Diyanet İşleri
Ayetlerimiz kendilerine apaçık bir şekilde okunduğu zaman, inkar edenler, inananlara, "İki topluluktan hangisinin bulunduğu yer daha hayırlı meclis ve mahfili daha güzeldir?" dediler.
Meryem suresi · 73–82. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Meryem suresi, 73. ayet. وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتُنَا بَيِّنَٰتٍ قَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَىُّ ٱلْفَرِيقَيْنِ خَيْرٌ مَّقَامًا وَأَحْسَنُ نَدِيًّا
Ayetlerimiz kendilerine apaçık bir şekilde okunduğu zaman, inkar edenler, inananlara, "İki topluluktan hangisinin bulunduğu yer daha hayırlı meclis ve mahfili daha güzeldir?" dediler.
Kendilerine ayetlerimiz açıkça tilavet edildiği (okunup aktarıldığı) zaman, kâfir olanlar iman edenlere "İki gruptan hangisinin konumu daha iyidir ve meclis (topluluk) olarak hangisi daha güzeldir?" derlerdi.
Ne ki, hakikatin apaçık belgeleri olan ayetlerimiz ne zaman kendilerine ulaştırılsa, küfürde ısrar edenler imanda sebat edenlere şöyle sorarlar: "Bu iki guruptan hangisi konumca daha üstün ve hangisi daha hatırlı bir çevreye mensupmuş?!
Hal böyleyken, ne zaman ayetlerimiz bütün açıklığıyla kendilerine ulaştırılsa, hakkı inkara şartlanmış olan kimseler imana erişenlere: "(Bu) iki insan topluluğundan konum olarak hangisi daha üstün ve güçlü, topluluk olarak hangisi daha iyi/daha seçkindir?" diye sorup dururlar.
Onlara delillerimiz açık açık okunup bildirildiğinde, hakikat bilgisini inkar edenler, iman edenlere: "İki fırkanın hangisi makam itibarıyla daha hayırlı ve meclisi daha iyidir?" dedi.
Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğunda, o inkar edenler, iman edenlere derler ki: "İki gruptan hangisi, makam bakımından daha iyi, topluluk bakımından daha güzeldir?"
Kendilerine âyetlerimiz ayan beyan okunduğu zaman inkâr edenler, iman edenlere: İki topluluktan hangisinin (hangimizin) mevki ve makamı daha iyi, meclis ve topluluğu daha güzeldir? dediler.
Oysa ayetlerimiz onlara açık kanıtlarla okunduğunda, nankörlük edenler, inananlara, şöyle derler: "İki topluluktan hangisi, konum yönünden daha iyi ve topluluk yönünden daha güzeldir?"
Onlara ayetlerimiz apaçık okunduğu zaman, inkar edenler inananlara, "Hangi grubun makamı daha iyi ve yeri daha güzeldir?" dediler.
Kendilerine ayetlerimiz apaçık olarak okunduğu zaman inkar edenler iman edenlere, "Hangimiz daha güçlü ve hangimiz sayısal üstünlüğe sahiptir?" derler.
Kendilerine ayetlerimiz apaçık olarak okunduğu zaman inkar edenler inananlara, 'Hangimiz daha gönençli ve hangimiz sayısal üstünlüğe sahiptir,' derler.
Ayetlerimiz kendilerine açık açık tecvidli okunduğu zaman da o küfredenler iman edenlere: "Bu iki topluluktan hangisi makamca daha iyi ve meclis olarak daha güzel?" dediler.
Ayetlerimiz kendilerine açık açık tecvid üzere okunduğu vakıt da o küfredenler dediler ki iyman edenlere: "bu iki ferikin hangisi makamca daha iyi ve meclis-ü mahfilce daha güzel?"
Açıklayıcı kanıt içeren ayetlerimiz onlara okunduğu zaman, dipnot 1 Kafirler, İman Edenler'e; "İki gruptan dipnot 2 hangisi konumu itibariyle daha hayırlı, çevresi bakımından daha itibarlıdır?" dediler.
Açıklayıcı kanıt içeren ayetlerimiz onlara okunduğu zaman dipnot 1 , Kafirler, iman edenlere; "İki gruptan dipnot 2 hangisi konumu itibariyle daha hayırlı, çevresi bakımından daha itibarlıdır?" dediler.
Açıklayıcı kanıt içeren ayetlerimiz onlara iletildiği zaman dipnot 1 , gerçeği yalanlayan nankörler, iman edenlere; "İki gruptan dipnot 2 hangisi konumu itibariyle daha iyi, çevresi bakımından daha itibarlıdır?" dediler.
Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğunda, o küfredenler, inananlara derler ki: "İki gruptan hangisi, makam bakımından daha iyi, topluluk bakımından daha güzeldir?"
Kendilerine açık açık ayetlerimiz okunduğu zaman küfr (-ü inkar) eden o adamlar mü'minlere: "İki zümreden hangisi ikaametgah i'tibariyle daha hayırlı, meclis ve topluluk bakımından daha güzeldir?" dediler.
Ayetlerimiz kendilerine açıkça okunduğu zaman; küfreden o adamlar mü'minlere: Bu iki takım insanın hangisinin makamı daha iyi ve yeri daha güzeldir? derler.
(64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 76, 76) Bizler ancak Allah'ın emri için ineriz. İlerimizde / önümüzde ve gerimizde / ardımızda ve bu ikisi arasında olanlar onundur. Rabbim unutan / unutkan değildir . Göklerin ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin rabbidir. Ona ibadet et, ona ibadette sebat et. Ona bir adaş / isimdaş hiç biliyor musun? insan diyor ki; ben öldüğüm vakit ileride diri olarak gerçekten çıkarılacak mıyım? İnsan düşünmüyor mu ki önceden o hiçbir şey değilken biz onu yarattık. Senin Rabbin kesinlikle onları ve şeytanları toplayacak sonra onları cehennemin etrafında dizüstü çökmüş vaziyette girişe hazır hale getirecek. Sonra her bir gruptan Rahman ’a karşı en şiddetli küstahları çekip çıkaracağız. Onlardan oraya atılmaya en layık olanları elbette biz biliriz. Sizden hiç kimse yok ki oraya varacak olmasın / uğramasın. Bu Rab binin önceden belirlediği ve gerçekleşecek bir zorunluluktur. Sonra sakınanları kurtaracağız ve zalimler orada dizüstü çökmüş halde kalmaya devam edecekler. Ayetlerimiz onlara apaçıkça okunduğu vakit, kafirler iman edenlere dedi ki; makam ve güzel bir itibar olarak her iki bölükten hangisi hayırlıdır? Onlardan önce nice nesilleri helak ettik, ki onlar eşyaca ve görünüşçe daha güzellerdi. De ki sapmış kimsenin süresini Rahman istediği kadar uzatsın, onlar kendilerine vaad edilen azabı yahut kıyamet saatini görünce, işte o zaman, kimin mekânı kötü, kimin ordusu zayıf bilecekler. Allah doğru yola soktuklarına olan rehberliğini artırır / ziyadeleştirir, kalıcı olan / baki kalan onarıcı işlerdir / salih ameldir. Rabbinin yanında sevapça da hayırlıdır, akıbetçe de hayırlıdır.
Ayetlerimiz kendilerine apaçık bir şekilde okunduğu zaman, kâfir olanlar, iman edenlere; "İki gruptan hangisi makam bakımından daha iyi ve topluluk bakımından daha güzeldir?" dediler.
Onlara açık açık ayetlerimiz okunduğu zaman, inkar edenler, inananlar için "İki topluluktan hangisinin makamı daha hayırlı, meclisi (mevkii) daha güzeldir?" derler.
Onlara ayetlerimiz, birbirini açıklayacak şekilde bağlantılarıyla dipnot 1 okununca kafirlik edenler, müminlere şöyle derlerdi: "(Bizden ve sizden) bu iki kesimden hangisinin konumu daha iyi ve sosyal çevresi daha güzeldir!"
Kendilerine, birbirini açıklayan ayetlerimiz okununca bu kafirler müminlere şöyle derlerdi: "Bu iki kesimden hangisinin konumu daha iyi, çevresi daha etkindir. (Biz mi,onlar mı?)"
Ayetlerimiz kendilerine apaçık bir şekilde okununca, kâfir olanlar iman edenlere: Bu iki gruptan hangisinin makamca daha hayırlıdır, meclisçe daha güzeldir? dediler.
Ayetlerimiz kendilerine okununca, kafir olanlar iman edenlere: -Bu iki gruptan hangisinin makamı daha iyi ve yeri daha güzeldir? dediler.
Onlara ayetlerimiz açık seçik okunduğunda, inkar edenler inananlara şöyle derler: "İki zümreden hangisi makamca daha üstün, meclisçe daha güzel?"
Meryem suresi, 74. ayet. وَكَمْ أَهْلَكْنَا قَبْلَهُم مِّن قَرْنٍ هُمْ أَحْسَنُ أَثَٰثًا وَرِءْيًا
Biz onlardan önce, mal mülk ve görünümü daha güzel olan nice nesilleri helak ettik.
(Oysa) kendilerinden önce güç ve gösteriş bakımından daha güzel olan nice nesilleri helak etmiştik.
Halbuki Biz onlardan önce de nice uygarlıkları helake uğrattık; onlar varlık ve görkem açısından daha öndeydiler.
Oysa, Biz onlardan önce gelip geçen nice kuşakları helak ettik; öyle ki, onlar dünyevi güç ve dış görünüş olarak berikilerden daha üstündüler!
Onlardan önce, nice nesilleri helak ettik ki, onlar zenginlik ve görünüş itibarıyla daha iyiydiler.
Onlardan önce nice insan nesillerini yıkıma uğrattık, onlar mal (giyim, kuşam ve tefriş) bakımından da, gösteriş bakımından da daha güzeldiler.
Onlardan önce de, eşya ve görünüş bakımından daha güzel olan nice nesiller helâk ettik.
Onlardan önceki, mal ve gösteriş yönünden daha güzel nice kuşakları yıkıma uğrattık.
Oysa, biz onlardan önce gelip geçen, onlardan daha güçlü ve dış görünüş olarak onlardan daha üstün olan nice nesilleri helak ettik.
Onlardan önce, daha varlıklı ve daha gösterişli nice nesilleri yok ettik.
Onlardan önce, daha varlıklı ve daha gösterişli nice nesilleri yok ettik.
Oysa Biz, kendilerinden önce mal ve görünüm bakımından daha güzel nice kuşakları helak etmişiz.
Halbuki biz kendilerinden evvel meta' ve manzaraca daha güzel nice karınlar helak etmişiz
Oysa onlardan önce, mal ve gösterişçe daha iyi olan nice nesilleri yok ettik.
Oysa onlardan önce, mal ve gösterişçe daha iyi olan nice nesilleri yok ettik.
Oysa onlardan önce, mal ve gösterişçe daha iyi olan nice nesilleri yok ettik.
Onlardan önce nice insan nesillerini yıkıma uğrattık, onlar mal (giyim kuşam ve tefriş) bakımından da, gösteriş bakımından da daha güzeldiler.
Biz onlardan evvel nice asır (lar halkını) helak etdik ki onlar mal ve meta'ca da, gösterişce de daha güzeldiler.
Onlardan önce nice nesilleri yok ettik ki, varlıkça ve gösterişçe bunlardan çok daha üstündüler.
(64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 76, 76) Bizler ancak Allah'ın emri için ineriz. İlerimizde / önümüzde ve gerimizde / ardımızda ve bu ikisi arasında olanlar onundur. Rabbim unutan / unutkan değildir . Göklerin ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin rabbidir. Ona ibadet et, ona ibadette sebat et. Ona bir adaş / isimdaş hiç biliyor musun? insan diyor ki; ben öldüğüm vakit ileride diri olarak gerçekten çıkarılacak mıyım? İnsan düşünmüyor mu ki önceden o hiçbir şey değilken biz onu yarattık. Senin Rabbin kesinlikle onları ve şeytanları toplayacak sonra onları cehennemin etrafında dizüstü çökmüş vaziyette girişe hazır hale getirecek. Sonra her bir gruptan Rahman ’a karşı en şiddetli küstahları çekip çıkaracağız. Onlardan oraya atılmaya en layık olanları elbette biz biliriz. Sizden hiç kimse yok ki oraya varacak olmasın / uğramasın. Bu Rab binin önceden belirlediği ve gerçekleşecek bir zorunluluktur. Sonra sakınanları kurtaracağız ve zalimler orada dizüstü çökmüş halde kalmaya devam edecekler. Ayetlerimiz onlara apaçıkça okunduğu vakit, kafirler iman edenlere dedi ki; makam ve güzel bir itibar olarak her iki bölükten hangisi hayırlıdır? Onlardan önce nice nesilleri helak ettik, ki onlar eşyaca ve görünüşçe daha güzellerdi. De ki sapmış kimsenin süresini Rahman istediği kadar uzatsın, onlar kendilerine vaad edilen azabı yahut kıyamet saatini görünce, işte o zaman, kimin mekânı kötü, kimin ordusu zayıf bilecekler. Allah doğru yola soktuklarına olan rehberliğini artırır / ziyadeleştirir, kalıcı olan / baki kalan onarıcı işlerdir / salih ameldir. Rabbinin yanında sevapça da hayırlıdır, akıbetçe de hayırlıdır.
Biz onlardan önce mal, mülk ve görünüm bakımından daha güzel olan nice nesilleri helâk ettik.
Onlardan önce nice nesiller helak ettik ki onlar eşyaca ve gösterişce daha güzeldi.
Halbuki kendilerinden önce nice nesilleri yok etmiştik, onların malı, mülkü ve görünüşleri daha güzel idi dipnot 1 .
(Halbuki) Kendilerinden önce nice nesilleri etkisizleştirmiştik, onların evi barkı daha düzgün, görüntüleri daha iyi idi.
Onlardan önce nice nesilleri helak etmiştik, onların malları ve görünüşleri daha güzeldi.
Onlardan önce nice nesilleri helak etmiştik, onların malları ve görünüşleri daha güzeldi.
Onlardan önce nice kuşaklar helak ettik ki, malca ve manzaraca daha alımlıydılar.
Meryem suresi, 75. ayet. قُلْ مَن كَانَ فِى ٱلضَّلَٰلَةِ فَلْيَمْدُدْ لَهُ ٱلرَّحْمَٰنُ مَدًّا حَتَّىٰٓ إِذَا رَأَوْا۟ مَا يُوعَدُونَ إِمَّا ٱلْعَذَابَ وَإِمَّا ٱلسَّاعَةَ فَسَيَعْلَمُونَ مَنْ هُوَ شَرٌّ مَّكَانًا وَأَضْعَفُ جُندًا
(Ey Muhammed!) De ki: "Kim sapıklık içinde ise Rahman onlara, istenildiği kadar süre versin! Nihayet kendilerine vaad olunan azabı, ya da kıyameti gördüklerinde kimin yeri daha kötüymüş, kimin taraftarları daha zayıfmış bilecekler.
(Onlara) de ki: "Rahmân, sapkınlıkta olanın (süresini) uzatsın (ne çıkar)! Sonunda ya (dünyadaki) azabı ya da o (Son) Saat'i gördükleri zaman, kimin konumunun daha kötü ve ordusunun daha güçsüz olduğunu anlayacaklardır."
De ki: "Sapıklığın içine dalan kim olursa olsun; O rahmet kaynağı onun süresini uzattıkça uzatsın! Taki kendilerinin tehdit edildikleri şeyi -ister (bu dünya) azabı olsun, ister Son Saat olsun- görünceye kadar... İşte o zaman, kimin konumca daha kötü ve ordu bakımından daha zayıf olduğunu öğrenecekler.
De ki: "Kim ki sapıklık içinde yaşıyorsa, sınırsız rahmet Sahibi onun ömrünü, yaşama imkanını çekip uzatabilir!" (Ve bırak ne söyleyeceklerse söylesinler,) ta ki, önceden uyarıldıkları (bu dünyadaki) azabı, ya da Son Saat(in gelip çatmasını) görünceye kadar: Çünkü o zaman (bu iki insan topluluğundan) varılacak yer olarak hangisinin daha kötü, destek ve dayanak olarak hangisinin daha zayıf olduğunu anlayacaklar.
De ki: "Kim dalalette ise, Rahman ona mühletini uzatsın! Nihayet kendilerine vadolunanı -azabı veya o saati (ölümü veya kıyametin kopuşunu)- görecekleri zaman, kim daha şerrli ve ordusu itibarıyla kim daha zayıf, anlayacaklar!"
De ki: "Kim sapıklık içindeyse, Rahman (olan Allah), ona süre tanıdıkça tanır; kendilerine va'dedileni -ya azabı veya kıyamet saatini- gördükleri zaman artık kimin yeri (makam, mevki) daha kötü, kimin askeri gücü daha zayıfmış, öğreneceklerdir.
(Ey Muhammed!) De ki: "Sapıklık içinde olan bir kimseye, Rahman, belirli bir süre tanısa bile, kendilerine vadolunanı ya azâp, ya da kıyamet olarak gördükleri zaman, kimin yerinin daha kötü ve kimin taraftarının daha zayıf olduğunu öğreneceklerdir."
De ki: "Kim sapkınlık içindeyse, onlara sözü verileni veya evrenlerin sonunu görünceye dek, Bağışlayan, onun zamanını uzatarak süre verir!" Artık, kimin yerinin daha kötü ve yardımcılarının daha güçsüz olduğunu yakında öğrenecekler.
De ki: "Kim sapıklık içinde ise, Rahman ona uzun bir süre tanısın. Sonunda onlar uyarıldıkları azabı veya kıyamet saatini görünce, o zaman kimlerin yerinin daha kötü ve taraftarlarının daha zayıf olduğunu öğreneceklerdir."
De ki: "Sapıklığa dalanlara Rahman bir süre verir. Cezayı veya o anı görünceye kadar... Kötü yere ve zayıf orduya kimin sahip olduğunu öğrenecekler."
De ki, 'Sapıklığa dalanlara Rahman bir süre verir. Cezayı veya dünyanın sonunu görünceye kadar... Kötü yere ve zayıf orduya kimin sahip olduğunu öğrenecekler.'
De ki: "Kim sapıklık içinde ise, çok esirgeyici Allah, ona istediği kadar mühlet versin; nihayet va'dolundukları şeyi, ya azabı yada kıyameti gördükleri zaman kimin mevkisinin daha kötü ve iradesinin daha zayıf olduğunu bilecekler.
De ki: kim dalalette ise rahman onun istediği kadar meddini uzatsın, nihayet va'dolunacak şeyi gördükleri vakıt: ya azab veya saat, o zaman bilecekler ki kimmiş o mevkıı daha fena ve iradesi daha zaıyf?
De ki: "Kim sapkınlıkta ise, Rahman, ona vaat edilen şeyi; azabı veya Sa'at'i görecekleri zamana kadar, zamanı uzatarak süre tanır. Böylece kimin yerce daha kötü ve taraftarca daha zayıf olduğunu yakında bilecekler."
De ki: "Kim sapkınlıkta ise, Rahman, ona vaat edilen şeyi; azabı veya Sa'at'i görecekleri zamana kadar, zamanı uzatarak süre tanır. Böylece kimin yerce daha kötü ve taraftarca daha zayıf olduğunu yakında bilecekler."
De ki: "Kim sapkınlıkta ise, Rahman, ona vaat edilen şeyi; azabı veya saati görecekleri zamana kadar, zamanı uzatarak süre tanır. Böylece kimin yerce daha kötü ve taraftarca daha zayıf olduğunu yakında bilecekler.
De ki: "Kim sapıklık içindeyse, Rahman, ona süre tanıdıkça tanır; kendilerine vaadedileni -ya azabı veya kıyamet saatini- gördükleri zaman artık kimin yeri (makam, mevki) daha kötü, kimin askeri gücü daha zayıfmış, öğreneceklerdir.
De ki: "Kim sapıklık içinde ise çok esirgeyici (Allah), onu (n dünyalığını ve ipini) uzatdıkca uzatır. Nihayet va'd olunageldikleri şeyleri — ya azabı, yahud kıyameti — gördükleri zaman artık kimin yeri daha kötü, kimin cemaati (ve yardımcıları) daha zaif imiş, bileceklerdir.
De ki: Rahman; sapıklıkta olanın günlerinin uzunluğunu uzattıkça uzatır. Nihayet tehdit edildikleri azabı veya kıyamet gününü gördükleri zaman; kimin yerinin daha kötü ve taraftarlarının daha güçsüz olduğunu bileceklerdir.
Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.
De ki: “Kim sapıklıkta ise Rahman ona verdiği mühleti uzattıkça uzatır. Nihayet kendilerine vaat olunanı, ya azabı yahut kıyameti göreceklerinde hangisinin makamca daha kötü ve askerce daha zayıf olduğunu bileceklerdir."
De ki: "Kim sapıklık içinde ise Rahman ona süre versin (ne çıkar). Nihayet va'dedildiklerini -azabı veya (Duruşma) sa'ati(ni)- gördükleri zaman, kimin yerce daha kötü ve adamca daha zayıf olduğunu bileceklerdir.
De ki: "Kim sapıklık içinde ise Rahman ona ne kadar fırsat verirse versin (ellerine bir şey geçmez) dipnot 1 ! Sonunda tehdit edildikleri azabı ya da tekrar dirilip kalkış saatini gördüklerinde, kimin yerinin daha kötü ve destekçisinin daha zayıf olduğunu öğrenecekler.
De ki "Kim sapıklık içindeyse varsın Rahman onun süresini uzatsın. Nasıl olsa tehdit edildikleri azabı, ya da kıyamet saatini görünce kimin yerinin daha kötü, kimin arkasının daha zayıf olduğunu öğreneceklerdir."
De ki: Rahman, sapıklıkta olan kimseye arttırdıkça artırır. Sonunda vaat olundukları (ya dünya) azabı veya kıyameti gördükleri zaman kimin yerinin daha kötü, kimin ordusunun daha zayıf olduğunu bileceklerdir.
De ki: -Rahman, sapıklıkta olan kimseye arttırdıkça artırır. Sonunda vaat olundukları azabı veya kıyameti gördükleri zaman kimin yerinin daha kötü, kimin ordusunun daha zayıf olduğunu bileceklerdir.
De ki: "Her kim sapıklıkta ise Rahman ona iyice süre versin. Nihayet, kendilerine vaat edileni, azabı veya kıyametin kopuşunu gördüklerinde mekanca daha kötü, taraflarca daha zayıf olanın kim olduğunu bilecekler."
Meryem suresi, 76. ayet. وَيَزِيدُ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ٱهْتَدَوْا۟ هُدًى وَٱلْبَٰقِيَٰتُ ٱلصَّٰلِحَٰتُ خَيْرٌ عِندَ رَبِّكَ ثَوَابًا وَخَيْرٌ مَّرَدًّا
Allah, doğruya erenlerin hidayetini artırır. Kalıcı salih ameller, Rabbinin katında sevap bakımından da daha hayırlıdır, sonuç itibari ile de.
Allah hidayete erenlerin hidayetini artırır. dipnot 1 İyi davranışlardan oluşan kalıcı işler Rabbinin katında hem ödül bakımından hayırlı olandır hem de varacağı yer bakımından hayırlı olandır. dipnot 2
Öte yandan Allah, doğru yola yönelen kimseleri doğru yolda sebatlı kılar; ve (insanoğlunun) verimli ve kalıcı ürünleri olan erdemli ve yararlı davranışları, senin Rabbinin katında hem değer olarak daha iyi, hem de kazanç olarak daha üstündür.
Allah doğru yolu seçenleri daha derin bir doğru yol bilinci ile destekler; ve kalıcı mahsullere dönüşen dürüst ve erdemli davranışlar Rabbinin katında karşılık olarak (dünyevi kazançlardan) daha değerli ve sonuçları itibariyle daha verimlidir.
Allah doğru yolda olanların hakikat bilgisini arttırır! İmanın gereği fiillerin getirileri Rabbinin indinde hem sevap olarak hem de sonucu itibarıyla, daha hayırlıdır.
Allah, hidayet bulanlara hidayeti arttırır. Sürekli olan salih davranışlar, Rabbinin katında sevap bakımından daha hayırlı, varılacak sonuç bakımından da daha hayırlıdır.
Oysa doğru yolda olanların hidayetini Allah daha da artıracaktır. Sevabı kalacak olan iyi ameller, Rabbın katında sevâb yönünden daha hayırlıdır; netice olarak da daha iyidir.
Allah, doğru yolu seçenlerin, doğru yola erişmelerine destek verir. Sürekli olan erdemli edimler, Efendinin katında, karşılık olarak daha iyidir; sonuç olarak da daha iyidir.
Allah, doğru yolda gidenlerin hidayetini arttırır. Kalıcı olan iyi işler, Rabbinin katında hem ödül bakımından daha iyi, hem de sonuç olarak daha hayırlıdır.
ALLAH, doğru yolu seçenlerin hidayetini arttırır. Erdemli işler, Efendinin katında ebedi olarak en iyi ödülü ve en iyi sonucu hakeder.
ALLAH, doğru yolu seçenlerin hidayetini arttırır. Erdemli işler, Rabbinin katında ebedi olarak en iyi ödülü ve en iyi sonucu hakkeder.
Hidayeti kabul edenlere ise, Allah daha çok hidayet verir. Kalıcı olan iyi ve yararlı işler Rabbinin katında hem sevap bakımından hem de sonuç bakımından daha hayırlıdır.
Hidayeti kabul edenlere ise Allah daha ziyade hidayet verir ve baki kalacak olan salih ameller rabbının ındinde sevabca da daha hayırlı akıbetçe de daha hayırlıdır
Allah, doğru yola yönelenleri, doğru yola iletir. Yapılmış iyi ve yararlı işler Rabb'inin yanında hem karşılık bakımından hem de sonuç bakımından hayırlı olandır.
Allah, doğru yola yönelenleri, doğru yola iletir. Yapılmış iyi ve yararlı işler Rabb'inin yanında hem karşılık bakımından hem de sonuç bakımından hayırlı olandır.
Allah, hidayete yönelenleri, hidayete iletir. Yapılmış iyi ve yararlı işler Rabb'inin yanında hem karşılık bakımından hem de sonuç bakımından daha hayırlıdır.
Tanrı, hidayet bulanlara hidayeti arttırır. Sürekli olan salih davranışlar, rabbinin katında sevap bakımından daha hayırlı, varılacak sonuç bakımından da daha hayırlıdır.
Allah, hidayeti kabul edenlerin feyzini artırır. Bekaa bulacak iyi ameller Rabbinin nezdinde sevabca da hayırlıdır, aakıbetce de hayırlıdır.
Allah, hidayete erenlerin hidayetini artırır. Baki kalacak salih ameller Rabbının katında hem sevab olarak daha hayırlı, hem de netice olarak daha hayırlıdır.
(64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 76, 76) Bizler ancak Allah'ın emri için ineriz. İlerimizde / önümüzde ve gerimizde / ardımızda ve bu ikisi arasında olanlar onundur. Rabbim unutan / unutkan değildir . Göklerin ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin rabbidir. Ona ibadet et, ona ibadette sebat et. Ona bir adaş / isimdaş hiç biliyor musun? insan diyor ki; ben öldüğüm vakit ileride diri olarak gerçekten çıkarılacak mıyım? İnsan düşünmüyor mu ki önceden o hiçbir şey değilken biz onu yarattık. Senin Rabbin kesinlikle onları ve şeytanları toplayacak sonra onları cehennemin etrafında dizüstü çökmüş vaziyette girişe hazır hale getirecek. Sonra her bir gruptan Rahman ’a karşı en şiddetli küstahları çekip çıkaracağız. Onlardan oraya atılmaya en layık olanları elbette biz biliriz. Sizden hiç kimse yok ki oraya varacak olmasın / uğramasın. Bu Rab binin önceden belirlediği ve gerçekleşecek bir zorunluluktur. Sonra sakınanları kurtaracağız ve zalimler orada dizüstü çökmüş halde kalmaya devam edecekler. Ayetlerimiz onlara apaçıkça okunduğu vakit, kafirler iman edenlere dedi ki; makam ve güzel bir itibar olarak her iki bölükten hangisi hayırlıdır? Onlardan önce nice nesilleri helak ettik, ki onlar eşyaca ve görünüşçe daha güzellerdi. De ki sapmış kimsenin süresini Rahman istediği kadar uzatsın, onlar kendilerine vaad edilen azabı yahut kıyamet saatini görünce, işte o zaman, kimin mekânı kötü, kimin ordusu zayıf bilecekler. Allah doğru yola soktuklarına olan rehberliğini artırır / ziyadeleştirir, kalıcı olan / baki kalan onarıcı işlerdir / salih ameldir. Rabbinin yanında sevapça da hayırlıdır, akıbetçe de hayırlıdır.
Allah hidayete erenlerin hidayetini arttırır. Kalıcı olan salih ameller ise sevap bakımından da Rabbin yanında hayırlıdır, âkıbetçe de daha hayırlıdır.
Allah, yola gelenlerin hidayetini artırır. Kalıcı olan yararlı işler, Rabbinin yanında hem mükafat bakımından daha iyidir, hem varılacak yer bakımından daha iyidir!
Allah doğru yola girenlerin hidayetini artırır dipnot 1 . Kalıcılığı olan iyi işler ise Rabbinin katında hem karşılık bakımından hem de sonuç bakımından daha iyidir dipnot 2 .
Allah yola gelenlerin yolunu daha da doğrultur. Kalıcı iyi işlerin, Rabbin katındaki sevabı da daha iyi, sonucu da daha iyidir.
Allah, hidayet bulanlara hidayeti arttırır. Kalıcı olan salih ameller, Rabbinin katında hem sevapça hem de netice bakımından daha hayırlıdır.
Allah, doğru yola girenlerin hidayetini artırır. Kalıcı olan doğrular, Rabbinin katında hem sevapça hem de netice bakımından daha hayırlıdır.
Allah, doğru yolda olanların hidayetini artırır. Barışa ve hayra yönelik kalıcı işler, Rabbin katında sevapça daha üstün, sonuç bakımından daha hayırlıdır.
Meryem suresi, 77. ayet. أَفَرَءَيْتَ ٱلَّذِى كَفَرَ بِـَٔايَٰتِنَا وَقَالَ لَأُوتَيَنَّ مَالًا وَوَلَدًا
Ayetlerimizi inkar edip "Bana elbette mal ve evlat verilecek!" diyen kimseyi gördün mü?
Ayetlerimizi inkâr edeni ve "Kuşkusuz bana mal da çocuk da verilecektir!" dipnot 1 diyeni hiç düşündün mü?
Küfre saplanmış olan, üstelik "Servet ve evlat elbette bana verilecekti!" diyen kimseye baksana bir.
Mesajlarımızı inkara şartlanmış olan ve "Şüphesiz, bana mal mülk ve evlat verilecektir" diyen kimseyi hiç düşündün mü?"
O işaretlerimizi inkar eden ve: "Kesinlikle bana mal ve çocuk verilir" diyen kimseyi gördün mü?
Ayetlerimizi inkar edip, bana: "Elbette mal ve çocuklar verilecektir" diyeni gördün mü?
(Rasûlüm!) Âyetlerimizi inkâr eden ve «Muhakkak suretle bana mal ve evlât verilecek» diyen adamı gördün mü?
Ayetlerimizi inkar eden ve "Bana, mal ve çocuk kesinlikle verilecektir!" diyeni görüyor musun?
Ayetlerimizi inkar eden ve "Muhakkak surette bana mal ve evlat verilecek" diyen adamı gördün mü?
Ayetlerimizi reddeden ve, "Bana mal ve çocuk verilecek!" diyeni gördün mü?
Ayetlerimizi reddeden ve, 'Bana mal ve çocuk verilecek!,' diyeni gördün mü?
Şimdi şu küfredip de: "Bana muhakkak mal ve evlat verilecektir." diyen herifi gördün mü?
Şimdi şu küfredip de bana muhakkak mal ve veled verilecek diyen herifi gördün mü?
Ayetlerimizi inkar edip, yine de "Bana kesinlikle mal ve evlat verilecek." diyen kimseyi dipnot 1 görüyor musun?
Ayetlerimizi inkar edip, yine de "Bana kesinlikle mal ve evlat verilecek." diyen kimseyi dipnot 1 görüyor musun?
Ayetlerimizi inkar edip, yine de "Bana kesinlikle mal ve evlat verilecek." diyen kimseyi dipnot 1 görüyor musun?
Ayetlerimize küfredip "bana elbette mal ve çocuklar verilecektir" diyeni gördün mü?
(Şu) ayetlerimizi (inkar ile) kafir olan ve "Bana elbette mal ve evlad verilecekdir" diyen adamı gördün mü?
Ayetlerimizi inkar eden; bana elbette mal ve çocuk verilecektir, diyeni gördün mü?
(77-87) İşaretlerimizi / Ayetlerimizi yok sayanları /örtbas edenleri ve bana mal ve evlat elbette verilecek diyeni gördün mü ? Gaybolan’a şahit mi oldu / muttali mi oldu? Yahut Rabbimin yanında O’ndan bir söz mü / ahit mi almış? Hayır ne dediğini kaydediyoruz, Onun (bu şekilde konuşanın) azap süresini / müddetini de uzattıkça uzatacağız. Dediğine de (mal ve evlatlara) biz mirasçı olacağız. O bize birey olarak / fert olarak gelecek. Allah'ın dışında ilahları, saygınlık / izzet kazanmak için edindiler. Hayır! ileride onlara olan ibadetlerini ilahları yok sayacaklar, Birbirlerine karşı zıtlaşacaklar. Görmedin mi? Biz kafirlerin üzerine şeytanları indiririz, onları kışkırttıkça kışkırtırlar. Onlar için acele etme. Onlar ı tek tek sayıyoruz. O gün sakınanları / muttakileri Rahman'a gitmeleri için misafir heyeti şeklinde toplayacağız. Suçluları / mücrimleri cehenneme sus uz ve y aya halde ileteceğiz / sevk edeceğiz. Rahman'ın yanında söz almış olanlar dışında herhangi bir kimse, aracılık etmeye / şefaat etmeye Malik değildir.
(Rasûlüm) Ayetlerimizi inkâr eden ve muhakkak; “Bana elbette mal ve evlat verilecek!” diyen kimseyi gördün mü?
Ayetlerimizi inkar edip: "Bana mal ve evlad verilecek" diyen adamı gördün mü?
Ayetlerimizi görmezlikte direnen ve "Elbette bana mal da verilecek evlat da!" diyen kişiyi gördün mü!
Ayetlerimizi görmezlikten geleni gördün mü? Der ki "Elbette bana mal da verilecek, evlat ta."
Ayetlerimizi küfredenleri gördün mü? Bana mal ve çocuk verilecek, diyor.
Ayetlerimizi kabul etmeyenleri gördün mü? -Bana mal ve çocuk verilecek, diyor.
Ayetlerimizi inkar edip, "Bana mal da evlat da kesinlikle verilecek." diyeni gördün mü?
Meryem suresi, 78. ayet. أَطَّلَعَ ٱلْغَيْبَ أَمِ ٱتَّخَذَ عِندَ ٱلرَّحْمَٰنِ عَهْدًا
Gaybı mı görüp bilmiş, yoksa Rahman'dan bir söz mü almış?
Bu kişi, gaybı (bilinemeyenleri) mi biliyor dipnot 1 yoksa Rahmân'ın katında bir söz mü aldı?
o, kendisine gaybın sırlarının açıldığını mı düşünüyor; yoksa O rahmet kaynağının katında (muteber olan) bir sözleşme mi yaptı?
Yoksa o beşeri algı ve tasavvurların ulaşamayacağı bir görüş alanına mı erişti; yahut sınırsız rahmet Sahibi'yle bir sözleşme mi yaptı?
Gayba ait bilgisi mi oldu yoksa Rahman'ın indinde bir söz mü edindi?
O, gayba mı tanık oldu, yoksa Rahman (olan Allah)ın katında(n) bir ahid mi aldı?
O, gaybı mı bildi, yoksa Allah’ın katından bir söz mü aldı?
Gizli gerçeklerin bilgisine mi erişti? Yoksa Bağışlayandan bir söz mü aldı?
O kişi gaybı mı bildi, yoksa Allah'ın katından bir söz mü aldı?
Geleceğin bilgisine mi sahip oldu? Yoksa Rahman'dan bir söz mü aldı?
Geleceğin bilgisine mi sahip oldu? Yoksa Rahman'dan bir söz mü aldı?
O, gayba vakıf mı olmuş yoksa esirgemesi çok olan Allah'ın katında bir söz mü almış?
Gaybe muttali' mi olmuş? Yoksa rahmanın huzurunda bir ahid mi almış?
O, gaybı mı biliyor? Yoksa Rahman'dan bir söz mü aldı?
O, gaybı mı biliyor? Yoksa Rahman'dan bir söz mü aldı?
O, bilinmeyeni mi biliyor? Yoksa Rahman'dan bir söz mü aldı?
O, gayba mı tanık oldu, yoksa Rahmanın katında(n) bir ahid mi aldı?
O, gayba mı vaakıf, yoksa çok esirgeyici (Allah) nezdinde bir ahid mi edinmiş?
O, görülmeyeni mi biliyor yoksa Rahman katından bir söz mü almış?
(77-87) İşaretlerimizi / Ayetlerimizi yok sayanları /örtbas edenleri ve bana mal ve evlat elbette verilecek diyeni gördün mü ? Gaybolan’a şahit mi oldu / muttali mi oldu? Yahut Rabbimin yanında O’ndan bir söz mü / ahit mi almış? Hayır ne dediğini kaydediyoruz, Onun (bu şekilde konuşanın) azap süresini / müddetini de uzattıkça uzatacağız. Dediğine de (mal ve evlatlara) biz mirasçı olacağız. O bize birey olarak / fert olarak gelecek. Allah'ın dışında ilahları, saygınlık / izzet kazanmak için edindiler. Hayır! ileride onlara olan ibadetlerini ilahları yok sayacaklar, Birbirlerine karşı zıtlaşacaklar. Görmedin mi? Biz kafirlerin üzerine şeytanları indiririz, onları kışkırttıkça kışkırtırlar. Onlar için acele etme. Onlar ı tek tek sayıyoruz. O gün sakınanları / muttakileri Rahman'a gitmeleri için misafir heyeti şeklinde toplayacağız. Suçluları / mücrimleri cehenneme sus uz ve y aya halde ileteceğiz / sevk edeceğiz. Rahman'ın yanında söz almış olanlar dışında herhangi bir kimse, aracılık etmeye / şefaat etmeye Malik değildir.
O gaybı mı tanık oldu, yoksa Rahman’dan bir söz mü almış?
Gaybe mi çık(ıp bak)tı, yoksa Rahman'ın huzurunda bir söz mü aldı (Allah ile bir andlaşma mı yaptı)?
O kişi gayba /gizli bilgilere mi ulaştı, yoksa Rahman'ın katından söz mü aldı!
Bu kimse gizli bilgilere mi ulaştı, yoksa Rahman'ın katından söz mü aldı?
O gaybı mı biliyor, yoksa Rahman’dan bir söz mü almış?
O gaybı mı biliyor, yoksa Rahman'dan bir söz mü almış?
Bu adam gaybı mı öğrendi, yoksa Rahman katında bir söz mü aldı?
Meryem suresi, 79. ayet. كَلَّا سَنَكْتُبُ مَا يَقُولُ وَنَمُدُّ لَهُۥ مِنَ ٱلْعَذَابِ مَدًّا
Hayır! (İş onun dediği gibi değil). Biz, onun söylediklerini yazacağız ve azabını arttırdıkça arttıracağız!
Hayır! Biz onun söylediğini yazacağız ve azabını da uzattıkça uzatacağız.
Kesinlikle hayır! Biz onun söylediklerini kaydedeceğiz ve onun cezasını uzattıkça uzatacağız;
Asla! Biz onun (bu) söylediğini kaydedeceğiz ve onun (ahirette çekeceği) azabın süresini uzatacağız;
Hayır! Biz onun söylediğini kaydedeceğiz ve onun için azabını, uzattıkça uzatacağız.
Asla; demekte olduğunu yazacağız ve onun için azabta(n) da süre tanıdıkça tanıyacağız.
Kesinlikle hayır! Biz onun söylediğini yazacağız ve azabını uzattıkça uzatacağız.
Asla! Onun söylediklerini yazacağız ve onun için cezayı uzattıkça uzatacağız.
Kesinlikle hayır! Biz onun söylediklerini yazacağız ve azabını uzattıkça uzatacağız.
Hayır. Söylediklerini kaydedeceğiz ve cezasını arttıracağız.
Hayır. Söylediklerini kaydedeceğiz ve cezasını arttıracağız.
Hayır! Biz onun dediğini yazacağız ve azabını uzattıkça uzatacağız!
Hayır biz onun dediğini yazacağız ve kendisine azabdan bir med çekeceğiz
Hayır! Onun söylediklerini yazacağız. Ve ona azabı uzattıkça uzatacağız.
Hayır! Onun söylediklerini yazacağız. Ve ona azabı uzattıkça uzatacağız.
Hayır! Onun söylediklerini yazacağız. Ve ona azabı uzattıkça uzatacağız.
Asla; demekte olduğunu yazacağız ve onun için azabta(n) da süre tanıdıkça tanıyacağız.
Hayır, öyle değil. Biz onun söyleyegeldiği (sözü) yazar, azabını da uzatdıkca uzatırız.
Hayır, onun söylediğini yazacağız ve azabını uzattıkça uzatacağız.
(77-87) İşaretlerimizi / Ayetlerimizi yok sayanları /örtbas edenleri ve bana mal ve evlat elbette verilecek diyeni gördün mü ? Gaybolan’a şahit mi oldu / muttali mi oldu? Yahut Rabbimin yanında O’ndan bir söz mü / ahit mi almış? Hayır ne dediğini kaydediyoruz, Onun (bu şekilde konuşanın) azap süresini / müddetini de uzattıkça uzatacağız. Dediğine de (mal ve evlatlara) biz mirasçı olacağız. O bize birey olarak / fert olarak gelecek. Allah'ın dışında ilahları, saygınlık / izzet kazanmak için edindiler. Hayır! ileride onlara olan ibadetlerini ilahları yok sayacaklar, Birbirlerine karşı zıtlaşacaklar. Görmedin mi? Biz kafirlerin üzerine şeytanları indiririz, onları kışkırttıkça kışkırtırlar. Onlar için acele etme. Onlar ı tek tek sayıyoruz. O gün sakınanları / muttakileri Rahman'a gitmeleri için misafir heyeti şeklinde toplayacağız. Suçluları / mücrimleri cehenneme sus uz ve y aya halde ileteceğiz / sevk edeceğiz. Rahman'ın yanında söz almış olanlar dışında herhangi bir kimse, aracılık etmeye / şefaat etmeye Malik değildir.
Hayır! Biz, onun söylediklerini yazacağız ve azabını arttırdıkça arttıracağız.
Hayır (yanılıyor), biz onun dediğini yazacağız ve onun için azabı uzattıkça uzatacağız.
Öyle bir şey asla olamaz! Onun bütün sözlerini kayda geçirecek ve azabına azap ekleyeceğiz.
Böyle şeyler olamaz dipnot 1 . Ama biz onun söylediği bu sözü kayda geçireceğiz ve azabına azap ekleyeceğiz.
Hayır! Ne dediğini yazacağız ve ona azabı artırdıkça artıracağız.
Hayır ne dediğini yazacağız ve ona azabı artırdıkça artıracağız.
Hayır, hayır! Biz onun söylediğini yazacağız ve onun için azabı uzattıkça uzatacağız.
Meryem suresi, 80. ayet. وَنَرِثُهُۥ مَا يَقُولُ وَيَأْتِينَا فَرْدًا
Onun (ahirette sahip olacağını) söylediği şeylere biz varis olacağız ve o bize tek başına gelecek.
Dediğine biz vâris oluruz; kendisi de bize yapayalnız gelecektir. dipnot 1
ve onun (gururla) dile getirdiği (servet ve evlat) Bize kalacak; ve kendisi huzurumuza yalnız başına çıkacak.
ve onun (bu) söylediğini geri bırakacağız; çünkü o (Hesap Günü'nde) tek başına huzurumuza çıkacaktır.
Dediklerini yitirir de, biz onun varisi oluruz. . . Ve o, bize tek başına gelir.
Onun söylemekte olduğuna biz mirasçı olacağız; o bize, 'yapayalnız tek başına' gelecektir.
Onun dediğine biz vâris oluruz, (malı ve evlâdı bize kalır); kendisi de bize yapayalnız gelir.
Söylediklerine, Biz kalıtçı olacağız. Çünkü Bize, yapayalnız gelecek.
Onun dediğine biz varis oluruz, kendisi de bize yapayalnız gelir.
Sözünü ettikleri bize kalacak ve bize yalnız gelecektir.
Sözünü ettikleri bize kalacak ve bize yalnız gelecektir.
Ve o söylediği şeyleri hep elinden alacağız da o, Bize tek başına gelecektir.
Ve o söylediği şeyleri hep elinden alacağız da o bize tek başına gelecek
Ve onun söylediği şeylere Biz mirasçı olacağız. dipnot 1 Ve o Bize tek başına gelecek.
Ve onun söylediği şeylere Biz mirasçı olacağız. dipnot 1 Ve o Bize tek başına gelecek.
Ve onun söylediği şeylere Biz mirasçı olacağız. dipnot 1 Ve o Bize tek başına gelecek.
Onun söylemekte olduğuna biz mirasçı olacağız; o bize, 'yapayalnız tek başına' gelecektir.
Onun söyler olduğuna biz mirascı olacağız ve o, bize tek başına gelecekdir.
Onun söylemekte olduğuna Biz, mirasçı olacağız. Kendisi Bize tek olarak gelecektir.
(77-87) İşaretlerimizi / Ayetlerimizi yok sayanları /örtbas edenleri ve bana mal ve evlat elbette verilecek diyeni gördün mü ? Gaybolan’a şahit mi oldu / muttali mi oldu? Yahut Rabbimin yanında O’ndan bir söz mü / ahit mi almış? Hayır ne dediğini kaydediyoruz, Onun (bu şekilde konuşanın) azap süresini / müddetini de uzattıkça uzatacağız. Dediğine de (mal ve evlatlara) biz mirasçı olacağız. O bize birey olarak / fert olarak gelecek. Allah'ın dışında ilahları, saygınlık / izzet kazanmak için edindiler. Hayır! ileride onlara olan ibadetlerini ilahları yok sayacaklar, Birbirlerine karşı zıtlaşacaklar. Görmedin mi? Biz kafirlerin üzerine şeytanları indiririz, onları kışkırttıkça kışkırtırlar. Onlar için acele etme. Onlar ı tek tek sayıyoruz. O gün sakınanları / muttakileri Rahman'a gitmeleri için misafir heyeti şeklinde toplayacağız. Suçluları / mücrimleri cehenneme sus uz ve y aya halde ileteceğiz / sevk edeceğiz. Rahman'ın yanında söz almış olanlar dışında herhangi bir kimse, aracılık etmeye / şefaat etmeye Malik değildir.
Onun söylemekte olduğuna (mal ve çocuklarına) biz mirasçı olacağız. O tek başına bize gelecek.
O dediği(malı ve evladı)na biz varis olacağız (nesi varsa hepsi bize kalacak) ve o, bize tek başına gelecek (yanında ne malı, ne de evladı olmayacak).
Onun sözünü ettiği şeyler (malı ve evladı) bize kalacak, kendisi de karşımıza tek başına gelecektir dipnot 1 .
Onun sözünü ettiği şeyler (malı ve evladı) bize kalacaktır. Kendisi de karşımıza tek başına gelecektir.
Onun söylemekte olduğuna (mal ve çocuklarına) biz mirasçı olacağız. O tek başına bize gelecek.
Onun dediği bize kalacak, o tek başına bize gelecektir.
O dediklerine biz varis olacağız. Kendisi bir başına bize gelecek.
Meryem suresi, 81. ayet. وَٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ ءَالِهَةً لِّيَكُونُوا۟ لَهُمْ عِزًّا
Onlar, kendileri için kuvvet ve şeref (kaynağı) olsunlar diye, Allah'tan başka ilahlar edindiler.
Onlar, kendilerine itibar (kaynağı) olsunlar diye Allah'ın peşi sıra ilahlar edindiler.
Bu (gibiler), Allah'tan başkalarını kendilerine statü ve nüfuz sağlamak için ilahlaştırırlar.
Çünkü böyleleri, kendilerine güç ve statü (kaynağı) olurlar diye, Allah'tan başka varlıkları tanrılar edinirler.
Kendilerine üstünlük edinsinler diye Allah dununda tanrılar edindiler.
Kendilerine güç (izzet) sağlasınlar diye, Allah'tan başka ilahlar edindiler.
Onlar, kendilerine bir itibar ve kuvvet (vesilesi) olsun diye Allah’tan başka tanrılar edindiler.
Oysa Allah'tan başka, kendilerine destek olmaları için, bir de ayrıca tanrılar edindiler. dipnot 244
Onlar kendilerine bir itibar ve kuvvet olsun diye Allah'tan başka tanrılar edindiler.
Kendilerine destek olsunlar diye ALLAH'ın yanında tanrılar edindiler. dipnot 1
Kendilerine destek olsunlar diye ALLAH'ın yanında tanrılar edindiler.
Tuttular, kendilerine şeref ve kuvvet sağlasınlar diye, Allah'tan başka ilahlar edindiler.
Tuttular Allahtan başka ma'budlar edindiler ki kendilerine ızzet ve kuvvet olsunlar diye
Ve onlar, kendileri için bir izzet dipnot 1 olsun diye Allah'tan başka ilahlar edindiler.
Ve onlar, kendileri için bir izzet dipnot 1 olsun diye Allah'tan başka ilahlar edindiler.
Ve onlar, kendileri için bir izzet dipnot 1 olsun diye Allah'tan başka ilahlar edindiler.
Kendilerine güç (izzet) sağlasınlar diye, Tanrı'dan başka tanrılar edindiler.
Onlar kendileri için bir izzet (ve kuvvet kaynağı) olsunlar diye Allahdan başka (düzme) Tanrılar edindiler.
Onlar; kendilerine güç kazandırsın diye, Allah'ı bırakarak ilahlar edindiler.
(77-87) İşaretlerimizi / Ayetlerimizi yok sayanları /örtbas edenleri ve bana mal ve evlat elbette verilecek diyeni gördün mü ? Gaybolan’a şahit mi oldu / muttali mi oldu? Yahut Rabbimin yanında O’ndan bir söz mü / ahit mi almış? Hayır ne dediğini kaydediyoruz, Onun (bu şekilde konuşanın) azap süresini / müddetini de uzattıkça uzatacağız. Dediğine de (mal ve evlatlara) biz mirasçı olacağız. O bize birey olarak / fert olarak gelecek. Allah'ın dışında ilahları, saygınlık / izzet kazanmak için edindiler. Hayır! ileride onlara olan ibadetlerini ilahları yok sayacaklar, Birbirlerine karşı zıtlaşacaklar. Görmedin mi? Biz kafirlerin üzerine şeytanları indiririz, onları kışkırttıkça kışkırtırlar. Onlar için acele etme. Onlar ı tek tek sayıyoruz. O gün sakınanları / muttakileri Rahman'a gitmeleri için misafir heyeti şeklinde toplayacağız. Suçluları / mücrimleri cehenneme sus uz ve y aya halde ileteceğiz / sevk edeceğiz. Rahman'ın yanında söz almış olanlar dışında herhangi bir kimse, aracılık etmeye / şefaat etmeye Malik değildir.
Kendilerine güç (izzet) sağlasınlar diye, Allah'tan başka ilahlar edindiler.
Kendilerine destek olsunlar diye Allah'tan başka tanrılar edindiler.
Kendileri için bir güç ve şeref kaynağı olsunlar diye Allah ile aralarına ilahlar koydular dipnot 1 .
Destek almak için Allah ile aralarında bir takım ilahlar edindiler.
Kendilerine güç (izzet) sağlasınlar diye, Allah'tan başka ilahlar edindiler.
Kendilerine güç versin diye Allah'tan başka ilahlar edindiler.
Kendilerine onur ve destek olsunlar diye Allah dışında ilahlar edindiler.
Meryem suresi, 82. ayet. كَلَّا سَيَكْفُرُونَ بِعِبَادَتِهِمْ وَيَكُونُونَ عَلَيْهِمْ ضِدًّا
Hayır! İlahları, onların ibadetlerini inkar edecekler ve kendilerine düşman olacaklar.
Hayır! (Taptıkları putlar) onların ibadetlerini tanımayacak ve onlara hasım (düşman) olacaklardır. dipnot 1
Ama hayır! Aksine (ahirette) onlar kendilerine yönelik tüm tapınmaları reddedecekler ve berikilerin aleyhine zillet ve utanç delili olacaklar.
Fakat hayır! Bu (tapınma nesneleri Hesap Günü'nde) kendilerine yöneltilen tapınmaları tanımayacaklar ve tapınanların karşısında yer alacaklar!
Hayır! (O tanrıları) onların tapınmalarını inkar edecek ve onların karşıtı olacaklar!
Hayır; (o yalancı ilahlar) onların tapınışlarını inkar edecekler ve onlara karşı çelişkiye düşecekler.
Hayır, hayır! (Taptıkları), onların ibadetlerini tanımayacaklar ve onlara hasım olacaklar.
Asla! Onların kendilerine hizmet ettiklerini inkar edecekler ve onlara düşman olacaklardır.
Hayır, hayır! Onların tapınmalarını tanımayacaklar ve onlara hasım olacaklar.
Tam tersine! Bu hizmet etmeyi reddedeceklerdir ve onlara karşıt olacaklardır. dipnot 1
Tam tersine! Bu tapınmayı reddedeceklerdir ve onlara karşıt olacaklardır.
Hayır! Yarın ibadetlerini inkar edecekler ve aleyhlerine dönüp düşman kesileceklerdir.
Hayır yarın ıbadetlerini inkar edecekler de aleyhlerine zıdd olacaklar
Hayır! İlah edinilenler, onların kulluklarını inkar edecekler ve onlara düşman kesilecekler.
Hayır! İlah edinilenler, onların kulluklarını inkar edecekler ve onlara düşman kesilecekler.
Hayır! İlah edinenler, onların kulluklarını inkar edecekler ve onlara düşman kesilecekler.
Hayır; (o yalancı tanrılar) onların tapınışlarına küfredecekler ve onlara karşı çelişkiye düşecekler.
Hayır, öyle değil. O (Tanrıları) onların tapmalarına küfredecekler, onların aleyhine (yardımcı ve) düşman olacaklar.
Hayır, onlar kendilerinin ibadetlerini inkar edecekler ve aleyhlerine döneceklerdir.
(77-87) İşaretlerimizi / Ayetlerimizi yok sayanları /örtbas edenleri ve bana mal ve evlat elbette verilecek diyeni gördün mü ? Gaybolan’a şahit mi oldu / muttali mi oldu? Yahut Rabbimin yanında O’ndan bir söz mü / ahit mi almış? Hayır ne dediğini kaydediyoruz, Onun (bu şekilde konuşanın) azap süresini / müddetini de uzattıkça uzatacağız. Dediğine de (mal ve evlatlara) biz mirasçı olacağız. O bize birey olarak / fert olarak gelecek. Allah'ın dışında ilahları, saygınlık / izzet kazanmak için edindiler. Hayır! ileride onlara olan ibadetlerini ilahları yok sayacaklar, Birbirlerine karşı zıtlaşacaklar. Görmedin mi? Biz kafirlerin üzerine şeytanları indiririz, onları kışkırttıkça kışkırtırlar. Onlar için acele etme. Onlar ı tek tek sayıyoruz. O gün sakınanları / muttakileri Rahman'a gitmeleri için misafir heyeti şeklinde toplayacağız. Suçluları / mücrimleri cehenneme sus uz ve y aya halde ileteceğiz / sevk edeceğiz. Rahman'ın yanında söz almış olanlar dışında herhangi bir kimse, aracılık etmeye / şefaat etmeye Malik değildir.
Hayır! O ilahlar, onların kendilerine yaptığı ibadeti inkâr edecekler ve onlara karşı olacaklardır.
Hayır, (yarın o taptıkları tanrılar), bunların tapmalarını inkar edecekler ve bunlara zıd olacaklardır.
Öyle bir şey asla olamaz! Onlar (ilah saydıkları), bunların yaptıkları kulluğu kabul etmeyecek ve karşılarında yer alacaklardır dipnot 1 .
Böyle şey olmaz. Onlar (uydurdukları ilahlar), bunların yaptığı kulluğu tanımayacak, bunlara karşı çıkacaklardır.
Hayır! O ilahlar, onların kendilerine yaptığı ibadeti inkar edecekler ve onlara karşı olacaklardır.
Hayır! O ilahlar, kendilerine yapılan kulluğu tanımayacaklar ve onların aleyhine olacaklardır.
Hayır, hayır! Onlar, onların ibadetlerini inkar edecekler ve onların aleyhinde düşman kesilecekler.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.