Diyanet İşleri
Herkes kazandığına karşılık bir rehindir.
Müddessir suresi · 38–48. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Müddessir suresi, 38. ayet. كُلُّ نَفْسٍۭ بِمَا كَسَبَتْ رَهِينَةٌ
Herkes kazandığına karşılık bir rehindir.
Her nefis kazandıklarına karşılık rehindir. dipnot 1
Her insanın (akıbeti) kendi kazandıklarına bağlıdır;
(Hesap Günü) her insan, yapmış olduğu bütün (kötü) fiiller için rehin olarak tutulacaktır;
Her nefs yaptığının getirisine mahkumdur!
Her nefis, kazandıklarına karşılık bir rehinedir.
Her nefis, kazandığına karşılık bir rehindir,
Her benlik, yaptığı şeylerden sorumludur.
Herkes, kazandığına karşılık bir rehindir.
Her kişi kendi günahıyla mahkûm olur.
Her kişi kendi günahıyla mahkum olur.
Her nefis kazancına bağlıdır,
Her nefis kazancına bağlıdır
Herkes kazancının karşılığında bir rehinedir.
Herkes kazancının karşılığında bir rehinedir.
Herkes kazancının karşılığında bir rehinedir.
Her nefis, kazandıklarına karşılık bir rehinedir.
Her nefs, kazandığı (kesb-ü ihtiyar etdiği) şey mukaabilinde bir rehindir.
Her nefis kazandığı ile bağlıdır.
(27-42) Sekar nedir? İdrak edebildin mi? Ne geriye atık kalır ne de bırakır. Beşerleri / derilileri kavurur. Onun üzerinde on dokuz vardır. Biz ateşin sahiplerini / görevlileri ni meleklerden yaptık , Onların sayılarını / adetlerini de kafirler için sınayıp ayrıştırma / fitne yaptık ki kitap verilenler yakinen inansın, iman edenlerin de imanı artsın / ziyadeleşsin, kitap verilenler ve iman edenler kuşkuya / raybeye düşmesinler, kalpleri hastalıklılar ve kafirler de Allah bu örnekle / misalle dileği / muradı nedir? desinler, böylelikle Allah kimi isterse saptırır, kimi isterse yola sokar / hidayet eder, Rabbinin ordularını ancak O bilir. (19 meleği hallederiz diyenler içindir) O, ancak derili için / beşer için bir hatırlatmadır. Hayır, hayır Aya, arkasını dönüp çekip giden geceye, ağaran / aydınlanan sabaha andolsun ki O, büyük bir şeydir. Sizden sunum / takdim veya ertelenme / tehir isteyen beşer için uyarıdır. Her nefis / nefesli / soluklu kazandığının tutsağıdır / rehinidir, Yemin sahipleri / Sağ’ın halkları hariç (onlar sekarda değildirler) onlar, cennetlerdedirler, suçlulara / mücrimlere sizi sekara sokan nedir? diye sorarlar / sual ederler.
Her nefis kazandığına karşılık bir rehindir.
Her can, kazandığıyle (Allah katında) rehin alınmıştır.
(Hesap günü) Herkes kazandıklarına karşılık rehin tutulur dipnot 1 .
Herkes kendi yaptığına karşılık rehindir.
Her nefis, kazandığına karşılık bir rehindir.
Herkes kazancına bağlı bir rehinedir.
Her benlik öz kazancının bir karşılığıdır.
Müddessir suresi, 39. ayet. إِلَّآ أَصْحَٰبَ ٱلْيَمِينِ
Ancak ahiret mutluluğuna eren kimseler başka.
Sağın halkı dipnot 1 hariç.
ancak iyiler müstesna.
yalnız dürüstlüğü ve erdemli olmayı başaranlar hariç;
Ashab-ı Yemin hariç!
Ancak Ashab-ı Yemin (sağ ehli) hariç.
ancak sağdakiler başka.
Sözü yerine getirenlerin yoldaşları başkadır.
- Ancak sağdakiler hariçtir. Onlar cennetlerde olacak ve suçlulara soracaklardır. "Sizi Sekar'a sürükleyen nedir?"
Ancak sağ tarafta olanlar hariç;
Ancak sağ tarafta olanlar hariç;
ancak sağın adamları,
Ancak ashab-ı yemin
Ancak "Ashabı Yemin dipnot 1 " hariç.
Ancak "ashabı yemin" dipnot 1 hariç.
Ancak "ashabı yemin" dipnot 1 hariç.
Ancak Ashab-ı Yemin (sağ ehli) hariç.
Ancak sağcılar böyle değil.
Ancak sağcılar müstesna.
(27-42) Sekar nedir? İdrak edebildin mi? Ne geriye atık kalır ne de bırakır. Beşerleri / derilileri kavurur. Onun üzerinde on dokuz vardır. Biz ateşin sahiplerini / görevlileri ni meleklerden yaptık , Onların sayılarını / adetlerini de kafirler için sınayıp ayrıştırma / fitne yaptık ki kitap verilenler yakinen inansın, iman edenlerin de imanı artsın / ziyadeleşsin, kitap verilenler ve iman edenler kuşkuya / raybeye düşmesinler, kalpleri hastalıklılar ve kafirler de Allah bu örnekle / misalle dileği / muradı nedir? desinler, böylelikle Allah kimi isterse saptırır, kimi isterse yola sokar / hidayet eder, Rabbinin ordularını ancak O bilir. (19 meleği hallederiz diyenler içindir) O, ancak derili için / beşer için bir hatırlatmadır. Hayır, hayır Aya, arkasını dönüp çekip giden geceye, ağaran / aydınlanan sabaha andolsun ki O, büyük bir şeydir. Sizden sunum / takdim veya ertelenme / tehir isteyen beşer için uyarıdır. Her nefis / nefesli / soluklu kazandığının tutsağıdır / rehinidir, Yemin sahipleri / Sağ’ın halkları hariç (onlar sekarda değildirler) onlar, cennetlerdedirler, suçlulara / mücrimlere sizi sekara sokan nedir? diye sorarlar / sual ederler.
Ancak Ashab-ı Yemin (sağ ehli) başkadır.
Yalnız sağın adamları (Kitapları sağdan verilenler) hariç.
Defteri sağdan verilenler hariç dipnot 1 .
Doğrulardan yana olanlar hali başkadır dipnot 1 .
Ancak sağdakiler başka.
Sadece sağ yandakiler
Uğur ve bereket yaranı müstesna.
Müddessir suresi, 40. ayet. فِى جَنَّٰتٍ يَتَسَآءَلُونَ
(40-42) Onlar cennetlerdedirler. Birbirlerine suçlular hakkında sorular sorarlar ve dönüp onlara şöyle derler: "Sizi Sekar'a (cehenneme) ne soktu?"
(40, 41, 42) Cennetlerdeyken "Sizi ateşe sürükleyen nedir?" diye suçluların durumundan soracaklar.
(Onlar) cennetlerde, hep bir ağızdan soracaklar
onlar (cennet) bahçelerinde (oturarak) soracaklar
Cennetlerdedirler. . . Sorarlar;
Onlar cennetlerdedirler; birbirlerine sorarlar.
Onlar cennetler içindedir. Uzaktan uzağa sorarlar.
Cennetler içindeler; birbirlerine soruyorlar.
- Ancak sağdakiler hariçtir. Onlar cennetlerde olacak ve suçlulara soracaklardır. "Sizi Sekar'a sürükleyen nedir?"
Bahçeler içindedirler, sorarlar,
Cennetler içindedirler, sorarlar,
Cennetlerdedir; soruşur dururlar
Cennetlerdedir, soruşdururlar
Cennetler içinde soracaklar;
Cennetler içinde soracaklar;
Cennetler içinde soracaklar;
Onlar cennetlerdedirler; birbirlerine sorarlar.
(Onlar) cennetlerdedirler. Soruşurlar,
Cennetlerdedirler. Sorarlar,
(27-42) Sekar nedir? İdrak edebildin mi? Ne geriye atık kalır ne de bırakır. Beşerleri / derilileri kavurur. Onun üzerinde on dokuz vardır. Biz ateşin sahiplerini / görevlileri ni meleklerden yaptık , Onların sayılarını / adetlerini de kafirler için sınayıp ayrıştırma / fitne yaptık ki kitap verilenler yakinen inansın, iman edenlerin de imanı artsın / ziyadeleşsin, kitap verilenler ve iman edenler kuşkuya / raybeye düşmesinler, kalpleri hastalıklılar ve kafirler de Allah bu örnekle / misalle dileği / muradı nedir? desinler, böylelikle Allah kimi isterse saptırır, kimi isterse yola sokar / hidayet eder, Rabbinin ordularını ancak O bilir. (19 meleği hallederiz diyenler içindir) O, ancak derili için / beşer için bir hatırlatmadır. Hayır, hayır Aya, arkasını dönüp çekip giden geceye, ağaran / aydınlanan sabaha andolsun ki O, büyük bir şeydir. Sizden sunum / takdim veya ertelenme / tehir isteyen beşer için uyarıdır. Her nefis / nefesli / soluklu kazandığının tutsağıdır / rehinidir, Yemin sahipleri / Sağ’ın halkları hariç (onlar sekarda değildirler) onlar, cennetlerdedirler, suçlulara / mücrimlere sizi sekara sokan nedir? diye sorarlar / sual ederler.
(Onlar) cennetlerdedirler. Birbirlerine sorarlar.
Onlar cennetler içinde soruyorlar;
Onlar cennetlerde / bahçelerde olur dipnot 1 , birbirlerine sorarlar;
Onlar bahçelerde olur, sorup soruştururlar;
Cennet içinde soruştururlar.
Cennettedirler. Ve soruştururlar.
Bahçelerdedirler. Birbirlerine soruyorlar,
Müddessir suresi, 41. ayet. عَنِ ٱلْمُجْرِمِينَ
(40-42) Onlar cennetlerdedirler. Birbirlerine suçlular hakkında sorular sorarlar ve dönüp onlara şöyle derler: "Sizi Sekar'a (cehenneme) ne soktu?"
(40, 41, 42) Cennetlerdeyken "Sizi ateşe sürükleyen nedir?" diye suçluların durumundan soracaklar.
günahı hayat tarzı edinenlere:
günahkarlara:
Mücrimlere:
Suçlu günahkarları;
Günahkârlara:
Suçlular hakkında.
- Ancak sağdakiler hariçtir. Onlar cennetlerde olacak ve suçlulara soracaklardır. "Sizi Sekar'a sürükleyen nedir?"
Suçlulara:
Suçlulara:
suçlulardan;
Mücrimlerden
Suçlulara,
Suçlulardan,
Suçlulardan,
Suçlu günahkarları;
günahkarları (n hallerini):
Suçlulara;
(27-42) Sekar nedir? İdrak edebildin mi? Ne geriye atık kalır ne de bırakır. Beşerleri / derilileri kavurur. Onun üzerinde on dokuz vardır. Biz ateşin sahiplerini / görevlileri ni meleklerden yaptık , Onların sayılarını / adetlerini de kafirler için sınayıp ayrıştırma / fitne yaptık ki kitap verilenler yakinen inansın, iman edenlerin de imanı artsın / ziyadeleşsin, kitap verilenler ve iman edenler kuşkuya / raybeye düşmesinler, kalpleri hastalıklılar ve kafirler de Allah bu örnekle / misalle dileği / muradı nedir? desinler, böylelikle Allah kimi isterse saptırır, kimi isterse yola sokar / hidayet eder, Rabbinin ordularını ancak O bilir. (19 meleği hallederiz diyenler içindir) O, ancak derili için / beşer için bir hatırlatmadır. Hayır, hayır Aya, arkasını dönüp çekip giden geceye, ağaran / aydınlanan sabaha andolsun ki O, büyük bir şeydir. Sizden sunum / takdim veya ertelenme / tehir isteyen beşer için uyarıdır. Her nefis / nefesli / soluklu kazandığının tutsağıdır / rehinidir, Yemin sahipleri / Sağ’ın halkları hariç (onlar sekarda değildirler) onlar, cennetlerdedirler, suçlulara / mücrimlere sizi sekara sokan nedir? diye sorarlar / sual ederler.
Suçlulardan.
Suçluların durumunu:
suça dalanların halini... dipnot 1
suçlu olanları...
Suçlulara:
Suçluları..
Suçlular hakkında:
Müddessir suresi, 42. ayet. مَا سَلَكَكُمْ فِى سَقَرَ
(40-42) Onlar cennetlerdedirler. Birbirlerine suçlular hakkında sorular sorarlar ve dönüp onlara şöyle derler: "Sizi Sekar'a (cehenneme) ne soktu?"
(40, 41, 42) Cennetlerdeyken "Sizi ateşe sürükleyen nedir?" diye suçluların durumundan soracaklar.
"Sizi, içinizi yansıtan bu ateşe ne soktu?"
"Sizi bu cehennem ateşine sürükleyen nedir?"
"Sizi Sakar'a (dev alevli kuşatan ateşe) sokan nedir?"
"Sizi şu cehenneme sürükleyip iten nedir?"
Sizi şu yakıcı ateşe sokan nedir? diye
"Yakıcı ateşe sizi sürükleyen nedir?"
- Ancak sağdakiler hariçtir. Onlar cennetlerde olacak ve suçlulara soracaklardır. "Sizi Sekar'a sürükleyen nedir?"
"Sizi sakara sokan nedir?" dipnot 1
'Sizi bu cezaya sokan nedir?'
Sizi Sekar'a sokan nedir? diye;
Nedir, diye: sizi sekare sokan?
Sizi Sakar'a dipnot 1 sürükleyen nedir?
Sizi Sakar'a dipnot 1 sürükleyen nedir?
Sizi Sakar'a dipnot 1 sürükleyen nedir?
"Sizi şu cehenneme sürükleyip iten nedir?"
"Sizi cehenneme sokan nedir"?
Nedir sizi Sekar'a sürükleyen?
(27-42) Sekar nedir? İdrak edebildin mi? Ne geriye atık kalır ne de bırakır. Beşerleri / derilileri kavurur. Onun üzerinde on dokuz vardır. Biz ateşin sahiplerini / görevlileri ni meleklerden yaptık , Onların sayılarını / adetlerini de kafirler için sınayıp ayrıştırma / fitne yaptık ki kitap verilenler yakinen inansın, iman edenlerin de imanı artsın / ziyadeleşsin, kitap verilenler ve iman edenler kuşkuya / raybeye düşmesinler, kalpleri hastalıklılar ve kafirler de Allah bu örnekle / misalle dileği / muradı nedir? desinler, böylelikle Allah kimi isterse saptırır, kimi isterse yola sokar / hidayet eder, Rabbinin ordularını ancak O bilir. (19 meleği hallederiz diyenler içindir) O, ancak derili için / beşer için bir hatırlatmadır. Hayır, hayır Aya, arkasını dönüp çekip giden geceye, ağaran / aydınlanan sabaha andolsun ki O, büyük bir şeydir. Sizden sunum / takdim veya ertelenme / tehir isteyen beşer için uyarıdır. Her nefis / nefesli / soluklu kazandığının tutsağıdır / rehinidir, Yemin sahipleri / Sağ’ın halkları hariç (onlar sekarda değildirler) onlar, cennetlerdedirler, suçlulara / mücrimlere sizi sekara sokan nedir? diye sorarlar / sual ederler.
“Sizi Sekara/Cehennem'e sokan nedir?''
"Sizi şu yakıcı ateşe ne sürükledi?"
(Sonra onları Sakar'da görür ve şöyle sorarlar:) "Sizi Sakar'a dipnot 1 sürükleyen ne oldu?"
Onlara, "Sizi Sakar'a sürükleyen ne oldu?" diye sorarlar.
Sizi Cehennem'e sevkeden nedir?
-Sizi cehenneme sevkeden nedir?
"Sizi Sekar'a sürükleyen nedir?"
Müddessir suresi, 43. ayet. قَالُوا۟ لَمْ نَكُ مِنَ ٱلْمُصَلِّينَ
Onlar şöyle derler: "Biz namaz kılanlardan değildik."
(Onlar da) şöyle diyecekler: "Biz salât (ibadet) edenlerden değildik. dipnot 1
Cevap verecekler: "Biz hem Allah'la bağımızı koparmıştık,
Berikiler "Biz" diyecekler, "ne namaz kılanlardan idik,
Dediler ki: "Musallin'den (bilfiil salatı yaşayanlardan) değildik!"
Onlar: "Biz namaz kılanlardan değildik" dediler.
Onlar şöyle cevap verirler: Biz namaz kılanlardan değildik,
Dediler ki: "Destek olanlardan değildik!"
- Onlar da şöyle cevap vereceklerdir: "İnanıp kulluk edenlerden değildik. Yoksulları doyurmuyorduk. Batıla dalanlarla birlikte dalardık. Ceza gününü yalanlardık. Sonunda ölüm bize geldi çattı."
Diyecekler ki, "salat etmezdik" dipnot 1
Diyecekler ki, 'Desteklemezdik/namaz kılmazdık'
(Onlar) derler: "Biz namaz kılanlardan değildik,
Derler: biz namaz kılanlardan değildik
"Musallin dipnot 1 " den olmadık." dediler.
"Musallin" dipnot 1 den olmadık." dediler.
"Musallin" dipnot 1 den olmadık." dediler.
Onlar: "Biz namaz kılanlardan değildik" dediler.
(Günahkarlar) dediler (derler): "Biz namaz kılanlardan değildik".
Derler ki: Biz, namaz kılanlardan değildik,
(43-56) Bizler namazı / salahı kılmazdık, çalışma gücü olmayanları / miskini yedirmezdik, dalanlarla / kapılanlarla beraber bizler de dalar giderdik, bizler din gününü / hesaplaşma gününü yalanlardık. Ta ki yakın olan bizi alıncaya / ölüm bizi alıncaya değin yalanladık. Onlara şefaatçilerin şefaati de fayda vermez. Hatırlatmadan yüz çeviriyorlar. Aslandan kaçan ürkmüş eşek gibiler. Hatta her birine (kişiye özel) açıklama içeren / şerh edilmiş sayfalar verilm esini istiyorlar . ( Oysa k itap sıklıkla genele hitaplı) Hayır, hayır diğer hayattan / ahiretten korkmuyorlar. Yoo, hayır, hayır O, Onu hatırlamak isteyen kişiye bir hatırlatmadır. Allah ancak isterse , onlar hatırlarlar. O /Allah sakınma / takva ehlidir, bağışlama / mağfiret ehlidir.
Onlar derler ki; "Biz namaz kılan kimseler değildik."
(Onlar da) Dediler ki: "Biz namaz kılanlardan olmadık."
Onlar şöyle derler: "Biz, kulluk görevlerini yapanlardan dipnot 1 değildik.
Onlar da, "Biz namaz kılan kişiler değildik." derler.
"Namaz kılanlardan değildik" dediler.
-Namaz kılanlardan değildik, dediler.
Cevap verdiler: "Namaz kılıp dua edenlerden değildik."
Müddessir suresi, 44. ayet. وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ ٱلْمِسْكِينَ
"Yoksula yedirmezdik."
Yoksulu doyurmazdık.
hem de yoksulları doyurmazdık;
ne de yoksulları doyururduk;
"Yoksulu doyurmazdık. "
"Yoksula yedirmezdik."
yoksulu doyurmuyorduk,
"Yoksulu doyurmazdık!"
- Onlar da şöyle cevap vereceklerdir: "İnanıp kulluk edenlerden değildik. Yoksulları doyurmuyorduk. Batıla dalanlarla birlikte dalardık. Ceza gününü yalanlardık. Sonunda ölüm bize geldi çattı."
"Yoksula da yedirmezdik."
'Yoksula da yedirmezdik.'
fakirlere yemek yedirmezdik,
Ve fukaraya yemek yedirmezdik
"Miskine yediren değildik."
"Miskine yediren değildik."
"Miskine yediren değildik."
"Yoksula yedirmezdik."
"Yoksula yedirmezdik",
Yoksulu doyurmazdık,
(43-56) Bizler namazı / salahı kılmazdık, çalışma gücü olmayanları / miskini yedirmezdik, dalanlarla / kapılanlarla beraber bizler de dalar giderdik, bizler din gününü / hesaplaşma gününü yalanlardık. Ta ki yakın olan bizi alıncaya / ölüm bizi alıncaya değin yalanladık. Onlara şefaatçilerin şefaati de fayda vermez. Hatırlatmadan yüz çeviriyorlar. Aslandan kaçan ürkmüş eşek gibiler. Hatta her birine (kişiye özel) açıklama içeren / şerh edilmiş sayfalar verilm esini istiyorlar . ( Oysa k itap sıklıkla genele hitaplı) Hayır, hayır diğer hayattan / ahiretten korkmuyorlar. Yoo, hayır, hayır O, Onu hatırlamak isteyen kişiye bir hatırlatmadır. Allah ancak isterse , onlar hatırlarlar. O /Allah sakınma / takva ehlidir, bağışlama / mağfiret ehlidir.
“Yoksulları da doyurmazdık.''
"Yoksula da yedirmezdik."
Çaresiz kalmış birini doyurmazdık dipnot 1 .
"Yoksulları doyurmazdık.
Miskinleri/fakirleri doyurmuyorduk.
Düşkünleri doyurmuyorduk.
"Yoksulu yedirip doyurmuyorduk."
Müddessir suresi, 45. ayet. وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ ٱلْخَآئِضِينَ
"Batıla dalanlarla birlikte biz de dalardık."
Boş şeylere dalanlarla birlikte biz de boş şeylere dalardık. dipnot 1
üstelik (günaha) dalanlarla birlikte biz de dalardık;
ve kendilerini günaha kaptıran (diğer) günahkarlar ile birlikte günaha dalmıştık;
"(Nefsani zevklere) dalanlarla beraber dalardık!"
"(Batıla ve tutkulara) Dalıp gidenlerle biz de dalar giderdik."
(Bâtıla) dalanlarla birlikte dalıyorduk,
"Oyalananlarla birlikte oyalanır giderdik!"
- Onlar da şöyle cevap vereceklerdir: "İnanıp kulluk edenlerden değildik. Yoksulları doyurmuyorduk. Batıla dalanlarla birlikte dalardık. Ceza gününü yalanlardık. Sonunda ölüm bize geldi çattı."
"Biz, boş şeylere dalanlarla birlikte dalardık."
'Biz, boş şeylere dalanlarla birlikte dalardık.'
batakçılarla dalar giderdik
Batakçılarla dalar giderdik
"Batıl inançlara dalanlarla beraber biz de dalardık."
"Batıl inançlara dalanlarla beraber biz de dalardık."
"Batıl inançlara dalanlarla beraber biz de dalardık."
"(Batıla ve tutkulara) Dalıp gidenlerle biz de dalar giderdik."
"Biz de (baatıla) dalanlarla beraber dalardık",
Dalanlarla birlikte biz de dalardık,
(43-56) Bizler namazı / salahı kılmazdık, çalışma gücü olmayanları / miskini yedirmezdik, dalanlarla / kapılanlarla beraber bizler de dalar giderdik, bizler din gününü / hesaplaşma gününü yalanlardık. Ta ki yakın olan bizi alıncaya / ölüm bizi alıncaya değin yalanladık. Onlara şefaatçilerin şefaati de fayda vermez. Hatırlatmadan yüz çeviriyorlar. Aslandan kaçan ürkmüş eşek gibiler. Hatta her birine (kişiye özel) açıklama içeren / şerh edilmiş sayfalar verilm esini istiyorlar . ( Oysa k itap sıklıkla genele hitaplı) Hayır, hayır diğer hayattan / ahiretten korkmuyorlar. Yoo, hayır, hayır O, Onu hatırlamak isteyen kişiye bir hatırlatmadır. Allah ancak isterse , onlar hatırlarlar. O /Allah sakınma / takva ehlidir, bağışlama / mağfiret ehlidir.
"(Batıla) Dalanlarla beraber biz de dalıp gitmiştik."
Boş şeylere dalanlarla birlikte dalardık."
Boş işlere dalanlarla birlikte biz de dalar giderdik dipnot 1 .
Dünyaya dalanlarla dalar giderdik.
Batıla dalanlarla biz de dalıyorduk.
Batıla dalanlarla biz de dalıyorduk.
"Boş lakırdılara dalanlarla dalar giderdik."
Müddessir suresi, 46. ayet. وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ
"Ceza gününü de yalanlıyorduk."
Hesap gününü yalanlardık.
hepsinden öte biz Hesap Günü'nü yalanlardık;
ve Hesap Günü'nü yalanlamıştık,
"Din sürecini de (Sünnetulah'ı - yapılanların sonucunun kesinlikle yaşanacağı realitesini) reddederdik!"
"Din (hesap ve ceza) gününü yalan sayıyorduk."
Ceza gününü de yalan sayıyorduk,
"Ve Yargı Günü'nü yalanlardık!"
- Onlar da şöyle cevap vereceklerdir: "İnanıp kulluk edenlerden değildik. Yoksulları doyurmuyorduk. Batıla dalanlarla birlikte dalardık. Ceza gününü yalanlardık. Sonunda ölüm bize geldi çattı."
"Yargı gününü yalanlardık." dipnot 1
'Yargı gününü yalanlardık.'
ve hesap gününe yalan derdik,
Ve ceza gününe yalan derdik
"Din Günü'nü dipnot 1 yalanlardık."
"Din Günü'nü dipnot 1 yalanlardık."
"Din Günü'nü dipnot 1 yalanlardık."
"Din (hesap ve ceza) gününü yalan sayıyorduk."
"Ceza (ve hisab) gününü de yalan sayardık".
Ve din gününü yalanlardık.
(43-56) Bizler namazı / salahı kılmazdık, çalışma gücü olmayanları / miskini yedirmezdik, dalanlarla / kapılanlarla beraber bizler de dalar giderdik, bizler din gününü / hesaplaşma gününü yalanlardık. Ta ki yakın olan bizi alıncaya / ölüm bizi alıncaya değin yalanladık. Onlara şefaatçilerin şefaati de fayda vermez. Hatırlatmadan yüz çeviriyorlar. Aslandan kaçan ürkmüş eşek gibiler. Hatta her birine (kişiye özel) açıklama içeren / şerh edilmiş sayfalar verilm esini istiyorlar . ( Oysa k itap sıklıkla genele hitaplı) Hayır, hayır diğer hayattan / ahiretten korkmuyorlar. Yoo, hayır, hayır O, Onu hatırlamak isteyen kişiye bir hatırlatmadır. Allah ancak isterse , onlar hatırlarlar. O /Allah sakınma / takva ehlidir, bağışlama / mağfiret ehlidir.
“Hesap gününü de yalanlıyorduk.''
"Ceza gününü yalanlardık."
Her şeyin karşılığını bulacağı dipnot 1 gün hakkında da hep yalan söylerdik dipnot 2 .
Hesap günü konusunda da yalan söylerdik dipnot 1 .
Hesap gününü yalanlıyorduk.
Hesap gününü yalanlıyorduk.
"Din gününü yalanlıyorduk."
Müddessir suresi, 47. ayet. حَتَّىٰٓ أَتَىٰنَا ٱلْيَقِينُ
"Nihayet ölüm bize gelip çattı."
Sonunda kesin bir gerçek (olan ölüm) bize gelip çattı."
ta ki ölüm hakikati bizi gelip buluncaya kadar..."
(ölüm ile) her şey açık seçik ortaya çıkıncaya kadar."
"Sonunda yakin (hakikatle yüzleşmek) oluştu!"
"Sonunda yakin (kesin bir gerçek olan ölüm) gelip bize çattı."
sonunda bize ölüm geldi çattı.
"Gerçekler önümüze gelinceye dek!"
- Onlar da şöyle cevap vereceklerdir: "İnanıp kulluk edenlerden değildik. Yoksulları doyurmuyorduk. Batıla dalanlarla birlikte dalardık. Ceza gününü yalanlardık. Sonunda ölüm bize geldi çattı."
"Nihayet (şimdi) kesin gerçeğe ulaştık."
'Nihayet (şimdi) kesin gerçeğe ulaştık.'
bize o ölüm gelinceye kadar!"
Ta gelinciye kadar bize o yakin
"Bize yakin dipnot 1 gelene kadar."
"Bize yakin dipnot 1 gelene kadar."
"Bize yakin dipnot 1 gelene kadar."
"Sonunda yakin (kesin bir gerçek olan ölüm) gelip bize çattı."
"Nihayet bize ölüm gelib çatdı".
Nihayet ölüm bize gelip çattı.
(43-56) Bizler namazı / salahı kılmazdık, çalışma gücü olmayanları / miskini yedirmezdik, dalanlarla / kapılanlarla beraber bizler de dalar giderdik, bizler din gününü / hesaplaşma gününü yalanlardık. Ta ki yakın olan bizi alıncaya / ölüm bizi alıncaya değin yalanladık. Onlara şefaatçilerin şefaati de fayda vermez. Hatırlatmadan yüz çeviriyorlar. Aslandan kaçan ürkmüş eşek gibiler. Hatta her birine (kişiye özel) açıklama içeren / şerh edilmiş sayfalar verilm esini istiyorlar . ( Oysa k itap sıklıkla genele hitaplı) Hayır, hayır diğer hayattan / ahiretten korkmuyorlar. Yoo, hayır, hayır O, Onu hatırlamak isteyen kişiye bir hatırlatmadır. Allah ancak isterse , onlar hatırlarlar. O /Allah sakınma / takva ehlidir, bağışlama / mağfiret ehlidir.
“Nihayet ölüm bize gelip çatıncaya dek.''
"İşte böyle iken ölüm bize gelip çattı."
Sonunda o kesin gerçek /ölüm bize geldi çattı dipnot 1 ."
Sonunda ölüm geldi çattı." derler.
Ölüm bize gelene dek.
Ölüm bize gelene dek..
"Nihayet, tartışılmaz ve karşı çıkılmaz bilgi önümüze dikildi."
Müddessir suresi, 48. ayet. فَمَا تَنفَعُهُمْ شَفَٰعَةُ ٱلشَّٰفِعِينَ
Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez.
(Bekledikleri) şefaatçilerin şefaati onlara yarar sağlamaz. dipnot 1
İşte bunlara hiçbir şefaatçinin şefaati fayda vermeyecek.
Ve böylece, onlar için şefaat edecek olanların hiçbirinin (zerre kadar) faydası olmaz.
Artık onlara şefaat edicilerin şefaati fayda vermez.
Artık, şefaat edenlerin şefaati onlara bir yarar sağlamaz.
Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez.
Artık, ara bulucuların aracılık yapması onlara yarar sağlamaz.
Artık onlara, şefaatçilerin şefaati fayda vermez.
Aracıların şefaati onlara bir yarar sağlamaz.
Aracıların şefaati onlara bir yarar sağlamaz.
Fakat o zaman şefaatçilerin şefaati fayda vermez.
Fakat faide vermez o vakıt şefaati şefaatçilerin
Artık şefaatçilerin dipnot 1 şefaati dipnot 2 onlara yarar sağlamaz.
Artık şefaatçilerin dipnot 1 şefaati dipnot 2 onlara yarar sağlamaz.
Artık şefaatçilerin dipnot 1 şefaati dipnot 2 onlara yarar sağlamaz.
Artık, şefaat edenlerin şefaati onlara bir yarar sağlamaz.
Artık şefaat edicilerin hiçbir şefaati onlara faide vermeyecek.
Artık onlara, şefaatçıların şefaatı fayda vermez.
(43-56) Bizler namazı / salahı kılmazdık, çalışma gücü olmayanları / miskini yedirmezdik, dalanlarla / kapılanlarla beraber bizler de dalar giderdik, bizler din gününü / hesaplaşma gününü yalanlardık. Ta ki yakın olan bizi alıncaya / ölüm bizi alıncaya değin yalanladık. Onlara şefaatçilerin şefaati de fayda vermez. Hatırlatmadan yüz çeviriyorlar. Aslandan kaçan ürkmüş eşek gibiler. Hatta her birine (kişiye özel) açıklama içeren / şerh edilmiş sayfalar verilm esini istiyorlar . ( Oysa k itap sıklıkla genele hitaplı) Hayır, hayır diğer hayattan / ahiretten korkmuyorlar. Yoo, hayır, hayır O, Onu hatırlamak isteyen kişiye bir hatırlatmadır. Allah ancak isterse , onlar hatırlarlar. O /Allah sakınma / takva ehlidir, bağışlama / mağfiret ehlidir.
Artık şefaat edenlerin şefaatleri onlara yarar sağlamaz.
Artık onlara şefa'atçilerin şefa'ati fayda vermez.
Artık şefaatçilerin şefaati onlara bir fayda vermeyecek dipnot 1 .
Artık şefaatçilerinin şefaati onlara bir fayda vermez[1].
Artık şefaatçilerin şefaati onlara bir yarar sağlamaz.
Artık şefaatçilerin şefaati onlara bir yarar sağlamaz.
Artık yarar sağlamaz onlara şefaatçilerin şefaati.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.