Zümer suresi · 21–26. ayetler

Gökten inen su, sözün en güzeli ve yalanlayanlar

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Zümer suresi, 21. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zümer suresi, 21. ayet. أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَسَلَكَهُۥ يَنَٰبِيعَ فِى ٱلْأَرْضِ ثُمَّ يُخْرِجُ بِهِۦ زَرْعًا مُّخْتَلِفًا أَلْوَٰنُهُۥ ثُمَّ يَهِيجُ فَتَرَىٰهُ مُصْفَرًّا ثُمَّ يَجْعَلُهُۥ حُطَٰمًا إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَذِكْرَىٰ لِأُو۟لِى ٱلْأَلْبَٰبِ

    Diyanet İşleri

    Görmedin mi, Allah gökten su indirdi de onu yeryüzündeki kaynaklara ulaştırdı. Sonra onunla renkleri çeşit çeşit ekinler çıkarıyor. Sonra ekinler kuruyor da onları sapsarı kesilmiş görüyorsun. Sonra da Allah onları kurumuş çer çöp haline getirir. Şüphesiz ki bunda akıl sahipleri için bir öğüt vardır.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki Allah'ın, gökten su indirmekte olduğunu görmüyor musun? (Allah) onu (suyu) yerdeki kaynaklara yerleştirir; sonra onunla türlü türlü renklerde ekin çıkarır. Sonra (o ekin) kurur da sararmış olduğunu görürsün. Sonra da onu (ekini) kuru bir kırıntı (çer çöp) yapar. Şüphesiz ki bunda, öz akıl sahipleri için (gerçeği) hatırla(t)ma vardır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Yûnus 10:24; Kehf 18:45; Hadîd 57:20.

    Mustafa İslamoğlu

    (Ey insan!) Görmez misin ki Allah yağmuru gökten indirdi; ve onu yeryüzünde kaynaklar halinde akıttı; sonra da onunla farklı renklerde bitkiler çıkardı; ve nihayet onları kuruttu: artık sen onları sararmış görürsün; en sonunda onu da çer çöpe çevirecektir. İşte bütün bunlarda akletme yetisini tam kullananlar için alınacak bir ders mutlaka vardır.

    Muhammed Esed

    Görmezler mi göklerden yağmur indiren ve onu su kaynakları şeklinde yeryüzünde akıtıp duran Allah'tır. Ve sonra onunla çeşitli renklerde ekinler yetiştiren, sonra da onları kurutan O'dur. O zaman sen ekinlerin sarardığını görürsün; ve sonunda Allah onları toz haline getirir. Şüphesiz bunlarda akıl iz'an sahipleri için gerçek bir ders vardır!

    Ahmed Hulusi

    Görmedin mi ki Allah, semadan (Esma manalarının açığa çıkışı olan şuurdan) bir su (ilim) inzal etti de onu arzdaki (bedendeki) kaynaklara (beyine) koydu. . . Sonra ondaki kuvvelerle renkleri muhtelif (çeşitli huyların sonucu) ekinler (üretim) açığa çıkarıyor. . . Sonra kurur da sen onu sararmış görürsün (oluşumu sırasında çok değer verdiğin şeyler, olup bittikten sonra bakarsın tüm değerini yitirir). . . Sonra onu bir hutam (kuru bitki, çer - çöp) kılar! Muhakkak ki bu (misalde) derin düşünen akıl sahipleri için elbette bir ders vardır!

    Ali Bulaç

    Görmüyor musun; gerçekten Allah, gökyüzünden su indirdi de onu yerin içindeki kaynaklara yürütüp geçirdi. Sonra onunla çeşitli renklerde ekinler çıkarıyor. Sonra kurumaya başlar, böylece onu sararmış görürsün. Sonra da onu kurumuş kırıntılar kılıyor. Şüphesiz bunda, temiz akıl sahipleri için gerçekten öğüt alınacak bir ders (zikr) vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Görmedin mi? Allah gökten bir su indirdi, onu yerdeki kaynaklara yerleştirdi, sonra onunla türlü türlü renklerde ekinler yetiştiriyor. Sonra onlar kurur da sapsarı olduklarını görürsün. Sonra da onu kuru bir kırıntı yapar. Şüphesiz bunlarda akıl sahipleri için bir öğüt vardır.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, Allah'ın, gökten su indirerek, su kaynakları biçiminde yeryüzünde akıttığını görmüyor musun? Sonra, onunla, türlü renklerde ekinler çıkarır. Sonra kurur; ardından, onların sarardığını görürsün. Sonra, onları çerçöp durumuna getirir. Aslında, işte bunda, sağduyulu olanlar için kesinlikle bir öğüt vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Görmüyor musun? Allah gökten su indiriyor, onu yerdeki kaynaklara yerleştiriyor, sonra onunla türlü türlü renklerde ekinler yetiştiriyor. Sonra onların kuruyup sapsarı olduklarını görüyorsun. Sonra da onu çer-çöp haline getiriyor. Şüphesiz bütün bunlarda akıl sahipleri için bir ders vardır.

    Edip Yüksel

    Görmez misin ki ALLAH gökten bir su indirir ve onu yeryüzündeki kaynaklara geçirir ve sonra onunla çeşitli renklerde bitkiler çıkarır. Sonra o kurur ve onu sararmış görürsün. Sonra da onu çerçöpe çevirir. Bunda akıl sahipleri için öğüt vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Görmez misin ki ALLAH gökten bir su indirir ve onu yeryüzündeki kaynaklara geçirir ve sonra onunla çeşitli renklerde bitkiler çıkarır. Sonra o kurur ve onu sararmış görürsün. Sonra da onu çerçöpe çevirir. Bunda akıl sahipleri için öğüt vardır

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah'ın gökten bir su indirip de onu bir yoluyla yeryüzündeki kaynaklara koyduğunu görmedin mi? Sonra onunla türlü renklerde bir ekin çıkarır, sonra o heyecana gelir (solar), bir de onu sararmış görürsün, sonra da onu çöpe çevirir. Elbette bunda temiz akılları olanlar için bir ihtar vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Görmedin mi Allahın Semadan bir su indirip de onu bir yoliyle Arzda menbalara koyduğunu? Sonra onunla bir ekin çıkarır, türlü renklerle, sonra o heyecana gelir, bir de görürsün onu sararmış, sonra da onu bir çöpe çevirir, elbette bunda bir ıhtar var temiz akılları olanlar için.

    Erhan Aktaş

    Allah'ın, gökten su indirdiğini ve onu su kaynakları şeklinde yeryüzünde akıttığını, sonra onunla rengarenk ekinler çıkardığını, daha sonra onların sararıp kuruduklarını; kuru bir çöpe döndüğünü görmedin mi? Kuşkusuz bunda sağlıklı düşünen akıl sahipleri için bir öğüt vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah'ın, gökten su indirdiğini ve onu su kaynakları şeklinde yeryüzünde akıttığını, sonra onunla rengarenk ekinler çıkardığını, daha sonra onların sararıp kuruduklarını; kuru bir çöpe döndüğünü görmedin mi? Kuşkusuz bunda sağlıklı düşünen akıl sahipleri için bir öğüt vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah'ın, gökten su indirdiğini ve onu su kaynakları şeklinde yeryüzünde akıttığını, sonra onunla rengarenk ekinler çıkardığını, daha sonra onların kuruduklarını; sararıp kuru bir çöpe döndüğünü görmedin mi? Kuşkusuz bunda sağlıklı düşünen akıl sahipleri için bir öğüt vardır.

    Gültekin Onan

    Görmüyor musun; gerçekten Tanrı, gökyüzünden su indirdi de onu yerin içindeki kaynaklara yürütüp geçirdi. Sonra onunla çeşitli renklerde ekinler çıkarıyor. Sonra kurumaya başlar, böylece onu sararmış görürsün. Sonra da onu kurumuş kırıntılar kılıyor. Şüphesiz bunda, temiz akıl sahipleri için gerçekten öğüt alınacak bir ders (zikr) vardır.

    Hasan Basri Çantay

    Allahın yukarıdan bir su (yağmur) indirib de onu yerde menba'lara sokduğunu, sonra onunla türlü renklerde ekinler (nebatlar yetişdirib) çıkardığını, bil'ahare on (lar) ı kurutduğunu görmedin mi? Nihayet sen onun sapsarı bir haale gelmiş olduğunu görüyorsun. Sonra da (Allah) onu kuru bir kırıntı yapıyor. Muhakkak ki bunda temiz akıl saahibleri için mutlak bir ibret vardır.

    İbni Kesir

    Görmez misin ki; gerçekten Allah, gökten bir su indirip onu yerdeki kaynaklara yerleştirmiş, sonra da onunla türlü türlü ekinler çıkarmaktadır. Sonra onları kurutur ve sen, onları sararmış görürsün. Sonra da onu çörçöp haline çevirir. Muhakkak ki bunlarda, akıl sahipleri için ibret vardır.

    Mehmet Alagaş

    (21-31) Görmedin mi Allah semadan suyu indiriyor, Onu da arzdaki kaynaklara yerleştiriyor, sonra ondan onunla çeşitli renkteki zirai ürünler çıkarıyor, sonrasında sarartıyor ve onu kurumuş görüyorsun, sonra da onu da ufalamış yapıyor, işte bunda akıl uluları için hatırlatma vardır. Allah kimin göğsünü teslimiyete açar ise O , Rabbinden bir nur üzerindedir, Allah’ın hatırlatmasından / zikrinden kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun , işte onlar apaçık bir sapma içindedirler. Allah, en güzel anlatıyı , benzetimlerle do natılmış bir kitap olarak indirdi , Rablerinin tedirginliğinden / haşyetinden ciltleri ürperir, sonra kalpleri de ciltleri de Allah’ı hatırlamakla yatışır , işte bu yola girmektir / hidayettir, Allah dilediğini hidayete sokar, Allah kimi de saptırırsa ona artık yola iletilmek yoktur. Kıyamet günü, azabın kötüsünden yüzünü kim sakındırabilir ki? Zalimlere denilir ki kazan mış olduklarınızı tadın! Onlardan öncekiler de yalanladılar, azap onlara farkında olmadıkları taraflardan verildi , Allah onlara dünya hayatında aşağılanmayı tattırdı, ahiret azabı ise daha büyüktür, keşke bilmiş olsalardı. Biz kesinlikle insana bu Kuran’da her türlü örnekten / misalden çarpıcı olarak sunduk , umulur ki hatır layıp anarlar. Çarpıklığı olmayan / Pürüzsüz Arabi bir Kuran, umulur ki sakınırlar. Allah, aralarında tartışma olan ortakların, bir adamı / bir çalışanı olmayı ve bir adama (ortağı olmayan bir adama) tamamen teslim olan adamı örnek verdi / misali çarpıcı olarak sundu, bu iki misal eşit olur mu? (İlkinde birinin en az iki sahibi var, diğerinde ise biri diğerine teslim, ne derse yapıyor, Allah’la olması gerek en ortaksız ilişki böyle olmalı ) Allah’a hamdolsun, bilakis çokları bilmiyorlar. Muhakkak sen öleceksin, kesinlikle onlar da öl ecekler, s onra da sizler mutlaka kıyamet gününde Rabbinizin yanında hasımlaşacaksınız / birbirinizle kavgalı / davalı olacaksınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah'ın gökten su indirdiğini, onu yerden kaynaklara geçirdiğini, sonra onunla değişik renklerde ekinler çıkardığını görmedin mi? Sonra kurur ve sen onu sararmış halde görürsün. Sonra onu bir çöp haline getirir. Şüphesiz bunda akıl sahipleri için bir öğüt vardır.

    Süleyman Ateş

    Görmedin mi Allah gökten bir su indirdi, onu yerin içindeki kaynaklara geçirdi, Sonra onunla çeşitli renklerde ekin çıkarıyor. Sonra (ekin) kurur, onu sararmış görürsün. Sonra Allah onu bir çöp yapar. Şüphesiz bunda sağduyu sahipleri için bir ibret vardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'ın gökten su indirip yerdeki kaynaklara ulaştırdığını, sonra onunla renkleri farklı ekinler bitirdiğini görmedin mi dipnot 1 ? Sonra ekin kurumaya başlar da onu sararmış halde görürsün, arkasından Allah onu çerçöpe dönüştürür. Bunda, aklıselim sahibi olanlar dipnot 2 için kesinlikle doğru bilgiler vardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      "Aklıselim sahibi olanlar" anlamı verdiğimiz ifade "ulü'l-elbab"dır. Bkz. Bakara 2/179'un dipnotu.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'ın gökten su indirip yerdeki kaynaklara yönlendirdiğini, sonra onunla farklı renklerde bitkiler bitirdiğini ve daha sonra kuruduklarını hiç görmedin mi? Bir de bakarsın ki sararmış, kırık dökük hale gelmişler. Bunda, sağlam duruşluların alacakları bilgiler vardır.

    Şaban Britch

    Görmedin mi? Allah gökten bir su indirdi, onu yerdeki kaynaklara yerleştirdi, sonra onunla türlü türlü renklerde ekinler yetiştiriyor. Sonra onlar kurur da sapsarı olduklarını görürsün. Sonra da Allah onları kurumuş çer çöp hâline getirir. İşte bunda akıl sahipleri için bir ibret vardır.

    Şaban Piriş

    Allah'ın gökten su indirip, onu yeraltında kaynaklara akıttığını, onunla da çeşitli renklerde bitkiler çıkardığını görmüyor musun? Sonra bu bitkiler kuruyor. Sen onu sararmış görürsün. Sonra da onu çerçöp haline getiriyor. İşte bunda akıl sahipleri için bir ibret vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Görmedin mi, Allah gökten bir su indirdi de onu toprak içindeki kaynaklara ulaştırdı. Sonra onunla çeşitli renklerde ekinler çıkarıyor. Sonra ekin kurur da sen onu sararmış görürsün. Sonra da onu kuru ufantı haline getirir. İşte bunda, akıl ve gönül sahipleri için mutlak bir ibret var.

  2. Zümer suresi, 22. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zümer suresi, 22. ayet. أَفَمَن شَرَحَ ٱللَّهُ صَدْرَهُۥ لِلْإِسْلَٰمِ فَهُوَ عَلَىٰ نُورٍ مِّن رَّبِّهِۦ فَوَيْلٌ لِّلْقَٰسِيَةِ قُلُوبُهُم مِّن ذِكْرِ ٱللَّهِ أُو۟لَٰٓئِكَ فِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ

    Diyanet İşleri

    Allah'ın, göğsünü İslam'a açtığı, böylece Rabbinden bir nur üzere bulunan kimse, kalbi imana kapalı kimse gibi midir? Allah'ın zikrine karşı kalpleri katı olanların vay haline! İşte onlar açık bir sapıklık içindedirler.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın, göğsünü (kalbini) İslam'a açtığı, kendisi de Rabbinden bir nûr üzere olan kişi dipnot 1 (kötü olanlarla bir) olur mu? Allah'ı anmada kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun! İşte onlar apaçık bir sapkınlık içindedir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle iradesini doğrudan yana kullananlarla ilgilidir. Bu ayette ve En‘âm 6:39 ile 125 gibi ayetlerde Yüce Allah'ın dilediğini "doğru yola iletmesi" ifadesi hak eden, kendileri akıllarını ve iradelerini kullanarak [sırât-ı müstakîm] denen "doğru yol"u benimseyenler bu hak edişlerinin karşılığında o yola yani İslam'a eriştirilecek ve orada kalacaklardır. Hem sapkınlıkta bırakmada hem de hidayete erdirmede Yüce Allah'ın kararı "sonuç"tur; bunun "sebeb"i ise kulun iradesidir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ne o! Yoksa Allah'ın gönlünü İslam'a açtığı ve böylece Rabbinden bir ışık üzere olan kimse, Allah'ı hatırlamaktan uzaklaşıp kalpleri katılaştığı için kendisine yazık eden kimseyle bir tutulur mu? Böyleleri apaçık bir sapıklığa mahkum olacaklardır.

    Muhammed Esed

    Öyleyse Rabbinden (gelen) bir ışıkla aydınlansın diye, Allah'ın, kalbini kendisine tam teslimiyet arzusuyla genişlettiği kimse (kalbi kör ve sağır olanla bir) olur mu? Kalpleri Allah'ı anmaya karşı katılaşmış olanların vay haline! Onlar apaçık bir sapıklık içindedirler!

    Ahmed Hulusi

    Allah kimin derununu İslam'ı kavrayacak şekilde genişletti ise, o Rabbinden bir nur üzere değil midir? Allah'ın zikrinden (hatırlattığından) kalpleri kasavetlenene (içleri sıkılıp bunalanlara) yazıklar olsun! İşte onlar apaçık şekilde (hakikatten) sapmayı yaşamaktadırlar!

    Ali Bulaç

    Allah, kimin göğsünü İslam'a açmışsa, artık o, Rabbinden bir nur üzerinedir, (öyle) değil mi? Fakat Allah'ın zikrinden (yana) kalpleri katılaşmış olanların vay haline. İşte onlar, apaçık bir sapıklık içindedirler.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah kimin gönlünü İslâm'a açmışsa o, Rabbinden bir nûr üzerinde değil midir? Allah'ı anmak hususunda kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun! İşte bunlar apaçık bir sapıklık içindedirler.

    Ali Rıza Safa

    Allah'ın, gönlünü İslamiyet'e açtığı kimse, artık, Efendisinden bir aydınlık üzerinde olmaz mı? Allah'ın Öğretisi konusunda yürekleri katılaşmış olanların; artık, vay başlarına gelene! Onlar, apaçık bir sapkınlık içindedirler.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah, kimin gönlünü İslam'a açmışsa, o, Rabbi'nin katından bir nur üzere olmaz mı? Gönülleri Allah'ı anmak hususunda katılaşmış olanlara yazıklar olsun! İşte bunlar, apaçık sapıklık içindedirler.

    Edip Yüksel

    ALLAH kimin göğsünü İslam'a açarsa o Efendinden bir ışık üzerindedir. ALLAH'ın mesajına karşı kalpleri katılaşanların vay haline. Onlar açık bir sapıklıktadır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH kimin göğsünü İslama açarsa o Rabbinden bir ışık üzerindedir. ALLAH'ın mesajına karşı kalpleri katılaşanların vay haline. Onlar açık bir sapıklıktadır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Demek ki, Allah kimin bağrını İslama açmış ise işte o, Rabbinden bir nur üzerinde değil midir? O halde vay kalpleri, Allah'ın zikrinden (boş kalıp) kaskatı olanlara. Onlar, açık bir sapıklık içindedirler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Demek ki her kimin Allah bağrını İslama açmış ise işte o rabbından bir nur üzerinde değil mi? O halde vay o Allahın zikrinden kalbleri katılara, onlar bir açık dalal içindedirler.

    Erhan Aktaş

    Allah'ın, göğsünü İslam'a açtığı kimse, Rabb'inden bir ışık üzerinde olmaz mı? Öyleyse Allah'ın öğütlerine karşı kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun! İşte onlar, apaçık bir sapkınlık içindedirler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah'ın, göğsünü İslam'a açtığı kimse, Rabb'inden bir ışık üzerinde olmaz mı? Öyleyse Allah'ın öğütlerine karşı kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun! İşte onlar, apaçık bir sapkınlık içindedirler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah'ın, gönlünü İslam'a açtığı kimse, Rabb'inden bir ışık üzerinde olmaz mı? Öyleyse Allah'ın öğütlerine karşı kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun! İşte onlar, apaçık bir sapkınlık içindedirler.

    Gültekin Onan

    Tanrı, kimin göğsünü İslam'a açmışsa, artık o, rabbinden bir nur üzerinedir, (öyle) değil mi? Fakat Tanrı'nın zikrinden (yana) kalpleri katılaşmış olanların vay haline. İşte onlar, apaçık bir sapıklık içindedirler.

    Hasan Basri Çantay

    Öyle ya, Allahın, göğsünde müslümanlık için inşirah verdiği bir kimse ki o, Rabbinden bir nuur üzerindedir — (kalbini mühürlediği kişi gibi) midir? Artık kalbler Allahın zikrinden (bomboş ve) kaskatı kalmış olanlar (ın) vay (haaline)! Onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.

    İbni Kesir

    Allah, kimin göğsünü İslam'a açmışsa; artık o, Rabbından bir nur üzeredir. Allah'ın zikrinden kalbleri katılaşmış olanların vay haline. İşte onlar, apaçık bir sapıklık içindedirler.

    Mehmet Alagaş

    (21-31) Görmedin mi Allah semadan suyu indiriyor, Onu da arzdaki kaynaklara yerleştiriyor, sonra ondan onunla çeşitli renkteki zirai ürünler çıkarıyor, sonrasında sarartıyor ve onu kurumuş görüyorsun, sonra da onu da ufalamış yapıyor, işte bunda akıl uluları için hatırlatma vardır. Allah kimin göğsünü teslimiyete açar ise O , Rabbinden bir nur üzerindedir, Allah’ın hatırlatmasından / zikrinden kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun , işte onlar apaçık bir sapma içindedirler. Allah, en güzel anlatıyı , benzetimlerle do natılmış bir kitap olarak indirdi , Rablerinin tedirginliğinden / haşyetinden ciltleri ürperir, sonra kalpleri de ciltleri de Allah’ı hatırlamakla yatışır , işte bu yola girmektir / hidayettir, Allah dilediğini hidayete sokar, Allah kimi de saptırırsa ona artık yola iletilmek yoktur. Kıyamet günü, azabın kötüsünden yüzünü kim sakındırabilir ki? Zalimlere denilir ki kazan mış olduklarınızı tadın! Onlardan öncekiler de yalanladılar, azap onlara farkında olmadıkları taraflardan verildi , Allah onlara dünya hayatında aşağılanmayı tattırdı, ahiret azabı ise daha büyüktür, keşke bilmiş olsalardı. Biz kesinlikle insana bu Kuran’da her türlü örnekten / misalden çarpıcı olarak sunduk , umulur ki hatır layıp anarlar. Çarpıklığı olmayan / Pürüzsüz Arabi bir Kuran, umulur ki sakınırlar. Allah, aralarında tartışma olan ortakların, bir adamı / bir çalışanı olmayı ve bir adama (ortağı olmayan bir adama) tamamen teslim olan adamı örnek verdi / misali çarpıcı olarak sundu, bu iki misal eşit olur mu? (İlkinde birinin en az iki sahibi var, diğerinde ise biri diğerine teslim, ne derse yapıyor, Allah’la olması gerek en ortaksız ilişki böyle olmalı ) Allah’a hamdolsun, bilakis çokları bilmiyorlar. Muhakkak sen öleceksin, kesinlikle onlar da öl ecekler, s onra da sizler mutlaka kıyamet gününde Rabbinizin yanında hasımlaşacaksınız / birbirinizle kavgalı / davalı olacaksınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah'ın kalbini İslâm'a açtığı kimse Rabbinden bir nur üzere değil midir? Allah'ın zikrine karşı kalpleri kaskatı olanların vay hallerine! İşte onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.

    Süleyman Ateş

    Allah'ın, göğsünü İslam'a açtığı kimse, Rabbinden bir nur üzerinde değil midir? Allah'ı anmağa karşı yürekleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun. Onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.

    Süleymaniye Vakfı

    (Gösterdiği gayretten dolayı dipnot 1 ) Allah'ın, gönlünü İslam'a açtığı ve böylece Rabbinden gelen bir aydınlık içinde olan kişi (kalbi katılaşmış kişi) gibi midir? dipnot 2 Allah'ın zikrine /kitabına dipnot 3 karşı kalpleri katılaşmış olanların dipnot 4 vay haline! Onlar, açık bir sapkınlık içindedirler dipnot 5 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah gönlünü İslam'a açtığı için Rabbinin verdiği aydınlığa kavuşan kişi, başkasıyla bir olur mu? Allah'ın sözü karşısında kalpleri taşlaşmış gibi olanların vay haline! Onlar, açık bir sapıklık içindedirler.

    Şaban Britch

    Allah’ın, gönlünü İslam’a açıp, Rabbinden bir aydınlık (yol) üzerine olan kimse ile (böyle olmayan kimse bir olur mu?) Allah’ın uyarılarına karşı kalpleri katı olanların vay haline! İşte onlar, apaçık bir dalalettedirler.

    Şaban Piriş

    Allah'ın, gönlünü İslam'a açtığı kimse, Rabbi'nden bir aydınlık (yol) üzerinde değil midir? Allah'ın uyarılarına karşı kalpleri katı olanlara yazıklar olsun! İşte onlar, apaçık bir dalalettedirler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah'ın, göğsünü İslam'a açtığı kimse, Rabbinden bir ışık üzerinde olmaz mı? Allah'ın Zikri'ne/Kur'an'a karşı kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun! İşte onlardır, açık sapıklık içindekiler.

  3. Zümer suresi, 23. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zümer suresi, 23. ayet. ٱللَّهُ نَزَّلَ أَحْسَنَ ٱلْحَدِيثِ كِتَٰبًا مُّتَشَٰبِهًا مَّثَانِىَ تَقْشَعِرُّ مِنْهُ جُلُودُ ٱلَّذِينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ ثُمَّ تَلِينُ جُلُودُهُمْ وَقُلُوبُهُمْ إِلَىٰ ذِكْرِ ٱللَّهِ ذَٰلِكَ هُدَى ٱللَّهِ يَهْدِى بِهِۦ مَن يَشَآءُ وَمَن يُضْلِلِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِنْ هَادٍ

    Diyanet İşleri

    Allah, sözün en güzelini; ayetleri, (güzellikte) birbirine benzeyen ve (hükümleri, öğütleri, kıssaları) tekrarlanan bir kitap olarak indirmiştir. Rablerinden korkanların derileri (vücutları) ondan dolayı gerginleşir. Sonra derileri de (vücutları da) kalpleri de Allah'ın zikrine karşı yumuşar. İşte bu Kur'an Allah'ın hidayet rehberidir. Onunla dilediğini doğru yola iletir. Allah, kimi saptırırsa artık onun için hiçbir yol gösterici yoktur.

    Mehmet Okuyan

    Allah sözün en güzelini, müteşâbih (benzeşen anlamlı) ve mesânî (hakikatleri tekrarlanan) bir kitap olarak indirdi. dipnot 1 Bu (Kitab)ın etkisiyle Rablerine saygı duyanların tüyleri ürperir. dipnot 2 Sonra hem derileri hem de kalpleri Allah'ın zikrine (Kur'an'a ısınıp) yumuşar. İşte bu (Kitap), Allah'ın, dileyeni (layık gördüğünü) kendisiyle doğru yola ulaştırdığı bir rehberdir. dipnot 3 Allah kimi de saptırırsa (sapkınlığını onaylarsa) artık ona hiçbir yol gösteren olamaz. dipnot 4

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [Müteşâbih], "karşılıklı benzeşen ayetler", [mesânî] ise "konuyu, çiftiyle, zıddıyla, karşıtıyla ele alan" demektir. Kur'an'a ait bu iki sıfat bütünüyle Kur'an mesajında yer almaktadır. Bu iki özellik konuları ortaya koymada uygulanan bir üsluptur.
    2. metne dön, dipnot 2
      Anlaşılmadan okunan metin aslında seslendiriliyor demektir. Benzer mesajlar: Enfâl 8:2; Hacc 22:35.
    3. metne dön, dipnot 3
      Buradaki içerik En'âm 6:88'den farklı olduğu için vahiy ile iletişimde kulun iradesi ön plandadır.
    4. metne dön, dipnot 4
      Yüce Allah'ın saptırdığını, yani sapma kararı verenin bu kararını onayladığı hiç kimsenin artık doğru yola ulaşamayacağıyla ilgili benzer mesajlar: A‘râf 7:186; Ra‘d 13:33; Rûm 30:29; Zümer 39:36; Mü'min 40:33; Şûrâ 42:44, 46; Câsiye 45:23.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah, öğretilerin en güzelini, biri diğerine atıf yaparak tekrarlanan, çift kutuplu bir hitap olarak indirmiştir: (öyle bir hitap ki), Rablerine karşı derin bir saygıyla titreyenlerin ondan dolayı tenleri ürperir; ardından Allah'ı(n sonsuz rahmetini) hatırlayınca kalpleri ve tenleri yatışır. İşte bu Allah'ın hidayetidir: isteyeni bununla doğru yola ulaştırmayı diler. Allah'ın saptırdığı kimse, artık asla yol gösterici bulamaz.

    Muhammed Esed

    Allah, bütün öğretilerin en güzelini, kendi içinde tutarlı, (gerçeğin) her türlü ifadesini çeşitli biçimlerde tekrarlayan bir ilahi kelam şeklinde indirir; (bir ilahi kelam ki) Rablerinden korkanların ondan tüyleri ürperir; (fakat) sonunda Allah'ı(n rahmetini) hatırlayınca kalpleri ve tenleri yumuşar, sakinleşir. İşte Allah'ın rehberliği böyledir: (Doğruya yönelmek) isteyeni bu şekilde doğru yola eriştirir; Allah'ın saptırdığı (kişi) ise, hiçbir yol gösterici bulamaz.

    Ahmed Hulusi

    Allah, sözün en güzelini; müteşabih (benzetme yollu), mesani (aynı cümlede veya kelimede iki ayrı işareti vererek ikili anlatımla) bir bilgiyi (tafsilatlı) indirdi. . . Rablerinden haşyet eden kimselerin Ondan derileri (tüyleri) ürperir. . . Sonra bedeni ve şuuru Allah zikrine yumuşar (kabule müsait hale gelir). . . İşte bu Allah'ın hidayetidir ki onunla dilediğini hakikate erdirir! Allah kimi saptırırsa ona hidayet edecek yoktur.

    Ali Bulaç

    Allah, müteşabih (benzeşmeli), ikişerli bir kitap olarak sözün en güzelini indirdi. Rablerine karşı içleri titreyerek korkanların O'ndan derileri ürperir. Sonra onların derileri ve kalpleri Allah'ın zikrine (karşı) yumuşar yatışır. İşte bu, Allah'ın yol göstermesidir, onunla dilediğini hidayete erdirir. Allah, kimi saptırırsa, artık onun için de bir yol gösterici yoktur.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah sözün en güzelini, birbiriyle uyumlu ve bıkılmadan tekrar tekrar okunan bir kitap olarak indirdi. Rablerinden korkanların, bu Kitab’ın etkisinden tüyleri ürperir, derken hem bedenleri ve hem de gönülleri Allah'ın zikrine ısınıp yumuşar. İşte bu Kitap, Allah'ın, dilediğini kendisiyle doğru yola ilettiği hidayet rehberidir. Allah kimi de saptırırsa artık ona yol gösteren olmaz.

    Ali Rıza Safa

    Allah, sözün -hadisin- en güzelini, birbirine benzeyen ikişerli bir Kitap olarak indirmiştir. dipnot 395 Efendilerine derin saygı duyanların, Ondan, tenleri ürperir. Sonra, Allah'ı hatırlayınca, tenleri ve yürekleri yumuşar. İşte bu, Allah'ın yol gösterişidir; Onunla, dilediğini doğru yola eriştirir. Allah, kimi saptırırsa, artık, onun için yol gösteren yoktur.

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 395
      "Birbirine benzeyen ikişerli bir Kitap" tümcesi, büyük olasılıkla, tekrarlanan ayetlere yönelik bir göstergedir. Bu tümce, kimi Kur'an çevirilerinde, "Biri diğerine gönderme yaparak tekrarlanan" veya "Çift kutuplu" veya "Birbirine benzer, iç içe ikili anlamlar ifade eden" veya "İkili anlatımla iki ayrı işareti veren" veya "Bıkmadan defalarca okunan" biçiminde çevrilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah, mana ve lafızları birbiriyle uyumlu ve ikili anlatımlı kitabı, sözlerin en güzeli olarak indirmiştir. Rabblerine saygı duyanlar onu okuyup dinleyince tüyleri ürperir. Sonra bütün benlikleri ve kalpleri Allah'ı anmaya yumuşar. İşte bu kitap, Allah'ın doğru yoludur. Onunla, dileyenleri doğru yola iletir. Allah kimi saptırırsa, artık ona doğru yolu gösterecek hiçbir kimse yoktur.

    Edip Yüksel

    ALLAH en güzel hadisi, tutarlı ve ikişerli bir kitap halinde indirdi. Ondan dolayı Efendi'lerini sayanların tüyleri ürperir. Sonra derileri ve kalpleri ALLAH'ın mesajına karşı yumuşar. Bu, ALLAH'ın yol göstermesidir; dilediğini/dileyeni ona ulaştırır. ALLAH'ın saptırdığı bir kimseye rehber bulunmaz. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Tutarlı diye çevirdiğimiz kelimenin orijinali "müteşabih" olup "benzer, çok anlamlı" demektir (3:7). * Ancak, tüm Kuran için kullanıldığında bu kelime birbirine benzer, yani tutarlı ayetler anlamına gelir. * Kuran'da bazı ayetler çok anlamlıdır (müteşabih) ve Kuran tüm ayetleri birbiriyle tutarlıdır (müteşabih). Müteşabih kelimesinin kendisinin de müteşabih olması ilginç bir güzellik katıyor.Kuran'da hem geçmişte hem daha sonra tecelli eden yani iki bağlamı ve işareti olan birçok ayet mevcuttur. İkişerli (Mesani) olan bir ayet, Benzer (Müteşabih) anlamlı bir ayetten farklı olarak her iki anlamı da geçerlidir. * Örneğin: 63:1; 74:25-37; 78:27-30; 72:19-28; 15:85-89; 83:7-28; 40:26-44; 9:124-127.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH en güzel hadisi, tutarlı ve ikişerli bir kitap halinde indirdi. Rab'lerini sayanların derileri ondan dolayı ürperir. Sonra derileri ve kalpleri ALLAH'ın mesajına karşı yumuşar. Bu, ALLAH'ın yol göstermesidir; dilediğini ve/veya dileyeni ona ulaştırır. ALLAH'ın saptırdığı bir kimseye rehber bulunmaz

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah sözün en güzelini, ikizli (uyumlu ve ahenkli) bir kitap olarak indirdi. Ondan Rablerine saygısı olanların derileri (tüyleri) ürperir. Sonra derileri de kalpleri de Allah'ın zikrine karşı yumuşar; işte bu, Allah'ın rehberidir. Allah onunla dilediğini doğru yola çıkarır. Her kimi de Allah şaşırtırsa, artık ona hidayet edecek yoktur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allah kelamın en güzelini indirdi, ikizli, ahenkli bir kitab, ondan rablarına saygısı olanların derileri örperir, sonra derileri de kalbleri de Allahın zikrine yumşar, o işte Allah rehberidir, Allah onunla dilediğini doğru yola çıkarır, her kimi de Allah şaşırtırsa artık ona hidayet edecek yoktur

    Erhan Aktaş

    Allah, hadisin dipnot 1 en iyisini; muteşabih dipnot 2 , ikişerli dipnot 3 bir kitap halinde indirdi. Ondan, Rabb'lerine karşı içtenlikli saygısı olanların tüyleri ürperir. Ardından da benlikleri ve kalpleri Allah'ın öğüdü ile huzura kavuşur. İşte bu, Allah'ın doğru yolu gösteren kılavuzudur. Onunla hak edeni dipnot 4 doğru yola iletir; Allah, kimi sapkınlıkta bırakırsa, artık ona doğru yolu gösteren bulunamaz.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sözün.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzeşen, benzer, eş anlamlı, birden çok anlamlı, yoruma açık anlamlı, benzetmelerle anlamları açık ve anlaşılır olan, birbirinden güzel anlamlar içeren.
    3. metne dön, dipnot 3
      Anlatılan her konu karşıtı ile birlikte ele alınmaktadır. Örneğin gece gündüz, ödül ceza, iman küfür vb.
    4. metne dön, dipnot 4
      Bkz. 28:56. ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah, hadisin dipnot 1 en iyisini; muteşabih dipnot 2 , ikişerli dipnot 3 bir Kitap halinde indirdi. Ondan, Rabb'lerine karşı içtenlikli saygısı olanların tüyleri ürperir. Ardından da benlikleri ve kalpleri Allah'ın öğüdü ile huzura kavuşur. İşte bu, Allah'ın doğru yolu gösteren kılavuzudur. Onunla hak edeni dipnot 4 doğru yola iletir; Allah, kimi sapkınlıkta bırakırsa, artık ona doğru yolu gösteren bulunamaz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sözün.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzeşen, benzer, eş anlamlı, birden çok anlamlı, yoruma açık anlamlı, benzetmelerle anlamları açık ve anlaşılır olan, birbirinden güzel anlamlar içeren.
    3. metne dön, dipnot 3
      Anlatılan her konu karşıtı ile birlikte ele alınmaktadır. Örneğin gece gündüz, ödül ceza, iman küfür vb.
    4. metne dön, dipnot 4
      Literal olarak dilediğini: Dilediğini demek; hak edeni, doğru yolu bulma çabasında olanı anlamındadır. Allah, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, demektir. Kimin neyi hak ettiğine kararı Allah verir. Ayetteki "Şae" sözcüğü, "dilediğini" anlamının yanı sıra, "şey edeni", "gayret göstereni", "bir şey yapmak isteyeni" anlamına da gelmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, sözün en iyisini; muteşabih dipnot 1 , ikişerli bir Kitap halinde indirdi. Ondan, Rabb'lerine karşı içtenlikli saygısı olanların tüyleri ürperir. Ardından da benlikleri ve kalpleri Allah'ın öğüdü ile huzura kavuşur. İşte bu, Allah'ın doğru yolu gösteren kılavuzudur. Onunla dileyeni doğru yola iletir; Allah, kimi sapkınlıkta bırakırsa, artık onu doğru yola iletici bulunamaz. dipnot 2

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzeşen, benzer, eş anlamlı, birden çok anlamlı, yoruma açık anlamlı, benzetmelerle anlamları açık ve anlaşılır olan, birbirinden güzel anlamlar içeren.
    2. metne dön, dipnot 2
      Tercihlerinden ve yaptıklarından dolayı. Uygun gördüğünü. Yaptığı seçime göre uygun olan karşılığı vererek. Bu terkip; Allah, doğru yola iletilmeyi hak edeni, isteyeni doğru yola iletir; sapkınlıkta kalmayı hak edeni, isteyeni de sapkınlıkta bırakır; sapkınlığı gerektiren şeyler yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, demektir. Hidayet ve dalalet konusu insanın dilemesiyle ilişkilidir. Allah, hiç kimseyi ne zorla hidayete iletir ne de dalalete düşürür. İman ve inkar konusunda sorumluluk bütünüyle insana aittir.

    Gültekin Onan

    Tanrı, müteşabih (benzeşmeli), ikişerli bir kitap olarak sözün en güzelini indirdi. Rablerine karşı içleri titreyerek korkanların O'ndan derileri ürperir. Sonra onların derileri ve kalpleri Tanrı'nın zikrine (karşı) yumuşar yatışır. İşte bu, Tanrı'nın yol göstermesidir, onunla dilediğini hidayete erdirir. Tanrı, kimi saptırırsa, artık onun için de bir yol gösterici yoktur.

    Hasan Basri Çantay

    Allah, kelamının en güzelini — (ayetleri birbiriyle) ahenkdar, katmerli (tıklım büklüm hakıykatleri dolu) bir kitab haalinde — indirmişdir ki Rablerine derin saygı göstermekde olanların ondan derileri ürperir, sonra da hem derileri, hem kalbleri Allahın zikrine (yatışıb) yumuşar, işte bu (kitab) Allahın (gönderdiği) bir rehberdir ki O, kimi dilerse ona bununla hidayet verir. Allah kimi de sapdırırsa artık onun yolunu doğrultucu yokdur.

    İbni Kesir

    Allah, sözün en güzelini; ahenkli, ikişerli bir kitab halinde indirmiştir. Rabblarından korkanların ondan derileri ürperir. Sonra hem derileri hem de kalbleri Allah'ın zikrine karşı yumuşar. Bu, Allah'ın hidayet rehberidir, onunla istediğini hidayete eriştirir. Allah kimi de saptırırsa; ona bir daha yol gösteren bulunmaz.

    Mehmet Alagaş

    (21-31) Görmedin mi Allah semadan suyu indiriyor, Onu da arzdaki kaynaklara yerleştiriyor, sonra ondan onunla çeşitli renkteki zirai ürünler çıkarıyor, sonrasında sarartıyor ve onu kurumuş görüyorsun, sonra da onu da ufalamış yapıyor, işte bunda akıl uluları için hatırlatma vardır. Allah kimin göğsünü teslimiyete açar ise O , Rabbinden bir nur üzerindedir, Allah’ın hatırlatmasından / zikrinden kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun , işte onlar apaçık bir sapma içindedirler. Allah, en güzel anlatıyı , benzetimlerle do natılmış bir kitap olarak indirdi , Rablerinin tedirginliğinden / haşyetinden ciltleri ürperir, sonra kalpleri de ciltleri de Allah’ı hatırlamakla yatışır , işte bu yola girmektir / hidayettir, Allah dilediğini hidayete sokar, Allah kimi de saptırırsa ona artık yola iletilmek yoktur. Kıyamet günü, azabın kötüsünden yüzünü kim sakındırabilir ki? Zalimlere denilir ki kazan mış olduklarınızı tadın! Onlardan öncekiler de yalanladılar, azap onlara farkında olmadıkları taraflardan verildi , Allah onlara dünya hayatında aşağılanmayı tattırdı, ahiret azabı ise daha büyüktür, keşke bilmiş olsalardı. Biz kesinlikle insana bu Kuran’da her türlü örnekten / misalden çarpıcı olarak sunduk , umulur ki hatır layıp anarlar. Çarpıklığı olmayan / Pürüzsüz Arabi bir Kuran, umulur ki sakınırlar. Allah, aralarında tartışma olan ortakların, bir adamı / bir çalışanı olmayı ve bir adama (ortağı olmayan bir adama) tamamen teslim olan adamı örnek verdi / misali çarpıcı olarak sundu, bu iki misal eşit olur mu? (İlkinde birinin en az iki sahibi var, diğerinde ise biri diğerine teslim, ne derse yapıyor, Allah’la olması gerek en ortaksız ilişki böyle olmalı ) Allah’a hamdolsun, bilakis çokları bilmiyorlar. Muhakkak sen öleceksin, kesinlikle onlar da öl ecekler, s onra da sizler mutlaka kıyamet gününde Rabbinizin yanında hasımlaşacaksınız / birbirinizle kavgalı / davalı olacaksınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah, ayetleri birbirine benzeyen ve yer yer tekrar eden kitabı, sözlerin en güzeli olarak indirmiştir. Rablerinden korkanların bu kitaptan tüyleri ürperir, sonra hem derileri ve hem de kalpleri Allah'ın zikrine ısınıp yumuşar. İşte bu kitap Allah'ın hidayetidir. Onunla istediğini doğru yola hidayet eder. Allah kimi de saptırırsa artık ona yol gösteren bulunmaz.

    Süleyman Ateş

    Allah, sözün en güzelini, (Kur'an'ın ayetlerini güzellikte) birbirine benzer, ikişerli bir Kitap halinde indirdi. Rablerinden korkanların, ondan derileri ürperir, sonra derileri ve kalbleri Allah'ın zikrine yumuşar. İşte bu (Kitap) Allah'ın rehberidir. Dilediğini bununla doğru yola iletir. Ama Allah kimi sapıklığında bırakırsa artık ona yol gösteren olmaz.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah, sözlerin en güzelini (Kur'an'ı), dipnot 1 müteşabih mesani /birbirine benzer ikişerli yapıda dipnot 2 bir kitap olarak indirmiştir. Rablerinden çekinenlerin bundan dolayı derileri ürperir, sonra derileri ve kalpleri Allah'ın zikri /kitabı karşısında yumuşar dipnot 3 . İşte bu kitap, Allah'ın rehberidir. O, gereğini yapan dipnot 4 kullarını bu rehberle hidayete erdirir. Allah'ın sapık saydığını yola getirecek kimse yoktur dipnot 5 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      "Birbirine benzeyen" anlamı verilen kelime "müteşabih", "ikişerli yapıda" anlamı verilen kelime ise "mesani"dir. İkişerli yapı, muhkem ve müteşabih ayetlerden oluştuğu için (Al-i İmran 3/7) bu kelimeler, burada, Kur'an'ın özelliğini anlatmaktadır. Allah Teala kitabını, bu yöntemle açıklar (A'raf 7/52, Hud 11/1-2, Fussilet 41/3).
    3. metne dön, dipnot 3
    4. metne dön, dipnot 4
      Şae (شاء) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gerekeni yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html
    5. metne dön, dipnot 5
      Onlar yola gelmeden Allah onları yola gelmiş saymaz (Ra'd 13/27, Kasas 28/56, Şura 42/13).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah sözlerin en güzelini, birbirine benzer, ikişerli (ayetler içeren) bir kitap olarak indirmiştir. Rablerinden korkanların tüylerini ürpertir; sonra onların kalpleri ve vücutları Allah'ın bilgisiyle yumuşar. İşte bu, Allah'ın yoludur. Onu tercih edeni o yola yöneltir. Allah'ın sapık dediğine kimse "Doğru yoldadır" diyemez.

    Şaban Britch

    Allah sözün en güzelini, müteşabih ve (hükümleri, öğütleri, kıssaları...) ikişerli bir kitap olarak indirdi. Rablerinden korkanların derileri ondan ürperir, sonra derileri ve kalpleri Allah'ın zikrine yumuşar. İşte bu Allah’ın hidayetidir. Onunla dilediğine hidayet eder. Allah, kimi de saptırırsa, artık ona bir hidayet edici yoktur.

    Şaban Piriş

    Allah, sözün en güzelini, birbirine benzeterek bir kitap halinde indirmiştir. Rab'lerinden korkanların ondan tüyleri ürperir. Sonra Allah'ın uyarısına derileri ve kalpleri yumuşar. İşte bu Allah'ın rehberidir. Onunla dilediğine yol gösterir. Allah, kimi de sapıklıkta bırakırsa, onun da bir rehberi yoktur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah, sözün en güzelini, birbirine benzer iç içe ikili manalar ifade eden bir Kitap halinde indirmiştir. Rablerinden korkanların ondan derileri ürperir. Sonra da hem derileri hem de kalpleri, Allah'ın Zikri/Kur'an'ı karşısında yumuşar. Bu, Allah'ın kılavuzudur ki, onunla dilediğini/dileyeni hidayete erdirir. Allah'ın saptırdığına gelince, ona kılavuzluk edecek yoktur.

  4. Zümer suresi, 24. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zümer suresi, 24. ayet. أَفَمَن يَتَّقِى بِوَجْهِهِۦ سُوٓءَ ٱلْعَذَابِ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ وَقِيلَ لِلظَّٰلِمِينَ ذُوقُوا۟ مَا كُنتُمْ تَكْسِبُونَ

    Diyanet İşleri

    Kıyamet günü kötü azaba karşı yüzüyle korunan kimse, (o gün) azaptan emin olan kimse gibi midir? Zalimlere, "Kazandıklarınızı tadın" denir.

    Mehmet Okuyan

    Kıyamet gününde yüzünü azabın şiddetinden korumaya çalışan kimse, (güvendeki gibi) midir? Zalimlere "(Dünyadayken) kazandıklarınızı tadın!" denir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ne o! Yoksa Kıyamet Günü azabın en beterinden kendisini yüzüyle korumaya çalışan kimse, (güven içindeki) kimseyle aynı olur mu? Zalimlere (o gün) "Daha önce kazandıklarınızı şimdi tadın bakalım!" denilecek.

    Muhammed Esed

    Kıyamet Günü, (çıplak) bir yüzden başka, (başına gelecek) korkunç azaptan kendisini koruyacak bir şeyi olmayan kimse (Allah'a karşı sorumluluk bilinci duyan kimse gibi) olur mu? (O Gün) zalimlere: "(Hayatta iken) kazandıklarınızı (şimdi) tadın bakalım!" denilecektir.

    Ahmed Hulusi

    Kıyamet sürecinde (başka hiçbir imkanı olmadığı için yalnızca) yüzüyle azabın en kötüsünden korunmaya çalışan kimse mi? Zalimlere: "Kazandıklarınızı tadın!" denilmiştir.

    Ali Bulaç

    Kıyamet günü o kötü azabtan kendini yüzü ile kim koruyabilecek? Ve zalimlere "Kazandığınızı tadın" denmiştir.

    Ali Özek ve heyeti

    Kıyamet gününde yüzünü azabın şiddetinden korumaya çalışan kimse (kendini ondan emin kılan gibi) midir? Zalimlere «Kazandığınızı tadın!» denilir.

    Ali Rıza Safa

    Yeniden Yaratılış Günü'nde, o ağır cezadan, kim kendisini yüzüyle koruyabilir? Ve haksızlık yapanlara, şöyle denilir: "Hak ettiklerinize karşılık, tadın!"

    Bayraktar Bayraklı

    Kıyamet günü kötü azaptan yüzünü korumaya çalışacak kimse, azaptan emin olarak gelenle bir midir? Zalimlere, "Tadın kazandıklarınızı!" denir.

    Edip Yüksel

    Diriliş Gününün azabından yüzünü koruyan kimse gibisi var mıdır? Zalimlere, "Kazandığınızın sonucunu tadın!" denir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Diriliş Gününün azabından yüzünü koruyan kimse gibisi var mıdır? Zalimlere, 'Kazandığınızın sonucunu tadın,' denir

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O halde kıyamet günü zalimlere: "Tadın bakalım kazanıp durduklarınızı!" denilirken yüzü ile o kötü azaptan korunacak kimse ne olur?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O halde Kıyamet günü zalimlere "tadın bakalım kazanıp durduklarınızı" denilirken, o kötü azabı yüzü ile koruyacak kimse ne olur?

    Erhan Aktaş

    O halde kıyamet günü, kendisini kötü azaptan kim koruyabilir? Zalimlere: "Kazandığınızın karşılığını tadın!" denir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O halde Kıyamet Günü, kendisini kötü azaptan kim koruyabilir? Zalimlere: "Kazandığınızın karşılığını tadın!" denir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O halde Kıyamet Günü, kendisini kötü azaptan kim koruyabilir? Zalimlere: "Kazandığınızın karşılığını tadın!" denir.

    Gültekin Onan

    Kıyamet günü o kötü azabtan kendini yüzü ile kim koruyabilecek? Ve zalimlere "kazandığınızı tadın" denmiştir.

    Hasan Basri Çantay

    (Bu halde) zaalimlere "Ne kazanıyor idiyseniz (cezasını) tadın" denilirken kıyamet günü yüzünü o feci azabdan kim koruyacak?

    İbni Kesir

    Zalimlere: Kazandıklarınızın karşılığını tadın, denilirken kıyamet günü yüzünü azabın kötüsünden kim koruyacak?

    Mehmet Alagaş

    (21-31) Görmedin mi Allah semadan suyu indiriyor, Onu da arzdaki kaynaklara yerleştiriyor, sonra ondan onunla çeşitli renkteki zirai ürünler çıkarıyor, sonrasında sarartıyor ve onu kurumuş görüyorsun, sonra da onu da ufalamış yapıyor, işte bunda akıl uluları için hatırlatma vardır. Allah kimin göğsünü teslimiyete açar ise O , Rabbinden bir nur üzerindedir, Allah’ın hatırlatmasından / zikrinden kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun , işte onlar apaçık bir sapma içindedirler. Allah, en güzel anlatıyı , benzetimlerle do natılmış bir kitap olarak indirdi , Rablerinin tedirginliğinden / haşyetinden ciltleri ürperir, sonra kalpleri de ciltleri de Allah’ı hatırlamakla yatışır , işte bu yola girmektir / hidayettir, Allah dilediğini hidayete sokar, Allah kimi de saptırırsa ona artık yola iletilmek yoktur. Kıyamet günü, azabın kötüsünden yüzünü kim sakındırabilir ki? Zalimlere denilir ki kazan mış olduklarınızı tadın! Onlardan öncekiler de yalanladılar, azap onlara farkında olmadıkları taraflardan verildi , Allah onlara dünya hayatında aşağılanmayı tattırdı, ahiret azabı ise daha büyüktür, keşke bilmiş olsalardı. Biz kesinlikle insana bu Kuran’da her türlü örnekten / misalden çarpıcı olarak sunduk , umulur ki hatır layıp anarlar. Çarpıklığı olmayan / Pürüzsüz Arabi bir Kuran, umulur ki sakınırlar. Allah, aralarında tartışma olan ortakların, bir adamı / bir çalışanı olmayı ve bir adama (ortağı olmayan bir adama) tamamen teslim olan adamı örnek verdi / misali çarpıcı olarak sundu, bu iki misal eşit olur mu? (İlkinde birinin en az iki sahibi var, diğerinde ise biri diğerine teslim, ne derse yapıyor, Allah’la olması gerek en ortaksız ilişki böyle olmalı ) Allah’a hamdolsun, bilakis çokları bilmiyorlar. Muhakkak sen öleceksin, kesinlikle onlar da öl ecekler, s onra da sizler mutlaka kıyamet gününde Rabbinizin yanında hasımlaşacaksınız / birbirinizle kavgalı / davalı olacaksınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kıyamet günü azabın en kötüsünden yüzünü korumaya çalışan kimse(nin durumu) ne olur? Zalimlere: "Kazanmakta olduklarınızı tadın!" denir.

    Süleyman Ateş

    Kıyamet günü, (elleri bağlı olduğu için) yüzüyle o en kötü azabdan korunmağa çalışan (ile güven içinde bulunan bir olur) mu? (O gün) Zalimlere: "Kazandığınız(ın tadın)ı tadın!" denmiştir.

    Süleymaniye Vakfı

    Kıyamet /mezardan kalkış günü yüzünü o kötü azaptan koruyan kişi, (yanlışlar içinde olan kişi) gibi midir? Yanlışlar içinde olanlara şöyle denecektir: "Kazandığınız şeyin tadına varın bakalım! dipnot 1 "

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yanlış yola girenlere, (mezardan) kalkış günü "Kazancınızın tadına varın!" denince, kim kendini o azabın sıkıntısından koruyabilir?

    Şaban Britch

    Kıyamet günü, yüzünü kötü azaptan korumaya çalışan kimse (ile cennete olan kimse bir olur mu?) Zalimlere "Kazandığınızı tadın!" denilir.

    Şaban Piriş

    Kıyamet günü, yüzünü kötü azaptan koruyan kimse mi; "Kazanmış olduklarınızın azabını tadın!" denilen zalimler mi?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Zalimlere, "kazanmış olduğunuzu tadın!" denildiğinde, kıyamet günü o kötü azaptan yüzünü kim koruyabilir?

  5. Zümer suresi, 25. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zümer suresi, 25. ayet. كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ فَأَتَىٰهُمُ ٱلْعَذَابُ مِنْ حَيْثُ لَا يَشْعُرُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlardan öncekiler de yalanladılar ve azap kendilerine farkına varamadıkları bir yerden geldi.

    Mehmet Okuyan

    Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı ve bilemeyecekleri bir yerden onlara azap gelmişti.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlardan öncekiler de hakikati yalanlamışlardı; bunun üzerine, nereden geldiğini anlayamadıkları azap onları bulmuştu.

    Muhammed Esed

    Onlardan öncekiler (de) hakikati yalanlamışlardı; bunun üzerine başlarına nereden geldiğini anlamadıkları bir bela gelmişti:

    Ahmed Hulusi

    Onlardan öncekiler yalanladı da bu yüzden azap onlara fark etmedikleri bir yerden geldi.

    Ali Bulaç

    Onlardan öncekiler de yalanladı; böylece azab onlara hiç şuurunda olmadıkları bir yerden gelip çattı.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlardan öncekiler (peygamberleri) yalanladılar da farkına varmadıkları bir yerden onlara azap çattı.

    Ali Rıza Safa

    Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Sonunda, beklemedikleri bir yerden ceza geldi.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı da, onlara farkına varmadıkları bir yerden azap çattı.

    Edip Yüksel

    Onlardan öncekiler de yalanladılar ve ceza, onların beklemedikleri bir yerden gelmişti.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlardan öncekiler de yalanladılar ve ceza, onların beklemedikleri bir yerden gelmişti.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlardan öncekiler de yalanladılar; yalanladılar da kendilerine hatırlarına gelmeyen yönden azap geliverdi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onlardan evvelkileri tekzib ettiler, ettiler de kendilerine hatırlarına gelmez cihetten azab geliverdi

    Erhan Aktaş

    Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı da kendilerine hiç beklemedikleri yerden azap geldi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı da kendilerine hiç beklemedikleri yerden azap geldi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı da kendilerine hiç beklemedikleri yerden azap geldi.

    Gültekin Onan

    Onlardan öncekiler de yalanladı; böylece azab onlara hiç şuurunda olmadıkları bir yerden gelip çattı.

    Hasan Basri Çantay

    Onlardan evvelkiler de (peygamberlerini) tekzib etdiler de hatırlarına gelmeyecek bir cihetden kendilerine azab gelib çatıverdi.

    İbni Kesir

    Onlardan öncekiler de peygamberleri yalanlamışlardı da hiç farkında olmadıkları bir yönden azab kendilerine çatıvermişti.

    Mehmet Alagaş

    (21-31) Görmedin mi Allah semadan suyu indiriyor, Onu da arzdaki kaynaklara yerleştiriyor, sonra ondan onunla çeşitli renkteki zirai ürünler çıkarıyor, sonrasında sarartıyor ve onu kurumuş görüyorsun, sonra da onu da ufalamış yapıyor, işte bunda akıl uluları için hatırlatma vardır. Allah kimin göğsünü teslimiyete açar ise O , Rabbinden bir nur üzerindedir, Allah’ın hatırlatmasından / zikrinden kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun , işte onlar apaçık bir sapma içindedirler. Allah, en güzel anlatıyı , benzetimlerle do natılmış bir kitap olarak indirdi , Rablerinin tedirginliğinden / haşyetinden ciltleri ürperir, sonra kalpleri de ciltleri de Allah’ı hatırlamakla yatışır , işte bu yola girmektir / hidayettir, Allah dilediğini hidayete sokar, Allah kimi de saptırırsa ona artık yola iletilmek yoktur. Kıyamet günü, azabın kötüsünden yüzünü kim sakındırabilir ki? Zalimlere denilir ki kazan mış olduklarınızı tadın! Onlardan öncekiler de yalanladılar, azap onlara farkında olmadıkları taraflardan verildi , Allah onlara dünya hayatında aşağılanmayı tattırdı, ahiret azabı ise daha büyüktür, keşke bilmiş olsalardı. Biz kesinlikle insana bu Kuran’da her türlü örnekten / misalden çarpıcı olarak sunduk , umulur ki hatır layıp anarlar. Çarpıklığı olmayan / Pürüzsüz Arabi bir Kuran, umulur ki sakınırlar. Allah, aralarında tartışma olan ortakların, bir adamı / bir çalışanı olmayı ve bir adama (ortağı olmayan bir adama) tamamen teslim olan adamı örnek verdi / misali çarpıcı olarak sundu, bu iki misal eşit olur mu? (İlkinde birinin en az iki sahibi var, diğerinde ise biri diğerine teslim, ne derse yapıyor, Allah’la olması gerek en ortaksız ilişki böyle olmalı ) Allah’a hamdolsun, bilakis çokları bilmiyorlar. Muhakkak sen öleceksin, kesinlikle onlar da öl ecekler, s onra da sizler mutlaka kıyamet gününde Rabbinizin yanında hasımlaşacaksınız / birbirinizle kavgalı / davalı olacaksınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı da hiç farkında olmadıkları bir yerden azap onlara geliverdi.

    Süleyman Ateş

    Onlardan öncekiler de yalanladılar, bundan dolayı hiç farkına varmadıkları bir yönden onlara azab geldi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlardan öncekiler yalana sarılmışlardı da ummadıkları yerden kendilerine azap gelip çatıvermişti.

    Şaban Britch

    Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı da hiç farkında olmadıkları bir yerden azap onlara geliverdi.

    Şaban Piriş

    Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı da hiç farkında olmadıkları bir yerden azap onlara geliverdi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlardan öncekiler de yalanlamıştı. Fakat azap kendilerine, hiç farkında olmadıkları bir yerden geldi.

  6. Zümer suresi, 26. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zümer suresi, 26. ayet. فَأَذَاقَهُمُ ٱللَّهُ ٱلْخِزْىَ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَلَعَذَابُ ٱلْـَٔاخِرَةِ أَكْبَرُ لَوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    Böylece Allah dünya hayatında onlara zilleti tattırdı. Elbette ki ahiret azabı daha büyüktür. Keşke bilselerdi!

    Mehmet Okuyan

    Allah dünya hayatında onlara rezilliği tattırdı. Ahiret azabı ise elbette çok daha büyüktür. Keşke bilselerdi!

    Mustafa İslamoğlu

    Sonunda Allah onlara bu dünyada onursuzluğu tattırdı: ama ahiret azabı elbet daha beterdi; keşke bunu olsun bilselerdi.

    Muhammed Esed

    Ve Allah böylece onlara bu dünyada (da) rezilliği ve perişanlığı tattırmıştı. Ama (günahkarların) öteki dünyadaki azapları daha büyük olacaktır; (şimdi hakikati inkar edenler) keşke bunu bilseler!

    Ahmed Hulusi

    Allah, onlara dünya hayatında rezilliği tattırdı. Sonsuz geleceğin azabı ise elbette Ekber'dir! Eğer bilselerdi!

    Ali Bulaç

    Artık Allah, onlara dünya hayatında 'horluğu ve aşağılanmayı' taddırdı. Eğer bilmiş olsalardı, ahiretin azabı gerçekten daha büyüktür.

    Ali Özek ve heyeti

    Bu suretle Allah, dünya hayatında onlara rezilliği tattırdı. Ahiret azabı daha büyüktür. Keşke bunu bilselerdi!

    Ali Rıza Safa

    Allah, dünya yaşamında aşağılanmayı onlara tattırdı. Sonsuz yaşam cezası ise kesinlikle daha büyüktür; keşke bilselerdi!

    Bayraktar Bayraklı

    Allah onlara dünya hayatında bir rüsvaylık tattırmıştı. Andolsun ki ahiretin azabı daha büyüktür; keşke bilselerdi!

    Edip Yüksel

    ALLAH onlara dünya hayatında rezilliği tattırdı. Ahiret cezası ise daha büyüktür. Bir bilselerdi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH onlara dünya hayatında rezilliği tattırdı. Ahiret cezası ise daha büyüktür. Bir bilselerdi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Geliverdi de Allah onlara dünya hayatında zilleti tattırdı. Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür. Keşke bilselerdi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Geliverdi de Allah onlara Dünya hayatta zilleti tattırdı ve elbette Ahıret azabı daha büyüktür velakin bilselerdi

    Erhan Aktaş

    Allah, onlara dünya hayatında zilleti tattırdı. Ahiret azabı elbette daha büyüktür. Keşke bilmiş olsalardı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah, onlara dünya hayatında zilleti tattırdı. Ahiret azabı elbette daha büyüktür. Keşke bilmiş olsalardı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, onlara dünya hayatında zilleti tattırdı. Ahiret azabı elbette daha büyüktür. Keşke bilmiş olsalardı.

    Gültekin Onan

    Artık Tanrı, onlara dünya hayatında 'horluğu ve aşağılanmayı' tattırdı. Eğer bilmiş olsalardı, ahiretin azabı gerçekten daha büyüktür.

    Hasan Basri Çantay

    Bu suretle Allah dünya hayatında onlara rüsvaylığı tatdırdı. Ahiret azabı ise, elbet daha büyükdür. Eğer (bunu) bilselerdi...

    İbni Kesir

    Allah, dünya hayatında onlara rüsvaylığı tattırdı. Ahiret azabı ise daha büyüktür. Keşki bilselerdi.

    Mehmet Alagaş

    (21-31) Görmedin mi Allah semadan suyu indiriyor, Onu da arzdaki kaynaklara yerleştiriyor, sonra ondan onunla çeşitli renkteki zirai ürünler çıkarıyor, sonrasında sarartıyor ve onu kurumuş görüyorsun, sonra da onu da ufalamış yapıyor, işte bunda akıl uluları için hatırlatma vardır. Allah kimin göğsünü teslimiyete açar ise O , Rabbinden bir nur üzerindedir, Allah’ın hatırlatmasından / zikrinden kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun , işte onlar apaçık bir sapma içindedirler. Allah, en güzel anlatıyı , benzetimlerle do natılmış bir kitap olarak indirdi , Rablerinin tedirginliğinden / haşyetinden ciltleri ürperir, sonra kalpleri de ciltleri de Allah’ı hatırlamakla yatışır , işte bu yola girmektir / hidayettir, Allah dilediğini hidayete sokar, Allah kimi de saptırırsa ona artık yola iletilmek yoktur. Kıyamet günü, azabın kötüsünden yüzünü kim sakındırabilir ki? Zalimlere denilir ki kazan mış olduklarınızı tadın! Onlardan öncekiler de yalanladılar, azap onlara farkında olmadıkları taraflardan verildi , Allah onlara dünya hayatında aşağılanmayı tattırdı, ahiret azabı ise daha büyüktür, keşke bilmiş olsalardı. Biz kesinlikle insana bu Kuran’da her türlü örnekten / misalden çarpıcı olarak sunduk , umulur ki hatır layıp anarlar. Çarpıklığı olmayan / Pürüzsüz Arabi bir Kuran, umulur ki sakınırlar. Allah, aralarında tartışma olan ortakların, bir adamı / bir çalışanı olmayı ve bir adama (ortağı olmayan bir adama) tamamen teslim olan adamı örnek verdi / misali çarpıcı olarak sundu, bu iki misal eşit olur mu? (İlkinde birinin en az iki sahibi var, diğerinde ise biri diğerine teslim, ne derse yapıyor, Allah’la olması gerek en ortaksız ilişki böyle olmalı ) Allah’a hamdolsun, bilakis çokları bilmiyorlar. Muhakkak sen öleceksin, kesinlikle onlar da öl ecekler, s onra da sizler mutlaka kıyamet gününde Rabbinizin yanında hasımlaşacaksınız / birbirinizle kavgalı / davalı olacaksınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah, onlara dünya hayatında da rezilliği tattırdı. Ahiret azabı ise çok daha büyüktür. Keşke bunu bilselerdi.

    Süleyman Ateş

    Allah, dünya hayatında onlara rezillik taddırdı. Ahiret azabı ise daha büyüktür, keşke bilselerdi!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Böylece Allah onlara, dünyada itibarsızlığı tattırdı. Ahiretteki azapları elbette daha büyük olacaktır. Keşke bunu bilselerdi.

    Şaban Britch

    Allah, onlara dünya hayatında da rezilliği tattırdı. Ahiret azabı ise çok daha büyüktür. Keşke bunu bilselerdi!

    Şaban Piriş

    Allah, onlara dünya hayatında da rezilliği tattırdı. Ahirette de daha büyük azap vardır. Eğer bilselerdi...

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah; onlara dünyada rezilliği tattırdı. Ahiretin azabı ise elbette daha büyüktür. Bir bilselerdi!...

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.