Süleyman Ateş
Ölçü ve tartıda hile yapanların vay haline!
83. sure
27 Türkçe meal. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. İngilizce çeviriler ayet sayfalarında.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Mutaffifîn suresi, 1. ayet. وَيْلٌ لِّلْمُطَفِّفِينَ
veylül lilmüṭaffifîn.
Ölçü ve tartıda hile yapanların vay haline!
Mutaffifîn suresi, 2. ayet. ٱلَّذِينَ إِذَا ٱكْتَالُوا۟ عَلَى ٱلنَّاسِ يَسْتَوْفُونَ
elleẕîne iẕe-ktâlû `ale-nnâsi yestevfûn.
Onlar insanlardan bir şey ölçüp aldıkları zaman ölçüyü tam yaparlar.
Mutaffifîn suresi, 3. ayet. وَإِذَا كَالُوهُمْ أَو وَّزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَ
veiẕâ kâlûhüm ev vezenûhüm yuḫsirûn.
Kendileri onlara bir şey ölçtükleri veya tarttıkları zaman (ölçü ve tartıyı) eksik yaparlar.
Mutaffifîn suresi, 4. ayet. أَلَا يَظُنُّ أُو۟لَٰٓئِكَ أَنَّهُم مَّبْعُوثُونَ
elâ yeżunnü ülâike ennehüm meb`ûŝûn.
Onlar, tekrar diriltileceklerini sanmıyorlar mı?
Mutaffifîn suresi, 5. ayet. لِيَوْمٍ عَظِيمٍ
liyevmin `ażîm.
Büyük bir gün için,
Mutaffifîn suresi, 6. ayet. يَوْمَ يَقُومُ ٱلنَّاسُ لِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
yevme yeḳûmü-nnâsü lirabbi-l`âlemîn.
Ki o gün insanlar, alemlerin Rabbinin divanında dururlar.
Mutaffifîn suresi, 7. ayet. كَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلْفُجَّارِ لَفِى سِجِّينٍ
kellâ inne kitâbe-lfüccâri lefî siccîn.
Hayır, (ölçü ve tartıda hile yapılamaz), doğrusu sapanların yazıcısı Siccin (aşağı zindan)dadır.
Mutaffifîn suresi, 8. ayet. وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا سِجِّينٌ
vemâ edrâke mâ siccîn.
Siccin'in ne olduğunu sen nereden bileceksin?
Mutaffifîn suresi, 9. ayet. كِتَٰبٌ مَّرْقُومٌ
kitâbüm merḳûm.
Yazılmış bir Kitaptır.
Mutaffifîn suresi, 10. ayet. وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
Yalanlayanların vay haline o gün!
Mutaffifîn suresi, 11. ayet. ٱلَّذِينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ
elleẕîne yükeẕẕibûne biyevmi-ddîn.
Onlar ceza gününü yalanlamaktadırlar.
Mutaffifîn suresi, 12. ayet. وَمَا يُكَذِّبُ بِهِۦٓ إِلَّا كُلُّ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ
vemâ yükeẕẕibü bihî illâ küllü mü`tedin eŝîm.
Onu, saldırgan, günahkardan başkası yalanlamaz.
Mutaffifîn suresi, 13. ayet. إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ءَايَٰتُنَا قَالَ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ
iẕâ tütlâ `aleyhi âyâtünâ ḳâle esâṭîru-l'evvelîn.
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman: "Eskilerin masalları" der.
Mutaffifîn suresi, 14. ayet. كَلَّا بَلْ رَانَ عَلَىٰ قُلُوبِهِم مَّا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ
kellâ bel râne `alâ ḳulûbihim mâ kânû yeksibûn.
Hayır, doğrusu, onların işleyip kazandıkları şeyler, kalblerinin üzerine pas olmuştur.
Mutaffifîn suresi, 15. ayet. كَلَّآ إِنَّهُمْ عَن رَّبِّهِمْ يَوْمَئِذٍ لَّمَحْجُوبُونَ
kellâ innehüm `ar rabbihim yevmeiẕil lemaḥcûbûn.
Hayır, doğrusu onlar, o gün Rablerinden perdelenmişlerdir.
Mutaffifîn suresi, 16. ayet. ثُمَّ إِنَّهُمْ لَصَالُوا۟ ٱلْجَحِيمِ
ŝümme innehüm leṣâlü-lceḥîm.
Sonra onlar, elbette cehenneme gireceklerdir.
Mutaffifîn suresi, 17. ayet. ثُمَّ يُقَالُ هَٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ
ŝümme yüḳâlü hâẕe-lleẕî küntüm bihî tükeẕẕibûn.
Sonra da: "İşte yalanlamakta olduğunuz şey budur!" denilecektir.
Mutaffifîn suresi, 18. ayet. كَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلْأَبْرَارِ لَفِى عِلِّيِّينَ
kellâ inne kitâbe-l'ebrâri lefî `illiyyîn.
Hayır, iyilerin yazısı İlliyyin (yüceler)dedir.
Mutaffifîn suresi, 19. ayet. وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا عِلِّيُّونَ
vemâ edrâke mâ `illiyyûn.
İlliyyin (yüceler)in ne olduğunu sen nereden bileceksin?
Mutaffifîn suresi, 20. ayet. كِتَٰبٌ مَّرْقُومٌ
kitâbüm merḳûm.
Yazılmış bir Kitaptır.
Mutaffifîn suresi, 21. ayet. يَشْهَدُهُ ٱلْمُقَرَّبُونَ
yeşhedühü-lmüḳarrabûn.
(Allah'a) Yaklaştırılmış olanlar, ona tanık olurlar.
Mutaffifîn suresi, 22. ayet. إِنَّ ٱلْأَبْرَارَ لَفِى نَعِيمٍ
inne-l'ebrâra lefî ne`îm.
İyiler elbette ni'met içindedirler.
Mutaffifîn suresi, 23. ayet. عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ
`ale-l'erâiki yenżurûn.
Divanlar üzerinde oturup bakarlar.
Mutaffifîn suresi, 24. ayet. تَعْرِفُ فِى وُجُوهِهِمْ نَضْرَةَ ٱلنَّعِيمِ
ta`rifü fî vucûhihim naḍrate-nne`îm.
Yüzlerinde ni'metin sevinç ve parıltısını sezersin.
Mutaffifîn suresi, 25. ayet. يُسْقَوْنَ مِن رَّحِيقٍ مَّخْتُومٍ
yüsḳavne mir raḥîḳim maḫtûm.
Onlara, mühürlü, halis bir şaraptan içirilir,
Mutaffifîn suresi, 26. ayet. خِتَٰمُهُۥ مِسْكٌ وَفِى ذَٰلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ ٱلْمُتَنَٰفِسُونَ
ḫitâmühû misk. vefî ẕâlike felyetenâfesi-lmütenâfisûn.
Ki sonu misktir (içildikten sonra misk gibi kokar). İşte yarışanlar, bunun için yarışsınlar.
Mutaffifîn suresi, 27. ayet. وَمِزَاجُهُۥ مِن تَسْنِيمٍ
vemizâcühû min tesnîm.
Karışımı tesnimdendir.
Mutaffifîn suresi, 28. ayet. عَيْنًا يَشْرَبُ بِهَا ٱلْمُقَرَّبُونَ
`ayney yeşrabü bihe-lmüḳarrabûn.
Bir çeşme ki (Allah'a) yaklaştırılanlar ondan içerler.
Mutaffifîn suresi, 29. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ أَجْرَمُوا۟ كَانُوا۟ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ يَضْحَكُونَ
inne-lleẕîne ecramû kânû mine-lleẕîne âmenû yaḍḥakûn.
Suç işleyenler, inananların üstüne gülerlerdi.
Mutaffifîn suresi, 30. ayet. وَإِذَا مَرُّوا۟ بِهِمْ يَتَغَامَزُونَ
veiẕâ merrû bihim yetegâmezûn.
Onların yanından geçtikleri zaman birbirlerine kaş göz eder(ek onları küçümser)lerdi.
Mutaffifîn suresi, 31. ayet. وَإِذَا ٱنقَلَبُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَهْلِهِمُ ٱنقَلَبُوا۟ فَكِهِينَ
veiẕe-nḳalebû ilâ ehlihimü-nḳalebû fekihîn.
Ailelerine döndükleri zaman da (yaptıklarıyle övünüp) eğlenmeye başlarlardı.
Mutaffifîn suresi, 32. ayet. وَإِذَا رَأَوْهُمْ قَالُوٓا۟ إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَضَآلُّونَ
veiẕâ raevhüm ḳâlû inne hâülâi leḍâllûn.
İnananları gördüklerinde: "Şunlar sapık insanlar" derlerdi.
Mutaffifîn suresi, 33. ayet. وَمَآ أُرْسِلُوا۟ عَلَيْهِمْ حَٰفِظِينَ
vemâ ürsilû `aleyhim ḥâfiżîn.
Oysa kendileri, onların üzerine bekçi gönderilmemişlerdi.
Mutaffifîn suresi, 34. ayet. فَٱلْيَوْمَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنَ ٱلْكُفَّارِ يَضْحَكُونَ
felyevme-lleẕîne âmenû mine-lküffâri yaḍḥakûn.
İşte bugün de inananlar kafirlerin üstüne gülerler.
Mutaffifîn suresi, 35. ayet. عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ
`ale-l'erâiki yenżurûn.
Divanlar üzerinde (oturup) bakarlar:
Mutaffifîn suresi, 36. ayet. هَلْ ثُوِّبَ ٱلْكُفَّارُ مَا كَانُوا۟ يَفْعَلُونَ
hel ŝüvvibe-lküffâru mâ kânû yef`alûn.
"Kafirler, yaptıklarıyle cezalandılar mı?" diye.