Diyanet İşleri
Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları belirli bir süreye kadar erteler. Ecelleri geldiği zaman ise ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler.
Nahl suresi · 61–65. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Nahl suresi, 61. ayet. وَلَوْ يُؤَاخِذُ ٱللَّهُ ٱلنَّاسَ بِظُلْمِهِم مَّا تَرَكَ عَلَيْهَا مِن دَآبَّةٍ وَلَٰكِن يُؤَخِّرُهُمْ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى فَإِذَا جَآءَ أَجَلُهُمْ لَا يَسْتَـْٔخِرُونَ سَاعَةً وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ
Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları belirli bir süreye kadar erteler. Ecelleri geldiği zaman ise ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler.
Allah insanları haksızlıkları yüzünden (hemen) hesaba çekseydi, onun üzerinde (yeryüzünde) hiçbir canlı (insan) bırakmazdı. Ancak, onları belirlenmiş bir süreye kadar erteliyor. dipnot 1 Ecelleri geldiği (süreleri dolduğu) zaman artık ne bir saat (bir an) geri kalır ne de ileri giderler. dipnot 2
Nitekim, eğer Allah insanları zulümleri nedeniyle hemen cezalandıracak olsaydı, yeryüzünde bir tek canlı bırakmazdı; fakat onları belirli bir süreye kadar ertelemektedir. Ama vadeleri dolduğu vakit, akıbetlerini ne bir an geciktirebilirler ne de çabuklaştırabilirler.
İmdi, eğer Allah, (bu dünyada) yaptıkları kötülüklerden ötürü, insanları (hemen) tepeleyecek olsaydı, yeryüzünde tek bir canlı bırakmazdı. Ne var ki, onları, belirlenmiş bir sürenin sonuna kadar erteliyor. Süreleri dolduğu zaman, sonlarını bir an olsun ne geciktirebilirler, ne de öne alabilirler.
Eğer Allah insanları zulümlerinden dolayı sorumlu tutup sonucunu hemen yaşatsaydı, (arz) üzerinde hiçbir DABBE (insan değil insan bedeni) bırakmazdı! Fakat onları hükmedilmiş bir vakte tehir ediyor. . . Ecelleri geldiği vakit de ne bir saat geri kalırlar, ne de öne geçebilirler.
Eğer Allah, insanları zulümleri nedeniyle sorguya çekecek olsaydı, onun üstünde (yeryüzünde) canlılardan hiç bir şey bırakmazdı; ancak onları adı konulmuş bir süreye kadar ertelemektedir. Onların ecelleri gelince ne bir saat ertelenebilirler, ne de öne alınabilirler.
Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden cezalandıracak olsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları takdir edilen bir müddete kadar erteliyor. Ecelleri geldiği zaman onlar ne bir saat geri kalabilirler ne de öne geçebilirler.
Allah, yaptıkları haksızlıklar yüzünden insanları hemen cezalandırsaydı, onun üzerinde hiçbir yaratık bırakmazdı. Fakat belirlenmiş bir süreye dek onları erteliyor. Sonunda süreleri dolduğunda, ne bir saat ertelenirler ne de öne alınırlar.
Eğer Allah, zulümlerinden dolayı insanları hemen cezalandıracak olsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat, onları belli bir süreye kadar erteler. Ecelleri geldiği zaman onlar ne bir saat geri kalabilirler ne de öne geçebilirler.
ALLAH zulümlerinden dolayı insanları cezalandırsaydı orada bir yaratık bırakmazdı; ne var ki onları belli bir süreye kadar erteler. Sürelerinin sonu geldiği zaman da ne bir an öne alınırlar, ne de ertelenirler.
ALLAH zulümlerinden dolayı insanları cezalandırsaydı orada bir yaratık bırakmazdı; ne var ki onları belli bir süreye kadar erteler. Sürelerinin sonu geldiği zaman da ne bir saat öne alınırlar, ne de ertelenirler.
Şayet Allah insanları zulümleri ile cezalandırsaydı, yeryüzünde bir tek deprenen canlı bırakmazdı, fakat onları belirli bir süreye kadar erteler. Süre sonu geldiğinde ise ne bir an erteleyebilirler, ne de öne alabilirler.
Maamafih Allah insanları zulümleriyle muahaze ediverse idi Yer yüzünde bir deprenen bırakmazdı, velakin onları mukadder bir ecele kadar te'hır eder, ecelleri geldiği vakıt da bir saat ne geriletebilirler, ne öne geçebilirler
Eğer Allah insanları, haksızlıkları nedeniyle cezalandıracak olsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Ancak onları adı konulmuş bir süreye kadar erteler. Süreleri dolduğu zaman ne bir saat ertelenir ne de öne alınır.
Eğer Allah insanları, haksızlıkları nedeniyle cezalandıracak olsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Ancak onları adı konulmuş bir süreye kadar erteler. Süreleri dolduğu zaman, ne bir saat ertelenir ne de öne alınır.
Eğer Allah insanları, haksızlıkları nedeniyle cezalandıracak olsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Ancak onları adı konulmuş bir süreye kadar erteler. Süreleri dolduğu zaman, ne bir saat ertelenir ne de öne alınır.
Eğer Tanrı, insanları zulümleri nedeniyle sorguya çekecek olsaydı, onun üstünde (yeryüzünde) canlılardan hiç bir şey bırakmazdı; ancak onları adı konulmuş bir ecele kadar ertelemektedir. Onların ecelleri gelince ne bir saat ertelenebilirler, ne de öne alınabilirler.
Eğer Allah insanları zulümleri yüzünden muahaze edecek Olsaydı (yer) üstünde hiç bir canlı mahluk bırakmazdı. Fakat O, bunları (insanları kendisince) adlandırılmış (takdir edilmiş) bir müddete kadar gecikdirir. Ecelleri (vakıfları) geldiği zaman ise onlar ne bir saat geri kalabilirler ne de öne geçebilirler.
Şayet Allah, zulümlerinden dolayı insanları yakalayacak olsaydı; yeryüzünde bir tek canlı bırakmazdı. Fakat onları belli bir müddete kadar tehir eder. Müddetleri dolunca onu ne bir an geciktirebilirler, ne de bir an öne alabilirler.
(60-63) Ahirete inanmayanların hâli kötülüğe benzerdir. Allah’ın hâli ise yüceye benzer, O saygıdeğerdir, hâkimdir, eğer ki Allah zulümleri nedeniyle insanı hemen yakalasaydı, Onun üzerinde tek bir yaratık dahi kalmazdı ve lakin belli bir süreye kadar öteliyor / tehir ediyor, süreleri gelince de bir saat dahi tehir edilmezler yahut önceye alınmazlar. Hoşlanmadıkları vasıfları Allah’a veriyorlar dilleriyle de “Güzel olan onlarınmış” yalanını söylüyorlar , şüphesiz onlar için ateş vardır ve onlar kesinlikle en önde gi rerler / ifrat ederler. Allah’a yemin olsun ki biz senden önce de toplu mlara / ümmetlere gönderdik, şeytan o ümmetlere faaliyetlerini / amellerini süslü gösterdi , bugün de şeytan onların dostudur , onlara acıtıcı bir azap vardır.
Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları belirli bir süreye kadar erteler. Ecelleri geldiği zaman ise ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler.
Eğer Allah, insanları, yaptıkları (her) haksızlıkla cezalandırsaydı, yeryüzünde tek canlı bırakmazdı. Fakat onları takdir edilen bir süreye kadar erteler. Süreleri geldiği zaman da bir sa'at dahi ne geri kalırlar, ne de ileri geçerler (derhal mahvolup giderler).
Eğer Allah, yaptıkları yanlışlardan dolayı insanlara cezalarını hemen verseydi yeryüzünde tek bir canlı bırakmazdı! dipnot 1 Ama O, onları belirlenmiş bir süreye kadar erteler dipnot 2 . Süreleri gelince onu bir an bile erteleyemezler, öne de alamazlar dipnot 3 .
Allah, yaptıkları yanlışlardan dolayı insanları hemen yakalasaydı yeryüzünde hareket eden kimseyi bırakmazdı. Ama Allah, onları, belirlenmiş ecellerine dipnot 1 kadar erteliyor. Ecelleri gelince ne onu bir süreliğine erteleyebilirler, ne de ecelleri gelmeden dipnot 2 onun gelmesini sağlayabilirler dipnot 3 .
Eğer Allah, insanları zulümleri sebebiyle cezalandırsaydı, yeryüzünde hiç bir canlı bırakmazdı. Fakat O, belli bir süreye kadar erteler. Onların eceli gelince ne (kısa) bir süre geri kalabilirler ve ne de öne geçebilirler.
Eğer Allah, zulümleri sebebiyle hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde hiç bir canlı bırakmazdı. Fakat O, belli bir süreye kadar erteler. Onların eceli gelince de bir dakika geciktirmesi de; öne alması da beklenemez.
Eğer Allah, insanları zulümlerine karşı cezalandırsaydı, yeryüzünde debelenen bir şey bırakmazdı. Ama öyle yapmıyor, onları belirli bir süreye kadar erteliyor. Süreleri geldiğinde ise ne bir saat geri kalırlar ne de öne geçebilirler.
Nahl suresi, 62. ayet. وَيَجْعَلُونَ لِلَّهِ مَا يَكْرَهُونَ وَتَصِفُ أَلْسِنَتُهُمُ ٱلْكَذِبَ أَنَّ لَهُمُ ٱلْحُسْنَىٰ لَا جَرَمَ أَنَّ لَهُمُ ٱلنَّارَ وَأَنَّهُم مُّفْرَطُونَ
Hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah'a isnad ederler. En güzel sonuç kendilerininmiş diye dilleri de yalan uyduruyor. Hiç şüphe yok ki onlara cehennem vardır ve onlar oraya en önde sokulacaklardır.
Kendilerinin hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah'a yakıştırıyorlar; dipnot 1 dilleri de (mahşerde) en güzel (ödülün) kendilerinin olduğu yalanını yakıştırıyor. Şüphesiz ki onlar için sadece ateş vardır ve onlar şüphesiz ki (ateşe) terk edileceklerdir. dipnot 2
Hem kendilerinin hoşlanmadığı şeyi Allah'a layık görürler, hem de en güzel akıbete kendileri layıkmış gibi yalan beyanda bulunan dilleriyle kendilerini aldatırlar. Hiç kimsenin kuşkusu olmasın ki, ellerine geçen sadece ateş olacaktır; üstelik de onlar önden buyur edilecekler.
Ve bir de, hoşlanmadıkları şeyi (önce) Allah'a yakıştırırlar; sonra da kalkıp bunu dile getirirken, sanki en güzel, en erdemli olan neyse onu hak etmişler gibi, gerçek dışı, yalan açıklamalarda bulunurlar. Aslında, onlar sadece ateşi hak etmektedirler ve şüphesiz kendileri (Allah'ın rahmetinden) uzak tutulacaklar!
(Müşrikler) hoşlanmadıkları şeyleri Allah'a yakıştırırlar (melekler kızlarıdır diyerek). . . Üstelik de yalan söyleyip, en güzel geleceğin kendilerine ait olduğunu iddia ederler. Şüphesiz onlara ateş vardır ve onlar en önde götürüleceklerdir.
Onlar, Allah'a, hoşlarına gitmeyen şeyleri uygun görürler, dilleri de yalan olarak en güzel olanın 'kendilerinin olduğunu' düzmektedir. Hiç şüphesiz ateş onlar içindir ve hiç şüphesiz onlar, (cehennemde) öncülerdir.
Kendilerinin hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah'a isnat ediyorlar. En güzel sonucun kendilerinin olduğunu anlatan dilleri de yalanın örneğini veriyor. Hiç şüphesiz onlar için sadece ateş vardır ve onlar, (ateşe) terkolunacaklar.
Hoşlanmadıkları şeyleri, Allah'a yakıştırıyorlar. Dilleri de en güzel olanın kendilerine özgü olduğu yalanını söylüyor. Kuşkusuz, ateş, kesinlikle onlar içindir. Zaten aslında, onlar, öncüler olacaklardır.
Hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah'a mal ediyorlar. En güzel şeylerin de kendilerine ait olduğunu söylüyorlar. Şüphesiz, onlara ateş vardır ve onlar ateşte terkolunacaklardır.
Hoşlanmadıkları şeyleri ALLAH'a malediyorlar ve kendilerinin iyiyi hak ettikleri yalanını dillerinde geveliyorlar. Elbette, ateşe terkedilecekler.
Hoşlanmadıkları şeyleri ALLAH'a malediyorlar ve kendilerinin iyi hakkettikleri yalanını dillerinde geveliyorlar. Elbette, ateşe terkedilecekler.
Onlar, kendilerinin hoşlanmayacakları şeyleri Allah'a isnat ediyorlar, dilleri de en güzel akıbetin kendilerinin olduğuna ait yalan söylüyor. Doğrusu, onların hakkı sadece ateştir ve onlar en önde gidecekler o ateşe!
Hem Allaha kendilerinin hoşlanmıyacakları şeyler isnad ediyorlar, hem de dilleri kendilerine yalan söylüyor: en güzel akıbet onlarınmış! Doğrusu ateş onların, hem onlar ona en önde gidecekler
Onlar, hoşlanmadıkları şeyleri Allah'a ait kılarlar. Dilleri en iyinin kendilerine ait olduğu yalanını söyler durur. Ateş onlara aittir. Onlar ifratta dipnot 1 olanlardır.
Onlar, hoşlanmadıkları şeyleri Allah'a ait kılarlar. Dilleri en iyinin kendilerine ait olduğu yalanını söyler durur. Ateş onlara aittir. Onlar ifratta dipnot 1 olanlardır.
Onlar, hoşlanmadıkları şeyleri Allah'a ait kılarlar. Dilleri en iyinin kendilerine ait olduğu yalanını söyler durur. Ateş onlara aittir. Onlar ifratta dipnot 1 olanlardır.
Onlar, Tanrı'ya, hoşlarına gitmeyen şeyleri uygun görürler, dilleri de yalan olarak en güzel olanın 'kendilerinin olduğunu' düzmektedir. Hiç şüphesiz ateş onlar içindir ve hiç şüphesiz onlar, (cehennemde) öncülerdir.
Onlar Allah kendilerinin bile hoşlanmamakda oldukları şeyleri isnad ederler, dilleri de yalan yere en güzel (aakıbet) in muhakkak kendilerine has olduğunu söyler. Hiç şüphe yokdur ki onların hakkı ateşdir ve onlar (cehennemin) öncüler (i) dir.
Hoşlanmadıklarını Allah'a mal ederler. Dilleri de güzel şeylerin kendilerinde olduğunu yalan yere söyler durur. Şüphesiz cehennem onlarındır. Ve onlar, gerçekten aşırı gidenlerdir.
(60-63) Ahirete inanmayanların hâli kötülüğe benzerdir. Allah’ın hâli ise yüceye benzer, O saygıdeğerdir, hâkimdir, eğer ki Allah zulümleri nedeniyle insanı hemen yakalasaydı, Onun üzerinde tek bir yaratık dahi kalmazdı ve lakin belli bir süreye kadar öteliyor / tehir ediyor, süreleri gelince de bir saat dahi tehir edilmezler yahut önceye alınmazlar. Hoşlanmadıkları vasıfları Allah’a veriyorlar dilleriyle de “Güzel olan onlarınmış” yalanını söylüyorlar , şüphesiz onlar için ateş vardır ve onlar kesinlikle en önde gi rerler / ifrat ederler. Allah’a yemin olsun ki biz senden önce de toplu mlara / ümmetlere gönderdik, şeytan o ümmetlere faaliyetlerini / amellerini süslü gösterdi , bugün de şeytan onların dostudur , onlara acıtıcı bir azap vardır.
Onlar hoşlanmadıkları şeyleri Allah’a isnad ederler. Dilleri de yalan yere en güzel akıbetin kendilerinin olduğunu söyler. Şüphesiz ateş onlaradır ve onlar (cehenneme) önden gönderilecek olanlardır.
Kendilerinin hoşlanmadıkları şeyi Allah'a veriyorlar, üstelik de dilleri, "En güzel sonuç, kendilerinin olacak" diye yalan söylüyor. Onlara mutlaka ateş vardır ve onlar ona sürüleceklerdir!
Hoşlanmadıkları şeyleri Allah'a yakıştırırlar. Dilleri de en güzelinin kendilerine ait olacağına dair yalanlar ileri sürer dipnot 1 . Şüphe yok ki onların payına düşen ateştir ve orada bırakılıp unutulacaklardır dipnot 2 .
Dillerinin süslediği yalanla en güzelin kendi hakları olduğunu söyleyerek beğenmedikleri şeyi Allah'a mal ederler. Zerre kadar şüphe yok ki onların hak ettikleri ateştir ve oraya önce onlar sokulacaklardır.
Kendileri için hoşlanmadıkları şeyleri Allah’a yakıştırıyorlar ve dilleri de yalan olarak en güzel olanın kendilerinin olduğunu söylüyor. Kuşkusuz onlara ait olan “ateş”tir. Ve onlar “Cehennem”de terk olunacaklardır.
Hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah'a mal ederler ve yalana alışkın dilleri en güzel şeylerin kendilerine ait olduğunu ifade eder. Kuşkusuz onlara ait olan "ateş"tir. Ve onlar "cehennem"e doldurulacaklardır.
Kendilerinin bile çirkin bulacağı şeyleri Allah'a isnat ediyorlar. Dilleri de yalan düzüp donatıyor: En ileri güzellik onlarınmış! Kuşkusuz olan şu: Onlar için ateş vardır. Ve ona en önden gideceklerdir.
Nahl suresi, 63. ayet. تَٱللَّهِ لَقَدْ أَرْسَلْنَآ إِلَىٰٓ أُمَمٍ مِّن قَبْلِكَ فَزَيَّنَ لَهُمُ ٱلشَّيْطَٰنُ أَعْمَٰلَهُمْ فَهُوَ وَلِيُّهُمُ ٱلْيَوْمَ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Allah'a andolsun, senden önceki ümmetlere peygamberler gönderdik. Fakat şeytan onlara işlerini güzel gösterdi. O, bugün de onların dostudur ve onlar için elem dolu bir azap vardır.
Allah'a yemin olsun: Senden önceki ümmetlere de (elçi) göndermişizdir. (Fakat) şeytan onlara işlerini süslü göstermişti. İşte o (şeytan), bugün onların dostudur; onlar için elem verici bir azap vardır.
Allah şahittir ki, senden önceki toplumlara da nice elçiler göndermişizdir: fakat Şeytan onlara eylemlerini güzel göstermiştir. Bakın işte o bugün onların kılavuzudur, fakat (yarın) onları yürek yakan bir ceza beklemektedir.
Allah tanıktır ki, (ey Peygamber,) senden önceki çağlarda da (muhtelif) toplumlara elçiler gönderdik: fakat Şeytan onlara (da) yapıp ettiklerini güzel gösterdi(ği için hakkı inkara şartlanmış olanlar mesajlarımızı dinlemeyi hep reddettiler); Şeytan (geçmişte olduğu gibi) bugün de onlarla sıkı fıkı; bu yüzden de onları zorlu bir azap bekliyor.
Tallahi. . . Andolsun ki, senden önceki ümmetlere de irsal ettik de, şeytan onlara yaptıklarını süsledi (Rasullerin bildirdiklerini inkar ettiler)! O (şeytan - vehim) bugün (de) onların velisidir. . . Onlar için acı bir azap vardır.
Andolsun Allah'a, senden önceki ümmetlere de (elçiler) gönderdik, fakat şeytan onlara yapıp ettiklerini süslü göstermiştir; bugün de onların velisi odur ve onlar için acı bir azab vardır.
Allah'a andolsun, senden önceki ümmetlere de (peygamberler) göndermişizdir. Fakat şeytan onlara işlerini süslü gösterdi de (iman etmediler), işte o, bugün onların velisidir. Ve onlar için elem verici bir azap vardır.
Allah tanıktır; gerçek şu ki, senden önce de topluluklara gönderdik. Fakat şeytan, yaptıklarını kendilerine çekici gösterdi. O gün, onların dostudur. Üstelik onlar için, acı bir ceza vardır.
Allah'a andolsun ki, senden önceki topluluklara da peygamberler gönderdik. Fakat şeytan onlara işlerini süslü gösterdi. Bugün de onların dostudur. Onlar için elem verici bir azap vardır.
ALLAH'a ant olsun ki senden önceki toplumlara da elçiler gönderdiğimizde sapkın işlerini onlara güzel gösterdi. Nitekim onların dostu (veli) bugün odur. Onlar acı bir azaba mahkûm olmuşlardır.
ALLAH'a andolsun ki senden önceki toplumlara da elçiler gönderdiğimizde şeytan işlerini onlara güzel gösterdi. Nitekim onların velisi (yakın arkadaşı) bugün odur. Onlar acı bir azaba mahkum olmuşlardır.
Allah'a andolsun ki, senden önce birçok ümmetlere peygamberler gönderdik, ne var ki, şeytan onlara yaptıklarını güzel gösterdi. Bugün de onların dostudur. Onlar için acı bir azap vardır.
Tallahi biz senden evvel bir çok ümmetlere Resuller gönderdik, buna karşı Şeytan onlara amellerini tezyin etti, bu gün de o onların veliysidir ve onlara elim bir azab var
Allah'a ant olsun ki, Biz, kesinlikle senden önceki toplumlara da elçiler gönderdik. Şeytan, dipnot 1 onlara yaptıklarını süslü gösterdi. Şeytan, o gün de bugün de onların velisidir. Onlar için acı veren bir azap vardır.
Allah'a ant olsun ki, Biz, kesinlikle senden önceki toplumlara da elçiler gönderdik. Şeytan, onlara yaptıklarını süslü gösterdi. Şeytan, o gün de bugün de onların velisidir. dipnot 1 Onlar için acı veren bir azap vardır.
Allah'a ant olsun ki, Biz, kesinlikle senden önceki toplumlara da elçiler gönderdik. Şeytan, onlara yaptıklarını süslü gösterdi. Şeytan, o gün de bu gün de onların velisidir. dipnot 1 Onlar için acı veren bir azap vardır.
Andolsun Tanrı'ya, senden önceki ümmetlere de (elçiler) gönderdik, fakat şeytan onlara yapıp ettiklerini süslü göstermiştir; bugün de onların velisi odur ve onlar için acı bir azab vardır.
Allaha andolsun ki biz senden evvelki ümmetlere de peygamberler göndermişizdir de şeytan onların yapdıklarını kendilerine süsleyib hoş göstermişdir. İşte o, bu gün de onların velisidir. (Bütün) onlara en acıklı bir azab vardır.
Allah'a andolsun ki; senden önceki ümmetlere de elçiler gönderdik. Şeytan onlara yaptıklarını güzel gösterdi. Bugün de onların dostu odur. Ve onlar için elim bir azab vardır.
(60-63) Ahirete inanmayanların hâli kötülüğe benzerdir. Allah’ın hâli ise yüceye benzer, O saygıdeğerdir, hâkimdir, eğer ki Allah zulümleri nedeniyle insanı hemen yakalasaydı, Onun üzerinde tek bir yaratık dahi kalmazdı ve lakin belli bir süreye kadar öteliyor / tehir ediyor, süreleri gelince de bir saat dahi tehir edilmezler yahut önceye alınmazlar. Hoşlanmadıkları vasıfları Allah’a veriyorlar dilleriyle de “Güzel olan onlarınmış” yalanını söylüyorlar , şüphesiz onlar için ateş vardır ve onlar kesinlikle en önde gi rerler / ifrat ederler. Allah’a yemin olsun ki biz senden önce de toplu mlara / ümmetlere gönderdik, şeytan o ümmetlere faaliyetlerini / amellerini süslü gösterdi , bugün de şeytan onların dostudur , onlara acıtıcı bir azap vardır.
Allah’a andolsun ki, biz senden önceki ümmetlere de peygamberler gönderdik. Şeytan onların yaptıklarını kendilerine süsleyip, hoş göstermiştir. İşte o bugün de onların velisidir. Onlara çok acıklı bir azap da vardır.
Allah'a andolsun ki senden önceki milletlere de elçi gönderdik; şeytan onlara yaptıkları işleri süsledi. (Bu yüzden peygamberleri yalanladılar). O, bugün de onların dostudur. Onlar için acı bir azab vardır.
Vallahi senden önceki toplumlara da elçiler göndermiştik ama Şeytan onlara, amellerini süslü gösterdi. O Şeytan, bugün de bunların velisidir / yakınıdır. Bunların hak ettiği, acıklı bir azaptır dipnot 1 .
Vallahi senden önceki toplumlara da elçiler gönderdik. Şeytan onlara, yaptıkları işi süslü gösterdi. O, bugün de onların dostudur. Onların hak ettiği acıklı bir azaptır.
Allah’a andolsun ki, senden önceki ümmetlere de (peygamberler) gönderdik. Fakat, şeytan onlara yaptıkları amelleri süslü gösterdi. Bugün de o, onların velisidir ve onlara can yakıcı bir azap vardır.
-Allah'a andolsun ki, senden önceki ümmetlere de (peygamberler) gönderdik. Fakat, şeytan onlara yaptıklarını süslü gösterdi. Bugün de o, onların velisidir ve onlara can yakıcı bir azap vardır.
Yemin olsun Allah'a ki, senden önceki ümmetlere de elçiler gönderdik de şeytan onlara amellerini süslü gösterdi. O, bugün de onların dostudur/ o gün de onların dostu idi. Onlar için acıklı bir azap var.
Nahl suresi, 64. ayet. وَمَآ أَنزَلْنَا عَلَيْكَ ٱلْكِتَٰبَ إِلَّا لِتُبَيِّنَ لَهُمُ ٱلَّذِى ٱخْتَلَفُوا۟ فِيهِ وَهُدًى وَرَحْمَةً لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ
Sana kitabı, ancak ayrılığa düştükleri şeyleri onlara açıklaman için ve iman eden bir topluma doğru yolu gösterici ve rahmet olarak indirdik.
Biz bu Kitabı sana ancak hakkında anlaşmazlığa düştükleri şeyi insanlara açıklayasın (duyurasın) dipnot 1 ve inanan bir toplum için bir rehber ve rahmet olsun diye indirdik.
Biz sana ilahi mesajı, sadece üzerinde anlaşmazlığa düştükleri (inançla ilgili) meselelerin çözümlerini kendilerine sunası, inanıp güvenecek bir topluluk için de bir yol haritası ve bir rahmet olsun diye indirdik.
Sana bu ilahi kelamı yalnızca, üzerinde çekişip durdukları (dini) sorunları onlara açıklayasın ve inanmaya eğilimli olan kimselere de onu doğru yol bilgisi ve rahmet olarak (ulaştırasın) diye indirdik.
Biz sana bu BİLGİyi (Kitabı) karşı çıktıkları şeyi (hakikati) kendilerine açıklayasın diye ve iman eden bir topluma da hidayet (hakikat bilgisi) ve rahmet olarak inzal ettik.
Biz Kitab'ı ancak, hakkında ihtilafa düştükleri şeyi onlara açıklaman ve inanan bir kavme rahmet ve hidayet olması dışında (başka bir amaçla) indirmedik.
Biz bu Kitab’ı sana sırf hakkında ihtilafa düştükleri şeyi insanlara açıklayasın ve iman eden bir topluma da hidayet ve rahmet olsun diye indirdik.
Oysa Kitap'ı, uyuşmazlığa düştükleri şeyleri onlara açıklamandan başka bir amaç için sana indirmiş değiliz. İnanan bir toplum için de yol gösteren ve rahmettir.
Biz bu kitabı sana sadece, hakkında ihtilafa düştükleri şeyi insanlara açıklayasın ve iman eden bir topluma da rehber ve rahmet olsun diye indirdik.
Sana bu kitabı indirdik ki, anlaşmazlığa düştükleri konuları kendilerine bildiresin. Bu kitap, gerçeği onaylayan bir topluluk için bir yol göstericidir, bir rahmettir. dipnot 1
Sana bu kitabı indirdik ki, anlaşmazlığa düştükleri konuları kendilerine bildiresin. Bu kitap, inanan bir topluluk için bir yol göstericidir, bir rahmettir.
Biz, sana bu kitabı, yalnızca onlara ihtilaf ettikleri şeyi açıklayasın ve iman edeceklere bir hidayet ve rahmet olsun diye indirdik.
Sana bu kitabı indirmemiz de ancak şunun içindir ki onlara hakkında ıhtilaf ettikleri şey'i beyan edesin ve iyman edeceklere bir hidayet, bir rahmet olsun
Biz, sana Kitap'ı, hakkında ayrılığa düştükleri şeyleri, kendilerine beyan dipnot 1 etmen ve iman eden bir halk için yol gösterici ve rahmet olmasından başka bir şey için indirmedik.
Biz, sana Kitap'ı, hakkında ayrılığa düştükleri şeyleri, kendilerine beyan dipnot 1 etmen ve inanan bir halk için yol gösterici ve rahmet olmasından başka bir şey için indirmedik.
Biz, sana Kitap'ı, hakkında ayrılığa düştükleri şeyleri, kendilerine beyan dipnot 1 etmen ve iman eden bir toplum için yol gösterici ve rahmet olmasından başka bir şey için indirmedik.
Biz Kitabı ancak hakkında ihtilafa düştükleri şeyi onlara açıklaman ve inanan bir kavme rahmet ve hidayet olması dışında (başka bir amaçla) indirmedik.
(Bu) kitabı sana (başka bir hikmetle değil) ancak hakkında ihtilaf etdikleri şeydir açıkça anlatman için ve iman edecek her hangi bir kavme bir hidayet ve rahmet olarak gönderdik.
Sana kitabı; sırf ihtilafa düştükleri şeyleri onlara açıklaman için ve inananlar topluluğuna hidayet ve rahmet olmak üzere indirdik.
(64-69) Biz sana kitabı ancak onlara, üzerinde karşıtlaştıkları / ihtilaf ettikleri konuların açıklaman için ve İman eden bir kavmi yola iletmesi için ve rahmet olsun diye indirdik. Allah gökten su indirir, onunla yeri öldükten sonra diriltir, işte bunda işiten bir kavim için ayetler vardır. Sizin için hayvanlarda dikkate alınması gereken önemli şey vardır / ibret vardır , onların karınlarında kan ve pislik arasından çıkanı içiyorsunuz (seka içen saki içiren) içenlerin kolaylıkla içtikleri katışıksız / saf / halis süt, hurma ve üzüm ürünlerinden, sarhoş edici içecek / sekeran ve güzel rızık elde ediyorsunuz, işte bunda akleden kavim için gösterge / ayet vardır. Rabbin Bal Arısına dağları ağaçları ve inşa edilmiş çardakları / arşları ev olarak edin sonra tüm ürünlerden ye, uysal bir halde Rabbinin yollarına git diye vahyetti, O, karnından renkleri çeşitli bir içecek çıkarır. O insanlar için bir şifadır / düzelticidir. İşte bunda düşünen kavim için delil / ayet vardır.
Sana kitabı, ancak ayrılığa düştükleri şeyleri onlara açıklaman için ve iman eden bir topluma doğru yolu gösterici ve rahmet olarak indirdik.
Biz sana Kitabı indirdik ki, hakkında ayrılığa düştükleri şeyi onlara açıklayasın ve (o Kitap), inanan bir kavim için yol gösterici ve rahmet olsun.
Bu Kitabı sana, ancak, ihtilafa düştükleri konuları onlara açık açık anlatasın dipnot 1 , inanıp güvenenler topluluğu için de bir rehber ve ikram olsun diye indirdik dipnot 2 .
Sana bu Kitabı, anlaşmazlığa düştükleri konuları açık açık anlatasın bir de inanıp güvenen bir topluluğa yol gösterici ve ikram olsun diye indirdik.
Biz, kitabı sana ancak hakkında ihtilaf ettikleri şeyleri onlara açıklaman için,hidayet ve iman eden bir kavme de rahmet olarak indirdik.
Biz, kitabı ancak hakkında ihtilaf ettikleri şeyleri onlara açıklaman için, yol gösterici ve iman eden bir halka rahmet olarak sana indirdik.
Bu Kitap'ı sana yalnız şunun için indirdik: Hakkında ayrılığa düştükleri şeyi onlara iyice açıklayasın ve Kitap, iman eden bir topluluk için kılavuz ve rahmet olsun.
Nahl suresi, 65. ayet. وَٱللَّهُ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَحْيَا بِهِ ٱلْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَآ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لِّقَوْمٍ يَسْمَعُونَ
Allah, gökten su indirdi de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti. Şüphesiz bunda dinleyecek bir toplum için bir ibret vardır.
Allah gökten su indirmiş ve onunla yeri ölümünden sonra diriltmiştir. Şüphesiz ki bunda dinleyen bir toplum için bir delil vardır.
Ve (bakın), gökten yağmuru indirip ölümünün ardından onunla toprağa can veren Allah'tır: şüphesiz bunda da işiten bir toplum için mutlaka alınacak bir ders vardır.
Gökten su indirip onunla, kuruyup katılaştıktan sonra toprağa yeniden hayat veren Allah'tır. Şüphesiz bu olguda dinlemeye niyetli olanlar için bir ders vardır.
Allah, semadan (kişinin hakikatinden) bir su (ilim) inzal etti de onunla arzı (bedeni), ölümünden (şuursuz - kendini sadece beden sanarak yaşama halinden) sonra diriltti (Allah Esma'sıyla var olan sonsuz yaşama sahip olduğunu fark ettirdi). . . Muhakkak ki bu, duyduğunu değerlendirecek kişiler için önemli işarettir!
Allah gökten su indirdi, ölümünden sonra yeri onunla diriltti; işitebilen bir topluluk için bunda gerçekten bir ayet vardır.
Allah gökten bir su indirdi ve onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti. Şüphesiz ki bunda dinleyen toplum için bir ibret vardır.
Allah, gökten su indirerek, yeryüzünü, ölümünden sonra onunla canlandırmıştır. Aslında, işte bunda, duyan bir toplum için kesinlikle bir gösterge vardır.
Allah gökten su indirdi ve onunla ölümünden sonra yeri diriltti. Doğrusu, dinleyen topluma bunda bir ders vardır.
ALLAH gökten bir su indirir ve onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltir. Dinleyen bir toplum için bunda bir işaret vardır.
ALLAH gökten bir su indirir ve onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltir. Dinleyen bir toplum için bunda bir işaret vardır.
Allah gökten bir su indirdi de onunla yeri ölümünden sonra diriltti. Şüphesiz ki, bunda dinleyecek bir topluluk için bir ibret vardır.
Evet Allah Semadan bir su indirdi de onunla Arza ölümünden sonra hayat verdi, her halde bunda dinliyecek bir kavm için bir ayet vardır
Allah, gökyüzünden suyu indirerek, ölümünden sonra yeryüzüne hayat verdi. Bunda dinleyen dipnot 1 bir halk için kesinlikle bir ayet dipnot 2 vardır.
Allah, gökyüzünden suyu indirerek, ölümünden sonra yeryüzüne hayat verdi. Bunda dinleyen dipnot 1 bir halk için kesinlikle bir ayet dipnot 2 vardır.
Allah, gökyüzünden suyu indirerek, ölümünden sonra yeryüzüne hayat verdi. Bunda dinleyen dipnot 1 bir toplum için kesinlikle bir ayet dipnot 2 vardır.
Tanrı gökten su indirdi, ölümünden sonra yeri onunla diriltti; işitebilen bir topluluk için bunda gerçekten bir ayet vardır.
Allah gökden (bulutdan) su (yağmur) indirdi de onunla yer (yüzün) e, ölümünden sonra, can verdi. Şübhesiz ki bunda dinleyecek bir kavm için (ibret verici) bir ayet vardır.
Allah; gökten su indirir de onunla yeryüzünü öldükten sonra tekrar diriltir. Muhakkak ki bunda, dinleyen topluluklar için ayet vardır.
(64-69) Biz sana kitabı ancak onlara, üzerinde karşıtlaştıkları / ihtilaf ettikleri konuların açıklaman için ve İman eden bir kavmi yola iletmesi için ve rahmet olsun diye indirdik. Allah gökten su indirir, onunla yeri öldükten sonra diriltir, işte bunda işiten bir kavim için ayetler vardır. Sizin için hayvanlarda dikkate alınması gereken önemli şey vardır / ibret vardır , onların karınlarında kan ve pislik arasından çıkanı içiyorsunuz (seka içen saki içiren) içenlerin kolaylıkla içtikleri katışıksız / saf / halis süt, hurma ve üzüm ürünlerinden, sarhoş edici içecek / sekeran ve güzel rızık elde ediyorsunuz, işte bunda akleden kavim için gösterge / ayet vardır. Rabbin Bal Arısına dağları ağaçları ve inşa edilmiş çardakları / arşları ev olarak edin sonra tüm ürünlerden ye, uysal bir halde Rabbinin yollarına git diye vahyetti, O, karnından renkleri çeşitli bir içecek çıkarır. O insanlar için bir şifadır / düzelticidir. İşte bunda düşünen kavim için delil / ayet vardır.
Allah, gökten su indirdi de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti. Şüphesiz bunda dinleyecek bir toplum için bir ibret vardır.
Allah, gökten bir su indirdi, onunla yeri ölümünden sonra diriltti, şüphesiz bunda işiten bir millet için ibret vardır.
Allah, gökten su indirir ve onunla yeryüzünü ölümünden sonra canlandırır. Şüphesiz bunda, dinleyen bir topluluk için kesin bir ayet /belge vardır dipnot 1 .
Allah gökten su indirir ve onunla yeri, ölümünden sonra diriltir. Bunda, dinleyen bir topluluk için kesin belge (ayet) vardır.
Allah, gökten su indirdi ve onunla ölümünden sonra yere hayat verdi. Şüphesiz bunda, işiten bir toplum için bir ayet vardır.
Allah, gökten su indirdi ve onunla ölümünden sonra yere hayat verdi. Şüphesiz bunda, işiten bir toplum için bir belge vardır.
Allah, gökten bir su indirdi de onunla, ölümünden sonra yeryüzüne hayat verdi. Kuşkusuz, bunda kulak verip dinleyen bir topluluk için mutlaka bir mucize vardır.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.