Nisâ suresi · 85–91. ayetler

Selamı almak; münafıklar hakkında ikiye ayrılmak

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Nisâ suresi, 85. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 85. ayet. مَّن يَشْفَعْ شَفَٰعَةً حَسَنَةً يَكُن لَّهُۥ نَصِيبٌ مِّنْهَا وَمَن يَشْفَعْ شَفَٰعَةً سَيِّئَةً يَكُن لَّهُۥ كِفْلٌ مِّنْهَا وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ مُّقِيتًا

    Diyanet İşleri

    Kim güzel bir (işte) aracılık ederse, ona o işin sevabından bir pay vardır. Kim de kötü bir (işte) aracılık ederse, ona da o kötülükten bir pay vardır. Allah'ın her şeye gücü yeter.

    Mehmet Okuyan

    Kim güzel bir şekilde şefaat (iyi bir işe öncülük) ederse onun o işten bir payı olur. Kim de kötü bir şekilde şefaat (kötü bir işe öncülük) ederse onun da ondan bir payı olur. dipnot 1 Allah her şeyin karşılığını vericidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada geçen "şefaat"le ilgili kelimeler, bilinen anlamda "şefaat" değil, "öncülük etmek, vesile veya sebep olmak" anlamındadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Kim haklı bir davaya katkıda bulursa, onun tüm getirisinden bir pay alacaktır; kim de haksız bir davaya katkıda bulursa, onun tüm vebalinden bir pay alacaktır: Zira Allah her şeye bir ölçü koyan, koyduğu ölçüye sahip çıkandır.

    Muhammed Esed

    Kim haklı bir dava uğrunda üstün çaba gösterirse, onun kazandıracağı nimetlerden bir pay alacaktır ve kim de haksız bir dava için koşturursa, sorumluluğunun hesabını verecektir: Çünkü Allah, her şeyi gözetleyicidir.

    Ahmed Hulusi

    Kim bir iyiliğin oluşması için vesile olursa, o iyilikten bir hissesi olur. . . Kim de kötü bir olaya vesile olursa, onda bir payı olur. . . Allah her şeye Mukiyt'tir.

    Ali Bulaç

    Kim, güzel bir aracılıkla aracılıkta (şefaatte) bulunursa, ondan kendisine bir hisse vardır; kim kötü bir aracılıkla aracılıkta bulunursa, ondan da kendisine bir pay vardır. Allah her şeyin üzerinde koruyucudur.

    Ali Özek ve heyeti

    Kim iyi bir işe aracılık ederse onun da o işten bir nasibi olur. Kim kötü bir işe aracılık ederse onun da ondan bir payı olur. Allah, her şeye hakkıyla kadirdir.

    Ali Rıza Safa

    Kim bir iyiliğe aracılık yaparsa, ondan bir payı vardır. Kim de bir kötülüğe aracılık yaparsa, ondan bir payı vardır. Çünkü Allah, her şeyin Karşılığını Verendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Kim iyi bir işe aracılık ederse, onun da o işten bir nasibi olur. Kim kötü bir işe aracılık ederse, onun da ondan bir payı olur. Allah her şeyi gözetleyicidir.

    Edip Yüksel

    Kim bir iyiliğe aracılık ederse kendisi için ondan bir pay var. Kim bir kötülüğe aracılık ederse, kendisi için ondan bir pay var. ALLAH her şeyi kontrol eder.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kim bir iyiliğe aracılık ederse kendisi için ondan bir kredi var. Kim bir kötülüğe aracılık ederse, kendisi için ondan bir pay var. ALLAH herşeyi kontrol eder.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Her kim güzel bir aracılıkta bulunursa, ona ondan bir pay vardır; her kim de kötü bir aracılıkta bulunursa, ona da ondan bir hisse vardır. Allah herşeyi görüp gözetiyor.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Her kim güzel bir şefaatte bulunursa ona ondan bir nasib olur, her kim de kötü bir şefaatte bulunursa ona da ondan bir nazir olur, Allah her şeye nazır bulunuyor

    Erhan Aktaş

    Her kim, iyi bir işe şefaat dipnot 1 ederse, ona o işten bir pay vardır. Her kim de kötü bir işe şefaat ederse, ondan da ona bir pay vardır. Allah Her Şeyi Gözeten'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aracılık ederse, yardımda bulunursa.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Her kim, iyi bir işte şefaat dipnot 1 ederse, ona o işten bir pay vardır. Her kim de kötü bir işte şefaat ederse, ondan da ona bir pay vardır. Allah Her Şeyi Gözeten'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aracılık ederse, yardımda bulunursa.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Her kim, iyi bir işte şefaat dipnot 1 ederse, ona o işten bir pay vardır. Her kim de kötü bir işte şefaat ederse, ondan da ona bir pay vardır. Allah Her Şeyi Gözeten'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aracılık ederse, yardımda bulunursa.

    Gültekin Onan

    Kim, güzel bir aracılıkla aracılıkta (şefaatte) bulunursa, ondan kendisine bir hisse vardır; kim kötü bir aracılıkla aracılıkta bulunursa, ondan da kendisine bir pay vardır. Tanrı her şeyin üzerinde koruyucudur.

    Hasan Basri Çantay

    Kim güzel bir şefaatle şefaatde bulunursa ondan kendisine bir hisse (sevab) vardır. Kim de kötü bir şefaatle şefaatde bulunursa ondan kendisine bir (günah) pay (ı) vardır. Allah her şey'e hakkıyle kaadir ve nazırdır.

    İbni Kesir

    Kim, iyi işte aracılık ederse; ondan kendisine bir pay ayrılır. Kim de kötü bir şeyde aracılık yaparsa; o kötülükten kendisine bir pay vardır. Allah, her şeye hakkıyla kadir ve nazır'dır.

    Mehmet Alagaş

    (85-87) Her kim aracılık olarak güzel bir şeye aracılık yaparsa, O aracılıktan kendi için de pay vardır. Kim bir aracılık olarak kötülüğe aracılık yaparsa o aracılıktan müteselsil bir sorumluluk / kefillik vardır. Allah her şeyi gözetendir. Onlar siz i selamladıklarında sizde onları daha güzeli ile selamlayın yahut aynısı ile geri iade edin. Allah her şey i hesap edendir. Allah ondan başka ilah yoktur , kendisinden kuşku duyulmayan kıyamet gününde toplayacaktır , Allah’tan sözce daha doğru söyleyen kim olabilir?

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Kim, güzel bir işe aracılık ederse, onun bu işte (sevapta ) bir nasibi olur. Kim de kötü bir işe aracılık ederse, onun da bundan (günahtan) bir payı olur. Allah her şeyin karşılığını vericidir.

    Süleyman Ateş

    Kim güzel bir (işe) destek olursa, onun da o işten bir payı olur. Kim kötü bir (işe) destek olursa, onun da o işten bir payı olur. Allah her şeyi gözetip karşılığını verendir.

    Süleymaniye Vakfı

    Kim iyi bir şeye destek verirse ondan bir payı olur; dipnot 1 kim de kötü bir şeye destek verirse ondan dolayı bir sorumluluğu olur. Allah her şeyin ihtiyacını karşılar.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şefaat, birine eşlik etmek veya arka çıkmaktır (el-Ayn, Müfredat). Dünyada insanlar birbirlerine şefaat edebilir, yani arka çıkıp destek olabilirler (Maide 5/2); ama mahşer günü kimse kimseye şefaat edemez (Bakara 2/254, İnfitar 82/17-19).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İyi bir işe destek veren dipnot 1 ondan bir pay alır; kötü bir işe destek veren de ondan dolayı bir sorumluluk üstlenir. Her şeyi görüp gözeten Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada şefaat kelimesine "destek veren" anlamı verilmiştir. Çünkü şefaat, birinin eşlik etmesini istemek, eşlik etmek veya arka çıkmaktır El-Ayn, Müfredat).

    Şaban Britch

    Kim, güzel bir işe aracılık ederse, onun bu işte (sevapta ) bir nasibi olur, kim de kötü bir işe aracılık ederse, onun da bundan (günahtan) bir payı olur. Zîrâ Allah, her şeye şahittir.

    Şaban Piriş

    Kim, güzel bir işe aracılık ederse, onun bu işte bir nasibi olur, kim de kötü bir işe aracılık ederse, onun da bundan bir payı olur. Allah'ın her şey üzerinde hakimiyeti vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kim güzel bir işe aracı olursa ondan ona bir pay vardır. Kim kötü bir şeye aracı olursa ondan da ona bir pay vardır. Allah herşeye, herkese gıda ulaştırır, Mukit'tir.

  2. Nisâ suresi, 86. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 86. ayet. وَإِذَا حُيِّيتُم بِتَحِيَّةٍ فَحَيُّوا۟ بِأَحْسَنَ مِنْهَآ أَوْ رُدُّوهَآ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ حَسِيبًا

    Diyanet İşleri

    Size bir selam verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selamla karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.

    Mehmet Okuyan

    Bir selam ile selamlandığınız zaman, siz de ondan daha güzeli ile selamlayın; veya dipnot 1 onu (o şekilde) karşılayın! dipnot 2 Şüphesiz ki Allah her şeyin hesabını tutandır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki [ev] edatı, Nisâ 4:77. ayette de olduğu gibi, "yani" anlamında yorumlanabileceği gibi "veya" anlamında da yorumlanabilir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayette selam vermenin de almanın da dinî bir gereklilik olduğu ve öneminin büyüklüğü dile getirilmek istenmektedir. Bu buyruk, En‘âm 6:54 ve Nûr 24:62. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Ayrıca bu ayette "Size barış teklif edildiği zaman, siz de ondan daha güzeli ile barışa karşılık verin" şeklinde bir mesaj da vardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Bir selam aldığınızda daha güzel bir selamla karşılık verin, ya da aynısıyla iade edin; zira Allah, her şeyin hesabını tutmaktadır.

    Muhammed Esed

    Bir selam aldığınızda daha güzel bir selam ile karşılık verin veya (en azından) benzeri ile. Şüphesiz Allah her şeyin hesabını tutmaktadır.

    Ahmed Hulusi

    Selam ile size yönelene, siz de daha kapsamlı bir selam ile karşılık verin yahut aynısıyla karşılayın. Muhakkak Allah, her şeyde Hasiyb'dir (açığa çıkanın sonucunu yaşatandır).

    Ali Bulaç

    Bir selamla selamlandığınızda, siz ondan daha güzeliyle selam verin ya da aynıyla karşılık verin. Şüphesiz, Allah her şeyin hesabını tam olarak yapandır.

    Ali Özek ve heyeti

    Bir selâm ile selâmlandığınız zaman, ondan daha güzeliyle selâm verin, yahut aynıyla mukabele edin. Şüphe yoktur ki Allah, her şeyin hesabını hakkıyla görendir.

    Ali Rıza Safa

    Bir selamla selamlandığınızda, ondan daha güzeliyle selamlayın veya tıpkısıyla karşılık verin. Kuşkusuz, Allah, her şeyi hesaplar. dipnot 91

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 91
      Bu ayet, "Selamunaleykum ve aleykumselam sözcükleri, birer simgedir; bu selamı, yalnızca Müslümanlar birbirine vermelidir." diyen ikiyüzlü din sömürgenlerine açık bir uyarıdır. İnançlı olmayanlar da içinde olmak üzere, tüm insanlara selam verilmesi buyruğu, 4:94, 25:63 ve 28:55 gibi ayetlerde de bildirilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Bir selamla selamlandığınızda, daha güzel bir selamla, yahut aynıyla karşılık veriniz. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını tutmaktadır.

    Edip Yüksel

    Herhangi bir selam ile selamlandığınız zaman daha güzeliyle veya aynen iade ederek selamı alın. Kuşkusuz ALLAH her şeyi hesaba katar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Herhangi bir selam ile selamlandığınız zaman daha güzeliyle veya aynen iade ederek selamı alın. Kuşkusuz ALLAH herşeyi hesaba katar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Size herhangi bir şekilde sağlık (selam) verildiği zaman, siz de ondan daha güzeli ile sağlık (selam) verin veya aynısı ile mukabele edin! Allah, herşeyi hesaba çekmektedir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Size her hangi bir suretle sağlık verildiği zaman siz de ondan daha güzeli ile sağlık verin veya ayniyle mukabele edin, Allah her şeyi hısaba çekmekte bulunuyorlar

    Erhan Aktaş

    Size, selam dipnot 1 verildiği zaman, ondan daha iyisiyle veya aynısıyla karşılık verin. Kuşkusuz ki Allah, Her Şeyi Hesaplayan'dır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tahiyyat, selamlaşma, iyi dileklerde bulunma, esenlik dileme, demektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Size, selam dipnot 1 verildiği zaman, ondan daha iyisiyle veya aynısıyla karşılık verin. Kuşkusuz ki Allah, Her Şeyi Hesaplayan'dır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tahiyyat, selamlaşma, iyi dileklerde bulunma, esenlik dileme, demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Size, selam dipnot 1 verildiği zaman, ondan daha iyisiyle veya aynısıyla karşılık verin. Kuşkusuz ki Allah, Her Şeyi Hesaplayan'dır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tahiyyat, selamlaşma, iyi dileklerde bulunma, esenlik dileme, demektir.

    Gültekin Onan

    Bir selamla selamlandığınızda, siz ondan daha güzeliyle selam verin ya da aynıyla karşılık verin. Şüphesiz, Tanrı her şeyin hesabını tam olarak yapandır.

    Hasan Basri Çantay

    Bir selam ile selamlandığınız vakit siz ondan daha güzeli ile selamı alın veya onu ayniyle karşılayın. Şübhesiz ki Allah her şey'in hesabını hakkıyle arayandır.

    İbni Kesir

    Size bir selam verildiği zaman; ondan daha iyisiyle selam verin. Veya aynısıyla mukabele edin. Muhakkak ki Allah, her şeyin hesabını arayandır.

    Mehmet Alagaş

    (85-87) Her kim aracılık olarak güzel bir şeye aracılık yaparsa, O aracılıktan kendi için de pay vardır. Kim bir aracılık olarak kötülüğe aracılık yaparsa o aracılıktan müteselsil bir sorumluluk / kefillik vardır. Allah her şeyi gözetendir. Onlar siz i selamladıklarında sizde onları daha güzeli ile selamlayın yahut aynısı ile geri iade edin. Allah her şey i hesap edendir. Allah ondan başka ilah yoktur , kendisinden kuşku duyulmayan kıyamet gününde toplayacaktır , Allah’tan sözce daha doğru söyleyen kim olabilir?

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Size bir selam verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selamla karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin üzerinde hesabı görendir.

    Süleyman Ateş

    Bir selam ile selamlandığınız zaman siz de ondan daha güzeliyle selam verin; yahut verilen selamı aynen iade edin. Şüphesiz Allah, her şeyi hesaplayandır.

    Süleymaniye Vakfı

    Size herhangi bir şekilde iyilik dileğinde bulunulduğunda siz daha güzeliyle iyilik dileğinde bulunun veya aynısıyla karşılık verin. dipnot 1 Allah her şeyi hesaba katar.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Selamun aleykum", (Kasas 28/55) "selam" (Hud, 11/69), "merhaba" (Sad 38/59) veya "günaydın", "iyi günler" gibi kelimelerin hepsi birer "sağlık ve esenlik" dileğidir. Ayette bu gibi dileklerde bulunan birine din, ırk farkı gözetilmeden daha güzeliyle karşılık verilmesi istenmektedir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Size selam verildiği zaman, daha güzeliyle selamlayın veya aynısıyla karşılık verin. Allah her şeyi hesaba katar[1].

    Şaban Britch

    Size bir selâm verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selâmla karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin üzerinde hesabı görendir.

    Şaban Piriş

    Size bir iyilik temennisinde bulunulduğunda siz de ona daha güzeli ile ya da aynısı ile karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin üzerinde hesabı görendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bir selam ile selamlandığınızda, onun daha güzeliyle yahut aynısıyla karşılık verin. Hiç kuşkusuz Allah Hasib'dir, herşeyi güzelce hesaplamaktadır.

  3. Nisâ suresi, 87. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 87. ayet. ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ لَيَجْمَعَنَّكُمْ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ لَا رَيْبَ فِيهِ وَمَنْ أَصْدَقُ مِنَ ٱللَّهِ حَدِيثًا

    Diyanet İşleri

    Allah, kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Andolsun, sizi kıyamet gününde mutlaka bir araya toplayacaktır. Bunda asla şüphe yoktur. Kimdir sözü Allah'ınkinden daha doğru olan?

    Mustafa İslamoğlu

    Allah -ki O'ndan başka ilah yoktur- geleceğinde asla kuşku olmayan Kıyamet Günü'nde elbette sizi bir araya toplayacaktır. Kim Allah'tan daha doğru sözlü olabilir?

    Muhammed Esed

    Allah -ki O'ndan başka ilah yoktur- (geleceği) hakkında hiçbir şüphe olmayan Kıyamet Günü sizi bir araya toplayacaktır. Kimin sözü Allahın sözünden daha doğru olabilir?

    Ahmed Hulusi

    Allah O; tanrı ve tanrısallık yoktur sadece "HU"! Kendisinde şüphe olmayan kıyamet sürecinde sizi bir araya getirir. Kim Allah'tan daha doğrusunu söyleyebilir!

    Ali Bulaç

    Allah; O'ndan başka ilah yoktur. Kendisinde hiç bir şüphe olmayan kıyamet gününde sizleri muhakkak toplayacaktır. Allah'tan daha doğru sözlü kimdir?

    Ali Özek ve heyeti

    Allah'tan başka ilâh yoktur. O sizi, gerçekleşmesinde hiçbir şüphe bulunmayan kıyamet günü muhakkak toplayacaktır. Allah'tan daha doğru sözlü kim vardır?

    Ali Rıza Safa

    Allah! O'ndan başka Tanrı yoktur. Hakkında kuşku olmayan Yeniden Yaratılış Günü'nde, kesinlikle sizi toplayacaktır. En doğru sözü -hadisi-, Allah'tan başka, kim söyleyebilir?

    Bayraktar Bayraklı

    Elbette sizi kıyamet günü toplayacak olan Allah'tan başka hiçbir tanrı yoktur ve bunda asla şüphe yoktur. Kimin sözü Allah'ın sözünden daha doğru olabilir?

    Edip Yüksel

    ALLAH: O'ndan başka tanrı yoktur. Gerçekleşmesi mutlak olan diriliş gününde sizleri bir araya toplayacaktır. ALLAH'tan daha doğru hadis sahibi kim olabilir?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH: O'ndan başka tanrı yoktur. Gerçekleşmesi mutlak olan diriliş gününde sizleri biraraya toplayacaktır. ALLAH'tan daha doğru sözlü kim olabilir?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah, O'ndan başka tapılacak yoktur, ancak O vardır. Andolsun O, sizi olacağında şüphe olmayan kıyamet gününde toplayacaktır. Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allah, başka tapılacak yok ancak o, Celali hakkı için o sizi muhakkak kıyamet gününe toplayacak, onda şüphe yok, Allahdan daha doğru sözlü kim olabilir?

    Erhan Aktaş

    Kendisinden başka ilah olmayan Allah, gerçekleşeceği kesin olan Kıyamet Günü'nde, sizi kesin olarak toplayacaktır. Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kendisinden başka ilah olmayan Allah, gerçekleşeceği kesin olan Kıyamet Günü'nde, sizi kesin olarak toplayacaktır. Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kendisinden başka ilah olmayan Allah, gerçekleşeceğinden şüphe olmayan Kıyamet Günü'nde, sizi kesin olarak toplayacaktır. Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir?

    Gültekin Onan

    Tanrı; O'ndan başka tanrı yoktur. Kendisinde hiç bir şüphe olmayan kıyamet gününde sizleri muhakkak toplayacaktır. Tanrı'dan daha doğru sözlü kimdir?

    Hasan Basri Çantay

    Allah (öyle Allahdır ki) kendinden başka hiçbir Tanrı yokdur. (Vukuunda) hiçbir şübhe olmayan kıyaamet günü elbette hepinizi toplayacakdır. O Allahdan daha doğru sözlü kimdir?

    İbni Kesir

    Allah O'ndan başka ilah yoktur. Geleceğinden şüphe olmayan kıyamet günü sizi mutlaka toplayacaktır. Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir?

    Mehmet Alagaş

    (85-87) Her kim aracılık olarak güzel bir şeye aracılık yaparsa, O aracılıktan kendi için de pay vardır. Kim bir aracılık olarak kötülüğe aracılık yaparsa o aracılıktan müteselsil bir sorumluluk / kefillik vardır. Allah her şeyi gözetendir. Onlar siz i selamladıklarında sizde onları daha güzeli ile selamlayın yahut aynısı ile geri iade edin. Allah her şey i hesap edendir. Allah ondan başka ilah yoktur , kendisinden kuşku duyulmayan kıyamet gününde toplayacaktır , Allah’tan sözce daha doğru söyleyen kim olabilir?

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah’tan başka hak ilah yoktur. Kendisinde hiçbir şüphe olmayan kıyamet gününde sizleri elbette bir araya getirecektir. Allah’tan daha doğru sözlü kim vardır?

    Süleyman Ateş

    Allah -ki O'ndan başka tanrı yoktur- sizi, vukuunda asla şüphe olmayan kıyamet (duruşma) gününde bir araya toplayacaktır. Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah; O'ndan başka ilah yoktur. O sizi (mezardan) kalkış günü bir araya toplayacaktır; bunda şüphe yoktur. Kimin sözü Allah'ın sözünden daha doğru olabilir?

    Şaban Britch

    Allah’tan başka ilah yoktur. Kendisinde hiçbir şüphe olmayan kıyamet gününde sizleri elbette bir araya getirecektir. Allah’tan daha doğru sözlü kim vardır?

    Şaban Piriş

    Allah'tan başka ilah yoktur. Kendisinde hiç bir şüphe olmayan kıyamet gününde sizleri elbette bir araya getirecektir. Allah'tan daha doğru sözlü kim vardır?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah'tır O, ilah yoktur O'ndan başka. Hakkında hiçbir kuşku bulunmayan kıyamet gününde, hepinizi muhakkak bir araya toplayacaktır. Hadis/söz bakımından, Allah'tan daha sadık kim olabilir?

  4. Nisâ suresi, 88. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 88. ayet. فَمَا لَكُمْ فِى ٱلْمُنَٰفِقِينَ فِئَتَيْنِ وَٱللَّهُ أَرْكَسَهُم بِمَا كَسَبُوٓا۟ أَتُرِيدُونَ أَن تَهْدُوا۟ مَنْ أَضَلَّ ٱللَّهُ وَمَن يُضْلِلِ ٱللَّهُ فَلَن تَجِدَ لَهُۥ سَبِيلًا

    Diyanet İşleri

    Size ne oluyor da münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız? Allah, onları yaptıkları işlerden dolayı baş aşağı ederek eski konumlarına (küfre) döndürmüştür. Allah'ın saptırdığını yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa, sen onun için asla bir çıkış yolu bulamazsın.

    Mehmet Okuyan

    Size ne oluyor da münafıklar hakkında iki gruba ayrılıyorsunuz? (Oysa) Allah onları kendi kazandıkları sebebiyle baş aşağı etmiştir. Allah'ın saptırdığı (bu kişileri) siz mi doğru yola getirmek istiyorsunuz! dipnot 1 Allah'ın saptırdığı kimse için asla bir (kurtuluş) yolu bulamazsın! dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet (görünüşte) müslüman olarak Hz. Muhammed'e gelmiş olan bir topluluk hakkında inmiştir. Onlar Medine'de Yüce Allah'ın dilediği bir süre kadar kalmışlar, sonra da ‘Ya Rasûlallah biz çöle gitmek, (yerleşmek) istiyoruz; bu nedenle bize bu konuda izin ver!' demişler. Allah'ın Elçisi de onlara müsaade etmişti. Yola çıktıklarında, konaklaya konaklaya gidiyorlardı. Derken müşriklere yetişmişler, böylece müminler o münafıklar hakkında konuşmaya başlamıştı. Bunun üzerine bir grup mümin, ‘şayet onlar da bizim gibi müslüman olsaydı, bizimle birlikte kalır, bizim sabrettiğimiz gibi sabrederlerdi' demiş, diğer bir grup ise, ‘onlar müslümandırlar; durumları ortaya çıkıncaya kadar, onların hakkında kâfir diyemeyiz' demiş, bunun üzerine Yüce Allah bu ayette onların münafık olduklarını bildirmiştir (Râzî, [Mefâtîhu'l-Ğayb], X, 218-219).
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesaj: Nisâ 4:143.

    Mustafa İslamoğlu

    İşlediklerinden dolayı Allah onları terslediği halde, size ne oluyar da münafıklar hakkında iki gruba ayrılıyorsunuz? Allah'ın sapıklık içinde bıraktığı kimseyi doğru yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi sapıklık içinde bırakırsa, artık ona bir çıkış yolu bulamazsın.

    Muhammed Esed

    Allah onları suçlarından dolayı (bizzat) dışladığı halde, münafıklar hakkında nasıl mütereddit olabilirsiniz? Allahın sapıklık içinde bıraktığı kimseyi doğru yola getirmek mi istiyorsunuz? Oysa Allahın sapıklık içinde bıraktıklarına asla bir çıkış yolu bulamazsın.

    Ahmed Hulusi

    Yaptıklarının sonucu olarak Allah onları baş aşağı etmişken, size ne oluyor ki münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız? Allah'ın saptırdığını doğru yola sokacağınızı mı sanıyorsunuz? Allah kimi saptırırsa, artık sen ona yol bulamazsın.

    Ali Bulaç

    Şu halde münafıklar konusunda ikiye bölünmeniz ne diye? Oysa Allah, onları kazandıkları dolayısıyla tepe taklak etmiştir. Allah'ın saptırdığını hidayete erdirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa, artık sen ona kesin olarak bir yol bulamazsın.

    Ali Özek ve heyeti

    Size ne oldu da münafıklar hakkında (ihtilâfa düşüp) iki grup oluyorsunuz? Halbuki Allah onları kendi ettikleri yüzünden baş aşağı etmiştir (küfürlerine döndürmüştür). Allah'ın saptırdığını doğru yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah'ın saptırdığı kimse için (kurtuluşa) asla bir yol bulamazsın.

    Ali Rıza Safa

    Öyleyse size ne oluyor da ikiyüzlüler hakkında iki kümeye ayrıldınız? Oysa Allah, kazandıkları yüzünden onları tepetakla etmiştir. Allah'ın saptırdığını, doğru yola eriştirmek mi istiyorsunuz? Allah, kimi saptırırsa, artık, onun için asla bir yol bulamazsın.

    Bayraktar Bayraklı

    Size ne oldu ki münafıklar hakkında iki gruba ayrılıyorsunuz? Oysa yaptıkları işlerden dolayı Allah onları baş aşağı etmiştir. Allah'ın saptırdığını doğru yola iletmek mi istiyorsunuz? Allah birini saptırırsa artık onun için bir çıkış yolu bulamazsınız.

    Edip Yüksel

    Size ne oluyor da ikiyüzlüler hakkında iki gruba ayrılıyorsunuz? İşlediklerinden ötürü ALLAH onları baş aşağı çevirdi. ALLAH'ın saptırdığını siz mi doğru yola ulaştırmak istiyorsunuz? ALLAH'ın saptırdığı kimseye sen hiçbir yol bulamazsın.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Size ne oluyor da ikiyüzlüler hakkında iki gruba ayrılıyorsunuz? İşlediklerinden ötürü ALLAH onları başaşağı çevirdi. ALLAH'ın saptırdığını siz mi doğru yola ulaştırmak istiyorsunuz? ALLAH'ın saptırdığı kimseye sen hiç bir yol bulamazsın.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O halde siz ne diye münafıklar hakkında iki fırkaya ayrılıyorsunuz? Allah onları kazandıkları vebal yüzünden terslerine döndürdüğü halde; Allah'ın saptırdığı yola getirmek mi istiyorsunuz, Allah her kimi saptırırsa artık sen onu yola getiremezsin.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O halde siz neye münafıklar hakkında iki fırka oluyorsunuz? Allah onları kazandıkları vebal yüzünden terslerine döndürdüğü halde Allahın sapdırdığını yola getirmek mi istiyorsunuz? Her kimi Allah sapdırırsa artık sen ona yol bulamazsın

    Erhan Aktaş

    Size ne oluyor ki; yaptıklarından dolayı, Allah onları ters yüz ettiği halde, münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız! Allah'ın saptırdığı dipnot 1 kimseyi, doğru yola erdirmek mi istiyorsunuz? Allah'ın saptırdığı kimse için asla bir çıkış yolu bulamazsın.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kelimesi kelimesine, dilediğini. "Dilediğini demek: Hak edeni demektir; Allah, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, demektir. Allah, "dilediğimi" demekle, kimin neyi hak ettiğine en doğru kararı Ben veririm, demeyi kastetmektedir. Zira burada Allah'ın "dilemesi" insanın "dilemesine", "insanın seçimine" bağlı olarak gerçekleşmektedir. Dilemek anlamına gelen "Şae" kelimesinin ayetteki anlamı; "gayret göstereni, bir şey yapmak isteyeni" yani "bir şeyi dileyeni" anlamındadır. Seçim insana aittir ve belirleyici olan insanın "dilemesi"dir (Bkz. 76:3).

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Size ne oluyor ki; yaptıklarından dolayı, Allah onları ters yüz ettiği halde, münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız! Allah'ın saptırdığı kimseyi, doğru yola erdirmek mi istiyorsunuz? Allah'ın saptırdığı kimse için asla bir çıkış yolu bulamazsın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Size ne oluyor ki; yaptıklarından dolayı, Allah onları ters yüz ettiği halde, münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız! Allah'ın saptırdığı kimseyi, hidayete erdirmek mi istiyorsunuz? Allah'ın saptırdığı kimse için asla bir çıkış yolu bulamazsın.

    Gültekin Onan

    Şu halde münafıklar konusunda ikiye bölünmeniz ne diye? Oysa Tanrı, onları kazandıkları dolayısıyla tepe taklak etmiştir. Tanrı'nın saptırdığını hidayete erdirmek mi istiyorsunuz? Tanrı kimi saptırırsa, artık sen ona kesin olarak bir yol bulamazsın.

    Hasan Basri Çantay

    Siz haala niçin münafıklar hakkında — Allah onları kazandıkları (bunca günahlar) yüzünden tepesi aşağı getirdiği halde — iki zümre (taraf) oluyorsunuz? Allahın sapdırdığını siz mi doğru yola getirmek istiyorsunuz? Allah kimi sapdırırsa artık onun için hiç bir yol bulamazsın.

    İbni Kesir

    Size ne oluyor ki; münafıklar hakkında iki fırkaya ayrıldınız? Allah, onları yaptıklarından dolayı başaşağı etmiştir. Allah'ın saptırdığını doğru yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah'ın saptırdığı kimse için, asla yol bulamazsın.

    Mehmet Alagaş

    (88-91) Size ne oluyor ki münafıklar hakkında, Allah onları kazandıkları nedeniyle baş aşağı etmişken, iki kısma ayrılıyorsunuz? Allah’ın saptırdığını yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa artık o yol bulamaz. Sizin de onların küfretmeleri gibi küfretmenizi ve onlarla aynı seviyeye gelmenizi arzu ederler. Onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar onlardan asla dostlar edinmeyin , eğ er yüz çevirirlerse onlar ı ne tarafta bulursanız yakalayın ve öldürün , a sla onları dost ve yardımcı olarak edinmeyin. Şun lar hariç , aranızda sözleşme olan kavime sığınmış olanlar ile sizinle yahut kendi kavimleriyle savaşmayı kalplerine sığdıramayıp edip size gelenler, (bunları dost ve yardımcı edinebilirsiniz. ) Allah eğer isteseydi, sizin aleyhinize onları musallat ederdi ve sizleri katlederlerdi , eğer ki sizden el çekerlerse, sizinle savaşmazlarsa sizlere teslim olmaya yanaşırlarsa, Allah onların aleyhine size bir yol vermemiştir , diğer kalanları da sizden de ve kavimlerinden de emin olmak istiyor halde bulacaksın. (Her iki taraftan emin olmak isteyenler) hepsi de fitne içinde baş aşağı edilmeyi arzu ediyorlar , sizlerden ayrılıp çekilmezlerse eğer, size teslim olmaya yanaşmazlarsa, ellerini de sizden çekmezlerse tutun onları, bulduğunuz yerde öldürün onları, işte size bunları, onların aleyhine apaçık yetki olarak verdik.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Size ne oluyor da münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız? Allah, onları yaptıkları işlerden dolayı baş aşağı ederek eski konumlarına (küfre) döndürmüştür. Allah’ın saptırdığını doğru yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa, sen onun için asla bir çıkış yolu bulamazsın.

    Süleyman Ateş

    Size ne oldu ki, münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız? Oysa yaptıkları işlerden dolayı Allah onları baş aşağı etmiştir. Allah'ın saptırdığını doğru yola iletmek mi istiyorsunuz? Allah birini saptırırsa artık onun için bir yol bulamazsınız!

    Süleymaniye Vakfı

    Size ne oldu da o münafıklar dipnot 1 konusunda ikiye bölündünüz! Halbuki Allah, yaptıklarından dolayı onları baş aşağı etmiştir. Allah'ın sapkın saydığını siz doğru yolda mı saymak istiyorsunuz? Allah'ın sapkın saydığı kişiyi aklamanın bir yolunu bulamazsın. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bunlar Bedir'de ve Uhud'da Müslümanlara karşı savaşan Mekkeli münafıklardır. Onlar Bedir'de"Bunları dinleri aldatmış!" diyorlardı (Enfal 8/49). Uhud'da da savaş meydanından çekilen Mekkeli müşriklerin, tekrar toparlanıp geri döndüğü haberini yayarak müslümanları korkutmaya çalışıyorlardı (Al-i İmran 3/173-177). Müslüman gözüküp savaşta müşriklerin yanında yer aldıkları için onları tanımak kolaydır.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Elinizde ne var ki ikiyüzlüler (münafıklar) hakkında ikiye bölünüyorsunuz? Allah onları, yaptıklarından dolayı tersine çevirmiştir. Allah'ın sapık saydığını siz mi yola gelmiş sayacaksınız? Allah'ın sapık saydığını iyi göstermenin bir yolunu bulamazsın.

    Şaban Britch

    Münafıklar hakkında iki fırka olmanız da niye? Allah, onları yaptıkları işlerden dolayı baş aşağı ederek eski konumlarına (küfre) döndürmüştür. Allah’ın saptırdığını siz mi doğru yola çıkarmak istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa, artık sen onun için asla bir yol bulamazsın.

    Şaban Piriş

    Size ne oluyor ki münafıklar konusunda Allah onları işledikleri yüzünden ters yüz etmişken iki grup oluyorsunuz? Allah'ın dalalette bıraktığını siz mi doğru yola çıkarmak istiyorsunuz? Allah kimi dalalette bırakırsa, artık sen onun için asla bir yol bulamazsın.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Size ne oluyor da münafıklar hakkında iki gruba ayrılıyorsunuz? Allah onları kazandıkları yüzünden baş aşağı etmişken, Allah'ın saptırdığını yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah'ın şaşırttığına sen asla yol sağlayamazsın.

  5. Nisâ suresi, 89. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 89. ayet. وَدُّوا۟ لَوْ تَكْفُرُونَ كَمَا كَفَرُوا۟ فَتَكُونُونَ سَوَآءً فَلَا تَتَّخِذُوا۟ مِنْهُمْ أَوْلِيَآءَ حَتَّىٰ يُهَاجِرُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَخُذُوهُمْ وَٱقْتُلُوهُمْ حَيْثُ وَجَدتُّمُوهُمْ وَلَا تَتَّخِذُوا۟ مِنْهُمْ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا

    Diyanet İşleri

    Arzu ettiler ki kendilerinin küfre saptıkları gibi siz de sapasınız da beraber olasınız. Bu sebeple, onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin. Eğer bundan yüz çevirirlerse, onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. Onlardan ne bir dost edinin, ne de bir yardımcı.

    Mehmet Okuyan

    Kendileri inkâr ettikleri gibi sizin de inkâr etmenizi istediler dipnot 1 ki onlarla eşit olasınız. Allah yolunda hicret edinceye kadar onlardan hiçbirini dost edinmeyin! Yüz çevirirlerse onları bulduğunuz yerde yakalayın ve öldürün; onlardan hiçbir dost ve yardımcı edinmeyin!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle Mümtehine 60:2. ayetle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar, kendilerinin inkar ettikleri gibi sizin de inkar edip kendileriyle aynı seviyeye düşmenizi istiyorlar. O halde, Allah yolunda hicret edinceye kadar onları kendinize sır ortağı edinmeyin! Eğer düşmanlığa yönelirlerse, onları nerede bulursanız yakalayın, öldürün ve onlardan kimseyi ne dost, ne de yardımcı tutun!

    Muhammed Esed

    Onlar, kendilerinin inkar ettiği gibi, sizin de hakikati inkar etmenizi isterlerdi ki siz de onlar gibi olasınız. O halde, Allah rızası için zulüm ve kötülük diyarını terk edinceye kadar onları kendinize dost edinmeyin; ve eğer (açık bir) düşmanlığa yönelirlerse, onları nerede bulursanız yakalayın ve öldürün. Onlardan hiç birini ne dost, ne de hami edinmeyin,

    Ahmed Hulusi

    Onlar, (kendileri) hakikati inkar ettikleri gibi sizin de inkar etmenizi ve (böylece onlarla) eşit olmanızı arzu ettiler. . . O halde (onlar) Allah uğruna zulüm ve kötülük diyarını terk edinceye kadar onlardan kimseyi dostlar edinmeyin. . . Eğer dönerlerse (düşmanlık için), onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. . . Onlardan veli ve nasir (yardımcı) edinmeyin.

    Ali Bulaç

    Onlar, kendilerinin inkara sapmaları gibi sizin de inkara sapmanızı istediler. Böylelikle bir olacaktınız. Öyleyse Allah yolunda hicret edinceye kadar onlardan veliler (dostlar) edinmeyin. Şayet yine yüz çevirirlerse, artık onları tutun ve her nerede ele geçirirseniz öldürün. Onlardan ne bir veli (dost) edinin, ne de bir yardımcı.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar, küfür işledikleri gibi, sizin de küfür işleyip kendileriyle bir olmanızı arzu etmektedirler. Bu itibarla onlar, Allah yolunda hicret etmedikçe, onlardan (herhangi bir) dost edinmeyin. Eğer (hicret etmekten) yüzçevirirlerse, bulduğunuz yerde onları tutun ve öldürün. Onlardan ne bir dost ve ne de bir yardımcı edinin.

    Ali Rıza Safa

    Kendileri gibi sizin de nankörlük etmenizi; onlar gibi olmanızı istediler. Artık, Allah'ın yolunda göç edinceye değin onları dost edinmeyin. Yüz çevirirlerse, artık bulduğunuz yerde onları yakalayın ve etkisiz duruma getirin. Onlardan, ne bir dost ne de bir yardımcı edinmeyin.

    Bayraktar Bayraklı

    Sizin de kendileri gibi inkar etmenizi istediler ki onlarla eşit olasınız. O halde Allah yolunda göç edinceye kadar onlardan hiçbirini dost edinmeyiniz. Eğer yüz çevirirlerse onları yakalayınız, bulduğunuz yerde öldürünüz ve hiçbirini dost ve yardımcı edinmeyiniz.

    Edip Yüksel

    Sizin de kendileri gibi inkar etmenizi istediler ki onlarla bir olasınız. ALLAH yolunda harekete geçinceye kadar onlardan kimseyi dost edinmeyin. Size karşı dönerlerse onları yakalayın, onları bulduğunuz yerde öldürün. Onları ne dost ne de yardımcı edinmeyin; dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Dinden dönen insanlar, müslümanların can ve mal güvenliklerini hiçe sayan düşmanlarla birlik olup savaşmadıkça kendilerine dokunulmaz. Savaşın temel ilkesi için bak 60:8, 9.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sizin de kendileri gibi inkar etmenizi istediler ki onlarla bir olasınız. ALLAH yolunda harekete geçinceye kadar onlardan kimseyi dost edinmeyin. Size karşı dönerlerse onları yakalayın, onları bulduğunuz yerde öldürün. Onları ne dost ne de yardımcı edinmeyin;

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kendileri küfre saptıkları gibi, sizin de sapmanızı isterler ki eşit olasınız. O yüzden onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar onlardan dost edinmeyin; aldırmazlarsa bulunduğunuz yerde kendilerini yakalayıp öldürün ve onlardan ne bir dost, ne de bir yardımcı edinin!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Arzu ettiler ki kendilerinin küfre sapdıkları gibi siz de sapasınız da beraber olasınız, onun için onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin, yok aldırmazlarsa o vakıt bulduğunuz yerde kendilerini tutun ve öldürün, ve onlardan ne bir dost ne de bir yardımcı edinmeyin

    Erhan Aktaş

    Onlar, sizin kendileri gibi küfre dönmenizi isterler, ki onlar gibi olasınız. O halde, Allah yolunda hicret edinceye kadar onları evliya dipnot 1 edinmeyin. Eğer yüz çevirirlerse dipnot 2 onları yakalayın, bulduğunuz yerde öldürün. dipnot 3 Onlardan hiç kimseyi veli de yardımcı da edinmeyin.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 4:45. ayetin dipnotu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Eğer düşmanlığa yönelirlerse, size zarar vermek için fırsat kollarlarsa. "Fein tevellev": Çevirdi, döndürdü, yüz çevirdi, kaçtı, uzaklaştı, ayrıldı demektir. Size engel olmaya çalışırlarsa.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bkz. Bir sonraki ayet.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, sizin kendileri gibi küfre dönmenizi isterler, ki onlar gibi olasınız. O halde, Allah yolunda hicret edinceye kadar onları evliya edinmeyin. Eğer yüz çevirirlerse dipnot 1 onları yakalayın, bulduğunuz yerde öldürün. Onlardan hiç kimseyi veli de yardımcı da edinmeyin.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Eğer düşmanlığa yönelirlerse, size zarar vermek için fırsat kollarlarsa. "Fein tevellev": Çevirdi, döndürdü, yüz çevirdi, kaçtı, uzaklaştı, ayrıldı demektir. Size engel olmaya çalışırlarsa.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, sizin kendileri gibi küfre dönmenizi isterler ki, onlar gibi olasınız. O halde, Allah yolunda hicret edinceye kadar onları evliya edinmeyin. Eğer sizi döndürmeye çalışırlarsa dipnot 1 onları bulduğunuz yerde öldürün. Onlardan hiç kimseyi veli de yardımcı da edinmeyin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Fein tevellev": Çevirdi, döndürdü, yüz çevirdi, kaçtı, uzaklaştı, ayrıldı demektir. Size engel olmaya çalışırlarsa.

    Gültekin Onan

    Onlar, kendilerinin küfretmeleri gibi sizin de küfretmenizi istediler. Böylelikle bir olacaktınız. Öyleyse Tanrı yolunda hicret edinceye kadar onlardan veliler (dostlar) edinmeyin. Şayet yine yüz çevirirlerse, artık onları tutun ve her nerede ele geçirirseniz öldürün. Onlardan ne bir veli (dost) edinin, ne de bir yardımcı.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar, kendilerinin küfretdikleri gibi sizin de küfredib onlarla beraber olmanızı arzu etdiler. O halde, onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dostlar edinmeyin. Eğer (aldırış etmeyib) yüz çevirirlerse onları nerede bulursanız yakalayıb, tutun, onları öldürün. Onlardan ne bir dost, ne de bir yardımcı edinmeyin.

    İbni Kesir

    Kendileri küfrettikleri gibi, sizin de küfretmenizi isterler. O halde onlar, Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin. Eğer yüz çevirirlerse; bulduğunuz yerde onları öldürün ve onlardan ne bir dost, ne de bir yardımcı edinin.

    Mehmet Alagaş

    (88-91) Size ne oluyor ki münafıklar hakkında, Allah onları kazandıkları nedeniyle baş aşağı etmişken, iki kısma ayrılıyorsunuz? Allah’ın saptırdığını yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa artık o yol bulamaz. Sizin de onların küfretmeleri gibi küfretmenizi ve onlarla aynı seviyeye gelmenizi arzu ederler. Onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar onlardan asla dostlar edinmeyin , eğ er yüz çevirirlerse onlar ı ne tarafta bulursanız yakalayın ve öldürün , a sla onları dost ve yardımcı olarak edinmeyin. Şun lar hariç , aranızda sözleşme olan kavime sığınmış olanlar ile sizinle yahut kendi kavimleriyle savaşmayı kalplerine sığdıramayıp edip size gelenler, (bunları dost ve yardımcı edinebilirsiniz. ) Allah eğer isteseydi, sizin aleyhinize onları musallat ederdi ve sizleri katlederlerdi , eğer ki sizden el çekerlerse, sizinle savaşmazlarsa sizlere teslim olmaya yanaşırlarsa, Allah onların aleyhine size bir yol vermemiştir , diğer kalanları da sizden de ve kavimlerinden de emin olmak istiyor halde bulacaksın. (Her iki taraftan emin olmak isteyenler) hepsi de fitne içinde baş aşağı edilmeyi arzu ediyorlar , sizlerden ayrılıp çekilmezlerse eğer, size teslim olmaya yanaşmazlarsa, ellerini de sizden çekmezlerse tutun onları, bulduğunuz yerde öldürün onları, işte size bunları, onların aleyhine apaçık yetki olarak verdik.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar, kendileri küfre saptıkları gibi, keşke siz de küfre sapsanız da eşit olasınız isterler. Allah yolunda hicret etmedikçe onlardan dost edinmeyin. Dolayısıyla eğer yüz çevirirlerse, bu durumda onları tutun ve bulduğunuz yerde öldürün. Onlardan dost ve yardımcı edinmeyin.

    Süleyman Ateş

    Sizin de kendileri gibi inkar etmenizi istediler ki, onlarla bir olasınız. O halde onlar Allah yolunda göç edinceye kadar onlardan dostlar edinmeyin. Eğer yüz çevirirlerse onları yakalayın, nerede bulursanız öldürün ve onlardan ne dost, ne de yardımcı tutmayın!

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar, kendileri kafir olduğu /ayetleri görmezlikte direndikleri gibi sizin de kafir olmanızı ve onlarla aynı duruma gelmenizi çok isterler. dipnot 1 Allah yolunda hicret etmedikçe onlardan hiçbirini veli /yakın dost edinmeyin. Eğer yüz çevirirlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. dipnot 2 Onlardan veli de edinmeyin yardımcı da.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Savaşta, düşman safında yer alan veya onlara destek olanlar, savaş suçu işlemiş olurlar ve bu ayetlerde belirtilen şartlar dahilinde öldürülmeyi hak ederler (Mümtahine 60/8-9). Nitekim Medine Sözleşmesi gereği Hendek Savaşında müslümanların yanında yer alan Beni Kurayza yahudileri, daha sonra düşman tarafını destekledikleri için düşmanın çekilmesinden sonra Nebimiz onları kuşatmış, bir kısmını öldürmüş, bir kısmını esir almış, malları ve yurtları da müslümanların eline geçmişti (Ahzab 33/12-15, 26-27). Savaş esirlerinin öldürülmesi, köleleştirilmesi veya satılması diye bir şey olmadığından yapılacak tek şey onları, karşılıksız veya fidye karşılığı serbest bırakmak olmuştur (Muhammed 47/4). Bunların bütün malları ganimet olarak alındığı için tek yol, karşılıksız serbest bırakılmalarıydı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sizin de onlar gibi ayetleri görmezden gelmenizi (kafir olmanızı) ve kendileriyle eşit duruma düşmenizi çok isterler. Allah yolunda hicret etmedikçe hiç birini dost (veli) edinmeyin. Eğer direnirlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. Onlardan kendinize ne bir dost edinin ne de yardımcı.

    Şaban Britch

    Onlar, kâfir oldukları gibi sizin de küfretmenizi ve kendileri ile eşit olmanızı istiyorlar. Bu sebeple, onlar, Allah yolunda hicret etmedikçe onları veli edinmeyin. Eğer yüz çevirirlerse onları tutun ve bulduğunuz yerde öldürün. Onlardan bir veli ve yardımcı edinmeyin.

    Şaban Piriş

    Onlar, kafir oldukları gibi sizin de küfretmenizi ve kendileri ile eşit olmanızı istiyorlar. Bu sebeple, onlar, Allah yolunda hicret etmedikçe onları veli edinmeyin. Eğer yüz çevirirlerse onları tutun ve bulduğunuz yerde öldürün. Onlardan bir veli yardımcı edinmeyin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlarla eşitlenesiniz diye kendilerinin küfre saptığı gibi küfre sapmanızı istediler. O halde, Allah yolunda göç edecekleri vakte kadar onlardan dostlar edinmeyin. Eğer yüz çevirirlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. Bir daha da onlardan ne dost edinin ne de yardımcı.

  6. Nisâ suresi, 90. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 90. ayet. إِلَّا ٱلَّذِينَ يَصِلُونَ إِلَىٰ قَوْمٍۭ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُم مِّيثَٰقٌ أَوْ جَآءُوكُمْ حَصِرَتْ صُدُورُهُمْ أَن يُقَٰتِلُوكُمْ أَوْ يُقَٰتِلُوا۟ قَوْمَهُمْ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَسَلَّطَهُمْ عَلَيْكُمْ فَلَقَٰتَلُوكُمْ فَإِنِ ٱعْتَزَلُوكُمْ فَلَمْ يُقَٰتِلُوكُمْ وَأَلْقَوْا۟ إِلَيْكُمُ ٱلسَّلَمَ فَمَا جَعَلَ ٱللَّهُ لَكُمْ عَلَيْهِمْ سَبِيلًا

    Diyanet İşleri

    Ancak sizinle aralarında anlaşma olan bir topluma sığınmış bulunanlar, yahut ne sizinle ne de kendi kavimleriyle savaşmayı içlerine sığdıramayıp (tarafsız olarak) size gelenler başka. Eğer Allah dileseydi, onları size musallat kılardı da sizinle savaşırlardı. Eğer onlar sizden uzak durur, sizinle savaşmayıp size barış teklif ederlerse; Allah, onlara saldırmak için size bir yol (yetki) vermemiştir.

    Mehmet Okuyan

    Ancak kendileriyle aranızda antlaşma bulunan bir topluma sığınanlar veya sizinle de kendi toplumlarıyla da savaşmak (istemediklerin)den yürekleri sıkılarak size gelenler hariçtir. Allah dileseydi onları da başınıza salardı da sizinle savaşırlardı. Onlar sizden ayrılır da sizinle savaşmazlar ve size barış teklif ederlerse, (bu durumda) Allah size, onların aleyhinde bir yol(a girme hakkı) vermemiştir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ne var ki, sizinle arasında anlaşma bulunan bir topluma sığınanlar, ya da sizinle veya kendi toplumlarıyla savaşma (fikrinden) içleri daralarak size başvuranlar hariç. Eğer Allah isteseydi, onları sizin başınıza musallat eder ve onlar da sizinle savaşırlardı. Ama onlar sizi bırakır, size karşı savaşmaz ve size barış teklif ederlerse, o zaman onlara zarar vermenize Allah razı olmaz.

    Muhammed Esed

    Eğer bir anlaşma ile bağlı bulunduğunuz insanlarla ilişkisi olanlardan veya size yahut kendi toplumlarına savaş açmak (fikrin)den kalplerine ürküntü geldiği için size yaklaşanlardan değillerse. Halbuki Allah onları sizden daha güçlü kılsaydı, mutlaka size savaş açarlardı. Ama onlar sizi bırakır, savaş açmaktan vazgeçer ve barış teklif ederlerse, Allah onlara zarar vermenize müsaade etmez.

    Ahmed Hulusi

    Ancak (şunlara dokunmayın). . . Ya sizinle onlar arasında misak (anlaşma) olan bir kavme sığınanlar yahut ne sizinle ne de kendi kavimleri ile savaşmak istemediklerinden sadırları (içleri) sıkılarak size gelenler. . . Eğer Allah dileseydi, elbette onları size musallat ederdi de (onlar da) sizinle savaşırlardı. . . Eğer (onlar) sizden uzaklaşırlar, sizinle savaşmazlar ve size barış beyan ederlerse, artık Allah onlara zarar vermenize müsaade etmez.

    Ali Bulaç

    Ancak sizinle aralarında andlaşma bulunan bir kavime sığınanlar ya da hem sizinle, hem kendi kavimleriyle savaşmak (istemeyip bun)dan göğüslerini sıkıntı basıp size gelenler (dokunulmazdır.) Allah dileseydi, onları üstünüze saldırtır, böylece sizinle çarpışırlardı. Eğer sizden uzak durur (geri çekilir), sizinle savaşmaz ve barış (şartların)ı size bırakırlarsa, artık Allah, sizin için onların aleyhinde bir yol kılmamıştır.

    Ali Özek ve heyeti

    Ancak sizinle aralarında anlaşma bulunan bir kavme sığınanlara, yahut sizinle veya kendi kavimleriyle dövüşmek istemediklerinden göğüsleri daralıp size katılanlara dokunmayın. Eğer Allah dileseydi onları sizin üzerinize musallat eder, onlar da sizinle dövüşürlerdi. Yok eğer sizden uzaklaşırlar, sizinle dövüşmezler ve barışı size bırakırlarsa, bu takdirde Allah, sizin için onlar aleyhine bir yol açmamıştır.

    Ali Rıza Safa

    Sizinle aranızda antlaşma bulunan bir topluma sığınanlar veya hem sizinle hem de kendi toplumlarıyla savaşmaktan dolayı içlerinde sıkıntı duyarak size gelenler başkadır. Oysa Allah dileseydi, onları, sizin başınıza sarardı; kesinlikle sizinle savaşırlardı. Eğer sizden uzak durur, sizinle savaşmaz ve barış önerirlerse, Allah, onlara karşı size yol vermemiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Ancak, kendileriyle aranızda antlaşma bulunan bir topluma sığınanlar, yahut ne sizinle ne de kendi toplumlarıyla savaşmak istemediklerinden yürekleri ürküntü içinde size gelenler müstesna. Allah dileseydi onları başınıza bela ederdi ve sizinle savaşırlardı. Artık onlar sizi bırakıp bir tarafa çekilir de sizinle savaşmazlar ve size barış teklif ederlerse, bu durumda Allah size onların aleyhinde bir yola girme hakkı vermemiştir.

    Edip Yüksel

    Ancak aranızda anlaşma bulunan bir topluluğa katılan, yahut sizinle veya kendi halkıyla savaşmaktan dolayı göğüslerinde sıkıntı duyarak size gelenler hariç... ALLAH dileseydi onları başınıza musallat eder ve onlar da sizinle savaşırdı. Sizi yalnız bırakır, sizinle savaşmaz ve size barış önerirlerse ALLAH sizin onlara saldırmanıza izin vermez.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ancak aranızda anlaşma bulunan bir topluluğa katılan, yahut sizinle veya kendi halkıyla savaşmaktan dolayı göğüslerinde sıkıntı duyarak size gelenler hariç... ALLAH dileseydi onları başınıza musallat eder ve onlar da sizinle savaşırdı. Sizi yalnız bırakır, sizinle savaşmaz ve size barış önerirlerse ALLAH sizin onlara saldırmanıza izin vermez.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ancak aranızda antlaşma bulunan bir kavme varıp sığınmış bulunanlara veya ne sizinle savaşmayı, ne de kendi kavimleriyle savaşmayı havsalalarına sığdıramayarak size gelmiş olanlara dokunmayın! Allah dileseydi onları size musallat ederdi de sizinle savaşırlardı. O halde onlar sizi bırakıp bir tarafa çekildikleri ve sizinle savaşmayıp barışa yanaştıkları takdirde de Allah onlara dokunmanıza izin vermemiştir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ancak şöylelerine dokunmayın ki sizinle aralarında misak olan bir kavme vasıl olmuş bulunurlar, yahud ne size harb etmeği ne de kendi kavmlerine harb etmeği havsalalarına sığdıramıyarak size gelmişlerdir, eğer Allah dilese idi bunları üzerinize musallat kılardı da sizinle harb ederlerdi, o halde sizi bırakıb bir tarafa çekildikleri ve sizinle harb etmeyib sulha yattıkları takdirde de Allah aleyhlerinde size bir yol vermemiştir

    Erhan Aktaş

    Ancak, aranızda antlaşma olan halka sığınanlar veya ne sizinle ne de kendi halkıyla savaşmayı içine sindiremeyip size gelenler hariç. Eğer Allah dileseydi, onları başınıza musallat ederdi de sizinle savaşırlardı. Eğer tarafsız kalarak ve sizinle savaşmayıp barış isterlerse, Allah onların aleyhinde size bir yol vermemiştir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ancak, aranızda antlaşma olan halka sığınanlar veya ne sizinle ne de kendi halkıyla savaşmayı içine sindiremeyip size gelenler hariç. Eğer Allah dileseydi, onları başınıza musallat ederdi de sizinle savaşırlardı. Eğer tarafsız kalarak ve sizinle savaşmayıp barış isterlerse, Allah onların aleyhinde size bir yol vermemiştir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ancak, aranızda antlaşma olan topluma sığınanlar veya ne sizinle ne de kendi halkıyla savaşmayı içine sindiremeyip size gelenler hariç. Eğer Allah dileseydi, onları başınıza musallat ederdi de sizinle savaşırlardı. Eğer tarafsız kalarak ve sizinle savaşmayıp barış isterlerse, Allah onların aleyhinde size bir yol vermemiştir.

    Gültekin Onan

    Ancak sizinle aralarında andlaşma bulunan bir kavme sığınanlar ya da hem sizinle, hem kendi kavimleriyle savaşmak (istemeyip bun)dan göğüslerini sıkıntı basıp size gelenler (dokunulmazdır.) Tanrı dileseydi, onları üstünüze saldırtır, böylece sizinle çarpışırlardı. Eğer sizden uzak durur (geri çekilir), sizinle savaşmaz ve barış (şartların)ı size bırakırlarsa, artık Tanrı, sizin için onların aleyhinde bir yol kılmamıştır.

    Hasan Basri Çantay

    Sizinle aralarında andlaşma bulunan bir kavme iltica edenler, yahud ne sizinle, ne de kendi kavmleriyle muhaarebe etmekden göğüsleri daralıb (doğruca) size gelenler müstesnadır. Allah dileseydi elbette onları sizin başınıza musallat eder de sizinle her halde savaşırlardı: Artık onlar sizi bırakıb bir tarafa çekilirler de sizinle vuruşmazlar ve barışı size bırakırlarsa o halde Allah onların aleyhinde sizin için (tecavüze) bir yol bırakmamışdır.

    İbni Kesir

    Ancak sizinle kendileri arasında bir anlaşma bulunan bir millete sığınanlar ve sizinle savaşmaktan veya kendi milletleriyle harbetmekten bunalarak size başvuranlar müstesnadır. Allah dileseydi; onları size musallat ederdi de sizinle savaşırlardı. Eğer sizden uzak durur, savaşmaz ve size barış teklif ederlerse; Allah, onlara dokunmanıza izin vermez.

    Mehmet Alagaş

    (88-91) Size ne oluyor ki münafıklar hakkında, Allah onları kazandıkları nedeniyle baş aşağı etmişken, iki kısma ayrılıyorsunuz? Allah’ın saptırdığını yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa artık o yol bulamaz. Sizin de onların küfretmeleri gibi küfretmenizi ve onlarla aynı seviyeye gelmenizi arzu ederler. Onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar onlardan asla dostlar edinmeyin , eğ er yüz çevirirlerse onlar ı ne tarafta bulursanız yakalayın ve öldürün , a sla onları dost ve yardımcı olarak edinmeyin. Şun lar hariç , aranızda sözleşme olan kavime sığınmış olanlar ile sizinle yahut kendi kavimleriyle savaşmayı kalplerine sığdıramayıp edip size gelenler, (bunları dost ve yardımcı edinebilirsiniz. ) Allah eğer isteseydi, sizin aleyhinize onları musallat ederdi ve sizleri katlederlerdi , eğer ki sizden el çekerlerse, sizinle savaşmazlarsa sizlere teslim olmaya yanaşırlarsa, Allah onların aleyhine size bir yol vermemiştir , diğer kalanları da sizden de ve kavimlerinden de emin olmak istiyor halde bulacaksın. (Her iki taraftan emin olmak isteyenler) hepsi de fitne içinde baş aşağı edilmeyi arzu ediyorlar , sizlerden ayrılıp çekilmezlerse eğer, size teslim olmaya yanaşmazlarsa, ellerini de sizden çekmezlerse tutun onları, bulduğunuz yerde öldürün onları, işte size bunları, onların aleyhine apaçık yetki olarak verdik.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ancak sizinle aralarında anlaşma bulunan bir kavme sığınanlar veya ne sizinle ne de kendi kavimleriyle savaşmak istemediklerinden göğüsleri daralarak size gelenler bundan müstesnadır. Eğer Allah dileseydi, bunları size musallat eder ve bunlar da sizinle savaşırlardı. O halde, onlar sizden uzak durur, sizinle savaşmazlar ve size barış teklif ederlerse, artık Allah onlara saldırmak için size yol vermez.

    Süleyman Ateş

    Ancak sizinle kendileri arasında andlaşma bulunan bir topluma sığınanlar, yahut ne sizinle ne de kendi toplumlarıyle savaşmak(istemedikleri)nden yürekleri sıkılarak size gelenler hariç. Allah dileseydi, onları sizin üstünüze salardı, sizinle savaşırlardı. O halde onlar, sizden uzak dururlar, sizinle savaşmazlar ve sizinle barış içinde yaşamak isterlerse, Allah size, onlara saldırmak için bir yol vermemiştir.

    Süleymaniye Vakfı

    Ancak sizinle antlaşması olan bir topluluğa sığınanlar ile sizinle savaşmayı veya (sizin yanınızda yer alıp) kendi topluluklarıyla savaşmayı göze alamayarak size gelenler hariç (onlar öldürülmez). Allah farklı tercihte bulunsaydı onları üzerinize salardı da sizinle savaşırlardı. Eğer sizden uzak durup sizinle savaşmaz ve size barış teklif ederlerse artık Allah size, onların aleyhine bir şey yapma izni vermez. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sizinle anlaşması olan bir topluluğa (halka) sığınırlarsa yahut sizinle çatışmaktan veya kendi topluluklarıyla çatışmaktan bıkıp usanmış olarak gelirlerse başka. Allah farklı tercih yapsaydı dipnot 1 onlara üstünlük verirdi de sizinle çatışmaya devam ederlerdi. Eğer sizden uzak durur, çatışmayı bırakır, barış teklif ederlerse artık onlara dokunmanıza Allah izin vermez.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. Bakara 2/20'nin dipnotu.

    Şaban Britch

    Ancak, sizinle aralarında antlaşma bulunan bir topluma sığınanlara yahut sizinle olup kendi toplumlarına karşı savaşmak konusunda içleri daralıp, sıkılanlara dokunmayın. Eğer Allah, dileseydi onları sizin üzerinize musallat ederdi. Onlar da sizinle savaşırlardı. Eğer sizden uzak durur, sizinle savaşmaz ve barışı size bırakırlarsa, artık Allah, onlara (saldırmak) için size bir yol vermemiştir.

    Şaban Piriş

    Ancak, sizinle aralarında antlaşma bulunan bir topluma sığınanlara, sizinle veya kendi toplumları ile savaşmak istemeyip içleri daralıp sıkılıp size gelenlere dokunmayın. Eğer Allah, dileseydi onları sizin üzerinize musallat ederdi. Onlar da sizinle savaşırlardı. Eğer sizden uzak durur, sizinle savaşmaz ve barışı size bırakırlarsa, artık Allah, sizin için onların aleyhine bir yol bırakmamıştır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ancak sizinle aralarında antlaşma olan bir topluma sığınanlarla, kendi toplumlarıyla yahut sizinle savaşma konusunda yürekleri yetersiz kalıp da size gelenlere dokunmayın. Allah dileseydi onları elbette sizin üstünüze salardı, onlar da sizinle mutlaka savaşırlardı. O halde, sizden uzak durur, sizinle savaşmaz, size barış eli uzatırlarsa, artık Allah size, üzerlerine gitmek için bir yol vermemiştir.

  7. Nisâ suresi, 91. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 91. ayet. سَتَجِدُونَ ءَاخَرِينَ يُرِيدُونَ أَن يَأْمَنُوكُمْ وَيَأْمَنُوا۟ قَوْمَهُمْ كُلَّ مَا رُدُّوٓا۟ إِلَى ٱلْفِتْنَةِ أُرْكِسُوا۟ فِيهَا فَإِن لَّمْ يَعْتَزِلُوكُمْ وَيُلْقُوٓا۟ إِلَيْكُمُ ٱلسَّلَمَ وَيَكُفُّوٓا۟ أَيْدِيَهُمْ فَخُذُوهُمْ وَٱقْتُلُوهُمْ حَيْثُ ثَقِفْتُمُوهُمْ وَأُو۟لَٰٓئِكُمْ جَعَلْنَا لَكُمْ عَلَيْهِمْ سُلْطَٰنًا مُّبِينًا

    Diyanet İşleri

    Diğer birtakım kimselerin de hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin olmak istediklerini göreceksin. Bunlar küfre her döndürüldüklerinde ona atılırlar. Eğer bunlar sizden uzak durmazlar, sizinle barış içinde yaşamak istemezler, ellerini savaştan çekmezlerse, onları yakalayın ve onları nerede bulursanız öldürün. İşte bunlara karşı size apaçık bir yetki verdik.

    Mehmet Okuyan

    Hem sizden hem de kendi toplumlarından emin olmak isteyen başkalarını da bulacaksınız. Bunlar (münafıklar), her ne zaman Fitneye (Müslümanlara karşı savaşa) götürülseler ona hemen dalarlardı. dipnot 1 Sizden uzak durmaz, size barış teklif etmez ve ellerini (sizden) çekmezlerse, bulduğunuz yerde onları yakalayın ve öldürün! İşte onlar aleyhinde (onlarla savaşmak için) size apaçık yetki verdik. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu mesaj Ahzâb 33:14. ayetle birlikte okunmalıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu son dört ayet (88-91), Bakara 2:190-193, 256, Enfâl 8:39-40, Tevbe 9:2-4, 12, 36, 123; Hacc 22:39, Mümtehine 60:8-9 gibi ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Siz, hem sizden hem de kendi toplumlarından emin olmak isteyen, fakat ne zaman (mü'minler aleyhine bir) entrikaya davet edilseler, içine balıklama dalanlara da rastlayacaksınız. İşte o zaman, eğer onlar sizi bırakmaz, sizinle barışa yanaşmaz ve ellerini yakanızdan çekmezlerse; onları da savaş içinde gözünüze kestirdiğiniz her yerde yakalayın ve öldürün: İşte size, kendileri aleyhine açıkça (savaşmak için) izin verdiklerimiz bunlardır.

    Muhammed Esed

    Hem sizden hem de kendi kavimlerinden emin olmak isteyen, (ama) kötülük eğilimi ile her karşılaştıklarında kendilerini gözü kapalı ona kaptıran başkalarını(n da var olduğunu) göreceksiniz. O halde şayet onlar sizi bırakmaz, sizinle barışa yanaşmaz ve üstünüzden ellerini çekmezlerse, onları gördüğünüz her yerde yakalayın ve öldürün: İşte size kendilerine karşı (savaşmanız için) apaçık yetki verdiklerimiz bunlardır.

    Ahmed Hulusi

    Diğer taraftan bazılarını da göreceksiniz ki, hem sizden, hem de kendi kavimlerinden emin olmayı dilerler. . . Her sınav objesi olayla karşılaştırıldıklarında onda baş aşağı olurlar. . . Şayet sizden uzak durmazlar, sizle barışa yanaşmazlar ve sizden ellerini çekmezlerse; onları yakalayın ve ele geçirdiğiniz yerde öldürün. . . İşte bunlar var ya, onlara karşı size apaçık bir güç meydana getirdik.

    Ali Bulaç

    Diğerlerini de sizden ve kendi kavimlerinden güvende olmayı istiyor bulacaksınız. (Ama) Fitneye her geri çağrılışlarında içine başaşağı (balıklama) dalarlar. Şayet sizden uzak durmaz, barış (şartların)ı size bırakmaz ve ellerini çekmezlerse, artık onları her nerede bulursanız tutun ve onları öldürün. İşte size, onların aleyhinde apaçık olan 'destekleyici bir delil' kıldık.

    Ali Özek ve heyeti

    Hem sizden hem de kendi toplumlarından emin olmak isteyen başkalarını da bulacaksınız. Bunlar her ne zaman fitneye götürülseler ona baş aşağı dalarlar (daldırılırlar). Eğer sizden uzak durmaz, sulh teklif etmez ve ellerini çekmezlerse onları yakalayın, rastladığınız yerde öldürün, işte onlar üzerine sizin için apaçık yetki verdik.

    Ali Rıza Safa

    Hem sizden hem de kendi toplumlarından güvende olmak isteyen başkalarını da bulacaksınız. Ne zaman kargaşalığa çağırılsalar, içine atılırlar. Sizden uzak durmaz, barışı istemez ve ellerini sizden çekmezlerse, artık, yakaladığınız yerde onları tutuklayın ve etkisiz duruma getirin. İşte, onlara karşı size apaçık yetki verdik.

    Bayraktar Bayraklı

    Hem sizden hem de kendi toplumlarından emin olmak isteyen başkalarını da bulacaksınız. Bunlar her ne zaman fitneye götürülseler ona baş aşağı dalarlar. Eğer sizden uzak durmaz, barış teklif etmez ve ellerini çekmezlerse onları yakalayınız, rastladığınız yerde öldürünüz. İşte onlar üzerine sizin için apaçık yetki verdik.

    Edip Yüksel

    Hem sizinle hem kendi toplumlarıyla güven içinde durmak isteyen bir başka grup bulacaksınız. Ne zaman kargaşalığa çağrılsalar içine dalarlar. Sizi yalnız bırakmaz, barış yapmak istemez ve ellerini sizden çekmezlerse karşılaştığınız yerde onları öldürebilirsiniz. Böylelerine karşı size apaçık yetki verdik.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Hem sizinle hem kendi toplumlarıyla güven içinde durmak isteyen bir başka grup bulacaksın. Ne zaman kargaşalığa çağrılsalar içine dalarlar. Sizi yalnız bırakmaz, barış yapmak istemez ve ellerini sizden çekmezlerse karşılaştığınız yerde onları öldürebilirsiniz. Böylelerine karşı size apaçık yetki verdik.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Diğer bir takımını da hem sizden emin kalmak hem de kendi milletinden güven içinde olmayı ister halde bulacaksın. Fitneye sürüklendikçe de döner döner içine atılırlar. Eğer bunlar sizden çekinmez ve barışa yanaşıp saldırıdan geri durmazlarsa, kendilerini bulduğunuz yerde yakalayıp öldürün. İşte bunların aleyhine size açık bir yetki verdik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Diğer bir takımlarını bulacaksınız ki hem sizden emin olmak hem de kavmlerinden emin kalmak isterler, fitneye sevkedildikce de döner döner içine atılırlar, eğer bunlar sizden çekinmezler ve sulha yatıb taarruzdan ellerini çekmezlerse kendilerini bulduğunuz yerde yakalayın ve öldürün, işte bunlar aleyhinde size açık bir ferman verdik

    Erhan Aktaş

    Başkalarını dipnot 1 da bulacaksınız hem sizden hem de kendi halklarından güvende olmak isteyen. Fitne ortamı dipnot 2 bulduklarında, hemen onun içine baş aşağı dalarlar. Eğer bunlar, sizden uzak durmazlar, sizinle barış yapmaya yanaşmazlarsa, sizden ellerini çekmezlerse onları yakaladığınız yerde, her nerede bulursanız öldürün. dipnot 3 İşte bu kimseler hakkında size apaçık bir yetki verdik.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Münafık olanlardan.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ortak koşma, küfre geri dönme.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu, Harem bölgesindeki "öldürme yasağından" dolayı, Mü'minlerin öldürme tereddüdünü giderme ile ilgili bir buyruktur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Başkalarını dipnot 1 da bulacaksınız hem sizden hem de kendi halklarından güvende olmak isteyen. Fitne ortamı dipnot 2 bulduklarında, hemen onun içine baş aşağı dalarlar. Eğer bunlar, sizden uzak durmazlar, sizinle barış yapmaya yanaşmazlarsa, sizden ellerini çekmezlerse onları yakaladığınız yerde, her nerede bulursanız öldürün. dipnot 3 İşte bu kimseler hakkında size apaçık bir yetki verdik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Münafık olanlardan.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ortak koşma, küfre geri dönme.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu, Harem bölgesindeki "öldürme yasağından" dolayı, müminlerin öldürme tereddüdünü giderme ile ilgili bir buyruktur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hem sizden, hem de kendi kavimlerinden güvende olmak isteyen başkalarını da bulacaksın. Fitne ortamı bulduklarında, hemen onun içine baş aşağı dalarlar. Eğer bunlar, sizden uzak durmazlar, sizinle barış yapmaya yanaşmazlarsa, sizden ellerini çekmezlerse, onları bulduğunuz yerde öldürün. dipnot 1 İşte bu kimseler hakkında size apaçık bir yetki verdik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu, Harem bölgesindeki "öldürme yasağından" dolayı, müminlerin öldürme tereddütünü giderme ile ilgili bir buyruktur.

    Gültekin Onan

    Diğerlerini de hem sizden güvende (yemenüküm) olmayı, hem de kendi kavimlerinden güvende (yemenü) olmayı istiyor bulacaksınız. (Ama) Fitneye her geri çağrılışlarında içine başaşağı (balıklama) dalarlar. Şayet sizden uzak durmaz, barış (şartların)ı size bırakmaz ve ellerini çekmezlerse, artık onları her nedere bulursanız tutun ve onları öldürün. İşte size, onların aleyhinde apaçık olan 'destekleyici bir delil' kıldık.

    Hasan Basri Çantay

    Diğer bir takımını da şu halde bulacaksınız: Onlar hem sizden emin olmak, hem kendi kavmlerinden emin olmak isterler. Ne zaman fitneye döndürülürler (sevk-u davet edilirler) se onun içine baş aşağı atılırlar. Öyle ise onlar sizi bırakıb bir tarafa çekilmezler, barışı size bırakmazlar, ellerini çekmezlerse onları nerede bulursanız yakalayıb tutun, onları öldürün. İşte size onlar, hakkında apaçık bir hüccet (ve salahiyyet) verdik.

    İbni Kesir

    Diğerlerinin de sizden ve kendi milletlerinden güvende olmayı istediklerini göreceksiniz. Fitneciliğe çağırıldıklarında ona can atarlar. Eğer sizden uzak durmazlar, barış teklif etmezler ve sizinle savaşmaktan geri durmazlarsa; onları tutun ve bulduğunuz yerde öldürün. İşte onların aleyhlerine, size apaçık ferman verdik.

    Mehmet Alagaş

    (88-91) Size ne oluyor ki münafıklar hakkında, Allah onları kazandıkları nedeniyle baş aşağı etmişken, iki kısma ayrılıyorsunuz? Allah’ın saptırdığını yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa artık o yol bulamaz. Sizin de onların küfretmeleri gibi küfretmenizi ve onlarla aynı seviyeye gelmenizi arzu ederler. Onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar onlardan asla dostlar edinmeyin , eğ er yüz çevirirlerse onlar ı ne tarafta bulursanız yakalayın ve öldürün , a sla onları dost ve yardımcı olarak edinmeyin. Şun lar hariç , aranızda sözleşme olan kavime sığınmış olanlar ile sizinle yahut kendi kavimleriyle savaşmayı kalplerine sığdıramayıp edip size gelenler, (bunları dost ve yardımcı edinebilirsiniz. ) Allah eğer isteseydi, sizin aleyhinize onları musallat ederdi ve sizleri katlederlerdi , eğer ki sizden el çekerlerse, sizinle savaşmazlarsa sizlere teslim olmaya yanaşırlarsa, Allah onların aleyhine size bir yol vermemiştir , diğer kalanları da sizden de ve kavimlerinden de emin olmak istiyor halde bulacaksın. (Her iki taraftan emin olmak isteyenler) hepsi de fitne içinde baş aşağı edilmeyi arzu ediyorlar , sizlerden ayrılıp çekilmezlerse eğer, size teslim olmaya yanaşmazlarsa, ellerini de sizden çekmezlerse tutun onları, bulduğunuz yerde öldürün onları, işte size bunları, onların aleyhine apaçık yetki olarak verdik.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hem sizden hem de kendi kavminden güven içinde olmayı isteyen başkalarını da bulacaksınız. Ama fitneye her sevk edildiklerinde ona (şiddetle) atılırlar. Şayet sizden uzak durmaz, barış istemez ve ellerini de çekmezlerse, onları bulduğunuz yerde tutup öldürün. İşte onların aleyhlerine (savaşmanız için) size apaçık bir delil verdik.

    Süleyman Ateş

    Başka birtakım insanlar da bulacaksınız ki, hem sizden, hem de kendi toplumlarından emin olmak isterler. Ama ne zaman fitneye götürülseler, fitnenin içine başaşağı atılırlar. Eğer onlar sizden uzak durmazlar, sizinle barış içinde yaşamak istemezler, ellerini (saldırıdan) çekmezlerse onları yakalayın ve nerede bulursanız öldürün! İşte öylelerine karşı size açık bir yetki verdik.

    Süleymaniye Vakfı

    Hem sizden yana güvende olmak hem de kendi topluluklarından yana güvende olmak isteyen başka münafıklar da göreceksiniz. Bunlar ne zaman bir fitneye dipnot 1 yönlendirilseler balıklamasına dalarlar. Sizden uzak durmaz, size barış teklifinde bulunmaz ve ellerini sizden tamamen çekmezlerse onları yakalayın, tespit ettiğiniz yerde öldürün. İşte onlar, kendilerine karşı size açık yetki verdiğimiz kimselerdir. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Fitne", altını içindeki yabancı maddelerden ayırmak için ateşe sokmaktır (Müfredat). Kur'an'da bu kelime imtihan (A'raf 7/155), aldatma (A'raf 7/27), cehennem azabı (Zariyat 51/10-14) ve savaş (Bakara 2/217) anlamlarında kullanılmıştır.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Göreceksin, onların geriye kalanı, hem sizden emin olmak, hem kendi topluluklarından emin olmak isteyeceklerdir. Ne zaman fitneye (çatışma ortamına) yöneltilseler balıklamasına daldırılacaklardır. Eğer sizden uzak durmazlar, barışa yanaşmazlar ve sizden el çekmezlerse onları yakalayın, bulduğunuz yerde öldürün. İşte onların aleyhine size açık bir yetki vermişizdir.

    Şaban Britch

    Başkalarını da sizden ve kendi topluluklarından güvende olmayı arzu eder gibi bir halde bulabilirsin ama fitneye her sevk edildiklerinde ona (şiddetle) atılırlar. Şayet sizden uzak durmaz, barış istemez ve ellerini de çekmezlerse, onları bulduğunuz yerde tutup öldürün. İşte onların aleyhlerine (savaşmanız için) size apaçık bir delil verdik.

    Şaban Piriş

    Başkalarını da sizden ve kendi topluluklarından güvende olmayı arzu eder gibi bir halde bulabilirsin ama fitneye her çağrılışlarında ona balıklama dalarlar. Şayet sizden uzak durmaz, barışı size bırakmazlar ve ellerini de çekmezlerse, onları bulduğunuz yerde tutup öldürün. İşte size onların aleyhine açık bir yetki veriyoruz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Diğer bazılarını da bulacaksınız ki, hem sizden emin olmak hem de kendi toplumlarından emin olmak isterler. Ama fitneyle yüz yüze getirildiklerinde başaşağı içine dalarlar. Bunlar sizden uzak durmazlar, sizinle barışa gitmezler ve ellerini sizden çekmezlerse onları yakalayın, tuttuğunuz yerde öldürün. İşte böylelerinin üstüne gitmeniz için size açık bir izin ve kuvvet verilmiştir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.