Müddessir suresi · 31–37. ayetler

Cehennem görevlileri ve yeminler

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Müddessir suresi, 31. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 31. ayet. وَمَا جَعَلْنَآ أَصْحَٰبَ ٱلنَّارِ إِلَّا مَلَٰٓئِكَةً وَمَا جَعَلْنَا عِدَّتَهُمْ إِلَّا فِتْنَةً لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِيَسْتَيْقِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ وَيَزْدَادَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِيمَٰنًا وَلَا يَرْتَابَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْمُؤْمِنُونَ وَلِيَقُولَ ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ وَٱلْكَٰفِرُونَ مَاذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِهَٰذَا مَثَلًا كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ وَمَا يَعْلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ إِلَّا هُوَ وَمَا هِىَ إِلَّا ذِكْرَىٰ لِلْبَشَرِ

    Diyanet İşleri

    Biz, cehennemin görevlilerini ancak meleklerden kıldık. Onların sayısını inkar edenler için bir imtihan vesilesi yaptık ki kendilerine kitap verilenler kesin olarak bilsinler, iman edenlerin imanı artsın, kendilerine kitap verilenler ve mü'minler şüpheye düşmesin, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ile kafirler, "Allah, örnek olarak bununla neyi anlatmak istedi" desinler. İşte böyle. Allah, dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletir. Rabbinin ordularını ancak kendisi bilir. Bu, insanlar için ancak bir uyarıdır.

    Mehmet Okuyan

    Biz ateşin sahiplerini (muhafızlarını) ancak melekler yapmışızdır. Onların sayısını kâfir olanlar için sadece bir imtihan yaptık ki kendilerine kitap verilenler ikna olsunlar; iman edenlerin imanı artsın; dipnot 1 hem kendilerine kitap verilenler hem de müminler şüpheye düşmesinler; kalplerinde hastalık bulunanlar ve kâfirler de "Allah bu örnekle ne kastetmiştir ki?" desinler. İşte böylece Allah dileyeni (layık gördüğünü) saptırır (sapkınlığını onaylar), dileyeni (layık gördüğünü) doğru yola ulaştırır. dipnot 2 Rabbinin ordularını O'ndan başka kimse bilemez. Bunlar, insanlık için sadece (gerçeğin) hatırlat(ıl)masıdır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:173; Enfâl 8:2; Tevbe 9:124; Kehf 18:13; Meryem 19:76; Hacc 22:54; Ahzâb 33:22; Muhammed 47:17; Fetih 48:4.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu cümle şöyle de tercüme edilebilir: "İşte böylece Allah dilediğini (layık olanı) saptırır, dilediğini (layık olanı) ise doğru yola ulaştırır." Benzer mesajlar: Bakara 2:284; Al-i İmrân 3:129; Mâide 5:18, 40; Ra‘d 13:27; İbrâhîm 14:4; Nahl 16:93; Hacc 22:16; ‘Ankebût 29:21; Fâtır 35:8; Fetih 48:14.

    Mustafa İslamoğlu

    Zira yalnızca melaikeyi ateşin muhafızları kıldık; ve onların sayısını inkarda ısrar edenler için bir sınav yaptık; ki böylece önceki vahyin mensupları gönülden ikna olsun ve (ona) iman edenlerin imanları artsın; hem önceki vahyin mensupları hem de (bu vahye) iman edenler bütün kuşkulardan arınsın; ve kalplerinde hastalık olanlar ve inkara gömülenler ise, "Allah bu temsil ile ne yapmayı diledi?" diye sorsun! İşte böylece Allah (sapmayı) dileyeni saptırır, (hidayeti) dileyeni ise doğru yola yöneltir. Ve Rabbinin ordularını(n sayısını) Zatından başka kimse bilemez. Nihayet bunlar, ölümlü insan için bir uyarı ve öğütten ibarettir.

    Muhammed Esed

    Çünkü yalnızca meleki güçleri (cehennem) ateşinin gözcüleri kıldık; ve onların sayısını hakikati inkara şartlanmış olanlar için bir sınama (aracı) yaptık ki böylece daha önce vahye muhatab olanlar (bu ilahi kelamın doğruluğuna) kani olsunlar ve (ona) iman etmiş olanların imanları daha da güçlensin; ve geçmiş vahiylere muhatab olanlar ile (bu vahye) iman edenler bütün şüphelerden kurtulsunlar. Ve kalplerinde hastalık olanlar ile hakikati tamamen reddedenler: "(Sizin) Allah(ınız) bu temsil ile ne demek istiyor?" diye sorsunlar. Böylece Allah, (yoldan çıkmak) isteyeni saptırır, (doğruya ulaşmak) isteyeni ise doğru yola ulaştırır. Ve Rabbinin güçlerini Kendisinden başka kimse bilemez. Bütün bunlar ölümlü insan için yalnızca bir uyarıdır.

    Ahmed Hulusi

    Nar (ateş, tabiat cehennemi; enterik) Ashabı'nı ancak (on dokuz) melaike (66. Tahriym: 6) kıldık (ins ve cinn türü değil). . . Onların sayısını da (sanki on dokuz sayısı önemliymiş gibi) kafir (hakikati inkar) olanlar için ancak bir fitne (sınav objesi) kıldık… Kendilerine kitap (Bilgi) verilenler yakinen bilsin (mecazların neye işaret ettiğini de görerek Hz. Rasulullah'ın vahyini tasdik etsinler) ve (Rasulullah'ın nübüvvet ve risaletine) iman edenler de iman (ilmi yakin) bakımından imanları artsın; (böylece sağlam bilgiye ulaşan) kendilerine kitap (bilgi) verilmiş olanlar ve (tahkiki imana ulaşan) müminler de kuşkuya düşmesinler diye!. . Kalplerinde hastalık (şek - şüphe) bulunanlar (sağlıklı düşünme yetisi olmayanlar) ve kafirler (perdeliler; hakikati ve hakikat bilgisini inkar edenler) de: "Mesel (ibretlik misal; temsil) itibarıyla Allah bununla neyi murat etti?" desinler diye. . . İşte böylece Allah, dilediğini saptırır ve dilediğini hidayet eder. Rabbinin ordularını sadece "HU" bilir! Bu (Sakar ve bu işaretler) beşer için ancak bir zikra (hatırlatma)dır.

    Ali Bulaç

    Biz o ateşin koruyucularını meleklerden başkasını kılmadık. Ve onların sayısını inkar edenler için yalnızca bir fitne (konusu) yaptık ki, kendilerine kitap verilenler, kesin bir bilgiyle inansın, iman edenlerin de imanları artsın; kendilerine kitap verilenler ve iman edenler (böylece) kuşkuya kapılmasın. Kalplerinde bir hastalık olanlar ile kafirler de şöyle desin: "Allah, bu örnekle neyi anlatmak istedi?" İşte Allah, dilediğini böyle şaşırtıp saptırır, dilediğini böyle hidayete erdirir. Rabbinin ordularını kendisinden başka (hiç kimse) bilmez. Bu ise, beşer (insan) için yalnızca bir öğüttür.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz cehennemin işlerine bakmakla ancak melekleri görevlendirmişizdir. Onların sayısını da inkârcılar için sadece bir imtinan (vesilesi) yaptık ki, böylelikle, kendilerine kitap verilenler iyiden iyiye öğrensin, iman edenlerin imanını arttırsın; hem kendilerine kitap verilenler hem müminler şüpheye düşmesinler, kalplerinde hastalık bulunanlar ve kâfirler de: «Allah bu misalle ne demek istemiştir ki?» desinler. İşte Allah böylece, dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğini doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularını, kendisinden başkası bilmez. Bu ise, insanlık için ancak bir öğüttür.

    Ali Rıza Safa

    Ateşin görevlilerini, meleklerden başkası yapmadık. Ve onların sayısını, nankörlük edenler için bir sınamadan başka bir şey yapmadık. Kitap verilenler kesin olarak bilsin ve inananların inançları artsın; kitap verilenler ve inananlar kuşkuya düşmesin diye. Yüreklerinde sayrılık olanlar ve nankörlük edenler, "Allah, bu örnekle ne demek istiyor?" desin diye. İşte böylece, Allah, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. Efendinin ordularını, Kendisinden başkası bilmez. Zaten O, insanoğlu için öğretiden başka bir şey değildir.

    Bayraktar Bayraklı

    Biz cehennemin bekçilerini sırf melekler kıldık. Sayılarını da, inkar edenlere bir imtihan yaptık ki, kendilerine kitap verilenler Kur'an vahyinin doğruluğundan emin olsunlar; inananların imanı artsın; kitap verilenler ve inananlar şüphe etmesinler; kalplerinde inanç sorunu olanlar ve inkar edenler de, "Allah bu örnekle ne demek istedi?" desinler. Allah dileyeni böyle saptırır, dileyeni de doğru yola ulaştırır. Rabbinin ordularını kendisinden başka kimse bilemez. Bunlar insana sadece bir öğüttür.

    Edip Yüksel

    Biz ateşe bekçi olarak sadece melekleri atadık. Onların sayısını (ondokuz'u) da, (1) inkarcılar için bir fitne (sınav/huzursuzluk kaynağı) yaptık, (2) kitap verilmiş olanları ikna etsin, (3) iman edenlerin onayını güçlendirsin, (4) kitap verilmiş olanlarla iman edenlerin kuşkularını ortadan kaldırsın ve (5) kalplerinde hastalık olanlarla inkarcılar da, "ALLAH bu örnekle ne demek istiyor?" desinler. Böylece ALLAH dilediğini/dileyeni saptırır ve dilediğini/dileyeni de doğruya iletir. Efendinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu (sayı) halklara bir mesajdır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz ateşe bekçi olarak sadece melekleri atadık. Onların sayısını (ondokuz'u) da, () inkarcılar için bir fitne (sınav/huzursuzluk kaynağı) yaptık, () kitap verilmiş olanları ikna etsin, () inananların inancını güçlendirsin, () kitap verilmiş olanlarla inananların kuşkularını ortadan kaldırsın, ve () kalplerinde hastalık olanlarla inkarcılar da, 'ALLAH bu örnekle ne demek istiyor?' desinler. Böylece ALLAH dilediğini/dileyeni saptırır ve dilediğini/dileyeni de doğruya iletir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu (sayı) halklara bir mesajdır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz o ateşin muhafızlarını hep melekler yaptık, sayılarını da sadece inkarcılar için bir fitne vesilesi kıldık ki, kitap verilenler kesin inanç edinsin, inananların imanını arttırsın, kitap verilenlerle, müminler şüphelenmesin, kalplerinde hastalık bulunanlarla kafirler: "Allah bununla mesela ne demek istiyor?" desin, işte böyle Allah, dilediğini şaşırtır, dilediğine de yola getirir. Rabbinin ordularını sadece kendisi bilir; ve o ancak düşünmek için insanlara bir öğüttür.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem biz o ateşin muhafızlarını hep Melaike yaptık, sayılarını da ancak küfr edenler için bir fitne kıldık ki kitab verilmiş olanlar yakin edinsin ve iyman edenlere iyman artırsın, kitab verilenler ve mü'minler şübhelenmesin, kalblerinde bir maraz bulunanlarla kafirler de desin: Allah bununla mesela ne murad etmiş? İşte böyle Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini de yola getirir ve rabbının ordularını ancak kendisi bilir ve o ancak bir öğüttür düşünmek için beşer

    Erhan Aktaş

    Cehennem ashabını dipnot 1 meleklerden dipnot 2 başkasını yapmadık. Onların sayılarını, Kafirler için bir fitneden dipnot 3 başka bir şey yapmadık. Kendilerine kitap verilenler; kesin olarak bilsinler, İman Edenler'in imanları artsın. Kendilerine kitap verilmiş iman sahipleri kuşku duymasınlar. Kalplerinde hastalık olanlarla, dipnot 4 Kafirler de desinler ki: "Allah, bu örnekle ne demek istiyor şimdi?" İşte böyle, Allah, hak edeni dipnot 5 dalalette bırakır, hak edeni dipnot 5 doğru yolu gösterir. Rabb'inin ordularını, dipnot 6 kendisinden başkası bilmez. Bu, beşer için zikirden dipnot 7 başka bir şey değildir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cehennem görevlilerini.
    2. metne dön, dipnot 2
      Güç sahibi olanlardan. "Mlk" kökünden türeyen melek kelimesi, aynı zamanda "güç sahibi, yönetim sahibi, yönetimin gücü" anlamına da gelmektedir. Mülk, malik, melik kelimeleri de bu kökten türemişlerdir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Sınavdan.
    4. metne dön, dipnot 4
      Müşrikler, gerçeğe kuşku ile bakanlar.
    5. metne dön, dipnot 5
      Kelimesi kelimesine, dilediğini. "Dilediğini demek: Hak edeni demektir; Allah, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, demektir. Allah, "dilediğimi" demekle, "kimin neyi hak ettiğine en doğru kararı Ben veririm," demeyi kastetmektedir. Zira burada Allah'ın "dilemesi" insanın "dilemesine", "insanın seçimine" bağlı olarak gerçekleşmektedir. Dilemek anlamına gelen "Şae" kelimesinin ayetteki anlamı; "gayret göstereni, bir şey yapmak isteyeni" yani "bir şeyi dileyeni" anlamındadır. Seçim insana aittir ve belirleyici olan insanın "dilemesi"dir 10:108; 76:3).
    6. metne dön, dipnot 6
      Görevli meleklerin sayısını.
    7. metne dön, dipnot 7
      Öğütten.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Cehennem ashabını dipnot 1 meleklerden dipnot 2 başkasını yapmadık. Onların sayılarını, gerçeği yalanlayan nankörler için bir fitneden dipnot 3 başka bir şey yapmadık. Kendilerine kitap verilenler; kesin olarak bilsinler, iman edenlerin imanları artsın. Kendilerine kitap verilmiş iman sahipleri kuşku duymasınlar. Kalplerinde hastalık olanlarla dipnot 4 , Kafirler de desinler ki: "Allah, bu örnekle ne demek istiyor şimdi?" İşte böyle, Allah, hak edeni dipnot 5 dalalette bırakır, hak edeni dipnot 5 doğru yolu gösterir. Rabb'inin ordularını dipnot 6 , kendisinden başkası bilmez. Bu, beşer için zikirden dipnot 7 başka bir şey değildir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cehennem görevlilerini.
    2. metne dön, dipnot 2
      Güç sahibi olanlardan. "Mlk" kökünden türeyen melek sözcüğü, aynı zamanda "güç sahibi, yönetim sahibi, yönetimin gücü" anlamına da gelmektedir. Mülk, malik, melik sözcükleri de bu kökten türemişlerdir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Sınavdan.
    4. metne dön, dipnot 4
      Müşrikler, gerçeğe kuşku ile bakanlar.
    5. metne dön, dipnot 5
      Literal olarak dilediğini: Dilediğini demek; hak edeni, doğru yolu bulma çabasında olanı demektir; Allah, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır, doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, demektir. Kimin neyi hak ettiğine kararı Allah verir. Ayetteki "Şae" sözcüğü, "dilediğini" anlamının yanı sıra, "şey edeni", "gayret göstereni", "bir şey yapmak isteyeni", "dileyeni" anlamlarına da gelmektedir. Seçim insanın elindedir ve kendi dilemesiyle ilgilidir. Sorumluluk bütünüyle insana aittir.
    6. metne dön, dipnot 6
      Görevli meleklerin sayısını.
    7. metne dön, dipnot 7
      Öğütten.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Cehennem ashabını dipnot 1 meleklerden dipnot 2 başkasını yapmadık. Onların sayılarını, gerçeği yalanlayan nankörler için bir fitneden dipnot 3 başka bir şey yapmadık. Kendilerine kitap verilenler; gerçeği apaçık bilsinler, iman edenlerin imanları artsın. Kendilerine kitap verilmiş iman sahipleri kuşkuya düşmesinler. Kalplerinde hastalık olanlarla dipnot 4 , gerçeği yalanlayan nankörler de desinler ki: "Allah, bu örnekle ne demek istiyor şimdi?" İşte böyle, Allah, dileyeni dalalette bırakır, dileyene doğru yolu gösterir. dipnot 5 Rabb'inin ordularını dipnot 6 , kendisinden başkası bilmez. Bu, beşer için zikirden dipnot 7 başka bir şey değildir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cehennem görevlilerini.
    2. metne dön, dipnot 2
      Güç sahibi olanlardan. "Mlk" kökünden türeyen melek sözcüğü, aynı zamanda "güç sahibi, yönetim sahibi, yönetimin gücü" anlamına da gelmektedir. Mülk, malik, melik sözcükleri de bu kökten türemişlerdir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Sınavdan.
    4. metne dön, dipnot 4
      Müşrikler, gerçeğe kuşku ile bakanlar.
    5. metne dön, dipnot 5
      Ayette lafzen geçen "dilediğini" sözcüğü. Uygun gördüğünü. Yani, kişinin seçimine göre uygun olan karşılığı vermek demektir. Bu terkip; Allah, doğru yola iletilmeyi hak edeni, isteyeni doğru yola iletir; sapkınlıkta kalmayı hak edeni, isteyeni de sapkınlıkta bırakır; sapkınlığı gerektiren şeyler yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, demektir.
    6. metne dön, dipnot 6
      Görevli meleklerin sayısını.
    7. metne dön, dipnot 7
      Öğütten.

    Gültekin Onan

    Biz o ateşin koruyucularını meleklerden başkasını kılmadık. Ve onların sayısını küfredenler için yalnızca bir fitne (konusu) yaptık ki kendilerine kitap verilenler kesin bir bilgiyle inansın, inananların da inançları artsın; kendilerine kitap verilenler ve inançlılar (böylece) kuşkuya kapılmasın. Kalplerinde bir hastalık olanlar ile kafirler de şöyle desin: "Tanrı bu örnekle neyi anlatmak istedi?" İşte Tanrı dilediğini böyle şaşırtıp saptırır, dilediğini böyle hidayete erdirir. Rabbinin ordularını kendisinden başka (hiç kimse) bilmez. Bu ise, beşer (insan) için yalnızca bir öğüttür.

    Hasan Basri Çantay

    Biz o ateşin bekçi (lik) lerine meleklerden başkasını me'mur etmedik. Sayılarını da küfredenler için — başka değil — ancak bir fitne yapdık ki kendilerine kitab verilenler sağlam bilgi edinsin (ler), iman edenlerin de inanları artsın. (Hulasa) hem kendilerine kitab verilenler, hem mü'minler (bu hususda) şüpheye düşmesin (ler). Kalblerinde maraz bulunanlarla kafirler dahi "Allah bu (aded) le, misal olarak, yeni murad etmiş?" desin (ler). İşte Allah, kimi dilerse böylece şaşırtır, kimi de dilerse doğru yola getirir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. O, insan (lar) için öğüdden başkası değildir.

    İbni Kesir

    Cehennem bekçilerini yalnız meleklerden kıldık. Onların sayılarını da ancak küfretmiş olanlar için bir fitne kıldık. Ki kendilerine kitab verilmiş olanlar, kesin bilgi sahibi olsunlar. İman edenlerin de imanları artsın. Kendilerine kitab verilmiş olanlar ve mü'minler kuşkuya düşmesinler. Bir de kalblerinde hastalık bulunanlarla kafirler: Bununla Allah neyi kasdetmiş? desinler. İşte böyle Allah, dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir. Rabbının ordularını ancak kendisi bilir. Bu, ancak insanlara bir öğüttür.

    Mehmet Alagaş

    (27-42) Sekar nedir? İdrak edebildin mi? Ne geriye atık kalır ne de bırakır. Beşerleri / derilileri kavurur. Onun üzerinde on dokuz vardır. Biz ateşin sahiplerini / görevlileri ni meleklerden yaptık , Onların sayılarını / adetlerini de kafirler için sınayıp ayrıştırma / fitne yaptık ki kitap verilenler yakinen inansın, iman edenlerin de imanı artsın / ziyadeleşsin, kitap verilenler ve iman edenler kuşkuya / raybeye düşmesinler, kalpleri hastalıklılar ve kafirler de Allah bu örnekle / misalle dileği / muradı nedir? desinler, böylelikle Allah kimi isterse saptırır, kimi isterse yola sokar / hidayet eder, Rabbinin ordularını ancak O bilir. (19 meleği hallederiz diyenler içindir) O, ancak derili için / beşer için bir hatırlatmadır. Hayır, hayır Aya, arkasını dönüp çekip giden geceye, ağaran / aydınlanan sabaha andolsun ki O, büyük bir şeydir. Sizden sunum / takdim veya ertelenme / tehir isteyen beşer için uyarıdır. Her nefis / nefesli / soluklu kazandığının tutsağıdır / rehinidir, Yemin sahipleri / Sağ’ın halkları hariç (onlar sekarda değildirler) onlar, cennetlerdedirler, suçlulara / mücrimlere sizi sekara sokan nedir? diye sorarlar / sual ederler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz; kendilerine kitap verilenler kesin bir bilgiyle inansın, iman edenlerin imanları artsın, kendilerine kitap verilenler ile iman edenler şüpheye kapılmasın, kalplerinde bir hastalık olanlar ile küfre sapanlar da, “Allah, bu örnekle (on dokuz sayısı ile) neyi anlatmak istedi?” desin diye o ateşin koruyucularını meleklerden başkasını kılmadık ve onların sayısını da kâfirler için yalnızca bir fitne/imtihan yaptık. Allah; dilediğini işte böyle saptırır, dilediğine de hidayet eder. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilemez. Bu, insanlar için bir öğütten başka bir şey değildir.

    Süleyman Ateş

    Biz cehennemin muhafızlarını hep melekler yaptık. Onların sayısını da inkar edenler için bir sınav yaptık ki, kendilerine Kitap verilmiş olanlar iyice inansın, inananların da imanı artsın. Kitap verilmiş olanlar ve inananlar kuşkulanmasınlar. Kalblerinde hastalık bulunanlar ve kafirler de: "Allah bu misalle ne demek istedi?" desinler. Böylece Allah, dilediğini şaşırtır, dilediğini doğru yola iletir. Rabbinin ordularını ancak kendisi bilir. Bu, insanlara bir uyarıdır.

    Süleymaniye Vakfı

    O ateşin (Cehennemin) görevlilerini sadece meleklerden oluşturduk dipnot 1 . Sayılarını dipnot 2 da kafirler için sırf bir imtihan dipnot 3 sebebi yaptık ki kendilerine kitap verilenler (Kur'an'ın Allah'ın kitabı olduğu konusunda) kesin kanaate varsınlar, iman edenlerin güvenleri artsın, kendilerine kitap verilenler ile müminler şüpheye düşmesinler, kalplerinde hastalık olanlarla dipnot 4 kafirler de şöyle desinler: "Allah bu sayıyla neyi amaçlamış olabilir ki! dipnot 5 " Böylece Allah, (sapkınlığı) tercih edeni sapkın sayar, (doğru yolu) tercih edeni de yoluna kabul eder. Rabbinin ordularını sadece kendisi bilir dipnot 6 . Bunlar, insanlar için sadece doğru bilgidir dipnot 7 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette geçen "ashabun nar" tamlaması, Kur'an'ı bir bütünlük içinde okumayan ya da bir bütünlük içinde okumayı yeni öğrenen zihinlerde bir karışıklık yaratabilmektedir. Kur'an'ın genelinde kısaca "cehennemlik" olarak çevirebileceğimiz şekilde geçen bu tamlama, bu ayette "ashab" kelimesinin anlamlarını değerlendirmemizi gerektirmektedir. Zira bir dilden diğer bir dile çeviri yaparken çevrilen kelimenin bağlamı çok önemlidir. Sadece meleklerin "Ashabun nar" yapıldığı söylendiğinden ve sayıları da 19 olarak verildiğinden buradaki "ashabun nar" tamlamasını "cehennemlik" olarak çeviremeyiz. Eğer böyle çevirirsek başka kimse cehenneme girmeyecek demek olur ve bu Kur'an'a ters düşer. Bunun yerine "cehennemi sahiplenmiş, orada görevlendirilmiş melekler" olarak anlamamız gerekir. Kaldı ki Tahrim 66/6'da Allah'ın sözünden çıkmayan, gayet katı bir takım meleklerin cehennemde görevlendirildiğinin anlatıldığını göz önünde tutmalıyız. Bu ayette dikkatinizi "nar" "aleyha" ve "melaiketun" kelimelerine çekmek gerekir. Diğer tamlamaları bir kenara konursa "nar üstündeki melekler"den bahsedildiği anlaşılır. Tıpkı bir önceki ve bu ayette olduğu gibi. "(Sekar'ın) Üzerinde 19, biz meleklerden başkasını ashabun nar yapmadık…" Zaten Allah kimseyi cehennemlik "yapmaz". Kullarından, görmezlikte direnenlerin kafirliğini onaylar sadece. Oysa burada Allah'ın kendi yaptığı bir durumdan bahsedilmekte.Cehennemde görevli melekler, oranın bekçileridir. Bunu bildiren ayetler şunlardır: Zümer 39/71-72, Mümin 40/49-50, Zuhruf 43/77, Mülk 67/8.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayette bildirilen melek sayısı tıpkı ayette belirtildiği gibi kafirler için imtihan sebebi olmuştur. Bu gibi insanlar, Kitab'ın ayetler arası ilişkisini örtmek için, sözde matematiksel ilişkiler ağı kurarak, Kitab'ın iç bağlantılarını kafalarına göre kurmak ve fitne çıkarma isteğiyle çeşitli yorumlar yapar, kendilerine veya önderlerine kutsallık devşirmeye çalışırlar. Oysa Kitabın ayetler arası ilişkisinin kuralı Al-i İmran 3/7'de açık olarak bildirilmiştir. Kuranın ayetleri arasında rakamsal bir ilişki olduğunu gösteren hiçbir ayet ve nebimizden bu konuda hiçbir rivayet bulunmamaktadır.
    3. metne dön, dipnot 3
      "Fitne", altını içindeki yabancı maddelerden ayırmak için ateşe sokmaktır (Müfredat). Kur'an'da bu kelime imtihan (A'raf 7/155), aldatma (A'raf 7/27), cehennem azabı (Zariyat 51/10-14) ve savaş (Bakara 2/216) anlamlarında kullanılmıştır.
    4. metne dön, dipnot 4
      Bunlar münafıklardır (Bakara 2/8-10).
    5. metne dön, dipnot 5
    6. metne dön, dipnot 6
    7. metne dön, dipnot 7
      Kalem 68/52. Bu ayet, ilahi kitaplar arasındaki sıkı bağı, insanlığın evrensel hafızasındaki doğru bilgiyi (zikir) ve özelde de Kuran ile önceki ilahi kitaplar arasındaki tasdik ilişkisini göstermesi açısından çok önemlidir. Cehennemde görevli meleklerin sayısına dair sayısal bir ifade kullanılmasının iki yönlü işlevi olduğu ayette açıkça ifade edilmektedir. İlki, bu sayısal ifadenin kafirler için imtihan (fitne) vesilesi yapılmasıdır. Gerçek tüm çıplaklığı ile ortaya çıkmasına rağmen vasıfları gereği, görmezlikten gelmeleri sebebiyle tasdik ilişkisini dikkate almayan bu kesim on dokuz sayısını zikre dönüştürmüyor dahası kalplerinde hastalık bulunanlarla birlikte "Allah bu sayıyla neyi amaçlamış olabilir ki!" diyerek alaya alıyorlardı. Görevli meleklerin sayısına dair sayısal bir ifadenin ikinci işlevi ise kendilerine kitap verilenlerden mümince tavır sergileyenlerin kitabın Allah'tan geldiği hususunda kati bilgiye ulaşmaları ve imanlarının artması şeklinde olmaktadır. Kimileri için anlamsız olan on dokuz sayısı bu kişiler için, içeriğini bildikleri ellerindeki kitapla Kuran arasındaki örtüşmeyi ortaya çıkarmaktaydı. Böylelikle bu sayısal ifade insanların bir kısmı için sapkınlıklarının bir kısmı için de hidayetlerinin tescili olmaktaydı. Cehennemde görevli meleklerin sayısına dair ayette geçen on dokuz sayısının Kur'an'ın indiği dönemde, kendilerine kitap verilenler için büyük önem taşıdığı söylenmesine rağmen, elimizdeki Tevrat ve İncil'de böylesi ifadelerin bulunmayışı, Kuran'ın da zaman zaman dikkat çektiği, ilahi kitaplara yönelik insan eliyle gerçekleşen bazı karartma ve gizlemelerin somut örneği olarak görülebilir (Maide 5/15). Kurdukları düzenin bozulmaması ve nemalandıkları menfaatlerin kesilmemesi için ellerindeki kitap ile Kuran arasındaki tasdik ilişkisini kesmek kötü niyetlilerin yapacakları öncelikli işler olmalıdır. Buna rağmen; insanlığın evrensel hafızasından silinmeyen dolayısıyla Kuran'da bahsedilen on dokuz rakamıyla örtüşen bir literatür mevcuttur. Mesela Sabiilerde iyinin karşısında kötülüğü temsil eden varlıklar olarak yedi gezegen ile oniki burçtan bahsedilir: (https://gnosis.org/library/Mandaean_Religion_Rudolf.html) Gnostik bazı metinlerde cehennemin sakinlerinden olan yedi ve oniki ayrı varlıktan söz edilir ve bunlardan kurtulmayı başaranın mutluluğa ulaştığına inanılır (https://gnosis.org/library/grs-mead/gnostic_john_baptist/gjb-2-1.htm#page_42_note_5; https://gnosis.org/library/tsod.htm; https://gnosis.org-/library/grs-mead/gnostic_john_baptist/gjb-2-3.htm#page_83_fr) Budizm'e ait evrenin işleyişini anlatan ve "The Lord of Hell" adıyla bilinen tasvirde (enma-ten mandalası = Mandala of Nineteen Deities) ondokuz cehennem efendisi vardır: https://emuseum.nich.go.jp/detail?langId=en&webView=&content_base_id=100956&content_part_id=000&content_pict_id=0 (https://syuweb.kyohaku.go.jp/ibmuseum_public/index.php?app=shiryo&mode=-detail&language=en&data_id=702&list_id=518930) Oniki ve yedi melek tasvirlerine eski Mısır inanç sisteminde de rastlanır: (https://gnosis.org/naghamm/goseqypt.html)

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O ateşi yönetme işinde meleklerden başkasına görev vermedik. Sayılarını da sırf kafirler için bir imtihan sebebi dipnot 1 yaptık. Böylece kendilerine kitap verilenler kesin kanaate varır; müminlerin güvenleri artar, kendilerine kitap verilenler ile müminler kuşkuya düşmezler. Kalplerinde hastalık olanlarla kafirler de "Allah bu örnekle ne demek istiyor?" derler. Allah, sapıklığı tercih edenin sapıklığını onaylar, doğru yolu tercih edeni de yola getirir. Allah'ın ordularını kendi dışında kimse bilmez. O (Kur'an), tüm insanlık için doğru bilgiden başkası değildir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette bildirilen melek sayısı tıpkı ayette belirtildiği gibi kafirler için imtihan sebebi olmuştur. Bu gibi insanlar Kitab'ın ayetler arası ilişkisini örtmek için, sözde matematiksel ilişkiler ağı kurarak, Kitab'ın iç bağlantılarını kafalarına göre kurmak ve fitne çıkarma isteğiyle çeşitli yorumlar yapar, kendilerine veya önderlerine kutsallık edinmeye çalışırlar. Oysa Kitabın ayetler arası ilişkisi Al-i İmran 3/7'de açık olarak bildirilmiştir.

    Şaban Britch

    Biz kendilerine kitap verilenler kesin bir bilgiyle inansın, iman edenlerin imanları artsın, kendilerine kitap verilenler ile iman edenler şüpheye kapılmasın, kalplerinde bir hastalık olanlar ile küfre sapanlar da, “Allah, bu örnekle (on dokuz sayısı ile) neyi anlatmak istedi?” desin diye o ateşin koruyucularını, meleklerden başkasını kılmadık ve onların sayısını da kâfirler için yalnızca bir fitne/imtihan yaptık. Allah, dilediğini işte böyle saptırır, dilediğine de hidayet eder. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilemez. Bu, insanlar için bir öğütten başka bir şey değildir.

    Şaban Piriş

    Ateş bekçilerini yalnızca meleklerden kıldık. Onların sayısını da ancak kafir olanları denemek, kitap ehlinin kesin bilgiye ulaşması ve iman edenlerin de imanını artırmak için verdik. Kitap ehli ve mü'minlerin şüphe etmemesi, kalplerinde hastalık olanların ve kafirlerin de: -Allah bu misalle ne demek istiyor? demesi için (verdik). Allah, dilediğini işte böyle sapıklıkta bırakır, dilediğine de yol gösterir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilemez. Bu, insanlar için bir uyarıdan başka bir şey değildir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz, cehennem yaranını hep melekler yaptık. Ve biz, onların sayılarını da küfre sapanlar için bir imtihandan başka şey yapmadık. Ta ki, kendilerine kitap verilenler iyice ve apaçık bilsinler. İman etmiş olanların imanı artsın. Kendilerine kitap verilmiş olanlarla iman sahipleri kuşkuya düşmesin. Kalplerinde hastalık olanlarla küfre sapmış bulunanlar da; "Allah bununla neyi örneklendirmek istiyor?" desinler. İşte böyle. Allah, dilediğini/dileyeni saptırır, dilediğini/dileyeni de doğruya ve güzele kılavuzlar. Rabbinin ordularını ancak O bilir. Bu, insan için bir öğüt verici ve düşündürücüden başka şey değildir.

  2. Müddessir suresi, 32. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 32. ayet. كَلَّا وَٱلْقَمَرِ

    Diyanet İşleri

    (32-37) Hayır, (öğüt almazlar.) Aya, çekilip gittiğinde geceye, aydınlandığında sabaha andolsun ki o (cehennem) insan için; içinizden ileri geçmek yahut geri kalmak isteyenler için uyarıcı olarak elbette en büyük bir şeydir.

    Mehmet Okuyan

    Hayır! Yemin olsun: Aya,

    Mustafa İslamoğlu

    Evet, ay şahit olsun!

    Muhammed Esed

    Evet, hilali düşün!

    Ahmed Hulusi

    Hayır! Kasem ederim Ay'a,

    Ali Bulaç

    Hayır; aya andolsun,

    Ali Özek ve heyeti

    Hayır hayır (öğüt almazlar). Aya andolsun ki,

    Ali Rıza Safa

    Asla! Yemin olsun; aya!

    Bayraktar Bayraklı

    - Hayır! Öyle değil, aya, uzaklaştığında geceye ve ağardığında sabahaandolsun.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Hayır, andolsun Ay'a,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hayır, hayır! O ay'a,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hayır hayır o Kamere

    Erhan Aktaş

    Hayır! Anlayan kim? Ay'a ant olsun;

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hayır! Anlayan kim? Ay'a ant olsun;

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hayır! Anlayan kim? Ay'a ant olsun;

    Gültekin Onan

    Hayır; aya andolsun,

    Hasan Basri Çantay

    Fakat ne gezer! Andolsun aya,

    İbni Kesir

    Hayır, andolsun aya,

    Mehmet Alagaş

    (27-42) Sekar nedir? İdrak edebildin mi? Ne geriye atık kalır ne de bırakır. Beşerleri / derilileri kavurur. Onun üzerinde on dokuz vardır. Biz ateşin sahiplerini / görevlileri ni meleklerden yaptık , Onların sayılarını / adetlerini de kafirler için sınayıp ayrıştırma / fitne yaptık ki kitap verilenler yakinen inansın, iman edenlerin de imanı artsın / ziyadeleşsin, kitap verilenler ve iman edenler kuşkuya / raybeye düşmesinler, kalpleri hastalıklılar ve kafirler de Allah bu örnekle / misalle dileği / muradı nedir? desinler, böylelikle Allah kimi isterse saptırır, kimi isterse yola sokar / hidayet eder, Rabbinin ordularını ancak O bilir. (19 meleği hallederiz diyenler içindir) O, ancak derili için / beşer için bir hatırlatmadır. Hayır, hayır Aya, arkasını dönüp çekip giden geceye, ağaran / aydınlanan sabaha andolsun ki O, büyük bir şeydir. Sizden sunum / takdim veya ertelenme / tehir isteyen beşer için uyarıdır. Her nefis / nefesli / soluklu kazandığının tutsağıdır / rehinidir, Yemin sahipleri / Sağ’ın halkları hariç (onlar sekarda değildirler) onlar, cennetlerdedirler, suçlulara / mücrimlere sizi sekara sokan nedir? diye sorarlar / sual ederler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hayır! And olsun Ay’a!

    Süleyman Ateş

    Hayır, andolsun Aya,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hayır; Ay'ı dipnot 1 ,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetin tam meali şöyledir: "Hayır Aya yemin olsun". Türkçede yemini, doğru söylediğinden şüphe edilen kişi yapar. Allah'ın yaptığı bu gibi yeminler ise yemin edilen şeyin önemini göstermek içindir. (Bkz. İbn Kayyim el-Cevzi, et-Tibyan fi Ahkam'il-Kur'an girişi) Türkçe'de böyle bir kullanım olmadığından meal, maksadı ifade edecek şekilde yapılmıştır.

    Şaban Britch

    Ay’a yemin olsun ki;

    Şaban Piriş

    Hayır, Ay'a andolsun ki,

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hayır, sandıkları gibi değil! Yemin olsun Ay'a,

  3. Müddessir suresi, 33. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 33. ayet. وَٱلَّيْلِ إِذْ أَدْبَرَ

    Diyanet İşleri

    (32-37) Hayır, (öğüt almazlar.) Aya, çekilip gittiğinde geceye, aydınlandığında sabaha andolsun ki o (cehennem) insan için; içinizden ileri geçmek yahut geri kalmak isteyenler için uyarıcı olarak elbette en büyük bir şeydir.

    Mehmet Okuyan

    Dönüp gitmekte olan geceye,

    Mustafa İslamoğlu

    Geçip giden gece şahit olsun!

    Muhammed Esed

    Geçip gitmekte olan geceyi düşün,

    Ahmed Hulusi

    Geri döndüğünde geceye,

    Ali Bulaç

    Dönüp gittiği zaman geceye,

    Ali Özek ve heyeti

    Dönüp gitmekte olan geceye,

    Ali Rıza Safa

    Yemin olsun; dönüp giden geceye!

    Bayraktar Bayraklı

    - Hayır! Öyle değil, aya, uzaklaştığında geceye ve ağardığında sabahaandolsun.

    Edip Yüksel

    Geçtiği vakit geceye,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Geçtiği vakit geceye,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    döndüğü an o geceye

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve döndüğü dem o geceye

    Erhan Aktaş

    Ve dönüp gelen geceye;

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve dönüp gelen geceye;

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve dönüp gelen geceye;

    Gültekin Onan

    Dönüp gittiği zaman geceye,

    Hasan Basri Çantay

    (Gündüzün hitamiyle) dönüb geldiği zaman geceye,

    İbni Kesir

    Dönüp geldiğinde geceye,

    Mehmet Alagaş

    (27-42) Sekar nedir? İdrak edebildin mi? Ne geriye atık kalır ne de bırakır. Beşerleri / derilileri kavurur. Onun üzerinde on dokuz vardır. Biz ateşin sahiplerini / görevlileri ni meleklerden yaptık , Onların sayılarını / adetlerini de kafirler için sınayıp ayrıştırma / fitne yaptık ki kitap verilenler yakinen inansın, iman edenlerin de imanı artsın / ziyadeleşsin, kitap verilenler ve iman edenler kuşkuya / raybeye düşmesinler, kalpleri hastalıklılar ve kafirler de Allah bu örnekle / misalle dileği / muradı nedir? desinler, böylelikle Allah kimi isterse saptırır, kimi isterse yola sokar / hidayet eder, Rabbinin ordularını ancak O bilir. (19 meleği hallederiz diyenler içindir) O, ancak derili için / beşer için bir hatırlatmadır. Hayır, hayır Aya, arkasını dönüp çekip giden geceye, ağaran / aydınlanan sabaha andolsun ki O, büyük bir şeydir. Sizden sunum / takdim veya ertelenme / tehir isteyen beşer için uyarıdır. Her nefis / nefesli / soluklu kazandığının tutsağıdır / rehinidir, Yemin sahipleri / Sağ’ın halkları hariç (onlar sekarda değildirler) onlar, cennetlerdedirler, suçlulara / mücrimlere sizi sekara sokan nedir? diye sorarlar / sual ederler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Dönüp gittiği zaman geceye,

    Süleyman Ateş

    Dönüp gitmekte olan geceye,

    Şaban Britch

    Dönüp gelen geceye;

    Şaban Piriş

    Dönüp gelen geceye..

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun geceye, sırtını döndüğünde;

  4. Müddessir suresi, 34. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 34. ayet. وَٱلصُّبْحِ إِذَآ أَسْفَرَ

    Diyanet İşleri

    (32-37) Hayır, (öğüt almazlar.) Aya, çekilip gittiğinde geceye, aydınlandığında sabaha andolsun ki o (cehennem) insan için; içinizden ileri geçmek yahut geri kalmak isteyenler için uyarıcı olarak elbette en büyük bir şeydir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve ağaracak olan sabah şahit olsun!

    Muhammed Esed

    ve ağaran sabahı!

    Ahmed Hulusi

    Aydınlandığında sabaha.

    Ali Bulaç

    Ağardığı zaman sabaha,

    Ali Özek ve heyeti

    ağarmakta olan sabaha andolsun ki,

    Ali Rıza Safa

    Yemin olsun; aydınlanan sabaha!

    Bayraktar Bayraklı

    - Hayır! Öyle değil, aya, uzaklaştığında geceye ve ağardığında sabahaandolsun.

    Edip Yüksel

    Ağardığı vakit sabaha,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ağardığı vakit sabaha,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    açtığı sıra o sabaha andolsun ki,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve açtığı sıra o sabaha kasem olsun ki

    Erhan Aktaş

    Ve aydınlatan sabaha.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve aydınlatan sabaha.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve aydınlatan sabaha.

    Gültekin Onan

    Ağardığı zaman sabaha,

    Hasan Basri Çantay

    ağardığı dem sabaha ki,

    İbni Kesir

    Ağardığında sabaha,

    Mehmet Alagaş

    (27-42) Sekar nedir? İdrak edebildin mi? Ne geriye atık kalır ne de bırakır. Beşerleri / derilileri kavurur. Onun üzerinde on dokuz vardır. Biz ateşin sahiplerini / görevlileri ni meleklerden yaptık , Onların sayılarını / adetlerini de kafirler için sınayıp ayrıştırma / fitne yaptık ki kitap verilenler yakinen inansın, iman edenlerin de imanı artsın / ziyadeleşsin, kitap verilenler ve iman edenler kuşkuya / raybeye düşmesinler, kalpleri hastalıklılar ve kafirler de Allah bu örnekle / misalle dileği / muradı nedir? desinler, böylelikle Allah kimi isterse saptırır, kimi isterse yola sokar / hidayet eder, Rabbinin ordularını ancak O bilir. (19 meleği hallederiz diyenler içindir) O, ancak derili için / beşer için bir hatırlatmadır. Hayır, hayır Aya, arkasını dönüp çekip giden geceye, ağaran / aydınlanan sabaha andolsun ki O, büyük bir şeydir. Sizden sunum / takdim veya ertelenme / tehir isteyen beşer için uyarıdır. Her nefis / nefesli / soluklu kazandığının tutsağıdır / rehinidir, Yemin sahipleri / Sağ’ın halkları hariç (onlar sekarda değildirler) onlar, cennetlerdedirler, suçlulara / mücrimlere sizi sekara sokan nedir? diye sorarlar / sual ederler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ve ağarmakta olan sabaha,

    Süleyman Ateş

    Ağaran sabaha,

    Şaban Britch

    Aydınlanan sabaha;

    Şaban Piriş

    Aydınlanan sabaha..

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun sabaha, ağarıp ışıdığında,

  5. Müddessir suresi, 35. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 35. ayet. إِنَّهَا لَإِحْدَى ٱلْكُبَرِ

    Diyanet İşleri

    (32-37) Hayır, (öğüt almazlar.) Aya, çekilip gittiğinde geceye, aydınlandığında sabaha andolsun ki o (cehennem) insan için; içinizden ileri geçmek yahut geri kalmak isteyenler için uyarıcı olarak elbette en büyük bir şeydir.

    Mehmet Okuyan

    O (cehennem), büyük (ceza)ların birisidir.

    Mustafa İslamoğlu

    Şüphesiz o (cehennem ateşi, musibetlerin) en eşsizidir;

    Muhammed Esed

    Şüphe yok ki bu (cehennem ateşi) gerçekten büyük (bir uyarı)dır

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki o, elbette en büyüklerden biridir!

    Ali Bulaç

    Gerçekten o, büyük (musibet)lerden biridir.

    Ali Özek ve heyeti

    O (cehennem), büyük musibetlerden biridir.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, O, gerçekten büyüklerden birisidir. dipnot 549

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 549
      "O, gerçekten büyüklerden birisidir!" tümcesinde, surenin 74:36,37,54,55 ayetleriyle ilişkilendirerek Kur'an'a yönelik anlaşılacak biçimde yazdığımız "O" zamirine, Kur'an çevirilerinin büyük çoğunluğunda, 74:26 ayetiyle ilişkilendirilerek ve zamirin yerine "Cehennem" veya "En büyük bela" veya "En büyük musibet" yazılarak, cehenneme yönelik anlam verilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz o Sekar, büyük felaketlerden biridir.

    Edip Yüksel

    Bu büyüklerden birisidir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bu büyüklerden birisidir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sekar muhakkak büyüklerin (belaların) biridir,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    her halde büyüklerin biridir o Sekar

    Erhan Aktaş

    Kuşkusuz o en büyüklerden biridir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kuşkusuz o en büyüklerden biridir.

    Gültekin Onan

    Gerçekten o, büyük (musibet)lerden biridir.

    Hasan Basri Çantay

    hakıykaten (o cehennem) büyük büyük (bela) lardan biridir,

    İbni Kesir

    Muhakkak ki o, büyüklerden biridir.

    Mehmet Alagaş

    (27-42) Sekar nedir? İdrak edebildin mi? Ne geriye atık kalır ne de bırakır. Beşerleri / derilileri kavurur. Onun üzerinde on dokuz vardır. Biz ateşin sahiplerini / görevlileri ni meleklerden yaptık , Onların sayılarını / adetlerini de kafirler için sınayıp ayrıştırma / fitne yaptık ki kitap verilenler yakinen inansın, iman edenlerin de imanı artsın / ziyadeleşsin, kitap verilenler ve iman edenler kuşkuya / raybeye düşmesinler, kalpleri hastalıklılar ve kafirler de Allah bu örnekle / misalle dileği / muradı nedir? desinler, böylelikle Allah kimi isterse saptırır, kimi isterse yola sokar / hidayet eder, Rabbinin ordularını ancak O bilir. (19 meleği hallederiz diyenler içindir) O, ancak derili için / beşer için bir hatırlatmadır. Hayır, hayır Aya, arkasını dönüp çekip giden geceye, ağaran / aydınlanan sabaha andolsun ki O, büyük bir şeydir. Sizden sunum / takdim veya ertelenme / tehir isteyen beşer için uyarıdır. Her nefis / nefesli / soluklu kazandığının tutsağıdır / rehinidir, Yemin sahipleri / Sağ’ın halkları hariç (onlar sekarda değildirler) onlar, cennetlerdedirler, suçlulara / mücrimlere sizi sekara sokan nedir? diye sorarlar / sual ederler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz o (Sekar), büyük (musibetlerden) biridir.

    Süleyman Ateş

    Ki o (Sekar), büyük (bela)lardan biridir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İyi anlayın ki Sakar, (Ahiretin) en büyüklerinden biridir;

    Şaban Britch

    Ki o, büyük bir şeydir.

    Şaban Piriş

    Ki o, büyük bir şeydir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ki o gerçekten en büyüklerden biridir.

  6. Müddessir suresi, 36. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 36. ayet. نَذِيرًا لِّلْبَشَرِ

    Diyanet İşleri

    (32-37) Hayır, (öğüt almazlar.) Aya, çekilip gittiğinde geceye, aydınlandığında sabaha andolsun ki o (cehennem) insan için; içinizden ileri geçmek yahut geri kalmak isteyenler için uyarıcı olarak elbette en büyük bir şeydir.

    Mehmet Okuyan

    (36, 37) İnsanlık için yani sizden ileri gitmek veya geri(de) kalmak isteyenler için uyarıcıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    insan soyu için bir uyarıdır;

    Muhammed Esed

    ölümlü insan için bir uyarı

    Ahmed Hulusi

    Beşer için bir uyarıcıdır;

    Ali Bulaç

    Beşer (insan) için bir uyarıdır.

    Ali Özek ve heyeti

    İnsanlık için, uyarıcı.

    Ali Rıza Safa

    İnsanlar için uyarıdır.

    Bayraktar Bayraklı

    İnsanlık için bir uyarıcıdır.

    Edip Yüksel

    Halklara bir uyarıdır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Halklara bir uyarıdır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İnsanları ikaz etmek için;

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Kocundurmak için beşeri

    Erhan Aktaş

    Beşer dipnot 1 için uyarıcıdır;

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sıradan, normal bir insan. İnsan olmanın dışında insanüstü hiçbir özelliği olmayan insan.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Beşer dipnot 1 için uyarıcıdır;

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sıradan, normal bir insan. Her insan gibi, insan olmanın dışında insanüstü hiçbir özelliği olmayan insan.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Beşer için uyarıcıdır;

    Gültekin Onan

    Beşer (insan) için bir uyarıdır.

    Hasan Basri Çantay

    (36-37) İnsan (lar) için, sizden ileri gitmek, yahud geri kalmak isteyenler için en korkutucu olmak bakımından.

    İbni Kesir

    İnsanlar için uyarıcıdır.

    Mehmet Alagaş

    (27-42) Sekar nedir? İdrak edebildin mi? Ne geriye atık kalır ne de bırakır. Beşerleri / derilileri kavurur. Onun üzerinde on dokuz vardır. Biz ateşin sahiplerini / görevlileri ni meleklerden yaptık , Onların sayılarını / adetlerini de kafirler için sınayıp ayrıştırma / fitne yaptık ki kitap verilenler yakinen inansın, iman edenlerin de imanı artsın / ziyadeleşsin, kitap verilenler ve iman edenler kuşkuya / raybeye düşmesinler, kalpleri hastalıklılar ve kafirler de Allah bu örnekle / misalle dileği / muradı nedir? desinler, böylelikle Allah kimi isterse saptırır, kimi isterse yola sokar / hidayet eder, Rabbinin ordularını ancak O bilir. (19 meleği hallederiz diyenler içindir) O, ancak derili için / beşer için bir hatırlatmadır. Hayır, hayır Aya, arkasını dönüp çekip giden geceye, ağaran / aydınlanan sabaha andolsun ki O, büyük bir şeydir. Sizden sunum / takdim veya ertelenme / tehir isteyen beşer için uyarıdır. Her nefis / nefesli / soluklu kazandığının tutsağıdır / rehinidir, Yemin sahipleri / Sağ’ın halkları hariç (onlar sekarda değildirler) onlar, cennetlerdedirler, suçlulara / mücrimlere sizi sekara sokan nedir? diye sorarlar / sual ederler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İnsanlar için bir uyarıcıdır.

    Süleyman Ateş

    İnsanlar için uyarıcıdır;

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    insanoğlu için uyarıdır.

    Şaban Britch

    İnsanlar için bir uyarıcıdır

    Şaban Piriş

    İnsanlar için bir uyarıcıdır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İnsan için bir uyarıcıdır.

  7. Müddessir suresi, 37. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müddessir suresi, 37. ayet. لِمَن شَآءَ مِنكُمْ أَن يَتَقَدَّمَ أَوْ يَتَأَخَّرَ

    Diyanet İşleri

    (32-37) Hayır, (öğüt almazlar.) Aya, çekilip gittiğinde geceye, aydınlandığında sabaha andolsun ki o (cehennem) insan için; içinizden ileri geçmek yahut geri kalmak isteyenler için uyarıcı olarak elbette en büyük bir şeydir.

    Mehmet Okuyan

    (36, 37) İnsanlık için yani sizden ileri gitmek veya geri(de) kalmak isteyenler için uyarıcıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    içinizden öne geçmeyi veya arkada kalmayı dileyen herkes için...

    Muhammed Esed

    öne çıkmayı veya geride kalmayı seçen her biriniz için!

    Ahmed Hulusi

    Sizden ileri geçmeyi yahut geri kalmayı dileyen için (uyarıdır).

    Ali Bulaç

    Sizlerden öne geçmek veya geride kalmak isteyenler için.

    Ali Özek ve heyeti

    Sizden ileri gitmek ya da geri kalmak isteyen kimseler için.

    Ali Rıza Safa

    Aranızdan, öne çıkmak veya geride kalmak isteyenler için.

    Bayraktar Bayraklı

    Sizden, ilerlemek ya da geri kalmak isteyenler için.

    Edip Yüksel

    İlerlemeyi yahut geride kalmayı dileyenleriniz için.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İlerlemek yahut geride kalmak dileyenleriniz için.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    içinizden ileri gitmek veya geri kalmak isteyen kimseleri!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İçinizden ileri gitmek veya geri kalmak istiyen kimseleri

    Erhan Aktaş

    Sizden, öne geçmek isteyen için de geride kalmak isteyen için de. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İman etmeyi veya küfrü seçenler için.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sizden, öne geçmek isteyen için de geride kalmak isteyen için de. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İman etmeyi veya küfrü seçenler için.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sizden, öne geçmek isteyen için de geride kalmak isteyen için de. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İman etmeyi veya küfrü seçenler için.

    Gültekin Onan

    Sizlerden öne geçmek veya geride kalmak isteyenler için.

    Hasan Basri Çantay

    (36-37) İnsan (lar) için, sizden ileri gitmek, yahud geri kalmak isteyenler için en korkutucu olmak bakımından.

    İbni Kesir

    İçinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyenler için.

    Mehmet Alagaş

    (27-42) Sekar nedir? İdrak edebildin mi? Ne geriye atık kalır ne de bırakır. Beşerleri / derilileri kavurur. Onun üzerinde on dokuz vardır. Biz ateşin sahiplerini / görevlileri ni meleklerden yaptık , Onların sayılarını / adetlerini de kafirler için sınayıp ayrıştırma / fitne yaptık ki kitap verilenler yakinen inansın, iman edenlerin de imanı artsın / ziyadeleşsin, kitap verilenler ve iman edenler kuşkuya / raybeye düşmesinler, kalpleri hastalıklılar ve kafirler de Allah bu örnekle / misalle dileği / muradı nedir? desinler, böylelikle Allah kimi isterse saptırır, kimi isterse yola sokar / hidayet eder, Rabbinin ordularını ancak O bilir. (19 meleği hallederiz diyenler içindir) O, ancak derili için / beşer için bir hatırlatmadır. Hayır, hayır Aya, arkasını dönüp çekip giden geceye, ağaran / aydınlanan sabaha andolsun ki O, büyük bir şeydir. Sizden sunum / takdim veya ertelenme / tehir isteyen beşer için uyarıdır. Her nefis / nefesli / soluklu kazandığının tutsağıdır / rehinidir, Yemin sahipleri / Sağ’ın halkları hariç (onlar sekarda değildirler) onlar, cennetlerdedirler, suçlulara / mücrimlere sizi sekara sokan nedir? diye sorarlar / sual ederler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sizden ileri gitmek ya da geri kalmak isteyen kimseler için.

    Süleyman Ateş

    Sizden (iman yolunda) ileri gitmek veya geri kalmak dileyen kimseler için (uyarıcıdır).

    Süleymaniye Vakfı

    İçinizden önde gitmeyi veya geri kalmayı tercih edenler dipnot 1 için (bir uyarı) dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şae (شاء) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gerekeni yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İçinizden aşırılık yapmayı veya iyilikten geri kalmayı tercih edenler için uyarıdır.

    Şaban Britch

    Sizden ileri gitmek ya da geri kalmak isteyen kimseler için (uyarıcıdır).

    Şaban Piriş

    Aranızdan ileri gelenler veya geri kalanlar için..

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sizden, öne geçmek yahut arkaya kalmak/erken davranmak yahut gecikmek isteyen için.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.