Ankebût suresi · 50–55. ayetler

Mucize isteği ve azabın acele istenmesi

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Ankebût suresi, 50. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ankebût suresi, 50. ayet. وَقَالُوا۟ لَوْلَآ أُنزِلَ عَلَيْهِ ءَايَٰتٌ مِّن رَّبِّهِۦ قُلْ إِنَّمَا ٱلْـَٔايَٰتُ عِندَ ٱللَّهِ وَإِنَّمَآ أَنَا۠ نَذِيرٌ مُّبِينٌ

    Diyanet İşleri

    Dediler ki: "Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!" De ki: "Mucizeler ancak Allah katındadır ve ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."

    Mehmet Okuyan

    (O zalimler:) "Ona Rabbinden (başka) ayetler (mucizeler) indirilmeli değil miydi?" demişlerdi. dipnot 1 De ki: "Ayetler (mucizeler) ancak Allah katında(n)dır. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Müşriklerin, inkârcıların ve kitap ehlinin Hz. Muhammed'den mucize istekleri ve onlara verilen cevaplarla ilgili olarak bkz. En‘âm 6:7-8; Yûnus 10:15-16, 20; Hûd 11:12; Ra‘d 13:27; Hicr 15:7, 14-15; İsrâ 17:59, 90-93; Enbiyâ 21:5; Furkân 25:4-5, 7, 21; ‘Ankebût 29:50-51; Zuhruf 43:53.

    Mustafa İslamoğlu

    Bir de kalkıp, "Rabbinden ona mucizevi bir belge indirilmesi gerekmez miydi?" dediler. De ki: "Tüm mucizevi belgeler Allah katındadır; ben ise yalnızca açık ve net bir uyarıcıyım."

    Muhammed Esed

    Onlar, hala, "Neden o'na Rabbinden hiç mucizevi işaretler indirilmiyor?" diye sorarlar. De ki: "Mucize (göstermek) yalnız Allah'ın kudretindedir; ben ise sadece bir uyarıcıyım".

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "O'na Rabbinden mucizeler inzal edilmeliydi!". . . De ki: "Mucizeler sadece Allah indindendir. . . Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım. "

    Ali Bulaç

    Dediler ki: "Ona Rabbinden ayetler (birtakım mucizeler) indirilmeli değil miydi?" De ki: "Ayetler yalnızca Allah'ın katındadır. Ben ise, ancak apaçık bir uyarıcıyım."

    Ali Özek ve heyeti

    «Ona Rabbinden (başkaca) mucizeler indirilmeli değil miydi?» derler. De ki: Mucizeler ancak Allah'ın katındadır. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım.

    Ali Rıza Safa

    Üstelik dediler ki: "Efendisinden, Ona, bir mucize indirilmeliydi; öyle değil mi?" De ki: "Mucizeler, ancak Allah'ın katındandır. Aslında, ben, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım!" dipnot 330

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 330
      "Efendisinden, Ona, bir mucize indirilmeliydi; öyle değil mi?" tümcesi, 6:37, 10:20, 13:7 ve 13:27 ayetlerinde, tıpkısı sözcüklerle tekrarlanır. 2:118, 6:8, 11:12, 20:133, 25:7, 28:48 ve 43:53 ayetlerinde de Muhammed peygamberle birlikte meleklerin gelmesi veya bir gömü verilmesi gibi istekler, benzer tümcelerle tekrarlanır. Peygamber hakkında mucizeler uyduran günümüzdeki ikiyüzlü din sömürgenleri, Kur'an'da ikiyüzlüler olarak isimlendirilen ve "Mucize göstermezsen sana inanacak değiliz!" diyen insanlara ne kadar da benziyorlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar, "Ona, Rabbinden ayetler/mucizeler indirilseydi ya!" dediler. De ki, "Mucizeler yalnız Allah'ın katındadır. Ben, sadece apaçık bir uyarıcıyım."

    Edip Yüksel

    "Ona Efendinden bir mucize inmeli değil miydi?" dediler. De ki: "Mucizeler ALLAH'ın katındadır. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım." dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Kuran'ın matematiksel mucizesiyle, Kuran'ın inişi arasında 1406 (19x74) yıllık bir süre koymak Bilge olan Tanrı'nın iradesiydi. * Tanrı, "Gizlenen" adlı 74. Surede gizlediği büyük matematiksel mucizeyi (74:30-37) 27:82 ayetinde haber verilen bilgisayar yoluyla ortaya çıkardı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ona Rabbinden bir mucize inmeli değil miydi?' dediler. De ki, 'Mucizeler ALLAH'ın katındadır. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Nitekim "Ona Rabbinden mucizeler indirilse ya!" dediler. De ki: "O mucizeler hep Allah'ın katındadır. Ben ise sadece açık bir uyancıyım."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Netekim ona rabbından ayetler indirilse ya dediler, de ki: o ayetler, hep Allahın ındindedir, ben ancak açık bir nezirim

    Erhan Aktaş

    "Ona Rabb'inden ayetler dipnot 1 indirilmeli değil miydi?" dediler. De ki: "Ayetler ancak Allah'ın yanındadır. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım. dipnot 2 "

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mucizeler.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kur'an, bu ve birçok ayette Muhammed Nebi'ye mucize verilmediğini açıkça belirtmesine rağmen, başta hadis kitapları olmak üzere birçok kaynakta Nebi'ye yüzlerce mucize verildiğine dair yüzlerce yalan yer almaktadır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ona Rabb'inden ayetler dipnot 1 indirilmeli değil miydi?" dediler. De ki: "Ayetler ancak Allah'ın yanındadır. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım." dipnot 2

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mucizeler.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kur'an, bu ve birçok ayette nebiye mucize verilmediğini açıkça belirtmesine rağmen, başta hadis literatürü olmak üzere birçok kaynakta Nebi'ye yüzlerce mucize verildiği yer almaktadır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ona Rabb'inden ayetler dipnot 1 indirilmeli değil miydi?" dediler. De ki: "Ayetler ancak Allah'ın yanındadır. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım." dipnot 2

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mucizeler.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kur'an, bu ve birçok ayette nebiye mucize verilmediğini açıkça belirtmesine rağmen, başta hadis kitapları olmak üzere birçok kaynakta nebiye yüzlerce mucize verildiği yer almaktadır. Bu açık bir iftiradır.

    Gültekin Onan

    Dediler ki: "Ona rabbinden ayetler indirilmeli değil miydi?" De ki: "Ayetler Yalnızca Tanrı'nın katındadır. Ben ise, ancak apaçık bir uyarıcıyım."

    Hasan Basri Çantay

    "Ona Rabbinden (başkaca) ayetler de indirilmeli değil miydi?" dediler. De ki: O ayetler ancak Allahın nezdindedir. Ben sade (eğri yolun başınıza getireceği fena sonuçları) apaşikar haber verenim".

    İbni Kesir

    Rabbından ona ayetler indirilmeli değil miydi? dediler. De ki: O ayetler, ancak Allah'ın nezdindedir. Ben, sadece apaçık bir uyarıcıyım.

    Mehmet Alagaş

    (46-52) Kitap ehli ile / kitap halkı ile zulmedenleri hariç , güzellikle mücadele edin. Deyin ki; bize indirilene iman ettik size indirilene iman ettik, ilahımız ve sizin ilahınız tektir, biz ona teslim olanlarız. Böylece biz sana kitap indirdik, kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ederler , işte onlardan da ona iman edenler vardır , ayetlerimizi ancak kafirler inkâr eder, sen önceden kitap okur değildin , Onu elinle yazar değildin , Batıla kayanlar şüphelenirlerdi. (Rayb: şüphe doğru olmadığına dair delil olabilir, Şekk: kuşku, ya doğruysa tedirginliği, Mirye; tereddüt) Bilakis O kendilerine ilim verilmiş olanların göğüslerinde ki açık ayetlerdir, ayetlerimizi ancak zalimler inkâr eder, dediler ki Rabbinden mucizeler / ayetler indirse ya (Biz isteyince ayet neden inmiyor?) deki ayetler Allah’ın yanındadır , ben de açık bir uyarıcıyım , onlara okudukları kitabı indirmiş olmamız yeterli gelmedi mi? muhakkak bunda (Bu kitapta) iman edenler için esirgeme ve hatırlama vardır, Deki benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeterlidir. (Başka şahide ihtiyaç yok) O, semalarda ve arzda ne olduğunu bilir , geçersiz olana / batıl olana iman edenler ve Allah’ı ört bas edenler / yok sayanlar işte onlar hasara uğrayanlardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Dediler ki: “Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!” De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır ve ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."

    Süleyman Ateş

    Dediler ki: "Ona Rabbinden ayetler indirilmeli değil miydi?" De ki: "Ayetler (mu'cizeler) Allah'ın yanındadır. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Ona Sahibinden mucizeler indirilseydi ya!" derler. De ki: "Mucizeler sadece Allah katındadır. Ben açıkça uyarıda bulunan bir kişiyim; o kadar."

    Şaban Britch

    O’na, Rabbi katındanayetler/mucizeler indirmeli değil miydi? dediler. De ki: Ayetler/ Mucizeler sadece Allah’ın katındandır. Ben, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım!

    Şaban Piriş

    -O'na, Rabbinden bir mucize indirilmeli değil miydi? dediler. De ki: -Mucizeler sadece Allah'ın yanındadır. Ben, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dediler ki: "Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!" De ki: "Mucizeler Allah katındadır. Bana gelince, ben açıkça uyaran biriyim. Hepsi bu."

  2. Ankebût suresi, 51. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ankebût suresi, 51. ayet. أَوَلَمْ يَكْفِهِمْ أَنَّآ أَنزَلْنَا عَلَيْكَ ٱلْكِتَٰبَ يُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَرَحْمَةً وَذِكْرَىٰ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

    Diyanet İşleri

    Kendilerine okunan kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi? Şüphesiz bunda inanan bir kavim için bir rahmet ve bir öğüt vardır.

    Mehmet Okuyan

    Kendilerine tilavet edilmekte (okunup aktarılmakta) olan Kitabı (Kur'an'ı) sana indirmemiz onlara yetmedi mi? dipnot 1 Elbette iman eden bir toplum için onda rahmet ve (gerçeğin) hatırla(t)ması vardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle Kur'an dışı mucize beklentileri, mucize kabulleri ve iddialarının geçersizliğini göstermektedir. Bkz. İsrâ 17:59; Kamer 54:2. Kur'an, başka deliller veya mucizeler getirme taleplerinin hepsini gereksiz kılacak değerde ve özelliktedir. Eğer birilerine delil veya mucize olarak Kur'an yetmiyorsa ona hiçbir şey fayda vermez. Bilindiği gibi her peygamberin kendi hayatında ve kendi çağdaş ümmetleri için geçerli olan birer mucizesi olagelmiştir. Ancak o peygamberler vefat edince mucizeleri de geçerliliğini yitirmiştir. Buna karşılık Hz. Muhammed'e verilen Kur'an mucizesi ebedidir ve meydan okuyucu yapısıyla fertleri ve toplumları dönüştürücü işlevi Son Saat'e kadar devam edecektir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ne yani! Şimdi bu ilahı kelamı, kendilerine iletmen için sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi? Elbet bunda, inanancak bir toplum için tarifsiz bir rahmet ve ilahi bir uyarı zaten vardır.

    Muhammed Esed

    Hayret! Bu ilahi kelamı, kendilerine iletmen için sana göndermiş olmamız onlara yetmez mi? Kuşkusuz onda rahmet(imizin tezahürü) ve iman edecek kimseler için bir uyarı vardır.

    Ahmed Hulusi

    Kendilerine bildirilen O BİLGİ'yi sana inzal etmiş olmamız, onlara yeterli gelmedi mi? Muhakkak ki bunda iman eden topluma elbette bir rahmet ve öğüt vardır.

    Ali Bulaç

    Kendilerine okunmakta olan Kitabı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu? Şüphesiz, bunda iman eden bir kavim için gerçekten bir rahmet ve bir öğüt (zikir) vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Kendilerine okunmakta olan Kitabı sana indirmemiz onlara yetmemiş mi? Elbette iman eden bir kavim için onda rahmet ve bir ibret (ve öğüt) vardır.

    Ali Rıza Safa

    Kendilerine okunan Kitap'ı, sana indirmiş olmamız, onlara yetmedi mi? Aslında, işte bunda, inanan bir toplum için kesinlikle bir rahmet ve bir öğreti vardır. dipnot 331

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 331
      Muhammed peygamberin tek mucizesinin Kur'an'ın ona indirilmesi olduğu ve başka bir mucize beklenmemesi bildirilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Kendilerine okuduğun kitabı sana indirmiş olmamız onlara mucize olarak yetmedi mi? Çünkü bunda, inanacak bir toplum için kesinlikle rahmet ve öğüt vardır.

    Edip Yüksel

    Bu kitabı sana indirmiş olmamız ve kendilerine okunması onlara yetmez mi? Bunda gerçeği onaylayan bir toplum için bir rahmet ve öğüt vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bu kitabı sana indirmiş olmamız ve kendilerine okunması onlara yetmez mi? Bunda inanan bir toplum için bir rahmet ve öğüt vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Karşılarında okunup duran Kitab'ı sana indirmemiz yetmedi mi onlara? Şüphesiz bunda iman edecek bir kavim için elbette bir rahmet ve ilahi bir ihtar vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yetişmedi mi daha onlara ki sana kitab indirdik, karşılarında okunup duruyor? Şübhesiz ki onda iyman edecek bir kavm için muhakkak bir rahmet ve ilahi bir ıhtar var

    Gültekin Onan

    Kendilerine okunmakta olan Kitabı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu? Şüphesiz, bunda inanan bir kavim için gerçekten bir rahmet ve bir öğüt (zikir) vardır.

    Hasan Basri Çantay

    Sana indirdiğimiz o kitab — ki (müstemirren) karşılarında okunub duruyor — onlara kafi gelmedi mi? Onda iman edecek bir kavm için elbette (büyük) bir rahmet (ve ni'met) ve bir öğüt var.

    İbni Kesir

    Kendilerine okunan bu kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? Bunda inanan bir kavim için rahmet ve öğüt vardır.

    Mehmet Alagaş

    (46-52) Kitap ehli ile / kitap halkı ile zulmedenleri hariç , güzellikle mücadele edin. Deyin ki; bize indirilene iman ettik size indirilene iman ettik, ilahımız ve sizin ilahınız tektir, biz ona teslim olanlarız. Böylece biz sana kitap indirdik, kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ederler , işte onlardan da ona iman edenler vardır , ayetlerimizi ancak kafirler inkâr eder, sen önceden kitap okur değildin , Onu elinle yazar değildin , Batıla kayanlar şüphelenirlerdi. (Rayb: şüphe doğru olmadığına dair delil olabilir, Şekk: kuşku, ya doğruysa tedirginliği, Mirye; tereddüt) Bilakis O kendilerine ilim verilmiş olanların göğüslerinde ki açık ayetlerdir, ayetlerimizi ancak zalimler inkâr eder, dediler ki Rabbinden mucizeler / ayetler indirse ya (Biz isteyince ayet neden inmiyor?) deki ayetler Allah’ın yanındadır , ben de açık bir uyarıcıyım , onlara okudukları kitabı indirmiş olmamız yeterli gelmedi mi? muhakkak bunda (Bu kitapta) iman edenler için esirgeme ve hatırlama vardır, Deki benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeterlidir. (Başka şahide ihtiyaç yok) O, semalarda ve arzda ne olduğunu bilir , geçersiz olana / batıl olana iman edenler ve Allah’ı ört bas edenler / yok sayanlar işte onlar hasara uğrayanlardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kendilerine okunmakta olan kitabı sana indirmiş olmamız onlara yeterli değil mi? Çünkü onda iman eden bir toplum için rahmet ve öğüt vardır.

    Süleyman Ateş

    Kendilerine okunan Kitabı sana indirmemiz, onlara yetmedi mi? Şüphesiz inanan bir toplum için bunda bir rahmet ve öğüt vardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Kendilerine bağlantılarıyla birlikte okunan bu kitabı sana indirmiş olmamız (mucize olarak) onlara yetmiyor mu dipnot 1 ? Bu kitapta, inanıp güvenen bir topluluk için kesinlikle bir ikram ve akılda tutmaları gereken bilgi vardır dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nisa 4/82, Ra'd 13/43, Nahl 16/64, Şuara 26/192-200. Nebimizin şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Her nebiye mutlaka insanların inanmakta oldukları şeyler cinsinden bir mucize verilmiştir. Bana verilen mucize ise vahiydir /Kur'an'dır, bunu bana Allah vahyetmiştir. Bundan dolayı kıyamet günü, takipçisi en çok olan nebinin ben olacağımı ümit ediyorum." (Buhari, Fezailu'l-Kur'an 1, İ'tisam 1; Müslim, İman 239, (152) Muhammed aleyhisselamın mucizesi Kur­'an-ı Ke­rim'dir. Kur'an ile tanışan herkes onu ge­tirenin elçi olması gerektiğini anlar. Çünkü o, in­sanın yazabile­ceği bir kitap değildir. Bu, tıpkı İsa aleyhissela­mın Allah'ın izniyle ölü­leri diriltmesi, kuş heykeli yapıp Allah'ın izniyle üfü­rünce canlı hale gelmesi; Salih aley­hisse­lamın devesi gibi hiç bir insanın benzerini yapamayacağı bir muci­zedir. Ama o kuş uçup gider, dirilen kişi tekrar ölür ve deve kesilirse bunlar ondan sonra ge­lenler için mucize olma özelliğini yitirmiş olur. Kur'an-ı Kerim'in mucizeliği ise süreklidir. Onu dün­ya­nın neresinde, kim ne zaman okur ve manasını anlarsa onun bir mucize olduğunu ve onu geti­ren kişinin Allah'ın elçisi ol­ması gerek­tiğini kavrar. Al­lah Teala Kur'an'ı koru­mayı bizzat üst­lendiği için onun mucizeliği kıya­mete kadar devam edecektir. Kur'an var oldukça Muhammed aleyhisselamın Allah'ın elçisi olduğuna inanma mecburi­yeti de var olacak ve yeni bir elçiye ihtiyaç kal­mayacaktır.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Anlaşılır bir şekilde okunan bu Kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? İnanan bir topluluk için bu bir ikram ve doğru bilgidir.

    Şaban Britch

    Kendilerine okunmakta olan Kitab'ı sana indirmiş olmamız, onlara yeterli değil mi? Çünkü onda iman eden bir toplum için rahmet ve öğüt vardır.

    Şaban Piriş

    Kendilerine okunan kitabı sana indirmiş olmamız, onlara yetmez mi? Çünkü onda inanacak bir toplum için rahmet ve öğüt vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Karşılarında okunup duran bir kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? Bunda, inanan bir toplum için elbette ki bir rahmet ve bir öğüt vardır.

  3. Ankebût suresi, 52. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ankebût suresi, 52. ayet. قُلْ كَفَىٰ بِٱللَّهِ بَيْنِى وَبَيْنَكُمْ شَهِيدًا يَعْلَمُ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱلْبَٰطِلِ وَكَفَرُوا۟ بِٱللَّهِ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْخَٰسِرُونَ

    Diyanet İşleri

    De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanları bilir. Batıla inanıp Allah'ı inkar edenler var ya; işte onlar asıl ziyana uğrayanlardır."

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Göklerde ve yerde ne varsa (hepsini) bilir." Batıla inanıp Allah'ı inkâr edenler (var ya), işte onlar kaybedenlerin ta kendileridir.

    Mustafa İslamoğlu

    (Onlara) de ki: "Sizinle benim aramda şahit olarak Allah yeter; O göklerde ve yerde olan her şeyi bilir; yine (bilir) ki: Batıl inançlara saplanan ve Allah'a nankörlük eden kimseler hüsrana uğrayacak olanların ta kendisidirler."

    Muhammed Esed

    (İman etmeyecek olanlara) De ki: "Benim ile sizin aranızda şahit olarak Allah yeter! O, göklerde ve yerde olan her şeyi bilir. Geçersiz ve uydurma şeylere inananlara ve bu suretle Allah'ı inkara şartlanmış olanlara gelince; işte ziyanda olanlar onlardır!"

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Benimle aranızda şahitlik itibarıyla Esma'sıyla hakikatim olan Allah yeterlidir! Semalarda ve arzda olanı bilir! Batıla inanıp (kendilerini toprak olacak beden kabul edip); Esma'sıyla nefslerinin hakikati olan Allah'ı inkar edenlere gelince, işte onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir!"

    Ali Bulaç

    De ki: "Benimle sizin aranızda şahid olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanı bilir. Batıla inanan ve Allah'ı inkar edenler ise, işte onlar hüsrana uğrayanlardır."

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde ne varsa bilir. Bâtıla inanıp Allah'ı inkâr edenler (var ya), işte ziyana uğrayacaklar onlardır.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Aramızda Tanık olarak, Allah yeterlidir. Göklerde ve yeryüzünde olan her şeyi bilir!" Gerçeğe aykırı şeylere inananlar ve Allah'a nankörlük edenler; yitime uğrayanlar, işte onlardır.

    Bayraktar Bayraklı

    De ki:"Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde ne varsa bilir. Batıla inanıp Allah'ı inkar edenler var ya, işte ziyana uğrayacaklar onlardır."

    Edip Yüksel

    De ki: "Benimle sizin aranızda tanık olarak ALLAH yeter. Göklerde ve yerde ne varsa bilir. Yanlışı gerçek diye onaylayıp, ALLAH'ı onaylamayanlar, asıl zarara uğrayanlardır."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki, 'Benimle sizin aranızda tanık olarak ALLAH yeter. Göklerde ve yerde ne varsa bilir. Yanlışa inanıp, ALLAH'a inanmıyanlar, asıl zarara uğrayanlardır.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O göklerde ve yerde ne varsa bilir. Batıla inanıp Allah'ı inkar edenler, işte zarara düşenler hep onlardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki benimle sizin aranızda şahid, Allah yeter, o Göklerde ve Yerde ne varsa bilir, batıla iyman edip de Allaha küfredenler, işte onlardır hep husrana düşenler

    Erhan Aktaş

    De ki: "Benimle sizin aranızda tanık olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanları bilir." Batıl'a iman edenler ve Allah'ı yalanlayan kimseler, işte onlar hüsranda olanlardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Benimle sizin aranızda tanık olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanları bilir." Batıla inananlar ve Allah'ı yalanlayan kimseler, işte onlar hüsranda olanlardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Benimle sizin aranızda tanık olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanları bilir." Batıla inananlar ve Allah'ı yalanlayan kimseler, işte onlar hüsranda olanlardır.

    Gültekin Onan

    De ki: "Benimle sizin aranızda şahid olarak Tanrı yeter. O, göklerde ve yerde olanı bilir. Batıla inanan ve Tanrı'ya küfredenler ise, işte onlar hüsrana uğrayanlardır."

    Hasan Basri Çantay

    De ki: "Benimle sizin aranızda Allahın hakkıyle şahid olması yeter. Göklerde, yerde ne varsa O bilir. Baatıla iman ve Allahı (inkar ile) kafir olanlar (Yok mu?) İşte onlar hüsranda kalanların ta kendileridir.

    İbni Kesir

    De ki: Şahid olarak benimle sizin aranızda Allah yeter. O; göklerde ve yerde olanı bilir. Batıla inanıp Allah'a küfredenler, işte onlar hüsrana uğrayanların kendileridir.

    Mehmet Alagaş

    (46-52) Kitap ehli ile / kitap halkı ile zulmedenleri hariç , güzellikle mücadele edin. Deyin ki; bize indirilene iman ettik size indirilene iman ettik, ilahımız ve sizin ilahınız tektir, biz ona teslim olanlarız. Böylece biz sana kitap indirdik, kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ederler , işte onlardan da ona iman edenler vardır , ayetlerimizi ancak kafirler inkâr eder, sen önceden kitap okur değildin , Onu elinle yazar değildin , Batıla kayanlar şüphelenirlerdi. (Rayb: şüphe doğru olmadığına dair delil olabilir, Şekk: kuşku, ya doğruysa tedirginliği, Mirye; tereddüt) Bilakis O kendilerine ilim verilmiş olanların göğüslerinde ki açık ayetlerdir, ayetlerimizi ancak zalimler inkâr eder, dediler ki Rabbinden mucizeler / ayetler indirse ya (Biz isteyince ayet neden inmiyor?) deki ayetler Allah’ın yanındadır , ben de açık bir uyarıcıyım , onlara okudukları kitabı indirmiş olmamız yeterli gelmedi mi? muhakkak bunda (Bu kitapta) iman edenler için esirgeme ve hatırlama vardır, Deki benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeterlidir. (Başka şahide ihtiyaç yok) O, semalarda ve arzda ne olduğunu bilir , geçersiz olana / batıl olana iman edenler ve Allah’ı ört bas edenler / yok sayanlar işte onlar hasara uğrayanlardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanı bilir. Batıla iman edenler ve Allah’ı inkâr edenler ise, işte onlar hüsrana uğrayacak olanlardır.

    Süleyman Ateş

    De ki: "Benimle sizin aranızda şahid olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanları bilir. Batıla inanıp Allah'a karşı nankörlük edenler, işte ziyana uğrayacaklar onlardır."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki: "Sizinle aramızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olan her şeyi bilir." Allah'ı görmezlikten gelerek batıla inananlar var ya, kaybedecek olanlar işte onlardır.

    Şaban Britch

    De ki: Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanı bilir. Batıla iman edenler ve Allah’a küfredenler ise, işte onlar, hüsrana uğrayacak olanlardır.

    Şaban Piriş

    De ki:-Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanı bilir. Batıla inananlar ve Allah'ı tanımayanlar ise, işte onlar, hüsrana uğrayacak olanlardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Sizinle benim aramda tanık olarak Allah yeter. Göklerde ne var, yerde ne var biliyor O. Batıla iman edip Allah'ı inkar edenlere gelince, işte onlar hüsrana uğramışların ta kendileridir."

  4. Ankebût suresi, 53. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ankebût suresi, 53. ayet. وَيَسْتَعْجِلُونَكَ بِٱلْعَذَابِ وَلَوْلَآ أَجَلٌ مُّسَمًّى لَّجَآءَهُمُ ٱلْعَذَابُ وَلَيَأْتِيَنَّهُم بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

    Diyanet İşleri

    Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. (Hikmet gereği) belirlenmiş bir süre olmasaydı, azap onlara mutlaka gelirdi. Onlar farkında değillerken kendilerine ansızın elbette gelecektir.

    Mehmet Okuyan

    Senden, azabı acele (getirmeni) istiyorlar. Önceden belirlenmiş bir vade olmasaydı, azap onlara elbette gelip çatmıştı. Onlar farkında değilken, (o azap) ansızın kendilerine gelecektir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: En‘âm 6:31, 47; A‘râf 7:187; Yûsuf 12:107; Enbiyâ 21:40; Hacc 22:55; Şu‘arâ 26:202; Zümer 39:55; Zuhruf 43:66; Muhammed 47:18.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve onlar, sana (meydan okuyarak) azabı çabuklaştırmanı istiyorlar; eğer belirlenmiş (yasaya uygun) bir sürece olmamış olsaydı, azap onların başına derhal gelirdi: yine de o, onlar hiç farkında değilken ansızın mutlaka çıkagelecek.

    Muhammed Esed

    Şimdi onlar, (Allah'ın) azabını çabuklaştırman için sana meydan okuyorlar; eğer (bunun için Allah tarafından) belli bir vade konulmuş olmasaydı azap elbette başlarına hemen gelirdi! Ama o aniden kopup gelecek ve hiçbiri de farkında olmayacak.

    Ahmed Hulusi

    Eğer takdir edilmiş bir ömürleri olmasaydı, onlara azap elbette gelirdi! Onlar farkında değilken, kendilerine aniden, mutlaka gelecektir.

    Ali Bulaç

    Azab konusunda senden acele (davranmanı) istiyorlar. Eğer adı konulmuş bir ecel (tayin edilmiş bir vakit) olmasaydı, herhalde onlara azab gelmiş olurdu. Fakat kendileri şuurunda olmadan, onlara kuşkusuz apansız geliverecektir.

    Ali Özek ve heyeti

    Senden, azabı çarçabuk (getirmeni) istiyorlar. Eğer önceden tayin edilmiş bir vade olmasaydı, azap elbette onlara gelip çatmıştı. Fakat onlar farkında değilken, o ansızın kendilerine geliverecektir.

    Ali Rıza Safa

    Üstelik cezayı, ivedi olarak senden istiyorlar. Belirlenmiş bir süre olmasaydı, ceza kesinlikle gelirdi. Zaten beklemedikleri bir sırada, kesinlikle ansızın gelecektir.

    Bayraktar Bayraklı

    Senden, azabı çabucak getirmeni istiyorlar. Eğer belirlenmiş bir süre olmasaydı, o azap kesinlikle onlara gelirdi. Fakat onlar farkında değilken azap ansızın kendilerine geliverecektir.

    Edip Yüksel

    Azabı getirmen için sana meydan okuyorlar! Belirlemiş olduğumuz bir zaman olmasaydı, o azap onlara gelecekti. Onlara ansızın, haberleri olmadan gelecektir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Azabı getirmen için sana meydan okuyorlar! Belirlemiş olduğumuz bir zaman olmasaydı, o azap onlara gelecekti. Onlara ansızın, haberleri olmadan gelecektir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de senden acele azap istiyorlar; eğer belirlenmiş bir süre olmasaydı, o azap onlara muhakkak gelmişti; ve elbette o kendilerine gelecek, şuurları olmayarak (bilincine varmadan) ansızın gelecek!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir de senden acele azab istiyorlar, eğer müsemma bir ecel olmasa idi o azab onlara muhakkak gelmişti ve elbette o kendilerine gelecek, şuurları olmıyarak ansızın gelecek

    Erhan Aktaş

    Senden azabı hemen getirmeni istiyorlar. Eğer belirlenmiş bir zaman olmasaydı, azap onlara elbette gelmişti. Ve o, hiç farkında olmadıkları bir sırada ansızın gelecek.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Senden azabı hemen getirmeni istiyorlar. Eğer belirlenmiş bir zaman olmasaydı, azap onlara elbette gelmişti. Ve o, hiç farkında olmadıkları bir sırada ansızın gelecek.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Senden azabı hemen getirmeni istiyorlar. Eğer belirlenmiş bir zaman olmasaydı, azap onlara elbette gelmişti. Ve o, hiç farkında olmadıkları bir sırada ansızın gelecek.

    Gültekin Onan

    Azab konusunda senden acele (davranmanı) istiyorlar. Eğer adı konulmuş bir ecel olmasaydı, herhalde onlara azab gelmiş olurdu. Fakat kendileri şuurunda olmadan, onlara kuşkusuz apansız geliverecektir.

    Hasan Basri Çantay

    Senden azabı çarçabuk (getirmeni) isterler. Eğer muayyen bir vakit olmasaydı o, elbette onlara gelib çatmışdı bile. (Bununla beraber) o, kendileri farkında olmayarak, onlara ansızın gelecekdir muhakkak.

    İbni Kesir

    Senden azabı çarçabuk isterler. Eğer belirtilmiş bir süre olmasaydı, azab onlara hemen gelirdi. Ama farkına varmadan o, kendilerine ansızın gelecektir.

    Mehmet Alagaş

    (53-55) Senden azabı çabuk istiyorlar/ acele istiyorlar (bir an önce azabı getir) eğer belirli bir süresi olmasa onlara azap kesin gelmişti. Onlara bilincinde olmadıklarında / şuurunda olmadıklarında aniden kesinlikle gelecektir (bizim bildiğimiz onların bilmediği bir zamanda) senden azabı acele istiyorlar, cehennem kesinlikle kafirleri kuşatmıştır / çevrelemiştir. O gün azap onları üstlerinden ve ayaklarının altlarından kaplar, onlara yaptıklarınızdan dolayı tadın denir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. Eğer belirlenmiş bir süre olmasaydı, azap onlara mutlaka gelirdi. Azap onlara haberleri olmadıkları bir sırada ansızın gelecektir.

    Süleyman Ateş

    Senden azabı çabuk istiyorlar. Eğer (azab için) belirtilmiş bir süre olmasaydı, onlara hemen azab gelirdi. Fakat hiç farkına varmadıkları bir sırada o, kendilerine ansızın gelecektir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Senden azabı çabuklaştırmanı istiyorlar; o belirlenmiş ecel dipnot 1 olmasaydı hemen gelirdi. O azap onlara, beklenmedik bir anda ve fark edemedikleri bir şekilde gelecektir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bakınız Enam 6/2. ayet ve dip notu

    Şaban Britch

    Senden acele azap istiyorlar. Eğer belirlenmiş bir süre olmasaydı elbette onlara hemen azap geliverirdi. Azap onlara haberleri olmadıkları bir sırada ansızın gelecektir.

    Şaban Piriş

    Senden acele azap istiyorlar. Eğer belirlenmiş bir süre olmasaydı elbette onlara hemen azap gelirdi. Azap onlara haberleri olmadıkları bir sırada ansızın gelecektir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Azabı senden çarçabuk istiyorlar. Eğer belirlenmiş bir süre olmasaydı, azap onlara elbette gelmiş olacaktı. Fakat o, hiç farkında olmadıkları bir sırada kendilerine ansızın geliverecektir. Bunda kuşku yok.

  5. Ankebût suresi, 54. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ankebût suresi, 54. ayet. يَسْتَعْجِلُونَكَ بِٱلْعَذَابِ وَإِنَّ جَهَنَّمَ لَمُحِيطَةٌۢ بِٱلْكَٰفِرِينَ

    Diyanet İşleri

    (54-55) Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. Oysa azap kafirleri üstlerinden ve ayaklarının altından bürüyeceği gün, şüphesiz cehennem onları mutlaka kuşatmış olacaktır. Allah, onlara, "Yapmakta olduklarınızın cezasını tadın" diyecektir.

    Mehmet Okuyan

    (Evet) senden azabı acele (getirmeni) istiyorlar. Şüphesiz ki cehennem kâfirleri çepeçevre kuşatıcıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar sana (meydan okuyarak) azabı çabuklaştırmanı istiyorlar; ama iyi bilsinler ki cehennem, inkara saplananları elbette çepeçevre kuşatacak;

    Muhammed Esed

    Onlar (Allah'ın) azabını çabuklaştırman için sana meydan okuyorlar: halbuki cehennem, hakikati inkar edenlerin tümünü kuşatacaktır;

    Ahmed Hulusi

    Azaplarını (ölümü) senden acele istiyorlar. . . Muhakkak ki Cehennem (el an) hakikat bilgisini inkar edenleri ihata etmiştir!

    Ali Bulaç

    Azab konusunda senden acele (davranmanı) istiyorlar. Oysa cehennem, o inkar edenleri gerçekten kuşatıp durmaktadır.

    Ali Özek ve heyeti

    (Evet) senden azabı çarçabuk (getirmeni) istiyorlar. Hiç şüpheleri olmasın, cehennem kâfirleri çepeçevre kuşatacaktır.

    Ali Rıza Safa

    Cezayı, ivedi olarak senden istiyorlar. Aslında, nankörlük edenleri, kesinlikle cehennem kuşatmıştır.

    Bayraktar Bayraklı

    Senden, azabı çabucak getirmeni istiyorlar. Hiç şüpheleri olmasın, cehennem, kafirleri çepeçevre kuşatacaktır.

    Edip Yüksel

    Sana azabı getirmen için meydan okuyorlar. Halbuki cehennem kafirleri kuşatmış bile.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sana azabı getirmen için meydan okuyorlar. Halbuki cehennem kafirleri kuşatmış bile.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Senden acele azap istiyorlar, oysa cehennem kafirleri kuşatıp duruyor.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Senden acele azab istiyorlar, halbuki Cehennem kafirleri kuşatıp duruyor

    Erhan Aktaş

    Senden azabı hemen getirmeni istiyorlar. Oysaki Cehennem kesinlikle Kafirleri dipnot 1 çepeçevre kuşatacaktır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 21:30. ayetin 1. dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Senden azabı hemen getirmeni istiyorlar. Oysaki Cehennem kesinlikle Kafirleri dipnot 1 çepeçevre kuşatacaktır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafir, gerçeğin üzerini örten, inançsız, inanmayan, güvenmeyen, kabul etmeyen, nankör kimse. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın, emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Senden azabı hemen getirmeni istiyorlar. Oysaki Cehennem kesinlikle gerçeği yalanlayan nankörleri çepeçevre kuşatacaktır.

    Gültekin Onan

    Azab konusunda senden acele (davranmanı) istiyorlar. Oysa cehennem, o kafirleri gerçekten kuşatıp durmaktadır.

    Hasan Basri Çantay

    (Evet) senden azabı çarçabuk (getirmeni) istiyorlar. Halbuki hakıykatde cehennem o kafirleri kuşatıb durmakdadır (da haberleri yok).

    İbni Kesir

    Senden azabı çarçabuk istiyorlar. Doğrusu cehennem kafirleri kuşatıp durmaktadır.

    Mehmet Alagaş

    (53-55) Senden azabı çabuk istiyorlar/ acele istiyorlar (bir an önce azabı getir) eğer belirli bir süresi olmasa onlara azap kesin gelmişti. Onlara bilincinde olmadıklarında / şuurunda olmadıklarında aniden kesinlikle gelecektir (bizim bildiğimiz onların bilmediği bir zamanda) senden azabı acele istiyorlar, cehennem kesinlikle kafirleri kuşatmıştır / çevrelemiştir. O gün azap onları üstlerinden ve ayaklarının altlarından kaplar, onlara yaptıklarınızdan dolayı tadın denir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Senden azabın acele gelmesini istiyorlar. Oysa, Cehennem kâfirleri çepeçevre kuşatacaktır.

    Süleyman Ateş

    Cehennem o nankörleri kuşatmış iken, onlar hala senden azabı çabuk istiyorlar.

    Süleymaniye Vakfı

    Senden azabın çabuk gelmesini istiyorlar. (Bilsinler ki) Cehennem kafirleri zaten kuşatacaktır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Senden azabı çabuklaştırmanı istiyorlar ha! Cehennem, nasıl olsa o kafirleri saracak.

    Şaban Britch

    Senden azabın acele gelmesini istiyorlar. Oysa, Cehennem kâfirleri çepeçevre kuşatacaktır.

    Şaban Piriş

    Senden azabın acele gelmesini istiyorlar. Oysa, cehennem kafirleri çepeçevre kuşatacaktır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Azabı senden acele istiyorlar. Oysa cehennem, o küfre sapanları çepeçevre kuşatmış bulunuyor.

  6. Ankebût suresi, 55. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ankebût suresi, 55. ayet. يَوْمَ يَغْشَىٰهُمُ ٱلْعَذَابُ مِن فَوْقِهِمْ وَمِن تَحْتِ أَرْجُلِهِمْ وَيَقُولُ ذُوقُوا۟ مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    Diyanet İşleri

    (54-55) Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. Oysa azap kafirleri üstlerinden ve ayaklarının altından bürüyeceği gün, şüphesiz cehennem onları mutlaka kuşatmış olacaktır. Allah, onlara, "Yapmakta olduklarınızın cezasını tadın" diyecektir.

    Mehmet Okuyan

    O gün azap, onları hem üstlerinden hem de ayaklarının altından kaplayacak ve (Allah onlara) "Yaptıklarınızın (cezasını) tadın!" diyecektir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette cehennem azabının onların üstlerinden ve ayaklarının altından, yani bir anlamda tepeden tırnağa kendilerini çepeçevre kuşatacağı haber verilmekte ve kendilerine dünyada yapıp ettiklerinin tadını almaları hitaplarında bulunulacağı belirtilmektedir. Dünyada yapıp edilenler "sebep", azabın tadılması ise "sonuç"tur. Benzer mesajlar: A‘râf 7:41; Zümer 39:16; Mürselât 77:29-34.

    Mustafa İslamoğlu

    o gün azab onları (başlarının) üzerinden ve ayaklarının altından sarıp sarmalayacak; ve (Allah) onlara "Öteden beri yapa geldiklerinizin (sonuçlarını) tadın!" diyecek.

    Muhammed Esed

    azabın onları hem tepelerinden, hem de ayaklarının altından saracağı Gün (kuşatacaktır). O Gün Allah: "İşte şimdi yaptıklarınızı(n meyvelerini) tadın!" diyecektir.

    Ahmed Hulusi

    O süreçte, azap onların üstlerinden (bilinçlerini) ve ayaklarının altından (bedenlerini) bürür ve: "Yaptıklarınızın getirisini tadın!" der.

    Ali Bulaç

    Azabın onları üstlerinden ve ayaklarının altından kaplayacağı gün (Allah): "Yaptıklarınızı tadın" der.

    Ali Özek ve heyeti

    O günde azap, onları hem üstlerinden hem ayaklarının altından saracak ve Allah (onlara): «Yaptıklarınızı (cezasını) tadın!» diyecektir.

    Ali Rıza Safa

    O gün, yukarıdan ve ayaklarının altından ceza onları sarmıştır. Şöyle denilir: "Yaptıklarınıza karşılık, tadın!"

    Bayraktar Bayraklı

    O gün azap, onların hem üstlerinden hem ayaklarının altından saracak ve Allah onlara, "Yaptıklarınızı tadın!" diyecektir.

    Edip Yüksel

    Gün gelecek azap üstlerinden ve ayaklarının altından onları sarıp örtecek ve (Tanrı onlara), "Yaptıklarınızı tadın" diyecektir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gün gelecek azap üstlerinden ve ayaklarının altından onları sarıp örtecek ve (Tanrı onlara), 'Yaptıklarınızı tadın,'diyecektir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O gün ki, azap onları hem üstlerinden, hem ayakları altından saracak da: "Tadın bakalım neler yapıyordunuz." buyuracak.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O gün ki azab onları hem üstlerinden hem ayakları altından saracak da tadın bakalım neler yapıyordunuz buyuracak

    Erhan Aktaş

    O gün, azap üstlerinden ve ayaklarının altından onları kuşatacak. Ve "Yapmış olduğunuz şeylerin cezasını tadın!" der.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O gün, azap üstlerinden ve ayaklarının altından onları kuşatacak. Ve "Yapmış olduğunuz şeylerin cezasını tadın!" der.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O gün, azap üstlerinden ve ayaklarının altından onları kuşatacak. Ve "Yapmış olduğunuz şeylerin cezasın tadın!" diyecek.

    Gültekin Onan

    Azabın onları üstlerinden ve ayaklarının altından kaplayacağı gün (Tanrı): "Yaptıklarınızı tadın" der.

    Hasan Basri Çantay

    O günde azab onları hem üstlerinden, hem ayakları altından saracak, (Allah): "İşlemekde olduğunuz (günahlar)ın (cezasını) tadın" diyecek.

    İbni Kesir

    O günde hem tepelerinden, hem de ayaklarının altından azab kendilerini kaplayacaktır. Ve: Yaptıklarınızın karşılığını tadın, diyecektir.

    Mehmet Alagaş

    (53-55) Senden azabı çabuk istiyorlar/ acele istiyorlar (bir an önce azabı getir) eğer belirli bir süresi olmasa onlara azap kesin gelmişti. Onlara bilincinde olmadıklarında / şuurunda olmadıklarında aniden kesinlikle gelecektir (bizim bildiğimiz onların bilmediği bir zamanda) senden azabı acele istiyorlar, cehennem kesinlikle kafirleri kuşatmıştır / çevrelemiştir. O gün azap onları üstlerinden ve ayaklarının altlarından kaplar, onlara yaptıklarınızdan dolayı tadın denir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Azap onları, üstlerinden ve ayaklarının altından bürüdüğü gün; "(Yüce Allah) yaptığınız amellerin (cezasını) tadın!" der.

    Süleyman Ateş

    O gün azab, onları üstlerinden, ayaklarının altından örter ve (Allah onlara): "Yaptığınız işleri tadın!" der.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Azabın onları üstlerinden ve ayaklarının altından saracağı gün Allah şöyle diyecektir: "Yapıp ettiklerinizin tadına varın bakalım."

    Şaban Britch

    Azap onları üstlerinden ve ayaklarının altından bürüdüğü gün, (Allah) yaptığınız amellerin (cezasını) tadın, der.

    Şaban Piriş

    Azap onları üstlerinden ve ayaklarının altından bürüdüğü gün, Allah: -Yaptığınızın cezasını tadın, der.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Gün olur, azap onları tepelerinden, ayaklarının altından sarıverir ve der: "Tadın bakalım, yapıp ettiklerinizi."

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.