesinlikle gerçekleşir.

    Mehmet Okuyan

    Ancak (Allah'a) yönelen, iman edip iyi işler yapan(lar) cennete girecekler ve asla haksızlığa uğratılmayacaklardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ancak hatadan dönen, Allah'a iman eden ve salih amel işleyenler müstesna. İşte bunlar cennete girecekler ve en ufak bir haksızlığa uğratılmayacaklar.

    Muhammed Esed

    Ancak, pişman olup Allah'a yönelen, inanıp dürüst ve erdemli davranışlar ortaya koyanlar bunun dışındadır; zaten hiçbir haksızlığa uğratılmadan cennete girecek olanlar da işte böyleleridir;

    Ahmed Hulusi

    Tövbe eden, iman eden ve imanın gereğini uygulayanlar müstesna. . . İşte onlar cennete dahil olurlar ve hiçbir şekilde haksızlığa maruz kalmazlar.

    Ali Bulaç

    Ancak tevbe eden, iman eden ve salih amellerde bulunanlar (onların dışındadır); işte bunlar, cennete girecekler ve hiç bir şeyle zulme uğratılmayacaklar.

    Ali Özek ve heyeti

    Ancak tevbe eden, iman eden ve iyi davranışta bulunan kimseler hariçtir. Bunlar, hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın cennete,

    Ali Rıza Safa

    Pişmanlık gösterenler, inanmış olarak erdemli edimler yapanlar başkadır. İşte onlar, hiçbir haksızlığa uğratılmadan cennete gireceklerdir.

    Bayraktar Bayraklı

    Ancak, tövbe edip, inanıp yararlı iş yapanlar hariç. Bunlar cennete girecekler ve hiçbir haksızlığa uğramayacaklardır.

    Edip Yüksel

    Tövbe eden, gerçeği onaylayan ve erdemli davrananlar hariç. Onlar en ufak bir haksızlığa uğramadan bahçeye girerler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Tevbe eden, inanan ve erdemli davrananlar hariç. Onlar en ufak bir haksızlığa uğramadan cennete girerler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ancak tevbe edip imana gelenler ve yararlı iş yapanlar başka; çünkü onlar hiçbir haksızlığa uğratılmayarak cennete gireceklerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ancak tevbe edip iymana gelen ve salih amel işliyenler müstesna, çünkü bunlar zerre kadar hakları yenmiyerek Cennete gireceklerdir

    Erhan Aktaş

    Ancak tevbe edip, iman eden ve salihatı yapanlar dipnot 1 hariç. İşte onlar Cennet'e girecekler ve onlara hiçbir şekilde haksızlık yapılmayacaktır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "İman edip, salihatı yapanlar" terkibini "İman edip iyi işler yapanlar" diye çevirmek doğru değildir. Salihat, davranış yolu ile bütünüyle dışa yansıyan imandır. Salihat, bozgunculuk ve kötülükle mücadele etmek, bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, yapıcı olmak, iyi olmak ve iyiye yönlendirmek demektir. Bu kelimenin karşıtı "seyyiat" yani kötülük ve "fesad" yani bozgunculuk kelimeleridir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ancak tevbe dipnot 1 edip, iman eden ve salihatı yapanlar dipnot 2 hariç. İşte onlar Cennet'e girecekler ve onlara hiçbir şekilde haksızlık yapılmayacaktır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dönüş yapmak: Yapılan kötülükten, yanlıştan, haksızlıktan, günahtan kesin olarak vazgeçmek, yaptığını düzeltmektir. Pişmanlığın sözle ifade edilmesi tevbe değildir. Tevbe etmek, bağışlanma dilemek değildir; "bağışlanma dilemek" "istiğfar"da bulunmaktır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Salihatı yapmak iyi işler yapmaktan farklı anlama sahiptir. Salihat, davranış yolu ile bütünüyle dışa yansıyan imandır. Bu sözcüğün karşıtı "seyyiat" yani kötülük sözcüğüdür. Salihat, kötülüğe karşı mücadele etmek, bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, yapıcı olmak, iyi olmak ve iyiye yönlendirmek demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ancak tövbe edip, iman eden ve salihatı yapanlar dipnot 1 hariç. İşte onlar Cennet'e girecekler ve onlara hiçbir şekilde haksızlık yapılmayacaktır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, düzeltici olmak, yapıcı olmak, düzeltmeye teşvik etmek, iyiye yönlendirmek.

    Gültekin Onan

    Ancak tevbe eden, inanan ve salih amellerde bulunanlar (onların dışındadır); işte bunlar, cennete girecekler ve hiç bir şeyle zulme uğratılmayacaklar.

    Hasan Basri Çantay

    Tevbe edenler ve iyi amel ve hareketde bulunanlar öyle değil. Çünkü bunlar hiçbir şeyle haksızlığa uğratılmayarak cennete,

    İbni Kesir

    Ancak tevbe edip iman ederek salih amel işleyenler müstesnadır. Onlar, hiç bir haksızlığa uğratılmadan cennete girerler.

    Mehmet Alagaş

    (51-63) Kitapta Musa’yı hatırla, Muhakkak ki O saf ve içten biriydi, gönderilmiş nebilerdendi. Tur'un sağ tarafından seslendik. Ona sırlarımızı anlatacak bir yakınlık sağladık. Ona rahmetimizden kardeşi Harun'u nebi olarak hibe ettik. Kitapta İsmail'i hatırla. Muhakkak o sözüne bağlı / vaadine sadık idi, resul ve nebi idi. Yakın çevresine namazı / salatı ve zekâtı emrederdi. Rabbinin yanında hoşnut olunmuş / razı olunmuş biri idi. Kitapta İdris'i hatırla. O sözüne bağlı bir nebiydi. Onu yüce bir mek âna yükselttik. İşte bunlar , Allah'ın üzerlerine nimet verdiği , Adem'in soyundan / zürriyetinden, Nuh'la beraber taşıdığımız ve İbrahim ile Yakub’un / İsrail’in ailelerinden, yola soktuğumuz / hidayet verdiğimiz seçkin kıldığımız nebilerdir, onlara Rahman'ın ayetleri okunduğu zaman secdeye kapanır ve ağlarlardı. Onların ardından gelenlerden öyle birileri geldi ki namazı ziyan ettiler şehvetlerine tabi oldular ileride kuyuya / gayyaya atılacaklar. Vazgeçenler ve Salih amel işleyenler, iman edenler ise işte bunlar, cennete girecekler ve hiçbir şey de zulme uğramayacaklar. Allah'ın kullarına , gaybi olarak vadettiği Cennet , Adn Cennetleridir. Kesinlikle O vaadini yerine getirendir. (Allah'ımız sahipleri için şimdilik kaybolan adn cennetlerini vaat etmiştir) Orada Selam hariç boş bir söz işitmezler, orada sabah akşam onların rızıkları vardır. Bu öyle bir cennettir ki ona, takvalı kullarımızı varis edeceğiz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ancak tevbe edip, iman ederek salih amel işleyenler, işte bunlar Cennet'e girecekler ve hiçbir şekilde haksızlığa uğramayacaklardır.

    Süleyman Ateş

    Ancak tevbe eden, inanan ve iyi işler yapanlar, cennete girecekler ve hiç haksızlığa uğratılmayacaklardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Ama tövbe eden /dönüş yapan, inanıp güvenen ve iyi iş yapanlar başka. İşte onlar cennete gireceklerdir. Onlara hiçbir haksızlık yapılmayacaktır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İçlerinden dönüş yaparak (tevbe ederek) inanıp güvenen ve iyi iş yapmış olanlar Cennet'e girecekler ve hiçbir haksızlığa uğramayacaklardır.

    Şaban Britch

    Ancak tevbe edip, iman ederek salih amel yapanlar, işte bunlar Cennet'e girecekler ve hiç bir şekilde haksızlığa uğramayacaklardır.

    Şaban Piriş

    Ancak tevbe edip, iman ederek doğruları yapanlar, işte bunlar cennete girecekler ve hiç bir şekilde haksızlığa uğramayacaklardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Tövbe eden, iman edip hayra ve barışa yönelik iyi iş yapan müstesna. Böyleleri cennete girecekler ve hiçbir şekilde haksızlığa uğratılmayacaklar.

  3. Meryem suresi, 61. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meryem suresi, 61. ayet. جَنَّٰتِ عَدْنٍ ٱلَّتِى وَعَدَ ٱلرَّحْمَٰنُ عِبَادَهُۥ بِٱلْغَيْبِ إِنَّهُۥ كَانَ وَعْدُهُۥ مَأْتِيًّا

    Diyanet İşleri

    (60-61) Ancak tövbe edip inanan ve salih amel işleyenler başka. Onlar cennete, Rahman'ın, kullarına gıyaben vaad ettiği "Adn" cennetlerine girecekler ve hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır. Şüphesiz O'nun va'di kesinlikle gerçekleşir.

    Mehmet Okuyan

    Yani Rahmân'ın kullarına gıyaben vadettiği durmaya değer cennetlere dipnot 1 (girecekler). Şüphesiz ki O'nun (Allah'ın) vaadi gerçekleşmiştir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Durulmaya değer cennetler" anlamı verdiğimiz "‘Adn cennetleri" ifadesi Kur'an'da 11 kez yer almaktadır. Bkz. Tevbe 9:72; Ra‘d 13:23; Nahl 16:31; Kehf 18:31; Meryem 19:61; Tâhâ 20:76; Fâtır 35:33; Sâd 38:50; Mü'min 40:8; Saff 61:12; Beyyine 98:8.

    Mustafa İslamoğlu

    O rahmet kaynağının kullarına söz verdiği, insanın kavrama kapasitesini aşan bir gerçeklik olan mutlak mutluluk ve güzelliğin merkezi cennetler (onların olacak): ve her halükarda O'nun sözü yerini bulacaktır.

    Muhammed Esed

    sınırsız bağış Sahibi'nin, kullarına, her türlü beşeri algı ve tasavvurun ötesinde söz verdiği o asude hasbahçeler (onların olacaktır); O'nun sözü elbette yerini bulacaktır!

    Ahmed Hulusi

    Rahman'ın kullarına gayblarından vadettiği, ADN (tecelli-i sıfat) cennetleridir. . . Muhakkak ki O'nun bildirdiği yerine gelmiştir.

    Ali Bulaç

    Adn cennetleri (onlarındır) ki, Rahman (olan Allah, onu) kendi kullarına gaybtan vadetmiştir. Şüphesiz O'nun va'di yerine gelecektir.

    Ali Özek ve heyeti

    çok merhametli olan Allah'ın, kullarına gıyaben vâdettiği Adn cennetlerine girecekler. Şüphesiz O'nun vaadi yerini bulacaktır.

    Ali Rıza Safa

    Bağışlayan, algılarının ötesinde olan Adn cennetlerini kullarına söz vermiştir. O'nun sözünü verdiği, kesinlikle gerçekleşecektir.

    Bayraktar Bayraklı

    Rahman'ın kullarına vaad ettiği, görmedikleri adn cennetlerine gireceklerdir. Şüphesiz Allah'ın sözü kesindir.

    Edip Yüksel

    Rahman'ın kulları için söz verdiği, duyular ötesi Adn bahçelerine... O'nun sözü, kuşkusuz yerine gelecektir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rahman'ın kulları için söz verdiği, duyular ötesi Adn cennetlerine... O'nun sözü, kuşkusuz yerine gelecektir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Rahman'ın kullarına gıyaben söz verdiği Adn cennetlerine, şüphe yok ki, O'nun verdiği söz, daima yerine getirilmiştir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Rahmanın kullarına va'd buyurduğu Adn Cennetlerine, şüphe yok ki onun va'di icra olunagelmiştir

    Erhan Aktaş

    Rahman, kullarına gıyaben Adn Cennetleri söz verdi. Kuşkusuz O'nun sözü gerçekleşecektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Rahman, kullarına gıyaben Adn Cennetleri söz verdi. Kuşkusuz O'nun sözü gerçekleşecektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rahman, kullarına gıyaben Adn Cennetleri söz verdi. Kuşkusuz O'nun sözü gerçekleşecektir.

    Gültekin Onan

    Adn cennetleri (onlarındır) ki, Rahman (olan Tanrı, onu) kendi kullarına gaybtan vadetmiştir. Şüphesiz O'nun vaadi yerine gelecektir.

    Hasan Basri Çantay

    Çok esirgeyici (Allahın) kullarına gıyaben va'd buyurduğu Adn cennetlerine gireceklerdir. Onun va'di şübhesiz yerini bulacakdır.

    İbni Kesir

    Rahman'ın kullarına gıyaben vaad ettiği Adn cennetlerine. Şüphesiz O'nun sözü yerini bulacaktır.

    Mehmet Alagaş

    (51-63) Kitapta Musa’yı hatırla, Muhakkak ki O saf ve içten biriydi, gönderilmiş nebilerdendi. Tur'un sağ tarafından seslendik. Ona sırlarımızı anlatacak bir yakınlık sağladık. Ona rahmetimizden kardeşi Harun'u nebi olarak hibe ettik. Kitapta İsmail'i hatırla. Muhakkak o sözüne bağlı / vaadine sadık idi, resul ve nebi idi. Yakın çevresine namazı / salatı ve zekâtı emrederdi. Rabbinin yanında hoşnut olunmuş / razı olunmuş biri idi. Kitapta İdris'i hatırla. O sözüne bağlı bir nebiydi. Onu yüce bir mek âna yükselttik. İşte bunlar , Allah'ın üzerlerine nimet verdiği , Adem'in soyundan / zürriyetinden, Nuh'la beraber taşıdığımız ve İbrahim ile Yakub’un / İsrail’in ailelerinden, yola soktuğumuz / hidayet verdiğimiz seçkin kıldığımız nebilerdir, onlara Rahman'ın ayetleri okunduğu zaman secdeye kapanır ve ağlarlardı. Onların ardından gelenlerden öyle birileri geldi ki namazı ziyan ettiler şehvetlerine tabi oldular ileride kuyuya / gayyaya atılacaklar. Vazgeçenler ve Salih amel işleyenler, iman edenler ise işte bunlar, cennete girecekler ve hiçbir şey de zulme uğramayacaklar. Allah'ın kullarına , gaybi olarak vadettiği Cennet , Adn Cennetleridir. Kesinlikle O vaadini yerine getirendir. (Allah'ımız sahipleri için şimdilik kaybolan adn cennetlerini vaat etmiştir) Orada Selam hariç boş bir söz işitmezler, orada sabah akşam onların rızıkları vardır. Bu öyle bir cennettir ki ona, takvalı kullarımızı varis edeceğiz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Rahman’ın kullarına gayb ile vaat ettiği Adn cennetlerine (gireceklerdir). Onun vaadi şüphesiz yerine gelecektir.

    Süleyman Ateş

    Rahman'ın kullarına gıyaben va'dettiği Adn cennetleri(ne gireceklerdir). Şüphesiz O'nun va'di yerine gelecektir.

    Süleymaniye Vakfı

    Rahman'ın, görmedikleri halde kullarına söz verdiği Adn cennetlerine (gireceklerdir). Onun verdiği söz mutlaka yerine getirilir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rahman'ın kullarına söz verdiği görülmemiş kalıcı cennetlere (bahçelere) gireceklerdir. O'nun sözü yerine getirilir.

    Şaban Britch

    (Bu) Rahman’ın kullarına görmedikleri halde vadettiği Adn Cennetleri'dir. Onun vaadi şüphesiz yerine gelecektir.

    Şaban Piriş

    Rahman'ın kullarına gelecekteki vaat ettiği Adn cennetleridir. Onun vaadi şüphesiz yerine gelecektir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Rahman'ın, kullarına gaybda vaat ettiği Adn cennetlerine girecekler. Kuşkusuz, O'nun vaadi yerine gelir.

  4. Meryem suresi, 62. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meryem suresi, 62. ayet. لَّا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا إِلَّا سَلَٰمًا وَلَهُمْ رِزْقُهُمْ فِيهَا بُكْرَةً وَعَشِيًّا

    Diyanet İşleri

    Orada boş söz işitmezler. Yalnızca (meleklerin) "selam!" (deyişini) işitirler. Orada sabah akşam rızıkları da vardır.

    Mehmet Okuyan

    Orada herhangi bir boş söz duymayacaklar. Sadece ‘selam' (duyacaklar). dipnot 1 Onlar için orada sabah akşam rızıkları vardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Yûnus 10:10; Vâkı‘a 56:25; Nebe' 78:35.

    Mustafa İslamoğlu

    Orada mutluluk tebriği dışında asla boş bir söz işitmeyecekler; ve onlar orada sabah akşam rızıklandırılacaklar.

    Muhammed Esed

    Orada onlar asla boş ve yararsız bir söz işitmeyecekler; iç huzuru ve esenlik dileğinden başka hiçbir söz! Ve orada sabah akşam azıklandırılacaklar;

    Ahmed Hulusi

    Orada lağv (dedikodu) değil sadece "Selam" (Selam isminin manası açığa çıkar ve böylece kendi hakikatlerinden açığa çıkan kuvveleri konuşurlar) işitirler. . . Orada kendilerinin sabah - akşam, yaşam gıdalarıyla beslenmeleri söz konusudur.

    Ali Bulaç

    Onda 'boş bir söz' işitmezler; sadece selam (ı işitirler). Sabah akşam, onların rızıkları orda (bulunmakta)dır.

    Ali Özek ve heyeti

    Orada boş söz değil, hoş söz duyarlar. Ve orada, sabah akşam kendilerine ait rızıkları vardır.

    Ali Rıza Safa

    Orada, boş söz duymazlar; yalnızca "Selam!" Sunuları da sabahakşam hazırdır.

    Bayraktar Bayraklı

    Orada boş söz değil, hoş söz/selam duyarlarve orada, sabahakşam kendilerine ait rızıkları vardır.

    Edip Yüksel

    Orada boş söz işitmezler; sadece barış... Rızıklarını da sabah akşam alırlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Orada boş söz işitmezler; sadece barış... Rızıklarını da sabah akşam alırlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Orada hiç boş söz işitmezler; ancak bir "Selam" işitirler. Orada sabah akşam rızıkları da vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Orada hiç boş söz işitmezler, ancak bir selam, rızıkları da vardır orada sabah, akşam

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, orada boş söz işitmezler. Ancak "selam" dipnot 1 işitirler. Ve orada, onların sabah akşam dipnot 2 rızıkları vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yalnızca "güven ve esenlik" dilekleri işitirler.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Sabah akşam" bir deyimdir ve "sürekli, her zaman" anlamına gelmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, orada boş söz işitmezler. Ancak "selam" dipnot 1 işitirler. Ve orada, onların sabah akşam dipnot 2 rızıkları vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yalnızca "güven ve esenlik" dilekleri işitirler.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Sabah akşam" bir deyimdir ve "sürekli, her zaman" anlamına gelmektedir.

    Gültekin Onan

    Onda 'boş bir söz' işitmezler; sadece selam(ı işitirler). Sabah akşam, onların rızıkları orda (bulunmakta)dır.

    Hasan Basri Çantay

    Orada selamdan başka hoş bir söz işitmeyeceklerdir. Orada sabah, akşam rızıkları da (ayaklarına gelecekdir).

    İbni Kesir

    Orada boş sözler değil, sadece selam sözü işitirler ve sabah-akşam rızıklarını hazır bulurlar.

    Mehmet Alagaş

    (51-63) Kitapta Musa’yı hatırla, Muhakkak ki O saf ve içten biriydi, gönderilmiş nebilerdendi. Tur'un sağ tarafından seslendik. Ona sırlarımızı anlatacak bir yakınlık sağladık. Ona rahmetimizden kardeşi Harun'u nebi olarak hibe ettik. Kitapta İsmail'i hatırla. Muhakkak o sözüne bağlı / vaadine sadık idi, resul ve nebi idi. Yakın çevresine namazı / salatı ve zekâtı emrederdi. Rabbinin yanında hoşnut olunmuş / razı olunmuş biri idi. Kitapta İdris'i hatırla. O sözüne bağlı bir nebiydi. Onu yüce bir mek âna yükselttik. İşte bunlar , Allah'ın üzerlerine nimet verdiği , Adem'in soyundan / zürriyetinden, Nuh'la beraber taşıdığımız ve İbrahim ile Yakub’un / İsrail’in ailelerinden, yola soktuğumuz / hidayet verdiğimiz seçkin kıldığımız nebilerdir, onlara Rahman'ın ayetleri okunduğu zaman secdeye kapanır ve ağlarlardı. Onların ardından gelenlerden öyle birileri geldi ki namazı ziyan ettiler şehvetlerine tabi oldular ileride kuyuya / gayyaya atılacaklar. Vazgeçenler ve Salih amel işleyenler, iman edenler ise işte bunlar, cennete girecekler ve hiçbir şey de zulme uğramayacaklar. Allah'ın kullarına , gaybi olarak vadettiği Cennet , Adn Cennetleridir. Kesinlikle O vaadini yerine getirendir. (Allah'ımız sahipleri için şimdilik kaybolan adn cennetlerini vaat etmiştir) Orada Selam hariç boş bir söz işitmezler, orada sabah akşam onların rızıkları vardır. Bu öyle bir cennettir ki ona, takvalı kullarımızı varis edeceğiz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Orada boş söz işitmezler. Ancak selam (işitirler). Ve orada, sabah akşam kendilerine ait rızıkları vardır.

    Süleyman Ateş

    Orada boş söz değil, yalnız selam işitirler. Orada sabah akşam rızıkları da hazırdır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Orada boş söz dinlemeyeceklerdir. Sadece "Selam dipnot 1 " sözü. Orada onlar için sabah akşam rızıklar vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Selam, Türkçe'de selamet, esenlik ve güvenlik hali demektir. (TDK Sözlük)

    Şaban Britch

    Orada boş söz işitmezler. Ancak selam (işitirler). Ve orada, sabah-akşam kendilerine ait rızıkları vardır.

    Şaban Piriş

    Orada boş söz işitmezler ancak esenlik. Sabah akşam rızıklarını da orada hazır bulurlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Orada boş lakırdı değil, yalnızca "selam" işitirler. Orada kendilerinin sabah, akşam, rızıkları da hazırdır.

  5. Meryem suresi, 63. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meryem suresi, 63. ayet. تِلْكَ ٱلْجَنَّةُ ٱلَّتِى نُورِثُ مِنْ عِبَادِنَا مَن كَانَ تَقِيًّا

    Diyanet İşleri

    İşte bu, kullarımızdan Allah'a karşı gelmekten sakınanlara miras kılacağımız cennettir.

    Mehmet Okuyan

    Kullarımızdan takvâlı (duyarlı) olanları mirasçı kılacağımız cennet işte odur.

    Mustafa İslamoğlu

    Sorumluluk bilincine ermiş olanları mirasçı kılacağımız cennet işte budur.

    Muhammed Esed

    Bize karşı sorumluluk bilinci içinde olan kullarımıza bırakacağımız cennet işte budur.

    Ahmed Hulusi

    İşte kullarımızdan çok korunanları (yalnızca fiillerde değil, düşünsel anlamda korunanları) mirasçı yapacağımız cennet budur!

    Ali Bulaç

    O cennet; biz, kullarımızdan takva sahibi olanları (ona) varisçi kılacağız.

    Ali Özek ve heyeti

    Kullarımızdan, takvâ sahibi kimseleri mirasçı kıldığımız cennet işte budur.

    Ali Rıza Safa

    Sorumluluk bilinci taşıyan kullarımızı kalıtçı yapacağımız cennet, işte böyledir.

    Bayraktar Bayraklı

    Kullarımızdan takva sahibi kimselere verdiğimiz cennet işte budur.

    Edip Yüksel

    Erdemli kullarımıza vereceğimiz bahçe işte budur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Erdemli kullarımıza vereceğimiz cennet işte budur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte kullarımızdan korunup takva sahibi olanları mirasçı yapacağımız cennet odur!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O o Cennettir ki kullarımızdan her kim korunur takıyy ise ona miras kılarız

    Erhan Aktaş

    İşte bu, kullarımızdan takva sahibi olanlara miras olarak vereceğimiz Cennet'tir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İşte bu, kullarımızdan takva sahibi olanlara miras olarak vereceğimiz Cennet'tir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte bu, kullarımızdan takva dipnot 1 sahibi olanlara miras dipnot 2 olarak vereceğimiz Cennet'tir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye almak.
    2. metne dön, dipnot 2
      Takvalı olmanın karşılığında bir hak olarak.

    Gültekin Onan

    O cennet; biz, kullarımızdan takva sahibi olanları (ona) varis kılacağız.

    Hasan Basri Çantay

    O, öyle cennetdir ki biz ona kullarımızdan gerçekden müttakıy olan kişileri vaaris kılacağız.

    İbni Kesir

    İşte bu cennetlere; kullarımızdan takva sahiplerini mirasçı kılacağız.

    Mehmet Alagaş

    (51-63) Kitapta Musa’yı hatırla, Muhakkak ki O saf ve içten biriydi, gönderilmiş nebilerdendi. Tur'un sağ tarafından seslendik. Ona sırlarımızı anlatacak bir yakınlık sağladık. Ona rahmetimizden kardeşi Harun'u nebi olarak hibe ettik. Kitapta İsmail'i hatırla. Muhakkak o sözüne bağlı / vaadine sadık idi, resul ve nebi idi. Yakın çevresine namazı / salatı ve zekâtı emrederdi. Rabbinin yanında hoşnut olunmuş / razı olunmuş biri idi. Kitapta İdris'i hatırla. O sözüne bağlı bir nebiydi. Onu yüce bir mek âna yükselttik. İşte bunlar , Allah'ın üzerlerine nimet verdiği , Adem'in soyundan / zürriyetinden, Nuh'la beraber taşıdığımız ve İbrahim ile Yakub’un / İsrail’in ailelerinden, yola soktuğumuz / hidayet verdiğimiz seçkin kıldığımız nebilerdir, onlara Rahman'ın ayetleri okunduğu zaman secdeye kapanır ve ağlarlardı. Onların ardından gelenlerden öyle birileri geldi ki namazı ziyan ettiler şehvetlerine tabi oldular ileride kuyuya / gayyaya atılacaklar. Vazgeçenler ve Salih amel işleyenler, iman edenler ise işte bunlar, cennete girecekler ve hiçbir şey de zulme uğramayacaklar. Allah'ın kullarına , gaybi olarak vadettiği Cennet , Adn Cennetleridir. Kesinlikle O vaadini yerine getirendir. (Allah'ımız sahipleri için şimdilik kaybolan adn cennetlerini vaat etmiştir) Orada Selam hariç boş bir söz işitmezler, orada sabah akşam onların rızıkları vardır. Bu öyle bir cennettir ki ona, takvalı kullarımızı varis edeceğiz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte kullarımızdan takvâ sahibi olanlara miras olarak vereceğimiz cennet budur.

    Süleyman Ateş

    İşte kullarımızdan, korunanlara vereceğimiz cennet budur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kullarımızdan Allah'tan çekinerek kendilerini koruyanlara vereceğimiz Cennet, işte budur.

    Şaban Britch

    İşte bu cennetlere kullarımızdan takva sahiplerini mirasçı kılacağız.

    Şaban Piriş

    İşte bu cennetlere kullarımızdan takva sahiplerini mirasçı kılacağız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kullarımızdan takva sahibi olanları mirasçı yapacağımız cennet işte budur.

  6. Meryem suresi, 64. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meryem suresi, 64. ayet. وَمَا نَتَنَزَّلُ إِلَّا بِأَمْرِ رَبِّكَ لَهُۥ مَا بَيْنَ أَيْدِينَا وَمَا خَلْفَنَا وَمَا بَيْنَ ذَٰلِكَ وَمَا كَانَ رَبُّكَ نَسِيًّا

    Diyanet İşleri

    (Cebrail, şöyle dedi:) "Biz ancak Rabbinin emriyle ineriz. Önümüzdekiler, arkamızdakiler ve bunlar arasındakiler hep O'nundur. Rabbin unutkan değildir."

    Mehmet Okuyan

    (Melekler) "Biz sadece Rabbinin emri ile ineriz. dipnot 1 Önümüzde, arkamızda ve bunun arasında olan her şey yalnızca O'na (Allah'a) aittir. Rabbin unutkan değildir." (demişlerdi). dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Melekler kendi tercihlerine göre hareket edemezler; Yüce Allah'ın verdiği emirleri harfiyyen uygularlar; kesinlikle herhangi bir eksiklikte bulunamazlar. Benzer mesajlar: En‘âm 6:61; Nahl 16:50; Enbiyâ 21:27; Tahrîm 66:6; Kadir 97:4.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yüce Allah'ın unutmamasıyla ilgili bkz. Tâhâ 20:52.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve (melekler der ki): "Biz yalnızca Rabbinin emriyle ineriz: Hem bize açık olup bilebildiğimiz ya da bu iki durum arasında bulunan her şeyin sahibi O'dur: ve senin Rabbin asla unutacak değildir.

    Muhammed Esed

    Ve (Melekler): "Biz ancak Rabbinin buyruğuyla ineriz" derler, "gözümüzün önünde olan, bizden gizli tutulan ve bu ikisi arasında bulunan her şey O'na aittir. Ve Rabbin asla (hiçbir şeyi) unutmaz.

    Ahmed Hulusi

    Biz sadece Rabbinin hükmüyle tenezzül ederiz (boyutsal geçiş)! Bilgimiz dahilinde olan ve olmayan ve bunların ötesindeki her şey O'na aittir! Rabbin için unutma kavramı geçersizdir!

    Ali Bulaç

    Biz (elçiler) ancak Rabbiniz emriyle ineriz. Önümüzde, ardımızda ve bunlar arasında olan her şey O'nundur. Senin Rabbin kesinlikle unutkan değildir.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz ancak Rabbinin emri ile ineriz. Önümüzde, arkamızda ve bunlar arasında olan her şey O'na aittir. Senin Rabbin unutkan değildir.

    Ali Rıza Safa

    "Efendinin buyruğu olmadıkça inmeyiz. Önümüzde, arkamızda ve bunların arasında olan her şey, O'nun malıdır. Ve Efendin, unutmuş değildir!"

    Bayraktar Bayraklı

    Melekler dediler ki: "Biz ancak Rabbinin emri ile ineriz. Önümüzde, arkamızda ve bunlar arasında olan her şey O'na aittir. Senin Rabbin unutkan değildir."

    Edip Yüksel

    Biz (Melekler) ancak Efendinin emriyle ineriz. Geçmişimiz, geleceğimiz ve ikisi arasında ne varsa O'na aittir. Efendin unutkan değildir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz (melekler) ancak Rabbinin emriyle ineriz. Geçmişimiz, geleceğimiz ve ikisi arasında ne varsa O'na aittir. Rabbin unutkan değildir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de biz (Rabbinin elçileri) Rabbinin emri olmadıkça inemeyiz. Önümüzdeki, ardımızdaki ve bunlar arasındakiler hep O'nundur; Rabbin seni unutmuş da değildir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir de rabbının emri olmayınca biz (rabbının Resulleri) inemeyiz, önümüzdeki ardımızdaki ve bunun arasındaki hep onundur ve rabbın seni unutmuş değildir

    Erhan Aktaş

    Biz, Rabb'inin emri olmaksızın inmeyiz. Önümüzdeki, arkamızdaki dipnot 1 ve bunların arasında olan her şey O'na aittir. Rabb'in unutkan değildir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bildiğimiz bilmediğimiz. Geçmiş ve gelecek şeyler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Biz, Rabb'inin emri olmaksızın inmeyiz. Önümüzdeki, arkamızdaki dipnot 1 ve bunların arasında olan her şey O'na aittir. Rabb'in unutkan değildir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bildiğimiz bilmediğimiz. Geçmiş ve gelecek şeyler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz, Rabb'inin emri olmaksızın inmeyiz. Önümüzdeki, arkamızdaki dipnot 1 ve bunların arasında olan her şey O'na aittir. Rabb'in unutkan değildir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bildiğimiz bilmediğimiz. Geçmiş ve gelecek şeyler.

    Gültekin Onan

    Biz (elçiler) ancak rabbinin buyruğuyla ineriz. Önümüzde, ardımızda ve bunlar arasında olan her şey O'nundur. Senin rabbin kesinlikle unutkan değildir.

    Hasan Basri Çantay

    Biz (elçiler) senin Rabbinin emri olmadıkça inmeyiz. Önümüzde, ardımızda ve ikisinin arasında ne varsa Onundur. Senin Rabbin unutgan değildir.

    İbni Kesir

    Biz, ancak Rabbının emri ile ineriz. Önümüzde, arkamızda ve bu ikisi arasındaki her şey, O'nundur. Ve Rabbın unutkan değildir.

    Mehmet Alagaş

    (64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 76, 76) Bizler ancak Allah'ın emri için ineriz. İlerimizde / önümüzde ve gerimizde / ardımızda ve bu ikisi arasında olanlar onundur. Rabbim unutan / unutkan değildir . Göklerin ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin rabbidir. Ona ibadet et, ona ibadette sebat et. Ona bir adaş / isimdaş hiç biliyor musun? insan diyor ki; ben öldüğüm vakit ileride diri olarak gerçekten çıkarılacak mıyım? İnsan düşünmüyor mu ki önceden o hiçbir şey değilken biz onu yarattık. Senin Rabbin kesinlikle onları ve şeytanları toplayacak sonra onları cehennemin etrafında dizüstü çökmüş vaziyette girişe hazır hale getirecek. Sonra her bir gruptan Rahman ’a karşı en şiddetli küstahları çekip çıkaracağız. Onlardan oraya atılmaya en layık olanları elbette biz biliriz. Sizden hiç kimse yok ki oraya varacak olmasın / uğramasın. Bu Rab binin önceden belirlediği ve gerçekleşecek bir zorunluluktur. Sonra sakınanları kurtaracağız ve zalimler orada dizüstü çökmüş halde kalmaya devam edecekler. Ayetlerimiz onlara apaçıkça okunduğu vakit, kafirler iman edenlere dedi ki; makam ve güzel bir itibar olarak her iki bölükten hangisi hayırlıdır? Onlardan önce nice nesilleri helak ettik, ki onlar eşyaca ve görünüşçe daha güzellerdi. De ki sapmış kimsenin süresini Rahman istediği kadar uzatsın, onlar kendilerine vaad edilen azabı yahut kıyamet saatini görünce, işte o zaman, kimin mekânı kötü, kimin ordusu zayıf bilecekler. Allah doğru yola soktuklarına olan rehberliğini artırır / ziyadeleştirir, kalıcı olan / baki kalan onarıcı işlerdir / salih ameldir. Rabbinin yanında sevapça da hayırlıdır, akıbetçe de hayırlıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz ancak Rabbinin emriyle ineriz. Önümüzdeki, arkamızdaki ve bunların arasındaki her şey O’na aittir. Rabbin unutmuş değildir.

    Süleyman Ateş

    Biz ancak Rabbinin emriyle ineriz. Önümüzde, arkamızda ve bunlar arasında olan herşey O'na aittir. Rabbin, asla unutkan değildir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biz, Rabbinin emri olmadan inmeyiz. Önümüzde, arkamızda ve ikisinin arasında ne varsa hepsi O'nundur. Senin Rabbin unutkan değildir.

    Şaban Britch

    Biz (Melekler), ancak Rabbinin emri ile ineriz. Önümüzdeki, arkamızdaki ve bunların arasındaki her şey O’na aittir. Rabbin unutmuş değildir.

    Şaban Piriş

    Biz, ancak Rabbinin emri ile ineriz. Önümüzdeki, arkamızdaki ve bunların arasındaki her şey O'na aittir. Rabbin unutmuş değildir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz sadece Rabbinin emrini indiririz/biz ancak Rabbinin emriyle ineriz. Önümüzdeki, arkamızdaki ve bunlar arasındaki herşey O'nundur. Rabbin asla unutkan değildir.

  7. Meryem suresi, 65. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meryem suresi, 65. ayet. رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا فَٱعْبُدْهُ وَٱصْطَبِرْ لِعِبَٰدَتِهِۦ هَلْ تَعْلَمُ لَهُۥ سَمِيًّا

    Diyanet İşleri

    (Allah) göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir. Şu halde, O'na ibadet et ve O'na ibadet etmede sabırlı ol. Hiç, O'nun adını taşıyan bir başkasını biliyor musun?

    Mehmet Okuyan

    Göklerin, yerin ve ikisi arasındaki şeylerin Rabbi olan (Allah)'a kulluk et! O'na kullukta sabırlı (kararlı) ol! O'nun herhangi bir adaşı (benzeri) olduğunu mu biliyorsun! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet En‘âm 6:14, Mü'minûn 23:88, Şûrâ 42:11 ve İhlâs 112:4. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    O, göklerin yerin ve bunlar arasındakilerin Rabbidir: O halde yalnız O'na kulluk et ve O'na kulluk ederken dirençli ve sebatlı ol! Hem, adı O'nunla birlikte anılmaya değer başka biri mi var?

    Muhammed Esed

    Göklerin ve yerin Rabbi(dir O), ve bunların arasında var olan her şeyin! Öyleyse, yalnızca O'na kulluk et ve O'na kullukta devamlı ve sebatlı ol! Hiç, ismi O'nunla birlikte anılmaya değer bir başkasını tanıyor musun?"

    Ahmed Hulusi

    Semaların, arzın ve ikisi arasında olanların Rabbidir. . . O halde O'na kulluğunu fark et ve O'nun ibadetine sebat et. . . O gibisini duyup bildin mi hiç?

    Ali Bulaç

    Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin Rabbidir; şu halde O'na ibadet et ve O'na ibadette kararlı ol. Hiç O'nun adaşı olan birini biliyor musun?

    Ali Özek ve heyeti

    (O) göklerin, yerin ve ikisi arasındaki şeylerin Rabbidir. Şu halde O'na kulluk et; O’na kulluk etmek için sabırlı ve metânetli ol. O'nun bir adaşı (benzeri) olduğunu biliyor musun? (Asla benzeri yoktur).

    Ali Rıza Safa

    "Göklerin, Yeryüzünün ve İkisi Arasındakilerin Efendisidir. O'na hizmet et ve O'na hizmet etmeye dirençli olarak devam et. O'nun İsmiyle isimlendirilen birisini biliyor musun?" dipnot 243

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 243
      "O'nun İsmiyle isimlendirilen birisini biliyor musun?" uyarısına karşın, Allah'ın, Kur'an'da bildirilen isimleri, Esma-i nebi –Peygamberin isimleri– başlığı altında Muhammed peygambere de yakıştırılmıştır. Sözde din kitaplarında, her peygamberin kişiliğinde, Allah'ın bir isminin; Muhammed peygamberin kişiliğinde ise Allah'ın tüm isimlerinin yer aldığı yalanı uydurulmuştur. İlahi Rahmet Muhammed ismiyle Türkçeye çevrilen bir kitapta, Üstün, Bilen, Düzeltip İyileştiren, Eliaçık, Merhametli gibi, Allah'ın, Kur'an'da bildirilen isimlerinin, Muhammed peygamberin de isimleri olduğu yazılıdır. Oysa "En güzel isimler, Allah'a özgüdür." buyruğu Kur'an'ın dört ayetinde bildirilmiş ve Allah'ın isimleri hakkında gerçeği çarpıtanların cezalandırılacağı uyarısı yapılmıştır. Allah'ın isimlerini, O'nun elçilerine yakıştırarak iftira edenler, bunun hesabını Yargı Günü'nde vereceklerdir.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah, göklerin, yerin ve ikisi arasındaki her şeyin Rabbidir. Şu halde O'na kulluk et; O'na kulluk etmek için sabırlı olunuz. O'nun bir benzeri olduğunu biliyor musun?

    Edip Yüksel

    Göklerin, yerin ve bunlar arasında bulunanların Efendisidir. O'na hizmet et ve O'na olan kulluğunda dirençli ol. O'na benzer birini biliyor musun?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Göklerin, yerin ve bunlar arasında bulunanların Rabbidir. O'na kulluk et ve O'na olan kulluğunda dirençli ol. O'na benzer birini biliyor musun?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O, bütün göklerin, yerin ve aralarındakilerin Rabbidir; o halde O'na ibadet et ve ibadetine sebatla sabret. Hiç sen O'na bir adaş bilir misin?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O bütün Semavat-ü Arzın ve aralarındakilerin rabbı, binaenaleyh ona ıbadet et ve ıbadetine sebatle sabreyle, hiç sen ona bir adaş bilir misin?

    Erhan Aktaş

    Göklerin, yerin ve ikisinin arasındakilerin Rabb'idir. Öyle ise yalnızca O'na kul ol ve kulluğunda sabırlı ol. İsmi O'nunla anılmaya değer bir başkasını biliyor musun?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Göklerin, yerin ve ikisinin arasındakilerin Rabb'idir. Öyle ise yalnızca O'na kul ol ve kulluğunda sabırlı ol. İsmi O'nunla anılmaya değer bir başkasını biliyor musun?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Göklerin, yerin ve ikisinin arasındakilerin Rabb'idir. Öyle ise yalnızca O'na kul ol ve kulluğunda sabırlı ol. İsmi O'nunla anılmaya değer bir başkasını biliyor musun?

    Gültekin Onan

    Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin rabbidir; şu halde O'na ibadet et ve O'na ibadetle kararlı ol. Hiç O'nun adaşı olan birini biliyor musun?

    Hasan Basri Çantay

    (O), göklerin, yerin ve onların arasında bulunan şeylerin Rabbidir. O halde sen Ona kulluk et ve kulluğunda da iyice sebat et. Onun bir adaşı olduğunu bilir misin? (Hayır, yokdur).

    İbni Kesir

    Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbıdır. O halde O'na ibadet et ve bu ibadetinde devamlı ol. Sen, hiç O'nun için bir adaş bilir misin?

    Mehmet Alagaş

    (64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 76, 76) Bizler ancak Allah'ın emri için ineriz. İlerimizde / önümüzde ve gerimizde / ardımızda ve bu ikisi arasında olanlar onundur. Rabbim unutan / unutkan değildir . Göklerin ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin rabbidir. Ona ibadet et, ona ibadette sebat et. Ona bir adaş / isimdaş hiç biliyor musun? insan diyor ki; ben öldüğüm vakit ileride diri olarak gerçekten çıkarılacak mıyım? İnsan düşünmüyor mu ki önceden o hiçbir şey değilken biz onu yarattık. Senin Rabbin kesinlikle onları ve şeytanları toplayacak sonra onları cehennemin etrafında dizüstü çökmüş vaziyette girişe hazır hale getirecek. Sonra her bir gruptan Rahman ’a karşı en şiddetli küstahları çekip çıkaracağız. Onlardan oraya atılmaya en layık olanları elbette biz biliriz. Sizden hiç kimse yok ki oraya varacak olmasın / uğramasın. Bu Rab binin önceden belirlediği ve gerçekleşecek bir zorunluluktur. Sonra sakınanları kurtaracağız ve zalimler orada dizüstü çökmüş halde kalmaya devam edecekler. Ayetlerimiz onlara apaçıkça okunduğu vakit, kafirler iman edenlere dedi ki; makam ve güzel bir itibar olarak her iki bölükten hangisi hayırlıdır? Onlardan önce nice nesilleri helak ettik, ki onlar eşyaca ve görünüşçe daha güzellerdi. De ki sapmış kimsenin süresini Rahman istediği kadar uzatsın, onlar kendilerine vaad edilen azabı yahut kıyamet saatini görünce, işte o zaman, kimin mekânı kötü, kimin ordusu zayıf bilecekler. Allah doğru yola soktuklarına olan rehberliğini artırır / ziyadeleştirir, kalıcı olan / baki kalan onarıcı işlerdir / salih ameldir. Rabbinin yanında sevapça da hayırlıdır, akıbetçe de hayırlıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O; göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. O halde sadece O’na ibadet et ve ibadet etmede sabırlı, sebatkâr ol. O’nun hiç adaşının/benzerinin olduğunu biliyor musun?

    Süleyman Ateş

    (O), göklerin, yerin ve bunlar arasında bulunan şeylerin Rabbidir. O'na kulluk et ve O'na kullukta sabret. Hiç O'nun adıyla anılan birini biliyor musun?

    Süleymaniye Vakfı

    O, göklerin, yerin ve onların arasında olan her şeyin Rabbidir /Sahibidir. Öyleyse sen ona kulluk et ve kullukta sebat dipnot 1 et! Onun özelliklerine sahip dipnot 2 başka birini biliyor musun dipnot 3 ?"

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kullukta sebat, her koşulda ve ölene kadar kulluğu sürdürmeyi ifade eder (Hicr 15/99).
    2. metne dön, dipnot 2
      Burada geçen "semiy (سَمِيًّ)" aynı ismi taşıyan anlamındadır. Arapçada isim, bir şeyi tanımlayan, neye yaradığını gösteren ve akılda tutmaya yarayan sözdür (Müfredat). "Allah'ın özellikleri" diye meal vermemizin sebebi budur.
    3. metne dön, dipnot 3

    Şaban Britch

    O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. O halde sadece O’na ibadet ve ibadet etmede sabırlı, sebatkâr ol. O’nun hiç adaşının/benzerinin olduğunu biliyor musun?

    Şaban Piriş

    O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. O halde O'na kulluk et ve bu kulluğunda devamlı ol! O'nun hiç adaşının olduğunu biliyor musun?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Göklerin, yerin ve bunlar arasındaki şeylerin Rabbidir o. O'na kulluk/ibadet et ve O'na ibadette sabırlı ol. O'na adaş olacak birini biliyor musun?

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.