Zümer suresi · 27–35. ayetler

Kur'an'daki örnekler ve ortaklar meseli

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Zümer suresi, 27. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zümer suresi, 27. ayet. وَلَقَدْ ضَرَبْنَا لِلنَّاسِ فِى هَٰذَا ٱلْقُرْءَانِ مِن كُلِّ مَثَلٍ لَّعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, öğüt alsınlar diye biz bu Kur'an'da insanlar için her türlü misali verdik.

    Mustafa İslamoğlu

    Doğrusu Biz bu ilahi mesajda (hakikati), belki düşünüp ibret alırlar diye insanlara her türlü dolaylı anlatım tarzını kullanarak aktardık;

    Muhammed Esed

    İşte Biz, bu Kuran'da üzerinde düşünsünler diye insanların önüne her türlü örnek olayı koyduk;

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki şu Kuran'da insanlar için her türlü misali kullandık. . . Belki tezekkür ederler (unutmuş oldukları hakikatlerini hatırlayıp) üzerinde derin düşünürler diye!

    Ali Bulaç

    Andolsun, biz bu Kur'an'da, belki öğüt alıp düşünürler diye, insanlar için her bir örnekten verdik.

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun ki biz, öğüt alsınlar diye, bu Kur'an’da insanlara her türlü misali verdik.

    Ali Rıza Safa

    Üstelik gerçek şu ki, bu Kur'an'da, insanlar için her türlü örneği, değişik biçimlerde anlattık; belki öğüt alırlar diye. dipnot 396

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 396
      Bu ayet, 17:41, 17:89, 18:54 ve 30:58 ayetlerinde benzer sözcüklerle tekrarlanır.

    Bayraktar Bayraklı

    Biz bu Kur'an'da insanlara, öğüt alsınlar diye her türlü örneği verdik.

    Edip Yüksel

    Biz bu Kuran'da, insanlara, her türlü örneği verdik ki öğüt alsınlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz bu Kuran'da, insanlara, her türlü örneği verdik ki öğüt alsınlar

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yemin ederim ki, bu Kur'an'da insanlar için her türlüsünden temsil getirdik. Gerek ki iyi düşünsünler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yemin ederim ki bu Kur'anda insanlar için her türlüsünden temsil getirdik, gerek ki iyi düşünsünler

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki Kur'an'da insanlar için her konudan örnekler verdik. Umulur ki böylece öğüt alırlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun ki Kur'an'da insanlar için her konudan örnekler verdik. Umulur ki böylece öğüt alırlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki Kur'an'da insanlar için her konudan örnekler verdik. Umulur ki böylece öğüt alırlar.

    Gültekin Onan

    Andolsun, biz bu Kuran'da, belki öğüt alıp düşünürler diye, insanlar için her bir örnekten verdik.

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun ki biz bu Kur'anda insanlar için, nasıyhat kabul etsinler diye, her misalden (örnekler) gösterdik.

    İbni Kesir

    Andolsun ki; Biz, bu Kur'an'da insanlara her çeşit misali verdik. Belki öğüt alırlar.

    Mehmet Alagaş

    (21-31) Görmedin mi Allah semadan suyu indiriyor, Onu da arzdaki kaynaklara yerleştiriyor, sonra ondan onunla çeşitli renkteki zirai ürünler çıkarıyor, sonrasında sarartıyor ve onu kurumuş görüyorsun, sonra da onu da ufalamış yapıyor, işte bunda akıl uluları için hatırlatma vardır. Allah kimin göğsünü teslimiyete açar ise O , Rabbinden bir nur üzerindedir, Allah’ın hatırlatmasından / zikrinden kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun , işte onlar apaçık bir sapma içindedirler. Allah, en güzel anlatıyı , benzetimlerle do natılmış bir kitap olarak indirdi , Rablerinin tedirginliğinden / haşyetinden ciltleri ürperir, sonra kalpleri de ciltleri de Allah’ı hatırlamakla yatışır , işte bu yola girmektir / hidayettir, Allah dilediğini hidayete sokar, Allah kimi de saptırırsa ona artık yola iletilmek yoktur. Kıyamet günü, azabın kötüsünden yüzünü kim sakındırabilir ki? Zalimlere denilir ki kazan mış olduklarınızı tadın! Onlardan öncekiler de yalanladılar, azap onlara farkında olmadıkları taraflardan verildi , Allah onlara dünya hayatında aşağılanmayı tattırdı, ahiret azabı ise daha büyüktür, keşke bilmiş olsalardı. Biz kesinlikle insana bu Kuran’da her türlü örnekten / misalden çarpıcı olarak sunduk , umulur ki hatır layıp anarlar. Çarpıklığı olmayan / Pürüzsüz Arabi bir Kuran, umulur ki sakınırlar. Allah, aralarında tartışma olan ortakların, bir adamı / bir çalışanı olmayı ve bir adama (ortağı olmayan bir adama) tamamen teslim olan adamı örnek verdi / misali çarpıcı olarak sundu, bu iki misal eşit olur mu? (İlkinde birinin en az iki sahibi var, diğerinde ise biri diğerine teslim, ne derse yapıyor, Allah’la olması gerek en ortaksız ilişki böyle olmalı ) Allah’a hamdolsun, bilakis çokları bilmiyorlar. Muhakkak sen öleceksin, kesinlikle onlar da öl ecekler, s onra da sizler mutlaka kıyamet gününde Rabbinizin yanında hasımlaşacaksınız / birbirinizle kavgalı / davalı olacaksınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Andolsun biz, belki öğüt alırlar diye bu Kur'an'da insanlara her türlü misali verdik.

    Süleyman Ateş

    Andolsun biz, bu Kur'an'da insanlara, öğüt almaları için her temsili anlattık.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biz bu Kur'an'da insanlar için her konuyu örnekledik ki akıllarını başlarına toplasınlar.

    Şaban Britch

    Biz bu Kur’an’da, insanlar için, düşünsünler diye her türlü misali verdik.

    Şaban Piriş

    Biz bu Kur'an'da, insanlar için, düşünsünler diye her türlü misali verdik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Andolsun, biz bu Kur'an'da insanlara her türden örnekler verdik ki düşünüp öğüt alabilsinler.

  2. Zümer suresi, 28. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zümer suresi, 28. ayet. قُرْءَانًا عَرَبِيًّا غَيْرَ ذِى عِوَجٍ لَّعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ

    Diyanet İşleri

    Biz onu, Allah'a karşı gelmekten sakınsınlar diye hiçbir eğriliği bulunmayan Arapça bir Kur'an olarak indirdik.

    Mehmet Okuyan

    Takvâlı (duyarlı) olsunlar diye, pürüzsüz dipnot 1 Arapça bir Kur'an dipnot 2 olarak (indirdik).

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Kehf 18:1.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kur'an'da 11 kez geçen [‘arabiyy] kelimesi Kur'an'ın "Arapça lisana sahip" ilâhî bir mesaj olduğunu, ayrıca "açık ve anlaşılır" bir yapıya sahip kılındığını ifade etmektedir. Ayetler için bkz. Yûsuf 12:2; Ra‘d 13:37; Nahl 16:103; Tâhâ 20:113; Şu‘arâ 26:195; Zümer 39:28; Fussilet 41:3, 44; Şûrâ 42:7; Zuhruf 43:3; Ahkâf 46:12.

    Mustafa İslamoğlu

    (ve onu) hiçbir çarpıklığa meydan bırakmadan Arapça bir hitap olarak (indirdik): belki sorumluluklarını idrak ederler.

    Muhammed Esed

    ve onu bütün çapraşıklık ve eğriliklerden uzak Arapça bir hitabe olarak (vahyettik ki,) Allah'a karşı sorumluluklarının bilincine varsınlar.

    Ahmed Hulusi

    Pürüzsüz, net Arapça bir Kur'an olarak (vahyettik). . . Belki (anlayıp) korunurlar diye.

    Ali Bulaç

    Çarpıklığı olmayan Arapça bir Kur'an'dır (bu). Umulur ki sakınırlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Korunsunlar diye, pürüzsüz Arapça bir Kur'an indirdik.

    Ali Rıza Safa

    Tutarsızlık bulunmayan, çok kolay anlaşılacak Kur'an; belki sorumluluk bilincine erişirler diye.

    Bayraktar Bayraklı

    Sakınsınlar diye, onu pürüzsüz Arapça bir Kur'an olarak indirdik.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Arapça, pürüzsüz bir Kuran, belki erdemli olurlar

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Pürüzsüz Arapça bir Kur'an olarak gerek ki korunsunlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir Kur'an ki pürüzsüz bir arabi, gerek ki korunsunlar

    Erhan Aktaş

    Kusursuz, Arapça bir Kur'an'dır. Umulur ki takva sahibi olurlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kusursuz, Arapça bir Kur'an'dır. Umulur ki takva sahibi olurlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kusursuz, Arapça bir Kur'an'dır. Umulur ki takva dipnot 1 sahibi olurlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Korunma; Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye almak.

    Gültekin Onan

    Çarpıklığı olmayan Arapça bir Kuran'dır (bu). Umulur ki sakınırlar.

    Hasan Basri Çantay

    (Onu her türlü) tenakuz ve ihtilaf dan azade, dosdoğru, Arabca bir Kur'an olarak (indirdik). Taki (küfürden) sakınsınlar.

    İbni Kesir

    Eğriliği bulunmayan arabça bir Kur'an'dır. Belki sakınırlar.

    Mehmet Alagaş

    (21-31) Görmedin mi Allah semadan suyu indiriyor, Onu da arzdaki kaynaklara yerleştiriyor, sonra ondan onunla çeşitli renkteki zirai ürünler çıkarıyor, sonrasında sarartıyor ve onu kurumuş görüyorsun, sonra da onu da ufalamış yapıyor, işte bunda akıl uluları için hatırlatma vardır. Allah kimin göğsünü teslimiyete açar ise O , Rabbinden bir nur üzerindedir, Allah’ın hatırlatmasından / zikrinden kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun , işte onlar apaçık bir sapma içindedirler. Allah, en güzel anlatıyı , benzetimlerle do natılmış bir kitap olarak indirdi , Rablerinin tedirginliğinden / haşyetinden ciltleri ürperir, sonra kalpleri de ciltleri de Allah’ı hatırlamakla yatışır , işte bu yola girmektir / hidayettir, Allah dilediğini hidayete sokar, Allah kimi de saptırırsa ona artık yola iletilmek yoktur. Kıyamet günü, azabın kötüsünden yüzünü kim sakındırabilir ki? Zalimlere denilir ki kazan mış olduklarınızı tadın! Onlardan öncekiler de yalanladılar, azap onlara farkında olmadıkları taraflardan verildi , Allah onlara dünya hayatında aşağılanmayı tattırdı, ahiret azabı ise daha büyüktür, keşke bilmiş olsalardı. Biz kesinlikle insana bu Kuran’da her türlü örnekten / misalden çarpıcı olarak sunduk , umulur ki hatır layıp anarlar. Çarpıklığı olmayan / Pürüzsüz Arabi bir Kuran, umulur ki sakınırlar. Allah, aralarında tartışma olan ortakların, bir adamı / bir çalışanı olmayı ve bir adama (ortağı olmayan bir adama) tamamen teslim olan adamı örnek verdi / misali çarpıcı olarak sundu, bu iki misal eşit olur mu? (İlkinde birinin en az iki sahibi var, diğerinde ise biri diğerine teslim, ne derse yapıyor, Allah’la olması gerek en ortaksız ilişki böyle olmalı ) Allah’a hamdolsun, bilakis çokları bilmiyorlar. Muhakkak sen öleceksin, kesinlikle onlar da öl ecekler, s onra da sizler mutlaka kıyamet gününde Rabbinizin yanında hasımlaşacaksınız / birbirinizle kavgalı / davalı olacaksınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sakınıp takvalı olsunlar diye hiçbir eğriliği bulunmayan Arapça bir Kur'an. (indirdik)

    Süleyman Ateş

    Korunanlar için bunu, pürüzsüz Arapça bir Kur'an olarak (indirdik).

    Süleymaniye Vakfı

    (Örnekleri), içinde bir eğrilik dipnot 1 olmayan Arapça kur'anlar /ayet kümeleri dipnot 2 halinde verdik, belki yanlışlardan sakınırlar.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Eğrilik anlamı verdiğimiz İvec (عوج), çok dikkat edilmedikçe anlaşılamayacak olan eğriliktir (Müfredat). Doğruya çok yakın görünecek şekilde anlamda yapılan çarpıtmalar, böyle eğriliklerdir. Kur'an'da herhangi bir ivec yoktur (Kehf 18/1); ancak insanlar Kur'an'a uymak yerine Kur'an'ı kendilerine uydurmak için anlamı çarpıtabilir yani ivec yapabilirler.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kur'an, karae (قرأ) fiilinin mastarı olan kur (القُرْء) veya kar (القَرْء)'dan türetilmiştir; anlamı, toplama ve birleştirmedir. Mastar olarak kullanıldığı gibi bütünlük ve küme anlamında isim olarak da kullanılır. Allah'ın kitabına Kur'an denmesi, bütün sureleri toplayıp bir araya getirmesi sebebiyledir (Lisanu'l-Arab). Arapçada Kur'an (قُرْآنً)'ın çoğulu olmadığından tekil için de çoğul için de kullanılır. Bu sebeple kur'an (قُرْآن) kelimesine, bağlamına göre, kur'anlar diye de anlam verilebilir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Konuları örneklerken) Yanıltıcı olmayan dipnot 1 ve Arapça ayetler kümesi dipnot 2 halinde verdik ki kendilerini koruyabilsinler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an, kendisi yanıltıcı olmayan, yanlış anlaşıldığında birbiriyle ilişkili ayetler kümesinin yardımıyla fark edilmesini sağlayacak şekilde Arapça bir Kitap olarak, Allah tarafından düzenlenmiştir (Bkz: Al-i İmran 3/7)
    2. metne dön, dipnot 2
      Arapça "Kur'an" kelimesi, küme, kümeleşme anlamına gelir. Bkz. İsra 17/78.

    Şaban Britch

    Sakınıp, takvalı olsunlar diye, hiçbir eğriliği bulunmayan Arapça bir Kur'an olarak (indirdik).

    Şaban Piriş

    Korunsunlar diye, hiçbir eğriliği olmayan Arapça bir okuyuşla.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bunu, eğri büğrüsü olmayan Arapça bir Kur'an olarak indirdik ki, korunup sakınabilsinler.

  3. Zümer suresi, 29. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zümer suresi, 29. ayet. ضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلًا رَّجُلًا فِيهِ شُرَكَآءُ مُتَشَٰكِسُونَ وَرَجُلًا سَلَمًا لِّرَجُلٍ هَلْ يَسْتَوِيَانِ مَثَلًا ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    Allah, birbiriyle çekişen ortak sahipleri bulunan bir (köle) adam ile yalnızca bir kişiye ait olan bir (köle) adamı örnek verdi. Bu iki adamın durumu hiç, bir olur mu? Hamd Allah'a mahsustur. Hayır, onların çoğu bilmiyorlar.

    Mehmet Okuyan

    Allah çekişip duran birçok ortağın sahip olduğu bir adam ile yalnız bir kişiye bağlı olan bir adamı örnek olarak veriyor. Bu ikisi eşit midir? Hamd (övgü) Allah içindir. Fakat onların çoğu bilmezler.

    Mustafa İslamoğlu

    (Bu bapta) Allah size hepsi birbirine rakip bir çok ortağın emri altında bulunan bir adamla, sadece bir kişiye bağlı bir adamın durumunu misal gösterir: bu ikisinin durumu eşit midir? Allah'a hamd olsun ki hayır, ama onların çoğu bunu kavramaktan bile acizdirler.

    Muhammed Esed

    (Bu amaçla,) Allah size bir örnek olay anlatmaktadır: Tümü birbiriyle ihtilaflı birçok ortağı olan kimsenin emrindeki adam ile tamamen bir kişiye bağlı bulunan adam(ın hikayesi); içinde bulundukları şartlar açısından bu iki adam eşit olabilir mi? (Hayır,) bütün övgüler (yalnız) Allah'a mahsustur; fakat çoğu bunu anlamaz.

    Ahmed Hulusi

    Allah bir misal verdi: Birbiriyle sorunlu ortaklara hizmet veren adam ile sadece bir adama teslim adam. . . Bu ikisinin şartları eşit olur mu? El Hamdu Lillah! Hayır, onların çoğunluğu bilmezler!

    Ali Bulaç

    Allah (ortak koşanlar için) bir örnek verdi: Kendisi hakkında uyumsuz ve geçimsiz bulunan, sahipleri de çok ortaklı olan (köle) bir adam ile yalnızca bir kişiye teslim olmuş bir adam. Bu ikisinin durumu bir olur mu? Hamd, Allah'ındır. Hayır onların çoğu bilmiyorlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah, çekişip duran birçok ortakların sahip olduğu bir adam (köle) ile yalnız bir kişiye bağlı olan bir adamı misal olarak verir. Bu ikisi eşit midir? Hamd Allah'a mahsustur. Fakat onların çoğu bilmezler.

    Ali Rıza Safa

    Allah, bir örnek veriyor: Birbiriyle geçinemeyen ortaklara bağlı bir adamla, yalnızca bir kişiye bağlı bir adam; bu ikisinin durumu aynı olur mu? Allah'a övgüler olsun! Hayır, onların çoğu bilmez.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah, geçimsiz efendileri olan bir adamla, yalnızca bir kişiye bağlı bir adamı örnek olarak verir. Bu ikisinin durumu eşit midir? Övgü Allah'a mahsustur. Fakat onların çoğu bilmezler.

    Edip Yüksel

    ALLAH, çelişen ortaklara sahip bir adam ile bir tek kişiye bağlı olan adamın örneğini verir. Bu ikisinin durumu hiç eşit olur mu? Övgü ALLAH'adır. Ancak çokları bilmez. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Sadece Allah'a kul olan bir kişiyle, evliya, sahabeler, mezhep imamları, müçtehitler, alimler, şeyhler, Hadis kitapları, mezhep kitapları gibi çelişen ortaklara tabi olan bir kişi bir olur mu?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH, çelişen ortaklara sahip bir adam ile bir tek kişiye bağlı olan adamın örneğini verir. Bu ikisinin durumu hiç eşit olur mu? Övgü ALLAH'adır. Ancak çokları bilmez.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah şöyle bir misal vermiştir: Bir adam (köle) ki, bir takım ortakları var. Hırçın hırçın çekiştirip duruyorlar. Bir de selametle (yalnız) bir kişiye ait bir adam (köle) var. Hiç bu ikisinin durumu bir olur mu? Hamd Allah'ındır, fakat pek çokları bilmezler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allah şunu bir mesel yapmıştır: bir adam, onda bir takım ortaklar var, hırçın hırçın çekiştirip duruyorlar, bir adam da selametle bir adamın, hiç bu ikisinin hal-ü şanı bir olur mu? Hamd Allahındır, fakat pek çokları bilmezler

    Erhan Aktaş

    Allah, aralarında anlaşamayan birkaç ortağa bağlı bir kimse ile tek bir kişiye bağlı bir kimseyi örnek verdi: Bu iki kimsenin durumu hiçbir olur mu? Övgü yalnızca Allah'a özgüdür. Ama çokları bilmiyorlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah, aralarında anlaşamayan birkaç ortağa bağlı bir kimse ile tek bir kişiye bağlı bir kimseyi örnek verdi: Bu iki kimsenin durumu hiçbir olur mu? Övgü yalnızca Allah'a özgüdür. Ama çokları bilmiyorlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, aralarında anlaşamayan birkaç ortağa bağlı bir kimse ile tek bir kişiye bağlı bir kimseyi örnek verdi: Bu iki kimsenin durumu hiç bir olur mu? Övgü yalnızca Allah'a özgüdür. Ama çokları bilmiyorlar.

    Gültekin Onan

    Tanrı (ortak koşanlar için) bir örnek verdi: Kendisi hakkında uyumsuz ve geçimsiz bulunan, sahipleri de çok ortaklı olan (köle) bir adam ile yalnızca bir kişiye teslim olmuş bir adam. Bu ikisinin durumu bir olur mu? Hamd, Tanrı'nındır. Hayır onların çoğu bilmiyorlar.

    Hasan Basri Çantay

    Kendisinde, birbirine sertlik ve geçimsizlik gösteren (bir çok) ortaklar (ın hakkı) bulunan bir adamla (bir köle ile) yalınız bir kişinin adamı (kölesi) olan diğer birini Allah (müşrikle müvahhid hakkında) bir misal olarak irad etmişdir. Bu ikisinin haali bir olur mu? (Bütün) hamd Allaha mahsusdur. Fakat onların çoğu bilmezler.

    İbni Kesir

    Allah, bir misal verir: Bir adamın, huysuz ve birbirleriyle ortak birkaç efendisi var. Bir adamın da tek bir efendisi var. Bu ikisi bir olur mu hiç? Hamd; Allah'a mahsustur; ama onların çoğu bilmezler.

    Mehmet Alagaş

    (21-31) Görmedin mi Allah semadan suyu indiriyor, Onu da arzdaki kaynaklara yerleştiriyor, sonra ondan onunla çeşitli renkteki zirai ürünler çıkarıyor, sonrasında sarartıyor ve onu kurumuş görüyorsun, sonra da onu da ufalamış yapıyor, işte bunda akıl uluları için hatırlatma vardır. Allah kimin göğsünü teslimiyete açar ise O , Rabbinden bir nur üzerindedir, Allah’ın hatırlatmasından / zikrinden kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun , işte onlar apaçık bir sapma içindedirler. Allah, en güzel anlatıyı , benzetimlerle do natılmış bir kitap olarak indirdi , Rablerinin tedirginliğinden / haşyetinden ciltleri ürperir, sonra kalpleri de ciltleri de Allah’ı hatırlamakla yatışır , işte bu yola girmektir / hidayettir, Allah dilediğini hidayete sokar, Allah kimi de saptırırsa ona artık yola iletilmek yoktur. Kıyamet günü, azabın kötüsünden yüzünü kim sakındırabilir ki? Zalimlere denilir ki kazan mış olduklarınızı tadın! Onlardan öncekiler de yalanladılar, azap onlara farkında olmadıkları taraflardan verildi , Allah onlara dünya hayatında aşağılanmayı tattırdı, ahiret azabı ise daha büyüktür, keşke bilmiş olsalardı. Biz kesinlikle insana bu Kuran’da her türlü örnekten / misalden çarpıcı olarak sunduk , umulur ki hatır layıp anarlar. Çarpıklığı olmayan / Pürüzsüz Arabi bir Kuran, umulur ki sakınırlar. Allah, aralarında tartışma olan ortakların, bir adamı / bir çalışanı olmayı ve bir adama (ortağı olmayan bir adama) tamamen teslim olan adamı örnek verdi / misali çarpıcı olarak sundu, bu iki misal eşit olur mu? (İlkinde birinin en az iki sahibi var, diğerinde ise biri diğerine teslim, ne derse yapıyor, Allah’la olması gerek en ortaksız ilişki böyle olmalı ) Allah’a hamdolsun, bilakis çokları bilmiyorlar. Muhakkak sen öleceksin, kesinlikle onlar da öl ecekler, s onra da sizler mutlaka kıyamet gününde Rabbinizin yanında hasımlaşacaksınız / birbirinizle kavgalı / davalı olacaksınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah, birbiriyle çekişen bir çok ortağa bağlı olan bir adamla, yalnız bir kişiye bağlı bir adamı örnek olarak vermiştir. Bu ikisinin durumu eşit midir? Hamt, Allah’a mahsustur. Fakat onların çoğu bilmezler.

    Süleyman Ateş

    Allah, (ortak koşanla tek Allah'a inananın durumunu anlatmak için) şöyle bir misal verdi: Birbiriyle çekişen ortaklara bağlı olan bir adam (yani köle) ile yalnız bir kişiye bağlı olan bir adam. Şimdi bu ikisinin durumu bir olur mu? Hamd yalnız Allah'a mahsustur, fakat çokları (yalnız Allah'a tapılacağını) bilmiyorlar.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah, birbiriyle zıtlaşıp duran birkaç ortağın emri altındaki adam ile tek bir kişiye bağlı olan adamı örnek veriyor. Hiç bu ikisinin durumu aynı olur mu? Her şeyi mükemmel yapmak Allah'a özgüdür fakat onların çoğu bunu bilmez dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nahl 16/75-76, Rum 30/28. Bu konu İncil'de de şöyle örneklendirilir: "Hiç kimse iki efendiye kulluk edemez. Ya birinden nefret edip öbürünü sever ya da birine bağlanıp öbürünü hor görür. Siz hem Tanrı'ya hem de paraya kulluk edemezsiniz." (
      Matta 6:24 — Yeni Ahit, Matta; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Matta 6:24

      “Hiç kimse iki efendiye kulluk edemez. Ya birinden nefret edip öbürünü sever, ya da birine bağlanıp öbürünü hor görür. Siz hem Tanrıya, hem de paraya kulluk edemezsiniz.”

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      )

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Şimdi Allah bir örnek veriyor: Birbiriyle uyumsuz bir kaç amirin emrindeki kişi ile güvenilir bir tek amirin emrindeki kişinin durumu aynı olur mu? Her şeyi güzel yapmak Allah'a mahsustur ama çoğu bunu bilmez.

    Şaban Britch

    Allah, birbiriyle geçinemeyen bir çok ortağa bağlı olan bir adamla, yalnız bir kişiye has/bağlı bir adamı örnek olarak vermiştir. Bu ikisinin durumu eşit midir? Hamd, Allah’a mahsustur. Fakat onların çoğu bilmezler.

    Şaban Piriş

    Allah, birbiriyle geçinemeyen bir çok ortağa bağlı olan bir adamla, yalnız bir kişiye teslim olmuş bir adamı örnek olarak vermiştir. Bu ikisinin durumu eşit midir? Hamd, Allah'a mahsustur, fakat onların çoğu bilmezler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah; hakkında birbiriyle didişen ortakların bulunduğu bir adamla, bir tek ere teslim olan bir adamı örnek verdi. Örnek olarak bu ikisi eşit olur mu? Hamd, yalnız Allah'adır. Ama onların çokları bilmiyorlar.

  4. Zümer suresi, 30. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zümer suresi, 30. ayet. إِنَّكَ مَيِّتٌ وَإِنَّهُم مَّيِّتُونَ

    Diyanet İşleri

    (Ey Muhammed!) Şüphesiz sen öleceksin ve şüphesiz onlar da öleceklerdir.

    Mustafa İslamoğlu

    Şüphesiz sen de öleceksin, onlar da ölecekler:

    Muhammed Esed

    (Ey Muhammed,) şüphesiz sen ölümü tadacaksın ve şüphesiz onlar da ölüp gidecek:

    Ahmed Hulusi

    Kesinlikle sen ölümü tadacaksın ve muhakkak ki onlar da ölümü tadacaklar!

    Ali Bulaç

    Gerçek şu ki, sen de öleceksin, onlar da öleceklerdir.

    Ali Özek ve heyeti

    Muhakkak sen de öleceksin, onlar da ölecekler.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, sen öleceksin. Kuşkusuz, onlar da ölecekler.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz, sen de öleceksin, onlar da ölecekler.

    Edip Yüksel

    Sen öleceksin, onlar da ölecekler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sen öleceksin, onlar da ölecekler

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sen elbette öleceksin, onlar da elbette öleceklerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Elbet sen öleceksin ve elbet onlar da ölecekler

    Erhan Aktaş

    Kuşkusuz sen ölümlüsün, kuşkusuz onlar da ölümlüdürler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kuşkusuz sen ölümlüsün, kuşkusuz onlar da ölümlüdürler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kuşkusuz sen ölümlüsün, kuşkusuz onlar da ölümlüdürler.

    Gültekin Onan

    Gerçek şu ki, sen de öleceksin, onlar da öleceklerdir.

    Hasan Basri Çantay

    Muhakkak sen de öleceksin (Habibim), onlar da elbet ölecekler.

    İbni Kesir

    Şüphesiz sen de öleceksin, onlar da ölecekler.

    Mehmet Alagaş

    (21-31) Görmedin mi Allah semadan suyu indiriyor, Onu da arzdaki kaynaklara yerleştiriyor, sonra ondan onunla çeşitli renkteki zirai ürünler çıkarıyor, sonrasında sarartıyor ve onu kurumuş görüyorsun, sonra da onu da ufalamış yapıyor, işte bunda akıl uluları için hatırlatma vardır. Allah kimin göğsünü teslimiyete açar ise O , Rabbinden bir nur üzerindedir, Allah’ın hatırlatmasından / zikrinden kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun , işte onlar apaçık bir sapma içindedirler. Allah, en güzel anlatıyı , benzetimlerle do natılmış bir kitap olarak indirdi , Rablerinin tedirginliğinden / haşyetinden ciltleri ürperir, sonra kalpleri de ciltleri de Allah’ı hatırlamakla yatışır , işte bu yola girmektir / hidayettir, Allah dilediğini hidayete sokar, Allah kimi de saptırırsa ona artık yola iletilmek yoktur. Kıyamet günü, azabın kötüsünden yüzünü kim sakındırabilir ki? Zalimlere denilir ki kazan mış olduklarınızı tadın! Onlardan öncekiler de yalanladılar, azap onlara farkında olmadıkları taraflardan verildi , Allah onlara dünya hayatında aşağılanmayı tattırdı, ahiret azabı ise daha büyüktür, keşke bilmiş olsalardı. Biz kesinlikle insana bu Kuran’da her türlü örnekten / misalden çarpıcı olarak sunduk , umulur ki hatır layıp anarlar. Çarpıklığı olmayan / Pürüzsüz Arabi bir Kuran, umulur ki sakınırlar. Allah, aralarında tartışma olan ortakların, bir adamı / bir çalışanı olmayı ve bir adama (ortağı olmayan bir adama) tamamen teslim olan adamı örnek verdi / misali çarpıcı olarak sundu, bu iki misal eşit olur mu? (İlkinde birinin en az iki sahibi var, diğerinde ise biri diğerine teslim, ne derse yapıyor, Allah’la olması gerek en ortaksız ilişki böyle olmalı ) Allah’a hamdolsun, bilakis çokları bilmiyorlar. Muhakkak sen öleceksin, kesinlikle onlar da öl ecekler, s onra da sizler mutlaka kıyamet gününde Rabbinizin yanında hasımlaşacaksınız / birbirinizle kavgalı / davalı olacaksınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Ey Muhammed!) Şüphesiz sen öleceksin ve şüphesiz onlar da ölecekler.

    Süleyman Ateş

    Sen de öleceksin, onlar da ölecekler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sen öleceksin, onlar da ölecekler.

    Şaban Britch

    Elbet sen de öleceksin, onlar da ölecekler.

    Şaban Piriş

    Elbet sen de öleceksin, onlar da ölecekler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hiç kuşkusuz sen de öleceksin, onlar da ölecekler.

  5. Zümer suresi, 31. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zümer suresi, 31. ayet. ثُمَّ إِنَّكُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ عِندَ رَبِّكُمْ تَخْتَصِمُونَ

    Diyanet İşleri

    Sonra şüphesiz siz kıyamet günü Rabbinizin huzurunda muhakeme edileceksiniz.

    Mehmet Okuyan

    Sonra şüphesiz kıyamet günü Rabbinizin huzurunda davalaşacaksınız.

    Mustafa İslamoğlu

    En sonunda sizler Kıyamet Günü Rabbinizin huzurunda hesaplaşacaksınız.

    Muhammed Esed

    ve sonra Kıyamet Günü hepiniz anlaşmazlıklarınızı Allah'ın önüne koyacaksınız.

    Ahmed Hulusi

    Sonra, muhakkak ki siz, kıyamet sürecinde Rabbinizin indinde karşılaştırılacaksınız.

    Ali Bulaç

    Sonra şüphesiz sizler, kıyamet günü Rabbinizin huzurunda davalaşacaksınız.

    Ali Özek ve heyeti

    Sonra şüphesiz, siz de kıyamet günü, Rabbinizin huzurunda muhakeme olacaksınız.

    Ali Rıza Safa

    Sonra, kuşkusuz, Yeniden Yaratılış Günü'nde, Efendinizin karşısında davalı ve davacı olacaksınız.

    Bayraktar Bayraklı

    Sonra sizler, kıyamet günü, Rabbinizin huzurunda kesinlikle birbirinizi dava edeceksiniz.

    Edip Yüksel

    Sonra Diriliş Günü, Efendinizin huzurunda duruşmaya çıkacaksınız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sonra Diriliş Günü, Rabbinizin huzurunda duruşmaya çıkacaksınız

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra siz muhakkak Rabbinizin huzurunda birbirinizden davacı olmak üzere duruşacaksınız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra siz muhakkak rabbınızın huzurunda muhakemeye duruşacaksınız

    Erhan Aktaş

    Sonra kıyamet günü hepiniz Rabb'inizin huzurunda davalaşacaksınız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sonra Kıyamet Günü hepiniz Rabb'inizin huzurunda davalaşacaksınız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra Kıyamet Günü hepiniz Rabb'inizin huzurunda birbirinizden davalı ve davacı olacaksınız.

    Gültekin Onan

    Sonra şüphesiz sizler, kıyamet günü rabbinizin huzurunda davalaşacaksınız.

    Hasan Basri Çantay

    Sonra (ey insanlar), şübhesiz, siz de Rabbinizin huzuurunda muhaakemeye durulacaksınız.

    İbni Kesir

    Sonra siz, kıyamet günü Rabbınızın huzurunda duruşmaya çıkacaksınız.

    Mehmet Alagaş

    (21-31) Görmedin mi Allah semadan suyu indiriyor, Onu da arzdaki kaynaklara yerleştiriyor, sonra ondan onunla çeşitli renkteki zirai ürünler çıkarıyor, sonrasında sarartıyor ve onu kurumuş görüyorsun, sonra da onu da ufalamış yapıyor, işte bunda akıl uluları için hatırlatma vardır. Allah kimin göğsünü teslimiyete açar ise O , Rabbinden bir nur üzerindedir, Allah’ın hatırlatmasından / zikrinden kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun , işte onlar apaçık bir sapma içindedirler. Allah, en güzel anlatıyı , benzetimlerle do natılmış bir kitap olarak indirdi , Rablerinin tedirginliğinden / haşyetinden ciltleri ürperir, sonra kalpleri de ciltleri de Allah’ı hatırlamakla yatışır , işte bu yola girmektir / hidayettir, Allah dilediğini hidayete sokar, Allah kimi de saptırırsa ona artık yola iletilmek yoktur. Kıyamet günü, azabın kötüsünden yüzünü kim sakındırabilir ki? Zalimlere denilir ki kazan mış olduklarınızı tadın! Onlardan öncekiler de yalanladılar, azap onlara farkında olmadıkları taraflardan verildi , Allah onlara dünya hayatında aşağılanmayı tattırdı, ahiret azabı ise daha büyüktür, keşke bilmiş olsalardı. Biz kesinlikle insana bu Kuran’da her türlü örnekten / misalden çarpıcı olarak sunduk , umulur ki hatır layıp anarlar. Çarpıklığı olmayan / Pürüzsüz Arabi bir Kuran, umulur ki sakınırlar. Allah, aralarında tartışma olan ortakların, bir adamı / bir çalışanı olmayı ve bir adama (ortağı olmayan bir adama) tamamen teslim olan adamı örnek verdi / misali çarpıcı olarak sundu, bu iki misal eşit olur mu? (İlkinde birinin en az iki sahibi var, diğerinde ise biri diğerine teslim, ne derse yapıyor, Allah’la olması gerek en ortaksız ilişki böyle olmalı ) Allah’a hamdolsun, bilakis çokları bilmiyorlar. Muhakkak sen öleceksin, kesinlikle onlar da öl ecekler, s onra da sizler mutlaka kıyamet gününde Rabbinizin yanında hasımlaşacaksınız / birbirinizle kavgalı / davalı olacaksınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sonra siz kıyamet günü Rabbinizin huzurunda davalaşacaksınız.

    Süleyman Ateş

    Sonra siz, kıyamet günü, Rabbinizin divanında davalaşacaksınız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra (mezardan) kalkış günü hepiniz, Rabbinizin huzurunda birbirinizden davacı olacaksınız.

    Şaban Britch

    Sonra siz kıyamet günü Rabbinizin huzurunda mahkeme olunacaksınız.

    Şaban Piriş

    Sonra siz kıyamet günü Rabbinizin huzurunda mahkeme olunacaksınız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sonra siz, kıyamet günü Rabbinizin huzurunda davalaşacaksınız.

  6. Zümer suresi, 32. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zümer suresi, 32. ayet. فَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن كَذَبَ عَلَى ٱللَّهِ وَكَذَّبَ بِٱلصِّدْقِ إِذْ جَآءَهُۥٓ أَلَيْسَ فِى جَهَنَّمَ مَثْوًى لِّلْكَٰفِرِينَ

    Diyanet İşleri

    Kim, Allah'a karşı yalan uyduran ve kendisine geldiğinde, doğruyu (Kur'an'ı) yalanlayandan daha zalimdir? Cehennemde kafirler için kalacak bir yer mi yok!?

    Mehmet Okuyan

    Allah'a yalan uyduran ve kendisine gelen gerçeği (Kur'an'ı) yalanlayandan daha zalim kim olabilir ki! dipnot 1 Kâfirler için cehennemde yer mi yok!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Doğruyu söylemek "adalet", yalan söylemek ise "zulüm"dür. Kim Yüce Allah hakkında yalan konuşursa, O'na iftira etmiş demektir. Yalanın en büyüğü Yüce Allah'a atılandır. İşte Rabbimiz bu hususa dikkat çekmekte, kendisine yalan iftira edenleri en zalimler olarak tanıtmaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah hakkında yalan söyleyen ve ayağına kadar geldiği halde gerçeği yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Hiç inkarda ısrar edenler için cehennemde yer bulunmaz mı?

    Muhammed Esed

    Allah hakkında yalan uydurandan ve önüne konulan gerçeği yalanlayandan daha zalim kim vardır? Cehennem, hakikati inkar edenler için (en uygun) yer değil midir?

    Ahmed Hulusi

    Allah üzerine yalan söyleyen ve kendisine geldiğinde varlığındaki gerçeği yalanlayandan daha zalim kimdir? Hakikat bilgisini inkar edenler için, yaşayacakları ortam cehennemde değil midir?

    Ali Bulaç

    Allah'a karşı yalan söyleyenden ve kendisine geldiğinde doğruyu (Kur'an'ı) yalanlayandan daha zalim kimdir? Kafirler için cehennemde bir konaklama yeri mi yok?

    Ali Özek ve heyeti

    Allah'a karşı yalan uyduran, kendisine gelen gerçeği (Kur'an’ı) yalan sayandan daha zalim kimdir? Kâfirlerin yeri cehennemde değil mi?

    Ali Rıza Safa

    Öyleyse Allah hakkında yalanlar söyleyerek iftira eden ve kendisine gelen doğruyu yalanlayandan, daha aşırı, kim haksızlık yapabilir? Nankörlük edenler için cehennemde yer mi yok?

    Bayraktar Bayraklı

    Allah hakkında yalan uydurandan ve önüne konulan gerçeği yalanlayandan daha zalim kimdir? Cehennem, kafirler için uygun yer değil midir?

    Edip Yüksel

    ALLAH'a karşı yalan uydurandan ve kendisine gerçek geldiğinde onu yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Kafirler için cehennemde bir yer yok mu?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'a karşı yalan uydurandan ve kendisine gerçek geldiğinde onu yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Kafirler için cehennemde bir yer yok mu?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah'a karşı yalan söyleyen ve doğruyu da kendisine geldiği vakit yalanlayan kimseden daha zalim (haksız) kim olabilir? Kafirlerin yeri cehennemde değil midir?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Artık o kimseden daha zalim (daha haksız) kim olabilir ki Allah üzerine yalan söylemiş, doğruyu da kendisine geldiği vakıt tekzib eylemiştir, Cehennemde değil midir mevkıi kafirlerin

    Erhan Aktaş

    Öyleyse, Allah adına yalan uyduran ve kendisine gelen doğruyu yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Kafirlerin yeri Cehennem'de değil mi?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Öyleyse, Allah adına yalan uyduran ve kendisine gelen doğruyu yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Kafirlerin[1] yeri Cehennem'de değil mi?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Öyleyse, Allah adına yalan uyduran ve kendisine gelen doğruyu yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Gerçeği yalanlayan nankörlerin yeri Cehennem'de değil mi?

    Gültekin Onan

    Tanrı'ya karşı yalan söyleyenden ve kendisine geldiğinde doğruyu (Kuran'ı) yalanlayandan daha zalim kimdir? Kafirler için cehennemde bir konaklama yeri mi yok?

    Hasan Basri Çantay

    (Böyle iken) Allaha karşı yalan söyleyenden, sıdk (-u hakıykat) ı — o, kendisine gelir gelmez — tekzib edenden daha zaalim kimdir? Kafirler için cehennemde bir karargah mı yokdur?!

    İbni Kesir

    Allah'a karşı yalan söyleyenden ve kendisine gelmiş olan gerçeği yalan sayandan daha zalim kimdir? Kafirler için cehennemde bir karargah olmaz olur mu?

    Mehmet Alagaş

    (32-40) Allah’a yalan atandan ve o / kuran kendisine geldiğinde kalpten tasdik ederek yalanlayandan daha zalim kim olabilir ki? Cehennem de kafirlere yer mi kalmadı ki? Sözüne bağlılıkla / sadakatle gelen ve onu onaylayan / tasdik eden, işte onlar sakınanlardır. Onlara Rableri yanında istedikleri vardır , işte bu güzel davrananların / ihsanda bulunanların karşılığıdır. Allah onların yaptıklarının / amellerinin en kötü lerini örtecek (kefaret edecek) onları yapıyor olduklarının daha güzeli ile ecirlendirecek / mükafatlandıracak. Kullarına Allah yeterli değil midir? / kâfi değil midir? Seni O’nun dışındakilerle / Allah’ın dışındakilerle korkutuyorlar! Kimi Allah saptırırsa, ona yola girmek yoktur / hidayet yoktur. Allah kimi de yola yönlendirmişse artık onu da saptıracak yoktur. Allah saygıdeğer ve öcünüalan/ intikam sahibi değil midir? (Yaptığının acısını aynen tattıran) Eğer onlara semaları ve arzı kim yarattı diye sorsan? diyecekler ki Allah, eğer Allah bana bir zarar dilerse / murad ederse, onlar onun zararını kaldırabilecekler mi? Ya da bana bir rahmet murad ederse, onlar, Onun rahmetini tutacaklar mı? (Rahmetin bana gelmesini engelleyebilecekler mi?) De ki Allah bana yeter, vekil tayin edenler / mütevekkiller, O’na sorumluluğu bırakırlar / tevekkül ederler. De ki ey kavmim! mekanlarınızda çalışın bende çalışıyorum, kime onu rezil edecek azap geleceğini ve kimin üzerine daimî azabın serbest bırakılacağını (Helal: serbest bırakılan) nasıl olsa ilerde bileceksiniz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah’a karşı yalan uyduran veya kendisine hak gelince onu yalanlayan kimseden daha zalim kim olabilir? Kâfirler için Cehennem'de barınacak yer mi yok?

    Süleyman Ateş

    Allah hakkında yalan uydurandan ve kendisine gelen doğruyu yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Cehennemde kafirler için bir yer yok mudur?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'a karşı yalan söyleyen ve doğrular kendine geldiğinde yalana sarılandan daha büyük yanlışı kim yapar? Ayetleri görmezlikten gelenler (kafirler) için Cehennemde yer mi yok?

    Şaban Britch

    Allah hakkında yalan söyleyen ve kendisine gelen doğruyu yalanlayandan daha zalim kim vardır? Küfre sapanlar için Cehennem'de bir sığınma yeri mi yok?

    Şaban Piriş

    Allah hakkında yalan söyleyen ve kendisine gelen doğruyu yalanlayandan daha zalim kim vardır? Cehennemde kafirler için yer mi yok?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah hakkında yalan düzenden ve kendisine gelen doğruyu yalanlayandan daha zalim kim vardır? Cehennemde kafirler için bir barınak yok mu?

  7. Zümer suresi, 33. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zümer suresi, 33. ayet. وَٱلَّذِى جَآءَ بِٱلصِّدْقِ وَصَدَّقَ بِهِۦٓ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُتَّقُونَ

    Diyanet İşleri

    Dosdoğru Kur'an'ı getiren ile onu tasdik edenler var ya, işte onlar Allah'a karşı gelmekten sakınanlardır.

    Mehmet Okuyan

    Gerçeği getiren ve onu doğrulayan(lar) var ya, işte muttakîler (duyarlı olanlar) sadece bunlardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ama doğruluğun tarafında yer alan ve hakikati tüm kalbiyle tasdik eden kimselere gelince: işte sorumluluklarını idrak eden onlardır.

    Muhammed Esed

    Ama hakikati getiren ve onu bütün kalpleriyle tasdik edenler; işte onlar Allah'a karşı sorumluluklarının (tam) bilincinde olanlardır!

    Ahmed Hulusi

    Sıdkı (Allah kulu olunduğu ve bedende hilafet hakikatinin yaşandığı gerçeğini) getiren ve Onu tasdik edene (Hz. Ebu Bekir) gelince, işte onlar Mütteki'lerin ta kendileridir!

    Ali Bulaç

    Doğruyu getiren ve doğrulayanlara gelince; işte onlar muttaki (takva sahibi) olanlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Doğruyu getiren ve onu tasdik edenler var ya, işte kötülükten sakınanlar onlardır.

    Ali Rıza Safa

    Doğruyu getirenler ve onu doğrulayanlar; sorumluluk bilinci taşıyanlar, işte onlardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Ama, hakikati getiren ve onu bütün kalbiyle tasdik edenler var ya; işte,takva sahipleri onlardır.

    Edip Yüksel

    Gerçeği getiren ve onu doğrulayana gelince, işte onlar erdemlilerdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gerçeği getiren ve onu doğrulayana gelince, işte onlar erdemlilerdir

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Doğruyu getiren ve onu tasdik edenlere gelince, işte onlar, Allah'tan korkanlardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Doğruyu getiren ve onu tasdık eden ise işte onlar korunan müttekıyler

    Erhan Aktaş

    Doğruyu getirenler ve onu doğrulayanlar, işte onlar takva sahibidirler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Doğruyu getirenler ve onu doğrulayanlar, işte onlar takva sahibidirler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafir, örten demektir. Gerçeğin üzerini örten, nankörlük eden, vahye inanmayan, güvenmeyen ve kabul etmeyen; Allah'ı ve vahyi reddeden kimse. Küfr, İman'ın, emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır.

    Gültekin Onan

    Doğruyu getiren ve doğrulayanlara gelince; işte onlar muttaki olanlardır.

    Hasan Basri Çantay

    Sıdk (-u hakıykat) ı getirene ve onu tasdıyk edenlere (mü'minlere) gelince: İşte onlar takvaye erenlerin ta kendileridir.

    İbni Kesir

    Doğruyu getiren ve onu tasdik edenler; işte onlar muttakilerdir.

    Mehmet Alagaş

    (32-40) Allah’a yalan atandan ve o / kuran kendisine geldiğinde kalpten tasdik ederek yalanlayandan daha zalim kim olabilir ki? Cehennem de kafirlere yer mi kalmadı ki? Sözüne bağlılıkla / sadakatle gelen ve onu onaylayan / tasdik eden, işte onlar sakınanlardır. Onlara Rableri yanında istedikleri vardır , işte bu güzel davrananların / ihsanda bulunanların karşılığıdır. Allah onların yaptıklarının / amellerinin en kötü lerini örtecek (kefaret edecek) onları yapıyor olduklarının daha güzeli ile ecirlendirecek / mükafatlandıracak. Kullarına Allah yeterli değil midir? / kâfi değil midir? Seni O’nun dışındakilerle / Allah’ın dışındakilerle korkutuyorlar! Kimi Allah saptırırsa, ona yola girmek yoktur / hidayet yoktur. Allah kimi de yola yönlendirmişse artık onu da saptıracak yoktur. Allah saygıdeğer ve öcünüalan/ intikam sahibi değil midir? (Yaptığının acısını aynen tattıran) Eğer onlara semaları ve arzı kim yarattı diye sorsan? diyecekler ki Allah, eğer Allah bana bir zarar dilerse / murad ederse, onlar onun zararını kaldırabilecekler mi? Ya da bana bir rahmet murad ederse, onlar, Onun rahmetini tutacaklar mı? (Rahmetin bana gelmesini engelleyebilecekler mi?) De ki Allah bana yeter, vekil tayin edenler / mütevekkiller, O’na sorumluluğu bırakırlar / tevekkül ederler. De ki ey kavmim! mekanlarınızda çalışın bende çalışıyorum, kime onu rezil edecek azap geleceğini ve kimin üzerine daimî azabın serbest bırakılacağını (Helal: serbest bırakılan) nasıl olsa ilerde bileceksiniz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Doğruyu getiren ve doğrulayanlar (var ya), işte onlar takva sahibi olanlardır.

    Süleyman Ateş

    Doğruyu getirene ve onu doğrulayanlara gelince: İşte korunanlar onlardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Doğruları getiren ve onu kabul edenler, kendini koruyanlardır.

    Şaban Britch

    Doğruyu getiren ve onu tasdik edenler ise, işte onlar muttakilerdir.

    Şaban Piriş

    Doğru'yu getiren ve onu tasdik edenler ise, işte onlar korunanlardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Doğruyu getirene ve onu tasdikleyene gelince, işte böyleleri, korunanların ta kendileridir.

  8. Zümer suresi, 34. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zümer suresi, 34. ayet. لَهُم مَّا يَشَآءُونَ عِندَ رَبِّهِمْ ذَٰلِكَ جَزَآءُ ٱلْمُحْسِنِينَ

    Diyanet İşleri

    Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. İşte bu, iyilik yapanların mükafatıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Arzuladıkları her şey Rableri katında onları beklemektedir: Bu da iyi davrananların ödülüdür.

    Muhammed Esed

    Özledikleri her şey onları Rablerinin katında beklemektedir: Bu, iyilik yapanlar için bir mükafat olacaktır.

    Ahmed Hulusi

    Onlar için Rablerinin indinde diledikleri her şey vardır! İşte bu muhsinlerin (Allah'a görürcesine kulluk etmekte olanların) cezasıdır!

    Ali Bulaç

    Rableri katında dileyecekleri her şey onlarındır. İşte bu, ihsanda bulunanların ödülüdür.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar için Rableri yanında diledikleri her şey vardır. İşte bu, iyilik edenlerin mükâfatıdır.

    Ali Rıza Safa

    Efendilerinin katında, diledikleri her şey onlar içindir. İyilerin ödülü, işte budur.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar için Rabbleri katında diledikleri her şey vardır. İşte bu, iyilik edenlerin ödülüdür.

    Edip Yüksel

    Onlar için Efendi'leri katında diledikleri her şey vardır. İyi davrananların ödülü böyledir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar için Rab'leri katında diledikleri herşey vardır. İyi davrananların ödülü böyledir

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlara, Rablerinin katında ne dilerlerse vardır. işte O, güzel davrananların mükafatıdır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onlara rablarının ındinde ne dilerlerse var, o işte muhsinlerin cezası

    Erhan Aktaş

    Onlar için Rabb'leri yanında diledikleri her şey vardır. İşte budur muhsin dipnot 1 olanların karşılığı.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İyi kimse, iyi işler yapan, iyi davranmayı ilke edinen, güzel ahlak sahibi olan.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar için Rabbleri yanında diledikleri her şey vardır. İşte budur muhsin dipnot 1 olanların karşılığı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İyi kimse, iyi işler yapan, iyi davranmayı ilke edinen, güzel ahlak sahibi olan.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar için Rabb'leri yanında diledikleri her şey vardır. İşte budur muhsin dipnot 1 olanların karşılığı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İyi kimse, iyi işler yapan, iyi davranmayı ilke edinen, güzel ahlak sahibi olan.

    Gültekin Onan

    Rableri katında dileyecekleri her şey onlarındır. İşte bu, ihsanda bulunanların ödülüdür.

    Hasan Basri Çantay

    Rableri nezdinde dileyecekleri şeyler onlarındır. İşte bu, iyi hareket edenlerin mükafatıdır.

    İbni Kesir

    Rabbları katında diledikleri her şey, onlarındır. Bu, ihsan edenlerin mükafatıdır.

    Mehmet Alagaş

    (1, 2, 5, 6, 7, 34) Kitap, saygıdeğerdir / aziz ve hâkim Allah’tan indirilmedir, biz sana kitabı gerçek olarak indirdik, Allah’a katışıksız olarak / halis olarak ibadet et, din O’nundur, Dikkat et! katışıksız / halis din Allah’ındır, O’nun dışındakileri dost edinenler, biz Allah’a yaklaştırsın diye onlara ibadet ediyoruz derler , Allah, aralarında ihtilaf ettikleri / ayrılığa düştükleri konuda hükmünü verecektir, Allah yalanlayanı, yok sayanı / kafiri yola iletmez. Allah evlat edinmeyi isteseydi / murad etseydi, yarattıklarından herhangi bir şeyi seçerdi (evlat edinirdi). O üstündür / süphandır, O Allah ki, kahreden tektir, semaları ve yeri gerçek olarak yaratmıştır , gündüze geceyi sarmalıyor, geceye de gündüzü sarmalıyor , güneşi ve ayı da emre amade kılıyor, her şey belirli bir süreye doğru akar, Dikkat et! O azizdir, bağışlayandır, sizleri tek bir kişiden yaratandır, sonra ondan eşini yarattı ve sizlere sekiz çift nimetler i indirdi, sizleri üç adet karanlık yarama aşamasından sonra annelerinizin karnında yaratan O’dur, işte sizin Rabbiniz böyledir , egemenlik / mülkiyet O’nundur, O’dan başka İlah yoktur, nasıl oluyor da savruluyorsunuz. Eğer ki küfrederseniz, Allah sizlerden müstağnidir / sizlere ihtiyacı yoktur , kullarının yok saylamalarından / kafir olmalarından hoşnut olmaz / razı gelmez, eğer teşekkür ederseniz, sizlerden razı olur, y üklenici kimse, bir başka yük sahibinin yükünü yüklenemez , gerisin geri dönüşünüz Rabbinizedir, sizlere yaptıklarınızı haber verecektir, muhakkak ki O göğüslerde olanı bilendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. İşte bu ihsan edenlerin mükâfatıdır.

    Süleyman Ateş

    Rablerinin yanında onlara, diledikleri her şey var. İşte güzel davrananların mükafatı budur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rableri katında, beğendikleri her şey onlarındır. İşte güzel davrananların alacağı karşılık budur.

    Şaban Britch

    Onlara, Rableri katında istedikleri şeyler vardır. Bu, iyilik yapanların ödülüdür.

    Şaban Piriş

    Onlara, Rab'leri katında istedikleri şeyler vardır. Bu, iyi davrananların ödülüdür.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Rableri katında onlar için diledikleri herşey vardır. İşte güzel düşünüp güzel davrananların ödülü budur.

  9. Zümer suresi, 35. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zümer suresi, 35. ayet. لِيُكَفِّرَ ٱللَّهُ عَنْهُمْ أَسْوَأَ ٱلَّذِى عَمِلُوا۟ وَيَجْزِيَهُمْ أَجْرَهُم بِأَحْسَنِ ٱلَّذِى كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    Diyanet İşleri

    Allah, işlediklerinin en kötüsünü örtmek ve onlara yaptıklarının en güzeli ile karşılık vermek için (onları böyle mükafatlandırdı).

    Mehmet Okuyan

    Böylece Allah onların (dünyada) yaptıkları en kötü şeyleri bile örtecek, ödüllerini yapmış olduklarının en güzeliyle verecektir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette bir müjde verilmekte, samimiyetle tevbe edenlerin yani [muttakî] ve [muhsin]lerin, Allah'a yönelenlerin yaptığı hataların örtüleceği ve sonrasında gerçekleştirecekleri davranışların en güzeli üzerinden değerlendirilmeye tabi kılınacakları ifade edilmektedir. Benzer mesajlar: Tevbe 9:121; Nahl 16:96, 97; Nûr 24:38; ‘Ankebût 29:7; Ahkâf 46:16.

    Mustafa İslamoğlu

    Şöyle ki: Allah onların yaptıklarının en kötülerini örter ve onları yapageldiklerinin en iyisiyle ödüllendirir.

    Muhammed Esed

    Bu amaçla Allah, işledikleri kötülükleri siler ve onları (hayatta iken) yaptıkları en güzel şeylere göre ödüllendirir.

    Ahmed Hulusi

    Ta ki Allah, önceden yaptıklarının en kötüsünü bile onlardan silsin ve yapmakta olduklarının en güzeli ile mükafatlarını onlara versin.

    Ali Bulaç

    Çünkü Allah, onların (dünyada) yaptıklarının en kötüsünü temizleyip giderecek ve yaptıklarının en güzeliyle ecirlerini verecektir.

    Ali Özek ve heyeti

    Böylece Allah, onların geçmişte yaptıkları en kötü hareketleri bile örtecek ve yaptıklarının en güzeline denk olarak mükâfatlarını verecektir.

    Ali Rıza Safa

    Allah, yaptıklarının en kötüsünü örtecek ve yaptıklarının en güzeliyle onları ödüllendirecektir.

    Bayraktar Bayraklı

    Böylece Allah, onların geçmişte yaptıkları en kötü davranışları bile örtecek ve yaptıklarının en güzeline denk olarak ödüllerini verecektir.

    Edip Yüksel

    Böylece ALLAH onların en kötü işlerini bağışlar ve yapmış olduklarının karşılığını da en güzel bir biçimde verir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Böylece ALLAH onların en kötü işlerini bağışlar ve yapmış olduklarının karşılığını da en güzel bir biçimde verir

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Çünkü Allah, onların önceden yaptıklarının en kötüsünü bile silip bağışlayacak ve yapmakta oldukları güzel amellerin en güzeline göre mükafatlarını kendilerine verecektir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Çünkü Allah onların mukaddema yaptıkları amelin en kötüsünü bile keffaretle örtüp, işlemekte bulundukları güzel amellerin en güzeline göre ecirlerini kendilerine ihsan edecektir

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, onların dipnot 1 yaptıklarının en kötülerini örtecek; yaptıklarının karşılığında, en iyisiyle karşılık verecek.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Muhsin olanlardan.

    Gültekin Onan

    Çünkü Tanrı, onların (dünyada) yaptıklarının en kötüsünü örtecek ve yaptıklarının en güzeliyle ecirlerini verecektir.

    Hasan Basri Çantay

    Çünkü Allah onların geçmişde yapdıkları en kötü (amel ve hareketleri bile) örtecek, yapmakda olduklarının en güzeliyle mükafatlarını ihsan edecekdir.

    İbni Kesir

    Çünkü Allah; onların yaptıklarının en kötüsünü örtecek ve yapmakta olduklarının en güzeliyle karşılığını verecektir.

    Mehmet Alagaş

    (32-40) Allah’a yalan atandan ve o / kuran kendisine geldiğinde kalpten tasdik ederek yalanlayandan daha zalim kim olabilir ki? Cehennem de kafirlere yer mi kalmadı ki? Sözüne bağlılıkla / sadakatle gelen ve onu onaylayan / tasdik eden, işte onlar sakınanlardır. Onlara Rableri yanında istedikleri vardır , işte bu güzel davrananların / ihsanda bulunanların karşılığıdır. Allah onların yaptıklarının / amellerinin en kötü lerini örtecek (kefaret edecek) onları yapıyor olduklarının daha güzeli ile ecirlendirecek / mükafatlandıracak. Kullarına Allah yeterli değil midir? / kâfi değil midir? Seni O’nun dışındakilerle / Allah’ın dışındakilerle korkutuyorlar! Kimi Allah saptırırsa, ona yola girmek yoktur / hidayet yoktur. Allah kimi de yola yönlendirmişse artık onu da saptıracak yoktur. Allah saygıdeğer ve öcünüalan/ intikam sahibi değil midir? (Yaptığının acısını aynen tattıran) Eğer onlara semaları ve arzı kim yarattı diye sorsan? diyecekler ki Allah, eğer Allah bana bir zarar dilerse / murad ederse, onlar onun zararını kaldırabilecekler mi? Ya da bana bir rahmet murad ederse, onlar, Onun rahmetini tutacaklar mı? (Rahmetin bana gelmesini engelleyebilecekler mi?) De ki Allah bana yeter, vekil tayin edenler / mütevekkiller, O’na sorumluluğu bırakırlar / tevekkül ederler. De ki ey kavmim! mekanlarınızda çalışın bende çalışıyorum, kime onu rezil edecek azap geleceğini ve kimin üzerine daimî azabın serbest bırakılacağını (Helal: serbest bırakılan) nasıl olsa ilerde bileceksiniz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Çünkü Allah onların yaptıklarının en kötülerini örtecek ve kendilerine yapmakta olduklarının en güzeliyle karşılık verecektir.

    Süleyman Ateş

    (Böyle olur) Ki Allah onların yaptıklarının en kötülerini onlardan örtsün ve onları, yaptıklarının en güzeliyle mükafatlandırsın.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu, işledikleri kötü şeyleri Allah'ın örtmesi ve onları, yaptıklarının en güzeliyle ödüllendirmesi içindir.

    Şaban Britch

    Böylece Allah, onların (dünyada) yaptıklarının en kötüsünü örtecek ve yapmakta oldukları amellerin en güzeliyle ecirlerini verecektir.

    Şaban Piriş

    Bu, onların yaptıklarının en kötüsünü bağışlaması ve onların ödüllerini yaptıklarının en iyisiyle vermesi içindir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Böylece, Allah onların yaptıklarının en kötülerini örtecek, ödüllerini, yaptıklarının en güzeliyle verecek.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.