Diyanet İşleri
Nuh, şöyle dedi: "Ey Rabbim! Gerçekten ben kavmimi gece gündüz (imana) davet ettim."
Nûh suresi · 5–20. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Nûh suresi, 5. ayet. قَالَ رَبِّ إِنِّى دَعَوْتُ قَوْمِى لَيْلًا وَنَهَارًا
Nuh, şöyle dedi: "Ey Rabbim! Gerçekten ben kavmimi gece gündüz (imana) davet ettim."
(Nuh) demişti ki: "Rabbim! Doğrusu ben kavmimi gece gündüz (imana) davet ettim dipnot 1
(Nuh) dedi ki: "Rabbim! Ben kavmimi gece gündüz davet ettim.
(Ve bir zaman sonra, Nuh) "Ey Rabbim!" dedi, "Ben halkıma gece gündüz çağrıda bulunuyorum,
(Nuh) dedi ki: "Rabbim. . . Muhakkak ki ben halkımı gece ve gündüz davet ettim. "
Dedi ki: "Rabbim, gerçekten kavmimi gece ve gündüz davet edip durdum."
(Sonra Nuh:) Rabbim! dedi, doğrusu ben kavmimi gece gündüz (imana) davet ettim;
"Efendim!" dedi; "Toplumuma gece-gündüz çağrıda bulundum!"
- Sonra Nuh şöyle devam etti: "Ey Rabbim! Doğrusu ben kavmimi gece gündüz tevhid inancına davet ettim. Fakat benim davetim, ancak kaçmalarını arttırdı. Her ne zaman onları senin bağışlamana çağırdıysam, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerini başlarına çektiler, direndiler ve büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça çağırdım. Sonra onlara davetimi hem açık ilan ettim, hem de gizlice.Özel olarak kendileriyle konuştum."
Dedi ki, "Efendim, ben halkımı gece gündüz çağırdım."
Dedi ki, 'Rabbim, ben halkımı gece gündüz çağırdım.'
Dedi ki: "Ey Rabbim, ben kavmimi gece gündüz davet ettim.
Dedi ki ya rab! Ben kavmımı gece gündüz da'vet ettim
"Rabb'im! Ben, halkıma gece gündüz çağrıda bulundum." dedi.
"Rabb'im! Ben, Halkıma gece gündüz çağrıda bulundum." dedi.
"Rabb'im! Ben, Halkıma gece gündüz çağrıda bulundum." dedi.
Dedi ki: "Rabbim, gerçekten kavmimi gece ve gündüz davet edip durdum."
Dedi: "Ey Rabbim, ben kavmimi hakıykaten gece gündüz da'vet etdim".
Dedi ki: Rabbım; doğrusu ben, kavmimi gece gündüz davet ettim.
(5-20) Dedi ki, Rabbim kavmimi gece ve gündüz çağırdım / davet ettim, benim çağrım onların sadece kaçmalarını / firarlarını artırdı, onları, bağışlanmaları için ne zaman davet ettimse parmaklarıyla kulaklarını tıkadılar elbiselerini üzerlerine geçirdiler, ısrar ettiler, büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça / âşikâre de davet ettim, onlara sonrasında ilan ederek te, onlara sırlayarak / gizlice de davet ettim ve dedim ki Rabbinizden bağışlanma dileyin kesinlikle o çok bağışlayandır. Size gökten ölçül ü yağmur indiriyor. Sizi mallar ve oğullarla takviye ediyor. Sizin için bahçeler yapıyor, sizin için nehirler yapıyor. Size ne oluyor da Allah’a bir ağırbaşlılık / vakar talep etmiyorsunuz. O sizi çeşitli tavırlarda / aşamalarda yarattı, Görmüyorlar mı ki Allah yedi semayı tabaka halinde yarattı , onların içinde ki ayı nur olarak yaptı , güneşi bir ışık kaynağı yaptı, arzda sizin için bitkiler bitirdi, Oradan / dünyadan, tekrar iade edileceksiniz ve çıkarılırken de oradan çıkarılacaksınız, Allah arzı sizin için yaygı / sergi yapmıştır, onda ilerleyebilmeniz için de geniş ve açık yollar yapmıştır.
Dedi ki: “Rabbim! Ben kavmimi gece gündüz davet ettim.''
(Nuh:) "Rabbim, dedi, ben kavmimi gece gündüz da'vet ettim."
Nuh dedi ki: "Rabbim! Ben halkımı gece gündüz davet ettim dipnot 1 .
Sonunda Nuh şöyle dedi: "Rabbim ! Halkımı gece gündüz davet ettim.
Rabbim, dedi. Ben kavmimi gece gündüz davet ettim.
-Rabbim, dedi. Ben kavmimi gece gündüz davet ettim.
Nuh şöyle yakardı: "Ey Rabbim! Ben toplumumu gece ve gündüz davet ettim."
Nûh suresi, 6. ayet. فَلَمْ يَزِدْهُمْ دُعَآءِىٓ إِلَّا فِرَارًا
Fakat benim davetim ancak onların kaçışını artırdı."
Benim davetim ancak kaçmalarını artırdı.
Ne ki benim davetim onları uzaklaştırmaktan başka bir işe yaramadı.
ama bu çağrım onları yalnızca (Senden) daha da uzaklaştırdı.
"Benim davetim onların kaçışından başka bir şey arttırmadı. "
"Fakat davet etmem, bir kaçıştan başkasını arttırmadı."
Fakat benim davetim, ancak kaçmalarını arttırdı.
"Fakat bu çağrım, uzaklaşmalarından başka bir şeyi artırmadı!"
- Sonra Nuh şöyle devam etti: "Ey Rabbim! Doğrusu ben kavmimi gece gündüz tevhid inancına davet ettim. Fakat benim davetim, ancak kaçmalarını arttırdı. Her ne zaman onları senin bağışlamana çağırdıysam, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerini başlarına çektiler, direndiler ve büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça çağırdım. Sonra onlara davetimi hem açık ilan ettim, hem de gizlice.Özel olarak kendileriyle konuştum."
"Ne var ki, çağrım onların kaçışını arttırmaktan başka şeye yaramadı."
'Ne var ki, çağrım onların kaçışını arttırmaktan başka şeye yaramadı.'
Fakat benim çağırmam, sadece onların kaçmalarını artırdı.
Fakat benim çağırmam onlara firardan başka bir şey artırmadı
"Fakat benim çağrım, onların kaçışlarını daha da artırdı."
"Fakat benim çağrım, onların kaçışlarını daha da artırdı."
"Fakat benim çağrım, onların kaçışlarını daha da artırdı."
"Fakat davet etmem, bir kaçıştan başkasını arttırmadı."
"Fakat benim da'vetim (imandan) kaçma (ların) dan başka (bir şey'i) artırmadı".
Ne var ki benim davetim; sadece benden uzaklaşmalarını artırdı.
(5-20) Dedi ki, Rabbim kavmimi gece ve gündüz çağırdım / davet ettim, benim çağrım onların sadece kaçmalarını / firarlarını artırdı, onları, bağışlanmaları için ne zaman davet ettimse parmaklarıyla kulaklarını tıkadılar elbiselerini üzerlerine geçirdiler, ısrar ettiler, büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça / âşikâre de davet ettim, onlara sonrasında ilan ederek te, onlara sırlayarak / gizlice de davet ettim ve dedim ki Rabbinizden bağışlanma dileyin kesinlikle o çok bağışlayandır. Size gökten ölçül ü yağmur indiriyor. Sizi mallar ve oğullarla takviye ediyor. Sizin için bahçeler yapıyor, sizin için nehirler yapıyor. Size ne oluyor da Allah’a bir ağırbaşlılık / vakar talep etmiyorsunuz. O sizi çeşitli tavırlarda / aşamalarda yarattı, Görmüyorlar mı ki Allah yedi semayı tabaka halinde yarattı , onların içinde ki ayı nur olarak yaptı , güneşi bir ışık kaynağı yaptı, arzda sizin için bitkiler bitirdi, Oradan / dünyadan, tekrar iade edileceksiniz ve çıkarılırken de oradan çıkarılacaksınız, Allah arzı sizin için yaygı / sergi yapmıştır, onda ilerleyebilmeniz için de geniş ve açık yollar yapmıştır.
"Davetim onların kaçmasından başka bir şeyi artırmadı."
"Benim da'vetim, onlara kaçışlarını artırmaktan başka bir katkıda bulunmadı."
Fakat davetim onların sadece kaçışlarını artırdı! dipnot 1
Ama davetim onları daha fazla kaçırmaktan başka bir işe yaramadı.
Davetim onların kaçmasından başka bir şeyi artırmadı.
Çağrım onların kaçmasından başka bir şeye yaramadı.
"Fakat çağrım, onların kaçışlarını artırmaktan başka bir işe yaramadı."
Nûh suresi, 7. ayet. وَإِنِّى كُلَّمَا دَعَوْتُهُمْ لِتَغْفِرَ لَهُمْ جَعَلُوٓا۟ أَصَٰبِعَهُمْ فِىٓ ءَاذَانِهِمْ وَٱسْتَغْشَوْا۟ ثِيَابَهُمْ وَأَصَرُّوا۟ وَٱسْتَكْبَرُوا۟ ٱسْتِكْبَارًا
"Kuşkusuz sen onları bağışlayasın diye kendilerini her davet edişimde parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, inanmamakta direndiler ve büyük bir kibir gösterdiler."
Sen onları bağışlayasın diye onları ne zaman davet ettiysem, parmaklarını kulaklarına tıkadılar; dipnot 1 elbiselerine büründüler, direndiler ve kibirlendikçe kibirlendiler.
Senin bağışına layık olmaları için onları davet ettiğim her seferinde parmaklarını kulaklarına tıkadılar, gözlerini (hakikate) kapadılar, (inkarda) direndiler, büyüklendiler de büyüklendiler...
Ve doğrusu, onlara bağışlayıcılığını göstereceğin ümidiyle ne zaman çağrıda bulunduysam parmaklarını kulaklarına tıkadılar, (günahkarlık) giysilerine büründüler, daha fazla inada kapıldılar ve boş gururlarında (daha da) azgınlaştılar.
"Muhakkak ki ben onları, senin mağfiretine davet ettikçe, parmaklarını kulaklarının içine tıkadılar, elbiselerine büründüler, (inançlarında) ısrar ettiler ve büyüklendikçe büyüklendiler. "
"Doğrusu ben, onları bağışlaman için her davet edişimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, örtülerini başlarına çektiler ve büyüklük tasladıkça büyüklük gösterip direttiler.'
Gerçekten de, (imana gelmeleri ve böylece) günahlarını bağışlaman için onları ne zaman davet ettiysem, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, (beni görmemek için) elbiselerine büründüler, ayak dirediler, kibirlendikçe kibirlendiler.
"Ve aslında, onları bağışlamana yönelik yaptığım çağrılarda, parmaklarını kulaklarına tıkadılar ve giysilerine büründüler. Direndiler ve böbürlenerek büyüklük tasladılar!"
- Sonra Nuh şöyle devam etti: "Ey Rabbim! Doğrusu ben kavmimi gece gündüz tevhid inancına davet ettim. Fakat benim davetim, ancak kaçmalarını arttırdı. Her ne zaman onları senin bağışlamana çağırdıysam, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerini başlarına çektiler, direndiler ve büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça çağırdım. Sonra onlara davetimi hem açık ilan ettim, hem de gizlice.Özel olarak kendileriyle konuştum."
"Her ne zaman senin onları bağışlaman için onları çağırdıysam parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerini başlarına örttüler, direndiler, büyüklendikçe büyüklendiler."
'Her ne zaman senin onları bağışlaman için onları çağırdıysam parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerini başlarına örttüler, direndiler, büyüklendikçe büyüklendiler.'
Ve ben, onları bağışlaman için her davet ettiğimde onlar, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, direndiler ve kibirlendikçe kibirlendiler.
Ve ben onları mağfiret buyurman için her da'vet ettiğimde onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar ve esvablarına büründüler ve ısrar ettiler ve kibirlendikçe kibirlendiler
"Öyle ki onları ne zaman Sen'in bağışlayıcılığına çağırdıysam parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler dipnot 1 ısrarla kibirlendikçe kibirlendiler."
"Öyle ki onları ne zaman Senin bağışlayıcılığına çağırdıysam parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler dipnot 1 ısrarla kibirlendikçe kibirlendiler."
"Öyle ki onları ne zaman Senin bağışlayıcılığına çağırdıysam parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler dipnot 1 ısrarla kibirlendikçe kibirlendiler."
"Doğrusu ben, onları bağışlaman için her davet edişimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, örtülerini başlarına çektiler ve büyüklük tasladıkça büyüklük gösterip direttiler."
"Hakıykat ben, Senin kendilerini yarlığaman için, onları ne zaman da'vet etdiysem parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler ayak dirediler, büyüklük tasladılar da tasladılar".
Doğrusu ben; Senin onları bağışlaman için kendilerini davet ettiğim her seferinde, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, direndiler ve büyüklendikçe büyüklendiler.
(5-20) Dedi ki, Rabbim kavmimi gece ve gündüz çağırdım / davet ettim, benim çağrım onların sadece kaçmalarını / firarlarını artırdı, onları, bağışlanmaları için ne zaman davet ettimse parmaklarıyla kulaklarını tıkadılar elbiselerini üzerlerine geçirdiler, ısrar ettiler, büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça / âşikâre de davet ettim, onlara sonrasında ilan ederek te, onlara sırlayarak / gizlice de davet ettim ve dedim ki Rabbinizden bağışlanma dileyin kesinlikle o çok bağışlayandır. Size gökten ölçül ü yağmur indiriyor. Sizi mallar ve oğullarla takviye ediyor. Sizin için bahçeler yapıyor, sizin için nehirler yapıyor. Size ne oluyor da Allah’a bir ağırbaşlılık / vakar talep etmiyorsunuz. O sizi çeşitli tavırlarda / aşamalarda yarattı, Görmüyorlar mı ki Allah yedi semayı tabaka halinde yarattı , onların içinde ki ayı nur olarak yaptı , güneşi bir ışık kaynağı yaptı, arzda sizin için bitkiler bitirdi, Oradan / dünyadan, tekrar iade edileceksiniz ve çıkarılırken de oradan çıkarılacaksınız, Allah arzı sizin için yaygı / sergi yapmıştır, onda ilerleyebilmeniz için de geniş ve açık yollar yapmıştır.
Doğrusu ben onları bağışlaman için her davet edişimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, örtülerini başlarına çektiler, direttiler ve kibirlendikçe kibirlendiler.
"Günahlarını bağışlaman için onları (sana) ne kadar da'vet ettimse parmaklarını kulaklarına tıkadılar, örtülerini başlarına çektiler, direttiler, çok böbürlendiler."
Sen bağışlayasın diye ne zaman onları (imana) davet ettiysem (duymamak için) parmaklarını kulaklarına tıkadılar, (görmemek için) elbiselerine büründüler, ayak dirediler ve kibirlendikçe kibirlendiler dipnot 1 .
Sen bağışlayasın diye onları ne zaman davet etsem parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerini üstlerine çektiler, ayak dirediler ve kibirlendikçe kibirlendiler.
Doğrusu ben, senin onları bağışlaman için her davet edişimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, örtülerini başlarına çektiler, direttiler ve kibirlendikçe kibirlendiler.
Ben, onları senin bağışlaman için her ne zaman çağırdıysam, parmaklarını kulaklarına tıkayıp, elbiselerini başlarına bürüdüler, direndiler ve büyüklendikçe büyüklendiler.
"Ben onları, sen kendilerini affedesin diye çağırdıkça, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiseleriyle sarılıp sarmalandılar, inat ve ısrar ettiler ve kibirlendikçe kibirlendiler."
Nûh suresi, 8. ayet. ثُمَّ إِنِّى دَعَوْتُهُمْ جِهَارًا
"Sonra ben onları açık açık davet ettim."
Sonra, ben kendilerini açıktan davet ettim.
Gün oldu ben onları açıktan davet ettim;
Doğrusu, ben onları açık açık çağırdım;
"Sonra, muhakkak ki ben onları açıktan davet ettim. "
"Sonra onları açıktan açığa davet ettim."
Sonra, ben kendilerine haykırarak davette bulundum.
"Yine de onlara açıkça çağrıda bulundum!"
- Sonra Nuh şöyle devam etti: "Ey Rabbim! Doğrusu ben kavmimi gece gündüz tevhid inancına davet ettim. Fakat benim davetim, ancak kaçmalarını arttırdı. Her ne zaman onları senin bağışlamana çağırdıysam, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerini başlarına çektiler, direndiler ve büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça çağırdım. Sonra onlara davetimi hem açık ilan ettim, hem de gizlice.Özel olarak kendileriyle konuştum."
"Sonra onları açıkça çağırdım."
'Sonra onları açıkça çağırdım.'
Sonra ben onları yüksek sesle çağırdım.
Sonra ben onları yüksek sesle çağırdım
"Sonra onlara açık açık her fırsatta çağrıda bulundum."
"Sonra onlara açık açık her fırsatta çağrıda bulundum."
"Sonra onlara açık açık her fırsatta çağrıda bulundum."
"Sonra onları açıktan açığa davet ettim."
"Sonra ben onları hakıykaten en yüksek ses (im) le çağırdım".
Sonra ben; onları gerçekten açıkça çağırdım.
(5-20) Dedi ki, Rabbim kavmimi gece ve gündüz çağırdım / davet ettim, benim çağrım onların sadece kaçmalarını / firarlarını artırdı, onları, bağışlanmaları için ne zaman davet ettimse parmaklarıyla kulaklarını tıkadılar elbiselerini üzerlerine geçirdiler, ısrar ettiler, büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça / âşikâre de davet ettim, onlara sonrasında ilan ederek te, onlara sırlayarak / gizlice de davet ettim ve dedim ki Rabbinizden bağışlanma dileyin kesinlikle o çok bağışlayandır. Size gökten ölçül ü yağmur indiriyor. Sizi mallar ve oğullarla takviye ediyor. Sizin için bahçeler yapıyor, sizin için nehirler yapıyor. Size ne oluyor da Allah’a bir ağırbaşlılık / vakar talep etmiyorsunuz. O sizi çeşitli tavırlarda / aşamalarda yarattı, Görmüyorlar mı ki Allah yedi semayı tabaka halinde yarattı , onların içinde ki ayı nur olarak yaptı , güneşi bir ışık kaynağı yaptı, arzda sizin için bitkiler bitirdi, Oradan / dünyadan, tekrar iade edileceksiniz ve çıkarılırken de oradan çıkarılacaksınız, Allah arzı sizin için yaygı / sergi yapmıştır, onda ilerleyebilmeniz için de geniş ve açık yollar yapmıştır.
Sonra, ben onları açıktan açığa davet ettim.
"Sonra ben onları açıkça da'vet ettim."
Sonra onlara açıkça davette bulundum dipnot 1 .
Sonra onlara açıkça davette bulundum.
Sonra ben onları açıktan açığa davet ettim.
Sonra ben onları açıktan açığa çağırdım.
"Sonra onları daha açık bir biçimde çağırdım."
Nûh suresi, 9. ayet. ثُمَّ إِنِّىٓ أَعْلَنتُ لَهُمْ وَأَسْرَرْتُ لَهُمْ إِسْرَارًا
"Sonra, onlarla hem açıktan açığa, hem de gizli gizli konuştum."
Ardından, onlara hem (açıktan) ilan ettim hem de gizli gizli söyledim.
gün oldu hem (davetimi) kendilerine ilan ettim, bir de gizliden gizliye davet ettim;
onlara açıktan tebliğde bulundum; (ayrıca) onlarla gizlice, özel olarak da konuştum;
"Sonra, muhakkak ki ben onlara aleni davette bulundum ve ayrıca da kendilerine özel olarak anlattım. "
"Daha sonra (davamı) onlara açıkça ilan ettim ve kendilerine gizli gizli yollarla yanaşmak istedim."
Sonra, onlarla hem açıktan açığa hem de gizli gizli konuştum.
"Sonra, açıktan duyurdum. Ayrıca, gizli olarak da konuştum!"
- Sonra Nuh şöyle devam etti: "Ey Rabbim! Doğrusu ben kavmimi gece gündüz tevhid inancına davet ettim. Fakat benim davetim, ancak kaçmalarını arttırdı. Her ne zaman onları senin bağışlamana çağırdıysam, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerini başlarına çektiler, direndiler ve büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça çağırdım. Sonra onlara davetimi hem açık ilan ettim, hem de gizlice.Özel olarak kendileriyle konuştum."
"Sonra onlara ilan ettim, gizliden gizliye de konuştum."
' Sonra onlara ilan ettim, gizliden gizliye de konuştum.'
Sonra hem ilan ederek söyledim onlara, hem gizli gizli söyledim.
Sonra hem i'lam ederek söyledim onlara hem gizli gizli söyledim
"Sonra onlara; çağrımı toplu olarak da birebir görüşerek de ilettim."
"Sonra onlara; çağrımı toplu olarak da bire bir görüşerek de ilettim."
Sonra onlara; çağrımı toplu olarak da, bire bir görüşerek de ilettim.
"Daha sonra (davamı) onlara açıkça ilan ettim ve kendilerine gizli gizli yollarla yanaşmak istedim."
"Sonra da onları hem i'lan ederek da'vet etdim, hem kendilerine gizli gizli söyledim".
Sonra onlara; açıktan açığa ve gizliden gizliye söyledim.
(5-20) Dedi ki, Rabbim kavmimi gece ve gündüz çağırdım / davet ettim, benim çağrım onların sadece kaçmalarını / firarlarını artırdı, onları, bağışlanmaları için ne zaman davet ettimse parmaklarıyla kulaklarını tıkadılar elbiselerini üzerlerine geçirdiler, ısrar ettiler, büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça / âşikâre de davet ettim, onlara sonrasında ilan ederek te, onlara sırlayarak / gizlice de davet ettim ve dedim ki Rabbinizden bağışlanma dileyin kesinlikle o çok bağışlayandır. Size gökten ölçül ü yağmur indiriyor. Sizi mallar ve oğullarla takviye ediyor. Sizin için bahçeler yapıyor, sizin için nehirler yapıyor. Size ne oluyor da Allah’a bir ağırbaşlılık / vakar talep etmiyorsunuz. O sizi çeşitli tavırlarda / aşamalarda yarattı, Görmüyorlar mı ki Allah yedi semayı tabaka halinde yarattı , onların içinde ki ayı nur olarak yaptı , güneşi bir ışık kaynağı yaptı, arzda sizin için bitkiler bitirdi, Oradan / dünyadan, tekrar iade edileceksiniz ve çıkarılırken de oradan çıkarılacaksınız, Allah arzı sizin için yaygı / sergi yapmıştır, onda ilerleyebilmeniz için de geniş ve açık yollar yapmıştır.
Sonra onları açıktan açığa da, gizli gizli de davet ettim.
"Sonra onlara açıktan söyledim, gizli gizli söyledim:
Orta yerde ilan ettiğim de oldu, gizliden gizliye anlattığım da dipnot 1 .
Daha sonra haykırdım, gizli gizli söylediğim de oldu.
Sonra onlara açıktan açığa da, gizli gizli de (davet ettim).
Sonra onlara açıktan açığa da; gizli gizli de söyledim.
"Daha sonra bir başka duyuru yönelttim. Ve onları gizli gizli de çağırdım."
Nûh suresi, 10. ayet. فَقُلْتُ ٱسْتَغْفِرُوا۟ رَبَّكُمْ إِنَّهُۥ كَانَ غَفَّارًا
"Dedim ki: 'Rabbinizden bağışlama dileyin; çünkü O, çok bağışlayıcıdır.'
(Onlara) dedim ki: ‘Rabbinizden bağışlanma dileyin; şüphesiz ki O çok bağışlayandır.
nihayet dedim ki: "Rabbinizden bağışlanma dileyin; unutmayın ki O sürekli bağışlayandır:
ve dedim ki: "Rabbinizden günahlarınızın bağışlanmasını dileyin, çünkü O, kuşkusuz bağışlayıcıdır!
Dedim ki: "Rabbinizden mağfiret dileyin. . . Muhakkak ki O, Ğaffar'dır. "
"Bundan böyle" dedim. "Rabbinizden mağfiret isteyin; çünkü gerçekten O, çok bağışlayandır.
Dedim ki: Rabbinizden mağfiret dileyin; çünkü O çok bağışlayıcıdır.
"Artık, Efendinizden bağışlanma dileyin!" dedim. "Kuşkusuz, O, Bağışlayıcıdır!"
Dedim ki: "Rabbinizden af dileyiniz. Çünkü O, çok bağışlayıcıdır."
"Dedim ki, ‘Efendinizden bağışlanma dileyin; O çok Bağışlayandır.'"
'Dedim ki, 'Rabbinizden bağışlanma dileyin; O çok Bağışlayandır.' '
Gelin, Rabbinizin bağışlamasını isteyin, çünkü O, bağışlaması çok bir bağışlayandır! dedim.
Gelin dedim: rabbınızın mağfiretini isteyin, çünkü, o, mağfireti çok bir gaffardır
"Rabb'inizden bağışlanma dileyin. Kuşkusuz O, çok bağışlayandır." dedim.
"Rabb'inizden bağışlanma dileyin. Kuşkusuz O, çok bağışlayandır." dedim.
"Rabb'inizden bağışlanma dileyin. Kuşkusuz O, çok bağışlayandır." dedim.
"Bundan böyle" dedim. "Rabbinizden mağfiret isteyin; çünkü gerçekten O çok bağışlayandır.
"Artık, dedim, Rabbinizden mağfiret dileyin. Çünkü O, çok yarlığayıcıdır".
Dedim ki: Rabbınızdan mağfiret dileyin. Muhakkak ki O Ğaffar olandır.
(5-20) Dedi ki, Rabbim kavmimi gece ve gündüz çağırdım / davet ettim, benim çağrım onların sadece kaçmalarını / firarlarını artırdı, onları, bağışlanmaları için ne zaman davet ettimse parmaklarıyla kulaklarını tıkadılar elbiselerini üzerlerine geçirdiler, ısrar ettiler, büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça / âşikâre de davet ettim, onlara sonrasında ilan ederek te, onlara sırlayarak / gizlice de davet ettim ve dedim ki Rabbinizden bağışlanma dileyin kesinlikle o çok bağışlayandır. Size gökten ölçül ü yağmur indiriyor. Sizi mallar ve oğullarla takviye ediyor. Sizin için bahçeler yapıyor, sizin için nehirler yapıyor. Size ne oluyor da Allah’a bir ağırbaşlılık / vakar talep etmiyorsunuz. O sizi çeşitli tavırlarda / aşamalarda yarattı, Görmüyorlar mı ki Allah yedi semayı tabaka halinde yarattı , onların içinde ki ayı nur olarak yaptı , güneşi bir ışık kaynağı yaptı, arzda sizin için bitkiler bitirdi, Oradan / dünyadan, tekrar iade edileceksiniz ve çıkarılırken de oradan çıkarılacaksınız, Allah arzı sizin için yaygı / sergi yapmıştır, onda ilerleyebilmeniz için de geniş ve açık yollar yapmıştır.
Onlara dedim ki: "Rabbinizden bağışlanma dileyin. Çünkü O, çok bağışlayıcıdır.''
'Rabbinizden mağfiret dileyin, çünkü O çok bağışlayandır' dedim."
Şöyle dedim: "Rabbinizden bağışlanma dileyin; çünkü o çokça bağışlayandır dipnot 1 .
"Rabbinizden bağışlanma dileyin; o çok bağışlayıcıdır." dedim.
Onlara dedim ki: Rabbinizden bağışlanma dileyin, çünkü o çok bağışlayıcıdır.
Onlara dedim ki: -Rabbinizden bağışlanma dileyin, çünkü o çok bağışlayıcıdır.
Ve şöyle dedim: "Rabbinizden af dileyin! O, bağışlamayı çok sevendir."
Nûh suresi, 11. ayet. يُرْسِلِ ٱلسَّمَآءَ عَلَيْكُم مِّدْرَارًا
'(Bağışlama dileyin ki,) üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin.'
(Af dileyin ki) üzerinize göğü (yağmuru) bol bol göndersin! dipnot 1
göğü üzerinize cömertçe boşaltacaktır;
Size, hesapsız semavi nimetler yağdıracaktır,
"Üzerinize semayı yoğun olarak irsal eder. "
"(Öyle yapın ki,) Üzerinize gökten sağanak (bol miktarda yağmur) yağdırsın."
(Mağfiret dileyin ki,) üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin,
"Size, gökten bol yağmur göndersin!"
-"Size gökten bol bol yağmur yağdırsın. Sizi, mal ve çocuklarla desteklesin; size bahçeler lütfetsin ve nehirler akıtsın."
«‘Size gökten bol yağmur göndersin.'»
' 'Size gökten bol yağmur göndersin.' '
Bol hayır (yağmur) ile göğü üzerinize salsın.
Bol hayır ile üzerinize semayı salsın
"Gökten üzerinize bol yağmur göndersin."
"Gökten üzerinize bol yağmur göndersin."
"Gökten üzerinize bol yağmur göndersin."
"(Öyle yapın ki,) Üzerinize gökten sağanak (bol miktarda yağmur) yağdırsın."
"(O sayede) O, üstünüze bol yağmur salıverir".
Ta ki size, gökten bol yağmur salıversin.
(5-20) Dedi ki, Rabbim kavmimi gece ve gündüz çağırdım / davet ettim, benim çağrım onların sadece kaçmalarını / firarlarını artırdı, onları, bağışlanmaları için ne zaman davet ettimse parmaklarıyla kulaklarını tıkadılar elbiselerini üzerlerine geçirdiler, ısrar ettiler, büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça / âşikâre de davet ettim, onlara sonrasında ilan ederek te, onlara sırlayarak / gizlice de davet ettim ve dedim ki Rabbinizden bağışlanma dileyin kesinlikle o çok bağışlayandır. Size gökten ölçül ü yağmur indiriyor. Sizi mallar ve oğullarla takviye ediyor. Sizin için bahçeler yapıyor, sizin için nehirler yapıyor. Size ne oluyor da Allah’a bir ağırbaşlılık / vakar talep etmiyorsunuz. O sizi çeşitli tavırlarda / aşamalarda yarattı, Görmüyorlar mı ki Allah yedi semayı tabaka halinde yarattı , onların içinde ki ayı nur olarak yaptı , güneşi bir ışık kaynağı yaptı, arzda sizin için bitkiler bitirdi, Oradan / dünyadan, tekrar iade edileceksiniz ve çıkarılırken de oradan çıkarılacaksınız, Allah arzı sizin için yaygı / sergi yapmıştır, onda ilerleyebilmeniz için de geniş ve açık yollar yapmıştır.
Gökten size bol bol yağmur yağdırsın.
'(O'ndan mağfiret dileyin) Ki üzerinize gökten bol yağmur göndersin'
Böyle yapın ki size gökten bol bol yağmur göndersin; dipnot 1
"Öyle yapın ki size gökten bereketli yağmurlar göndersin.
Gökten size bol yağmurlar yağdırır.
Gökten size bol yağmurlar yağdırır.
"Göğü üzerinize bol bol yağmur taşıyıcı olarak gönderir."
Nûh suresi, 12. ayet. وَيُمْدِدْكُم بِأَمْوَٰلٍ وَبَنِينَ وَيَجْعَل لَّكُمْ جَنَّٰتٍ وَيَجْعَل لَّكُمْ أَنْهَٰرًا
'Sizi mallarla, oğullarla desteklesin ve sizin için bahçeler var etsin, sizin için ırmaklar var etsin.'
Mallarınızı ve çocuklarınızı çoğaltsın; size bahçeler versin; sizin için ırmaklar yapsın (akıtsın)!
mal ve evlat vererek dünyevi refahınızı artıracak; dahası sizin için tarifsiz cennetler var edecek ve nehirler bahşedecektir.
dünyevi servet ve evlat vermek suretiyle size yardım edecek ve size bağlar bahçeler ihsan edecek ve akıp giden sular bağışlayacaktır.
"Mallar ve oğullar ile size yardım eder, sizin için cennetler oluşturur ve sizin için nehirler meydana getirir. "
"Size mallar ve çocuklarla yardımda bulunsun. Size (ürün yüklü) bağlar, bahçeler versin, ırmaklar da versin."
Mallarınızı ve oğullarınızı çoğaltsın, size bahçeler ihsan etsin, sizin için ırmaklar akıtsın.
"Mallar ve oğullarla sizi desteklesin. Verimli bahçeler versin ve sizin için ırmaklar akıtsın!"
-"Size gökten bol bol yağmur yağdırsın. Sizi, mal ve çocuklarla desteklesin; size bahçeler lütfetsin ve nehirler akıtsın."
«‘Sizi bol para ve çocuklarla desteklesin, size bahçeler ve ırmaklar versin.'»
' 'Size bol para ve çocuklarla desteklesin, size bahçeler ve ırmaklar versin.' '
Size mallar ve oğullarla yardım etsin ve sizin için cennetler yapsın, sizin için ırmaklar yapsın.
Ve size mallar ve oğullarla imdad eylesin ve sizin için Cennetler yapsın, sizin için ırmaklar yapsın
"Size mal mülk ve oğullarla dipnot 1 yardım etsin. Ve sizin için bahçeler yapsın, nehirler akıtsın."
"Size mal mülk ve oğullarla dipnot 1 yardım etsin. Ve sizin için bahçeler yapsın, nehirler akıtsın."
"Size mal mülk ve oğullarla dipnot 1 yardım etsin. Ve sizin için bahçeler yapsın, nehirler akıtsın."
"Size mallar ve çocuklarla yardımda bulunsun. Size (ürün yüklü) bağlar, bahçeler versin, ırmaklar da versin."
"Sizin mallarınızı, oğullarınızı da çoğaltır, size bağlar, bostanlar verir, size ırmaklar akıtır".
Ve sizi mallar ve oğullarla desteklesin, sizin için bahçeler var etsin ve ırmaklar akıtsın.
(5-20) Dedi ki, Rabbim kavmimi gece ve gündüz çağırdım / davet ettim, benim çağrım onların sadece kaçmalarını / firarlarını artırdı, onları, bağışlanmaları için ne zaman davet ettimse parmaklarıyla kulaklarını tıkadılar elbiselerini üzerlerine geçirdiler, ısrar ettiler, büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça / âşikâre de davet ettim, onlara sonrasında ilan ederek te, onlara sırlayarak / gizlice de davet ettim ve dedim ki Rabbinizden bağışlanma dileyin kesinlikle o çok bağışlayandır. Size gökten ölçül ü yağmur indiriyor. Sizi mallar ve oğullarla takviye ediyor. Sizin için bahçeler yapıyor, sizin için nehirler yapıyor. Size ne oluyor da Allah’a bir ağırbaşlılık / vakar talep etmiyorsunuz. O sizi çeşitli tavırlarda / aşamalarda yarattı, Görmüyorlar mı ki Allah yedi semayı tabaka halinde yarattı , onların içinde ki ayı nur olarak yaptı , güneşi bir ışık kaynağı yaptı, arzda sizin için bitkiler bitirdi, Oradan / dünyadan, tekrar iade edileceksiniz ve çıkarılırken de oradan çıkarılacaksınız, Allah arzı sizin için yaygı / sergi yapmıştır, onda ilerleyebilmeniz için de geniş ve açık yollar yapmıştır.
Sizi, mallar ve oğullarla desteklesin; sizin için bahçeler var etsin, ırmaklar akıtsın.
'Ve size mallarla, oğullarla yardım etsin, size bahçeler versin, ırmaklar versin'
mallarınıza mal, çocuklarınıza çocuk katsın dipnot 1 ; sizin için bahçeler oluştursun, sizin için ırmaklar da oluştursun.
Mallarınıza mal, oğullarınıza oğul katsın. Sizin için bahçeler oluştursun; ırmaklar akıtsın.
Mallarınızı ve çocuklarınızı çoğaltır, sizin için bahçeler verir, nehirler verir.
Mallarınızı ve çocuklarınızı çoğaltır, sizin için bahçeler yaratır, nehirler yaratır.
"Sizi, mallar ve oğullarla güçlendirir, size yeşil bahçeler lütfeder. Ve sizin için nehirler akıtır."
Nûh suresi, 13. ayet. مَّا لَكُمْ لَا تَرْجُونَ لِلَّهِ وَقَارًا
'Size ne oluyor da Allah için bir vakar (saygınlık, büyüklük) ummuyorsunuz?'
Size ne oluyor ki Allah'a büyüklüğü yakıştıramıyorsunuz? dipnot 1
Size ne oluyor da Allah için vakarlı bir tavır takınmıyorsunuz?
Size ne oluyor ki Allah'ın büyüklüğünü kabul etmiyorsunuz,
"Size ne oluyor ki Allah'ın yüceliğini ummuyorsunuz?"
"Size ne oluyor ki, Allah'tan bir vakarı ummuyorsunuz?"
Size ne oluyor ki, Allah'a büyüklüğü yakıştıramıyorsunuz?
"Size ne oluyor da Allah'ın büyüklüğünü kabul etmiyorsunuz?"
-"Size ne oluyor ki, Allah'a gereken saygıyı göstermiyorsunuz? Halbuki O, sizi halden hale geçirerek yarattı."
Size ne oluyor ki ALLAH'a saygı göstermek istemiyorsunuz?
Size ne oluyor ki ALLAH'a saygı göstermek istemiyorsunuz?
Neden siz Allah için bir vakar ummazsınız?
Neye siz ummazsınız Allah için bir vakar
"Size ne oluyor ki Allah'ın büyüklüğünü takdir etmiyorsunuz?"
"Size ne oluyor ki Allah'ın büyüklüğünü takdir etmiyorsunuz?"
"Size ne oluyor ki Allah'ın büyüklüğünü takdir etmiyorsunuz?"
"Size ne oluyor ki, Tanrı'dan bir vakarı ummuyorsunuz?
"Ne oluyor size ki Allahın, sizi bir vekaar (ve şeref saahibi yapmasını) emel edinmezsiniz"?
Ne oluyorsunuz ki siz, büyüklüğü Alla'a yakıştıramıyorsunuz?
(5-20) Dedi ki, Rabbim kavmimi gece ve gündüz çağırdım / davet ettim, benim çağrım onların sadece kaçmalarını / firarlarını artırdı, onları, bağışlanmaları için ne zaman davet ettimse parmaklarıyla kulaklarını tıkadılar elbiselerini üzerlerine geçirdiler, ısrar ettiler, büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça / âşikâre de davet ettim, onlara sonrasında ilan ederek te, onlara sırlayarak / gizlice de davet ettim ve dedim ki Rabbinizden bağışlanma dileyin kesinlikle o çok bağışlayandır. Size gökten ölçül ü yağmur indiriyor. Sizi mallar ve oğullarla takviye ediyor. Sizin için bahçeler yapıyor, sizin için nehirler yapıyor. Size ne oluyor da Allah’a bir ağırbaşlılık / vakar talep etmiyorsunuz. O sizi çeşitli tavırlarda / aşamalarda yarattı, Görmüyorlar mı ki Allah yedi semayı tabaka halinde yarattı , onların içinde ki ayı nur olarak yaptı , güneşi bir ışık kaynağı yaptı, arzda sizin için bitkiler bitirdi, Oradan / dünyadan, tekrar iade edileceksiniz ve çıkarılırken de oradan çıkarılacaksınız, Allah arzı sizin için yaygı / sergi yapmıştır, onda ilerleyebilmeniz için de geniş ve açık yollar yapmıştır.
Size ne oluyor da Allah için bir vakar (saygınlık, büyüklük) ummuyorsunuz?
'Size ne oluyor ki, Allah için saygı ummuyorsunuz?'
Size ne oluyor da Allah'a saygı gösterme isteği duymuyorsunuz?
Size ne oluyor da Allah'a saygı gösterme isteği duymuyorsunuz?
Size ne oluyor da Allah’ın azametini ummuyorsunuz/korkmuyorsunuz?
Size ne oluyor da Allah'ın azametinden korkmuyorsunuz?!
"Ne oluyor size de Allah için bir vakar ümidinde olmuyorsunuz?"
Nûh suresi, 14. ayet. وَقَدْ خَلَقَكُمْ أَطْوَارًا
'Halbuki, O, sizi evrelerden geçirerek yaratmıştır.'
Sizi aşama aşama elbette O yaratmıştır. dipnot 1
Oysa ki sizi uzun süreçler içinde halden hale geçiren yaratan O'dur.
sizi(n her birinizi) peşpeşe aşamalardan geçirerek yaratanın O olduğunu gördüğünüz halde?
"Halbuki (Allah) sizi aşama aşama yarattı!"
"Oysa O, sizi gerçekten tavır tavır yaratmıştır."
Oysa, sizi türlü merhalelerden geçirerek O yaratmıştır.
"Oysa O, evrelerden geçirerek sizi yaratmıştır!" dipnot 539
-"Size ne oluyor ki, Allah'a gereken saygıyı göstermiyorsunuz? Halbuki O, sizi halden hale geçirerek yarattı."
Oysa sizi evrimler halinde yaratan O'dur. dipnot 1
Oysa sizi evrimler halinde yaratan O'dur.
Oysa O, sizi bu aşamaya kadar aşama aşama yaratmıştır.
Yaratmış iken o sizi tavır tavır bu tavra kadar
"Oysa O, sizi çeşitli aşamalardan geçirerek yarattı."
"Oysa O, sizi çeşitli aşamalardan geçirerek yarattı."
"Oysa O, sizi çeşitli aşamalardan geçirerek yarattı."
"Oysa O, sizi gerçekten tavır tavır yaratmıştır."
"Halbuki O, sizi hakıykat türlü türlü tavırlar (haller) le yaratmışdır".
Halbuki O; sizi merhalelerden geçirerek yaratmıştır.
(5-20) Dedi ki, Rabbim kavmimi gece ve gündüz çağırdım / davet ettim, benim çağrım onların sadece kaçmalarını / firarlarını artırdı, onları, bağışlanmaları için ne zaman davet ettimse parmaklarıyla kulaklarını tıkadılar elbiselerini üzerlerine geçirdiler, ısrar ettiler, büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça / âşikâre de davet ettim, onlara sonrasında ilan ederek te, onlara sırlayarak / gizlice de davet ettim ve dedim ki Rabbinizden bağışlanma dileyin kesinlikle o çok bağışlayandır. Size gökten ölçül ü yağmur indiriyor. Sizi mallar ve oğullarla takviye ediyor. Sizin için bahçeler yapıyor, sizin için nehirler yapıyor. Size ne oluyor da Allah’a bir ağırbaşlılık / vakar talep etmiyorsunuz. O sizi çeşitli tavırlarda / aşamalarda yarattı, Görmüyorlar mı ki Allah yedi semayı tabaka halinde yarattı , onların içinde ki ayı nur olarak yaptı , güneşi bir ışık kaynağı yaptı, arzda sizin için bitkiler bitirdi, Oradan / dünyadan, tekrar iade edileceksiniz ve çıkarılırken de oradan çıkarılacaksınız, Allah arzı sizin için yaygı / sergi yapmıştır, onda ilerleyebilmeniz için de geniş ve açık yollar yapmıştır.
Oysa O, sizi aşamalar halinde yarattı.
'Oysa O, sizi aşama, aşama yarattı.'
Halbuki o sizi evrelerden geçirerek yarattı dipnot 1 .
Halbuki o sizi evrelerden geçirerek yarattı.
Oysa O, sizi aşamalar halinde yarattı.
(Oysa) O sizi halden hale geçirerek yaratmıştır.
"O ki, sizi halden hale/evreden evreye geçirerek yarattı."
Nûh suresi, 15. ayet. أَلَمْ تَرَوْا۟ كَيْفَ خَلَقَ ٱللَّهُ سَبْعَ سَمَٰوَٰتٍ طِبَاقًا
'Görmediniz mi, Allah yedi göğü tabaka tabaka nasıl yaratmıştır?'
Görmediniz mi Allah yedi göğü dipnot 1 tabaka tabaka (birbiriyle uyumlu) dipnot 2 nasıl yaratmıştır!
Allah'ın yedi kat göğü nasıl birbiriyle uyumlu tabakalar halinde yarattığını görmüyor musunuz?
Görmüyor musunuz Allah yedi göğü nasıl birbiriyle uyumlu yaratmıştır,
"Görmediniz mi, Allah semaları yedi tabaka olarak nasıl yarattı?"
"Görmüyor musunuz; Allah, yedi göğü birbirleriyle bir uyum (mutabakat) içinde yaratmıştır?"
Görmediniz mi, Allah yedi göğü birbiriyle ahenktar olarak nasıl yaratmış!
"Allah'ın, yedi gök katını nasıl yaratmış olduğunu görmüyor musunuz?"
-"Allah'ın yedi göğü birbiri ile nasıl uyumlu yarattığını görmüyor musunuz? Ayı, bunlar içinde bir nur yaptı ve güneşi bir kandil haline getirdi."
ALLAH'ın yedi göğü tabakalar halinde nasıl yarattığını görmez misiniz?
ALLAH'ın yedi göğü tabakalar halinde nasıl yarattığını görmez misiniz?
Görmediniz mi, Allah'ın yedi göğü nasıl uygun tabakalar halinde yarattığını?
Görmediniz mi nasıl yaratmış Allah yedi Semayı uygun tabaka tabaka?
"Görmüyor musunuz dipnot 1 Allah'ın yedi göğü nasıl tabakalar halinde dipnot 2 yarattığını?"
"Allah'ın yedi göğü nasıl tabakalar halinde dipnot 1 yarattığını görmüyor musunuz?" dipnot 2
"Allah'ın yedi göğü nasıl tabakalar halinde dipnot 1 yarattığını görmüyor musunuz?"
"Görmüyor musunuz; Tanrı, yedi göğü birbirleriyle bir uyum (mutabakat) içinde yaratmıştır?"
"Görmediniz mi, Allah yedi göğü birbiriyle ahengdar olarak nasıl yaratmış",
Görmediniz mi, Allah'ın göğü yedi kat olarak nasıl yarattığını?
(5-20) Dedi ki, Rabbim kavmimi gece ve gündüz çağırdım / davet ettim, benim çağrım onların sadece kaçmalarını / firarlarını artırdı, onları, bağışlanmaları için ne zaman davet ettimse parmaklarıyla kulaklarını tıkadılar elbiselerini üzerlerine geçirdiler, ısrar ettiler, büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça / âşikâre de davet ettim, onlara sonrasında ilan ederek te, onlara sırlayarak / gizlice de davet ettim ve dedim ki Rabbinizden bağışlanma dileyin kesinlikle o çok bağışlayandır. Size gökten ölçül ü yağmur indiriyor. Sizi mallar ve oğullarla takviye ediyor. Sizin için bahçeler yapıyor, sizin için nehirler yapıyor. Size ne oluyor da Allah’a bir ağırbaşlılık / vakar talep etmiyorsunuz. O sizi çeşitli tavırlarda / aşamalarda yarattı, Görmüyorlar mı ki Allah yedi semayı tabaka halinde yarattı , onların içinde ki ayı nur olarak yaptı , güneşi bir ışık kaynağı yaptı, arzda sizin için bitkiler bitirdi, Oradan / dünyadan, tekrar iade edileceksiniz ve çıkarılırken de oradan çıkarılacaksınız, Allah arzı sizin için yaygı / sergi yapmıştır, onda ilerleyebilmeniz için de geniş ve açık yollar yapmıştır.
Allah’ın yedi göğü kat kat nasıl yarattığını görmüyor musunuz?
'Görmediniz mi Allah nasıl yedi göğü birbiri üstünde tabaka tabaka yarattı?'
Allah'ın yedi kat göğü tabaka tabaka dipnot 1 nasıl yaratmış olduğunu görmediniz mi?
Yedi kat göğü tabaka tabaka nasıl yarattığını görmediniz mi dipnot 1 ?
Allah’ın yedi göğü üst üste nasıl yarattığını görmüyor musun?
Allah'ın yedi göğü nasıl tabaka tabaka yarattığını görmüyor musun?
"Görmediniz mi, Allah yedi göğü ahenkli bir bütün olarak nasıl yarattı?"
Nûh suresi, 16. ayet. وَجَعَلَ ٱلْقَمَرَ فِيهِنَّ نُورًا وَجَعَلَ ٱلشَّمْسَ سِرَاجًا
'Onların içinde nasıl ayı, bir ışık, güneşi de bir kandil yapmıştır?'
Onların içinde ayı bir nûr kılmış, güneşi de bir kandil yapmıştır.
Yine ayı etkili bir ışık (yansıtıcı) kıldığını, güneşi de (ışık kaynağı) tarifsiz bir lamba yaptığını?
ve onların içine ay'ı (yansıyan) bir ışık olarak yerleştirmiş ve güneşi (ışık saçan) bir lamba yapmıştır?
"Onların içinde Ay'ı bir nur kıldı ve Güneş'i de ışık - enerji kaynağı kıldı. "
"Ve ayı bunlar içinde bir nur kılmış, güneşi de (aydınlatıcı ve yakıcı) bir kandil yapmıştır."
Onların içinde ayı bir nûr kılmış, güneşi de bir kandil kılmıştır.
"Onların içine ayı bir aydınlık yapmış; güneşi de bir ışık kaynağı yapmıştır!"
-"Allah'ın yedi göğü birbiri ile nasıl uyumlu yarattığını görmüyor musunuz? Ayı, bunlar içinde bir nur yaptı ve güneşi bir kandil haline getirdi."
Ayı bunların içinde bir ışık, güneşi de bir lamba yaptı.
Ayı bunların içinde bir ışık, güneşi de bir lamba yaptı.
Ayı içlerinde bir ışık, güneşi de bir lamba yapmıştır.
Kameri kılmış içlerinde bir nur, güneşi de kılmış bir lamba
"Ve Ay'ı onların içinde bir nur, Güneş'i de kandil yaptı."
"Ve Ay'ı onların içinde bir nur, Güneş'i de kandil yaptı."
"Ve Ay'ı onların içinde bir nur, Güneş'i de kandil yaptı."
"Ve ayı bunlar içinde bir nur kılmış, güneşi de (aydınlatıcı ve yakıcı) bir kandil yapmıştır."
"onların içinde ayı bir nuur yapmış, güneşi de bir kandil (olarak) asmışdır".
Aralarında aya aydınlık vermiş, güneşi bir kandil kılmıştır.
(5-20) Dedi ki, Rabbim kavmimi gece ve gündüz çağırdım / davet ettim, benim çağrım onların sadece kaçmalarını / firarlarını artırdı, onları, bağışlanmaları için ne zaman davet ettimse parmaklarıyla kulaklarını tıkadılar elbiselerini üzerlerine geçirdiler, ısrar ettiler, büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça / âşikâre de davet ettim, onlara sonrasında ilan ederek te, onlara sırlayarak / gizlice de davet ettim ve dedim ki Rabbinizden bağışlanma dileyin kesinlikle o çok bağışlayandır. Size gökten ölçül ü yağmur indiriyor. Sizi mallar ve oğullarla takviye ediyor. Sizin için bahçeler yapıyor, sizin için nehirler yapıyor. Size ne oluyor da Allah’a bir ağırbaşlılık / vakar talep etmiyorsunuz. O sizi çeşitli tavırlarda / aşamalarda yarattı, Görmüyorlar mı ki Allah yedi semayı tabaka halinde yarattı , onların içinde ki ayı nur olarak yaptı , güneşi bir ışık kaynağı yaptı, arzda sizin için bitkiler bitirdi, Oradan / dünyadan, tekrar iade edileceksiniz ve çıkarılırken de oradan çıkarılacaksınız, Allah arzı sizin için yaygı / sergi yapmıştır, onda ilerleyebilmeniz için de geniş ve açık yollar yapmıştır.
Onların içinde Ay’a bir ışık vermiş, Güneş'i de bir kandil yapmıştır.
'Ve Ayı bunların içinde nur yaptı. Güneşi de bir lamba yaptı.'
Onların içinde Ay'ı ışık yansıtıcısı, Güneş'i de ışık kaynağı yapmıştır dipnot 1 .
Onların içinde Ay'ı bir ışık, Güneş'i de bir ışık kaynağı yaptı.
Onların arasında Ay’a bir nur kılmış, Güneş’i de kandil yapmıştır.
Onların arasında Ay'a bir nur vermiş, Güneş'i de kandil yapmıştır.
"Ve Ay'ı, bunlar içinde bir nur yaptı ve Güneş'i bir kandil haline getirdi."
Nûh suresi, 17. ayet. وَٱللَّهُ أَنۢبَتَكُم مِّنَ ٱلْأَرْضِ نَبَاتًا
'Allah, sizi (babanız Adem'i) yerden (bitki bitirir gibi) bitirdi (yarattı.)'
Allah sizi de bitki gibi yerden yetiştirmiştir. dipnot 1
Ve Allah sizi yerden tarifsiz bir bitirişle bitirmiştir.
Ve Allah sizi yerden (tedrici bir şekilde) yeşertip büyütmüştür; ve sonra sizi (öldükten sonra) ona geri döndürecektir:
"Allah sizi bir nebat bitirir gibi arzdan bitirdi. "
"Allah, sizi yerden bir bitki (gibi) bitirdi."
Allah, sizi de yerden ot (bitirir) gibi bitirmiştir.
"Ve Allah, sizi bir bitki gibi yeryüzünden yetiştirmiştir!"
-"Allah sizi bir bitki olarak yerden bitirdi. Sonra sizi oraya gönderecek ve yine oradan çıkaracaktır."
Ve ALLAH sizi topraktan bir bitki olarak bitirdi.
Ve ALLAH sizi topraktan bir bitki olarak bitirdi.
Ve Allah, yerden ot bitirir gibi, sizi yetiştirdi.
Ve Allah yetiştirdi sizi Arzdan nebat tarziyle
"Allah, sizi yerden dipnot 1 bir bitki gibi bitirdi."
"Allah, sizi yerden dipnot 1 bir bitki gibi bitirdi."
"Allah, sizi yerden dipnot 1 bir bitki gibi bitirdi."
"Tanrı, sizi yerden bir bitki (gibi) bitirdi."
"Allah sizi yerden ot (gibi) bitirdi.
Ve Allah; sizi, yerden ot bitirir gibi bitirmiştir.
(5-20) Dedi ki, Rabbim kavmimi gece ve gündüz çağırdım / davet ettim, benim çağrım onların sadece kaçmalarını / firarlarını artırdı, onları, bağışlanmaları için ne zaman davet ettimse parmaklarıyla kulaklarını tıkadılar elbiselerini üzerlerine geçirdiler, ısrar ettiler, büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça / âşikâre de davet ettim, onlara sonrasında ilan ederek te, onlara sırlayarak / gizlice de davet ettim ve dedim ki Rabbinizden bağışlanma dileyin kesinlikle o çok bağışlayandır. Size gökten ölçül ü yağmur indiriyor. Sizi mallar ve oğullarla takviye ediyor. Sizin için bahçeler yapıyor, sizin için nehirler yapıyor. Size ne oluyor da Allah’a bir ağırbaşlılık / vakar talep etmiyorsunuz. O sizi çeşitli tavırlarda / aşamalarda yarattı, Görmüyorlar mı ki Allah yedi semayı tabaka halinde yarattı , onların içinde ki ayı nur olarak yaptı , güneşi bir ışık kaynağı yaptı, arzda sizin için bitkiler bitirdi, Oradan / dünyadan, tekrar iade edileceksiniz ve çıkarılırken de oradan çıkarılacaksınız, Allah arzı sizin için yaygı / sergi yapmıştır, onda ilerleyebilmeniz için de geniş ve açık yollar yapmıştır.
Allah sizi bir bitki gibi topraktan bitirmiştir.
'Allah sizi yerden bir bitki olarak bitirdi.'
Allah sizi bir bitki gibi, yerden bitirmiştir dipnot 1 .
Sizi topraktan bitki gibi bitiren Allah'tır.
Allah sizi bir bitki gibi topraktan yaratmıştır.
Allah sizi bir bitki gibi yerden çıkarmıştır.
"Ve Allah sizi bir bitki olarak yerden bitirdi."
Nûh suresi, 18. ayet. ثُمَّ يُعِيدُكُمْ فِيهَا وَيُخْرِجُكُمْ إِخْرَاجًا
'Sonra sizi yine oraya döndürecek ve kesinlikle sizi (yeniden) çıkaracaktır.'
Sonra sizi yine oraya döndürecek ve sizi yeniden (oradan) çıkartacaktır. dipnot 1
Ardından sizi oraya geri döndürecek; en sonunda tarifsiz bir çıkarışla yeniden çıkaracaktır.
(daha sonra) sizi yeniden dirilterek tekrar ortaya çıkaracaktır.
"Sonra sizi oraya iade edecek ve sizi bir çıkarışla çıkaracak. "
"Sonra sizi yine oraya geri çevirecek ve sizi (diriltici) bir çıkarışla diriltip çıkaracaktır."
Sonra sizi yine oraya döndürecek ve sizi yeniden çıkaracaktır.
"Sonra, sizi yere geri döndürecek ve bir çıkarışla çıkaracaktır!"
-"Allah sizi bir bitki olarak yerden bitirdi. Sonra sizi oraya gönderecek ve yine oradan çıkaracaktır."
Sonra sizi ona döndürecek ve sizi tekrar çıkaracaktır.
Sonra sizi ona döndürecek ve sizi tekrar çıkaracaktır.
Sonra sizi onda geri çevirecek ve sizi bir çıkarış daha çıkaracak!
Sonra sizi onda geri çevirecek ve çıkaracak sizi bir çıkarış daha
"Sonra sizi toprağa döndürecek ve ardından bir çıkışla oradan çıkaracak."
"Sonra sizi toprağa döndürecek ve ardından bir çıkışla oradan çıkaracak."
"Sonra sizi toprağa döndürecek ve ardından bir çıkışla oradan çıkaracak."
"Sonra sizi yine oraya geri çevirecek ve sizi (diriltici) bir çıkarışla diriltip çıkaracaktır."
"Sonra sizi yine onun içine döndürecek, sizi (yeni) bir çıkarışla (tekrar) çıkaracak".
Sonra sizi; oraya döndürür ve sizi bir çıkarılışla çıkarır.
(5-20) Dedi ki, Rabbim kavmimi gece ve gündüz çağırdım / davet ettim, benim çağrım onların sadece kaçmalarını / firarlarını artırdı, onları, bağışlanmaları için ne zaman davet ettimse parmaklarıyla kulaklarını tıkadılar elbiselerini üzerlerine geçirdiler, ısrar ettiler, büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça / âşikâre de davet ettim, onlara sonrasında ilan ederek te, onlara sırlayarak / gizlice de davet ettim ve dedim ki Rabbinizden bağışlanma dileyin kesinlikle o çok bağışlayandır. Size gökten ölçül ü yağmur indiriyor. Sizi mallar ve oğullarla takviye ediyor. Sizin için bahçeler yapıyor, sizin için nehirler yapıyor. Size ne oluyor da Allah’a bir ağırbaşlılık / vakar talep etmiyorsunuz. O sizi çeşitli tavırlarda / aşamalarda yarattı, Görmüyorlar mı ki Allah yedi semayı tabaka halinde yarattı , onların içinde ki ayı nur olarak yaptı , güneşi bir ışık kaynağı yaptı, arzda sizin için bitkiler bitirdi, Oradan / dünyadan, tekrar iade edileceksiniz ve çıkarılırken de oradan çıkarılacaksınız, Allah arzı sizin için yaygı / sergi yapmıştır, onda ilerleyebilmeniz için de geniş ve açık yollar yapmıştır.
Sonra sizi oraya geri döndürecek ve tekrar oradan çıkaracaktır.
'Sonra yine oraya geri çevirecek ve tekrar çıkaracaktır.'
Sonra sizi ona iade edecek ve bir kere daha çıkaracaktır dipnot 1 .
Tekrar sizi toprağa döndürecek ve daha sonra (diriltip) topraktan çıkaracaktır.
Sonra sizi oraya döndürecek ve tekrar oradan çıkaracaktır.
Sonra sizi oraya döndürecek ve tekrar oradan çıkaracaktır.
"Sonra sizi yere geri gönderiyor ve sonra bir çıkarışla tekrar çıkarıyor."
Nûh suresi, 19. ayet. وَٱللَّهُ جَعَلَ لَكُمُ ٱلْأَرْضَ بِسَاطًا
(19-20) 'Allah, yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır ki, oradaki geniş yollarda yürüyesiniz."
(19, 20) Ondan geniş yollar edinesiniz diye Allah yeri sizin için yaymıştır." dipnot 1
Ve Allah sizin için yeri (döşek gibi) yaymıştır
Ve Allah yeri sizin için genişçe yaymıştır
"Allah, arzı sizin için bir sergi kıldı. "
"Allah, yeri sizin için bir yaygı kıldı."
Allah, yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır.
"Ve Allah, yeryüzünü sizin için yaygı yapmıştır!"
-"Allah, orada geniş yollar edinip dolaşabilesiniz diye, yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır."
ALLAH yeryüzünü sizin için bir yerleşim yeri yaptı.
ALLAH yeryüzünü sizin için bir yerleşim yeri yaptı.
Allah, yeri sizin için bir sergi yapmıştır.
Ve Allah sizin için Arzı bir sergi yapmıştır
"Allah, yeryüzünü sizin için genişçe yaydı."
"Allah, yeryüzünü sizin için genişçe yaydı."
"Allah, yeryüzünü sizin için genişçe yaydı."
"Tanrı, yeri sizin için bir yaygı kıldı."
"Allah yeri sizin için bir döşek yapmışdır",
Ve Allah; yeryüzünü sizin için bir döşek kılmıştır.
(5-20) Dedi ki, Rabbim kavmimi gece ve gündüz çağırdım / davet ettim, benim çağrım onların sadece kaçmalarını / firarlarını artırdı, onları, bağışlanmaları için ne zaman davet ettimse parmaklarıyla kulaklarını tıkadılar elbiselerini üzerlerine geçirdiler, ısrar ettiler, büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça / âşikâre de davet ettim, onlara sonrasında ilan ederek te, onlara sırlayarak / gizlice de davet ettim ve dedim ki Rabbinizden bağışlanma dileyin kesinlikle o çok bağışlayandır. Size gökten ölçül ü yağmur indiriyor. Sizi mallar ve oğullarla takviye ediyor. Sizin için bahçeler yapıyor, sizin için nehirler yapıyor. Size ne oluyor da Allah’a bir ağırbaşlılık / vakar talep etmiyorsunuz. O sizi çeşitli tavırlarda / aşamalarda yarattı, Görmüyorlar mı ki Allah yedi semayı tabaka halinde yarattı , onların içinde ki ayı nur olarak yaptı , güneşi bir ışık kaynağı yaptı, arzda sizin için bitkiler bitirdi, Oradan / dünyadan, tekrar iade edileceksiniz ve çıkarılırken de oradan çıkarılacaksınız, Allah arzı sizin için yaygı / sergi yapmıştır, onda ilerleyebilmeniz için de geniş ve açık yollar yapmıştır.
Allah sizin için yeryüzünü bir döşek kıldı.
'Allah, yeri sizin için bir sergi yaptı.'
Allah, yeryüzünü sizin için bir yaygı yaptı ki dipnot 1
Allah, yeryüzünü önünüze serdi ki
Allah sizin için yeryüzünü döşek kıldı.
Allah sizin için yeryüzünü yayıp/döşedi.
"Allah size yeryüzünü bir yaygı yaptı,
Nûh suresi, 20. ayet. لِّتَسْلُكُوا۟ مِنْهَا سُبُلًا فِجَاجًا
(19-20) 'Allah, yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır ki, oradaki geniş yollarda yürüyesiniz."
(19, 20) Ondan geniş yollar edinesiniz diye Allah yeri sizin için yaymıştır." dipnot 1
ki, geniş yollar bulup onun üzerinden aşabilesiniz diye.
ki üzerinde geniş yollardan yürüyüp geçebilesiniz!"
"Ondan geniş yollar edinip yürüyesiniz diye. "
"Öyle ki, onun içinde geniş yollarında gezip dolaşırsınız, diye."
Onda geniş yollar edinip dolaşabilesiniz diye.
"Oradaki geniş yollarda gitmeniz için!"
-"Allah, orada geniş yollar edinip dolaşabilesiniz diye, yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır."
Ki orada geniş yollarda gidesiniz.
Ki orada geniş yollarda gidesiniz.
Ondan (açılan) geniş geniş yollarda gidesiniz diye.
Gidesiniz diye ondan geniş geniş yollarda
"Yolculuk etmeniz için orada geniş yollar yaptı."
"Yolculuk etmeniz için orada geniş yollar yaptı."
"Yolculuk etmeniz için orada geniş yollar yaptı."
"Öyle ki, onun içinde geniş yollarında gezip dolaşırsınız diye."
"onun geniş yollarında gezib dolaşınız diye".
Geniş yollarında gezip dolaşasınız, diye.
(5-20) Dedi ki, Rabbim kavmimi gece ve gündüz çağırdım / davet ettim, benim çağrım onların sadece kaçmalarını / firarlarını artırdı, onları, bağışlanmaları için ne zaman davet ettimse parmaklarıyla kulaklarını tıkadılar elbiselerini üzerlerine geçirdiler, ısrar ettiler, büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça / âşikâre de davet ettim, onlara sonrasında ilan ederek te, onlara sırlayarak / gizlice de davet ettim ve dedim ki Rabbinizden bağışlanma dileyin kesinlikle o çok bağışlayandır. Size gökten ölçül ü yağmur indiriyor. Sizi mallar ve oğullarla takviye ediyor. Sizin için bahçeler yapıyor, sizin için nehirler yapıyor. Size ne oluyor da Allah’a bir ağırbaşlılık / vakar talep etmiyorsunuz. O sizi çeşitli tavırlarda / aşamalarda yarattı, Görmüyorlar mı ki Allah yedi semayı tabaka halinde yarattı , onların içinde ki ayı nur olarak yaptı , güneşi bir ışık kaynağı yaptı, arzda sizin için bitkiler bitirdi, Oradan / dünyadan, tekrar iade edileceksiniz ve çıkarılırken de oradan çıkarılacaksınız, Allah arzı sizin için yaygı / sergi yapmıştır, onda ilerleyebilmeniz için de geniş ve açık yollar yapmıştır.
Geniş yollarında gezip dolaşmanız için.
'Ki onda açılan geniş geniş yollarda gidesiniz'."
onun geniş yollarından geçip gidesiniz dipnot 1 ."
vadilerdeki yollarından geçip gidesiniz." (dedi)
Geniş yollarında gezip dolaşın diye.
Geniş yollarında gezip dolaşın diye..
Ki ondan geniş yollar edinip de yürüyesiniz."
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.