Muhammed Esed
Yücelt Rabbinin sınırsız şanını! Yüceler Yücesi(nin şanını),
87. sure
27 Türkçe meal. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. İngilizce çeviriler ayet sayfalarında.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
A'lâ suresi, 1. ayet. سَبِّحِ ٱسْمَ رَبِّكَ ٱلْأَعْلَى
sebbiḥi-sme rabbike-l'a`lâ.
Yücelt Rabbinin sınırsız şanını! Yüceler Yücesi(nin şanını),
A'lâ suresi, 2. ayet. ٱلَّذِى خَلَقَ فَسَوَّىٰ
elleẕî ḫaleḳa fesevvâ.
O ki, (her şeyi) yaratmakta ve amacına uygun şekiller vermektedir;
A'lâ suresi, 3. ayet. وَٱلَّذِى قَدَّرَ فَهَدَىٰ
velleẕî ḳaddera fehedâ.
O ki, (bütün mevcudatın) tabiatını belirlemekte ve onu (hedefine doğru) yöneltmektedir;
A'lâ suresi, 4. ayet. وَٱلَّذِىٓ أَخْرَجَ ٱلْمَرْعَىٰ
velleẕî aḫrace-lmer`â.
O ki, yeşil ot(lar)ı çıkarmakta,
A'lâ suresi, 5. ayet. فَجَعَلَهُۥ غُثَآءً أَحْوَىٰ
fece`alehû guŝâen aḥvâ.
ve sonra on(lar)ı kara, kavruk kök haline getirmektedir!
A'lâ suresi, 6. ayet. سَنُقْرِئُكَ فَلَا تَنسَىٰٓ
senuḳriüke felâ tensâ.
Biz sana öğreteceğiz ve (öğrendiklerinden hiçbirini) unutmayacaksın,
A'lâ suresi, 7. ayet. إِلَّا مَا شَآءَ ٱللَّهُ إِنَّهُۥ يَعْلَمُ ٱلْجَهْرَ وَمَا يَخْفَىٰ
illâ mâ şâe-llâh. innehû ya`lemü-lcehra vemâ yaḫfâ.
Allah'ın (unutmanı) diledikleri hariç; çünkü, (yalnız) O'dur (insanın) kavrayışına açık olan her şeyi ve (ondan) gizli olanları bilen.
A'lâ suresi, 8. ayet. وَنُيَسِّرُكَ لِلْيُسْرَىٰ
venüyessiruke lilyüsrâ.
Biz, (böylece) (nihai) huzura ve rahatlığa giden yolu senin için kolaylaştıracağız.
A'lâ suresi, 9. ayet. فَذَكِّرْ إِن نَّفَعَتِ ٱلذِّكْرَىٰ
feẕekkir in nefe`ati-ẕẕikrâ.
O halde, (hakikati başkalarına) hatırlat, bu hatırlatma ister fayda ver(iyor görün)sün, (ister görünmesin).
A'lâ suresi, 10. ayet. سَيَذَّكَّرُ مَن يَخْشَىٰ
seyeẕẕekkeru mey yaḫşâ.
(Allah'tan) korkan, düşünüp ondan ders alır,
A'lâ suresi, 11. ayet. وَيَتَجَنَّبُهَا ٱلْأَشْقَى
veyetecennebühe-l'eşḳâ.
ona yabancılaşan ise bir zavallı biçare olarak kalır;
A'lâ suresi, 12. ayet. ٱلَّذِى يَصْلَى ٱلنَّارَ ٱلْكُبْرَىٰ
elleẕî yaṣle-nnâra-lkübrâ.
böylesi, (öteki dünyada) büyük ateşe atılacak
A'lâ suresi, 13. ayet. ثُمَّ لَا يَمُوتُ فِيهَا وَلَا يَحْيَىٰ
ŝümme lâ yemûtü fîhâ velâ yaḥyâ.
ve orada ne ölecektir ne de diri kalacak.
A'lâ suresi, 14. ayet. قَدْ أَفْلَحَ مَن تَزَكَّىٰ
ḳad efleḥa men tezekkâ.
(Bu dünyada) arınmayı başaran ise, (öteki dünyada) mutluluğa ulaşır,
A'lâ suresi, 15. ayet. وَذَكَرَ ٱسْمَ رَبِّهِۦ فَصَلَّىٰ
veẕekera-sme rabbihî feṣallâ.
ki böylesi, Rabbinin ismini hatırlayan ve (O'na) ibadet edendir.
A'lâ suresi, 16. ayet. بَلْ تُؤْثِرُونَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا
bel tü'ŝirûne-lḥayâte-ddünyâ.
Ama hayır, (ey insanlar,) siz bu dünya hayatını tercih edersiniz,
A'lâ suresi, 17. ayet. وَٱلْـَٔاخِرَةُ خَيْرٌ وَأَبْقَىٰٓ
vel'âḫiratü ḫayruv veebḳâ.
oysa gelecek hayat daha iyi ve daha kalıcıdır.
A'lâ suresi, 18. ayet. إِنَّ هَٰذَا لَفِى ٱلصُّحُفِ ٱلْأُولَىٰ
inne hâẕâ lefi-ṣṣuḥufi-l'ûlâ.
Gerçek şu ki, (bütün) bunlar, geçmiş vahiylerde (bildirilmiş)tir.
A'lâ suresi, 19. ayet. صُحُفِ إِبْرَٰهِيمَ وَمُوسَىٰ
ṣuḥufi ibrâhîme vemûsâ.
İbrahim ve Musa'ya indirilen vahiylerde.