Diyanet İşleri
Ha Mim.
Mü'min suresi · 1–9. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Mü'min suresi, 1. ayet. حمٓ
Ha Mim.
Hâ. Mîm. dipnot 1
Ha-Mim!
Ha-Mim.
Ha, Miiim!
Ha, Mim.
Hâ. Mîm.
H. M.
Ha, mim.
H8 M40 dipnot 1
HH. M.
Ha, Mim.
Ha Mim.
Ha, Mim.
Ha, Mim.
Ha, Mim.
Ha. Mim.
Haa, Mim.
Ha, Mim.
(1-9) Hâ, Mim, Kitap; kıymetli ve bilen, günahları bağışlayan, vazgeçmeleri / tövbeleri kabul eden şiddetli karşılık veren güç ve kudret sahibi Allah’tan indirilmedir. Ondan başka ilah yoktur, gelece ği yer O’dur. Ancak kafirler Allah’ın ayetleri ile çekişirler/mücadele ederler, beldelere dönüp dolaşmaları seni aldatmasın (bu tipler aynı) Önceden de Nuh kavmi ve onlardan sonraki gruplar da yalanladılar, her bir ümmet / toplu m Resullerini ele geçirme niyetinde oldu, b atılı kullanarak hakkı yok etmek için cedelleştiler / mücadele ettiler , onları yakaladım, sonuçları / akıbetleri nasılmış? İşte böylece Rabbinin kafirler üzerindeki kelimeleri / kelamı gerçekleşti, muhakkak ki onlar ateşin halkıdır. Tahtı / Arşı taşıyanlar ve etrafında kim varsa övgü ile / hamd ile rablerini üstün tutuyorlar / tesbih ediyorlar, O’na iman ediyorlar, iman edenler içinde “Rabbimiz, esirgemesi / rahmeti ve ilmi ile her şeyi kuşatmıştır , vazgeçenleri yoluna tabi olanları bağışla, cehennem azabından onları koru” şeklinde bağışlanma diliyorlar . Rabbimiz onları söz verdiğin / vaadettiğin adn cennetlerine onları sok, Babalarından, zevcelerinden, soylarından / zürriyetlerinden ıslah olmuş kimler varsa onları da sok! Kesinlikle sen kıymetlisin ve hikmetli karar verensin. Onları kötülüklerden koru, kimi eğer kötülüklerden korursa işte o gün o kesinlikle esirgenmiştir / merhamet edilmiştir, işte o büyük bir kurtuluştur.
Hâ, Mîm. dipnot 1
Ha mim.
Ha-Mim! dipnot 1
HA! MİM!
Hâ, Mîm.
Ha mim
Ha, Mim.
Mü'min suresi, 2. ayet. تَنزِيلُ ٱلْكِتَٰبِ مِنَ ٱللَّهِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْعَلِيمِ
(2-3) Bu kitabın indirilmesi, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen, günahı bağışlayan, tövbeyi kabul eden, azabı ağır olan, lütuf sahibi Allah tarafındandır. O'ndan başka ilah yoktur. Dönüş ancak O'nadır.
(Bu) Kitabın indirilişi, güçlü, bilen Allah katındandır.
Bu ilahi kelamın indirilişi her işinde mükemmel olan, her şeyi bilen Allah katındandır.
Bu ilahi kelamın indirilişi, her şeyi bilen, Kudret Sahibi Allah'tandır,
O BİLGİ'nin (Hakikat ve Sünnetullah hakkında) tenzili (tafsile indirme), Aziyz ve Aliym olan Allah'tandır!
Bu Kitabın indirilmesi, Aziz, Alim olan Allah'tandır;
Bu Kitap mutlak galip, hakkıyla bilen, Allah tarafından indirilmiştir.
Kitap'ın indirilişi, Üstün Olan; Bilen, Allah tarafındandır.
- Bu kitap, mutlak galip, hakkıyla bilen, günahı bağışlayan, tövbeyi kabul eden, azabı çetin, lütuf sahibi olan Allah tarafından indirilmiştir. O'ndan başka tanrı yoktur, dönüş ancak O'nadır.
Bu kitabın indirilmesi, Üstün ve Her şeyi Bilen ALLAH katındandır.
Bu kitabın indirilmesi, Üstün ve Her Şeyi Bilen ALLAH katındandır.
Bu kitabın indirilişi, O çok güçlü, herşeyi bilen Allah'tandır.
İndirilişi bu kitabın Allahdan, o aziz, alim
Bu Kitap'ın indirilmesi, Mutlak Üstün Olan, Her Şeyi Bilen Allah tarafındandır.
Bu Kitap'ın indirilmesi, Mutlak Üstün Olan, Her Şeyi Bilen Allah tarafındandır.
Bu Kitap'ın indirilmesi, Mutlak Üstün Olan, Her Şeyi Bilen Allah tarafındandır.
Bu Kitabın indirilmesi, Aziz, Alim olan Tanrı'dandır
(2-3) (Bu) kitabın indirilmesi; O mutlak gaalib, O (her şey'i) hakkıyle bilen, (mü'minlerin) günahı (nı) yarlığayan, tevbesini kabul eden, (kafirler ve muhaalifler için) azabı çetin, (ariflere) fazl (-u kerem) saahibi olan Allahdandır. Ondan başka hiçbir Tanrı yokdur. Dönüş ancak Onadır.
Kitab'ın indirilişi; Aziz, Alim olan Allah'tandır.
(1-9) Hâ, Mim, Kitap; kıymetli ve bilen, günahları bağışlayan, vazgeçmeleri / tövbeleri kabul eden şiddetli karşılık veren güç ve kudret sahibi Allah’tan indirilmedir. Ondan başka ilah yoktur, gelece ği yer O’dur. Ancak kafirler Allah’ın ayetleri ile çekişirler/mücadele ederler, beldelere dönüp dolaşmaları seni aldatmasın (bu tipler aynı) Önceden de Nuh kavmi ve onlardan sonraki gruplar da yalanladılar, her bir ümmet / toplu m Resullerini ele geçirme niyetinde oldu, b atılı kullanarak hakkı yok etmek için cedelleştiler / mücadele ettiler , onları yakaladım, sonuçları / akıbetleri nasılmış? İşte böylece Rabbinin kafirler üzerindeki kelimeleri / kelamı gerçekleşti, muhakkak ki onlar ateşin halkıdır. Tahtı / Arşı taşıyanlar ve etrafında kim varsa övgü ile / hamd ile rablerini üstün tutuyorlar / tesbih ediyorlar, O’na iman ediyorlar, iman edenler içinde “Rabbimiz, esirgemesi / rahmeti ve ilmi ile her şeyi kuşatmıştır , vazgeçenleri yoluna tabi olanları bağışla, cehennem azabından onları koru” şeklinde bağışlanma diliyorlar . Rabbimiz onları söz verdiğin / vaadettiğin adn cennetlerine onları sok, Babalarından, zevcelerinden, soylarından / zürriyetlerinden ıslah olmuş kimler varsa onları da sok! Kesinlikle sen kıymetlisin ve hikmetli karar verensin. Onları kötülüklerden koru, kimi eğer kötülüklerden korursa işte o gün o kesinlikle esirgenmiştir / merhamet edilmiştir, işte o büyük bir kurtuluştur.
Bu kitap Azîz ve Alîm olan Allah tarafından indirilmiştir.
Bu Kitabın indirilişi, aziz (daima galib) ve alim (herşeyi en iyi bilen) Allah tarafındandır;
Bu kitabın indirilişi Allah katındandır; daima üstün olan, her şeyi bilen dipnot 1 ,
Kitabın indirilmesi, üstün ve bilgili olan Allah katındandır.
Bu kitabın Aziz ve Alim olan Allah tarafından indirilmiştir.
Kitabın indirilmesi güçlü ve alim Allah'tandır.
Bu kitabın indirilişi, Aziz ve Alim olan Allah'tandır.
Mü'min suresi, 3. ayet. غَافِرِ ٱلذَّنۢبِ وَقَابِلِ ٱلتَّوْبِ شَدِيدِ ٱلْعِقَابِ ذِى ٱلطَّوْلِ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ إِلَيْهِ ٱلْمَصِيرُ
(2-3) Bu kitabın indirilmesi, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen, günahı bağışlayan, tövbeyi kabul eden, azabı ağır olan, lütuf sahibi Allah tarafındandır. O'ndan başka ilah yoktur. Dönüş ancak O'nadır.
O, günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, azabı şiddetli olandır, lütuf sahibidir. O'ndan başka ilah yoktur; dönüş de yalnızca O'nadır. dipnot 1
(O) günahları bağışlayan, kendine yönelenin yönelişini kabul eden, cezalandırması çetin, keremi de sınırsız olandır: O'ndan başka ilah yoktur ve tüm yolların sonu O'na çıkar.
Günahları bağışlayan, tevbeleri kabul eden, intikamı çetin, lütfu sınırsız olan (Allah'tan). Ondan başka ilah yoktur, varış O'nadır.
Ğafir'iz Zenb (suçları bağışlayıcı), Kabilit Tevb (tövbeyi - hakikatine dönmeyi kabul edici), Şediyd ül 'Ikab (suçları acımasız şiddetle cezalandıran) ve Züt Tavl'dır (lütfu ihsanı bol olan). . . Tanrı yok, sadece "HU"! O'nadır dönüş.
Günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, cezası pek şiddetli olan ve lütuf sahibi (Allah'tan). O'ndan başka ilah yoktur. Dönüş O'nadır.
Günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, azabı çetin, lütuf sahibi O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur, dönüş ancak O'nadır.
Suçları bağışlayan ve pişmanlıkları kabul eden, cezası yaman, gücü sınırsızdır. O'ndan başka Tanrı yoktur. Dönüş, O'na olacaktır.
- Bu kitap, mutlak galip, hakkıyla bilen, günahı bağışlayan, tövbeyi kabul eden, azabı çetin, lütuf sahibi olan Allah tarafından indirilmiştir. O'ndan başka tanrı yoktur, dönüş ancak O'nadır.
Günahları Bağışlayan, Tövbeyi Kabul Eden, Cezası Şiddetli, Sonsuz Güç Sahibi... O'ndan başka tanrı yoktur. Dönüş O'nadır.
Günahları Bağışlayan, Tevbeyi Kabul Eden, Cezası Şiddetli, Sonsuz Güç Sahibi... O'ndan başka tanrı yoktur. Dönüş O'nadır
O günahkarları bağışlayan, tevbeyi kabul eden, cezalandırması şiddetli, bol lütuf sahibi Allah'tan ki, O'ndan başka tapılacak yoktur. Dönüş de O'nadır.
O günah bağışlayıcı ve tevbe kabul edici ıkabı şiddetli, fadıl sahibi Allahdandır ki ondan başka tapılacak yok, hem onadır dönüm
O, suçu bağışlayan, tevbeyi kabul eden, cezası şiddetli, sınırsız güç dipnot 1 sahibi olandır. O'ndan başka ilah yoktur. Dönüş, yalnızca O'nadır.
O, suçu bağışlayan, tevbeyi kabul eden, cezası şiddetli, sınırsız güç dipnot 1 sahibi olandır. O'ndan başka ilah yoktur. Dönüş, yalnızca O'nadır.
O, suçu bağışlayan, tövbeyi kabul eden, cezası şiddetli, sınırsız güç dipnot 1 sahibi olandır. O'ndan başka ilah yoktur. Dönüş, yalnızca O'nadır.
Günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden cezası pek şiddetli olan ve lütuf sahibi (Tanrı'dan). O'ndan başka tanrı yoktur. Dönüş O'nadır.
(2-3) (Bu) kitabın indirilmesi; O mutlak gaalib, O (her şey'i) hakkıyle bilen, (mü'minlerin) günahı (nı) yarlığayan, tevbesini kabul eden, (kafirler ve muhaalifler için) azabı çetin, (ariflere) fazl (-u kerem) saahibi olan Allahdandır. Ondan başka hiçbir Tanrı yokdur. Dönüş ancak Onadır.
Günahları bağışlayan, tevbeyi kabul eden, cezası şiddetli, lutfu bol olandır. O'ndan başka ilah yoktur, dönüş O'nadır.
(1-9) Hâ, Mim, Kitap; kıymetli ve bilen, günahları bağışlayan, vazgeçmeleri / tövbeleri kabul eden şiddetli karşılık veren güç ve kudret sahibi Allah’tan indirilmedir. Ondan başka ilah yoktur, gelece ği yer O’dur. Ancak kafirler Allah’ın ayetleri ile çekişirler/mücadele ederler, beldelere dönüp dolaşmaları seni aldatmasın (bu tipler aynı) Önceden de Nuh kavmi ve onlardan sonraki gruplar da yalanladılar, her bir ümmet / toplu m Resullerini ele geçirme niyetinde oldu, b atılı kullanarak hakkı yok etmek için cedelleştiler / mücadele ettiler , onları yakaladım, sonuçları / akıbetleri nasılmış? İşte böylece Rabbinin kafirler üzerindeki kelimeleri / kelamı gerçekleşti, muhakkak ki onlar ateşin halkıdır. Tahtı / Arşı taşıyanlar ve etrafında kim varsa övgü ile / hamd ile rablerini üstün tutuyorlar / tesbih ediyorlar, O’na iman ediyorlar, iman edenler içinde “Rabbimiz, esirgemesi / rahmeti ve ilmi ile her şeyi kuşatmıştır , vazgeçenleri yoluna tabi olanları bağışla, cehennem azabından onları koru” şeklinde bağışlanma diliyorlar . Rabbimiz onları söz verdiğin / vaadettiğin adn cennetlerine onları sok, Babalarından, zevcelerinden, soylarından / zürriyetlerinden ıslah olmuş kimler varsa onları da sok! Kesinlikle sen kıymetlisin ve hikmetli karar verensin. Onları kötülüklerden koru, kimi eğer kötülüklerden korursa işte o gün o kesinlikle esirgenmiştir / merhamet edilmiştir, işte o büyük bir kurtuluştur.
O günahları bağışlayan, tevbeleri kabul eden, azabı çetin ve nimeti pek bol olandır. Ondan başka ilâh yoktur, dönüş yalnız Onadır.
Günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, azabı çetin olan, lutuf sahibi (Allah tarafından). O'ndan başka tanrı yoktur, dönüş O'nadır.
günahları bağışlayan, tövbeleri kabul eden dipnot 1 , cezası çetin dipnot 2 ve ihsanı bol olanın (katındandır). Ondan başka ilah yoktur, dönüp varılacak yer onun huzurudur.
Günahları bağışlar, dönüşleri (tevbeleri) kabul eder, cezaları pek ağır ve imkanları geniştir. Ondan başka ilah yoktur, dönüş O'nadır.
Günahları bağışlayan, tevbeleri kabul eden, azabı şiddetli ve bol lütuf sahibidir. Ondan başka (hak) ilah yoktur, dönüş O’nadır.
Günahları bağışlayan, tevbeleri kabul eden, azabı şiddetli ve bol lütuf sahibidir. Ondan başka ilah yoktur, dönüş O'nadır.
Ğafir'dir, günahı affedendir. Tövbeyi kabul eden, azabı çetin, lütfu bol olandır O. İlah yoktur O'ndan gayrı. Yalnız O'nadır varış ve dönüş.
Mü'min suresi, 4. ayet. مَا يُجَٰدِلُ فِىٓ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ إِلَّا ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَلَا يَغْرُرْكَ تَقَلُّبُهُمْ فِى ٱلْبِلَٰدِ
Allah'ın ayetleri hakkında inkar edenlerden başkası tartışmaya girişmez. Onların şehirlerde gezip dolaşmaları seni aldatmasın.
Kâfir olanlardan başkası, Allah'ın ayetleri hakkında tartışmaz. Onların diyar diyar dolaşması kesinlikle seni aldatmasın! dipnot 1
Allah'ın ayetleri konusunda, sadece inkarda direnenler ileri geri konuşurlar. Fakat onların gözde mekanlarında keyif çatmaları seni yanıltmasın:
Yalnızca hakikati inkara şartlanmış olanlar Allah'ın mesajlarını sorgulamaya yeltenirler. Fakat onların yeryüzünde keyiflerince dolaşmaları seni yanıltmasın:
Allah'ın işaretleri hakkında hakikat bilgisini inkar edenlerden başkası mücadele edip tartışmaz! O halde onların beldelerde (keyifle) dolaşması seni aldatmasın.
Allah'ın ayetleri konusunda inkar edenlerden başkası mücadele etmez. Öyleyse onların şehirlerde dönüp dolaşması seni aldatmasın.
İnkâr edenler müstesna, hiç kimse Allah’ın âyetleri hakkında tartışmaz. Onların şehirlerde (rahatlıkla) gezip dolaşması seni aldatmasın.
Nankörlük edenlerden başkası, Allah'ın ayetlerini tartışmaz. Onların kentlerde gezip dolaşmaları, artık seni yanıltmasın.
Allah'ın ayetleri hakkında, inkar edenlerden başkası tartışmaz. Onların şehirlerde gezip dolaşması seni aldatmasın.
İnkarcılardan başkası ALLAH'ın ayetleri ve mucizelerine karşı tartışmaz. Onların görünür başarıları seni aldatmasın.
İnkarcılardan başkası ALLAH'ın ayetleri ve mucizelerine karşı tartışmaz. Onların görünür başarıları seni aldatmasın.
Allah'ın ayetleri hakkında yalnızca nankörlük eden kafirler mücadele eder. Şimdi onların memleketler içinde dönüp dolaşmaları seni aldatmasın!
Allahın ayetlerinde ancak nankörlük eden kafirler mücadele eder. Şimdi onların beldeler içinde dönüp dolaşmaları seni aldatmasın
Kafirlerden başkası Allah'ın ayetleri hakkında tartışmaz. Onların beldelerde diledikleri gibi gezip tozmaları seni aldatmasın.
Kafirlerden dipnot 1 başkası Allah'ın ayetleri hakkında tartışmaz. Onların beldelerde dipnot 2 diledikleri gibi gezip tozmaları seni aldatmasın.
Gerçeği yalanlayan nankörlerden başkası Allah'ın ayetleri hakkında tartışmaz. Onların beldelerde dipnot 1 diledikleri gibi gezip tozmaları seni aldatmasın.
Tanrı'nın ayetleri konusunda küfredenlerden başkası mücadele etmez. Öyleyse onların şehirlerde dönüp dolaşması (tekallübühüm) seni aldatmasın.
Allahın ayetleri hakkında küfür (ve inkar) edenlerden başkası mücadele etmez. Şimdilik (Habibim) onların şehirler içinde dönüb dolaşması seni aldatmasın.
Küfredenlerden başkası Allah'ın ayetleri üzerinde tartışmaya girişmez. Öyleyse onların şehirlerde dönüp dolaşması seni aldatmasın.
(1-9) Hâ, Mim, Kitap; kıymetli ve bilen, günahları bağışlayan, vazgeçmeleri / tövbeleri kabul eden şiddetli karşılık veren güç ve kudret sahibi Allah’tan indirilmedir. Ondan başka ilah yoktur, gelece ği yer O’dur. Ancak kafirler Allah’ın ayetleri ile çekişirler/mücadele ederler, beldelere dönüp dolaşmaları seni aldatmasın (bu tipler aynı) Önceden de Nuh kavmi ve onlardan sonraki gruplar da yalanladılar, her bir ümmet / toplu m Resullerini ele geçirme niyetinde oldu, b atılı kullanarak hakkı yok etmek için cedelleştiler / mücadele ettiler , onları yakaladım, sonuçları / akıbetleri nasılmış? İşte böylece Rabbinin kafirler üzerindeki kelimeleri / kelamı gerçekleşti, muhakkak ki onlar ateşin halkıdır. Tahtı / Arşı taşıyanlar ve etrafında kim varsa övgü ile / hamd ile rablerini üstün tutuyorlar / tesbih ediyorlar, O’na iman ediyorlar, iman edenler içinde “Rabbimiz, esirgemesi / rahmeti ve ilmi ile her şeyi kuşatmıştır , vazgeçenleri yoluna tabi olanları bağışla, cehennem azabından onları koru” şeklinde bağışlanma diliyorlar . Rabbimiz onları söz verdiğin / vaadettiğin adn cennetlerine onları sok, Babalarından, zevcelerinden, soylarından / zürriyetlerinden ıslah olmuş kimler varsa onları da sok! Kesinlikle sen kıymetlisin ve hikmetli karar verensin. Onları kötülüklerden koru, kimi eğer kötülüklerden korursa işte o gün o kesinlikle esirgenmiştir / merhamet edilmiştir, işte o büyük bir kurtuluştur.
Allah’ın ayetleri hakkında ancak kâfirler tartışır. O halde onların şehirlerde dönüp dolaşması seni aldatmasın.
İnkar edenlerden başkası, Allah'ın ayetleri hakkında mücadele etmez. Onların (öyle) şehirlerde dolaşmaları, seni aldatmasın.
Sadece kafirlik edenler, Allah'ın ayetleri hakkında, tartışmaya girerler dipnot 1 . Onların diyar diyar gezip dolaşmaları seni aldatmasın dipnot 2 .
Allah'ın ayetlerini etkisizleştirmeye çalışanlar, onları görmezlikten gelenlerden başkası değildir. Kafirlerin diyar diyar dolaşmaları seni yanıltmasın.
Allah’ın ayetleri hakkında kâfirlerden başkası tartışmaz. Onların şehirler arasında dolaşması sakın seni aldatmasın.
Allah'ın ayetleri hakkında kafirlerden başkası tartışmaz. Onların şehirler arasında dolaşması sakın seni aldatmasın.
Allah'ın ayetleri hakkında, küfre sapmış olanlardan başkası çekişip didişmez. Onların beldelerde dolaşıp durmaları seni aldatmasın.
Mü'min suresi, 5. ayet. كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَٱلْأَحْزَابُ مِنۢ بَعْدِهِمْ وَهَمَّتْ كُلُّ أُمَّةٍۭ بِرَسُولِهِمْ لِيَأْخُذُوهُ وَجَٰدَلُوا۟ بِٱلْبَٰطِلِ لِيُدْحِضُوا۟ بِهِ ٱلْحَقَّ فَأَخَذْتُهُمْ فَكَيْفَ كَانَ عِقَابِ
Onlardan önce Nuh'un kavmi ve onlardan sonra gelen topluluklar da yalanlamıştı. Her ümmet kendi peygamberini yakalayıp cezalandırmaya azmetmişti. Hakkı yok etmek için batıl şeyler ileri sürerek tartışmışlardı. Bu yüzden onları kıskıvrak yakaladım. Benim cezalandırmam nasılmış, (gördüler)!
Onlardan önce Nuh kavmi ve bunlardan sonraki gruplar da (peygamberlerini) yalanlamışlardı. Her ümmet, kendi elçisini yakalamaya azmetmişti. dipnot 1 Batıl sayesinde gerçeği iptal etmek için mücadele etmişlerdi. dipnot 2 (Bunun üzerine onları) kıskıvrak yakalamıştım. Azabım (bak) nasıl olmuştu!
Onlardan önce Nuh kavmi ve peşlerinden gelen tüm kafadarlar da yalanlamıştı; her toplum kendi elçisini yakalayıp ondan kurtulmanın planlarını yapmıştı; batıl uğruna hakikati kendi kendisiyle alt etmeye çalışmak gibi yanlış ve yanıltıcı bir mücadele yöntemini benimsediler. Fakat, sonuçta Ben onları yakaladım: cezalandırma nasıl olurmuş görsünler bakalım!
Onlardan önce Nuh kavmi, sonra da (Allah'ın elçilerine karşı) birleşen (öteki kavim)lerin tümü hakikati yalanladılar; bu toplulukların her biri kendilerine gönderilen elçileri yakalayıp ortadan kaldırmak için onlara karşı tuzaklar kurdular; ve hakikati etkisiz hale getirmek için (elçilerin getirdikleri mesaja) yanlış ve yanıltıcı delillerle karşı koydular; bu yüzden onları hesaba çektim. Ne çetindir Benim intikamım!
Onlardan önce Nuh kavmi ve onlardan sonra da hakikate karşı çıkan tüm topluluklar yalanladı. Her ümmet kendi Rasullerini, Onu yakalamak (etkisizleştirmek, öldürmek) için niyetlendi. . . Batılı seslendirenler olarak, Hakk'ı geçersiz kılmak için mücadele ettiler. . . Bu yüzden onları yakaladım. . . Suçlarının karşılığını yaşatmam nasıl oldu?
Kendilerinden önce Nuh kavmi de yalanladı ve kendilerinden sonra (sayısı çok) fırkalar da. Her ümmet, kendi elçilerini (susturmak için) yakalamaya yeltendi. Hakkı, onunla yürürlükten kaldırmak için, 'batıla dayanarak' mücadeleye giriştiler. Ben de onları yakalayıverdim. Artık Benim cezalandırmam nasılmış?
Onlardan önce Nuh kavmi ve bunlardan sonraki topluluklar da (peygamberlerini) engellemeye, her ümmet kendi peygamberini yakalamaya azmetmişti. Bâtılı hakkın yerine koymak için mücadele etmişlerdi. Bunun üzerine ben onları kıskıvrak yakaladım. İşte, cezalandırmamın nasıl olduğunu gör!
Onlardan önce Nuh toplumu, onlardan sonra da ayrımcılar yalanladılar. Her toplum, kendi elçisini yakalamak için uğraştı. Gerçeği yok etmek için, gerçeğe aykırı olanı savunarak tartıştılar. Ardından, onları yakaladım. Sonunda, cezalandırmam nasıl oldu?
Onlardan önce Nuh toplumu ve bunların ardından da işbirlikçi gruplar, peygamberlerini yalanlamışlar ve her toplum kendi peygamberini yakalayıp etkisiz hale getirmek istemiştir. Batılı hakkın yerine koymak için mücadele etmişlerdi. Bunun üzerine ben onları kıskıvrak yakaladım. İşte, cezalandırmamın nasıl olduğunu gör!
Onlardan önce Nuh'un halkı da yalanlamıştı ve onlardan sonra birçok parti de... Her topluluk elçilerini etkisiz hale getirmeye çalıştı. Gerçeği gidermek için boş ve yanlış şeylerle tartıştılar. Sonunda onları yakaladım; cezalandırmam nasılmış?
Onlardan önce Nuh'un halkı da yalanlamıştı ve onlardan sonra bir çok parti de... Her topluluk elçilerini etkisiz hale getirmeye çalıştı. Gerçeği gidermek için boş ve yalnış şeylerle tartıştılar. Sonunda onları yakaladım; cezalandırmam nasılmış?
Onlardan önce Nuh kavmi, arkalarından da çeşitli gruplar yalanlamışlardı ve her ümmet kendi peygamberlerini yakalamaya kalkıştı. Onlar, hakkı batıl ile yok etmek için boşuna mücadele ettiler de Ben, onları tuttum alıverdim. (Bak) o vakit nasıl oldu cezalandırmam?!
Onlardan evvel Nuhun kavmı arkalarından da Ahzab tekzib etmişlerdi ve her ümmet kendi Resullerini yakalamak kasdinde bulundu ve hakkı batılla gidermek için boşuna mücadele ettiler de ben onları tuttum alıverdim o vakıt nasıl oldu ıkabım?
Onlardan önce Nuh halkı ve onlardan sonraki topluluklar da yalanladılar. Her ümmet, kendi Resullerini yalanlamaya yöneldi. Hakk'ı, Batıl'la yok etmek için mücadele ettiler. Ben de onları yakalayıverdim. Akabinde cezalandırmam nasılmış gördüler!
Onlardan önce Nuh halkı ve onlardan sonraki topluluklar da yalanladılar. Her ümmet, kendi resullerini yalanlamaya yöneldi. Hakk'ı, Batıl'la yok etmek için mücadele ettiler. Ben de onları yakalayıverdim. Akabinde cezalandırmam nasılmış gördüler!
Onlardan önce Nuh kavmi ve onlardan sonraki topluluklar da yalanladılar. Her ümmet, kendi rasullerini yalanlamaya yöneldi. Hakk'ı, Batıl'la yok etmek için mücadele ettiler. Ben de onları yakalayıverdim. Akabinde cezalandırmam nasılmış gördüler!
Kendilerinden önce Nuh kavmi de yalanladı ve kendilerinden sonra (sayısı çok) fırkalar da. Her ümmet kendi elçilerini [susturmak için] yakalamaya yeltendi. Hakkı, onunla yürürlükten kaldırmak için, 'batıla dayanarak' mücadeleye giriştiler. Ben de onları yakalayıverdim. Artık benim cezalandırmam nasılmış!
Onlardan evvel Nuuh kavmi de, bunlardan sonraki sürü sürü fırkalar da (peygamberlerini) yalan saydı (lar). (Bunlardan) her ümmet, kendi peygamberlerini yakalamayı kasdetdi. Hakıykatı olmayan (şeyler) le hakkı yok edebilmeleri için savaşıb durdular. Neticede ben de onları tutub yakaladım. İşte (bak) benim azabım nice imiş!
Onlardan önce Nuh kavmi de yalanladı. Arkalarından muhtelif topluluklar da. Her ümmet kendi peygamberlerini yakalamaya yeltendi ve hakkı batılla yok etmek için mücadeleye girişti. En sonunda Ben de onları yakaladım. Azabım nasılmış?
(1-9) Hâ, Mim, Kitap; kıymetli ve bilen, günahları bağışlayan, vazgeçmeleri / tövbeleri kabul eden şiddetli karşılık veren güç ve kudret sahibi Allah’tan indirilmedir. Ondan başka ilah yoktur, gelece ği yer O’dur. Ancak kafirler Allah’ın ayetleri ile çekişirler/mücadele ederler, beldelere dönüp dolaşmaları seni aldatmasın (bu tipler aynı) Önceden de Nuh kavmi ve onlardan sonraki gruplar da yalanladılar, her bir ümmet / toplu m Resullerini ele geçirme niyetinde oldu, b atılı kullanarak hakkı yok etmek için cedelleştiler / mücadele ettiler , onları yakaladım, sonuçları / akıbetleri nasılmış? İşte böylece Rabbinin kafirler üzerindeki kelimeleri / kelamı gerçekleşti, muhakkak ki onlar ateşin halkıdır. Tahtı / Arşı taşıyanlar ve etrafında kim varsa övgü ile / hamd ile rablerini üstün tutuyorlar / tesbih ediyorlar, O’na iman ediyorlar, iman edenler içinde “Rabbimiz, esirgemesi / rahmeti ve ilmi ile her şeyi kuşatmıştır , vazgeçenleri yoluna tabi olanları bağışla, cehennem azabından onları koru” şeklinde bağışlanma diliyorlar . Rabbimiz onları söz verdiğin / vaadettiğin adn cennetlerine onları sok, Babalarından, zevcelerinden, soylarından / zürriyetlerinden ıslah olmuş kimler varsa onları da sok! Kesinlikle sen kıymetlisin ve hikmetli karar verensin. Onları kötülüklerden koru, kimi eğer kötülüklerden korursa işte o gün o kesinlikle esirgenmiştir / merhamet edilmiştir, işte o büyük bir kurtuluştur.
Onlardan önce Nûh’un kavmi ve onlardan sonra gelen topluluklar da yalanlamıştı. Her ümmet kendi peygamberini yakalayıp cezalandırmaya azmetmişti. Hakkı yok etmek için batıl şeyler ileri sürerek tartışmışlardı. Bu yüzden onları kıskıvrak yakaladım. İşte cezalandırmamın nasıl olduğunu gör.
Onlardan önce Nuh kavmi ve onlardan sonra gelen kollar da yalanladı. Her millet, elçisini yakalamağa yeltendi; hakkı gidermek için boş şeyler ileri sürerek tartıştılar. Bu yüzden onları yakaladım. (Bak işte) Azabım nasıl oldu?!
Onlardan önce Nuh'un halkı ve sonrasında gelen kesimler de yalana sarılmışlardı. Her toplum, kendine gelen elçiyi yakalamaya kalkmış ve hakkı, batılla ortadan kaldırmaya çalışmıştı dipnot 1 . Ama onları ben yakaladım. Cezalandırmam nasılmış (gördüler) dipnot 2 !
Onlardan önce Nuh'un halkı ve arkalarından gelenler de yalana sarıldılar. Her toplum (ümmet), kendi batıllarıyla bu hakkı ortadan kaldırmak için mücadeleye girerek, kendilerine gelen elçiyi avuçlarının içine almaya çalıştılar. Ben de onları oradan aldım. Cezalandırmam nasılmış (gördüler)?
Kendilerinden önce Nuh kavmi de yalanladı ve kendilerinden sonra da çeşitli topluluklar (yalanladı). Her ümmet, kendi peygamberlerini yakalamaya/öldürmeye azmetti ve batıl uğruna mücâdele ettiler. Ta ki onunla hakkı ortadan kaldırsınlar! Cezalandırmam nasıldı?
Onlardan önce Nuh Kavmi ve onlardan sonra da peygamberlerine karşı gelen her toplum yalanlamış, peygamberlerini yakalamak ve hakkı ortadan kaldırmak için batılın mücadelesini vermişti. Ama ben, onları yakalamıştım. Cezalandırmam nasıldı?
Onlardan önce Nuh kavmi yalanlamıştı. Onlardan sonra gelen oymaklar da. Her ümmet kendilerine gelen elçiyi yakalasınlar diye uğraştı. Ve hakkı işlemez kılmak için yanlışı/tutarsızlığı esas alarak mücadele ettiler; nihayet onları yakaladım. Nasıl olmuştu azabım?!
Mü'min suresi, 6. ayet. وَكَذَٰلِكَ حَقَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ عَلَى ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَنَّهُمْ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ
Böylece Rabbinin, inkar edenler hakkındaki, "Onlar cehennemliklerdir" sözü gerçekleşmiş oldu.
Onların ateş halkı olduklarına dair Rabbinin sözü kâfir olanlar üzerine gerçekleşmiştir. dipnot 1
İşte Rabbinin inkarda direnen kimseler hakkındaki sözü böyle gerçekleşmiştir; elbet onlar ateş yoldaşıdırlar.
Böylece hakikati inkara şartlanmış olanlar hakkındaki Rabbinin sözü gerçekleşecektir. Onlar kendilerini (cehennem) ateşinde bulacaklardır.
Böylece hakikat bilgisini inkar edenler hakkında "Onlar Nar (ateş - radyasyon ortamı) ehlidir" diye Rabbinin sözü gerçekleşti.
Senin Rabbinin kafirler üzerindeki: "Gerçekten onlar ateşin halkıdır" sözü böylece hak oldu.
İnkâr edenlerin cehennem ehli olduklarına dair Rabbinin sözü böylece gerçekleşti.
Ve işte böylece, Efendinin, nankörlük edenler hakkındaki, "Onlar, ateşin yoldaşlarıdır!" sözü gerçekleşti.
İnkar edenlerin cehennemlik olduklarına dair Rabbinin sözü, böylece gerçekleşti.
Efendinin, "Onlar cehennemin halkıdır" diye inkarcılar hakkında verdiği sözü böylece gerçekleşir.
Rabbinin, 'Onlar cehennemin halkıdır,' diye inkarcılar hakkında verdiği sözü böylece gerçekleşir.
Ve işte o nankörlük eden kafirlere, Rabbinin onların nara (cehennemde) yanacaklarına dair sözü öyle gerçekleşti.
Ve işte o nankörlük eden kafirlere rabbının kelimesi öyle hakk oldu, onlar nara yanacaklar
İşte böylece Kafirlerin üzerine, Rabb'inin, "Kuşkusuz ki onlar Cehennem halkıdır." kelimesi dipnot 1 hak oldu.
İşte böylece Kafirlerin üzerine, Rabb'inin, "Kuşkusuz ki onlar Cehennem halkıdır." Kelimesi dipnot 1 hak oldu.
İşte böylece gerçeği yalanlayan nankörler üzerine, Rabb'inin, "Kuşkusuz ki onlar Cehennem halkıdır." Kelimesi dipnot 1 hak oldu.
Senin rabbinin küfredenler üzerindeki: "Gerçekten onlar ateşin halkıdır" sözü böylece hak oldu.
Kafirlere karşı Rabbinin, onları muhakkak ateş yaranı oldukları (na aid bulunan), sözü işte böyle tahakkuk etmişdir.
Böylece küfredenlerin cehennemlik olduklarına dair Rabbının sözü gerçekleşti.
(1-9) Hâ, Mim, Kitap; kıymetli ve bilen, günahları bağışlayan, vazgeçmeleri / tövbeleri kabul eden şiddetli karşılık veren güç ve kudret sahibi Allah’tan indirilmedir. Ondan başka ilah yoktur, gelece ği yer O’dur. Ancak kafirler Allah’ın ayetleri ile çekişirler/mücadele ederler, beldelere dönüp dolaşmaları seni aldatmasın (bu tipler aynı) Önceden de Nuh kavmi ve onlardan sonraki gruplar da yalanladılar, her bir ümmet / toplu m Resullerini ele geçirme niyetinde oldu, b atılı kullanarak hakkı yok etmek için cedelleştiler / mücadele ettiler , onları yakaladım, sonuçları / akıbetleri nasılmış? İşte böylece Rabbinin kafirler üzerindeki kelimeleri / kelamı gerçekleşti, muhakkak ki onlar ateşin halkıdır. Tahtı / Arşı taşıyanlar ve etrafında kim varsa övgü ile / hamd ile rablerini üstün tutuyorlar / tesbih ediyorlar, O’na iman ediyorlar, iman edenler içinde “Rabbimiz, esirgemesi / rahmeti ve ilmi ile her şeyi kuşatmıştır , vazgeçenleri yoluna tabi olanları bağışla, cehennem azabından onları koru” şeklinde bağışlanma diliyorlar . Rabbimiz onları söz verdiğin / vaadettiğin adn cennetlerine onları sok, Babalarından, zevcelerinden, soylarından / zürriyetlerinden ıslah olmuş kimler varsa onları da sok! Kesinlikle sen kıymetlisin ve hikmetli karar verensin. Onları kötülüklerden koru, kimi eğer kötülüklerden korursa işte o gün o kesinlikle esirgenmiştir / merhamet edilmiştir, işte o büyük bir kurtuluştur.
Böylece kâfirler hakkında Rabbinin azap sözü “elbette onlar cehennemliklerdir” diye hak olmuştur.
Böylece Rabbinin inkar edenler hakkındaki "Onlar ateş halkıdır" sözü yerini bulmuş oldu.
Rabbinin, ayetleri görmezlikte direnenler hakkında söylediği "Onlar ateş ahalisidir!" sözü, bu şekilde gerçekleşmiş oldu dipnot 1 .
Rabbinin (Sahibinin), ayetleri görmezlikten gelenler için söylediği "Onlar cehennem ahalisidir" sözü, böylece gerçekleşmiş oldu.
Kâfirlerin Cehennem ehli olduklarına dair Rabbinin sözü böylece hak olup gerçekleşti.
Rabbinin, kafirler aleyhindeki "onlar ateş ehlidir." hükmü işte böyle gerçekleşmiştir.
İşte böyle! Rabbinin, nankörlüğe sapanlar hakkındaki, "onlar ateş yaranıdır" sözü tam gerçekleşti.
Mü'min suresi, 7. ayet. ٱلَّذِينَ يَحْمِلُونَ ٱلْعَرْشَ وَمَنْ حَوْلَهُۥ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيُؤْمِنُونَ بِهِۦ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ رَبَّنَا وَسِعْتَ كُلَّ شَىْءٍ رَّحْمَةً وَعِلْمًا فَٱغْفِرْ لِلَّذِينَ تَابُوا۟ وَٱتَّبَعُوا۟ سَبِيلَكَ وَقِهِمْ عَذَابَ ٱلْجَحِيمِ
Arş'ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar (melekler) Rablerini hamd ederek tespih ederler, O'na inanırlar ve inananlar için (şöyle diyerek) bağışlanma dilerler: "Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde tövbe eden ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azabından koru."
Arşı taşıyan ve bir de onun çevresinde bulunanlar (melekler), Rablerini hamd (övgü) ile tesbih ederler (yüceltirler). dipnot 1 O'na iman eder ve müminler için şöyle bağışlanma dilerler: dipnot 2 "Rabbimiz! Senin merhamet ve ilmin her şeyi kapsamıştır. Tevbe eden ve senin yoluna gidenleri bağışla; onları cehennem azabından koru!
(Allah'ın) hükümranlık makamına (layık bir) sorumluluk taşıyanlar ve O'na yakın olanlar; hamd ile Rablerinin sonsuz yüceliğini dile getirirler, O'na güvenirler ve iman eden (diğer) kimseler için bağışlanma dilerler: "Rabbimiz! Sen her şeyi rahmet ve bilginle kuşatmışsın! Artık tevbe edip Senin yoluna uyanları bağışla ve onları gözleri yuvalarından fırlatan dehşetli ateşin azabından koru!"
(Allah'ın) kudret tahtını(n bilgisini içlerinde) taşıyanlar ve ona yakın olanlar, Rablerinin sınırsız ihtişamını hamd ile yüceltirler, O'na iman ederler ve (öteki) müminler için bağışlanma dilerler: "Rabbimiz! Sen her şeyi ilmin ve rahmetinle kuşatırsın; tevbe edip yoluna uyanları bağışla ve yakıcı ateşin azabından onları koru!"
Arş'ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunan (şuurlu) kuvveler (Allah kudretinin açığa çıkış mahalleri) Rablerinin Hamdı olarak (Hamiyd Esma'sı açığa çıkışı ile) tespih ederler; O'na (hakikatleri olarak) iman ederler ve iman edenler için (hakikatlerinin gereğini yaşayamamaları - hakkını verememeleri yüzünden) mağfiret isterler! "Rabbimiz, rahmet ve ilminle her şeyi kapsamışsın. . . Tövbe edenleri ve senin yoluna uyanları mağfiret et ve onları yanma azabından koru!"
Arş'ı yüklenmekte olanlar ve çevresinde bulunanlar, Rablerini hamd ile tesbih etmekte, O'na iman etmekte ve iman edenlere mağfiret dilemektedirler: "Rabbimiz, rahmet ve ilim bakımından her şeyi kuşatıp sardın, tevbe edenler ve senin yoluna tabi olanlara mağfiret et ve onları cehennem azabından koru."
Arş'ı yüklenen ve bir de onun çevresinde bulunanlar (melekler), Rablerini hamd ile tesbih ederler, O'na iman ederler. Müminlerin de bağışlanmasını isterler: Ey Rabbimiz! Senin rahmet ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde tevbe eden ve senin yoluna gidenleri bağışla, onları cehennem azabından koru! (derler).
Egemen erk yüklenicileri ve ona yakın olanlar, övgülerle Efendilerini yüceltirler. O'na inanırlar ve İnananlar için bağışlanma dilerler: "Efendimiz! Senin rahmetin ve bilgin her şeyi kaplamıştır. Pişmanlık gösterenleri ve Senin yoluna bağlı kalanları bağışla; cehennem cezasından onları koru!"
Egemenlik tahtını taşıyan ve onun çevresinde bulunan melekler, Rabblerine hamdederekO'nu anarlar. O'na inanır ve müminler için şöyle af dilerler: "Ey Rabbimiz, sen rahmet ve bilgi bakımından her şeyi kapladın. Tövbe edip senin yoluna uyanları bağışla, onları cehennem azabından koru!"
Yönetim merkezine hizmet edenler ve etrafındakiler Efendi'lerini överek yüceltirler ve O'nu onaylarlar. Gerçeği onaylayanlar için bağışlanma dilerler: "Efendimiz, rahmetin ve bilgin her şeyi içine almıştır. Tövbe edenler ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları ateşin azabından koru."
Yönetim merkezine hizmet edenler ve etrafındakiler Rab'lerini överek yüceltirler ve O'na inanırlar. İnananlar için bağışlanma dilerler: 'Rabbimiz, rahmetin ve bilgin her şeyi içine almıştır. Tevbe edenler ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları ateşin azabından koru.'
Arşı taşıyanlar ve onun çevresindekiler Rablerini hamd ile tesbih ederler, O'na iman ederler ve iman etmiş olanlar için şöyle bağışlanma dilerler: "Ey Rabbimiz, senin rahmet ve ilmin herşeye geniş (herşeyi kuşatmıştır). Hemen o tevbe edip yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azabından koru!
Arşı hamil olanlar ve onun etrafındakiler rablarının hamdiyle tesbih ve ona iyman ederler ve iyman etmişler için de şöyle bir mağfiret dilerler: ya rabbena rahmet ve ılim her şey'e geniş, hemen mağfiret buyur onlara o tevbe edip yoluna uyanlara ve koru onları o cahim azabından
Arş'ı dipnot 1 yüklenenler ve çevresinde bulunanlar, Rabb'lerini övgü ile yüceltirler. Ve O'na iman dipnot 2 ederler. İman Edenler için bağışlanma dilerler: "Rabb'imiz! Sen, rahmet ve bilgice her şeyi kuşattın. Tevbe edip senin dosdoğru yoluna uyan kimseleri bağışla. Onları Cehennem azabından koru."
Arş'ı dipnot 1 yüklenenler ve çevresinde bulunanlar, Rabblerini övgü ile yüceltirler. Ve O'na iman ederler. İman edenler için bağışlanma dilerler: "Rabb'imiz! Sen, rahmet ve bilgice her şeyi kuşattın. Tevbe edip senin dosdoğru yoluna uyan kimseleri bağışla. Onları Cehennem azabından koru."
Arş'ı dipnot 1 yüklenenler ve çevresinde bulunanlar, Rabb'lerini övgü ile yüceltirler. Ve O'na inanırlar. İnananlar için bağışlanma dilerler: " Rabb'imiz! Sen, rahmet ve bilgice her şeyi kuşattın. Tövbe edenleri ve senin dosdoğru yoluna uyan kimseleri bağışla. Onları Cehennem azabından koru."
Arşı yüklenmekte olanlar ve çevresinde bulunanlar rablerini hamd ile tesbih etmekte, O'na inanmakta ve inananlara mağfiret dilemektedirler: "Rabbimiz, rahmet ve ilim bakımından her şeyi kuşatıp sardın, tevbe edenler ve senin yoluna tabi olanlara mağfiret et ve onları cehennem azabından koru."
Arşı yüklenen, bir de onun etrafında bulunan (melekler) Rablerini hamd ile (tenzih ve) tesbih ederler. Ona iman ederler. Mü'minlerin de yarlığanmasını (şöylece) isterler: "Ey Rabbimiz, Senin rahmetin ve ilmin herşey'i kuşatmışdır. O halde tevbe edenleri, senin yoluna uyub gidenleri yarlığa, onları cehennem azabından koru".
Arş'ı taşıyanlar ve çevresinde bulunanlar Rabblarını hamd ile tesbih ederler, O'na inanırlar ve mü'minlerin yarlığanmasını isterler: Rabbımız; ilim ve rahmetle her şeyi kuşattın. Tevbe edip Senin yoluna uyanları bağışla. Ve onları cehennem azabından koru.
(1-9) Hâ, Mim, Kitap; kıymetli ve bilen, günahları bağışlayan, vazgeçmeleri / tövbeleri kabul eden şiddetli karşılık veren güç ve kudret sahibi Allah’tan indirilmedir. Ondan başka ilah yoktur, gelece ği yer O’dur. Ancak kafirler Allah’ın ayetleri ile çekişirler/mücadele ederler, beldelere dönüp dolaşmaları seni aldatmasın (bu tipler aynı) Önceden de Nuh kavmi ve onlardan sonraki gruplar da yalanladılar, her bir ümmet / toplu m Resullerini ele geçirme niyetinde oldu, b atılı kullanarak hakkı yok etmek için cedelleştiler / mücadele ettiler , onları yakaladım, sonuçları / akıbetleri nasılmış? İşte böylece Rabbinin kafirler üzerindeki kelimeleri / kelamı gerçekleşti, muhakkak ki onlar ateşin halkıdır. Tahtı / Arşı taşıyanlar ve etrafında kim varsa övgü ile / hamd ile rablerini üstün tutuyorlar / tesbih ediyorlar, O’na iman ediyorlar, iman edenler içinde “Rabbimiz, esirgemesi / rahmeti ve ilmi ile her şeyi kuşatmıştır , vazgeçenleri yoluna tabi olanları bağışla, cehennem azabından onları koru” şeklinde bağışlanma diliyorlar . Rabbimiz onları söz verdiğin / vaadettiğin adn cennetlerine onları sok, Babalarından, zevcelerinden, soylarından / zürriyetlerinden ıslah olmuş kimler varsa onları da sok! Kesinlikle sen kıymetlisin ve hikmetli karar verensin. Onları kötülüklerden koru, kimi eğer kötülüklerden korursa işte o gün o kesinlikle esirgenmiştir / merhamet edilmiştir, işte o büyük bir kurtuluştur.
Şu Arşı yüklenenler ve etrafında bulunanlar Rablerini hamt ile tesbih ederler. Ona iman ederler, Müminlere de mağfiret dilerler. “Rabbimiz rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. Tevbe edenlere ve senin yolunu izleyenlere mağfiret buyur ve onları cehennem azabından koru.
Arş'ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar, Rablerini överek tesbih ederler. O'na inanırlar ve mü'minler için (şöyle) mağfiret dilerler: "Rabbimiz, Sen rahmet ve bilgi bakımından her şeyi kapladın. Tevbe edip senin yoluna uyanları bağışla, onları cehennem azabından koru!"
Arşı /yönetim merkezini taşıyanlarla onun çevresinde olanlar (melekler), yaptığını mükemmel yapması sebebiyle Rablerine boyun eğer, ona inanıp güvenirler dipnot 1 . Ona inanıp güvenmiş olanlar için de şu şekilde bağışlanma talebinde bulunurlar: "Rabbimiz! Sen, ikramınla ve bilginle her şeyi kuşatmış durumdasın. Tövbe edenleri /dönüş yapanları ve senin yolunda gidenleri bağışla; onları yakıcı ateşin azabından koru! dipnot 2
Arşı (yönetim merkezini) yüklenenler dipnot 1 ile Arş'ın çevresinde olanlar, her yaptığını güzel yapan Sahiplerine boyun eğerler ve O'na güvenirler. "Sahibimiz! Bilgin ve ikramın her şeyi içine alır. Hatalarından dönüp senin yoluna yönelenleri bağışla; onları cehennemin azabından koru" diyerek müminlerin bağışlanmasını isterler.
Arşı taşıyanlar ve onun etrafında Rablerine hamd ederek tesbih edenler, ona iman edenler, müminler için de mağfiret dilerler: Rabbimiz, rahmet ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. Tevbe eden ve yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem ateşinden koru!
Arşı taşıyanlar ve onun etrafında Rablerini hamd ile tesbih edenler, ona iman edenler, müminler için de mağfiret dilerler: -Rabbimiz, rahmet ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. Tevbe eden ve yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem ateşinden koru!
Arşı yüklenip taşıyanlar ve onun çevresindeki şuurlular Rablerinin hamdi ile tespih ederler ve ona inanırlar. İman sahipleri için de şöyle af dilerler: "Rabbimiz! Sen herşeyi rahmet ve ilim halinde kuşattın. Tövbe edip senin yoluna uymuş olanları bağışla. Ve onları cehenem azabından koru!"
Mü'min suresi, 8. ayet. رَبَّنَا وَأَدْخِلْهُمْ جَنَّٰتِ عَدْنٍ ٱلَّتِى وَعَدتَّهُمْ وَمَن صَلَحَ مِنْ ءَابَآئِهِمْ وَأَزْوَٰجِهِمْ وَذُرِّيَّٰتِهِمْ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
"Ey Rabbimiz! Onları da, onların babalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanları da, kendilerine vaad ettiğin Adn cennetlerine koy. Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin."
Rabbimiz! Onları da atalarından, eşlerinden ve nesillerinden iyi olanları da kendilerine vadettiğin durmaya değer dipnot 1 cennetlere koy! dipnot 2 Şüphesiz ki güçlü, doğru hüküm veren yalnızca sensin!
"Rabbimiz! Onları ve onların atalarından, eşlerinden ve nesillerinden iyi ve dürüst olanları güzelliğin merkezi olan cennetlere yerleştir: çünkü Sen, evet Sensin her işinde tek mükemmel olan, her hükmünde tam isabet kaydeden!
"Rabbimiz! Onları ve atalarından, eşlerinden ve çocuklarından dürüst ve erdemli olanları vaad ettiğin sonsuz esenlik bahçelerine koy, şüphesiz, kudret ve hikmet Sahibi olan yalnız Sensin.
"Rabbimiz. . . Onları, kendilerine vadettiğin Adn cennetlerine dahil et. . . Onların atalarından, eşlerinden ve zürriyetlerinden saflığa erenleri de. . . Muhakkak ki sen, evet sen Aziyz'sin, Hakiym'sin. "
"Rabbimiz, onları Adn cennetlerine sok ki onlara (bunu) va'dettin; babalarından, eşlerinden ve soylarından salih olanları da. Gerçekten Sen, üstün ve güçlü olansın, hüküm ve hikmet sahibisin."
Rabbimiz! Onları da, onların atalarından, zevcelerinden, nesillerinden iyi olanları da kendilerine vâdettiğin Adn cennetlerine koy. Şüphesiz aziz ve hakîm olan sensin!
"Efendimiz! Sözünü verdiğin Adn cennetlerine onları yerleştir; atalarından, eşlerinden ve soylarından erdemli olanları da. Kuşkusuz, Sen, Üstünsün; Bilgelik ve Adaletle Yönetensin!"
"Rabbimiz, onları ve babalarından, eşlerinden, çocuklarından iyi olan kimseleri, onlara söz verdiğin Adn cennetlerine koy. Şüphesiz üstün olan sensin; hikmet sahibi olan sensin, sen!"
"Efendimiz onları, erdemli atalarını, eşlerini ve çocuklarını söz verdiğin Adn bahçelerine sok. Kuşkusuz sen Üstünsün, Bilgesin."
'Rabbimiz onları, erdemli atalarını, eşlerini ve çocuklarını söz verdiğin Adn cennetlerine sok. Kuşkusuz sen Üstünsün, Bilgesin.'
Ey Rabbimiz, onları o kendilerine vaad buyurduğun Adn cennetlerine koy; atalarından, eşlerinden ve soylarından dürüst olanları da. Şüphesiz Sen, güçlüsün, hikmet sahibisin Sen!
Ya rabbena hem koy onları o kendilerine va'd buyurduğun Adn Cennetlerine, atalarından ve zevcelerinden ve zürriyyetlerinden salahı olanları da, şübhesiz sen o aziz, hakimsin sen
"Rabb'imiz! Onları; onların atalarından, eşlerinden ve soylarından salih kimseleri, kendilerine söz verdiğin Adn Cennetlerine koy. Sen, Mutlak Üstün Olan'sın, En İyi Hüküm Veren'sin."
"Rabb'imiz! Onları; onların atalarından, eşlerinden ve soylarından salih kimseleri, kendilerine söz verdiğin Adn Cennetlerine koy. Sen, Mutlak Üstün Olan'sın, En İyi Hüküm Veren'sin."
"Rabb'imiz! Onları; onların atalarından, eşlerinden ve soylarından salih dipnot 1 kimseleri, kendilerine söz verdiğin Adn Cennetlerine girdir. Sen, Mutlak Üstün Olan'sın, En İyi Hüküm Veren'sin."
"Rabbimiz, onları Adn cennetlerine sok ki onlara (bunu) vaadettin; babalarından, eşlerinden ve soylarından salih olanları da. Gerçekten sen, üstün ve güçlü olansın, hüküm ve hikmet sahibisin."
"Ey Rabbimiz, onları da, onların atalarından, zevcelerinden, nesillerinden saalih olanları da — kendilerine va'd etdiğin — Adn cennetlerine sok. Yegane gaalib, hukum ve hikmet saahibi olan şübhesiz ki Sensin Sen".
Rabbımız; onları ve babalarından, eşlerinden, soylarından salih olanları kendilerine vaadettiğin Adn cennetlerine girdir. Şüphesiz ki Aziz, Hakim olan Sensin Sen.
(1-9) Hâ, Mim, Kitap; kıymetli ve bilen, günahları bağışlayan, vazgeçmeleri / tövbeleri kabul eden şiddetli karşılık veren güç ve kudret sahibi Allah’tan indirilmedir. Ondan başka ilah yoktur, gelece ği yer O’dur. Ancak kafirler Allah’ın ayetleri ile çekişirler/mücadele ederler, beldelere dönüp dolaşmaları seni aldatmasın (bu tipler aynı) Önceden de Nuh kavmi ve onlardan sonraki gruplar da yalanladılar, her bir ümmet / toplu m Resullerini ele geçirme niyetinde oldu, b atılı kullanarak hakkı yok etmek için cedelleştiler / mücadele ettiler , onları yakaladım, sonuçları / akıbetleri nasılmış? İşte böylece Rabbinin kafirler üzerindeki kelimeleri / kelamı gerçekleşti, muhakkak ki onlar ateşin halkıdır. Tahtı / Arşı taşıyanlar ve etrafında kim varsa övgü ile / hamd ile rablerini üstün tutuyorlar / tesbih ediyorlar, O’na iman ediyorlar, iman edenler içinde “Rabbimiz, esirgemesi / rahmeti ve ilmi ile her şeyi kuşatmıştır , vazgeçenleri yoluna tabi olanları bağışla, cehennem azabından onları koru” şeklinde bağışlanma diliyorlar . Rabbimiz onları söz verdiğin / vaadettiğin adn cennetlerine onları sok, Babalarından, zevcelerinden, soylarından / zürriyetlerinden ıslah olmuş kimler varsa onları da sok! Kesinlikle sen kıymetlisin ve hikmetli karar verensin. Onları kötülüklerden koru, kimi eğer kötülüklerden korursa işte o gün o kesinlikle esirgenmiştir / merhamet edilmiştir, işte o büyük bir kurtuluştur.
“Ey Rabbimiz! Onları da, onların babalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanları da, kendilerine vadettiğin Adn Cennetleri'ne koy. Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.”
"Rabbimiz, onları ve babalarından, eşlerinden, çocuklarından iyi olan kimseleri onlara söz verdiğin Adn cennetlerine sok. Şüphesiz, üstün olan, hüküm ve hikmet sahibi olan sensin sen!"
Rabbimiz! Onları kendilerine vaad ettiğin Adn cennetlerine koy dipnot 1 . Ana-babalarından, eşlerinden ve soylarından uygun durumda olanları da… dipnot 2 Daima üstün ve bütün kararları doğru olan sensin.
"Sahibimiz! Onları; babalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanları, kendilerine söz verdiğin kalıcı bahçelere koy. Üstün olan ve doğru kararlar veren ancak Sensin.
Rabbimiz, onları ve atalarından, eşlerinden ve soylarından (iman ve amel ile)salih olanları kendilerine vaad ettiğin Adn cennetlerine girdir. Şüphesiz sen, Aziz ve Hakim sensin!
-Rabbimiz, onları ve atalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanları kendilerine söz verdiğin Adn cennetlerine girdir. Şüphesiz sen, aziz ve hakim sensin!
"Ey Rabbimiz, onları kendilerine vaat etmiş olduğun Adn cennetlerine koy! Atalarından, eşlerinden, zürriyetlerinden barışa yönelenleri de. Aziz ve Hakim olan, hiç kuşkusuz sensin, sen!"
Mü'min suresi, 9. ayet. وَقِهِمُ ٱلسَّيِّـَٔاتِ وَمَن تَقِ ٱلسَّيِّـَٔاتِ يَوْمَئِذٍ فَقَدْ رَحِمْتَهُۥ وَذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ
"Onları kötülüklerden koru. Sen o gün kimi kötülüklerden korursan, ona rahmet etmiş olursun. İşte bu büyük başarıdır."
Onları her türlü kötülüklerden koru! O gün sen kimi kötülüklerden korursan elbette ona merhamet etmişsindir. Asıl büyük kurtuluş işte budur."
Ve onları tüm kötülüklerden koru! Ki Sen o gün birini kötü duruma düşmekten korursan, bu ona rahmet ettiğin anlamına gelir: bu, evet, en büyük başarı işte budur!"
ve onları kötü fiiller (işlemek)ten koru; o (Hesap) Gün(ü) kötü fiiller(in lekesin)den kimi korursan onu rahmetinle onurlandırmış olursun; bu büyük bir kurtuluştur!"
"Onları benlikten - bedensellikten kaynaklanan kötü davranışlardan koru. . . Kimi kötülüklerden korumuşsan, gerçekten o süreçte ona rahmet etmişsindir. . . İşte bu büyük kurtuluşun ta kendisidir!"
"Ve onları kötülüklerden koru. O gün Sen, kimi kötülüklerden korumuşsan, gerçekten ona rahmet etmişsin. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur."
Bir de onları, her türlü kötülüklerden koru. O gün sen kimi kötülüklerden korursan muhakkak ki onu rahmetine mazhar etmiş olursun. Bu en büyük kurtuluştur.
"Onları kötülüklerden koru. O gün, kimi kötülüklerden korursan, ona rahmet etmişsindir. En büyük başarı, zaten işte budur!"
"Onları kötülüklerden koru! O gün sen, kimi kötülüklerden korursan ona merhamet etmişsindir. Bu, en büyük kurtuluştur."
"Onları kötülüklerden koru. O gün kimi kötülüklerden korursan onlara rahmet etmişsindir. Büyük zafer budur."
'Onları kötülüklerden koru. O gün kimi kötülüklerden korursan onlara rahmet etmişsindir. Büyük zafer budur.'
Onları fenalıklardan koru! Sen, her kimi fenalıklardan korursan, o gün onu gerçekten rahmetinle yarlığamışındır (bağışlamışsındır). İşte asıl büyük kurtuluş da budur!"
Ve onları fenalıklardan koru sen her kimi fenalıklardan korursan o gün muhakkak onu rahmetinle yarlıgamışındır, işte asıl fevzi azim de odur
"Onları kötülüklerden koru. Ve Sen O Gün dipnot 1 kimi kötülüklerden korursan, ona rahmet etmiş olursun. İşte bu, büyük kurtuluştur."
"Onları kötülüklerden koru. Ve Sen izin günü dipnot 1 kimi kötülüklerden korursan, ona rahmet etmiş olursun. İşte bu, büyük kurtuluştur."
"Onları kötülüklerden koru. Ve Sen izin günü kimi kötülüklerden korursan, ona rahmet etmiş olursun. İşte bu, büyük kurtuluştur."
"Ve onları kötülüklerden koru. O gün sen, kimi kötülüklerden korumuşsan, gerçekten ona rahmet etmişsin. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur."
"Bir de onları (bu dünyada) her türlü fenalıklardan koru. Sen kimi kötülüklerden korursan o gün muhakkak ki onu rahmet (ine mazhar) etmişsindir". Bu, en büyük necat ve seadetin ta kendisidir.
Onları kötülüklerden koru. O gün kötülüklerden kimi korursan; şüphesiz ona rahmet etmiş olursun. En büyük kurtuluş işte budur
(1-9) Hâ, Mim, Kitap; kıymetli ve bilen, günahları bağışlayan, vazgeçmeleri / tövbeleri kabul eden şiddetli karşılık veren güç ve kudret sahibi Allah’tan indirilmedir. Ondan başka ilah yoktur, gelece ği yer O’dur. Ancak kafirler Allah’ın ayetleri ile çekişirler/mücadele ederler, beldelere dönüp dolaşmaları seni aldatmasın (bu tipler aynı) Önceden de Nuh kavmi ve onlardan sonraki gruplar da yalanladılar, her bir ümmet / toplu m Resullerini ele geçirme niyetinde oldu, b atılı kullanarak hakkı yok etmek için cedelleştiler / mücadele ettiler , onları yakaladım, sonuçları / akıbetleri nasılmış? İşte böylece Rabbinin kafirler üzerindeki kelimeleri / kelamı gerçekleşti, muhakkak ki onlar ateşin halkıdır. Tahtı / Arşı taşıyanlar ve etrafında kim varsa övgü ile / hamd ile rablerini üstün tutuyorlar / tesbih ediyorlar, O’na iman ediyorlar, iman edenler içinde “Rabbimiz, esirgemesi / rahmeti ve ilmi ile her şeyi kuşatmıştır , vazgeçenleri yoluna tabi olanları bağışla, cehennem azabından onları koru” şeklinde bağışlanma diliyorlar . Rabbimiz onları söz verdiğin / vaadettiğin adn cennetlerine onları sok, Babalarından, zevcelerinden, soylarından / zürriyetlerinden ıslah olmuş kimler varsa onları da sok! Kesinlikle sen kıymetlisin ve hikmetli karar verensin. Onları kötülüklerden koru, kimi eğer kötülüklerden korursa işte o gün o kesinlikle esirgenmiştir / merhamet edilmiştir, işte o büyük bir kurtuluştur.
Ve onları kötülüklerden koru. O gün, kimi kötülüklerden korursan ona rahmet etmişsindir. İşte bu, büyük kurtuluştur."
"Onları kötülüklerden koru. O gün Sen, kimi kötülüklerden korursan ona acımışsındır. İşte o büyük başarı budur!"
Onları kötü durumlardan koru! O gün kimi kötü durumlardan korursan kesinlikle ona ikram etmiş olursun. Büyük başarı işte budur dipnot 1 ."
Onları cehennemin sıkıntısından koru! O gün kimi o sıkıntıdan korumuşsan ona ikram etmiş olursun. İşte bu, büyük bir kurtuluştur."
Onları kötülüklerden koru! O gün sen, kimi kötülüklerden korumuşsan, gerçekten ona rahmet de etmiş olursun. İşte en büyük kurtuluş budur.
Onları kötülüklerden koru, kimi kötülüklerden korursan, o gün de ona merhamet etmiş olursun. İşte en büyük kurtuluş budur.
"Koru onları kötülüklerden! O gün kötülüklerden koruduğuna mutlaka rahmet etmişsindir sen. İşte budur o en büyük kurtuluş ve eriş."
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.